
543
Arşivlenen Tez
11
DOI Atanmış
2%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Buca killerinin sondaj çamuru olarak kullanımının araştırılması
Yüksek şişme özelliğine sahip olan bentonit, gıda endüstrisinden, ilaç endüstrisine kadar geniş bir alanda kullanılmaktadır. Dünyada ve ülkemizde günümüz sanayisinin gereksinimi olan bentonit ihtiyacının sürekli artması, yüksek rezerve sahip ara tip ve kalsiyum bentonitlerin kullanımını zorunlu hale getirmiştir. Sodyum bentonitler doğal fiziksel özellikleri ile sondaj çamuru olarak kullanılırken, ara tip ve kalsiyum bentonitlerin bu sektörde kullanımı sınırlı olmaktadır. Bu tip bentonitlerin aktive edilerek fiziksel özelliklerinin iyileştirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, Buca kalsiyum bentonitinin farklı oranlarda soda ile aktiflenerek su kaybı ve reolojideki değişiklikler incelenmiştir. Bentonit ile soda belirli yüzdelerde karıştırılarak ve farklı sürelerde bekletilerek yirmi bir farklı karışım hazırlanmıştır. Plastik viskozite, akma noktası, çapı 75 mikron'dan daha büyük kalıntının tayini gibi reolojik özelliklerin aktivasyondaki soda oranı ve bekleme süresi ile değişimi incelenmiştir. Bu kapsamda farklı ticari bentonit örnekleri alınarak sondaj çamuru test yöntemleri ile test edilmiştir. Sonuçlar, TS EN 13500 standardıyla ve diğer ticari bentonit örneklerinin sonuçlarıyla karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Yapılan laboratuar çalışmaları Kimyasal analiz, XRD ve SEM analizleri ile de desteklenmiştir.
Sultan Dağları ve Beyşehir Hoyran naplarının kinematik özellikleri
In the Central Taurides, tectonic slices of the Beyşehir-Hoyran nappes of the Bozkır unit occupy the structurally uppormost position on the autochthons of the Anamas and Sultan Mountains. These tectonic slices of the Bozkır unit crop out in a SE-trending zone between the Beyşehir and Hoyran lakes, and are known as the Beyşehir-Hoyran nappes. These are composed of serpentinites, sole metamorphics represented by amphibolites, huge limestone blocks in sandstone-shale matrix, spilites and olistostromal conglometares. These allochthons thrust over the Lutetian Celeptaş formation that forms the stratigraphically uppermost unit both the Anamas and the Sultan Mountains autochthons made up of platform sequences. The contact of the Beyşehir-Hoyran nappes with the Anamas autochthon is a dextral strike-slip fault striking in NW-SE direction, whereas their contact with the Sultan Mountains autochthon is a thrust fault. This SE-striking dextral strike-slip contact represent a lateral-wall between the Beyşehir-Hoyran allochthons and the Anamas autochthon. Along the boundaries between the Beyşehir-Hoyran nappes and the autochthons the kinematic indicators such as S/C relation, s-clasts and imbrication of beds both in amphibolites of the sole metamorphics, strongly sheared serpentinites and sandstone-shale alternation in the Celeptaş formation clearly indicate a top-SE sense of shearing/movement during the Lutetian nappe emplacement. After the correction of post-emplacement clockwise 40o rotation defined by palaeomagnetic studies in the Central Taurides, The Lutatian emplacement direction of the Beyşehir-Hoyran nappes come to light as E-W with top-E sense of movement.
Üçpınar regülatörü ve hidroelektrik santrali projesinin (Konya) mühendislik jeolojisi
Bu çalışma, Konya ili, Hadim İlçesi sınırları içerisinde, bölgedeki elektrik enerjisi gereksinimini karşılamak amacıyla Gevne Çayı üzerinde yapılması planlanan Üçpınar Regülatörü ve Hidroelektrik Santrali Projesinin Mühendislik Jeolojisi kapsamında karşılaşılabilecek problemleri ve bu problemlerin çözümlerini kapsamaktadır. İnceleme alanındaki yüzleklerde süreksizlik ölçümleri yapılmış, Schmidt çekici ile tek eksenli basınç dayanımları belirlenmiş, kaya birimleri RMR sistemine göre sınıflandırılmıştır. Birimlerin genellikle orta derecede devamlı, çok geniş açıklıklı, orta derecede aralıklı, dalgalı ve düzlemsel pürüzlü süreksizliklere sahip olduğu, orta derecede ayrışmış ve çok eklemli yapı sunduğu, orta-düşük dayanıma sahip, ?zayıf-orta kaya? sınıfında yer aldığı belirlenmiştir. Yapı yerlerinde, iletim hattı ve cebri borunun geçeceği birimlerde, duraysızlık açısından sorun yaratabilecek şevler belirlenmiş ve limit denge analizleri Slope/W programı kullanılarak yapılmıştır. Kayma dayanım parametreleri, RocLab programı ile elde edilmiştir. İncelenen şevlerde herhangi bir duraysızlık sorunu beklenmemekle birlikte, aşırı yağış koşullarının oluşması durumunda, boşluk suyu basıncına bağlı olarak yenilmelerin gerçekleşebileceği, bu nedenle söz konusu bölgelerde, uygun destek sistemlerinin projelendirilerek uygulanması gerektiği belirlenmiştir.
Antalya ili afet riskleri ve afet yönetimi konusu üzerine bir araştırma
BU ÇALIŞMADA TÜRKİYE'DE VE ANTALYA'DA AFET YÖNETİMİNİN TEMEL ESASLARININ ARAŞTIRMASI, İNCELENMESİ OLASI BİR AFET ANINDA YAPILMASI GEREKEN İŞ VE İŞLEMLER, AFET RİSKİ OLUŞTURABİLECEK AFETLERİN ÖZELLİKLERİNİN ARAŞTIRMASI, İNCELEMNESİ VE BU SAYEDE ELDE EDİLEBİLECEK BİLGİLERİN KULLANIMI İLE DE İL VE ÜLKE GENELİNDE AFET YÖNETİMİ İÇİN KATIKA BULUNULMASI AMAÇLANMIŞTIR.
Gelibolu Yarımadası (Çanakkale) tersiyer yaşlı birimlerin stratigrafisi, sedimantolojisi ve kömür petrografisi
Bu inceleme Gelibolu Yarımadası'nda, Tayfur ve Cumalı köyleri çevresinde bulunan kömürlü Paleojen ve Neojen yaşlı formasyonların stratigrafik, sedimantolojik, organik petrografik ve palinolojik özelliklerinin aydınlatılmasını amaçlar. Çalışma alanında, Eosen'den Pliyosen'e kadar devam eden denizel ve karasal ortamların ürünü çökeller yer alır. Bu çökel kayaların içerisinde kömür içeren iki formasyon vardır. Bunlardan birisi Geç Oligosen yaşlı Osmancık Formasyonu, diğeri ise Geç Miyosen yaşındaki Gazhanedere Formasyonu'dur.Kömür örneklerinin petrografik analiz sonuçları benzerdir. Her iki kömür düzeyine ait örneklerin tamamı hüminit maseral grubunca zengin olup (%46-78), egemen maseral gelinitlerdir (%31-65). İnertinit (%4-8) ve liptinit (%2-9) maseral grupları hüminit grubuna göre daha düşük orandadır. Mineral maddeyi ise pirit ve diğer mineraller (kalsit, kil mineralleri ve kuvars) oluşturmaktadır. Hüminit yansıma değerleri %0,502-0,564 arasında değişmektedir. Bu değerler ASTM (American Society for Testing and Materials) (1983) sınıflama sistemine göre alt bitümlü kömüre karşılık gelmektedir.Palinolojik incelemelerin sonucuna göre, iki kömür düzeyine ait örneklerin palinolojik sayım sonuçları farklılıklar göstermektedir. Bu farklılığa bağlı olarak örnekler iki ayrı sporomorf topluğuna (Sporomof Topluluğu A ve B) ayrılmıştır.Geç Oligosen örneklerinden saptanan iklimsel değerler çökelimin sıcak nemli iklim şartlarında gerçekleştiğini göstermektedir. Geç Miyosen örneklerinde ise yıllık yağış miktarı 1000 mm`nin altına düşmektedir. Bu da muhtemelen Geç Miyosen'de oluşan kuraklıkla ilgilidir.İki kömür düzeyine ait iz element konsantrasyonları genellikle benzerdir ancak bazı elementler farklılık göstermektedir. As, U, Mo ve W değerleri Geç Miyosen yaşlı kömür düzeyinden alınan örneklerde yüksek değerlere sahipken Zn, Ni, Y, Cs, Rb değerleri ise Geç Oligosen yaşlı kömür düzeyinden alınan örneklerde daha yüksek değerlere sahiptir.ANAHTAR KELİMELER: Stratigrafi, sedimantoloji, kömür petrografisi, palinoloji.
Pamucakyayla (Kemer-Antalya) yöresi karbonifer çökellerinin organofasiyes özellikleri
Çalışma alanı, Antalya?nın güzey-batısı ve Kemer?in kuzeyinde bulunmaktadır. Bu çalışmada, Pamucakyayla (Kemer-Antalya) bölgesinde bulunan Karbonifer yaşlı kömürlü birimlerinin organik jeokimyasal özellikleri incelenmiştir.Karbonifer yaşlı Pamucakyayla Formasyonu, orta-kalın tabakalı kumtaşı, kiltaşı, marn ve kömürlü seviyelerle karakteristiktir. Uyumlu olarak Devoniyen yaşlıHocanınsuyu Formasyonu üzerine gelir, Permiyen yaşlı Dinek Formasyonu ise uyumsuzlukla üzerinde bulunur. Pamucakyayla Formasyonu farklı seviyelerde ve farklı kalınlıklarda kömür birimleri içerir.Seçilmiş örneklerde Toplam Organik Karbon (TOC) değerleri % 0.01-5.81 arasında değişmektedir. Hidrojen İndeksi (HI) 100-350 mgHC/TOC ve Oksijen İndeksi (OI) 7-94 mgCO?/gTOC (TOC %0.25 değerine dayandırılmıştır) aralığında değerlere sahiptir. Termal olgunlaşma (Tmax) değeri (446-451°C) olgun zonları belirtir (TOC %0.25 değerine dayandırılmıştır). Üretim indeksi (PI) 0.07-0.37 değer aralığındadır. RockEval Piroliz Analiz ve mikroskop incelemeleri sonucunda organik madde birikimi Tip II ve Tip III kerojeni işaret eder.Tüm bu bilgiler doğrultusunda, BC, C ve CD olmak üzere 3 farklı tip organik fasiyes türü belirlenmiştir. Biyomarker özellikleri de bu sonuçları destekler.ANAHTAR KELİMELER: Pamucakyayla, Antalya, Organik Jeokimya, Kömür
Antalya - Mersin arası hızlı tren projesi geçki seçeneklerinin belirlenmesi (1. kısım: Antalya-Ovacık arası)
Diyarbakır (Hani) kireçtaşlarının mühendislik jeolojisi ve doğal yapı taşı olarak kullanılabilirliğinin araştırılması
Diyarbakır İlin'in kuzeydoğusunda ve Hani İlçesi güneyinde bulunan kireçtaşlarının mühendislik jeolojisinin ve doğal yapı taşı olarak kullanılabilirliğinin incelenmesi amacıyla yörede bulunan üç adet taş ocağında elde edilen kaya numuneleri üzerinde laboratuar çalışmaları yürütülmüştür. Çalışmanın ilk aşamasında ruhsat sahası ve ocakların içerisinde yürütülen arazi çalışmaları ile kireçtaşlarının stratigrafik ve yapısal özellikleri araştırılmıştır. Bu aşamada, Hani kireçtaşı açık ocakları üretim şev aynaları üzerinde yürütülen detay süreksizlik ölçümleri ile kayaç içerisinde egemen olan ve blok kireçtaşı üretimini etkileyen süreksizlik düzlemlerinin genel özellikleri olan konumları, çatlak ara uzaklıkları ve sıklıkları belirlenmiştir. Bu çalışma sonucunda Hani kireçtaşlarının az süreksizlik düzlemi içeren masıf kayaçlar olduğu saptanmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasında, ocaktan alınan kaya bloklarından elde edilen numuneler üzerinde yürütülen laboratuvar deneyleri ile Hani kireçtaşlarının mineralojik, fiziksel ve mekanik özellikleri saptanmıştır. Mikroskobik incelemeler sonucunda istiftaşı olduğu saptanan kayacın görünür porozitesinin yüzde 3,30-3,48, birim hacim ağırlığının ise 2,45-2,47 gr/cm3 aralığında değiştiği belirlenmiştir. Kuru tek eksenli basınç direnci 1576 kg/cm2 olan kayacın direncinin, genellikle birbirlerine paralel konumlu kapalı kılcal süreksizlik düzlemlerine paralel yükleme koşullarında, belirgin oranda düştüğü ve anizotrop bir özellik taşıdığı belirlenmiştir. Son aşamada kireçtaşlarının değişik çevresel ayrıştırıcı koşullar altındaki davranışlarının ve durabilitelerinin belirlenmesi amacıyla kaya örnekleri ıslanma-kuruma, donma-çözülme, sodyum sülfat ve magnezyum sülfat tuz kıristallenmesi hızlandırılmış ayrıştırma deneylerine tabi tutulmuş ve bu koşulların kayacın üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Ayrıca Hani kireçtaşlarının durabilitesi, doygun-kuru tek eksenli basınç direnci oranı yöntemi ile belirlenmiştir.
