
532
Archived Theses
1
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencilerinin ileri İngilizce ders programlarına ilişkin görüşlerinin sınıf düzeyine göre incelenmesi
Bu arastırmanın amacı, stanbul Teknik Üniversitesinde uygulanmakta olan leri ngilizce derslerinde kazandırılmak istenen okuma, yazma, konusma ve dinleme becerilere iliskin ögrenci görüslerini alarak, leri ngilizce ders programını degerlendirmektir. Arastırmanın çalısma grubunu, 2005-2006 ögretim yılı bahar döneminde 9 kredilik leri ngilizce ögretim programını tamamlamıs 381 ögrenci olusturmustur. Arastırmada betimsel arastırma yöntemlerinden genel tarama modeli kullanılmıstır. Arastırmanın veri kaynagı, ögrencilere yönelik 34 soruluk bir anket formu ile elde edilmistir. Arastırmada kullanılan anket, iki bölümden olusmaktadır. Birinci bölümde ögrencilerle ilgili demografik bilgiler, ikinci bölümde ise leri ngilizce derslerinde gelistirilmesi tasarlanan dört becerinin degerlendirilmesine iliskin 31 madde yer almaktadır. Arastırmanın alt problemlerine yanıt bulmak amacıyla anketlerde elde edilen ögrenci görüsleri ortalama ve frekans hesapları yapılarak tablolara dönüstürülmüstür. Sınıf düzeyine göre farklılıkları belirlemek amacıyla iliskili gruplarda tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıstır. Arastırma sonuçlarına göre, leri ngilizce derslerinde kazandırılmak istenen okuma, yazma, konusma ve dinleme becerilere iliskin ögrenci görüslerinde alınan derslere göre anlamlı farklar bulunmustur. Ayrıca, ögrencilerin en çok zorlandıkları becerinin konusma becerisi oldugu ortaya çıkmıstır. Arastırmada ögrenci görüslerinden elde edilen bulgular, dört dil becerisini ögrencilere istenen düzeyde kazandırmak üzere programın iletisimsel ögretim programları ilkeleri dogrultusunda yeniden düzenlenmesini desteklemektedir. Anahtar Sözcükler: leri ngilizce dersi, alt grup, üst grup, okuma becerisi, yazma becerisi, konusma becerisi, dinleme becerisi.
Bilim tarihi dersi veren öğretmenlerin bilimin doğasına ilişkin görüşlerinin incelenmesi ve alanlarına göre karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı bilim tarihi dersi veren öğretmenlerin bilimin doğası inanışlarını ve görüşlerinı incelemektir. Araştırmanın örneklemini 2021-2022 eğitim öğretim yılında Çankırı ili merkezinde ve ilçelerinde bulunan okullarda ortaöğretim kademesindeki görev yapan 160 öğretmen oluşturmaktadır. Öğretmenlerin 100'ü doğa bilimleri (biyoloji, fizik, kimya) 60'ı ise sosyal bilimler (tarih) alanında gelmektedir. Elde edilen veriler öğretmenlerin bilim doğasına ilişkin inanışları genel düzeylerinin orta seviyede olduğunu ve cinsiyet, eğitim düzeyi, lisans eğitiminde bilim tarihi dersi alma durumu ve diğer derslerden yardım alma durumu gibi faktörlerin öğretmenlerin inanışları üzerinde belirgin bir fark yaratmadığını göstermiştir. Fakat öğretmenlerin bilimin doğası inanışları eğitim ve öğretim alanlarına göre farklılaşmaktadır. Ayrıca, doğa bilimleri ve sosyal bilimler alanlarından gelen öğretmenler arasında bilimin doğasına ilişkin birçok konuda görüş farklılıkları olduğunu tespit edilmiştir. İlk grup genellikle daha gerçekçi bir bakış açısına, ikincisi ise daha kabul edilebilir bir perspektife sahiptir. Çalışmadan elde edilen veriler dikkate alınarak araştırmacılar ve uygulayıcılar için farklı öneriler sunulmuştur. Bu öneriler, öğretmenlerin bilim doğası ile ilgili inançlarını ve görüşlerini iyileştirmeyi ve öğrencilere daha etkili eğitim sunmak için stratejiler geliştirmeyi amaçlamaktadır.
Farklı bilişsel tarzlara sahip üniversite öğrencilerinin sayfa uzunluğu farklı hiperortamlarda erişileri, dolaşma araçlarını kullanma sıklıkları ve hiperortama ilişkin görüşleri
Bu arastırmanın amacı ?farklı bilissel tarzlara sahip üniversite ögrencilerinin uzun ve kısa sayfalı hiperortamlarda ögrenme erisileri, dolasma araçlarını kullanma sıklıkları ve hiperortama iliskin görüslerini? incelemektir. Arastırma YTÜ Egitim Fakültesinde ögrenim gören 127 lisans ögrencisi üzerinde gerçeklestirilmistir. Bilissel tarzları ölçmek için Sternberg'in Düsünme Tarzları Envanter'inin bütünsel? analitik alt boyut maddeleriyle olusturulan ?Bilissel Tarz Ölçegi? uygulanmıstır. 127 ögrencinin %33'ü analitik, %43'ü bütünsel, %24'ü bütünsel-analitik karma tarza sahiptir. Deneysel islemde kullanılmak üzere sayfaları uzun ve kısa olan iki farklı hiperortam arastırmacı tarafından tasarlanmıs, hiperortamda sunulan Beyne Dayalı Ögrenme konulu içerik, kazanımları ölçmek için çoktan seçmeli basarı testi ve hiperortamla ilgili görüs anketi yine arastırmacı tarafından gelistirilmistir. Erisi ile ilgili istatistik analizler için iki yönlü varyans analizi, dolasma araçlarını kullanma sıklıkları ve görüs anketi yanıtlarının analizi için Kruskal Wallis ve Mann- Whitney-U testleri kullanılmıstır. Bulgular, bilissel tarz ve sayfa uzunlugunun ayrı ayrı; bilissel tarz-sayfa uzunlugunun birlikte, ögrencilerin erisilerini ve hiperortamla ilgili görüslerini etkilemedigini; dolasma araçlarını kullanmaya etkisinin ise sadece kısa sayfalı ortamda oldugunu; kısa sayfalı ortamda karma tarza sahip ögrencilerin ileri-geri dügmelerini analitiklere ve bütünsellere göre daha fazla kullandıklarını göstermistir. Arastırmanın bulguları bilgisayar-destekli ve Web-tabanlı ögretim materyallerinde alısılmıs bir uygulama olan, sayfaları kısa tasarlama yaklasımının üniversite ögrencileri için bir gereklilik olmadıgını göstermistir. Bulgulara dayalı olarak, üniversite ögrencileri için uzun sayfalı ve üzerinde kaydırma çubugu ile dolasılan materyaller gelistirilebilir. Kısa sayfalıya göre tasarımı daha kolay olan uzun sayfa tasarımı daha çok ögretim materyalinin Web'e verimli ve kolay sekilde aktarılmasını saglayacaktır. Anahtar Sözcükler: Bilissel tarz, hiperortam, ögretim materyali, Web-tabanlı ögretim, kaybolma, yönünü kaybetme, ögrenme, dolasma araçları, sayfa uzunlugu, uzun sayfa, kısa sayfa, kaydırma çubugu
Onuncu sınıf öğrencilerinin matematik başarılarını açıklayıcı bir model çalışması
Bu çalısmada 10. sınıf öğrencilerinin, matematik basarıları ile matematikle ilgili akademik benlikleri, matematik kaygıları, matematiğin doğasına iliskin inanısları, geçmis matematik basarıları ve mantıklı düsünme yetenekleri arasındaki açıklayıcı ve yordayıcı iliskiler örüntüsü incelenmistir. Çalısmaya bir devlet lisesine devam eden 348 onuncu sınıf öğrencisi katılmıstır. ?liskisel tarama türünde olan çalısmada öğrencilerin matematikle ilgili akademik benlik kavramlarını ölçmek için Brookover, Erikson ile Joiner (1967) tarafından gelistirilen ve Senemoğlu (1990) tarafından Türkçe'ye uyarlanan ?Akademik Benlik Kavramı Ölçeği? kullanılmıstır. Öğrencilerin matematik kaygıları Erktin (1989) tarafından gelistirilen ?Matematik Kaygısı Ölçeği? ile ölçülmüstür. Öğrencilerin matematiğin doğasıyla ilgili inanıslarını ölçmek için Collier (1972) tarafından gelistirilen ve Türkçe'ye uyarlaması arastırmacı tarafından yapılan ?Matematik ve Matematik Öğretimiyle ?lgili ?nanıslar Ölçeği?nin ?Matematikle ?lgili ?nanıslar? alt boyutu kullanılmıstır. Öğrencilerin mantıklı düsünme yeteneklerini belirlemek amacıyla Tobin ve Capie (1981) tarafından gelistirilen ve Geban, Askar ile Özkan (1992) tarafından Türkçe'ye uyarlanan ?Mantıksal Düsünme Yeteneği Testi? kullanılmıstır. Geçmis matematik basarısı, öğrencilerin 2005-2006 Öğretim Yılı dokuzuncu sınıf birinci dönem matematik dersi karne notları ile ölçülmüstür. Öğrencilerin 2006-2007 öğretim yılı onuncu sınıf birinci dönem matematik dersi karne notları ise matematik basarı ölçüsü olarak kabul edilmistir. Arastırmanın bulguları, matematik basarısı, matematikle ilgili akademik benlik, matematiğin doğasıyla ilgili inanıslar, matematik kaygısı, mantıklı düsünme yeteneği ve geçmis matematik basarısı arasındaki tüm ikili iliskilerin anlamlı olduğunu ortaya koymaktadır. Model analizi sonuçlarına göre sadece geçmis matematik basarısı ve matematikle ilgili akademik benlik kavramının matematik basarısını doğrudan anlamlı bir sekilde yordadığı bulunmustur. Matematik kaygısı ve matematiğin doğasıyla ilgili inanıslar matematikle ilgili akademik benlik vasıtası ile matematik basarısını etkilemektedir. Mantıklı düsünme yeteneğinin matematik basarısının doğrudan anlamlı bir yordayıcısı olmadığı ancak arastırmanın diğer bağımsız değiskenler aracılığıyla dolaylı bir sekilde matematik basarısıyla ilintili olduğu belirlenmistir. Böylece gelistirilen modelle matematik basarısındaki varyansın %48'nin açıklanabildiği görülmüstür. Anahtar Kelimeler: Geçmis matematik basarısı, matematikle ilgili akademik benlik, matematik kaygısı, matematiğin doğasıyla ilgili inanıslar, mantıklı düsünme yeteneği, matematik basarısı, matematik basarısının yordanması.
Farklılaştırılmış öğretim tasarımının öğrencilerin özyeterlik algıları, bilişüstü becerileri ve akademik başarılarına etkisinin incelenmesi
Son yıllarda çeşitli alanlarda farklı özelliklere sahip olan tüm öğrencilere temel bilgi ve becerilerin kazandırılması önem kazanmıştır. Özellikle matematik öğretiminde kişilerin gerçek hayattaki problemlerini etkili bir şekilde çözebilmeleri için gerekli olan temel matematiksel becerilerin tüm öğrenciler tarafından öğrenilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Sınıfta farklı özelliklere sahip tüm çocuklara farklı yollardan ulaşılmasını destekleyen farklılaştırılmış öğretim tasarımları bu çalışmanın temelini oluşturmaktadır.Çalışma, farklılaştırılmış öğretim tasarımını merkeze alarak, bu tasarımın öğrencilerin akademik başarıları, bilişüstü becerileri ve özyeterlik algıları üzerindeki etkisini belirlemeyi amaçlamıştır. Araştırmada öntest-sontest deney deseni kullanılmış, deney grubu olarak Esenler Cumhuriyet İlköğretim Okulu altıncı sınıf öğrencileri belirlenmiştir. Deney grubu 25 öğrenciden oluşmuştur. Farklılaştırılmış öğretim tasarımı matematik dersi ondalık kesirler ünitesi için hazırlanmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmış akademik başarı testi, Üredi (2005) tarafından Türkçe'ye uyarlanan bilişüstü beceriler ölçeği ve özyeterlik algısı ölçeği uygulamadan önce ve sonra olmak üzere iki defa uygulanmıştır.Araştırma sonucunda, deney grubunun başarı testi puanlarında sontest lehine anlamlı farklılık olduğu bulunmuştur. Bu farklılığın bilgi, kavrama ve uygulama düzeyi soruları gruplanarak incelendiğinde de geçerli olduğu ortaya çıkmıştır. Bu bulgular araştırmanın birinci denencesini desteklemiştir. Araştırmanın ikinci denencesi olan ?deney grubunun bilişüstü beceriler puanlarına sontest lehine anlamlı farklılık vardır? denencesini destekleyen bulgulara ulaşılmıştır. Son olarak deney grubunun özyeterlik algısı puanlarında sontest lehinde anlamlı farklılık vardır olarak belirlenen üçüncü denence de elde edilen bulgular tarafından desteklenmiştir.Bu bulgular yorumlanarak, uygulayıcılar ve araştırmacılar için öneriler geliştirilmiştir.
Ortaöğretim alan öğretmenliği öğretimi planlama ve değerlendirme dersi öğrencilerinin aktif öğrenme yaklaşımıyla düzenlenen eğitim durumu ile ilgili görüşleri
Ülkemizde bugüne kadar öğrenme ve öğretme ile ilgili pek çok çalışma yapılmıştır. Fakat aktif öğrenme konusunda yapılmış olan çalışmalar neredeyse yok denecek kadar azdır. Bu düşünceden hareketle aktif öğrenme ile ilgili bir çalışma yapmanın faydalı olacağı düşünülerek bu çalışma planlanmış ve uygulamaya konulmuştur. Bu araştırmanın amacı, ülkemizde bugüne kadar pek fazla araştırılmayan ve uygulama sahası bulamayan aktif öğrenme ile hazırlanan eğitim durumunun etkililiğinin, öğrenci görüş ve düşüncelerine göre değerlendirilmesidir. Araştırmada nitel ve nicel araştırma yöntemi birlikte kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü, Orta Öğretim Alan Öğretmenliği 2001-2002 yılı Güz Dönemi "Öğretimde Planlama ve Değerlendirme" dersini alan öğrenciler oluşturmuştur. Orta Öğretim Alan Öğretmenliği tezsiz yüksek lisans öğrencileri. Eğitim Programlan ve Öğretim Bölümü lisans öğrencileri. Eğitim Yönetimi ve Denetimi Bölümü den bu dersi seçmeli olarak alanlar ve Doktora öğrencileri olmak üzere toplam 87 öğrenci araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Örneklem seçilirken bu programa devam etmekte olan fizik, kimya ve matematik lisans mezunları örnekleme dahil edilmiş, diğer öğrenciler örneklem dışında tutulmuştur. Araştırmacı tarafından geliştirilen eğitim durumu sınıf ortamında uygulanmış, uygulama süreci iki gözlemci tarafından izlenerek kayıt altına alınmış, uygulama sonrasında ise öğrenci görüşlerini değerlendirmek için bir anket uygulanmış daha sonra öğrencilerle grup odaklı görüşmeler yapılmıştır. Görüşme sonrasında elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiş ve yorumlanmıştır Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, aktif öğrenme ile hazırlanan eğitim durumunda farklı etkinliklerin birlikte uygulandığını, dersin sunumunda ve yapılan etkinliklerde öğretmenden çok öğrencinin merkezde olduğunu, öğrencilerin öğrenmeleri yönünde kendiliklerinden sorumluluk aldıklarını ortaya çıkarmıştır. Bunların yanı sıra, aktif öğrenme ile ilgili ders sürecinde elde edilen bilgilerinöğrenciler tarafından üretilmesi nedeniyle bilgilerin daha kaka ve etkin olduğu, yapılan ders içi ve ders dışı etkinliklerde öğrenci merkezli bir anlayışın hakim olduğu bunun sonucunda öğrencileri daha çok araştırmaya ve sorgulamaya yönelttiği öğrenciler tarafından belirtilmiştir. Diğer yandan aktif öğrenme ile hazırlanacak bir eğitim durumunda dikkat edilmesi gereken noktalar ise öğrenciler tarafından şöyle belirtilmiştir: Öncelikle eğitim ortamının ekip, donanım ve materyal açısından zengin olması, eğitim durumunu hazırlayacak olan öğretmenin öğrenme ve öğretme etkinliklerini iyi tanıması, aktif öğrenmenin sürekli olarak aynı ortamda uygulanmasının verimi düşürdüğü, aktif öğrenmenin her konu ve disipline uygun olmaması, kalabalık sınıflarda karşılaşılan uygulama güçlükleri, zamanın çok iyi planlanması. Aktif öğrenme günümüz toplumunun istediği ve ihtiyaç duyduğu insanın yetiştirilmesinde önemli bir görev üstlenebilir. Çünkü bu araştırmanın bulguları, aktif öğrenme ile işlenen dersin öğrenciler üzerinde olumlu bir etki bıraktığını ortaya koymuştur. Ayrıca öğrenmede kalıcılığı sağlamada, verimi en üst noktaya çekmede oldukça başarılı sayılmıştır. Sonuç olarak şunu diyebiliriz, üst düzey bilişsel basamakların kazandırılmasında önemli bir rol oynayabilecek olan aktif öğrenme, eğitim sürecinde kullanılabilir ve bu yolla yeni, çağdaş, katılımcı ve demokratik eğitim ortamları oluşturulabilir.
