
329
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0
Araştırmacı
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Konaklama işletmelerinde yönetim muhasebesi uygulamalarını tespit etmeye yönelik bir çalışma
Turizm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de büyük bir hızla gelişim gösteren ve buna bağlı olarak diğer sektörleri de etkileyerek gelişmelerinde öncü rol oynayan geniş bir sektör haline gelmiştir. Konaklama işletmelerinin sayılarındaki artış, diğer işletmelerle rekabet ortamı yaratmıştır ve diğer işletmelerle rekabet edemeyen işletmeler faaliyetlerini sürdürememişlerdir. İşletmeler gelişen dünya koşullarına ayak uydurmak, diğer işletmelerle rekabet gücünü arttırabilmek ve faaliyetlerini sürdürebilmek için, satış gelirlerini arttırmalı, maliyetlerini düşürmeli ve maliyetlerini etkin bir şekilde kontrol altında tutmalıdır. Turizm sektörünün ağırlıklı olarak emek yoğun çalışması ve otomasyon sistemini sıklıkla kullanamaması etkin bir yönetim ve muhasebe sistemi anlayışını zorunlu kılmaktadır. Bundan dolayı konaklama işletmelerinin yönetimleri karar alırken ve bu kararların etkilerini değerlendirirken iyi bir muhasebe sistemin kendilerine yardımcı olması gerekmektedir.Bu tezin amacı konaklama işletmelerinde maliyet ve yönetim muhasebesi uygulamalarını incelemek, problemleri ortaya çıkarmak ve maliyet ve yönetim muhasebesi uygulamalarından ne ölçüde yararlanıldığını tespit etmektir. Özellikle yönetim muhasebesi, yönetim faaliyetleri ve raporlaması, maliyetler, fiyatlandırma politikaları ve bütçeleme üzerinde odaklanılmıştır. Tezin teorik içeriğinden oluşturulan anket, Türkiye'de faaliyet gösteren işletme belgeli, tatil köyleri, 3 yıldızlı, 4 yıldızlı ve 5 yıldızlı konaklama işletmelerine uygulanmış ve sonuçlar değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: 1-Yönetim Muhasebesi Sistemi, 2-Konaklama İşletmeleri, 3-Muhasebe Organizasyonu.
Kurumsal yönetişimin uygulanabilirliği: Giresun ilindeki anonim şirketlerde bir araştırma
Bu çalışmada, kurumsal yönetişimin anonim şirketler açısından önemi incelenmek istenmiştir. Araştırmada kurumsallaşma, kurumsal yönetişim ve ilkeleri tanıtılmaya çalışılmıştır.Herakleitos der ki: ? Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.? Yaşamda ortaya çıkan değişim sürecine işletmeler de ayak uydurmak zorundadırlar. İşletmeler çevreyi ve değişiklikleri önemsemek suretiyle varlıklarını sürdürebilirler. Bilgi toplumuna geçişle birlikte işletmelerde de geleneksel yönetim kavramı evrim geçirmiş ve artık çalışanların her birinin işletmenin ortağı olarak görüldüğü yeni bir bakış açısı ortaya çıkmıştır. İşletmeler, uzun dönemli amaçlarını belirlerken stratejik konumda olan tüm çalışanları işin içine katmaktadırlar. Artık tek bir kişi tarafından ya da tek bir noktadan alınan kararlar, yerini ortak kararlara bırakmıştır. Bunun için uygun ortamın oluşturulması ise yeni bir kavram olan yönetişimi ortaya çıkarmıştır.Çalışmada, devletin kalkınmada öncelikli iller arasına aldığı ve yatırımcıyı yoğun olarak desteklediği illerden biri olan Giresun ilindeki anonim şirketlerin kurumsal yönetişim prensiplerine uyumu ve bu çerçevedeki ilkelerin uygulanabilirliği, Dünya'da baz alınan OECD Kurumsal Yönetim İlkeleri ile SPK Kurumsal Yönetim Prensipleri temel alınarak incelenmiştir. Araştırmaya dâhil olan işletmelerin genel olarak kurumsal yönetişimin gerekliliklerini yerine getirdikleri görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Şirket Yönetimi, Kurumsallaşma, Kurumsal Yönetişim, Yönetim Kurulu
Kalite güvence sistemi uygulamaları iş süreçleri ve örgütsel performans ilişkisi: Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası örneği
Bu tez çalışmasının temel amacı, kalite güvence sistemi uygulamalarının iş süreçleri üzerine olan etkisinin belirlenmesi, iş süreçlerindeki iyileşmenin de günümüz örgüt ve işletmelerinin başarısının temel unsurlarından biri olan, örgütsel performans üzerindeki etkisini ortaya koymasıdır. Tez çalışması kapsamında gerçekleştirilen araştırma, Erzurum ilinde faaliyet göstermekte olan bir kamu kurumu çalışanları arasından seçilen örneklem kapsamında yürütülmüştür. Anket sonucunda toplanan veriler üzerinde güvenilirlik ve normallik testleri gibi analiz yöntemleri SPSS programıyla uygulanmış ve değerlendirilmiştir. Ayrıca araştırmada katılımcıların demografik özellikleri de göz önüne alınmıştır.Gerçekleştirilen araştırma sonucunda kalite güvence sistemi uygulamalarının, iş süreçleri ve örgütsel performans ile ilişkili olduğu görülmüştür. Kalite güvence sistemi uygulamaları ile iş süreçleri arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın temel konusu olan kalite güvence sistemi uygulamalarının, iş süreçleri ve örgütsel performansa etkisi çerçevesinde, bu kavramlar arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Sözcükler: Kalite, Kalite Güvence Sistemi, Süreç, İş Süreçleri, Örgütsel Performans.YÜKSEK LİSANS TEZİSelçuk KORUCUK2013- XIII+116 sayfaBu tez çalışmasının temel amacı, kalite güvence sistemi uygulamalarının iş süreçleri üzerine olan etkisinin belirlenmesi, iş süreçlerindeki iyileşmenin de günümüz örgüt ve işletmelerinin başarısının temel unsurlarından biri olan, örgütsel performans üzerindeki etkisini ortaya koymasıdır. Tez çalışması kapsamında gerçekleştirilen araştırma, Erzurum ilinde faaliyet göstermekte olan bir kamu kurumu çalışanları arasından seçilen örneklem kapsamında yürütülmüştür. Anket sonucunda toplanan veriler üzerinde güvenilirlik ve normallik testleri gibi analiz yöntemleri SPSS programıyla uygulanmış ve değerlendirilmiştir. Ayrıca araştırmada katılımcıların demografik özellikleri de göz önüne alınmıştır.Gerçekleştirilen araştırma sonucunda kalite güvence sistemi uygulamalarının, iş süreçleri ve örgütsel performans ile ilişkili olduğu görülmüştür. Kalite güvence sistemi uygulamaları ile iş süreçleri arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın temel konusu olan kalite güvence sistemi uygulamalarının, iş süreçleri ve örgütsel performansa etkisi çerçevesinde, bu kavramlar arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Sözcükler: Kalite, Kalite Güvence Sistemi, Süreç, ?? Süreçleri, Örgütsel Performans
Personel güçlendirme yönetiminde güçlendirici liderlik davranışları uygulaması: Kemer bölgesi beş yıldızlı otel işletmeleri örneği
Örgütler, rekabet avantajı kazanabilmek amacıyla uygulanan personel güçlendirme yönetimi, modern yönetim ve örgüt uygulamaları arasında önemi giderek artan bir yapılanma biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu araştırmada, turizm sektörü içerisinde yer alan otel işletmelerinde personel güçlendirme yaklaşımlarından biri olan güçlendirici liderlik yaklaşımının uygulanma oranı, kemer bölgesinde yer alan beş yıldızlı oteller baz alınarak incelenmiştir. Araştırma iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda, Literatürde yer alan kavramlar açıklanmıştır. İkinci kısımda ise anket çalışmasıyla elde edilen güçlendirici liderlik davranışlarının uygulanma derecesine ilişkin bulgulara yer verilmiştir. Araştırma ölçeği, geçerlilik ve güvenirlilik analizleriyle test edilerek uygunluğu saptanmıştır. Araştırmanın evrenini Antalya ili Kemer ilçesinde bulunan turizm işletme belgesine sahip otuz sekiz tane beş yıldızlı otelin çeşitli departman ve kademelerinde çalışmakta olan müdür, şef ve diğer otel personelleri oluşturmaktadır. Araştırmada toplam on yedi otelin personeli tarafından doldurulmuş 373 adet anket değerlendirilmeye alınmış olup, sonuçlarının değerlendirilmesinde demografik özellikler; sorulan sorular için ise frekans dağılımlarıyla, hipotezlerin test edilmesi amacıyla t testi ve varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır.Araştırma sonrasında Kemer bölgesindeki beş yıldızlı otel işletmelerinde çalışanlara güçlendirici liderlik davranışları uygulanmış olup bu uygulama sonucunda turizm eğitiminin, ön lisans veya lisans eğitimi almanın, mesleki deneyiminin, kişisel gelişim-mesleki eğitim programlarına katılmanın ve yabancı dil bilgisine sahip olmanın personel güçlendirme açısından oldukça önemli faktörler olduğu ortaya çıkmıştır. Kurumda çalışma süresinin ise personel güçlendirmeye dair herhangi bir etkisinin söz konusu olmadığı anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Personel Güçlendirme, Liderlik, Turizm, Hizmet Sektörü, Otel İşletmeleri.
Kalite iyileştirme çalışmalarının müşteri memnuniyeti ve müşteri sadakatine etkisi: Erzurum ilinde bir uygulama
Günümüz işletmeleri, artan rekabet nedeniyle kalite iyileştirme çalışmalarına daha fazla önem vermek durumundadır. İşletmelerin, taleplerin sürekli değiştiği zorlu rekabet ortamına adapte olup ömürlerini devam ettirebilmeleri için kalite kaçınılmaz bir etkendir. Kalite iyileştirme çalışmaları müşteri memnuniyetini, müşteri memnuniyeti de müşteri sadakatini sağlayarak mevcut pazar paylarının korunması ve zamanla geliştirilmesi üzerinde belirleyici olmaktadır. Çalışmanın birinci, ikinci ve üçüncü bölümlerinde hizmet, kalite, müşteri memnuniyeti, müşteri sadakati ve çalışmamızla alakalı benzeri konularda ön bilgi olması amacıyla literatür taraması yapılarak özet bilgiler paylaşılmıştır. Dördüncü bölümde çalışmanın yöntemi hakkında bilgiler verilmiştir.Beşinci bölümde ise çalışmanın ana amacı olan hizmet kalitesinin müşteri memnuniyeti üzerinde, oluşan memnuniyet düzeyinin ise müşteri sadakati üzerinde ne derece belirleyici olduğunu ortaya koymak üzere yapılan alan araştırması neticesinde elde edilen verilerin analizine ve yorumlara yer verilmiştir. Bunun için Erzurum ilinde havayolu kullanıcıları ile yüzyüze anket çalışması uygulanmıştır. Sonuç olarak da hizmet kalitesi ile müşteri memnuniyeti arasında, hizmet kalitesi ile müşteri sadakati arasında ve müşteri memnuniyeti ile müşteri sadakati arasında doğru yönlü ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Kalite, Hizmet, Hizmet Kalitesi, Müşteri Memnuniyeti, Müşteri Sadakati.