Katrandağ (Emet-Kütahya) Pb-Zn-Ag cevherleşmesinin cevher petrografisi, parajenezi ve zonlanması
Katrandağ Pb-Zn-Ag cevherleşmesi, Kütahya ilinin Emet ilçesine bağlı Katrandağ Mahallesi' nde yer almaktadır. Jeolojik konum bakımından Batı Anadolu' da Afyon Zonu içerisinde yer alan Eğrigöz plütonu ve bunun üzerinde bulunan çatı askısı içerisinde yer almaktadır. Bu çalışmada muhtemel Ag içeren hidrotermal damar tipi Katrandağ Pb-Zn cevherleşmesi, plüton ile çatı askısı arasında gelişen skarn tipi mineralizasyon, bunun altında yer alan Eğrigöz graniti içerisinde gelişen damarcık tipi mineralizasyonlar ve bu cevherleşmelerin birbirleri ile olan ilişkileri incelenmiştir. Katrandağ Pb-Zn-Ag cevherleşmesinin konak kayaları stratigrafik dizilişi alttan üste doğru Eğrigöz graniti, Simav Metamorfiklerine ait şistler ve Balıkbaşı Formasyomnuna ait dolomitik kireçtaşıdır. Birbiri ile uyumsuz dokanağa sahip Simav Metamorfiklerine ait şistler ve Balıkbaşı Formasyomnuna ait dolomitik kireçtaşı çalışma alanında Eğrigöz graniti üzerinde çatı askısı şeklinde bulunmaktadır. Bu üç farklı birimde; granit içinde ince sülfidli damar / damarcık tipi cevherleşme, şist ve dolomitik kireçtaşından oluşan çatı askısı ile granit dokanağında az yoğunlukta gelişmiş mineralize skarn kontağı ve bunun üzerindeki çatı askısı içerisinde ise gelişmiş damar tipi cevherleşme gözlenmektedir. Granit içerinde ve ince skarn zonunda sülfidli gözlenen mineralizasyon Pb-Zn-Ag cevherleşmesi açısından fakirken, Simav Metamorfikleri' ne ait şistler ve Balıkbaşı Formasyomnu' na ait dolomitik kireçtaşından oluşan çatı askısı içerinde gelişmiş damar tipi cevherleşmesinde zenginleştiği gözlenmektedir. Anahtar kelimeler: Tavşanlı Zonu, çatı askısı, skarn, Eğrigöz Plütonu, damar tipi cevherleşme
Çamtepe Köyü (Menderes-İzmir)çevresindeki ortaç sülfidasyon cevherleşmesi ve alterasyon verilerinin incelenmesi
Batı Tetis Metalojenik Kuşağında yer alan Bornova Filiş Zonu içindeki Seferihisar yükseliminde bulunan Çamtepe Köyü çevresinde gerçekleştirilen çalışmalarda, Üst Kretase-Paleosen yaşlı İzmir-Ankara zonu birlikleri ve Neojen yaşlı volkanitler gözlenmiş ve ayırtlanmıştır. Çalışma alanındaki İzmir-Ankara zonu kayaçları başta filiş fasiyesini temsil eden kumtaşı-şeyl ardalanması olmak üzere spilit-diyabaz, granodiyorit, kireçtaşı ve serpantinit bloklarından oluşmaktadır. Düzensiz sokulum yapan riyolit daykları ve hornfels fasiyesi, bölgedeki Neojen litolojilerini oluşturmaktadır. KKB-BKB ve KKD doğrultularında uzanan riyolit daykları bu bölgede saptanmış cevherleşmeler ve zuhurlarla yakından ilişkilidir. Çamtepe Bölgesi, çalışma alanının batı bölgesinde genel olarak ağsal doku sunan Fettahdallığı Cevherleşmesi ile doğu bölgesinde kabuksu-kolloform, kokart ve tarak dokuları sunan Efemçukuru Yatağı arasındadır. Çamtepe Bölgesi, Kocasakız-Çayırcık Mevkii'den bazı el örneklerinde makro olarak bantlı kalsit damar dokuları ve levhamsı kalsit kümelerinin yanı sıra mikro ölçekte kolloform, kokart ve kafes dokularının olduğu gözlenmiştir. Yüksek derecede bozunan kayaçlardan alınan örneklerde gözlenen ana sülfit cevher mineralleri bolluk sırasına göre, pirit, kalkopirit, sfalerit ve galen olup, gözlenen yaygın gang mineralleri kuvars ve kalsittir. Ek olarak, muhtemel süperjen evrede meydana gelen serüzit, siderit ve malakit gibi mineraller gözlenmektedir. Ayrıca, oksidasyon zonuna bağlı olarak ikincil kökenli kalkozin-kovellin, Fe-oksit (hematit, götit, limonit) ve Mn-oksit (pirolüzit, manganit) mineralizasyonu gözlenmektedir. Arazide geniş yüzlekler veren kil mineral topluluklarını görmek mümkün olmamıştır. Bununla beraber, ince kesitlerde kuvars-serizit ve kil alterasyonları göze çarpmaktadır. Araziden alınan örneklerden taşınabilir XRF cihazı kullanılarak kimyasal analiz ve TerraSpec cihazı kullanılarak spektral analiz çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Hidrotermal alterasyon çalışmaları kapsamında montmorillonit başta olmak üzere yer yer kaolinitinde bulunduğu olası bir arjilik alterasyon zonu varlığı yorumlanmıştır. Taşınabilir XRF cihazı analiz sonuçları önemli bir jeokimyasal anomaliye işaret etmemektedir. Ancak, bizmut değeri neticesinde kalkopirit-pirit mineralizasyonu için potansiyel alanların oluşmuş olması durumu düşünülebilir. Daha duraysız olan Zn elementinin örneklerdeki değerlerinin kısmen yüksek olması da ortamın asidik olduğuna işaret edebilir. İncelenen alandan alınan örneklerin ısı kaynağına uzak bir bölgede gelişen bir cevherleşmeyle benzeştiği söylenebilir. Sonuç olarak, Çamtepe Bölgesi'nde gerçekleştirilen çalışmalar, düşük-ortaç sülfidasyonlu epitermal sistemlerin üst kotlarında gözlemlenen olası veriler ile örtüşebilecek bir yapıya işaret ediyor olabilir. Çalışma sahasının potansiyelinin net olarak ortaya konulması, kanvansiyonel jeokimyasal yöntemlerle desteklenen detay araştırmalarla mümkün olabilir.
Eldivan (Çankırı) dolayındaki derin dolaşımlı suların jeotermal kaynaklarla ilişkisinin tektonik açıdan incelenmesi
Enerji ihtiyacının dünya ölçeğinde en büyük problemlerden biri olduğu gerçeği göz önüne alındığında, bu yönde yapılan çalışmaların artırılması ve fakat bu çalışmaların doğa dostu, sürdürülebilir ve yenilenebilir olması da tercih edilmektedir. Bu üç parametreyi ve bunun yanında birçok avantajı bünyesinde barındıran jeotermal enerji, bilinen alternatif enerji kaynaklarının başında gelir. Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de enerji ihtiyacı en büyük problemler arasındadır. Ülkemiz fosil yakıtlar bakımından da oldukça zengin alanlara sahip olmakla birlikte, bu durum yetersiz gelmekte ve hala dışa bağımlı bir pozisyonda bulunmaktadır. Ülkemizin tektonik yapısı ve volkanik aktiviteleri göz önüne alındığında ortaya jeotermal enerjinin büyük bir potansiyeli olduğu çıkmakta, ülkemizin dört bir yanına dağılmış, sığ ya da kaynak şeklindeki kaplıcalar da bunu ispat etmektedir. Nitekim Kızıldere (Denizli) jeotermal sahası da bu yönde umutlandırıcı yüksek bir sıcaklığa sahiptir. Bir jeotermal sistemin gelişebilmesi için başlıca parametreler sıcaklık kaynağı, ısı transfer, saylayabilecek bir akışkan, bu akışkanı içerisinde barındırabilecek fiziksel özelliklere sahip bir birim ve bu birimin üzerinde geçirimsizliği sağlayacak bir örtü birim ve son olarak bu akışkanın ısı transferi için hareketini sağlayacak mekanizma (tektonizma) gerekmektedir. Dolayısı ile jeotermal çalışmalar için seçilecek bölgelerde volkanik ve tektonik aktiviteler oldukça önemli ve bunun yanında stratigrafik dizilim ve birimlerin fiziksel özellikleri de göz önünde bulundurulması gereken parametrelerdir. Çalışma alanı, Türkiye'nin tektonik açıdan en aktif bölgesi olan Kuzey Anadolu'da KAFZ'a oldukça yakın bir bölgede yer almaktadır. İzmir – Ankara – Erzincan zonu boyunca yer alan metamorfik birimlerin bölgedeki eşlenikleri, çalışma alanında en yaşlı birimi oluşturmaktadır. Kretase sonunda meydana gelen Sakarya kıtası ile Kırşehir masifinin çarpışması ile oluşan Eldivan ofiyolitlerinin bölgeye yerleşimi bazen kendi içerisinde meydana gelen bindirmelerle ve bazen de daha genç birimlere yaptığı gelen bindirmelerle olmuştur. Bu bindirme faylarının izleri arazide oldukça net olarak gözlemlenmektedir. Çalışma alanındaki tüm birimlerden tabaka ve çatlak ölçümleri alınmış, fay çizikleri ve düzlemleri saptanmış ve bununla ilgili ayrıntılı değerlendirmeler yapılmıştır. Jeotermal arama çalışmaları genel olarak düşük sıcaklıklı ya da maden suyu içeren bir kaynağın olduğu bölgede detaylı araştırması ile başlamaktadır. Bu sebeple hidrojeokimya çalışmaları yapılmış ve çalışma alanı içerisinde ve çevresinde kimyasal içeriği ve sıcaklığı bakımından jeotermal emare taşıyabilecek kaynaklardan numune alınmıştır. Bu numunelerin hidrojeokimyasal analizleri ve yorumlanması sonucu 1 ve 3 numaralı DES noktalarında yakın olan GÖZDÖKEN numunesinde yüksek kondüktivite değerlerine rastlanılmıştır. Jeotermal arama çalışmalarında en çok kullanılan jeofizik yöntemlerden biri olan elektrik rezistivite ölçümleri alınmış ve belirlenen hatlar boyunca doğal potansiyel çalışmaları yürütülmüştür. Elektrik rezistivite çalışmaları ile 1500m'e kadar düşey elektrik sondajlar yapılmış ve burada jeotermal emareler gözlemlenmiştir. Yine bu rezistivite verileri ile bölgenin stratigrafisi karşılaştırılarak birimlerin kalınlıkları tahmin edilmiş ve böylece jeotermal üretim sondajı için en uygun bölge belirlenmeye çalışılmıştır. Yapılan hidrojeokimyasal analiz, 17 düşey elektrik sondaj, 2 profil SP ve arazi gözlemleri büro çalışmaları ile sonlandırılmış ve sonuç olarak arazinin güney doğusundaki 3 numaralı DES noktası uygun sondaj yeri olarak önerilmiştir.
Bitlis Regülatörü ve HES proje alanının mühendislik jeolojisi özelliklerinin belirlenmesi
Günümüzde artan enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla büyük barajların yerini, nehir tipi hidroelektrik santraller (HES) almaya başlamıştır. Her mühendislik projesinde olduğu gibi, bu tip yapıların yer seçiminde maliyet – emniyet/güvenlik – zaman – estetik/çevre parametreleri göz önünde tutulmalıdır. Bitlis çayı üzerinde yapılması planlanan "Bitlis Regülatörü ve HES Projesi" bunlardan bir tanesidir. Bu tez kapsamında, proje alanında temel mühendislik jeolojisi çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Sanat yapılarının yer alacağı birimlerde süreksizlik analizleri ve kaya kütle sınıflamaları yapılmıştır. Ayrıca 9 adet etüd sondajı açılmış ve zeminlerin taşıma güçleri hesaplanmıştır. Tünel portallarının olası yenilme riskleri kinematik analiz yöntemiyle irdelenmiştir. Proje alanında olduğu gibi, sert bir morfolojiye ve yüksek eğime sahip, taşıma sorunu olmayan arazilerde; tercih edilen yüksek eğimli şevlerin duraylılıklarının jeolojik ve jeoteknik parametrelerce kontrolünün önemi ortaya konmuştur.
