Giresun University
Institute

Institute of Health Sciences

Giresun University

47

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Tez
Master'sOpen AccessTR

Giresun çevresinde yayılış gösteren aegopodium podagraria (mendek) bitkisinin bazı ağır metal ve iz elementlerinin ve total antioksidan kapasitesinin belirlenmesi

Bu çalışmada Giresun ilinde yayılış gösteren Aegopodium podograria (Mendek) bitkisinin ağır metal ve iz elementleri ile total antioksidan kapasitesi belirlenmiştir. 2016 yılı Mart ile Mayıs ayları arasında farklı rakımlardaki 5 istasyondan bitki örnekleri toplanmıştır. Toplanan örnekler kurutularak etanol ve metanol ile ekstraksiyon yapılmıştır. ICP-MS yöntemi ile ağır metal ve iz elementlerinin miktarları belirlenmiştir. Total antioksidan kapasitesi ferrik tiyosiyanat yöntemine göre ölçülmüştür. Bitki ekstraktlarındaki total antioksidan kapasitesi standart olarak bilinen antioksidanlar olan BHT ve troloks ile karşılaştırılmıştır. Ölçümler 12 saatte bir üç tekrarlı olarak yapılmıştır. ICP-MS yöntemine göre Cr en yüksek değeri 6,024 ppm ile 3. İstasyonda, Mn en yüksek değeri 83,498 ppm ile 5. istasyonda, Fe en yüksek değeri 153,785 ppm ile 5.istasyonda, Ni en yüksek değeri 50,149 ppm ile 5. istasyonda, Cu en yüksek değeri 24,727 ppm ile 3. istasyonda, Zn en yüksek değeri 105,418 ppm ile 3. istasyonda, As en yüksek değeri 2,208 ppm ile 1. istasyonda, Pb en yüksek değeri 2,568 ppm ile 1. istasyonda tespit edilmiştir. Ferrik tiyosiyonat yöntemine göre hazırlanan ekstraksiyon işleminde çözelti olarak metanol ve etanol kullanılmıştır. Metanol ekstraktında 1. istasyon, 2. istasyon, 4. istasyon ve 5. istasyon 84. saatte yüksek inhibisyon göstermiş olup, 3. istasyon ise 96. saatte yüksek inhibisyon göstermiştir. Etanol ekstraktında ise tüm istasyonlar 12. saatte yüksek inhibisyon göstermiştir. Giresun çevresinde yetişen ve halk arasında tüketilen Aegopodium podagraria bitkisinin total antioksidan kapasitesinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Bu bitki çevre kirliliğinden uzak bölgelerden toplandığında toksik ağır metal seviyesi düşük olduğundan güvenle tüketilebileceği söylenebilir. Bu konuda daha ileri çalışmalar yapılmasına ihtiyaç vardır.

Ağır metaller
Sevilay Kablan
Giresun University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım ünitelerinden izole edilen enterobacter ve proteus suşlarında integron taşıyıcılığının belirlenmesi

Gram negatif bakteriler hastane enfeksiyonlarına neden olan, birçoğu fırsatçı ve çoklu ilaç direncine sahip önemli patojenler arasında yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı, özellikle yoğun bakım ünitelerinde yatan hastaların çeşitli klinik örneklerinden izole edilen Enterobacter ve Proteus izolatlarında integron taşıyıcılığının belirlenmesidir. Çalışmaya ülkemizde üzerinde çok fazla araştırma yapılmayan 73 adet Enterobacter ve 53 adet Proteus izolatı dahil edilmiştir. Çalışılan izolatlarda, sınıf 1 ve sınıf 2 integron değişken bölgelerinin varlığı PCR metodu ile araştırılmıştır. Sınıf 1 integron varlığı Enterobacter izolatlarında %30,14, Proteus izolatlarında ise %39,62 olarak saptanmıştır. Ayrıca Proteus izolatlarının %41,51'inin sınıf 2 integron taşıdığı, ancak Enterobacter izolatlarının hiçbirinin sınıf 2 integrona sahip olmadığı tespit edilmiştir. Çoklu ilaç dirençli Enterobacteriaceae türleri önemli halk sağlığı problemi teşkil etmektedir. Bu gibi izolatların hastane ortamında yayılması sonucu tedavisi güç olan enfeksiyonların sayısını da arttıracaktır. İntegron taşıyan izolatların taşıdığı epidemik gücü belirlemek, hızlı tedavi ve uygun antibiyotik seçimi sağlanması açısından integron tespiti ve antibiyotik direnç genlerinin karakterizasyonunu belirlemeye yönelik çalışmaların yapılması oldukça önemlidir.

