32
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Cumhuriyet Dönemi'nden günümüze, geleneksel halk sanatlarımızdan etkilenen resim sanatçılarımız (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
Kültürel yapının etkisi her yerde olduğu gibi sanatsal alanda da kendini göstermektedir. Geleneksel halk kültürümüzden etkilenen Resim sanatçılarımızı incelerken genel amaç sanatsal gelişim süreci içerisinde kendi kültüründen etkilenmelerinin plastik sanatlar anlamında yansımaları araştırılmaya çalışılmıştır. Bu etkiler daha çok Bedri Rahmi Eyüboğlu Örneği ile açıklanmaya çalışılmıştır. Sürekli etkileşen dünyada sanat eserini, plastik sanatların bir parçası diyebilmek için, eserlerin konu bakımından özgün olması gerekliliği Türk resim sanatı açısından da büyük önem taşımaktadır. Bu amaç doğrultusunda, kültürel folklorik unsurların resim sanatına yansımaları, resim sanatı içerisinde kültürel çevrenin etkileri ele alınmıştır. Bu anlayışla Türk resim sanatına katkıları bulunan sanatçılarımız araştırma konumu oluşturmaktadır. Kültürümüzden etkilenerek resim yapan birçok resim sanatçımız olmasına rağmen bu konuda süreklilik gösteren resim sanatçılarımızdan Turgut Zaim, Nuri Abaç, Erol Akyavaş ve Bedri Rahmi Eyüboğlu alt başlıklarla ele alınmıştır. Bu sanatçılarımızdan özellikle Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun genişletilmesinin nedeni, diğerlerinden daha çok Geleneksel halk kültürümüze yönelmesi, halk kültürümüzü, resim sanatı açısından yorumlamasıdır. Bu araştırma yapılırken, araştırma yöntemlerinden yazılı ve görsel her türlü veri incelenmeye çalışılmış, internet, kütüphane taraması, müze ve duvar düzenlemelerinden faydalanılmıştır. Sanatçımız, Türk resim sanatına katkıları ve yıllara göre yaptığı çalışmalara yer verilerek incelenmiştir. Sanatçımızın güncel halk kültürü içinden beslendiğini gösteren örnekler resimlendirilerek detaylar açıklanmış ve eldeki verilere göre yorumlama yapılmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler; Geleneksel halk sanatımız, Geleneksel Resim Sanatçılarımız, B. Rahmi Eyüboğlu, Kültür, Sanat
Çağdaş sanatta insan bedeninin fetiş, mazoşist ve sadizm ekseninde bir ürün olarak incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı; cinsel haz alma yöntemlerinden fetişizm,sadizm ve mazoşizmin beden kavramını kullanarak sanatın konularına ve uygulama alanlarına ne kadar müdahale ettiği ve bu müdahaleler sonuncunda ortaya nasıl ürünler çıktığını araştırmak ve bunları ortaya koymaktır. Bu araştırmayı yaparken yöntem olarak; yazılı dokümanlar,kitaplar,bilimsel dergiler,makaleler ve yayınlanmış tezler literatür tarama tekniği ile bulunmuş,buradan elde edilen verilerin ve yorumların gerçekçi ve bütüncül bir biçimde ortaya konmasına yönelik bir süreç izlenmiştir. Tarama yöntemiyle elde edilen veriler düzenlendikten sonra ortaya; beden algısının çağlara göre değiştiği ve her çağın kendi imkânlarına göre sanat eserlerini ortaya koyduğu görülmüştür. İlkel kabilelerin beden üzerindeki dini ritüelleri ile 1960 sonrasındaki performansa dayalı beden sanatı arasında şekil yönünden ve uygulanış yönünden benzerlik bulunamamasına rağmen,beden üzerinde acı verici uygulamaların yapılması bakımından benzerlikler bulunmaktadır. Ara dönemde kalan modern sanat akımlarındaki beden algılayışı resim düzeyinde kalmış ve sadece toplumun kabul ettiği normların dışına azda olsa çıkabilmişlerdir. Bu durum bile oldukça tepkiyle karşılanmıştır. Ancak resim düzeyindeki bu sanatsal girişimlerin bile beden üzerindeki algıyı değiştirmede oldukça faydası olmuştur. Daha sonra uygulamaya konulabilecek performans sanatlarındaki beden kavramının ne olacağına yön vermiştir. Ayrıca beden sanatında uygulamacının kendi bedenine acı çektirmesi ve çeşitli partnerlerle bu acı dolu eylemleri paylaşması ile ortaya çıkabilecek fetiş,sadist ve mazoşist eklilere öncülük ettiği de yadsınamaz bir gerçek olduğu ortaya çıkmıştır. 1960 dan sonraki beden üzerinde yapılan uygulamaların toplumsal ve kişisel travmaların sonucunda ortaya çıktığı açıkça görülmektedir. Bedene acı çektirmek ve bunu izleyicinin karşısında sanatsal bir performans gibi göstererek yapmanın temel noktasında; bedendeki acıdan sadist,mazoşist ve fetiş duyguların öncülüğünde haz alındığı bu tezin sonucunda açıkça görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Fetiş,Mazoşist,Sadizm,Çağdaş Sanat
Soyut dışavurumcu sanatta Mark Rothko ve Barnett Newman'ın renk alanı yaklaşımlarının karşılaştırılması
Bu tez çalışmasında Mark Rothko ve Barnett Newman'ın resimlerinde kullandığı, Renk Alanı yaklaşımları karşılaştırılmıştır. Araştırma yöntemi olarak nitel tarama yöntemi kullanılmıştır. Yerli ve yabancı nitel kaynaklar sınıflandırılıp kronolojik olarak düzenlenmiş, sanatçı biyografileri ve sanatçıların kendi eserleri ile ilgili ilişkin örnekler aktarılmıştır. Çalışmanın ana konusunu oluşturan Soyut Dışavurumcu Sanatta Mark Rothko ve Barnet Newman'ın Renk Alanı yaklaşımlarıyla oluşturdukları sanat eserleri ve sanat felsefeleri sanatçıların kendi ifadeleri ve dönemin sanat eleştirmenlerinin beyanları esas alınarak, genel sanat tarihinin doğal akışı içinde edindikleri yer çerçevesinde karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. 20. Yüzyılda sanat hareketlerine yön veren en önemli merkezlerden birinin New York olduğu bilinmektedir. Kent bünyesinde bulunan müze, resim, özel koleksiyonlar ve sanat galerileri ile zengin bir sanat arşivine sahiptir. New York göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı, farklı kültürlerden izler taşıyan kozmopolit bir metropoldür. Bu derin ve zengin izler Mark Rothko ve Barnett Newman'da da mevcuttur. Çalışmanın birinci bölümünde araştırmanın amacı, önemi, kapsamı ve yöntemi aktarılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde Soyut Dışavurumculuk akımının oluşumu ve sanatçıları ile ilgili nitel kaynak taramalarına yer verilmiştir. Soyut Dışavurumculuk Akımının içinde oluşan, Renk Alanının öncü isimlerinden olan Mark Rothko ve Barnett Newman'ın, eserlerinin ortaya çıkış noktaları ve karşılıklı olarak incelenmesinin ele alındığı bu tezde, ilk olarak Soyut Dışavurumculuk Akımının tanımı, oluşum süreci ve II. Dünya Savaşı'ndan sonra Amerika Birleşik Devletleri'nde sanat ortamı ele alınmıştır. Ayrıca Renk Alanı'nın New York sanat ortamındaki yerinin ve 20. Yüzyıl sanat anlayışını nasıl şekillendirdiğinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. II. Dünya Savaşının neden olduğu stres ile iç dünyalarında fırtınalar yaşayan ve dünyaya karşı inançlarını yitiren sanatçılar, dünyada var olan biçim yapısını yok sayarak kendi var olan ben mezkezci dünyalarını ve fiziksel hareketlerini yansıtan radikal bir akım ortaya çıkarmışlardır. Böylece, soyut dışavurumculuk akımının içinde Renk Alanı ve Eylem Resmi gibi yeni tarzlar oluşmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde Rothko ve Newman'ın hayatları ve eserleri incelenmiştir. Rothko son dönemlerinde, Texsas'ta bulunan Rothko Şapeli'nde sergilemek için, devasa boyutlu koyu tonlu eserler yapmıştır. Şapeldeki eserlerin koyu tonlu kullanılmasının nedeni son yıllarını büyük bunalımlarla içe kapanık ruh gerilimleriyle geçirmiş olmasıdır. Rothko'yu karakterize eden paletinin karanlığından doğan trajik duygu, 1968 ve 1969 yılında yaptığı eserlerinde ağırlıklı olarak görülmektedir. Trajik duyguları ve bunalımları içeren koyu renkli griler, siyahlar ve kahverengiler paletten tuvale taşınmıştır. Newman ise özgün saf bir ses olan, ağlama sesini ve bu sesle ifade ettiği yalnızlığı On dört İstasyon adını verdiği eserlerinde anlatmıştır. Ayrıca Newman'ın heykelleri ve 18 Cantos baskı çalışmaları da Renk Alanı tarzına göre oluşturulmuştur. Tezin son bölümünde ise Barnett Newman ve Mark Rothko'nun, Renk Alanı bağlamında yapmış oldukları eserlerin karşılaştırılmaları yapılmış, bu doğrultuda sonuç ve önerilere yer verilmiştir.
