Hacettepe University
Discipline

Toplum Beslenmesi Anabilim Dalı

Hacettepe University

9

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

9 Theses
Master'sOpen AccessTR

Kuvvet sporcularının beslenme alışkanlıklarının değerlendirilmesi

Kuvvet sporcularında hedef sıklete ulaşmak için yanlış ağırlık kaybetme yöntemleri uyguladıkları ve beslenme bilgilerini diyetisyen yerine antrenörden aldıkları için eksik beslenme bilgilerine sahip oldukları görülmektedir. Beslenme bilgisinin beslenme alışkanlıklarına etkisi göz önüne alındığında bu çalışmanın amacı, kuvvet sporcularının beslenme alışkanlıklarını değerlendirmektir. Çalışmaya lisanslı, 18-33 yaş arası, kuvvet branşlarından 142 erkek ve 116 kadın toplam 258 sporcu katılmıştır. Demografik bilgiler, beslenme alışkanlıkları ve besin tüketim alışkanlıkları bölümünü içeren anket formu, uzman görüşü alındıktan sonra kapsam geçerliliği test edilmiştir. Sporculardan anket formuna ek olarak 24 saatlik geriye dönük besin tüketim kaydı doldurmaları istenmiştir. Çalışma, kuvvet sporcularının yoğun olduğu kulüp ve spor merkezlerinde duyurulmuş ve çevrim içi anket yoluyla uygulanmıştır. İstatistiksel analizler SPSS programı ile bakılmıştır ve p<0,05 olduğunda anlamlı olarak kabul edilmiştir. Sporcuların cinsiyete göre kahvaltı, öğle ve akşam yemekleri ve gece ara öğünü tüketim sıklıklarında anlamlı farklılık bulunmaktadır (p<0,05). Erkeklerde yumurta, kırmızı et, balık, ekmek grubu ve kadınlarda meyve grubu tüketim sıklığı daha fazladır ve fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). TÜBER yetişkin besin porsiyon önerilerine göre et/tavuk ürünleri, balık/deniz ürünleri, kurubaklagiller, yağlı tohumları yetersiz tüketenlerin oranı kadınlarda ve meyveleri yetersiz tüketenlerin oranı erkeklerde anlamlı olarak daha yüksek bulunmaktadır (p<0,05). Erkeklerin %61,8'i ve kadınların %51,6'sı protein alım önerilerini sağlamaktadır (referans >1,2 g/kg/gün). Erkeklerin %96,4'ü ve kadınların %98,9'u karbonhidrat alımı önerilerin altındadır (referans >5 g/kg/gün). Erkeklerde enerjinin %43,3'ü ve kadınlarda %43,7'si yağlardan oluşmaktadır ve önerilerin üzerindedir (referans enerjinin %20-30'u). Sporcularda A, B2, B6, B12, C vitaminleri, niasin, bakır, fosfor, çinko alımları önerileri karşılamaktadır. Folat, B1, E vitaminleri, kalsiyum, magnezyum, potasyum alımları sporcularda önerilerin altındadır. Demir alımı erkek sporcularda yeterli iken kadınlarda önerilerin altındadır. Cinsiyete göre karbonhidrat, ÇDYA, E vitamini, B1 vitamini, B6 vitamini, potasyum ve magnezyum alımlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmaktadır (p<0,05). Bu çalışmada sporcuların cinsiyet ve branşına göre beslenme alışkanlıklarında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Sporcularda beslenme alışkanlıklarının iyileşmesi için sporcu diyetisyenlerinden beslenme eğitimi alarak beslenme bilgilerini artırmaları gerekmektedir.

