21
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Mit'lerin resim sanatında kullanımı
Mit, kuşaktan kuşağa yayılan, toplumun dış gücü etkisiyle zamanla biçim değiştiren, tanrılar, tanrıçalar, evrenin doğusuyla ilgili imgesel allegorik (benzetme ile canlandırma) bir anlatımı olan halk öyküsüdür. Bilgi öncesi ve dışıdır. Pratikte denetlenemez, inanç alanının kapsamı içindedir. Bilgisiz insanlığın dünyayı ve evreni açıklama gereksiniminden doğmuştur. Doğa üstü kişileri konu alan mitlerin her zaman din ile bir ilişkisi vardır. Mitoloji mitlerin tarihini inceleyen ve onları yorumlayan bilim dalıdır. Önce ilk çağ insanlarının bilim öncesi düşsel ve varsayımsal açıklamalarını toplayan ve inceleyen mitoloji, daha sonraları bütün insanları kapsadı. Din ise Tanrı düşüncesine dayalı toplumsal bir kurumdur. İnsanların doğa üstü güçlere kutsal saydıkları türlü varlıklara ya da Tanrıya inanma biçiminde katıldıkları gizemsel olgudur. Bu nitelikteki inançları, kurallar, törenler, simgeler ve kavramlar biçiminde, düzenleyen örgütlenmedir. İlk din fikirleri doğada olup bitenleri seyretmekten değil, yaşamın olaylarıyla ilgili bir kaygıdan ve insan zihnini işleten, bitmek tükenmek bilmez umut ve korkudan doğmuştur. Mitlerin doğuşu üzerine bilginler çeşit çeşit fikirler yürütmüşlerdir. Yaygın bir görüşe göre mitler, bir takım dinsel törenlerden doğmuştur. Diğer bir görüş ise, mit'lerin insanın psikolojik hallerinden doğduğu, tecrübesiz, görgüsüz, bilgisiz olan ilk insanın, gördüğü hadiselerin ani etkilerinden ilham alarak hayaller kurduğunu söylemektedir. Her kültürün, her inanışın karakteristik özelliğini yansıtan mitlerin yayılmaları, toplumlar arası ticaret, geziler, göç hareketlerinin ve istilaların yardımıyla kültürden kültüre yayılmıştır. Mit' ler Rönesans'tan önce yaşamın her evresinde vardır ve etkindir, hatta belirleyici özelliklere sahiptir de diyebiliriz. Yaşamın her döneminde etkili olduğu gibi resim sanatını da büyük bir ölçüde etkilemiştir. Büyüye inanan ilk insan avlanmaeyleminde, bolluk bereket sağlamak amacıyla, avlayacağı hayvanın resmini mağara duvarlarına yaparak onu bir tür büyüyle etkilediğini düşünmüştür. Bu düşünce, farklı amaçlara hizmet ederek farklı biçimlerde Rönesans'a kadar hakim olmuştur. Mısır'da öbür dünyayı konu edinen mitolojik resimler yapılarak, o resimleri izleyen insanlara akibetleri gösterilmiştir. Bir nevi ölüm korkusunu yaygınlaştırmışlardır. Öbür dünyanın nasıl bir şey olduğunu haber vermişlerdir. Resim sanatında mit' ler, sürekli ve kutsal olanı ifade etmek için kullanılmıştır. Mezepotomya, Hitit ve Fenikede durum daha da farklıdır. Bu uygarlıklar resim sanatına pek fazla önem vermemişlerdir. Daha çok mimari ve heykele yönelmişlerdir. Yunan dünyasında insan kendini tanımaya başlıyor ve kendi kendini tanıdıkça, varlığındaki olanakları bir bir ortaya çıkarıyor. Doğa dinlerinin yerini mitoloji alıyor, insan içinde yaşadığı toplum karşısında sorumluluk duyuyor ve teokrasinin yerini demokrasi alıyor. Yunan inançlarını resimleyen pek az resim günümüze ulaşabilmiştir. Günümüze ulaşabilen resimler, büyük sanatçılar tarafından değil, çanak çömlek ustaları ve boyacılar tarafından yapılan basit vazo resimleridir. Bir de tapınak metoplarına işlenen mitolojik konulu resimler vardır. Eski yunanda bu resimler halkı eğitmek inançlarını öğretmek için kullanılmıştır. uı
Soyut dışavurumcu sanatta Mark Rothko ve Barnett Newman'ın renk alanı yaklaşımlarının karşılaştırılması
Bu tez çalışmasında Mark Rothko ve Barnett Newman'ın resimlerinde kullandığı, Renk Alanı yaklaşımları karşılaştırılmıştır. Araştırma yöntemi olarak nitel tarama yöntemi kullanılmıştır. Yerli ve yabancı nitel kaynaklar sınıflandırılıp kronolojik olarak düzenlenmiş, sanatçı biyografileri ve sanatçıların kendi eserleri ile ilgili ilişkin örnekler aktarılmıştır. Çalışmanın ana konusunu oluşturan Soyut Dışavurumcu Sanatta Mark Rothko ve Barnet Newman'ın Renk Alanı yaklaşımlarıyla oluşturdukları sanat eserleri ve sanat felsefeleri sanatçıların kendi ifadeleri ve dönemin sanat eleştirmenlerinin beyanları esas alınarak, genel sanat tarihinin doğal akışı içinde edindikleri yer çerçevesinde karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. 20. Yüzyılda sanat hareketlerine yön veren en önemli merkezlerden birinin New York olduğu bilinmektedir. Kent bünyesinde bulunan müze, resim, özel koleksiyonlar ve sanat galerileri ile zengin bir sanat arşivine sahiptir. New York göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı, farklı kültürlerden izler taşıyan kozmopolit bir metropoldür. Bu derin ve zengin izler Mark Rothko ve Barnett Newman'da da mevcuttur. Çalışmanın birinci bölümünde araştırmanın amacı, önemi, kapsamı ve yöntemi aktarılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde Soyut Dışavurumculuk akımının oluşumu ve sanatçıları ile ilgili nitel kaynak taramalarına yer verilmiştir. Soyut Dışavurumculuk Akımının içinde oluşan, Renk Alanının öncü isimlerinden olan Mark Rothko ve Barnett Newman'ın, eserlerinin ortaya çıkış noktaları ve karşılıklı olarak incelenmesinin ele alındığı bu tezde, ilk olarak Soyut Dışavurumculuk Akımının tanımı, oluşum süreci ve II. Dünya Savaşı'ndan sonra Amerika Birleşik Devletleri'nde sanat ortamı ele alınmıştır. Ayrıca Renk Alanı'nın New York sanat ortamındaki yerinin ve 20. Yüzyıl sanat anlayışını nasıl şekillendirdiğinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. II. Dünya Savaşının neden olduğu stres ile iç dünyalarında fırtınalar yaşayan ve dünyaya karşı inançlarını yitiren sanatçılar, dünyada var olan biçim yapısını yok sayarak kendi var olan ben mezkezci dünyalarını ve fiziksel hareketlerini yansıtan radikal bir akım ortaya çıkarmışlardır. Böylece, soyut dışavurumculuk akımının içinde Renk Alanı ve Eylem Resmi gibi yeni tarzlar oluşmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde Rothko ve Newman'ın hayatları ve eserleri incelenmiştir. Rothko son dönemlerinde, Texsas'ta bulunan Rothko Şapeli'nde sergilemek için, devasa boyutlu koyu tonlu eserler yapmıştır. Şapeldeki eserlerin koyu tonlu kullanılmasının nedeni son yıllarını büyük bunalımlarla içe kapanık ruh gerilimleriyle geçirmiş olmasıdır. Rothko'yu karakterize eden paletinin karanlığından doğan trajik duygu, 1968 ve 1969 yılında yaptığı eserlerinde ağırlıklı olarak görülmektedir. Trajik duyguları ve bunalımları içeren koyu renkli griler, siyahlar ve kahverengiler paletten tuvale taşınmıştır. Newman ise özgün saf bir ses olan, ağlama sesini ve bu sesle ifade ettiği yalnızlığı On dört İstasyon adını verdiği eserlerinde anlatmıştır. Ayrıca Newman'ın heykelleri ve 18 Cantos baskı çalışmaları da Renk Alanı tarzına göre oluşturulmuştur. Tezin son bölümünde ise Barnett Newman ve Mark Rothko'nun, Renk Alanı bağlamında yapmış oldukları eserlerin karşılaştırılmaları yapılmış, bu doğrultuda sonuç ve önerilere yer verilmiştir.
