Hacettepe University
Discipline

Kardiyopulmoner Rehabilitasyon Anabilim Dalı

Hacettepe University

10

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

10 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Tip 2 diabetes mellituslu bireylerde kan akımı kısıtlamalı aerobik egzersizin kardiyorespiratuar uygunluk ve kan glukozu üzerine etkisinin incelenmesi

İskelet kasının periferik glukoz alımında önemi, iskelet kas kütlesini arttırıcı egzersizlerin (dirençli egzersizler gibi) Tip 2 Diyabetes Mellitus (DM)'de uygulanmasını zorunlu kılar. Ancak fiziksel olarak kırılgan olan bu hasta grubunda kas kütlesini arttırmak için dirençli egzersiz uygulamak mekanik stresi arttıracağından her hastada uygulanması mümkün olmayabilir. Bu randomize kontrollü çalışmada aerobik ve dirençli egzersizin etkilerini aynı anda sağlayan kan akımı kısıtlamalı aerobik egzersizin Tip 2 Diyabetes Mellituslu (DM) bireylerde etkinliği araştırıldı. Tip 2 DM'li bireyler (n=28) kan akımı kısıtlamalı egzersiz (KKE) ve aerobik egzersiz grubu (OAE) olmak üzere iki gruba ayrıldı. KKE grubu 8 hafta boyunca bisiklet ergometresinde % 45 kalp hızı rezervinde (KHR) KKE ile eğitim yaparken, OAE grubu 8 hafta boyunca KHR'nin % 70-85'inde bisiklet ergometresinde aerobik egzersiz yaptı. Eğitim programı öncesi ve 8 haftanın sonunda bireylerin açlık plazma glukozu, lipid değerleri, vücut kompozisyonu, kas kuvveti, egzersiz testi sırasındaki maksimal yük, maksimal oksijen tüketimi ve egzersiz testi sırasındaki kas oksijenizasyon değerleri ve yaşam kalitesi incelendi. Kan glukozu OAE grubunda değişmezken KKE grubunda grup içinde anlamlı olarak azaldı (p<0,05). Trigliserit ve VLDL düzeyi OAE grubunda anlamlı olarak azaldı. Vücut kütle indeksi ve yağ kütlesi her iki grupta da anlamlı azalırken yağ yüzdesi sadece KKE grubunda azaldı (p<0,05). Egzersiz testi sırasında maksimal yük her iki grupta istatistiksel olarak arttı (p<0,05), kilogram başına oksijen tüketimi değişmedi (p>0,05). İstirahat kalp hızı her iki grupta da azalırken istirahat kan basıncı sadece KKE grubunda azaldı (p<0,05). Toparlanma sırasındaki kas oksijenizasyonu KKE ve OAE gruplarının her ikisinde de arttı (p<0,05). Düşük şiddetli aerobik egzersiz eğitimi ile birlikte yapılan kan akımı kısıtlamalı egzersiz aynı süreli orta şiddetli aerobik egzersize göre kan glukozuna ve vücut kompozisyonuna daha olumlu etki ederken, kardiyorespiratuar uygunluk, kas kuvveti, kas oksijenizasyonu ve yaşam kalitesi üzerine aerobik egzersiz eğitimine benzer etki etmiştir. Bu bulgular ışığında kan akımı kısıtlamalı egzersizin Tip 2 diyabetli bireylerde glisemik profili ve egzersiz kapasitesini geliştirmek için avantajlı bir yöntem olduğu söylenebilir.

Elif Şahin
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Obstrüktif uyku apne sendromu olan kadın ve erkeklerde elektromyografik respiratuvar kas fonksiyonu, postür ve egzersiz kapasitesinin incelenmesi

