
12
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Monument lighting strategies in heritage sites: A case study on Volubilis
Illumination is a fundamental requirement for human beings. Numerous advancements have transpired within the realm of illumination after the creation of the incandescent light bulb. The significance of lighting applications has grown in relation to the perception of urban silhouettes and the aesthetic and functional requirements of natural and cultural landscape elements. The use of light serves to differentiate the physical arrangement of a heritage monument's facade and accentuates its distinctive characteristics. The facade elicits the viewer's sensory, aesthetic, and perceptual responses and serves as a visual component. It conveys a range of sensory connotations that serve as markers and symbols of a specific era and location, as it is a heritage monument that represents a particular civilization from a distinct period. This study will concentrate on the topic of lighting within the context of Morocco, with a particular emphasis on its heritage sites. This article aims to emphasize the specific requirements for illuminating cultural and heritage sites while also underscoring the importance of lighting as a crucial design element in such locations. Additionally, the article aims to present a methodology for conducting a case study in Morocco. The initial phase of this study aims to offer a comprehensive analysis of the outdoor lighting industry in heritage locations. The study will subsequently center on the illumination systems employed in Moroccan architectural landmarks of heritage significance, encompassing instances from diverse localities, particularly those that have been designated by UNESCO. In the concluding stage, a case study shall be conducted, with Volubilis selected as the site of interest. The rationale behind this selection is twofold: firstly, due to its strategic location, and secondly, its status as a UNESCO-designated heritage site.
Birleşmiş Milletler eşitsizliklerin azaltılması hedefine yönelik öğretmen eğitimi programının geliştirilmesi ve değerlendirilmesi
Araştırmanın amacı, ilköğretim öğretmenlerinin Birleşmiş Milletler Eşitsizliklerin Azaltılması Hedefine yönelik eğitim gereksinimlerini belirlemek, bu gereksinimlere yönelik öğretmen eğitimi programını hazırlamak, uygulamak ve değerlendirmektir. Eşitsizliklerin Azaltılması Hedefi; 2015 yılında 193 ülkenin Birleşmiş Milletler çatısı altında küresel sorunların çözümü adına belirlediği 17 hedeften birisidir. Hedef ülkeler arasında ve içinde eşitsizliğin azaltılması için belirlenen 7 alt hedef ve 3 destek hedeften oluşmaktadır. Eşitsizliklerin Azaltılması Hedefi aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma yaklaşımının merkezinde yer almaktadır. Karma yöntem ile tasarlanan çalışmada çok aşamalı araştırma deseni tercih edilmiştir. İlk olarak Eşitsizliklerin Azaltılması Hedefine yönelik öğretmenlerin eğitim ihtiyacı belirlenmiştir. Farklar yaklaşımı kullanılarak olması gereken ile var olan durum arasındaki fark belirlenmiş ve öğretmenlerin eğitim ihtiyacı olarak yorumlanmıştır. İkinci aşamada belirlenen ihtiyaca yönelik olarak BM Eşitsizliklerin Azaltılması Hedefine Yönelik Öğretmen Eğitimi Programı hazırlanmış ve uzman değerlendirmesi yapılarak boyutlarının uygunluğu ve birbiri ile tutarlılığı incelenmiştir. Son aşamada ise eğitim programı çevrimiçi uygulanarak öğretmenlerin Eşitsizliklerin Azaltılması Hedefine yönelik bilgi ve farkındalıklarını geliştirmek açısından etkililiği araştırılmıştır. İhtiyaç analizi sonuçları; Eşitsizliklerin Azaltılması Hedefinin bağlamının yedi ana temadan oluştuğunu, bu temaların ilköğretim eğitiminde ele alınmasının beklendiğini, öğretmenlerin sürdürülebilir kalkınma için eğitimde (ve dolayısıyla eşitsizliklerin azaltılması hedefi için eğitimde) temel öğretmen yeterliklerinin üzerinde konumlanan sürdürülebilir kalkınma eğitimi yeterliklerine sahip olması gerektiğini ortaya koymuştur. Ancak Türkiye'de hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimde sürdürülebilir kalkınma için eğitime yer verilmediği ve program katılımcılarının da benzer eğitim ihtiyaçlarına sahip olduğu görülmüştür. İhtiyaç analizi sonuçlarına göre hazırlanan eğitim programı uzman değerlendirmesine sunulmuştur. İki aşamalı uzman değerlendirmesi sonucunda programın boyutlarının uygun ve tutarlı olduğu anlaşılmıştır. Program 16 ilköğretim öğretmeninin katılımıyla çevrimiçi olarak gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar programı; güncel, ilgi çekici, açık, anlaşılır, eşitsizliklerle ilgili günlük yaşam problemlerine çözüm üretebilmek için destekleyici, duygu ve düşüncelere hitap eden bir program olarak değerlendirmiştir. Ayrıca programın katılımcıların; eşitsizliklerin azaltılmasının "imkansız", "teorik", "sadece ekonomiyle ilgili" olduğuna ilişkin görüşlerinin değişmesinde, eşitsizliklerin azaltılması hedefi ile ilgili temel kavramların ve alt hedeflerin öğrenilmesinde, öğretmenin sorumlulukları ve eğitimin etkisi hakkında farkındalık oluşmasında ve sınıf içi söylemlerin eşitsizlikler çerçevesinden analiz edilmesinde etkili olduğu belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Eşitsizliklerin Azaltılması Hedefi, Sürdürülebilir Kalkınma için Eğitim, Öğretmen Eğitimi, Program Geliştirme, Program Değerlendirme