Türkiye' de baskıresim sanatının plastik sanatlarda yeri ve önemi
Ülkemizde plastik sanatların güncel dünya sanat platformuna entegrasyonunun istenilen seviyelere ulaşabilmesi için sanatın bütün alanlarına özen gösterilmesi gerekliliği kaçınılmazdır. Bu düşünceden hareketle baskıresim alanına gereken önemin verilmesi ve desteklenmesi gerekmektedir. Güzel Sanatlar ve Eğitim Fakültelerinde uygulanan Özgün baskıresim alanlarında kalitenin artması, ancak baskıresim eğitimine verilen önemin ve gereken özenin gösterilmesi ile yükselişe geçecektir. Araştırmada bünyesinde pek çok farklı tekniği barındıran ve sanatçının kendisini ifade etmesinde sınırsız olanaklar sağlayan baskıresim alanının, Türk resim sanatındaki yerini ve önemini belirlemek amacıyla gözlem ve görüşmeler yapılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu yönteme göre, Ülkemizde baskıresim sanatının genel sanat ortamı içerisindeki yeri, bu alana yönelik eğitim veren kurumlar dikkate alınarak tespit edilmeye çalışılmış, bu sayede karşılaşılan problemler betimlenerek ortaya konulmuş ve önerilerin yol gösterici olacağı düşünülmüştür. Veri toplama aracı olarak görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma kapsamında ülkemiz baskı resim sanatının gelişimine ve ilerlemesine yön vermiş ve teze destek olacağı düşünülen sanatçılar ile görüşmeler yapılmıştır. Bu amaca yönelik ele alınan evren içerisindeki sanatçılar: Ahmet Aydın KAPTAN, Atilla ATAR, Erkin KESKİN, Güler AKALAN, Hayati MİSMAN, Raif KALYONCU, Saime HAKAN DÖNMEZER, Tolga AKALIN olarak belirlenmiştir. Sanatçılara açık uçlu sorular sorularak baskı resim sanatına genel sanat ortamı içerisinde gereken özenin gösterilip gösterilmediği belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın sonucunda görüşme yapılan sanatçıların cevapları değerlendirildiğinde, ülkemizde baskıresim alanının, plastik sanatların diğer unsurlarına göre daha yavaş bir ilerleme gösterdiği ve halen tanınmakta olduğu görülmektedir. Baskıresim sanatının, kendi içerisindeki teknik zorluklarından dolayı daha az tercih edildiği, bununla birlikte galeri ve yarışmalarda geniş sergi imkanına sahip olmaması da sanatçı ve toplumun bu alanı tanımasını zorlaştırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Baskıresim, Baskı Resim Teknikleri, Özgün Baskı Uygulamaları
İbrahim Çallı, Neş'e Erdok, Turgut Zaim Türk sanatına katkıları ve eserlerinin konu, biçim, içerik açısından incelenmesi
Osmanlı Devleti'nde modernleşme çabası güdüldüğü yıllar II. Meşrutiyet dönemidir. Osmanlı siyasi yapısında değişikliğe gidilmiştir. Modernleşme sadece siyasi değil eğitim, hukuk, ekonomi ve toplumsal yaşamla ilgili her yönde değişiklik yapılmıştır. Bunlardan da biri sanatla alakalı değişimlerdir (Alp, 1999, 14). Osmanlı'da sanat politikası genel anlamda sarayın içerisinde çeşitli sanatkarlar grup halinde yer almaktadır. Bunlardan en önemlisi resim ve nakış sanatıdır. 15. Yüzyıldan 19. Yüzyıla kadar süren Osmanlı Ressamlar ve Oryantalist Batılı ressamların etkinlikleriyle oluşan Çağdaş bir dönem başlamıştır (Başbuğ, 2009, 19). Böylece Türk resim sanatı tarihi boyunca çeşitli etkinlikler yapılmış, farklı sanat anlayışlarına sahip gruplar oluşmuştur. Birçok sanatçı resim eğitimini yurt dışında gerçekleştirmiştir. Bu çalışmada 19. yüzyılın ortalarından günümüze kadar gelen sanat grupları, sanatçılar ve eserler araştırılmıştır. İbrahim Çallı, Neş'e Erdok ve Turgut Zaim'in Türk sanatına kattıkları değerler araştırılıp, hayatları hakkında bilgi verilmiştir. Eserlerinden bir kaçı ele alınmış "konu-biçim-içerik" yönüyle yorumlanmış ve incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çağdaş Türk Resim Sanatı, İbrahim Çallı, Neş'e Erdok, Turgut Zaim.
Türk mitolojisinin çağdaş Türk resim sanatındaki yansımalarının incelenmesi
Binlerce yıllık tarihi olan Türk toplumunun geleneksel ve kültürel öğelerini, kendi mitolojisi ve ilk dönem inançları içerisindeki etkiler oluşturmaktadır. Türk mitolojik öğelerinin ilk örneklerine görsel olarak petroglifler üzerinden ulaşılırken, 19. yy.'ın ilk dönemlerinden itibaren yapılan bilimsel çalışmalarla da sistemli bir şekilde yazılı hale getirilmeye başlanmıştır. Hazırlanan bu araştırmadaki amaç; kültürel ve geleneksel öğelerimizin temelini oluşturan ve ilk dönem inançlarımız doğrutulsunda bugünkü inanç düşüncemiz içerisine geçmiş olan Türk mitolojisine ait öğelerin, Çağdaş Türk Resim Sanatı içerisindeki sanatçıların eserlerinde nasıl ve hangi anlamda kullandıklarını incelemektir. Bu amaçla hazırlanan çalışmadaki verilere, nitel araştırma yöntem ve teknikleri kullanılarak ulaşılmıştır. Bu bağlamda hazırlanan bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; mitoloji bilimi hakkında genel bilgiler verilerek, resim sanatıyla olan bağlantısı araştırılmıştır. İkinci bölümde; Türk mitolojisinin araştırılma tarihçesi, sınıflandırılması ve ağırlıklı olarak görülen semboller hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde ise; Çağdaş Türk Resim Sanatı içerisinden seçilen Bedri Rahmi Eyüboğlu, Adnan Çoker, Erol Akyavaş, Süleyman Saim Tekcan, Can Göknil, Ahmet Yeşil, Mehmet Başbuğ ve Hasan Kıran'ın eserlerinden örnekler incelenmiştir. Bu inceleme sonucu sanatçılar eserlerinde; göksel sembol olarak Ay, hayvansal sembol olarak at ve kuş figürlerini, kozmik olarak da hayat ağacını hem biçimsel hem de içerik yönünden ele aldıkları gözlemlenmiştir.
19. yy. başında hayat bulan realizm akımının günümüz sanatında yeniden ortaya çıkmasının sanat ortamına etkisi
Bu araştırmanın amacını 19. yy.'da hayat bulan realizm akımının günümüze gelindiğinde farklı bir boyut altında yeniden sanatçılar tarafından ele alınması ve sanat ortamına olan etkilerinin araştırılması oluşturmaktadır. Bu araştırma nitel araştırma yöntem ve tekniklerinden yararlanılarak hazırlanmıştır. Araştırma kapsamında yerli ve yabancı kitaplara, makalelere ve tez çalışmalarına literatür tarama tekniğiyle ulaşılmıştır. Gerçeklik algısının farklı bir boyutta ele alındığı 19. yy.'a gelindiğinde, sanayi devrimi sonucu oluşan ortam içerisinde resim sanatını derinden etkileyen fotoğraf icat edilmiştir. Fotoğrafla birlikte değişen gerçeklik algısının ve toplumsal sınıf ayrımlarının sanatsal bir öğe olarak ele alındığı realizm akımının temel amacı, gerçekçi bir ifadeyle biçimiyle gerçeklik sorgulaması yaptırmaktadır. Realizm ve sonrasındaki sanat akımlarıyla birlikte ele alınan gerçeklik sorgusu, soyut ekspresyonizme gelen süreci hazırlamıştır. Soyut ekspresyonizm sonrasında oluşan hiperrealizm de bu akıma olan bir tepkinin sonucunda doğmuştur. Hiperrealizm akımı fotoğraftan hareketle daha gerçekçi eserler verirken, gerçekliğini de yüklediği imgelerle sorgulamıştır. Bu kapsamda literatür tarama tekniğiyle ulaşılan veriler kapsamlı bir şekilde ele alınarak, betimsel analiz yöntemine göre analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında da 1960'lı yıllardan günümüze doğru gelindiğinde sanat ortamının disiplinler arası bir dönem olduğu gözlemlenmiştir. Çalışma kapsamında Nur Koçak, Mustafa Sekban, Taner Ceylan, Cömert Doğru, Mustafa Yüce, Ali Özhan Güneş, Rüstem Kasapoğlu, Yıldırım İnce ve Alican Leblebici'nin eserleri incelenmiştir. 'Fotoğraf çekmek' eyleminin bu kadar gelişmiş olması ve sanat dalı olarak benimsenmesine karşın, (hiper)realist tavrın benimsenmesinin nedeninin "resim yapmak"tan kaynaklı oluşan sanatçının nesneye yüklediği öznel gerçekliğin etkisi olduğu sonucuna varılmıştır.