2-boyutlu rezistivite yöntemi kullanılarak karstik aktivite belirlenmesi
Aşınmaya karşı direnç gösteremeyen ve kolay eriyebilen kayalardan oluşan bölgeler karstik araziler olarak tanımlanmakta ve yüzey çöküntüleri veya kayaçların içerdikleri küçük ya da büyük ölçekli erime boşlukları ile karakterize edilmektedirler. Bu boşlukların oluşumu ve genişlemesi, yapılaşma ve altyapı çalışmaları açısından büyük tehlike oluşturmakta, bu sebeple, karstik boşlukların yerlerinin ve boyutlarının belirlenmesinin ülkemiz açısından önemli bir konu olduğu düşünülmektedir. Jeofiziksel çalışmalar, günümüzde jeolojik yapıların sınırlarını belirlemede büyük kolaylık sağlamaktadırlar. Yüzey jeofiziği yöntemleri yakın yüzey profilini ve zemin özelliklerini belirlemek için başarıyla uygulanabilmektedir. Yeraltı yakın yüzey profilini belirlemek için uygun olan ve yaygın olarak kullanılan tekniklerden en önemlisi elektrik özdirenç yöntemidir. Elektrik özdirenç yöntemi ile yakın yüzey profilleri kolaylıkla elde edilebilmekte, çatlaklı, boşluklu bölgeler ve bozunmuş bölgeler kolaylıkla tespit edilebilmektedir. Bu tez kapsamında Akdeniz Üniversitesi kampüs alanında ve Antalya'nın Kepez ilçesinde yer alan Masa Dağı bölgesinde uygulanan 2-boyutlu elektrik özdirenç ölçümleri ile zeminlerin yakın yüzey profilleri belirlenmiştir. Akdeniz Üniversitesi kampüs alanı örtülü bir yüzeye sahip olduğundan burada yapılan ölçümler, sismik yöntemler ve düşey elektrik sondajı verileri ile karşılaştırılmıştır. Bölgede beş farklı noktada ölçüm gerçekleştirilmiştir. Masa Dağı bölgesi ise topoğrafik enine kesiti açık olarak görülen bir alan olduğundan bölgede yapılan ölçümler sadece düşey elektrik sondajı verileri ile karşılaştırılmış, aynı zamanda elektrik özdirenç kesitleri arazi görünümü ile çakıştırılabilmiştir. Masa Dağı bölgesinde iki bölgede ölçüm gerçekleştirilmiş ve elde edilen elektrik özdirenç değerleri ile yeraltı boşluğunun varlığı tespit edilebilmiştir. Anahtar Kelimeler: İki boyutlu elektrik özdirenç yöntemi, Düşey elektrik sondajı, Sismik kırılma yöntemi, Karstik arazi
Antalya kumsallı kıyılarının jeolojik oluşumu ve dokusal özelliklerinin incelenmesi
Bu tez çalışmasında Antalya ili merkezinde yer alan Konyaaltı ve Lara plajlarının sedimantolojik dokusu incelenmiştir. Türkiye'nin güneybatısında Toroslar'ın hemen güneyinde yer alan Antalya çok sayıda uzun kumsallı kıyıya sahiptir. Bu alanların oluşumu ve sedimantolojik özellikleri ile ilgili olarak ise yeterli sayıda çalışma bulunmamaktadır. Bu tez çalışmasıyla plajların dokusal özelliklerinin aydınlatılması ve kıyılarda etkili olan hidrodinamik koşullar ile etkileşiminin araştırılması amaçlanmıştır. Konyaaltı ve Lara plajları kıyıya paralel olacak şekilde 250 m aralıklar ile bölünmüştür. Her bölümde kıyıya dik olacak şekilde 20 m aralıklar ile tekrar bölümleme yapılmıştır. Bu sonucunda toplam 100 adet örnek alınmıştır. Örnekler üzerinde dokusal parametreler hesaplanarak kıyıya paralel ve dik yönde değişimleri incelenmiştir. Konyaaltı plajında ortalama tane boyu -3,71 ϕ ile 0,82 ϕ (orta çakıl-kaba kum) aralığında değişmektedir. Ayrıca plaj üzerinde tane boyu 8 cm çapına ulaşan çakıllar bulunmaktadır. Alınan örneklere göre plajda genellikle orta derecede boylanma söz konusudur. Lara plajında ise ortalama tane boyu -0,43 ϕ ile 1,81 ϕ (kaba-ince kum) arasında değişmektedir. Lara plajında boylanma ise genellikle kötüdür. Her iki plajda da kıyı boyunca görülen akıntıların ve dalga rejiminin mevsimlere bağlı olarak değişmesi ile birlikte, plajlarda oluşan morfolojik birimlerde değişimler meydana gelmektedir. Bunların dışında ise plajlar literatürde var olan sınıflamaya göre isimlendirilirse, Lara plajı kum çakıl karışık plaj sınıfına girer. Konyaaltı plajı için ise yeni bir sınıfa ihtiyaç duyulmaktadır.
Çarıksaraylar (Şarkikaraağaç-Isparta) kuzeyinin jeolojisi ve kurşunlu barit yatakları
Şarkikaraağaç-Çarıksaraylar yöresinde Paleozoyik ile Senozoyik arasında değişik yaşlı kaya birimleri bulunur. En altta Çaltepe ve Kocakızıl Kireçtaşı Üyelerine ayırtlanmış Sultandede Formasyonu, onun üzerinde de açısal uyumsuz olarak Hacıalabaz Formasyonu yeralır. Bölgede KB-GD doğrultusunda km'lerce uzanan lateritleşmiş doleritler Jura öncesi yaşlı olup, bütün bu birimlerin üzerinde ise Kuvaterner yaşlı alüvyonlar bulunmaktadır. Bölgede; silisli demir ve kurşunlu barit olmak üzere konumları ve kökenleri farklı iki ayrı cevherleşme gözlenmiştir. Bunlardan kurşunlu barit cevherleşmesi bugün için çok daha önemlidir. Sahadaki silisli demir cevheri, doleritlerin ayrışmasıyla oluşmuş olup, dolomit arakatkılı kireçtaşlarının tabanında katman şeklinde yeralmaktadır. Demirli lateritlerin analiz sonuçlarına göre, Si ve Fe miktarının fazla, Al miktarının ise, daha az olduğu tespit edilmiştir. Galenli baritler, Sultandede Formasyonu içerisindeki metasedimentler, kalkşistler, Çaltepe Üyesindeki dolomitler ile kireçtaşları arasında ve dokanaklarında yeralırlar. Damar, çatlak dolgusu, mercek ve katmansı şekillerde yataklanan kurşunlu baritler, KB-GD doğrultulu, GB ve KD'ya eğimlidir. Yataklarda barit dışında galen, sfalerit, kalkopirit, pirit, fahlerz, neodijenit, kalkosin-kovellin, serüzit-anglezit, limonit, manganez, hematit, malakit ve azurit mineralleri bulunur. Gang mineralleri ise, dolomit, siderit, kalsit ve kuvarstır. Dikmen Tepe Cevherleşmesinin galenlerinde Ag miktarı 56-58 gr/ton, As ise 110 ppm'e ulaşan değerlerde bulunur. Kurşunlu baritlerin hidrotermal çözeltilerden kaynaklanmış, mezotermal tipte bir yatak olduğu düşünülmektedir.
Ermenek havzası - Görmel baraj yeri ile kuvvet tünel güzergahının mühendislik jeolojisi incelemesi
Trabzon - Erzurum karayolu Kopdağı 1 ve Kopdağı 2 tünel güzergahları mühendislik jeolojisi ve jeoteknik incelemesi
Balçova kaplıcalarının (İzmir) jeokimyasal özellikleri ve alanın jeotermal enerji kaynakları
Döşemealtı (Antalya kuzeyi) dolayının jeolojisi ve travertenlerin özellikleri
Finike yöresi (Batı Toroslar) limra mermerlerinin jeolojisi ve ekonomik potansiyeli
Bu çalışmada, Finike Turunçova bölgesinde yer alan limra mermer düzeylerinin stratigrafik konumunun ortaya konulması, fasiyes değişimlerinin saptanması, açık işletme ve yeraltı işletmesine ait jeolojik ve üretim özelliklerinin incelenmesi, üretim açısından en verimli düzeylerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Radiolitlere ait incelenen örnekler sonucunda limra mermerlerin yaşı Santoniyen-Kampaniyen olarak kabul edilmiştir. Limra mermer düzeylerinde istiftaşı fasiyesi, çamurtaşı fasiyesi, yüzertaş fasiyesi, vaketaşı fasiyesi, vaketaşı-istiftaşı fasiyesi olmak üzere 5 adet fasiyes tanımlaması yapılmıştır. Bu tanımlamalara dayanarak limra mermerlerinin 8, 9 ve 10 no'lu standart mikrofasiyes kuşaklarında (SMF8, SMF9, SMF10) yer aldığı saptanmıştır. Tanımlanan bu standart mikrofasiyes kuşakları limra mermerlerinin açık deniz karbonat düzlüğü ortamında oluşturduğunu göstermektedir. Elde edilen veriler doğrultusunda limra mermerleri alt orta ve üst bölüm olmak üzere üç bölüme ayrılmıştır. 13,9 m yüksekliğe sahip olan vaketaşı fasiyesinin baskın olarak gözlendiği alt bölüm üretim açısından en verimli olan düzeyleri içermektedir. 37,2 m yüksekliğe sahip olan orta bölümde baskın olarak istiftaşı fasiyesi gözlenmiştir. Fosil içeriği ve silis konsantrasyonlarının arttığı ve intraformasyonel düzeylerin yoğun olduğu bu bölümde üretim verimi alt bölüme göre daha azdır. 23,6 m yüksekliğe sahip olan üst bölümde genel olarak yüzertaş fasiyesi hakimdir. Bu bölüm dekapaj alanı olarak tanımlanmıştır. Rudistli düzeylerin, karstik boşlukların ve intraformasyonel düzeylerin yoğun olması stratigrafik açıdan bölgenin yer altı işletmesine uygun olmadığını göstermektedir.
Banaz fayı'nın (Uşak) kinematik analizi ve aktif tektoniği kinematik analizi
Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu Fay Zonları boyunca Anadolu Bloğunun batıya olan kaçışı, Batı Anadolu'daki birçok neotektonik yapının oluşmasında ana etken oluşturmaktadır. Akşehir Simav Fay Sistemi KB-GD uzanımlı birçok fayın oluşturduğu Batı Anadolu'nun neotektonik yapılarından ve en önemli sismojenik zonlarından birisidir. Banaz Fayı yaklaşık 32 kilometre uzunluğu ile Akşehir – Simav Fay Sistemi içinde yer alan diri bir segmenttir ve Banaz Fayı'nın üretebileceği maksimum deprem büyüklüğünü 6.82 olarak hesaplanmıştır. Banaz Fayı, özellikle Baltalı ile Yeşilyurt arasında doğrusal bir geometriye sahipken ve kuzeydoğuya eğimli iken, Yeşilyurt ile Kızılhisar arasında doğuya kavis yapan bir yay geometrisi sunar. Tez çalışmalarında toplanan saha verilerine göre ise, Banaz Fayı'nın Baltalı ile Yeşilyurt arasında, özellikle Comburt vadisi boyunca K60°-70°B doğrultusunda devam ettiği yaklaşık 15 km'lik kuzey bölümü boyunca fay düzlemlerinden toplanan kinematik ölçümlerin paleostress analizleri, fayın bu bölümünün yaklaşık KB-GD yönlü sıkışma ve KD-GB yönlü genişleme kuvvetleri etkisi altında sağ yönlü doğrultu atımlı çalıştığına işaret etmektedir. Bununla beraber, tez çalışmaları, Banaz Fayı'nın Yeşilyurt – Kızılhisar mevkii arasında kalan 17 km uzunluğundaki doğuya eğimli bölümünün ve doğrultuları K-G ile K60°D arasında değişen doğrultulara sahip kolları üzerinde KD-GB, D-B ve KB-GD çok yönlü (multidirectional extension) genişlemeli tektonizmanın varlığına ve fay kollarının eğim/oblik atımlı normal hareketine işaret etmektedir.
Salihli yöresi traverten yataklarının fasiyes analizi ve ekonomik potansiyeli
Çalışma, Salihli yöresi traverten yataklarının mikrofasiyes değişimlerini inceler. Bu kapsamda Dombaylı ve Kızılhavlu köylerinde işletilen, ticari adlarıyla ?Medium?, ?Noçe? ve ?Trabej? tipi travertenlerin karbonat yapılarının ve fasiyeslerinin belirlenmesi ve istifin stratigrafisinin çıkarılması amaçlanmıştır.Çalışma alanında farklı traverten tipi düzeylerin oluşmasını sağlayan karbonat yapılar, mikritik yapılar ve fasiyesleri, spar yapılar ve/veya fasiyesleri, çalı yapıları ve fasiyesleri, biyolojik yapılar, gözenekler, katman-lamina yapıları ve diğer yapılar ve/veya fasiyesler olarak sınıflandırılmıştır. Mikrit yapılar: pıhtı mikrit, mikrobiyal mikrit, onkoidal küme; spar yapılar: algal mikrospar küme, algal spar küme, spar kabuk, pıhtı mikrit arası spar, çalı içi spar, spar karbonat kırıntı; çalı yapıları: hasır telek tüy, spar telek, küme çalı, yüksek yapılı bitki spar telek ve telek-tüy çalı, biyolojik yapılar: yüksek yapılı bitkiler, gastopodlar, ostrakodlar, charophitler, onkoidler, diğer yapılar: intraklast, dışkı pellet, algal top, kırıntılı karbonat fasiyesidir. Gözenekler; büzülme ve gaz boşlukları, çatı arası boşluklar ve organizma içi boşluklardır. Katman-lamina yapıları istifteki mikrit ve spar yapılardan oluşan düzeylerdir.İstifin en alt seviyesi olan ?Medium? tipi traverten düzeyi kıyaya çok yakın, çok sığ göl kenarı fasiyesini (litoral) yansıtırken, istifin üst-orta seviyesi olan ?Noçe? tipi traverten düzeyi, kıyaya yakın, durgun, bağıl olarak daha derin bir göl kenarı ortamını (litoral-sublitoral) düşündürür. İstifin en üst seviyesini oluşturan ?Trabej? tipi düzeyler ise traverten çökelim ve doku özelliklerine uygun katmanlar içermekte ancak kireçtaşı-killi kireçtaşı özelliği göstermektedir. Bu durum, birikim alanının kapanmaya başladığını, ortamının yaygın-durgun sığ göl ortamına dönüştüğünü anlatabilir. Karbonat fasiyeslerin istif içinde düzenli-düzensiz ardalanmaları, göldeki ani sığlaşma-kuruma belirtileri, gölün su seviyesinin değiştiğini ve göl tabanının olasılıkla tektonik etkilerle çöktüğünü düşündürür.