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıKuvvet+4
Betül Kurt
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Menstrual siklus fazlarının hedonik açlık, besin seçimi ve aşırı besin isteği üzerine etkisinin değerlendirilmesi

Menstrual siklus doğurgan kadınlarda meydana gelen fizyolojik değişiklikler serisidir. Premenstrual Sendrom (PMS), menstrual siklusun luteal fazında ortaya çıkar ve klinik olarak önemli fiziksel, davranışsal ve psikolojik belirtilere neden olarak fonksiyonel kapasitede bozulmaya neden olur. Menstrual siklusun bazı aşamalarında (özellikle luteal faz) ve PMS varlığında besin isteği artışı ve kötü beslenme alışkanlığı, bazı besin ögesi eksiklerine, vücut ağırlığında artışa ve buna bağlı olarak obezite, diyabet, hipertansiyon gibi yaşam tarzıyla ilgili hastalık riskinin artmasına neden olabilir. Bu araştırmanın amacı menstrual siklus fazlarının ve PMS varlığının hedonik açlık, aşırı besin isteği ve besin seçimini üzerine etkisini değerlendirmektir. Bu araştırma Eylül 2021 – Eylül 2022 tarihleri arasında çevrimiçi anket çalışması olarak 19-24 yaş arası 150 üniversite öğrencisinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların antropometrik ölçümleri beyana dayalı olarak alınmış ve BKİ'ye göre sınıflandırma yapılarak 2 grupta (normal ve fazla kilolu-obez) değerlendirilmiştir. Katılımcılara menstrüasyona ilişkin sorular ve Premenstrual Sendrom Ölçeği (PMSÖ) ilk görüşme sırasında; Pozitif Negatif Duygu Ölçeği (PANAS), Besin Seçimi Testi (BST), Besin Gücü Ölçeği (BGÖ), Görsel Analog Skala (GAS), Aşırı Besin İsteği Ölçeği (ABİS) ve besin tüketim kaydı içeren anket formu bireylerin menstruasyon süreci takip edilerek foliküler, ovulasyon ve luteal faz olmak üzere 3 kez uygulanmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre kadınların enerji ve doymuş yağ harici diğer besin ögesi alımları menstrual siklusun fazları arasında anlamlı farklılık göstermemektedir (p>0.05). Foliküler (7.2±2.58) ve luteal fazda (7.5±2.29) kadınların çikolata ve çikolatalı ürünlere olan aşırı besin istekleri ovulasyon fazına (6.6±2.61) göre yüksektir (p=0,004). Kadınların BST, BGÖ ve ABİS toplam ve alt faktör puanları menstrual siklus fazları arasında anlamlı farklılık göstermezken (p>0.05), PMS olan bireylerin BGÖ toplam ve alt faktör puanları, PMS'si olmayanların puanlarından yüksek bulunmuştur. Luteal fazda kadınların PMS varlığına göre enerji ve bitkisel protein alımı anlamlı farklılık göstermektedir (p<0.05). Çalışmada anlamlı farklılıklar tespit edilemese de menstrual siklus aşamalarının ve PMS durumunun besin alımını ve buna bağlı olarak ağırlık denetimini etkileyebileceği öngörülmektedir. Kadınların süreci yönetebilmek için bu konuda farkındalığının sağlanması ve menstruasyon siklus dikkatte alınarak beslenme planlanması gerektiği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Menstrual siklus, duygusal yeme, besin tercihi, premenstrual sendrom, yeme arzusu.

AçlıkAşermeBesin tercihleri+5
Ebru Candan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sporcuların besin seçimlerinin beden imajı ve yeme davranışına göre değerlendirilmesi