Sanat eleştirisi ekseninde Guernica'nın sosyolojik analizi
Pablo Picasso'nun hayatı ile ilgili çokça kitap yazılmakla birlikte, birçok araştırmanın yapıldığı ve birçok tez yazıldığı da görülmektedir. Bu çalışma İspanyol sanatçı Pablo Picasso'nun en önemli eserlerinin başında gelen Guernica adlı eseri hakkında yapılan detaylı bir araştırmayı ortaya koymaktadır. Guernica resmi Paris'te sergilendiği andan itibaren sanat tarihi bakımından önemli eleştirileri de göğüslemek zorunda kalmıştır. Modern sanatın kurucuları arasında yer alan Picasso'nun, Guernica gibi bir eseri ortaya çıkarmasının en önemli sebeplerinin başında sanatçı duyarlılığıyla birlikte, insani değerler gelmektedir. 20. yüzyılın önde gelen eserlerinden biri olan bu eser, savaşın, acının, vahşetin bir bakıma simgesel tasviri ve anlatısı olmuştur. İzleyen her kişide farklı ve dramatik duygular uyandıran Guernica; tarihi bir belge olmanın ötesinde insanın ve insanlığın vahşi yönünü de irdeler nitelikte ve niceliktedir. Eser, döneminin vahşetini yansıtmasının yanında evrenselliğe hitap eden birçok olguyu da izleyene sunabilmektedir. Bundan dolayı çalışma estetik, sanatsal, kültürel, tarihi, sosyolojik yönünden akademik eleştiri bağlamında ve sanat eleştirisi ekseninden analiz edilmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden betimsel yöntemin kullanıldığı bu çalışmada araştırmanın kapsamına uygun olarak literatür tarama ve görsel tarama tekniklerine başvurulmuştur . Sonuç olarak bu araştırma/tez dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde bilimsel araştırma basamaklarından bahsedilmiştir. İkinci bölümde araştırma konusunun genel başlığını oluşturan temanın kuramsal çerçevesi oluşturulmuştur. Üçüncü bölümde ise sanat eleştirisi ekseninde Guernica'nın sosyolojik ve estetik analizi irdelenmiştir. Dördüncü bölümde bulgular ve yorum ele alınmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler, Picasso, İnsan, Guernica, Şiddet, Savaş
Tokat kalıp baskı yazma halk kültürü ve plastik açıdan incelenmesi
Tokat kalıp baskı yazma sanatının; motif, renk, baskı kalıp ve kompozisyon özelliklerini belirleyerek halk kültürü ile plastik açıdan ele alınıp değerlendirildiği bu çalışma bu sanat dalı konusunda ilgili literatüre katkı sağlanmak amacıyla yapılmıştır. Bu çalışma, 2018-2019 yılları arasında Tokat ilinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ''doküman analizi yöntemi'' kullanılmıştır. Tokat elvan yazmaları, 13 tane olmasına rağmen 10 tanesine ulaşılmış, 3 tane yazma ve kalıp örneğine ulaşılamamıştır. Değişik yöre kalıplarıyla Tokat'ta basılan elvan yazmalarından ise 14 tane olmalarına rağmen 10 tane yazma ve kalıp örneğine ulaşılarak bunlar çalışmaya konu edilmiştir. Halk kültürü ve plastik açıdan incelediğimiz 14 tane kalıp baskı ile ahşap oymacılığı, taş mermer oymacılığı, kalem işlerinin birbirlerine ana merkezler olarak; ritim, denge, renk, şekil yönünde kompozisyon sağladığı ve benzerlik gösterdiği belirlenmiştir. Sonuçta literatüre katkı sağlayıp unutulmaya yüz tutmuş Tokat kalıp baskı tekniğine ait ürünlerden bir derleme sunduğumuz bu tez çalışması ile bazı motiflere de ulaşılmamıştır. Bu konuda gelecekte araştırma yapacaklara bizim ulaşamadığımız bazı örneklerle ile ilgili yeni çalışmalar yapmaları tavsiyesinde bulunulabilir. Anahtar Kelimeler: Tokat yazmacılığı, Kalıp baskı, Motif ve desen
Avrupa çağdaş resim sanat platformuyla Türkiye çağdaş resim sanat platformunun karşılaştırılması
Bu araştırmanın adı; "Avrupa Çağdaş Resim Sanatı Platformuyla Türkiye Çağdaş Resim Sanatı Platformunun Kıyaslanması" dır. Çalışmanın temel amacı; Avrupa çağdaş resim sanat platformuyla, Türkiye çağdaş resim sanat platformunu aynı perspektif doğrultusunda irdeleyerek, Avrupa'da yapılanlar karşısında ülkemizde neler yapıldığı, resim sanatı adına nasıl ve ne yönde çabalar harcandığı ortaya koyulmaktır. Avrupa resim sanatında istikrarlı ve sürekli bir gelişim değişim kaydedilirken, Türkiye'deki resim sanatı alanında kimlerin, neler yaparak sanatı nasıl geliştirmeye çalıştıkları, yapılan çalışmalar vesilesiyle nasıl bir sonuca ulaşıldığını ortaya koymaktır. Bunların yanında amaç; Türk resim sanatında daha çağdaş ve farklı yerlere ulaşmak adına neler yapabileceği önerilerinde bulunarak, konu hakkında araştırmalara kaynak sağlamaktır. Konu hakkında araştırma yaparken nitel araştırma tekniği; Kitaplar, dergiler, makaleler, yazılı dökümanlara, yayınlanmış tezlere literatür tarama tekniğiyle ulaşılmış, ulaşılan verilerin ve yorumların gerçeği yansıtacak ve genele hakim bütüncül bir şekilde ifade edilmesine yönelik bir süreç izlenmiştir. Nitel araştırma tekniğiyle ulaşılan veriler konuya uygun şekilde düzenlendikten sonra; Avrupa resim sanatının modern resim sanatına geçiş aşamalarındaki faaliyetleri, sanatçıların klasikleşmiş resim anlayışının önüne geçebilmek adına yaptıkları çalışmalar sonucu yeni akımların ortaya çıktığı görülmektedir. Avrupa'da yaşanan modern sanat döneminde Türkiye'de sanat adına neler yapıldığı araştırılmış ve yapılan araştırmalar sonucunda, Türkiye'de sanatı geliştirmek, değiştirmek ve ilerletmek adına sanatçılar nasıl çabalar vermişler, neler yapmışlar bunlar ortaya konulmaktadır. Devamında her iki coğrafyanın sanat faaliyetleri ve sanatta yapılanlar, ressamlar aynı perspektif doğrultusunda sentezlenmektedir. Yapılan bu sentezlenme vasıtasıyla iki coğrafyanın aynı dönemlerde resim sanatı adına neler yaptıkları, ne faaliyetler de bulundukları ve bunların sonucunun nasıl alındığı ortaya çıkmaktadır. Veriler ışığında, resim sanatında nerde olduğumuz aydınlatılmaya çalışılmaktadır.
Çağdaş Bulgar baskı sanatlarının plastik değerler açısından incelenmesi
Bu çalışmanın ana amacını Çağdaş Bulgar Baskı Sanatlarının Plastik Değerler Açısından İncelenmesi oluşturmaktadır. Çalışmada Nitel araştırma yöntemleri kullanılmış, veriler içerik ve betimsel analiz teknikleri kullanılarak elde dilmiştir. Çalışmada 1850-2019 yılları arasında Bulgaristan'da yaşayan, eser üreten 25 sanatçı ve onların seçili eserleri incelenmektedir. Bu bağlamda Özgün Baskı Uygulamalarının niteliği ve teknikleri çalışma içerisinde ayrıntıları ile aktarılmaktadır. Teknik ayrıntıların ardından çalışmada Bulgar tarihi, Bulgar sanatı tarihi, Bulgar Özgün Baskı Sanatları literatüre dayalı olarak yerini almaktadır. 25 sanatçı, kısaca öz geçmişleri, fotoğrafları, seçili eserler, eserlerin künyeleri, içerikleri ve plastik değerler açısından analizleri yer almaktadır. Eserler uzman görüşü alınarak plastik değerler açısından incelenmiştir. Bu analizlerden elde edilen veriler bulgular kısmında sınıflandırılmakta ve sonuç bölümünde yorumlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Bulgaristan Sanatı, Resim, Özgün Baskı Resim
Gümüşhane ili Kelkit ilçesi zilli kilim motiflerinin biçimsel ve plastik değerler açısından incelenmesi
Bu tez çalışmasında Zilli Kilim motiflerinin biçimsel ve plastik değerler açısından İncelenmesi yapılmıştır. Araştırma yöntemi olarak nitel tarama yöntemi kullanılmıştır. Yerli ve yabancı nitel kaynaklar sınıflandırılıp kronolojik olarak düzenlenmiş, çalışmanın ana konusunu oluşturan Zilli Kilim motifleri geçmişten günümüze kadar gelmiş biçimsel değerlerinin yanında plastik değerler açısından incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde araştırmanın amacı, önemi, kapsamı ve yöntemi aktarılmıştır. Zilli Kilimlerin tarihçesi, kilimlerde kullanılan dokuma iplerinin hazırlanışı ve Zilli Kilimlerde kullanılan motifler ve oluşumları ile ilgili kaynak taramalarına yer verilmiştir. İkinci bölümde Zilli Kilim motiflerinin biçimsel açıdan değerlendirmesi yapıldı. Çalışmanın üçüncü bölümünde Zilli Kilim motiflerinin plastik değerler olarak nokta-çizgi, doku, ışık gölge, renk, ritim, yön- hareket, değer, ölçü-aralık açısından değerlendirilmesi geçmişten kalan tekniklerle ve kök boyalardan oluşan dokuma öreklerinin fotoğrafları üzenden değerlendirmesi yapıldı Anahtar kelimeler: Zilli, Biçimsel, Nokta-Çizgi, Doku, Işık-Gölge, Renk, Ritim, Yön- Hareket, Değer, Ölçü-Aralık. Denge, Egemenlik
Çağdaş Türk resim sanatında Malik Aksel'in eserlerindeki insan figürlerinin feldman'ın sanat eleştirisi modeline göre incelenmesi
İnsan figürü Türk resim sanatında önemli bir öğe olarak kullanılırken, sanatsal biçimlerin en yetkini olmuştur. Osmanlı döneminde minyatür sanatıyla ortaya çıkan insan figürü, batılılaşma süreciyle birlikte değişkenlik göstermeye başlamıştır. İnsan figürü 1930'lardan sonra milli sanat olgusu ile yöresel konular içinde yer almıştır. 1940'lı yılların sonuna kadar sürmüş, Anadolu insanının gerçekliğinin ele alındığı eserler ortaya konulmuştur. 1950 yıllarında insan figürü soyut eğimlere yönelen sanatçılar tarafından gerçek anlamı dışında kullanılmıştır. Türk resim sanatında önemli bir figür sanatçı olan Malik Aksel, sanat okullarında öğretmenlik yapmış, hem eğitimci hem sanatçı kimliğiyle Türk Resim Sanatının insan figürü üslubunun en çarpıcı örneklerini sunmuştur. Bu araştırmada veri toplama tekniklerinden olan literatür tarama yöntemi ve görüşme yöntemi kullanılmıştır. Toplanan bu veriler sonucunda, Malik Aksel'in eserlerindeki insan figürleri, Feldman'ın Sanat Eleştirisi Modeli doğrultusunda betimleme, yorumlama çözümleme ve yargı evreleri ile incelenmiştir. Sanatçının eserlerindeki insan figürünün nasıl ele alındığı, dönemin toplumsal yapısı doğrultusunda, kültürel etkinin nasıl yansıtıldığı incelenmiştir. Anahtar Kelimeler : Çağdaş Türk Resim Sanatı, Malik Aksel, İnsan Figürü Üslubu, Kültürel Olgu
Türkiye'de feminizm ve feminist kadın sanatçıların performans sanatına yönelik işlerinin incelenmesi
18. y.y Aydınlanma dönemi ile kadınlar toplumsal, siyasal, sosyal ve hukuksal gibi birçok alandaki eşitsizliklere ve toplumsal rollerine karşı mücadeleye girmişlerdir. Bu mücadeleler ile 19. y.y ortalarından sonra feminizm kavramı kendini göstermeye başlamıştır. Feminizm, temelde cinsiyet ayrımcılığına karşı duran, kamu ve özel alanlar da kadınların eşit haklara sahip olmasını savunan ve bu haklara sahip olunmasında mücadele eden bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım ile kadın sanatçılar eleştiri ve tepkilerini görünür kılmaya başlamışlardır. Performans sanatı ile birlikte seslerini daha çok duyurabilme imkânı bulmuşlardır. Feminist sanatçıların özellikle 1960'lı yıllar ve sonrasında sıkça başvurduğu performans sanatı günümüzde de hala etkisini göstermeye devam etmektedir.
