Gaziantep University
Discipline

Nörolojik Bilimler Anabilim Dalı

Gaziantep University

5

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

5 Theses
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Karotis arter stenozuna bağlı inme geçiren hastalarda revaskülarizasyon yöntemlerinin erken komplikasyonları.

KOMPLİKASYONLARIGiriş ve Amaç: İnme hastayı sosyal hayattan soyutlayan ve ölüm nedenleri arasında 3.sırada yer alan bir hastalıktır. Karotis arterin oklüzif hastalığı tüm inmelerin %10-20'sinin patofizyolojik kaynağıdır. Karotis arterin oklüzif hastalığında karotisanjiyoplasti ve stent uygulama karotid endarterektomiye oranla daha az invazif olan biralternatiftir. Serebral koruma sistemlerinin gelişmesi ile bu işlemin uygulanabilirliği vegüvenirliği artmıştır.Bu çalışmada amacımız karotis arter stenozuna bağlı iskemik inme ve/veyageçici iskemik atak ile başvuran hastalarda inme tekrarını önlemeye yönelik yapılanrevaskülarizasyon tedavi yöntemlerinin erken dönem komplikasyonlarının analiziniyapmaktır.Materyal ve Metot: Çalışmamıza 2006 yılı Ocak ayı ile 2013 Ocak ayı arasında İnönüÜniversitesi Tıp Fakültesi Turgut Özal Tıp Merkezi Nöroloji Kliniğine geçici iskemikatak, vertigo, amourozis fugax ve inme nedeni ile başvuran ve karotis arter stenozusaptanan, radyoloji kliniği tarafınca karotis artere stent uygulanan 40 hasta ve beyincerrahisi kliniği tarafınca karotis endarterektomi uygulanan 70 hasta çalışmaya alındı.Karotis endarterektomi yapılan ve karotis artere stent uygulanan hastalarda işlemöncesi karotis arter stenozu için majör risk faktörü kabul edilen hiperlipidemi,HT, DM,KAH, CABG ve sigara kullanımı sorgulandı.Karotis endarterektomi ve karotis artere stent uygulanan hastaların işlemsırasındaki ve işlem sonrası 1 ay içerisindeki erken dönem komplikasyonları incelendi.Komplikasyon olarak inme, ölüm, hipotansiyon, geçici iskemik atak, intrakranialhemoraji, amourozis fugax, hiperperfüzyon sendromu, bradikardi, diseksiyon, hematom,anevrizma, yara yeri enfeksiyonu, miyokart enfarktüsü, hipertansiyon, kranial sinirparalizi ve asistoli değerlendirmeye alındı.Bulgular: İki grup arasında erken dönem komplikasyonlardan inme, hipotansiyon vebradikardi yönünde anlamlı farklılık saptandı. Ölüm, geçici iskemik atak, intrakranialhemoraji, hiperperfüzyon sendromu, diseksiyon, hematom, yara yeri enfeksiyonu,hipertansiyon, kranial sinir paralizi ve asistoli arasında iki grup arasında anlamlıfarklılık saptanmadı. Amourozis fugax, anevrizma ve miyokart enfarktüsü her ikigruptada görülmedi.Sonuç: Erken dönem komplikasyonları değerlendirildiğinde; karotis artere stentuygulanması, karotis endarterektomiden daha güvenli değildir ve daha iyi sonuçlarsağlamaz. Gelişen malzeme teknolojisi ve emboli koruma cihazlarının kullanımıylakarotis arter stent uygulamasının, tüm hasta gruplarında sonuçların daha iyi olmasınısağlıyacaktır. Gelecekte, karotis endarterektomiden ziyade karotis arter stentuygulamasından fayda görecek hastaların belirlenmesi için hasta sayısının fazla olduğuyeni çalışmalara ihtiyaç vardır.