Mesleki ve teknik ortaöğretim öğrencilerinin problem çözme ve eleştirel düşünme becerileri ile akademik başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma, mesleki ve teknik ortaöğretim öğrencilerinin problem çözme ve eleştirel düşünme becerileri ile akademik başarıları arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini, İstanbul'daki mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören öğrenciler ile bu okullarda görev yapan öğretmenlerden oluşturulmuştur. Araştırmanın örneklemine bakıldığında, 2016-2017 eğitim-öğretim yılı 1. Dönem, İstanbul Anadolu Yakasında bulunan Kadıköy TML ve Anadolu TML Lisesi, Ataşehir Dr. Nureddin Erk Perihan Erk Teknik Lisesi ve Kadıköy Anadolu Meslek Lisesinde okuyan öğrenciler ile burada görev yapan öğretmenler oluşmaktadır. Örneklem içerisinde 9., 10., 11. ve 12. sınıflarda okuyan toplamda 186 öğrenci ve 86 öğretmen yer almıştır. Araştırmada veri toplama aracı ise, Yaman (2006) tarafından hazırlanan "Problem Çözme Becerisi Envanteri" ve Özdemir (2005) tarafından geliştirilen "Eleştirel Düşünme Becerisi Envanteri" kullanılmıştır. Ölçme araçları hem öğrenci hem de öğretmenlere uygulanmıştır. Toplanan verilerin analiz aşamasında aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi ile korelasyon tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel verilerinden elde edilen bulgular, kendi görüşlerine göre; öğrencilerin problem çözme becerisine sahip olduklarını ortaya koymuştur. Ayrıca kendi görüşlerine göre; öğrencilerin eleştirel düşünme becerisine sahip oldukları konusunda emin olamadıkları sonucu çıkmıştır. Öğretmenlerin görüşlerine göre, öğrencilerin problem çözme becerilerinde yeterli olmadıkları söylenebilir. Buna ek olarak öğretmenlerin, öğrencilerin eleştirel düşünme becerisi sahip olmaları konusunda kararsız kaldıkları sonucuna varılmıştır. Problem çözme beceri düzeylerine ilişkin olarak öğretmen ve öğrenci görüşleri karşılaştırıldığında aralarında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Öğrencilerin eleştirel düşünme beceri düzeylerine ilişkin olarak öğretmen ve öğrenci görüşleri karşılaştırıldığında aralarında anlamlı bir farklılık olmadığı sonucuna varılmıştı. Ayrıca problem çözme eleştirel düşünme becerilerinin, akademik başarıyı olan etkisi kuvvetli olduğu yönündedir.
Akçadağ Anadolu Öğretmen Lisesinin tarihinin ve uygulanan eğitim programların incelenmesi
AKÇADAĞ ANADOLU ÖĞRETMEN LİSESİNİN TARİHİNİN VE UYGULANAN EĞİTİM PROGRAMLARIN İNCELENMESİ KILIÇ, Ali Doktora, İnönü Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitim Programları ve Öğretim Bilim Dalı Tez danışmanı: Prof. Dr. Süleyman Nihat ŞAD Haziran 2024, Bu araştırmanın amacı, 1989-2014 yılları arasında eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdüren ve öğretmen yetiştirme alanında ülkemize kaynaklık eden önemli bir eğitim kurumu olan Akçadağ Anadolu Öğretmen Lisesinin (AAÖL) tarihsel gelişimi, uygulanan eğitim programların temel özellikleri ve öğretmen yetiştirme süreçlerine etkilerinin incelenmesidir. Durum çalışması deseninde tasarlanan araştırmanın birinci ve ikinci alt problemleri kapsamında Akçadağ Anadolu Öğretmen Lisesinin tarihi gelişiminin ve uygulanan programların temel özelliklerinin incelenmesi amacıyla Malatya Milli Eğitim Müdürlüğü, Akçadağ İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Akçadağ Fatih Fen Lisesi bünyesinde arşiv taraması yapılmıştır. Araştırmanın üçüncü alt problemi kapsamında uygulanan programların öğretmen yetiştirme süreçlerine etkilerini incelemek için 1989-2014 yılları arasında AAÖL'de öğrenim görmüş toplam 25 mezun ile görüşülmüştür. Verilerin toplanması amacıyla araştırmanın birinci ve ikinci alt problemleri kapsamında veri kayıt formu oluşturularak doküman inceleme yönteminden yararlanılmıştır. Üçüncü alt probleme cevap bulmak amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme tekniğiyle mezunlar ile görüşülmüştür. Toplanan verilerin analizi sürecinde birinci ve ikinci alt problem için betimsel analiz, üçüncü alt problem için içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulardan hareketle AAÖL'nin eğitim öğretim faaliyetlerini sürdürdüğü 1989-2014 arası