EnterobacterPolimeraz zincirleme reaksiyonuProteus+3
Büşra Kır
Giresun University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Preanalitik değişken olarak lityum, salisilat ve parasetamol içerikli ilaç kullanımının biyokimyasal analiz parametreleri üzerine etkisi

Günümüzde hekimlerin hasta değerlendirmelerinde laboratuvar testleri önemli bir rol oynar. Tıbbi laboratuvar test sonuçlarını etkileyen hatalar incelendiğinde bu hataların analiz sırasında değil daha çok analiz öncesi preanalitik değişkenlerden kaynaklı olduğu görülmektedir. Bu hata kaynaklarına bakıldığında ilaç kullanımı kontrol edilebilen preanalitik değişkenlerdendir. Terapötik ilaç izleminde ilaç analiz sonuçlarının doğruluğunu olumsuz etkileyen hata kaynakları tanımlanmasına rağmen tıbbi uygulamalarda kullanılan ilaçların laboratuvar test sonuçlarına interferans (girişim) yapıcı etkileri ile ilgili kısıtlı veri vardır. Bu çalışmanın amacı bazı tıbbi laboratuvar testlerinin serum ölçümlerine tıbbi uygulamalarda sık kullanılan lityum karbonat, parasetamol ve asetilsalisilik asit' in subterapötik, terapötik ve toksik konsantrasyonlardaki olası interferans yapıcı etkilerinin araştırılması idi. İlaçların interferans yapıcı etkilerinin araştırıldığı laboratuvar testleri Cobas® 8000 modular analizör serisi (Roche Diagnostics, USA) ile çalışıldı. Glukoz, üre, kreatinin, total protein, albümin, aspartat aminotransferaz, alanin aminotransferaz, gama glutamil transferaz, total kolesterol, trigliserit, high density lipoprotein-kolesterol, total bilirubin, ürik asit, alkalen fosfataz, laktat dehidrojenaz, kreatin kinaz Cobas c-702 ve Cobas c-502 modülleri ile tiroid stimülan hormon, free triiodotironin (fT3), free tetraiyodotironin (fT4), vitamin B12 ve folat Cobas e-602 modülü ile çalışıldı. İnterferans çalışmalarından elde edilen sonuçlarla bu çalışmamızda spektrofotometrik ve immünokimyasal analizler ile değerlendirilen parametrelerden sadece asetilsalisilik asidin toksik konsantrasyonlarında fT3 ve fT4 ölçümlerinde anlamlı bir in vitro interferans saptandı. Bu iki parametre dışında %TEa değerlerini aşan anlamlı bir interferans saptanmadı. Ek olarak bu çalışmada karbonatın olası karıştırıcı etkisinin değerlendirilmesi için sodyum karbonat ile subterapötik, terapötik ve toksik lityum konsantrasyonlarına uygun benzer çalışmalar yapıldı ve bu çalışmaların sonuçlarının lityum karbonat ile yapılan çalışma sonuçları ile benzer bir profilde olduğu belirlendi.

AsetaminofenBiyokimyaBiyokimyasal analiz+6
İlayda Taşcı
Giresun University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Glikozillenmiş tırnak proteinlerinin biyolojik varyasyon ve referans değişim değerlerinin belirlenmesi