İnternette ağızdan ağıza pazarlama faaliyetini motive eden faktörler: Gümüşhane, Trabzon ve Giresun örneği
İnsanlar günümüzde birçok yöntemle uygulanan pazarlama mesajlarıyla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu nedenle güvenilir tavsiyelere olan ihtiyaç her geçen gün artmakta ve tüketiciler farklı arayışlara girmektedirler. Bu aşamada ağızdan ağıza pazarlama tüketicilerin bağımsız ve objektif bilgi kaynağı olarak karşımıza çıkmaktadır. Ağızdan ağıza pazarlama tüketici kararlarını etkileyerek satın alma davranışını yönlendirmektedir. Geleneksel ağızdan ağıza pazarlama 1960 yılından bu yana araştırma konusu olsa da günümüzde teknolojik gelişimler dolayısıyla daha geniş ve kapsamlı olan elektronik ağızdan ağıza pazarlama kavramı yaygınlaşmıştır. Teknoloji ve internetin gelişimi, insanlara sosyal ortamlarda görüşlerini ve diğer tüketicilerin mal ve hizmet deneyimlerini paylaşmasına yani elektronik ağızdan ağıza iletişime olanak tanımaktadır. Elektronik ağızdan ağıza pazarlama etkinliği üzerinde yoğun bir ilgi vardır. Bu konuda birçok çalışma bulunmaktadır. Bu çalışma, internet kullanıcılarının bir ürün ya da hizmeti satın alırken sosyal ağlarda yaptıkları bilgi paylaşımı ve bu paylaşımları okurken tüketicileri motive eden faktörleri tespit etmeyi amaçlamaktadır. Anahtar Sözcükler: Ağızdan Ağıza Pazarlama, Elektronik Ağızdan Ağıza Pazarlama, Sosyal Ağlarda Ağızdan Ağıza Pazarlama
Yönetici karar zamanı
Karar verme yönetimin kalbi, yönetim etkinliğinin özüdür. Bu açıdan yönetimin merkezini karar süreci oluşturmaktadır. Kararın zamanında alınmasını da kullanılan bu süreç belirler. Örgütlerde karar verici konumundaki yöneticinin en önemli görevi karar vermektir. Dolayısıyla yöneticinin doğru kararı doğru zamanda alabilmesi oldukça önemlidir. Çünkü karar sürecindeki zaman öğesi rekabeti sağlayabilmenin ve hayatta kalabilmenin en önemli öğesidir. Bir kararın tam olarak ne zaman alındığı incelenmesi oldukça zor bir konudur. Bu bilinçle çalışma, Gümüşhane ve Bayburt illerinde kamu kurumlarında ve özel sektör işletmelerinde faaliyet gösteren 401 yöneticiden elde edilen verilerle değerlendirilmiştir. Yöneticilerin örgüt içerisinde,kararlarını ne zaman aldıkları araştırılmaya çalışılmıştır. Araştırma genel itibariyle 4 boyutta incelenmiştir. Bu 4 boyutla yeni bir model oluşturulmuştur. Anahtar Sözcükler: Yönetici karar verme süreci, Yönetici problemi farketme zamanı, Yönetici problemi tanımlama zamanı, Yönetici problemi çözme zamanı, Yönetici değişik durumlarda karar zamanı
Psikolojik sermaye çalışanların yaratıcılığı ve dönüşümcü liderlik arasındaki ilişki
Daha önceden Dönüşümcü Liderlik ve Yaratıcılık üzerine çalışmalar yapılmıştır. Psikolojik Sermayenin direk ve endirekt etkisi üzerinde, ilk defa bu çalışmada Dönüşümcü Liderlik ve Yaratıcılık konuları incelenmiştir. Bu araştırmanın amacı Psikolojik Sermayenin aracı etkisinin, Dönüşümcü Liderlik ve Yaratıcılık üzerindeki etkisini incelemek olmuştur. Anahtar Sözcükler: Dönüşümcü Liderlik, Psikolojik Sermaye, Çalışanların Yaratıcılığı.
Müşteri sadakati ile ağızdan ağıza iletişimin tüketici satın alma davranışlarına etkisi: Elektronik eşya sektörü üzerine bir uygulama
Bu çalışma; müşteri sadakati ile ağızdan ağıza iletişimin satın alma davranışlarına etkisi birçok faktör ele alınarak incelenmiştir. Araştırma, işletmelerin etkinliğini artırarak finansal güce olumlu katkı sağlaması ve araştırmacılara yol göstermesi amacını hedeflemektedir. Araştırma verileri, 13.04.2013-10.05.2013 tarihleri arasında Trabzon il merkezinde 400 kişiye yüz yüze anket yöntemi uygulanarak elde edilmiştir. Araştırmada kullanılan ölçeklerin güvenirlilikleri Cronbach Alfa Katsayısı yöntemi ile test edilmiştir. Ölçeklerin geçerliliklerinde ise, Faktör Analizi yöntemi kullanılmıştır. Ölçeklerin güvenirlilik ve geçerlilikleri belirlendikten sonra, araştırma hipotezleri çoklu regresyon analizi ile test edilmiştir. Araştırma verileri SPSS 15.0 programında analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, müşteri sadakati ile ağızdan ağıza iletişimin tüketici satın alma davranışları üzerinde etkisi saptanmıştır.
Tüketicilerin elektronik hizmet kalitesi algılamaları: Bireysel internet bankacılığı müşterileri üzerine bir uygulama
ÖZET YÜKSEK LİSANS TEZİ TÜKETİCİLERİN ELEKTRONİK HİZMET KALİTESİ ALGILAMALARI: BİREYSEL İNTERNET BANKACILIĞI MÜŞTERİLERİ ÜZERİNE BİR UYGULAMA Gökhan KARADİREK 2014, XV + 143 sayfa. İnternet bankacılığı, bankalara ve bankaların müşterilerine sunduğu imkanlar nedeniyle tüm dünyada ilgi gören bir hizmet olmuştur. İnternet bankacılığının ilgi görmesi, diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye'deki bankaları da sanal ortamda hizmetlerini kaliteli şekilde vermeye zorlamıştır. Banka müşterileri internet bağlantısının olduğu her yerden, para çekebilme hariç tüm bankacılık işlemlerini bu kanal aracılığıyla yapabilmektedir. İnternet bankacılığı, gün içerisinde banka şubesine gidecek fırsatı olmayan ya da fırsatı olup da vaktini başka şeylerde değerlendirmek isteyenler için büyük zaman tasarrufu sağlamaktadır. İnternet bankacılığı bankalara da bazı avantajlar sağlamaktadır. İnternet bankacılığı hizmet kalitesini teknolojiye bağlı olarak sürekli güncelleyen bankalar, maliyet tasarrufu ve rekabet avantajı elde ederken, mevcut ve potansiyel müşterilerinin de tatmin olmasını ve bankaya bağlı kalmasını sağlayabilmektedir. Araştırmanın amacı, banka müşterilerinin internet bankacılığını kullanmalarını ve benimsemelerini etkileyen faktörleri incelemek ve elde edilen sonuçlara bağlı olarak genel değerlendirmelerde bulunmaktır. Bu amaçla, bireysel internet bankacılığı kullanıcılarına anket uygulanmıştır. Toplam 519 anket değerlendirmeye alınmış olup, SPSS 15.0 programında analiz edilmiştir. Anahtar Sözcükler: İnternet Bankacılığı, Elektronik Bankacılık, Elektronik Ticaret, Elektronik Hizmet, Hizmet Pazarlaması.
İnsan kaynakları yönetimi uygulamalarının işletmelerin içsel pazarlama stratejilerine etkisi üzerine bir araştırma
İşletmelerin günümüzün rekabet koşullarında sürekliliği sağlayabilmeleri için öncelikle sahip oldukları insan kaynağını en etkili ve verimli şekilde kullanmaları gereklidir. Günümüzün değişen şartlarında işletmelerin, iç müşteriler olarak gerek çalışanların gerekse dış müşterilerin düşüncelerinde olumlu bir imaj yaratmaları önem kazanmaktadır. Bu imajın oluşturulması ise hem çalışanların hem de müşterilerin işletme ile iletişim kurdukları her alanda ve her deneyimde olumlu bir sonuçla karşılaşmaları, beklentilerinin karşılanması hatta beklentilerin üzerinde performansların ortaya çıkması ile mümkündür. Bu süreç ise dış ve iç müşteriler yönünden memnuniyetin yaratılması olarak kendini göstermektedir. Bu çalışmada, insanın rekabet üstünlüğünün temel kaynağı olarak görülmesi anlayışına dayalı olan insan kaynakları uygulamalarının işletmelerde iç müşteri memnuniyetini, memnun olan iç müşterilerin ise dış müşteri memnuniyetini sağlayacağı savunulmaktadır. Araştırmada, çalışan (iç müşteri) memnuniyeti yaratan insan kaynakları uygulamalarının dış müşterilerin memnuniyetlerinde doğrudan ve olumlu yönde etki yarattığı sonucuna varılmıştır.Anahtar Sözcükler: İçsel Pazarlama, İç Müşteri Memnuniyeti, Dış Müşteri Memnuniyeti, İnsan Kaynakları Uygulamaları, Yapısal Eşitlik Modeli.
Yöneticilerin dönüşümcü liderlik davranışı ile çalışanların empati davranışlarının çalışanların yöneticilerine olan sadakatleri üzerindeki etkilerini incelemeye yönelik bir araştırma
ÖZET YÜKSEK LİSANS TEZİ YÖNETİCİLERİN DÖNÜŞÜMCÜ LİDERLİK DAVRANIŞLARI İLE ÇALIŞANLARIN EMPATİ DAVRANIŞLARININ ÇALIŞANLARIN YÖNETİCİLERİNE OLAN SADAKATLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİ İNCELEMEYE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA Yeliz AKÇAY 2014, XIII + 106 sayfa Bu araştırmanın amacı yöneticilerin, çalışanlar tarafından algılanan dönüşümcü liderlik davranışı ile çalışanların yöneticilerine yönelik empatilerinin yöneticilerine yönelik sadakatleri üzerindeki etkisinin olup olmadığının belirlenmesidir. Araştırmada kullanılan veriler, Trabzon ili sınırları içerisinde faaliyet sürdüren Hekimoğlu Döküm Sanayi İşletmesi'ndeki 205 adet çalışandan elde edilmiştir. Araştırmanın modelini test etmek amacıyla yapısal eşitlik modeli (YEM) kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, çalışanların yöneticileriyle empati kurmaları, yöneticilerin dönüşümcü liderlik davranışları, çalışanların yöneticilerine olan sadakatlerini doğrudan olumlu yönde etkilemektedir. Anahtar Sözcükler: Liderlik, Dönüşümcü Liderlik, Sadakat, Çalışanların Yöneticilerine Olan Sadakati, Empati.
Etnik yapıdaki değişimin muhasebe düşüncesi üzerindeki etkisi: Hamidiye Ticaret Mektebi örneği
Amaç: Bu çalışmanın amacı, Osmanlı Devleti'nden Cumhuriyet Rejimine geçiş sürecinde etnik yapıdaki değişimin, muhasebe düşüncesi üzerindeki rolünü belirlemektir. Metodoloji/Yaklaşım: Etnik değişimin muhasebe düşüncesi üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla Osmanlının ticari faaliyetlerindeki etnik işbölümü incelenerek ticaretin ayrılmaz bir parçası olan muhasebe uygulamaları değerlendirilmiştir. Ayrıca Osmanlıdaki etnik grupların muhasebe eğitimine verdiği önem ele alınarak bu olgunun Hamidiye Ticaret Mektebi öğrencilerine yansımaları analiz edilmiştir. Bulgular: Osmanlı Devleti'nde etnik/dini grup olarak değerlendirilen gayrimüslim ve müslüman kesimden gayrimüslimlerin ekonomik faaliyetlerin her dalında yoğunlaştığı gibi bu alanda, eğitimleşmeye de önem verdiği tespit edilmiştir. Öte yandan etnik kimliklerin uzantısı niteliğinde olan ulus devletlerinin, uluslararası ticaretin yaygınlaşması ile ortak muhasebe sistemine geçmesinin ekonomik bağımsızlıkları üzerinde avantaj ve dezavantajlara sebep olduğu sonucuna varılmıştır. Çoğu zaman bu ekonomik bağımsızlığın öneminin, ulus devletlerin etnik kimliklerinin önüne geçtiği de elde edilen bulgular arasında yer almaktadır. Orjinallik/Değer: Bu araştırma vasıtasıyla etnik gruplaşmaların ticaret ve muhasebe üzerindeki etkileri betimlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Etnisite, Osmanlı iktisadi hayat, ticaret ve muhasebe eğitimi, Hamidiye Ticaret Mektebi, muhasebenin küreselleşmesi.
