Hacettepe University
Discipline

Speech and Language Therapy

Hacettepe University

157

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Yalova ilindeki din görevlilerinin ses bozukluklarının ve risk faktörlerinin belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı Yalova ilindeki din görevlerinin ses bozuklukları semptomlarının ve risk faktörlerinin belirlenmesidir. Diyanet İşleri Başkanlığı Yalova Müftülüğü'ne bağlı çalışan 28 imam-hatip, 20 müezzin-kayyım ve 21 Kur'an kursu öğreticisi olmak üzere toplam 69 kişi çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak "Din Görevlilerinin Ses Bozukluklarını Değerlendirme ve Risk Faktörlerini Belirleme Anketi" kullanılmıştır. Çalışmanın bağımsız değişkenleri yaş, cinsiyet, çalışma hayatı, çalışma ortamı, alışkanlıklar ve yaşam kalitesi; bağımlı değişkeni ise boğazda ağrı veya tahriş hissidir. İki Değişken için İki Yönlü Ki-Kare testi ile verilerin analizleri yapılmıştır. Din görevlilerinin %63,8'inin boğazda ağrı veya tahriş hissi şikâyeti yaşadığı sonucuna ulaşılmıştır. Cinsiyet, ünvan değişkenleri, hafta içi maksimum çalışma saati, çalışma ortamının gürültüsü ve sigara kullanımı ile boğazda ağrı veya tahriş hissi arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur.

Ayşe Nur Şanver
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

5;0-7;0 yaş arasındaki gelişimsel dil bozukluğu olan, otizm spektrum bozukluğu olan ve tipik gelişim gösteren çocukların yürütücü işlev becerilerinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, tipik gelişim gösteren (TGG), otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan ve gelişimsel dil bozukluğu (GDB) olan çocukların yürütücü işlev becerilerinin betimlenerek karşılaştırılmasıdır. Çalışma; yaşları 58-88 aylar arasında değişen TGG (n=14), OSB (n=14) ve GDB (n=14) olan toplam 42 çocuktan oluşmaktadır. Çocuklara Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi, Renkli Progresif Matrisler Testi ve Peg Tapping Testi uygulanmıştır. Dahil edilme kriterlerini karşılayan çocukların ebeveynleri, Yönetici İşlev Davranışlarını Derecelendirme Ölçeği-Anne/baba formunu doldurmuştur. Verilerin analizi için IBM SPSS 26.0 paket programı kullanılmıştır. Analizler sonucunda, TGG çocukların YİDDÖ alt ölçek puanlarında OSB ve GDB olan çocuklardan istatistiksel açıdan anlamlı ve düşük puanlara sahip olduğu görülmüştür. TGG, OSB ve GDB çocuklar için cinsiyet ve yaş değişkenlerinin yürütücü işlev puanları üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Korelasyon analizlerine göre, dil ve yürütücü işlevler arasında istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. RPMT ve TEDİL puanları arasında istatistiksel açıdan pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, OSB ve GDB olan çocukların değerlendirme ve terapi süreçlerine yürütücü işlev becerilerinin dahil edilmesinin dil, biliş gelişimlerine olumlu yönde katkılar sağlayacağı sonucuna ulaşılmıştır.

Şule Özer
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

4-6 yaş aralığındaki kekemeliği olan ve olmayan çocukların öz-düzenleme becerilerinin karşılaştırılması

Kekemeliği olan ve olmayan 4-6 yaş aralığındaki çocukların öz-düzenleme becerilerini ebeveyn raporu ve araştırmacı ölçümüne dayalı olarak karşılaştırmak bu tez çalışmasının amacını oluşturmaktadır. Çalışmaya 4-6 yaş aralığında 14 kekemeliği olmayan ve 10 kekemeliği olan çocuk katılmıştır. Katılımcılara Okul Öncesi Öz-Düzenleme Ölçeği ve 4-6 Yaş Çocuklarına Yönelik Öz-Düzenleme Becerileri Ölçeği (Anne Formu) uygulanmıştır. Uygulanan ölçeklerin yanı sıra kekemeliği olan grubun kekemelik sıklığı hesaplanmıştır. Çalışmanın amacı doğrultusunda, katılımcıların öz-düzenleme becerileri yaş, cinsiyet ve kekemelik sıklığı değişkenlerine göre incelenmiş ve kekemeliği olan ve olmayan çocukların öz düzenleme puanları gruplar arasında karşılaştırılmıştır. Çalışmanın sonucunda 4 ve 6 yaş grubunda kekemeliği olan ve olmayan çocukların öz-düzenleme becerilerinde farklılık gösterdiği görülmüştür.

Leman Dilara Çakar
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de çalışan dil ve konuşma terapistlerinin tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı Türkiye'de çalışan Dil ve Konuşma Terapistlerinin tükenmişlik düzeylerinin belirlenmesi ve buna etki eden faktörlerin araştırılmasıdır. Bu kapsamda 138 kadın ve 29'u erkek olmak üzere toplamda 167 katılımcı tarafından doldurulan 11 maddelik Kişisel Bilgi Formu ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği verileri analiz edilmiştir. Analiz için SPSS 22.0 istatistik programı kullanılarak; betimleyici özelliklerin belirlenmesinde frekans yüzde analizleri, ölçeğin incelenmesinde ortalama ve standart sapma istatistikleri ve değişkenlerin normal dağılıp dağılmadığını belirlemek üzere de Kurtois (Basıklık) ve Skewness (Çarpıklık) değerleri incelenmiştir. Katılımcıların ölçek düzeylerini belirleyen boyutlar arasındaki ilişkiler için Pearson korelasyon analizleri; katılımcıların betimleyici özelliklerine göre ölçek düzeyindeki farklılaşmaların incelenmesinde ise bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve post-hoc (Tukey, LSD) analizleri kullanılmıştır. Cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, çalışılan ortam, deneyim yılı, aylık gelir düzeyi ve meslek değiştirme düşüncesinin tükenmişlik düzeyini istatistiksel olarak anlamlı düzeyde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmaya katılan Dil ve Konuşma Terapistlerinin tükenmişlik puan ortalamaları incelendiğinde Duygusal Tükenme alt ölçeğinde orta seviye tükenmişliğe sahip oldukları görülmüştür. Dil ve Konuşma Terapistlerinin tükenmişlik düzeylerine yönelik farkındalığın arttırılması ve bu durumun yaşanmaması veya daha yüksek bir noktaya gelmemesi için önlemlerin alınması önem arz etmektedir.

Şerife Nur Biçen
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

36-79 aylar arasında tipik ve atipik dil gelişimi gösteren türkçe-almanca iki dilli çocukların anlatı becerilerinin makro yapısal düzeyde incelenmesi

Mevcut çalışma tipik gelişim gösteren (TGG), atipik gelişim gösteren dil gelişimi riskli (AGG_R) ve atipik gelişim gösteren dil bozukluğuna sahip (AGG_B) Türkçe-Almanca iki dilli çocukların anlatı becerilerini makro yapı çerçevesinde MAIN (Anlatıda Çok Dilliliği Değerlendirme Aracı) kullanılarak 36-79 aylar arasında boylamsal olarak incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla çalışmaya TGG (n= 34), AGG_R (n= 15) ve AGG_B (n= 12) iki dilli toplamda 61 çocuk dahil edilmiştir. Katılımcılar MAIN kullanılarak her iki dilde önce model öykü görevinin anlama sorularını yanıtlamış daha sonra da anlatım görevinde kendilerine sunulan resim serilerini kullanarak kendi öykülerini anlatmış ve anlattıkları öykülere ait anlama sorularına yanıt vermişlerdir. Elde edilen veriler makro yapı bileşenleri çerçevesinde değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde R programıyla gruplar arası ve gruplar içi diller arası karşılaştırmalar iki yönlü varyans analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Yaş değişkeninin makro yapılarla ilişkisi ise korelasyon analiziyle incelenmiştir. Tüm analizler sonucunda yaş ile makro yapı puanları arasında pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Gruplar arası analizlerle, TGG çocukların makro yapı puanlarının AGG_R ve AGG_B çocukların puanlarından daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Çocukların dilleri arası yapılan karşılaştırma, baskın olan ikinci dilleri Almancadaki makro yapı puanlarının Türkçe puanlarından daha yüksek olduğunu göstermiştir. Son olarak, anlatı görev türünün anlama puanlarına olan etkisi araştırılmış ve model öykü sonrası anlama puanlarının anlatım görevinden sonraki anlama puanlarından yüksek olduğu bulgulanmıştır. Tüm bu bulgular ışığında, bu çalışmanın Türkçe eşlemeli TGG ve AGG iki dilli çocukların anlatı becerilerine dair referans norm verileri için önemli bir başlangıç noktası olabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

Seda Esersin
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Parents and children together (PACT) müdahale programinin Türkçe'ye uyarlanmasi ve etkililiğinin incelenmesi

Zayıf fonolojik temsillerin yanı sıra birçok alanda zorluklar gösteren konuşma sesi bozukluğu (KSB) olan bireylere yönelik kanıta dayalı kapsamlı programların geliştirilmesi son derece önemlidir. Bu araştırmada Parents and Children Together (PACT) Müdahale Programı'nın Türkçe'ye uyarlanması ve orta veya ileri düzeyde KSB olan çocuklarda etkililiğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya deney ve kontrol grubunda 7'şer çocuk olmak üzere toplamda 14 çocuk katılmıştır. Araştırma kapsamında kontrol grubuna müdahale uygulanmazken; deney grubundaki çocuklara 10 hafta boyunca haftada bir gün PACT Müdahale Programı uygulanmıştır. Müdahale bitiminde 10 hafta mola verilmiştir, sonrasında izlem verileri toplanmıştır. Araştırma kapsamında, çocukların fonetik ve fonolojik gelişimleri Sesletim Alt Testi, doğru ünsüz yüzdesi, hata tipleri, İşitsel Ayırt Etme Alt Testi, EROT-Sesbilgisel Farkındalık Testi ile değerlendirilirken, bozukluğun günlük iletişim becerilerine etkisini ölçmek için Bağlam İçi Anlaşılırlık Ölçeği ve FOCUS-34 Ölçeği kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, kontrol grubundaki çocukların ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmazken (p>,05), deney grubundaki çocukların, FOCUS-34 hariç (p>,05), tüm alt testlere ait ön test, son test ve izlem puanlarında anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<,05). Bu bulgular, uygulanan PACT Müdahale Programı'nın KSB olan çocukların fonetik, fonolojik gelişimleri ve fonolojik farkındalık becerileri üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Araştırma sonuçları, aile katılımının fonolojik müdahale yoğunluğunu arttırmada ve hedeflerin günlük iletişim ortamlarına genellenmesinde önemli rol oynadığını desteklemektedir.

Beyza Nur Dükar
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Konuşma sesi bozukluğu olan 48-72 aylık çocukların yürütücü işlev becerilerinin incelenmesi

Araştırmada konuşma sesi bozukluğu (KSB) olan çocukların yürütücü işlev beceri performansları yaş, cinsiyet ve KSB şiddet düzeyi değişkenlerine göre incelenmiştir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden kesitsel tarama yöntemi ile yürütülmüştür. Çalışmaya 48-72 ay aralığında ana dili Türkçe olan 22 kız ve 44 erkek çocuk katılmıştır. Veri toplama araçları olarak Türkçe Erken Dil Gelişim Testi, SST'nin Sesletim Alt Testi ve Çocukluk Dönemi Yürütücü İşlev Envanteri-Öğretmen Formu kullanılmıştır. Analiz Jamovi programı ile yapılmıştır. Nitel verilerin analizinde bağımsız örneklem t-testi, Mann-Whitney U testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Bulgular, yaş değişkenine göre 48-59 ay grubunun, cinsiyet değişenine göre erkek grubunun yürütücü işlev beceri performanslarının, çalışan bellek performanslarının ve ketleyici kontrol performanslarının sırasıyla 60-72 ay ve kız grubundan geride olduğunu göstermiştir. Ayrıca KSB şiddet düzeyi arttıkça yürütücü işlev beceri performanslarının, çalışan bellek performanslarının ve ketleyici kontrol performanslarının azaldığı sonucuna ulaşılmıştır.