Lise 1. sınıf matematik öğretiminde kavram haritalarının farklı kullanım biçimlerinin öğrencilerin kavram haritası yapabilme düzeyi ve akademik başarılarına etkisi
Bu araştırmada, aşamalı kavram haritası tekniği ile aşamalı olmayan kavram haritası tekniği karşılaştınlarakjUygulanan tekniklerden hangisinin öğrencilerin akademik başarısını artırdığı ve kavram haritası yapabilme düzeyi üzerinde daha etkili olduğu incelenmiştir. Bu bağlamda araştırmacı tarafından, MEB Lise 1. sınıf matematik programında yer alan "Kümeler" ünitesi, kavram haritasının öğretimi ve akademik başarının ölçülmesi amacıyla seçilmiştir. Deneysel araştırma modeli kullanılarak yapılan bu çalışma 2004-2005 Güz Dönemi'nde yürütülmüştür. Maltepe Orhangazi Lisesi 9. sınıflarından iki grup üzerinde yürütülen araştırmada 25 kişiden oluşan 1. deney grubunda Aşamalı Olmayan Kavram Haritası Tekniği, 25 kişiden oluşan 2. deney grubunda Aşamalı Kavram Haritası Tekniği uygulanmıştır. Öğrencilerin geliştirdikleri kavram haritalarını değerlendirmek için Novak tarafından geliştirilen kavram haritası değerlendirme formu kullanılmıştır. Öğrencilerin ön test ve son testten aldıkları puanları değerlendirmek için ilişkisiz örneklemler t-testi hesaplanmıştır. Öğrencilerin son test puan ortalamaları ve kavram haritası puanlan arasındaki fark aşamalı kavram haritası tekniği uygulanan grup lehine anlamlı bulunmuştur. Aşamalı kavram haritası tekniğinin diğer tekniğe göre daha etkili olduğu ve matematik öğretimini daha etkili kıldığı görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Kavram Haritası, Matematik Öğretimi, Anlamlı Öğrenme, Akademik Başarı vı
Avrupa Dil Gelişim Dosyası uygulamasının öğretmen ve öğrenci görüşleri açısından değerlendirilmesi
Bir dil öğrenme aracı olarak, Avrupa Konseyi tarafından Konsey üyesi ülkelerde dil öğrenimi alanında ortak bir anlayışın oluşturulmasını ve öğrenen özerkliği yönünde bir adım atılmasını sağlamak amacıyla geliştirilen Avrupa Dil Gelişim Dosyası, 1998 yılı itibari ile üye ülkelerde deneme amaçlı olarak uygulanmaya başlamıştır. Bu çalışmada, Avrupa Dil Gelişim Dosyası' mn Terakki Vakfı Özel Şişli Terakki İlköğretim Okuhı'nda gerçekleştirilen pilot uygulamasının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Değerlendirmenin yapılabilmesi için, 6. sınıf düzeyinde öğrenim görmekte olan 231 öğrenci ve uygulamayı yürüten 7 ingilizce öğretmeninin görüşlerine başvurulmuştur. Öğrenci ve öğretmen görüşlerim almak amacıyla araştırmacı tarafından 18 sorudan oluşan öğrenci anketi ve 23 sorudan oluşan öğretmen anketi geliştirilmiş ve uygulamanın yapıldığı 2003-2004 öğretim yılının sonunda öğrenci ve öğretmenlere uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen öğretmen ve öğrenci görüşleri yüzde ve frekans hesapları yapılarak tablolaştınlmış ve yorumlanmıştır. Öğrenciler, Avrupa Dil Gelişim Dosyası'nın öğrenen özerkliğinin gelişmesine katkı sağladığım ifade etmişler ancak Avrupa Dil Gelişim Dosyası'nın sınıf içi dil öğrenme süreçlerinin iyileştirip iyileştirmediği konusunda kararsız kalmışlardır. Öğrenciler, ayrıca, uygulama için geliştirilmiş olan Avrupa Dil Gelişim Dosyası'nın kullanışlı olduğunu düşünmektedirler. Öğretmenler ise, Avrupa Dil Gelişim Dosyası'nın öğrenen özerkliğinin gelişmesine ve sınıf içi dil öğrenme süreçlerinin iyileştirilmesine katkı sağladığı yönünde görüş belirtmişlerdir. Ayrıca öğretmenler, uygulama için geliştirilen Avrupa Dil Gelişim Dosyası'nın kullanışlı olduğunu ve dersi planlama ve yürütme sürecini kolaylaştırdığım ifade etmişlerdir. vm
Öğretmenlerde yaşanan tükenmişlik sendromunun sınıf yönetimi sorunlarını çözme becerisine etkisi
Bu araştırmada, tükenmişlik düzeyi yüksek ilköğretim branş öğretmenlerinin sınıf yönetim sorunlarını nasıl ele aldıkları incelenmiştir. Araştırına kapsamına giren bireyler, Antalya ili sınırlan içindeki ilköğretim okullarında 2002-2003 eğitim öğretim yılında branş öğretmeni olarak görevini yürüten 100 öğretmen arasından tükenmişlik düzeyi yüksek olarak belirlenen 25 kişiden oluşmaktadır. Öğretmenlerin tükenmişlik düzeyleri "Maslach Tükenmişlik Envanteri" (Maslach, 1981) ile ölçülmüştür. Bireylerin özlük nitelMerini belirlemek için kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Sınıf yönetim becerilerini betimlemek amacıyla da yan yapüandırılmış görüşme tekniği uygulanmıştır. Tükenmişlik düzeyleri yüksek çıkan öğretmenlerin görüşmeler sonucu verdikleri yanıtlar, öğretmen öğrenci ilişkileri, öğretim sürecinin düzenlenmesi, olumlu öğrenci davranışlarına ve sınıf sorunlarına yaklaşım biçimleri şeklindeki bulgulara ulaşılmıştır. Araştırmanın sonuçlan şu şekilde özetlenebilir; 1. Tükenmişlik düzeyi yüksek ilköğretim branş öğretmenleri öğrenciler ile iyi ilişkiler kuramamaktadrr. 2. Tükenmişlik düzeyi yüksek ilköğretim branş öğretmenleri öğretim sürecini düzenlerken olumlu öğretim ortamı yaratamamakta, öğretimi daha etkili hale getirememektedir. 3. Tükenmişlik düzeyi yüksek ilköğretim branş öğretmenleri olumlu öğrenci davramşlanna ödüllendirerek yaklaşmakta ancak ödüllendirirken etkinlik peHştireçlerini, sosyal ve maddi pekiştireçleri çok az kullanmakta ve öğrencileri not ile ödüllendirmeyi tercih etmektedir. 4. Tükenmişlik düzeyi yüksek ilköğretim branş öğretmenleri sınıf içindeki olumsuz öğrenci davramşlarınm nedenlerini ailevi sebepler ya da yaş dönemi özellikleri gibi kendi kontrolleri dışında bir neden ile açıklamaktadrrlar.VI 5. Tükenmişlik düzeyi yüksek ilköğretim branş öğretmenleri sınıf içindeki sorun durumlarda olumsuz davranışı engellemek için bağırmayı, kızmayı ve küçük düşürmeyi tercih etmektedir.
Boğaziçi Üniversitesi'nde psikolojiye giriş dersi alan üniversite öğrencilerinin bilişsel biçemleri ile cinsiyetleri, alanları ve genel akademik başarıları arasındaki ilişki
Bu araştırmanın genel amacı, Boğaziçi Üniversitesi'nde Psikolojiye Giriş dersi alan üniversite öğrencilerinin bilişsel biçemleri ile cinsiyetleri, alanları ve genel akademik basanları arasında nasıl bir ilişkinin olduğunu belirlemek; aradaki farklılıklann istatistiksel olarak bir anlamlılık taşıyıp taşımadığım saptamaktır. Araştırma verileri, Richard J. Riding'in geliştirmiş olduğu bilgisayar temelli Bilişsel Biçemler Analizi (Cognitive Styles Analysis) kullanılarak; 74'ü kız, 42'si erkek olmak üzere toplam 116 öğrenci üzerinde yapılan uygulamadan elde edilmiştir. Öğrenci beyanları ve test uygulamasıyla elde edilen veriler, Pearson Ki-kare ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) gibi teknikler kullanılarak çözümlenmiş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda, uygulama yapılan öğrencilerin bilişsel biçemlerinin (bütüncül, orta ve analitik biçemler için) cinsiyetlerine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği saptanmıştır. Öğrencilerin bilişsel biçemleri ile alanlarına ilişkin çözümleme sonucunda ise, öğrencilerin alanlarının bilişsel biçemlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur. Genel akademik başatı açısından yapılan çözümleme sonucunda da öğrencilerin genel akademik başarılarının bilişsel biçemlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur.
Ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarının öğrencilerin bilişötesi becerileri üzerindeki etkisi
Bu çalışmada, ebeveyn tutumlarının öğrencilerin bilişötesi becerileri üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır Çalışmaya düz liseye ve süper liseye devam eden 305 öğrenci ve bu öğrencilerin ebeveynleri katılmıştır. Çalışmanın sonuçları niceliksel veriler kullanılarak elde edilmiştir. Niceliksel veriler, öğrencilerin ebeveynlerine uygulanan "Ebeveyn Çocuk Yetiştirme Tutum Ölçeği (PARI)" ve öğrencilere uygulanan "Bilişötesi ölçeği" ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde t testi istatistiği kullanılmıştır. Ebeveyn Çocuk Yetiştirme Tutum Ölçeği (aşırı koruyucu tutum, demokratik tutum, ev kadınlığı rolünü red, geçimsizlik, sıkı disipline dayalı baskıcı tutum) ve Bilişötesi Ölçeğin alt boyutları (farkındalık, kendini kontrol, bilişsel stratejiler, değerlendirme) kapsamında ayrı ayrı yapılan analizlerin sonuçlan, demokratik ebeveyn tutumunun değerlendirme becerisi üzerinde, annenin ev kadınlığı rolünü reddetmesinin bilişsel yöntemler, değerlendirme becerileri üzerinde, sıkı disipline dayalı baskıcı tutumunun da bilişsel stratejiler becerisi üzerinde olumlu etkisi olduğunu göstermektedir. Diğer tanımların bu beceriler üzerinde anlamlı bir etkisi tespit edilmemiştir. iv
Deniz Harp Okulu 1'inci sınıf öğrencilerinin mezun oldukları lise ve lisans ders grupları ile öğrenme stilleri ve akademik başarıları arasındaki ilişki
Bu araştırmada, Deniz Harp Okulu l'inci sınıf öğrencilerinin mezun oldukları lise kaynağı ve lisans ders grupları ile öğrenme stilleri ve akademik başarılan arasındaki ilişkiler ortaya konmaya çalışılmıştır. Araştırmada betimsel yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu; 2003-2004 eğitim ve öğretim yılında Deniz Harp Okulu Komutanlığı'nın l'inci sınıfinda öğrenim gören 231 öğrenciden oluşturulmuştur. Öğrencilerin öğrenme stillerini tespit etmek maksadıyla; Nurettin ŞİMŞEK tarafindan ortaöğretim ve yükseköğretim öğrencilerinin öğrenme stillerini (biçemlerini) tespit etmek amacıyla 2002 yılında geliştirilen "BİG 16 Öğrenme Biçemleri Envanteri" kullanılmıştır. Söz konusu envanter, uygulanan grubun öğrenme sırasında kullandığı öğrenme ortamı ve yöntemlerine ilişkin olarak, öğrencilerin sahip oldukları öğrenme stillerini; bedensel (kinesthetic), işitsel (auditory) ve görsel (visual) olmak üzere üç temel öğrenme stiline ayırmaktadır. Öğrencilerin akademik basanlarına ilişkin olarak da, 2003-2004 eğitim ve öğretim yık l'inci dönem sonu notlan kullanılmıştır. Veri çözümlemesi esnasında, değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı ve ortalamalar arasında farklılık olup olmadığını tespit etmek amacıyla Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA)'nden istifade edilmiştir. Ortalamalar arasında çoklu kaşılaştırma gerektiği durumlarda da "Tukey HSD" testinden yararlanılmıştır. Söz konusu işlemler "SPSS 9.01" paket programı vasıtasıyla, 0.05 anlamlılık düzeyinde yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda; - Deniz Harp Okulu l'inci sınıf öğrencilerinin BİG 16 Öğrenme Stilleri (Biçemleri) Envanterinden aldıklan görsel, işitsel ve bedensel stil puan ortalamalan arasında 0.05 manidarlık düzeyinde anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Aynca, öğrenme stili puan ortalamalan arasında, yine 0.05 manidarlık düzeyinde en yüksek olanın, "görsel öğrenme stili" puanlan olduğu tespit edilmiştir. -II-- Deniz Harp Okulu Find sınıf öğrencilerinin sahip oldukları öğrenme stilleri ile lise kaynağı (askeri lise-sivil lise) arasında 0.05 manidarlık düzeyinde anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. - Deniz Harp Okulu l'inci sınıf öğrencilerinin envanterden aldıkları öğrenme stili puanlan ile ders gruplarına göre akademik başarılan arasında 0.05 manidarlık düzeyinde bir ilişki olup olmadığı araştırılmış ve yalnızca "savaş beden eğitimi dersi notlan" ile "bedensel öğrenme stili puanlan" arasında (r=0.13; p=0.05) ve yine "savaş beden eğitimi dersi notlan" ile "görsel öğrenme stili puanlan" arasında (r=0.15; p=0.02) pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. - Farklı öğrenme stili gruplarındaki öğrencilerin, belirli bir ders grubuna ait akademik başarılan arasında 0.05 düzeyinde anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. -III-
İlköğretim okullarındaki öğretmelerin bilgisayar öz-yeterlilik algıları ile bilgisayar destekli öğretim yönteminin yararına ilşkin inançları arasındaki ilişki
Bu çalışmada, en az 3 yıldır Bilgisayar Destekli Öğretim Yöntemini kullanan toplam 84 ilköğretim öğretmenlerinin birinci aşamada bilgisayar öz-yeterlik algılarının ne olduğu ve cinsiyetlerine, kıdemlerine ve branşlarına göre ferklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. İkinci aşamada ise söz konusu öğretmenlerin BDÖ yönteminin yararına ilişkin inançlarının ne olduğu ve cinsiyetlerine, kıdemlerine ve branşlarına göre ferklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Son olarak da bu öğretmenlerin BDÖ yönteminin yararına ilişkin inançları ile bilgisayar öz-yeterlik algılan arasındaki ilişki araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemi, BDÖ yöntemini en az 3 yıldır etkin olarak kullanan 1 özel, 4 devlet okulunda görev yapan farklı branşlardaki 84 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafindan geliştirilen iki ayrı ölçek ile toplanmıştır. Birincisi, "Bilgisayar Destekli Öğretim Yönteminin Yararlarına İlişkin inançları Belirlemeye Yönelik Ölçek", ikincisi ise, "Bilgisayar Öz-yeterlik Algısı Ölçeği"dir. Araştırmada problem ve alt problemlere cevap ararken yüzde, frekans, t- testi, tek yönlü varyans analizi, Scheffe testi ve Pearson korelasyon katsayısı hesaplama yöntemleri kullamlrmştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; BDÖ yöntemini en az 3 yıldır kullanan öğretmenlerin BDÖ yönteminin yararına ilişkin inançlarına ait puanlarının ortalaması, katılıyorum seçeneğine (4 değeri) çok yalan olan 3.87 olarak bulunmuştur. Bu da öğretmenlerin bilgisayar destekli öğretim yönteminin yararına inandıklarım göstermektedir. Öğretmenlerin BDÖ yönteminin yararına ilişkin inançlarının cinsiyetlerine, kıdemlerine ve branşlarına göre değişmediği saptanmıştır. Öğretmenlerin bilgisayar öz-yeterlik algı puanlan ortalaması 3.65 olarak bulunmuştur. Bu sonuç, öğretmenlerin bilgisayar öz-yeterlik algı puanlarının yüksek olduğunu göstermiştir. Öğretmenlerin bilgisayar öz-yeterlik algılan cinsiyet ve branşa göre değişmezken, kıdeme göre değişmektedir. 3-10 yıllık deneyime sahip olan 111öğretmenlerin bilgisayar öz-yeterîik algılarının 21 yıl ve üzerinde olan gruba göre daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. BDÖ yöntemini kullanan öğretmenlerin bilgisayar öz-yeterlik algı puanlan ortalaması ile BDÖ yönteminin yararına ilişkin inançlarına ait puanlarının ortalamasının yüksek çıktığı görülmüş ve bilgisayar öz-yeterîik algılan ile BDÖ yönteminin yararına ilişkin inançları arasında pozitif bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bu sonuç, öğretmenlerin bilgisayar öz-yeterlik algılarının yüksek olmasının, BDÖ yönteminin yararına inanma düzeylerini de olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. IV
İlköğretim 5. sınıf bilgiler dersi "güzel yurdumuz Türkiye" ünitesi için sosyo-kültürel oluşturmacı ve geleneksel öğrenme ortamının öğrenenlerin akademik başarılarına, öğrenme kalıcılığına ve görüşlerine etkisi
Bu araştırma ile ilköğretim 5. sınıf Sosyal Bilgiler dersi "Güzel Yurdumuz Türkiye" ünitesi için uygulanan sosyo-kültürel oluşturmacı ve geleneksel öğrenme ortamının, öğrenenlerin akademik başarıları, öğrenmenin kalıcılığı ve öğrenen görüşleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Öntest-sontest kontrol gruplu deneysel araştırma modeli kullanılarak yapılan bu araştırma, 2004-2005 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde, Mustafa Eravutmuş İlköğretim Okulu'nda yansız olarak seçilen iki 5. sınıf üzerinde yapılmıştır. Denel işlemin yürütüleceği grupları seçmek amacıyla okuldaki 5. sınıf öğrenenlerinin 4. sınıftaki ağırlıklı yıl sonu basan ortalamalarının istatistiksel olarak anlamlı olup olmadığı bağımsız gruplar t-testi ile kontrol edilmiştir. T-testi sonuçlarına göre, farklılığın istatistiksel olarak anlamsız ve en az olduğu üç grup belirlenmiş ve bunlar arasından tesadüfi olarak iki grup seçilmiştir. Bu iki grup arasından da, yine tesadüfi yöntemle; bir grup deney grubu, diğer grup kontrol grubu olarak seçilmiştir. Araştırma kapsamında, 13 kız, 29 erkek olmak üzere toplam 42 öğrenen, deney grubunu oluştururken; 16 kız, 25 erkek olmak üzere toplam 41 öğrenen de kontrol grubunu oluşturmuştur. Araştırmadan elde edilen veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen basan testi ile toplanmıştır. Basan testinin kapsam geçerliğinin sağlanmasından sonra, güvenirlik çalışması için, 6. sınıfa devam eden 117 öğrenenin katıldığı ön uygulama yapılmış ve ön uygulama sonuçlanna göre, basan testinin ortalama güçlüğü 0.51, Cronbach Alpha (d) güvenirlik katsayısı 0.70 olarak bulgulanmıştır. Deney ve kontrol gruplannın deney öncesi benzerlik derecelerini ve gruplann üniteyle ilgili ön bilgilerini belirlemek amacıyla, deney ve kontrol gruplanna öntest uygulanmıştır. Uygulama öncesinde, araştırmacı tarafından, oluşturmacı yaklaşımın ilkeleri göz önünde bulundurularak çerçeve ders planları yapılmış ve uygulama sürecinde bu planlann deney grubu öğrenenleriyle birlikte düzenlenmesi ve uygulanması sağlanmıştır. Deney grubunda oluşturmacı yaklaşıma uygun öğrenme ortamı düzenlenip düzenlenmediği "Oluşturmacı Öğrenme Ortamı Ölçeği" kullanılarak kontrol edilmiştir. Geleneksel yöntemin uygulandığı kontrol grubunda ise, ders planlan sınıf öğretmeni tarafından yapılmış ve bu planlar araştırmacı öğretmen tarafından geleneksel yaklaşıma uygunluğu yönünden kontrol edilmiştir. vuYaklaşık 6 hafta süren uygulamadan 1 hafta sonra, basan testi, sontest olarak, sontestin uygulanmasından 6 hafta sonra ise kalıcılık testi olarak, deney ve kontrol grubunda eş zamanlı olarak uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler, aritmetik ortalama, standart sapma ve Tek Faktörlü Kovaryans Analizi ile çözümlenmiştir. Araştırmadan elde edilen birinci bulgu, deney ve kontrol gruplarının öntest puanlan kontrol altına alındığında, oluşturmacı öğrenme ortamı uygulanan deney grubunun, geleneksel öğrenme ortamı uygulanan kontrol grubundan, akademik basan bakımından daha başarılı olduğunu ortaya koymuştur. Bu bulgu, araştırmanın birinci hipotezini desteklemiştir. Araştırmadan elde edilen ikinci bulgu, her iki grubun sontest puanlan kontrol altına alındığında, oluşturmacı öğrenme ortamı uygulanan deney grubunun, geleneksel öğrenme ortamı uygulanan kontrol grubundan, öğrenmenin kalıcılığı bakımından daha başanlı olduğunu ortaya koymuştur. Bu bulgu, araştırmanın ikinci hipotezini desteklemiştir. Araştırmadan elde edilen üçüncü bulgu, oluşturmacı öğrenme ortamının, öğrenenlerin görüşlerini olumlu yönde etkilediğini ortaya koymuştur. Araştırma sonucunda; deney grubu öğrenenleri ile kontrol grubu öğrenenleri arasında, akademik basan ve öğrenmenin kalıcılığı bakımından deney grubu öğrenenleri lehine anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmış; aynı zamanda, oluşturmacı yaklaşımın, deney grubu öğrenenlerinin görüşlerini olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. vııı