Türkiye' de baskıresim sanatının plastik sanatlarda yeri ve önemi
Ülkemizde plastik sanatların güncel dünya sanat platformuna entegrasyonunun istenilen seviyelere ulaşabilmesi için sanatın bütün alanlarına özen gösterilmesi gerekliliği kaçınılmazdır. Bu düşünceden hareketle baskıresim alanına gereken önemin verilmesi ve desteklenmesi gerekmektedir. Güzel Sanatlar ve Eğitim Fakültelerinde uygulanan Özgün baskıresim alanlarında kalitenin artması, ancak baskıresim eğitimine verilen önemin ve gereken özenin gösterilmesi ile yükselişe geçecektir. Araştırmada bünyesinde pek çok farklı tekniği barındıran ve sanatçının kendisini ifade etmesinde sınırsız olanaklar sağlayan baskıresim alanının, Türk resim sanatındaki yerini ve önemini belirlemek amacıyla gözlem ve görüşmeler yapılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu yönteme göre, Ülkemizde baskıresim sanatının genel sanat ortamı içerisindeki yeri, bu alana yönelik eğitim veren kurumlar dikkate alınarak tespit edilmeye çalışılmış, bu sayede karşılaşılan problemler betimlenerek ortaya konulmuş ve önerilerin yol gösterici olacağı düşünülmüştür. Veri toplama aracı olarak görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma kapsamında ülkemiz baskı resim sanatının gelişimine ve ilerlemesine yön vermiş ve teze destek olacağı düşünülen sanatçılar ile görüşmeler yapılmıştır. Bu amaca yönelik ele alınan evren içerisindeki sanatçılar: Ahmet Aydın KAPTAN, Atilla ATAR, Erkin KESKİN, Güler AKALAN, Hayati MİSMAN, Raif KALYONCU, Saime HAKAN DÖNMEZER, Tolga AKALIN olarak belirlenmiştir. Sanatçılara açık uçlu sorular sorularak baskı resim sanatına genel sanat ortamı içerisinde gereken özenin gösterilip gösterilmediği belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın sonucunda görüşme yapılan sanatçıların cevapları değerlendirildiğinde, ülkemizde baskıresim alanının, plastik sanatların diğer unsurlarına göre daha yavaş bir ilerleme gösterdiği ve halen tanınmakta olduğu görülmektedir. Baskıresim sanatının, kendi içerisindeki teknik zorluklarından dolayı daha az tercih edildiği, bununla birlikte galeri ve yarışmalarda geniş sergi imkanına sahip olmaması da sanatçı ve toplumun bu alanı tanımasını zorlaştırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Baskıresim, Baskı Resim Teknikleri, Özgün Baskı Uygulamaları
İbrahim Çallı, Neş'e Erdok, Turgut Zaim Türk sanatına katkıları ve eserlerinin konu, biçim, içerik açısından incelenmesi
Osmanlı Devleti'nde modernleşme çabası güdüldüğü yıllar II. Meşrutiyet dönemidir. Osmanlı siyasi yapısında değişikliğe gidilmiştir. Modernleşme sadece siyasi değil eğitim, hukuk, ekonomi ve toplumsal yaşamla ilgili her yönde değişiklik yapılmıştır. Bunlardan da biri sanatla alakalı değişimlerdir (Alp, 1999, 14). Osmanlı'da sanat politikası genel anlamda sarayın içerisinde çeşitli sanatkarlar grup halinde yer almaktadır. Bunlardan en önemlisi resim ve nakış sanatıdır. 15. Yüzyıldan 19. Yüzyıla kadar süren Osmanlı Ressamlar ve Oryantalist Batılı ressamların etkinlikleriyle oluşan Çağdaş bir dönem başlamıştır (Başbuğ, 2009, 19). Böylece Türk resim sanatı tarihi boyunca çeşitli etkinlikler yapılmış, farklı sanat anlayışlarına sahip gruplar oluşmuştur. Birçok sanatçı resim eğitimini yurt dışında gerçekleştirmiştir. Bu çalışmada 19. yüzyılın ortalarından günümüze kadar gelen sanat grupları, sanatçılar ve eserler araştırılmıştır. İbrahim Çallı, Neş'e Erdok ve Turgut Zaim'in Türk sanatına kattıkları değerler araştırılıp, hayatları hakkında bilgi verilmiştir. Eserlerinden bir kaçı ele alınmış "konu-biçim-içerik" yönüyle yorumlanmış ve incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çağdaş Türk Resim Sanatı, İbrahim Çallı, Neş'e Erdok, Turgut Zaim.