Gizem Nur Gör
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

4–6 yaş arası konuşma sesi bozukluğu olan çocukların anlamsız sözcük tekrarı becerileri ile alıcı dil becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, 4–6 yaş arası Konuşma Sesi Bozukluğu (KSB) olan çocukların Anlamsız Sözcük Tekrarı (AST) performansları ile alıcı dil becerileri ve sözel olmayan zeka ile ilişkisi incelenmiş; AST performansının KSB şiddeti ve yaş değişkenlerine göre anlamlı farklılık olup olmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. 62 (n=62) KSB'li çocuğa Sesletim Alt Testi, Raven Renkli Progresif Matrisler Testi, Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi ve Türkçe Anlamsız Sözcük Tekrarı Testi uygulanarak araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden tarama araştırması ile yürütülmüş olup toplanan verilerin analizinde SPSS-25 paket programı kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde; 4–6 yaş arası KSB olan çocuklarda AST performansının sözel olmayan zeka ile ilişkili olduğu, AST puanlarının KSB şiddeti ile anlamlı farklılık gösterdiği; AST puanları ile alıcı dil becerileri arasında ilişki olmadığı ve AST puanlarının yaşa bağlı olarak istatiksel olarak anlamlı farklılık göstermediği bulunmuştur. KSB'li çocukların sözel olmayan bilişsel yeteneklerinin de değerlendirme prosedürlerine dahil edilmesi gerektiği, KSB şiddetinin de dil ve konuşma terapistleri tarafından ihtiyaca yönelik terapi programını oluşturmaları için göz önünde bulundurulması gereken bir faktör olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Şefika Ahsen İşgören
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul çağı dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda yürütücü işlev becerileri ile anlatı becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), dil bozukluğu olan çocuklarda sıklıkla rastlanan nörogelişimsel bozukluklardan biridir. DEHB olan çocuklarda görülen dil bozukluklarının yürütücü işlevlerdeki (Yİ) bozuklukla ilişkili olabileceği düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, DEHB olan çocukların yürütücü işlev becerileri ile anlatı becerilerinin betimlenerek tipik gelişim gösteren (TGG) çocuklar ile karşılaştırılması ve yürütücü işlevler ile anlatı becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. 8-12 yaş aralığındaki 30 DEHB ve 35 TGG olmak üzere toplam 65 katılımcıya yürütücü işlev becerilerinin değerlendirilmesi amacıyla CNSVS testi uygulanmış, ayrıca her katılımcıya anlatı becerilerinin mikroyapı ve makroyapı ölçümlerinin değerlendirilmesi amacıyla "Kurbağa Neredesin?" resimli hikaye kitabı kullanılarak tekrar anlatım görevi verilmiştir. Veriler bağımsız gruplar t-testi ve Pearson korelasyon testi ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak, DEHB olan çocukların tüm yürütücü işlev alanlarında TGG çocuklara göre anlamlı olarak düşük performans gösterdikleri, anlatı becerilerinde ise içsel durum terimleri dışındaki tüm bileşenlerde DEHB olan çocukların TGG çocuklara göre anlamlı olarak düşük performans gösterdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Genel nörobilişsel durumu gösteren nörobilişsellik endeksi ile toplam anlatı puanı arasında pozitif yönde güçlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Bu çalışmanın DEHB olan çocukların yürütücü işlev becerileri ile anlatı becerilerini birlikte değerlendirilmesi açısından önemli olduğu ve ileride yapılması hedeflenen benzer çalışmalara yol göstereceği

Ayşe Serra Kaya
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Alzheimer demansı tanılı bireylerin farklı evrelere özgü dil becerilerinin araştırılması

Demans tipleri içerisinde en sık görülen Alzheimer tipi demansta, yapı hasarı sonucunda iletişim güçlükleri görülebilir. Nörodejeneratif bir hastalık olan Alzheimer Demansının hastalığın ilerleyen aşamalarında farklı dil ve konuşma özellikleri sergileyebileceği bilinmekle birlikte ulusal alanyazında farklı evrelere özgü dil profillerinin ortaya konduğu bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu motivasyondan hareketle, mevcut araştırmanın amacı Türkçe konuşan Alzheimer Demansı tanılı bireylerin Alzheimer Demansının farklı evrelerinde görülen dilsel özelliklerinin betimlenmesidir. Bu bağlamda çalışmaya 12 kadın, 12 erkek olmak üzere toplamda 24 Alzheimer Demansı tanılı birey ve 24 sağlıklı yaşlı kontrol grubu dahil edilmiştir (12 K, 12 E). Hafif, orta ve ileri Alzheimer evrelerine sahip katılımcılara Hafızanı Test Et- Türkçe (TYM-TR) ve Afazi Dil Değerlendirme Testi (ADD) uygulanmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS 24 paket programı aralığıyla analiz edilmiş olup hem grup içi hem de gruplar arası karşılaştırmalar için uygun istatistiksel analiz yöntemleri seçilerek tüm analizler gerçekleştirilmiştir. Çalışma bulguları, Alzheimer tanılı bireylerin sağlıklı bireylerden daha düşük puanlar aldığını, Alzheimer tanılı bireylerin TYM-TR ve ADD test puanları arasında bir korelasyon olduğunu göstermiştir. Buna göre, katılımcıların evreleri ilerledikçe testlerden aldıkları puanlar düşmektedir. Yürütülen bu tez çalışması, klinikte Alzheimer tanılı bireyleri değerlendiren ve terapilerini yürüten terapistler için bir kaynak niteliğinde olup ileriki çalışmalar için Alzheimer tanılı bireylerin uygun terapi yaklaşımları ve süreleri ile yürütülen terapilerinden elde edilen kazançların araştırılması önerilmektedir.

Emine Beyza Ateş
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

7-10 yaş aralığındaki Türkçe konuşan tek dilli tipik gelişim gösteren çocukların kişisel anlatı becerilerinin global tales-TR aracılığıyla değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, Türkçe alanyazına kişisel anlatı değerlendirmesinde kullanılabilecek standart bir aracın kazandırılması ve 7-10 yaş aralığındaki tipik gelişim gösteren (TGG) çocukların değerlendirme sonuçlarının sunulmasıdır. Bu amaçla çalışmaya 7, 8, 9 ve 10 yaşlarından 20'şer çocuk olmak üzere tek dilli Türkçe konuşan TGG toplam 80 çocuk dahil edilmiştir. Türkçeye uyarlanan Global TALES-TR protokolü çocuklarla çevrim içi uygulanmıştır. Anlatılar, Türkçe Dil Örnekleri Analizi Programı (SALT) kullanılarak mikro yapı ölçümleri açısından değerlendirilmiştir. İstatistiksel analizde SPSS 22.0 paket programı ve TURCOSA yazılımı kullanılmıştır. Analiz sonucunda, incelenen 6 mikro yapı ölçümünün 3 tanesinde 7-10 yaş arasında, birinde ise 8-9 yaş arasında farklılık gözlenmiştir. Cinsiyet bakımından yalnızca 9 yaş grubunda iki ölçüm parametresinde, tüm katılımcılar dikkate alındığında (n=80) ise bir parametrede anlamlı fark görülmüştür. Mikro yapı karşılaştırma sonuçları genel olarak çocukların 'sinirli/kızgın' anlatısının daha detaylı, 'gurur duymak' anlatısının daha kısa olduğuna işaret etmektedir. İpucu kullanımının ve yanıtlanamayan soruların sıklığı, çocukların en zorlandığı sorunun 'sorun/problem' anlatısı olduğunu göstermektedir. Anlatılar daha çok aile, arkadaş, okul ve başarı konularına odaklanmıştır. Sonuçlar, uyarlanmış protokolün kişisel anlatı değerlendirmesinde kullanılabileceğini göstermektedir. Bu sayede dil bozukluğu gibi gruplarda da daha geniş bilgiler edinilebilir. Bireylerin bu yönden desteklenmesi ise müdahale sürecine katkı sağlayacaktır. Anahtar Sözcükler: Global TALES protokolü, Kişisel anlatı, Mikro yapı, SALT

Anlatım bozukluklarıAnlatım diliSözlü anlatım
Esra Yaşar Gündüz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Nörojenik dil bozukluğu olan bireylerin terapilerinde dil, biliş ve iletişimi destekleyici mobil cihaz uyumlu uygulama içeriği ve yazılımının geliştirilmesi

Bu çalışmanın amacı, Türkçe konuşan nörojenik edinilmiş dil bozukluğu olan bireylerin kullanabileceği FON-SEM adlı mobil cihaz uyumlu terapi uygulamasını geliştirerek, bu uygulamanın kullanılabilirliğinin afazili bireylerin birincil bakıcısı ve dil ve konuşma terapistleri ile kontrol edilmesidir. Bu bağlamda çalışmaya 19 dil ve konuşma terapisti ve 18 afazili bireyin birincil bakıcısı dahil edilmiştir. Çalışma kapsamında bozukluk temelli yaklaşım çerçevesinde geliştirilen FON-SEM mobil terapi uygulaması işitsel anlama temelinde, semantik ve fonolojik bölümleri içeren toplamda 300 görevden oluşmaktadır. Geliştirilen uygulamanın kullanılabilirliği katılımcılar tarafından Mobil Uygulama Kullanılabilirlik Ölçeği, Kullanmaya Devam Niyeti Ölçeği ve Marka Sadakat Ölçeğinin doldurulması ile kontrol edilmiştir. Analizler sonucunda her iki grupta FON-SEM mobil terapi uygulaması yüksek düzeyde kullanılabilir olduğu bulunmuştur; ancak iki grup arasında kullanılabilirlik skoru açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır. Bununla birlikte her iki grupta da Mobil Uygulama Kullanılabilirlik Ölçeğinin alt grubunu oluşturan değişkenlere ilişkin skorların artması ile kullanıcıların kullanmaya devam niyetlerinde de bir artış olduğu görülmüştür.

Dil ve konuşma terapisiMobil uygulamaNeurobilişsel işlevler
Tolga Sözüçok
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Kekemeliği olan okul öncesi çocukların ebeveynlerine uygulanan duyarsızlaştırma terapisinin çocukların ve ebeveynlerin tutum ve kaygılarına etkisi

Bu çalışmanın amacı okul öncesi (3-6 yaşlarında) kekeleyen çocukların ebeveynlerinin duyarsızlaştırılması ile çocukların iletişim tutumlarının ve konuşma davranışlarının; ebeveynlerin kekemeliğe ilişkin duygu ve tutumlarının, genel tutumlarının ve kaygı düzeylerinin değişimini araştırmaktır. 20 okul öncesi kekeleyen çocuk ve ebeveynleri çalışmaya dahil edilmiştir. Tek grup ön-test, son-test deneysel desenli çalışmada, veriler katılımcılara uygulanan terapi öncesinde, terapiler bittikten sonra ve izleme amacıyla terapilerin bitiminden 3 ay sonra toplanmıştır. Anneler ve babalar "Kekemelik için Anne-Baba Tanısal Ölçeği-Türkçe", "Ebeveyn Tutum Ölçeği" ve "Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği"ni doldurmuş; çocuklara ise araştırmacı tarafından "Kiddy CAT-TR: Kekeleyen Okul Öncesi Çocukları İçin İletişim Tutum Testi" uygulanmıştır. Terapi süreci, kekeleyen çocuğun yalnızca anne ve babaları ile 8 hafta, toplamda 10 seans olarak gerçekleştirilmiştir. İstatistiksel analiz aşamasında, nicel verilerin karşılaştırılmasında iki bağımsız grup arasındaki fark için bağımsız t testi, ikiden fazla bağımlı aşama karşılaştırılmasında ise tekrarlı ölçümlerde varyans analizi uygulanmıştır. Ebeveynlere uygulanan duyarsızlaştırma terapisinin ardından çocukların iletişim tutumları ve konuşma davranışlarında ve ebeveynlerin kekemeliğe ilişkin duygu ve tutumlarında anlamlı düzeyde olumlu gelişmeler gözlenmiştir. Ebeveynler anlamlı düzeyde daha fazla demokratik ve daha az otoriter, aşırı koruyucu ve izin verici tutumlar sergilemişlerdir. Ebeveynlerin genel kaygı düzeylerinde anlamlı düzeyde azalma olmuştur. Sonuç olarak, ebeveynlere uygulanan duyarsızlaştırma terapisinin, okul öncesi kekeleyen çocukların kekemeliğinin yönetiminde hem çocuk hem de ebeveynler için etkili olduğu görülmüştür.