dönemde kurumsal kimliğini oluşturmuş bir teşkilat yapısına, insan kaynağına, çok yönlü bir eğitim kampüsüne sahip olduğu, arşivden edinilen belgelerden saptandığı üzere öğrencilerin hem üniversite sınavlarında hem de sosyal kültürel faaliyetlerde başarılı olduğu görülmüştür. Uygulanan eğitim programlarının temel özellikleri incelendiğinde, AAÖL'nin programların temelini Anadolu Öğretmen Liseleri Yönetmeliği ve Milli Eğitim Tebliğler Dergisi'nde yayımlanan eğitim-öğretim ilkelerinin oluşturduğu görülmektedir. Okulun amacının, kuruluş ve görevlerinin çerçevesinin çizildiği yönetmeliğin 5. ve 6. maddeleri ve ilkelerin ilk beş maddesi ile 7., 8., 10., 17. ve 19. maddelerinin uygulanan programın amaçları ile doğrudan ilişkili olduğu görülmüştür. Yönetmeliğin ilgili maddelerinde yıllar içerisinde değişiklik yapıldığı tespit edilmiştir. Programların içeriğinin kapsamı ilk olarak Anadolu Öğretmen Liseleri Yönetmeliğinin 7. maddesinde ve 1990 yılında yayımlanan MEB Tebliğler Dergisindeki Anadolu Öğretmen Liseleri haftalık ders çizelgeleri ve ders uygulama esasları ile belirlenmiştir. Yine aynı yıl MEB Tebliğler Dergisinde yayımlanan eğitim öğretim ilkelerinin 3., 4., 5., 8., 9., 10., 11., 13., 14., 15., 16. ve 17. maddeleri ile içerik belirlenmiş ve dikkat edilecek hususlar açıklığa kavuşturulmuştur. Dersler ve uygulama saatlerinde yıllar içerisinde değişiklikler yapıldığı görülse de uygulanan programların haftalık ders çizelgelerinde zorunlu ve seçmeli öğretmenlik meslek derslerinin ağırlığının yaklaşık %40 olduğu saptanmıştır. Programların eğitim durumlarıyla ilgili açıklamalara eğitim-öğretim ilkelerinin 6., 11., 12., 16., 18. ve 19. maddelerinde yer verildiği tespit edilmiştir. Programın sınama durumları öğesine ilişin açıklamalara ise ilgili yönetmeliğin 18. Maddesinde "Öğrenci Başarısının Tespiti" başlığı altında hazırlık sınıfı ve normal sınıflarda uygulama esasları ve dikkate alınacak mevzuatlar şeklinde yer verildiği saptanmıştır. Araştırmanın üçüncü alt problemi kapsamında elde edilen sonuçlara bakıldığında, AAÖL'de uygulanan programların, mezunların hem mesleki hem de kişisel gelişimleri üzerinde olumlu etkilere sahip olduğuna dair temalara ulaşılmıştır. Bu temalar; mesleki gelişimde öğretmenlik mesleğine yönelik olumlu tutum, üniversite eğitimini kolaylaştırma, öğrenme ve öğretme süreçlerini yönetebilme; kişisel gelişim kategorisinde ise farlılıklara karşı hoşgörülü olma, erken olgunlaşma ve özgüven, etkili iletişim, objektiflik ve idealist olma şeklindedir. Bu açıdan AAÖL'nin öğretmen yetiştirme sürecine katkısının özellikle MEB'in 2017'de hazırlamış olduğu "Öğretmenlik Mesleği Genel Yeterlilikleri Kılavuzu'ndaki" yeterlilik alanlarıyla örtüştüğü tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Anadolu Öğretmen Lisesi, Akçadağ Anadolu Öğretmen Lisesi, Öğretmen yetiştirme, eğitim programları, tarihi gelişim, Öğretmen yeterlikleri.
COVID-19 pandemi sürecinde ortaöğretimde uzaktan eğitim olgusunun değerlendirilmesi
Bu araştırma, Türkiye'deki ortaöğretim öğrencileri, velileri ve öğretmenlerinin görüşlerine odaklanarak COVID-19 pandemi sürecinde uygulanan uzaktan eğitim olgusunu değerlendirmeyi ve uzaktan eğitimin geleceği için öneriler geliştirmeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda öğrenci, öğretmen ve velilere yöneltilen sorulara cevap aranmıştır. Bu araştırmada, COVID-19 pandemi sürecinde uzaktan eğitim olgusunun değerlendirilmesi amacıyla nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Araştırma katılımcılarını, Adıyaman ili Merkez ilçesindeki dört farklı türdeki ortaöğretim okulundan 20 öğrenci, 15 öğretmen ve 15 veli oluşturmuştur. Öğrenci, öğretmen ve velilerin COVID-19 pandemi sürecindeki uzaktan eğitime yönelik değerlendirmelerini almak amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Görüşme verilerinin analizinde içerik analizi ve betimsel analiz tekniği uygulanmış ve araştırmanın geçerlik ve güvenirlik önlemleri alınmıştır. Uzaktan eğitim sürecinde öğrenciler, öğretmenler ve veliler benzer ve farklı görüşler belirtmişlerdir. Öğrenciler, bireysel ders çalışma ile başarılarının arttığını, ancak ev ortamının rahatlığı ve derslerin verimsizliği nedeniyle akademik başarılarının azaldığını vurgulamışlardır. Ayrıca, derslere ilginin azalması, uzaktan eğitime alışık olmamaları ve derslerin verimsizliği nedeniyle motivasyonlarının düştüğünü ifade etmişlerdir. Bunun yanı sıra bireysel çalışmaya zaman ayrılabilmesi ve yapılarına uygun olması bakımından bazı öğrenciler motivasyonlarının arttığını belirtmişlerdir. Öğrenciler, ödevlerini akran işbirliğiyle, aile desteğiyle ve internet araştırmalarıyla yaptıklarını ve EBA eğitim platformunun yarar sağladığını ancak altyapısının geliştirilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Gelecekte