Türk mitolojisinin çağdaş Türk resim sanatındaki yansımalarının incelenmesi
Binlerce yıllık tarihi olan Türk toplumunun geleneksel ve kültürel öğelerini, kendi mitolojisi ve ilk dönem inançları içerisindeki etkiler oluşturmaktadır. Türk mitolojik öğelerinin ilk örneklerine görsel olarak petroglifler üzerinden ulaşılırken, 19. yy.'ın ilk dönemlerinden itibaren yapılan bilimsel çalışmalarla da sistemli bir şekilde yazılı hale getirilmeye başlanmıştır. Hazırlanan bu araştırmadaki amaç; kültürel ve geleneksel öğelerimizin temelini oluşturan ve ilk dönem inançlarımız doğrutulsunda bugünkü inanç düşüncemiz içerisine geçmiş olan Türk mitolojisine ait öğelerin, Çağdaş Türk Resim Sanatı içerisindeki sanatçıların eserlerinde nasıl ve hangi anlamda kullandıklarını incelemektir. Bu amaçla hazırlanan çalışmadaki verilere, nitel araştırma yöntem ve teknikleri kullanılarak ulaşılmıştır. Bu bağlamda hazırlanan bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; mitoloji bilimi hakkında genel bilgiler verilerek, resim sanatıyla olan bağlantısı araştırılmıştır. İkinci bölümde; Türk mitolojisinin araştırılma tarihçesi, sınıflandırılması ve ağırlıklı olarak görülen semboller hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde ise; Çağdaş Türk Resim Sanatı içerisinden seçilen Bedri Rahmi Eyüboğlu, Adnan Çoker, Erol Akyavaş, Süleyman Saim Tekcan, Can Göknil, Ahmet Yeşil, Mehmet Başbuğ ve Hasan Kıran'ın eserlerinden örnekler incelenmiştir. Bu inceleme sonucu sanatçılar eserlerinde; göksel sembol olarak Ay, hayvansal sembol olarak at ve kuş figürlerini, kozmik olarak da hayat ağacını hem biçimsel hem de içerik yönünden ele aldıkları gözlemlenmiştir.
Tokat kalıp baskı yazma halk kültürü ve plastik açıdan incelenmesi
Tokat kalıp baskı yazma sanatının; motif, renk, baskı kalıp ve kompozisyon özelliklerini belirleyerek halk kültürü ile plastik açıdan ele alınıp değerlendirildiği bu çalışma bu sanat dalı konusunda ilgili literatüre katkı sağlanmak amacıyla yapılmıştır. Bu çalışma, 2018-2019 yılları arasında Tokat ilinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ''doküman analizi yöntemi'' kullanılmıştır. Tokat elvan yazmaları, 13 tane olmasına rağmen 10 tanesine ulaşılmış, 3 tane yazma ve kalıp örneğine ulaşılamamıştır. Değişik yöre kalıplarıyla Tokat'ta basılan elvan yazmalarından ise 14 tane olmalarına rağmen 10 tane yazma ve kalıp örneğine ulaşılarak bunlar çalışmaya konu edilmiştir. Halk kültürü ve plastik açıdan incelediğimiz 14 tane kalıp baskı ile ahşap oymacılığı, taş mermer oymacılığı, kalem işlerinin birbirlerine ana merkezler olarak; ritim, denge, renk, şekil yönünde kompozisyon sağladığı ve benzerlik gösterdiği belirlenmiştir. Sonuçta literatüre katkı sağlayıp unutulmaya yüz tutmuş Tokat kalıp baskı tekniğine ait ürünlerden bir derleme sunduğumuz bu tez çalışması ile bazı motiflere de ulaşılmamıştır. Bu konuda gelecekte araştırma yapacaklara bizim ulaşamadığımız bazı örneklerle ile ilgili yeni çalışmalar yapmaları tavsiyesinde bulunulabilir. Anahtar Kelimeler: Tokat yazmacılığı, Kalıp baskı, Motif ve desen
Avrupa çağdaş resim sanat platformuyla Türkiye çağdaş resim sanat platformunun karşılaştırılması
Bu araştırmanın adı; "Avrupa Çağdaş Resim Sanatı Platformuyla Türkiye Çağdaş Resim Sanatı Platformunun Kıyaslanması" dır. Çalışmanın temel amacı; Avrupa çağdaş resim sanat platformuyla, Türkiye çağdaş resim sanat platformunu aynı perspektif doğrultusunda irdeleyerek, Avrupa'da yapılanlar karşısında ülkemizde neler yapıldığı, resim sanatı adına nasıl ve ne yönde çabalar harcandığı ortaya koyulmaktır. Avrupa resim sanatında istikrarlı ve sürekli bir gelişim değişim kaydedilirken, Türkiye'deki resim sanatı alanında kimlerin, neler yaparak sanatı nasıl geliştirmeye çalıştıkları, yapılan çalışmalar vesilesiyle nasıl bir sonuca ulaşıldığını ortaya koymaktır. Bunların yanında amaç; Türk resim sanatında daha çağdaş ve farklı yerlere ulaşmak adına neler yapabileceği önerilerinde bulunarak, konu hakkında araştırmalara kaynak sağlamaktır. Konu hakkında araştırma yaparken nitel araştırma tekniği; Kitaplar, dergiler, makaleler, yazılı dökümanlara, yayınlanmış tezlere literatür tarama tekniğiyle ulaşılmış, ulaşılan verilerin ve yorumların gerçeği yansıtacak ve genele hakim bütüncül bir şekilde ifade edilmesine yönelik bir süreç izlenmiştir. Nitel araştırma tekniğiyle ulaşılan veriler konuya uygun şekilde düzenlendikten sonra; Avrupa resim sanatının modern resim sanatına geçiş aşamalarındaki faaliyetleri, sanatçıların klasikleşmiş resim anlayışının önüne geçebilmek adına yaptıkları çalışmalar sonucu yeni akımların ortaya çıktığı görülmektedir. Avrupa'da yaşanan modern sanat döneminde Türkiye'de sanat adına neler yapıldığı araştırılmış ve yapılan araştırmalar sonucunda, Türkiye'de sanatı geliştirmek, değiştirmek ve ilerletmek adına sanatçılar nasıl çabalar vermişler, neler yapmışlar bunlar ortaya konulmaktadır. Devamında her iki coğrafyanın sanat faaliyetleri ve sanatta yapılanlar, ressamlar aynı perspektif doğrultusunda sentezlenmektedir. Yapılan bu sentezlenme vasıtasıyla iki coğrafyanın aynı dönemlerde resim sanatı adına neler yaptıkları, ne faaliyetler de bulundukları ve bunların sonucunun nasıl alındığı ortaya çıkmaktadır. Veriler ışığında, resim sanatında nerde olduğumuz aydınlatılmaya çalışılmaktadır.
