Hacettepe University
Discipline

Adli Bilimler Anabilim Dalı

Hacettepe University

113

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Kafatası ve omurga sütununun yaralanması sonucu meydana gelen travmalarda bilgisayarlı tomografi görüntüleme tekniği ile hasarlı yapıların morfolojik açıdan incelenmesi

Kafatası ve omurga travmaları, ülkemiz de dahil olmak üzere dünya genelinde can ve mal kaybı ile bunların yanı sıra ekonomik açıdan da kayıplara sebebiyet veren ciddi problemlerdir. Çoğunlukla motorlu taşıt kazaları kaynaklı olmak üzere; bu durumu düşme, darp, ateşli silah yaralanmaları, kesici ve delici alet yaralanmaları, iş kazaları gibi nedenler izlemektedir. Çalışmamızda; kafatası ve omurga travmasına bağlı yaralanma ve ölümler incelendi. Travmaya bağlı meydana gelen kırıkların çeşitli derecelerde sekele sebebiyet verme durumu ve ölümle ilişkisi belirlenerek, adli tıp polikliniğinde kayıtlı hastaların raporlarındaki travma nedenleri, travma bölgesi, kırık tipi ve eşlik eden patolojiler tanımlanarak, bunların birbirleriyle olan ilişkisini analiz etmeyi amaçladık. 01.01.2017 – 31.12.2020 tarihleri arasında Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Polikliniği veri tabanında kayıtlı kafatası ve omurga travmasına maruz kalmış 18 – 75 yaş arasındaki 24 kadın ve 81 erkek olmak üzere toplamda 105 hastanın dosyasını ve BT raporlarını incelemek amacı ile 384 numaralı etik kurul izni ve Çorum İl Sağlık Müdürlüğü' nden hasta bilgilerine erişim izni alındı. Olgularda; cinsiyet, travmanın meydana geliş mekanizması, yaralanma bölgesi, çoklu bölge yaralanmalarının varlığı ve birbirleri ile ilişkisi, travmaya eşlik eden patolojilerin varlığı değerlendirildi. Excel'de hazırlanan verilerin analizi IBM SPSS Statistics 22.0 istatistik programı ile gerçekleştirildi. Chi Square (ki kare) ve Fisher Exact testleri ile kategoriler arası analiz gerçekleştirildi. Pearson korelasyon testi ile veriler arası analiz gerçekleştirildi, istatistiksel olarak p<0.05' i sağlayan değerler anlamlı kabul edildi. Çalışmamızda, en sık travma 51-60 yaş aralığında ve erkek bireylerde hesaplandı. En sık travma nedeni %48,6 (51 olgu) oranla trafik kazalarıydı. Kafatasında en çok lineer kırık tespit edildi. En fazla os frontale'de kırık gözlemlendi. Komplikasyon olarak en sık pnömosefali saptandı. Omurga bölgesinde en çok korpus bölgesinde kompresyon tipi kırık meydana geldi. En fazla lumbal vertebralarda kırık gözlemlendi. En çok eşlik eden komplikasyon medulla spinalis hasarı ve paraplejiydi. Tromboemboli ile C1, C4, C5 omurları arasında pozitif yönde, çok yüksek düzeyde, istatistiksel açıdan anlamlı (r=1,000; p<0,001) ilişki tespit edildi. Çalışmamızın hastanelerin Adli Tıp ve Acil Tıp birimlerine başvuran hastaların gözlem, tanı, tedavilerinde hekimlere yol göstermesi açısından fayda sağlayacağını düşünmekteyiz.

Adli tıpBilgisayarlı tomografiKafatası kırıkları+3
Büşra Betül Kaya
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Olay yeri incelemelerinde adli arkeoloji uygulamaları

Adli bir olayda suç ve suçlunun tespitinde olay yeri incelemesi oldukça önemlidir. Olay yeri incelemelerinde suçun aydınlatılması için arkeolojik tekniklerden de faydalanılmaktadır. Olay yerinin adli arkeolojik uygulamalarla incelenmesi ve delil niteliğinde sayılabilecek bulguların adli arkeoloji teknikleri ile toplanması suçun aydınlatılmasında önemli rol oynamaktadır. Arkeologların ölü gömme konusundaki etnoarkeolojik bilgileri, olay yerinde bulunan iskeletlerin doğru bir şekilde çıkarılması ve toplanmasına katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada, olay yerine arkeologların perspektifinden bakılmış olay yeri incelemeleri ile arkeolojik kazı yöntemleri arasındaki paralellikler açıklanmıştır. Kültür ve tabiat varlığı kaçakçılığı suçlarında olay yerinin incelenmesi ele alınmış, 2019 ve 2020 yıllarındaki kültür ve tabiat varlığı kaçakçılığı suçlarının verilerini gösteren grafikler oluşturulmuştur. Bu grafikler ile ülkemizde tahrip olan kültür varlıklarımızın sayısıyla ilgili fikir vermek amaçlanmıştır. Ayrıca bu tür olaylara müdahaleler sırasında oluşturulan olay yeri krokileri ve bilirkişi raporlarına yer verilmiştir.

Büşra Dölcü
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Şiddetin medyatikleştirilmesinin suç işlenme şekilleri üzerine etkisi

Her çocuk masum doğar, toplum hayatı boyunca yaşadığı ruhsal incinmeler kişiliğin gelişmesinde önemli rol oynar. Tarih boyunca insanın gelişimini etkilemek özellikle paternalist toplumların en temel özelliği olmuştur. Medyanın etkileme gücü beklentilerin üzerinde bir seyir izlemiş ve en önemli toplumsal otoritelerden biri haline gelmesine neden olmuştur. Medya güçtür ve gücü arkasına alan, toplumsal etkileşim konusunda önemli bir adım atmış olur. Medyanın güç kazanması ve gücünü muhafaza etmesinin tek yolu ise tiraj ya da reyting olarak adlandırılan izleyici/dinleyici/okuyucu/ziyaretçi sayısıdır. Etkili medya olmanın özünde hitap edilen kitlenin büyüklüğü yatmaktadır. Temel amacı kitle (güç) kazanmak olan medya, kitleleri etkilemek için haber veriş/sunuş biçimlerini günün toplumsal beklentilerine göre geliştirmek zorundadır. Tam da bu noktada her zaman toplumun her kesiminin dikkatini üzerine çekmeyi başaran şiddet haberleri devreye girmektedir. Şiddeti sunma konusunda sınır tanımayan kitle iletişim araçları, özendirme misyonu da üstlenmiş olduğunu görmeli ve sınırlamalara tabi tutulmalıdır. Bu çalışmada toplumun tüm kesimlerinin ve özellikle de çocukların, medyayla etkileşimleri incelenmekte, medya-suç ilişkisinin gerçekte var olup olmadığı, suçu teşvikte ve suç işleme şekillerinin öğrenilip geliştirilmesinde etkisi irdelenmektedir.

Adli bilimler
Mustafa Gökgöz
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Suç önleme ve analizi perspektifinde açık kaynak istihbaratı farkındalığının bireylerin sosyal medya kullanımları üzerine etkisi: Çorum ili örneği

Devletlerin varlık sebeplerinden birisi de toplumun güven ve asayişini sağlamaktır. Suç oranının sıfır olduğu bir yer söz konusu olmamakla beraber, bu oranının minimum düzeyde olduğu yerler de olabilmektedir. Suçun işlendiği yerlerde suçun faillerinin yakalanması ne kadar önemli ise de suçun meydana gelmeden önlenmesi ya da güvenlik tedbirlerinin aldırılması da bir o kadar önemlidir. Dünya ve ülkemiz genelinde 'Kitle İletişim Araçları', hem bilgi edinmenin kaynağını hem de toplumsal kontrolün devamlılığını sağlamaktadır. Bu çift yönlü iletişimde insanlar basılı ve görsel medya aracılığıyla bilgi sahibi olmaktadırlar. Bu kitle iletişim araçlarının kullanımı ile birlikte insanlar farkında olarak ya da olmayarak özel hayatları ile ilgili bilgilerini paylaşmaktadırlar. Açık kaynak dediğimiz bu istihbarat çeşidinin en önemli veri kaynaklarından biri de sosyal medyadır. Bireyler bu takip edilmenin varlığında bile sosyal medyayı kullanmaya devam etmektedirler. Kişiler, sosyal medya paylaşım siteleri (Facebook, Twitter, Instagram vb.) üzerinden zaman zaman suç unsuru sayılabilecek paylaşımlar yapmaktadır. Suçun oluştuğu her yerde 'Adli Bilimler'in varlığından söz edilmektedir. Çünkü adli bilimler suç ve faillerinin bulunması ile doğrudan ilgilenmektedir. Anahtar Kelimeler: Suç, Adli Bilimler, Açık Kaynak, İstihbarat, Sosyal Medya

Adli bilimler
Muhammed Akyel
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hayvan hakları çerçevesinde hayvanların istismarı: Çorum ili örneği

İnsanlar, başta ekonomik sebeplerle hayvanları evcilleştirmeye çalışmış, sonrasında ise bilimsel araştırma ve iş gücünden faydalanma gibi sebeplerle onlarla yaşamaya başlamıştır. Böylece hayvanların haklarına saygı gösterilmesi ve doğanın bir unsuru olarak kabul edilmesi düşüncesi, uluslararası metinlerde ve iç hukukumuzda bazı düzenlemeleri zorunlu hale getirmiştir. İnsanlar haklarını kanunlar ile korurlarken ekosistemin bir parçası olan canlıları korumak da onlara karşı işlenen suçları yaptırım altına almak ile mümkündür. Çalışmamızda 2008-2020 yılları arasında Çorum İl Orman Genel Müdürlüğü'nden alınan veriler kullanılmıştır. Bu veriler ışığında 51 canlı ihmale ve istismara maruz kalmıştır. Yıllara göre ve ilgili kanun maddelerine ait işlenen suçlar çizelge halinde sunulmuştur. Yıllık ortalama 2 vaka kaydedilirken 2019 yılında 11 vakanın bildirilmesi duyarlı bireylerin arttığının kanıtıdır. Çalışmamızın insanların hayvanlar üzerinde üstünlük kurmaması gerekliliği bilincinin oluşturulmasına ve akademik anlamda hayvan haklarının iyileştirilmesine katkı sağlamasını amaçlamaktayız.

Meltem Kaysuk
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Adli bilimlerde parmak izi görselleştirme çalışmalarında silika nanopartiküllerin kullanımı: Sistematik bir inceleme

Teknolojik gelişmeler her geçen gün hız kazanmaktır. Her alanda kendini gösteren teknolojik ilerlemeler kolaylıklar sunmaktadır. Sağlık alanından, mühendisliğe, üretim alanından, Adli Bilimler'e kadar geniş bir yelpazede teknolojik gelişmelerin etkileri mevcuttur. Yaşanan gelişmeler Adli Bilimler açısından değerlendirildiğinde olayların çözümünü kolaylaştıran, zamandan tasarruf sağlayan gelişmeler görülmektedir. Adli vakaların çözümlenmesinde en temel unsur, olay, mağdur ve fail arasındaki üçgenin sağlanmasıdır. Olay yeri incelemesinden elde edilen çeşitli bulgular olayın yeniden inşasına olanak vermektedir. Olay yeri incelemesinde suçlunun profilleşmesine imkân veren en önemli delil, parmak izidir. Parmak izi kişiye özgü karakteristiği nedeniyle delil olarak değerlendirilmektedir. Parmak izleri gözle görülmezler ve bu nedenle olay yerinden elde edildikten sonra görselleştirilmesi gerekmektedir. Görselleştirme amacıyla birçok yöntem kullanılmaktadır. En sık kullanılan yöntemler; tozlama, Ninhidrin, DFO, Süper Glue vb. yöntemlerdir. Son zamanlarda bu yöntemlere ek olarak başka kimyasal, fiziksel ve optik yöntemler ortaya çıkarılmıştır. Teknolojik gelişmelerin Adli Bilimler alanını da etkilemesinden ötürü parmak izi çalışmalarına da yeni boyutlar getirilmiştir. Özellikle parmak izi görselleştirme çalışmalarında nanoparçacıkların kullanımı ivme kazanmıştır. Nanoparçacık kullanımında, silika nanoparçacıkların çalışmalarda kullanımı mevcuttur. Bu tez çalışmasında, son 5 yıl temel alınarak araştırılan parmak izi görselleştirme çalışmalarında silika nanoparçacık kullanımını içeren 19 yayın incelenmiştir. Silika nanoparçacıkların; net görselleştirme sağlaması, çeşitli yüzey türlerinde görselleştirmeye imkân sağlamasından dolayı araştırmacılar tarafından bu yöntem görselleştirme çalışmalarında tercih edilmiştir. Tez çalışmasında incelenen yayınlarda, en çok hangi silika nanopartikülün tercih edildiği, silika molekülleri için tercih edilen en sık sentez yönteminin hangisi olduğu, hangi dalga boylarında uyarıldığı, kullanılan yüzeylerin çeşitliliği, görüntüleme amacı ile uygulanan optik teknikler sistematik olarak incelenmiştir.

Adli genetikDNA parmak izi
Elif Çetli
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin ve hukuki boyutunun adli bilimler açısından değerlendirilmesi

İşyerinde şiddet her geçen gün dünya çapında yaygın ve endişe verici bir olgu halini almaktadır. Sağlık kurumları şiddetin yaşandığı yerlerin en başında gelmektedir. Sağlık çalışanları sözel ve fiziksel şiddetten psikososyal ve cinsel şiddete kadar farklı çeşitlerde şiddete maruz kalmaktadır. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin oluşmasında hasta ve hasta yakınlarından, sağlık çalışanlarından, mevcut yasalardan, sağlık sistemi ve sağlık yöneticilerinden kaynaklı etkenler bulunmaktadır. Ülkemizde bu önemli sorunun önlenmesine yönelik yeni stratejilerin geliştirilebilmesi için öncelikle problemin gerçek boyutunun ve özelliklerinin saptanması gerekmektedir. Oysa ülkemizde bu büyük problemin çözümü tam anlamıyla bilinmemektedir. Literatürdeki araştırmalarda ise genellikle sorunun hasta veya sağlık çalışanı gibi tek boyutuna odaklanılmıştır. Bu çalışmada sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin azaltılması ve/veya ortadan kaldırılabilmesi için hastaların ve sağlık çalışanlarının görüşleri doğrultusunda sağlık yöneticilerine ve mevcut yasalara yeni çözüm önerileri sunmak amaçlanmaktadır. Bu çalışmada hasta, sağlık çalışanı ve yasalar birlikte değerlendirilerek çözüm önerileri çok boyutlu olarak sunulmaktadır. Sağlık çalışanları ve hastaların konu hakkındaki düşünceleri anket yöntemiyle elde edilmiş ve veriler istatistiksel olarak analiz edilmiştir.

DoktorlarHastalarHastaneler+1
Eda Yaşar
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ateşli silah atış artığının atış sayısı ve farklı mermi çekirdeklerine bağlı nicel değişiminin araştırılması.

