Hacettepe University
Institute

Institute of Fine Arts

Hacettepe University

721

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Hayvan imgeleriyle görsel anlatılar

Hayvan İmgeleriyle Görsel Anlatılar başlıklı bu tez çalışmasında, öncelikle tarihsel süreçte insan ve hayvan arasındaki etkileşime dair dönemsel araştırma yapılmıştır. İnsanın, hayvan üzerindeki tahakkümü ile başlayan sürecin, düşünce tarihine yön veren düşünürlerin fikirleriyle ne şekilde değişime uğradığı detaylı bir literatür taraması yapılarak incelenmiştir. İnsan ve hayvan kavramı, sanat tarihsel sürecin yazınsal ve görsel yapıtlarıyla birlikte incelenerek ifade edilmiştir. Medeniyetler döneminde hayvan imgesinin kullanımına dair görseller sonrasında Rönesans ile ön plana çıkan insan faktörünün, hayvana bakış açısını ne şekilde değiştirdiği araştırılmıştır. Sanatçılar açısından çok yönlü açılımların yaşandığı 19. yüzyılda öne çıkan eserlerdeki hayvan imgesinin kullanımına dair örnekler, 20.yüzyıl eserleriyle karşılaştırmalı olarak, dönemin koşulları ve sanatçıların manifestolarıyla beraber değerlendirilmiştir. Sanatta hayvan imgesinin kullanımı mağara resimlerinden günümüze devam eden bir olgudur. Sanatçıların eserlerinde insan hakları, feminizm, mitolojik unsurlar, doğal yaşamın korunması, siyaset, felsefe, hayvan hakları, ekoloji gibi çok yönlü anlatımlarda hayvan imgesi kullanılmaktadır. Bu bağlamda günümüz sanat eserlerinde hayvan ve imgesinin farklı bağlamlarda kullanımı detaylı olarak araştırılmış, konu ile alakalı görsel ve literatür taraması yapılarak metne dahil edilmiştir. Tez metninin son bölümünde yazı imgesi ile biçimlendirilmiş eserler, konuya ilişkin bakış açısıyla örneklendirilerek, ifade edilmiştir.

Görsel sanatlarGüzel sanatlarHayvan metaforları
Arzu Eş
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İmgeleşen öğe Kehtiyarın sanatsal yorumu

Bu yüksek lisans tezi, Kehtiyar karakterinin normatif sistemler içinde karmaşık ilişkilerinin sanata yansıması üzerine odaklanmaktadır. Tez, Kehtiyar karakterinin etrafındaki algıların ve gerçekliklerin tarihsel evrimini incelerken, insanın toplumsal uyumunu ve kültürel gelişimini, özellikle Kehtiyar karakteri üzerinden mitoloji ve sanatın rolünü ele almaktadır. Gelenekler, inançlar, günlük alışkanlıklar ve folklorik unsurlar, sanat ve mit ilişkisi bağlamında detaylı bir analize tabi tutulmuştur. Araştırma, Kehtiyar'ın evriminin diğer kültürlerden alınan referanslarla şekillendiğini ve kültürel bir yaşam pratiği haline nasıl geldiğini ortaya koymaktadır. Kehtiyar ve sanat arasındaki ilişki, toplumsal normların evrimine işaret etmektedir. Sanatın tanımı ve her bir sanat dalının, Kehtiyar karakteri etrafında sunduğu anlatım ve malzeme detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Kehtiyar'ın sembolik değeri ve toplumsal konumu, kolektif bilinçle ilişkilendirilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Folklor, zaman içinde şekillenen normatif sistemler ve mitolojik öğeler içinde barınarak, toplumun algılarına ve inançlarına etki etmektedir. Bu çalışma, çeşitli sanat tekniklerini kullanarak, sanatsal ifadenin evrensel bir dil ile şekillendiği ve algısal dünya ile etkileşimde bulunduğu sınırları keşfetmektedir. Sanat ile Kehtiyar arasındaki etkileşim anlaşıldığında, daha fazla düşünsel derinlik kazanılmaktadır. Kehtiyar karakteri, dış etmenlerle değişerek ve evrilerek nesne olarak varlığını sürdürmektedir. Sanatın zaman, mekân, nesne ve kolektif bilinçle etkileşimi, karakteri anlamayı ve yorumlamayı mümkün kılmaktadır. Çalışmada, Kehtiyar karakterinin anlaşılmasını sağlamak için dünya mitolojisinin incelenmesinin yanında, Anadolu mitolojisinin incelenmesine daha fazla önem verilmiştir.

