Gaziantep University
GANTEP

Gaziantep University

Gaziantep, Türkiye
Kuruluş: 1973
Web Sitesitwitterlinkedininstagramfacebook

7.092

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

5

Enstitü

0%

DOI Oranı

Son Eklenen Tezler

Tümünü Gör
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni nesil matematik sorularına ilişkin ortaokul matematik öğretmenlerinin yaklaşımlarının incelenmesi

Değişen sınav sistemi 2018 yılında Liselere Giriş Sınavı'nı (LGS) ve bu sınavın kapsamında yer alan beceri temelli soruları karşımıza çıkarmıştır. Her ne kadar bu soru türü beceri temelli sorular olarak nitelendirilse de kamuoyunda ağırlıklı olarak "yeni nesil matematik soruları" şeklinde ifade edildiği görülmektedir. Bu nedenle bu çalışmada beceri temelli sorular kamuoyundaki yaygın kullanım şekli olan "yeni nesil matematik soruları" adıyla kullanılacaktır. Bu araştırmanın amacı yeni nesil matematik sorularına ilişkin ortaokul matematik öğretmenlerinin yaklaşımlarının incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda araştırmacı ve bir alan uzmanı tarafından altı adet açık uçlu sorunun yer aldığı veri toplama aracı uzman görüşü alınarak oluşturulmuştur. Araştırmanın katılımcı grubunu 2019-2020 eğitim öğretim yılında Gaziantep il merkezi, ilçeleri ve köylerinde MEB'e bağlı ortaokullarda görev yapan 208 ortaokul matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Katılımcılar kolay erişilebilirlik ve gönüllük esasına dayalı olarak belirlenmiştir. Veri toplama aracı zümre whatsapp gruplarına Google form aracılığıyla gönderilerek katılımcıların veri toplama aracını cevaplamaları istenmiştir. Araştırma nitel betimsel olarak desenlenmiş ve araştırmadan elde edilen veriler içerik analizine tabi tutularak kod ve kategoriler oluşturulmuştur. Oluşturulan kod ve kategoriler tablolar halinde sunulmuş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin bir kısmının soruların dış görünüşüne odaklanarak soruları yapısal olarak kavramsallaştırdıkları, soruların içeriğine odaklanan katılımcıların ise soruları ağırlıklı olarak; beceri temelli ve kavramsal ve işlemsel öğrenmeyi sağlayan sorular olarak kavramsallaştırdıkları görülmüştür. Bununla beraber katılımcıların bir kısmı soruların zorluğuna odaklanarak soruları zor soru olarak nitelendirmiştir. Diğer taraftan yeni nesil matematik sorularının öğrencilerin becerilerini geliştirdiği ve öğrencilere becerileri kazandırdığı ağırlıklı olarak vurgulanmıştır. Ayrıca yeni nesil matematik sorularının etkili matematik öğretimine olanak sağladığı sonucuna da araştırma kapsamında ulaşılmıştır. Bununla beraber öğretmenlerin müfredatı yetiştirme kaygısı, zaman problemi, öğrenci seviyesi ve eğitim olanaklarının yetersiz olması nedenleriyle yeni nesil matematik sorularına derslerinde yeterince yer veremedikleri görülmüştür. Diğer taraftan öğretmenlerin merkezi sınavın baskısı altında kalarak yeni nesil matematik sorularını öğretim sürecinde LGS'ye öğrencileri hazırlamak amacıyla kullandıkları ortaya çıkan bir diğer sonuçtur. Son olarak yeni nesil matematik sorularının öğretmenler tarafından ayırt edici nitelikte sorular olarak ele alındığı ve soruların beceri sahibi ve akademik başarısı yüksek öğrencileri ayırt etmede oldukça etkili olduğunun katılımcı ifadelerine yansıdığı görülmüştür.