Dijital ortamda ekslibris sanatının gelişimi ve önemi ile sanatçı Martin R. Baeyens' in eserleri ve temsiliyeti
''Dijital Ortamda Ekslibris Sanatının Gelişimi ve Önemi ile Sanatçı Martin R. Baeyens' in Eserleri ve Temsiliyeti'' bu çalışmanın temel amacı; nitel veri toplama yöntemlerinden, doküman incelemesi yoluyla ekslibris sanatının genel özelliklerini, hızla ilerleyen teknoloji ve dijital platformdaki pozisyonuyla sanatçı Martin R. Baeyens' in Ekslibris sanatına olan katkılarını temsiliyetini ortaya koyarak, elde edilen bulgular ve yapılan önerilerle bundan sonra yapılacak bilimsel çalışmalara kaynak oluşturmaktır. Bu araştırma dokuz bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ekslibris sanatıyla ilgili kuramsal temeller ve literatür taraması yapılmıştır. İkinci bölümde araştırmaya giriş yapılarak; ortaya konan problem, konuyla ilgili sınırlamalar, araştırmanın amacı ve önemi belirtilmiştir. Üçüncü bölümde ekslibrisin tanımı ve genel işlevi ile tarihçesi ifade edilip, ekslibris baskı tekniklerinde kullanılan semboller belirtilerek görsellerle desteklenmiştir. Ekslibris koleksiyonculuğu ve bu konuyla ilgili ekslibris değiş tokuş mektubu incelenmiş, ekslibris sanatıyla ilgili kurum ve kuruluşlar incelenerek tespit edilmiştir. Dördüncü bölümde dijital teknolojinin sanat alanındaki etkileri ve ekslibris üretiminde kullanılabilirliği incelenmiş ve görsellerle desteklenmiştir. Beşinci bölümde Belçikalı sanatçı Martin R. Baeyens ile yapılmış olan; yüz yüze görüşmeler, telefon ve e-mail iletişimleri ile toplanan verilerle hazırlanmış olan biyografi, eser incelemeleri ve sanatçı analizi yapılmıştır. Altıncı bölümde Yurduşen Konanç' a ait etkinlikler, baskı resim ve ekslibris çalışmalarına yer verilmiştir. Yedinci bölümde araştırmada kullanılan yöntem yer almaktadır. Sekizinci bölümde araştırmada elde edilmiş olan bulgular ve yorumlar ifade edilmiştir. Dokuzuncu bölümde yine araştırmayla ilgili sonuçlar ve öneriler verilmiştir. Sonuç olarak; çağının tüm baskı tekniklerini uygulama sahasında kullanan ekslibris sanatı da diğer sanatlar gibi, teknolojinin hızlı gelişmesi karşısında teknik ve uygulama alanlarında değişimler göstermiş olup, geleneksel ve teknolojik disiplinlerin entegrasyonunda baskı resim sanatçısı Martin R. Baeyens bu değişimin şekillenip bir kimlik kazanmasına katkıda bulunmuştur.
İbrahim Çallı'nın eserlerinde nü teması
"İbrahim Çallı'nın eserlerinde Nü Teması" başlıklı tez çalışmasında geç Osmanlı erken Cumhuriyet dönemine damgasını vuran ressam İbrahim Çallı'nın hayatı ve nü eserlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. 1914 döneminin en önemli ressamlarından biri olan İbrahim Çallı'nın eserlerindeki çıplaklık temasının ayrıntılı olarak ele alınması hedeflenmiştir. İbrahim Çallı'nın eserlerini ve hayatını ele alan diğer çalışmalardan farklı olarak Çallı'nın Paris dönemi ve Türkiye'ye geldiği dönemde yaptığı çıplak temalı resimler ele alınmış ve tek tek yorumlanmıştır. Tezin Birinci bölümünde çalışmanın amacı, kapsamı, yöntemi ele alınırken tezin ikinci bölümünde Çallı'nın yaşamı, kişiliği, Sanayi- i Nefise Mektebi'ne girişi, Yurda dönüşü, eğitimci kimliği ve dönemi içerisinde dâhil olduğu sanat grupları ele alınmıştır. Tezin üçüncü ve konusunu oluşturan bölümde Çallı'ya ait 28 adet Nü esere yer verilmiştir. Bu eserleri tek tek analiz edilmiş ve Çallı ile Nü resim arasındaki ilişki ortaya çıkarılmıştır. Çallı kuşağı içerisinde yeniliklere açık bir ressam olmuştur. Çağı içerisinde Türk resmine yenilikler getiren ve yeni bir kuşak oluşturan ressam olmuştur. Anahtar Kelimeler: İbrahim Çallı, 1914 Kuşağı, Nü Resim
Selçuklu sanatında burç-gezegen motiflerinin plastik değerler açısından incelenmesi
Bu tez çalışmasında Selçuklu zamanında yapılan eserlerin üzerindeki burç-gezegen motiflerinin detaylı olarak incelemesi yapılmıştır. İncelenen eserlerde tasvir motiflerin yanı sıra 12 hayvanlı Türk takvimine yer verilmiştir. Araştırma yöntemi olarak nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Yerli, yabancı yazılı ve görsel kaynaklar araştırılıp yapılan eserlere ilişkin örnekler aktarılmıştır. Çalışmanın ana konusunu oluşturan Selçuklu sanatında burç-gezegen motifleri plastik değerler açısından araştırılarak sanat tarihinin doğal akışı içinde edindikleri yer çerçevesinde detaylı olarak incelenmiştir. Antik dönemden başlayıp 14. yüzyıla kadar süre gelen dönemlerde yapılmış eserlerin görsel verileri değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Bunların her biri bölümlere ait ana başlıklar ve onların alt başlıklarda incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde araştırmanın amacı, önemi, kapsamı ve yöntemi aktarılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde Selçuklu döneminde yapılan eserlerin tasvirlerine yer verilmiştir. Burç-gezegen tasvir motiflerinin incelemesinin ele alındığı bu bölümde, ilk olarak Türk-İslam sanatında astroloji ele alınmıştır. Ayrıca Selçuklu döneminde yapılan eserlerin üzerindeki tasvir motiflerinin neler olduğunun ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde burç-gezegen tasvirleri incelenmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde Anadolu Selçuklu dönemi burç-gezegen motifleri incelenmiştir. Burç-gezegen tasvir motiflerinin detaylı olarak incelendiği bu bölümde evrenle ilgili tasvirler ele alınmıştır. Beşinci bölümde ise 12 hayvanlı Türk takvimi incelenmiş ve bu doğrultuda sonuç ve önerilere yer verilmiştir.