Endarterektomi-karotidKarotis arterleriKarotis stenozu+4
Sibel Aydın
İnönü University
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Erişkin nöroloji kliniklerinde, serebrotendinöz ksantomatozis (CYX) hastalığının prevalansının belirlenmesine yönelik prospektif değerlendirmeli epidemiyolojik gözlem çalışması

Bu çalışmanın amacı,progresif nörodejeneratif hastalıkla ile ilişkisi olduğu düşünülen, ataksi, epileptik nöbetler, polinöropati, erken mental yıkım, piramidal, ekstrapiramidal ve serebellar nörolojik belirti ve bulgular olan ve etiyolojisi açıklanamayan kişilerde Serebrotendinöz Ksantomatozis (CTX) hastalığının prevalansının araştırılmasıdır. Araştırma,nöroloji kliniğine başvurmuş, kronik, nörodejenerasyon ile ilişkisi olduğu düşünülen, nörolojik belirti ve bulgular gösteren ancak etiyolojisi kesin olarak belirlenemeyen hastalar ile yürütülmüş, tek merkezli, hastane tabanlı, tanımlayıcı kesitsel bir çalışmadır. Hastaların demografik özellikleri, şikayetleri, fizik ve nörolojik muayene bulguları, görüntüleme yöntemi sonuçları kayıt edilmiştir. Hastalardan periferik kanda yeni nesil dizileme ile genetik inceleme yapılmıştır. Genetik incelemede CYP27A1 gen bölgesinde homozigosite veya heterozigosite varlığı araştırılmıştır. Çalışmaya alınan 71 hastanın yaş ortalaması 27,7 yıl iken, 44 hasta (%62,0) erkektir. Hastaların büyük çoğunluğunun (%81,8) doğum yeri Gaziantep iken, en sık görülen şikayetler sırasıyla nöbet (%57,7) yürüme güçlüğü (%42,2) ve zeka geriliğidir (%28.2). Sistemik bulgular açısından; çalışmaya dahil edilen 5 hastada (%7,0) juvenil katarakt, 3 hastada (%4,2) tendon ksantomları ve 2 hastada (%2,8) çocukluk çağı başlangıçlı kronik diyare saptanmıştır. Hastalarda en sık görülen nörolojik bulgu epilepsi iken (%60,6), bunu sırasıyla; entelektüel kısıtlılık (%43,7), piramidal tutulum (%40,8), gelişme geriliği (%33,8), serebellar tutulum (%33,8), ataksi (%31,0), parkinsonizm (%26,8) ve polinöropati (%7,0) takip etmektedir. Hastalarda en sık görülen manyetik rezonans görüntüleme bulgusu serebral fokal lezyonlar (%29,6) iken, bunu sırasıyla; beyaz cevher tutulumu (%19,7), non-spesifik lezyonlar (%9,9), serebral atrofi (%9,9), serebellar atrofi (%7,0), dentat nükleus sinyal bozukluğu (%5,6), bazal ganglion tutulumu (%5,6), serebellar fokal lezyonlar (%4,2) ve beyin sapı fokal lezyonlar (%1,4) izlemektedir. Çalışmaya alınan 24 hastada (%33,8) elektroensefalografide keskin karakterli yavaş dalgalarla karakterize paroksismal bir düzensizlik, 14 hastada (%19,7) keskin karakterli yavaş dalgalarla karakterize epileptiform potansiyalite gösteren bozukluk ve 7 hastada (%9,9) zemin aktivite yavaşlığı saptanmıştır. Çalışmaya dahil edilen 3 hastanın (%4,2) CTX pozitif olduğu bulunmuştur. CTX pozitif hastaların 2'sinde nöbet şikayeti varken, bu şikayetin ortalama başlama yaşı 15,5 yıldır. CTX pozitif hastaların tamamında zeka geriliği ve yürüme güçlüğü varken bu şikayetlerin ortalama görülme yaşı sırasıyla, 3,67 yıl ve 29,33 yıldır. Hiçbir hastada tremor görülmemişken, 2 hastada görme sorunları ve 1 hastada diğer şikayetler saptanmıştır. CTX pozitif saptanan hastaların klinikopatolojik öyküleri bir arada değerlendirildiğinde; genetik temeli olan ve erken tedavi ile küratif sonuçlar alınabilen hastaların çocukluk döneminde gelişen nörolojik belirti ve bulguların menenjit gibi enfeksiyoz nedenli sağlık sorunlarına atfedildiği, bu nedenle ileri tetkik yapılıp tanı konulamadığı için yıllar boyunca tedavisiz kaldığı görülmüştür. CTX hastalığının genetik değerlendirme sonucunda erken tanısı ile tedavi sonrası morbidite gelişimi önlenebilecektir.