Aile tutumuBilişsel davranış terapileriDil ve konuşma terapisi+4
Ayhan Çağlayan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin ses terapisinde bilişsel işlevlerin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı vokal fold nodülü veya fonksiyonel ses bozukluğu olan hastaların ses terapisi süreçlerinde bilişsel işlevlerin incelenmesi ve ses terapisi sürecinin aktif bileşenlerinin araştırılmasıdır. Bu kapsamda Anadolu Üniversitesi DİLKOM'a ses terapisi için başvuru yapmış vokal fold nodülü veya fonksiyonel ses bozukluğu tanılı 11'i kadın ve 1'i erkek olmak üzere toplam 12 katılımcıya nöropsikolojik testler uygulanmıştır. Uygulanan nöropsikolojik testler; Öktem Sözel Bellek Süreçleri Testi, Wisconsin Kart Eşleme Testi, Londra Kulesi Testi, İz Sürme Testi, Stroop Testi'dir. Katılımcılara uygulanan terapi protokolü Vokal Hijyen Önerileri, Rezonant Ses Terapisi, Vokal Fonksiyon Egzersizleri olarak sabit tutulmuştur. Katılımcıların sesleri terapi öncesi ve sonrası algısal, aerodinamik, akustik olarak değerlendirilmiştir. Analiz için SPSS 29.0 istatistik programı kullanılarak; betimleyici özelliklerin belirlenmesinde frekans yüzde analizleri, ölçeğin incelenmesinde ortalama ve standart sapma istatistikleri kullanılmıştır. Katılımcıların seslerinin ses terapisi öncesi ve sonrası değerlendirmelerinin kazanç skorlarıyla nöropsikolojik testlerin korelasyonuna Spearman Korelasyon Testi ile bakılmıştır. Yapılan korelasyon analizi sonucu ses terapisi ön-test ve son-test verileri ile nöropsikolojik testlerin sonuçları arasında anlamlı korelasyonlar bulunmuştur. Ses hastasının terapiye aktif katılımı ve terapinin yarar sağlaması adına hastayı değişime ikna etmede hastanın kişisel faktörlerinden bilişsel işlevler göz önünde bulundurulmalıdır. Ses terapisi sürecinde bilişsel işlevlerin terapi sonuçlarıyla ilişkili olduğu bulunan bu çalışmanın klinik açıdan önem arz ettiği düşünülmektedir.

Rana Sarpkaya
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Yutma bozukluğu olmayan yetişkin bireylerde yutma manevraları sırasında gerçekleşen kas aktivasyonunun ultrasonla değerlendirilmesi

Medikal uygulamalar için güvenli kabul edilen ve yaygın şekilde kullanılan bir teknoloji olan ultrason (US), yutma fonksiyonu değerlendirmelerinde kullanımı artmaya başlayan ve rehabilitasyon sürecinde de kullanılmaya başlayan bir teknolojiyi temsil etmektedir. Yutma manevraları terapi seçeneklerinde sıklıkla tercih edilen yöntemlerdendir Bununla birlikte, bugüne kadarki mevcut alanyazına bakıldığında yutma bozukluklarının değerlendirilmesi ve müdahalesinde ultrason kullanımının seyrek; yutma manevraları sırasında kas aktivasyonu ve larengeal elevasyonu inceleyen çok az çalışma olduğu görülmektedir. Bu çalışma, yutmanın orofarengeal fazda gerçekleşen bozuklukların müdahalesinde sıklıkla kullanılan üç yutma manevrasının uygulanması sırasında US kullanımını doğrulamak için farklı yaş ve cinsiyet grubunda ağız tabanı kaslarının hareketlerini, zamanlamasını karşılaştırmayı ve manevralar sırasındaki hyoid-larenks yakınlaşmasına ilişkin sayısal veriler elde etmeyi amaçlamaktadır. Elde edilen bulgular doğrultusunda yutma manevraları sırasında gerçekleşen sürelerin yaşla birlikte uzadığı, hyoid-larenks yakınlaşmasını sağlayan en etkili tekniğin Mendelsohn manevrası olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte kişilerin koopere olmakta en çok zorlandıkları manevranın da yine Mendelsohn manevrası olduğu bulunmuştur. Dolayısıyla bu çalışma, manevraları uygulama sırasında ultrasonun kullanılabileceğini göstermekte; yutma manevralarına ilişkin kas aktivasyon bilgisi sunmaktadır.

Kulak-burun-boğaz hastalıklarıUltrasonografiYutma bozuklukları
Ayşegül Yılmaz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin hızlı bozuk konuşması olan öğrencilere yönelik bilgi ve farkındalıklarının belirlenmesi

Bu tez çalışmasının amacı, farklı eğitim kademelerindeki (ilkokul-ortaokul-lise) öğretmenlerin hızlı-bozuk konuşma hakkındaki bilgi düzeyleri ve hızlı-bozuk konuşma şüphesi taşıyan öğrencileri doğru uzman/uzmanlara yönlendirme konusundaki farkındalıkları incelemektir. Araştırmanın deseni ilişkisel tarama modelidir. Çalışmaya, Türkiye'nin farklı şehirlerinden toplam 90 öğretmen katılmıştır. Katılımcılara, "Öğretmenlerin Hızlı Bozuk Konuşması Olan Öğrencilere Yönelik Bilgi Ve Farkındalıklarının Belirlenmesi Anketi" uygulanmıştır. Veriler, SPSS programında analiz edilmiş; gruplar arası farklılık için Mann-Whitney U ve Tek Yönlü ANOVA testleri uygulanmıştır. Yapılan istatiksel analizler sonucunda, öğretmenlerin hızlı-bozuk konuşmaya yönelik tanılama, bilgi ve farkındalık düzeylerinin öğretim kademesi, cinsiyet, hizmet kıdemi ve eğitim/seminer alma durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir (p>0.5). Öğretmenler, hızlı-bozuk konuşması olan öğrencilerinin ailesini yönlendirecekleri meslek alanı konusunda en yüksek oranda (%63,3) dil ve konuşma terapisti olarak belirtmişlerdir. Özellikle, ortaokul öğretmenlerinin (%80) bu yönlendirmede en yüksek orana sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin hızlı-bozuk konuşmayı tanılama düzeyi, bilgi (r=.498; p<.001) ve farkındalık düzeyi (r=.500; p<.001) arasında ayrıca, bilgi ve farkındalık düzeyi arasında da pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur (r=.545; p<.001). Elde edilen bulgular ışığında, öğretmenlerin hızlı-bozuk konuşma konusunda bilgi ve farkındalık düzeylerinin yetersiz olduğu ve dil ve konuşma terapistleri tarafından verilecek eğitim, seminer vb. artması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Arzu Aghayeva
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Okul çağı kekemeliği olan ve olmayan çocuklarda akıcısızlık durumları ile duygusal tepkiler arasındaki ilişkinin incelenmesi

Çalışmanın amacı, 6-16 yaş aralığındaki kekemeliği olan (n= 60) ve olmayan (n= 60) çocukların Konuşma Durumunu Değerlendirme Formundan (SSC) aldıkları puanların kekemeliğin var olma durumu, yaş ve cinsiyet değişkenlerine göre grup içinde ve gruplar arasında anlamlı bir şekilde farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Bu bağlamda, katılımcılardan toplanan veriler SPPS 25.0 paket programıyla analiz edilmiştir. Analizler, kekemeliği olan okul çağı çocukların SSC puanlarının kekemeliği olmayan yaşıtlarından anlamlı düzeyde daha yüksek olduğunu; grup içi yapılan analizlerde ise yaş değişkeninin SSC-ER puanı üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmazken SSC-SD puanı üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğunu; grup içi cinsiyet değişkeninin sadece kekemeliği olmayan grupta 12-16 yaş aralığındaki SSC-SD puanı üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğunu; grup içi SSC-ER ve SS-SD toplam puanları karşılaştırıldığında kekemeliği olan grupta SSC-SD; kekemeliği olmayan grupta SSC-ER puanının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğunu göstermiştir. Sonuçlar, SSC'nin Türkçe konuşan kekeleyen ve kekelemeyen çocukları ayırt etmede başarılı olduğunu ortaya koymuştur. Anahtar Sözcükler: Okul çağı kekemelik, Konuşma Durumunu Değerlendirme Formu (KDDF), öz değerlendirme, duygusal tepki, konuşmanın kesintiye uğraması.

Dil ve konuşma terapisi
Nurgül Uğurlu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

6-9 yaş arası konuşma sesi bozukluğu olan özgül öğrenme güçlüğü olan ve tipik gelişim gösteren çocuklarda pragmatik dil becerileri envanteri skorlarının karşılaştırılması

Bu araştırmada Konuşma Sesi Bozukluğu tanısı olan, Özgül Öğrenme Güçlüğü tanısı olan ve tipik gelişim gösteren 6-9 yaş aralığındaki çocuklarda Pragmatik Dil Becerileri Envanteri–Türkçe Versiyon (PDBE-TV) skorlarının karşılaştırılması hedeflenmektedir. Tipik gelişim gösteren 21, Konuşma Sesi Bozukluğu olan 19 ve Özgül Öğrenme Güçlüğü olan 18 katılımcı olmak üzere toplamda 58 kişiyle çalışma yürütülmüştür. Tüm katılımcılara uygulanan PDBE-TV, SST-SET ve TODİL verileri analiz edilmiştir. İstatistiksel analizde SPSS 30.0 programı kullanılmıştır. Kategorik değişkenlerin karşılaştırılması ve gruplar arasındaki farklılıkların incelenmesi amacıyla Ki-Kare testi uygulanmıştır. Sürekli değişkenler için ise üç veya daha fazla bağımsız grubun karşılaştırılmasında Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) tercih edilmiştir. Normallik varsayımını sağlamayan sürekli değişkenler için ise Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. Tüm testler için istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Özgül Öğrenme Güçlüğü tanısı olan katılımcıların pragmatik dil becerilerinde anlamlı düzeyde daha düşük skorlara sahip olduğu görülmüştür. Özgül Öğrenme Güçlüğü tanısı olan çocukların pragmatik dil becerileri açısından da desteğe ihtiyaç duyabilecekleri göz önünde bulundurulmalıdır.

Mukaddes Çibik
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Konuşma Handikap Indeksinin Türkçeye uyarlanması geçerlik ve güvenirlik çalışması

Bu çalışmada, baş boyun kanseri (BBK) tanılı bireyler için geliştirilmiş olan, Konuşma Handikap İndeksinin (KHİ) Türkçeye uyarlanması, geçerlik ve güvenirliğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya Türkçeyi akıcı bir şekilde konuşan 93 BBK'lı ve 107 sağlıklı birey olmak üzere toplam 200 katılımcı dahil edilmiştir. Katılımcılardan, KHİ, EORTC-QLQ-H&N-35 ölçeklerini ve Demografik Bilgi Formunu doldurmaları istenmiştir. 28 katılımcıdan 14 gün arayla KHİ ve EORTC-QLQ-H&N-35 ölçeklerini tekrar doldurmaları istenmiştir. Elde edilen verilerin analizi SPSS 25 programı aracılığı ile gerçekleştirilmiştir. Veri analizleri için t testi, Mann –Whitney U testi, tek yönlü ANOVA, Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. Ölçek geçerliliği için, açımlayıcı faktör analizi kullanılmış; güvenirliği içinse Cronbach alfa ve test-tekrar testi Pearson korelasyonu hesaplanmıştır. Geçerlik analizi sonucunda yapı ve benzer ölçüt geçerliliğini sağladığı, güvenirlik analizi sonucunda ise ölçeğin mükemmel derecede güvenilir katsayısına sahip olduğu bulunmuştur (α=0,92). KHİ ölçeğini, Türkçe konuşan BBK tanılı bireylerin konuşma ile ilgili problemlerini değerlendirmek için geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Münevver Deniz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İnme sonrası gelişen disfajide duyusal stimülasyon ve nöromusküler elektrik stimülasyon terapi yaklaşımlarının etkililiğinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, inme sonrası disfaji gelişen hastaların yutma terapisinde NMES ve duyusal stimülasyonun bir arada uygulanmasının, sadece duyusal stimülasyonun uygulanmasından daha etkili olup olmadığını karşılaştırmak ve bu yaklaşımların etkililiğini incelemektir. Çalışmada, inme sonrası disfaji tanısı alan 20 katılımcı yer almıştır. Katılımcılar, terapi öncesi ve sonrası Videofloroskopik Yutma Çalışması (VFYÇ) ile değerlendirilmiştir. Veri toplama aracı olarak Gugging Yutma Tarama Testi (GUSS), Disfaji Handikap İndeksi (DHİ), Yeme Değerlendirme Aracı (EAT-10), Penetrasyon Aspirasyon Skalası (PAS) kullanılmıştır. Bir gruba duyusal stimülasyon ve NMES yaklaşımları birlikte, bir gruba ise sadece duyusal stimülasyon uygulanmıştır. Analiz için SPSS 25 paket programı, verilerin normal dağılımını belirlemek için Kolmogorov Simirnov ve Shapiro Wilk testleri, bulguların analizi için Mann-Whitney U testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testleri kullanılmıştır. Her iki grubun terapi öncesi ve sonrası bulguları karşılaştırıldığında tüm ölçeklerde anlamlı bir fark görülse de gruplar arasındaki bulgularda EAT-10 skorları hariç anlamlı bir fark bulunamamıştır.