Modern sanatta kolaj ve öğesel parçalılık uygulamaları
İlk çağlardan günümüze kadar uzanan süreçte oluşan resim sanatı, belki ihtiyaçtan, belki de estetik kaygılardan ve görsellik olarak yapılmaya çalışılmıştır. Endüstrileşme ile beraber gidilen Modern Çağ günlük yaşamda sürekli farklı ürünler getirirken, resim sanatçıları da bu farklılığı çalışmalarında kullanmaktan kendilerini alıkoyamamışlardır. Tam olarak bu hedeften yola çıkarak ilk olarak Kübizm'le sanat tarihine giren ve 20. yüzyıla adını yazdıran öğe parçacık kolaj teknikleri bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Birçok kişinin bu alanla ilgili araştırmalarının hepsinde kolajın eğitimdeki yerinden bahsedildiği, kolajın resim sanatındaki etkisi hatta Türk sanatçıların bu teknikleri gerektiği kadar kullanmadığı gibi sonuçlar çıkmıştır. Kolaj sanatının etkileriyle mekânlarda sanat nesnesi haline çevrildiği görülmektedir. Nitel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı bu çalışmada, literatür taramasına başvurulmuş, betimsel yöntem kullanılmıştır ve elde edilen verilerin değerlendirilmesi sonucunda durum tespiti (case study) yapılmıştır. Sonuç olarak kolaj tekniğinin ülkemizde ve modern sanatın merkezi konumunda olan farklı ülkelerde sıklıkla kullanılan bir yaklaşım olduğu ortaya çıkmıştır.
Empresyonıst resimde renk olgusu
Empresyonizm, Batı Avrupa'nın modern kültüründe dünyadaki rasyonalist resim krizinin üstesinden gelmek için sanatsal bir ifade ve kendine özgü bir biçimdir. Doğa ile uyumlu ontolojik birliğin bilinçli deneyimi, ve onu dışsal bir nesne olarak görmemek, izlenimci bir dünya görüşünün temelini oluşturmaktadır. İzlenimcilik özel bir yol olarak barış duygusu, dünya görüşü evrensel bir olgudur. "Empresyonist Resimde Renk Olgusu" adlı tez çalışmasında konu ile ilgili araştırmalar yapılarak genel taslak hazırlanmıştır. Araştırmanın sınırları belirlenerek, bölümler oluşturulmuş ve içindeki alt başlıklara karar verilmiştir. Bu bağlamda araştırmanın birinci bölümünde resim sanatında Empresyonizme yaklaşım, onun ortaya çıkışı, felsefesinin özgüllüğü, ilk kaynakları ve öncüleri anlatılmıştır. Sergiler başlıklı ikinci bölümde Empresyonist akımın ilk sergisinden başlayarak ve bu serginin oluşmasında önemli bir olanak sağlayan Societe Anonyme organizasyonu, adının oluşmasındaki etki Lerua makalesi, ve bu akımın 1874-1886 kadar sekiz sergisi incelenmiştir. Üçüncü bölümde "Empresyonist Resimde Renk Olgusu" anlatılmıştır. Empresyonizmin temsilcileri başlıklı dördüncü bölümün içeriği bu akımın sanatçılarının hayatı ve eserlerinden oluşmaktadır. Beşinci bölüm Empresyonizmin karakteristik özelliğini tanımlayarak yapılmış İn the Cotton Field (Pamuk Tarlası) resmini içermektedir. Anahtar Kelimeler: Empresyonizm, Renk, Modernizm, Sanat, İzlenim
Sanat terapisinde görsel sanatlar tekniklerinin 9-12 yaş aralığındaki dezavantajlı çocukların duygudurumlarına katkısı
Araştırmanın amacı deneysel olarak 9-12 yaş aralığındaki dezavantajlı (ihmale uğramış) çocuklarla yapılan resim çalışmalarının duygudurumlarına olan etkisini ortaya koymaktır. Çalışma sanat terapisindeki resim uygulamalarını kullanarak, sanat atölyesine katılan, 9-12 yaş aralığındaki dezavantajlı çocuklarla yürütülmüştür. Araştırma, "sanat terapisindeki resim uygulamaları" kullanılarak yapılandırılmıştır. Araştırma; 29 kız ve 7 erkek olmak üzere toplam 36 katılımcıyı kapsamaktadır. Araştırmaya kontrol grupsuz ve 6 ayrı kapalı grup olarak başlanmıştır. Bu gruplara, ön test ve son test ölçeklerini de kapsayan 14 oturumluk atölye deneyi uygulanmıştır. Grubu atölye yürütücüsü olarak araştırmacı sürdürmüştür. Atölye uygulamalarında kurumun psikoloğu bir kadın, gözlemci olarak yer almıştır. Oturumlar kurum çatısı altında resim çalışmalarına katılması uygun görülen ve çalışmalara gönüllü olarak katılmayı kabul eden çocuklarla yürütülmüştür. Araştırmanın başlangıcında ve sonunda Duyusal Durum- Çocuk Protokolü uygulanmıştır. Uygulama sürecinde katılımcılar atölye öncesinde ve sonrasındaki duygudurumları ile ilgili paylaşımda bulunmuşlardır. Her katılımcı gözlemci psikolog tarafından gözlenmiştir. Nicel ve nitel değerlendirilen bu çalışmada sanat terapisinde resim çalışmalarının kullanım şekli araştırılmıştır. Atölye sürecinde uygulanan ölçeklerden alınan verilere göre sanat terapisinde resim çalışmalarının kullanımının yararlı olduğu görülmüştür. Dezavantajlı (ihmale uğramış) çocukların resim çalışmaları ile duygularını dışa vurmada başarılı oldukları gözlemlenirken, aynı zamanda sözel ifade de bulunmaları güçlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sanat, Resim, Sanat Terapi, Duygudurum
TRT çizgi filmlerinde kullanılan görsel unsurların 3-6 yaş çocuklarda görsel algı ve sosyal açıdan incelenmesi (Niloya örneği)
Arnheim'e göre "Çocuk resimlerindeki gelişme bir algısal olgudur. Çocuk resimleri gerçek bir yaratmadır. Çocuk gördüğü nesnenin yapısal bir eşdeğerini resimlerinde yaratır. Çocuk bildiğini değil gördüğünü çizer" (Kırışoğlu, 2002, s.75). Çocuklar yaşadıkları ve tecrübe ettiklerini 3-6 yaş döneminde resimleri aracılığıyla ortaya koyarlar, deneyimlerini resimleri aracılığıyla aktarırlar. Resimlerinde bir insan çizerken ne bildiklerini izleyiciye yansıtırlar. Bu onların bilişsel gelişimlerinin bir ifadesidir (Buyurgan, 2003, s.4). Günümüzde anne - babalar her geçen gün çocukların gelişimlerinde büyük rol oynayan çizgi film ve oyuncaklarının, eğitim materyallerinin, görsel algılama test ve envanterlerinin öneminin farkına varmaktadırlar. Bu nedenle özellikle çocukların günlerinin büyük çoğunluğunu geçirdikleri televizyonlarda izledikleri çizgi filmler önemli ve dikkat edilmesi gereken bir husustur. Çocukların algısal gelişimi ve sosyal becerilerinin geliştirilmesinde çizgi filmler, kullanılan görsel öğeleri, karakterleri, olay örgüsü ve vermiş oldukları mesajlar açısından çocukların algılarını büyük ölçüde şekillendirir. Bu araştırmada da Niloya çizgi filmindeki nesneler, olaylar, sosyal beceriler, verilen mesajlar, kahramanlar açısından çocuğun görsel algısı ve sosyal becerisi incelenmiştir. Bu görsel unsurların etkisini belirlemek için yaptırılan resimler ile çocukların çizdikleri anlaşılmış ve yorumlanmıştır. Tez çalışmasının giriş bölümünde; ana problem durumu, cümlesi, alt problem durumları, araştırmanın yapılma amacı, araştırmanın önemi ve sınırlılıkları açıklanmıştır. Birinci bölümde ise; çocuğun gelişimsel dönemleri, algısal gelişimi, görsel algı ve 3-6 yaş dönemi çocukların çizgisel gelişim özelliklerine ait bilgiler yapılan literatür taraması ile elde edilmiş ve detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Yine araştırmanın temel amacına kaynaklık edecek olan çocuğun çizgisel gelişim süreci, evreleri örneklerle açıklanmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde çizgi film tanımı, yapısı, çocuk gelişiminde ki rolü ve örnek olarak seçilen TRT çizgi filmi Niloya'nın tanımı, tarihçesi, karakterleri açıklanmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde araştırmanın yönteminden bahsedilmiştir. Araştırmanın yöntem kısmında izlenen bilimsel yaklaşıma göre araştırmanın modeli, çalışma grubu, verilerin toplanması ve analizi yer almaktadır. Dördüncü bölümde ise bulgular ve yorumlara yer verilmiştir. Verilerin analizinde çocukların çizdikleri resimlerden yola çıkarak daha önce bu konuda yapılmış araştırmaların sonuç, yöntem ve verilerinden yararlanılmıştır. Ayrıca çocuğun çizmiş oldukları resimlerde çizgisel gelişim dönemlerine göre neyi yapıp yapamadıkları açısından somut veriler elde edilmeye çalışılmıştır. Bu veriler ve Niloya çizgi filminin içeriğinde yer alan görsel unsurlar, kahramanlar çocuğun algısal gelişimini, çizgisel gelişimini ve sosyal gelişimini nasıl etkilediğini ortaya koymayı amaçlamıştır. Çizgi filmlerde kullanılan görsellerin çocuğun görsel algısı ve sosyal açıdan etkisi çocuklara çizdirilen resimler yardımıyla incelenmiştir. TRT çizgi filmi "Niloya" örneği üzerinden çocuklara sorulan sorular ile yönlendirmeler yöntem kısmında açıklanmıştır.