Anıl Dinçadam
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İfadenin oluşum sürecinde müzeler ve seramik uygulamalar

Tarih boyunca sanat, farklı dönemler ve kültürel etkileşimlerle şekillenerek sürekli bir değişim süreci yaşamıştır. Bu dinamik süreçte değişmeyen tek şey, insanın kendini ifade etme çabasıdır. Farklı ifade yollarını deneyimleyen insan, fiziksel bedeninin elverdiği ölçüde doğanın sunduğu imkanlardan faydalanarak yaratıcılığını ortaya koymaktan çekinmemiştir. Bilim ve sanat alanındaki gelişmeler, var olan her yeni şeyin insan deneyiminin bir yansıması olduğunu göstermektedir. Koşullar ne olursa olsun, bilim ve sanat, insanlık için sürekli yenilikler ve yaratıcı çözümler sunar. Bu durum devamlılık sunan temel bir eylem olan sanat ve bilim yapma eğilimini ortaya koymaktadır. Zamanla geçirdiği gelişimle bireylerin beslendiği bir alan olarak müzeler değişen yaşam koşullarına başarılı bir şekilde uyum sağlamıştır. Sanat, bilim ve kültür, birbirini tamamlayan ve birbirinden ayrılamaz birlik alanı oluşturmuştur. Müzeler, barındırdıkları eserler sayesinde kültürel belleği koruyan ve saklayan mekânlardır. Bilimin sağladığı kesin bilgilerle desteklenen müzeler, teknoloji ve tarih gibi disiplinlere katkıda bulunurken, sanat alanı da bu müzeler aracılığıyla bilgi yayılımına yardımcı olmanın yanı sıra bireylere ilham vermektedir. Bu tezin ana teması, müzelerin sanatsal ifadelerin gelişimine nasıl katkıda bulunduğunu geniş bir perspektiften incelemektir. Bu çalışmada, sanatsal ifadenin oluşum sürecinde Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Pera Müzesi, İstanbul Modern Sanat Müzesi ve Çorum Müzesi araştırılmıştır. Müzelerde sergilenen eserlerin hafızadaki yerleşimi üzerine kil çalışmaları ve uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, sanat eğitimi ile müze eğitimi kavramları da irdelenmiştir. Müzelerin sunduğu geniş fırsatlar doğrultusunda, her bireyin eğitim alma ve müzeleri ziyaret etme hakkı dikkate alınarak, özel eğitim gereksinimi olan bireylerin müzelerden nasıl faydalanabileceği konusu araştırılmıştır.

Demet Sancar Başçeken
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital uygulamalarda kullanılan piksel tekniğinin seramik sanatına yansıması

Günümüzün teknolojik ilerlemesi beraberinde önemli gelişmeler getirmiş ve bu gelişmeler, yeni buluşların ve fikirlerin doğmasına zemin hazırlamıştır. Bu gelişmelerden biri de dijital sanattır. Dijital sanat, bilgisayar ortamında üretilse de diğer sanat disiplinlerine ve doğrudan sanat eseri üretimine ilham kaynağı olmuştur. Bu etkileşim, plastik sanatlar arasında resim, heykel, giyim modası ve seramik sanatına da yansımıştır. Dijital sanatın ortaya çıkmasıyla birlikte, tasarımcılar ve sanatçılar bu alanda kendilerine katkı sağlayabilecek yollar aramışlardır. Sanatçılar, bu alandan türeyen yeni bir doku ve ifade biçimi olan piksel ile yeni bir ifade biçimi keşfetmişlerdir. Dijitalin gelişmesiyle birlikte, analog görüntüyü dijital ortama aktarırken yüzlerce noktanın bir araya gelerek çözünürlük sorununu çözmüşlerdir. Bu durum, piksel tekniğinin doğuşuna neden olmuştur. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte, pikseller yalnızca dijital ortamda çözünürlük sorununu çözmekle kalmamış, aynı zamanda sanat ortamını da etkilemiştir. Bu durum, piksel sanatının doğuşuna yol açmıştır. Bu oluşum, seramik sanatını da etkilemiştir. Bu çalışmada, piksel sanatının sanatçılar ve tasarımcılar üzerindeki etkileri incelenecek, sanatçıların piksel dokusunu verme teknikleri ve ürettikleri sanat eserleri üzerinde durulacaktır. Böylece, sanatçıların ifade biçimi olarak kullandıkları piksel sanatının yansımaları araştırılacaktır. Araştırmalar sonucunda, piksel sanatından esinlenerek üretilmiş seramik çalışmaları oluşturulacaktır.