Sosyal bilgiler öğretiminde eleştirel düşünme: ilköğretim 5. sınıf sosyal bilgiler öğretiminde, öğretmenlerin eleştirel düşünme becerilerini geliştirmek için uyguladıkları etkinliklerin değerlendirilmesi
Bu araştırma, 2006-2007 eğitim-öğretim yılında ilköğretim beşinci sınıf sosyal bilgiler öğretiminde, öğretmenlerin eleştirel düşünme becerilerini geliştirmek için ne tür etkinlikler yaptıklarını ve bu konuda karşılaştıkları sorunların neler olduğunu saptamak amacıyla, tarama modelinde tasarlanmıştır.Öğretmenlerin eleştirel düşünme becerilerini geliştirmek için ne tür etkinlikler uyguladıklarını ve karşılaştıkları sorunların neler olduğunu ortaya çıkarmak için, anket ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Öğretmen görüşleri beşli likert tipli anket ile toplanmıştır, anketle toplanan verileri desteklemek, öğretmenlerin verdiği bilgileri doğrulamak amacıyla öğretmenlerle yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Görüşme sırasında veri kaybını önlemek amacıyla, öğretmenlerden izin alarak konuşmalar ses kayıt cihazıyla kaydedilmiştir. Anket ve görüşme öğretmenlerle birebir görüşülerek araştırmacı tarafından kaydedilmiştir.Araştırma sürecinde elde edilen bilgiler ışığında var olan sorunları tespit ederek çözüm önerileri sunmak için toplanan veriler tanımlanmış ve SPSS programına yüklenmiştir.Anketin birinci bölümü kişisel bilgilerden oluşmaktadır. Anket ile elde edilen verilerin analizinde istatistiksel teknik olarak ilk dört soru için betimsel analiz (frekans dağılımı ve aritmetik ortalama, standart sapma) uygulanmıştır. Diğer soruların analizinde ise parametrik testlerden tek yönlü varyans analizi (anova) ve LSD testi yapılmıştır.Anketin ikinci bölümü dört alt bölümden oluşmuştur. Anket ile elde edilen verilerin analizinde; anketin birinci bölümü olan sosyal bilgiler programında yer alan eleştirel düşünme becerileri ile ilgili etkinliklerin uygulandığı ortam; ikinci bölümü eleştirel düşünme becerilerini geliştirmede kullanılan etkinlikler; üçüncü bölümü eleştirel düşünme becerilerini geliştirmede karşılaşılan sorunlar ve son bölümü değerlendirme adı altında toplanmıştır.Araştırma sonucundan elde edilen bulgular aşağıdaki gibi özetlenebilir:1.Öğretmenler, sosyal bilgiler programında yer alan eleştirel düşünme becerileri ile ilgili etkinlikler uygularken karşılaşılan güçlükleri ?Öğrenci seviyesine uygun olmaması?, ?Araç-gereçlerin yetersiz olması?, ?Zaman yetersiz kalmaktadır? şeklinde ifade etmişlerdir.2.Sosyal bilgiler programında yer alan eleştirel düşünme becerileri ile ilgili etkinlikler dışında uygulanan farklı etkinliklerle ile ilgili öğretmenlerin ?Farklı etkinliklere yer vermedikleri? sonucu çıkmıştır.3.Sosyal bilgiler programında yer alan eleştirel düşünme becerileri ile ilgili etkinliklerin değerlendirilmesi ile ilgili öğretmenlerin ?Uygulama yapılacak ortam, Zaman, Ekonomik külfet ? gibi sorunlar yaşadıkları sonucuna ulaşılmıştır.4. Genel olarak değerlendirdiğimizde beşinci sınıf sosyal bilgiler dersinde eleştirel düşünme ile ilgili oluşturulan sınıf ikliminin, uygulanan etkinliklerin, etkinliklerin değerlendirilmesinin ve karşılaşılan sorunların; mezun olunan fakülte, kıdem, okulun sosyo-ekonomik düzeyi ve sınıf mevcudu açısından karşılaştırılmasına ilişkin bulgulardan elde edilen sonuçlara bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmıştır: Öğretmenin kıdemine göre kullanılan etkinliklerde öğretmeni model alarak öğrenmelerine, sınıf mevcuduna göre kullanılan etkinliklerde öğretmenin sunumuna dayalı öğrenmelerine ilişkin, öğretmenin kıdemine göre sınıf ikliminde öğretmenin rolüne ilişkin, sınıf mevcuduna göre karşılaşılan sorunlarda sınıf ortamına ilişkin alt boyutları dışında anlamlı bir farklılık görülmemiştir.Araştırma verileri doğrultusunda uygulamaya yönelik olarak geliştirilen öneriler şunlardır: Öğretmenler tarafından sosyal bilgiler programında yer alan eleştirel düşünme becerileri etkinlikleriyle ilgili karşılaşılan sorunlar program geliştirme uzmanlarınca göz önünde bulundurulmalıdır. Eleştirel düşünme becerileri etkinliklerini kazandırmada öğretmenlere büyük sorumluluklar düşmektedir. Dolayısıyla bu eğitimi verecek öğretmenlerin eleştirel düşünme becerilerini kazanabilmeleri ve eleştirel düşünme eğitimi verebilmeleri için, kendi uzmanlık alanlarında düşünme becerilerini temel alan öğretim etkinliklerine yönelik hizmet içi kurslar düzenlenmelidir. Öğretmenler için programda yer alan becerilerin kazandırılmasına yönelik sınıf yönetiminin sağlanmasına ve eleştirel düşünme becerilerinin kazandırılmasına yönelik eğitim seminerleri verilmelidir. Eleştirel düşünme becerilerinin öğrenciye kazandırılabilmesi için sınıfın fiziksel koşulları ideal duruma getirilmelidir.
Yabancı uyruklu öğrencilerin Türkiye'deki eğitime etkileri
Bu araştırmada yabancı uyruklu öğrencilerin Türkiye'deki eğitime etkisi konusunda Çankırı il merkezindeki meslek liselerinde görev yapan idareci ve öğretmenlerin görüşlerinin alınması amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemiyle yapılmış olup araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır, araştırmanın verileri, betimsel analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Literatür incelendiğinde çalışmaların ilk ve ortaokul seviyesinde olduğu ve çalışmaların çoğunun yabancı uyruklu öğrencilerin Türkiye'de eğitime uyum konusunda yaşadıkları sorunlar ve çözüm önerileri üzerine olduğu görülmüştür. Lise seviyesinde yabancı uyruklu öğrencilerin en çok eğitim gördüğü meslek liseleri ile ilgili ve Türkiye'deki eğitime etkisi ile ilgili bir çalışmaya ulaşılamamıştır. Bu kapsamda çalışma grubu olarak 2021-2022 eğitim öğretim yılında Çankırı il merkezindeki meslek liselerinde görev yapmakta olan 3 idareci, 6 kültür ve 6 meslek ders öğretmeni belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin ve yöneticilerin yabancı uyruklu öğrencilerin lise seviyesinde genellikle meslek liselerinde eğitim görmelerine ilişkin olarak; dil yetersizliği nedeniyle uygulama derslerinin çok olması, üniversite eğitiminden çok meslek edinme hedefleri olması, sınıf geçmenin daha kolay olduğunun düşünülmesi, yerleştirmede karar verenler tarafından meslek liselerine yönlendirilmeleri tespit edilmiştir. Okullarda eğitime kabul edilmeden önce Türkçe eğitiminden geçirilerek başarılı olanların örgün eğitime dahil edilmesinin hem yabancı uyruklu öğrenciler hem de Türk öğrenciler için önemli olduğu, yabancı uyruklu öğrencilerin üniversiteye yerleştirme sürecinde tanınan hakların pozitif ayrımcılık olarak görüldüğü ve öğrenci ve öğretmenlere kapsayıcı eğitim verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bilişsel koçluk yöntemiyle öğretilen bilişsel farkındalık stratejilerinin altıncı sınıf sosyal bilgiler dersinde öğrencilerin epistemolojik inançlarına, bilişsel farkındalık becerilerine, akademik başarılarına ve bunların kalıcılıklarına etkisi
Bu çalışmada, bilişsel koçluğa dayalı bilişsel farkındalık stratejileri temel alınarak yapılan öğretimin, epistemolojik inançlara, bilişsel farkındalık becerilerine ve akademik başarıya ve bunların kalıcılığına etkisi araştırılmıştır. Araştırma deneysel araştırma modellerinden biri olan ön test-son test kontrol gruplu deneme modeline göre desenlenmiştir. Çalışmada gruplar iki kontrol ve bir deney grubu desenine göre oluşturulmuştur. Araştırmacı deney ve ikinci kontrol gruplarının derslerine ilgili ünitede girmiş, birinci kontrol grubunun dersi sınıf öğretmenince yürütülmüştür.Araştırma 2007-2008 öğretim yılı bahar döneminde Adana İli Seyhan İlçesindeki yer alan İsmet İnönü, Celalettin Seyhan ve Töbank İlköğretim Okullarının altıncı sınıf öğrencileri üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada deney grubunda 20 öğrenci; birinci kontrol grubunda 25 öğrenci ve ikinci kontrol grubunda ise 25 öğrenci olmak üzere toplam 70 öğrenci, çalışma grubunda yer almıştır. Gruplar; ``Ülkemizin Kaynakları Başarı Testti'', ``Bilişsel Farkındalık Ölçeği'', ``Epistemolojik İnançlar Ölçeği'' ve ``SED'' ön test sonuçları dikkatte alınarak eşitlenmiştir.Araştırma süresince elde edilen veriler, SPSS 15.0 istatistik paket programı aracılığıyla çözümlenmiştir. Verilerin aritmetik ortalamaları, standart sapmaları betimsel olarak verildikten sonra, tek yönlü varyans analizi (Anova) ve kovaryans analizleri (Ancova) ile korelasyon analizleri yapılmıştır.Sonuç olarak, başarı testinden elde edilen toplam, hatırlama, anlama ve üst düzey kazanım puanları açısından deney grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Başarı testi kalıcılık puanları açısından ise toplam, anlama, üst düzey kazanım puanları açısından deney grubu lehine anlamlı bir farklılık gözlenirken hatırlama puanı açısından ise birinci kontrol grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Bilişsel farkındalık ölçeğinden elde edilen bulgulara bakıldığında, kendini denetleme, değerlendirme, farkında olma ve bilişsel stratejiler açısından deney grubu lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Farkında olma boyutunda son test puanları açısında deney grubu ile birinci kontrol grubu ve deney grubu ile ikinci kontrol grupları arasında anlamlı bir farklılaşma bulunurken birinci kontrol ve ikinci kontrol grupları arasında anlamlı bir farklılaşma bulunamamıştır. Bilişsel farkındalık ölçeğinin kalıcılık puanları açısından ise farkında olma boyutunda deney grubu lehine anlamlı farklılık bulunurken, bilişsel stratejiler ve değerlendirme boyutlarında deney grubu lehine anlamlı bir farlılık bulunamamıştır. Buna karşın ikinci kontrol grubu kendini denetleme boyutunda kalıcılık testinde anlamlı farklılaşma göstermiştir. Epistemolojik inançlar ölçeğine baktığımızda ise öğrenmenin çabaya bağlı olduğuna dair inanç boyutunda deney grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunamamıştır Öğrenmenin yeteneğe bağlı olduğuna dair inanç boyutundaysa deney grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Tek bir doğrunun olduğuna dair inanç boyutunda son test sonuçlarına baktığımızdaysa deney grubu lehine anlamlı bir farklılaşma bulunmuştur. Deneysel desenin epistemolojik inançlar ölçeğinin kalıcılık üzerindeki etkisine baktığımızdaysa öğrenmenin çabaya bağlı olduğuna dair ve öğrenmenin yeteneğe bağlı olduğuna dair inanç boyutlarında deney grubu lehine anlamlı bir farklılaşma bulunmuştur. Epistemolojik inanç ölçeği öğrenmenin yeteneğe bağlı olduğuna dair inançta kalıcılık açısından deney grubu ile birinci kontrol ve birinci ikinci kontrol grupları arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmuştur. Tek bir doğrunun olduğuna dair inanç boyutundaysa kalıcılık puanları acısından gruplar arasında anlamlı bir farklılaşma bulunamamıştır. Araştırmanın nitel bulgularına bakıldığındaysa bilişsel koçluk yöntemiyle öğretilen bilişsel farkındalık stratejisi uygulama adımlarıyla ilgili olarak deney grubundaki öğrenciler dersi olumlu değerlendirdiklerini, konuyu daha iyi anladıklarını ve bilişsel farkındalık becerilerini kazanıp diğer derslerde de uyguladıklarını belirtmişlerdir.
İlköğretim beşinci sınıf sosyal bilgiler programında belirlenen değerlerin kazanım düzeyleri ve bu süreçte yaşanılan sorunların değerlendirilmesi
Toplumların değişen beklenti ve istekleri toplumun yapı taşı olan insanların yaşama tarzlarının ve anlayışlarının değişmesiyle şekillenir. Düşünebilen ve düşündükleriyle hareket edebilen varlık insan yaşadığı toplumu yönlendirdiği gibi, yaşadığı toplum tarafından da yönlendirilmektedir.Saygın ve değerli bireylerin varlığı her toplum için önemli olduğu kadar Türk Toplumu içinde önemlidir. Bu düşünce ile 2005 yılında yenilenen ilköğretim programında bireylerin kişisel gelişimlerine yardımcı olan değerlerin eğitimi geniş yer almaktadır. Bu araştırma İlköğretim Beşinci Sosyal Bilgiler programında yer alan değerlerin (adil olma, sorumluluk, dayanışma ve tarihsel mirasa duyarlılık) eğitimi ile ilgilidir. Beşinci sınıf öğrenci ailelerinin sosyo-ekonomik düzeyi ve ailelerin öğrenim düzeylerinin öğrencilerin değerleri kazanım sürecinde etkileri Adana ili merkez ilçelerinde (Seyhan-Yüreğir) yer alan 20 okulda araştırılmıştır.Araştırmada farklı sosyo-ekonomik düzeyde bulunan okullar seçilip öğrencilerin ahlaki gelişim düzeylerini belirlemek amacı ile beşinci sınıf öğrencilerinden oluşan örnekleme her değer için farklı öykülerden oluşan (adil olma, sorumluluk, dayanışma, tarihsel mirasa duyarlılık) ahlaki ikilem formları uygulanmıştır. Öğrencilerin sosyo-ekonomik düzeyleri göz önüne alınarak değerleri kazanım düzeyleri karşılaştırılmıştır. Araştırmada 82 tane beşinci sınıf öğretmeni ile anket çalışması yapılmıştır. Ankette değer kazanımı sürecinde öğretmenlerin karşılaştıkları sorunlar ve öğrencilerin değerleri kazanım düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca ankete katılan öğretmenlerden dokuzu ile görüşme yapılmıştır. Görüşme sürecinde öğretmenlere değer öğretiminde yaşanılan güçlükler, öğrenci değer kazanımına programın, aile öğrenim düzeyinin ve ailenin sosyo-ekonomik düzeyinin etkisi ile ilgili sorular sorulmuştur.Nitel ve nicel veri toplama teknikleri ile elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılmıştır. SPSS 11 istatistik programı ile verilerin analizi yapılmış ve bulgular karşılaştırılmıştır. Öğrenci ve öğretmenlerle yapılan çalışmaların sonuçları benzerlik taşımaktadır.Öğrencilere uygulanan ahlaki ikilem formlarına göre sosyo-ekonomik düzeyin değer kazanımında farklılık yaratmadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin adil olma, sorumluluk, dayanışma ve tarihsel mirasa duyarlılık değerlerini kazanım düzeyleri Kohlberg'in ahlaki gelişim kuramına göre ikinci düzey olan geleneksel düzeyde yer almaktadır. Öğretmenler ise öğrencilerin değer kazanımında yetersiz olduklarını ve bunun ailelerin öğrenim düzeylerinden kaynaklı olabileceğini belirtmişlerdir. Alt sosyo-ekonomik düzey ve üst sosyo-ekonomik düzey öğrencilerin değer kazanımında kimi zaman olumlu bir etken iken, kimi zaman olumsuz etken olarak ortaya çıkmaktadır.Araştırma kapsamında elde edilen bulgulara göre öğrencilerin değer kazanımı Kohlberg'in ahlaki gelişim kuramına göre genel olarak olması gereken düzeydedir. Ancak yüksek öğrenimi tamamlamış ailelerin çocukları değer kazanımında öğrenim düzeyi düşük velileri olan öğrencilere göre daha başarılı oldukları belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Değerler Eğitimi, Adil Olma, Sorumluluk, Dayanışma, Tarihsel Mirasa Duyarlılık
İlköğretim beşinci sınıf matematik öğretiminde uygulanan ölçme ve değerlendirme yaklaşımlarının öğretmen ve öğrenci görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi
Bu araştırma, 2005?2006 öğretim yılında uygulanmaya başlanan ilköğretim beşinci sınıf matematik öğretim programının alternatif ölçme ve değerlendirme boyutu hakkındaki öğrenci ve öğretmen görüşlerini belirlemek; ayrıca, öğretmen ve öğrencilerin sınıf içi uygulamalarında karşılaştıkları sorunları ortaya çıkarmak amacı ile yapılmıştır. Araştırma nitel ve nicel yöntemlerin birlikte kullanıldığı tarama modelinde bir çalışmadır.Araştırmanın evrenini Adana ili merkez ilçelerinde (Seyhan, Yüreğir) Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi ilköğretim okullarının beşinci sınıfında görev yapan sınıf öğretmenleri ve bu sınıflarda okuyan öğrenciler oluşturmuştur. Örneklem seçimi nicel ve nitel veriler için iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Nicel veriler için araştırmanın örneklemini oransız küme örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenen 226 beşinci sınıf öğretmeni ve 881 öğrenci oluşturmuştur. Nitel verilerin çalışma grubunu ise anketten elde edilen veriler doğrultusunda, ölçüt örnekleme yöntemine göre belirlenen 25 beşinci sınıf öğretmeni ve 45 öğrenci oluşturmuştur. Gözlem yapılan sınıfın seçiminde ise tipik durum örnekleme yöntemi kullanılmıştır.Veriler, araştırma kapsamında geliştirilen ?Ölçme ve Değerlendirme Anketi? (ÖDA), yarı yapılandırılmış görüşme formları, yapılandırılmamış gözlem ve doküman incelemesi aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde betimsel istatistikler (frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma), kay kare analizi, faktör analizi, korelasyon, t testi, varyans analizi, Kruskal Wallis, Mann-Whitey U ve içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlar şöyle özetlenebilir:1) İlköğretim beşinci sınıf öğretmen ve öğrencilerinin matematik dersinde alternatif ölçme ve değerlendirmenin amaçlarına katıldıkları ve alternatif ölçme ve değerlendirme etkinliklerini sınıf içinde genel olarak uygulayabildikleri,2) Öğrencilerin matematik dersinde alternatif ölçme ve değerlendirmenin amaçlarına ilişkin en çok matematik dersindeki konuları günlük hayatta kullanabilmelerine yardımcı olduğu, akıl yürütme, problem çözme, araştırma becerilerini geliştirdiği,3) Öğrencilerin alternatif ölçme ve değerlendirme niteliğindeki ödevleri hazırlamaktan hoşlandıkları,4) Ölçme araçları hazırlanırken en fazla öğrenci seviyesine ve kazanımlara önem verildiği; ayrıca bu ölçme araçlarının kavrama ve uygulama düzeyinde oluşturulduğu,5) Geleneksel ölçme araçlarının puanlanmasında soruların zorluk derecesi ve öğrencilerin bilgi düzeyleri önem kazanırken; alternatif ölçme araçlarının puanlanmasında ise öğrencilerin bireysel yetenekleri ve günlük performansları ön planda olduğu,6) Sınıflarda, ölçme araçlarından gözlem, kısa cevaplı sorular, görüşme ve çoktan cevaplı soruların en sık; proje ödevi, tutum ölçeği, performans görevi, rubrik ve akran değerlendirmesinin ise en az kullanıldığı,7) Değerlendirme sürecinde, öğretmenlerin en sık düzeyde; matematik ders süresinin az olması, kalabalık sınıf mevcutları, değerlendirme formlarının doldurulmasının zaman alması, sunum için gerekli sürenin olmaması, ölçme ve değerlendirme konusunda bilgi eksikliği, öğrencilerin alternatif ölçme ve değerlendirmenin amaçlarını tam anlamamaları, öğrencilerin bilgiye hazır ulaşmaları, ödevlerin veliler tarafından yapılması, okul dışında grup ödevinin hazırlanamaması, öğrenciler tarafından değerlendirme formlarının objektif doldurulmaması ve değerlendirme formlarına ilişkin ölçütlerin çok olması gibi nedenlerden ötürü bazı sorunlar yaşadıklarını belirtmişlerdir. Bunun yanı sıra, öğrenciler de çok fazla sayıda performans görevi ve proje ödevi hazırladıklarını, ödevleri hazırlarken gerekli kaynağa ulaşmakta zorlandıklarını ve grup ödevleri için okul dışında görüşemediklerini ifade etmişlerdir.Bu sonuçlar doğrultusunda, öğretmen ve öğrencilerin alternatif ölçme ve değerlendirme yaklaşımları hakkında olumlu görüşlere sahip oldukları ancak uygulama aşamasında bazı sorunlar yaşadıkları görülmektedir. Araştırmanın sonunda bu sorunların giderilmesine yönelik önerilere de yer verilmiştir.