Amaç: Literatürde farklı çalışma grupları tarafından serum, plazma, idrar gibi vücut sıvılarında farklı analitlerin birey-içi ve bireyler-arası biyolojik varyasyon değerleri bildirilmiş olup, bu parametreler klinik tanı ve takipte kullanılan bir analite ait referans aralıklarının kullanımın yararlılığını ortaya koymada fayda sağlamaktadır. Yapılan çalışmalarda diyabetik hastalarda özellikle uzun dönem glisemik kontrolün izlenmesinde glikozillenmiş tırnak proteinlerinin kullanımına yönelik dikkate değer veriler bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı glikozillenmiş tırnak proteinlerinin birey -içi ve bireyler-arası biyolojik varyasyon değerlerini, bireysellik indeksini ve referans değişim değerlerini belirleyerek, glikozillenmiş tırnak proteinleri analiz test sonuçlarının değerlendirilmesine katkı sağlamaktır. Materyal ve Metot: Çalışmaya 18-45 yaş aralığında ve her iki cinsiyette herhangi bir hastalık hikâyesi olmayan 32 sağlıklı gönüllü (18 kadın ve 14 erkek) dâhil edildi. Çalışmaya dâhil olan gönüllülerden elde edilen tırnak ve kan numuneleri seçilen 6 aylık bir zaman diliminde 10 farklı zamanda alındı. Glikozillenmiş tırnak proteinleri ölçümü modifiye edilmiş spektrofotometrik nitro-blue tetrazolyum (nitro-blue tetrazolium-NBT) metoduna göre yapıldı. Bulgular: Glikozillenmiş tırnak proteinleri için birey-içi ve bireyler-arası biyolojik varyasyon değeri sırasıyla %17,59 ve %29,01 olarak belirlendi. Hesaplanan bireysellik indeksi değeri 0,606 olup; bir parametre için bireyin seri ölçümlerinde klinik açıdan anlamlı farklılığı gösteren referans değişim değeri glikozillenmiş tırnak proteinleri için %95 olasılık ile %55,1 olarak belirlendi. Sonuç: Glikozillenmiş tırnak proteinleri için elde edilen bu sonuçlar bireyselliğin yüksek olduğunu ve bu nedenle referans aralıklarının kullanımına oranla bireyin önceki sonuçlarına göre yapılan değerlendirmelerde değişimlerdeki anlamlılığın saptanmasının klinik olarak daha yararlı olacağını göstermektedir.

Diabetes mellitusGlikolizProteinler+2
Memnune Aydınhan
Giresun University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Giresun'daki parklarda parazitlerin yaygınlığı

Amaç: Hayvanlardan insanlara geçen enfeksiyonlara, "zoonoz" denilmektedir. Zoonozların yayılışında hayvanların rolü büyüktür. Türkiye'de ve diğer gelişmekte olan ülkelerde sahipsiz kedi ve köpek sayısının artış gösterdiği bildirilmiştir. Çoğunlukla etrafı açık olan parklarda sahipsiz kedi ve köpekler serbestçe dışkılamakta veya evlerinde köpek besleyenler hayvanlarının dışkılama ihtiyaçlarını parklarda gidermektedir. Bu açıdan parklar kedi ve köpek dışkılarından bulaşabilecek paraziter hastalıklar için kaynak rolü üstlenmektedir. Köpek dışkılarının sahipleri tarafından toplanmaması, parklarda bunların biriktirileceği dışkı kutularının, dışkı poşetlerinin veya özel tuvaletlerinin bulunmaması parazitlerin yumurta ve kistlerinin buralarda yayılmasına neden olmaktadır. Bu çalışmada, parkların paraziter enfeksiyonların bulaşması yönünden risk taşıyabileceği düşünülerek Giresun ilindeki park ve çocuk oyun alanlarından alınan toprak örneklerinde parazitlerin varlığının araştırılması amaçlanmıştır. Ayrıca farklı tanı yöntemlerinin etkililiğinin araştırılması da amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Şubat 2017 ve Mayıs 2017 tarihleri arasında Giresun ilinde bulunan, hayvan ve insan popülasyonunun yoğun olduğu, Gençlik Parkı, Afyonkarahisar Şehitlik Ormanı, Cumhuriyet Parkı, Taşbaşı Parkı ve Giresun Kalesi Park'larından toprak örneği toplanarak Ordu Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Parazitoloji Laboratuvarı'nda paraziter açıdan incelenmiştir. Örnekler direk bakı, çinko-sülfat yüzdürme ve formol-eter çöktürme yöntemleriyle incelenmiştir. Bulgular: İnsan ve hayvan yoğunluğu, parkın büyüklüğü ve ulaşımın genellikle rahat olması açısından tercih edilen parkların toprakları incelenmiştir. Çalışma sonucunda görülen parazitler; Toxocara spp. yumurtası, Ascaris spp. yumurtası, Taenia spp. yumurtası, Hymenolepis spp. yumurtası, Trichuris spp. yumurtası, Enterobius vermicularis yumurtası, Entamoeba coli ve çeşitli larvalar'dır. Sonuç: Bu çalışmayla insan sağlığını tehdit eden parklardaki potansiyel parazitlere dikkat çekilmiştir. Parklardan bulaşabilecek parazitler açısından kum havuzlarında oynayan çocukların ellerini yıkamalarına özellikle dikkat edilmedir. Yine parklarda çalışan bireylere de gerekli eğitim verilmeli ve bulaşı engelleme açısından eldiven kullanımı zorunlu kılınmalıdır. Ayrıca parazitlerin bulaşımı ve korunma yolları hakkında bilgilendirme toplantıları, belediye, üniversite ve kamu kuruluşları ile ortak yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