Gümüşhane ili Kelkit ilçesi zilli kilim motiflerinin biçimsel ve plastik değerler açısından incelenmesi
Bu tez çalışmasında Zilli Kilim motiflerinin biçimsel ve plastik değerler açısından İncelenmesi yapılmıştır. Araştırma yöntemi olarak nitel tarama yöntemi kullanılmıştır. Yerli ve yabancı nitel kaynaklar sınıflandırılıp kronolojik olarak düzenlenmiş, çalışmanın ana konusunu oluşturan Zilli Kilim motifleri geçmişten günümüze kadar gelmiş biçimsel değerlerinin yanında plastik değerler açısından incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde araştırmanın amacı, önemi, kapsamı ve yöntemi aktarılmıştır. Zilli Kilimlerin tarihçesi, kilimlerde kullanılan dokuma iplerinin hazırlanışı ve Zilli Kilimlerde kullanılan motifler ve oluşumları ile ilgili kaynak taramalarına yer verilmiştir. İkinci bölümde Zilli Kilim motiflerinin biçimsel açıdan değerlendirmesi yapıldı. Çalışmanın üçüncü bölümünde Zilli Kilim motiflerinin plastik değerler olarak nokta-çizgi, doku, ışık gölge, renk, ritim, yön- hareket, değer, ölçü-aralık açısından değerlendirilmesi geçmişten kalan tekniklerle ve kök boyalardan oluşan dokuma öreklerinin fotoğrafları üzenden değerlendirmesi yapıldı Anahtar kelimeler: Zilli, Biçimsel, Nokta-Çizgi, Doku, Işık-Gölge, Renk, Ritim, Yön- Hareket, Değer, Ölçü-Aralık. Denge, Egemenlik
Türkiye'de feminizm ve feminist kadın sanatçıların performans sanatına yönelik işlerinin incelenmesi
18. y.y Aydınlanma dönemi ile kadınlar toplumsal, siyasal, sosyal ve hukuksal gibi birçok alandaki eşitsizliklere ve toplumsal rollerine karşı mücadeleye girmişlerdir. Bu mücadeleler ile 19. y.y ortalarından sonra feminizm kavramı kendini göstermeye başlamıştır. Feminizm, temelde cinsiyet ayrımcılığına karşı duran, kamu ve özel alanlar da kadınların eşit haklara sahip olmasını savunan ve bu haklara sahip olunmasında mücadele eden bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım ile kadın sanatçılar eleştiri ve tepkilerini görünür kılmaya başlamışlardır. Performans sanatı ile birlikte seslerini daha çok duyurabilme imkânı bulmuşlardır. Feminist sanatçıların özellikle 1960'lı yıllar ve sonrasında sıkça başvurduğu performans sanatı günümüzde de hala etkisini göstermeye devam etmektedir.
Dijital ortamda ekslibris sanatının gelişimi ve önemi ile sanatçı Martin R. Baeyens' in eserleri ve temsiliyeti
''Dijital Ortamda Ekslibris Sanatının Gelişimi ve Önemi ile Sanatçı Martin R. Baeyens' in Eserleri ve Temsiliyeti'' bu çalışmanın temel amacı; nitel veri toplama yöntemlerinden, doküman incelemesi yoluyla ekslibris sanatının genel özelliklerini, hızla ilerleyen teknoloji ve dijital platformdaki pozisyonuyla sanatçı Martin R. Baeyens' in Ekslibris sanatına olan katkılarını temsiliyetini ortaya koyarak, elde edilen bulgular ve yapılan önerilerle bundan sonra yapılacak bilimsel çalışmalara kaynak oluşturmaktır. Bu araştırma dokuz bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ekslibris sanatıyla ilgili kuramsal temeller ve literatür taraması yapılmıştır. İkinci bölümde araştırmaya giriş yapılarak; ortaya konan problem, konuyla ilgili sınırlamalar, araştırmanın amacı ve önemi belirtilmiştir. Üçüncü bölümde ekslibrisin tanımı ve genel işlevi ile tarihçesi ifade edilip, ekslibris baskı tekniklerinde kullanılan semboller belirtilerek görsellerle desteklenmiştir. Ekslibris koleksiyonculuğu ve bu konuyla ilgili ekslibris değiş tokuş mektubu incelenmiş, ekslibris sanatıyla ilgili kurum ve kuruluşlar incelenerek tespit edilmiştir. Dördüncü bölümde dijital teknolojinin sanat alanındaki etkileri ve ekslibris üretiminde kullanılabilirliği incelenmiş ve görsellerle desteklenmiştir. Beşinci bölümde Belçikalı sanatçı Martin R. Baeyens ile yapılmış olan; yüz yüze görüşmeler, telefon ve e-mail iletişimleri ile toplanan verilerle hazırlanmış olan biyografi, eser incelemeleri ve sanatçı analizi yapılmıştır. Altıncı bölümde Yurduşen Konanç' a ait etkinlikler, baskı resim ve ekslibris çalışmalarına yer verilmiştir. Yedinci bölümde araştırmada kullanılan yöntem yer almaktadır. Sekizinci bölümde araştırmada elde edilmiş olan bulgular ve yorumlar ifade edilmiştir. Dokuzuncu bölümde yine araştırmayla ilgili sonuçlar ve öneriler verilmiştir. Sonuç olarak; çağının tüm baskı tekniklerini uygulama sahasında kullanan ekslibris sanatı da diğer sanatlar gibi, teknolojinin hızlı gelişmesi karşısında teknik ve uygulama alanlarında değişimler göstermiş olup, geleneksel ve teknolojik disiplinlerin entegrasyonunda baskı resim sanatçısı Martin R. Baeyens bu değişimin şekillenip bir kimlik kazanmasına katkıda bulunmuştur.