İş etiğinin iş tatminine etkisi: Gümüşhane kamu kurumları çalışanları örneği
Gelişen ve küreselleşen dünyada rekabet koşulları gün geçtikçe değişmekte ve zorlaşmaktadır. Bu koşullar içinde örgütler rakipleri karşısında daha başarılı bir yönetim ve iş yaşamı sürdürmeleri için çalışanlarının ve yöneticilerinin iş tatmini seviyesini arttırma yoluna gitmelidirler. İş tatmini seviyesini dikkate alan örgütler buna bağlı olarak iş yerinde iş tatminini arttırma yollarına gitmelerinin yanında iş etiğine de büyük önem vermeleri gerekir. İş yerinde etik kurallarının belirlenmesi ve bunlara etiksel ilkelere uygun şekilde davranılması örgütte iş tatmini seviyesini arttıracaktır. İş etiği anlayışı içinde yaşamını sürdüren örgütler, örgüt içinde güvenilir bir ortam oluşturacaktır. Şeffaf bir yönetim anlayışı, adaleti gözeten yöneticiler ve örgütte çalışanların sosyal ortamı ve ilişkileri etik anlayışı içinde olması örgütü daha başarılı hale getirecektir. İş tatmini arttırmanın yolları arayan ve etik ilkeleri göz önünde bulunduran örgütler küreselleşen rekabet çevresinde güvenle yollarına devam edecek rakipleri karşısında başarılı bir yol izleyeceklerdir. Bu çalışmamızda örgütlerdeki iş tatmini ve iş etiği ilişkisini inceleyeceğiz. Gümüşhane ilinde 12 kamu kurumuna 223 anket yapılmış ve iş yerindeki etik yaşamının ve yöneticilerin etiksel hareketlerinin çalışanların iş tatminine etkisi araştırılmıştır.
Toplam kalite yönetiminin işletme performansına etkisi: Lojistik sektöründe bir uygulama
ÖZET YÜKSEK LİSANS TEZİ TOPLAM KALİTE YÖNETİMİNİN İŞLETME PERFORMANSINA ETKİSİ: LOJİSTİK SEKTÖRÜNDE BİR UYGULAMA Emine YILMAZ 2014-XV+ 89 sayfa Günümüzde işletmeler küresel rekabetin, bu rekabet sonucu ortaya çıkan yeni yaklaşımların, iş piyasasında oluşturulan yeni rekabet stratejilerinin ve performans artırıcı tekniklerin uygulanabilirliği konusundaki problemlerle karşı karşıyadır. Bu ortamda ayakta kalabilmenin tek yolu ise işletme verimliliği ve karını artıracak uygulamalara her zamankinden daha fazla önem vermek ve bu yönde radikal kararlar almaktır. İşletme performansının artırılması karlılık ve verimliliğin belirleyicisi olduğundan, bu yönde atılacak adımlara büyük önem verilmelidir. Toplam Kalite Yönetimi, müşteri ve işgören memnuniyetini sağlamak amacıyla her faaliyetin sürekli iyileştirme çerçevesinde, bilgi ve sistem yaklaşımı kullanılarak tüm süreç ve aşamalarda kalite odaklı çalışılmasıdır. Belirlenen hedefler sonucu ortaya çıkan çıktıların ölçülmesi ise işletmenin her geçen gün daha da artan rekabet ortamında ayakta kalabilmesi için oldukça önemlidir. Bu anlamda işletmelerde TKY adına yürütülen faaliyetlerin işletme performansına olan etkisinin belirlenmesi bir işletmenin sahip olduğu kaynakların değerlendirilmesinin ötesinde geleceğe yönelik oluşturulacak amaç ve hedeflerinin belirlenmesi açısından da büyük önem taşımaktadır. Bu tez çalışmasının temel amacı, TKY uygulamalarının işletme performansına olan etkisini ortaya koymaktır. Tez çalışması kapsamında gerçekleştirilen araştırma, Trabzon ve Gümüşhane ilinde faaliyet göstermekte olan lojistik işletmelerindeki çalışanlar üzerinde gerçekleştirilmiştir. Anket sonucunda toplanan veriler SPSS programı ile değerlendirilmiştir. Gerçekleştirilen araştırma sonucunda TKY uygulamalarının işletme performansı üzerinde olumlu etkilerinin olduğu görülmüştür. Yapılan değerlendirmeler sonucu, TKY ile İşletme Performansını arasında ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Kalite, Toplam Kalite, Toplam Kalite Yönetimi, Performans, İşletme Performansı,
Akademisyenlerin iş stresi ile iş motivasyonu ilişkisinin incelenmesi
Modern çağda, örgütler insan odaklı çalışmanın önemi konusunda büyük bir gelişim göstermişlerdir. Çalışanların iş memnuniyeti iş performanslarına bu ise örgütün performansına yansımaktadır. Çalışanların başarıya ulaşmak için ihtiyaç duydukları motivasyonu sağlamak örgüt için büyük önem arz eder. Bu motivasyon, çalışanın mutluluğu, işine olan ilgisinin artmasını, ekip çalışması gibi birçok alanda personelin olmazsa olmaz ihtiyaçlarındandır. Motivasyonun ihtiyacı olan çalışanlar, aynı zamanda bu motivasyonu kaybetmemek adına çaba sarf etmektedirler. Çağın getirdiği fiziki, psikolojik, sosyal ve ekonomik etkenler bireyleri etkisi altına almış bulunmaktadır. Tüm bu faktörler kişiye olumlu veya olumsuz anlamda etkileyebilir. Bu etkilerin sonucu kaçınılmaz olan stres kavramı ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada, ülkemizde eğitim ve bilim adına en güçlü kurumlardan biri olan üniversitelerde çalışan akademisyenlerin iş motivasyonları incelenmiştir. Artık tüm bireylerin özel veya iş yaşamında karşılaştıkları stresin, akademisyenler üzerinde yapılan çalışmayla, iş motivasyonuna etkisi gözlemlenmiştir. Çalışmada 9 üniversitede çalışan 240 akademisyen üzerinde anket uygulanarak iş stresi ile iş motivasyonu ilişkisi araştırılmıştır.
Aşırı güven ve borç düzeyi ilişkisi: BİST inşaat sektöründe ampirik bir inceleme
Geleneksel finans teorileri insanların rasyonel davrandıklarını ileri sürmekte ve insanların bu rasyonelliğe göre hareket ettiğini belirtmektedir. Fakat daha sonra yapılan pek çok araştırma piyasalarda geleneksel finans teorilerinin açıklayamadığı bir çok anomali tespit etmiştir. Bu anomalileri açıklamak için yapılan yeni çalışmalar sonucunda, geleneksel finans teorilerinin aksine insan davranışlarının rasyonel olmadığını ileri süren yeni finans teorileri ortaya konmuştur. Bu yeni teoriler sayesinde finansta "Davranışsal Finans" adı altında yeni bir alan ortaya çıkmıştır. Davranışsal finans insanların karar verme süreçlerinde rasyonel davranmadığını çeşitli psikolojik etkiler altında kalarak karar verdiğini ileri sürmektedir. Bu çalışmada davranışsal finansın önemli yaklaşımlarından biri olan aşırı güven ile borç düzeyi arasındaki ilişki araştırılmıştır. Borsa İstanbul (BİST)'da 2002-2012 yılları arasında işlem gören şirketlerin verileri incelenerek yapılan çalışmada aşırı güven ile borç düzeyi arasında istatistiksel olarak negatif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir.
Gümrük kaçakçılığıyla mücadelede karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri; Türkiye gümrükleri üzerine bir araştırma
Gümrük Kaçakçılığı, ekonomisini kayıt altına alarak büyütmek isteyen tüm ülkelerin karşı karşıya kaldığı; yoğun ve kararlı bir şekilde mücadele etmeleri gerektiği, büyük bir sorundur. Tüm dünya ülkelerinin ekonomilerine olduğu gibi, Türkiye ekonomisine de ciddi zararlar veren kaçakçılık, toplumsal adaleti zedelemekte, toplumsal huzuru bozmakta ve vatandaşın devlete olan güvenini sarsmaktadır. Kaçakçılık devlete vergisini veren, hukuka ve kanunlara saygılı, erdem ve ahlak sahibi insanların haklarının gasp edildiği bir suç türüdür. Bu çalışmada, gümrük kaçakçılığı merkezinde gümrüklerde yaşanan kaçakçılık olayları, bu olayların neden ve sonuçlarıyla birlikte, Türkiye gümrüklerinde kaçakçılık suçuyla mücadelede yaşanılan sorunları ve çözüm önerilerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu kapsamda, Emniyet ve Gümrük teşkilatlarının kaçakçılıkla mücadelede gösterdikleri çabalar neticesinde ele geçirdikleri kaçak eşyaları belirten istatistikî kaynaklardan da yararlanılarak hazırlanan tezin birinci bölümünde gümrük, kaçakçılık mevzuatı ve kaçakçılık kanununda belirtilen kaçakçılık fiilleri ve bu fiillere uygulanacak yaptırımların anlatılmış, ikinci bölümde gümrüklerde yaşanan kaçakçılık türlerine ve bu kaçakçılık faaliyetlerinde ele geçirilen eşyaların değer bazında istatistikî bilgilerine ver verilmiş, üçüncü ve son bölümde ise gümrüklerde yaşanan idari, yapısal, altyapı ve sosyal sorunlar başta olmak üzere karşılaşılan sorunlara değinilmiştir. Anahtar Sözcükler: Gümrük, Kaçakçılık, Suç, Toplumsal Adalet, Mücadele
Tüketicilerin otomobil markalarına yönelik tercihlerinin analizi: Gümüşhane ili örneği
Otomobil satın alma davranışı tüketicilerin yaşamındaki en büyük ve önemli harcamalardan biridir. Bu çalışma, tüketicilerin otomobil markalarına olan mevcut marka sadakatlerinin tespit edilmesini ve tüketicilerin ileriki dönemlerdeki marka tercihlerinin öngörülmesini amaçlamaktadır. Araştırmada, "Markov Zinciri Analizi" yöntemi kullanılmıştır. Araştırma, toplamda 347 denek üzerinde yapılmıştır. Araştırma sonucunda, genelde satın alma sayısında bir düşüş olmasına rağmen, BMW, LADA ve TOFAŞ markalarının artış gösterdiği, AUDİ, KİA ve PROTON markalarının ise yerinde saydığı, CITROEN, FİAT, FORD, HONDA, MAZDA, PEUGUOT, RENAULT ve SKODA markalarının ise düşüş gösterdikleri anlaşılmıştır. Bayan katılımcılar başta VOLKSWAGEN (VW), RENAULT ve PEUGUOT olmak üzere markaları tercih ederlerken, erkek katılımcılar ise başlıca TOFAŞ, RENAULT, FİAT ve FORD markalarını tercih etmektedirler. Düşük gelirli katılımcılar en fazla TOFAŞ ve RENAULT markalarını, orta gelir grubundakiler en fazla TOFAŞ, RENAULT ve FİAT ve FORD markalarını, üst gelir grubundakiler ise VW, TOYOTA, SKODA, OPEL, NİSSAN, HONDA ve CİTROEN markalarını tercih etmektedirler. Katılımcıların en yüksek marka bağlılığını AUDİ, MERCEDES ve OPEL markalarına gösterdikleri bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Otomotiv Sektörü, Tüketici Davranışları, Markov Zinciri Analizi, Marka, Marka Sadakati.