Türkiye'de üretilen önemli serttaşların mineralojisi ve petrografisi
Türkiye'de Üretilen Önemli Serttaşların Mineralojisi Ve Petrografisi adlı yüksek lisans tez konusu kapsamında 25 adet farklı serttaş örneği incelenmiş ve bilimsel olarak adlamaları yapılmıştır.Çalışmaya konu olan serttaş örnekleri, İzmir ve İstanbul' da düzenlenen uluslar arası mermer fuarlarına katılan firmaların sektöre tanıttıkları taşlardır. Örneklerin belirlenmesindeki kriterler, taşın halen işletiliyor ve satışının devam ediyor olmasıdır. Örnekler, imkanlar dahilinde ocaklardan bazen de taşı işleyen fabrika ve işletmelerden temin edilmiştir.Daha sonra, ince kesitler hazırlanmış ve analizler için taşlar öğütülerek uygun boyutlara getirilmiştir. Radyonüklit aktivite deneyleri yapılmış, bazı taşların deney sonuçları daha önceki çalışmalardan temin edilmiş ve bu sonuçlara tezde yer verilmiştir. Kimyasal analizler ve mineralojik incelemeler sonucunda taşların bilimsel adlamaları yapılmıştır. Mineralojik incelemelerle beraber taşların mineral bileşimleri ve yüzdeleri tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, ilgili diyagramlarda değerlendirilerek taşların bilimsel adları tanımlanmıştır.Ticari olarak satışa sunulan taşların adları ile bilimsel adları çoğunlukla uyumlu değildir. Sektörde granit olarak adlandırılan kayaçların, analizler sonucunda, granodiyorit, kuvars ? monzonit, kuvars ? siyenit hatta kuvars ? diyorit porfir vb. tanımlara dahil olduğu görülmüştür. Andezit ve bazaltların, genelde bilimsel adları ile uyumlu adlandırıldıkları ortaya çıkmıştır. Ticari olarak diyabaz adıyla satılan kayaçlarda bu çalışma sonucunda mikrogabro olarak tanımlanmışlardır.Anahtar sözcükler: Serttaş, granit, andezit, bazalt, diyabaz, mineraloji
Gökçeyayla ile Akhisar köyleri (Han-Eskişehir) arasında kalan grafit yataklarının jeolojisi, mineralojisi ve jeokimyasal özellikleri
Eskişehir İli Han İlçesi Gökçeyayla, Akhisar ve Peçene ve çevresinde yapılan bu çalışmada metamorfik kayaçlar içerisindeki grafitler incelenmiştir. Gelişmiş ülkeler tarafından kritik hammaddeler içerisinde yer alan grafitlerin; 1960'lı yıllarda işletilen grafit ocağının yeni teknoloji ile jeolojik ve jeokimyasal özellikleri ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışma alanının temelinde yer alan Paleozoik yaşlı Afyon Metamorfitleri yer almaktadır. Bu metamorfik istif içinde ince ve orta kalınlıkta koyu siyah renkli değişik karbon oranları içeren amorf grafit oluşumları bulunmaktadır. Afyon Metamorfikleri üzerinde uyumsuz olarak gelen Triyas yaşlı Çakmak Kuvarsiti ve Loras Formasyonu bulunmaktadır. Bunun üzerinde uyumsuz olarak Miyosen yaşlı Gebeceler Formasyonu ve yine uyumsuz olarak Seyrediler İgnimbiriti yer almaktadır. İnceleme alanının en genç birimlerinin Kuvaterner yaşlı Alüvyon birimleri oluşturmaktadır. Arazi çalışmaları inceleme alanında 3 farklı lokasyonda yürütülmüştür. Bu lokasyonlar Ataklı Deresi, Elma Deresi ve Kezban Alanından oluşur. Arazi çalışmaları sırasında grafit içeren kayaçlar ve bunun çevresinde bulunan yan kayaçlardan toplam 35 tane örnek alınmıştır. Amorf grafit örnekleri arasından seçilen 10 örnek üzerinde minerolojik - petrografik incelemeler kapsamında; Polarizan Mikroskop, X ışınları difraktoramı (XRD), Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM/EDX) ve Raman Spektromu incelemeleri yapılmıştır. Ayrıca bu örnekler üzerinde jeokimyasal analiz çalışmaları yapılmıştır. Bu kapsamda örneklerin Ana Oksit, İz ve Nadir Toprak Element (REE) Analizleri ile Duraylı İzotop (δ13C, δ18O) analizleri yapılmıştır. Polarizan Mikroskop incelemelerinde özellikle mermer örneklerinde mikro kırık ve çatlaklar içerisine grafitin yerleşmiş olduğu belirlenmiştir. XRD incelemelerinde 3.34 ve 2.12 pik değerleri bulunmuştur. SEM/ EDX incelemeleri Agf 3 ve Agf 11 örnekleri üzerinde yapılmıştır. EDX analizlerinde Agf 3 örneğinde karbon içeriği %44.05, Agf 11 örneğinde karbon içeriği % 56.23 olarak bulunmuştur. Raman spektorumu çekimleri sonucunda grafitlere ait pikler D bantı 1343, G bandı 1574, ve 2D bandı 2679 pik değerleri bulunmuştur. Jeokimyasal incelemeler kapsamında Ataklı Deresi, Elma Deresi ve Kezban Alanı Lokasyonlarından alınan amorf grafit içeren kayaçların analiz sonuçlarına göre tüm bölgelerde SiO2 içeriği ( 39.98 - 90.16 wt%) en yüksektir. SiO2 içeriğinin artmasına karşılık diğer ana oksit içeriklerinin azaldığı gözlenmiştir. Karbon içeriği (CM) Ataklı Deresi Lokasyonunda 8.59 wt% ile en yüksek içeriğe sahiptir. İz element içeriklerine göre Rb, Sr, U ve Zr içeriklerinin diğer iz elementlere göre tüm bölgelerde daha zenginleştiği gözlenmiştir. Ayrıca örümek diyagramlarına göre nadir toprak element (REE) içerikleri incelendiğinde Eu'un negatif anomali verdiği görülmüştür. Son olarak δ13C duraylı izotop analiz Anahtar Kelimeler: Afyonkarahisar, Amorf Grafit, Jeokimya, Duraylı İzotop, XRD, Raman Analizi
Tuzlukçu-Akşehir (Konya) bölgesi jeotermal sularının hidrojeokimyasal özelliklerinin belirlenmesi
Bu araştırmada, Konya İli-Tuzlukçu ilçesi ve çevresinde yer alan 3 adet termal su ve 7 adet soğuk su örneğinin hidrojeokimyası ve kullanım özellikleri incelenmiştir. Loras formsayonu ile Halıcı formasyonu (Kurşunlu Kireçtaşı üyesi) bölgedeki jeotermal sular için rezervuar kayaç özelliği sunmaktadır. Analiz sonuçlarına göre; termal su örneklerinin Na-Ca-HCO3 ve Na-HCO3-SO4, soğuk su örneklerinin Ca-Mg-HCO3 ve Mg-Ca-HCO3 tipli sular oldukları belirlenmiştir. Karbonatlı ve silikatlı kayaçlar ile olan su-kayaç etkileşimi incelenen suların güncel kimyasal kompozisyonunun oluşmasında etkili olan en önemli parametrelerdir. Oksijen (δ18O), döteryum (δ2H) ve trityum (3H) izotop sonuçlarına göre incelenen su örneklerinin meteorik kökenli olduğu ve termal su örneklerinin soğuk su örneklerine nazaran daha yaşlı sular oldukları, δ13C izotop analizlerinde ise, sularda bulunan karbonun farklı kökene sahip karbon kaynaklarının bir karışımı olduğu gözlenmiştir. Termal su örneklerinin rezervuar kaya sıcaklıkları 70-100°C aralığında hesaplanmıştır. Kullanım özellikleri dikkate alındığında ise bazı örneklerin nitrit kirlenmesine maruz kaldığı ve bunun haricinde analizi yapılan diğer kimyasal içerikler bakımından sulama ve içme açısından uygun olduğu belirlenmiştir.
Jeotermal kaynaklardan sentetik zabuyelit (Li2CO3) eldesi
Lityum, başta elektrikli araç bataryaları olmak üzere birçok endüstriyel alanda kullanılmaktadır. Ülkemizde, derişik tuz gölü salamuralarında bulunan lityum kaynaklarına alternatif olarak jeotermal kökenli lityum varlığı ile ilgili çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Ancak yerel doğal çözeltilerden kazanım verimi ve kristalizasyon morfolojisi hakkında detaylı bir çalışma literatürde bulunmamaktadır. Bu tez çalışmasında lityum karbonat bileşimindeki zabuyelitin kristalleşme süreci ile farklı başlangıç konsantrasyonlarında lityum ve sodyum karbonat çözeltileri, reaksiyon sıcaklığı, safsızlık varlığı, besleme türü, kristal büyüme süresi ve başlangıç pH değeri dahil olmak üzere çeşitli çalışma parametrelerinin, lityum kazanım verimliliği, ürün saflığı, tane boyutu ve kristal morfolojisi üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Öncelikle lityum hidroksit sentetik çözeltisinde, daha sonra Afyonkarahisar jeotermal sularından Doğrudan Lityum Eldesi (DLE) yöntemi ile kazanılarak ön saflaştırma işlemlerine tabi tutulan lityumlu çözeltide, lityum karbonat kristal oluşumu için karbonat kaynağı olarak sodyum karbonat çözeltisi, karbondioksit gazı ve her ikisi hibrit sistemde aynı anda beslenmiştir. Sonuçlar, Afyonkarahisar jeotermal sularından 80°C'de, minimum 2 M konsantrasyonda, beslemedeki lityumun %75'i lityum karbonata dönüştürülmüş ve elde edilen katının yüksek saflıkta üretilebileceği tespit edilmiştir.
Sultandağı fay sisteminin derin yapısının manyetotellurik ve gravite verilerinin iki boyutlu ters çözü mü ile araştırılması
Bu tez ve tezin desteklendiği projeler kapsamında, Sismolojiden sonra en derin araştırma derinliğine sahip olan jeofizik yöntemlerden biri olan Manyetotellürik yöntem ve Gravite yöntemi kullanılmıştır. Bu tezde, önceki çalışmalar ışığında, Sultandağı Fay Sitemi üzerinde yer alan Eber Gölü ve Akşehir Gölü arasında kalan bölgede 6 profil boyunca toplam 54 istasyonda manyetotellürik ölçümler alınmış, ve zaman serisi analizi yapılmıştır. Fourier dönüşümü ile frekans ortamı Görünür özdirenç ve Empedans fazı hesaplanmıştır. Veriler, 2B ters çözüm yapılmıştır. MT verilerinin 2B ters çözümünün yapılabilmesi için, yer elektrik doğrultusunun belirlenmiştir. Yer elektrik doğrultusuna döndürülen veriler, Afyon Kocatepe Üniversitesi, JUAM Müdürlüğü lisanslı 'WinGLink' yazılımı ile ters çözüm yapılmış ve Özdirenç modelleri elde edilmiştir. Ek olarak, bölgede MTA tarafından ölçülmüş gravite verileri, tez kapsamında alınmıştır. Gravite verilerine, süreksizlik geçişleri için türev yöntemleri ve fayların derinliğinin belirlenmesi için aşağı uzanım yöntemleri uygulanmıştır. MT modelleri ile karşılaştırma yapmak ve bölgedeki alüvyon derinliğinin kestirimi için 'WinGLink' yazılımı ile 2B modelleme yapılarak yoğunluk modelleri elde edilmiştir. Bu bilgiler ışığında, modeller yorumlanarak bölgenin tektoniğinin ve sismojenik zonun derinliğine yönelik yorumlar yapılmıştır.
Yunak fay zonu'nun aktif tektoniği ve kinematik analizi, Afyon Akşehir grabeni
Yunak Fay Zonu üzerinde Yüksek Lisans tez çalışması kapsamında gerçekleştirilen saha ağırlıklı çalışmalar sırasında Yunak Fay Zonu içerisinde kalan 5 segment ilk defa 1/25.000 ölçekli olarak haritalanmış, Karapınar, Cebrail, Üçkuyu, İncirli ve Ayrıtepe Segmentleri olarak ilk defa adlandırılmış, geometrik, kinematik ve aktif tektonik özellikleri ilk defa analiz edilmiştir. Bununla beraber, çalışma alanı güneyinde yer alan Tuzlukçu ve yakın çevresinde son 7 yıldır yıkıcı deprem olmaksızın meydana gelen asismik yüzey deformasyonları tez kapsamında ilk defa haritalanmış, deformasyon özellikleri analiz edilmiş ve bölgenin tektonik yapısı ile ilişkilendirilmiştir. Saha çalışmaları ile elde edilen bulgular, çalışma alanında uzunlukları 3 km ile 18 km arasında, genişlikleri 300 m ile 4 km arasında değişen KG, DB ve KD-GB uzanımlı ve 5,6 ile 6.7 moment büyüklüklerine kadar deprem üretme potansiyellerine sahip normal fayların varlığına işaret etmektedir. Tez kapsamında yapılan paleostres analizleri, bölgede yer alan fayların Kuvaterner öncesinde genel olarak K-G yönlü genişleme kuvvetleri ilişkili D-B yönlü sıkışma kuvvetleri etkisi altında saf doğrultu atımlı faylanma ile oluştukları, Pliyo-Kuvaterner döneminde etkili olan genişlemeli tektonizma sırasında ise D-B, KG ve KD-GB arasında değişen çok yönlü genişlemeli (multi-directional extension) tektonik ortam içerisinde eğim/oblik atımlı normal fay şeklinde çalışarak reaktive oldukları ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışmada ilk defa tanımlanan Akşehir Alt Grabeni, eğim atımlı Yunak ve Mevlütlü Fay Zonları ile kontrol edilmektedir ve Sultandağı fayının düşen bloğu üzerinde çapraz graben niteliği sunmaktadır. Tuzlukçu Yerleşim alanı doğusunda (Çöğürlü) gözlenen asismik yüzey deformasyonları üzerinde yapılan ölçümlere göre, çizgisel gidişli yarık ve çatlakların doğrultuları K28°D ile K10°B arasında değişmekte olup, Çöğürlü Köyü kuzeyinde ve güneyinde K-G genel uzanıma sahiptir. Yapılan saha çalışmaları, deformasyon hızı yaklaşık 8 cm/yıl olarak hesaplanan asismik yüzey deformasyonlarının, bu bölgede var olan ancak henüz literatürde bilinmeyen yaklaşık K-G uzanımlı fay kollarından birisinin üzerinde gelişmiş olabileceğine işaret etmektedir.