İbrahim Çallı'nın eserlerinde nü teması
"İbrahim Çallı'nın eserlerinde Nü Teması" başlıklı tez çalışmasında geç Osmanlı erken Cumhuriyet dönemine damgasını vuran ressam İbrahim Çallı'nın hayatı ve nü eserlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. 1914 döneminin en önemli ressamlarından biri olan İbrahim Çallı'nın eserlerindeki çıplaklık temasının ayrıntılı olarak ele alınması hedeflenmiştir. İbrahim Çallı'nın eserlerini ve hayatını ele alan diğer çalışmalardan farklı olarak Çallı'nın Paris dönemi ve Türkiye'ye geldiği dönemde yaptığı çıplak temalı resimler ele alınmış ve tek tek yorumlanmıştır. Tezin Birinci bölümünde çalışmanın amacı, kapsamı, yöntemi ele alınırken tezin ikinci bölümünde Çallı'nın yaşamı, kişiliği, Sanayi- i Nefise Mektebi'ne girişi, Yurda dönüşü, eğitimci kimliği ve dönemi içerisinde dâhil olduğu sanat grupları ele alınmıştır. Tezin üçüncü ve konusunu oluşturan bölümde Çallı'ya ait 28 adet Nü esere yer verilmiştir. Bu eserleri tek tek analiz edilmiş ve Çallı ile Nü resim arasındaki ilişki ortaya çıkarılmıştır. Çallı kuşağı içerisinde yeniliklere açık bir ressam olmuştur. Çağı içerisinde Türk resmine yenilikler getiren ve yeni bir kuşak oluşturan ressam olmuştur. Anahtar Kelimeler: İbrahim Çallı, 1914 Kuşağı, Nü Resim
Selçuklu sanatında burç-gezegen motiflerinin plastik değerler açısından incelenmesi
Bu tez çalışmasında Selçuklu zamanında yapılan eserlerin üzerindeki burç-gezegen motiflerinin detaylı olarak incelemesi yapılmıştır. İncelenen eserlerde tasvir motiflerin yanı sıra 12 hayvanlı Türk takvimine yer verilmiştir. Araştırma yöntemi olarak nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Yerli, yabancı yazılı ve görsel kaynaklar araştırılıp yapılan eserlere ilişkin örnekler aktarılmıştır. Çalışmanın ana konusunu oluşturan Selçuklu sanatında burç-gezegen motifleri plastik değerler açısından araştırılarak sanat tarihinin doğal akışı içinde edindikleri yer çerçevesinde detaylı olarak incelenmiştir. Antik dönemden başlayıp 14. yüzyıla kadar süre gelen dönemlerde yapılmış eserlerin görsel verileri değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Bunların her biri bölümlere ait ana başlıklar ve onların alt başlıklarda incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde araştırmanın amacı, önemi, kapsamı ve yöntemi aktarılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde Selçuklu döneminde yapılan eserlerin tasvirlerine yer verilmiştir. Burç-gezegen tasvir motiflerinin incelemesinin ele alındığı bu bölümde, ilk olarak Türk-İslam sanatında astroloji ele alınmıştır. Ayrıca Selçuklu döneminde yapılan eserlerin üzerindeki tasvir motiflerinin neler olduğunun ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde burç-gezegen tasvirleri incelenmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde Anadolu Selçuklu dönemi burç-gezegen motifleri incelenmiştir. Burç-gezegen tasvir motiflerinin detaylı olarak incelendiği bu bölümde evrenle ilgili tasvirler ele alınmıştır. Beşinci bölümde ise 12 hayvanlı Türk takvimi incelenmiş ve bu doğrultuda sonuç ve önerilere yer verilmiştir.
Empresyonıst resimde renk olgusu
Empresyonizm, Batı Avrupa'nın modern kültüründe dünyadaki rasyonalist resim krizinin üstesinden gelmek için sanatsal bir ifade ve kendine özgü bir biçimdir. Doğa ile uyumlu ontolojik birliğin bilinçli deneyimi, ve onu dışsal bir nesne olarak görmemek, izlenimci bir dünya görüşünün temelini oluşturmaktadır. İzlenimcilik özel bir yol olarak barış duygusu, dünya görüşü evrensel bir olgudur. "Empresyonist Resimde Renk Olgusu" adlı tez çalışmasında konu ile ilgili araştırmalar yapılarak genel taslak hazırlanmıştır. Araştırmanın sınırları belirlenerek, bölümler oluşturulmuş ve içindeki alt başlıklara karar verilmiştir. Bu bağlamda araştırmanın birinci bölümünde resim sanatında Empresyonizme yaklaşım, onun ortaya çıkışı, felsefesinin özgüllüğü, ilk kaynakları ve öncüleri anlatılmıştır. Sergiler başlıklı ikinci bölümde Empresyonist akımın ilk sergisinden başlayarak ve bu serginin oluşmasında önemli bir olanak sağlayan Societe Anonyme organizasyonu, adının oluşmasındaki etki Lerua makalesi, ve bu akımın 1874-1886 kadar sekiz sergisi incelenmiştir. Üçüncü bölümde "Empresyonist Resimde Renk Olgusu" anlatılmıştır. Empresyonizmin temsilcileri başlıklı dördüncü bölümün içeriği bu akımın sanatçılarının hayatı ve eserlerinden oluşmaktadır. Beşinci bölüm Empresyonizmin karakteristik özelliğini tanımlayarak yapılmış İn the Cotton Field (Pamuk Tarlası) resmini içermektedir. Anahtar Kelimeler: Empresyonizm, Renk, Modernizm, Sanat, İzlenim
Sanat terapisinde görsel sanatlar tekniklerinin 9-12 yaş aralığındaki dezavantajlı çocukların duygudurumlarına katkısı
Araştırmanın amacı deneysel olarak 9-12 yaş aralığındaki dezavantajlı (ihmale uğramış) çocuklarla yapılan resim çalışmalarının duygudurumlarına olan etkisini ortaya koymaktır. Çalışma sanat terapisindeki resim uygulamalarını kullanarak, sanat atölyesine katılan, 9-12 yaş aralığındaki dezavantajlı çocuklarla yürütülmüştür. Araştırma, "sanat terapisindeki resim uygulamaları" kullanılarak yapılandırılmıştır. Araştırma; 29 kız ve 7 erkek olmak üzere toplam 36 katılımcıyı kapsamaktadır. Araştırmaya kontrol grupsuz ve 6 ayrı kapalı grup olarak başlanmıştır. Bu gruplara, ön test ve son test ölçeklerini de kapsayan 14 oturumluk atölye deneyi uygulanmıştır. Grubu atölye yürütücüsü olarak araştırmacı sürdürmüştür. Atölye uygulamalarında kurumun psikoloğu bir kadın, gözlemci olarak yer almıştır. Oturumlar kurum çatısı altında resim çalışmalarına katılması uygun görülen ve çalışmalara gönüllü olarak katılmayı kabul eden çocuklarla yürütülmüştür. Araştırmanın başlangıcında ve sonunda Duyusal Durum- Çocuk Protokolü uygulanmıştır. Uygulama sürecinde katılımcılar atölye öncesinde ve sonrasındaki duygudurumları ile ilgili paylaşımda bulunmuşlardır. Her katılımcı gözlemci psikolog tarafından gözlenmiştir. Nicel ve nitel değerlendirilen bu çalışmada sanat terapisinde resim çalışmalarının kullanım şekli araştırılmıştır. Atölye sürecinde uygulanan ölçeklerden alınan verilere göre sanat terapisinde resim çalışmalarının kullanımının yararlı olduğu görülmüştür. Dezavantajlı (ihmale uğramış) çocukların resim çalışmaları ile duygularını dışa vurmada başarılı oldukları gözlemlenirken, aynı zamanda sözel ifade de bulunmaları güçlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sanat, Resim, Sanat Terapi, Duygudurum