Çoklu zekâ kuramı destekli proje tabanlı öğrenme yönteminin sosyal bilgiler dersinde akademik başarı, tutum ve kalıcılığa etkisi
Bu araştırmanın temel amacı; ilköğretim dördüncü sınıf sosyal bilgiler dersinde kullanılan çoklu zekâ kuramı destekli proje tabanlı öğrenme yönteminin işe koşulduğu grup (deney grubu) ile ilköğretim dördüncü sınıf sosyal bilgiler programı doğrultusunda öğretimin işe koşulduğu grubun (kontrol grubu) sosyal bilgiler dersine ilişkin tutumları, akademik başarıları ve kalıcılık puanları arasında anlamlı bir fark olup olmadığını sınamaktır.Araştırma, öntest-sontest kontrol gruplu deneme modelinde tasarlanmıştır. Uygulama, 2007-2008 eğitim-öğretim yılı güz yarıyılında, Adana İli Ceyhan ilçesinde bulunan alt sosyo-ekonomik düzeydeki bir devlet ilköğretim okulunun iki dersliğinde okuyan toplam 50 öğrenci üzerinde, iki haftası hazırlık olmak üzere sekiz hafta süreyle gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada, çoklu zekâ kuramı destekli proje tabanlı öğrenme yönteminin etkililiğini sınamak için aynı okulda ters devrelerde bulunan bir deney ve bir kontrol grubu seçilmiştir. Deney grubunda dersler, çoklu zekâ kuramı destekli proje tabanlı öğrenme yöntemi, kontrol grubunda ise 2005?2006 Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programında belirtilen içerik doğrultusunda işlenmiştir. Dersler, deney grubunda araştırmacı, kontrol grubunda ise sınıf öğretmeni tarafından yürütülmüştür.Araştırma, ?öntest-sontest kontrol gruplu? deneme modeline göre desenlenmiştir. Ancak gruplar bütün özellikleriyle eşitlenemediğinden bu yönüyle yarı deneysel bir çalışma olarak nitelendirilebilir. Araştırmada deney ve kontrol gruplarına, deneysel işlemler başlamadan önce ve deneysel işlemlerin bitiminde ?Sosyal Bilgiler Dersine İlişkin Tutum Ölçeği? ve ?Sosyal Bilgiler Dersi Başarı Testi? uygulanmıştır. Deneysel işlem başlamadan önce bütün gruplardaki öğrencilerin çoklu zekâ alanlarına yönelik tercihlerini belirlemek amacıyla ?Teele Çoklu Zekâ Envanteri? uygulanmıştır. Araştırmada başarı testi ve tutum ölçeğinden elde edilen veriler üzerinde, istatistiksel teknik olarak kovaryans analizi kullanılmıştır. Analizlerde anlamlılık düzeyi p<.05 olarak alınmıştır.Araştırmada, başarı testi ve tutum ölçeğinden elde edilen sontest puanları açısından deney ve kontrol grupları arasında deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunurken, kalıcılık puanları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bu sonuçlar göz önüne alındığında, çoklu zekâ kuramı destekli proje tabanlı öğrenme yönteminin öğrencilerin sosyal bilgiler dersindeki akademik başarılarını arttırmada ve derse ilişkin tutumlarını olumlu yönde geliştirmede etkili olduğu söylenebilir.Anahtar Kelimeler: Çoklu Zekâ Kuramı, Proje Tabanlı Öğrenme, Sosyal Bilgiler
Dokuzuncu sınıf öğrencilerinin öğrenme stilleri ve çoklu zekâ alanlarının incelenmesi
Bu araştırma ile; dokuzuncu sınıf öğrencilerinin cinsiyet, anne-baba eğitim düzeyi ve okul türü değişkenlerine göre öğrenme stilleri puanları ile çoklu zekâ alanları puanlarının anlamlı bir şekilde farklılaşıp farklılaşmadıkları; öğrencilerin öğrenme stilleri puanları, çoklu zekâ alanları puanları ve akademik başarıları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı, çoklu zekâ alanları puanlarının öğrenme stilleri puanlarını ne kadar yordadığı araştırılmıştır.Araştırmanın evrenini Adana ili Seyhan ve Çukurova merkez ilçelerinde yer alan, 2008-2009 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören, özel ve devlet ortaöğretim kurumları dokuzuncu sınıf öğrencileridir. Araştırma oranlı küme örnekleme yoluyla tesadüfi olarak seçilen 254'ü devlet okullarında ve 264'ü özel okullarda okuyan öğrenciler olmak üzere, 235 erkek, 283 kız ve toplamda 518 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın modeli ilişkisel taramadır. Araştırmada üç veri toplama aracı kullanılmıştır. Bunlar; araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kişisel Bilgi Formu?, Seber (2001) tarafından geliştirilen ?Çoklu Zekâ Alanlarında Kendini Değerlendirme Envanteri? ve Şimşek (2002) tarafından geliştirilen ?BİG 16 Öğrenme Biçemleri Envanteri? dir.Verilerin çözümlenmesinde, frekans ve yüzde, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson momentler çarpımı korelasyonu ve aşamalı çoklu doğrusal regrasyon analizi kullanılmıştır. Tüm istatistiksel analizlerde 0.05 anlamlılık düzeyi ölçüt alınmıştır. Analizlerin yapılmasında, SPSS 11.5 istatistik paket programından faydalanılmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlar aşağıda özetlenmiştir:Öğrencilerin, öncelikle görsel, daha sonra işitsel ve bedensel/kinestetik öğrenme stillerini tercih ettikleri belirlenmiştir. Ayrıca cinsiyet açısından ?işitsel öğrenme stilinde? kızlar lehineiianlamlı bir farklılaşma olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin öğrenme stili puanlarının anne-baba eğitim düzeyine göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Okul türü açısından ise, ?işitsel öğrenme stilinde? devlet okulu öğrencileri lehine anlamlı bir farklılaşma olduğu ortaya çıkmıştır.Çalışmada çoklu zekâ alanları ile ilgili sonuçlara bakıldığında, öğrencilerin en yüksek ortalamaya ?içsel/özedönük? zekâ alanında sahip oldukları; ?mantıksal/matematiksel? zekâ alanında ise en düşük ortalamaya sahip oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin, ?sözel/dilsel, görsel/uzamsal, bedensel/kinestetik, müziksel/ritimsel ve sosyal/kişilerarası? zekâ alanları puanları ile cinsiyet arasında kızların lehine anlamlı bir farklılaşma olduğu saptanmıştır. Anne-baba eğitim düzeyi açısından ise öğrencilerin, çoklu zekâ alanları puanlarından ?müziksel/ritimsel ve doğa zekâ alanı? ile anne eğitim düzeyi arasında; ?müziksel/ritimsel zekâ alanı? ile baba eğitim düzeyi arasında anlamlı bir farklılaşma olduğu belirlenmiştir. Okul türü açısından; hem ?sözel/dilsel? hem de ?doğa? zekâ alanlarında devlet okulları lehine anlamlı bir farklılaşma olduğu ortaya çıkmıştır.Araştırmada öğrencilerin öğrenme stilleri puanları ile akademik başarı puanları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Çoklu zekâ alanları puanları ve akademik başarı puanları arasında ise; en az iki zekâ tipine birden sahip olan, yani karma zekâ alanlarına sahip olan öğrencilerin çoklu zekâ puanları ile akademik başarı puanları arasında düşük pozitif doğrusal bir ilişki olduğu bulunmuştur.Son olarak da bu araştırmada, öğrencilerin öğrenme stilleri puanları ve çoklu zekâ alanı puanları arasında ; ?görsel öğrenme stili ile görsel/uzamsal zekâ alanı?, ?bedensel/kinestetik öğrenme stili ile bedensel/kinestetik zekâ alanı?, ?işitsel öğrenme stili ile sözel/dilsel zekâ alanı? arasında pozitif doğrusal bir ilişki olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin çoklu zekâ alanı puanlarının öğrenme stilleri puanlarını ne kadar yordadığına bakıldığında ise; ?görsel/uzamsal çoklu zekâ alanının görsel öğrenme stilini %35, bedensel/kinestetik çoklu zekâ alanının bedensel/kinestetik öğrenme stilini %28 ve sözel/dilsel çoklu zekâ alanının işitsel/öğrenme stilini %25 oranında? açıkladığı ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Öğrenme, Öğrenme Kuramları, Öğrenme Stilleri, Zekâ, Çoklu Zekâ Kuramı.
Okul öncesi eğitimde rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerine ilişkin öğretmen görüşleri: Yozgat ili örneği
Bu araştırmanın amacı okul öncesi öğretmenlerinin rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerine ilişkin görüşlerini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu Yozgat ilinde görev yapmakta olan 24 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından yapılan görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Araştırmada katılımcıların kişisel bilgilerini belirlemek amacıyla kişisel bilgiler formu kullanılmıştır. Bu araştırmada toplanan veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucuna göre okul öncesi öğretmenlerinin, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerini; rehber öğretmenlerin yapmış olduğu "kılavuzluk", "yardım", "bilgilendirme" ve "iş birliği" hizmeti olarak değerlendirdikleri belirlenmiştir. Ayrıca öğretmenlerin görüşlerine göre veli ve öğretmenlerin rehberlik öğretmenine en çok; davranış problemleri, özel gereksinimi öğrenciler, uyum problemleri ve aile kaynaklı sorunlarla ilgili durumlarda ihtiyaç duydukları görülmüştür. Öğretmenlerin mesleki ve eğitsel rehberlik alanlarında kendilerini yeterli gördüğü; kişisel rehberlik alanında desteğe ihtiyaç duydukları görülmüştür. Okul öncesi öğretmenlerinin, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin okul öncesi eğitim kurumlarında olması gerektiğini ancak aldıkları rehberlik hizmetlerinin yeterli olmadığını değerlendirdikleri görülmüştür.
Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü mezunu öğretmenlerin öğretmenlik deneyimlerinin incelenmesi
Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi tarafından 2000 yılında Okul Öncesi bölümü açılmış ve aynı yıl bölüme öğrenci alınmaya başlanmıştır. Bölümü sadece kız meslek lisesi çocuk gelişimi bölümünden mezun olmuş ve üniversiteye giriş sınavından yeterli puanı almış öğrenciler tercih edebilmişlerdir. 2011 yılına kadar bu şartları sağlayan öğrencilerin alımı devam etmiş ve 2012 yılında öğrenci alımına son verilmiştir. Sadece mevcut öğrenciler mezun edilerek bölüm daha sonra kapatılmıştır. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi mezunu okul öncesi öğretmenlerinin kendi özgün anlatılarına dayalı mesleki deneyimleri ortaya çıkarılmak istenmiştir. Çalışmanın yöntemi sözlü tarih yöntemi olup görüşülen kişilere kartopu tekniği ile ulaşılıp görüşmeler öğretmenlerin izinleri doğrultusunda kayıt altına alınıp gerçekleştirilmiştir. Görüşülen öğretmenlerin tamamı kadın olup, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Okul Öncesi Lisans Programı bölümü mezunu, ikisi deneme amaçlı toplam 22 kişiden oluşmaktadır. Çalışmanın bulgular kısmı görüşmelerden edinilen detaylı özgün anlatıları kapsamaktadır. Görüşmelerden elde edilen verilerin analizi sonucu ulaşılan bulgulara göre öğretmenlerin açık öğretim fakültesini tercih etmelerinin en büyük nedenlerinden birinin ailenin yanında kalmak olduğu görülmüştür. Ailelerinin yanında kalan bireyler eğitimlerine maddi olarak daha rahat devam etmişlerdir. Eğitimleri süresinde ücretli öğretmenlik yapma olanaklarının olması da öğrenciye maddi ve mesleki deneyim açısından üstünlük sağlamış ancak derslerle birlikte yürütüldüğü için öğrencileri oldukça yorduğu görülmüştür. Öğrenciler alan derslerinin daha verimli geçtiğini ifade etmişlerdir. Açık öğretim fakültesinde okumanın en önemli olumsuzluğunun ise iletişimsizlik olduğunu söylemişlerdir. Dersin öğretmeniyle görüşme imkânı bulamayan öğrenciler, öğretmenlerin tecrübelerinden yararlanma şansı da bulamadıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenler genel olarak açık öğretim mezunu olmanın herhangi bir sınırlılığının olmadığını belirtmişlerdir. Ancak yüz yüze eğitimin açık öğretime göre daha iyi olduğunu vurgulayanlar da olmuştur. Anahtar Kelimeler: Açık Öğretim, Okul Öncesi Eğitimi, Sözlü Tarih Yöntemi
Ortaöğretim öğrencilerinin girişimcilik becerilerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışmada Tokat il genelindeki ortaöğretim öğrencilerinin girişimcilik becerilerinin bazı demografik özellikler, duygusal zekâ, okul iklimi ve anne-baba tutumları bağlamında analiz edilmesi amaçlanmıştır. Araştırma nicel araştırma yönteminden korelasyonel araştırma deseni kullanılarak tasarlanmıştır. Araştırmanın verileri dijital hale dönüştürülen anketlerin okul yöneticileri tarafından çevrimiçi olarak öğrencilere ulaştırılması şeklinde elde edilmiştir. Araştırmada 1962 ortaöğretim öğrencisinden veri toplanmıştır. Araştırmadaki veriler araştırmacının hazırladığı "Kişisel Bilgi Formu", Orhan (2017) tarafından ülkemize uyarlanan "Girişimcilik Potansiyelini Belirleme Envanteri", Arslan ve Kayıhan (2016) tarafından ülkemize uyarlanan "Duygusal Zekâ Ölçeği" Çalık ve Kurt'un (2010) geliştirdiği "Okul İklimi Ölçeği" ve Yılmaz'ın (2000) uyarlama çalışmasını yaptığı "Anne-Baba Tutum Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS 22 programına aktarılarak analiz çalışmaları yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre girişimcilik becerilerinin erkek öğrenciler lehine anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu, yaş ile girişimcilik arasında zayıf düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişkinin olduğu; girişimcilik becerisinin yaşanılan yerleşim birimi, okulun bulunduğu yerleşim birimi ve lise türüne göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı, akademik başarı ile girişimcilik arasında anlamlı bir ilişki olmadığı, girişimcilik ile okul iklimi duygusal zekâ arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu ve girişimcilik becerisinin demokratik ve izin verici-hoşgörülü aile tutumları ile yetiştirilen katılımcılarda anlamlı bir şekilde daha yüksek seviyede olduğu görülmüştür. Ortaöğretim kademesinde girişimcilik eğitimlerinin yaygınlaştırılması, kız öğrencilerin girişimcilik motivasyonunu artırıcı etkinliklerin planlanıp uygulanması, ortaöğretim girişimcilik dersi öğretim programının kazanımlarının uygulamaya yönelik kısımlarının artırılması, kadın girişimciliğinin teşvik edilmesi, ortaöğretim öğrencilerinin duygusal zekâlarını geliştirici öğrenme alanlarının oluşturulması, okul ikliminin geliştirilmesi ve anne babalara demokratik tutum kazandırmaya yönelik eğitimlerin düzenlenmesi önerilmiştir.