Bolvadin (Afyonkarahisar) güneybatı bölümünün derin jeotermal yapısının araştırılması
Bu çalışmada Bolvadin'in güneybatı bölümünün jeolojik ve jeofizik yöntemlerle jeotermal enerji potansiyelinin araştırılması amaçlanmıştır. Paleozoyik yaşlı Paşadağ kireçtaşları ile Doğanlar şisti içinde gözlenen kalkşist ve kuvarsit türündeki kayaçlar da jeotermal sistem için rezervuar kayaç özelliğindedirler. Doğanlar şistleri geçirimsiz temel, Gebeceler formasyonunun kilce zengin seviyeleriyle alüvyon örtü kayaç niteliği taşımaktadır. Bolvadin çalışma alanı tektonik olarak Afyon-Akşehir Grabeni (AAG) içinde yer almakta ve grabenin kenar faylarının etkisi altında kalmaktadır. Proje alanının jeolojik yapısı göz önünde bulundurularak KB-GD doğrultulu ölçüm profilleri boyunca toplam 75 istasyonda manyetotellürik (MT) verisi ve 10 istasyonda Doğru Akım Özdirenç (DAÖ) verileri toplanmıştır. Jeofizik ve jeolojik gözlem sonuçları birlikte değerlendirilerek bölgenin sığ ve derin jeotermal yapısı ortaya konmuştur. MT modellerine göre; proje alanında Kuzeybatı-Güneydoğu doğrultulu profillerde geçirimsiz örtü kayacı yansıtan düşük özdirençli (<20 ohm.m) seviyeler profillerin KB bölümlerinde daha ince bir görünüm sergilerken, GD'ya doğru örtü kalınlığı artmaktadır. Metamorfik kayaçların üst seviyelerini yansıtan yüksek özdirençli seviyeler (>100 ohm.m) ile jeotermal sistemin geçirimsiz temelini temsil eden yüksek özdirençli seviyeler (>100 ohm.m) de örtü seviyelerle uyumlu olarak çalışma alanının kuzeybatısından güneydoğusuna doğru derinleşmektedir. Ayrıca yüzeyden itibaren 1.5km derinlikten itibaren belirlenen düşük özdirençli (<10 ohm.m) seviyelerin jeotermal sistemin muhtemel ısı odası olarak yorumlanmıştır.
Salihli jeotermal alanlarının hidrojeolojik ve hidrojeokimyasal incelenmesi
Salihli jeotermal alanları, Gediz Grabeni'nin güneyinde yer almaktadır. Çalışma alanı, Kurşunlu Kaplıcası, Sart, Üfürük ve Caferbey jeotermal alanları olmak üzere dört grupta incelenebilir. Bu çalışmada söz konusu sahalardaki termal hidrojeolojik ve hidrojeokimyasal özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma alanının temelini oluşturan Menderes Masifi metamorfiklerine ait karbonatlı kayaçlar karstik ve çok çatlaklı olmalarından dolayı geçirimliliği yüksek olup, termal ve soğuk su kaynakları için akifer oluştururlar. Bazı yerlerde Menderes Masifi metamorfiklerine ait gnays ve kuvars-mikaşistler de jeotermal sistemlerin akiferi olma özelliği gösterirler. Bunları örten Neojen tortul birimler bölgede farklı fasiyeslerden oluşmakta ve Acıdere, Göbekli ve Asartepe formasyonları olarak adlandırılmaktadır. Geçirimsiz veya az geçirimli olmaları nedeniyle jeotermal sistemlerin örtü kayacını oluşturmaktadırlar. Bölgede geniş bir yayılım sunan Kuvaterner alüvyon soğuk sular için akifer özelliğinde olması açısından önemlidir. Sıcak akışkanın taşınımı yeraltındaki fay ve kırık hatları ile sağlanmaktadır.Salihli jeotermal alanındaki termal sular izotop içeriklerine göre meteorik kökenlidir. Kurşunlu Kaplıcası ve Caferbey Termal Suları genel olarak düşük trityum yüksek Cl ve EC değerlerine sahiptir. Bundan dolayı sıcak sular derin dolaşımlı ve yeraltında kalış süreleri uzundur. Sart-Çamur Kaplıcası Termal Suları ise yüksek trityum ve düşük Cl içeriğine sahip olup karışık su tipini yansıtmaktadır. İnceleme alanındaki tüm sıcak sular, karbonat minerallerini (kalsit, aragonit ve dolomit) çökeltici özelliktedir. Kurşunlu Jeotermal Alanı'nda iki farklı re-enjeksiyon kuyusundan uranin kullanılarak izleyici deneyi yapılmıştır. Sonuçlar, Kurşunlu Jeotermal Alanı'nda permeabilitesi yüksek oldukça çatlaklı bir rezervuarı göstermektedir.
Yılanlı (Muğla) bölgesinde bulunan mermer yataklarının uzaktan algılama yöntemleri ile blok verimlerinin değerlendirilmesi
Bu çalışmada Muğla İli, Yatağan İlçesi, Yılanlı Bölgesinde seçili bir mermer sahasının jeolojik, petrografik, jeokimyasal ve yapısal özelliklerinin belirlenerek üretim verimliliğinin artırılması ve üretim aşamasında oluşan pasa ve moloz miktarlarının ve alan kullanımının coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak kontrol edilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından verilen II(b) grubu örnek bir işletme ruhsatında Maden Kanunu ve ilgili yönetmelikler gereğince yapılması gerekli sondaj, ocak yarması, el numuneleri ve haritalama verileri incelenmiştir. Buna ilave olarak sahada yapısal incelemeler yapılmış, sahadan alınan mermer numunelerinin petrografik ve jeokimyasal analizleri gerçekleştirilmiştir. Bu sahada yıl bazlı olarak ölçümü yapılarak haritalaması çıkarılan alanların sayısal verileri üç boyutlu çizim programları yardımı ile modellenmiş ve bu verilere istinaden üretilen blok, moloz ve pasa miktarları hesaplanıp, bu veriler üzerinden istatistiksel analizler yapılmıştır. Elde edilen veriler ışığında ilgili ruhsat sahasında gri mermerlerin yaygın olduğu, bunların egemen olarak kalsit mineralinden oluştuğu, tektonizmadan etkilenmeleri sebebiyle yoğun kırık ve çatlaklı bir yapı kazandığı anlaşılmıştır. Ayrıca ruhsat sahasındaki üretim ve diğer işletme faaliyetlerinin alansal ve miktar olarak kontrolü, ilgili işletme sahasında verimliliğin çok düşük kaldığını ve gereğinden fazla alanın kullanıldığı ortaya koymuştur. Bu çalışma uzaktan algılama uygulamalarının Ülkemizde mermer blok üretimi yapılan alanların kontrolüne, üretim ve işletme faaliyetlerinin planlanmasına ciddi katkılar sağlayacağını bir kez daha ortaya koymuştur. Madencilik faaliyetlerinin alansal ve miktarsal kontrolü aşırı doğa tahribatının önüne geçilmesi, üretim ve yatırım faaliyetlerinin daha verimli sürdürülmesi bakımından çok önemlidir.
Güneybatı Anadolu kromit yataklarının platin grubu element (PGE) potansiyelleri
Bu çalışma kapsamında Güneybatı Anadolu'da onüç kromit (kromitit) ocağı platin-grubu element (PGE) potansiyelleri açısından incelenmiştir. Örneklenen yataklarda mikro-dokular, krom-spinel ve silikat kimyaları bu kromititlerin bir yitim kuşağı ortamında ergiyik/yan kayaç etkileşim işlevleri ile oluştuklarına işaret eder.Genel olarak kromititlerin tüm-kayaç PGE bolluk değerleri düşüktür ve genel anlamda PGE madenciliği açısından günümüzde ekonomik bir önem taşımamaktadır. Elmaslar Kromit Yatağında (EKY) üç farklı litolojiden oluşan (masif kromitit, dissemine kromitit ve dünit) sadece bir örnekte yüksek PGE ve baz-metal (BM) içeriği saptanmıştır. Genelde Ir-grubu (IPGE) ve Pd-grubu (PPGE) element fraksiyonlaşması, krom-spinel içinde kristallenen IPGE fazları lehinedir. Detaylı incelenen EKY'nin örnekleri, sabit toplam PGE değerlerine karşın normalize PPGE'nin IPGE'ye oranı varyasyon sunar. Bu durum kromitit podunun oluşumu sırasında PPGE ve IPGE'nin yatak içinde lokal olarak fraksiyonlaştığını ifade eder.Yataklarda gözlenen PGE ve BM fazları iki jenerasyondur. Birincil fazlar genelde krom-spineller içinde, ikincil fazlar ise genelde silikatlarla ilişkili gözlenir. Birincil fazların magmatik kökenli, ikincil fazların ise hidrotermal kökenli olduğu düşünülmektedir. Belirli minerallerdeki bazı minör elementlerin varyasyonları kromititlerin kristalleşmesi sırasındaki kükürt fugasitesi, sıcaklık ve soğuma hızı koşullarına yaklaşım yapmayı mümkün kılmıştır. Sadece anomali sunan EKY örneğinde gözlenen aşırı derecede birincil BM sülfid zenginleşmesi, kükürt fugasitesinin adı geçen podun sadece bazı kısımlarında kısmen sabitlendiğini ve sadece buralarda kükürt doygunluğuna ulaşıldığını gösterir.
Kırıkkale Güneydoğusu senozoyik yaşlı kayaçların foramanifer mikropaleontolojisi
Kırıkkale güneydoğusunda; Ceritkale ve Hacıaliobası civarında transgresif özellikli Çevirme Formasyonu'nun sığ kesimlerinde yüzeyleyen kireçtaşları yeralmaktadır. Dulkadirli Kireçtaşı Üyesi olarak adlandırılan birim Nummulites ve mercan, gastropod ve bivalvia kavkıları içeren, gri renkli, orta-kalın katmanlı, kumlu-siltli ve masif kireçtaşlarından oluşur ve Çevirme Formasyonu ile yanal-düşey yönde geçişlidir. Arazi çalışmalarında 40 adet örnek toplanmış, alınan örneklerin paleontolojik değerlendirmeleri sonucunda Alveolina pasticillata, Gyroidinella magna, Sphaerogypsina globula, Neorotalia vienotti, Valvulina orali, Nummulites sp., Ornatorotalia sp., Operculina sp., Valvulammina sp., Textulariidae, Miliolidae'den oluşan foraminifer topluluğu saptanmıştır. Saptanan foraminiferlerin sistematik tanımlamaları yapılmıştır. Folk ve Dunham sınıflandırmalarına göre kireçtaşları istiftaşı ve bağlamtaşı olarak sınıflandırılmıştır. Çalışma alanında bulunan fosillerin yaşları ve jeolojik süreçleri detaylı olarak incelenmiştir. Fosil faunasına göre Çevirme Formasyonu'nun iyi korunmuş denizel ortamın ürünü olduğu saptanmıştır. Fosil faunası, bentik foraminiferler ve nummulitler gibi türleri içerir. Bu türler genellikle sığ denizel ortamlarda, özellikle kıta sahanlığı ve kıyı bölgelerinde bulunur. Bu nedenle, Çevirme Formasyonu'nun kıta sahanlığı veya kıyı ortamında oluşmuş olduğu belirlenmiştir.
İscehisar (Dokimeion) Menekşe (Pavonazzetto) mermerlerinin parmak İzi (fingerprint) veri tabanının, çoklu analiz yöntemleriyle oluşturulması
Bu çalışmada, Afyon menekşe mermerlerinin mineralojik petrografik, jeokimyasal ve 13δC ve 18δO izotop analizleri yardımıyla parmak izi veri tabanının oluşturulması amaçlanmıştır. Bu amaçla Bu amaçla İscehisar (Afyonkarahisar)'dan temin edilen menekşe mermerleri dokusal özelliklerine göre 3 farklı gruba ayrılmıştır. Söz konusu gruplandırmada menekşe mermerlerin ticari isimlendirmeleri göz önünde bulundurulmuştur. Bunlar mor menekşe mermerler (AFV), Argento menekşe mermerler (ARG) ve sugar menekşe mermerler (SV) şeklindedir. Tez çalışmasında farklı dokusal özellikteki menekşe mermer türlerinin parmak izi veri tabanını oluşturacak mineralojik-petrografik ve jeokimyasal özellikleri polarizan mikroskop, X-ışını kırınımı (XRD), taramalı elektron mikroskop (SEM-EDX) ve 13 δC ve 18 δO izotop analizleri yardımıyla ortaya konmuştur. Jeokimyasal çalışmalar kapsamında ise ana, iz ve nadir toprak element (NTE) analizleri yapılmıştır. Son olarak duraylı 13δC ve 18δO izotop analizleri tüm mermer örneklerini kapsayacak şekilde yapılmıştır. Yapılan çalışma sonuçlarına göre yoğun damar yapışa sahip olan menekşe mermerlerinde özellikle biyotit ve Muskovit gibi mika grubu minerallerinin varlığı belirlenmiştir. Ayrıca bu minerallere ilave olarak Titan ve Mangan ve Demir gibi metalik minerallerin mermerlerdeki kılcal çatlakların iç kısımlarına girdikleri ve çatlaklı kısımların kenar zonlarında mor, sarımsı yeşil ve gri renkli damarların oluştuğu gözlenmiştir. Tüm menekşe mermer çeşitlerinde kalsit ana mineral olmakla beraber Özellikle AFV mermerlerinde Kalsit haricinde dolomit, Biyotit, Muskovit, kuvars ve opak mineraller gözlenmiştir. Argento menekşe ve Sugar menekşe mermer türlerinde ise kalsit ana bileşen olup az oranda biyotit ve Kuvars ve Opak mineral bulunmaktadır. jeokimyasal incelemelerde damar yoğunluğu faz olmayan Sugar ve Argento menekşe mermerlerinde CaO baskın bulunur. Diğer ana oksit içerikleri %1 geçememiştir. Buna karşılık yoğun damarlı olan Afyon menekşe mermerinde SiO2, MgO, Al2O3 ve Fe2O3 ana oksit içeriklerinde artış CaO oranında azalma gözlenmiştir. 13δC değerleri % + 2,30 ile %+2,72, 18δO değerleri ise % -2.70 ile % - 3.36 arasında değişim vermektedir. Bu izotop değerlerinin Mermerlerin köken belirlenmesi parmakizi (fingerprint) gibi çalışmalarda kullanılması çok önemli olacaktır.