TRT çizgi filmlerinde kullanılan görsel unsurların 3-6 yaş çocuklarda görsel algı ve sosyal açıdan incelenmesi (Niloya örneği)
Arnheim'e göre "Çocuk resimlerindeki gelişme bir algısal olgudur. Çocuk resimleri gerçek bir yaratmadır. Çocuk gördüğü nesnenin yapısal bir eşdeğerini resimlerinde yaratır. Çocuk bildiğini değil gördüğünü çizer" (Kırışoğlu, 2002, s.75). Çocuklar yaşadıkları ve tecrübe ettiklerini 3-6 yaş döneminde resimleri aracılığıyla ortaya koyarlar, deneyimlerini resimleri aracılığıyla aktarırlar. Resimlerinde bir insan çizerken ne bildiklerini izleyiciye yansıtırlar. Bu onların bilişsel gelişimlerinin bir ifadesidir (Buyurgan, 2003, s.4). Günümüzde anne - babalar her geçen gün çocukların gelişimlerinde büyük rol oynayan çizgi film ve oyuncaklarının, eğitim materyallerinin, görsel algılama test ve envanterlerinin öneminin farkına varmaktadırlar. Bu nedenle özellikle çocukların günlerinin büyük çoğunluğunu geçirdikleri televizyonlarda izledikleri çizgi filmler önemli ve dikkat edilmesi gereken bir husustur. Çocukların algısal gelişimi ve sosyal becerilerinin geliştirilmesinde çizgi filmler, kullanılan görsel öğeleri, karakterleri, olay örgüsü ve vermiş oldukları mesajlar açısından çocukların algılarını büyük ölçüde şekillendirir. Bu araştırmada da Niloya çizgi filmindeki nesneler, olaylar, sosyal beceriler, verilen mesajlar, kahramanlar açısından çocuğun görsel algısı ve sosyal becerisi incelenmiştir. Bu görsel unsurların etkisini belirlemek için yaptırılan resimler ile çocukların çizdikleri anlaşılmış ve yorumlanmıştır. Tez çalışmasının giriş bölümünde; ana problem durumu, cümlesi, alt problem durumları, araştırmanın yapılma amacı, araştırmanın önemi ve sınırlılıkları açıklanmıştır. Birinci bölümde ise; çocuğun gelişimsel dönemleri, algısal gelişimi, görsel algı ve 3-6 yaş dönemi çocukların çizgisel gelişim özelliklerine ait bilgiler yapılan literatür taraması ile elde edilmiş ve detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Yine araştırmanın temel amacına kaynaklık edecek olan çocuğun çizgisel gelişim süreci, evreleri örneklerle açıklanmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde çizgi film tanımı, yapısı, çocuk gelişiminde ki rolü ve örnek olarak seçilen TRT çizgi filmi Niloya'nın tanımı, tarihçesi, karakterleri açıklanmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde araştırmanın yönteminden bahsedilmiştir. Araştırmanın yöntem kısmında izlenen bilimsel yaklaşıma göre araştırmanın modeli, çalışma grubu, verilerin toplanması ve analizi yer almaktadır. Dördüncü bölümde ise bulgular ve yorumlara yer verilmiştir. Verilerin analizinde çocukların çizdikleri resimlerden yola çıkarak daha önce bu konuda yapılmış araştırmaların sonuç, yöntem ve verilerinden yararlanılmıştır. Ayrıca çocuğun çizmiş oldukları resimlerde çizgisel gelişim dönemlerine göre neyi yapıp yapamadıkları açısından somut veriler elde edilmeye çalışılmıştır. Bu veriler ve Niloya çizgi filminin içeriğinde yer alan görsel unsurlar, kahramanlar çocuğun algısal gelişimini, çizgisel gelişimini ve sosyal gelişimini nasıl etkilediğini ortaya koymayı amaçlamıştır. Çizgi filmlerde kullanılan görsellerin çocuğun görsel algısı ve sosyal açıdan etkisi çocuklara çizdirilen resimler yardımıyla incelenmiştir. TRT çizgi filmi "Niloya" örneği üzerinden çocuklara sorulan sorular ile yönlendirmeler yöntem kısmında açıklanmıştır.
Anıtkabir'de bulunan rölyef heykel ve diğer unsurların plastik sanatlar açısından incelenmesi
Türklerde heykel sanatı plastik sanatlar alanında en az yaygın olanıdır. Göktürklerden beri heykelde Türk Sanatı tarihinde birçok sanatçının öncülüğünde hareketler olmasına rağmen, heykel sanatının yerleşmesi, gelişmesi ve bir gelenek oluşturması için bu hareketler yeterli olmamıştır. Eski Türklerin, Göçebe ve yarı göçebe şeklinde yaşam sürmeleri ve daha sonraki yıllarda, İslam dininin etkisiyle az saygı gören ve günah olarak görülen heykel sanatı, sadece batının bakış acısıyla sanat anlamında Sanayi-i Nefise Mektebi'nin kurulmasıyla gerçekleşmiştir. Batı'da olduğu gibi uzun bir geçmişi olmayan Türk Heykeli, entelektüel temeli oluşturmadan Batı'daki örnekleri izlemek ve denemek zorunda kalmıştır. Heykelde Batı düzeyinde gelişmeyi sağlamak için özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarında bu alandaki çalışmalar artmıştır. Alman heykeltıraş Rudolf Belling Türkiye'ye davet edilmesi ve Güzel Sanatlar Akademisi'ne atanması bu yolda büyük bir ilerleme sağlamıştır. Tezimin konusu olan heykel ve kabartmalar, Rudolf Belling' in eğittiği sanatçılar tarafından yapılmıştır. Anıtkabir'deki heykel ve kabartmaların konusu, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet tarihi ve Atatürk yaşamının bölümleridir. Tüm eserlerin Türk heykeltıraşları tarafından yapılmış olması, bu heykellerin Türk heykel tarihinde yerini belirlemede çok önemlidir olmuştur. Türk sanatçılar tarafından yapılan Anıtkabir eserleri Türk rölyef heykel sanatın ilerlemesi ve halk tarafından kabul edilmesinde büyük bir rol sahibidir.