Ateşli silah atış artıkları (ASAA) olarak adlandırılan organik ve inorganik kalıntılar (tipik olarak Antimon, Baryum, Kurşun), ateşli silah ile işlenen suçlarda olayın aydınlatılabilmesi açısından değerli bilgiler sağlamaktadır. Bu alanda pek çok çalışma bulunmakla birlikte, şüphelinin ateşli silah ile kaç defa ateş ettiğini tespit etmeye yönelik uygulama ve araştırmalar sınırlıdır. Bu çalışmada, Canik S/120 model yarı otomatik tabanca kullanılarak farklı marka mermiler ile kapalı atış poligonunda yapılan ardışık sayıda atışlar sonrasında atış yapan el üzerinde biriken inorganik ateşli silah atış artığı (İASAA) (Sb, Ba, Pb) konsantrasyonları İndüktif Eşleşmiş Plazma – Kütle Spektrometresi (ICP-MS) yöntemi ile analiz edilmiştir. Elde edilen kantitatif bulguların değerlendirilmesi çoklu regresyon modeli (MLR) ve korelasyon analizi ile gerçekleştirilmiş olup İASAA konsantrasyonlarına bağlı olarak atış sayısının tahminine olanak sağlayan MLR modeli geliştirilmiştir. Çalışmada 3 farklı mermi türü ile yapılan ardışık seri atışlar ile bu atışlardan elde edilen İASAA arasında doğrusal bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Atış artığının el üzerinde kalmasını etkileyen diğer faktörler de göz önünde bulundurularak, farklı ortam koşullarında ve daha fazla sayıda mermi türü ile yapılacak çalışmalar sayesinde bu çalışmadan elde edilen ilişkinin daha somut şekilde ortaya koyulması ve rutin uygulamada yerini alması öngörülmektedir.

Adli bilimlerAdli tıpAteşli silahlar+1
Murat Yayla
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Enerji içeceklerinin muhteviyat açısından değerlendirilmeleri

TGK Enerji İçecekleri Tebliği'nde enerji içecekleri ''kafein içeren, taurin, glukoronolakton, inositol, karbohidrat, aminoasitler, vitaminler, mineraller ve diğer gıda ve bileşenlerini içerebilen, aromalandırılmış alkolsüz içeceği" şeklinde tanımlanmaktadır. Enerji içeceğinin bileşiminde kafein miktarı 150 mg/L'den, inositol 100 mg/L'den, glukoronolakton 20 mg/L'den, taurin 800 mg/L'den fazla olamaz. Sağlıklı genç erişkinlerde kafein, taurin ve glukoronolakton içeren içeceğin tüketimi arteriyel kan basıncını ve platelet agregasyonunu artırdığı ve endotel fonksiyonu azalttığı bildirilmiştir. Enerji içeceklerinde sağlıklı yetişkinler için günlük olarak 400 mg'dan fazla kafein tüketilmesi ve 500 ml'den fazla enerji içeceği tüketilmesi, ayrıca enerji içeceğinin alkol ile birlikte veya beraber tüketilmesi risklidir tavsiye edilmez. Enerji içecekleri çocuklar, 18 yaş altı kişiler, yaşlılar, diyabetikler, yüksek tansiyonu olanlar, gebe ve emzikli kadınlar, metabolik hastalığı olanlar, böbrek yetmezliği olanlar ile kafeine hassas kişiler için risklidir tavsiye edilmez. Enerji içeceklerinin kullanımı son yıllarda Dünya'da ve ülkemizde hızla artmaktadır. Genellikle enerji içecekleri gençler, sporcular ve aktif olarak yaşayan insanlar tarafından kullanılmaktadır. Enerji içecekleri aynı zamanda keyif verici olarak veya mental, fiziksel ve bilişsel performansı artırmak içinde tercih edilmektedir. Enerji içeceği tüketimi çoğunlukla sinirlilik, anksiyete, gastrointestinal rahatsızlık ve taşikardi ile kendini gösteren kafein intoksikasyon sendromu ile bağdaştırılmıştır. Çalışmamızın amacı piyasada kullanılmakta olan birçok enerji içeceğinin GC-MS (Gaz Kromatografisi- Kütle Analizi) cihazı ile kalitatif analizi yapılarak içeriğinin hangi bileşenlerden oluştuğunun ve bileşenlerin etkinliklerinin incelenmesidir. Ayrıca belirlenen maddelerin ve miktarlarının insan sağlığı üzerindeki etkilerinin incelenerek pazardaki mevcut enerji içeceklerinin değerlendirilmesidir.

Zafer Peker
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Adli bilimler açısından çocukların cinsel istismara uğrama nedenleri ve önleyici tedbirler

Çocuklara uygulanan ihmal ve istismar günümüzde de devam eden önemli bir sosyal sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir yetişkinin cinsel istek ve arzularını karşılamak amacıyla çocuğu ikna ederek ya da zorla çocuğu kullanmış olması cinsel istismardır. Çocukluk travmalarına sebep olan ihmal ve istismar adli tıp ile ilişkili olup adli bilimler açısından ele alınarak yakından incelenmesi gereken önemli bir olgudur. Adli bilimlerin bu konudaki görüntü analizleri, kimliklendirme, kulak, yüz, parmak izi vb. gibi birçok çalışması ile çocuk istismarı konusunu ele alan dosyalardaki çözümlemeler de artmıştır. İstismar günümüzde de sık rastlanan ancak çoğunlukla gizli tutulan bir olaydır. Ülkemizde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, istismara uğramış ya da ihmal edilmiş çocukları korumaya yönelik kapsamlı çalışmalar yapmaktadır. Yapılan bu çalışmalarda kurum içerisinde gerekli önlemler alınarak çocuğun güvenliği sağlanmaktadır. Koruma ve bakım altına alınan istismara uğramış çocuğun can güvenliği tehlikesi var ise kaldığı kuruluş gizli tutulmaktadır. Kurumda kalan çocuğun ebeveynleri ile iletişimleri belirli gün ve saatler aralığında personel refakatinde sağlanmaktadır. Ensest vakalarında ise çocuk, istismarcı ile bir araya getirilmeyerek psikolojik travmalardan uzak tutulmaya çalışılmaktadır. Eğer çocuk, ebeveyni ile güvende ise aile yanında bazı tedbir kararları ile desteklenmektedir. Yapılan bu uygulamalar çocukları korumaya yönelik çalışmalardır. Son yıllarda Türkiye'de çocuk istismarı sayısı artmakta olup çalışmalar yetersiz kalmaktadır. Bu tez çalışmasının amacı adli bilimler açısından çocuk istismarının önemini, türlerini, risk faktörlerini ve hukuksal zeminini bir bütün olarak değerlendirmektir. Öte yandan tez çalışmasının bir diğer amacı; istismara maruz kalmış çocuklara ne gibi koruyucu ve önleyici tedbir çalışmalarının uygulandığının, ulusal ve literatür taramalarında nelere değinildiğinin, eksik kalan yönlerinin neler olduğunun araştırılmasıdır. Araştırılan kaynakların çoğu istismarın tek boyutunun ele alındığını, istismarın öncesi ya da sonrasına değinildiğini ortaya koymaktadır. Bu tez çalışması ile istismar öncesi faktörler, istismar anı, zanlı tanımlama ve istismar sonrası yapılan çocuk yararı çalışmalar bir bütün olarak, adli bilimlerle ilişkilendirilerek ele alınmaktadır. Çalışmamızın da istismar vakalarının aydınlatılmasında ve istismarın önlenmesinde büyük öneme sahip olacağını düşünmekteyiz.

Nurhayat Mantar
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı kategorilerdeki okullarda yaşanan şiddet olaylarına idareci ve öğretmenlerin yaklaşımı

Doğumdan ölüme kadar giden gelişim süreci çeşitli basamaklar altında incelenmektedir. Bebeklik döneminden başlayan gelişim süreci hem fizyolojik etmenlerden hem çocuğun biyolojik gelişiminden hem de çevresel etmenlerden etkilenmektedir. Bireyin bebeklik ve erken çocukluk dönemleri aile fertleri ile geçerken çocukluk döneminin büyük kısmı ise okul ortamında geçmektedir. Okul ortamında yaşanan iletişim, alınan eğitim, davranışsal deneyimler ve algısal değişimler çocuğun geleceğini etkileyen önemli faktörlerdir. Eğitmenlerin ve okul personelinin çocukların gelişiminin her aşamasını yakından takip etmesi büyük önem arz etmektedir. Bu dönemlerin bilinmesi çocukların psiko-sosyal ve fizyolojik gelişim kusurlarını erken tanımayı ve düzeltme yönünde erken adımlar atmayı kolaylaştırır. Çocukların gelişim süreçlerinde kendi akranları, küçükleri ve büyükleri arasında yaşanabilecek şiddet erişkinlik dönemlerindeki davranışlarını yönlendirebilir. Eğitimcilerin şiddeti algılama, şiddet ortamının oluşmasını önleme, şiddette karşı önlem alma ve çocukların doğru davranış edinmelerini sağlama gibi çeşitli sorumlulukları vardır. Bu tez çalışmasının amacı okul ikliminde yaşanan şiddetin engellenmesi konusunda öğretmen ve idarecilerin algılarını ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla Çorum ilindeki öğretmenlere kişisel tanıtım formu ve iki farklı ölçek uygulanarak çalıştıkları farklı düzeylerdeki okullardaki şiddet algı düzeylerini ve okul içi şiddete karşı alınan önlemlere ilişkin algı düzeylerini belirlemeyi amaçladık.

Adli bilimler
Merve Yıldırım
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çorum ilinde farklı kan gruplarına tabi tutulan orman toprağındaki aktinomiset çeşitliliği

Aktinobakteriler muazzam çeşitliliğe sahip, toprakta yaygın olarak bulunan, ekonomik değeri yüksek miselli gram pozitif bakterilerdir. Çok çeşitli habitatlarda izole edilen aktinobakteriler şimdiye kadar tanımlanmış 47 farklı familyaya ve 711 türe sahiptir. Son yıllarda giderek artan adli çalışmalar, ilgili mikrobiyal profillerin kanıt olarak kullanılabileceğini göstermektedir. Bu çalışmada iki hafta süre ile kana maruz kalmış orman toprağından örnekler alınıp aktinobakteriler izole edilmiş, genomik DNA izolasyonu ardından 16S rRNA PCR amplifikasyonu ve dizi analizi yapılmıştır. Adli bilimlerde ve olay yeri incelemelerinde adli mikrobiyoloji alanını geliştirmek için yapılan bu filogenetik çalışmanın olayı yorumlamada önemli bir referans olabileceği düşünülmektedir.

Mazlum Doğan
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Risk altında bulunan çocukların suça sürüklenmesinin önlenmesinde eğitimin rolü: Çorum ili örneği

Ülkelerin geleceğinin teminatları ve yarınların umudu çocukların suça sürüklenmesi toplumların en başta gelen sorunları arasında yer almaktadır. Bu nedenle çocukların suça sürüklenmesinin önlenmesi ve suçun mağduru olan çocukların tekrar topluma kazandırılması büyük bir önem taşımaktadır. Ülkemizde bulunan bazı çocukların kişisel ve çevresel faktörlere bağlı olarak dezavantajlı olması onların daha dikkatli korunmasını, eğitilmesini; risk faktörlerinin tespitini ve önleyici tedbirlerin oluşturulmasını önemli kılmaktadır. Çocukların doğal güçsüzlükleri yanında risk altında bulunması eğitim ortamlarından daha da uzaklaşmasına neden olmakta ve çocuğun suça sürüklenmesi ile sonuçlanabilmektedir. Okul çağında bulunan çocukların eğitime erişimininde, bireysel ve çevresel faktörlere bağlı barındıkları risk faktörlerinin tespit etmek, erken müdahele ve çocuğa yönelik strateji alanlarının oluşturulması önemlidir. Eğitimin yetkin ve en etkili aktörleri olan öğretmenlerin, çocuklarla yakın etkileşim ve iletişim içinde olması; onların durumunun tespit edilmesi, müdahale edilmesi ve önlem alınması açısından önem taşımaktadır. Bu çalışmada risk altında bulunan çocukların suça sürüklenmesinin önlenmesinde eğitimin rolüne ilişkin öğretmenlerin görüşlerinin araştırılmasını amaçlanmaktadır. Risk altında bulunan çocukların suça sürüklenmelerinin önlenmesinde eğitimin ve eğitimcinin rolünü ortaya koyarak eğitimci görüşlerine bağlı çözüm önerileri geliştirmek temel amaçları oluşturmaktadır. Öğretmenlerin konu hakkındaki görüşlerileri anket yöntemiyle elde edilen veriler istatistiksel olarak analiz edilmiştir.

EğitimRisk altındaki çocuklarSuça iştirak+2
Serkan Bektaş
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Narkotik niteliği taşıyan kenevir bitkisinin coğrafi özellikleri ve Çorum'daki türlerinin araştırılması

Adli Bilimlerde narkotik madde denilince ilk akla gelenler eroin, kokain ve esrardır. Esrarın hammaddesi THC miktarının yüksek olduğu kenevir bitkisinin çiçekleri ve en uç yapraklarıdır. Kenevirin esrar ile birlikte anılması kenevir teriminin geçtiği her yerde olumsuz bir tavırla karşılaşmamızın tek sebebidir. Ancak son yıllarda meydana gelen teknolojik gelişmelerle tohumlarda yapılan melezlemeler sonucu artık pek çok kenevir esrar hammaddesi olmaya uygun değildir. Yaptığımız araştırmalar, HÜBTUAM GC-MS sonuçları ve Fen Edebiyat fakültesi laboratuarından elde ettiğimiz FT-IR sonuçlarından da yola çıkarak ülkemizde ekilen kenevir tohumlarının esrar hammaddesi olarak kullanıma uygun olmadığını ortaya koyduk. Geçmişten günümüze kenevir bitkisini değerlendirdiğimizde; tekstil, ilaç, otomotiv, kozmetik, biyoyakıt, biyopolimer ve biyobozunur ürünler, erozyon örtüsü, yapı malzemesi, toprağın temizlenmesi gıda sanayi gibi birçok alanda kullanıldığını görüyoruz. Mısırdaki mumya örtülerinden, Türklerde çuval, sicim vb. yapımına, günümüzde ise biyoyakıttan, insan sağlığına ve doğaya zarar vermeyen kıyafet, temizlik ürünleri ve yiyeceklere varana kadar pek çok alanda kullanılmaktadır. Kenevir adeta yaşamın bitkiye dönüşmüş halidir. Her iklimde yetişebilir, kendisi büyürken çevresini de hem temizler hem de ekonomik anlamda büyütür. Tarım ilacına fazla gereksinim duymaz. Hızlı büyür, büyürken çevresindeki oksijen miktarını arttırır. Günümüzde 50.000 çeşit endüstri ürününde ve 250'den fazla ilacın yapımında doğrudan ya da dolaylı olarak kullanılabilmektedir. Ülkemizde kısa bir süre yanlış bilgilendirmelerle bu üründen uzak kalmış olsak da artık hem ülkemiz hem bölgemiz hem de şehrimiz için kenevir ile yeniden tanışmanın ve kaynaşmanın zamanı geldi. Yapılan bilimsel çalışmalar ışığında kenevir artık korkulan değil, korunan bitki olacaktır. Anahtar Kavramlar: Kenevir, THC, Esrar, CBD, Narkotik, Endüstri Bilim Kodu:20101

EndüstriEsrarKannabidiol+2
Gülhan Eşkil
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kadına yönelik dijital şiddet ve sosyal medyanın kadına yönelik şiddet üzerindeki etkisi: Çorum ilinde bir alan araştırması

Şiddet kavramı insanlığın var olduğu andan itibaren çeşitli şekillerde evrilerek günümüze gelmiştir. Kadınlar sözel, fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddeten dijital şiddete kadar farklı şiddet türlerine maruz kalmaktadırlar. Teknoloji çağının sosyal medya ve internet üzerinden kadınlara yönelik yapılan şiddetin nitelik ve niceliğini daha kolay kılınabilir bir hale getirdiği görülmektedir. Ülkemizde kadına yönelik şiddet ve kadına yönelik dijital şiddet sorunun önlenmesine dair stratejilerin geliştirilebilmesi için ilk olarak teknoloji ile ortaya çıkan problemin gerçek boyutlarının, etmenlerinin ve özelliklerinin araştırılması gerekmektedir. Ülkemizde kadına yönelik şiddet veya kadına yönelik dijital şiddetin çözümü tam olarak bilinmemektedir. Bu çalışmada kadına yönelik dijital şiddetin ve sosyal medyanın kadına yönelik şiddet üzerindeki etkisinin azaltılabilmesi veya ortadan kaldırılabilmesi için şiddet mağduru ya da şiddete maruz kalabilme ihtimali olan kadınlar için şiddeti önleyici çözüm yollarının bulunması veya mevcut yasal düzenlemelerin eleştirel olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızda Çorum ilinde kadına yönelik dijital şiddetin ve sosyal medyanın kadına yönelik şiddet üzerindeki etkisini ölçmek için anket yöntemi kullanılmış ve elde edilen veriler istatistiksel olarak analiz edilmiştir.