Fethiye Beyza Yazal
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Disfoni Riski Tarama Protokolü'nün Türkçeye uyarlanması, geçerlik ve güvenirliğinin incelenmesi

Disfoni sesin kalitesinde bozulmalar ile karakterize, her yaş ve cinsiyetten insanı etkileyebilen bir bozukluktur. Disfoni taraması ile disfoni riski yüksek olan bireyler tespit edilebilir ve erken müdahale imkânı doğar. Bu çalışmada Disfoni Riski Tarama Protokolü'nün Türkçeye uyarlanması, geçerlik ve güvenirliğinin incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışmaya sağlıklı ses sahip 70, disfonik sese sahip 70 kişi olmak üzere 140 kişi katılmıştır. Katılımcılar kadın, erkek ve çocuk gruplarına ayrılmıştır. Katılımcılar öncelikle DRTP-TR'yi doldurmuştur. Sonrasında işitsel algısal, akustik ve öz değerlendirmeler yapılmıştır. İşitsel algısal değerlendirme için GRBAS ölçeği, öz değerlendirme için Ses Handikap İndeksi (SHİ) ve Pediatrik Ses Handikap İndeksi (PSHİ) kullanılmıştır. Akustik değerlendirmede temel frekans, jitter, shimmer ve NHR değerleri bulunmuştur. Bulgulara bakıldığında tüm gruplarda DRTP-TR puanları, sağlıklı ve disfonik katılımcılarda farklılaşmıştır. DRTP-TR, yüksek güvenirlik ve geçerlik sonuçları göstermiştir. DRTP-TR'nin diğer değerlendirme bulguları ile ilişkisi incelenmiştir. DRTP-TR puanları ile G puanı, SHİ/PSHİ puanı ve jitter, shimmer, NHR değerleri arasında anlamlı korelasyon görülmüştür. DRTP-TR'nin kesme puanı kadınlarda 39, erkeklerde 32.5, çocuklarda 22.5 şeklinde bulunmuştur. Sonuç olarak DRTP-TR Türkçe konuşan bireylerde disfoni taramasında kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir araçtır.

Asude Beyza Savaş
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkçe konuşan popülasyonda akustik ses kalitesi endeksi'nin algısal disfoni şiddet seviyeleri arasında ayrım yapmada doğruluğunun ve değişime karşı duyarlılığının incelenmesi

Akustik Ses Kalitesi İndeksi (Acoustic Voice Quality Index-AVQI), hem uzatılmış ünlü fonasyonu hem de konuşma örneğini analiz ederek, genel ses kalitesini çok parametreli şekilde inceleyen ve altı akustik parametrenin ağırlıklı bileşimiyle ses kalitesini 0-10 arasında bir değerle temsil eden bir indekstir. Bu çalışmanın amacı Türkçe konuşan popülasyonda AVQI'nin algısal disfoni şiddet seviyeleri arasında ayrım yapmadaki doğruluğunun ve değişime karşı duyarlılığının incelenmesidir. Bu çalışmada sağlıklı 66, hafif 46, orta 56, şiddetli düzey disfonik 61 olmak üzere toplamda 229 katılımcıdan alınan ses örnekleri ile AVQI analizi gerçekleştirilmiştir. AVQI'nin değişime karşı duyarlılığını inceleyebilmek adına genel ses kalitesinde değişim gözlenen 56 katılımcıdan ses örnekleri ikinci kez alınmıştır. Algısal disfoni şiddet seviyelerinin belirlenebilmesi adına 5 değerlendirici tarafından işitsel algısal analiz gerçekleştirilmiştir. Değerlendiriciler arası ve değerlendiriciler içi güvenirlik düzeyleri hesaplanmış, mükemmel düzeyde güvenirlik olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Algısal disfoni şiddet seviyeleri arasında duyarlılık, özgüllük ve kesme değerler hesaplanmıştır. Türkçe konuşan popülasyonda AVQI'nin sağlıklı-hafif, hafif-orta, orta-şiddetli algısal disfoni şiddet seviyelerini sırası ile 2.72, 3.76, 5.08 kesme değerleri ile ayırt edebildiği sonucuna ulaşılmıştır. Genel ses kalitesinde değişim öncesi ve sonrası ses kayıtları analiz edilmiş ve AVQI'nin Türkçe konuşan popülasyonda değişime karşı duyarlılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.

Furkan Ali Irklı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Fonksiyonel ses bozukluğu olan yetişkin bireylere yapılan müdahalede transkutanöz elektriksel sinir uyarımı etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada fonksiyonel ses bozukluğu olan kişilere sadece ses terapisi ve ses terapisiyle transkutanöz elektriksel sinir uyarımı uygulanarak, sesin akustik, işitsel algısal, aerodinamik ve öz değerlendirme yöntemleriyle analiz edilerek müdahalede tanskutanöz elektriksel sinir uyarımının etkililiği incelenmiştir. Çalışmaya dahil olan 16 katılımcıyla haftada bir kez olmak üzere 6 hafta boyunca terapi yapılmıştır. Her iki gruba da ses hijyeni, solunum egzersizi, Larengeal Manuel Terapi, esneme iç çekme egzersizi ve pipet fonasyonu egzersizi uygulanmıştır. Ek olarak grubun birine transkutanöz elektriksel sinir uyarımı gerçekleştirilmiştir. Katılımcılardan terapi öncesi, sonrası ve izlem şeklinde üç kere olmak üzere aerodinamik, akustik, işitsel algısal ve öz değerlendirme için veri toplanmıştır. Toplanan veriler istatistiksel olarak grup içi ve gruplar arası karşılaştırılmıştır. Transkutanöz elektriksel sinir uyarımının kas gerilimi disfonisinde standart ses terapisine eklenmesi özellikle kişilerde karşılaşılan larenks ve çevresi kaslar gerginlik ve ağrı semptomları, öz değerlendirme, sesin aerodinamik ve işitsel algısal özelliklerinde olumlu etkilere sahiptir. Transkutanöz elektriksel sinir uyarımının rutin terapi programlarına dahil edilmesi daha iyi terapötik çıktılar elde edilmesini sağlamaktadır.

Dil ve konuşma terapisiSes bozukluklarıSes terapisi
Tuğçe Nergiz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Kekemeliğe yönelik alay etme ve akran zorbalığı müdahale programının etkililiğinin incelenmesi: Kocaeli örneklemi

Alay Etme ve Zorbalık: Kabul Edilemez Davranışlar (Teasing and Bullying: Unacceptable Behaviour; TAB) Programı, Kanada'da 4-6. Sınıf öğrencilerine yönelik geliştirilmiş sınıf temelli bir müdahale programıdır. Bu çalışmada, TAB Programının Türk kültürel bağlamına uyarlanarak ana dili Türkçe olan ve kekemeliği bulunmayan 4-6. sınıf öğrencilerinin kekemeliğe yönelik akran tutumları, empati düzeyleri ve zorbalıkla baş etme becerileri üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın katılımcılarını, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Kocaeli ilinde yer alan dört farklı devlet okulunda öğrenim görmekte olan 4., 5., ve 6. sınıf düzeylerindeki kekemeliği olmayan toplam 671 öğrenci oluşturmuştur (Erkek= 341; Kız = 330). Deney grubunda 311 katılımcı yer alırken kontrol grubunda ise 360 katılımcı yer almıştır. Veri toplama araçları olarak Kekemeliği Olan Çocuklara Yönelik Akran Tutumları (PATCS-TR) Ölçeği, Çocuklar ve Ergenler için Empati Ölçeği, Zorbalık Eğilimi Ölçeği ve Zorbalıkla Başetme Ölçeği kullanılmıştır. Müdahale öncesinde her iki gruba da ön testler uygulanmış; deney grubuna haftada bir oturum (bir ders saati + bir teneffüs saati) olacak şekilde toplam altı hafta süren TAB müdahalesi uygulanmıştır. Müdahale sonrasında ise programın etkililiğini değerlendirmek ve izlemek amacıyla 1. ve 6. ayda hem deney hem de kontrol gruplarına ölçümler tekrar yapılmıştır. Araştırma bulguları, TAB Programı'nın kekemeliğe yönelik akran tutumlarını anlamlı düzeyde geliştirdiğini, empati düzeylerini artırdığını ve zorbalıkla baş etme becerilerini güçlendirdiğini göstermiştir. Anahtar Sözcükler: Akran tutumları, Akran zorbalığı, Kekemelik, Sınıf temelli müdahale, Zorbalıkla baş etme.

Ahsen Erim
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Erken çocuklukta dil kullanım envanteri (LUI): pragmatik dil gelişimi değerlendirmesi'nin Türkçe uyarlama, geçerlik ve güvenirlik çalışması

Bu çalışma kapsamında, Erken Çocuklukta Dil Kullanım Envanteri: Pragmatik Dil Gelişimi Değerlendirmesi (LUI)'nin Türkçe diline ve Türk kültürüne adaptasyon ve geçerlik güvenirlik çalışmalarının yapılmıştır. Envanter 173 madde içeren 3 bölüm ve 14 alt alandan oluşmaktadır. Geçerlik ve güvenirlik analizlerinde tipik gelişim gösteren 18-48 aylık çocuğu olan 309 ebeveynin ve 18-71 aylık otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanısı olan 45 çocuğun ebeveyninin LUI-TR'ye verdikleri yanıtlar kullanılmıştır. Envanterin güvenilirliğini test etmek amacıyla "Güvenilirlik Analizi", yapı geçerliliği test etmek için "Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA)" yapılmıştır. Yapısal geçerlilik testinden sonra ölçeğin yakınsak ve ıraksak geçerliliği için "Ortalama Açıklanan Varyans" ve "Birleşik Güvenirlik" değerleri hesaplanmıştır. Envantere ilişkin maddelerin madde ayırt ediciliği %27 alt üst madde analizi ile incelenmiştir. Envanterin alt boyutları arasındaki ilişki korelasyon analizi ile incelenmiştir. Envantere ilişkin tüm alt boyutların birbiri ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Yapılan geçerlik ve güvenirlik analizleri sonucunda, LUI-TR'nin Türkçe konuşan 18-48 aylık çocukların pragmatik dil becerilerinin değerlendirmesinde kullanılacak uygun bir araç olduğu sonucuna varılmıştır. Cinsiyete göre karşılaştırma yapıldığında, kız ve erkek çocukların envanter puanlarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmadığı, yaşa göre karşılaştırma yapıldığında alınan puanların yaşla birlikte artış gösterdiği görülmüştür. OSB tanılı çocuklar ile tipik gelişim gösteren çocukların pragmatik dil becerileri karşılaştırıldığında, OSB tanılı çocukların tipik gelişim gösteren yaşıtlarından daha düşük puanlar aldıkları belirlenmiştir.

Dil gelişimiDil kullanımıDilsel iletişim+7
Eda İyigün
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Amnestik hafif kognitif bozukluğu olan bireylerin dil ve anlatı özelliklerinin sağlıklı yetişkinler ile karşılaştırılması

Hafif Kognitif Bozukluk (HKB) normal yaşlanma ile demans arasında kalan bir süreç olarak tanımlanır. HKB'li bireylerde bellek, dil ve yargılama problemleri sıklıkla görülür. HKB, bellek bozulmasının eşlik ettiği amnestik ya da bellek dışındaki alanlarda bozulmanın olduğu amnestik olmayan tip olarak 2'ye ayrılmaktadır. Bu çalışmanın katılımcı grubunu oluşturan Amnestik HKB'li katılımcıların baskın özellikleri bellek bozulmalarının yoğunlukla görülüyor olmasıdır. Bu çalışmanın amacı aHKB'li bireylerin dil ve anlatı becerilerinin belirlenmesi ve sağlıklı katılımcılar ile karşılaştırılmasıdır. Bu amaçla 60-85 yaş aralığındaki 30 aHKB'li ve 30 sağlıklı olmak üzere toplam 60 katılımcıya Türkçe Bellek Testi (TYM-TR), Türkçe Resim Adlandırma Testi (T-RAT), Afazi Dil Değerlendirme Testi (ADD)-Tekrarlama Alt Testi, Türkçe Anlamsız Sözcük Tekrarı Testi (TAST), Piramit ve Palmiye Ağaçları Testi (PPTT) ve Anlatıda Çok dilliliği Değerlendirme Aracı-Türkçe Uyarlaması (MAIN-TR) Köpek Öyküsü tekrar anlatımı uygulanmıştır. Verilerin dağılımı normallik açısından değerlendirildikten sonra normal dağılım gösteren veriler bağımsız gruplar t testi ile normal dağılım göstermeyen veriler ise Mann- Whitney U testi ile gruplar arasında karşılaştırılmıştır. Analiz sonucunda, dil becerileri açısından incelendiğinde gruplar arasında anlamsız sözcük tekrarının anlamlı olarak farklılık gösterdiği belirlenmiştir. MAIN-TR tekrar anlatım açısından değerlendirildiğinde öykü yapısı ve anlama açısından gruplar arasında farklılık olduğu belirlenmiştir. Diğer parametreler incelendiğinde sağlıklı kişilerin ortalamaları daha yüksek olsa da gruplar arasında anlamlı bir fark belirlenememiştir. Bu çalışma Türkçe için aHKB'li katılımcıların dil ve anlatı becerilerine yönelik ilk çalışma niteliği taşımakta olup nörodejenerasyon sürecinde aHKB'li bireylerin dil becerilerine ışık tutacağı düşünülmektedir.