Anıtkabir'de bulunan rölyef heykel ve diğer unsurların plastik sanatlar açısından incelenmesi
Türklerde heykel sanatı plastik sanatlar alanında en az yaygın olanıdır. Göktürklerden beri heykelde Türk Sanatı tarihinde birçok sanatçının öncülüğünde hareketler olmasına rağmen, heykel sanatının yerleşmesi, gelişmesi ve bir gelenek oluşturması için bu hareketler yeterli olmamıştır. Eski Türklerin, Göçebe ve yarı göçebe şeklinde yaşam sürmeleri ve daha sonraki yıllarda, İslam dininin etkisiyle az saygı gören ve günah olarak görülen heykel sanatı, sadece batının bakış acısıyla sanat anlamında Sanayi-i Nefise Mektebi'nin kurulmasıyla gerçekleşmiştir. Batı'da olduğu gibi uzun bir geçmişi olmayan Türk Heykeli, entelektüel temeli oluşturmadan Batı'daki örnekleri izlemek ve denemek zorunda kalmıştır. Heykelde Batı düzeyinde gelişmeyi sağlamak için özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarında bu alandaki çalışmalar artmıştır. Alman heykeltıraş Rudolf Belling Türkiye'ye davet edilmesi ve Güzel Sanatlar Akademisi'ne atanması bu yolda büyük bir ilerleme sağlamıştır. Tezimin konusu olan heykel ve kabartmalar, Rudolf Belling' in eğittiği sanatçılar tarafından yapılmıştır. Anıtkabir'deki heykel ve kabartmaların konusu, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet tarihi ve Atatürk yaşamının bölümleridir. Tüm eserlerin Türk heykeltıraşları tarafından yapılmış olması, bu heykellerin Türk heykel tarihinde yerini belirlemede çok önemlidir olmuştur. Türk sanatçılar tarafından yapılan Anıtkabir eserleri Türk rölyef heykel sanatın ilerlemesi ve halk tarafından kabul edilmesinde büyük bir rol sahibidir.
Cumhuriyet sonrası özgün baskıresim sanatının üç boyut yansımaları
Resim sanatı içinde buluşlar, denemeler ve oluşan yeni ihtiyaçlar sayesinde gelişen baskı tekniğinin iki boyutlu resim yüzeyinden, üç boyutlu formlara geçiş hikâyesinin Cumhuriyet sonrası sanatçılar tarafından ele alınış biçimleri incelenmiştir. 1923 sonrası sanatçılar tarafından özgün baskıresim sanatının, üç boyut yansımaları ve disiplinler arası ilişkide; üç boyutun baskı sanatındaki yerini ve tarihsel süreçteki değişimlerinin incelenmiştir. Araştırma yöntemi olarak nitel tarama yöntemi kullanılmıştır. Yerli ve yabancı nitel kaynaklar sınıflandırılıp kronolojik olarak düzenlenmiş, sanatçıların kendi eserleri ile ilgili örnekler aktarılmıştır. Çalışmanın ana konusunu; Özgün Baskıresim sanatının değişen ve gelişen sanat anlayışlarına, çağın koşullarına göre şekillenen sanatçı ve izleyici beklentilerine, disiplinler arası yaklaşımlarda üçüncü boyutun desteği ve alternatif malzemeler aracılığı ile de özgün üretimlere dönüşmesinin araştırılmasıdır. Çalışmanın ilk bölümünde araştırmanın amacı, önemi, sınırlılıkları, kapsamı ve yöntemi aktarılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde Özgün Baskıresim sanatının üç boyutlu formlara yansımaları ve baskı teknikleri ile ilgili nitel kaynak taramalarına yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde Cumhuriyet sonrası Özgün Baskıresim Sanatının üç boyut yansımaları incelenmiştir. Tezin son bölümünde ise yukarıdaki veriler ışığında konu yorumlanmıştır.
Pedagojik eleştiri yöntemine göre Cumhuriyet Dönemi Türk resim sanatında portre geleneğinin incelenmesi
Bu araştırmanın yapılmasının amacı, Cumhuriyet döneminde üretilen portre eserleri, pedagojik eleştiri yöntemi kullanarak sanat eleştirisi bağlamında incelemektir. Bu incelemenin yapılabilmesi için Türk resminin gelişim sürecinden başlanarak, Cumhuriyet döneminin 1840-1940 yılları arasındaki süreçte yer alan sanatçılarının hayat hikâyelerine değinilmiş, dahil oldukları sanat grupları ve sanat yolculukları incelenmiş, portre ve otoportrenin tanımı yapıldıktan sonra, Feldman'ın önermiş olduğu pedagojik sanat eleştirisi yönteminin ne olduğundan bahsedilmiştir. Son aşamada ise seçilen eserler pedagojik sanat eleştirisi açısından incelenmiştir. Bu incelemeler örnek niteliğinde olup, sanat eleştirisiyle ilgili yapılan tanımlamalardan, tablolardan ve konuyla ilgili bulunan soru kalıplarından yararlanılmıştır. Eleştiri disiplini kazanan bireylerin, olaylara farklı bakabilmeleri, sanat eserinin değerini araştırmaya başlamaları, bir kaynağa bağlı kalmadan bireysel yorum yapma kapasitelerinin geliştirilmesi beklenmektedir. Bu kazanımlar esnasında seçilen konu itibariyle toplumun geniş sosyokültürel yapısı, ülkenin yaşadığı sanatsal yolculuk, sanatçı ve sanat eserleri hafızasının portre bazında gelişmesi de hedeflenmiştir. Sonuç olarak pedagojik eleştiri yöntemiyle incelenmiş Cumhuriyet dönemi portre eserleri, konuyla ilgilenenlerin faydalanabileceği bir kaynak haline gelmesi amaçlanmıştır.
Türk toplumunda sosyal hayatta kadının yeri ve Türk resmine yansımaları(1900 - 2015)
Modern toplumların ortaya çıkmasından günümüze kadar olan zamanda, kadınlar evliliğin gerekliliklerini sadece aile kurumu içerisinde görev olarak üstlenmiş, kamusal yaşamdaki fırsatlarından mahrum bırakılmıştır. Özellikle, eşit vatandaş olma hakkı, sanat hakkı, birey hakkı, ekonomik ve politik haklar, kültürel ve sosyal haklar, dini ve hukuki hakları olmayan kadınlar temel insan haklarından da yararlanamaz olmuşlardır. Bütün bunların sonucunda kadınlara yönelik haksızlık, sömürücü ve eşitsizlik ortaya çıkmıştır. Cumhuriyet ile birlikte Türk kadını, eğitim, miras, evlilik, resmi nikâh, seçme seçilme hakkı gibi birçok insani haklara kavuşan Türk kadını bu hakkını kullanma ve koruma mücadelesi vermektedir. Eğitimle birlikte kadın evlerden, bahçelerden çıkması, kadının sosyal hayatta, iş hayatında ve sanat hayatında gelişmeler, kadınların özgüven ve çevrelerine iyi örnek olma, çocuklarını daha iyi şartlarda yetiştirme ve okutma gibi olumlu gelişmeler olmuştur Bu tez 1900-2015 Türk kadınının 115 yıllık erkek egemen toplumunda sosyal hayatta, hukukta, eğitimde, siyasette ve sanatta var olma çabasının özetidir. Bu çalışmada birinci bölümde; Meşrutiyetten Cumhuriyete kadar Türk toplumunda kadının sosyal yapı içinde, günlük yaşamda, sanatta, eğitim ortamında yeri araştırmalarına yer verilmiştir. İkinci bölümde; Meşrutiyetten 1900'dan 1923 Cumhuriyet'in ilk yıllarına ve 1940 sonrası Kadın ve Sanat konusu araştırılmış, Atatürk'ün kadın hakları çalışmalarına ve kadınlar için söylediği özlü sözlere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde; Kadın eğitimcilere ile kadın sanatçılara Cumhuriyet öncesi ve Cumhuriyet sonrası diye iki bölümde incelenmiştir. Osmanlı'dan başlayarak günümüze kadar olan süreçte kadınların eğitim hayatını ve öncü kadın eğitimcilerini, resim sanatının gelişimini, Cumhuriyet döneminin kadın eğitimcileri ve kadın sanatçılarını araştırılmıştır. Atatürk'ün güzel sanatlara bakışına yer verilmiş. Türk kadınının kazanımları, Türk kadının eğitim ve sanatta eğilimleri ele alınmıştır. DİE (Devlet İstatistik Enstitüsü) kadın eğitim, çalışma hayatı, meslek, evlilik, nüfus ve diğer haklarını içeren istatistiklerine yer verilmiştir. Cumhuriyetle birlikte okullaşma oranının artması, kız çocuklarının okuma olanakları yaratılması, eğitimli kadınların her meslekte yer alması ile verimlilik artarak olumlu gelişmeler kaydetmiştir. Cumhuriyet öncesi ile Cumhuriyet dönemi öncü kadın ressam ve heykeltıraşların hayatları ve eserleri incelenmiştir. Ayrıca farklı meslek gruplarının ilk öncü kadınlarımızın de kısa özgeçmişleri ile listelenmiştir. Dördüncü Bölümünde; Kuruluşlarından günümüze Güzel sanatlar liselerinin resim bölümlerinde okuyan kız ve erkek öğrencilerin sayıları istatistik olarak incelenerek, geleceğin resim sanatçıları ve eğitmenleri olacak genç kızlarımızın sayılarına bakarak resim sanatının yakın sürecine yansımasına ışık tutulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın beşinci ve son bölümü ise; bir galeri niteliğinde, kendini Uluslararası çalışmaları ile sanat alanında ispatlamış, akademik hayata katkılar sunmuş, ödüller almış 1950 öncesi doğmuş 40 kadın sanatçı ile eserlerinden oluşan bir Katalog kurgulanmıştır. Sonuç ve öneriler ile tez çalışması tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kadın, Sanatçılar, Öncü Kadınlar, Resim Sanatı, Portre, Eğitim, Kadın Hakları. ABSTRACT
Ruhsal ve bedensel rahatsızlıkların modern sanata etkisi Frida Kahlo ve Toulouse-Lautrec örneği
Bu çalışmanın amacı ruhsal ve bedensel olarak kalıcı rahatsızlığa sahip sanatçıların meslekleri ile tanışmaları ve onu sahiplenmeleri üzerine yaşamlarını şekillendirmelerinin incelenmesidir. Yapılan bu çalışma da ilk olarak tıp biliminde ruhsal ve bedensel rahatsızlıkların anlamlarına değinilmiştir. Daha sonra modern sanatla birlikte Frida Kahlo'nun hayatı ve sanat anlayışı ile Toulouse-Lautrec'in fiziksel durumunun sanatına etkisi üzerine durulmuştur. Her iki sanatçının da olumsuz travmatik durumlar karşısında sanatlarını nasıl kullandıklarını, eserlerini nasıl ortaya çıkardıklarını inceleyerek ruhsal ve bedensel rahatsızlıklarının modern sanata etkileri tespit edilmeye çalışılmıştır.