Meşruiyet aracı olarak kurumsal sosyal sorumluluk uygulamaları: Koza Maden İşletmesi örneği
Günümüzde teknolojinin ve bilginin hızlı bir değiĢim geçirmesi ile birlikte örgütsel alanda da bir takım geliĢmeler yaĢanmıĢtır. Bu geliĢmelerden biri, örgütün dıĢında geliĢen ancak örgütsel eylemlerden bağımsız düĢünülemeyen kurumsal sosyal sorumluluk kavramıdır. BaĢlangıçta "itibar kazanma" ve "pazarlama stratejisi" olarak doğan kurumsal sosyal sorumluluk kavramı bugün yazınsal hayatta geçirdiği dönüĢümler sonrasında iĢletmeler ve toplum açısından farklı bir noktaya evrilmiĢtir. Ancak bu evrilmeye rağmen kurumsal sosyal sorumluluk yazınını oluĢturan çalıĢmaların önemli bir kısmında kavramın sahip olduğu bu önemin nedenini açıklayıcı çalıĢmaların yetersiz düzeyde kaldığı gözlenmiĢtir. Ġlgili yazında belirtildiği üzere bu eksikliğin nedeni, yapılan değiĢik çalıĢmalarda kurumsal çevrenin araĢtırmacılar tarafından yetersiz düzeyde incelemeye konu olması ve Ģimdiye kadar yapılan araĢtırmaların ağırlıklı olarak, finansal performansla iliĢkili sorumluluk uygulamalarının yeri üzerine yapılmasıyla iliĢkilendirilmiĢtir. ÇalıĢmamız, bu anlamda sosyal sorumluluk uygulamalarını, kurumsal mekanizmalar perspektifinden değerlendirmeye çalıĢması bakımından, söz konusu uygulamaları iĢletmenin finansal performanslarını artırmada kullanılan bir araç olma boyutundan çok daha öteye taĢıyarak, kuramı açıklayıcı önceki çalıĢmalarda yetersiz düzeyde kalan toplum temelli doğasını açıklamada kuramsal boĢluğun doldurulmasına yardımcı olacağı düĢünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Kurumsal Sosyal Sorumluluk, Kurumsal Kuram, Örgütsel MeĢruiyet, Madencilik
Türkiye geneline dağıtılacak olan araçların dağıtım maliyetlerinin optimizasyonu: Ulaştırma modeli uygulaması
İktisat ile ilgili tanımlama yapılırken genelde "ihtiyaçların sonsuz, kaynakların ise sonlu" olduğundan söz edilir. Bu nedenle verimlilik hayatın her noktasında fazlaca riayet edilmesi gereken düsturlardan olmuştur. Bazen üretim enstrümanlarında ya da diğer tüm değişkenlerde herhangi bir değişiklik yapmadan sadece verimlilikle ilgili çalışma yapılarak aynı kaynakla daha fazla ihtiyaç karşılanabilir. Aynı ihtiyacı daha az kaynakla gidermek te bahsedilen duruma farklı açıdan bir örnektir. Bu bağlamda bir örnek teşkil edebilecek Tez çalışmamızda, çalışmaya konu olan ihtiyaç yine karşılanmış ama hem sorumluluk konusunda eşit dağıtım yapılarak adalet sağlanmış hem de aynı iş daha az kaynakla tamamlanmıştır. Çalışmamızın ikinci kısmında Doğrusal Programlama üçüncü kısmında ise Ulaştırma Modeli hakkında geniş malumat verildikten sonra üçüncü kısımda anlatılan yöntem probleme uygulanmıştır. Problemin çözümü aşamasında optimal çözüme ulaşmak için WINQSB paket programı kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre aynı iş için harcanan kaynak miktarında %12'lik bir iyileşme ile beraber işlerin daha organize ve hızlı şekilde yürümesini sağlayacak bir dağıtım tesis edilmiştir.
Ülke riskinin hisse senedi getirilerine etkisi: Borsa İstanbul'a kayıtlı ticari bankalar üzerine bir uygulama
Günümüz sermaye piyasalarında, küreselleşmenin etkisiyle yabancı sermayenin ekonomik kalkınmaya olan katkısı daha iyi anlaşılır hale gelmiştir. Ülkeler, sınır ötesi ekonomik ilişkilerin geliştirilebilmesi ve yabancı sermayenin çekilebilmesi için uluslararası alanlarda daha karlı pazar arayışları içine girmektedir. Bu durum yatırımcılara farklı sektörlerde yeni iş olanakları sunma, ithalat ve ihracatı artırma gibi katkılar sağlamaktadır. Ancak yatırımcılar sınır ötesi yatırımları ile kar elde etmek isterken, katlanmaları gereken riskler artmakta ve yatırımlarından kaynaklanan ülke riski ile karşı karşıya kalmaktadırlar.Ülke riskinin hisse senedi getiri oranlarına etkisini konu alan bu çalışmanın amacı; ülke riskinin Borsa İstanbul (BIST)'da işlem gören ve bankacılık sektöründe faaliyet gösteren 12 adet ticari bankanın hisse senedi getiri oranlarını nasıl ve ne ölçüde etkilediğini test etmektir. Araştırma 2003–2013 yılları arasındaki 11 yıllık süreyi kapsamaktadır. İlgili dönemlerde, kullanılan bankaların 3'er aylık verileri ile International Country Risk Guide (ICRG)'den temin edilen ülke riski primleri panel veri analizi yöntemi kullanılarak test edilmiştir. Sonuç olarak, Türkiye'de 2003–2013 yılları arasındaki 11 yıllık dönemde ülke riskinin ve ülke riski bileşenlerinden ekonomik risk primi ve politik risk priminin BİST' 100 endeksine kayıtlı ticari bankaların hisse senedi getiri oranlarını negatif etkilediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ülke Riski, Ekonomik Risk, Politik Risk, Finansal Risk, Hisse Senedi Getirileri, Ticari Bankalar
Ayırt edici hizmetler ve hizmet kalitesinin işletme performansına etkisi: Havacılık sektöründe bir uygulama
Hava Taşımacılığında doğrudan ve dolaylı giderlerin yüksek olması iç hat ve dış yolcu taşımacılığında bilet fiyatlarının yüksek olmasına sebep olmaktadır. Tam Hizmet Sunan ve Düşük Maliyetli (Low Cost) havayolu işletmeleri ülke içerisinde bazı pazarlarda hizmet sunum süreçlerinde farklılaşmaya giderek bilet fiyatlarını aşağıya çekmektedir; fakat uçakların koltuk kapasitesi yolcu talebinden fazla olduğu için pazardan çekilmişlerdir. Bu sebepten dolayı daha dar gövdeli, daha az sayıda koltuk kapasitesiyle bölgesel hava lojistiği operasyonları başlamıştır. Taşımacılık sektörünün içinde bulunduğu yoğun rekabet ortamı, işletmeleri farklı arayışlar içerisine itmektedir. İşte yapılan bu çalışma; bölgeler arası küçük uçaklarla taşımacılık yapan işletmenin vermiş olduğu hizmetin yolcular tarafından nasıl algılandığının ortaya konarak bölgesel hava taşımacılığına olan tercihlerin nedenlerinin tespit edilmesi ve işletme performansının ölçülmesi açısından önem taşımaktadır. İnsanların havayolu ile seyahat etmelerinin baslıca nedenlerini hız, konfor ve güvenlik olduğu bilinmektedir. Ancak havayolu işletmeleri arasındaki rekabette, müşteri portföyünü genişletmek için geliştirilen performans göstergeleri incelendiğinde, artık verilen hizmetlerin önem arz ettiği ve bunların en önemlisinin de hizmet kalitesi ve ayırt edici hizmet sunumu olduğu dikkat çekmektedir. Bu çalışmanın amacı; havayolu işletmesinin ayırt edici hizmet sunumu ve hizmet kalitesi arasında ilişkinin ve bu iki değişkenin havayolu işletme performansı üzerine etkisinin belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda; küçük pazarlardaki müşterilere yönelip ayırt edici hizmetler sunarak, pazar payını büyütmeye çalışan bir havayolu işletmesinin yolcuları üzerinde yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Yolcuların hizmet kalitesi ve ayırt edici hizmet sunumu için vermiş olduğu cevaplar açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analiziyle boyutlara ayrılmış, her bir faktörün işletme performansı üzerine etkisi analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda; ayırt edici hizmet sunumu ile hizmet kalitesi arasında tüm boyutlar arasında doğru yönlü bir ilişki olduğu, ayırt edici hizmet sunumu ve hizmet kalitesinin havayolu işletme performansını olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir.
Karlılık, büyüklük ve firma büyümesi ilişkisi üzerine bir inceleme
Bu çalışmada, Borsa İstanbul'da (BIST) sanayi sektöründe faaliyet gösteren 147 firmanın 2008-2013 dönemine ilişkin, karlılık, büyüme, büyüklük ve kaldıraç verileri değişken olarak kullanılmıştır. Bu değişkenler arasındaki ilişki, serilerin hem zaman boyutunu hem de kesit boyutunu birlikte dikkate alan panel veri analizi kullanılarak ilgili dönemdeki çeyrek verilerle analiz edilmektedir. Çalışmada karlılık ile firma büyümesi arasında pozitif yönlü bir ilişki tespit edilirken, firma büyüklüğü ve kaldıraç ile firma büyümesi arasında negatif bir yönlü ilişki tespit edilmiştir. Çalışmada ayrıca araştırma ve geliştirme harcamaları ile firma büyümesi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Bu çalışmanın sonuçları Türkiye'deki imalat firmaları için yönetimsel çıkarımlar içermektedir. Analiz sonuçları, küçük firmaların ölçek ekonomisine ulaşmakta ortaya çıkan zorluklar sebebiyle hızlı büyüdüklerini göstermektedir. Küçük firmalar büyümeye devam ederken ölçek ekonomisine ulaşan büyük firmalar ise bu noktadan sonra maliyetlerini minimuma indirdikleri için büyüyememektedirler. Ayrıca karlı firmaların büyüme olanaklarının daha fazla olduğu çalışma sonuçlarında belirtilmektedir. Sonuç olarak firmaların büyüyebilmeleri karlılıklarını arttırmalarına, ölçek ekonomisine ulaşabilmelerine ve optimal sermaye yapısına sahip olabilmelerine bağlıdır. Yönetici olarak firmanızı büyütmek için, karlılığınızı arttırmalı, ölçek ekonomisine ulaşmalı, optimal sermaye yapısını elde etmelisiniz. Anahtar Sözcükler: Karlılık, Kaldıraç, Büyüklük, Ar-Ge, Firma Büyümesi
GSM operatörü tercihinde etkili olan nedenlerin önem düzeylerini belirlemeye yönelik bir analiz
Haberleşme sektörünün en büyük alt sektörü olan telekomünikasyon sektöründe meydana gelen teknolojik gelişmeler yayılan bilginin miktarı ve hızının artmasını sağlamıştır. Bu yönüyle sosyal bir faydaya sahip olan telekomünikasyon sektörü ülke ekonomisinin en önemli alt yapı unsurlarından birini oluşturmaktadır. Bu sektörde yaşanan gelişmeler ülke ekonomisinin büyümesinde ve kalkınmasında en önemli bir rol üstlenmektedir. Telekomünikasyon sektöründe mobil işletmeleri en büyük paya sahiptir. Türk mobil piyasasında faaliyet gösteren mobil işletmeler AVEA, TURKCELL, VODAFONE olarak sıralanabilir. Bu çalışmanın amacı Bayburt Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrencilerin GSM operatörü tercihine etki eden faktörleri belirlemektir. Bu amaçla hizmet kalitesi, fiyat, reklam, kapsama alanı, akraba ve yakın çevre faktörleri dikkate alınmış ve bu faktörlerin GSM operatörü tercihindeki etkileri araştırılmıştır. Çalışma sonucunda GSM operatörü tercihinde hizmet kalitesi, fiyat ve kapsama alanı değişkenlerinin anlamlı olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Telekomünikasyon sektörü, GSM operatör tercihi
Esnaf ve sanatkârların finansal sorunları: Gümüşhane ilinde bir uygulama
Esnaf ve Sanatkârlar kesiminin kendine özgü yaşadığı sorunların bilimsel perspektiften incelenerek, uygulanabilir çözümler üretme ve ilgili otoritelerin konuya olan ilgisini arttırabilmek amacıyla bu çalışmada Gümüşhane Esnaf ve Sanatkârlar odasına ve Ticaret Sanayi odasına kayıtlı Esnaf ve Sanatkârların yaşadığı finansal sorunlar irdelenmektir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Esnaf ve Sanatkârlar kavramının doğuşu, Esnaf ve Sanatkâr kavramı, özellikleri, sınıflandırılması ve örgütlendirilmesi irdelenmiştir. İkinci bölümde, Esnaf ve Sanatkârların finansal sorunları üzerinde durulmuştur. Mevzuattan kaynaklanan, eğitimden kaynaklanan, vergiden kaynaklanan, sosyal güvenlikten kaynaklanan, istihdamdan kaynaklanan sorunlar incelenmiştir. Üçüncü bölümde Gümüşhane il merkezinde faaliyet gösteren Esnaf ve Sanatkâr üzerinde bir anket çalışması yapılmış, bu anket sonuçlarına ilişkin bulgular ve değerlendirmelere yer verilmiştir. Çalışma evrenini Gümüşhane il merkezinde yaşayanlar oluşturmaktadır. Örnekleme yöntemi kolayda örnekleme yöntemi ile seçilmiş ve uygulanmıştır. Araştırma için 300 adet anket formu çoğaltılmış yüz yüze görüşme tekniği ile doldurulmuştur. Elde edilen bulgulara göre Gümüşhane il merkezinde sermayesi kısıtlı olan esnaf, vergi oranlarının yüksekliğinden yakınmaktadır. Ödenecek primlere göre emekli aylıklarının yetersizliğinden yakınılmaktadır. Nitelikli eleman bulma sıkıntısı yaşandığı sonucuna ulaşılmış ve aynı bölgede çok sayıda aynı sektörde çalışan iş yeri bulunmasından yakınıldığı sonucuna ulaşılmıştır. İl merkezinde kurum ve kuruluşlarla olan iletişim zayıflığı söz konusudur.