Uyku Apnesi Sendromu, uyku sırasında üst solunum yolunun "nefes alma" fazında değişen derecelerdeki kollapsı nedeni ile en az 10 saniye veya daha fazla süren ve kanda oksijen satürasyonlarındaki azalması ile birlikte seyreden, solunumun istemsiz olarak durması olarak tanımlanan apne'dir. Obstrüktif uyku apne sendromu (OUAS)'nun önemi, apne sırasında kan oksijen satürasyonundaki azalmanın uzun dönemde hipertansiyon, kardiyovasküler ve kardiyopulmoner morbiditeye yol açabilmesi veya daha fazla oranda risk oluşturmasıdır. Uykuda anormal solunum durumu kardiyovasküler hastalıklar yanında, metabolik hastalıklar ve gündüz aşırı uykululuğa yol açmaktadır. OUAS'da risk faktörleri arasında erkek cinsiyet, obezite ve ileri yaş sayılmaktadır. OUAS olan hastalarda morbidite ve mortalitenin arttığı bilinmektedir. OUAS erkeklerde kadınlardan daha yaygın görülmekte olup bunun nedeni tam olarak açık değildir. Literatürde uyku apnesi hastalarında yaşam kalitesini etkileyen faktörlerin incelendiği birçok çalışma olmakla birlikte, solunum kas kuvveti, egzersiz kapasitesi ve elektromyografik respiratuvar kas fonksiyonu bulgularının obstrüktif uyku apnesi üzerindeki etkisini erkek ve kadınlarda karşılaştıran çalışmalar sınırlıdır. Literatürdeki bu eksiklikten yola çıkılarak planlanan çalışmada, OUAS tanısı konulan kadın ve erkek hastalarda solunum kas fonksiyonu ile birlikte, egzersiz kapasitesi, postür, periferal kas kuvveti ve yaşam kalitesine etkisini değerlendirmeyi amaçladık.

DuruşEgzersizElektromiyografi+3
Şahveren Çakartaş
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Fontan prosedürü uygulanmış tek ventriküllü hastalarda hemodinamik, vasküler ve kassal parametrelerin maksimal ve submaksimal egzersiz kapasitesi üzerine etkileri

Fontan prosedürü uygulanan hastalarda morbidite ve mortalite riski ile egzersiz kapasitesi ilişkilidir. Bu nedenle bu hastalarda egzersiz kapasitesi ve etkileyebileceği düşünülen kardiyovasküler ve periferik faktörlerin araştırılması önem kazanmaktadır. Bu Çalışma Fontan prosedürü uygulanmış tek ventriküllü bireylerde hemodinamik, vasküler ve kassal parametrelerin maksimal ve submaksimal egzersiz kapasitesi üzerine etkilerini araştırmak amacıyla yapıldı. Çalışmaya ortanca yaşı 18 yıl (7-31 yıl) olan 31 Fontan hastası ve ortanca yaşı 18 (7-32 yıl) olan 30 kontrol birey dahil edildi. Tüm katılımcıların demografik ve klinik özellikleri kaydedildi. Maksimal egzersiz kapasitesi, "breathe by-breathe" yöntemiyle bir koşu bandı ergometresinde modifiye Bruce protokollü kardiyopulmoner egzersiz testi (KPET) ile; submaksimal egzersiz kapasitesi 6 dakika yürüme testi (6DYT) ile değerlendirildi. Atrial strain ölçümleri için transtorasik ekokardiyografi ölçümleri gerçekleştirildi ve speckle tracking (benek takibi) yöntemi kullanılarak atrial strain için reservuar faz (LASr), kondüit faz (LAScd) ve kontraksiyon fazı (LASct) değerleri kaydedildi. El kavrama kuvveti ve diz ekstansör kas kuvveti bir el dinamometresi kullanılarak değerlendirildi. Kas oksijenizasyonu (SmO2) ise KPET ve 6DYT sırasında, yakın kızılötesi spektroskopi kullanarak kas kapillerindeki lokal SmO2 ve toplam hemoglobini (THb) ölçen bir cihaz (Moxy, Fortiori Design LLC, Minnesota, USA) ile kaydedildi. Aortik sertlik, aortik nabız dalga hızı (aNDH) tekniği kullanılarak ekokardiyografik ölçümler ile değerlendirildi. Fontanlı hastalar ve kontrol bireyler arasında yaş ve cinsiyet dağılımı açısından anlamlı fark yoktu (p>0,05). Fontanlı hastaların ve kontrol bireylerin vücut kompozisyonu parametreleri, dominant el kavrama kuvveti (kg) ve dominant diz ekstansör kuvveti (kg) benzer idi (p>0,05). Fontanlı hastalarda 6DYT istirahat SmO2, minimum SmO2, toparlanma SmO2 kontrol bireylere göre daha düşük iken (p<0,05); KPET istirahat SmO2, minimum SmO2 ve toparlanma SmO2 kontrol bireylere göre daha düşüktü (p<0,05). Ayrıca Fontanlı hastaların LASr, LAScd, LASct ve LASct/LASr değerleri kontrol bireylere göre daha düşüktü (p<0,05). aNDH Fontanlı hastalarda kontrol bireylere göre daha yüksekti (p<0,05). Fontanlı hastaların zirve oksijen tüketimi ve 6DYT yürüme mesafesi de kontrol bireylere göre düşük idi (p<0,05). Çoklu regresyon modellerine göre ise dominant diz ekstansör kuvveti, yaş, LASct ve aNDH zirveVO2'nin; dominant diz ekstansör kuvveti ve aNDH 6DYT mesafesinin bağımsız belirleyicileri olarak kaydedildi. Çalışmamızın sonuçlarına göre Fontanlı hastalarda diz ekstansör kas kuvveti, yaş, atrial kontraktil strain ve aortik sertlik maksimal egzersiz kapasitesinin bağımsız belirleyicileridir. Ayrıca diz ekstansör kuvveti ve aortik sertlik ise Fontanlı hastalarda submaksimal egzersiz kapasitesinin bağımsız belirleyiciledir. Fontanlı hastaların optimal klinik yönetimi için rutin laboratuvar ve klinik testlerin yanı sıra egzersiz kapasitesi ve etkileyen faktörlerin de değerlendirilmesi önem taşımaktadır.