uzaktan eğitimin imkânlar iyileştirildiğinde fayda sağlayabileceğini düşünen öğrenciler olduğu gibi, yüz yüze eğitimin yerini alamayacağını ve sadece acil durumlarda kullanılabileceğini düşünenler de vardır. Öğretmenler, uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerin dersleri düzenli takip etmemesi ve motivasyonlarının azalması sebebiyle akademik başarılarının düştüğünü belirtmişlerdir. Bunun yanı sıra bazı öğrencilerin akademik başarılarında herhangi bir değişiklik olmadığını ifade etmişlerdir. Uzaktan eğitimin öğrenme motivasyonuna olumsuz etkilerinin, öğrencilerin ciddiyetinin düşük olması, derslere düzenli katılmamaları ve aktif katılım sağlamamaları gibi nedenlerden kaynaklandığını ifade etmişlerdir. Buna karşın yüz yüze eğitimdeyken kendi öğrenme sorumluluğunu alan öğrencilerin motivasyonlarında düşme olmadığını belirtmişlerdir. Öğretmenler, uzaktan eğitimde verilen ev ödevlerinin niteliğinin ve verimliliğinin düşük olduğunu, ödevlerin yüzeysel yapıldığını ve bazı becerilerin yeterince geliştirilemediğini belirtmişlerdir. Bunun yanı sıra bazı öğretmenler uzaktan eğitim sürecinin ödev kontrolünü kolaylaştırdığını belirtmişlerdir. EBA eğitim platformunun güçlü yönlerini vurgulayan öğretmenler, uzaktan eğitimin yüz yüze eğitimin yerini almaması gerektiğini savunmuşlardır. Ayrıca, internet erişimi ve fırsat eşitsizliği gibi sorunların uzaktan eğitimde önemli problemler oluşturduğunu vurgulamışlardır. Uzaktan eğitimin verimliliğini artırmak için fırsat eşitliğinin sağlanması ve ders sürelerinin kısaltılması gerektiğini dile getirmişlerdir. Öğrencilerin motivasyonunu artırmak için soru-cevap tekniği ve sürekli iletişim gibi yöntemler kullandıklarını belirtmişlerdir. Buna karşın bazı veliler zamandan, mekândan ve eğitim masrafından tasarruf sağladığı ve öğrencilerin yapısına uygun olduğu ve öğrenciye kendi sorumluluğunu aldırdığı için uzaktan eğitim sürecini avantajlı olarak belirtmişlerdir. Veliler uzaktan eğitimde çocuklarının akademik başarılarının azaldığını, bazı veliler ise arttığını belirtmiştir. Veliler, çocuklarının öğrenme isteksizliği nedeniyle motivasyonlarının azaldığını, ancak bazıları bu durumdan etkilenmediklerini ifade etmişlerdir. Öğretimin verimsiz geçmesi ve motivasyonun sağlanamaması sebebiyle öğrenme kalıcılığının sağlanamadığını belirten veliler, öğretmenlerin dönüt sağlamaması nedeniyle ödevlerin özensiz yapıldığını, bazı destekler ve kaynak kullanımı ile bu eksikliklerin telafi edilmeye çalışıldığını ifade etmişlerdir. EBA'nın iyi hazırlanmış bir sistem olduğunu, ancak bağlantı sorunları yaşadıklarını belirtmişlerdir. Veliler, uzaktan eğitimin imkânlar iyileştirildiğinde yarar sağlayabileceğini, ancak yüz yüze eğitimin yerini alamayacağını ve sadece acil durumlarda kullanılabileceğini belirtmişlerdir. Ayrıca, ücretsiz internet erişimi sağlanması, derslerin küçük gruplarla işlenmesi ve etkileşimli sunumlar kullanılması gerektiğini önermişlerdir. Araştırma sonunda araştırmacılara, politika geliştiricilere, öğretmenlere, velilere ve öğrencilere yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Pandemi, Uzaktan Eğitim, EBA, Ortaöğretim, Öğrenci, Öğretmen, Veli
Eğitimde veli katılımı: Doküman incelemesi
Bu çalışmada 2000-2018 yılları arasında eğitimde veli katılımı konusunda yapılmış çalışmaların incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda 2000-2018 yılları arasında eğitimde veli katılımı konusunda yazılmış makale, yüksek lisans ve doktora tezinden oluşan 144 çalışma incelenmiştir. Bu dokümanlara ulaşmak için Ulusal Tez Merkezi, Google Akademik, Ulakbim, Dergipark gibi sitelerde alan yazın taraması yapılmıştır. Bu çalışmalar amaç, yapıldığı yer, yayın yılı, yapıldığı kademe, çalışma türü, çalışma yöntemi, çalışma deseni ve veri toplama araçları alt problemleriyle ele alınmıştır. Bu çalışmada güvenilir bilgi elde etmek amacıyla nitel araştırma modeli kullanılmıştır. Nitel araştırma modelinden doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntem ile eğitimde veli katılımı konusunda yapılan çalışmalardan elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. 144 çalışmaya ait veriler sistemli ve açık şekilde betimlenmiş, açıklanmış, yorumlanmış ve bazı sonuçlara ulaşılmıştır. Bu çalışmada veriler yansız olarak ele alınmıştır ve gerçeği yansıtmaktadır. Ailede başlayan eğitim okulda devam eder ve aile her zaman okulun tamamlayıcısıdır. Okul ile aile iş birliği içinde olursa öğrenci okulda kendini daha güvende hisseder ve akademik alanda daha başarılı olur. Çalışmanın sonucunda eğitimde veli katılımı konusunda daha çok nicel çalışma yapıldığı, tarama deseni kullanıldığı, okul öncesi eğitim kademesinde yoğunlaştığı görülmüştür. Çalışmalar daha çok Batı illerde yapılmış ve makale olarak yazılmıştır.