İşletmelerin dış kaynak kullanımını etkileyen faktörlerin yapısal eşitlik modeli yaklaşımı ile belirlenmesi
Yönetim ve üretim süreçlerinde yaşanan hızlı değişimlere paralel olarak son dönemde dış kaynak kullanımı önemli bir yönetim stratejisi olmuştur. Yaşanan bu hızlı değişim işletmelerin yapı ve işleyişleri üzerinde önemli değişikliklere yol açmıştır. İşletmeler müşterilerin talep ve beklentilerini karşılamak, müşterileri için daha fazla değer yaratan mal ve hizmet üretebilmek için temel yetenekleri üzerine odaklanmak istemekte, temel yeteneklerini kullanmadan ürettikleri mal ve hizmetleri ise bu konuda uzman tedarikçileri devretmektedirler. Böylece işletmeler piyasa koşullarına göre daha çabuk ihtiyaçlara cevap verebilmekte ve müşteri memnuniyetini artırmaktadırlar. Başlangıçta sadece maliyetleri düşürmek amacı ile başvurulan dış kaynak kullanımı; rekabeti artırma, temel yeteneklere yoğunlaşma isteği, kaliteyi artırma, esnekliği kazanma, süreç yenileme, hız kazanma, teknolojik yenilikleri takip etme gibi çeşit nedenlere bağlı olarak giderek daha çok kullanılan bir yönetim uygulaması olmuştur. Bu çalışmanın amacı dış kaynak kullanımının sağlık kurumlarında uygulanmasına yönelik çerçeve çizmektir. Bu çerçeve doğrultusunda hazırlanan çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde dış kaynak kullanımının tanımı ve önemi ile ilgili kavramsal bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde dış kaynak kullanımın avantajları, dezavantajları ve dış kaynak kullanım sürecine yönelik kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. Üçüncü bölümde ise Karadeniz Bölgesinde 18 ilde bulunan sağlık kurumların yaptığı 218 anketin sonuçlarına göre dış kaynak kullanımımın sağlık kurumlarında uygulamasının rekabet ve maliyet üzerindeki etkileri incelenmiştir. Anahtar sözcükler: Dış Kaynak Kullanımı
Tüketicilerin satın alma davranışlarında marka sadakati, marka imajı ve kalite algılamaları: Beyaz eşya sektöründe bir uygulama
Günümüz rekabet ortamında firmaların rakiplerinden öne geçebilmeleri, böylece piyasa payının önemli bölümünü ele geçirerek hayatta kalabilmeleri güçlü bir marka oluşturabilmelerine bağlıdır. Çünkü markalaşma ve güçlü bir marka yönetimi tüketici satın alma davranışları üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Bu çalışmada beyaz eşya sektöründe markalaşmanın tüketicilerin satın alma davranışı ile olan ilişkisi incelenmektedir. Bu doğrultuda marka sadakati, marka imajı ve algılanan kalite arasındaki ilişki ele alınmıştır. Çalışmada doğrulayıcı faktör analizi, korelasyon ve regresyon analizi yöntemleri uygulanmıştır. Çalışma sonucunda algılanan kalite, marka imajı ve marka sadakati arasında pozitif ilişki olduğu görülmektedir.
Bulanık kalite fonksiyon göçerimi yöntemi ile müşteri memnuniyet derecesi ölçümü: Bir sivil toplum kuruluşu örneği
Küreselleşme çağını yaşadığımız günümüz dünyasında yaşanan gelişmelere paralel olarak işletmeler açısından önemli olan müşteri memnuniyeti daha niteliksel bir değere dönüşmüştür. Rekabet piyasasında başarılı olmanın gerektirdiği müşteri memnuniyetini sağlamak, yine müşterilerin sesini iyi dinleyebilmekten geçmektedir. Bu çalışmada amaç; bir Sivil Toplum Kuruluşuna (STK) üye olanların sivil toplum kuruluşundan beklentilerini ve STK'ya olan aidiyet düzeylerini ortaya koymaktır. Bu amaçla Analitik Hiyerarşi Süreci ile Bulanık Kalite Fonksiyon Göçerimi'nin bütünleştirildiği bir modelden faydalanılmıştır. Çalışmanın sonuçları; en önemli müşteri isteğinin "Üye kaydını belirli standartlar çerçevesinde yapmak" en önemli teknik gereksinimin ise "Yatırımlar Konusunda Üyelerin Kişisel Donanımlarının Arttırılması" olduğunu göstermektedir. Ayrıca ele alınan sivil toplum kuruluşunun rakibine göre her bir kriterde üstünlük sağladığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kalite Fonksiyon Göçerimi, Bulanık Mantık, Sivil Toplum Kuruluşları, Analitik Hiyerarşi Prosesi.
Çalışanların zaman yönetimi becerilerinin işletme verimliliği üzerindeki etkisi: Aşkale A. Ş. Gümüşhane Çimento Fabrikası uygulaması
Zaman yönetimi, işletmelerin bugünü ve yarını için hayati önem taşıyan etkinliğin ve verimliliğin ana kaynağı olarak kabul edilebilir. Çünkü, zaman diğer kaynaklar gibi alınıp satılamaz, kiralanamaz, depolanamaz, çoğaltılamaz sadece o anda harcanması ya da kullanılması gereken bir kaynaktır. Günümüz koşullarında zamanı etkili ve verimli kullanabilmek büyük bir önem arz etmektedir. Diğer tüm imkanlar aynı olduğu takdirde zamanını etkili ve verimli kullanan işletmelerin rakiplerine nispeten bir adım öne geçeceği unutulmamalıdır. Bu çalışmanın amacı işletmelerde zaman yönetiminin ne kadar etkin kullanıldığını belirlemek ve bu etkinliğin işletme verimliliğine katkısını ölçmektir. Bu bağlamda Gümüşhane ilinde faaliyet gösteren Aşkale Çimento A.Ş. çalışanları üzerinde, daha önce araştırmacılar tarafından geliştirilen bir anket uygulanmıştır. Anketin ilk bölümünde çalışanların demografik özellikleri belirlenmeye çalışılmış, ikinci bölümünde ise zamanı ne kadar etkin kullandıkları irdelenerek etkin kullanılan zamanın işletmeye katkısı ölçülmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucuna göre, çalışanların zaman yönetimi becerileri ile işletme verimliliği arasında ilişki vardır. Zaman yönetimi becerileri çalışanların, cinsiyetine, yaş gruplarına, öğrenim durumlarına, gelir düzeylerine ve çalışma sürelerine göre değişmektedir.
Pestil ve köme markalarının algısal konumlarının çok boyutlu ölçekleme analizi ile belirlenmesi:Gümüşhane örnekleminde bir araştırma
ÖZET KARA, Özlem. Pestil ve Köme Markalarının Algısal Konumlarının Çok Boyutlu Ölçekleme Analizi ile Belirlenmesi: Gümüşhane Örnekleminde Bir Çalışma , Yüksek Lisans Tezi, 2016, (XIII+75 Sayfa) Tüketicilerin satın alma karar süreçlerinde "marka algısı" ve "marka konumu" kavramları önemli bir yere sahiptir. Tüketiciler, farklı açılardan değerlendirmeleri sonucu oluşturdukları marka algıları ve zihinlerinde markaları yerleştirdikleri konumlar sayesinde, markaları rakiplerinden ayrıştırmaktadırlar. Bazı markalar birbirleriyle yakın konumlanıp güçlü rakipler olurken, bazıları da birbirlerinden nispeten uzakta konumlanarak zayıf bir rekabet sürmektedirler. Bu çalışmamızda Gümüşhane ilinde yerleşik pestil ve köme markalarına dair tüketicilerin marka algılamaları ve konumlanmaları incelenmektedir. Bu incelemede, tüketicilerin markaları tat, kalite, prestij, hijyen, güven, fiyat, bulunabilirlik, reklam şeklinde sekiz farklı boyutun tamamı üzerinden nasıl algıladıkları anlaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmada sekiz farklı nitelik bir arada değerlendirilmek istendiğinden Çok Boyutlu Ölçekleme Analizinden faydalanılmıştır. Sonuçta pestil ve köme markalarına dair iki boyutlu uzaysal düzlemler üzerindeki konumların gösterildiği algısal haritalar elde edilmiştir. Bu haritalardaki markaların yakınlık ve uzaklıkları ile tüketicilerin marka tercih sıralamaları ve markaların tespit edilen satış miktarları arasındaki ilişkiler karşılaştırılarak incelenmiştir. Hangi markaların daha güçlü hangilerinin ise daha zayıf rakipler oldukları çalışmada elde edilen sonuçlarla ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Gümüşhane, Pestil ve Köme, Marka, Marka Tercihi, Marka Konumlandırma, Algısal Haritalar, Çok Boyutlu Ölçekleme Analizi.
Ailenin kişinin iş yaşamına müdahalesinin sonuçları: Bireycilik ve belirsizlikten kaçınmanın moderatör etkileri
Bu çalışma ailenin iş yaşamına müdahalesinin çalışma yaşamındaki temel değişkenler üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu değişkenler, yaşam tatmini, tükenmişlik, iş tatmini ve işten ayrılma niyetidir. Bu ilişkide bireycilik ve belirsizlikten kaçınma moderatör etkileri incelenmiştir. Araştırmanın verileri, anket uygulaması yoluyla, İstanbul ve Trabzon illerinde özel sektörde çalışan 525 katılımcı ile yüz yüze yapılan görüşmeler sonucunda elde edilmiştir. Verilerin analizlerinde SPSS 21 ve AMOS 20 paket programları kullanılmıştır. Çalışmada yer alan ölçeklerin güvenilirlik analizleri yapılarak geçerliliklerini ölçmek amacıyla açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri, değişkenler arasındaki ilişkileri görebilmek için korelasyon analizi ve hipotezlerin testi için ise regresyon analizlerine başvurulmuştur. Elde edilen sonuçlar, iş-aile sınır teorisi ve beklentiler doğrultusunda, ailenin iş yaşamına müdahalesi ile yaşam tatmini arasındaki ilişkide bireycilik ve belirsizlikten kaçınma değişkenlerinin moderatör rollerinin bulunduğunu göstermektedir. Çalışmada ailenin iş yaşamına müdahalesiyle yaşam tatmini arasında negatif bir ilişkinin olduğu, ayrıca bireycilik ve belirsizlikten kaçınma değişkenlerinin de moderatör etkilerinin bulunduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda ailenin iş yaşamına müdahalesi ile tükenmişlik arasında pozitif bir ilişkinin olduğu, ayrıca bireycilik değişkeninin de moderatör bir etkiye sahip olduğu bulgusuna erişilmiştir. Bunun yanında, ailenin iş yaşamına müdahalesi ile iş tatmini negatif bir ilişkinin olduğu ve belirsizlikten kaçınma değişkeninin de moderatör rolünün olduğu belirlenmiştir. Benzer şekilde, ailenin iş yaşamına müdahalesiyle işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkinin de pozitif olduğu tespit edilmiştir.