Taha Yasin Meydaneri
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya bağımlılığı ile saldırganlık arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Bu araştırma sosyal medya bağımlılığı ve saldırganlık arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Yazılı ve görsel basının günümüzde kısıtlı bir çerçeveye hitap etmesi ve teknolojik gelişmelerle hız mefhumunun rekabetin temel ögesi haline gelmesi ve belkide bunların hepsinin ötesinde zaman ve mekan mefhumundan azade yaşamın odak notası olmasını sağlayan en temel buluş ya da içinde bulunduğumuz çağın en mühim olayı internet olarak kabul edilmektedir. Sosyal medya iletişim çağının yaygın bir şekilde kullandığı bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bireylerin özgürce görüşlerini dillendirdikleri ve kendilerini rahatça ifade ettikleri bu yeni sanal dünya ayrıca şahsi, kurumsal ve kamusal olmak üzere birçok farklı hedeflerde kullanılmaktadır. Dönüşüm sürecinde yeni bir kişilerarası siber sanal dünya ilişkisi yaratmıştır, geçmişte kurulan sosyal ilişkiler ve günümüze kadar yüz yüze yürütülen ilişkiler artık yerini yeni kurulan sanal ilişkilere bırakmıştır. Bu yeni dijital dünya aynı zamanda bireylerin günlük hayatta pek sergilemediği kaba ve hiçbir sorumluluk almadığı agrasif davranışları rahatça sergilemelerine olanak sağlamaktadır. Sosyal medya bağımlılığı ve saldırganlık arasındaki doğru korelasyon, dünya genelinde ve ülkemizde yaygın bir şekilde kendini gösterebilmektedir. Ruhsal erozyon diyebileceğimiz ve genellikle sosyal medya bağımlılığı ile ortaya çıkan, depresyon, asosyalik, duygusal boşluk vb durumlar, saldırganlığı tetikler özellikteki durumlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Araştırmada 296 bireye anket uygulaması yapılmıştır. Yapılan anket uygulamasında, sosyal medya bağımlılığı ve saldırganlık arasındaki ispatlanabilir bir ilişki olduğu görülmüştür. Çalışmaya alınan katılımcılar sosyal medya bağımlılığına göre sınıflandırıldığında, sosyal medya bağımlılığı olanların % 50' inin erkek, % 50' sinin ise kadın olduğu saptanmıştır. Sosyal medya bağımlılığına göre cinsiyet açısından anlamlı bir fark olmadığı bulunmuştur. Cinsiyete göre sosyal medya kullanım süresi incelendiğinde, paylaşım sayısı ve saldırganlık puanında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmüştür. Buna göre kullanım süresi kadınlarda erkeklere göre daha fazla, paylaşım sayısı ve saldırganlık ise erkeklerde kadınlara göre daha fazladır. Bununla birlikte sosyal medya bağımlılık puanında anlamlı bir farklılık meydana gelmemiştir. Diğer bir ifadeyle kadınları ve erkekler aynı bağımlılık yapısına sahiptir.

Hilal Güler
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Adli bilimler açısından ergenlik dönemindeki çocukların suça sürüklenme nedenleri ve önleyici tedbirler

Günümüzde ergenlik dönemindeki çocukların suça sürüklenmesinin nedenleri çok yönlü ve karmaşık bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bulunduğu dönem itibariyle bu karmaşık durum içerisinde çocuğun suça sürüklenmesini engellemek için problemin kaynağına inmek ve bunun nedenlerini tespit etmek önem kazanmaktadır. Son yıllarda Dünya'da ve Türkiye'de ergenlik dönemi çocuk suçluluğunun artışı konunun önemini gözler önüne sermekte ve önleyici tedbirlerin alınmasını zorunlu kılmaktadır. Ergenlik dönemindeki çocuklarını suça iten faktörleri değerlendirerek nedenlerini analiz etmek, önleyici tedbirler almak ve bu problemle ilgili daha kolay ve ekonomik çözümler ortaya çıkaracağı düşünülmektedir. Çocuk suçluluğu, toplumların geleceği için endişe verici sonuçlara neden olmaktadır. Ergenlik dönemi çocuk suçluluğunun önlenmesine yönelik alınan tedbirler ve hukuki düzenlemeler kimi zaman yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle suçun meydana gelmeden önlenmesi ya da önleyici tedbirlerinin oluşturulmasında ebeveyn görüşlerinin alınması konuyu önemli kılmaktadır. Suça sürüklenme nedenlerinden hareketle suçun önlenmesine yönelik alternatif çözüm önerileri ve önleyici tedbirler çocukların suça sürüklenme oranlarının düşürülmesine olumlu etki yapacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada ergenlik dönemindeki çocukların suça sürüklenme nedenleri ve suçun önlenmesine yönelik tedbirlere ilişkin ebeveynlerin görüşleri doğrultusunda alternatif çözüm önerileri geliştirmek amaçlanmaktadır. Ergenlik dönemindeki çocukların ebeveynlerinin konu hakkındaki düşünceleri anket yöntemiyle elde edilmiş ve veriler istatistiksel olarak analiz edilmiştir.

İncinur Bektaş
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Palatal rugalarda yaş ve cinsiyet tayini; Çorum ili örneği

Amaç:Parmak izi gibi benzersiz ve bireysel olan palatalrugaeların Çorum ili popülâsyonunda yaş tahmini ve cinsiyet tayininde kullanılabilirliğini, palatalrugae sayılarının yaşa bağlı olarak azalabileceğine yönelik hipotezin incelenmesini, rugae şekillerinden, yerleşimlerinden ve sayılarından kimlik tespitine yönelik çıkarımlar yapılıp-yapılamayacağını saptamayı amaçlamaktadır. Materyal ve Metot:Çorum Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'ne muayene ve tedavi için başvuran hastalardan 18-84 yaşları arasında kron-köprü protezi için başvurmuş bireylerden aljinat ölçü maddesiyle alınan, sert alçı dökülerek hazırlanan ve üzerinde hasta bireylerin cinsiyet ve yaşının yazılı olduğu 200(110 kadın ve 90 erkek) maxillar çene modelleri kullanılmıştır.Maxillar çene alçı modelleri üzerinden 1.416 palatalrugae 0,01 mm hassasiyete sahip dijital kumpas ile ölçülmüştür.Palatalruga ölçümlerinin değerlendirilmesinde ruganın yönü, uzunluğu, tipi, birleşmesi ve sayısını Thomas ve Kotze sınıflama sistemi ve şekil/yönü ise Kapali sınıflama sistemi kullanılmıştır. Bulgular:Bu çalışma Çorum ili popülâsyonunda kadınların rugae sayısının, erkeklerin rugae sayısı ile oldukça yakın seyrettiğini ve çok küçük bir farkla kadınların rugae sayısının fazla seyrettiğini ortaya koymuştur. Kadınlarda ve erkeklerde palatalrugae sayısı ile yaş arasında istatistiksel açıdan anlamlı negatif yönlü orta düzeyde bir ilişki saptanmıştır(p>0,05). Palatalrugae tiplerinin en yaygını kadınlarda kanatlı(34,87), erkeklerde doğrusal(%32,34) olarak bulunmuştur. Palatalrugae uzunluklarının cinsiyete göre dağılımında her iki cinsiyette en fazla rastlanan ölçüm tipinin "birincil(>10 mm)" tip olduğu gözlenmiştir. Sonuç:Palatalrugae boyut, şekil, yön ve sayı bakımından farklı etnik köken ve aynı popülâsyondaki farklı grupların büyük örneklemini içeren çalışmalar yapılmalıdır. Farklı palatalrugaeşekilleride var ise onlarda sınıflandırılmalıdır. Bunun yanında yaş ile azalan palatalrugae sayısı büyük örneklemlerde değerlendirilmelidir. Palatalrugaeların özellikleri yaş, cinsiyet, yeniden yüzlendirme çalışmalarında ve etnik köken çalışmalarında adli tanımlama prosedürlerinde ek bir araç olarak kullanılabilir.

Sema İşler
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çorum ilinde basına yansıyan cinayetlerin değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Dünya'da her 1 dakika da 1 kişi cinayet sonucu yaşamını kaybetmektedir. Dünya genelinde cinayete kurban giden mağdurların sayısı çatışmaların ve savaşların yaşandığı yerlerde yaşamını kaybedenlerin sayısından beş kat daha fazladır. Bu çalışmada Çorum ilinde meydana gelen cinayet vakalarını çeşitli tanımlayıcılar bakımından saptayarak, demografik verileri ortaya koymak ve ortaya çıkan sonuçların analizi ile riskli durumları araştırmak amaçlanmıştır. Materyal ve Yöntem: Bu çalışmada yer alan veriler başta Çorum iline ait yerel gazeteler olmak üzere ülke genelinde yer alan diğer gazeteler de kullanılarak oluşturulmuştur. Çalışmamızdaki veriler 19 Nisan 2018 ve 3 Temmuz 2022 tarihleri arasında yer alan cinayet haberleri incelenerek, analiz edildikten sonra tasnif edilmiştir. Verilerinin değerlendirilmesinde, istatistiksel analizler SPSS (Versiyon 22.0, SPSS Inc., Chicago, IL, USA, Lisans: Hitit Üniversitesi) paket programı ile gerçekleştirilmiştir Bulgular: Çorum ilinde mağdur sayısının Çorum ili nüfusuna oranı, küresel çapta mağdur sayısının Dünya nüfusuna oranına göre düşüktür. Cinayet mağdurlarının büyük bir çoğunluğu erkektir. Mağdurların en yoğunlukta olduğu yaş grubu aralığı 10 ile 29 yaş aralığı iken faillerin en yoğun olduğu yaş grubu 30 ile 44 yaş aralığıdır. Cinayet vakalarının çoğu ateşli silah kullanılarak işlenmiştir. Husumetli olunan biri tarafından işlenen cinayet en çok işlenen cinayet nedenidir. Mağdurlar en fazla arkadaş ya da tanıdıkları tarafından öldürülmüşlerdir. Sonuç: Elde ettiğimiz verilerimizin sonuçlarına göre Çorum ilinde cinayet prevalansinin Dünya ortalamasının altında olduğu, erkeklerin kadınlara göre daha fazla cinayet işlediği ve daha fazla cinayete maruz kaldığı görülmüştür. Cinayet verilerinin analiz edilmesi ile risk durumların tespit edilerek önleyici tedbirler alınabileceği ayrıca adli merciler ile işbirliği yapılarak daha geniş veri elde edilenebileceği kanaatindeyiz.

Adli bilimlerAdli tıpCinayet+2
Ebru Hatice Demirelli
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyada mahremiyet farkındalığı: Hitit Üniversitesi örneği

Yeni iletişim teknolojilerinin artmasıyla beraber sosyal medya, gücünü artırmış ve birçok değişim ve dönüşümü de beraberinde getirmiştir. Toplumsal hayatın içinde varlığını devam ettiren sosyal medya, aile kurumunu ve özel yaşamı da bünyesine dahil etmiştir. Sosyal medyada beğenilmek, takdir edilmek, beğeniyle izlenmek ve takip edilmek amaçlanmaktadır. Sosyal medya platformlarını düzenli şekilde kullanan bireyler, her anlarını kayıt altına alarak mahremiyetlerine zarar vermektedirler. Bu nedenle sosyal medya, bireylerin mahremiyet alanını sınırlamakta ve giderek bu alanı daraltmaktadır. Günümüzde mahrem olan durumlar, alanlar, geçmişten gelen ahlâki olgu ve değerler yok olmaya ve normalleşmeye başlamıştır. Bu çalışmanın amacı; mahremiyet, mahremiyet ihlâli ve gözetleme kavramları çerçevesinde, öğrencilerin sosyal medya paylaşımlarını değerlendirmektir. Araştırmada, katılımcıların cinsiyet, yaş, eğitim, anne-baba birliktelik ve gelir durumu gibi sosyo-demografik değişkenlerin, sosyal medya kullanım pratiklerindeki mahremiyet algı ve farkındalıklarını ölçmek ve öğrencilere bu konuda öneriler sunmak amaçlanmıştır. Çalışmamızda anket yöntemi kulanılmıştır. Bireylerin sosyal medya paylaşımlarıyla ilgili tutumlarını belirlemek amacıyla 390 öğrenci ile anket çalışması yapılmıştır. Elde edilen veriler, sosyal medyada yapılan paylaşımların mahremiyet kavramı doğrultusunda yaş, cinsiyet, eğitim, anne-baba birliktelik ve gelir durumu gibi sosyo-demografik boyutlarıyla incelenmiştir. Bu çalışmayla teknolojik gelişmelerin ve internetin yaygın kullanımıyla artan sosyal medyanın, bireylerin mahremiyet algı düzeylerinde oluşturduğu etki/ler ve mahremiyet algısındaki değişim ele alınarak kişilerin mahremiyet anlayışındaki dönüşümün resmi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Dünyada ve Türkiye'de bu konuyla ilgili mevcut durum ile olası sonuçlar ortaya konmuştur. Bu çalışma, sosyal medya ve mahremiyetin tanımı, değerlendirilmesi, sınıflandırılması ve sosyal medya ile mahremiyet arasındaki ilişki faktörlerini ele almakta ve sosyal medya plaformlarının yaygın kullanımıyla zedelenen mahremiyet kavramına gereken önemin verilmesi, bu ihlâlinin önlenmesi ve bireylerin bu konuda farkındalığını arttırmak amaçlanmıştır. Çalışma, Türkçe olarak yayımlanmış önceki araştırmaların incelenmesini kapsayan alanyazın taraması şeklinde desenlenerek ulusal ve uluslararası dergiler, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) lisansüstü tez veri tabanı ve Google arama motoru aracılığıyla ilgili çalışmalara ulaşılmıştır.