AnlatımBilişBiliş bozuklukları+3
Fenise Selin Karalı
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkçe konuşan okul öncesi dönemdeki kekemeliği olan ve olmayan çocukların dil, sesletim, sesbilgisel farkındalık ve yürütücü işlev becerilerinin incelenmesi

Bu tez çalışmasında Türkçe konuşan 4;0-5;11 yaş aralığındaki yaşları eşlenmiş (+/-2 ay) 40 kekemeliği olan (KO) ve 40 olmayan (KOLM) çocuğun dil, sesletim, sesbilgisel farkındalık ve yürütücü işlev becerilerinin karşılaştırılması ve her bir grup içinde bu alanların birbirleriyle olan ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma betimsel karşılaştırmalı ve korelasyonel bir model kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın veri toplama araçları, Türkçe Erken Dil Gelişim Testi (TEDİL), Sesletim ve Sesbilgisi Testi'nin Sesletim Alt Testi (SET), Fonolojik Farkındalık Testi (FFT), Türkçe Anlamsız Sözcük Tekrar Testi (TAST), Ritim Tutma ve Gece-Gündüz görevleridir. Elde edilen veriler, SPSS 25 paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre kekemeliği olan çocuklar olmayanlara göre dil, sesletim, sesbilgisel farkındalık ve yürütücü işlev test ve/veya görevlerinin tümünde daha düşük bir performans sergilemişse de 4;0-5;11 yaş aralığında anlamlı fark; toplam dil, alıcı ve ifade edici dil, sesletim, sesbilgisel farkındalık ve sesbilgisel çalışma belleği becerilerinde gözlenip ketleme denetiminde gözlenmemiştir. Yaş aralıkları ayrı ayrı incelendiğinde ise 4;0-4;11 yaş aralığında sesletim ve sesbilgisel farkındalık açısından gruplar arasında anlamlı fark bulunmazken 5;0-5;11 yaş aralığında sesletim ve alıcı dil becerilerinde anlamlı farka ulaşılmamıştır. Araştırma bulguları, kekemeliği olan çocukların olmayanlara göre dilsel, sesletimsel, sesbilgisel ve bilişsel bazı alanlarda gecikmeleri ve ince farklılıkları olabileceğini göstermiştir. Bu alanların kekemeliğin geçiciliği ya da kalıcılığıyla ilgili risk faktörleri belirlenirken göz önünde bulundurulmasının önemi vurgulanmıştır. Anahtar Sözcükler: Kekemelik, Dil, Sesletim, Sesbilgisel Farkındalık, Yürütücü İşlevler.

BilişBilişsel işlevDil+5
Seda Eyilikeder Tekin
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

LITMUS Türkçe cümle tekrarı testinin geçerlik güvenirlik çalışması

Bu çalışmada LITMUS Türkçe Cümle Tekrarı Testinin (LITMUS TR) geçerlik ve güvenirlik çalışmasının yapılması ve testin Türkçeye kazandırılması amaçlanmıştır. Çalışma, tipik dil gelişimi gösteren 250 ve gelişimsel dil bozukluğu (GDB) olan 44 çocuk ile yapılmış; LITMUS TR'nin yanı sıra Türkçe Okul Çağı Dil Gelişimi Testi de (TODİL) uygulanmıştır. Kapsam geçerliliği için LITMUS TR'nin oluşturulma sürecinde hangi standartların benimsendiği, hangi uzmanların görüşlerinden yararlanıldığı açıklanmıştır. Yapı geçerliliği analizi ile testin tipik dil gelişimi gösteren ve GDB olan çocukları ayırt edebildiği, yaş değişkeni ile arasında anlamlı ilişki olduğu, cinsiyet değişkeninin test performansında belirleyici olmadığı gösterilmiştir. Madde güçlük ve madde ayırt edicilik değerleri bildirilmiş; her test maddesinin toplam test puanları ile ilişkisi belirlenerek testteki her maddenin testin bütünü ile uyumlu olduğuna dair kanıt sağlanmıştır. LITMUS TR ile TODİL'in tüm alt testleri arasında anlamlı ilişki olduğu gösterilerek ölçüt geçerliliği için kanıt sunulmuştur. Testin güvenirlik katsayısı hem örneklemin genelinde hem de seçilmiş alt gruplar için çok yüksek bulunmuştur. Test-tekrar test yöntemi ile istikrarlılık analizi; puanlayıcılar arası güvenirlik bilgisi ile eşdeğerlik analizi yapılmıştır. Testin tanısal doğruluğu ROC eğrisi analizi ile belirlenerek tipik dil gelişimi gösteren ve GDB olan grupları %80 ve üstünde doğru ayırt edebildiği bulunmuştur. Böylece LITMUS TR'nin GDB'yi tanılamada destek olarak kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu gösterilmiştir. Anahtar Sözcükler: Gelişimsel Dil Bozukluğu, Cümle Tekrarı Testi, Geçerlik, Güvenirlik, Doğru Tanı, Erken Müdahale.

CümleDil bozukluklarıErken teşhis+3
Dilber Kaçar Kütükçü
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Tutuk afazili bireylerde dil ve konuşma terapisinin ve transkraniyal manyetik uyarım (TMU) tedavisinin etkililiğinin araştırılması

Afazili bireylerin tedavisinde, dil ve konuşma terapisi (DKT), Transkraniyal Manyetik Uyarım (TMU) tedavisi ve ardışık DKT+TMU uygulamalarından hangisinin/hangilerinin bireylerin dil becerilerini geliştirmede ve yaşam kalitesini artırmada daha etkili olduğunu ortaya koymayı amaçlayan bu araştırma, nicel araştırma yöntemleri arasında yer alan deneysel desenlerden ön test -son test -izleme testi kontrol gruplu tam deneysel desen modeline göre desenlenmiştir. Araştırmaya toplamda 40 tutuk afazili birey katılmıştır. Katılımcılar, 10'ar kişilik Uygulama 1 (DKT), Uygulama 2 (TMU), Uygulama 3 (ardışık DKT ve TMU) ve Uygulama-4 (kontrol grubu) deneysel uygulama gruplarına ayrılmıştır. Tekrarlanan TMU uygulaması 1 HZ şiddetinde sağ inferior frontal girus (F8) bölgesine 20 dk ve 1500 puls, motor eşik istirahat halinde %110 olarak uygulanmıştır. Ayrıca, dil ve konuşma terapisi kapsamında Semantik Özellikler Analizi (SÖA) yaklaşımı kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, TMU'nun DKT ile birlikte kullanımının tutuk afazili bireylerin iletişim, dil ve konuşma becerilerinin geliştirilmesine yönelik uygulanan terapilerde daha etkili olduğunu göstermiş ve TMU'nun tutuk afazili bireylerin tedavisinde kullanılabileceğini ortaya koymuştur. Ayrıca bu araştırma, tutuk afazili bireylerin terapisinde TMU yönteminin DKT uygulamasının etkisini arttırabileceğini de göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Tutuk afazi, Transkraniyal manyetik uyarım (TMU), Dil ve konuşma terapisi (DKT), Dil ve konuşma becerileri, Yaşam Kalitesi

AfaziDil becerileriDil ve konuşma terapisi+2
İbrahim Yaşa
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık bilimleri fakültesi'ne devam eden öğrencilerin dil ve konuşma terapisi mesleğine yönelik farkındalık düzeyinin belirlenmesi

Bu çalışmada Ankara Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültelerinde, Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü dışında kalan bölümlere devam eden öğrencilere Dil ve Konuşma Terapisi mesleğine ilişkin farkındalıklarını belirlemek amacıyla anket uygulanmıştır. Çalışmaya 164 kişi katılmıştır. Öğrencilerin farkındalık düzeyinin eğitim gördükleri bölüm, eğitim yılı ve cinsiyet gibi değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Elde edilen bulgulara göre katılımcıların 137'si (%83) meslek tercihini yaparken Dil ve Konuşma Terapisi mesleğini bildiklerini ifade etmişlerdir. Katılımcıların %68'i bu bilgiye sosyal medya/net aracılığıyla ulaştıklarını ifade etmiştir. Katılımcıların %84'ü DKT'lerin tüm yaş grupları ile çalıştıklarını düşünmektedirler. DKT'lerin çalıştıkları vaka gruplarından en çok bilineni kekemelik; en az bilineni ise Alzheimer'dır. Katılımcıların 33'ü (%20) Dil ve Konuşma Terapisi mesleği hakkında yeterince bilgi sahibi olduklarını düşünmektedirler. Katılımcıların Dil ve Konuşma Terapisi mesleğine ilişkin farkındalığının cinsiyet, eğitim gördükleri bölüm ve eğitim yıllarına göre farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır.

Dil bozukluklarıDil ve konuşma terapisiFarkındalık+2
Fatma Nur Köklü
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki dil ve konuşma terapistlerinin dudak damak yarığına ilişkin özyeterlik düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmada Türkiye'deki dil ve konuşma terapistlerinin (DKT) dudak damak yarığına (DDY) ilişkin özyeterlik düzeyleri incelenmiştir. Bu inceleme kapsamında araştırma, karma araştırma yöntemlerinden sıralı açıklayıcı desen ile yürütülmüştür. Araştırmanın ilk aşamasında anket yoluyla 184 DKT'den veri toplanmıştır. Anketten elde edilen veriler SPSS v25 kullanılarak analiz edilmiştir. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistik analiz, bağımsız örneklemler t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında ise DDY'li bireylerle çalışma konusunda oldukça fazla deneyime sahip olan, sınırlı deneyime sahip olan ve deneyim sahibi olmayan 3 DKT ile yarı yapılandırılmış görüşme oturumları düzenlenmiştir. Görüşmelerden elde edilen nitel veriler ise betimsel analiz kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen nicel ve nitel bulgular bütüncül olarak değerlendirildiğinde, Türkiye'deki DKT'lerin DDY'ye ilişkin özyeterlik düzeylerinin, eğitim durumuna, çalışma süresine, çalışma ortamına, üniversite eğitimi esnasında DDY'li bireylerle klinik uygulama yapma durumuna, mezuniyet sonrasında DDY'ye ilişkin herhangi bir eğitim/seminer/konferansa katılma durumuna, müdahale sağlanan DDY'li birey sayısına göre farklılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Katılımcıların DDY'ye ilişkin özyeterlik düzeylerinin bireysel faktörlerden ve disiplinler arası işbirliğinden de etkilendiği görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Dil ve konuşma terapisti, Dudak damak yarığı, Özyeterlik.

DilDil ve konuşma terapisiYarık damak+2
Gamze Şahan
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Postmenopoz dönem kadınlarda ses ısıtma egzersizlerinin etkililiğinin incelenmesi

Yapılan çalışmada postmenopoz dönemdeki kadınlar ile genç kadınlarınses ısıtma egzersizleri öncesi ve sonrası, akustik ve aerodinamik parametrelerinin ölçülerek ses ısıtma egzersizlerinin etkililiğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 23 katılımcıdan oluşan postmenopoz dönemdeki kadınlar ile 23 katılımcıdan oluşan genç kadınlar dahil edilmiştir. Oluşturulan iki gruba kapsamlı ses ısıtma egzersizleri tek seanslık uygulanmıştır. Çalışmamızda grup içi ve gruplar arası olarak analiz edilen akustik parametreler MDVP ile aerodinamik parametreler ise kronometre ile ölçülmüştür. Araştırmada sonuçlar analiz edildiğinde gruplar arası ilk ölçümlerde postmenopoz kadınlarda genç kadınlara göre temel frekans ve maksimum fonasyon süresi daha az görülürken; shimmer, gürültü harmonik oranı ve yumuşak fonasyon indeksi parametreleri daha yüksek bulunmuştur. Ses ısıtma egzersizi sonrası her iki grupta temel frekansta artma, jitter ve yumuşak fonasyon indeksinde azalma görülmüştür. Ancak s/z oranı ve shimmer değeri sadece postmenopoz grupta azalma gösterdi. Çalışmadan elde edilen bulguların sonucunda ses ısıtma egzersizlerinin akustik ve aerodinamik parametreler üzerinde etkili olduğu düşünülmektedir.