Sporcular özel beslenme gereksinmeleri olan tüketici grubu şeklinde tanımlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı; cinsiyete göre sporcuların besin seçimi davranışlarındaki farklılıkları, beden imajı takıntısı ve/veya bozulmuş yeme davranışı olan sporcuların besin seçiminde dikkat ettikleri faktörleri belirlemektir. Çalışmaya yaşları 16-25 yıl arasında değişen, 98 kadın ve 126 erkek olmak üzere toplamda 224 profesyonel sporcu katılmıştır. Çalışmada farklı spor branşlarından sporcular yer almaktadır. Sporcuların %48,7'si sıklet sporcularından ve %51,3'ü diğer spor branşlarında yarışan sporculardan oluşmaktadır. Sporcuların genel özellikleri, beslenme alışkanlıkları, yeme davranışları, beden algıları ve besin seçimi davranışları yüz yüze uygulanan anket yardımıyla öğrenilmiştir. Sporcuların yeme davranışları "Yeme Tutum Testi (EAT-40)", beden imajları "Beden Şekli Anketi (BSQ)" ve besin seçimi davranışları "Besin Seçim Anketi (FCQ)" ile değerlendirilmiştir. Sporcuların besin seçiminde dikkat ettikleri faktörlerin başında; sağlık, vücut ağırlığı kontrolü ve duyusal özellikler gelmektedir. Kadın sporcular besin seçiminde en çok sağlık ve vücut ağırlığı kontrolüne dikkat ederken, erkek sporcular en çok duyusal özellik ve sağlık faktörüne dikkat etmektedir. Sporcuların yaş gruplarına göre, besin seçim kararında bulunurken dikkat ettikleri faktörler arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür (p>0,05). Sıklet sporcularının besin seçiminde dikkat ettikleri faktörlerin başındaysa sağlık, vücut ağırlığı kontrolü ve duyusal özellikler gelmektedir. Sporcular arasında bozulmuş yeme davranışı ve beden imajı bozukluğu görülme sıklığına bakıldığındaysa; kadın sporcular arasında bozulmuş yeme davranışı ve beden imajı bozukluğu görülme sıklığı, erkek sporculara göre yüksek çıkmıştır (p<0,05). Beden imajı takıntısı ve/veya bozulmuş yeme davranışı olan sporcular besin seçerken vücut ağırlığı kontrolü faktörüne daha fazla dikkat etmektedirler. Türk sporcularının besin seçiminde dikkat ettikleri faktörlerin daha iyi anlaşılabilmesi için farklı spor branşlarındaki sporcularla da araştırma yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Besin seçimi, yeme davranışı, beden imajı.

AnketlerBeden imajıBeslenme+3
Dilem Tuğal
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Şizofreni hastalarında diyetin toplam antioksidan kapasitesinin değerlendirilmesi

Bu çalışma, şizofreni hastalarında diyetin toplam antioksidan kapasitesinin oksidatif hasara etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya, Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezi'ne kayıtlı 40 şizofreni hastası ve 30 sağlıklı birey olmak üzere çalışma kriterlerine uyan ve gönüllü 25-55 yaş arası toplam 70 kişi dahil edilmiştir. Çalışma kapsamında, bireylerin genel özelliklerine ilişkin bilgiler ve beslenme alışkanlıkları sorgulanmış, üç günlük bireysel besin tüketimleri ve 24 saatlik geriye dönük fiziksel aktiviteleri kaydedilmiştir. Katılımcıların antropometrik ölçümleri yapılmış ve rutinde bakılan bazı kan parametreleri hasta dosyalarından alınmıştır. Rutin analiz için toplanan kanlardan artan serum örneklerinde oksidatif hasar belirleyicisi 8-OHdG analizi yapılmıştır. Besin tüketim kayıtlarından bireylerin günlük enerji, makro ve mikro besin ögesi alımları, dTAC değerleri ve oksidatif denge skoru hesaplanmıştır. Şizofreni hastalarında günlük diyetle posa, n-3 yağ asitleri, niasin, pridoksin, magnezyum, demir ve çinkoyu yetersiz alanların oranı, sağlıklı bireylere kıyasla daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Farklı veri tabanları kullanılarak hesaplanan dTAC değerlerine göre; Carlsen ve Pellegrini FRAP (Ferrik iyon indirgeyici antioksidan güç), TEAC (Troloks eşdeğeri antioksidan kapasite), H-ORAC (Hidrofilik Oksijen Radikalini Soğurma Kapasitesi) şizofreni hastalarında sağlıklı bireylere göre anlamlı derecede daha düşük bulunmuştur (sırasıyla p=0,010, p=0,024, p=0,020, p=0,045). Toplam oksidatif denge skoru, şizofreni hastaları ve sağlıklı bireylerde benzerdir (p=0,379). Son altı ayda şizofreni hastalarının %80'inin ,sağlıklı bireylerin ise %30'unun vücut ağırlığı artmıştır (p=0,015). Fiziksel aktivite düzeyleri bakımından şizofreni hastalarının %77,5'i, sağlıklı bireylerin ise %40,0'ı sedanterdir (p=0,006). Oksidatif DNA hasarının bir göstergesi olan 8-OHdG seviyesi şizofreni hastalarında sağlıklı bireylere göre daha yüksektir, fakat bu fark anlamlı değildir (p=0,099). Serum 8-OHdG seviyesi ile farklı analiz yöntemleriyle hesaplanan dTAC değerleri ile arasında bir ilişkili bulunamamıştır (p>0,05). Sonuç olarak, şizofreni hastaları; düşük dTAC değerlerine, düşük fiziksel aktivite düzeyine ve yüksek oksidatif hasara sahip olduğu görülmüştür. Şizofreni hastalarında morbidite risklerini önlemek için beslenme ve fiziksel aktivite durumları düzenli olarak takip edilmelidir. Hastaların diyetine uygun olarak besin çeşitliliği sağlanmalı, diyetin TAC içeriği geliştirilmeli, bireylerin moral ve motivasyonları desteklenerek yaşam kalitesi arttırılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Şizofreni, beslenme durumu, fiziksel aktivite düzeyi, antioksidan, oksidatif stres.