Güncellenen 5. sınıf İngilizce öğretim programının (2017) eğitsel eleştiri modeliyle değerlendirilmesi: Bir durum çalışması
Bu çalışmanın amacı, uygulamadaki güncellenen 5. Sınıf İngilizce öğretim programını eğitsel eleştiri modeliyle değerlendirmektir. Bu çalışma 2017- 2018 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Hatay ilinin İskenderun ilçesinde bir devlet ortaokulunda 3 İngilizce öğretmeni ve 64 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma durum çalışması ile desenlenmiş nitel bir çalışmadır. Veriler sınıf içi gözlem, 5. sınıf öğrencileri ile yapılan odak grup görüşmeleri ve 5. sınıflarda derse giren öğretmenlerle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla elde edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel analiz kullanılmıştır. Çalışmaya ilişkin bulgular sunulurken eğitsel eleştiri modelinin dört basamağı olan "betimleme", "yorumlama", "değerlendirme" ve "temalaştırma" kullanılmıştır. Her bir basamağın özelliğine uygun olarak öğretmen görüşleri, öğrenci görüşleri ve sınıf içi gözlem notlarına yer verilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, güncellenen programda kazanım sayılarının azaltılması programın uygulanabilmesi açısında olumlu bir değişiklik olarak görülmektedir. Programda dört dil becerisinden dinleme, konuşma ve okuma becerilerine ilişkin kazanımlar bulunmakta, yazma becerisine ilişkin kazanım bulunmamaktadır. Buna rağmen sınıfta yazma becerisine ilişkin etkinlikler yapılmaktadır. Programda en çok vurgulanan dinleme becerisi teknolojik olanakların bulunmaması sebebi ile yapılamamaktadır. Kazanımlarına en çok ulaşıldığı düşünülen beceri okuma becerisidir. Güncellenen programda içeriğin sade, günlük yaşamla uyumlu ve öğrenci ilgi ve ihtiyaçlarına cevap verir nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Programda önerilen iletişimsel yöntemin etkili bir şekilde kullanılamadığı görülmektedir. Bunun nedenleri arasında, haftalık ders saatinin yetersiz oluşu, sınıf mevcutlarının kalabalık oluşu, iletişimsel yaklaşıma uygun ders materyallerinin bulunmayışı gösterilebilir. Programın güncellenme nedenlerinden biri olan değerler eğitiminin uygulanmasının öğretmenlerin sorumluluğuna bırakıldığı sonucu elde edilmiştir. Değerler eğitiminin programa eklenmiş olması öğretmenler arasında uygulamada bir farklılık yaratmamış, daha önceki uygulamalara devam edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Benzer şekilde programa eklenen anahtar yeterlilikler kavramı öğretmenler tarafından yeterince anlaşılmamıştır. Programda önerilen ölçme ve değerlendirme yaklaşımları ile sınıf içi uygulamaların örtüştüğü sonucuna ulaşılmıştır. Geleneksel ve alternatif ölçme değerlendirme yaklaşımlarının kullanıldığı sonucu elde edilmiştir. Bunun yanında programda yapılması önerilen öz değerlendirmenin ihmal edildiği görülmüştür. Programın geneli ile ilgili öğretmenler ve öğrenciler olumlu görüş bildirmiş, programın uygulanabilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Güncellenen ortaokul 5. sınıf İngilizce öğretim programının etkili uygulanabilmesi için yapılan öneriler şu şekildedir: Programlar güncellenirken programın uygulanmasındaki bütün değişkenler göz önünde bulundurulmalıdır. Programa eklenen seçmeli İngilizce dersleri zorunlu hale getirilerek haftalık ders saati arttırılmalıdır. Programın uygulayıcısı olan öğretmenlere düzenli aralıklarla nitelikli hizmet içi eğitim verilmelidir. Benzer çalışmalar Türkiye'nin farklı bölgelerindeki okullarında da yapılmalıdır.