Türk toplumunda sosyal hayatta kadının yeri ve Türk resmine yansımaları(1900 - 2015)
Modern toplumların ortaya çıkmasından günümüze kadar olan zamanda, kadınlar evliliğin gerekliliklerini sadece aile kurumu içerisinde görev olarak üstlenmiş, kamusal yaşamdaki fırsatlarından mahrum bırakılmıştır. Özellikle, eşit vatandaş olma hakkı, sanat hakkı, birey hakkı, ekonomik ve politik haklar, kültürel ve sosyal haklar, dini ve hukuki hakları olmayan kadınlar temel insan haklarından da yararlanamaz olmuşlardır. Bütün bunların sonucunda kadınlara yönelik haksızlık, sömürücü ve eşitsizlik ortaya çıkmıştır. Cumhuriyet ile birlikte Türk kadını, eğitim, miras, evlilik, resmi nikâh, seçme seçilme hakkı gibi birçok insani haklara kavuşan Türk kadını bu hakkını kullanma ve koruma mücadelesi vermektedir. Eğitimle birlikte kadın evlerden, bahçelerden çıkması, kadının sosyal hayatta, iş hayatında ve sanat hayatında gelişmeler, kadınların özgüven ve çevrelerine iyi örnek olma, çocuklarını daha iyi şartlarda yetiştirme ve okutma gibi olumlu gelişmeler olmuştur Bu tez 1900-2015 Türk kadınının 115 yıllık erkek egemen toplumunda sosyal hayatta, hukukta, eğitimde, siyasette ve sanatta var olma çabasının özetidir. Bu çalışmada birinci bölümde; Meşrutiyetten Cumhuriyete kadar Türk toplumunda kadının sosyal yapı içinde, günlük yaşamda, sanatta, eğitim ortamında yeri araştırmalarına yer verilmiştir. İkinci bölümde; Meşrutiyetten 1900'dan 1923 Cumhuriyet'in ilk yıllarına ve 1940 sonrası Kadın ve Sanat konusu araştırılmış, Atatürk'ün kadın hakları çalışmalarına ve kadınlar için söylediği özlü sözlere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde; Kadın eğitimcilere ile kadın sanatçılara Cumhuriyet öncesi ve Cumhuriyet sonrası diye iki bölümde incelenmiştir. Osmanlı'dan başlayarak günümüze kadar olan süreçte kadınların eğitim hayatını ve öncü kadın eğitimcilerini, resim sanatının gelişimini, Cumhuriyet döneminin kadın eğitimcileri ve kadın sanatçılarını araştırılmıştır. Atatürk'ün güzel sanatlara bakışına yer verilmiş. Türk kadınının kazanımları, Türk kadının eğitim ve sanatta eğilimleri ele alınmıştır. DİE (Devlet İstatistik Enstitüsü) kadın eğitim, çalışma hayatı, meslek, evlilik, nüfus ve diğer haklarını içeren istatistiklerine yer verilmiştir. Cumhuriyetle birlikte okullaşma oranının artması, kız çocuklarının okuma olanakları yaratılması, eğitimli kadınların her meslekte yer alması ile verimlilik artarak olumlu gelişmeler kaydetmiştir. Cumhuriyet öncesi ile Cumhuriyet dönemi öncü kadın ressam ve heykeltıraşların hayatları ve eserleri incelenmiştir. Ayrıca farklı meslek gruplarının ilk öncü kadınlarımızın de kısa özgeçmişleri ile listelenmiştir. Dördüncü Bölümünde; Kuruluşlarından günümüze Güzel sanatlar liselerinin resim bölümlerinde okuyan kız ve erkek öğrencilerin sayıları istatistik olarak incelenerek, geleceğin resim sanatçıları ve eğitmenleri olacak genç kızlarımızın sayılarına bakarak resim sanatının yakın sürecine yansımasına ışık tutulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın beşinci ve son bölümü ise; bir galeri niteliğinde, kendini Uluslararası çalışmaları ile sanat alanında ispatlamış, akademik hayata katkılar sunmuş, ödüller almış 1950 öncesi doğmuş 40 kadın sanatçı ile eserlerinden oluşan bir Katalog kurgulanmıştır. Sonuç ve öneriler ile tez çalışması tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kadın, Sanatçılar, Öncü Kadınlar, Resim Sanatı, Portre, Eğitim, Kadın Hakları. ABSTRACT
Cumhuriyet' ten günümüze Türk resminde anne çocuk konulu resimlerin plastik değerler açısından incelenmesi
Kadın, her dönemde sanatın başlıca konulardan biri olmayı başarmıştır. Kimi zaman estetik açıdan, kimi zaman ise toplumsal mesaj verme açısından öncelikli figürler arasında eserlerde yerini almıştır. Bu yönlerinin yanı sıra annelik yönü de yerli ve yabancı birçok ressam için vazgeçilmez konular arasındadır. Anne ve çocuk arasındaki bağın dönemlere ve yaşam şartlarına göre değişerek resimlerde aldığı yer, sanatçıların bakış açısıyla incelenmiş ve plastik değerler açısından araştırmanın içeriğini oluşturmuştur. Sanatçıların eserlerini incelediğimizde; sanatçıların yaşadığı dönemin şartları, coğrafi koşulları ve sahip oldukları kültür aynı konunun çok farklı boyutlarını önümüze sermelerinde etkili olmuştur. Çalışmanın birinci bölümünü; araştırmaya ait temel bilgiler, problem durumu, araştırmanın amacı, önemi, sınırlılıkları, varsayımlar ve tanım ile ilgili bilgileri kapsamaktadır. Nitel araştırma kapsamında araştırılan konuya ilişkin yerli-yabancı kaynaklardan çokça faydalanılmıştır. İkinci bölümde; arketip kavramı kapsamında anne ve çocuk konusu; tarihsel süreçte, sanat tarihi kapsamında ve Atatürk' ün tasviriyle ele alınarak, toplanan bilgilerden oluşmaktadır. Üçüncü bölümde, Cumhuriyet'in ilanının Türk Resim Sanatına katkılarına değinilmiş, Figüratif Resimde yaşanan sanatsal gelişmelere ve anne çocuk konusunu işleyen 15 sanatçının biyografilerine yer verilmiştir. Dördüncü bölüm; araştırmada kullanılan yöntemler, evren-örneklem ve veri analiz tekniklerini kapsamaktadır. Beşinci bölüm ise; bulgular ve yorum başlığı dâhilinde Cemal Tollu, Fikret Mualla, Maide Arel, Abidin Elderoğlu, Turgut Zaim, Bedri Rahmi Eyüpoğlu, İbrahim Balaban, Mustafa Aslıer, Eren Eyüpoğlu, Nuri İyem, Neşet Günal, Semiha Berksoy, Nedim Günsur, Cihat Aral ve Neşe Erdok' un eserlerinde anne çocuk temasını farklı bakış açılarıyla ele alışları plastik değerler açısından yorumlanmış ve 15 eser hakkında bilgilerine başvurulmuş 3 uzman görüşü mevcuttur.