AntioksidanlarAntioksidanlarBeslenme durumu+5
Gülbin Özüağ
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Vücut ağırlığını azaltmaya yönelik uzaktan beslenme tedavisine uyumun farklı besin tüketim günlüğü yöntemleri ile değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, pre-obez ve obez yetişkin bireylerde vücut ağırlığını azaltmaya yönelik uzaktan beslenme tedavisinde besin tüketimlerini ve fiziksel aktivitelerini kağıt günlüğe ve mobil uygulamaya kaydettiklerindeki diyete uyumları ve fiziksel aktivite seviyeleri üzerindeki etkisini değerlendirmek ve kağıt günlük ile mobil uygulamanın kullanılabilirliğini karşılaştırmaktır. Çalışmaya 19-65 yaş arası, BKİ'si 25,0-39,9 kg/m2 arası olan 39 birey katılmıştır (nE=8, nK=31). Bireyler toplamda 4 kez değerlendirilmiştir. İlk değerlendirmede (0. Hafta) bireylere anket uygulanmış ve uygun zayıflama diyeti hazırlanarak bir hafta süreyle bir kayıt tutmadan diyete uyum sağlamaları istenmiştir. İkinci değerlendirmede (1. hafta) bireylerden iki gün besin tüketim kaydı araştırmacı tarafından alınmıştır. Rastgele olacak şekilde üç hafta süreyle bazı bireylerden kağıt günlük, bazı bireylerden mobil uygulama kullanarak besin tüketimlerini ve fiziksel aktivite kayıtlarını kaydetmeleri istenmiştir. Üçüncü değerlendirmede (4. hafta), kağıt günlük kullanan bireylerden mobil uygulama, mobil uygulama kullanan bireylerden kağıt günlük kullanmaları istenerek günlük yöntemi değiştirilmiştir. Dördüncü değerlendirmede (7. hafta), kağıt günlük ve mobil uygulama kullanımının uygulanabilirliği değerlendirilmiştir. Ayrıca bireylerin antropometrik ölçümlerinin değerlendirilebilmesi için ilk değerlendirmede bireylere online eğitim verilmiştir ve her değerlendirmede bireyler antropometrik ölçümlerini almıştır. Çalışma sonunda bireylerin kağıt günlük ve mobil uygulama kullandıkları dönemdeki ağırlık, BKİ, bel ve kalça çevresi, bel/kalça oranı ölçümleri değişiminde anlamlı bir fark bulunmamıştır. Enerji ve besin ögelerinden yalnızca A vitamini (p=0,040), riboflavin (p=0,042), B12 vitamini (p=0,037) ve sodyum (p=0,001) alımlarında anlamlı fark bulunmuştur. Ayrıca bireylerin bu dönemlerdeki aktivite sıklıkları (p=0,003) ve süreleri (p=0,001) arasında da anlamlı fark bulunmuştur. Bireylerin vücut ağırlığını azaltmaya yönelik uzaktan beslenme tedavisine uyumu mobil uygulama kullandıkları dönemde kağıt günlüğe göre daha fazla olduğu görülmüştür. Bireylerin kağıt günlük ve mobil uygulama kullandıkları dönemdeki enerji ve besin ögeleri alımları, fiziksel aktivite sıklık ve süreleri, ağırlık ve BKİ değişimleri arasında korelasyon gözlenmiştir. Bireyler çoğunlukla mobil uygulama kullanımını kolay (%79,5), zaman alıcı değil (%64,1), ulaşılabilir (%61,5), diyete uyum sağlamaya yardımcı (%66,6) olarak değerlendirmiştir. Sonuç olarak diyete uyumu takip etmek için mobil uygulamalar kağıt günlüğe alternatif olabilir. Ancak kağıt günlük ve mobil uygulamaların diyete uyumdaki ve fiziksel aktivite durumlarındaki etkilerinin doğrulanabilmesi için daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır.