AkustikEgzersizIsınma+7
Rojda Özalp
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Konuşma sesi bozukluğu olan 3:00-6:11 yaş arası çocukların motor konuşma becerisinin dinamik değerlendirmesi

Çocukluk çağı konuşma apraksisi (ÇÇKA) konuşma sesi bozukluklarının (KSB) bir alt grubunu oluşturmaktadır ve konuşmanın motor planlama/programlamasında görülen bir motor konuşma bozukluğudur. Bu çalışmanın amacı, Türkçe konuşan 3:00-6:11 yaş arası 82 konuşma sesi bozukluğu olan çocuğun, motor konuşma becerilerinin dinamik değerlendirmesini gerçekleştirerek bu grup içerisinde ÇÇKA olan çocukları tanılamak, çocukların motor konuşma karakteristik özelliklerini belirlemek ve ÇÇKA tanısı almayan grupla dil, biliş ve motor konuşma becerileri açısından karşılaştırmaktır. Çalışmada, ÇÇKA tanısal aracı olan Motor Konuşma Becerisinin Dinamik Değerlendirmesi (DEMSS, Strand ve McCauley, 2019) testinin Türkçe uyarlama, geçerlik ve güvenirlik çalışması gerçekleştirilmiştir. Testin geçerlik analizlerinde testin yapı geçerliliği ve kapsam geçerliliği incelenmiştir. Testin güvenirlik çalışması iç tutarlılık, test-tekrar test, uygulayıcı içi ve uygulayıcılar arası güvenirlik analizlerini kapsamaktadır. ÇÇKA olan ve olmayan çocukların yaş, cinsiyet ve diğer testlerden aldıkları puanlar gruplar arası karşılaştırılmıştır. ÇÇKA olan ve olmayan çocuklarda çocukluk çağı konuşma apraksisi karakteristik özellikleri görülme oranları yüzdelik olarak incelenmiştir. Sonuçlar DEMSS-TR testinin geçerlik ve güvenirliğinin ÇÇKA tanısal aracı olarak güçlü kanıtlar elde ettiğini göstermiştir. ÇÇKA'lı çocuklar, diğer KSB grubuna göre tüm testlerde daha düşük başarı göstermiştir. Yaş ve cinsiyet açısından gruplar arası fark görülmemiştir. Türkçe konuşan ÇÇKA'lı çocukların alanyazında kabul edilen ÇÇKA karakteristik özelliklerinin tamamını gösterdikleri görülmüştür. Bu çalışma, KSB olan çocukların motor konuşma becerisinin dinamik değerlendirmesinde, çocukluk çağı konuşma apraksisin tanısal sürecinde ve Türkçe konuşan çocukların ÇÇKA karakteristik özelliklerinin belirlenmesinde, Türk ve uluslararası alanyazına katkı sağlamaktadır. Anahtar Sözcükler: Konuşma sesi bozukluğu, Çocukluk çağı konuşma apraksisi, Geçerlik ve güvenirlik, Motor Konuşma becerisinin dinamik değerlendirmesi.

ApraksiGüvenilirlik ve geçerlilikKonuşma+5
Aşena Karamete
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkçe konuşan sağlıklı yetişkin bireylerde diadokokinetik hız normatif değerlerinin belirlenmesi ve dizartrik bireylerle karşılaştırılması

Bu çalışmada Türkçe konuşan 20-60 yaş arası bireylerin Diadokokinetik Hız normatif değerlerinin ortaya konularak farklı dizartri tipleri ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. Rastgele seçilen 60 sağlıklı birey 20-39 ve 40-60 yaş gruplarına bölünerek incelenmiştir. Çalışmaya 3'ü hipokinetik ve 7'si spastik olmak üzere 10 dizartrik birey alınmıştır. Türkçe konuşan sağlıklı bireylerin Diadokokinetik Hız norm değerleri hem alternatif hareket hızları hem de ardışık hareket hızları açısından Praat yazılımı ile ortaya konulmuş, literatürde yer alan diğer dillerle kıyaslama yapılmıştır. Çalışma sonucuna göre Türkçe konuşan 20-60 yaş arası bireylerin diadokinetik hızları genel olarak literatürdeki diğer dillerle uyumlu bulunmuştur. Diadokokinetik hızın yaşa bağlı olarak azaldığı ancak cinsiyete göre değişmediği tespit edilmiştir. Sağlıklı gruba ait Diadokokinetik hız verilerinde /pa/ve /ta/ üretiminin benzer şekilde bulunurken /ka/ üretimin en düşük, /pataka/ üretiminin ise en yüksek hıza sahip olduğu tespit edilmiştir. Dizartrik gruba ait diadokokinetik hızın sağlıklı gruba göre daha düşük bulunmuştur. Dizartri grupları arasında ise spastik dizartik grubun ise hipokinetik dizartrik gruba göre daha düşük diadokokinetik hıza sahip olduğu görülmüştür.

KonuşmaKonuşma algısıKonuşma becerisi+3
Süleyman Kocaoğlu
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de çalışan dil ve konuşma terapistlerinin afazili bireylere yönelik terapi hizmetlerinin incelenmesi

Bu araştırmada, Türkiye'de dil ve konuşma terapistlerinin afazili bireylere yönelik sunulan terapi hizmetlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik, dil ve konuşma terapistlerinin değerlendirme süreçleri, kültürel ve dilsel uyarlamaları, klinik yaklaşımları, vakalara yönelik danışmanlıkları, iyileşme süreçleri, amaç belirleme ve terapiyi sonlandırma alanlarındaki güncel uygulamalarını ve uygulama kapsamının incelenmesi hedeflenmiştir. Bu çalışmada nicel yöntemlerden olan betimsel tarama deseni kullanılmıştır. Araştırmaya Dil ve Konuşma Terapisi alanından mezun olan ve alanda aktif çalışan 250 Dil ve Konuşma Terapisti (DKT) dahil edilmiştir. Türkiye'de hastanelerde, özel kliniklerde, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde, üniversite kliniklerinde çalışan dil ve konuşma terapistlerine Türkçe 'ye uyarlanan "Dil ve Konuşma Terapistlerinin Afazili Bireylere Yönelik Terapi Hizmetleri Anketi" çevrimiçi anket aracılığıyla uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, Dil ve Konuşma Terapistlerinin afazili bireylere yönelik değerlendirme ve terapi seanslarının 30-45 dakika sürdüğü, afazili bireye bireysel müdahale yönteminin kullanıldığı, afazi müdahalesinin etkili olmasını engelleyen faktör olarak kaynakların sınırlı ve yetersiz olması, materyal çeşitliliğinin arttırılması ve afazi terapilerinde aile bireylerinin desteğinin sağlanmasının sunulan terapi hizmetini kolaylaştıracağı bulunmuştur. Afazili bireylerde terapi sürecini sonlandırma kararı almasındaki en büyük nedenin afazili bireyin ilerleme kaydedememesi ve afazili bireyin motivasyon düşüklüğü ve koopere olamaması olduğu bulunmuştur.

AfaziDil ve konuşma terapisiTedavi+1
İrem Şahin
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kekemeliği olan okul öncesi dönem çocukların ebeveynlerinin çocuklarının kekemeliğine yönelik tepki ve tutumlarının incelenmesi

Bu çalışmada, kekemeliği olan okul öncesi dönem çocukların ebeveynlerinin, çocuklarının kekemeliğine yönelik tepki ve tutumlarının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışmaya 3-6 yaş arasında kekemeliği olan çocuğa sahip anne (n = 28) ve babalar (n = 35) katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak 'Katılımcı Bilgi Formu' , 'Akıcı Konuşma Bozukluğu Çocuk Değerlendirme Formu' ve Türkçe'ye uyarlaması yapılan 'KATÖ' kullanılmıştır. Uygulama kolaylığı sağlamak için formlar birleştirilerek online formata dönüştürülmüştür. Toplanan veriler SPSS v26 istatistik paket programı ile t-testi, tek yönlü varyans analizi ve pearson korelasyon analizi kullanılarak analiz edilmiştir. KATÖ puanları, ölçek toplam puan ve bilişsel, davranışsal, duygusal olmak üzere 3 alt alan puan ortalamaları dikkate alınarak yorumlanmıştır. Yapılan analizler sonucunda ebeveynlerin en güçlü bilişsel, en zayıf duygusal alanda tepki ve tutum sergilediği bulunmuştur. Anne ve babaların puanları kıyaslandığında, duygusal alt alan dışında babaların tüm puan türlerinde annelerden daha yüksek puan aldığı, ancak anne ve babalar arasında hiçbir puan türünde anlamlı farklılık olmadığı bulunmuştur. Çocuğun cinsiyetine göre anne ve babalar karşılaştırıldığında, duygusal alt alanda erkek çocuklarının annelerinin babalardan anlamlı düzeyde daha yüksek puan aldığı görülmüştür. Ebeveynlerin öğrenim durumu, ebeveynlerin yaşı, kekemeliği olan çocuğun yaşı ile ölçek puanları arasında anlamlı fark bulunmazken, terapi alan çocuğa sahip ebeveynlerin ölçek toplam puan ve davranışsal alt alan puan ortalamaları terapi almayan çocukların ebeveynlerine göre anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. Kekemelik başlama yaşı arttıkça ölçek davranışsal alt alan puan ortalamalarının anlamlı düzeyde arttığı bulunmuştur.

Ana-babaKekemelikKekemelik+4
Işılay Nur Balıdede
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki dil ve konuşma terapistlerinin otizm spektrum bozukluğuna ilişkin özyeterlik düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmada Türkiye'deki dil ve konuşma terapistlerinin (DKT) otizm spektrum bozukluğuna (OSB) ilişkin özyeterlik düzeyleri incelenmiştir. Bu inceleme kapsamında araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden betimsel model ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplamak amacıyla 'Dil ve Konuşma Terapistlerinin Otizm Spektrum Bozukluğuna İlişkin Özyeterlik Anketi' geliştirilmiştir. Anket, hizmet sağlama, değerlendirme ve müdahale olmak üzere 3 alt bölüm 16 maddeden oluşmaktadır. Anket aracılığıyla 202 DKT'den veri toplanmıştır. Anketten elde edilen veriler SPSS 24 kullanılarak analiz edilmiştir. Veriler betimsel istatistik ve Chi-Square Test kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular değerlendirildiğinde, Türkiye'deki DKT'lerin OSB'ye ilişkin hizmet sağlama alt bölümünde şüpheli vakaları ilgili uzmanlara yönlendirmede, değerlendirme alt bölümünde sözel iletişim becerilerini değerlendirmede, müdahale alt bölümünde aile ile iş birliği içinde çalışmada en yüksek özyeterli düzeyine sahip oldukları saptanmıştır. DKT'lerin OSB'ye ilişkin özyeterlik düzeylerinin, öğrenim durumuna, meslekte çalışma süresine, OSB'li bireylerle çalışma süresine, çalışma ortamına, üniversite eğitimi esnasında OSB'li bireylerle klinik uygulama yapma durumuna, OSB'ye ilişkin ek eğitim alma durumuna, göre farklılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: Dil ve konuşma terapisti, Otizm spektrum bozukluğu, Özyeterlik.

Dil ve konuşma terapisiOtistik bozukluklarOtizm spektrum bozukluğu+2
Yasemin Sarı Çağlar
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Yetişkin dönem kekemeliğinde sık terapi uygulaması

Bu tezin amacı, yetişkin dönem kekemeliğinde sık terapi (ST) (haftada beş) uygulamasının sonuçlarını değerlendirmek ve bu sonuçları aralıklı terapi (AT) (haftada bir) sonuçları ile karşılaştırmaktır. Terapi programı, ST ve AT grupları için aynı olacak şekilde, on terapi ve üç izleme seansından oluşmaktadır. Terapi süreci, sık terapi uygulamasında iki haftada, aralıklı terapi uygulamasında ise on haftada tamamlanmıştır. Çalışmanın katılımcıları yetişkin dönemde kekemeliği olan 10 kişidir. Terapi sonrasındaki sonuçların çok boyutlu değerlendirilebilmesi için karma bir desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri kekemelik davranış olçümleri ve St. Louis Kekemelik ve Hayata Bakış Envanteridir. Araştırmanın nitel verileri ise yarı-yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen verilerin analiziyle elde edilmiştir. Araştırma sonuçları, her iki terapi grubunun terapi dönemi sonrasında nicel verilerinin nemli bir kısmında anlamlı derecede iyileşme olduğu ve bu sonuçların çoğunlukla izleme döneminde korunduğunu ortaya koymuştur. Katılımcılar, kekemeliklerini idare etmekte daha başarılı hissettiklerini, özgüvenlerinin arttığını, kendilerini tanıdıklarını, zamanla öğrendikleri teknikleri hayatlarına daha iyi aktaracaklarına inandıklarını belirtmişlerdir. Sonuç olarak her iki terapi grubu da benzer sonuçlar elde etmişlerdir. Buna ilaveten katılımcılar kekemelikle baş etme konusunda daha başarılı hissettiklerini belirtmişlerdir. Genel olarak katılımcılar haftada birden daha sık seans almayı tercih edeceklerini belirtmiş ve izleme evresinde daha sık yapılan seansların daha iyi olabileceği yönünde ortak görüş bildirmişlerdir.