EnfeksiyonlarGiresunParazit hastalıkları-hayvan+5
Gamze Kaçmaz
Giresun University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Giresun ilinde ev tozu akarlarının yaygınlığı ve epidemiyolojisi üzerine araştırmalar

Bu çalışma Giresun'da ev tozu akarlarının yaygınlığını, bulunan türleri ve epidemiyolojisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Kasım 2016 - Ekim 2017 tarihleri arasında düzenli olarak ziyaret edilen 15 evden toplanan aylık toz örnekleri incelenmiştir. Alınan örnekler laktik asit metoduyla incelenmiş ve elde edilen türler daimi preparat haline getirilerek mikroskop altında tür teşhisleri yapılmıştır. Araştırmada 2251 akar saptanmış, bunların 846'sı (%37,6) ev zeminlerinden, 757'si (%33,6) ebeveyn yataklarından 648'i ise çocuk yataklarından (%28,8) elde edilmiştir. Akarların %81,7'si D. pteronyssinus, %0,5'i D. farinae, %0,4'ü E. maynei, %4,1'i Dermatophagoides spp. nimfi, %0,6'sı A. siro, %2,3'ü Glycyphagus domesticus, %4,5'i C. arcuatus, %1,2'si Cheyletus spp. olarak belirlenmiştir. Elde edilen Pyroglyphid türlerin ise %94,3'ü D. pteronyssinus, %4,1'ü Dermatophagoides spp. nimfi, %0,4ü E.maynei, %0,5'i ise D. farinae olarak tespit edilmiştir. Pyroglyphid türler evlerin tamamında (%100) tespit edilmiş olup, D. pteronyssinus evlerin %100'ünde, D. farinae %5'inde, E. maynei %4'ünde, G. domesticus %80'inde, A. siro %33'ünde, C. arcuatus % 86'sında, T. putrescentiae %80'inde, L. destructor %73'ünde, Cheylletus spp.ise % 67'sinde saptanmıştır. Pyroglyphid türler akar populasyonunun %86,74'ünü oluştururken gıda akarları ise % 8,5'ini oluşturmuştur. Sonuç olarak Giresun'da akarlar yıl boyunca bütün evlerde saptanmış olup örneklerin tamamında tespit edilmiştir. Bahar ve yaz aylarından itibaren daha fazla miktarda tespit edilmiş olmasına karşın sadece sıcaklık ile orta derecede bir ilişki bulunabilmiştir. Sonuç olarak Giresunun iklim özelliklerinin ev tozu akarlarının gelişip çoğalmasına uygun olduğu ve bu nedenle duyarlı kişiler açısından risk oluşturabileceği düşünülmektedir

AkarlarDermatophagoidesDermatophagoides farinae+6
Döndü Mutlu
Giresun University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Giresunspor futbol kulübünde oynayan profesyonel sporcularda D vitamini ve total antioksidan seviyesinin belirlenmesi

Çalışmanın amacı, profesyonel futbolcuların serum vitamin D ve serum total antioksidan kapasitelerinin belirlenmesidir. Çalışma grubunu Giresunspor Futbol Kulübü'nde oynayan 56 profesyonel futbolcu (26'sı A takım, 30'u alt yapı takımları) oluşturmaktadır. Kontrol grubunu ise 30 gönüllü, sağlıklı erkek birey oluşturmaktadır. Çalışma grubuna yüzyüze uygulanan anket verilerinin hesaplanması ve yorumlanmasında SPSS 21 paket program kullanılmıştır. Ayrıca BİA prensibi ile çalışan InBody 230 cihazı ile futbolcuların vücut bileşimleri tespit edilmiştir. Çalışma grubunu oluşturan futbolcuların serum D vitamini seviyeleri referans değerlerle (≥30 ng/ml) kıyaslanmıştır. Serum total antioksidan kapasite ise kontrol grubunu oluşturan 30 gönüllü, sağlıklı erkek bireyler ile karşılaştırılmıştır. Çalışmanın sonucunda, futbolcuların ortalama serum 25(OH)D seviyeleri 31,68 ng/ml olarak belirlenmiştir. Yeterli miktarda D vitamini düzeyleri; protein sentezi, kas gücü, atlama yüksekliği ile hızı, egzersiz kapasitesi ve fiziksel performans artışını sağlarken; stres kırıkları, yaralanma, düşme, kas gevşemesi, kas ağrısı ve güçsüzlüğü oranlarında ise azalmaya neden olmaktadır. Futbolcularda optimal performansı korumak ve arttırmak için serum 25(OH)D düzeyleri oldukça önem taşımaktadır. Egzersiz sırasında serbest radikallerin oluşması ve oksidatif stres gelişiminin, optimal performansı ve antrenman sonrası toparlanma dönemini etkilediği bilinmektedir. Çalışmaya katılan futbolcuların ortalama serum antioksidan kapasite değeri 1,97 olarak belirlenmiştir. Futbolcuların kıyaslandığı kontrol grubunun ortalama serum antioksidan kapasite değeri ise 1,94'dür. Antrenman sırasında metabolik hızda artış görülmektedir, bu da serbest radikallerin hızla açığa çıkmasına neden olmaktadır. Bu düşünceye rağmen, çalışma ve kontrol grubu arasında serum total antioksidan kapasite bakımından büyük bir farklılık olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: sporcu, sporcu beslenmesi, futbolcular, D vitamini, total antioksidan kapasite