Kemal Savcı Fidan
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hibrit yaratık temsilleri ve çağdaş uygulamalar

Bu tez, farklı kültür ve dönemlerde gözlemlenen hibrit yaratık temsillerinin evrimini derinlemesine incelemektedir. Gerçek ve fantastik unsurların birleşimi olan ve çeşitli hayvan özelliklerinin bir araya gelmesiyle oluşan hibrit yaratıklar, kültürel ve simgesel anlamda hem gerçekliği hem de sanat yaratım süreçlerini kapsayan zengin bir metafor alanı oluşturmaktadırlar. Çalışma, tarih sürecinde bu hibrit yaratıkların mitoloji, ritüel ve inançların gizemli kahramanları olarak nasıl ortaya çıktığını ve şekillendiğini araştırmaktadır. Tez kapsamında, bu yaratıkların sanatsal ifadelerde iç ve dış dünya arasında nasıl bir köprü kurduğuna ve insanın temel içsel duygularına nasıl hitap ettiğine odaklanılmaktadır. Yaratık temsilleri, mağara duvar resimlerinden heykelciklere, ritüel maskelerinden mitolojik anlatılara kadar geniş bir yelpazede kendini göstermektedir. Bu temsiller üzerinde gerçekleşen değişimlerin, insanın 'öteki' ve doğayla olan ilişkisiyle bağlantılı olduğu görülmektedir. Hibrit yaratıkların anlatı ve görsel temsillerindeki rolleri ve işlevlerinin, bireyin doğa hiyerarşisinde kendini nasıl konumlandırdığıyla da doğrudan ilişkili olduğu gözlemlenmiştir. Tez kapsamında yapılan araştırmalar, hibrit yaratıkların insan düşüncesindeki yerini anlamaya yardımcı olacaktır. Hibrit yaratık temsillerin farklı bağlamlarda nasıl yeniden yorumlandığı, bu imgelerin çağdaş sanatın iç dinamiklerinde nasıl yeniden şekillenebileceği ve toplumsal algılara nasıl yeni anlamlar katılabileceği sunulmaktadır. Anahtar sözcükler: hibrit, hayvan, yaratık, canavar, İlk Çağ, Orta Çağ, Antik Çağ, mağara resimleri, sembolizm, otoportre.

Maria Roza Acar
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hissizleşme-etleşme üzerine görsel çözümlemeler

Bireysel ve toplumsal, duygusal ve psikolojik değişimler, insan kişiliğinin oluşumunda etkileşim içindedir. Bu değişimler, kişinin kendini ve çevresini algılayış biçimini, tepkilerini ve davranışlarını şekillendirir. Toplumsal etkileşimler ve bireysel deneyimler, kişinin duygusal dünyasında izler bırakır ve bu izler, zamanla psikolojik yapının temel taşlarını oluşturur. Dolayısıyla, kişilik gelişimi hem içsel hem de dışsal dinamiklerin bir araya gelmesiyle şekillenen karmaşık bir süreçtir. Duygunun bireysel, toplumsal ve sanatsal yaşantıda yer almadığı bir alan bulmak neredeyse olanaksızdır. Günlük yaşamdan sanat eserlerine kadar her alanda duyguların izlerini görmek mümkündür. Duygular, bireysel kimliğin oluşumunda temel bir rol oynarken, toplumsal ilişkilerin de merkezindedir. Sanat, bu duygusal süreçlerin yoğun ve etkileyici bir şekilde ifade bulduğu bir alandır. Sanat eserleri hem sanatçının hem de izleyicinin duygusal dünyasında etkiler yaratır ve bu etkiler, toplumsal bellekte kalıcı izler bırakır. Ancak modern toplumda yaşanan hızlı değişimler ve yoğun stres, bireylerin duygusal dünyasında hissizleşmeye yol açabilir. Hissizleşme, bireylerin duygularını bastırma veya ifade etmekte zorlanma durumu olarak tanımlanabilir. Hissizleşme, travmatik deneyimlerle başa çıkma mekanizması olarak ortaya çıkabilir ve bu süreçte duygusal ifadeler zayıflar. Toplumda artan izolasyon, çocukluktan gelen travmalar ve yüzeysel ilişkiler, duygusal derinlikten yoksun bir yaşam tarzını beraberinde getirebilir. Bu durum, yalnızlık, güvensizlik, duyarsızlık ve belirsizlik gibi duyguların doldurduğu büyük bir boşluk yaratır. Bu duyguların bir araya gelmesi, bireyin kendi kimliğini ve bütünlüğünü kaybetmesine neden olur.