AterosklerozAtriyumEgzersiz+4
Haluk Tekerlek
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik obstruktif akciğer hastalığında hastalık şiddetinin ve torakal etkilenimin metabolik ve fonksiyonel belirteçleri

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) multisistemik bir hastalık olmakla birlikte torakal bölge ilişkili kas ve iskelet yapısında, metabolik değerlerde ve fonksiyonel kapasitede değişimler görülebilmektedir. Bu çalışmanın amacı, KOAH tanılı hastalarda hastalık şiddetine göre hastaların metabolik faktörleri, fonksiyonel kapasiteleri, torakal bölge etkilenimi ile ilgili kas iskelet sistemi, ağrı şiddeti ve KOAH ilişkili yaşam kalitesi ve depresyon durumlarını incelemekti. Çalışmaya KOAH tanısı almış, onkolojik veya osteoporotik tedavi almayan, omurga cerrahisi geçirmemiş yaşları 58,1±7,3 yıl olan 16 kadın ve 46 erkek olmak üzere 62 birey dahil edildi. KOAH semptomları KOAH Değerlendirme Testi ile (CAT), Modifiye Medical Research Council (mMRC) dispne skalası ile yapıldı ve hastaların alevlenme hikayeleri sorgulandı. Solunum fonksiyon testi spirometre ile, fonksiyonel kapasite 6 dakika yürüme testi (6 DYT) ve zamanlı kalk yürü testi ile, ağrı şiddeti Görsel Analog Skalası ile, nöropatik ağrı seviyesi Leeds Nöropatik Ağrı Skalası ile, yaşam kalitesi ve psikolojik durum değerlendirmesi sırasıyla St. George Solunum Anketi ve Beck depresyon ölçeği ile gerçekleştirildi. Torakal bölge etkilenimini incelemek için göğüs duvarı mobilitesi, kas kısalık testleri, solunum hareketinin manuel değerlendirmesi, Corbin Postür Analizi uygulandı. Metabolik belirteçleri incelemek için son altı aya ait yapılmış hematolojik parametreler kaydedildi. Hastalar Birleşik KOAH Evrelemesine göre A, B ve E; Global iniative for chronic Obstructive Lung Disease (GOLD) hava akımı sınıflamasına göre ise, hafif ve orta şiddet olarak gruplandı. Hastalık şiddetinin artması ile hematolojik parametrelerden yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL), alanin aminotransferaz (ALT), aspartat aminotransferaz (AST), C-reaktif protein (CRP) düzeylerinin arttığı, torakal etkilenim olarak aksiller ve torakal sirtometri farkının azaldığı, istirahette ve aktivite sırasındaki torakal ağrının arttığı, yaşam kalitesinin düştüğü ve depresyon durumunun arttığı bulundu (p<0,05). Lojistik Regresyon analizi ile GOLD hava akımı sınıflamasına göre hafif şiddet grubundan orta şiddet grubuna geçişi, CAT evrelemesindeki bir birim artışın yaklaşık 9 kat artırdığı, yaştaki bir birim artışının ise geçişi 1,2 kat artırdığı saptandı. Serum trigliserid seviyesindeki artış ve 6 DYT mesafesindeki azalmayla bu geçişin arttığı saptandı (R 2= 0,42). Hastalık şiddeti ile olumsuz etkilendiğini bulduğumuz torakal bölge ilişkili durumların, fonksiyonel egzersiz kapasitesindeki azalmaların ve metabolik durum değişikliklerinin değerlendirme aşamasında dikkat edilmesi gereken parametreler olduğunu vurguluyoruz. Anahtar Kelimeler: Akciğer Hastalığı, Kronik Obstüktif; Kardiyometabolik Risk faktörleri; Egzersiz kapasitesi; Toraks