Köroğlu kaldera sistemi eriyik magma kısımlarının iki boyutlu manyetotellürik özdirenç modelleri ile belirlenmesi
Köroğlu Kalderası'nın yer altı magmatik yapısı hakkında, özellikle kısmi ergime zonları ve olası artık magma rezervuarlarının varlığına ilişkin bilgiler oldukça sınırlıdır. Bu eksikliği gidermek amacıyla bu çalışma, yer altı kaldera ve kubbe gibi jeolojik yapıların belirlenmesi, ters çözümle elde edilen rezistivite modelleri üzerinden Rhyolite-MELTS termodinamik yaklaşımıyla eriyik oranı ve rezervuar geometrisinin tahmin edilmesi ve derin magmatik sistemin potansiyel jeotermal ısı kaynağı olarak değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında, kuzeydoğu–güneybatı doğrultulu dört profil boyunca yaklaşık 2–3 km aralıklarla yerleştirilen 36 geniş bantlı magnetotellurik (MT) istasyonundan zaman serisi verileri toplanmıştır. 0,032 ile 1000 saniye arasındaki periyotları kapsayan veriler, iki boyutlu rezistivite modellerine dönüştürülmüştür. Elde edilen modeller, yüzeye yakın dört adet iletken zonu (C1–C4) ve daha derinlerde yer alan bir iletken gövdeyi (C5) ortaya koymaktadır. Bu sığ iletken yapılar, hidrotermal akışkan yolları ve alterasyon zonları ile ilişkili olarak değerlendirilmiştir. C5 olarak adlandırılan derin iletken zon, 6–11 km derinlik aralığında, 5–10 Ω·m özdirenç değerleriyle, 1–3 numaralı profillerde gözlemlenmiştir. Rhyolite-MELTS yazılımıyla yapılan termodinamik modelleme sonuçları, bu zonun kısmen kristalleşmiş felsik bir eriyik rezervuarı olduğunu ve %8,6–25 arasında eriyik fraksiyonuna, 740–846 °C sıcaklık aralığına ve %1–6 arasında çözünmüş su içeriğine sahip olabileceğini göstermektedir. Bölgedeki graben yapılarının, derin kökenli hidrotermal akışkanların yükselmesine olanak tanıyan geçirgen yollar sunduğu düşünülmektedir. Bu bağlamda, C5 zonu, Afyonkarahisar bölgesindeki aktif jeotermal sistem için potansiyel bir ısı kaynağı olarak değerlendirilmektedir.
Bayatçık jeotermal alanının (Afyonkarahisar) hidrojeolojik ve hidrojeokimyasal olarak incelenmesi
Bu çalışma Bayatcık bölgesi ve çevresinde yer alan jeotermal sistemin hazne ve örtü kayalarının tipini, beslenme alanını ve ısı kaynağını belirlemek jeotermal suların kimyasal kompozisyonunu, kökenini, yeraltındaki sirkülasyon sürelerini, rezervuar sıcaklığını, su-kayaç etkileşimini, mineral doygunluklarını saptamak ve jeotermal sahanın kavramsal hidrojeokimyasal modelini kurmaktır. Bayatcık jeotermal sahasında Oyuklutepe mermerleri bölgede yer alan en önemli rezervuar kayacı oluşturmaktadır. Bayramgazi şistleri geçirimsiz temel birimi oluştururken, Miyosen yaşlı volkanosedimanter birimler ise örtü kayaç özelliğindedir. İnceleme alanının kuzeyinde ve daha yüksek rakımdan beslenen Ömer-Gecek termal suları ile bu bölgede reenjeksiyonu yapılan sular, havza içinde Güneydoğu yönünde hareket ederek soğuyarak Bayatcık bölgesindeki sondajlarla tekrar yüzeye çıkarlar. İnceleme alanındaki termal akışkanlar genellikle Na-Ca-HCO3-Cl tipinde sulardır. Uygulanan jeotermometre yöntemlerine göre Bayatcık jeotermal alanında akifer sıcaklığının ~82°C–106°C arasında olduğu hesaplanmıştır. Yapılan izotop analizleri sonucu suların 0.47 TU'dan daha az olanların trityum içerdiği ve bu suların yaşlarının 55 ve üzeri olduğu; 0,47 TU civarında olanların ise yaşlı sular ile güncel meteoerik suların karışımı olduğu bulunmuştur.
Emirdağ ( Afyonkarahisar) travertenlerinin sedimantolojik ve paleontolojik özellikleri
Emirdağ ve çevresinin temel kayaçlarını Afyon metamorfitleri oluşturur. Miyosen ve sonrası yaşlı gölsel, karasal ve volkanik kayaçlar temel kayaçları uyumsuz olarak üzerler. Karacalar, Tabaklar, Hisarköy ve Başkonak Köyü ve çevresinde geniş alanlarda yüzeyleyen kireçtaşları göl ortamını yansıtan özellik ve fasiyeste olup, bantlı, gözenekli ve dayanımlı yapılarından dolayı traverten kayacı olarak işletilir. Başkonak ve çevresinde bulunan Gebeceler Formasyonu'na ait kireçtaşlarında göl ve karasal ortamı yansıtan omurgalı kemik fosilleri, alg, sazlık ve gastropod fosilleri saptanmıştır. Karacalar Köyü ve çevresinde Gebeceler Formasyonu'nda Karnivora takımına ait iri ve küçük omurgalı kemik fosilleri saptanmıştır. Myricacea ailesine ait bitki fosillerinden cf. Typha sp., cf. Salix sp. ve cf. Myrica sp. cinsleri saptanmıştır. Hisarköy ve çevresinde Gebeceler Formasyonu'na ait, Charophyte (yeşil alg) fosilleri, Tabaklar Köyü çevresindeki Gömü Formasyonuna ait kireçtaşlarında Campylaea sp. (Gastropod) cinsi saptanmıştır. Elde edilen yeni paleontolojik ve sedimentolojik veriler, Gebeceler Formasyonu'na ait kireçtaşlarının sığ göl ortamında çökeldiğini destekler niteliktedir.
Ömer-Gecek (Afyonkarahisar) bölgesi jeotermal sularından lityum kazanımı
Tez çalışması, jeotermal sulardaki lityumun kazanılması için laboratuvar ortamında adsorban üretilmesi ve üretilen adsorban yardımıyla lityum iyonunun adsorpsiyonunun gerçekleştirilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada kullanılan jeotermal su orta entalpili Ömer-Gecek (Afyonkarahisar) jeotermal bölgesinde AFJET A.Ş.'ne ait AF-25 sondaj kuyusundan temin edilmiştir. Lityum iyonuna duyarlı inorganik adsorbanın üretilebilmesi için MnCO3 ve LiOH ile bağlayıcı olarak sodyum silikat (cam suyu) kullanılmıştır. Li/Mn oranına sahip karışım 450 oC'de fırınlama işlemi sonrası değişik sodyum silikat bağlayıcısı kullanılarak hem mukavemet ve hem de adsorpsiyon performansı açısından en uygun bağlayıcı oranı belirlenmiştir. Li/Mn ve bağlayıcı malzemeden oluşan karışım şırınga vasıtasıyla 0.3x0.4cm boyutlarında şekillendirilerek, 105 oC sıcaklıkta etüvde kurutulmuş, 650 oC sıcaklıkta kül fırınında pişirilmiş ve HCl ile asit yıkama işlemleri yapılmıştır. Adsorbanın karakterizasyonu için yapılan x-ışını kırınımı (XRD) analizinde örneklerde spinel kristal yapısına sahip Li2MnO3 pikleri gözlenmiştir. Ayrıca asitle yıkama işleminin spinel kristal yapısının kafes yapısında bozulmaya neden olduğu belirlenmiştir. Yapay lityum stok çözeltisiyle hazırlanmış olan çözeltilerde kesikli adsorpsiyon çalışması sonucunda 1.6 mg/g bir Li+ adsorpdiyon kapasitesine ulaşılmıştır. Bu sayede adsorban malzemenin yüksek konsantrasyonlu Li+ içeren yapay hazırlanmış sularda veya jeotermal sularda belirli bir adsorpsiyon kabiliyetine sahip olduğu anlaşılmıştır. Jeotermal sularda gerçekleştirilen 27 saatlik kolon deneyleri sonucunda da 1 g/dk besleme ile 1,7 ppm lik adsorpsiyon kapasitesine ulaşılmıştır.
Banaz (Uşak) havzasındaki sedimanter birimlerin mineralojik, petrografik ve jeokimyasal özelliklerinin incelenmesi
Banaz Havzası (Uşak), Batı Anadolu'da Uşak Neojen havzası ile bağlantılı olan Neojen karasal tortullarla doldurulan KD-GB uzanımlı bir havzadır. Granit-şist, mikaşist, fillit, mermer blokları ve merceklerinden oluşan metamorfikler, inceleme alanında temel kayaları oluşturmaktadır. Menderes Masifine ait bu kayaçlar inceleme alanında Banaz İlçesinin güneyinde ve güney doğusunda yayılım gösterir. Banaz havzasını dolduran Neojen istifi alttan üste doğru, egemen olarak fluviyal, gölsel ve karasal (alüvyonal yelpaze ortamında çökelmiş) tortullardan yapılıdır. Fluviyal tortullar egemen olarak çapraz katmanlı çakıltaşı, kumtaşı ve bunlara eşlik eden çamurtaşı bileşenlerinden oluşur. Fluviyal tortullar, havzanın daha çok batı ve kuzey bölümlerinde geniş yayılım gösterir ve gölsel tortullar tarafından uyumlu olarak üzerlenir. Banaz Havzasının özellikle güney bölümlerinde geniş yayılım gösteren gölsel tortullar, büyük bölümüyle marn, kalkerli çamurtaşı ve travertenlerden oluşur. Tüf, kumtaşı, çakıltaşı ve kiltaşı gibi tortul aradüzeyler, gölsel istif içinde yersel olarak gözlenir. Miyosen yaşlı Karaboldere Volkanitleri inceleme alanının doğu-güneydoğusunda yayılım göstermektedir. Riyodasit, trakit, trakinadezit, andezit, tefrit, tüf ve aglomeralardan oluşan Karaboldere Volkanitleri ile bölgedeki Miyosen sona erer. İnceleme alanında TKİ tarafından derinlikleri 95 m ile 580 m arasında değişen on dört adet derin sondaj yapılmıştır. Sondajlarda bazı seviyelerde ince kömür damarları kesilmiştir. XRD çalışmaları sonucunda kalsit, dolomit, anhidrit, feldispat, kuvars ve kil mineralleri belirlenmiştir. Kil mineralleri simektit, kaolinit ve illit olarak tespit edilmiştir. Örneklerin kil içeriğine bağlı olarak Al2O3 ve SiO2 içerikleri artmaktadır. Örneklerin SiO2 yüzdesi 0,52 ile 48,45 arasında değişirken Al2O3 yüzdesi ise 0,13 ile 18,58 arasında değişmektedir. Kalsitik ve dolomitik örneklerin toplam REE ve toplam iz element miktarı kil oranı yüksek örneklere göre oldukça düşük olduğu tespit edilmiştir. Örneklerin çoğunlukla sedinamtasyon işlemiyle kurak/yarıkurak koşullar altında oluştuğu ve köken kayacın asidik olduğu tespit edilmiştir.