Ümmihan Bulut
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İlişkisel estetik bağlamında ilişki araştırmaları

İlişkisel Estetik, toplumda insan ilişkilerinde eksiklik olduğunu söyleyerek ilişki eksikliğini gidermeyi hedeflemektedir. İlişkisel estetik, toplumdaki ilişki eksikliğinin ilişkisel sanat yoluyla, yani galerideki izleyenlerin sanat yapıtlarına katılarak katılımcı olmaları yoluyla giderilmesini amaçlamaktadır. İlişkisel estetiğin günlük hayattaki insan ilişkilerini galeride yeniden üretmesi olgusuyla, sanatın günlük, sıradan olmaması gerektiği beklentisi zıtlaştığından; Nicolas Bourriaud tarafından kuramsallaştırılan İlişkisel Estetik kuramı, amacı ve sanat yapıtı örnekleri doğrultusunda incelenerek, kuramsal ve sanatsal olarak aslında gerçekleşenin ne olduğu araştırılmıştır. Buna göre, ilişkisel estetiğin temeli olan happeninglerdeki kendiliğindenlik amacına, bu tarz benzer oluşumlarda neden ulaşılamadığı tespit edilerek, bu oluşumlara "performans" demenin daha doğru olduğu sonucuna varılmıştır. İlişkisel bir estetik önerisi sunulduğundan, 'ilişkisel' ve 'estetik' kavramlarının ne anlama geldiğinin anlaşılabilmesi için 'ilişki' ve 'estetik' kelimeleri ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Buna göre, ilişkinin, ilgi, dolayısıyla bir seçim, temas, ilişiklik gerektirdiği ve iz bıraktığı; sürekli olarak bir döngü içerisinde yakınlaşma ve uzaklaşma dengesi sağladığı; ilişkide temas ve yakınlaşma olduğu kadar aralıkların da önemli olduğu sonucuna varılmaktadır. Estetik fenomenin gerçekleşebilmesi için estetik süje, estetik obje, estetik değer ve estetik yargı elemanlarının bulunması gerekmektedir. Fakat ilişkisel estetikte izleyicinin katılımcıya dönüşmesinden ötürü, yani süjenin objeye dönüşmesi sebebiyle estetik süje ile estetik objenin birbirine karışmasından, ilişkisel estetiğin, estetik bir fenomen olmanın gerekliliklerini yerine getiremediği anlaşılmıştır. İlişkisel estetiğin günlük hayattaki insan ilişkilerini galeride düzenleyerek yeniden üretmesi, onun bir gösteriye dönüşmesine neden olmaktadır. Bu durum, Debord'un gösteri tanımı üzerinden tartışılmıştır. İlişkisel sanat yapıtlarında kurulan insanlar arası ilişkinin; günlük hayat ilişkilerinden ayrı tutulup, günlük ilişkiden farklı bir bağ kurduğu düşünüldüğünden, günlük hayatta olduğu iddia edilen ilişki eksikliğine çare olacağı savunulmaktadır. Bourriaud'nun ilişkisel sanatı etkinlik olarak tanımlamasından dolayı etkinlik kelimesi incelenmiştir. İlişkisel sanat etkinliğinde, etkinliğin etkin olma anlamı arandığında etkin olanın yapıt olamaması, etkin olanın katılımcının olması, yapıtı etkinlik olmaktan çıkarmaktadır. Dolayısıyla sanat, bir etkinlik olmaktan çıkarak aktif olmayan bir şeye dönüşmektedir. İlişkisel sanat, bir etkinlik olarak izleyiciyi katılımcıya dönüştürmesiyle aslında etkin olmayan etkinlik biçimini almaktadır. Bourriaud, formların politikleşmesinden söz ederek, bir form kuramı olan ilişkisel estetiğin politikleştiğini, yani uzlaşma gerektirdiğini ima etmektedir. İlişkisel estetiğin günlük hayattaki insan ilişkilerini galeride yeniden üreterek kopya ilişkiler üretmesi ve gerçek ilişkinin kopyasını yaratırken de politikleşip bizle uzlaşarak, değerleri gizlemesi, kaybolması, yani hayaletleşen form halini alması söz konusudur. Bir etkinlik biçiminde gerçekleşen ilişkisel sanat yapıtlarında etkinliğin, yani olayın – eventin- ne olduğunun anlaşılabilmesi için Deleuze'ün event tanımı ele alınmıştır: Event sürekli olmakta olandır ama asla olan şey değildir. İlişkisel sanattaki ilişkinin sürekli olmayışı ve sınırlandırılmış bir alan ve zaman içerisinde oluşundan dolayı gerçek ilişkinin eventi, yani 'ilişki eventi' gibi 'sınırda gezen bir bitmiyor oluş'u gerçekleştiremediği görülmüştür. Sanatsal araştırma uygulamaları sonucunda ilişkinin aslında ilgi ve merak duyulanı seçmek olduğu anlaşılmıştır. İlgi ve merak duyulanın insanın kendisi olduğu, yani 'ben' olduğu ve ben'i bulmak ve kurmak için aslında ilişki kurduğu tespit edilmiştir. İlişkinin bir yolda olma olduğu ve ben'i onaylamak ve ben'i aramak için ilişki kurulduğu anlaşılmaktadır. Bu arayışla fazla ilişki kurulduğunda ve fazla merak edildiğinde ben'in simgesel ölümü gerçekleşmektedir. İlişki, ilgi ile merak duyulanı seçerek, ilişik olarak ve temas ederek aslında kendiliğinden gerçekleştiğinden, ilişki kurmak için galerilerde ayrıca oluşumlara gerek olmadığı, dahası bunların zaten amaçladığı ilişkiyi, ilişkiselliği de kuramadığı sonucuna varılmıştır.