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifGöğüs hastalıkları+4
Mustafa Çelik
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Profesyonel basketbol oyuncularının solunum fonksiyonları ve fiziksel uygunluk parametrelerinin sedanter kontrollerle karşılaştırılması

Düzenli yapılan egzersizler sonucu vücutta doku seviyesinde, dolaşım-solunum sistemlerinde ve vücut kompozisyonunda birçok adaptasyon meydana gelir. Aerobik ve anaerobik enerji sistemlerini etkili kullanma kapasitesi artar. Bu nedenle düzenli spor yapan bireyler sağlıkla ve sporla ilişkili birçok parametrede sedanterlerin önüne geçer. Profesyonel düzeyde spor yapan sporcularda solunum kas yorgunluğu merkezi sinir sistemi (MSS)'ne duyu girdisi artışına sebep olur. Bu artış metaborefleks mekanizmayı aktifleştirerek lokomotor kaslara giden kan akışının azaltır ve egzersiz performansını düşürür. Solunum kas kuvveti ve dayanıklılığındaki artışla metaborefleks mekanizmanın aktifleşmesi ertelenebilmekte ve daha az yorgunlukla daha uzun süre egzersiz yapılabilmektedir. Bir basketbol oyununda oyuncuların performansı müsabaka boyunca yüksek şiddetli aktiviteleri en az yorgunlukla aynı kalitede tekrar edebilmesine bağlıdır. Çalışmanın amacı profesyonel basketbolcular ile sedanter kontrolleri solunum kas kuvveti, solunum kas enduransı ve fiziksel uygunluk parametreleri yönünden karşılaştırmak ve basketbolcularda solunum fonksiyonları ile fiziksel uygunluk parametreleri arasındaki ilişkiyi incelemekti. Çalışmaya profesyonel basketbol oynayan 21 kadın basketbolcu ile yaş ve cinsiyet açısından benzer 21 sedanter birey dahil edildi. Bireylerin yaş, spor yaşı gibi özellikleri kaydedildi. Bireylerin değerlendirilmesinde ağız içi basınç ölçümü (maksimal inspiratuar basınç-MIP ve maksimal ekspiratuar basınç-MEP), solunum kas enduransı testi, 20 m mekik koşu testi, T-Drill testi, 20 m sürat testi ve el reaksiyon sürat testi kullanıldı. Çalışmanın sonucunda, basketbolcuların MIP, MEP, solunum kas enduransı, mekik koşu mesafesi, maksimal oksijen tüketimi (VO2max) sedanter bireylerden anlamlı olarak daha yüksekti (p<0,05). T-Drill testi, 20 m sürat testi, el reaksiyon sürat testi sonuçları ise sedanterlerden anlamlı şekilde daha düşük bulundu (p<0,05). Basketbolcuların vücut yağ oranı ölçümleri ile 20 m sürat testi ve T-Drill testi değerleri istatiksel olarak anlamlı negatif yönde orta düzeyde ( r= -0,648 p= 0,002 ve r= -0,480 p= 0,028) korelasyon gösterdi. Yağsız vücut kütlesi (FFM) değerleri ile MIP ve MEP değerleri arasında istatiksel olarak anlamlı pozitif yönde orta düzeyde korelasyon ( r=0,450 p=0,041) vardı. Basketbolcuların solunum kas enduransı ile mekik koşu mesafesi ve VO2max değerleri arasında istatiksel olarak anlamlı pozitif yönde ilişki bulundu (r= 0,811 p<0,001 ve r= 0,644 p=0,002). MIP değerleri ile mekik koşu mesafesi ve VO2max değerleri arasında istatiksel olarak anlamlı pozitif yönde orta düzeyde ( r= 0,518 p=0,016 ve r=0,560 p=0,008) ve MIP değerleri ile el reaksiyon sürat testi ve T-Drill testi arasında ise istatiksel olarak anlamlı negatif yönde ( r= -0,489 p=0,024 ve r= -0,465 p=0,034) ilişki vardı. Sonuç olarak, basketbol oynamak gibi düzenli sportif aktivitelerin solunum fonksiyonları ve fiziksel uygunluk parametrelerini pozitif yönde geliştirdiği görüldü. Ayrıca solunum kas kuvveti ve enduransı daha iyi olan basketbolcuların bazı fiziksel uygunluk parametrelerinde daha başarılı oldukları görülmektedir. Bu nedenle sporcuların antreman programlarına solunum kas eğitimi eklenmesi önerilebilir.