BeslenmeBeslenme tedavisiDiyet+6
İrem Kaskır
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Açlık ve tokluk durumunda yapılan submaksimal aerobik egzersizin substrat oksidasyonuna etkisi

Bu çalışmanın amacı; sporcularda farklı günlerde yapılan submaksimal aerobik egzersizin açlık durumunda (AD) ve tokluk durumunda (TD) substrat oksidasyonuna etkisini incelemektir. Bu çalışmaya, 18-25 yaş arasında 13 erkek futbolcu katılmış ve çalışma birer hafta aralıklarla üç aşamada gerçekleştirildi. Çalışmanın birinci aşamasında sporculara idrar analizi, antropometrik ölçümler, dinlenme metabolik hızı, vücut kompozisyonu ölçümleri yapıldı ve diyetisyen tarafından tez anketi uygulandı. Daha sonra standart kahvaltı verilerek maksimum oksijen tüketim kapasiteleri ölçüldü. İkinci aşamada, 12 saatlik açlık durumunda 60 dakika submaksimal aerobik egzersiz yaptırıldı. Üçüncü aşamada ise postprandiyal ikinci saatte 60 dakika Submaksimal aerobik egzersiz yaptırıldı. Her üç aşamada aerobik kapasite gaz analizörü ile değerlendirildi. Çalışmanın ikinci ve üçüncü aşamaları öncesi besin tüketim kayıtları alındı ve Beslenme Bilgi Sistemi (BeBİS) programıyla analiz edildi. Egzersiz öncesi ve egzersiz günü; enerji, karbonhidrat, protein ve yağ alımları AD ve TD birbirine benzer bulundu (p>0,05). AD ve TD idrar dansiteleri, egzersiz öncesi-sonrası vücut ağırlığı ve vücut ağırlığı değişimi yüzdeleri birbirine benzer iken (p>0,05); AD egzersiz öncesi idrar pH'ı daha yüksekti (p<0,05). TD yapılan egzersiz sırasında karbonhidrat oksidasyonu değerlerinin AD yapılan egzersize göre daha yüksek bulundu (p<0,05). TD yapılan egzersiz sırasında karbonhidrat oksidasyonunun daha yüksek olmasının egzersizin 15-45 dakikalık bölümünden kaynaklandığı belirlendi (p<0,05). AD yapılan egzersiz sırasında yağ oksidasyonu değerlerinin TD yapılan egzersize göre daha yüksek olduğu bulundu (p<0,05). AD yağ oksidasyonunun daha yüksek olmasının ise egzersizin 15-60 dakikalık bölümünden kaynaklandığı bulundu (p<0,05). Çalışmamızın sonucunda açlık durumunda yapılan submaksimal aerobik egzersiz sırasında yağ oksidasyonunun tokluk durumunda yapılan egzersize göre daha yüksek olduğu belirlendi.

AerobikAçlıkEgzersiz+4
Aslıhan Nefes
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin kadınlarda yeme bozukluklarında dikotomi düşünce (DTEDS) ölçeğinin beslenme durumu ile ilişkisinin saptanması