Branş öğretmenleriMatematik eğitimiMatematik öğretimi+5
Hakan Uzun
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Davranışsal eğilimler ile borsaya katılım ilişkisi: Muhasebe-finansman bilim dalındaki akademisyenlere yönelik bir araştırma

Davranışsal finans, yatırımcıların rasyonel hareket etmediklerini kabul etmektedir. Yatırımcılar, risk ve getiri faktörlerinin dışında davranışsal eğilimler ve sosyo-ekonomik faktörlerden de etkilenmektedir. Birçok davranışsal eğilim var olmasına karşın literatürde kabul edilen en temel davranışsal eğilimler; risk toleransı, kendine güven, sürü davranışı ve demirleme eğilimleridir. Bu çalışmanın amacı; muhasebe ve finansman bilim dalındaki akademisyenlerin borsaya katılım durumlarındaki davranışsal eğilimlerini saptamak ve bu davranışsal eğilimlerin borsaya katılım durumları üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bunun yanında katılımcıların sosyo-ekonomik faktörleri ile borsaya katılma durumları da karşılaştırılmıştır. Toplamda 403 Muhasebe finansman bilim dalındaki akademisyene uygulanan anket soruları Lojistik Regresyon ve Ki-Kare Testi vasıtasıyla analize tabi tutulmuştur. Bu doğrultuda yapılan analizler neticesinde araştırma kapsamındaki davranışsal eğilimler ve sosyo-ekonomik faktörlerden 10 faktör ile borsaya katılım arasında ilişkiler olduğu sonucuna varılmıştır.

AkademisyenlerBorsaDavranışsal finans+3
Abdulvahid Çavuşoğlu
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul matematik öğretmenlerinin öz yeterlik algılarının ve mesleki iş birliği algılarının OECD ülkeleri ile karşılaştırılması

Bu çalışmada OECD ülkeleriyle Türkiye ortaokul matematik öğretmenlerinin öz yeterlik algıları ve okul ortamlarındaki mesleki iş birliği algıları karşılaştırılmıştır. Araştırmada 2018 Uluslararası Öğretme ve Öğrenme Anketinin (TALIS- The Teaching and Learning International Survey) verileri kullanılmıştır. Bu verilere OECD tarafından oluşturulmuş veri tabanlarından ulaşılmıştır. TALIS 2018 uygulaması 15.498 öğretmenin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Ankete katılan öğretmenlerden toplam 5922' si ortaokul matematik öğretmeni olup 238'i Türkiye'de görev yapmaktadır. Elde edilen verilerde ortaokul matematik öğretmenlerinin öz yeterlikleri ve mesleki iş birliklerini etkileyen faktörler Sosyal Bilimler İstatistik Programı (SPSS) programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde parametrik olmayan istatistiksel analizlerden çapraz tablo analizi sıklıkla kullanılmış ve bunun yanında korelasyon analizi yapılarak değişkenler arasındaki ilişki incelenmiştir. Ortalamalar arasındaki farkı incelemek için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. ANOVO testiyle gruplardan en az birinin diğerlerinden farklılığı test edilmiştir. Sonunda istatistiksel olarak anlamlı bir p değeri bulunduğunda (p<0,05) gruplar arasında fark olup olmadığını görmek için çoklu karşılaştırma testleri (Post-hoc testi) kullanılmıştır. Araştırmadan ulaşılan bulgulara göre öz yeterlik algılarının sınıf yönetimi, öğretim ve öğrenci katılımı boyutlarına göre Türkiye ortaokul matematik öğretmenlerinin ortalamalarının OECD ülkelerine kıyasla daha yüksek sonuçlar verdiği görülmüştür. Ayrıca OECD ülkelerinin genelinde ve Türkiye'de öz yeterlik algılarının cinsiyete göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar gösterdiği görülmüştür. Tüm yeterlik çeşitlerinde kadın öğretmenlerin öz yeterlik algıları erkeklerden anlamlı bir şekilde yüksek çıkmıştır. Türkiye ile OECD ülkelerindeki ortaokul matematik öğretmenlerinin öz yeterlik algıları mesleki deneyime göre incelendiğinde Türkiye'de ve diğer birçok OECD ülkesinde anlamlı, pozitif, zayıf bir korelasyon tespit edilmiştir. Türkiye ile OECD ülkelerindeki öğretmenlerin iş birliğine dair ortalamalarına bakıldığında kimi ülkelerle anlamlı farklar saptanmış olup Türkiye'deki öz yeterlik algıları birçok ülkeye göre yüksek olmasına rağmen iş birliğine dair algılarının düşük çıktığı görülmüştür.