BasketbolBasketbolcularFiziksel uygunluk+5
Hilal Güngör
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Akciğer kanserinde günlük yaşam aktiviteleri ve yaşam kalitesinin çok boyutlu değerlendirilmesi

Akciğer kanserli hastaların günlük yaşam aktivitelerindeki (GYA) bağımlılık oranı yapılan çalışmalarda % 13–49 olarak tanımlanmıştır. Aynı zamanda GYA'da en çok etkilenen aktiviteler, hastalar tarafından kişisel bakım, yürüme-transferler, ev işleri, alışveriş ve taşıma olarak tanımlanmıştır. Bu bağlamda akciğer kanserinde GYA değerlendirilmesi ve GYA'daki sorunların tespiti önem arz etmektedir. Yapılan literatür incelemelerinde akciğer kanserli hastalarda GYA ölçümüne dayalı veriler elde edilirken sadece ölçeklerin kullanıldığı görülmüştür. Çalışmanın amacı, akciğer kanserli hastaların GYA'larını performans tabanlı bir protokolle değerlendirmek, akciğer kanserli hastaların GYA ölçüm sonuçlarını benzer fiziksel ve demografik özelliklere sahip sağlıklı kontrol grubuyla karşılaştırmak ve akciğer kanserli hastaların GYA'larının nasıl etkilendiğini araştırmaktı. Çalışmaya 22 akciğer kanseri tanısı konulan, kemoterapi ve radyoterapi gibi adjuvan tedavilerini 6 ay önce tamamlamış kür olmuş hastalar ile benzer fiziksel ve demografik özelliklere sahip 22 sağlıklı birey dahil edildi. Bireylerin fiziksel ve demografik özellikleri kaydedildi. Bireylerin akciğer kapasiteleri spirometre ile, fonksiyonel kapasiteleri 6 dakika yürüme testi ile, iskelet kas kuvvetleri el dinamometresi ile ölçüldü. Bireylerin GYA değerlendirmeleri Londrina Protokolü kullanılarak değerlendirildi. Yaşam kalitesi ölçümleri için EORTC-QLQ c30 anketi kullanıldı. Çalışma sonucunda akciğer kanserli hastaların akciğer kapasiteleri, 6 DYT mesafeleri, diz ekstansörleri, omuz abdüktörleri, omuz fleksörleri, dirsek fleksörleri ve el kavrama kuvvetleri anlamlı olarak düşük bulundu (p<0,05). Akciğer kanserli hastaların GYA'da harcadıkları toplam süre sağlıklı kontrol gruba göre istatiksel olarak anlamlı bir şekilde daha fazla bulundu (p<0,05). İki grup arasında yaşam kalitesi açısından anlamlı bir fark bulunamadı (p>0,05). Bireylerin Londrina Protokolünü tamamlama süreleri ile 6DYT mesafesi arasında ilişki bulundu (p<0,05). Sonuç olarak akciğer kanserli hastaların GYA'ları etkilenmektedir. Akciğer kanserli hastalar kendileriyle benzer fiziksel özelliklere sahip bireylere göre GYA'daki aktiviteleri daha uzun sürede yapmaktadırlar. Londrina Protokolü akciğer kanserli hastalarda GYA'yı değerlendirmek için etkin ve objektif bir yöntemdir. Akciğer kanserli hastalarda GYA değerlendirilmesinin objektif olarak yapılması fizyoterapi ve rehabilitasyon programlarının belirlenmesinde yön gösterici olacaktır.