Türkiye'de tasarlanan tiyatro afişlerinin tasarım ilkeleri açısından analizi
Bu araştırma sanatsal yaratıda kullanılan teknik ve yöntemler ne olursa olsun sanatçının yaratıcı dehası ile temel tasarım ilkelerinin bütünleşmesi zorunluluğuna dayandığı varsayımıyla hazırlanmıştır. Bu araştırmanın amacı; nitel veri toplama yöntemlerinden doküman incelemesi yoluyla plastik sanatların teknolojik gelişmelerle etkileşimini dünyadaki ve ülkemizdeki tarihi sürecini gözlemleyip dijital teknolojinin yaşamımıza girişinden günümüze kadar olan süreçte, plastik sanatlarla olan etkilerini, geleneksel, mekanik yeniden üretim ve dijital ortamda hazırlanan Türk tiyatro afiş tasarımı uygulamalarını dönemsel olarak inceleyip temel tasarım ilkeleri doğrultusunda değerlendirip yorumlayarak katkılarını ortaya koymaktır. Bu araştırma dört bölümden oluşmaktadır: Araştırmaya giriş yapılarak ortaya konan problem, konuyla ilgili sınırlamalar, araştırmanın amacı ve önemi belirtilmiştir. Birinci bölümde araştırmada kullanılan yöntem yer almaktadır. İkinci bölümde araştırmanın kavramsal çerçevesi oluşturulmuş plastik sanatların teknoloji ile etkileşimi dönemsel olarak incelenmiş, grafik sanatlar ve afişin tanımı yapılmış, dünyada ve Türkiye'de tarihsel gelişimleri incelenerek afiş türleri, afiş tasarımında uygulanan teknikler ve tasarım ilkeleri ile ilgili kurumsal temeller ve literatür taraması yapılmış, görsellerle desteklenmiştir. Üçüncü bölümde sınırlılıklar belirlenerek Türk tiyatro afişlerinin örnekleri dönemsel olarak (geleneksel yöntem, mekanik yeniden üretim ve dijital yöntem) ele alınmış, tasarım ilkelerinden oluşan, afişlerin çözümlenmesinde araştırmacı tarafından üç uzman görüşü alınarak geliştirilen analiz formatı kullanılmıştır. Eserler bu formata göre incelenmiş, araştırmada elde edilmiş olan bulgular ve yorumlar ifade edilmiştir. Dördüncü bölümde, yine araştırma ile ilgili sonuçlar ve öneriler verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Tasarım, Afiş, Tiyatro Afişi, Dijital Teknoloji, Plastik Sanat
Cumhuriyet Dönemi Türk resminde D grubu ve Ar dergisi ilişkilerinin incelenmesi
Cumhuriyet Dönemi Türk Resim Sanatı'nın gelişiminde, kişiler kadar göz önünde bulundurulması gereken bir olgu da grupların varlığıdır. Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği'nin kuruluşundan bir süre sonra 1932 yılında, üyeler Nurullah Berk ve Elif Naci kongre kararıyla gruptan uzaklaştırılıyorlar. Adı geçen iki sanatçı, heykeltıraş Zühtü Müridoğlu ile Zeki Faik İzer'in Cihangir'deki evinde toplandıklarında amaçları Cumhuriyet Dönemi Türk Resim Sanatındaki süreçte etkin bir rol oynayan D Grubu'nu kurmaktır. Nurullah Berk'in Abidin Dino'yu, Zeki Faik İzer'in Elazığ'da resim öğretmenliği yapan Cemal Tollu'yu önermesiyle bir araya gelen altı kişilik grup, 1933 Eylül'ünde ortaya çıkıyor. Geleneklerden, geçmiş birikim ve deneyimlerden yaralanmak yerine Batı'daki yeni akımlara yakın durarak, bu anlayışta üretmeyi seçmişlerdir. D Grubu üyeleri, İzlenimci teknikleri reddederek, kompozisyonu kübist ve konstrüktivist anlayış¬lardan ilham alarak sağlam bir düzen ve yapı üzerine oturtmayı amaçlamışlardır. Çok sayıda eser üreterek açtıkları sergilerle toplumun ve diğer sanatçıların ilgisini çekmeye başlamışlardır. Türk Resminde kurulmuş olan dördüncü grup olmalarından dolayı, alfabenin dördüncü harfi 'd' harfini kendilerine isim olarak seçerler. D Grubu Türk resminde en etkin ve başarılı gruptur. Olumlu ve olumsuz eleştirilere maruz kalsa da Türk resim sanatına yeni anlayışlar getirmiştir. Cumhuriyet Dönemi Sanat adına yürütülen bir diğer faaliyet de 1937 yılında İstanbul'da yayınlanmaya başlayan Ar Dergisi'dir. Plastik Sanatlar, Fonetik Sanatlar ve Arkeoloji konulu yazılar ve görsellerin yer aldığı dergi, aylık olarak 24 sayı yayınlanmıştır. Yazarları arasında D Grubu ressamlarının da bulunduğu Ar Dergisi, yayınlandığı yıllarda oluşturduğu eleştirel ortam sayesinde Cumhuriyet Türkiye'sinde oluşan resim, heykel ve edebiyat alanında oluşan dinamiklere dikkat çekmiştir. Bu dinamikler,Cumhuriyet döneminde ülkemizdeki Batılılaşma süreci içerisinde sanat hareketleri de içine alır. Anahtar Kelimeler: D Grubu,Türk Resmi,Cumhuriyet Dönemi Türk Resmi,Ar Dergisi,Türk Sanatı
Rönesans Dönemi resim sanatında güzel kavramı ve modern sanata yansıması
Tarih boyunca yapılan keşifler, teknolojik gelişmeler, artan farkındalıklar ile birlikte insanlığın geçmişine dair bilgiler yenilenmiş ve daha çok bilgi sahibi olunmuştur (Başar,Yıldız, 2019, s.812). Güzel kavramı ise, resim sanatında önemli bir yer teşkil etmiş, birçok sanatçı, düşünür üstünde tanımlamalar geliştirmiş, yaşanılan çağın ekonomik, kültürel, sosyal, politik, psikolojik, ahlaki, dinsel, felsefik, teknolojik ve tarihsel gelişmelerinden etkilenerek değişmiş, ilerleme göstermiştir. Bu yüzden resim sanatında her dönemde dönemin kendine özgü bir güzellik ve estetik anlayışı oluşmuştur (Eco, 2006, s.9). Bu tez çalışmasında, Rönesans dönemi güzellik algısının Modern sanat akımlarından hangisi ya da hangileri nasıl bir değişim geçirdiği incelenmiştir. Birinci bölümde; araştırmanın problem durumuna, amacına, önemine, sınırlılıklarına ve yöntemine yer verilmiştir. İkinci bölümde; "güzel" kavramı ve Rönesans öncesi dönemlerin "güzel" anlayışı incelenmiştir. Üçüncü bölümde; Rönesans dönemi resim sanatının toplumsal ve düşünsel süreçler içindeki oluşumları, eğilimleri, gelişimleri döneminden seçilen sanatçıların eserleri analiz edilerek incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise; Modern Sanatın gelişim süreci ve Avangart sanat anlayışlarıyla birlikte estetik kaygının yok olduğu Kübizim, Fütürizm, Dadaizm gibi Modern Sanat akımları üretilen eserler üzerinden ele alınarak estetik anlayışın geldiği nokta ifade edilmeye çalışılmıştır.