Türkiye' deki ticari bankalar ile katılım bankalarının performaslarının AAS ve VIKOR yöntemleri ile karşılaştırmalı analizi
Bankalar, finansal ve ekonomik sistem içinde son derece büyük öneme sahip aracı kuruluşlardır.Bankacılık sektörünün performansının değerlendirilmesi, rekabet açısından gereklilik olmuştur. Bu çalışmanın amacı Türk bankacılık sisteminde faaliyet gösteren ticari bankalar ve katılım bankalarının 2012-2014 yılları arasında finansal performanslarının Çok Kriterli Karar Verme yöntemleri kullanılarak değerlendirilmesidir. İlk olarak kriterlerin ağırlıklarının belirlenmesi amacıyla Analitik Ağ Süreci (AAS) yöntemi kullanılmıştır. Bankaların performans değerlendirmesinde ana kriterlerden sermaye yeterliliği oranları, alt kriterden (özkaynaklar/kredi+piyasa+ operasyonel riski için gerekli sermaye yükümlülüğü) oranının en fazla öneme sahip olduğu ortaya çıkmıştır. İkinci aşamada bankalarVIKOR yöntemi kullanılarak finansal performanslarına göre sıralanmıştır. Anahtar Sözcükler:Performans Değerlendirme,Ticari Bankalar,Katılım Bankaları,Analitik Ağ Süreci,VIKOR Yöntemi
Havalimanı iç hatlar terminalinde sunulan hizmetlerin kalitesini etkileyen faktörlerin belirlenmesine yönelik bir araştırma: Trabzon Havalimanı örneği
Bu çalışmanın amacı havalimanı iç hatlar terminallerinde sunulan hizmetlerin kalitesini etkileyen faktörleri belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda yapılan literatür incelemesi sonucunda havalimanına ulaşım, güvenlik, chek-in, havalimanı personelinin davranışı, terminal servisleri, konfor, alışveriş ve yiyişecek alanları, fiziksel görünüm, havalimanı yönlendiricileri, vb. hizmetlerin değerlendirilmesini kapsayan geniş çaplı bir anket formu hazırlanmıştır. Araştırmanın ilk kısmında havaalanı yoğunluğuna göre belirlenen günlerde Trabzon havalimanı iç hatlar terminali içerisinde anket çalışması yapılmıştır. Trabzon havalimanı taşınan yolcu sayısına göre Türkiye'deki 55 havalimanı arasında 9. sıradadır. Dağıtılan 300 adet anketten kullanılabilir 176 adet anket elde edilmiştir. Elde edilen veriler faktör analizi ile test edilmiş, değişkenlerin 14 faktör altında toplandığı görülmüştür. Fakat anket formunda yer alan değişkenlerin belirlenen faktörler altında toplanmadığı gözlemlenmiştir. Bu durum sonucunda anket formu, havalimanı personelinden oluşan bir uzman heyet ile birlikte yeniden düzenlenmiş ve bazı soruların ifadeleri değiştirilirken bazı sorular anket formundan çıkartılmıştır. Yeniden düzenlenen anket formu 700 kişiye dağıtılmış, kullanılabilir 502 anket elde edilmişidir. Elde edilen verilerin test edildiği ikinci faktör analizinde değişkenlerin altı faktör altında toplandığı görülmüştür. Bu altı faktör literatürden de destek alınarak Bilgi görünürlüğü, Güvenlik ve Check-in, Alışveriş ve Yemek, Konfor, Servisler ve Ulaşım olarak belirlenmiştir.
İşlem hacmi ve hisse senedi fiyatları arasındaki ilişki üzerine borsa İstanbul'da bir uygulama
Çalışmada, Borsa İstanbul 100 endeksin(BİST100)'de işlem gören hisse senedi fiyatları ile işlem hacmi arasındaki ilişki "Çoklu Yapısal Kırılmalı Eş-bütünleşme Testi" ile ilişkinin yönü ise "Granger Nedensellik Testi" ile incelenmiştir. Çalışmada 01/03/2002- 10/06/2016 tarihi arasındaki haftalık veriler kullanılarak yapılmıştır. Yapılan çalışmanın diğer çalışmalardan farklı olması ve daha açıklayıcı sonuçların elde edilebilmesi amacıyla çalışmaya Döviz Kuru ve Faiz Oranı değişkenleri ilave edilmiştir. Yapılan çalışmanın sonucunda, Maki (2012) Çoklu Yapısal Kırılmalı Eş-bütünleşme Testi ile değişkenler arasında uzun dönemli eş-bütünleşme ilişkisinin var olduğu, Granger nedensellik analizi ile de, BİST100 ile döviz kuru, işlem hacmi ile faiz oranları ve faiz oranları ile döviz kuru arasında çift yönlü nedensellik tespit edilmişken, BİST100 hisse senedi fiyatı ile faiz oranları arasında, faiz oranlarından BİST100 hisse senedi fiyatlarına doğru tek yönlü, işlem hacmi ile BİST100 hisse senedi fiyatı arasında BİST100 hisse senedi fiyatlarına doğru tek yönlü nedensellik ilişki tespit edilirken işlem hacmi ve döviz kuru arasında herhangi bir nedensellik ilişkisi tespit edilememiştir.
Mali müşavirlerin iş tatmini düzeyinin belirlenmesi: TR-A1 düzey-2 bölgesinde bir araştırma
Günümüzde ulusal ve uluslararası piyasalar arasındaki hareketlerin bütünleşmesini sağlayan küreselleşme ve yeni ekonomi anlayışı, sosyal ve siyasal hareketler, konjonktürel dalgalanmalar işletmeleri doğrudan etkilemektedir. Bu etkiler doğrultusunda, işletmeler faaliyetlerinin devamlılığını sağlayabilmeleri açısından gelir- gider dengelerini sağlamak için çaba göstermek zorunda kalmaktadırlar. Hem ulusal hem de uluslararası piyasalardaki rakipleriyle rekabet etmek zorunda olan işletmelerin, gelir ve giderlerinin hesaplanması ve elde dilen gelirden vergisel yükümlülüklerin ödenebilmesi, yasal ve vergisel yeniliklerin işletme politikasına entegre edilebilmesi için muhasebe meslek mensuplarına ve Mali Müşavirlere ihtiyaç duymaktadırlar. Bu nedenle tüm muhasebe meslek mensuplarının iş yükünü ve sorumluluklarını arttırmaktadır. Meslek mensupları değişen yasal düzenlemelere ve teknolojik gelişmelere ayak uydurmak zorunda kalmaktadır. Muhasebe meslek mensuplarının mesleki işlerini icra ederken, hem devlet kurumlarıyla hem işletme içi ve dışı kurumlarla ilişki içindedirler. Bu karmaşa içerisinde muhasebe meslek mensupları zaman faktörünü etkin kullanmak zorundadırlar. Zaman baskısıyla diğer meslek mensuplarına göre sosyal hayatlarından daha fazla ödün vermek zorunda kalmaktadırlar. Bu durumda yaptıkları işe karşı tutumları, yaptıkları işten elde ettikleri tatmin düzeyleri olumsuz etkilenebilmektedir. Bu yüzden meslek mensuplarının iş tatmin düzeylerinin incelenmesi ve iş tatminlerine etki eden faktörlerin incelenmesi gerekmektedir. Bu tez çalışmasında, TRA1 Düzey 2 Bölgesindeki illerdeki (Erzurum, Erzincan, Bayburt) Mali Müşavirlerin, iş tatmin düzeyleri ve iş tatminlerine etki eden demografik faktörler araştırılmıştır. Bu amaca ulaşabilmek için Erzurum, Erzincan ve Bayburt illerinde faaliyette bulunan Mali Müşavirlere Appleton v.d. (1998) tarafından geliştirilmiş anket formu uygulanmıştır. Elde edilen veriler; Frekans Analizi, Açıklayıcı Faktör Analizi, Bağımsız Örneklem T Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA Testi), Çoklu Karşılaştırma Analizi (LSD Testi) kullanılarak analiz edilmiştir. Bu analizler sonucunda, Meslekte Bulunan Kişiler İle İlişkiler' yönünden en yüksek iş tatmini ortalamasına, Çalışma Süresi(saat/gün)' değişkeninde en düşük iş tatmini ortalamasına sahip oldukları görülmüştür. Demografik değişkenlere göre; yaş, medeni durum ve meslekte çalışma süresi değişkeni açısından Mali Müşavirlerin iş tatmin düzeyleri farklılık göstermemektedir. Cinsiyet değişkeni açısından sahip olunan mesleki sorumluluk ve mesleki işlerin çeşitliliği boyutlarında da elde edilen kazanç boyutunda olduğu gibi erkelerin kadınlara nazaran daha yüksek iş tatmin düzeyine sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Eğitim değişkenine göre Yüksek Lisans / Doktora öğrenimine sahip olanların elde edilen kazanç yönünden hem Ön lisans hem de Lisans öğrenimine sahip olanlardan daha yüksek bir iş tatmini değerine sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Erzurum ve Erzincan'da faaliyet gösteren Mali Müşavirlerin 'Elde Edilen Kazanç' boyutunda Bayburt ilinde faaliyet gösteren Mali Müşavirlerden daha yüksek düzeyde iş tatminine sahip oldukları ortaya çıkmıştır.
Turizm sektöründe hizmet hatası telafi stratejileri, hizmet kalitesi algısı ve kurumsal imaj algısı arasındaki ilişkiye yönelik bir araştırma
İşletmelerin yaşanan yoğun rekabet şartlarında varlıklarını devam ettirebilmeleri için değişen müşteri isteklerini karşılayabilmeleri gerekmektedir. Bu amaçla işletmelerin, müşteriler için önemli olan hizmet kalitesi, kurumsal imaj gibi konuların yanı sıra önemi son yıllarda anlaşılmaya başlayan hizmet hatası telafisi konularına daha fazla önem vererek fark yaratmaları gerekmektedir. Literatürde, müşteri şikayetleri sonrasında işletmeler tarafından uygulanan telafi stratejilerinin müşterilerin hizmet kalitesi ve kurumsal imaj algılarını etkilediği vurgulanmaktadır. Buradan hareketle bu çalışmada, turizm sektöründe uygulanan hizmet hatası telafi stratejilerinden her birinin, müşterilerin hizmet kalitesi algılarına ve kurumsal imaj algılarına olan etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Uygulama için Antalya'da bulunan beş yıldızlı otellerden hizmet satın almış ve şikayet deneyimi yaşamış kişiler tercih edilmiş ve bu kapsamda 757 katılımcıya yüz yüze anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler istatistik paket programlarında analiz edilmiş olup hipotezlerin test edilmesi için yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre hizmet hatası telafi stratejilerinden (dakiklik, kolaylaştırma, özür, güvenirlik, nezaket ve tazminat) özür stratejisinin müşterilerin hizmet kalitesi algılarını ve kurumsal imaj algılarını pozitif yönde etkilediği, diğer stratejilerin ise etkilerinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, hizmet kalitesi algısının, kurumsal imaj algısını pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Turizm, Hizmet Hatası Telafi Stratejileri, Hizmet Kalitesi, Kurumsal İmaj
Finansal okuryazarlık: Kayseri ili serbest muhasebeci ve mali müşavirleri üzerine bir araştırma
Çalışma, Kayseri İlinde faaliyet gösteren 102 Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir'in finansal okuryazarlık düzeylerini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın genel amacı ise finansal sistem dahilinde bulunan meslek elemanlarının finansal okuryazarlığa verdiği önem ve finansal okuryazarlığın sistemdeki yerinin tespitine ışık tutmaktır. Araştırmada kullanılan veriler, literatür bağlamında oluşturulan anket vasıtasıyla elde edilmiştir. Veriler SPSS 20.0 Sosyal Bilimler İstatistik Analiz programında analiz edilmiştir. Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirlere uygulanan anket demografik bilgileri tanımlayan ifadeler ile finansal okuryazarlık düzeyini ölçer 13 sorudan meydana gelmektedir. Araştırma neticesinde belli niteliklere sahip Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler arasında finansal okuryazarlık düzeyinde farklılıklar tespit edilmiş olup söz konusu farklılıkların en dikkat çekicisi ise mesleki deneyimin artması ile finansal okuryazarlık düzeyinin de artış göstermesidir. Bunun yanı sıra cinsiyet ve eğitim durumuna bağlı olarak finansal okuryazarlık düzeyinin anlamlı şekilde değiştiği gözlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Finans, Finansal Bilinç, Finansal Okuryazarlık.