Dil ve konuşma terapisiKekemelikKonuşma bozuklukları+1
İlkay Dikmen Yetik
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin dil ve konuşma terapisi ile ilgili beklentileri ve deneyimlerinin belirlenmesi

Aileler çocuklarının yaşamlarında önemli bir yere sahiptir. Bununla birlikte ailelerin çocuklarının dil gelişimleriyle ilgili çeşitli beklentilerinin olduğu bilinmektedir. Dil ve konuşma bozukluğu olan çocukların ailelerinin terapi sürecine yönelik beklentilerinin dil ve konuşma terapistleri tarafından bilinmesi, çocuğun dil gelişimini olumlu yönde etkileyebilmektedir. Çalışmanın amacı ebeveynlerin çocuk merkezli dil ve konuşma terapisi ile ilgili beklentileri ve deneyimlerinin anlaşılmasıdır. Bu doğrultuda çalışma nicel araştırma yöntemi olan betimsel yöntemi ile modellenmiştir. Araştırmaya 172 ebeveyn katılmıştır. Katılımcılardan veriler anket yoluyla toplanmıştır. Araştırma sonucunda ebeveynler dil ve konuşma terapisinin planlama sürecine ve müdahale sürecine dahil olmayı ve çocuklarının dil gelişimlerinde ilerleme bekledikleri görülmüştür. Bu beklentilerin çocuklarının cinsiyetine, yaşına ve almış oldukları terapi hizmet yerine göre değişiklik göstermediği bulunmuştur. Bununla birlikte ebeveynler erken müdahalenin çocuklarının hayatları üzerindeki önemine dikkat çekmiştir.

Aile katılımıAna-babaAna-baba beklentileri+4
Kübra Topbay
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2021
10
Master'sOpen AccessTR

Erken çocukluk döneminde konuşma sesi bozukluğu olan çocukların annelerinin stres düzeylerinin belirlenmesi

Bu araştırmada erken çocukluk döneminde konuşma sesi bozukluğu olan çocukların annelerinin stres düzeyleri incelenmiştir. Araştırmada betimsel ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 0-8 yaş aralığında konuşma sesi bozukluğu (KSB) tanısı almış çocukların anneleri (n: 96) ile tipik gelişim gösteren çocukların anneleri (n: 90) katılmıştır. Araştırmada veri toplamak aracı olarak "Çocuk ve Anneye Yönelik Tanıtıcı Bilgi Formu", konuşma anlaşılırlığını için "Türkçe Sesletim ve Sesbilgisi Testi (SST)'', annelerin stress düzeyleri için "Algılanan Stres Ölçeği'' ve "Anne Baba Stres Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler betimsel istatistik analiz, bağımsız örneklemler için t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde, KSB şiddet düzeyi düştükçe annelerin stres düzeylerinin arttığı, ayrıca KSB şiddet düzeyini hafif sorunlu algılayan annelerin daha stresli oldukları bulunmuştur. Ayrıca yaşı daha genç annelerin daha stresli olduğu görülmüştür. KSB'si olan çocuğun annesinin stres düzeyinin annenin eğitim durumu, çalışma durumu, gelir düzeyi, çocuk sayısı, çocuğun yaşı, cinsiyeti ve terapi süresi ile anlamlı ilişki içinde olmadığı saptanmıştır.

AnnelerDil ve konuşma terapisiKonuşma+5
Şule Nur Yıldırım
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Fonksiyonel disfonisi olan opera ve oyunculuk bölümü öğrencilerinde bütüncül ses terapisinin etkililiğinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı elit ses kullanıcıları düşünülerek oluşturulmuş bütüncül ses terapisi programının fonksiyonel disfonisi olan opera ve oyunculuk bölümü öğrencilerindeki etkililiğini araştırmaktır. Bu kapsamda deney (n=14) ve kontrol (n=14) gruplarına eşit sayıda opera ve oyunculuk bölümlerinde okuyan ve fonksiyonel disfonisi olan katılımcılar seçkisiz olarak atanmıştır. Deney grubundaki katılımcılara sese çok boyutlu yaklaşan 8 seanslık bütüncül ses terapisi uygulanırken kontrol grubuna herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Deney grubundan Ses Handikap İndeksi-10, Türkçe Şan Sesi Handikap İndeksi-10, Ses Yorgunluk Ölçeği, Ses Farkındalık Anketi, akustik ve aerodinamik ölçümler ve CAPE-V değişkenleri için terapi öncesi, sonrası ve izleme verileri alınarak Tekrarlı Ölçümler ANOVA veya Friedman testleriyle analiz edilmiştir. Kontrol grubundan ise aynı değişkenlere dair ölçümler 8 haftalık arayla alınmış ve Bağımlı Örneklem t testi veya Wilcoxon testleriyle analiz edilmiştir. Deney ve kontrol grupları arasında kazanç skoru hesaplanarak Bağımsız Örneklem t testi veya Mann Whitney U testleri vasıtasıyla karşılaştırmalar yapılmıştır. Yapılan bütüncül terapi sonrasında deney grubundaki katılımcılarda Ses Handikap İndeksi-10, Türkçe Şan Sesi Handikap İndeksi-10, Ses Farkındalık Anketi, /s/ ve maksimum fonasyon süresi, AVQI ve CAPE-V parametrelerinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Kontrol grubundaki katılımcıların ön-test son-test skorları arasında anlamlı bir farklılık yoktur. Sonuç olarak, uygulanan bütüncül ses terapisinin, fonksiyonel disfonisi olan opera ve oyunculuk bölümü öğrencilerinin hem şan hem de konuşma sesleri üzerinde etkisi bulunmuştur.

Dil ve konuşma terapisiModern tiyatroOyunculuk+6
Eren Balo
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkçe konuşan tek dilli tipik gelişim gösteren ve gelişimsel dil bozukluğu olan çocukların anlatı becerilerinin MAIN-TR aracılığıyla karşılaştırılması: Uzaktan çevrimiçi değerlendirme

Bu çalışmanın amacı, Türkçe konuşan tek dilli Tipik Gelişim Gösteren (TGG) ve Gelişimsel Dil Bozukluğu (GDB) olan çocukların anlatı becerilerini güncel bir değerlendirme aracı olan MAIN'in (Anlatıda Çok Dilliliği Değerlendirme Aracı) Türkçe uyarlaması aracılığıyla çevrimiçi ortamda değerlendirip karşılaştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda çalışmaya 45-89 ay aralığındaki Türkçe konuşan tek dilli tipik gelişim gösteren (n=96) ve gelişimsel dil bozukluğu olan (n=32) toplamda 128 çocuk dahil edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen tüm çocuklara MAIN-TR, 'tekrar anlatım, model öykü ve anlatım' görevlerinde uzaktan çevrimiçi olarak uygulanmış, elde edilen anlatılar makro yapı çerçevesinde değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde R programı kullanılmıştır. Bu programda gruplar arası karşılaştırmalar lme4 paket programı kullanılarak doğrusal karmaşık etkiler regresyon ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda GDB olan çocukların MAIN-TR üretim (öykü yapısı ve içsel durum terimleri) ve anlama bölümünden aldıkları puanlar açısından TGG çocuklardan daha düşük performans sergiledikleri saptanmıştır. Her iki grupta yer alan çocukların aldıkları puanlar üzerinde yaşın istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olduğu; ancak cinsiyetin anlamlı bir etkisinin olmadığı gözlenmiştir. Elde edilen bulgular ışığında, 49-89 ay aralığındaki GDB olan çocukların dil müdahalesinde öyküyü anlama ve üretme becerileri açısından desteklenmesinin terapi sürecine olumlu katkılar sağlayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Anlatı, Tipik gelişim, Gelişimsel dil bozukluğu, MAIN-TR, Makro yapı, Yaş.

AnlatımAnlatım bozukluklarıDil bozuklukları+4
Semra Selvi Balo
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Etkileşim temelli dil müdahale programının geliştirilmesi ve gecikmiş dil-konuşması olan çocuklarda etkililiğinin incelenmesi

Gecikmiş dil ve konuşma, tanılanmış herhangi bir bozukluk ya da bilişsel, motor gelişimle ilgili bir yetersizlik bulunmamasına rağmen dilin geç edinimi olup okul öncesi dönemde oldukça sık görülmektedir. Ülkemizde gecikmiş dil ve konuşması olan çocuklara yönelik sistematik ve etkililiği araştırılmış olan program sayısı oldukça sınırlıdır. Bu araştırma ile Etkileşim Temelli Dil Müdahale Programı geliştirilmiş ve gecikmiş dil-konuşması olan çocuklarda etkililiği incelenmiştir. Araştırmada Etkileşim Temelli Dil Müdahale Programı'nın gecikmiş dil ve konuşması olan çocukların dil gelişimleri ve sosyal becerileri üzerindeki etkisini belirlemek için ön-test son-test eşleştirilmiş kontrol gruplu deneysel model kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi deney grubu ve kontrol grubunda 6'şar çocuk olmak üzere toplam 12 çocuktan oluşmaktadır. Kontrol grubuna herhangi bir müdahalede bulunulmazken deney grubuna araştırma kapsamında geliştirilen; 10 hafta, 20 oturumdan oluşan Etkileşim Temelli Dil Müdahale Programı uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi (TEDİL), Türkçe İletişim Gelişimi Envanteri (TİGE) ve Okul Öncesi Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği (OSBED) kullanılmıştır. Ön-test ve son-testlerden elde edilen veriler Mann Whitney U Testi ve Wilcoxon Z Testi ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda deney ve kontrol gruplarının TEDİL, TİGE-I, TİGE-II ve OSBED'den aldıkları ön-test puanları açısından farklılaşmadıkları (p>,05); son-test puanları açısından ise anlamlı düzeyde farklılaştıkları belirlenmiştir (p<,05). Deney grubunun son-test toplam puanları ön-test puanlarına göre anlamlı düzeyde artış gösterirken (p<,05); kontrol grubunda bu artışın olmadığı (p>,05) belirlenmiştir.Anahtar Sözcükler: Gecikmiş dil ve konuşma, Dil müdahalesi, Program geliştirme, Sosyal beceri.

Dil ve konuşma terapisiKonuşmaProgram geliştirme+1
Şükriye Kayhan Aktürk
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Oxford bilişsel tarama testi'nin Türkçe'ye uyarlanması: İnmeli bireylerde geçerlik ve güvenirlik çalışması

Bilişsel sorunların hem inmeli hem de afazili bireylerde değerlendirilmesi tedavi ve rehabilitasyon sürecinin etkililiği açısından oldukça önemlidir. Ülkemizde kullanılan bilişsel değerlendirme testlerinin kapsamları ve kullanıcı sınırlılığı açısından bazı dezavantajları bulunmaktadır. Bu nedenle bu araştırmada bir bilişsel değerlendirme testi olan 'Oxford Bilişsel Tarama Testi'nin (Oxford Cognitive Screen [OCS]) Türkçe'ye uyarlanması, geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmıştır. İnmeli ve afazili katılımcılarda bilişsel beceriler ve diğer ilişkili faktörler arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmada 114 inmeli, 92 sağlıklı katılımcı yer almıştır. Veri toplama süreci 'Katılımcı Bilgi Formu, Oxford Bilişsel Tarama Testi (TR), Afazi Dil Değerlendirme Testi, Montreal Bilişsel Değerlendirme Testi, Barthel Günlük Yaşam Aktiviteleri İndeksi' ve 'Hamilton-Beck Depresyon Testleri' kullanılarak tamamlanmıştır. Geçerlik analizi için içerik-yapı-ölçüt geçerliği, güvenirlik analizleri kapsamında ise iç tutarlılık-nesnellik-istikrarlılık-eşdeğerlilik analizleri yapılmıştır. Yaş, cinsiyet, eğitim, hasarlanan hemisfer, ADD ve HAM-D puanları, inme üzerinden geçen zaman, afazi tipi, sigara-alkol kullanımı, fiziksel-sosyal aktivite ve okuma alışkanlığı ile ilgili katılımcı grubunun OCS-TR puanları arasındaki ilişki incelenmiştir. Eğitim, yaş, hasarlanan hemisfer, afazi ve ADD-HAM-D puanları ile OCS-TR çoğu alt test puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğu bulgulanmıştır. Cinsiyet, inme üzerinden geçen zaman, afazi tipi, sigara-alkol kullanımı, fiziksel-sosyal aktivite ve okuma alışkanlığı faktörleri ile OCS-TR alt test test puanları arasında ilişki bulunamamış ya da çok az sayıdaki alt testin puanları ile ilişki bulunmuştur. OCS-TR ölçeğinin inmeli ve afazili bireylerde bilişsel becerileri değerlendirmek amacıyla geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olarak kullanılabileceği düşünülmektedir.