Türk milli eğitim sisteminin duyuşsal amaçlarının ilköğretim II.kademede gerçekleşme derecesinin değerlendirilmesi
Bu araştırmada, ilköğretim okulları 8. sınıf öğrencilerinin ilköğretim okullarıgenel hedeflerinde belirtilen değerlere ulaşma düzeyleri öğrenci ve öğretmengörüşlerine göre değerlendirilmiş ve öğretmenlerin değer eğitimi konusundakigörüşleri alınmıştır. Öğrenci değerlerini ölçmek amacıyla, araştırmacı tarafındangeliştirilen geleneksel değerler ölçeği, demokratik değerler ölçeği, çalışma-işdeğerleri ölçeği, bilimsel değerler ölçeği ve temel değerler ölçeği kullanılmıştır.Öğretmenlerin öğrenci değerleri ve değer öğretimine ilişkin görüşlerini almak içinise, öğretmen ölçeği geliştirilmiştir.Araştırmanın evrenini, Ankara ili merkez ilçelerinde öğrenim görenilköğretim 8.sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örnekleminde ise 2002-2003 öğretim yılında 8.sınıfta bulunan 360 öğrenci ve bu okullarda görevli 44öğretmen yer almıştır.Araştırmacı tarafından geliştirilen ölçekler yoluyla toplanan veriler SPSSpaket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma kapsamına alınan öğretmenve öğrencilerin kişisel bilgileri, öğretmenlerin değer öğretimiyle ilgili görüşleri vedeğer eğitiminde kullandıkları etkinliklerin anlamlandırılmasında frekans ve yüzdekullanılmıştır. Öğrenci değerlerinin belirlenmesinde, aritmetik ortalama ve standartsapma, ikili karşılaştırmaların yapılmasında t-testi ve üçlü karşılaştırmalarınyapılmasında ise tek yönlü varyans (ANOVA) kullanılmıştır. Katılımcıların görüşleriarasında anlamlı farklılık olup olmadığı 0.05 seviyesinde test edilmiştir.Araştırmada aşağıdaki sonuçlar elde edilmiştir.1. Öğrencilerin cinsiyetleri onların geleneksel değerlere, çalışma-işdeğerlerine, bilimsel değerlere ulaşma düzeylerinde farklılığa neden olmamaktadır.2. Araştırma kapsamındaki kız öğrenciler, demokratik değerlere ve temeldeğerlere erkek öğrencilere göre daha üst düzeyde ulaşmışlardır.3. Öğrencilerin sosyo-ekonomik düzeyleri, onların demokratik değerlere,bilimsel değerlere ve temel değerlere ulaşma düzeylerinde farklılığa nedenolmamaktadır.4. Öğrencilerin sosyo-ekonomik düzeyleri, geleneksel değerler ve çalışma-işdeğerlerine ulaşma düzeylerinde farklılığa neden olmuştur. Üst SED'den gelenöğrenciler alt ve orta SED'den gelen öğrencilere göre geleneksel değerlere daha altdüzeyde ulaşmışlardır. Çalışma-iş değerlerinde ise, alt SED'den gelen öğrencilerindiğer düzeylerde bulunan öğrencilere göre daha alt düzeyde oldukları görülmüştür.5. Öğretmenlerin öğrenci değerlerine ilişkin puanları, öğrencilerin değerölçeklerinden aldıkları puanlardan daha düşüktür.6. Araştırma kapsamına alınan ilköğretim okullarında görevli öğretmenler,değer öğretiminde çoğunlukla öğretmenin merkezde olduğu ve sözel iletişime dayalıetkinlikler kullanmaktadırlar.7. Araştırma kapsamına alınan öğretmenler, okulda verilen değerlerin aile veçevrede yeterince pekiştirilmediğini, okul ve aile arasında işbirliği olmadığını veokul ile ailede verilen değerlerin çatışabildiğini belirtmişlerdir.
Kültürel değerlere duyarlı eğitim açısından sınıf öğretmenliği lisans programının değerlendirilmesi
Bu araştırmada kültürel değerlere duyarlı eğitim açısından sınıf öğretmenliği lisans programını değerlendirmek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda sınıf öğretmenliği lisans programında öğrenim gören sınıf öğretmeni adaylarının kültürel değerlere duyarlı eğitimle ilgili bilgi, beceri veya farkındalık durumları ile sınıf öğretmenliği lisans programında görevli öğretim elemanlarının kültürel değerlere duyarlı sınıf öğretmenlerinin yetiştirilmesi noktasında lisans programına ilişkin görüşleri incelenmiştir. Ayrıca sınıf öğretmenliği lisans eğitim programının sınıf öğretmen adaylarının kültürel değerlere duyarlı eğitime hazırbulunuşluklarına katkısı belirlenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda hem nitel hem de nicel teknikleri içeren karma (mixed) yöntem benimsenmiştir. Karma araştırma yöntem desenlerinden ise keşfedici sıralı desen (exploratory sequential design) tercih edilmiştir. Buna göre veriler paralel ardışık (sıralı) örneklem ilişkisi çerçevesinde nitel ve nicel veriler aynı evreni temsil eden farklı katılımcılardan ve sıralı (NİT nic) olarak toplanmıştır. 