Akciğer hastalıklarıAkciğer neoplazmlarıFizyolojik kapasite+5
Hamide Şahin
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sıçanlarda aralıklı hipoksi uygulamasının öğrenme-bellek ve solunum dinamikleri üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi

Amaç: Aralıklı hipoksi çalışmaları son dönemde önem kazanmıştır. Bunun nedeni belirli periyotlarda canlı fizyolojisine olumlu etkisinin görülmesidir. Araştırmalarda aralıklı hipoksi uygulamasının beyin kaynaklı nörotrofik faktör ve serotonin seviyesini arttırdığı rapor edilmiştir. Bazı çalışmalarda da beyin kaynaklı nörotrofik faktör ve serotoninin, canlılarda, bellek ve öğrenme kapasitesini olumlu etkilediği bildirilmiştir. Çalışmamızda amacımız aralıklı hipoksi uygulamasının öğrenme-bellek üzerindeki etkisi ve solunumsal dinamiklerini değerlendirmektir. Gereç ve yöntem: Aralıklı hipoksi uygulamamızda çalışma ve kontrol grubu için iki ayrı kap belirlendi. Çalışma grubunun bulunduğu kaba oksijen, nem, basınç ve sıcaklık sensörleri yerleştirildi. Anlık olarak kap içerisi takip edildi ve beşer dakikalık hipoksi ve normoksi periyotları oluşturuldu. Altı gün boyunca deney devam etti ve son gün hemogram ve pasif sakınma testinin öğrenme programı uygulandı. İkinci gün pasif sakınma testi gerçekleştirildi ve Morris su labirenti testine başlandı. Altı gün süreli Morris su labirenti testi devam edildi ve altıncı gün değerlendirme testi yapıldı. Bulgular: Aralıklı hipoksi uygulamasının; hemogram testinde monosit, platelet ve eritrosit başına düşen ortalama hemoglobin sayılarında artış sağladığı görüldü. Ayrıca aralıklı hipoksi periyotlarında, çalışma grubunun solunum frekansı ortalamasının kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu tespit edildi. Pasif sakınma testinde çalışma grubununun kontrol grubuna göre daha iyi öğrendiği tespit edildi (p<0,01). Morris su labirenti testinde iki gurup arasında fark bulunmadı (p>0,05). Sonuç: Araştırmamızda aralıklı hipoksi uygulamasının öğrenme-bellek üzerinde olumlu etkisi olabileceğini gösterdi. Bu durum egzersizin öğrenme-bellek üzerinde olumlu etkisini solunumsal mekanizma ile açıklamaktadır. Bunlarla beraber bir çok nöral defitisitte de kullanılabilir ve mekanik ventilatör modlarından biri olarak geliştirilebilir.

BellekHayvan deneyleriHipoksi+6
Talha Kılıç
Marmara University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Akciğer kanserli hastalarda kognitif durum, ağrı, fonksyonel durum, solunum kas kuvveti ve enduransının değerlendirilmesi