Fatih projesi kapsamında öğretmenlerin öğretim etkinliklerinde tablet bilgisayarları kullanmaya ilişkin tutumları ve yenilikçi uygulamaları
Bu araştırma ile Gaziantep İli, Şahinbey ve Şehitkamil İlçelerinde yer alan Anadolu Lisesi öğretmenlerinin FATİH Projesi kapsamında dağıtılan tabletleri öğretim etkinliklerinde kullanmaya yönelik tutumları ve yenilikçi uygulamaları belirlenmeye çalışılmıştır. 2014-2015 eğitim öğretim yılında yapılan bu çalışma karma modelde gerçekleştirilmiş bir çalışmadır. Araştırmanın nicel kısmında öğretmenlerin tablet bilgisayarları kullanmaya ilişkin tutumları araştırmacının kendisi tarafından geliştirilen "Öğretim Etkinliklerinde Tablet Bilgisayar Kullanma Tutum Ölçeği" ile belirlenmeye çalışılmıştır. Cronbach alfa katsayısı ,95 olarak belirlenen bu ölçek araştırmanın tüm evrenini oluşturan toplam 1120 öğretmene ulaştırılmış; ancak 683 anket geri alınabilmiştir. Bu anketler aracılığıyla araştırmaya katılan öğretmenlerin tutum puanlarının bölüm (branş), yaş, hizmet süresi, bilgisayar kullanma süresi ve etkileşimli tahta kullanma sıklığına göre manidar bir farklılık gösterip göstermediği tek yönlü varyans analizi ile diğer bulgular ise yüzde ve frekans ile incelenmiştir. Öğretmenlerin tutum puanlarının bölüm, yaş, hizmet süresi, bilgisayar kullanma süresine göre manidar bir farklılık göstermezken etkileşimli tahta kullanma sıklıklarına göre manidar bir farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Öte yandan yenilikçi uygulamalar kısmında ise öğretmenlerin ödev gönderme, toplama, dönüt verme, ders sunumu yapma, ölçme-değerlendirme ve kıyaslama çalışmalarında tablet bilgisayarları kullanamadıkları tespit edilmiştir. Araştırmanın nitel kısmında ise öğretmenler ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmeler ile öğretmenlerin genel anlamda derslerinde tablet bilgisayarları öğretim amaçlı kullanamadıkları, kullanmak için teknopedagojik anlamda eğitim desteğine ihtiyaç duydukları belirlenmiştir.
Ortaokul öğrencilerinin öğrenme sürecinde yardım isteme eğilimlerinin, sınıf iklimi ve öğrenme sorumluluğu algılarının incelenmesi
Bu çalışmada, ortaokul öğrencilerinin öğrenme sürecinde yardım isteme eğilimleri, sınıf iklimi ve öğrenme sorumluluğu algılarının sınıf düzeyi, cinsiyet ve anne baba eğitim durumlarına göre incelenmesi; sınıf iklimi ve öğrenme sorumluluğu algılarının yardım isteme eğilimini yordama düzeyinin belirlenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelinde olan araştırma, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Ankara ili Çubuk ilçesinde öğrenim gören 750 ortaokul öğrencisinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri Sınıf İklimi Envanteri, Öğrenme Sorumluluğu Ölçeği (ÖSÖ-I) ve Öğrenme Sürecinde Yardım İsteme Ölçeği (ÖSYİÖ) ile toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde, normallik varsayımı incelendikten sonra gruplar arası farklılıkların olup olmadığını incelemek için bağımsız gruplar t-Testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), post hoc testlerinden Games Howell, Tukey HSD testleri; değişkenler arası ilişkiyi incelemek için Pearson korelasyon katsayısı ve çoklu doğrusal regresyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre yardım istemeden kaçınma ve yüzeysel yardım isteme alt boyutlarında 8. sınıf öğrencilerinin anlamlı düzeyde yüksek eğilime sahip oldukları tespit edilmiştir. Etkili yardım istemede kız öğrenciler lehine anlamlı farklılık bulunurken kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre daha fazla yardım istemeden kaçınma eğilimi gösterdikleri; erkek öğrencilerin de kız öğrencilere göre daha fazla yüzeysel yardım isteme eğiliminde oldukları saptanmıştır.Öğrenme sorumluluğu ölçeği ve alt boyutlarında 5.sınıflar lehine anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Sınıf düzeylerine göre öğrenme sorumluluğu ölçeği ve ders süreci öğrenme sorumluluğu alt boyutunda kız öğrenciler lehine bir farklılık bulunmuştur. Araştırma sonucuna göre ortaokul öğrencilerinin yardım isteme eğilimleri ile sınıf iklimi algıları ve öğrenme sorumluluğu düzeyleri arasında anlamlı ilişkiler bulunmaktadır. Sınıf iklimi ve öğrenme sorumluluğu algılarının yardım isteme eğiliminin anlamlı yordayıcıları olduğu saptanmıştır.
8.sınıf İngilizce öğretim programının TEOG sınavı sorularıyla uyumunun öğretmen görüşleri açısından incelenmesi
TEOG sınav sorularının ilköğretim 8.sınıf İngilizce öğretim programında yer alan kazanımlara uygunluğuna ilişkin öğretmen görüşlerinin belirlendiği bu araştırma durum çalışmasıdır. Çalışma grubunu Gaziantep il merkezindeki ortaokullardan seçilen 8 okulda görev yapan 19 İngilizce öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada önce öğretmenlerin 8.sınıf İngilizce dersi öğretim programındaki kazanımlara ilişkin araştırmacı tarafından belirlenen "Kazanımların Nitelikleri", "Öğrenci Düzeyine Uygunluğu", "Becerileri Gerçekleştirilebilme" ve "Yeterlik ve Ölçülebilme" temaları altında görüşleri belirlenmiştir. Sonra da 27 Kasım 2014'te uygulanan merkezi 8.sınıflar TEOG sınavındaki 20 soru hakkındaki görüşleri yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak belirlenmiştir. Araştırma sonucunda "kazanımların nitelikleri" temasının alt temalarında "kazanımların İngilizceye yönelik olumlu duyuşsal özellikleri geliştirici nitelikte olmadığı" öğretmenlerin büyük çoğunluğu ve "kazanımların yaratıcı düşünme becerisi kazandıracak nitelikte olmadığı" öğretmenler çoğunluğu tarafından belirtilmiştir. "Kazanımların öğrenci düzeyine uygunluğu" temasının alt temalarında "kazanımların öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeyine uygun" olduğunu öğretmenlerin büyük çoğunluğu ve "kazanımlar öğrencilerin yabancı dil öğrenme düzeyine uygun" olduğu öğretmenlerin çoğunluğu tarafından belirtilmiştir. Kazanımların " becerileri gerçekleştirilebilme" temasının alt temalarında "okuma ile ilgili kazanımlar gerçekleştirilebilir nitelikte" olduğunu ve "İngilizce gramer ile ilgili kazanımlar gerçekleştirilebilir nitelikte" olduğunu öğretmenlerin büyük çoğunluğu tarafından belirtilmiştir. "Yazma ile ilgili kazanımlar gerçekleştirilebilir nitelikte" olduğu öğretmenlerin çoğunluğu tarafından belirtilmiştir. "Konuşma ile ilgili kazanımlar gerçekleştirilebilir nitelikte olmadığı" ve "dinleme ile ilgili kazanımlar gerçekleştirilebilir nitelikte olmadığı" öğretmenlerin büyük çoğunluğu tarafından belirtilmiştir. "Kazanımların yeterlik ve ölçülebilirliği" temasının alt temalarında "programda yer alan kazanımların yeterli olduğu", "Kazanımların gözlenebilir ve ölçülebilir olduğu" ve "TEOG sınavı sorularının İngilizce programındaki kazanımları ölçer nitelikte olduğu" öğretmenlerin büyük çoğunluğu tarafından belirtilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığınca 27 Kasım 2014'te I.dönem uygulanan merkezi ilköğretim okulu 8.sınıf İngilizce dersi ortak sınavındaki 20 sorudan 8'i için öğretmen görüşlerinin tümü olumlu, 9'u için öğretmen görüşlerinin büyük çoğunluğu ve 3'ü için de öğretmen görüşlerinin çoğunluğunun olumlu olduğu belirlenmiştir. Öğretmen görüşleri bakımından merkezi İngilizce ortak sınavı sorularının genel olarak öğrenci düzeyine ve öğretim programına uygun olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İngilizce öğretim programı, TEOG Sınavı, Program uyumluluk
Türkiye ve Rusya'daki İngilizce öğretmenlerinin etkili öğretim stratejilerine ilişkin yaklaşımlarının analizi
Bu araştırma, Türkiye'de görev yapan İngilizce öğretmenleri ile Rusya'da görev yapan İngilizce öğretmenlerinin, Marzano'nun etkili öğretim stratejilerine (MEÖS) ilişkin yaklaşımları ve bu stratejileri kullanma durumlarını analiz etmek amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma desenlerinden biri olan tarama deseni kullanılmıştır. Örneklemi, Türkiye'den 54 ve Rusya'dan 40 İngilizce öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada "Etkili Öğretim Stratejileri Anketi" ve açık uçlu anket veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Verileri analiz etmek için içerik analizi ve Non-parametrik Mann-Whitney U testi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, birinci ve ikinci problem durumlarıyla ilgili olarak Türkiye ve Rusya'da görev yapan İngilizce öğretmenlerinin Marzano'nun etkili öğretim stratejilerine ilişkin yaklaşımları ve MEÖS'ler kullanımına ilişkin düşüncelerinin kısmen farklılık gösterdiği anlaşılmıştır. Türk öğretmenler Rus öğretmenlere göre şu stratejilere daha az önem vermektedirler: özet çıkarma ve not alma, ev ödevi uygulama, hipotez üretme ve test etme. Rus öğretmenlerin ise dile dayalı olmayan temsiller kategorisindeki stratejileri daha az benimsedikleri görülmüştür.
4MAT öğretim modelinin ilkokul 4. sınıf İngilizce dersi öğrenci başarısına etkisinin incelenmesi
Bu araştırma ile sınıftaki tüm öğrencilerin öğrenme stillerine uygun olarak öğrenme öğretme ortamları sunan 4MAT öğretim modelinin ilkokul 4. sınıf İngilizce dersinde öğrenci başarısı üzerine etkisi ortaya koyulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda İlkokul 4. Sınıf İngilizce öğretim programında bulunan "Cartoon Characters, "My Day" ve "Doing Experiment" ünitelerindeki etkinlikler 4MAT öğretim modeline uygun olarak düzenlenmiştir ve 4MAT öğretim modelinin öğrenci başarısına etkisi incelenmiştir. 4MAT öğretim modelinin akademik başarıya etkisi ön test son test kontrol gruplu zayıf deneysel yöntem kullanılarak araştırılmıştır.Bu araştırma 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ilindeki bir devlet okulunda uygulanmıştır. Deney grubunda 17 erkek 13 kız, kontrol grubunda 16 erkek 14 kız olmak üzere toplam öğrenci sayısı ise 60'tır. Deney grubu olarak seçilen öğrencilere 4MAT öğretim modeline dayalı İngilizce öğretimi gerçekleşmiştir. Kontrol grubuna ise ilkokul 4. sınıf öğretim programında yer alan etkinliklerle doğrultusunda öğretim gerçekleşmiştir. Uygulama deney ve kontrol gruplarına 12 hafta 24 ders saati olarak uygulanmıştır. Araştırmacı, Eğitim Programları ve Öğretim alanının uzmanı ile iki İngilizce öğretmeninin görüşlerini alarak hazırladığı başarı testini deney ve kontrol grubundaki öğrencilere öğretimden önce ve sonra uygulamıştır. Araştırma sonucunda 4MAT öğretim modeline uygun olarak öğretim yapılan deney grubu öğrencilerinin daha başarılı oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmaya derinlik katmak için deney grubu öğrencilerinin 4MAT öğretim modeli ile ilgili görüşleri alınmıştır.Öğrencilerin verdikleri cevaplar doğrultusunda İngilizce dersine dair olumlu his geliştirdikleri ve uygulamadan memnun kaldıkları sonucuna ulaşılmıştır.
İngilizce Öğretmenlerinin Derslerinde Dil Bilgisi Konularının Öğretilmesinde Kullandıkları Yöntem ve Teknikler: Fethiye İlçesi Örneği
Bu çalışmanın amacı, İngilizce öğretmenlerinin dil bilgisi konularında ve derslerde hangi yöntem ve teknikleri kullandıkları, yöntem ve teknikleri kullanırken nelere dikkat ettikleri ve kendilerini yeterli görüp görmedikleri noktaların neler olduğunu belirlemektir. Öğretmenlerin dil bilgisi konularını daha çok hangi yöntem ve teknikler ile işlediği tespiti için sınırlandırılmış ve önceden belirlenmiş kitap üniteleri ve dil bilgisi konu seçimleri yapılmıştır. Bu çalışmanın katılımcı grubunu, 2022-2023 eğitim-öğretim dönemi güz yarıyılında Muğla ili, Fethiye ilçesinde çalışmakta olan ve çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 30 İngilizce öğretmeni oluşturmaktadır. Bazı öğretmenlere internet yolu ile de ulaşılmıştır. İngilizce öğretmenlerinin dil bilgisi konularının öğretiminde kullandıkları yöntem ve tekniklere ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesi yapılacağı için "tek durum deseni" kullanılmıştır. Farklı yaşantı ve deneyimlere sahip olan 30 öğretmenin görüşü birer analiz birimi olarak düşünüldüğü için "iç içe geçmiş tek durum deseni" uygulanmıştır. Anket soruları, araştırmacı tarafından hazırlanmıştır ve katılımcıların tüm bilgileri gizli tutularak değerlendirilip diğer eğitimciler için de bilgilendirici nitelikte bir çalışma yapmak amaçlanmıştır. Fethiye ilçesinde görev yapan öğretmenlerin cevapları baz alınmıştır. Fethiye olmasının ana sebeplerinden biri de devlet ve özel okul sayısının birbirine yakın olması katılımcı sayısını dengelemektedir, aynı zamanda Fethiye dıştan almış olduğu göçler dolayısıyla farklı toplumdan bireyleri de kapsamaktadır. Sonuç olarak öğretmenler, dil bilgisi öğretiminde en sık başvurulan yöntemler arasında eklektik yaklaşım öne çıkmaktadır. İletişimsel dil öğretimi (CLT), öğretmenler arasında popüler bir yöntem olmakla birlikte, uygulanabilirliği ve öğretim programlarındaki yerine dair bazı zorluklar yaşanmaktadır. Öğretmenler, mevcut ders kitapları ve öğretim programlarının özellikle dil bilgisi öğretimi açısından yetersiz kaldığını belirtmekte, bu eksiklikleri gidermek için ek kaynaklar ve yaratıcı yöntemler kullanma ihtiyacı duyduklarını ifade etmişlerdir. İngilizce dil bilgisi konularının aşırı yoğun işlenmesi ve bu durumun öğrencilerin dil öğrenme sürecinde karşılaştıkları zorlukları artırdığı belirtilmiştir. İngilizce ders saatlerinin yeterli olmadığı, gerekli kazanımların sağlanabilmesi adına daha fazla ders saatine ihtiyaç olduğunu vurgulamıştır. Anahtar kelimeler: iletişimsel yaklaşım, yöntem, teknik, dil bilgisi, İngilizce öğretimi, dil becerileri
Öğrenci koçluğu uygulamasının ortaokul öğrencilerinin matematik dersindeki başarıları ve derse yönelik tutumları üzerindeki etkisi
Bu tez çalışmasında, öğrenci koçluğu uygulamasının ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerinin matematik dersindeki başarıları ve matematik dersine yönelik tutumları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Tez çalışmasında kullanılan yarı deneysel desen kapsamında, Ankara ilindeki bir ortaokulun bir şubesinde öğrenim gören toplam 26 sekizinci sınıf öğrencisi rastgele atama yöntemiyle eşit sayıda iki gruba ayrılarak deney ve kontrol grupları oluşturulmuş ve rastgele atama sırasında kız ve erkek öğrencilerin her iki grupta eşit sayıda temsil edilmeleri sağlanmıştır. Ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel araştırma sürecinde deney grubunda yer alan öğrencilere araştırmacı tarafından yüz yüze öğrenci koçluğu uygulaması gerçekleştirilirken, kontrol grubundaki öğrencilere yönelik olarak öğrenci koçluğu uygulaması yapılmamıştır. Deneysel işlemin sona ermesinden sonra deney ve kontrol gruplarının matematik dersindeki başarılarına ilişkin son test ölçümleri ve matematik dersine yönelik son tutum ölçümleri parametrik olamayan testlerden bağımsız gruplar Mann-Whitney U testi kullanılarak karşılaştırılmıştır. Analiz sonuçları, öğrenci koçluğu uygulaması gerçekleştirilen deney grubunda yer alan öğrencilerin son test ölçümlerinin kontrol grubunda yer alan öğrencilerden istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Üstelik öğrencilerin son test ölçümleri cinsiyet, velinin eğitim durumu, ailenin gelir durumu ve öğrencinin kendisine ait odasının olması gibi birtakım demografik ve sosyoekonomik değişkenlere göre farklılık göstermemektedir. Diğer yandan, deney ve kontrol grubunda yer alan öğrencilerin son tutum ölçümleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farka rastlanmamıştır. Anahtar Kelimeler: Öğrenci Koçluğu, Çözüm Odaklı Koçluk, Matematik, Başarı, Tutum
İngilizce derslerinde oyun temelli öğretim etkinliklerinin, öğrencilerin akademik başarılarına ve dil öğrenme algılarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, oyun temelli öğretim etkinliklerinin İngilizce kelime öğretiminde öğrencilerin akademik başarılarına, öğrenmenin kalıcılığına ve dil öğrenme algılarına etkisini incelemektir. Çalışma hem nicel hem de nitel çalışmanın birlikte olduğu karma yöntemli bir çalışmadır. Verilerin toplanmasında ön test, son test, kalıcılık testi ve yarı yapılandırılmış bir görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler, karma yönteme ait birleştirme (çeşitleme) deseninin kullanılması ile yorumlanmıştır. Çalışmanın nicel kısmında ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Nitel boyutunda deney grubu öğrencileriyle yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak oyun temelli öğretim etkinliklerinin öğrencilerin dil öğrenme algıları üzerindeki etkisi anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu çalışma Türkiye'nin batısındaki Manisa İlinde yer alan bir ortaokulda 6. sınıf seviyesinde eğitim gören öğrenciler ile birlikte uygulanmıştır. Araştırma iki farklı çalışma grubundan oluşmaktadır. Birinci çalışma grubu İngilizce dersi akademik başarısı okulda en yüksek olan şubelerin rastgele deney ve kontrol grubu olarak seçilmesi ile oluşturulmuştur. Deney grubunda 22 (N=22), kontrol grubunda 25 (N=25) öğrenci bulunmaktadır. İkinci çalışma grubunda yer alan öğrenciler, İngilizce dersinde okulda akademik başarısı en düşük olan şubeler arasından deney ve kontrol grubu olarak rastgele seçilmiştir. Deney grubu 29 (N=29), kontrol grubu 29 (N=29) öğrenciden oluşmuştur. Çalışma toplam 105 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın nicel verileri araştırmacı tarafından oluşturulan başarı testi ve kalıcılık testi ile toplanmıştır. Nitel veriler ise görüşme soruları ile toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS (Statistics 21) analiz programı kullanılarak analiz edilmiştir. Her iki çalışma grubunda yer alan deney ve kontrol gruplarına ait ön testler ile son testler arasında anlamlı farklılık bulunurken son testler ile kalıcılık testleri arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. 1. çalışma grubunda yer alan deney ve kontrol grubunun son testleri ve kalıcılık testleri birbiri ile karşılaştırıldığında, deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı fark ortaya çıkmıştır. 2. çalışma grubunda yer alan deney ve kontrol grubunun son testleri ile kalıcılık testleri birbiri ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı farkın olmadığı görülmüştür. Ancak anlamlı fark olmamasına rağmen, 2. çalışma grubunda ortalamalar kıyaslandığında deney grubunun her iki testte de daha yüksek ortalamaya sahip olduğu görülmüştür. Buradan yola çıkarak, oyun temelli öğretim etkinliklerinin öğrencilerin İngilizce kelime öğrenmesi üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu söylenebilmektedir. Nitel verilerin sonuçlarına göre oyun temelli öğretim etkinliklerinin öğrencilerin İngilizce dersine karşı duygu ve düşüncelerinde olumlu bir değişiklik oluşturduğu görülmüştür. Öğrenciler, oyun temelli öğretim etkinlikleri ile ders sürecinde eğlenerek ders işlediklerini, öz güvenlerinin geliştiğini, derse katılımlarının arttığını, öğrenme kaygılarının azaldığını, derse karşı daha istekli olduklarını ve kendilerini mutlu hissettiklerini ifade etmişlerdir.
