Hacettepe University
Fakülte

Eczacılık Fakültesi

Hacettepe University

3

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

3 Tez
Eczacılıkta UzmanlıkAçık ErişimTR

Yaşlı hastalarda antikolinerjik yükün değerlendirilmesi

Yaşlı nüfusu dünyada özellikle son yıllarda artış göstermektedir. Yaşa bağlı fizyolojik, farmakokinetik ve farmakodinamik değişiklikler sonucu yaşlı hastalar ilaçların oluşturacağı yan etkilere, olası ilaç-ilaç etkileşimlerine ve eşlik eden hastalık sayısının artmasının doğal bir sonucu olarak gelişen polifarmasiye karşı daha savunmasızdır. Yaşlı hastaların polifarmasi ilişkili antikolinerjik ilaç yüklerinde artış ise kaçınılmazdır. Antikolinerjik yük, yaşlı hastada birçok istenmeyen yan etki meydana getirmektedir. Bu tez çalışmasının amacı yaşlılarda özellikle antikolinerjik etkileri iyi bilinen ilaçların dışında olası antikolinerjik etkili ilaçları da tespit edip kümülatif yükü değerlendirmek, antikolinerjik yükün düşmeye olan etkisini incelemektir. Bu çalışma kapsamında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Geriatri Bilim Dalı polikliniğine başvuran ve en az bir antikolinerjik etkili ilaç kullanan hastalar Ocak-Nisan 2021 tarihleri arasında retrospektif, Mayıs-Ağustos 2021 tarihleri arasında ise prospektif olarak klinik eczacı tarafından değerlendirilmiştir. Hastaların antikolinerjik yükü, antikolinerjik bilişsel yük ölçeğiyle tespit edilmiştir. Prospektif aşamada antikolinerjik yükü tespit edilen herbir hastaya Aachen düşme önleme ölçeği uygulanmıştır. Çalışmaya toplam 601 hasta (389 kadın) dahil edilmiştir. Antikolinerjik yükü yüksek olan hastalarda düşme riskinin 2,50 kat arttığı (OR (%95 GA) 2,503 (1,071-5,852) p= 0,034), var olan düşme öyküsünün ise yüksek antikolinerjik yük riskini 2,02 kat artırdığını tespit edilmiştir (OR (%95GA) 2,026 (1,059-3,876) p=0,033). Ayrıca prospektif kısımda yapılan Aachen düşme önleme ölçeği puanında meydana gelen her bir birimlik artış yüksek antikolinerjik yüke sahip olma riskini %22 artırmaktadır (p=0,028). Prospektif aşamada klinik eczacı tarafından yapılan müdahaleler sonucu antikolinerjik yük anlamlı olarak azalmıştır (p=0,01). Antikolinerjik yükün saptanmasında, azaltılmasında ve meydana gelebilecek yan etkilerin önlenmesinde multidisipliner bir ekibin iş birliği önem arz etmektedir.

EczacılıkGeriatriKolinerjik sistem+3
Hilal Gökçay Saz
Hacettepe University
2022
00
Eczacılıkta UzmanlıkAçık ErişimTR