Akciğer kanserinde sağkalımlarda hastalık ve/veya tedavilerle ilişkili olarak, ciddi yan etkiler ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle akciğer kanserinde fonksiyonel kapasite, kognitif durum, ağrı algılaması ve pulmoner fonksiyonlar etkilenebilir. Çalışmanın amacı akciğer kanserli bireylerde, solunum fonksiyonları, solunum kas kuvveti ve enduransı, fonksiyonel kapasite, ağrı, kognitif durum düzeyi ve fiziksel aktiviteyi değerlendirmek ve sağlıklı bireylerle karşılaştırmaktı. Çalışmaya 30 akciğer kanseri tanısı ile izlenen birey ile aynı cinsiyet ve yaş ile uyumlu 30 sağlıklı birey dahil edildi. Bireylerin fiziksel ve demografik özellikleri kaydedildi. Bireylerin değerlendirilmesinde solunum fonksiyon testi (SFT), ağız içi basınç ölçümü (maksimal inspiratuar basınç-MIP ve maksimal ekspiratuar basınç-MEP), solunum kas enduransı testi, altı dakika yürüme testi (6DYT) ve algometre ile ağrı eşiği ve toleransı testi kullanıldı. Fizyolojik ölçümlerin yanı sıra, kognitif durum düzeyinin değerlendirilmesinde Montreal Bilişsel Değerlendirme (MOBİD) ölçeği, ağrı durumunun değerlendirilmesinde McGill Ağrı Anketi ve fiziksel aktivite seviyesinin belirlenmesinde Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ) kullanıldı. Çalışma sonucunda, akciğer kanserli bireylerin SFT, MIP, MEP ve MIP (%), solunum kas enduransı, 6DYT mesafesi, biceps, triceps, trapezius ile quadriceps kaslarının ağrı eşiği ve toleransı değerleri sağlıklı bireylerden anlamlı olacak şekilde daha düşük bulundu (p<0,05). Akciğer kanserli bireyler ile sağlıklı bireyler arasında MEP (%), gastroknemius kasının ağrı eşiği ile toleransı açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (p>0,05). İki grup arasında Mc Gill Ağrı Anketi ve IPAQ puanları açısından anlamlı bir fark bulundu (p<0,05). MOBİD puanları açısından akciğer kanserli bireyler ile sağlıklı bireyler arasında anlamlı fark bulunmazken (p>0,05), sınıflandırmaya göre MOBİD kognitif durum düzeyleri açısından bir fark saptandı (p<0,05). Sonuç olarak, akciğer kanserli bireylerde solunum fonksiyonları, solunum kas kuvveti ve enduransı, fonksiyonel kapasite, fiziksel aktivite ve kognitif durum düzeyi sağlıklı bireylere göre ciddi düzeyde etkilenmektedir. Akciğer kanseri bireylerde ağrı hassasiyetleri de sağlıklı bireylere göre daha yüksektir. Akciğer kanserinin uzun dönemde çok çeşitli etkilenimlerinin olması, fizyoterapi ve rehabilitasyon programlarının belirlenmesinde hastaların çok kapsamlı değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Akciğer neoplazmı, ağrı, solunum kasları, egzersiz testi, fiziksel aktivite

Akciğer neoplazmlarıAğrıBiliş+7
Kübra Kılıç
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek ve düşük dirençli üflemeli çalgı çalan müzisyenler ve sağlıklı kişilerde solunum fonksiyonları ve egzersiz kapasitesinin değerlendirilmesi

Literatürde üflemeli çalgı çalan müzisyenlerin respiratuar sistemini değerlendiren çalışmalar solunum fonksiyon testi üzerine yoğunlaşmıştır. Bu çalışmalarda müzisyenlerin solunum kas enduransı ve fiziksel kapasiteleri hakkında bir bilgiye rastlanmamıştır. Ayrıca üflemeli çalgı çalan müzisyenlerin enstrümanlarını müzisyene uyguladıkları direnç açısından sınıflandıran bir çalışma bulunmamıştır. Bu nedenle bu çalışmada yüksek dirençli enstrüman çalan (YDEÇ) (korno, klarnet, trompet, trombon, tuba, saksafon) müzisyenler ile düşük dirençli enstrüman çalan (DDEÇ) müzisyenlerin solunum fonksiyonları, solunum kas kuvveti ve enduransı, fiziksel aktivite düzeyleri ve artan hızda mekik yürüme testi (AHMYT) ile değerlendirilen egzersiz kapasiteleri incelenip sağlıklı bireyler ile karşılaştırılması amaçlandı. Çalışmaya 10 DDEÇ müzisyen (10 flüt), 15 YDEÇ (iki trompet, iki korno, beş klarnet, üç trombon, iki saksafon ve bir tuba çalan) müzisyen ile 15 sağlıklı birey alındı. Solunum fonksiyonu, solunum kas kuvveti ve enduransı, fiziksel aktivite düzeyleri ve egzersiz kapasiteleri değerlendirildi. DDEÇ ve YDEÇ müzisyenlerin FVC, FEV1, FEV1/FVC, FEF%25-75, PEF değerlerinin, solunum kas kuvveti ve enduransının kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu bulundu (p<0,05). Fiziksel aktivite düzeylerinin ve AHMYT mesafesinin DDEÇ ve YDEÇ müzisyenler ile kontrol grupları arasında bir farklılığı olmadığı görüldü (p>0,05). YDEÇ müzisyenlerin FEV1/FVC ve FEF%25-75 değeri DDEÇ müzisyenlere göre daha yüksekti (p<0,05). AHMYT sırasında ölçülen fark dispne değeri YDEÇ müzisyenlerde DDEÇ müzisyenlere göre daha yüksekti (p<0,05). Sonuç olarak, YDEÇ müzisyenler küçük havayollarını daha aktif kullandıkları görüldü. Üflemeli çalgı çalmanın solunum fonksiyonlarını iyileştirirken, egzersiz kapasitelerini geliştirmede bir rolü olmadığı bulundu.