Katılımcı sanatİlişkisel estetik
Deniz Özlü
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Haricilerin kutsallığı

Bu tezin amacı "kutsal" ve "harici" kavramlarına sosyolojik ve psikolojik temeller üzerinden yaklaşarak yeni bir kutsal kavramının mümkün olup olmadığı sorusuna cevap aramak ve bu iki kavramı sanat üzerinden yeni bir zeminde incelemektir. Bu tezde kutsal ve harici kavramları arasındaki gerilime odaklanılmıştır. Araştırma süresince kutsal ve harici arasında kurulan yeni bağlantılar ile birlikte dogmatik kutsallığa alternatif bir alan arama hedeflenmiştir. Kutsal, dinlerin temelinde yer alır ve üzerine titrenilen, korunması gereken ahlaki toplumsal ve dinsel değerleri ifade eden nesne, mekan ve davranış biçimleri gibi fenomenler üzerinden ifade edilir. Harici ise, Becker'in toplumun dışında gördüğü bir grup insana tekabül eder. Hariciler, toplumsal ve kültürel normların dışında kalmaları bakımından kutsal ile zıt görülebilecek bir konumdadır. Yapılan araştırmalarda haricinin oluşumunun ben ve öteki kavramı ile doğrudan ilişkili olduğu gözlemlenmiştir. Bu yüzden tez süresince önce ben, benlik, birey olmak gibi meseleler incelenmiş ve sonrasında öznenin dışında kalan öteki kavramı irdelenerek araştırmalara devam edilmiştir. Ardından ötekinin içinde bulunan haricilere odaklanılarak, araştırmaların yönü harici ve kutsalın benzerliklerine ve zıtlıklarına doğru çevrilmiştir. Tüm bu bilgiler sonucunda, tez kapsamında kutsallık yeni bir çerçeve içerisinde değerlendirilmiş ve "bireysel kutsal" fikri ortaya atılmıştır. Ortaya çıkan bireysel kutsal ile birlikte, öteki benlik ve harici olma durumlarının sanattaki yansımalarına odaklanılarak resimler üretilmiştir. Anahtar sözcükler: Sanat, resim, öteki, harici, kutsal, kimlik, kadın