Belediyelerde bütçe saydamlığı: TR90 bölgesi belediyeleri üzerine bir uygulama
Bu çalışmanın amacı, belediyelerde bütçe saydamlığını belirlemektir. Araştırmada ölçeklerin güvenilirliklerinde Cronbach Alfa Katsayısı yöntemi geçerliliklerinde ise Açıklayıcı Faktör Analizi kullanılmıştır. Ölçeklerin güvenilirlik ve geçerlilikleri belirlendikten sonra araştırma hipotezleri Korelasyon Analizi ve Anova T-testi ile test edilmiştir. Analiz bulgularına göre; TR90 Bölgesi belediyelerinde ihale süreçlerinde prosedürlerin tamamının dikkate alındığı ancak bütçelerin oluşturulma sürecinde vatandaşların katılımına önem verilmediği, belediyelerin komisyon toplantılarında incelenen konularla ilgili akademisyenlerin ve uzmanların görüşlerinden faydalanılmadığı, Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu'nun uygulanabilirliğinin zayıf olduğu belirlenmiştir
Duygusal zeka alt boyutlarının iş etiği üzerindeki etkisi: Muhasebe meslek mensupları üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın amacı duygusal zekâ alt boyutlarından kişisel farkındalık, kişiler arası ilişkiler, şartlara ve çevreye uyum, genel ruh hali ve stres yönetiminin iş etiği üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmada kullanılan ölçeklerin güvenilirliklerinde Cronbach Alfa Katsayısı yöntemi geçerliliklerinde ise Keşfedici Faktör Analizi kullanılmıştır. Ölçeklerin güvenilirlik ve geçerlilikleri belirlendikten sonra araştırma hipotezleri, Yapısal Eşitlik Modeli ile test edilmiştir. Analiz bulgularına göre; kişisel farkındalık, kişiler arası ilişkiler, şartlara ve çevreye uyum, stres yönetimi ve genel ruh hali iş etiği üzerine pozitif yönde bir etkiye sahip olmadığı söylenebilir.
Duygusal emeğin tükenmişlik üzerindeki etkisinin psikolojik sermaye bağlamında incelenmesi: Sağlık çalışanları üzerine bir araştırma
Kişilerin geliştirilebilir ve ölçülebilir pozitif psikolojik kapasitelerini temsil eden psikolojik sermaye, son zamanlarda hizmet sektöründe öneminin fark edilmesiyle birlikte pozitif örgütsel davranış bilimciler için oldukça dikkat çeken bir kavram haline gelmiştir. Hizmet sektöründe çalışanların duygularını örgüt beklentilerine göre düzenleyerek sergilemeleri adına harcadıkları çaba olarak tanımlayabileceğimiz duygusal emek kavramı da yine son yıllarda üzerinde durulan bir başka kavramdır. Çalışmada kullanılan üçüncü kavram ise tükenmişlik kavramıdır. Tükenmişlik, psikolojik sermaye ve duygusal emeğe nazaran üzerinde daha fazla araştırma yapılmış bir konudur. Bu çalışmada duygusal emek – tükenmişlik ilişkisinde psikolojik sermayenin düzenleyici (moderatör) etkisi olup olmadığı sağlık çalışanları üzerinde araştırılmıştır. Araştırmada 150 sağlık personeli (doktor, hemşire, tıbbi sekreter ve tıp teknisyenleri) ile yapılan anket sonuçları SPSS programı ile moderatör analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre psikolojik sermayenin yalnızca umut boyutunun tükenmişliğin bazı boyutları (duygusal tükenme, duyarsızlaşma, duyguların bastırılması) üzerinde düzenleyici etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuca göre sağlık sektöründe, yöneticiler umut düzeyi yüksek bireylere işe alımlarda öncelik vererek duygusal tükenmenin doğuracağı olumsuz sonuçlardan kaçınabilirler ve çalışanlarının kısa eğitimlerle ya da motivasyonel süreçlerle umut düzeylerinde artış yaratmaya çabalayabilirler.
Algılanan içsellik statüsü ve örgütsel sessizlik ilişkisinde lider-üye etkileşiminin koşulsal etkisi
Örgütlerin etkinlik ve verimliliğinde önemli bir yere sahip olduğu düşünülen çalışanın; örgüt içerisinde kendisini algılayış biçimi ile bu algılayış biçiminin onun sergileyeceği örgütsel sessizlik davranışı üzerindeki etkisinin ne olduğu ve lider-üye etkileşiminin söz konusu ilişkide nasıl bir role sahip olduğu sorusu bu çalışmanın temel sorunsalını oluşturmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı, kamu üniversitelerinde görev yapmakta olan araştırma görevlilerinin algılanan içsellik (aidiyet) statüleri ve örgütsel sessizlik davranışları arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide lider-üye etkileşiminin moderatör (düzenleyici, biçimleyici) etkisini ortaya koymaktır. Bu amaç çerçevesinde çalışmanın temel iddiası algılanan içsellik statüsünün örgütsel sessizlik davranışı üzerinde, bu davranışı azaltıcı yönde bir etkiye sahip olacağı ve öngörülen bu ilişkinin yüksek düzeyde lider-üye etkileşimine sahip bireylerde daha güçlü olacağı yönündedir. Böyle bir ilişki yapısının test edilmesine bağlı olarak araştırmada, örgüt içerisindeki çalışanların sessiz kalma nedenlerine açıklayıcı çözümler üretilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın evreni, Gümüşhane Üniversitesinde görev yapan araştırma görevlilerinden oluşturulmuş olup veri toplama süreci sonucunda söz konusu üniversitede görev yapmakta olan 103 araştırma görevlisi çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Uygulanan analiz sonuçları, algılanan içsellik statüsünün, örgütsel sessizliğin kabullenici sessizlik ve korunma amaçlı sessizlik boyutları üzerinde anlamlı ve negatif yönde etkilere sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte algılanan içsellik statüsü ile kabullenici sessizlik arasındaki ilişkide lider-üye etkileşiminin duygusal etkileşim ve profesyonel saygı boyutlarının; algılanan içsellik statüsü ile korunma amaçlı sessizlik arasındaki ilişkide lider-üye etkileşiminin profesyonel saygı boyutunun ve algılanan içsellik statüsü ile koruma amaçlı sessizlik arasındaki ilişkide lider-üye etkileşiminin bağlılık boyutunun biçimleyici etkilerine kanıt sağlanmıştır.
DEMATEL, AAS ve VIKOR yöntemleri ile gıda dağıtım merkezi yeri seçimi: Gürcistan örneği
Dağıtım, ilkel şartlarda da olsa insan hayatında her daim var olan ve yaşamın sürdürülebilirliği için olması gereken bir olgudur. Dağıtımın sistemli organizasyonu insan hayatına girdiği andan itibaren insanlığın yaşam standardında ciddi bir gelişim sağlanmıştır. Dolayısıyla denilebilir ki lojistik ve dağıtım insan hayatında vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Lojistiğin ve dağıtımın etkin şekilde gerçekleştirilebilmesi birçok etkeni gerektirmektedir. Dağıtımın sağlıklı şekilde ilerleyebilmesi düzgün bir lojistik sistemi ile gerçekleşir. Bunun için ise uygun dağıtım merkezinin uygun konumda olması büyük önem arz etmektedir. Buna göre dağıtım merkezi yerinin iyi seçilmesi sağlıklı dağıtımın en temel unsurunu oluşturur. Yapılan çalışmaya konu olan Gürcistan ülkesinde de bu kapsamda ülkenin en büyük nüfusuna ve en yoğun ticaret ağına sahip olan Tiflis şehri ve çevresinde bir dağıtım merkezi ihtiyacı bulunmaktadır. Öyle ki Tiflis ve çevresi için gıda üzerine bir dağıtım merkezi kurulması şehirdeki sistemsiz ve karmaşık dağıtımın sistemli şekilde gerçekleştirilebilmesine, ayrıca dışarıdan gelen araçların şehir içi trafiğine dahil olmadan zaman ve yakıt tasarrufu da sağlanmak suretiyle dağıtımın gerçekleştirilmesine olanak verecektir. Dolayısıyla bu ve benzer birçok nedenle bu yapılan çalışmada dağıtım merkezlerinin konumuna karar vermek için Gürcistan`ın başkenti olan Tiflis tercih edilmiştir. Gıda dağıtım merkezi yeri seçiminde ise ülkenin genel ekonomik ve ihtiyaç düzeyi gözönünde bulundurulmaktadır. İthalat ihracat sıralamasında başlarda yer alan gıda ürünleri ticaretinin; özellikle Tiflis ve çevresinde, ilkel şartlarda sistemsiz dağıtımı Gıda Dağıtım Merkezi`nin burası için önemini artırmıştır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı Gürcistan Tiflis Bölgesi için en uygun gıda dağıtım merkez yerinin belirlenmesidir. Bu amaçla problemin çözümü 3 aşamada gerçekleştirilmiştir. İlk olarak gıda dağıtım merkez yeri seçiminde etkili olabileceği düşünülen kriterler arasındaki ilişkiler DEMATEL yöntemiyle belirlenmiş ardından kriterlerin önem düzeyi Analitik Ağ Süreci (AAS) Tekniğiyle tespit edilmiştir. Son aşamada ise gıda dağıtım merkez yeri alternatifleri VIKOR Yöntemi ile değerlendirilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre en yüksek önem düzeyine sahip ana ve alt kriter sırasıyla Maliyet ve Taşımacılık Maliyeti , en uygun gıda dağıtım merkez yeri ise Gori Bölgesi olduğu tespit edilmiştir. Gori bölgesi uygun Gıda Dağıtım Merkez Yeri olarak belirlenmiştir.
Tüketici davranışlarında etik boyut: Tüketici etiği ve belirleyicileri üzerine bir araştırma
Bu araştırmada, tüketici davranışları etik perspektiften incelenmiştir. Bu doğrultuda araştırmada ilk olarak, tüketicilerin tüketici etiği konusundaki algılamaları ölçülmüştür. Böylece, tüketicilerin tüketici etiğine ilişkin olarak hangi davranışları kabul ettiği ve hangilerini kabul etmediği belirlenmeye çalışılmıştır. Daha sonra, tüketicilerin makyavelist kişilik eğilimi ve etiksel ideolojileri incelenerek, tüketicilerin makyavelist kişilik eğilimlerinin ve etiksel ideolojilerinin tüketici etiği algılamaları üzerinde ayırt edici bir farklılık oluşturup oluşturmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Son olarak, tüketicilerin demografik özelliklerinin tüketici etiği algılamaları üzerinde belirleyici bir rol üstlenip üstlenmediği incelenmiştir. Araştırmanın sonuçları, tüketicilerin genel olarak tüketici etiği konusunda duyarlı olduklarını, ancak bazı davranışlara tolerans gösterebileceğini göstermiştir. Diğer taraftan, makyavelist kişilik eğiliminin ve idealist etik ideolojinin tüketicilerin tüketici etiği algılamaları üzerinde önemli farklılıklara neden olabileceği görülmüştür. Relativist etik ideolojisinin ise tüketicilerin tüketici etiği algılamaları üzerinde önemli farklılık oluşturabileceğine yönelik istatistiksel kanıta ulaşılamamıştır. Ayrıca, tüketicilerin demografik özelliklerinin tüketici etiği algılamaları üzerinde tüketici etiğinin alt boyutları bazında kayda değer farklılıklara neden olabileceği tespit edilmiştir.