Branş öğretmenleriMatematik eğitimiMatematik öğretimi+7
Müberra Kursav
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimEN

Behavior of geopolymer concrete under impact

This study investigates the properties of self-compacted geopolymer concrete (SCGC) obtained by ground granulated blast furnace slag (GGBFS) as binder in both the fresh and hardened states under the combined addiction of nano-silica (NS), steel fibers (SFs) and recycled tyre rubbers (RTR). While eighteen different mixtures were used in the experimental study, a total of thirty-six beam specimens were produced for the study. Those eighteen mixtures of SCGC contained different percentages of NS (0% and 2%) and different percentages of SFs (0%, 0.5% and 1%) and different percentages of RTR (0%, 10% and 15%). 100% GGBFS with a fixed alkaline activator-to-binder ratio of 0.5 was used as a binder to prepare the SCGC mixes. A blend of sodium-silicate (Na2SiO3) solution and sodium hydroxide (NaOH) solutions with a ratio of 2.5 has been chosen as an alkaline activator. The fresh and hardened states concrete tests including slump, flow ability, workability and compressive, impact and flexural strengths were realized in the study. Experimental results were examined in detail to determine the influence of important factors on mechanical performance of SCGC. Furthermore, correlations among the empirical data were evaluated to explore the relations between the hardened and fresh states properties of SCGC. Experimental results showed that the combined use of NS and SFs affected the fresh state properties adversely, while it improved the impact and flexural properties of the SCGC samples considerably. Moreover, the influence of NS was predominant regarding the fresh state performance and compressive strength, while the effect of SFs were superior regarding flexural and impact strength. Moreover, incorporating of RTR influenced the fresh state properties reversely, while the effect of SFs with RTR was superior regarding flexural and impact strength.

Necip Altay Eren
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Tuffier hattının yerinin yaş ve cinsiyet gruplarına göre ultrasonla değerlendirilmesi

Amaç: Yaş ve cinsiyetteki değişimlerin Tuffier hattının geçtiği vertebral seviyeye etkisi ve doğru vertebral seviyeyi belirlemede palpasyon tekniği ile Ultrason tekniğini karşılaştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Bu prospektif çalışmaya 180 hasta dahil edildi. Hastalar kadın (n=90) ve erkek (n=90) olmak üzere iki gruba ayrıldı. Her grup da kendi içinde genç (18-40 yaş), orta (40 -65 yaş) ve yaşlı (65-80 yaş) olmak üzere sınıflandırıldı. Tüm hastalara palpasyonla tespit edilen Tuffier hattı seviyesini doğrulamak amacıyla oturur pozisyonda lomber ultrason yapıldı. Hastaların demografik özellikleri, palpasyon ve Ultrasonla tespit edilen Tuffier hattı vertebra seviyeleri kaydedildi. Bulgular: Palpasyon yöntemi ile tespit edilen Tuffier hattının, Ultrasonla hastaların %56.6'sında aynı seviyede olduğu doğrulandı. Hiçbir hastada Ultrason ile tespit edilen seviye palpasyonla belirlenen Tuffier hattından daha alt seviyeyi tanımlamadı. Cinsiyete göre Ultrasonla tespit edilen Tuffier hattı arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmadı. Tuffier hattı vertebral seviyesi yaş, VKİ ve kilo ile istatistiksel olarak anlamlı negatif korelasyona sahipti (p=0.001). Tuffier hattını ilerleyen yaş ile daha yukarı seviyelerde belirledik. Ultrasonla belirlediğimiz Tuffier hattı yaşlılarda, orta yaş grubuna ve orta yaş grubunda da, genç yaş grubuna göre daha yukarıdan geçmekteydi. L3 ve üzerinde tespit edilen 33 (%18.3) hastanın nöraksiyel blok uygulama sırasında spinal kord hasarı açısından riskli olabileceği tespit edildi. Kadınlar ve erkeklerde spinal kord hasarlanma riski benzer bulundu. Spinal kord hasarı gelişme riskinin orta yaş grubunda genç yaş grubuna göre 6 kat (OR [95% GA]= 5,8 [1,21-27,73]) (p=0,028), yaşlı grupta ise genç yaş grubuna göre 15 kat daha fazla olduğu (OR [95% GA]= 15,62 [3,46-70,41]) (p=0,000); ilerleyen yaş ve artan VKİ ile spinal kord hasarı gelişme riskinin daha fazla olduğu tespit edildi (p<0,05). Tartışma ve Sonuç: Oturur pozisyonda Ultrasonla Tuffier hattının vertebral seviyesinin ilerleyen yaş ile daha yukarı seviyelerden geçtiği, bu durumun VKİ ve kilo ile ilişkili olduğu, cinsiyet ile ilişkili olmadığı tespit edildi. Özellikle yaşlı hastalarda ponksiyon seviyesinin beklenenden daha yüksek bir seviyede olabileceği göz önünde bulundurmalıdır. Mümkünse bu blokajların USG ile yapılması önerilebilir.