Ortaöğretim öğrencilerinin matematik umutsuzluğunu yordayan değişkenler: Matematik kaygısı, matematiğe yönelik motivasyonel inançlar, matematik başarısı (Köşk ilçesi örneği)
Bu araştırmanın temel amacı; ortaöğretim öğrencilerinin matematik dersine yönelik umutsuzluklarını yordayan değişkenlerin belirlenmesidir. Bunun yanı sıra matematik umutsuzluğu, matematik kaygısı ile matematiğe yönelik motivasyonel inançlarının cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, matematik başarısı, annenin ve babanın eğitim düzeyleri, meslekleri ve gelir düzeylerine göre farklılık gösterip göstermediği; ayrıca matematik umutsuzluğu, matematik kaygısı, matematiğe yönelik motivasyonel inançlarının arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Aydın ili Köşk ilçesindeki üç farklı lise türünde okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Evrenin tamamına ulaşmak mümkün olduğu için örneklemeye gereksinim duyulmamıştır. Araştırma, 274 (%49,4)'ü kız, 281 (%50,6)'i erkek olmak üzere toplam 555 öğrencinin katılımı ile gerçekleşmiştir. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Matematik Umutsuzluk Ölçeği, Matematik Kaygı Ölçeği, Akademik Öz-düzenleme Ölçeği kullanılmıştır. Ölçme araçlarının doğrulayıcı faktör analizi Lisrell 8.80 programı ile yapılmıştır. Elde edilen nicel veriler SPSS 20.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Analizler sırasında normal dağılım için çarpıklık ve basıklık incelenmiştir. Bağımsız Örneklemler t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Welch-F Testi, Kruskall-Wallis Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ortaöğretim öğrencilerinin matematik dersine yönelik umutsuzluk düzeylerinin orta düzeyde olduğu görülmüştür. Okul türü, anne öğrenim durumu, annenin çalışıp çalışmama durumu ve babanın mesleği değişkenlerinin öğrencilerin matematik dersine yönelik umutsuzluğunda etkisi olmadığı görülmüştür. Erkek öğrencilerin olumlu beklentilerinin daha yüksek olmasının yanı sıra sınıf düzeyleri incelendiğinde 10. sınıfların umutsuzluk düzeylerinin daha yüksek olduğunu kanıtlayacak düzeyde farklılıklar görülmüştür. Ayrıca matematik başarısı düşük ya da gelir düzeyi düşük olan öğrencilerin daha umutsuz olduğu ve babası üniversite mezunu olan öğrencilerin matematik dersine yönelik umutlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Ortaöğretim öğrencilerinin matematik dersine yönelik kaygı düzeylerinin ortanın biraz üzerinde olduğu görülmüştür. Cinsiyet, okul türü, anne öğrenim durumu, annenin çalışıp çalışmama durumu ve babanın mesleğinin matematik kaygısına anlamlı bir etkisi olmadığı görülmüştür. Sınıf düzeyine göre incelendiğinde 11. sınıfta okuyan, not ortalamasına göre incelendiğinde yüksek not ortalamasına sahip olan, babanın öğrenim düzeyine göre incelendiğinde babası üniversite mezunu olan ve gelir düzeyine göre incelendiğinde orta gelir düzeyindeki öğrencilerin matematik dersine yönelik kaygılarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Matematiğe yönelik motivasyonel inançlarının her bir alt boyutunun puan ortalamalarının orta düzeyde olduğu söylenebilirken annenin çalışıp çalışmama durumunun ve gelir düzeyinin hiçbir alt boyutu etkilemediği görülmüştür. Okul türünün özdeşleştirilmiş düzenlemeye; not ortalamalarının dışsal düzenleme, özdeşleştirilmiş düzenleme ve içsel motivasyona; anne öğrenim durumunun dışsal düzenleme ve içe yansıtılmış düzenlemeye; baba öğrenim durumunun içe yansıtılmış düzenlemeye; babanın mesleğinin ise dışsal düzenleme ve içe yansıtılmış düzenlemeye etkisi olduğu görülmüştür. Matematik umutsuzluk düzeyinin matematik kaygısı, içsel motivasyon ve özdeşleştirilmiş düzenleme ile negatif yönlü ve orta; dışsal düzenleme ve içe yansıtılmış düzenleme ile negatif yönlü ve düşük ilişkisi olduğu görülmüştür. Matematik umutsuzluğunu; matematik kaygısı, içsel motivasyon ve matematik başarısı negatif yönde, dışsal düzenleme ise pozitif yönde ve %42 oranında yordamaktadır.
Özbelirleme kuramı çerçevesinde lise öğrencilerinin matematik öğrenen özerkliği: Bir karma desen araştırması
Bu araştırmanın amacı, lise öğrencilerine uygulanabilecek matematik öğrenen özerkliği ölçeği geliştirip lise öğrencilerinin matematik öğrenen özerklik düzeylerini, matematik öğrenen özerkliklerini etkileyen matematik kaygı düzeyleri, matematik öğrenmeye yönelik motivasyon seviyeleri, matematik dersine yönelik öğrenme sorumluluğu ve matematik öğreniminde öz düzenleme becerileri arasındaki ilişkileri ve bu becerileri etkileyen değişkenler ile 9. ve 12. sınıf öğrencilerinin matematik öğrenen özerkliği ile ilgili düşüncelerini belirlemektir. Çalışmada araştırma deseni olarak karma yöntem desenlerinden sıralı-açıklayıcı karma desen seçilmiştir. İlk sırada nicel veriler ardından nitel veriler toplanmıştır. Bu araştırmada öncelikle matematik öğrenen özerkliği ölçeği geliştirilmiştir. Ölçeğin geliştirme sürecinde ilgili literatür incelenerek 144 madde havuzu oluşturulmuş, 10 uzman görüşü alınarak kapsam geçerliliğine bakılmıştır. Kalan 52 madde ile geçerlik ve güvenirlik çalışmaları için pilot uygulamada 1078 öğrenciden alınan verilerle yapılan açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. "Öz Düzenleme", "Öğrenme Sorumluluğu", "İç Motivasyon", "Öz Denetim", "Dış Motivasyon" ve "Kaygı" olmak üzere 6 boyutlu 41 maddelik bir ölçek oluşturulmuştur. Ölçeğin Cronbach-Alfa katsayısı α=0,82 olarak bulunmuştur. Oluşan boyutların açıklanan toplam varyans miktarı % 47,50'tir. Ölçeğin iki yarı güvenirlik düzeyi için Spearman-Brown korelasyonu değeri r=0,83 bulunmuştur. Üst %27 ve alt %27 gruplar arasında anlamlı bir fark olup olmadığını tespit amacıyla bağımsız örneklem t-testi yapılmış olup ölçek toplam puanları ile üst %27'lik ve alt %27'lik gruplar arasında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Yapılan çalışma sonucunda ortaöğretim öğrencilerine yönelik 6 alt boyutlu 41 maddelik geçerli ve güvenilir matematik öğrenen özerkliği ölçeği geliştirilmiştir. Araştırmada esas uygulamasının evreni Türkiye'nin batısında yer alan bir büyükşehirde bulunan ortaöğretim kurumlarındaki 9. ve 12.sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Gerekli izinler alındıktan sonra araştırmanın örneklemi, eğitim uzaktan devam ettiği için Google Form biçiminde hazırlanan ölçek öğretmenleri aracılığıyla sınıf Whatsapp gruplarından ulaştırılan gönüllü 9. ve 12. sınıf öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırmaya 651 öğrenci katılmıştır. Araştırmada "Matematik Öğrenen Özerkliği Ölçeği" veri toplama aracı olarak tamamen gönüllülük esasına göre uygulanmıştır. Elde edilen nicel veriler SPSS 22.0 istatistik paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılımı kontrol edilmiştir. Bağımsız Örneklemler t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunuda 9. ve 12. sınıflardan matematik öğrenen özerkliği ölçeğinden en yüksek ve en düşük puan alan dörderden sekiz öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma grubu ile görüşme yapılmış elde edilen nitel veriler içerik analizi ile incelemiştir. Nitel verilerin geçerliğini ve güvenirliğini arttırmak için doğrudan alıntılara yer verilmiş ve uyuşum yüzdesi hesaplanmıştır. Çalışmadaki görüşme sorularıyla sağlanan uyuşum yüzdesi %92,23'dür. Araştırma sonucunda 9. ve 12. sınıf öğrencilerin matematik öğrenen özerklik düzeylerinin orta düzey olduğu görülmüştür. Matematik öğrenen özerklik düzeyi ile cinsiyet değişkeni arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır. Kız öğrencilerin dış motivasyon düzeyi, erkek öğrencilerin de iç motivasyon ve kaygı düzeyleri daha yüksek olduğu görülmüştür. 9. sınıfların öz düzenleme, iç motivasyon, dış motivasyon, öz denetim ve öğrenme sorumluluğu alt boyutlarının puan ortalamaları 12. sınıflardan, 12. sınıfların ise kaygı alt boyutu puan ortalamaları 9. sınıftan daha yüksek olduğu görülmüştür. Sınıf, ailenin sosyoekonomik düzeyi, anne-baba eğitim düzeyi, özel ders değişkenleri ile matematik öğrenen özerkliği arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır. Okul türü değişkenine göre anlamlı ilişki görülmüştür. Matematik öğrenen özerkliği ile öz düzenleme becerileri, öğrenme sorumluluğu arasında pozitif yönde güçlü düzeyde anlamlı ilişki, matematik kaygısı ile de pozitif yönde zayıf düzeyde anlamlı ilişki görülmüştür. Matematik öğrenen özerkliği puanı yüksek olan öğrencilerle yapılan görüşmelerde öğrenme sorumluluğuna, öz düzenleme becerilerine, öz denetime sahip oldukları ve iç motivasyonlarının yüksek olduğu ve matematik öğrenen özerkliği puanı düşük olan öğrencilerin ise iç motivasyonlarının düzeylerinin düşük olduğu, öğrenme sorumluluğuna, öz düzenleme becerilerine sahip olmadığı ve öz denetim yapamadıkları görülmüştür. Geliştirilen Matematik Öğrenen Özerkliği Ölçeğinden elde edilen bulgularla görüşmelerden elde edilen bulguların örtüştüğü görülmektedir.
Üniversite hazırlık sınıfı öğrencilerinin İngilizce (dil becerileri) özyeterlilik algılarının incelenmesi: Bir ölçek geliştirme çalışması
Bu çalışmanın amacı, üniversite hazırlık sınıfı öğrencilerinin İngilizceye dair özyeterlilik algılarını belirlemede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Ölçeğin geçerlilik ve güvenirlik çalışmaları, 2020-2021 öğretim yılı bahar döneminde Adnan Menderes Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulunda eğitim gören 269 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Ülkemizde Pandemi sebebiyle yüz yüze eğitim yapılamamasından ve öğrencilerin farklı şehirlerde ikamet etmesinden dolayı pilot uygulama formu verileri "Google Forms" üzerinden toplanmıştır. Öncelikle İngilizce özyeterlilik ölçekleri ile ilgili alan yazın taraması yapılmış, uzman kanısına başvurulmuş ve 50 madde yazılmıştır. Yapılan analizler sonucu madde sayısı 27 şeklinde güncellenmiştir. Ölçeğin Cronbach's Alfa katsayısı ,955 , KMO katsayısı ,826 ve Barlett test sonucu 3169,28 şeklindedir. Ölçek 5'li likert tipi olup 5 faktörden oluşmaktadır. Bu faktörler; Anlama, okuma, dinleme, konuşma ve yazma şeklindedir. Analizlerin yapılmasında lisanslı SPSS 23 istatistik programı kullanılmıştır. Elde edilen bulgular ölçeğin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermektedir.
Dijital hikâye anlatımının İngilizce öğrenen öğrencilerin konuşma becerilerine etkisi
Bu araştırmada, dijital hikâye anlatımı yönteminin 7. sınıf öğrencilerinin İngilizce konuşma becerileri ve konuşma kaygısı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Yarı deneysel desenle yürütülen çalışmada, öğrenciler ChatterPix Kids, Canva ve Google Classroom gibi dijital araçları kullanarak toplamda 9 hafta boyunca çalışmış; ilk hafta dijital hikâyeye giriş etkinlikleriyle başlamış, sonraki 8 hafta boyunca ise dijital hikâyeler oluşturmuş, bu hikâyeleri seslendirerek Google Classroom üzerinden çevrim içi ortamda paylaşmıştır. Kontrol grubunda ise geleneksel öğretim yöntemleri uygulanmıştır. Araştırmada, konuşma kaygısını ölçmek için ön test ve son test uygulanmış; sürecin başında, ortasında ve sonunda öğrenciler ve öğretmenden yarı yapılandırılmış yazılı görüşler toplanmış, ayrıca araştırmacı gözlemleri ile süreç izlenmiştir. Nicel bulgular, deney grubunda konuşma kaygısı düzeyinde olumlu yönde bir azalma eğilimi olduğunu göstermiştir. Nitel veriler ise, öğrencilerin dijital araçlarla daha motive olduklarını, derse olan ilgilerinin arttığını ve özgüvenlerinin geliştiğini göstermektedir. Ayrıca, dijital hikâye anlatımı sürecine aktif olarak katılan öğrencilerin İngilizce konuşma becerilerinde gözle görülür bir ilerleme kaydedilmiştir. Öğrenciler, hikâye oluşturma ve seslendirme aşamalarında hedef dili daha akıcı, doğru ve özgüvenli bir şekilde kullanma fırsatı bulmuş; kelime dağarcıkları, telaffuzları ve akıcılıkları gelişmiştir. Özellikle, sınıf ortamında İngilizce konuşmaya yönelik çekinceleri olan öğrencilerin dijital ortamda kendi hikâyelerini kaydederek paylaşmaları, konuşma sürecini daha az kaygı uyandıran ve daha eğlenceli hale getirmiştir. Öğretmen ve öğrenci görüşleri de, öğrencilerin kendilerini İngilizce olarak ifade etme becerilerinde belirgin bir ilerleme olduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak, dijital hikâye anlatımı yöntemi yalnızca dilsel becerilerin gelişimine değil; aynı zamanda öğrencilerin öğrenme sürecine katılım, motivasyon ve kendini ifade etme becerileri üzerinde de olumlu etkiler sağlamaktadır.