AntioksidanlarBeslenmeFutbol+7
İrem Bahar
Giresun University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Giresun ve Trabzon bölgesindeki süt veren ineklerde ve bu ineklerin sahiplerinde MRSA taşıyıcılık oranı

Amaç: Staphylococcus aureus (S. aureus) insan ve hayvanlarda normal flora üyesi olarak, immün sistemi baskılanmış hastalarda ise fırsatçı patojen olarak da karşımıza çıkmaktadırlar. İnsanlar ve hayvanlar arasında geçişi mümkün olan, Metisilin Dirençli S. aureus (MRSA) toplumda kaynaklı enfeksiyon etkenleri arasında önemli bir yer tutmaktadır. Çalışmamızın amacı Giresun ve Trabzon bölgesindeki süt hayvancılığı ile uğraşan kişilerde ve bu kişilerin beslediği hayvanlarda MRSA taşıyıcılık oranlarının tespit edilmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız; 10 Eylül 2016 ile 30 Haziran 2018 tarihleri arasında, Giresun ve Trabzon yörelerinde yürütülmüştür. Çalışmaya; 31 süt veren inek ile bunların bakımı yapan veya aynı ineğin ürünleri ile beslenen 67 kişiden izole edilen örnekler dâhil edilmiştir. Transport vasatlı besiyeri ile hayvanların meme uçlarından ve gönüllülerin burunlarından alınan sürüntü örnekleri; Giresun Üniversitesi Prof. Dr. A. İlhan Özdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Mikrobiyoloji Laboratuvarında kanlı agar besiyerine ekilmiştir. Kültürde 24 saat inkübasyon sonunda üreyen şüpheli kolonilere Gram boyama, katalaz ve koagülaz testleri uygulanmıştır. Katalaz ve kuagülaz pozitif olan izolatlarda oksasilin gradient testi ve sefoksitin diski ile metisilin dirençleri incelenmiştir. Metisilin direncinde altın standart olarak kabul edilen mecA geninin varlığı, Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PZR) ie araştırılmıştır. Bulgular: Çalışmamızda 67 insan ve 31 ineğe ait örnek üzerinde yaptığımız tarama sonucunda hiç MRSA suşuna rastlanmamıştır. Ancak çalışma sırasında 16 Metisilin Duyarlı Staphylococcuc aureus (MSSA) ve 61 adet Koagülaz Negatif Stafilokok (KNS) İzolatı saptanmıştır. Sonuç: Çalışmada hiç MRSA suşuna rastlanmamıştır. Bu durumun bölgemizde büyükbaş hayvan yetiştiriciliğindeki yüksek farkındalık düzeyi, antibiyotik kullanımı ile ilgilive hijyen kurallarına dikkat edilmesinden kaynaklandığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Staphylococcus aureus, Nazal Taşıyıcılık, MRSA, Antibiyoik Direnci, Hayvancılık

AntibiyotiklerBurunGiresun+7
Gökçe Güntepe
Giresun University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Meyerozyma guilliermondii' de pulse field jel elektroforezi-genomik DNA'nın restriksiyon enzim analizi için uygun enzimin belirlenmesi