EgzersizFiziksel aktiviteKas kuvveti+5
Dilara Saklıca
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2018
10
Master'sOpen AccessTR

Oto boya sektöründe çalışan boyacıların solunum fonksiyonlarının, fiziksel aktivite seviyelerinin, yaşam kalitelerinin ve günlük yaşam aktivitelerinin etkilenimi

Şahin Par S., Oto Boya Sektöründe Çalışan Boyacıların Solunum Fonksiyonlarının, Fiziksel Aktivite Seviyelerinin, Yaşam Kalitelerinin Ve Günlük Yaşam Aktivitelerinin Etkilenimi, Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Kardiopulmoner Rehabilitasyon Programı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2018. Mesleki akciğer hastalıkları, dünyada ve ülkemizde önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam etmektedir. Çalışmamızda oto boyacılığı yapan bireylerin mesleki maruziyetleri sonucu solunum fonksiyonlarının, fiziksel aktivite seviyelerinin, yaşam kalitelerinin ve günlük yaşam aktivitelerinin etkilenimini değerlendirmeyi ve sağlıklı bireylerle karşılaştırmayı amaçladık. Çalışmamıza 18-45 yaş aralığında 50 oto boyacısı, 50 sağlıklı birey dahil edildi. Bireylerin demografik bilgileri ve kalp hızı, kan basıncı, saturasyon ölçümleri kayıt edildi. Solunum fonksiyonları taşınabilir spirometre ile iş yerlerinde ölçüldü. Fiziksel aktivite düzeyleri, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketinin Kısa Formu (IPAQ) ile değerlendirildi. Günlük yaşam aktiviteleri ve yaşam kalitesi, Kısa Form-36 (SF-36) Yaşam Kalitesi Ölçeği ile değerlendirildi. Ayrıca bireylerin yorgunluk, uyku kalitesi, umutsuzluk, depresyon ve anksiyete durumları sırasıyla Yorgunluk Şiddet Ölçeği (FSS), Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), Beck Umutsuzluk Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri ve Beck Anksiyete ölçeği ile değerlendirildi. İki grup arasında FVC, FEVı, FEVı/FVC, FEF25-75 değerleri açısından fark yokken PEF değerleri kontrol grubuna göre düşüktü (p=0.015). Ancak çalışma sürelerine göre karşılaştırdığımızda, 20 yıl ve üzerinde çalışan boyacılarda FVC (p=0.004) ve FEVı (p<0.001) değerleri daha düşüktü. İki grup arasında fiziksel aktivite seviyeleri açısından bir fark yokken, boyacı grubundaki bireylerde 20 yıldan fazla çalışanların yaşam kalitesi, fiziksel fonksiyon, canlılık, ruhsal sağlık, sosyal işlevsellik, ağrı ve genel sağlık durumları 20 yıl ve daha az çalışanlara göre daha kötüydü (p<0.05). Umutsuzluk, yorgunluk, depresyon ve uyku kalitesi 20 yıldan uzun süre çalışanlarda daha fazlaydı (p<0.05). Oto boyacılarında solunum fonksiyonları bozulmaktadır. Oto boyalarına uzun süreli maruziyette, bireylerin solunum fonksiyonları, yaşam kalitesi, günlük yaşam aktiviteleri, uyku durumları, umutsuzluk, depresyon, yorgunluk durumları daha olumsuz etkilenmektedir.

BoyalarFiziksel aktiviteGünlük yaşam aktiviteleri+5
Seray Zekiye Şahin Par
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00