GözetimHitit ÜniversitesiMahremiyet+1
Selin Altıntaş Var
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yeniden yüzlendirme yönteminin adli soruşturmalarda kullanımı

Adli bilimler alanı, içerisinde birçok bilim dallarını barındıran karmaşık bir bilimdir. Suç ve suç örgüsünün çözümüne yarayacak her türlü bulguyu işleyerek deliller haline dönüştürür ve adaletin doğru şekilde tecelli etmesini sağlar. Adli bilim olay örgüsünün çözüme kavuşması ve yorumlanmasında içerisinde yer alan bilim dallarından sıklıkla faydalanmaktadır. Bu bilim dalları içerisinde yer alan Adli Antropoloji; olay yerinden elde edilen, suça konu olabilecek iskelet veya yumuşak doku üzerinden kimliklendirme çalışmaları yapan bir bilim dalıdır. Kimliklendirme ve kimlik tespiti olay örgüsünü çözebilecek dönüm noktasıdır. Bireyin tanımlanması olayın nasıl ve ne şekilde olduğunu, bireyin özelliklerinin neler olduğunu gözler önüne sermektedir. Kimliklendirme çalışmalarında; cinsiyet tayini, boy tahmini, yaş tahmini, etnik kökenin belirlenmesi uygulanan parametrelerdir. Son zamanlarda bilim dünyasında yeniden yüzlendirme çalışmaları kimliklendirme alanında yerini almıştır. Yeniden yüzlendirme tekniği bireyin ölmeden önceki yüz tasvirinin yapılmasına olanak sağlamaktadır. Yeniden yüzlendirme teknikleri iki boyutlu veya üç boyutlu olabilmektedir. Üç boyutlu teknikler; Amerikan Metodu, Rus Metodu ve Kombine Metodu olarak sınıflandırılmaktadır. Her metot kendi içerisinde farklı noktalar üzerinden yeniden yüzlendirme çalışmaları yapar. Gelişen ve ilerleyen süreç içerisinde bu teknikler bilgisayar ortamına aktarılmış ve matematiksel değişkenler ve programlamalar ile daha doğru ve güvenilir sonuçlar elde edilmiştir. Yeniden yüzlendirme tekniği adli soruşturmaların çözümünde vazgeçilmez bir yer teşkil etmektedir.

Adli antropolojiAdli bilimlerYeniden yüzlendirme
Yılmaz Yerli
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kültür tarihi boyunca çocuk ve kadınlara uygulanan şiddet içeren gelenekler: Adli bilimlere antropolojik bir bakış açısı

Dünya üzerindeki bütün toplumlarda cinsiyetlerin kültürel ve sosyal olarak yerleşik beklentilerine ve davranışlarına dayanan uygulamalar bulunmaktadır. Geçmiş zamanlarda dâhil olmak üzere özellikle günümüz toplumunda kadın ve çocukların üzerinde gerek psikolojik, gerekse fiziksel anlamda bir şiddet giderek artmaya devam etmektedir. Şiddet ve istismar biçimleri genellikle kadınların ve çocukların cinsiyetler arası eşitliğini, güvenliğini, haysiyetini, öz benliklerini ve temel haklarını kabul etmeyen insan hakları ihlallerinin en yaygını olarak görülmektedir. Yapılan tez çalışmasında kadın ve çocuklara uygulanan zararlı geleneklerin temeline inilmiştir. Bu çalışmanın yapılma sebebi geçmiş zamanlardan günümüze kadar olan süreçte kültürlerin, normların, dinlerin ve değerlerin farklı yorumlanarak kadın ve çocuklara zarar verilmesidir. Yaşanılan çevreler ne kadar değişirse değişsin toplumların genelinde yıkılamayan tabular mevcut. Örnekten yola çıkarsak insanlar yaşamları boyunca inanışları uğruna birçok uygulama gerçekleştirmiştir. Ancak birilerini kurban ederken bir zamanlar kendilerinin de onların yerinde olduğunu ve aynı istismarı kendilerinin de yaşadıklarını unutarak zararlı gelenekleri günümüze taşımışlardır. Çalışmamızın asli amacı insanın en temel hakkı olan yaşama hakkının gelenek adı altında tehlikeye atıldığını göstermektir. Her geleneğin uygulanmaması gerektiği gibi, hukukun ve yasaların yeri geldiğinde insanların inanışlarının önünde tutulmasının doğru olmasıdır. Yaşamın doğum ile başladığı düşünülürse bebeklikten yetişkinliğe kadar olan süreç içerisinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine göre kasten ve yasadışı her türlü şiddet suçtur. Kültürel (sosyal) antropoloji ve Adli bilimlerin kesişim noktası bu kısım olmuştur. Böylelikle sadece kendi alanında değil diğer birçok bilimlere de katkı sağladığı görülmektedir. Adli bilimler ise adaletin tecellisi amacıyla yararlanılan tüm bilim dallarını kapsamaktadır. Bu çalışmada bahsedilen her türlü zararlı uygulama insanların bedeni ve ruhu üzerinde, herhangi bir tedavi amacı olmaksızın, mağdurların sağlığı ve insan hakları üzerinde olumsuz etkisi olan kültürel veya geleneksel nedenlerle kasıtlı olarak yapılan tüm uygulamaları içermektedir.

AntropolojiGeleneklerHukuk+2
Bensu Alisinoğlu
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kriminal (adli) Antropoloji'nin adli bilimler'e katkısı

Adli Bilimler, suçun ispatında maddi delillerin ortaya çıkarılması, suçlunun veya mağdurun ispatı ile uğraşan bir bilimler demetidir. Maddi gerçeği ortaya çıkarırken çeşitli bilim dallarından destek almaktadır. Destek aldığı bilim dallarından bir tanesi de Kriminal (Adli) Antropoloji'dir. Kelime anlamı "İnsan Bilimi" olan Antropoloji, günümüz ve geçmiş dönemlerde yaşayan insan toplulukları üzerinde biyolojik, morfolojik, genetik, evrimsel ve patolojik araştırmalar yapan bilim dalıdır. Bu araştırmalar çok geniş bir çalışma alanına sahip olduğu için Antropoloji kendi içerisinde çeşitli alana ayrılır. Fizik Antropoloji (diğer alt bilim dalları da dahil) kendi içerisinde çalışma alanına göre farklı alt dallara da ayrılmaktadır. Bunlardan bir tanesi çalışmanın bel kemiğini oluşturan Kriminal (Adli) Antropoloji'dir. Adli olaylara farklı bir perspektiften bakmakta olan Kriminal (Adli) Antropoloji genel olarak iskelet materyali üzerinde suç unsurlarını bulmayı hedefler. Kriminal (Adli) Antropoloji laboratuvarlarında gerçekleştirilen bu çalışmalar farklı kimliklendirme yöntemlerine dayanmaktadır. Antropolojik incelemeler, adli vakaların çözümlenmesinde Fiziki Antropoloji, Adli Osteoloji ve Paleoantropolojik yöntemlerin adli amaçlı kullanımı olarak tanımlanabilir. Literatüre bakıldığında Kriminal (Adli) Antropoloji'nin, Adli Bilimler'e katkısı bir başlık altında toplanmamış ve tartışılmamıştır. Kriminal (Adli) Antropoloji'nin Adli Bilimler'e katkısı ve bu amaçla iskelet üzerinde gerçekleştirmiş olduğu teknik ve yöntemler çalışmada önemli bir yer tutacaktır. Yaş tahmin ve cinsiyet tayin çalışmalarının araştırmacılar tarafından farklı oranlarda olsa dahi doğruluk verdiği yapılan çalışmalarla kanıtlanmış haldedir. Kriminal (Adli) Antropoloji'de yaş ve cinsiyet çalışmalarında, tek bir kemikten doğruluğu %70'in altına düşmeyen bireysel özellikler tespit edilebilmektedir. En yüksek oran ise; iskelet materyalinin eksiksiz olması halinde %100'dür. Sonuç olarak: Kriminal (Adli) Antropoloji kimliklendirme teknikleri, insan bedeninde ciddi parçalanma, yanma veya karışmanın meydana geldiği olaylarda, kitlesel felaketlerde, tanımlanamayan insan kalıntılarının olduğu adli vakalarda alternatif değil kullanılması mecburiyet olan teknik ve yöntemleri içermektedir.

Adli bilimlerAntropolojiCinsiyet tayini+2
Büşra Şahan
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Havalı silahların suçta kullanımı, kriminal açıdan özellikleri ve muhtemel sonuçlar

Suç olgusu gün geçtikte farklı boyutlarda, dönemlerde ve şekillerde karşımıza çıkmaktadır. Suç olayı değerlendirilirken bir bütün içerisinde değerlendirilmektedir. Suçun mahalli, zamanı, işleniş şekli ve kullanılan suç aletleri, olayların aydınlatılması açısından adli önem taşımaktadır. Özellikle silahlar ile işlenen suçlar, silahın türüne ve verdiği zarara göre farklılık göstermektedir. Ateşli silahlar içerisinde havalı silahlar da yer almaktadır. Tarihsel açıdan bakıldığında savaş, avcılık veya nişan gibi çeşitli alanlarda kullanılan havalı silahlar, genellikle günümüzde zararsız bir oyuncak veya eğlence aracı olarak düşünülmekte ve hatta silah olarak kabul edilmemektedir. Fakat havalı silahların verdiği zararlar göz ardı edilemeyecek boyutlardadır. Öyle ki yapılan çalışmalarda, insan ve hayvanlarda önemli yaralanmalara hatta yaralanma sonucu ölümlere neden olduğu görülmektedir. Bu çalışmada; havalı silahların özellikle günümüzde mala zarar verme ve yaralama gibi suçlarda gelecekte ise toplumda infial yaratacak olaylarında kullanımının sonuçlarına dikkat çekmek, suçta kullanımı sonrasındaki inceleme aşamalarını ve günlük yaşantımızda kullandığımız malzemeler üzerinde meydana getirdiği tahribatı gerek görsel gerekse sayısal veriler ışığında ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu bağlamda günlük yaşantımızda kullandığımız, atıl ancak sağlam durumdaki çeşitli malzemelere, gerekli önlemler alınarak tek kişi tarafından ayakta, 3 farklı havalı silah (silahlara ait 2 farklı mühimmat) ile 4 farklı mesafeden (5, 10, 15 ve 25 m) atışlar yapılmıştır. Bahse konu atışlar, gerekli güvenlik önlemleri/izinler alınarak, hiçbir canlıya zarar verilmeden, çevre temizliğine önem verilerek gerçekleştirilmiştir. Atışlar, şerit ölçek kullanılarak ölçeklendirilmiş ve malzemelere yapılan atışların sonuçları Canon EOS 600D 18-55MM DC III DSLR marka fotoğraf makinesi vasıtasıyla elde edilen fotoğraflar üzerinden Adobe Photoshop CS6 programı kullanılarak metrik olarak değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; havalı silahların bu tür malzemeler üzerinden çeşitli boyutlarda hasar bırakabilmektedir. Namlu ağzı çıkış hızları, çoğu 9 mm x 19 cal. tabancalara yakın olduğu görülen bu silahların canlı veya cansız nesnelere vereceği hasarlarda önemli ölçülerde olacaktır. Bu silahlar tarafından kalın metal malzemelere verilen hasar ve yapısal değişiklikler, diğer plastik, cam gibi malzemelere nazaran daha az olduğu değişik görülmüştür. Kullanılan 3 farklı tür havalı silahtan en fazla tahribat oluşturan, mesafe kat eden ve en güçlü silahları, yarı otomatik hazır tüplü (PCP) havalı tüfek, tek yaylı pistonlu havalı tüfek ve CO 2 tüplü tabanca olarak sıralayabiliriz. Bu tür silahların suçta kullanımı sonucunda yapılacak olay yeri ve kriminal incelemeler ile ilgili bilgilere de yer verilmiştir. Havalı silahların üretim, satış, taşıma/bulundurma, kullanım ve ruhsatlandırma gibi aşamaları kayda değer yasal zemine bağlanmalıdır. Elde edilen sonuçlar, gelecekte bu tür silahların suçlarda etkin olarak ve toplumda infial yaratacak olay/eylemlerde kullanılabileceği, canlı ve cansız varlıklara önemli maddi, yaralanma ve can kaybı şeklinde zararlar vereceği kanaatindeyiz.

Ateşli silahlarAteşsiz silahHükümete karşı suç+4
Doğukan Ölmez
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Adli bilimler açısindan intiharin nedenleri ve önleyici tedbirler

Ölüm sebepleri içerisinde ilk on sırada yer alan intihar, toplumların en başta gelen sorunları arasında yer almaktadır. Bu nedenle intihar nedenlerinin tespit edilerek intiharın önlenmesi ve intihar girişiminde bulunan kişilerin tekrar topluma kazandırılması büyük bir önem taşımaktadır. Ülkemizde bulunan bazı bireylerin kişisel ve çevresel faktörlere bağlı olarak intihar risk grubunda olması onların daha dikkatli korunmasını, eğitilmesini, risk faktörlerinin tespitini ve önleyici tedbirlerin oluşturulmasını önemli kılmaktadır. Gerçekleşen adli bir olayın intihar mı yoksa cinayet mi olduğunun ayrımının yapılmasında adli bilimlerden yararlanılmaktadır. İntiharın nedenlerinin tespit edilmesi, intihar olayının nasıl gerçekleştiğinin anlaşılması, kullanılan yöntem ve araçların tespit edilmesi adli bilimler ışığı altında gerçekleşmektedir. İntihar; biyolojik, psikolojik, sosyolojik, ekonomik, siyasi, kültürel, bireysel, ailesel ve toplumsal nedenlerden kaynaklanmaktadır. İntiharın nelerden kaynaklandığının tespitinin yapılarak risk faktörlerinin tespit edilmesi ve risk faktörleri doğrultusunda önleyici tedbirlerin uygulanması önem teşkil etmektedir. Bu çalışmada risk faktörlerinin tespiti ve intihara sürüklenmenin önlenmesinde önleyici tedbirlerin uygulanması bağlamında neler yapılması gerektiğinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Risk altında bulunan bireylerin intihara sürüklenmelerinin önlenmesinde adli bilimlerin rolünü ortaya koyarak uzman görüşlerine bağlı çözüm önerileri geliştirmek temel amaçları oluşturmaktadır.