Biyoloji öğretiminde yenilikçi bir oyun modeli olarak anlatı oyunlarının etkililiğinin değerlendirilmesi
ÖZET Teknolojideki değişimlerin etkisiyle eğitimciler öğrenme ortamlarında yeni yöntem arayışı içine girmektedir. Biyoloji öğretiminde öğrencilerin deneysel çalışmalara katılımının sınırlı tutulması, biyoloji derslerinin daha çok öğretmen merkezli işlenmesi, Latince kavramların yoğunluğu ve içeriğin bazı durumlarda soyut kalması gibi sorunlar öğrencilerin biyolojiyi öğrenmesini zorlaştırmaktadır. Bu durumun öğrencilerde merak duygusunu azalttığı bunun yanı sıra öğrencilerin ilgilerini, motivasyonlarını ve dolayısıyla başarılarını düşürdüğü gözlenmiştir. Oysa çevre okuryazarlığı adına bireylerin merakla, ilgiyle ve içsel motivasyonla işbirliği içinde doğayı anlaması ve koruması "Yaşam Bilimi" olan biyolojinin ilk amaçları arasındadır. Biyoloji eğitiminde kullanılacak yenilikçi yaklaşımların öğrencilerde farklı öğrenme ortamlarına uyumunu ve 21. yüzyıl becerilerinin kazandırılmasını sağlayacağı düşünülmüştür. Bu araştırmada eğitsel oyunların çeşidi olan ciddi oyunlardan yararlanılmış ve ciddi oyunlarda anlatının öğrencilerdeki etkisi merak edilmiştir. İlk amacı eğlence olmayan ciddi oyunlar, herhangi bir uzmanlık alanında bilgi kazandırmak, bireylerin motivasyonlarını artırarak katılım ve bilgi tutma oranlarını iyileştirmek için tasarlanmaktadır. Bu kapsamda yürütülen çalışmanın amacı, biyoloji öğretiminde yenilikçi bir oyun modeli olarak anlatı oyun modelinin geliştirilmesi ve etkililiğinin değerlendirilmesidir. Değerlendirme sürecinde anlatı oyunlarının, eğitsel oyunlara göre öğrencilerde akademik başarı, kalıcılık, akademik motivasyon, işbirliği ve biyolojiye yönelik tutumlarını ne düzeyde etkilediğine bakılmıştır. Karma yöntem araştırması olarak tasarlanan bu çalışmada yakınsayan paralel desen kullanılmıştır. Çalışmanın nicel boyutunda ön test son test yarı deneysel desen; nitel boyutunda içerik analizi deseni tercih edilmiştir. Çalışmanın örneklemini, 2023-2024 eğitim-öğretim yılının birinci yarıyılında Gaziantep ili Nizip ilçesinde bulunan bir lisenin iki 10. sınıf şubesi oluşturmaktadır. Deney 1 grubunda 32 öğrenci; deney 2 grubunda 33 öğrenci ile 14 haftalık süreçte araştırma süreci tamamlanmıştır. Geliştirilen anlatı oyunu modeli kapsamında 10. sınıf Biyoloji dersi "Hücre Bölünmeleri" ünitesine ait kazanımlar, araştırmacı tarafından web 2.0 araçlarından Pixton ve Story jumper ile dijital hikayesi hazırlanmış ve bu kapsamda 3 anlatı oyunu (toplamda 13 oyun) meydana getirilmiştir. Deney 1 grubunda anlatılar ile ders işlenerek sonrasında anlatı oyunları, deney 2 grubuna ise geleneksel yöntemlerle ders işlenerek sonrasında eğitsel oyunlar uygulanmıştır (Anlatı oyunlarındaki anlatı unsuru çıkarılması ile eğitsel oyunlar elde edilmiştir.) Araştırmada nicel veriler deney 1 ve deney 2 grubunda akademik başarı testi, biyoloji öğrenmeye yönelik akademik motivasyon ölçeği, biyoloji dersine yönelik tutum ölçeği, işbirliğine dayalı oyunla öğrenme stratejileri için motivasyon ölçeği ile elde edilmiştir. Akademik başarı testi ön test-son test ve kalıcılık testi olarak; ölçekler ise ön test-son test olarak uygulanmıştır. Nitel veriler ise deney 1 ve deney 2 grubunda ders sonu günlükler ve görüşme tekniği ile elde edilmiştir. Deney 1 grubunda ders sonu günlüklerle eş lı uygulanan hikaye haritalarından da nitel veriler elde edilmiştir. Ders sonu günlükler ve deney 1 grubuna uygulana hikaye haritaları 4-2 ve 2 haftalık aralıklarda; görüşme tekniği ise 14. haftanın sonunda uygulanmıştır. Çalışmada elde edilen nicel veriler SPSS 25 istatistik programına aktarılmış ve veriler üzerinden araştırma soruları doğrultusunda elde edilen verilerin karışık ölçümler için ANOVA analizi gerçekleştirilmiştir. Nitel veriler ise içerik analizi yapılarak nitel veri sonuçları ile karşılaştırılıp ilişkilendirilerek bütünleştirilmiştir. Anlatı oyunu uygulanan öğrencilerde yapılan ölçümler kapsamında anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Bunun sonucunda nicel verilerin nitel verilerle desteklendiğini ve geliştirilmiş olan modelin akademik başarı, işbirliği motivasyonu ve akademik motivasyon açısından anlatıların öğrenme hedefleri ile bütünleştirilebildiği tespit edilmiştir. Bu durum deney 1 ve deney 2 gruplarında öğrencilerin punlarında artış meydana geldiğini ancak anlatı oyunlarının daha etkili olduğunu ayrıca geliştirilen anlatı oyunları modelinin işlevsel olduğunu göstermiştir. Bu kapsamda anlatı oyunları programının öğrencilerin günlük yaşamla bağlantı kurarak biyoloji konularının öğrenimine dolayısıyla sosyalleşme üzerinde önemli katkıları sayesimde de çevre okur-yazarlığının artırılmasında önemli katkılar sunmuştur. Bu katkılar ışığı altında PISA fen okur-yazarlığı yeterlilik düzeylerinin artırıması adına anlatı oyun programının kullanımı sağlanabilir.
Ters yüz sınıf modeline dayalı etkileşimli videolarla zenginleştirilmiş İngilizce eğitiminin dinleme becerisine etkisi
Dinleme becerisi en az araştırılan ve öğreticiler tarafından en çok ihmal edilen buna bağlı olarak da eğitim öğretim faaliyetlerinde öğrencilerin en çok zorlandıkları beceridir. Dinleme becerisinin geliştirilmesindeki ana problemler öğrencilerin konuşmacının hızı üzerinde kontrol eksikliği, tekrarını isteyememe, yetersiz kelime dağarcığı, ipuçları ve imaları anlayamama, duyulanı hızlıca hızlı olması ve hızlıca yorumlayamama, dikkat eksikliği, dinleme becerisinin gelişimini desteklemeyen öğretme süreçleri ve öğrenme alışkanlıklarıdır. Bu sorunların üstesinden gelmek için teknolojinin imkânlarından faydalanılabilir ve öğretim sürecine okul dışı zamanda katılabilir. Bu bağlamda Ters Yüz Sınıf (TYS) modeli eğitimcilere bu olanakları sunmaktadır. Ancak TYS modelinde öğrenci videoyu dikkatli bir şekilde mi izledi yoksa sadece videoyu açıp başka şeylerle mi ilgilendiğini öğretmenin bilmesi neredeyse imkânsızdır ancak tam bu noktada interaktif videolar bu problem için harika bir çözüm sunmaktadır çünkü öğretmen her öğrencinin ne kadar zaman geçirdiğini ve kalitesini tam olarak bilebilir. Yapılan bu çalışma ile TYS modeline dayalı etkileşimli videolarla desteklenen İngilizce dersinin dinleme becerisi üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desende 6 hafta süresince yürütülen bu çalışmada kontrol grubunda dersler TYS modeline uygun şekilde işlenirken deney grubunda dersler etkileşimli videolarla zenginleştirilmiş TYS modeline uygun olarak yürütülmüştür. Çalışma süresince Eğitim Bilişim Ağı (EBA) da olan içeriklerden faydalanılmıştır. EBA'da yer alan ders kitapları ve çalışma kitaplarında yer alan dinleme metinleri ücretsiz çevrimiçi grafik tasarım aracı Canva'da videolarla zenginleştirilmiştir. Video haline getirilen dinleme metinleri araştırmacı tarafından hazırlanan konu anlatım videolarına eklenmiştir. Son halini alan ders içerikleri Edpuzzle üzerinden deney grubu için etkileşimli olarak, kontrol grubu için etkileşimsiz olarak paylaşılmıştır. Öntest-sontest olarak araştırmacı tarafından 23 sorudan oluşan dinleme becerisi testi geliştirilmiştir. Dinleme becerisi testinin madde güçlük indeksi 0.64 olarak, ayırt edicilik indeksi ise 0.58 olarak hesaplanmıştır. Testin iç tutarlılığının KR-20 değeri ise 0.89 olarak hesaplanmıştır. Yapılan analiz sonucunda grupların normal dağılmasından dolayı verilerin analizinde parametrik testlerden bağımlı gruplar t testi ve bağımsız gruplar t testi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim öğretim yılında 5. sınıfa devam eden iki 5. sınıf şubesinin öğrencileri oluşturmuştur. Şubelerden biri kontrol grubu olarak diğeri de deney grubu olarak atanmıştır. Deney grubu ve kontrol grubu 39'ar öğrenciden oluşmaktadır. Çalışma sonunda gruplar dinleme becerisi testinden aldıkları test sonuçlarına göre kıyaslandığında deney grubu lehine anlamlı sonuç bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Ters Yüz Sınıf Modeli, Etkileşimli Videolar, Edpuzzle
Anlaşmazlıklarımızı Çözebiliriz Çatışma Çözümü Eğitim Programının çatışma çözme becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı Anlaşmazlıklarımızı Çözebiliriz Çatışma Çözümü Eğitim Programı'nın çatışma çözme becerileri üzerinde etkililiğini ilkokul ikinci sınıflarda sınamak ve bu deneyimin öğrenciler için anlamını ortaya koymaktır. Araştırma tek grup ön test-son test deneysel desen ile yürütülmüş ve elde edilen nicel verilerin nitel verilerle desteklendiği açımlayıcı sıralı karma desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri, çatışma çözme becerisi ölçeği, çatışma senaryoları ile; nitel verileri ise yarı yapılandırılmış öğrenci görüşme formu ile elde edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Batı Karadeniz'de bir ilde devlet ilkokuluna devam eden 16 ikinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışma grubundaki öğrencilere çatışma çözme becerisi ölçeği ve çatışma senaryoları ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Öğrencilere 21 oturumdan oluşan 8 haftalık "Anlaşmazlıklarımızı Çözebiliriz" çatışma çözümü eğitim programı haftada iki saat olarak uygulanmıştır. Öğrencilerle uygulama sürecini nasıl anlamlandırdıklarını tespit etmek amacıyla süreç sonunda görüşmeler yapılmıştır. Uygulama öncesi ve sonrası toplanan veriler nonparametrik testlerden Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile analiz edilmiş, nitel veriler içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Programın etkililiğine bakmak için etki büyüklüğü hesaplanmıştır. Elde edilen bulgular "Anlaşmazlıklarımızı Çözebiliriz Çatışma Çözümü" eğitim programının öğrencilerin çatışma çözme becerilerini yüksek etki büyüklüğü ile geliştirdiğini göstermektedir. Uygulanan program sonrasında öğrencilerin yıkıcı çatışma çözme davranışlarının azaldığı; yapıcı çatışma çözme stratejilerinin kullanımının arttığı, öğrencilerin uygulanan eğitim programından keyif aldıkları, programın öğrencilerin arkadaşlık ilişkilerini, çatışma çözme, empati, öfke yönetimi gibi becerilerini geliştirdiği ortaya konmaktadır. Araştırmanın sonunda uygulamaya yönelik olarak, ilkokulda bu programın uygulanması, eğitim programına anlaşmazlık çözümü ile ilgili eğitimler konulması, sosyal kulüp olarak "çatışma çözme kulüpleri" açılması önerilmiştir. Araştırmacılara yönelik ise; farklı gruplarla boylamsal araştırmaları yapılması, özellikle ilkokul alt kademleri için çatışma çözme eğitim programları geliştirilmesi, çatışma çözme programlarının etkililiğinin farklı değişkenler üzerinde sınanması gibi öneriler getirilmiştir.
Üstün yeteneklilere destek eğitim odası eğitimi veren sınıf öğretmenlerinin bu eğitime ilişkin görüşleri
Türk toplumunda üstün yeteneklilerin eğitimi tarihi sürece bakıldığında ayrı bir öneme sahip olmuştur. Günümüzde de toplumun yalnızca %2'sini oluşturan bu öğrencilerin eğitimi Türkiye'de en yaygın olan uygulamalar Bilim ve Sanat Merkezlerinde verilen eğitim ve destek eğitim odalarıdır. Bu eğitimler Türkiye'de yaygın bir şekilde verilmektedir ve Millî Eğitim Bakanlığı 2022 yılında üstün yeteneklilere verilen destek eğitim odası eğitiminde kullanılmak üzere etkinlik kitapları yayınlamıştır. Bu çalışmanın amacı ilkokullarda üstün yeteneklilere verilen destek odası eğitimi ve 2022 yılında basımı yapılan üstün yetenekliler için destek eğitim odası matematik etkinlikleri kitabı ile ilgili; destek eğitim odasında eğitim veren sınıf öğretmenlerinin görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Batı Karadeniz'de bir ilde üstün yeteneklilere destek eğitim odası eğitimi veren 13 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik çalışma yöntemi kullanılmıştır. Üstün yeteneklilere verilen DEO eğitimi ile ilgili öğretmen görüşlerinin belirlenmesi amacıyla öğretmenlerle görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmelerde kullanılmak üzere yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Hazırlanan görüşme formunda beş demografik soru, dokuz adet açık uçlu soru ve bunun alt başlıklarında sorulardan daha derinlemesine cevap alabilmek için hazırlanan sorular yer almaktadır. Araştırmada toplanan veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Önce kodlar oluşturulmuş ve kodların ortak yönleri tespit edilerek temalara ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin üstün yetenekli öğrencilere DEO eğitimi verebilmek için hizmet içi eğitime ihtiyaç duydukları, bu eğitimin içeriğinde üstün yeteneklilerin özellikleri, psiko sosyal durumları ve üstün yetenekliler için etkinlik hazırlama eğitimi olması gerektiği belirlenmiştir. Destek eğitim odalarında öğretmenlerin daha çok matematik ders ve etkinliklerine yer verdikleri, bu dersi işlerken daha çok öğrencilerin aktif oldukları yöntemleri tercih ettikleri, deney ve tasarımlara yer verdikleri tespit edilmiştir. Öğretmenler ölçme değerlendirme yöntemi olarak ise daha çok klasik ölçme değerlendirme ve öğretmen merkezli ölçme değerlendirme yöntemlerini tercih ettikleri belirlenmiştir. DEO matematik etkinlikleri kitabı ile ilgili olarak ise üstün yetenekliler için DEO'da kullanılmak üzere daha fazla kaynak yayınlanması, bu kaynakların ulaşılabilir olması ve kaynakların içeriğinde üst düzey becerileri geliştiren etkinliklere yer verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca okullarda birden fazla destek eğitim odasının bulunması, bu destek eğitim odalarının üstün yetenekliler için özel tasarlanmış olması ve bu dersliklerde etkinlikleri yapabilmek için gerekli her türlü materyalin bulunması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Üstün Yetenek, Destek Eğitim Odası Eğitimi, Sınıf Öğretmeni
Orta öğretim öğrencilerinin yabancı dil öğrenimlerini etkileyen etmenler orta öğretim öğrencilerinin yabancı dil öğrenimlerini etkileyen etmenler
Bu çalışmanın amacı; ortaöğretim öğrencilerinin yabancı dil (İngilizce) öğrenmelerini etkileyen etmenlerden; yabancı dil kaygısının, aile eğitim seviyesi ve mesleğinin, öğrenim gördükleri okul ve okul türünün (devlet, özel gibi), cinsiyetlerinin, yabancı dil ve ders işleme teknikleri hakkındaki düşüncelerinin İngilizce öğrenimine etkisini belirlemektir. Bu çalışmada, Gaziantep'te 2004-2005 öğretim yılında yabancı dil ağırlıklı eğitim veren 17 lisenin hazırlık sınıflarında öğrenim gören 1454 öğrenci arasından rasgele-örnekleme yöntemiyle seçilen 293 öğrenciye Likert tipi ölçek uygulandı. Verilerin analizi için t-testi, tek yönlü ANOVA ve Scheffé testleri kullanıldı.Öğrencilerin, anne ve babalarının eğitim düzeylerinin, mesleklerinin, cinsiyetlerinin, mezun oldukları ve okudukları okul türünün yabancı dil kaygı düzeylerine etkisi araştırıldı ve öğrencilerin kaygı düzeylerinin bunlardan etkilenmediği sonucuna ulaşıldı. Ancak öğrencilerinin yabancı dil kaygı düzeyi yüksek olan bazı okullarda öğrencilerin yabancı dil başarı düzeyleri düşük bulundu.Ortaöğretim öğrencilerinin yabancı dil kaygı düzeylerinin başarılarını etkilediği, yabancı dil kaygısı yüksek öğrencilerin akademik yıl sonu yabancı dil notlarının düşük olduğu, düşük yabancı dil kaygısı taşıyan öğrencilerin ise notlarının yüksek olduğu ortaya çıkarıldı. Bununla birlikte, araştırmadan elde edilen bulgular, öğrencilerin yabancı dil başarı düzeylerinin, babalarının eğitim düzeyinden, öğrenim gördükleri okuldan, okul türünden ve dil hakkında geliştirdikleri olumlu düşüncelerinden etkilendiğini göstermektedir. Bulgular öğrencilerin yabancı dil kaygı seviyelerinin cinsiyetlerine göre farklılık göstermediğini, ancak kız öğrencilerin yabancı dil başarı seviyelerinin daha yüksek olduğunu göstermektedir.
Lise 10. sınıf öğrencilerinin bilişsel stilleri arasındaki farklılıkların akademik başarı, eğitimsel uzmanlaşma alanı ve cinsiyet açısından incelenmesi (Gaziantep ili örneği)
The study was carried out in Gaziantep in order to analyze the differences among the 10th grade students' cognitive styles in terms of academic success, academic specialization and gender. The sample of the study was drawn randomly from the whole population. The disproportionate sampling method in cluster sampling methods was used in the selection of the sample. Two highschools from each Şehitkâmil and Şahinbey district were chosen randomly as the sample. The cognitive styles of the students were determined with the use of the ?Learning Styles Inventory? designed by Kolb in 1984. In order to determine the acedemic success of the students, the average of the students' grades given throughout the 9th year was used. Upon the analysis of the data, it was found that there were significant differences among the students'cognitive styles in terms of academic success and academic specialization. However no significant difference was observed in the cognitive styles of 10th grade students in terms of gender.Key words: Cognitive styles, Academic success, Academic specialization, Gender
İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin bilgi ve iletişim teknolojilerinden yararlanma düzeylerinin incelenmesi (Kilis ili örneği)
Bu araştırmanın temel amacı; ilköğretim II. kademe öğrencilerinin bilgi ve iletişim teknolojilerinden yararlanma düzeyleri ile bunun sosyal ve pedagojik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Araştırmanın ilk aşamasında; bilgi edinme, araştırma-inceleme, iletişim, oyun-eğlence ve kendini ifade etme adı altında toplam beş alt boyuttan ve 18 maddeden oluşan ?Bilişim Teknolojilerinden Yararlanma Ölçeği? geliştirilmiştir. Ölçeğin son hali, evrenden oranlı küme örneklem alma yoluna gidilerek, 734 ilköğretim ikinci kademe öğrencisine uygulanmıştır. Araştırmanın sonraki aşamalarında; öğrencilerin evlerinde bulunan bilişim teknolojisi imkanları, bilişim teknolojilerinden en çok yararlanma amaçları, bilişim teknolojilerinden yararlanma düzeyleri, bu yararlanma düzeylerinin cinsiyetlerine, öğrenim gördükleri sınıflara, genel not ortalamalarına, anne ve babalarının eğitim ve mesleki durumlarına göre farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Araştırmanın sonunda; öğrencilerin bilişim teknolojilerinden yararlanma düzeyleri genel olarak; bilgi edinme, araştırma-inceleme, iletişim ve oyun-eğlence alt boyutlarında orta düzey olarak belirlenirken, kendini ifade etme alt boyutunda ise düşük düzey olarak belirlenmiştir. Cinsiyete göre bilişim teknolojilerinden yararlanma düzeyleri genel olarak incelendiğinde; ölçeğin toplam puanları ile cinsiyet arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmemiştir. Öğrencilerin öğrenim gördükleri sınıflara, genel not ortalamalarına ve anne ve babaların eğitim ve mesleki durumlarına göre bilişim teknolojilerinden yararlanma düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklara rastlanmıştır.