EpidemiyolojiNörodejeneratif hastalıklarPrevalans+1
Gunel Gardashova
Gaziantep University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Migren başağrılı hastalarda beyaz cevher lezyonlarının klinik ve laboratuvar özellikleri

Migren Başağrılı Hastalarda Beyaz Cevher LezyonlarınınKlinik ve Laboratuvar ÖzellikleriAmaç; Migrenli olgularda subklinik posteriyor sirkülasyon inmeleri ve beyaz cevher lezyon (BCL) yüklülüğü arasında birebir ilişki vardır. T2 sekanslı görüntülerde hiperintens olarak saptanan bu lezyonlar yaklaşık migrenli olgularda %6- 29 arasında değişken oranlarda gösterilmiştir. Olgu kontrollü ve populasyon çalışmalarında migren öyküsü, özelliklede auralı migren öyküsü iskemik inme için bir risk olarak kabul edilmektedir. 40 yaş altında migrenöz infarklar %1.4?14 arasında tahmin edilmektedir. Bu güne kadar pek çok olgu migrene bağlı infarkt, migrenin tetiklediği inme olarak tanımlanmıştır. Hastane temelli çalışmalarda inme geçiren olgularda göreceli olarak migren daha sık bildirilmektedir. Bu durumdan migrenin temel fizyopatolojisi sorumlu tutulmaktadır.Migrenli olgularda MRG'de T2 sekansında BCL'u saptanan ve saptanmayan olguların klinik ve tanısal değerlendirilmesidir.Gereç ve Yöntem; Prospektif olarak planlanan bu çalışma, ÇÜTF Nöroloji Ana Bilim Dalı Başağrısı Polikliniğinde Haziran 2004 ?Ağustos 2006 yılları arasında gerçekleşmiştir. ICD-II sınıflaması ölçütlerinde migren tanısı alan kişiler çalışmaya alınmıştır. MRG'de BCL'u belirlenen ve belirlenmeyen migrenli olgular, kişisel onayları alındıktan sonra çalışmaya dahil edilmişlerdir.Bulgular; Olguların demografik verileri, öz ve soy geçmiş özellikleri, alışkanlıkları, baş ağrısı özellikleri, ayrıntılı fizik ve nörolojik değerlendirmeleri yapılmış, hematolojik incelemeleri (tam kan sayımı, ayrıntılı biyokimyasal değerlendirmesi) ve homosistein düzeyleri değerlendirilmiştir. Altmış altı olgu (34 BCL saptanan, 32 BCL saptanmayan) çalışmaya alınmıştır. Hasta ve kontrol grubunda, klinik özellikleri açısından herhangi bir farklılık gözlenmemiş, BCL'lu olgularda kontrol grubuna göre homosistein ortalama düzeyi istatistiksel olarak anlamlı oranda yüksek saptanmıştır.Sonuç; Bulgularımız, migrenli olgularda MRG'de BCL'nin varlığı, vasküler risk faktörleri ve olguların klinik özellikleri açısından bir fark ortaya koymamaktadır. Bu noktadan hareketle iskemik inme birlikteliği için etiyolojik ortak bir açıklama getirmek ve BCL'leri bir belirteç olarak tanımlamak olası görünmemektedir. Ancak auralı migren ile BCL'ler arasında bir yakınlık olabileceği öngörüsüne varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Beyaz Cevher Lezyonları (BCL), İskemik İnme, Migren

Mehmet Fahreddin Över
Çukurova University
2008
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İnme ve uyku ritim bozuklukları