Adli bilimlerRisk faktörleriÖnleyici müdahale+1
Goncagül Bolat
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin adli hemşirelik görevlerini yerine getirme düzeylerinin ölçülmesi: Yeni bir ölçek geliştirme çalışması

Bu çalışmada Çorum ve Yozgat illerindeki üniversite hastanelerinden seçilen hemşireler üzerinden, hemşirelerin adli hemşirelik görevlerini yerine getirme düzeyini ölçen yeni bir ölçek geliştirilmesi amaçlanmıştır. Pilot uygulama 107 hemşire üzerinden yapılmış olup, çalışma örneklemi 503 hemşireden oluşmaktadır. Analizler sonucunda, 23 soru ve 5 alt boyuttan oluşan Hemşirelerin Adli Hemşirelik Görevleri Ölçeği (HAHGÖ) elde edilmiştir. Elde edilen 5 alt boyutun her biri adli hemşirelik literatürü doğrultusunda isimlendirilmişlerdir. Verilerin analizinde SPSS ve FACTOR programları kullanılmıştır. İçerik geçerliği 130 madden oluşan madde havuzundan başlanarak uzman görüşleri ve tekrar tekrar yapılan faktör analizleri sonuçlarına göre sağlanmaya çalışılmıştır. Yapı geçerliğini ortaya koymak için ise, Polikorik korelasyon ve eğrisel döndürmeye dayalı açıklayıcı faktör analizi yöntemi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda KMO ölçüsü ve Barlett testi sonuçlarına göre verinin faktör analizine iyi düzeyde uyumlu olduğu saptanmıştır. Elde edilen faktör yüklerinin 0,333 ile 0,900 arasında değiştiği saptanmış olup, ölçeğin yapı geçerliğinin iyi düzeyde olduğu belirlenmiştir. Güvenirlik analizleri için ise maddeler arası korelasyon ortalaması, ORION güvenirlik tahminleri ve Cronbach Alfa katsayıları hesaplanmıştır. Böylece, maddeler arası korelasyon ortalamalarının 0,300 ile 0,545 arasında değerler aldığı, ORION güvenirlik tahminleri ve Cronbach Alfa katsayılarının ise 0,797 ile 0,936 arasında değiştiği saptanmış olup, HAHGÖ ve HAHGÖ'nün alt boyutlarının yüksek veya çok yüksek derecede güvenilir ölçekler olduğu belirlenmiştir. Böylece, geliştirilen HAHGÖ'nin hemşirelerin adli hemşirelik görevlerini yerine getirme düzeylerini ölçmede geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenerek, tanımlayıcı istatistikler ile çalışma örneklemindeki hemşirelerin alt boyutlardaki görevlerini hangi düzeylerde yerine getirdikleri karşılaştırmalı olarak tartışılmıştır.

Adli hemşirelikHemşirelikTanıklık+1
Arslan Besim Karaboğa
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 2020 öncesi trafik kazalarının değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Trafik kazaları her yıl 1 milyondan fazla insan hayatını kaybetmesine ve 20-50 milyon kişinin yaralanmasına veya sakat kalmasına neden olmaktadır. Trafik kazası yaralanmaları küresel olarak önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu çalışmada meydana gelen trafik kazalarının sayısal analizi kullanılarak trafik kazasına karışan kişi ve araç sayıları ile hangi bölgelerimizde ve hangi zaman aralığında yoğunluk yaşandığının tespit edilmesi ve trafik kazalarının nedenlerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: TÜİK web sitesinin trafik kazası ve araç istatistiki verileri kullanılmıştır. TÜİK veri tabanından, 2016-2020 yılları arasındaki trafik kazaları analiz edildikten sonra tasnif edilmiştir. Veriler temel istatistik yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Bu çalışmada 2016-2020 yılları arası baz alınarak değerlendirildiğinde, ölümlü ve yaralanmalı kaza sayılarında 2019 ve 2020 yıllarında bir düşüş yaşandığı, motosiklet ile kazaya karışan sürücülerin büyük bir kısmının kaza sonrasında yaşamını kaybettiği, traktör kazalarında yüksek oranla kaza yerinde ölüm oluştuğu, ölümlü kazalarda erkeklerin %55,91' inin sürücü olarak, kadınların %65,08' inin yolcu olarak hayatını kaybettiği, trafik kazası neticesinde Türkiye'nin doğu bölümünde batı illerine göre daha düşük yaralanma ve ölüm oranının yaşandığı, ölüm oranının en yüksek olduğu yaş grubunun 65 yaş ve üzeri, yaralanma oranının en yüksek olduğu yaş grubunun ise 15 – 24 yaş grubu olduğu, ölüm ve yaralanma oranlarının yaz aylarında ve hafta sonlarında pik yaptığı gözlemlenmiştir. Sonuç: Trafik tedbirlerinin hafta sonu ve yaz aylarında arttırılması, kara yollarının iyileştirilmesi ile veriler dâhilinde daha etkili tedbirler alınması sonucunda trafik kazalarının azalacağı kanaatindeyiz.

Sayısal analizTrafikTrafik kazaları+2
Cem Birvar
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite gençlerinin suça ilişkin algıları

Araştırmanın temel amacı üniversite öğrencilerinin suça ilişkin algılarına ulaşmak, konuyu sosyolojik kuramlar ve kavramlar çerçevesinde analiz etmektir. Aynı zamanda çeşitli kavramlar dahilinde toplumun suça dair algıları ile üniversite gençliğinin suça ilişkin algıları arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Çalışmamızın ilk aşaması literatür taramasının yapıldığı ve teorik bilgilerin yer aldığı kavramsal çerçeveden oluşmaktadır. Kavramsal çerçeve içerisinde adli bilimler ve adli sosyolojiye dair bilgiler, suç olgusu, suç türleri ve teorileri, kriminoloji, kurumların ve kavramların suçlu davranışını açıklamaya yönelik genel değerlendirilmesi yer almaktadır. Bu değerlendirmeler adli sosyolojik bakış açısı ile ele alınmıştır. Teorik kısımdan sonra araştırmanın metodolojisi açıklanmıştır. Uygulamalı bölümde ise veri toplama aracı olarak yüz yüze anket yöntemi kullanılmış, elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Gençlerin suça ilişkin algılarına ulaşmak için hazırlanan anket soruları 20 sorudan oluşmuş ve basılı olarak sunulmuştur. Nicel araştırma modeli ile yapılan çalışmada evrenimiz Hitit Üniversitesi Sağlık Bilimler Fakültesi'nde öğrenim gören öğrenciler olup örneklem grubu olarak 280 kişi belirlenmiştir ve araştırma için yeterli sayıya ulaşılmıştır. Suçun oluşumunda şehrin ve mekânların etkisinin olduğu görüşü katılımcıların geneli tarafından belirtilmiştir. Suç oranlarının eğitim düzeyi arttıkça azalacağını ifade etmişlerdir. Çeşitli faktörler açısından değerlendirtildiğinde öğrencilerin çoğunluğu, ekonomik şartların, işsizliğin ve kimsesizliğin bireyleri suça sürüklemede etkili olduğu belirtmişlerdir. Katılımcılar büyük oranda, alkol ve madde bağımlılığın bireyleri suça sürüklediği görüşündedirler. Bireylerin suça sürüklenmesinde aile, akran ve okul gibi faktörlerin etkili olduğu görüşü de katılımcılar arasında yüksek orandadır. Ayrıca karşılaştırılan kriterlerin genelinde suçla ilgili olan dizi ve filmlerin, izlenilen ve okunan haberlerin günümüzde artan suç davranışlarına etkisinin olduğu görüşü çoğunluktadır. Katılımcılar suç oranlarının azalması için uygulanan cezai yaptırımların caydırıcı olmadığını düşünmektedirler. Sonuç olarak toplum genelinin suç algısına yönelik teorik çalışmadan elde edilen veriler ile üniversite öğrencilerinden alınan görüşler benzer özellikler barındırmaktadır.

Adli bilimlerKriminolojiSuç+2
Zeynep Tekin
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Adli vakaların çözümlenmesinde yeni tekniklerin kullanımı: Kızılötesi fotoğrafçılık

Adli bilim, araştırmacıların kanıt toplamak ve yorumlamak için kullandığı yoldur. Fotoğraf, suç sahnelerini göründükleri gibi yakalayarak bu süreci büyük ölçüde geliştirmiştir. Suç mahalli fotoğrafçılığı olarak da adlandırılan adli görüntüleme, ceza adaleti sisteminde uzun bir geçmişe sahiptir ve adli fotoğrafçılıktaki teknolojik gelişmeler, suçları çözmekle suçlanan araştırmacılar için değer katmaya devam etmektedir. Fotoğrafçılık alanında birçok farklı teknikler ortaya çıkmıştır. Bu tekniklerden birisi kızılötesi fotoğrafçılıktır. Kızılötesi (kızılötesi, kızılötesi veya IR) radyasyon, dalga boyu görünür ışıktan daha uzun, ancak terahertz radyasyonu ve mikrodalgalardan daha kısa olan elektromanyetik radyasyondur. Kırmızı, görünen ışığın en uzun dalga boyutuna sahip rengidir. Kızılötesi ışınımın dalga boyu 750 nanometre ile 1 mikrometre arasındadır. Kızılötesi (Infrared) ışınlara hassas filmlere Kızılötesi film, bu filmler ile yapılan fotoğraflara da kızılötesi fotoğraf denir. Fotoğrafçılığında kullanılan sensör ya da film kızılötesi (KÖ) ışınlarına hassastır. Fotoğrafçılıkta kaydedilen ışık dalga boyları ise tahminen 400-700 nm arasında bulunmaktadır. Dalgaboyu 400 nm altında kalan ışık morötesi (ultraviyole), 700 nm üzerinde olanı ise kızılötesi (infraruj) adını almaktadır. Kızılötesi fotoğrafçılık, normalde insan gözüyle neredeyse görülmeyen bulguları ortaya çıkardığı için adli bilimlerde ve adli tıpta kullanımı mevcuttur. Bu tez çalışmasında olayların aydınlatılmasında kızılötesi fotoğrafçılığın kullanımına dair bilgilere yer verilmiştir.

Abortus-kriminalDoğal ışıkKriminal fotoğraf+4
Ayşe Çalışkan
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tios bizans iskeletlerinde adli antropolojide kullanılan kimliklendirme metotlarının kullanılabilirliği

Adli olgularda soruşturmaların ana hedef ve amaçlarından biri, olaya dahil olan birey ya da bireylerin kimliklerinin kısa zamanda ve doğrulukla saptanmasıdır. Adli olgu niteliği kazanmış olan olaylarda yapısal bütünlüğünü kaybetmiş, zamanla birikte çürümüş ve ileri derecede yanarak tanınmaz hale gelmiş iskelet materyaller ile karşılaşılmaktadır. İskelet haline gelerek yumuşak dokusunu kaybetmiş kalıntıların adli kimliklendirilmelerinin yapılması adli antropoloji çalışmalarının titizlik ve özen gerektiren kavramlarından birisidir. Yapılmış olan çalışmaların bilimsel literatürde yer bularak gerçeklik ve güvenilirliğininde kanıtlanmış olması gerekmektedir. Hitit Üniversitesi antropoloji laboratuvarında yapılmış olan tez çalışmamızda, adli antropolojik tekniklerin ortaya çıkış süreci, bilimsel camiada yer bulmuş olan metotların detaylıca açıklanması, hangi durumlara göre ne tür adli antropolojik kimliklendirme metodlarının kullanılması gerektiği ile ilgili değerlendirme ve tartışma yapılmıştır. Bu çalışma Bizans dönemine tarihlendirilmiş olan Zonguldak ilinin Çaycuma ilçesine bağlı bulunan Tios antik kentinden çıkarılmış olan iskeletlerin adli antropolojide kullanılan morfolojik yöntemler ile kimliklendirilmesini amaç edinmektedir. Tios antik kenti popülasyonuna ait 55 adet iskelet materyalde, morfolojik yöntemlere dayalı adli antropolojik kimliklendirme tekniklerinin iskelet materyallere uygulanabilirliği denenmiştir.

Adli antropolojiAdli bilimlerKimliklendirme+1
Onur Soydan
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

7-12 yaş grubu çocukların istismar bilgi düzeyleri Çorum ili örneği

Küresel bir problem olan cinsel istismar Ruth ve Henry Kembe tarafından (1978), "bağımlı ve gelişimsel olarak olgunlaşmamış çocuk ve ergenlerin bilinçli olarak onay vermeyecekleri, bütünüyle algılayamadıkları veya ailevi rollerle ilgili sosyal tabulara ters düşen cinsel aktivitelerde kullanmak" olarak tanımlanmıştır. Yapılan çalışmalarda 7-12 yaş grubu çocukların cinsel istismar bilgi düzeylerini araştıran çalışmaların yetersiz olduğu görülmektedir. Çocuk cinsel istismarını önlemeye yönelik çabaların önündeki en büyük engellerden biri, çocukların bu konudaki bilgi eksikliği olduğu düşünüldüğünde çocukların cinsel istismar konusunda neler bildiğinin belirlenmesi önemlidir. Bu çalışma ile 7-12 yaş grubu çocukların cinsel istismar bilgi düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmış, cinsel istismar hakkında doğru bilinen yanlışların ortaya çıkarılması, bu doğrultuda eğitim programlarına ışık tutması planlanmıştır. Bu çalışma tanımlayıcı-kesitsel olup Ağustos 2021-Kasım 2022 tarihleri arasında Çorum Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi çocuk yataklı servislerinde tedavi altında olan 7-12 yaş grubu 281 çocukla yürütülmüştür. Veriler "çocuk ve aile tanıtıcı soru formu" ve "Çocuklar İçin İstismar Bilgi Ölçeği" (ÇİBÖ) aracılığıyla toplanmıştır. Uygun olmayan dokunma (UOD) ve uygun dokunma (UD) olmak üzere iki alt boyuttan oluşan ölçek, otuz üç maddelidir. ÇİBÖ'den alınabilecek en düşük puan 0, en yüksek puan 33'tür. İstatistiksel analiz SPSS paket programı ile yapılmış, çocuk ve aile tanıtıcı soru formundan elde edilen veriler yüzde (%), ÇİBÖ'den elde edilen veriler ortalama±standart sapma ile raporlanmıştır. Bağımsız iki grup arasındaki verilerin karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi, bağımsız ikiden fazla grup için Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Çocukların %76,5'i 10-12 yaş aralığında, %52,5'i kız, %83,5'i çekirdek aile yapısında ve %81,2'si sadece anaokuluna gitmektedir. Çocukların ÇİBÖ-Toplam Puan Ortalamasının 20,51±4,60, UOD-Alt Boyut Puan Ortalamasının 15,26±3,69, UD-Alt Boyut Puan Ortalamasının 5,24±1,92 ile ortalamanın üzerinde olduğu belirlenmiştir. Çocukların yaş, cinsiyet, kardeş sayısı, ailede kaçıncı çocuk olma durumunun, aile yapısı, anaokulu/kreşe gitme durumunun, annelerinin yaş ve eğitim ile babalarının yaş durumlarının cinsel istismar bilgi düzeyini etkilemediği saptanmıştır (p>0,05). Çocukların annelerinin çalışma durumuna göre ölçek UD-Alt Boyut Puan Ortalaması ile babaların eğitim ve çalışma durumuna ve ailenin gelir düzeyine göre UOD-Alt Boyut Puan Ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olduğu (p<0,05) belirlenmiştir. Sonuç olarak çalışmaya katılan çocukların cinsel istismar hakkındaki bilgi düzeyleri genel ortalamanın üzerinde olmasına rağmen, cinsel istismarın hayatın bütün noktalarını etkileyen yıkıcı etkisi göz önüne alındığında, çocukların istismar bigi düzeyleri istenilen düzeyde değildir. Bu yüzden çocukların istismar bilgi düzeylerini yükselten eğitim programlarına ağırlık verilmesi önerilmektedir.