Geriatri polikliniğinde sık gözlenen reçeteleme kaskadlarının belirlenmesi

Reçeteleme kaskadları, hastalara daha önce reçete edilen ilaçların meydana getirdiği advers ilaç olaylarını tedavi etmek için yeni bir ilaç reçete edildiğinde ortaya çıkmakta ve özellikle yaşlı hastalar için istenmeyen olaylar dizisine yol açabilmektedir. Bu çalışmanın amacı geriatri polikliniğinde reçeteleme kaskad sıklığı ve ilişkili faktörlerin belirlenmesidir. 15 Kasım 2015- 15 Kasım 2020 tarihleri arasında bir üniversite hastanesinin geriatri polikliniğine başvuran, en az iki ilaç kullanan ve ≥60 yaş olan hastaların önceki tüm poliklinik ziyaret(ler)ini kapsayan tıbbi kayıtlardaki reçeteleme kaskadları, bir klinik eczacı tarafından geriye dönük olarak değerlendirilmiştir. Dahil edilen toplam 435 hastanın (%64,4 kadın) Charlson-Komorbidite İndeksi (CKİ) değeri yüksek (≥2 skor) ve yaş ortancası (aralık) 79 (63-99) yıl olarak bulunmuştur. Toplam ilaç sayısı ortancası (aralık) reçeteleme kaskadı olmayan hastalarda 8 (6-9), reçeteleme kaskadı olanlarda ise 10 (8-12) olarak saptanmıştır (p<0,001). Toplamda 208 (%47,8) hastada kaskad ilişkili bir durum tespit edilmiştir. Kaskadlarla ilişkili en yaygın ilaç gruplarının, anti-demans ilaçları (%9,6), kalsiyum kanal blokerleri (%9,0) ve lipid düzenleyici ajanlar (%8,7) olduğu saptanmıştır. Çok değişkenli lojistik regresyon analizine göre reçeteleme kaskadları ile; toplam ilaç sayısı (p=0,001, OR=1.18), CKİ (p=0,03, OR=0,81), geriatri kliniğine ilaç ilişkili başvuru varlığı (p<0,001, OR:11,20), geriatri dışı bir kliniğe ilaç ilişkili başvuru varlığı (p<0,001, OR=7,72) ve Katz günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık indeksi (p=0,003, OR=3,41) önemli ölçüde ilişkili bulunmuştur. Bu çalışmada yaşlı hastaların reçeteleme kaskadı açısından risk altında olduğu, reçeteleme kaskadı ile çeşitli ilişkili faktörlerin olduğu ve reçeteleme kaskadlarının tespiti açısından klinik eczacıların multidisipliner ekip içinde yer almalarının önemli olduğu sonucuna varılmıştır.

EczacılarEczacılıkGeriatri+7
Sebila Özdemir
Hacettepe University
2022
00
Eczacılıkta UzmanlıkAçık ErişimTR

Kronik böbrek hastalarında asemptomatik hiperürisemi yönetimi ve ilaç-ilaç etkileşimlerinin değerlendirilmesi

Kronik böbrek hastalığı (KBH) gözlenme sıklığı hızla artmaktadır. Bu çalışmanın amacı, KBH olan hastalarda asemptomatik hiperürisemi yönetiminin ve hastaların ilaçları arasındaki ilaç-ilaç etkileşimlerinin incelenmesidir. Ayrıca çalışma kapsamında, klinik eczacının tedavi sürecine katılımı ile KBH hastalarının progresyon riskinin belirlenmesi ve sağlıkla ilişkili yaşam kalitesinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Nefroloji Bilim Dalı polikliniğinde prospektif, kesitsel (Ocak 2021 – Ekim 2021) olarak yürütülmüştür. Çalışmaya 91 hasta dahil edilmiştir. Asemptomatik hiperürisemi gözlenen hastalarda ürik asit düzeyi ortalama (± standart sapma) 9,11 (±1,41) mg/dl olduğunda ilaç tedavisine başlandığı gözlenmiştir. Tedavi için tercih edilen ilaç genellikle allopurinol olup ortalama 171,91 (± 53,3) mg/gün dozda kullanılmıştır. En sık karşılaşılan yan etki gastrointestinal şikayetler (advers etki tarifleyen hastaların %53,13'ünde) olarak saptanmıştır. Hastaların yaşam kalitesi alanlarında en düşük ortalama 55,9 (±22,34) ile bedensel alan olarak saptanmıştır. Beş yıl içerisinde böbrek yetmezliği gelişme riski hastaların %41,9'unun düşük; %18,9'unun orta; %39,2'sinin ise yüksek riskli olarak saptanmıştır. İlaç etkileşimleri Drugs.com, Lexicomp ve Stockley's Interaction Checker veri tabanları kullanılarak değerlendirildiğinde, 83 (%91,21) hastada potansiyel ilaç-ilaç etkileşimi (pİİE) saptanmıştır. Klinisyenler arasında asemptomatik hiperürisemi yönetiminde de farklı yaklaşımlar olduğu tespit edilmiştir. Genel olarak, polifarmasi görülme sıklığı fazla olan bu hastalarda potansiyel ilaç etkileşimleri değerlendirilmeli ve multidisipliner bir yaklaşımla tedavi süreci yönetilerek hastalık progresyon riski azaltılmalı ve hastanın yaşam kalitesi artırılmalıdır.

BöbrekBöbrek hastalıklarıBöbrek yetmezliği-kronik+2
Melek Kurtaran
Hacettepe University
2021
00