Teknolojik değişim ve gelişimlerin baskı sanatına olan etkisi
Tarihsel süreçte bilimsel ve teknolojik gelişmelerin, yaşamda kolaylık ve konfor sağlaması, değişik disiplinlerde yer bulmasına neden olmuştur. Öyle ki teknolojinin hızlı bir şekilde yaşamımızda yer aldığı çağda, teknolojinin iletişime yön vermesi, gelişmelerin hızına yetişilemeyen, sanatın ise teknolojilerle buluştuğu zamanı anlatmaktadır. Teknolojik Değişim ve Gelişimlerin Baskı Sanatına Olan Etkisinin ele alındığı bu çalışmanın ilk bölümünde grafik ve grafik tasarımı kapsamında, grafik kavramının tanımı, grafik tasarımı kavramı ile birlikte grafik tasarımın gelişimi ele alınmıştır. Grafik tasarımın gelişimi incelenirken, sanat ve el hareketi, yeni sanat hareketi, işlevsel akım, yeni sanat ve estetik anlayışı incelenmiştir. İkinci bölümde baskı teknikleri incelenirken yüksek baskı teknikleri, düz baskı teknikleri, çukur baskı teknikleri dijital baskı ile serigrafi baskı araştırılırken, VI bu baskı tekniklerinin geçmişi ve günümüzdeki kullanım alanları da göz önüne alınmıştır. Üçüncü bölümde bulgular ve yorum aşamasında teknolojik değişim ve gelişimlerin baskı sanatına olan etkisi, XX. yüzyıl başlarında grafik baskının durumu, İkinci Dünya Savaşı sonrasında baskı tekniklerinin gelişimi, küreselleşme ve melezleşme ile birlikte geleneksel baskı teknikleri ve modern baskı tekniklerinin örnekler verilerek karşılaştırılması yapılmıştır. Bunun yanında teknolojik devrim sonrasında kullanılan yeni dijital tekniklere yer verilirken, etkileşimli ortam uygulamaları, hareketli ortam uygulamaları ve kişisel anlatım tarzı olarak kullanılan tasarım tekniklerine yer verilmiştir. Dördüncü bölümde Grafik tasarım teknikleri hakkında bilgi verilmiştir. Gelişen ve günümüzde kullanılmakta olan grafik tasarım programları hakkında bilgi verilmiş ve örneklerle gösterilmiştir. Bu çerçevede grafik ve grafik tasarımı ele alınırken, grafik kavramı, grafik tasarımı, grafik tasarımının gelişimi ve grafik tasarımının kullanım alanları anlatılmıştır. Baskı teknikleri incelenirken, yüksek baskı teknikleri, düz baskı teknikleri, çukur baskı teknikleri ve dijital baskı teknikleri anlatılmıştır. Teknolojik değişim ve gelişimlerin baskı sanatına olan etkilerinde ise , XX. yüzyılın başlarında grafik baskı, ikinci dünya savaşı sonrasında gelişen baskı teknikleri, küreselleşme ve melezleşme, teknolojik devrim sonrasında kullanılan yeni dijital teknikler, geleneksel baskı teknikleri ve modern baskı tekniklerinin örnekler ışığında karşılaştırılması yapılmıştır. Anahtar Kelime: Baskı Resim, Sanat, Dijital.
Cumhuriyet' ten günümüze Türk resminde anne çocuk konulu resimlerin plastik değerler açısından incelenmesi
Kadın, her dönemde sanatın başlıca konulardan biri olmayı başarmıştır. Kimi zaman estetik açıdan, kimi zaman ise toplumsal mesaj verme açısından öncelikli figürler arasında eserlerde yerini almıştır. Bu yönlerinin yanı sıra annelik yönü de yerli ve yabancı birçok ressam için vazgeçilmez konular arasındadır. Anne ve çocuk arasındaki bağın dönemlere ve yaşam şartlarına göre değişerek resimlerde aldığı yer, sanatçıların bakış açısıyla incelenmiş ve plastik değerler açısından araştırmanın içeriğini oluşturmuştur. Sanatçıların eserlerini incelediğimizde; sanatçıların yaşadığı dönemin şartları, coğrafi koşulları ve sahip oldukları kültür aynı konunun çok farklı boyutlarını önümüze sermelerinde etkili olmuştur. Çalışmanın birinci bölümünü; araştırmaya ait temel bilgiler, problem durumu, araştırmanın amacı, önemi, sınırlılıkları, varsayımlar ve tanım ile ilgili bilgileri kapsamaktadır. Nitel araştırma kapsamında araştırılan konuya ilişkin yerli-yabancı kaynaklardan çokça faydalanılmıştır. İkinci bölümde; arketip kavramı kapsamında anne ve çocuk konusu; tarihsel süreçte, sanat tarihi kapsamında ve Atatürk' ün tasviriyle ele alınarak, toplanan bilgilerden oluşmaktadır. Üçüncü bölümde, Cumhuriyet'in ilanının Türk Resim Sanatına katkılarına değinilmiş, Figüratif Resimde yaşanan sanatsal gelişmelere ve anne çocuk konusunu işleyen 15 sanatçının biyografilerine yer verilmiştir. Dördüncü bölüm; araştırmada kullanılan yöntemler, evren-örneklem ve veri analiz tekniklerini kapsamaktadır. Beşinci bölüm ise; bulgular ve yorum başlığı dâhilinde Cemal Tollu, Fikret Mualla, Maide Arel, Abidin Elderoğlu, Turgut Zaim, Bedri Rahmi Eyüpoğlu, İbrahim Balaban, Mustafa Aslıer, Eren Eyüpoğlu, Nuri İyem, Neşet Günal, Semiha Berksoy, Nedim Günsur, Cihat Aral ve Neşe Erdok' un eserlerinde anne çocuk temasını farklı bakış açılarıyla ele alışları plastik değerler açısından yorumlanmış ve 15 eser hakkında bilgilerine başvurulmuş 3 uzman görüşü mevcuttur.
Türkiye'de tasarlanan tiyatro afişlerinin tasarım ilkeleri açısından analizi
Bu araştırma sanatsal yaratıda kullanılan teknik ve yöntemler ne olursa olsun sanatçının yaratıcı dehası ile temel tasarım ilkelerinin bütünleşmesi zorunluluğuna dayandığı varsayımıyla hazırlanmıştır. Bu araştırmanın amacı; nitel veri toplama yöntemlerinden doküman incelemesi yoluyla plastik sanatların teknolojik gelişmelerle etkileşimini dünyadaki ve ülkemizdeki tarihi sürecini gözlemleyip dijital teknolojinin yaşamımıza girişinden günümüze kadar olan süreçte, plastik sanatlarla olan etkilerini, geleneksel, mekanik yeniden üretim ve dijital ortamda hazırlanan Türk tiyatro afiş tasarımı uygulamalarını dönemsel olarak inceleyip temel tasarım ilkeleri doğrultusunda değerlendirip yorumlayarak katkılarını ortaya koymaktır. Bu araştırma dört bölümden oluşmaktadır: Araştırmaya giriş yapılarak ortaya konan problem, konuyla ilgili sınırlamalar, araştırmanın amacı ve önemi belirtilmiştir. Birinci bölümde araştırmada kullanılan yöntem yer almaktadır. İkinci bölümde araştırmanın kavramsal çerçevesi oluşturulmuş plastik sanatların teknoloji ile etkileşimi dönemsel olarak incelenmiş, grafik sanatlar ve afişin tanımı yapılmış, dünyada ve Türkiye'de tarihsel gelişimleri incelenerek afiş türleri, afiş tasarımında uygulanan teknikler ve tasarım ilkeleri ile ilgili kurumsal temeller ve literatür taraması yapılmış, görsellerle desteklenmiştir. Üçüncü bölümde sınırlılıklar belirlenerek Türk tiyatro afişlerinin örnekleri dönemsel olarak (geleneksel yöntem, mekanik yeniden üretim ve dijital yöntem) ele alınmış, tasarım ilkelerinden oluşan, afişlerin çözümlenmesinde araştırmacı tarafından üç uzman görüşü alınarak geliştirilen analiz formatı kullanılmıştır. Eserler bu formata göre incelenmiş, araştırmada elde edilmiş olan bulgular ve yorumlar ifade edilmiştir. Dördüncü bölümde, yine araştırma ile ilgili sonuçlar ve öneriler verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Tasarım, Afiş, Tiyatro Afişi, Dijital Teknoloji, Plastik Sanat
Postmodern anlayışta William Bailey, Giorgio Morandi'nin sanat eserlerinin analizi ve karşılaştırılması