Bilgi düzeyiCinsel istismarHemşirelik+2
Tuba Ormancı
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Siber savaşların etkileri ile devletlerin güvenlik stratejileri

Yaşamış olduğunuz çağda bilgisayar ve telekomünikasyon alanında yaşanan değişim teknolojiye olan bağlılığı artırmıştır. Dijital teknolojiler internetin ortaya çıkması ile hızla bir gelişim göstermiştir. İnternet hayatı kolaylaştıran faydalarının yanında birtakım sorunları da beraberinde getirmiş, yeni bir saldırı ortamı oluşturmuştur. İletişimin merkezi olan internetin kötü amaçlı olarak kullanılması da engellenemez hale gelmiştir Bu alanda dünyamızda ulusal ve uluslararası boyutta siber saldırı, siber savaş ve siber güvenlik gibi kavramlar ortaya çıkmıştır. Yapılan saldırılar sonrası ülkelerin güvenlik otoriterileri bu alandan gelen saldırılara ilişkin savunma stratejileri geliştirmeye başlamıştır. Hazırlamış olduğum bu tez çalışmasında ülkeler ve uluslararası örgütler ile ulusal ölçekte siber savaş boyutunda yaşanan saldırılara örnekler verilmiş sonrasında ise ekonomik, siyasi, toplumsal ve medya boyutları incelenerek siber savaşın bu alanlara etkisi araştırılmıştır. Daha sonra ise ülkelerin ayrı ayrı savunma stratejilerine değinilmiştir.

Kritik altyapıların korunmasıSiber güvenlikSiber saldırı+2
Muhammet Fatih Aykurt
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Makine öğrenimi algoritmaları ile kredi kartı işlemlerinde dolandırıcılık tespiti

Bilgisayar ve bilgisayarlı sistemler günümüzde büyük bir öneme sahiptir. Bir de bu sistemlerde Yapay Zekâ'nın başlıklarından birisi olan Makine Öğrenmesi yöntemini kullandığımızda bir bilgisayarın insan olmadan neler yapabileceğini görebilmekteyiz. Bu sistemleri daha vazgeçilmez bir hale getiren internet kavramı vardır. Hayatımızda büyük bir rol oynayan internetin, birde karanlık bir yüzü vardır. İnternet artık günümüzde vazgeçilmez bir konumdadır. Uzaktan her bilgiye erişebilme, her cihazı kontrol edebilme gibi birçok imkân sağlayan internet, her ne kadar işimizi kolaylaştırsa da internete bağlı olan cihazlar risk altında olabilir. Bu yüzden suça meyilli veya suçlu kişiler bu ortama yönelmektedir. İnternet ortamında işlenen suçlara Siber Suçlar denilmektedir. Günümüzde insanlar alışverişlerini yaygın bir şekilde kredi kartları ile internetten yapmaktadırlar. Her ne kadar güvenilir web siteleri de olsa alışveriş yaptığımız bir cihaza bulaştırılmış olan bir Malware, kredi kartı bilgilerini çalma yöntemlerinden birisidir. Bu tez, kredi kartı ile yapılan alışverişlerin, çalınmış veya kopyalanmış bir kredi kartı kullanan dolandırıcılar tarafından mı yapıldığını, Yapay Zekâ ile tespit edilmesi üzerine yapılan bir uygulamayı içermektedir.

Adli bilişimMakine öğrenmesiYapay zeka
Nuri Kılıç
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Adli bilimler ışığında çocuğun soybağını değiştirme suçu

İnsan toplumsal bir varlıktır ve soyunu devam ettirmek için aile kurumuna ihtiyaç duyar. Ailenin amacı insan neslinin devamı için çocuk yetiştirmektir. Çocuğun soybağı aile ve toplum için çok önemlidir. Soybağı meselesi kanunlarımızda özenle ele alınmıştır. Gerek özel hukukta gerekse ceza kanununda düzenlenmiştir. Çocuğun soybağının ana ve babasıyla düzgün şekilde kurulması onun tüm hayatını etkileyecek olup, çocuk açısından hayati değer taşır. Gelişen teknoloji ile çocuk sahibi olamayan aileler, bazı tekniklerin kullanılmasıyla çocuk sahibi olabilmektedir. Laboratuvar destekli doğumlar, çocukların soybağının nasıl kurulacağı sorununu ortaya çıkarmıştır. Soybağının çeşitli sebeplerle gizlenmesi değiştirilmesi ve yanlış bilgi verilerek hatalı kayıtlar tutturulmaya çalışılması nedeniyle devletin kamu düzenini ilgilendiren bu fiili suç olarak düzenlemesi gerekmiştir. Bu çalışmada soybağının ceza hukuku, tıp hukuku ve özel hukuktaki yansımaları üzerinde durularak, soybağının nasıl belirlendiği ve bunun birey ve toplum açısından önemi ele alınmıştır. Teknolojik gelişmeler ve adli bilimler ışığında soybağı hususu aydınlatılmaya çalışılmış ve çeşitli hukuki çözümler öne sürülmüştür. Farklı ülkelerde uygulanan bebek sandığı uygulaması soybağının kurulması açısından ele alınmıştır. Yargıtay'ın soybağı suçunda uygulanagelen kararlarında işlenen suçun cezalandırılmasının nasıl yaptığı ayrıntılı olarak değerlendirilmiş, bu suçun aydınlatılmasında kullanılabilecek adli bilimsel yöntemlere yer verilmiştir. Soybağının değiştirilmesi suçunu önlemek amacıyla öneriler ileri sürülmüştür.

Babalık davasıCeza hukukuCeza muhakemesi hukuku+5
Büşra Kolak
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Suç soruşturmalarında veri madenciliği, yapay zeka, uygulamaları ve geleceği python ve opencv ile gerçek zamanlı yüz tanıma uygulaması

Tarih boyunca, sosyal hayatta, ekonomide, bilimde ve teknolojide yaşanan gelişmeler insanlık hayatını birçok alanda etkilemiş, bu etki insanlığı iyi yönde geliştirdiği gibi aksi yönde de insanlığın gelişimini sağlamış, ilk dönemlerinden bu yana basit ve çeşit olarak az olan suçun günümüze kadar birçok alana yayılmasına ve karmaşık bir hal almasına sebep olmuştur. Bunun yanında insan nüfusunun artması da eklenince suç soruşturmalarında çeşitli ihtiyaçlar ortaya çıkmıştır. Bunların başında suçluların kimliklerinin tespit edilmesi gelmektedir. Genellikle suç soruşturmalarında kimlik tespitinde yavaş olan eski geleneksel yöntemler kullanılmakta ya da veri madenciliği ve yapay zeka uygulamaları olan biyometrik sistemler (parmak izi sistemi, retina tarama vb.) kullanılmaktadır. Bu uygulamalarda da kişinin kendine ihtiyaç duyulduğu görülmekte bu da bizim karşımıza farklı bir problem olarak çıkmaktadır. Suç soruşturmalarında kimlik tespitinde hem hızlı hem de kişinin kendisine ihtiyaç duyulmayan ve aynı zamanda her zaman güncel kişi verileri olan bir sistem şarttır. Bu çalışma da yüz tanıma sistemi ile gerçek zamanlı örnek bir uygulamayla kişinin kendisine ihtiyaç duymadan hızlı bir şekilde kimlik tespiti yapılacağı örnek bir uygulama yapılmıştır. Bu uygulama ile bir fotoğraf, video veya bilgisayara bağlı bir kameradan kişilerin yüzlerini algılayan ve bilgisayarımızdaki veri tabanına kaydeden, sonrasında ise bu görüntü ile veri tabanındaki yüz görüntüleri karşılaştırılarak kişi kimlik tespiti yapılmaktadır. Uygulama da programa 10 adet fotoğraf verisi öğretilerek, her bir fotoğraf için 30 adet yüz verisi alınmış ve toplamda 300 fotoğraf bulunan bir veri kaynağı elde edilmiştir. Program test edildiğinde (12) adet yüz verisinden (1) tanesini yanlış tanıyıp (1) tanesini de tanıması gerekirken tanımamış, %83,33'lük doğru tahmin ve %36 hata payıyla da başarılı sayılabilecek şekilde sonuç vermiştir. Böylece, klasik olarak yapılan kimlik tespit yöntemlerine alternatif olarak çevrimiçi çalışan, kontrolü yapılabilen, otomatik olarak kimlik tespiti yapabilen ve yüz görüntülerinden kimlik oluşturabilen kişi tanıma uygulaması geliştirilmiştir.

Veri madenciliğiYapay zekaYüz tanıma
Murat Yün
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ölüm olgusu ve cinayet olaylarına bilimsel bir bakış

Jandarmanın sorumluluk sahasında meydana gelen cinayet olaylarını aydınlatmak araştırmanın temel amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın temel amacı doğrultusunda Jandarma Sorumluluk sahasında 2018-2019 ve 2020 yıllarında meydana gelen cinayet olayları araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Jandarma sorumluluk sahasında meydana gelen olaylarda faillerin eğitim durumu okuryazar olmayanlar 26 (%2,1), okuryazar 121 (%9,6), ilkokul öğrenci 2 (%0,2), ilkokul mezunu 606 (%48,0), ortaokul öğrenci 3 (%0,2), ortaokul mezunu 160 (%12,7), lise öğrenci 27 (%2,1), lise mezunu 157 (%12,4), önlisans öğrenci 2 (%0,2), önlisans mezun 12 (%1,0), lisans mezun 9 (%0,7), lisansüstü 3 (%0,2), belirtilmeyen 309 (%25,4) olarak bulunmuştur. Meslek durumları serbest meslek 280 (%22,1), memur 34 (%2,7), ev hanımı 64 (%5,1) işçi 202 (%16,0), çiftçi 357 (%28,2), öğrenci 44 (%3,5), çalışmıyor 9(%0,7), belirtilmeyen 447 (%21,7) olarak saptanmıştır. Medeni durum 892'si (%62,5) hiç evlenmemiş, 366'sı (%25,6) evli, 39'u (%22,7) boşanmış, 134'ü (%9,2) bilinmeyen yani tespit edilememiş olarak saptanmıştır. Cinayet olayının nedenine ilişkin bilgilere bakıldığında 325'i (%22,6) tartışma, 199'u (%13,9) husumet, 134'ü (%9,3) arazi anlaşmazlığı, 137'si (%10,48) çeşitli anlaşmazlıklar olarak bulunmuştur. Cinayet olaylarında faillerin kullandığı suç aletleri incelendiğinde, 376'sı (%26,2) ateşli silahlardan av tüfeğinin kullanıldığı, 318'si (%22,1) kesici delici aletler kullanıldığı, 50'si (%3,5) motorlu taşıtların kullanıldığı ve 689'u (%49,2) ise diğer aletleri olarak saptanmıştır. Cinayet olaylarında faillerin uyuşturucu kullanım durumları incelendiğinde, 531'i (%37,0) uyuşturucu kullanmadığı, 135'i (%9,4) uyuşturucu kullanan, 771'i (%53,7) ise tespit edilemeyen, alkol kullanım durumları ise 679'u (%47,3) alkol kullanmadığı, 92'si (%4,4) alkol kullanan, 666'sı (%48,3) ise tespit edilemeyen olarak saptanmıştır.

Hasan Hüseyin Uçar
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya zorbalığının siber boyutu: Hitit Üniversitesi örneği

Bu çalışmanın temel amacı, sosyal medya kullanıcıları arasında siber zorbalık, sosyal ağlardaki zorbalık şekilleri ve siber zorbalık davranışlarını incelemektir. Araştırmada, katılımcılar cinsiyet, yaş, eğitim ve gelir durumu, sosyal medya araçlarını kullanma durumuna göre siber zorbalık ve siber zorbalık davranışları açısından karşılaştırıldı. Analiz sonuçları siber zorbalığın cinsiyete göre farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Sosyal medyada geçirilen süre arttıkça katılımcıların siber zorbalığa daha fazla maruz kaldıkları ve daha fazla siber zorbalık yaptıkları belirlendi. Gerçekleştirilen analizler sonucunda sosyal ağlarda %3,5 zorbalık ile karşılaşıldığı verisine ulaşılmıştır. İnternet erişiminin artmasıyla birlikte çevrimiçi bilgi ve sosyal medyanın günlük yaşantımızın her anına girmesi toplumsal şiddete dayalı şiddetin yeni biçimi olan dijital şiddeti de beraberinde getirmiştir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte birçok suç türü çevrimdışı suç türünün devamı olarak ağ ortamına taşınmıştır. Suç türlerinin aktarımı, failin mağdurla doğrudan internet üzerinden iletişime geçmesini gerektirmekte ve bu da suç türünü içerik, kapsam ve ölçek olarak genişletmektedir. Sosyal medyayı aktif kullanan kadınlar, cinsiyetlerine, cinsiyet kimliklerine ve güvenliklerine doğrudan saldıran tehditler ve yorumlarla karşı karşıya kalmaktadır. Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet, kadınların insan haklarının ihlali ve kadınlara karşı ayrımcalığın bir biçimi olarak görülmektedir. Sadece fiziksel olarak değil, cinsel, psikolojik ve ekonomik olarak da şiddetin çeşitli türleri ele alınmakta ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin sonuçları bu bağlamda değerlendirilmektedir. Yapılan çalışmada, sosyal medya kullanıcılarının cinsiyet, yaş, eğitim ve gelir düzeyi gibi demografik değişkenler ile siber zorbalık ve siber zorbalık davranışları karşılaştırılmaktadır. Ayrıca siber zorbalık ile sosyal ağ kullanıcı durumu arasındaki bağlantı da araştırılmıştır. Bu çalışma, sosyal ağ kullanıcılarının yaşadığı siber zorbalığın tanımı, değerlendirilmesi, sınıflandırılması ve etkileyen faktörlerini ele almakta ve siber zorbalığın önlenmesine, siber zorbalık eğilimlerinin neden olduğu mağduriyeti en aza indirmeye ve bu ihtiyacı karşılayacak şekilde yapılandırmaya yardımcı olmayı amaçlamaktadır.

Bahriye Kerman
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan ve doğal kaynaklı afetlerde kimliklendirmede dental görüntüleme tekniklerinden panoramik röntgen kullanımı

Dental biyometri, doğal ve insan kaynaklı felaketlerde ölenlerin kimliklendirilmesinde çok önemli bir rol oynamaktadır. Diş kayıtlarının kalıcılığı, geleneksel biyometrik teknikler olan parmak izi ve yüz ile irisin kullanımına göre daha iyi bir seçenek olarak görülmektedir. Pek çok çalışma, insan kimliklendirmesinde diş kayıtlarının kullanılmasının DNA analizine göre daha hızlı, güvenilir ve ucuz olduğunu göstermiştir. Kafatası, pelvisten sonra cinsiyetin saptanmasında yüksek dimorfizm gösteren ve en güvenilir şekilde kullanılan ve güvenilirliği %92 olan bir iskelet parçasıdır. Mandibula, kafatasının en güçlü ve en büyük kemiği olduğu için cinsiyet belirleniminde rolü büyüktür. Ramus bölgesinde ölçülen parametreler şunlardır: Minimum ramus genişliği, maksimum ramus genişliği, izdüşümsel ramus yüksekliği, maksimum ramus yüksekliği, kondil yüksekliği, koronoid yüksekliği, bigonial genişlik, gonial açı. Panoramik radyografiler eğer AM olarak mevcutsa insan kimliklendirilmesinde, dijital olarak çakıştırma, veri tabanında arama ve veri tabanı oluşturmak için kullanılmaktadır. Çalışmada 100 erkek ve 100 kadın panoramik röntgeni üzerinde, üç ayrı araştırmacı tarafından bütün parametreler için yapılan ölçümlerde uyum değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışmada sağ ve sol ramus genişliği, sağ ve sol condyl yüksekliği ve bigonial genişlik değerleri ayrı ayrı incelenerek elde edilen cinsiyet durumu için tanı testi olarak kullanıp kullanılamayacağı analiz edilmiştir. Bunun için öncelikle ilgili parametreler kadın ve erkek olarak iki grup için lojistik modeli kurulmuştur. Bir bağımsız değişken ile kurulan modelden elde edilen olasılıklar hesaplanmış ve tanı testi yapılarak bu olasılıklar üzerinden ROC analizi yapılmış olup Youden indeksine göre kesim noktası belirlenmiştir. Kesim noktasına göre duyarlılık ve seçicilik değerleri hesaplanmıştır. Her araştırmacıya ait karşılaştırmalar, uyumlu ve istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş, adli kimliklendirmede kullanılabilirliği ve cinsiyet tayini yapılabilirliğini de ortaya konmuştur.