Amaç: Meyerozyma guilliermondii, fırsatçı insan patojeni olarak kan dolaşımı enfeksiyonu (kandidemi) gibi ciddi enfeksiyonların etkeni bir maya türüdür. Bu çalışmada, M. guilliermondii suşlarının moleküler epidemiyolojik analizlerinde kullanılabilecek Pulse Field Jel Elektroforezi-Genomik DNA'nın Restriksiyon Enzim Analizi (PFGE-REAG) yöntemi için uygun restriksiyon enziminin belirlenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya, Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Tıp Fakültesi Hastanesi Tıbbi Mikrobiyoloji Laboratuvarında izole edilen, 9 hastanın epidemiyolojik olarak ilişkili 12 M. guilliermondii suşu dahil edildi. PFGE-REAG yöntemi, CHEF DR III (BioRad, ABD) cihaz sistemi kullanılarak SfiI, NotI ve PacI restriksiyon endonükleaz enzimleri ile çalışıldı. Bulgular: SfiI ile kesim reaksiyonu sonucunda, moleküler büyüklük marker'ı aralığına dağılmış ve daha net ayırt edilebilen bantlar izlendi. SfiI ve NotI bant profilleri, karyotipleme bant profilleriyle karşılaştırıldığında; REAG protokolünün karyotiplemeden daha ayırt edici olduğu sonucuna varıldı. Sonuç: REAG-SfiI, epidemiyolojik olarak ilişkili M. guilliermondii suşlarının klonal ilişkisini belirlemede kullanılabilir. Bu çalışmayla, epidemiyolojik olarak ilişkili M. guilliermondii klinik izolatlarının klonal ilişkisinin değerlendirilmesine yardımcı olacak REAG metodunun belirlenmesine katkı sağlandı. Anahtar Kelimeler: Meyerozyma guilliermondii, Pulse Field Jel Elektroforezi, Restriksiyon Enzimi

DNADNA restriksiyon enzimleriElektroforez+3
Saliha Kesti
Giresun University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İdrar matriks bileşenlerinin ve koruyucu kimyasalların iyot ölçümüne etkilerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada idrar toplama için idrar analitlerinin stabilizasyonunu sağlamada kullanılan hidroklorik asit, asetik asit, borik asit, Na2CO3, sodyum florid, formalin, timol, etanol + polietilen glikol gibi farklı özellikteki koruyucu kimyasalların idrar iyot ölçümü üzerine etkilerinin düzeylerinin in vitro belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Referans çalışmalardan elde edilen miktarlar dikkate alınarak farklı koruyucu kimyasallar için hazırlanan tüplerden her birine idrar havuzundan son hacim 10 mL olacak şekilde idrar numunesi aktarıldı. Her bir tüp ve bu tüplere uygun bazal idrar numunelerinde iyot analizleri en az beş kez tekrarlandı. Bulgular: Kullanılan kimyasal koruyucular içerisinde idrar iyot analiz sonuçlarına interferansları diğerlerine göre daha kabul edilebilir düzeylerde olanlar sırasıyla %1 (v/v) 100 g/L timol, %0,5 (w/v) Na2CO3, %1 (w/v) Na2CO3, %1 (v/v) 6N HCl, %0,25 (v/v) 100 g/L timol, %1 (v/v) %50 asetik asit, %1 (w/v) borik asit, %1,8 (w/v) borik asit ve 10 mL/L formalin + 0,15 mol/L NaCl idi. Ek olarak matriks çalışması ile bazal patolojik idrar düzeylerinin iyot analizine etkileri kabul edilebilir düzeylerde olan parametreler protein ve lökosit sayıları iken, 1:2 dilüsyonlu numunelerin patolojik düzeylerinin iyot analizine etkileri kabul edilebilir düzeylerde olanlar glukoz, bilirubin, ürobilinojen, keton (asetoasetik asit), eritrosit sayıları ve epitel sayıları idi. Ancak nitrit, lökosit ve bakteri varlığının dikkate değer düzeylerde olduğu idrar numunesinin gerek bazal gerekse 1:2 dilüsyonlu düzeylerinin iyot analizine etkileri kabul edilebilir düzeylerde değil idi. Sonuç: İdrar iyot analizlerinde kullanılabilecek koruyucu kimyasalların tipleri ve düzeyleri için literatürde bilimsel verilerin mevcut olmaması ve farklı üretici firmaların test kılavuzlarında önerilen koruyucu kimyasal bilgilerinin birbirleri ile çelişebilmesi dikkate alındığında bu çalışmanın sonuçları rutin laboratuvar uygulamalarında iyot analizleri için kullanılabilecek uygun koruyucuların belirlenmesine katkı sağlayacaktır.

Kimyasal maddelerİdrarİdrar+3
Elif Kaya
Giresun University · Institute of Health Sciences
2019
00