Yeme bozuklukları; yeme davranışları, ilişkili düşünceler, tutumlar ve duygular ile oluşan fizyolojik bozukluklardır. Dikotomik düşünme, aşırı yeme ve vücut ağırlığının artması ile ilişkilendirilmiştir. Buna dayanarak bu araştırmada, obez veya hafif şişman olan yetişkin kadınlarda Yeme Bozukluklarında Dikotomi Düşünce Ölçeği'nin (DTEDS) beslenme durumu ile ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gözlemsel araştırma türündeki bu çalışma Ankara ilinde Ocak 2018 – Temmuz 2019 tarihleri arasında yürütülmüş ve Beden Kütle İndeksi'ne (BKİ) göre hafif şişman veya obez olarak sınıflandırılan 110 kadını kapsamaktadır. Tanımlayıcı ve antropometrik bulgular ile birlikte bireylere Yeme Bozuklukları ile İlişkili Yeme Tutum Testi (YTT-26), Yale Besin Bağımlılığı Ölçeği ve Yeme Bozukluklarında Dikotomi Düşünce Ölçeği (DTEDS) uygulanmıştır. Ayrıca 30 bireye tekrar test yöntemi uygulanarak DTEDS ölçeğinin Türkçe geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılmıştır. İstatiksel veriler, SPSS 23.0 programı ile analiz edilmiştir. P değeri 0,05'den küçük olması istatistiksel anlamlı kabul edilmiştir. DTEDS'nin Türkçe uyarlama çalışmasına göre geçerlilik (coefficient=0,075; t=0,940, p=0,355) ve güvenilirliği (cronbach alfa=0,808) uygun düzeyde bulunmuştur. Bireylerin yaş ortalaması 36,81±12,03 yıl olup, BKİ ortalama değeri 30,34±4,8 kg/m2'dir. BKİ sınıflamasına göre hafif şişman olan (25,5-29,9 kg/m2) 61 birey, obez olan (≥30,0 kg/m2) olan 49 birey bulunmaktadır. BKİ ile YALE skoru negatif yönlü korelasyon göstermektedir (p<0,05). DTEDS açısından riskli sayılan hafif şişman bireylerin 48'inde (%55,8), şişman bireylerin ise 38'inde (%44,2) dikotomik düşünce bozukluğu ve buna bağlı yeme bozukluğu riski olduğu görülmüştür. DTEDS puanı ile YALE, YTT arasında istatistiksel anlamlı bir korelasyon tespit edilmemiştir (p>0,05). Dondurma, çikolata, yağda kızarmış hamur ve tatlı, poğaça, pilav, kraker, tuzlu simit, kurabiye, kek-pasta, şekerleme, pilav, pizza, gazoz, biftek, pastırma, muz gibi besinlerin yeme bozukluğuyla ilişkili olabileceği, görülmüştür (p<0,05). Yapılan egzersiz türüyle DTEDS, YTT ve YALE arasında, düzenli egzersiz yapma durumu ile YTT arasında da anlamlı bir ilişki mevcuttur. Sonuç olarak, Türkçe uyarlama çalışmasına göre geçerli ve güvenilir olduğu tespit edilen DTEDS ölçeğinin yeme bozukluğu ile ilgili araştırmalarda ve obezite ile ilişkili yeme tutum davranışlarının incelenmesinde değerlendirilebileceği belirlenmiştir.