Medine İrem Dokumacı
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kusurlu bedenin sanatsal dönüşümü

İnsanlar yaşamları boyunca, farklı zaman dilimlerinde bedensel görünümleri üzerinden şiddet ve zorbalıklara maruz kalabilir. Benzer bir şekilde deneyimlediğim bu zorbalık ve şiddet unsurları, bireysel sanat pratiğim şekillenmesinde önemli bir etken olmuştur. Yaşadığım bu durum; bedenimin bir öteki beden olarak tanımlanabilir olduğunu öne sürmektedir. Bedenimin toplum içinde öteki olarak konumlanması ve otoritelerce şekillendirilmesi gereken bir nesne olma problemi, tezin genel çerçevesini oluşturmaktadır. Yapılan araştırmada ve üretilen işlerde öteki olma hali üzerinden ele alınan beden, abject ve kusurlu olma durumları ile ilişkilendirilmiştir. Bu tez bağlamında, otoriter yapıların norm dışı olarak kabul ettiği, üzerinde tahakküm kurduğu kadın ve hayvan bedeninin sanatta ve gündelik hayatta nasıl konumlandığı incelenmiş, diğer sanatçıların bu konuya olan yaklaşımları irdelenmiş ve bu bağlamda sanatsal üretimler yapılmıştır.

Ayça Güneş
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Salt manzara resimleri

Genel olarak manzara bize güçlü bir mekânsallık hissi verir. Bu tezde incelenecek sanatçının kişisel manzara resmi deneyimi doğanın hayali bir resmi olarak ortaya çıkar ve bu zihinsel görüntüler, doğanın tanımlanmış çerçevesi içinde yer bulur. Bu süreçte nesnellikten uzaklaşma hedeflenmektedir. Yalın bir düzene ulaşmak amacıyla doğanın belirleyicileri olan asıl öğeler resimlerden çıkarılmıştır. Bunun sonucunda ortaya çıkarılan sessizlik, kaygı, yalnızlık, zamansızlık ve boşluk amaçlanan sadeliği ve soyutluğu yansıtmayı sağlamaktadır. Aynı zamanda resimlerdeki zamansızlık ve mekansızlık, sessizliği duyma fırsatı yaratır. Amaçlanan sadelik ve soyutlama, form, kompozisyon ve hatta malzeme kullanımına da yön vermektedir. Bunlarla birlikte manzaranın doğal renkleri de kullanılarak doğanın somut halinden uzaklaşılmamaktadır. Doğu ve batı medeniyetlerinde "doğa" kelimesinin anlam ve sanatsal yansımaları değişkenlik gösterir. Doğu medeniyetlerinde sanatçılar doğa kavramını anlamlandırmada Batı medeniyetlerindeki sanatçılardan ayrışmaktadır. Tez kapsamında yer alan çalışmalar; manzara resim sanatında benimsenen temel yaklaşımlar, manzara resim sanatının tarihsel dönemlerdeki yeri ve değerlendirmeler üzerine kurulmuştur. Batı'da manzara resmi, 19. yüzyıla kadar sanat çevrelerinde önemli bir yere sahip değilken Uzak Doğu'da en görkemli sanatlardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu araştırmada Çin manzara resmi (Tao ve Song dönemleri), İran (çağdaş dönem) ve Batı'nın belirli tarihsel dönemleri ile manzara resminin oluşumundaki farklı düşünce türleri incelenmiştir. Araştırma kapsamında yer alan çalışmalar, doğu ve batı üzere iki farklı bakış açısından yararlanılarak "salt manzara" odağıyla oluşturulmuştur. Anahtar Sözcükler: Salt, manzara, doğa, soyutlama, İran, Çin, resim

Vafaollah Alması
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2024
00