Adli bilimlerCinsiyet tahminiKimliklendirme+2
Hakan Bişirici
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya uygulamalarında dijital mahremiyet farkındalığının ölçülmesi

İnternetin ve sosyal medya platformlarının hayatımıza girmesiyle her yaştan bireyin özel alanı olan mahremiyet kavramı yeni bir anlam daha kazanmaktadır. Sürekli gelişen, kendini yenileyen ve verilerle beslenen bir dünyada büyük verinin çılgın boyutlara ulaştığını söylemek mümkündür. Bu verilerin toplanması ve işlenmesi kişilerin mahremiyetlerini tehdit etmektedir. Bu durumun kişilerin mahremiyet algılarını değiştirerek "dijital mahremiyet" kavramını da literatürlerine eklediği görülmektedir. Bu değişim ve gelişim sosyal medya uygulamalarının kullanımıyla bireylerin dijital mahremiyet farkındalıkları ölçülmeye çalışılarak değişimin boyutları ortaya konulmaktadır. Araştırma bulgularına göre yapılan anket çalışmasıyla ve literatür taramasında incelenen çalışmalarla görülmektedir ki bireylerin yıllar içindeki dijital mahremiyet farkındalıkları gelişme göstermiştir. Bireyler her ne kadar dijital mahremiyetlerinin bilincinde hareket etmeye çalışsalar da yapılan paylaşımlar ve yıllar içinde oluşturdukları sanal kimlikleriyle her zaman tehdit altında kalabilirler. Çünkü internet üzerinde paylaşılan depolanan hiçbir veri kaybolmaz ve silinemez. Elde edilen verilerde dikkat çeken diğer bir nokta bekar, eğitim derecesi yüksek ve 18-25 yaş arası grupların dijital mahremiyetlerine diğer gruplardan daha fazla önem verdikleri görülmektedir. Sosyal medya üzerinden iletişime geçtikleri kişi sayılarını ve niteliğini daha sınırlı tuttukları ve gizlilik/güvenlik ayarlarına önem verdikleri görülmektedir. Sonuç olarak yüz yüze ilişkilerin günümüzde yerini sosyal medya ilişkilerine bıraktığı bu dönemde bireylerin "karşı taraf/kişi ben ve hayatımdaki kişilerle ilgili ne kadar bilgiyi bilirse rahatsızlık duymam?" sorusunu kendilerine sorup verdikleri cevaba göre profillerini ve paylaşım türlerini gözden geçirmeleri yerinde olacaktır. İnternet ve sosyal medya üzerinden gelen tanınmayan ve güven duyulmayan kişileri arkadaş listelerinde tutmamak, yabancılardan gelen linklere tıklamamak ve üçüncü şahıslarla ilgili paylaşımlar yapmamak, konum servislerini etkin durumda tutmamak ne kadar zor olsa da bireylerin dijital mahremiyetlerini korumalarına katkı sağlayacaktır.

FarkındalıkLiteratür taramasıMahremiyet+2
Derya Kantar Özkes
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Frontal sinüs boyutlarının ve hacminin yaşa ve cinsiyete göre değerlendirilmesi

Kimliği bilinmeyen bireylerin cinsiyetinin belirlenmesi, adli antropolojide bir bireyin biyolojik profilinin oluşturulmasında önemlidir. Kafatası, cinsiyet tayini için güvenilir iskelet yapılarından biri olarak kabul edilir. Bu çalışmanın amacı bilgisayarlı tomografide (BT) frontal sinüs boyutları ve hacminin cinsiyet ve yaş ile ilişkisini incelemektir. Yaşları 20 ile 78 arasında değişen toplam 119 birey (59 erkek ve 60 kadın) yaşa ve cinsiyete göre 5 alt gruba ayrıldı. BT görüntülerinde frontal sinüsün ön-arka uzunluğu, genişliği ve yüksekliği ölçüldü. Frontal sinüs hacmi Cavalieri Prensibi kullanılarak hesaplandı. Frontal sinüs boyutları ve hacminin cinsiyet ve yaş arasındaki ilişki istatistiksel olarak analiz edildi. Sol frontal sinüs boyutları ve hacmi ile sağ frontal sinüs ise ön-arka uzunluğu ve hacmi seksüel dimorfizm gösterdi (p<0.05). Sol frontal sinüs ölçümleri daha yüksek cinsiyet belirleme kesinliğine sahipti. Sol frontal sinüsün ön-arka uzunluğu %71,4 doğruluk oranı ile en yüksek cinsiyet belirleme kesinliğine sahipti ve bunu hacim (%69,7) ve genişlik (%65,5) parametreleri izledi. Tüm parametreler kadınların %76,7'sini ve erkeklerin %62,7'sini ayırt edebildi. Tüm parametreler birlikte kullanıldığında cinsiyet sınıflandırma doğruluk oranı %69,7'idi. Frontal sinüs hem morfometrik hem de hacimsel olarak seksüel dimorfizm sergiledi. BT görüntülerinde cinsiyetin belirlenmesinde frontal sinüsün ön-arka uzunluk, genişlik ve yükseklik ölçümlerine ek olarak, frontal sinüs hacim ölçümleri de kullanılabilir.

Zübeyde Keleş
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Olay yerinin belgelendirilmesinde adli sanat uygulamaları (Dostoyevskı'nin Suç Ve Ceza romanı örneği)

Adli olayların çözümünde en önemli unsur, olayın meydana geldiği mekândan yola çıkarak elde edilecek ve olayı temsil edecek maddi delillerdir. Dolayısıyla olay yerini inceleme, suç soruşturmalarındaki en önemli aşamadır ve soruşturmanın bütününe yön verecek niteliktedir. Olay yeri inceleme görevlilerinin, alanlarında uzmanlaşmış olmaları ve geliştirilmiş standartlar çerçevesinde görevlerini yerine getirmeleri gerekir. Multidisipliner olan adli bilimler içerisinde bir alt disiplin olarak görülen adli sanat, işlenmiş bir suç ile dolaylı ya da dolaysız yönden bağlantı kuran kişilerin hafızalarından faydalanılabilmesi için çeşitli teknikler ve malzemeler kullanarak, benzerliği tasvir etmeyi hedefleyen, yol gösterici iki veya üç boyutlu medyaların üretilmesi çalışmalarının tümüdür. Adli sanat çalışmaları yapan kişiler ise adli sanatçı olarak ifade edilir. Adli sanatçılar; kimliği belirsiz kişilerin ve suç şüphelilerinin resimlenmesi, şüpheli ve kayıp kişilerin farklı yaşlardaki tahmini görüntülerinin oluşturulması, kafataslarının yeniden yüzlendirilmesi, mahkemeler için grafik ve diyagramlar hazırlama, olay yerinin fotoğraflanması, kroki ve planların çizilmesi gibi adli olayların çözümüne katkı sunan işleri yaparlar. Resimlendirme ve çizimler elle yahut bilgisayar ortamında iki boyutlu ve üç boyutlu olarak yapılabilir. Bu çalışmada, olay yeri tespit ve belgeleme metotları kapsamında bir adli sanatçı tarafından yapılabilecek işlemler ayrıntılı bir biçimde anlatılarak, adli sanat eğitiminde olması gerekenler açıklanmıştır. Romandaki betimlemelerin oldukça açık, detaylı ve görsel olarak doyurucu olması sebebiyle adli sanat uygulamalarının örnekleri için de Dostoyevski'nin "Suç ve Ceza" romanı seçilmiştir. Adli sanatın iki boyutlu uygulama örneklerine yer verilerek, güzel sanatlar alanındaki uzmanların adli sanat alanına sağlayacağı katkılar örneklerle ifade edilmiştir. Yurt dışındaki üniversitelerin adli sanat alanındaki müfredatları incelenerek, Türkiye'de yapılabilecek araştırma ve çalışmalara yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kavramlar: "Olay Yeri İnceleme Metotları", "Adli Sanat", "Yeniden Canlandırma", "Adli Sanat Eğitimi", "Adli Bilimler" Bilim Kodu: 20101

Bileşik sanatlarFiziksel kanıtlarGrafik sanatlar+3
Ozan Karabaş
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Suçun mağdur üzerindeki psikolojik etkileri: Viktimoloji çerçevesinde yeniden mağduriyetin tartışılması

Suç, toplum yaşamının son derece önemli ve şekillendirici yönlerinden biridir. Niteliği ne olursa olsun suçun bireylerin ve toplumun geneli üzerinde kalıcı etkiler bıraktığını ifade etmek gerekmektedir. Bu etkileri siyasi, toplumsal, kültürel ve ekonomik alanlarda gözlemlemek mümkündür. Suç bir taraftan bireylerin günlük yaşamlarını, fiziksel, zihinsel ve ruhsal bütünlüklerini, ekonomik refahlarını ve güvende olma duygularını zedeleyen bir tehdit iken, diğer taraftan toplumdaki düzenin bozulmasına, kurumsal yapının aksamasına ve gerekli dayanışmanın aşınmasına neden olan bir olgu olarak öne çıkmaktadır. Suçun bireylerin ve toplumun üzerindeki fiziksel ve psikolojik baskısı; asayişten eğitime, sağlıktan hukuka, siyasi süreçlerden ekonomik faaliyetlere kadar pek çok alanı derinden sarsmaktadır. Bu nedenle suçun önlenmesi ve suçla mücadele, tarihin her döneminde toplumların önündeki en önemli meydan okumalardan biri olmuştur. Bu çalışmada viktimoloji çerçevesinde yeniden mağduriyet üzerine bir analiz çizilmesi planlanmaktadır. Herhangi bir suç fiilinin mağduru olan bireylerin, devam eden süreçte aynı, benzer veya farklı bir mağduriyet daha tecrübe etmeleri yeniden mağduriyet tanımlamasının çerçevesini çizmektedir. Suçun oluşturduğu fiziksel, psikolojik ve ekonomik baskıya maruz kalan bireylerin koşullarının düzelmesine yönelik yeterli iyileştirme yapılmadığında mağduriyet etkisinin devam etmesi riski ortaya çıkarken, yeni bir mağduriyet için savunmasızlık durumu oluşabilmektedir. Bu nedenle mağdurun korunması, mağduriyetin tersine döndürülmesi ve mağdurlara gerekli desteğin verilmesi ceza adalet sisteminin gerekli bir yönünü ifade ederken, devlete de ciddi bir sorumluluk yüklemektedir. Çalışmanın özel konusunu mağdurların suç nedeniyle yaşadığı psikolojik sorunlar ve bu sorunların yeniden mağduriyete yol açma riskinin değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Suçun niteliğine ve mağduriyetin derecelerine bağlı olarak oluşan kalıcı şok hali, depresyon, anksiyete, tepkilerde aşırılık ve çaresizlik bunalımı gibi psikolojik sorunlar mağdurların hayatlarını ciddi bir biçimde etkilemektedir. Bu süreçte mağdurların; sosyal ilişkilerini devam ettirmede, günlük alışkanlıklarına yoğunlaşmada, maruz kaldıkları sorunun etkilerini atlatmada ve yeni bir tehdide yönelik yeterli mücadeleyi ortaya koymada başarısızlık yaşamaları oldukça olasıdır. Bu nedenle sağlanacak yeterli ve kaliteli psikolojik destek, mağdurların hem suç fiili öncesi durumlarına dönmelerinde hem de yeniden mağdur olma risklerinin azaltılmasında oldukça gereklidir.

Kriminoloji
Emre Çıtak
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının maruz kaldığı mobbingin sağlık çalışanlarının tükenmişlik düzeyine etkisi

Bu araştırma sağlık çalışanlarının maruz kaldığı mobbingin sağlık çalışanlarının tükenmişlik düzeyine etkisini incelemek amaçlı gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda farklı birimlerde görev yapan 202 sağlık çalışanı araştırmaya dâhil edilmiştir. Araştırma grubunu oluşturan sağlık çalışanlarına veri toplamak amacıyla üç ayrı form yöneltilmiştir. Elektronik ortamdan iletilen bu üç form; Kişisel Bilgi Formu, Mobbing Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeğidir. Bu veri toplama araçları aracılığıyla elde edilen ham veriler SPSS (26 Versiyon) paket programında analiz edilmiştir. Analiz sürecinde parametrik testlerden; t-testi, One Way ANOVA ve pearson korelayon analizinden faydalanılmıştır. Araştırmanın sonucunda; katılımcıların mobbing algıları mesleki görev sürelerine göre farklılaşmazken, cinsiyet, eğitim durumu, görev yapılan birim ve meslek grubuna göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Yaş değişkenine bağlı ise sağlık çalışanlarının mobbing algıları ile biyolojik yaşları arasında negatif ilişki tespit edilmiştir. Tükenmişlik düzeyleri incelendiğinde; cinsiyet, eğitim durumu ve görev yapılan birim değişkenleri bağlı farklılık bulunmazken, meslek grubu ve mesleki görev süresi bakımından farklılık olduğu bulunmuştur. Tükenmişlik ve yaş değişkenine bağlı analiz sonucunda negatif ilişki bulunmuştur. Sonuç olarak, sağlık çalışanlarının algıladıkları mobbing ve tükenmişlik arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Başka bir ifadeyle, mobbing gibi olumsuz davranışlara maruz kalan sağlık çalışanlarının tükenmişlik düzeylerinin de yüksek düzeyde olması beklenebilir.

MobbingTükenmişlik
Nuriye Yüksel
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Olay yerinden DNA örneklerinin elde edilmesinden failin tespit edilmesine kadar geçen süreçteki parametrelerin incelenmesi

Bu çalışmada 391 ayrı adli olaydan elde edilen 1700 farklı bulgunun laboratuvarda DNA incelenmesinin yapılmasının ardından elde edilen verilerin istatistiksel çalışması yapılarak dosya içerisinde yer alan farklı parametrelerin DNA elde edilme başarısına olan etkileri değerlendirilmektedir. Elde edilen bulguların sonuçlarına göre kan lekesi ve sigara izmaritlerinin delil olarak kullanılmasının DNA elde etme başarısını artırdığı ortaya konmaktadır. Bu çalışmanın amacı olay yerinden elde edilen biyolojik bulguların, olay yerinden elde edilmesi ve laboratuvar çalışmaları ile birlikte şüphelinin tespit edilmesine kadarki süreci etkileyen parametreleri ortaya çıkarmaktır. Bu çalışma, adli DNA başarı oranları ile bahse konu parametrelerin etkileri hakkında daha fazla fikir edinmek, ve bu DNA başarı oranlarına dayalı olarak DNA izlerinin analizi için nesnel bir karar modeli oluşturmaya yardımcı olmak için yapılmıştır. Bu nesnel veriler ile olay yeri uzmanlarının delil seçim sürecine destek olacak bilgilerin sunulması ile maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve adli sürecin doğru bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmak hedeflenmektedir.