Beslenme alışkanlıklarıBeslenme bozukluklarıDikotomi+3
Gülberk Kütahya
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Oruç tutan bireylerde serum FGF21 düzeylerinin, beslenme durumunun ve bazı antropometrik ölçümlerin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı oruç tutan bireylerde açlığın serum Fibroblast Büyüme Faktörü 21 (FGF21) düzeyleri, beslenme durumu ve bireylerin antropometrik ölçümleri üzerine etkilerinin incelenmesidir. Çalışmaya oruç tutan, 18-35 yaş arasında, normal ağırlıklı, 12 sağlıklı erkek birey katılmıştır. Ramazan ayından önce bireylere genel özelliklerini, beslenme alışkanlıklarını, sigara ve alkol alışkanlıklarını belirlemek amacıyla yüz yüze görüşme tekniği ile anket uygulanmıştır. Bireylerden Ramazan ayından önce, Ramazan ayının 1 ve 3. haftalarında ve Ramazan ayından 2 hafta sonra olmak üzere 4 kere antropometrik ölçümleri, 24 saatlik geriye dönük besin tüketim ve fiziksel aktivite kayıtları alınmış ve kan örnekleri toplanmıştır. Bireylerin Ramazan ayının 1. haftasındaki vücut ağırlığı, beden kütle indeksi ve vücut yağ oranı değerleri, Ramazan ayı öncesine göre azalmıştır (p<0,05). Bireylerin Ramazan ayının 1. haftasındaki serum FGF21 seviyeleri (531,3±377,87pg/ml) Ramazan ayı öncesine (297,5±229,45pg/ml) göre artmış (p=0,014), Ramazan ayından sonraki serum FGF21 seviyeleri (135,9±111,84pg/ml) ise Ramazan ayının 3.haftasına (347,5±289,17pg/ml) göre azalmıştır (p=0,007). Bireylerin Ramazan ayının 1. haftasındaki diyetle günlük enerji, protein, karbonhidrat, lif, B1 vitamini, folik asit, potasyum, magnezyum, fosfor, demir ve çinko alımları Ramazan ayı öncesindeki alımlarına göre azalmıştır (p<0,05). Ramazan ayı sırasındaki serum FGF21 seviyeleri ile yağsız vücut kütlesi, toplam vücut suyu, diyetle alınan protein, B2 vitamini ve fosfor miktarı arasında pozitif ilişki bulunmuştur (p<0,05). Açlık ile serum FGF21 seviyesi artış gösterse de Ramazan orucu gibi uzun süren açlık döneminde FGF21 seviyeleri tekrar başlangıç seviyesine düşebildiğinden bu dönemdeki sonuçları dikkatli değerlendirilmelidir.

AçlıkBeslenmeBeslenme durumu+3
Aslıhan Alpaslan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Spor beslenmesi bilgi anketinin Türk toplumunda geçerlik ve güvenirlik çalışmasının yapılması ve diyet kalitesi ile ilişkisinin değerlendirilmesi

Bu çalışma, Spor Beslenmesi Bilgi Anketi'nin (SBBA) geçerlik ve güvenirliğinin sağlanması ile profesyonel Türk sporcuların spor beslenmesi konusunda bilgi düzeylerinin belirlenmesi; spor beslenmesi bilgisi ve diyet kalitesi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya 19-30 yaş arası 125 profesyonel sporcu ve 85 beslenme ve diyetetik bölümü son sınıf öğrencisi katılmıştır. Bireylerin genel özelliklerinin, beslenme alışkanlıklarının ve spor beslenmesi bilgi durumlarının sorgulandığı anket yüz yüze uygulanmıştır. Beslenme durumunun değerlendirilmesi için 24 saatlik geriye dönük tüketim kaydı ve besin tüketim sıklığı kayıtları alınmıştır. Sporcuların diyet kaliteleri Sağlıklı Yeme İndeksi-2015 (SYİ-2015) ile değerlendirilmiştir. SBBA yüksek iç tutarlılık değeri (Kuder Richardson-20=0,927) ve test tekrar testi sınıf içi korelasyon katsayısına (r=0,974) göre güvenilir bulunmuştur. Sporcuların ve beslenme ve diyetetik bölümü öğrencilerinin SBBA toplam puanları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş; böylece anketin yapı geçerliği sağlanmıştır (p<0,001). Sporcuların SBBA toplam puanı %46,9±10,28 olarak belirlenmiştir. Cinsiyete göre SBBA puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Takım sporları-aerobik sporlar grubunun SBBA toplam puanı anaerobik spor grubunun puanına göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0,05). Spor beslenmesi dersi alan sporcuların SBBA toplam puanı ders almayan sporcuların puanlarına göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0,05). SBBA toplam puanı ile SYİ-2015 toplam puanı (r=0,264, p=0,003), tam tahıllar puanı (r=0,248, p=0,005), süt ve süt ürünleri puanı (r=0,238, p=0,007) ve eklenmiş şeker puanı (r=0,200, p=0,025) arasında pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı zayıf bir ilişki belirlenmiştir. SBBA, Türk sporcuların beslenme bilgisinin değerlendirilmesi için geçerli ve güvenilir bulunmuştur. Beslenme bilgisinin beslenme uygulamalarına etkisinin netleşmesi için daha fazla araştırmaya gereksinim duyulmaktadır.

AnketlerBeslenmeDiyet+4
Burcu Aslantaş
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2018
00