Demirçevre-Sadıkbey(Afyonkarahisar) arasının mühendislik jeolojisi incelemesi
Deprem açısından risk taşıyan bölgelerde yeni yerleşim alanlarına ihtiyaç duyulması mühendislik açısından detaylı çalışmalar yapılması gerekmektedir. Depremsellik açısından risk taşıyan bir bölge olan Afyonkarahisar İli Demirçevre-Sadıkbey arasında kalan alanda da yeni yerleşim planlanmaktadır ve bu alanın mühendislik jeolojisi açısından incelenmesi de bu tez çalışmasının konusunu oluşturmaktadır. İnceleme alanının temelini Paleozoyik yaşlı Afyon Metamorfikleri oluşturur. Metamorfikleri Orta-Üst Miyosen yaşlı Ömer-Gecek uyumsuzlukla örter. Kuvaterner yaşlı traverten ve alüvyonlar en üstte yer alır. Bölgenin mühendislik jeolojisi açısından değerlendirilmesi için toplam derinliği 500m olan 30 sondaj, 10 sismik kırılma (Jfsis), 5 profilde elektrik özdirenç (DES) ve 5 noktada da mikrotremor ölçümleri yapılmış, sondajların değişik seviyelerinde standart penetrasyon testi (SPT) uygulanmış, sondaj numuneleri üzerinde Türk Standartları Enstitüsü (TSE)'nün ilgili standartlarına uygun olarak laboratuvar deneyleri gerçekleştirilmiştir. Bölgenin depremselliği ve risk analizi yapılarak çalışma alanı sıvılaşma açısından değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, elde edilen veriler yardımı ile çalışma alanı yerleşime uygunluk açısından değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yerleşime uygunluk, Sıvılaşma, Jeoteknik, Deprem.
Kaleboğazı (Amasya) Eosen havzasında bulunan sedimanter birimlerin mineralojik, petrografik ve jeokimyasal özelliklerinin incelenmesi
Kaleboğazı Eosen Havzası güney sınırı faylı olan asimetrik bir çöküntü havza özelliği gösterir. Havzanın güneyinde ve doğusunda Paleozoyik yaşlı Tokat Masifine ait metamorfikler ile güney batısında Triyas yaşlı kırıntılı, karbonatlı, volkanik kayaçlarla temsil edilen Karakaya formasyonu yayılım gösterir. Kuzeyde Jura-Kretase yaşlı Bilecik Kireçtaşı ve Soğukçam Formasyonuna ait karbonat kayaları yüzeylenmektedir. Türbiditik marn, silttaşı, çamurtaşı, kumtaşından oluşan Orta Eosen yaşlı Yoncalı Formasyonu bu temelin üzerine uyumsuzlukla gelir. Bazaltik andezit, lav, tüf, aglomera içeren Orta-Üst Eosen yaşlı Beynamaz Volkanitleri Yoncalı Formasyonunu üzerler ve inceleme alanının güneyinde geniş alanlarda yayılım gösterir. İstifin üst bölümünde Geç Miyosen-Pliyosen yaşlı çakıltaşı, kumtaşı, çamurtaşı ve marndan oluşan Yedikır Formasyonuna ait gölsel çökeller ile Kuvaterner yaşlı birimler gözlenmektedir. İnceleme alanında TKİ tarafından dört adet derin sondaj yapılmıştır. Sondajların derinliği 420m ile 750m arasında değişmektedir. Sondajlarda birkaç seviyede 10cm ve 20cm kömür damarları kesilmiştir. XRD çalışmaları ile kil mineralleri, feldispat, kuvars, kalsit, dolomit, jips, anhidrit ve pirit belirlenmiştir. Kil minerallerinden simektit, illit ve kaolinit tespit edilmiştir. SiO2 ve Al2O3 içerikleri genellikle killi seviyelerde yükselmektedir. Ca2+ iyonları, karbonat ve sülfatlı kayaçların ana bileşenlerini oluştururlar. Örneklerin genellikle sedimantasyon işlemiyle nemli, yarıkurak koşullar altında oluştuğu ve köken kayacın lokal olarak bazik ve çoğunlukla asidik olduğu tespit edilmiştir.
İscehisar (Afyonkarahisar) ve çevresindeki termal ve mineralli suların hidrojeokimyası
Bu araştırmada, Afyonkarahisar İli-İscehisar ilçesi ve çevresinde yer alan 1 adet termal su, 1 adet mineralli su ve 5 adet soğuk su örneğinin hidrojeokimyası ve kullanım özellikleri incelenmiştir. Paleozoyik yaşlı şistler bölgedeki termal ve mineralli su örneklerinin temel kayacını, İscehisar mermerleri hazne kayacını ve Neojen birimlerin geçirimsiz seviyeleri örtü kayacını oluşturmaktadır. Bölgedeki yeraltı suları, jeotermik gradyana bağlı olarak ısınmakta ve termal su olarak ve/veya daha uzun bir mesafe kaydedip soğuyarak mineralli su olarak yüzeye çıkmaktadır. Analiz sonuçlarına göre; termal su örneğinin Na-Ca-HCO3, mineralli su örneğinin Na-HCO3 ve soğuk su örneklerinin Ca-Mg-HCO3 ve Ca-Na-HCO3 tipli sular oldukları belirlenmiştir. Termal su örneğinin silis jeotermometrelerine göre hesaplanan hazne kaya sıcaklıklığı 69-119°C arasındadır. Kullanım özelliklerine göre değerlendirilen mineralli su ve soğuk su örneklerinde As haricindeki tüm elementlerin TS 266 (2005) da belirtilen standartlara uyduğu belirlenmiştir.
Erenler (Afyonkarahisar) bölgesi killerinin jeomühendislik özelliklerinin incelenmesi
Afyonkarahisar ili Erenler Bölgesi'nde yapılan bu çalışmada, Kuvaterner yaşlı güncel çökellere ait killi seviyelerin jeomühendislik özellikleri incelenmiştir. Yapılan çalışmada, bölgede yapılan imara esas çalışmalara ilave olarak arazi, laboratuvar ve büro çalışmaları ile bölgede yer alan birimlerin yatay ve düşey devamlılıkları, mühendislik özelliklerinin değişimi ile olası mühendislik problemlerinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışma alanının temelinde yer alan Paleozoyik yaşlı Afyon Metamorfitleri yer almaktadır. Afyon Metamorfitlerinin üzerine uyumsuzluk ile Orta-Üst Miyosen yaşlı Ömer-Gecek Formasyonu gelmektedir. Üst Miyosen yaşlı Erkmen volkanitleri ise bölgede meydana gelen volkanizmanın son ürünüdür. Kuvaterner yaşlı alüvyon ise kendinden önceki bütün birimleri açısal uyumsuzlukla örter. İmara esas çalışmalara ilave olarak zemin özelliklerini inceleme amaçlı derinlikleri 2,5 m olan 57 adet ilave sondaj yapılmış ve 275 adet örselenmiş numune alınmıştır. Alınan örneklerden laboratuvar çalışmaları kapsamında dane boyu dağılımı, kıvam limitleri, X- ışınları kırınımı (XRD) ve üç eksenli basınç dayanımı deneyleri yapılmıştır. Sonuç olarak; inceleme alanındaki Kuvaterner dolgunun 20 m'lik kesiminin tabandan tavana doğru, iyi-kötü derecelenmiş kahverengi killi kum, yeşil renkli killi kum, koyu kahverengi kumlu siltli kil, sarı renkli kumlu siltli kil ve dolgu birimlerinden oluştuğu belirlenmiştir. İlave yapılan çalışmalar ile temel zeminin tabandan tavana doğru, koyu kahverengi kil, açık kahverengi kil, kahverengi kil, açık sarı renkli kumlu siltli kil ve sarı renkli kumlu siltli killerinden oluştuğu anlaşılmıştır. Laboratuvar çalışmalarından elde edilen sonuçlara göre çakıl %0 ile %8 arasında silt+kil boyutunda ince tane malzeme oranı %11 ile %98 arasında, zemin sınıfları genel olarak CH ve CL, yer yer SC, SW-SP, ML ve MH zemin sınıflarındadır. X-ışını kırınımı (XRD) yöntemiyle gerçekleştirilen mineralojik analizlerde hakim kil türlerinin klorit ve illit-mika olduğu tespit edilmiştir. Yeraltı su seviyesinin sığ derinliklerde olması, özellikle şişme potansiyeli yüksek olan kil minerallerinin yoğunluğu, bölgede şişme/oturma ve duraylılık sorunları ile karşılaşılabileceğini göstermektedir.
Salar, Sülün ve Karaarslan (Afyonkarahisar) köyleri ve çevresinin jeotermal enerji potansiyelinin araştırılması
Bu tez çalışmasında, jeolojik, mineralojik-petrografik, jeokimyasal ve jeofizik veriler yardımıyla Salar, Sülün ve Karaarslan (Afyonkarahisar) köyleri ve çevresinin jeotermal enerji potansiyelinin araştırılması amaçlanmıştır. İnceleme alanı Afyon – Akşehir grabeninin kuzeybatısında bulunmaktadır. Jeolojik çalışmalar sırasında bölgenin jeotermal kavramsal modelini oluşturan jeolojik veriler ortaya konmuştur. Değişik kayaç türleri ve volkanik kayaçlardaki farklı alterasyon zonlarından alınan örnekler üzerinde polarizan mikroskop, taramalı elektron mikroskobu (SEM), x-ışını kırınımı (XRD) ve jeokimyasal analizler yapılmıştır. İnceleme alanındaki alterasyon zonları Afyon – Akşehir grabenin güney sınırını oluşturan Halımoru fayı ile Salar fayının kesişim bölgelerinde yer alan volkanoklastiklerin alterasyonu sonucu oluşmuştur. Bölgede gözlenen alterasyonlar (1): Simektitik+illitik zon ve (2): Simektit+illit+kaolinitik zon olarak iki gruba ayrılmıştır. Alterasyon zonlarının sahadaki yayılımları ve litolojik özellikleri, içerdikleri alterasyon mineralleri ve jeokimyasal analiz sonuçları bölgedeki alterasyonun hidrotermal süreçlerin etkisiyle oluştuğunu desteklemektedir. Çalışma alanında jeotermal sistemin derin yapısı ile yanal ve düşey yöndeki dağılımını belirlemek için Kuzey-Güney ve Doğu-Batı doğrultulu profiller boyunca manyetotellürik (MT) ölçümler yapılmıştır. Ham MT verilerine ön proses ve ters çözüm işlemleri yapılarak profil hatları için 2boyutlu (2B) özdirenç modelleri elde edilmiştir. 2B Özdirenç modellerinde jeolojik çalışmalarla uyumlu bir şekilde Işıklar fay zonunun segmentleri olan Halımoru, Salar ve Sülün fayları ile bunları verevine kesen ikincil fayları gözlemlenmiştir. Kil mineral (50 - 200°C), oksijen izotop (44 - 121°C) ve silis (71 - 75°C) jeotermometreleri ile elde edilen değerlerin birbiriyle uyumlu bir biçimde değişim sunması hidrotermal alterasyona neden olan fosil jeotermal sistemlerle güncel jeotermal sistemlerin ortamsal koşullarının oldukça benzer olduğu ve inceleme alanının jeotermal potansiyeli olduğu düşüncesini kuvvetlendirmektedir.
Kurudere köyü (Emirdağ /Afyonkarahisar) çevresinde yer alan kireçtaşlarının jeolojisi ve mermer olarak değerlendirilmesinin araştırılması
Bu çalışmanın amacı, Afyonkarahisar ili Emirdağ ilçesi Kurudere köyü ve çevresinde gözlenen Triyas yaşlı dolomitik kireçtaşlarının mineralojik-petrografik özelliklerinin, jeokimyasal içerikleri ve bölgede üretimi yapılan kireçtaşlarının blok verimlilikleri araştırtılırmıştır. Saha çalışmaları sonucunda bölgede yayılım sunan gri koyu gri renkli kireçtaşları litolojik ve dokusal özelliklerine göre dört (4) gruba ayrılmıştır. Sırasıyla, açık gri renkli breşik (AGB) dolomitik kireçtaşları, koyu gri renkli breşik dolomitik kireçtaşları (KGB), açık gri renkli bantlı/laminalı dolomitik kireçtaşları (AGS) ve koyu gri renkli bantlı/laminalı dolomitik kireçtaşları (KGS) bulunmaktadır. Yapılan polarizan mikroskop incelemeleri ve XRD analiz sonuçlarında dolomitik kireçtaşlarının ana bileşenlerinin dolomit+kalsit ve çok oranda kuvars mineralleri içerdikleri belirlenmiştir. Ayrıca dolomitik kireçtaşlarının genel olarak dokusunun mikritik doku gösterdiği ve yer yer mikro çatlakların ise spari kalsit minerallerinin yerleşmiş oldukları görülmüştür. Jeokimyasal incelemelerde CaO ve MgO içeriklerinin diğer ana oksitlere göre yüksek değere sahip oldukları görülmüştür. Nadir toprak element analizlerinde ise herhangi bir zenginleşme gözlenmemiştir. İz element içerikleri bakımından Sr ve Ba elementlerinin içeriklerinin diğer iz elementlere göre zenginleştiği gözlenmiştir. Dolomitik kireçtaşlarının blok verimliliğini tespit etmek amacıyla hat etüdü ve pencere etüdü teknikleri kullanılmıştır. Bu kapsamda belirlenen hatlar üzerinde süreksizliklerin doğrultu, eğim, eğim miktarları belirlenmiştir. Ayrıca süreksizlik aralığı, süreksizlik açıklığı ve süreksizliklerin devamlılıkları ölçülmüştür. Alınan tüm veriler 3D Autocad programında kireçtaşlarının blok verimlilikleri hesaplanmıştır. Yapılan üç boyutlu blok ölçüm sonuçlarına göre Şenler Mermer ocak işletmesinde dolomitik kireçtaşlarının blok verimi yüzde 16 olarak tespit edilmiştir.