Burcu Kesgin
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Erken yaşta evlilikler ve Hitit Üniversitesi öğrencilerinin bakış açısı

Bu tez çalışması ile ülkemizde ve dünyada varlığını hala devam ettiren "erken yaşta evlilikler" algısının toplumumuzca bakış açısına, ülkemizde ve diğer dünya ülkelerinde bulunan hukuk düzenine, suç/suçlu kavramları ile erken yaş evliliklerin ilişkisine Türkiye'de çocuk gelin olmak, adölesanlarda gebelik, anayasamızda erken yaşta evliliğin hükmü ve erken yaş evliliklerinin hem bireysel hem de toplumsal açıdan sorunlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Tezde literatür taraması yapılarak farklı makale ve görüşme örnekleri derlenmiş olup bu derleme sonucunda araştırmayı yapan öğrencilerde bu konuda farkındalık oluşmuştur. Ayrıca "Hitit Üniversitesi" öğrencilerinin de anket sorularına verdikleri yanıtlar ile birlikte katılımcıların düşüncelerine göre nicel bir sonuç elde edilmiştir.

Sümeyye Sarı
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı rakımlarda ses üstü ve altı fişeklerin kademeli ses bastırıcı sistem performansına etkisi

Dünyada her geçen gün ateşli silahla meydana gelen adli olaylarda ciddi artışlar meydana gelmektedir. Bu olayların büyük bölümü ölüm veya yaralanma ile sonuçlanmaktadır. Hatta bazı olaylar da şüphelinin de tespit edilmediği durumlarla da karşılaşılmaktadır. 20 yüzyılın temel değerlerinden bir tanesi de insan yaşama hakkının kutsallığıdır. Artık toplumlarda özellikle ölüm olaylarında failin tespiti ve adalete teslim edilmesinin devletin temel görevleri arasında olduğu kabul edilmekle birlikte; asıl yapılması gerekenin adli olaylar olmadan önce engellenerek insan hayatının korunması gerektiği düşüncesi ön plana çıkmaktadır. Maalesef ateşli silahlarla meydana gelen ölüm ve yaralanma olaylarının önüne geçilemediği gibi her geçen gün de artmaya devam etmektedir. Meydana gelen olayların aydınlatılmasına yönelik olarak farklı fişek türü ve farklı ortamlarda silah atışlarının belirlenmesine yönelik araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmanın amacı kısa namlulu ateşli silahlarda farklı rakımlarda, herhangi bir ses bastırıcı sistem kullanılmadığı durumda ses altı ve ses üstü fişeklerin ses şiddet seviyelerinin karşılaştırılması ve aynı tabanca ile birbirinden farklı kademeli ses bastırıcı sistemin kullanıldığı durumda ses altı ve ses üstü fişekler kullanılarak her bir durumda ses şiddet seviyeleri arasında istatiksel olarak anlamlı fark olup olmadığı hedeflenmektedir Adli bilimlerde çeşitli olayların aydınlatılmasında ses frekanslarının ve şiddet seviyelerinin incelenmesi ve karşılaştırılması sonucu birçok olayın aydınlatıldığı bilinen bir gerçektir. Buradan yola çıkarak ateşli silahla meydana gelen olaylarda silahtan çıkan sesin ölçülmesi halinde şüphelinin konumu ve tespiti, silahın cinsi gibi bilgilerin tespit edilmesi durumu söz v konusu olabilir. Bu çalışmanın sonuçları suçun önlenmesine ateşli silahla meydana gelen adli olayların azaltılmasına önemli katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir. Çalışmamız sonucunda ses altı fişek ile ses bastırıcı sistem olmadan ve ses üstü fişek ile 4 boğumlu ses bastırıcı sistem kullanarak yapılan atışlarda 0 ve 290 rakım arasında ses şiddet seviyesi ortalaması bakımından anlamlı fark görülmemiştir. Ses üstü fişek ile ses bastırıcı sistem olmadan yapılan atışlarda 290 rakımda yapılan atışlardan elde edilen ses şiddet seviyesi ortalaması 0 rakımda yapılandan anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur. Ses altı fişek ile 4 ve 6 boğumlu ses bastırıcı sistem kullanarak ve ses üstü fişek ile ile 6 boğumlu ses bastırıcı sistem kullanarak yapılan atışlarda 0 rakımda elde edilen ses şiddet seviyesi ortalaması 290 rakımda elde edilenden anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur. Yaptığımız çalışma sonucunda ses altı ve ses üstü fişeklerin ortalama ses şiddet seviyelerinin alçak ve yüksek rakımda, ses bastırıcı sistem kullanılmayan ve kullanılan durumlarda tam tersi şekilde artma veya azalma davranışı gösterdiği bulunmuştur.

Hatice İşcan
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Siber suçlarla ilgili 2000-2023 yılları arasındaki çalışmaların bibliyometrik analizi

Her geçen gün büyüyen, gelişen internet tabanlı teknolojilerin ve bilgisayar ağlarının kullanımının artması beraberinde birtakım sorunları meydana getirmiştir. Bilgisayar üzerinden işlenen ve siber suç olarak adlandırılan yeni bir suç türü ortaya çıkmıştır. Siber suçlarla ilgili çeşitli araştırma ve çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmada 2000-2023 yılları arasında Web of Science'ta indekslenen "Siber Suçlar", "İnternet Suçları" ve "Bilgisayar Suçları" anahtar kelimeleri üzerine yapılan çalışmaların bibliyometrik analizini sunulmaktadır. Bu çalışma, siber suçlar üzerine yapılan araştırma ve çalışmaları inceleyerek alanın bilimsel haritasını ortaya çıkarmayı, verileri anlamlandırmayı ve gelecekte bu konuda yapılacak çalışmalara kaynaklık etmeyi amaçlamaktadır. Bibliyometrik analiz için Bibliometrix ve Microsoft Excel programları kullanılmıştır. Çalışmada kullanılmak üzere 5590 farklı yazar toplam 2566 çalışma tespit edilmiştir. Jaishankar, K. 21 makalesi ile en üretken yazardı. University College Dublin 56 makaleyle en çok yayın yapan üniversiteydi. IEEE Access 151 makaleyle en çok yayın yapan dergiydi. En çok atıf alan çalışma Farwell, JP ve Rohozinski, R yazarlarına ait Stuxnet ve Siber Savaşların Geleceği adlı makaledir. Analiz ile siber suçlarla ilgili dünya çapında en etkili ülkeler, en üretken yazarlar, en çok yayın yapan dergiler, kuruluşlar, ülkeler ve anahtar kelimeler açısından bibliyometrik analiz ve sonuçlara yer verilmiştir. Siber suçlarla ilgili yapılan çalışmalarda ülkeler ve yazarlar arasındaki ilişki ve iş birlikleri görsellerle sunulmuştur.

Adli bilişimBilgisayar suçlarıBilişim suçları
Murat Erdoğan
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Pazardaki noodle (hızlı makarna) ürünlerinde sodyum polifosfat içerik analizlerinin yapılması ve toplum sağlığı açısından değerlendirilmesi

Küresel açıdan dünyanın dört bir yanına yayılmış bulunun hazır gıdalar arasında noodle (hazır makarna-erişte) aktif bir alana sahiptir. Nüfusa bağlı hızlı kentleşme oranı her geçen gün artmaktadır. Nüfus artışıyla doğru orantıda fazla çalışma saatleri ortaya çıkmaktadır. İnsanların ekonomik olarak hayatlarını idame ettirebilmeleri için yoğun çalışma koşullarına bağlı zaman sıkıntısı gibi olası birçok sebepten kaynaklı hazır gıda tüketimi artış göstermektedir. Hazır gıda ürünlerinden noodle çeşitlerine yoğun bir biçimde gıda endüstrisi alanında arz-talep ilişkisi artmaktadır. Pazardaki hazır noodle türevleri yüksek kalorili besin değerleri açısından yeterli talep görmektedir. Noodle içerik çeşitleri birçok farklı alternatifi tüketiciye sunmaktadır. Ekonomik açıdan uygun olması sebebiyle hızlı ve fazla tüketimin önünü açmaktadır. Tez çalışmasında nicel yöntemlerden İyon Kromatografisi (IC) ve Görünür Bölge Spektrofotometresi (UV-Vis) ile polifosfat miktar tayinleri yapılmıştır. Nitel kaynaklardan mevcut yayınlanmış tez, makale, kanun maddeleri ve yönetmeliklerden yararlanılarak çalışma desteklenmiş ve tarafımızdan bulunan miktar içerikleri ile kıyaslanması yapılmıştır. Tez çalışması ile noodle olarak adlandırılan ürünlerin, pazardaki benzer özelliklere sahip ürünlerle karşılaştırılmasının yapılmasını mümkün hale getirmektedir. Ürün içerik analizleri içerisinde farklı formülasyonda hazırlanan ham maddelerin oransal olarak sodyum polifosfat ve diğer katkı maddelerinin oranlarının incelenmesi, halk sağlığı açısıdan etkilerinin araştırılması hususunda ciddi önem arz etmektedir.

Ebru Çavuş
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Uyuşturucu madde ticareti ve kullanımı suçundan hüküm giyenlerin bazı değişkenlere bağlı olarak profillerinin değerlendirilmesi

Uyuşturucu ve uyarıcı maddeler geçmişten günümüze hızlı artan oranla insan sağlığını tehdit eder hale gelmiştir. Uyuşturucu maddenin Dünya Sağlık Örgütü'nde yer alan tanımlanmasında "kişi üzerinde bırakmış olduğu etki esas alınarak, önüne geçilmez gereksinim veya arzu yahut kullandığı miktarı arttırma eğilimi, ruhsal ve fiziksel etki yaratan maddeler" şeklinde yer almaktadır. Dünya Sağlık Örgütü Uzmanlar Komitesi bağımlılık türlerinde 10 başlık altında gruplama yapmıştır. Bunlar; "alkol, kafein, esrar, halüsinojenler, inhalandlar, opiyatlar, sedatifhipnotikler, stimulanlar, nikotin ve diğer yeni üretilenler" şeklinde gruplara ayrılmıştır. Bu çalışmada uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin suç tanımı içinde yer aldıkları şekilde hem kullanım hem de ticaret konusunda ayrı yasal düzenlemeleri ve bu suçlardan hüküm giyenlerin eğitim durumu bakımından benzerlikleri olup olmadığı, yaş, cinsiyet ve bazı profil özellikleri araştırılmıştır. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından hazırlanan veriler kaynak verilerimizdir. Çorum ili yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri çevresinde yargılanmış ve hüküm giymiş mahkumlar konu alınarak araştırmamızın konusunu oluşturmaktadır. Uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin kullanımı veya ticareti suçunun kıyas edilmesi ve bu suçlardan hüküm giyen sanıkların hangi suçtan ceza aldıkları, suça konu madde türleri, bağımlılık süreleri, eğitim durumları, meslek, yaş, cinsiyet ve medeni durumları araştırılarak Adli Bilimler açısından değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen profil özelliklerine göre ortaya konulan veriler; suç tanımlamasının yapılmasında ve uyuşturucu maddeleri hangi amaçla failin uhdesinde bulundurduğuna ilişkin ihtilafların çözümüne katkı sağlayacağı, sanığın makul sürede yargılanarak adil yargılanma hakkının korunması ile mahkemelerin maddi gerçeği araştırma ilkesini uygulamasına pozitif katkı sağlayabilmek adına yararlı bulgular ortaya çıkardığı kanaatindeyiz. Anahtar Kavramlar: Adli Bilimler, Bağımlılık, Uyuşturucu Madde Kullanma Suçu, Uyuşturucu Madde İmal ve Ticareti Suçu.

Elif Tekeli
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bağımlılık yapıcı ilaç ve madde kullanımı ile risk faktörlerinin araştırılması: Hitit Üniversitesi örneği

Bağımlılık yapıcı ilaç ve madde kullanımı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de birey ve toplum için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Yasal ve yasal olmayan madde kullanımının bağımlılık yaratmasının yanısıra reçeteli ilaçların, doktor kontrolü dışında akılcı olmayan ve kötüye kullanımı da bağımlılık geliştirebilmektedir. Bağımlılıklarda biyolojik, psikolojik ve sosyal birçok faktörün etkili olduğu biyopsikososyal model günümüzde kabul gören kapsamlı bir bağımlılık yaklaşımıdır. Bu yaklaşımdan yola çıkıldığında cinsiyet, çocukluk travması, ailevi sorunlar, ekonomik sorunlar, yaşanılan çevre, olumsuz arkadaş ortamının varlığı, adli süreçlerin varlığı gibi biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörler bağımlılıklarla ilişkili risk faktörü veya bağımlılıkların sonucu olan riskli durumlar olarak karşımıza çıkabilmektedir. Ergenlik ve gençlik dönemi bağımlılıkların oluşmasında kritik bir dönemdir, diğer problemlerde olduğu gibi bağımlılıklarda da çözüme ulaşmanın en kestirme yolu problemin kaynağını bulmaktır. Problemin kaynağını bulurken de bağımlılık yapıcı ilaç ve madde kullanımına sürükleyen risk faktörleri veya kullanımı sonucunda doğan riskler hakkında bilgi sahibi olmamız, bağımlılıkların oluşmadan önlenmesi ya da bağımlılıklarla çalışma konusunda yardımcı olacaktır. Literatürde yapılan çalışmalarda genellikle bağımlılık yapıcı ilaç veya bağımlılık yapıcı madde olarak ayrı ayrı çalışıldığı, risk faktörlerinin ise genellikle tek veya daha az boyut üzerinden araştırıldığı, ayrıca bağımlılık bağlantılı adli süreçlerle ilgili yapılan çalışmaların da kısıtlı olduğu görülmektedir. Multidisipliner bir anlayışla biyopsikososyal birçok boyutun geniş bir yelpazede araştırıldığı çalışmamızın bu anlamda literatüre katkı sunacağı düşünülmektedir. Çalışmamız Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu, Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu ve Sağlık Bilimleri Meslek Yüksekokulu'nda öğrenimine devam eden 18 yaş üstü 548 gönüllü öğrencinin katılımıyla tamamlanmıştır. Google Formlarda hazırlanan "Bağımlılık Yapıcı ilaç ve Madde Kullanımı ile Risk Faktörleri" anketi ile katılımcılara ulaşılarak çevrimiçi anket uygulamasıyla veriler toplanmıştır. Elde edilen verilerin tanımlayıcı ve ilişkisel istatistikleri SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiş, analizlerde p<0,05 değeri istatistiksel açıdan anlamlı kabul edilmiştir. Çalışmada cinsiyet, devam edilen yüksekokul, çocuklukta yaşanan travmatik yaşantı, ailevi sorunlar, ekonomik sorunlar, intihar girişimi, olumsuz arkadaş grubuna sahip olma, adli bir olaya karışma ve adli bir olayın mağduru olma durumları ile yapılan analiz çalışmasında istatistiksel olarak anlamlı bulgulara ulaşılmıştır (p<0,05).

Adli psikolojiAkılcı ilaç kullanımıMadde bağımlılığı+4
Gözde Olukçu
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00