Amaç: Bu çalışmada, inme sonrası akut dönemde meydana gelebilecek uyku-uyanıklık ve uyku ritim bozukluklarının görülme sıklığı ve inme lokalizasyonuyla ilişkisinin araştırılması amaçlandı.Yöntem: Olayın ilk 24 saatinde başvurmuş, iskemik ve hemorajik inmeli 131 hasta ve 38 kontrol çalışmaya dahil edildi. Tüm hastalara ilk 24 saat ve 1. hafta içerisinde kontrol olmak üzere, Kranyal BT ve/veya MRG tetkiki yapılarak, lezyon gösterildi. Olguların tamamına uyku günlüğü tutularak, saatlik uyku takibi yapıldı. Ve uyku bozukluğu tipi belirlendi.Bulgular: Uyku bozukluğu; hasta grubunda, kontrol grubuna kıyasla anlamlı şekilde yüksek bulundu (p<0.001). Sağ hemisferik inmelerde Sirkadiyen Ritim Uyku Bozukluğu (SRUB), sola nazaran daha yüksek bulundu (1.gün; p=0.003, 2.gün; p=0.583, 3.gün; p=0.010, 4.gün; p=0.018). Hemorajik inmelerde, iskemik inmelere göre ve orta-büyük boyutlu inmelerde, küçük boyutlu inmelere göre daha yüksek oranda uyku bozukluğu saptandı. Oksipital yerleşimli inmelerin tamamında (%100) ?düzensiz uyku ritim bozukluğu? izlendi.Sonuçlar: İnme sonrası akut dönemde uyku-uyanıklık bozuklukları yüksek oranda izlenmiştir. Sağ hemisferik inmelerde SRUB' un daha sık izlenmesi, sağ hemisferin, sola nazaran uyku ritmiyle daha ilişkili olabileceğini düşündürmüştür.Anahtar Kelimeler: İnme, uyku-uyanıklık bozuklukları, uyku ritim bozuklukları.

İnme
Selçuk Atakay
Düzce University
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İzole oküler semptomlarla başvuran hastaların tanısal değerlendirilmesinde tek lif elektromiyografisinin yeri

Amaç: Pitoz ve diplopi gibi oküler semptomlar acil servislere, oftalmoloji ve nöroloji kliniklerine sık başvuru nedeni olmaktadır. Bu olguların birçoğuna oküler miyasteni gravis (OMG) ön tanısı ile tek lif elektromiyografisi (TLEMG) istenmektedir. Bu çalışmada, oküler belirtilerle başvuran hastaların değerlendirilmesinde konsantrik iğne elektrodu (KİE) ile TLEMG incelemesinin klinik yararlılığını araştırmak amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: Son 3 yıl içerisinde izole oküler semptomlarla başvuran ve OMG ön tanısı ile KİE-TLEMG/jitter analizi için laboratuvarımıza yönlendirilen hastaların klinik ve elektrofizyolojik verileri retrospektif olarak incelendi. Bulgular: Toplam 122 (78 kadın, 44 erkek) hastanın %62,3'sinde izlemde miyasteni dışı nedenler saptandı. Yüzde 37,7'si OMG tanısı aldı. Pitoz ve diplopinin birlikte görülmesi, diurnal fluktuasyon ve alternan patern OMG grubunda anlamlı fazla görüldü (p<0,001). Frontalis kasından KİE-jitter analizinin OMG tanısında duyarlılığı %80,4, özgüllüğü %90,8, pozitif prediktif değeri %84,1ve negatif prediktif değeri %88,5 olarak hesaplandı. Sonuç: Bu çalışma, KİE-jitter analizinin OMG'deki tanısal yararlılığını literatürle uyumlu olarak doğrulamakla birlikte klinik pratikte OMG ön tanısının uygunsuz fazla konulduğuna ve TLEMG incelemesinin sıklıkla gereksiz istendiğine dikkati çekmektedir. Anahtar kelimeler: Oküler miyastenia gravis, tek lif elektromiyografisi, pitoz, diplopi, yanlış tanı

ElektromiyografiMyasthenia gravisNöroloji+4
Pınar Kahraman Koytak
Marmara University · Institute of Health Sciences
2020
00