CinsiyetLomber vertebraTuffier çizgisi+2
Erman Kırmızı
Gaziantep University
2021
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

SARS-COV-2 enfeksiyonu olan hastalarda obstrüktif uyku apnesi, uyku kalitesi ve depresyon varlığının COVID-19 kliniği üzerine etkilerinin değerlendirilmesi

Dünya Sağlık Örgütü 31 Aralık 2019'da Çin'in Wuhan şehrinde etiyolojisi bilinmeyen pnömoni vakaları bildirmiş olup etken daha önce insanlarda tespit edilmemiş yeni bir koronavirüs olarak tanımlanmıştır. Etken SARS-CoV-2 olarak isimlendirilmiş, hastalığın adı da COVID-19 olarak kabul edilmiştir. Başta kardiyovasküler hastalıklar, diyabet olmak üzere çeşitli kronik hastalıklar SARS-CoV-2 enfeksiyonu için risk faktörleri olarak tanımlanmıştır. Bu çalışmada da SARS-CoV-2 enfeksiyonu olan hastalarda obstrüktif uyku apnesi (OUA), uyku kalitesi ve depresyon varlığının COVID-19 kliniği ile ilişkilerinin değerlendirmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 1 Kasım 2020-31 Ocak 2021 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi COVID-19 servisine yatan 103 hasta dâhil edilmiştir. Hastalara Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), Berlin ve STOP-BANG anketleri, Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) uygulanmıştır. Sonrasında anket alt grupları COVID-19 ile ilişkili hastalık ağırlığı, radyolojik tutulum yüzdesi, hastaların saturasyon değerleri, hastanede yatış süresi, yüksek doz steroid ve/veya tocilizumab kullanımı, yoğun bakım ihtiyacı, laboratuvar parametreleri gibi verilerle istatistiksel analizler yapılarak karşılaştırılmıştır. 103 hastanın 40'ı (%38,8) kadın, 63'ü (%61,2) erkektir. Çalışma sonucunda depresyon ile COVID-19 ilişkili hiçbir parametre ile anlamlı ilişki bulunmamıştır (p>0,05). Uyku kalitesi kötü olan hastaların hastanede yatış süresi ve yoğun bakım ihtiyacının daha fazla olduğu saptanmıştır (p <0,05). OUA açısından yüksek riskli hastaların saturasyonlarının daha düşük olduğu, hastanede daha uzun süre yattıkları, daha fazla yoğun bakım ihtiyaçlarının olduğu, bu hastalarda daha fazla yüksek doz steroid ve/veya tocilizumab kullanıldığı saptanmıştır (p <0,05). Çalışma sonucunda OUA'nın ağır-kritik COVID-19 hastalığı için bir risk faktörü olabileceği düşünülmüştür. Pandemi başlangıcından beri bir yıldan uzun süre geçmesine rağmen hala etkili bir tedavi ve korunma yönteminin bulunamamış olması nedeniyle COVID-19 özellikle risk faktörü olan bireyler için günümüzde önemli bir mortalite nedenidir. Ağır hastalık için risk faktörlerinin bilinmesinin hastalık yönetimini kolaylaştırabileceği göz önünde bulundurulduğunda pandemi döneminde OUA tanı ve tedavisinin de önemsenmesi gerektiği ve ek risk faktörlerinin belirlenmesi için yeni çalışmalara ihtiyaç olduğu düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: COVID-19, Risk faktörü, Obstrüktif uyku apnesi

COVID 19DepresyonKorona virüs enfeksiyonları+4
Begüm Şahin
Gaziantep University
2021
00