Amacı yapılandırılmamış felsefe sohbetleri yoluyla eleştirel düşünme öğretiminde yeni bir yaklaşım
Bu araştırma, Amacı Yapılandırılmamış Felsefe Sohbetlerinin öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerine etkisini belirlemeyi ve bu deneyimin öğrenciler ve sınıf öğretmeni tarafından nasıl anlamlandırıldığını ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Araştırma, Ege Bölgesi'nin bir büyükşehrinin ilçe merkezindeki bir devlet ilkokulunun dördüncü sınıfına devam eden 48 öğrenci (22 deney, 26 kontrol) ile yürütülmüştür. Araştırma, karma araştırma yönteminin deneysel karma (iç içe karma) desenine göre yürütülmüştür. Deney grubuna 8 hafta boyunca Amacı Yapılandırılmamış Felsefe Sohbetleri programı araştırmacı tarafından uygulanmıştır. Kontrol grubunda okuldaki mevcut öğretime devam edilmiştir. Çalışmanın nicel verilerini toplamada Eleştirel Düşünme Becerisi Yazılı Testi 1 ve 2 kullanılmıştır. Nitel veriler ise öğrenci günlükleri, öğrenci görüşmeleri, öğretmen günlükleri ve öğretmen görüşmesi ile toplanmıştır. Nicel ve nitel verilerden elde edilen bulgular birbirlerini doğrular nitelikte olup Amacı Yapılandırılmamış Felsefe Sohbetleri öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerini geliştirmektedir. Öğrenciler ve sınıf öğretmeni felsefe sohbetlerinin keyifli, verimli, farklı ve derinlemesine düşünmeye hizmet eden, sorgulama becerisini artıran, öğrencilerde felsefeye karşı olumlu duygular oluşturan, eleştirel bakış geliştirmelerini sağlayan, düşünsel sabır içerisinde mantıklı düşünmeyi artıran bir uygulama olduğunu düşünmektedirler. Çalışma sonunda uygulayıcılara ve araştırmacılara bu yaklaşımın uygulanması ve farklı gruplarda denenmesi için öneriler sunulmuştur. Alanyazında P4C yöntemi kullanılarak yapılan çalışmalar mevcuttur ancak "amacı yapılandırılmamış" farkıyla ortaya konan bu model alanda ilk olma özelliği taşımaktadır. Bu nedenle farklı deneysel çalışmalarla farklı gruplarda sınanması önerilmektedir.
1960 Askeri Darbesinin üniversitelere müdahalesi ve 147'ler Tasfiyesi
Bu çalışmada, 27 Mayıs 1960 darbesi sonrası oluşan Milli Birlik Komitesi tarafından çıkartılan 114 sayılı kanunla üniversitelerdeki görevlerinden affedilen 147 öğretim üyesinin kimler olduğu, uzaklaştırılma nedenleri, o dönem yaşanan gelişmeler ve yaşanan bu olaya kamuoyunun tepkisi incelenmiştir. Dünyada ve Türkiye'de üniversiteler tarihleri boyunca yaşanan siyasi gelişmelerden en çok etkilenen kurumların başında gelmişlerdir. Her siyasi iktidar üniversiteleri kendi himayesi altında tutmanın peşine düşmüş doğrudan ya da dolaylı olarak üniversitelere müdahalelerde bulunmuştur. Belirtilen nedenlerle, araştırmanın kavramsal çerçevesinde dönemin siyasi gelişmelerinin yanı sıra, üniversite ve özerklik kavramları da incelenerek siyaset - üniversite ilişkisi de ortaya konulmaya çalışılmıştır.Araştırmada; tarihi araştırma metodu kullanılarak ilgili belgeler taranmak suretiyle verilere ulaşılmıştır. Elde edilen verilerde; Türkiye'nin siyasi yapısı, 27 Mayıs 1960 darbesi ve sonrası yaşanan gelişmeler, üniversiteler tarihi, 114 sayılı kanunla üniversitelerde yaşanan tasfiye hareketi ve tasfiye edilenlerin kimler olduğu incelenmiştir. Ayrıca, 114 sayılı kanunun çıktığı 28 Ekim 1960 tarihinden itibaren Milliyet, Vatan, Tercüman ve Cumhuriyet Gazeteleri'nin arşivleri taranmış, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Ankara Üniversiteleri'nden gerekli izinler alınarak arşivlerdeki 147 öğretim görevlisiyle ilgili bilgilere ulaşılmaya çalışılmıştır. Ancak İstanbul ve Ankara Üniversiteleri araştırma için gerekli izni vermemiştir.114 sayılı kanunla 147 öğretim üyesinin somut delillere dayandırılmadan ve kendilerine savunma hakkı verilmeden bir daha dönmemek üzere üniversitelerden tasfiye edilmiş olmaları nedeniyle araştırmada bu tasfiye süreci ve üniversite - siyaset ilişkisi de incelenmiştir.
100 temel eserlerde yer alan değerlerle sosyal bilgiler öğretim programındaki değerlerin uyumu
Bu araştırmada Milli Eğitim Bakanlığı'nın ilköğretim okulları için tavsiye ettiği"100 Temel Eser? listesinde belirtilen eserlerde yer alan değerler ile ilköğretim sosyal bilgiler öğretim programında verilen değerlerin uyumu incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın veri kaynağını, Milli Eğitim Bakanlığı'nın ilköğretim okulları için tavsiye ettiği ? 100 Temel Eser? okuma kitapları serisi; çalışma grubunu ise 100 temel eser serisindeki kitapların sayfa sayılarına göre gruplandırılması sonucu, bu eserler arasından maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi ile seçilen on iki (12) yerli yazarlı ve dokuz (9) yabancı yazarlı olmak üzere toplam yirmi bir (21) kitap oluşturmaktadır.Çalışma grubunu oluşturan yerli ve yabancı yazarlı kitaplarda bulunan değerler incelenmiş ve yapılan analizler sonucunda, incelenen yerli ve yabancı yazarlı kitaplarda yer alan değerler tespit edilmiştir. İncelenen yerli ve yabancı yazarlı kitaplarda en fazla bulunan değerler, sevgi, yardımseverlik, saygı, estetik, dostluk, acıma, cesaret, ümit, merhamet ve başarılı olma değerleri, en az bulunan değerler ise emaneti korumak, feragat, istişare, görgülü olmak, sağlıklı olmaya önem verme, tutumluluk, yeniliklere açıklık, ahlaklı olma, doğa sevgisi, eşitlik, hoşgörü, milli birlik şuuru, ölçülülük, sadelik ve zarafet değerleri olmuştur. İncelenen kitaplarda sosyal bilgiler öğretim programında yer alan değerlerden, sırasıyla sevgi, yardımseverlik, saygı, estetik ve özgürlük değerleri en fazla yer alan değerler olmuştur. İncelenen kitaplarda sosyal bilgiler öğretim programında yer alan değerlerden bilimsellik, sağlıklı olmaya önem verme, hoşgörü, barış ve bağımsızlık değerleri olmuştur. İncelenen yerli ve yabancı yazarlı kitaplarda tespit edilen değerler içinde, Sosyal Bilgiler Öğretim Programında yer alan değerlerden bağımsızlık, estetik, misafirperverlik, sağlıklı olmaya önem verme ve temizlik değerlerini destekleyen değer olmamıştır. Yapılan analizler sonucunda, yerli ve yabancı yazarlı kitaplarda, Sosyal Bilgiler Öğretim Programında yer alan değerleri zedeleyen ifadeler yer almıştır.Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler Öğretim Programı, Değerler Eğitimi, İlköğretim 100 Temel Eser
Yetiştirme yurtlarında kalan bireylerin eğitim sorunları: İstanbul ili örneği
Bu araştırmanın amacı Yetiştirme yurdunda kalan bireylerin yurtta, yurt dışındaki sosyal hayatlarında ve devam ettikleri okullarda yaşadıkları sorunların ortaya çıkarılmasını sağlamaktır. Araştırma var olan durumu saptamaya yönelik olduğundan tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Araştırma için yurtta kalan bireylere yönelik sosyal hizmet uzmanı, psikolog ve yetiştirme yurdunda kalmış olan birey ile birlikte toplumsal sorunlarla, eğitim sorunları aile ve yurtta yaşanılabilen sorunlarla ilgili olarak anket formu hazırlanmıştır. Bu anket formu İstanbul'da bulunan Halkalı Erkek Yetiştirme Yurdu, Zeytinburnu Erkek Yetiştirme Yurdu ve Atatürk Kız Yetiştirme Yurdu'nda kalan toplam 113 bireye uygulanmıştır. Anket sonuçları SPSS 13 paket programı yardımıyla çözümlenmiştir. Veriler istatistiksel yöntemler kullanılarak bireylerin geneli ve cinsiyete göre sonuçlar olarak iki şekilde tablo haline getirilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda bireylerin toplumsal hayatta yaşayacaklarını düşündükleri sorunlar, okul başarıları, geleceğe dair beklentileri ve yurt koşullarına yönelik düşünceleri ile ilgili veriler elde edilmiştir. Yurtta kalan bireylerin sağlıklı gelişebilmesi için her türlü fiziksel ve eğitim imkanının yurt müdürlüğü tarafından sağlandığı fakat bu imkanlara rağmen bireylerin büyük bir kısmının okul başarı durumlarının istenilen seviyede olamadığı görülmüştür. Yurtta bireylerin sağlıklı gelişebilmesi için her türlü fiziksel ve eğitim imkanının sağlandığı fakat bu imkanlara rağmen bireylerin büyük bir kısmının okul başarı durumlarının istenilen seviyede olamadığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Yetiştirme yurdu, eğitim sorunları
Lise öğrencilerinin sosyal medya kullanım amaçları ile sosyal medya bağımlılığının akademik erteleme davranışlarına etkisi
Bu çalışmanın amacı, lise öğrencilerinin sosyal medya kullanım amaçları ile sosyal medya bağımlılık düzeylerinin akademik erteleme davranışları üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Bu çalışmada genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada, lise öğrencilerinin sosyal medya kullanım amaçları, sosyal medya bağımlılık düzeylerinin akademik erteleme davranışı üzerindeki etkisinin belirlemesinde etkili olduğu düşünülen cinsiyet, sınıf ve öğrenim gördükleri okul değişkenleri dikkate alınarak uygun örnekleme yöntemi ile Zongudak ili Ereğli ilçesindeki 6 farklı liseden 867 öğrenciye uygulama yapılmıştır. Araştırmada verileri toplamak amacıyla lise öğrencilerinin sosyodemografik özelliklerini ve sosyal medya kullanım durumlarını belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Çalışmada, öğrencilerin sosyal medya bağımlılıklarını belirlemek için Günüç (2009) tarafından geliştirilen Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği; akademik erteleme düzeylerini belirleyebilmek için Çakıcı (2003) tarafından geliştirilen Akademik Erteleme Ölçeği ve sosyal medya kullanım amaçlarını belirlemek için de Şişman-Eren (2014) tarafından geliştirilen Sosyal Medya Kullanım Amaçları ölçeği kullanılmıştır. Yapılan değerlendirmede cinsiyete göre sosyal medya kullanım amaçları genel puanında anlamlı bir farklılığın olduğu görülmüştür, kadın öğrencilerin sosyal medya kullanım amaçları genel puanlarının erkek öğrencilerden elde edilen puanlardan istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Cinsiyet değişkenine göre hem genel hem de kadın ve erkek öğrencilerde sosyal medya bağımlılığı genel puanında anlamlı bir farklılığın olmadığı görülmüştür. Sınıf düzeylerine göre değerlendirildiğinde sosyal medya kullanım amaçlarının ve akademik erteleme davranışlarının gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı şekilde farklılaştığı bulunmuştur. 9. Sınıf öğrencilerinin sosyal medya kullanım amaçları ve akademik erteleme puanlarının diğer sınıf düzeylerine göre düşük olduğu görülmüş, öğrencilerin sosyal medya bağımlılığı puanlarında ise sınıf düzeylerine göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Öğrenciler okullarındaki ortalama puan durumlarına göre değerlendirildiğinde sosyal medya kullanım amaçları ve sosyal medya bağımlılığı puanlarının anlamlı şekilde farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Akademik erteleme davranışı puanlarında ise not ortalamalarına göre gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılaşmalar olduğu görülmüştür. Lise öğrencilerinin sosyal medya kullanım amaçları ve sosyal medya bağımlılığı puanlarında internette geçirilen süreye göre anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Sosyal medya kullanım amaçları ve sosyal medya bağımlılığı puanları arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sosyal medya bağımlılığı ile akademik erteleme davranışı puanları arasındaki ilişki incelendiğinde iki değişken arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların sosyal medya kullanım amaçları puanlarının akademik erteleme davranışı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı şekilde bir yordayıcılığının bulunmadığı görülmüştür. Bu araştırma, Zonguldak ili Ereğli ilçesindeki Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı liselerde öğrenim gören lise öğrencilerini kapsamaktadır. Ulaşılan bulguların kapsam genişliğini artırmak için benzer değişkenler ve ölçme araçları kullanılarak Türkiye'deki farklı iller ve ilçelerde yer alan ilkokul, ortaokul ve üniversite öğrencileri, devlet ve özel kurumlarda öğrenim görenler olarak farklı çalışmalar yapılabilir. Aynı değişkenler ve benzer örneklem kullanılarak karma ya da nitel araştırma yöntemleriyle de öğrencilerin İnternet bağımlılığı ve akademik erteleme düzeyleri incelenebilir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya, Bağımlılık, Akademik Erteleme
Öğretmenlerin yirmi birinci yüzyıl becerileri öğretimi, mesleki öz-yeterlilikleri ve motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada, Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda görev yapan öğretmenlerin yirmi birinci yüzyıl becerileri öğretimi, mesleki öz-yeterlilikleri ve motivasyonları arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, öğretmenlerin bu üç temel alandaki yeterliliklerini belirlemek ve aralarındaki ilişkileri ortaya koymak hedefiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırmanın verileri, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan toplam 261 öğretmenden (158 kadın ve 103 erkek) elde edilmiştir. Verilerinin analizinde SPSS programı kullanılmış, ölçeklerin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Ölçek verileri değerlendirilirken sonuçların normallik değerleri için çarpıklık-basıklık değerleri ve Kolmagorov-Smirnov testlerinin sonuçları incelenmiştir. Araştırmada kullanılan ölçekler arasındaki ilişkileri belirlemek için Spearman korelasyon analizi gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları olarak, Özyurt (2020) tarafından geliştirilen "21. Yüzyıl Becerileri Öğretimi Ölçeği", Schmitz ve Schwarzer (2000) tarafından geliştirilen ve Yılmaz, Köseoğlu, Gerçek ve Soran (2004) tarafından Türkçeye uyarlanan "Öğretmen Öz-Yeterlik Ölçeği" ve Karabağ Köse, Karataş, Küçükçene ve Taş (2020) tarafından geliştirilen "Öğretmen Mesleki Motivasyon Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler, öğretmenlerin yirmi birinci yüzyıl becerileri, mesleki öz-yeterlilikleri ve motivasyonları arasında anlamlı ilişkiler bulunduğunu göstermektedir. Analiz sonuçları, öğretmenlerin yirmi birinci yüzyıl becerilerine ilişkin farkındalıklarının yüksek olduğunu ve bu becerileri öğrencilere kazandırma noktasında yetkin olduklarını göstermektedir. Bunun yanı sıra, öğretmenlerin öz-yeterlilik algılarının mesleki motivasyonları üzerinde belirgin bir etkisi olduğu saptanmıştır. Mesleki öz-yeterlilik düzeyi yüksek olan öğretmenlerin motivasyonlarının da yüksek olduğu ve bunun eğitimdeki başarıya olumlu yansıdığı görülmüştür. Bu doğrultuda, öğretmenlerin 21. yüzyıl becerilerini geliştirmeye yönelik mesleki gelişim programlarının güçlendirilmesi ve öz-yeterlilik algılarını artırmayı hedefleyen stratejilerin uygulanması önerilmektedir.
Üniversite öğrencilerinin sosyotelist olma ve sosyal kaygı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada Eğitim fakültelerinde öğrenim gören üniversite öğrencilerinin Sosyotelist Olma ve Sosyal Kaygı Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel bir araştırma yöntemi olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örnekleminde kolay ulaşılabilir veya erişilmesi kolay olarak da tanımlanan uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi'nde 2023-2024 eğitim öğretim yılında öğrenim gören 508 eğitim fakültesi öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcılar 427'si kadın 81'i erkeklerden oluşmaktadır. Araştırmada veriler yüz yüze toplanmıştır. Araştırmada Orhan Göksün (2019) tarafından geliştirilen "Genel Sosyotelizm Ölçeği" ve Alkış, Kadirhan ve Şat (2017) tarafından geliştirilen "Sosyal Medya kullanıcıları için Sosyal Kaygı Ölçeği" kullanılmıştır Verilerin analizinde korelasyon analizi ve betimsel istatistikler, t-Testi, ANOVA, post hoc testlerinden yararlanılmıştır. Katılımcıların Sosyotelizm ölçek sonuçlarına Nomofobi alt boyutunda yüksek bir puana sahip oldukları görülmüştür. Kişilerarası Çatışma alt boyutunda en düşük düzeyde sorun yaşanırken, Kendini Yalnızlaştırma boyutunda katılımcıların insanlarla vakit geçirmek yerine telefonla ilgilenme eğilimlerinin düşük olduğu anlaşılmaktadır. Problem Farkındalığı boyutunda, telefon kullanımının sosyal etkileşimleri olumsuz etkileyebileceğinin farkında oldukları ancak bu farkındalığın yüksek düzeyde olmadığı dikkat çekmektedir. Genel değerlendirmede, katılımcı öğretmen adaylarının orta düzeyde sosyotelist oldukları ve orta düzeyde sosyal kaygıya sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca Nomofobi ile Sosyal Kaygının alt boyutları arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Sosyal medya kullanımının Sosyal Kaygı ölçeğinin Paylaşılan İçerik Kaygısı ve Gizlilik Kaygısı arasında da pozitif yönlü yüksek ilişki bulunmuştur. Son olarak Sosyotelizm ile Sosyal Kaygı arasında zayıf düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.