AfaziBilişsel becerilerDil+4
Özlem Oğuz
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı düzeylerdeki dil görevlerinde kekemeliği olan ve olmayan çocukların dil becerileri ve akıcılıklarının karşılaştırılması

u çalışmada 3-7 yaş arasında 51 kekemeliği olan ve 144 kekemeliği olmayan çocuğun farklı düzeylerdeki dil görevlerinde akıcılık ve dil becerileri karşılaştırılmıştır. Her iki gruba hızlı resim adlandırma, cümle tekrarı, yapılandırılmış sohbet ve hikâye anlatma görevleri uygulanmıştır. Ayrıca, kekemeliği olan çocukların ailelerine çocuğun konuşma akıcılığını ve akıcısızlıkların etkilerini değerlendirdikleri gözlem formu verilmiştir. Araştırmanın sonuçları kekemeliği olan çocukların beklenildiği üzere tüm dil görevlerinde anlamlı derecede daha fazla akıcısızlık yaptıklarını; en fazla hikâye anlatma, sonrasında sırasıyla yapılandırılmış sohbet, cümle tekrarı ve hızlı resim adlandırma görevlerinde takıldıklarını göstermektedir. Dil becerileri açısından incelendiğinde, kekemeliği olan çocukların toplam dil becerileri performansı ile hızlı resim adlandırma, cümle tekrarı ve hikâye anlatım görevleri performansları kekemeliği olmayan çocuklardan anlamlı olarak daha düşük bulunmuştur. Dil becerileri yaş gruplarına göre karşılaştırıldığında 5 yaş hariç tüm yaş gruplarında iki grup arasında anlamlı fark bulunamamıştır. 5 yaş grubunda kekemeliği olan çocukların toplam ve hikâye anlatma dil becerileri performanslarının anlamlı olduğu görülmüştür. Ayrıca, kekemeliği olan çocukların toplam akıcısızlık puanı ile ailelerin toplam gözlem formu puanı arasında yüksek orta düzeyde pozitif yönde ilişki bulunurken (r=0,548, p<0,001), akıcısızlıklardan olumsuz etkilenme durumu ile yaş arasında anlamlı bir ilişki olmadığı bulunmuştur. Araştırma bulguları kekemeliği olan çocukların yaptıkları akıcısızlıkların dilbilgisel zorluklardan etkilendiğini göstermekte, ayrıca kekemeliği olan çocukların dil becerilerinin kekemeliği olmayan çocuklardan daha zayıf olduğu görüşünü desteklemektedir.

AkıcısızlıkDilDil becerileri+2
Elif Atılgan
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Öngörücü hızlı-bozuk konuşma envanteri-R ve akıcılık değerlendirme bataryasının Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması

Bu çalışmanın amacı Öngörücü Hızlı-Bozuk Konuşma Envanteri-R (PCI-r) ve Akıcılık Değerlendirme Bataryası'nın (ADB) Türkçe geçerlik ve güvenirliğini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda 6-55 yaş arası akıcılık bozukluğu olan gruba (n=60) ve akıcı kontrol grubuna (n=60) ulaşılmıştır. Akıcılık bozukluğu olan grup iki DKT tarafından algısal olarak değerlendirilip sadece hızlı-bozuk konuşanlar (sHBK), hem hızlı-bozuk konuşan hem kekemelik gösterenler (HBK+KKM) ve sadece kekemelik gösterenler (sKKM) olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre iki DKT arasındaki uyum kabul edilebilir seviyededir. Açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi sonuçları PCI-r'nin ilk 10 maddesiyle birlikte tek bir faktörü desteklediğini göstermektedir. PCI-r, sHBK ve HBK+KKM gruplarını sKKM ve kontrol gruplarından ayırabilirken sHBK ile HBK+KKM'yi birbirinden ayırt edememektedir. ADB sonuçları ise sHBK'nin yüksek oranlarda normal akıcısızlık, ortalama artikülatör hız ve hız değişkenliğine sahip olduğunu göstermektedir. sHBK'de oral-motor koordinasyon problemi gözlenmemiştir. HBK+KKM grubu ise düşük oranda normal akıcısızlıklar göstermelerine rağmen, oral-motor problemleri yüksek orandadır ve konuşma hızları yüksektir. Hem PCI-r hem de ADB'nin iç tutarlılık, test-tekrar test ve değerlendiriciler arası güvenirliğine ait sonuçları her iki değerlendirme aracının kişideki HBK semptomlarına ilişkin bilgi toplayan, yordayan ve rehberlik sunan klinik araçlar olarak kullanılabilecek geçerli ve güvenilir testler olduğunu desteklemektedir. Anahtar Sözcükler: Hızlı-bozuk konuşma, Değerlendirme, PCI-r, Akıcılık değerlendirme bataryası, Geçerlik ve güvenirlik.

Güvenilirlik ve geçerlilikKonuşmaKonuşma akıcılığı+3
Aslı Altınsoy
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

The effect of the aphasia family support programme- SPPARC on the relatives of individuals with aphasia

Aphasia is a language problem that develops after damage to the dominant left hemisphere for the language whose impact has been proven in the language perception and production process and to expression and receptive language skills. It occurs in approximately 32% of people who have had a stroke. This study was carried out to translate of the SPPARC family education programme prepared for the relatives of aphasic individuals and their relatives into Turkish and to investigate its effect on the psychosocial status of families. In this study, an experimental model with a pre-test-post-test control group was used to determine psycsocihological conditions, social effects, and burden of caregiving and quality of life experienced by the relatives of individuals with aphasia. The participants of the study consist of 40 people in total, 20 participants in the experimental group and 20 participants in the control group. While no intervention was made for the control group, Aphasia Family Support Programme was implemented to experimental group consisting of 8 sessions. As data collection tools; Depression Anxiety Stress Scale, Caregiver Burden Scale and World Health Organization Quality of Life Scale were used in this study. The results of this study demonstrated that, the experimental and control groups did not differ in terms of the pre-test scores they got from (p>.05); while they differed significantly in terms of post-test scores (p<.05). The total post-test scores of the experimental group increased significantly in comparison to the pre-test scores (p<.05); while no increase was found in the control group (p>.05). With the result, it is seen that the Aphasia Family Support Programme is effective in positively changing the psychosocial status of families with aphasia reducing the burden of caregiving and increasing their quality of life. Keywords: Aphasia, Family support programme, Relatives of individuals with aphasia

Receptive language abilitiesAnxietyCaregivers+7
Çiğdem Eryılmaz Canlı
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Diller arası sözcük bilgisi testi Türkçe (CLT-TR): Geçerlik ve güvenirlik çalışması

Bu araştırmanın amacı, Diller Arası Sözcük Bilgisi Testi Türkçe'nin (CLT-TR) geçerlik ve güvenirlik çalışmasının yapılmasıdır. CLT, okul öncesi dönemdeki tek, iki/çok dilli çocukların sözcük bilgisini ölçmek amacıyla uluslararası bir proje kapsamında geliştirilmiştir. Testin Türkçe dahil, 34 farklı versiyonu bulunmaktadır. CLT-TR, İsim Anlama, Eylem Anlama, İsim Üretim ve Eylem Üretim olmak üzere 4 alt test ve toplamda 128 maddeden oluşmaktadır. Mevcut çalışmada, deneme uygulaması için tipik gelişim gösteren (TGG) 25, asıl uygulamada ise yaşları 2;00-4;11 arasında değişen TGG ve Türkçe konuşan tek dilli 245, gelişimsel dil bozukluğu (GDB) olan 30 çocuk olmak üzere toplamda 300 çocuk yer almıştır. Madde analizi kapsamında, testi oluşturan maddelerin madde güçlük ve madde ayırt edicilik değerleri hesaplanmıştır. Yapı geçerliği analizleri kapsamında, iç tutarlılık katsayısı yüksek bulunmuş; alt test-alt test ve alt test-toplam puanı arasında pozitif yönde anlamlı bir korelasyon olduğu ortaya konmuştur. Katılımcılar, anlama alt testlerinde ve isim sözcüklerinde daha yüksek performans göstermiştir. CLT-TR puanları yaş grupları ve dil gelişim grupları TGG-GDB arasında anlamlı olarak değişmektedir. Güvenirlik analizleri kapsamında, testin iç tutarlılığı, kararlılığı ve nesnelliği incelenmiştir. Yapılan analizler neticesinde, CLT-TR'nin güvenilirliği ortaya konmuştur. Mevcut çalışma neticesinde, sözcük bilgisini ölçmede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir araç dil ve konuşma terapisi alanına kazandırılmıştır. Anahtar Sözcükler: Sözcük bilgisi, Dil gelişimi, Okul öncesi, Gelişimsel dil bozukluğu, İki dillilik.

Dil bilgisiDil bozukluklarıOkul öncesi dönem+3
Nevin Yılmaz Çifteci
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşın ve cinsiyetin sesin akustik özellikleri üzerine etkisi

Çalışmada yaşın ve cinsiyetin sesin akustik özellikleri üzerine etkisi incelenmiştir. Çalışmaya 20-40 yaşları arasında 27 kadın, 25 erkek , 41-60 yaş arasında 22 kadın, 22 erkek, 61 yaş ve üzeri 15 kadın, 18 erkek dahil edilmiştir. Katılımcılara algısal ses değerlendirmesi yapılmıştır. Katılımcılara Ses Değerlendirme Formu, Ses Handikap İndeksi Kısa Formu, Sesle İlgili Yaşam Kalitesi Ölçeği ve Reflü Semptom İndeksi uygulanmıştır. Tüm gruplardan ses verileri toplanmış ve veriler analiz edilmiştir. Verilerin akustik analizi MDVP yazılımı ile, aerodinamik ölçümü ise kronometre ile yapılmıştır. Bulgulara göre, kadınlarda temel frekansın 20-40 yaş ve 61 yaş ve üzeri grupta anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. 20-40 yaş arasındaki kadınların temel frekans parametresi 61 yaş ve üzerindeki kadınlardan yüksektir. Erkeklerde jitter değeri yaşla birlikte artış göstermiştir. 20-40 yaştaki erkeklerin jitter parametresi 41-60 yaş ve 61 yaş ve üzerindeki erkeklerden düşüktür. 41-60 yaşındaki erkeklerin jitter parametresi 61 yaş ve üzeri erkeklerden düşüktür. Sonuçlara göre, yaşın kadınlarda temel frekans, erkeklerde ise jitter parametresine etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Gürültü/harmonik oranı, Jitter, Shimmer, Temel frekans, Yaş.

Akustik özelliklerCinsiyetCinsiyet farkları+7
Zeynep Feryal Aydın
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Afazide aile yaşamı etki ölçeğinin Türkçe'ye uyarlanması, geçerlik ve güvenirlik çalışması

İletişim doğası gereği karşılıklılık gerektirdiği için afazi, hem afazili birey üzerinde hemde afazili bireyin aile üyeleri ve diğer yakınları üzerinde de etkiye sahiptir. Bir sağlık durumunun (afazi) aile üyeleri üzerindeki etkisi, Uluslararası İşlevsellik, Yetiyitimi ve Sağlık Sınıflandırması'nda (ICF) üçüncü şahısların yetiyitimi ve üçüncü şahısların işlevselliği olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, inme sonrası afazi tanısı alan bireylerin yakınlarının üçüncü şahısların yetiyitimi ve işlevselliğinin ölçülmesini amaçlayan Afazide Aile Yaşamı Etki Ölçeği'nin (Family Aphasia Measure Life Impact-FAMLI) Türkçe diline uyarlanması ve geçerlik ve güvenirlik analizlerinin yapılarak alan yazına kazandırılmasıdır. Çalışmaya 71 afazili birey yakını olan katılımcı dahil edilmiştir. Verilerin istatistiksel analizi için IBM SPSS 25.0 ve Winsteps programı kullanılmıştır. Gerekli psikometrik özelliklere ulaşmak için Kolmogorov-Smirnov normallik testi, açıklayıcı faktör analizi, rasch analizi, Pearson ve Spearman korelasyon katsayıları kullanılmıştır. Analizler sonucunda 4 alt alan belirlenmiştir ve bu alt alanlara ayrı ayrı rasch analizi yapılmıştır. 4 madde içeren bir alt alan düşük kişi güvenirliği göstermesi sebebiyle kaldırılmıştır. Geçerlik analizi sonucunda ölçeğin yüzey, içerik, yapı ve ölçüt geçerliğinin karşılandığı sonucuna varılmıştır. Güvenirlik analizi sonucunda ölçeğin alt alanlarının yüksek düzeyde test-tekrar test güvenirliği gösterdiği ve rasch analizi ile yapılan iç tutarlılık analizinde üç alt alanda madde ve kişi güvenirliklerinin kabul edilebilir seviyede olduğu saptanmıştır. Afazide Aile Yaşamı Etki Ölçeği (FAMLI-TR)'nin geçerli ve güvenilir bir araç olduğuna dair ön kanıtlar bulunmuştur.

AfaziAile yaşam döngüsüEngellilik+6
Ebru Tetik
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2022
00