Eber ve Akşehir Gölleri (Afyonkarahisar) arasındaki alanın jeotermal potansiyelinin jeolojik ve jeofizik yöntemlerle araştırılması
Tez çalışmasında, jeolojik, jeofizik ve mineralojik-petrografik verilerden faydalanarak Sultandağı civarının jeotermal kaynak potansiyelinin belirlenmesi hedeflenmiştir. İnceleme alanı Afyon-Akşehir Grabeni (AAG)'nin güneydoğusunda bulunmaktadır. Jeolojik arazi gözlemlerinde çalışma alanının jeotermal sistemine dair jeolojik özellikleri ortaya konmuştur. Jeotermal sistem bileşenlerinin mineralojik-petrografik özellikleri polarizan mikroskop ve x-ışını kırınımı (XRD) analizleri yardımıyla belirlenmiştir. İnceleme alanında muhtemel jeotermal sistemin üç boyutlu değişimini ortaya koyabilmek için Kuzeybatı-Güneydoğu yönündeki profiller boyunca manyetotellürik (MT) ölçümler gerçekleştirilmiştir. Proje alanına ait özdirenç modellerinde saha jeolojisi çalışmalarına benzer olarak Afyon-Akşehir Gaben Sisteminin (AAG) güney sınırını oluşturan faylar ile bunları değişik yönlerde kesen faylar belirlenmiştir. Farklı doğrultulu fayların kesişim yerlerindeki düşük özdirençli alanlarda detaylı DES ölçümleri alınarak, jeotermal anomaliyi işaret eden düşük özdirençli lokasyonlarda jeotermik gradyanın gözlenebilmesi için araştırma sondajının açılmasında fayda vardır.
Çavdarhisar (Kütahya) Havzasındaki sedimanter birimlerin mineralojisi ve jeokimyası
Bu çalışmada Çavdarhisar havzasında bulunan sedimanter birimlerin mineralojik ve jeokimyasal özellikleri ile oluşum etkenleri belirlenerek kökensel özelliklerinin incelenmesi, aynı zamanda havzanın stratigrafik gelişiminin aydınlatılması amaçlanmıştır. Çavdarhisar Havzası KD-GB gidişli uzanıma sahip olup, Gediz ve Emet havzaları ile bağlantılı bir havzadır. Paleozoyik-Orta-Üst Triyas yaşlı mermer ve şistlerden oluşan Sarıcasu formasyonu havzadaki temel kayaçları oluşturmaktadır. Sarıcasu formasyonu üzerine uyumlu olarak Jura yaşlı Arıkaya formasyonuna ait mermerler gelmektedir. Serpantinşist, yeşilşist, radyolarit, talkşist ve kalkşistten oluşan Üst Kretase yaşlı Dağardı Ofiyolotik melanjı tektonik uyumsuz olarak Arıkaya formasyonu üzerine gelir. Kireçtaşı, killi kireçtaşı, dolomit, kiltaşı, karbonatlı kiltaşı ve kumtaşından oluşan Orta-Üst Miyosen yaşlı Çokköy formasyonu birim üzerine uyumsuz olarak gelir. Kiltaşı ara düzeyleri içeren kireçtaşı, marn ve çamurtaşından oluşan Üst Miyosen-Pliyosen yaşlı Emet formasyonu Çokköy formasyonunu uyumlu olarak üzerler. Kuvaterner yaşlı alüvyonlar Emet formasyonu üzerine uyumsuz olarak gelmektedir. Bu çalışmada TKİ Genel Müdürlüğü tarafından yaptırılan derinlikleri 132 m ve 236 m olan iki adet derin sondajdan ve mostradan örnekler alınmıştır. Sondajlarda birkaç seviyede 5cm ve 10cm kömür kesilmiştir. XRD çalışmaları ile kil mineralleri, feldispat, kuvars, kalsit, dolomit, aragonit, jips ve sölestin belirlenmiştir. Kil mineralleri Ca-simektit, illit, klorit, kaolinit, paligorskit ve sepiyolitden oluşmaktadır. SEM incelemelerinde yarı özşekilli, özşekilli kalsit ve özşekilsiz, yarı öz şekilli romboedrik dolomit kristalleri üzerinde yer yer büyüme izleri gözlenmiştir. Jipsler öz şekilli, yarı öz şekilli, levhamsı, lifsi ve prizmatik kristaller şeklinde olup, jipslerle birlikte tam gelişmemiş dolomit, illit ve simektitler tespit edilmiştir. Paligorskitler genelde lifsi-ipliksi sepiyolitler ise lifsi-ipliksi, yumak görünümlü, yer yer düzlemsel agregatlar şeklindedir. İnceleme alanındaki sedimanter kayaçların nemli, kurak-yarı kurak iklim koşullarında oluştuğu, asidik köken kayaçtan türediği tespit edilmiştir. Çavdarhisar havzasındaki karbonatlardan elde edilen δ13C duraylı izotop değerleri ‰0.81 ile ‰-8.45 (V-PDB) arasında, δ18O duraylı izotop değerleri, ‰-8.6 ile ‰0.43 (V-PDB) arasında bulunmuştur. İnceleme alanı, izotop analizlerine göre düşük tuzlulukta yeraltı suları ile beslenen bir havza olup, sonrasında kurak iklim koşullarının egemen olması ile göldeki su seviyesi azalarak devam etmiştir. Negatif δ13C izotop değerleri göl alanında sınırlı havalandırma koşullarının etkili olduğunu işaret etmekte ve CO2 üretimi yerel biyojenik kaynaklara bağlanmaktadır.
Çanakkale Tuzla-Gülpınar jeotermal alanlarının hidrojeolojik açıdan incelenmesi
Tuzla-Gülpınar jeotermal alanı Türkiye'nin kuzeybatısında, Çanakkale iline ise yaklaşık 100 km uzaklıktadır. Bu çalışma kapsamında Tuzla-Gülpınar jeotermal sahasındaki çeşitli lokasyonlardan ve kuyulardan su örnekleri alınmış, literatürden alınan örnekler ile birlikte ele alınarak değerlendirilmiştir. İncelenen tüm örnekler sodyum-klorür su tipindedir. Aynı zamanda su örneklerinin hidrojeokimyasal özellikleri ve akışkandan kaynaklanabilecek kabuklaşma sorunları da irdelenmiştir. Alanda örneklenen jeotermal sıcak suların benzer kökenli olduğu ve soğuk su karışmasından dolayı bazı örneklerde iyonsal anlamda farklılıklar gösterdiği görülmüştür. Bölgede yapılmış olan sondaj verileri ve jeofizik veriler birleştirilerek elde edilen verilere göre, bölgede iki adet rezervuar kaya saptanmıştır. Bunlardan ilki sığ rezervuarı oluşturan Erken Miyosen yaşlı volkanik kayaçlar, diğeri ise derindeki rezervuarı oluşturan Permiyen yaşlı kireçtaşlarıdır. Bölgedeki jeotermal sıcak suyun derinlere kadar uzanan ve akışkan taşıma özelliğine sahip olan Tuzla Fayı'ndan geldiği ve bu fayın bölgede bir yükselim zonu-yanal akım zonu oluşturduğu saptanmıştır. Jeotermometre çalışmalarında bölgedeki sondajların verileri ve kuyu test sonuçlarına göre silis jeotermometrelerinin daha güvenilir sonuçlar verdiği görülmüştür. Rezervuar sıcaklığı aralığı ise Tuzla bölgesi için 164°C–220°C, yanal akım zonundan beslenen kısımda ise, 90°C–145°C arasında olduğu görülmüştür. Tuzla jeotermal santralinin en sıcak kuyularından biri olan T-2 kuyusunun da rezervuar sıcaklığı 173°C olup, bu jeotermometre değerlerinin doğru sonuç verdiğini göstermektedir. PhreeqC programıyla yapılan jeokimyasal değerlendirmeye göre, inceleme alanında kalsit ve aragonit kabuklaşmasının üretim ve geri basmada problem yaratacağı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Jeotermal akışkan, Hidrojeokimya, Jeotermometre, Kabuklaşma, Rezervuar
Şuhut İlçesi (Afyonkarahisar) Batısındaki Alterasyon Zonları ve Dere Sedimanlarının Mineralojik-Petrografik ve Jeokimyasal Olarak İncelenmesi
Bu tez çalışmasında, mineralojik-petrografik ve jeokimyasal özellikler yardımıyla Şuhut ilçesi (Afyonkarahisar) batısındaki volkanik kayaç, metamorfik kayaç ve dere sedimanlarındaki alterasyon zonlarının özellikleri araştırılması amaçlanmıştır. Proje alanının temelini Paleozoyik yaşlı metamorfik kayaçlar oluşturmaktadır. Temel kayaların üzerine Orta Miyosen yaşlı volkanosedimanter ve volkanik kayaçlar gelmektedir. Alterasyona uğramış kayaçların ve dere sedimanlarının mineralojik-petrografik ve jeokimyasal özelliklerinin belirlenmesi için Çakırözü ve Dadak-Koçyatağı lokasyonlarındaki alterasyon zonlarından ve bu bölgelere yakın dere yataklarından sediman örnekleri alınmıştır. Örneklere polarizan mikroskop, taramalı elektron mikroskobu (SEM), x-ışını kırınımı (XRD) ve jeokimyasal analizler yapılmıştır. Mineralojik-petrografik özelliklerine göre volkanik kayaçlar; camsı matriks içinde amfibol, biyotit, plajiyoklas, sanidin, kuvars ve az oranda dolomit minerallerinden oluşmaktadır. Adatepe andezitlerinin ayrışmış ürünlerinde volkan camı, plajioklas ve biyotit minerallerinde alterasyon gözlenmiştir. Buna bağlı olarak söz konusu minareller yapraksı morfolojide simektit'e dönüşmüştür. Alınan örneklerin mineralojik- petrografik analizleri sonucuna göre dolomitler; öncelikle dolomit (Dol) minerallerinin çatlak ve dilinim düzlemleri boyunca ikincil mineral zenginleşmeleri gözlenmiştir. Bu değişim (zenginleşme ve kayıp) ikincil mineral oluşumlarının demir ve mika minerallerinden meydana geldiğini göstermektedir. Volkanik kayaç ve bunların alterasyon ürünlerinin toplam alkali-silis (TAS) diyagramına yerleştirilmesi sonucunda M-10 dışındaki tüm örneklerin trakiandezitik bileşim sunduğu belirlenmiştir. Çaltepe dolomitleri ve bunların ayrışma ürünleri ise Melezhik vd. (2008) tarafından geliştirilen adlandırma grafiklerine göre M-15 ve M-19 nolu örnekler dolomit-kireçtaşı geçiş zonunda, M-13, M-14, M-17 ve M-20 nolu örnekler ise dolomitik bileşimde oldukları sonucuna varılmıştır. Volkanik kayaç örneklerinin kondrite göre normalize nadir toprak element grafiğinde hafif nadir toprak elementleri (HNTE) zenginleşmiş, ortaç (ONTE) ve ağır nadir toprak elementleri(ANTE) ise kayba uğramıştır. M-11 ve M-25 nolu örneklerde Ni, Cu, Pb, ve Zn konsantrasyonlarının ana kayaca göre 50 kata varan artışlar göstermesi hidrotermal alterasyonun etkisini işaret etmektedir. Taze/az ayrışmış dolomitlere göre göre normalize edilmiş ana element içeriklerine göre maksimum SiO2 zenginleşmesi ve maksimum P2O5 kaybı Dadak ve Koçyatağı dolomitlerinde gerçekleşmiştir. Ana kayaca göre normalize edilmiş eser element değişimlerine göre, U ve Zr maksimum kayba uğramış, Rb, Sr ve Co en fazla zenginleşmiştir. Cs ise hareketsiz davrandığı söylenebilir. Dolomitlerin alterasyona uğraması sonucunda Ağır Nadir Toprak Elementleri (HREE), Hafif Nadir Toprak Elementleri (LREE)'ne göre daha zor mobilize olur.
Emirdağ (Afyonkarahisar) çevresinde ki kireçtaşlarının kireç hammaddesi olarak kullanılabilirliğinin araştırılması
daha sonrBu tez çalışmasında, mineralojik-petrografik ve jeokimyasal özellikler ve kireç anazlizleri yardımıyla Emirdağ ilçesi (Afyonkarahisar) batısındaki kireçtaşların kireç hammaddesi için kullanılabilirliği yönünden araştırılması amaçlanmıştır. Proje alanının temelini Mesozoyik ve Senozoyik birimler oluşturmaktadır. Çalışmaya konu olan kalsitik kireçtaşları ise Mesozoyik birimde yer almaktadır. Emirdağ çevresindeki kalsitik kireçtaşlarının işletildiği Alibeyce köyü, Bağlıca köyü ve Beyköy'ü seçilmiştir. Emirdağ-Alibeyce köyü arası 17 km, Bağlıca arası 18 km ve Beyköy arası 3 km'dir. İşletmesi devam eden mermer ocaklarından kayaç örnekleri alınmıştır. Örneklere mineralojik-petrografik analizler, jeokimyasal analizler ve TS EN 459-2 standartı kullanılarak kireç analizleri yapılmıştır. Mineralojik-petrografik özelliklerine göre; kayaç örneklerinin ana minerali kalsit minerali olup opak minerali de gözlenmiştir. Polisentetik ikizlenme ve yer yer kırık düzlemleri görülmüştür. Jeokimyasal analizlere göre; ana oksit element CaO ve MgO olup eser miktarda SiO2, SO3, Fe2O3 bileşimleri yer almaktadır. Kayaç örneklerinde yapılan iz ve nadir toprak analizine göre; nadir toprak ve iz elementin Stronsiyum olduğu görülmüştür. TS EN 459-2 standartı kullanılarak yapılan yapı kireci analizlerine göre; kayaç örneklerine kalsinasyon yapılmış ve sönmemiş kireç elde edilmiştir. Sırasıyla; serbest CaO tayini, kızdırma kaybı testi, reaktivite tayini, renk analizi, kimyasal analiz, tane boyutu analizi uygulanmıştır. Buna göre çalışmaya konu olan Emirdağ çevresinde ki kireçtaşlarının kireç hammaddesi için kullanılabilir olduğu tesbit edilmiştir.