Firmaların araştırma ve geliştirme yatırımlarının belirleyicileri ve finansal performans üzerindeki etkisi: Türkiye imalat sanayi örneği
Son dönemin popüler konularından biri olan AR&GE yatırımları gerek firmalar gerekse de ülkeler için önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde en fazla AR&GE yatırımı yapan firmaların ve ülkelerin en gelişmiş firmalar ve ülkeler olduğu görülmektedir. Bu durum ise AR&GE yatırımlarının firma ve ülkelerin ekonomik büyümeleri arkasında itici güç olduğunu göstermektedir. Çalışmanın temel iki amacı bulunmaktadır. Çalışmanın ilk ve en önemli amacı; 2008-2016 dönemi yıllık verileri ile Borsa İstanbul İmalat Sanayi'nde faaliyet gösteren firmaların AR&GE yatırımlarını etkileyen faktörlerin tespit edilmesidir. Analiz sonuçlarına göre; nakit tutumu, kaldıraç, firma büyüklüğü, gelecek yatırım fırsatları, duran varlık yatırımları ve sahiplik yapısının oluşturulan modellerin genelinde anlamlı olduğu yani AR&GE yatırımlarını etkilediği tespit edilmiştir Çalışmanın ikinci amacı ise; AR&GE yatırımlarının firmaların finansal performansına etkisinin incelenmesidir. Analiz sonuçlarına göre; büyümenin finansal performans göstergesi olarak kullanıldığı modeller dışında AR&GE yatırımlarının finansal performansı pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir.
Siyasal pazarlama sürecinde sosyal medya ve elektronik ağızdan ağıza iletişim
Siyasal pazarlama ile hedef kitle ikna edilerek yüksek bir oy oranına ulaşılmaya çalışılmaktadır. Teknolojik gelişmelere her geçen gün bir yenisinin daha eklendiği düşünüldüğünde sosyal medya özellikle pazarlama dünyasında önemli bir aktör olarak görülmektedir. Dolayısıyla siyasal pazarlama çalışmaları kapsamında bir tutundurma aracı olan sosyal medya yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Günümüzde insanların sanal ortamlarda oldukça fazla zaman geçirmeleri nedeniyle ağızdan ağıza iletişim faaliyetlerinin de elektronik ortamlara taşındığı söylenebilmektedir. Bu çalışmanın temel amacı siyasal pazarlama sosyal medya faktörünün seçmen güveni ve sadakati üzerindeki etkileri ile seçmen güveni, sadakatinin elektronik ağızdan ağıza iletişime ve seçmen davranışına etkilerini belirlemektir. Ayrıca çalışmada demografik faktörlere de yer verilmiş olup, bu faktörlerin seçmen davranışı üzerinde anlamlı bir farklılığa neden olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma verileri sosyal medya kullanıcısı 540 kişiye uygulanan elektronik anket neticesinde elde edilmiştir. İstatistik paket programlarında veriler analiz edilmiş, hipotezler yapısal eşitlik modeli ve fark testleri (ikili gruplarda bağımsız örneklem t-testi, üç veya daha fazla gruplu özelliklerde ise tek yönlü anova testi) ile test edilmiştir. Araştırma neticesinde siyasal pazarlama sosyal medya faktörünün seçmen güveni, sadakati ve elektronik ağızdan ağıza iletişime, seçmen güveni, sadakati ve elektronik ağızdan ağıza iletişim faktörlerinin ise seçmen davranışına etki ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca çalışmada cinsiyet, medeni durum, sosyal paylaşım sitesi ve sosyal paylaşım sitesinde siyasi parti/politikacı takibi faktörlerinin seçmen davranışı üzerinde anlamlı bir farklılığa neden olduğu tespit edilmiştir.
Paternalist liderlik ve dönüşümcü liderliğin örgütsel sonuçları
Bu çalışmada lider üye etkileşim teorisi kullanılarak, günümüzde popüler olduğu düşünülen paternalist ve dönüşümcü liderlik özelliklerinin örgütsel vatandaşlık davranışı ve içsel motivasyon üzerine etkisi araştırılmıştır. Bu ilişkilerde moderatör ve aracılık etkisi incelenmiştir. Araştırmada verilerin elde edilebilmesi için anket uygulanmıştır. Anket kamu ve özel sektör çalışanlarına uygulanmış, 292 kişiyle yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiştir. Anketin sonucunda toplanan veriler SPSS 21, PROCESS eklentisi, AMOS 20 programlarında istatistiksel olarak incelenmiştir. Verilerin güvenilirlik analizleri yapılmış, geçerliliklerini test etmek içinde açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri uygulanmıştır. Değişkenlerin birbirleri arasındaki ilişkilerini ölçmek için korelasyon analizi yapılmış, hipotezlerin test edilmesi için regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, paternalist liderlik ve içsel motivasyon ilişkisinin dönüşümcü liderliğin içsel motivasyonla ilişkisinden daha kuvvetli olduğu görülmüştür. Ayrıca paternalist liderlik ve örgütsel vatandaşlık ilişkisinin, dönüşümcü liderlik ve örgütsel vatandaşlık ilişkisinden daha kuvvetli olduğu görülmüştür. Paternalist liderliğin örgütsel vatandaşlık üzerine anlamlı bir etkisinin olduğu ve paternalist liderlik ile örgütsel vatandaşlık arasında içsel motivasyonun aracı değişken olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Dönüşümcü liderliğin örgütsel vatandaşlık üzerine etkisi olduğu fakat bu etkinin anlamlı olmadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca, dönüşümcü liderlik ile örgütsel vatandaşlık ilişkisinde liderle özdeşleşmenin moderatör rolünün olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında paternalist liderlik ve örgütsel vatandaşlık ilişkisinde etkileşimsel adalet ve örgütsel vatandaşlık değişkenlerinin moderatör rolünün olmadığı tespit edilmiştir. Benzer şekilde, dönüşümcü liderlikle örgütsel vatandaşlık ilişkisinde etkileşimsel adaletin moderatör rolü olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Paternalist Liderlik, Dönüşümcü Liderlik, İçsel Motivasyon, Liderle Özdeşleşme, Etkileşimsel Adalet, Örgütsel Vatandaşlık Davranışı.
Quality factors affecting customer satisfaction in accommodation enterprises: A practice on Gumushane University's students
Günümüzde zor rekabet koşullarında faaliyetlerini sürdürmeye çalışan işletmeler, amaçlarına uygun geliştirdikleri politikalar ışığında bir yandan rakipleri karşısında ayakta kalmaya çalışırken aynı zamanda müşterilerini memnun etme çabası içindedirler. Bu çerçevede kalite ve müşteri memnuniyeti kavramlarını özümseyen işletmelerin, müşteri memnuniyetini sağlayabilmeleri ancak hizmet kalitesini karşılayabilmelerine bağlıdır. Her geçen gün büyüyen hizmet sektöründe faaliyet gösteren konaklama işletmeleri de, vermiş oldukları hizmetlerin kalitesini artırmaya yönelik olarak, müşterilerinin şikayet ve beklentilerini çeşitli şekillerde tespit ederek çözüm üretme yollarını araştırmaktadırlar. Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerine barınma hizmeti veren yurt işletmelerinin, sunmuş oldukları hizmet kalitesi unsurları ile bu hizmetlerden faydalanan öğrencilerin memnuniyet düzeyleri arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın örneklemi, Gümüşhane Üniversitesinde okuyan, devlet veya özel öğrenci yurtlarından barınma hizmeti alan üniversite öğrencileri arasından, kız ve erkek öğrenci ayrımı gözetilmeksizin kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen 453 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma verileri yüz yüze anket yöntemi ile toplanmıştır. Servqual ölçeği aracılığıyla toplanan verilerin güvenilirlik ve geçerlilik analizleri SPSS programında yapılarak, değişkenler arasındaki ilişkileri betimlemek için özellikle Yapısal Eşitlik Modeli ile oluşturulan model test edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre öne sürülen tüm hipotezler % 95 güven aralığında kabul edilmiştir. Sonuç olarak, hizmetler temel olarak hemen hemen tüm yurt işletmelerinde yeterli düzeyde sunulurken, fark yaratacak olan sunulan bu hizmetlerdeki kalite düzeyidir.
Kişilik özelliklerinin iş tatmini üzerine etkisi: Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı çalışanları örneği
Günümüz Türkiye'sinde, çalışanların yaptıkları işten üst düzeyde verim alınması için gerekli olan en temel etmenlerden birisi iş tatmini olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu amaç doğrultusunda araştırma kapsamında kişilik özellikleri ile iş tatmini arasındaki ilişki düzeyinin tespit edilmesi üzerinde durulmuştur. Çalışmada beş faktör kişilik özelliği ölçeği ile iş tatmini ölçeği kullanılarak kişilik özellikleri ile iş tatmini arasındaki ilişki düzeyinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla Türkiye'de her il ve ilçede kurulu bulunan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarında farklı pozisyonlarda çalışan 75'i erkek 47'si kadın olmak üzere toplam 122 vakıf personeline anket uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda; sorumluluk, duygusal denge ve dışadönüklük kişilik alt boyutlarının 0,05 önemlilik düzeyine göre anlamsız etkilerinin olduğu, bu üç alt boyutun iş tatmini üzerinde anlamlı bir etkide bulunmadığı, uyumluluk alt boyutunun iş tatminini pozitif yönde ve düşük düzeyde etkilediği, zeka / hayal gücü alt boyutunun ise iş tatminini negatif yönde (olumsuz yönde) orta düzeyde etkilediği sonuçlarına varılmıştır. Sonuç ve öneriler kısmında tavsiyelerde bulunulmuştur.
Alternatif bankacılık kullanımını etkileyen faktörlerin belirlenmesine yönelik bir model çalışması
Uluslararası literatürde İslami bankacılık, faizsiz bankacılık veya alternatif bankacılık olarak isimlendirilen katılım bankacılığı, faiz getirisi elde etmek istemeyen finansal tüketicilerin tercih ettiği bankacılık türüdür. Türkiye'de katılım bankaları 1983 yılından itibaren "özel finans kurumu" adıyla faaliyet göstermeye başlamış, 2005 yılından sonra "katılım bankası" adı altında çalışmaya devam etmiştir. Son dönemlerde bazı kamu bankalarının katılım bankacılığı sektörüne giriş yapması, tahminen sektörün büyümesine katkı sağlayacaktır. O halde bankacılık sektöründe yakın gelecekte önemli bir yere sahip olacağı varsayılan katılım bankları ile ilgili araştırmaların, bu sektörün gelişimine yön vereceği düşünülmektedir. Bu bağlamda araştırmanın amacı, alternatif bankacılık kullanımını etkileyen faktörleri belirlemek ve yeni bir kabul modeli oluşturmaktır. Bu çalışma nicel araştırma desenine sahip olup, veriler TR90 bölgesinde yer alan altı ildeki (Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin ve Gümüşhane) katılımcılardan toplanmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler hem betimsel hem de yapısal analiz tekniklerine göre analiz edilmiştir. Bu analizlerin çözümlenmesinde ise SPSS ve AMOS paket programlarından yararlanılmıştır. Sonuç olarak, katılım bankacılığı kullanımındaki uyumluluk, özel normlar, dış etkiler ve endişe müşterinin algıladığı faydayı olumlu yönde etkilemişken, kolaylaştırıcı koşullar, güven ve öz yeterlilik ise müşterinin algıladığı faydayı olumlu yönde etkilememiştir. Ayrıca katılım bankacılığı kullanımındaki uyumluluk, kolaylaştırıcı koşullar, endişe ve güven müşterinin algıladığı kullanım kolaylığını olumlu yönde etkilemişken, özel normlar, dış etki ve öz yeterlilik müşterinin algıladığı kullanım kolaylığını olumlu yönde etkilememiştir. Ek olarak, katılım bankacılığı kullanımında algılanan kullanım kolaylığı ile algılanan fayda müşterinin tutumunu, müşterinin tutumu niyetini ve müşterinin niyet ise davranışını olumlu yönde etkilemiştir. Anahtar Kelimeler: Alternatif Bankacılık, Katılım Bankacılığı, Kabul Modeli, Faktör Analizi