Genellikle bir arada kullanılan Modernizm ve Postmodernizm kavramları, aslında birbirine taban tabana zıt görüşleri savunan iki farklı düşünce yapısını ifade etmektedir. İnsan odaklı olma" tezi ile ortaya çıkan Modernizm felsefesinde; rasyonalizm, kapitalizm, pozitivizm gibi kavramlar savunulur. Geçen zaman içerisinde tüm bu kavramların insanlara zarar vermeye başladığını düşünen Postmodernist düşünce ise bahsi geçen kavramların tam olarak karşısında konumlanmıştır. Modernizm temel olarak, ulaşılabilen tek bir gerçek ve tek bir anlam üzerine odaklanmaktadır. Postmodernizm ise tek kavramı yerine birden çok gerçek ve birden çok anlam felsefesini izlemektedir. Modernizm, benimsediği evrensel bütünlük felsefesi paralelinde genel kabulleri savunmaktadır. Postmodernizmde ise genelleme reddedilerek çoğulculuk desteklenmektedir. Modernizmin ilk zamanlarında herkesin benimsediği; demokrasi, laiklik, teknoloji ve insan hakları gibi kavramlar öne çıkmış ve akımın en önemli olguları olmayı başarmıştır. Postmodernizm ise tüm bu kavramların zamanla yanlış işletildiğini, yarardan çok zarar getirdiğini ve insanları köleleştirdiği iddia etmektedir. Modernistler dönemin şartları ve bakış açıları sebebiyle politikadan uzak bir yaklaşım sergilemişlerdir. Postmodernistler ise içinde bulundukları dönem ve gelişen dünya paralelinde kitlelere yayılan politikaya karşı kayıtsız kalamamıştır. Postmodernistler modernistlere göre politikanın daha çok içinde olmuşlardır. Modernizmde etik ve ahlak kavramlarının tüm dünya için aynı olması gerektiği düşünülmektedir. Postmodernizm ise genel geçer kavramlara karşıt bir tutum izlemektedir. Her anlamda çoğulculuk tercih edilmiştir. Modernizm milli ve evrensel bir kültür anlayışını savunmaktadır. Postmodernizm ise tam tersi bir bakış açısına sahiptir. Modernizmin geçmişe bakış açısı daha sığdır. Postmodernizmde ise geçmiş önemlidir ve geçmişin kendi gerçekleri doğrultusunda yaşatılması fikri savunulmaktadır. Kant ve Nietzsche gibi Çok büyük filozoflar tarafından temelleri atılan bu iki düşünce yapısı, zaman içerisinde evrilerek hala etkisini sürdüren akımlar olarak günümüze kadar ulaşmıştır. Bu iki dönem içerisinde varolan sanatçılardan Giorgio Morandi ve William Bailey'nin sanata bakış açıları ve resim kompozisyonu kurgulama biçimleri günümüzde de örnek alınacak bir nitelik teşkil etmektedir.Bu çalışmada Sanatçılar kübizm, metafizik sanat ve minimalizm gibi aktif dönemleri içerisinde bir çok akımın etkisi altında kalmıştır. Fakat ağırlıklı olarak Minimalist etkileri görülmektedir. Morandi Minimalizm akımında örnek alınabilecek sanatçılar arasında yerini alırken Bailey de Minimalistleri örnek almıştır. Birbirleriyle olan bağlantılı noktaları ve zıtlıkları ele alınarak aralarında ki en göze çarpan ortak özellikleri olan resimlerin de somut kavramla soyutu destekleme izlenimidir. Bu durum günümüzde halen ciddiyetini korurken tartışmaya da açık bir zemin hazırlamıştır. Resim kompozisyonu kurgularında açığa çıkan dış dünya gerçekliği, soyut sanat ile realizmi tartışmaya açık bir alan olarak görmüş ve bir yöntem olarak kabul etmiştir. Mevcut nesnel yapıların ele alınmasında öznel bir yaklaşımı benimsemek, çözüme dayalı önerilerin bütünleştirici kaygılarını da ortaya çıkarmaktadır. Bu bakımdan, toplum-birey ilişkisini sembolize eden parça bütün ilişkisi de amacını belirginleştirmektedir. Minimalistlerin sığındığı öğelerin fiziksel özelliklerinden birçok anlam çıkarılabilmektedir. Cam, ayna, pvc, kağıt, karton, ahşap, mdf, formika vb. nesneler bir araya geldiğinde ve onlara estetik bir kaygıyla yaklaşıldığında söylenecek pek çok şeyin açığa çıkması olasılığı mevcuttur. Sanat yapıtlarında çoğunlukla ifade edilmek istenen şey ise, yapıtın yine kendisinden yapılmış olduğu şeyin içerisinde gizlidir. Bu gizil güç, esasen, el altındaki sıradan nesnelerin sahip olduğu biçimsel nitelikleri, zamansallık, işlevsellik, bütünlük, diğer öğelerle birlikte kurduğu ilişki ya da ilişkisizliğe dair bir hatırlatmayı da kapsamaktadır. Sonuç olarak; bütüncül yapıdaki en önemli nokta, sanat yapıtı ile sanat nesnesi arasındaki ilişkinin izleyici tarafından da kurulabilmesidir.
Cumhuriyet Dönemi Türk resminde D grubu ve Ar dergisi ilişkilerinin incelenmesi
Cumhuriyet Dönemi Türk Resim Sanatı'nın gelişiminde, kişiler kadar göz önünde bulundurulması gereken bir olgu da grupların varlığıdır. Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği'nin kuruluşundan bir süre sonra 1932 yılında, üyeler Nurullah Berk ve Elif Naci kongre kararıyla gruptan uzaklaştırılıyorlar. Adı geçen iki sanatçı, heykeltıraş Zühtü Müridoğlu ile Zeki Faik İzer'in Cihangir'deki evinde toplandıklarında amaçları Cumhuriyet Dönemi Türk Resim Sanatındaki süreçte etkin bir rol oynayan D Grubu'nu kurmaktır. Nurullah Berk'in Abidin Dino'yu, Zeki Faik İzer'in Elazığ'da resim öğretmenliği yapan Cemal Tollu'yu önermesiyle bir araya gelen altı kişilik grup, 1933 Eylül'ünde ortaya çıkıyor. Geleneklerden, geçmiş birikim ve deneyimlerden yaralanmak yerine Batı'daki yeni akımlara yakın durarak, bu anlayışta üretmeyi seçmişlerdir. D Grubu üyeleri, İzlenimci teknikleri reddederek, kompozisyonu kübist ve konstrüktivist anlayış¬lardan ilham alarak sağlam bir düzen ve yapı üzerine oturtmayı amaçlamışlardır. Çok sayıda eser üreterek açtıkları sergilerle toplumun ve diğer sanatçıların ilgisini çekmeye başlamışlardır. Türk Resminde kurulmuş olan dördüncü grup olmalarından dolayı, alfabenin dördüncü harfi 'd' harfini kendilerine isim olarak seçerler. D Grubu Türk resminde en etkin ve başarılı gruptur. Olumlu ve olumsuz eleştirilere maruz kalsa da Türk resim sanatına yeni anlayışlar getirmiştir. Cumhuriyet Dönemi Sanat adına yürütülen bir diğer faaliyet de 1937 yılında İstanbul'da yayınlanmaya başlayan Ar Dergisi'dir. Plastik Sanatlar, Fonetik Sanatlar ve Arkeoloji konulu yazılar ve görsellerin yer aldığı dergi, aylık olarak 24 sayı yayınlanmıştır. Yazarları arasında D Grubu ressamlarının da bulunduğu Ar Dergisi, yayınlandığı yıllarda oluşturduğu eleştirel ortam sayesinde Cumhuriyet Türkiye'sinde oluşan resim, heykel ve edebiyat alanında oluşan dinamiklere dikkat çekmiştir. Bu dinamikler,Cumhuriyet döneminde ülkemizdeki Batılılaşma süreci içerisinde sanat hareketleri de içine alır. Anahtar Kelimeler: D Grubu,Türk Resmi,Cumhuriyet Dönemi Türk Resmi,Ar Dergisi,Türk Sanatı
Rönesans Dönemi resim sanatında güzel kavramı ve modern sanata yansıması
Tarih boyunca yapılan keşifler, teknolojik gelişmeler, artan farkındalıklar ile birlikte insanlığın geçmişine dair bilgiler yenilenmiş ve daha çok bilgi sahibi olunmuştur (Başar,Yıldız, 2019, s.812). Güzel kavramı ise, resim sanatında önemli bir yer teşkil etmiş, birçok sanatçı, düşünür üstünde tanımlamalar geliştirmiş, yaşanılan çağın ekonomik, kültürel, sosyal, politik, psikolojik, ahlaki, dinsel, felsefik, teknolojik ve tarihsel gelişmelerinden etkilenerek değişmiş, ilerleme göstermiştir. Bu yüzden resim sanatında her dönemde dönemin kendine özgü bir güzellik ve estetik anlayışı oluşmuştur (Eco, 2006, s.9). Bu tez çalışmasında, Rönesans dönemi güzellik algısının Modern sanat akımlarından hangisi ya da hangileri nasıl bir değişim geçirdiği incelenmiştir. Birinci bölümde; araştırmanın problem durumuna, amacına, önemine, sınırlılıklarına ve yöntemine yer verilmiştir. İkinci bölümde; "güzel" kavramı ve Rönesans öncesi dönemlerin "güzel" anlayışı incelenmiştir. Üçüncü bölümde; Rönesans dönemi resim sanatının toplumsal ve düşünsel süreçler içindeki oluşumları, eğilimleri, gelişimleri döneminden seçilen sanatçıların eserleri analiz edilerek incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise; Modern Sanatın gelişim süreci ve Avangart sanat anlayışlarıyla birlikte estetik kaygının yok olduğu Kübizim, Fütürizm, Dadaizm gibi Modern Sanat akımları üretilen eserler üzerinden ele alınarak estetik anlayışın geldiği nokta ifade edilmeye çalışılmıştır.