2016 – 2017 eğitim yılında çeşitli üniversitelerde öğrenim gören sınıf öğretmenliği lisans programı son sınıf öğrencilerinden 10'u erkek, 12'si kadın olmak üzere toplam 22 kişiden; ayrıca sınıf öğretmenliği lisans programında görevli öğretim elemanlarından 14'ü erkek, 9'u kadın olmak üzere toplam 23 kişiden veriler elde edilmiştir. Araştırmanın nicel aşamasında Türkiye'nin 7 bölgesinden 26 üniversitede sınıf öğretmenliği lisans programında öğrenim gören 350'si erkek 1016'sı kadın olmak üzere 1366 öğrenciden veri toplanmıştır. Araştırmanın nitel veri toplama sürecinde nitel araştırma yöntemlerinden görüşme yöntemi benimsenmiş ve veriler sınıf öğretmeni adayları ve öğretim elemanları ile bireysel olarak yüz yüze yapılan yarı-yapılandırılmış görüşmeler yoluyla elde edilmiştir. Araştırmanın nicel aşamasında ise "Kültürel Değerlere Duyarlı Eğitime Hazırbulunuşluk Ölçeği" aracılığıyla veriler toplanmıştır. Nitel verilerin analizinde görüşmeler yoluyla elde edilen verilerin analizinde; içerik analiz yaklaşımı benimsenmiştir. Çalışma grubundan elde edilen verilere dayalı olarak betimsel istatistik tekniklerinden "ortalama ve standart sapma", çıkarımsal istatistiklerden "bağımsız örneklemler için t-testi" yapılmıştır. Elde edilen bulgu ve sonuçlar ışığında, sınıf öğretmeni adaylarına yönelik kültürel değerlere duyarlı eğitimle ilgili bilgi ve beceri edindirilmesi noktasında beklenen düzeyde süreç ve yaşantıların uygulanmadığı görülmektedir. Bununla birlikte ders içeriklerinde kültürel değerlere duyarlıkla ilgili konulara çok sınırlı düzeyde yer verildiği, öğrenme – öğretme sürecinde kültürel değerlere duyarlı pedagoji anlayışıyla yürütülemediği, ayrıca sınıf öğretmenliği lisans programında görevli öğretim elemanlarının kültürel değerlere duyarlı eğitimle ilgili yeteri düzeyde mesleki formasyon bilgi ve becerilerine sahip olmadığı belirlenmiştir. Nicel bulgularda ise lisans eğitim programı sınıf öğretmen adaylarının kültürel değerlere duyarlı eğitim noktasında sahip olması gereken mesleki hazırbulunuşluklarını sağlayamadığı sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte sınıf öğretmeni adaylarının kişisel hazırbulunuşluklarının yüksek düzeyde olduğu, ayrıca cinsiyetlerinin, ikinci bir dile sahip olmalarının ve değişim programlarına katılım sağlama durumlarının kültürel değerlere duyarlı eğitime hazırbulunuşlukları üzerinde herhangi bir etki oluşturmadığı sonucuna varılmıştır. Genel çerçevede sonuç olarak sınıf öğretmenliği lisans programının sınıf öğretmen adaylarına kültürel değerlere duyarlı eğitimle ilgili bilgi ve beceri kazandırma noktasında yetersiz olduğu sonucuna varılmıştır.
Meslek yüksek okullarında görev yapan öğretim elemanlarının öğretmenlik mesleğine ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesi
Araştırmanın amacı, Adnan Menderes Üniversitesi meslek yüksekokullarında görev yapan öğretim elemanlarının öğretmenlik mesleğine ilişkin tutumlarını belirlemek, öğretim elemanlarının tutumlarını farklı değişkenler açısından incelemek ve bu doğrultuda öneriler geliştirmektir. Araştırmanın evrenini, 2008 ? 2009 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Adnan Menderes Üniversitesi meslek yüksekokullarında görev yapan öğretim elemanı oluşturmaktadır. Evrenin tümüne ulaşılması amaçlandığı için herhangi bir örneklem belirlenmemiştir Verilerin analizinde ortalama, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi, korelasyon, kruskall wallis ve tukey HSD gibi tekniklerden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır.1.Öğretim elemanlarının öğretmenlik mesleğine ilişkin tutumlarının aritmetik ortalaması 3.75 aritmetik ortalama ile ?katılıyorum? düzeyindedir. Öğretim elemanlarının tutumlarının bu düzeyde olması öğretmenlik mesleğine karşı olumlu bir tutuma sahip olduklarının bir göstergesidir.2.Meslek yüksekokullarında görev yapan öğretim elemanlarının öğretmenlik mesleğine karşı tutumları cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterirken, diğer değişkenlere göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir.3. İnsancıl düşünsel yaklaşımı boyutunda cinsiyet ve mesleki kıdem değişkenine göre öğretim elemanlarının tutumları arasında anlamlı bir fark çıkmıştır4. Mesleki kıdem değişkenine göre öğretim elemanlarının öğrenci ve öğrenmeye karşı tutumları arasında anlamlı bir farklılık vardır. Bu farklılık 6-10 yıl kıdeme sahip öğretim elemanlarının lehinedir.5.Öğretim elemanlarını akademik unvan değişkenine göre mesleğe karşı tutum boyutunda anlamlı bir farklılığın olduğunu görüyoruz. Bu farklılık öğretim üyeleri ile öğretim görevlileri arasında öğretim üyelerinin lehinedir.6.Öğretim elemanlarını mezun olunan derece değişkenine göre öğrenci ve öğrenmeye karşı tutumlarında anlamlı bir farklılığın olduğunu görüyoruz. Bu farklılık yüksek lisans mezunları ile ön lisans ve doktora mezunları arasında yüksek lisans mezunlarının lehinedir.
Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerde (KOBİ) insan kaynaklarının geliştirilmesine yönelik eğitim etkinliklerinin incelenmesi
Toplumsal değişime ayak uydurabilmenin ve başarılı olabilmenin yolu yaşamboyu öğrenmeden geçmektedir. İş yaşamında çalışanlar da görevlerini daha iyi bir biçimde yerine getirebilmek ve yeterliklerini artırabilmek için öğrenmeye devam etmeye mecburdurlar. Hem çalışanlar hem de işverenler başarılı bir çalışma yaşamı için eğitime ve sürekli mesleki gelişime önem vermek zorundadırlar. Türkiye'de Kurulu işletmelerin neredeyse tamamına yakınını küçük ve orta ölçekli işletmeler, bir başka deyişle KOBİ'ler oluşturmaktadır. Küreselleşen pazarlarda rekabet etmede zorlanan KOBİ'lerin gerçekte tek çareleri iyi eğitim almış çalışanlar istihdam etmek ve onların mesleklerinde gelişmelerine yardımcı olmaktır.Bu araştırmanın amacı, KOBİ'lerdeki insan kaynakları geliştirme (eğitim) etkinliklerinin durumunu ortaya çıkarmaktır. Bu amaca dayalı olarak şu sorulara yanıt aranmıştır:?KOBİ'ler insan kaynaklarının eğitim gereksinmelerini belirlerken ne tür yollar izlemektedirler??KOBİ'lerdeki insan kaynaklarının eğitim gereksinmeleri nasıl karşılanmaktadır??KOBİ'lerde eğitim sonrası öğrenme ürünleri nasıl değerlendirilmektedir??KOBİ'lerde insan kaynaklarının eğitim gereksinmelerinin belirlenmesinde karşılaşılan olası sorunlar nelerdir??KOBİ'lerde insan kaynaklarının eğitim gereksinmelerinin karşılanmasında karşılaşılan olası sorunlar nelerdir??KOBİ'lerde eğitim sonrası öğrenme ürünlerinin değerlendirilmesinde karşılaşılan olası sorunlar nelerdir?Bu araştırma ile KOBİ'lerdeki insan kaynakları geliştirme (eğitim) etkinliklerinin durumunun ortaya çıkartılması amaçlanmıştır. Tarama türünde nitel araştırma deseni kapsamında gerçekleştirilen araştırmanın evrenini Eskişehir ilinde çeşitli imalat sektörlerinde faaliyet gösteren 580 KOBİ ve bu işletmelerde görev yapan insan kaynakları sorumluları oluşturmuştur. Çalışma evreninden örneklem alınarak araştırma 29 KOBİ üzerinde yürütülmüştür. Araştırmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşmeler ile toplanmıştır:Araştırmada elde edilen tüm bu sonuçlara dayalı olarak, KOBİ'lerde öğrenme durumlarının, bir başka deyişle eğitim etkinliklerinin program geliştirme bakış açısına uygun olmayan biçimde gerçekleştirildiği, gereksinme belirleme çalışmalarının yeterince yapılmadığı veya eğitim sağlayan kuruluşların ilan yoluyla önerdiği eğitim programlarına personellerini gönderdikleri ortaya çıkarılmıştır. Buna ek olarak öğrenme ürünlerinin değerlendirmesine yönelik sistematik bir sürecin olmadığı belirlenmiştir.Sonuç olarak tüm bu sorunların KOBİ'lerde insan kaynağı geliştirme uzmanı olmamasından ya da bu bölümün örgüt şeması içinde var olmamasından kaynaklandığı yargısına ulaşılmıştır.?Anahtar Kelimeler: Program geliştirme, insan kaynağı geliştirme, eğitim etkinlikleri, eğitim durumlarına ilişkin sorunlar, KOBİ
Öğrencilerin fizik kavramları hakkındaki anlayışlarını ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik farkındalıklarını geliştirme amaçlı, sınıf içine uyarlanmış, pratik deneyim içeren bir güneş enerjisi aktivitesinin eylem araştırması
The present study uses action research to investigate how a hands-on solar energy activity that highlights selected physics concepts could be used to enhance participants' understanding of physics concepts as well as their awareness of renewable energy sources. Moreover, the purpose of the study was to learn if an activity related to building a model solar car could be integrated into a physics class. Often this activity is extracurricular; therefore, it was performed to assess the challenges, conditions, and benefits of conducting the activity during class time. It was implemented at an international school in Turkey with 14 students. The quasi-experimental research design was used by dividing participants into two groups: a control and an experimental group. Only the experimental group received the intervention which is the solar-powered car design activity. Hence, the researcher was able to compare whether the activity had a better influence on participants' renewable energy awareness and related physics concepts knowledge by means of a pre-test and a post-test. In addition to the pre-test and the post-test, follow-up interviews were conducted with five participants and an expert teacher. In conclusion, the researcher found indications that the activity may work in a regular physics class. Furthermore, the students who participated in the activity showed improvement in terms of renewable energy awareness and selected physics concepts. Nonetheless, these results only provide descriptive information due to the small sample size and the short period of implementation time which was two weeks; however, this study holds an important place that may lead to a larger study. Through this study, the researcher shared his reflections on the implementation process and developed skills on how to integrate a hands-on into a lesson.