Hacettepe University
Institute

Institute of Health Sciences

Hacettepe University

1,674

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
DoctorateOpen AccessTR

İnmeli bireylerde skapular eğitimin skapular kinematik, periskapular kas kalınlığı, omuz subluksasyonu ve üst ekstremite fonksiyonelliği üzerine etkisi

Randomize kontrollü bu araştırma, inmeli bireylerde Nörogelişimsel Tedavi Yaklaşımı'na eklenen skapulo-humeral eğitimin skapular kinematik, periskapular kas kalınlığı, subluksasyon ve üst ekstremite fonksiyonelliği üzerine etkilerini incelemek amacıyla planlandı. Dâhil edilen 32 birey skapulo-humeral eğitim grubu ve kontrol grubu olmak üzere randomize edildi ve her iki gruptaki katılımcılar 8 hafta/3 seans/ 60 dakika süreyle tedavi programına dâhil edildi. Her iki gruba 40 dakika boyunca Nörogelişimsel Tedavi Yaklaşımı'na dayalı egzersizler uygulandı. Ek olarak 20 dakika boyunca kontrol grubuna programda yer alan egzersizlerden üst ekstremite ve gövdeye yönelik olanlar uygulanırken; skapulo-humeral eğitim grubunda ise belirli bir protokol çerçevesinde oluşturulmuş skapulo-humeral eğitim programı uygulandı. Değerlendirmeler kör araştırmacılar tarafından yapıldı. Klinik ölçümlerden üst ekstremite motor bozukluğu-fonksiyonu Fugl Meyer Üst Ekstremite Değerlendirmesi (FMA-UE) ve Kol Eylem Araştırma Testi (ARAT) ile, gövde performansı Gövde Bozukluk Ölçeği 2.0.(GBÖ) ile, omuz ağrısı Görsel Analog Ölçeği (GAÖ) ile, günlük yaşam aktiviteleri ABILHAND ve Modifiye Barthel İndeksi (MBI) ile ve yaşam kalitesi İnmeye Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği (SSQOL) ile değerlendirildi. Periskapular kas kalınlığı (Serratus Anterior-SA / Alt Trapez-LT) ve omuz subluksasyonu (Akromiyon-Büyük Tüberkül-AGT / Akromiyohumeral Mesafe-AH) için ultrasonografik değerlendirmeler; 3-boyutlu skapular kinematikler için elektromagnetik sistem kullanıldı. Araştırma 30 birey ile tamamlandı. Skapulo-humeral eğitim ve kontrol gruplarında yer alan bireylerin yaş ortalamaları sırasıyla 52.87±10.17 ve 53.06±12.09 yıldı. Tedavi sonrasında FMA-UE, ARAT, GAÖ ve GBÖ skorlarında gruplar arasında fark gelişirken; ultrasonografik değerlendirmelerden paretik tarafta AGT mesafesi ve LT kas kalınlığı değişiminin skapulo-humeral eğitim grubunda üstün olduğu bulundu (p<0,05). Skapular kinematiklerde gruplar arasında elevasyon esnasında non-paretik ekstremitenin posterior tilt açısında farklılık olduğu görüldü (p<0,05). İki grupta da klinik ölçümlerden FMA-UE, ARAT, GBÖ, ABILHAND ve MBI skorlarında artış görüldü (p<0,05). GAÖ skoru sadece skapulo-humeral eğitim grubunda; SSQoL skoru sadece kontrol grubunda artış gösterdi (p<0,05). Paretik tarafta SA kalınlığı her iki grupta da artış gösterirken; paretik tarafta AGT, AH mesafeleri ve LT kas kalınlıkları ile non-paretik tarafta SA ve LT kalınlıkları sadece skapulo-humeral eğitim grubunda gelişme gösterdi (p<0,05). Skapular kinematiklerden istirahat pozisyonunda skapulanın yukarı rotasyon açısının skapulo-humeral eğitim grubunda geliştiği görüldü (p<0,05). Araştırmamızın sonuçları skapulo-humeral eğitimin, subluksasyon, periskapular kas kalınlığı, üst ekstremite fonksiyonelliği, omuz ağrısı ve gövde performansını ve bazı skapular kinematikleri geliştirmede rutin egzersizlere göre üstünlük sağladığını göstermiştir. Sonuçlarımız özellikle üst ekstremite fonksiyonlarında yetersizlik yaşayan hastalarda bu eğitimin rutin tedavi planına eklenmesinin tedavi başarısını artıracağını düşündürdü.

Özge Onursal Kılınç
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Linaria corifolia desf. üzerinde farmakognozik araştırmalar

Plantaginaceae familyasının bir üyesi olan Linaria Mill. cinsi ülkemizde yaygın şekilde bulunmaktadır. Dünya üzerinde yaklaşık 200 türü, Türkiye'de 21 Linaria (Nevruzotu) türü bulunmakta ve bunlardan da 12'si endemik olarak yer almaktadır. Halk arasında hemoroit, vasküler hastalıklar ve yaralarda kullanılan Linaria türlerinin antioksidan, anti-enflamatuvar, analjezik, anti-asetilkolinesteraz, antitümör başta olmak üzere pek çok önemli aktiviteleri bulunmaktadır. Tez çalışmamız kapsamında endemik Linaria corifolia Desf. bitkisinden hazırlanan n-butanol ve etil asetat alt ekstrelerinin fitokimyasal içeriği araştırılmış, 8 bileşik izole edilmiştir. Bileşiklerden 7 tanesinin yapısı spektroskopik yöntemler kullanılarak aydınlatılmıştır. Elde edilen antirrinozit, 6-ß-hidroksiantirrit, katalpol ve okubin bileşikleri n-butanol alt ekstresinden izole edilmiştir. Etil asetat alt ekstresinden prunasin, linariin, akteozit ve iridoit glikoziti yapısında olduğunu düşündüğümüz bir madde elde edilmiştir. Linaria türlerinde yapılan biyolojik aktivite çalışmalarından yola çıkılarak, bitkinin in vitro kolinesteraz inhibitör, antioksidan ve anti-enflamatuvar aktiviteleri araştırılmış, toplam fenolik bileşik ve flavonoit miktar tayinleri yapılmıştır. Kolinesteraz inhibitör aktivitenin belirlenmesinde Ellman yöntemi, antioksidan aktivitede DPPH, ABTS radikal süpürücü etki tayini ve CUPRAC yöntemleri ve anti-enflamatuvar etki için Siklooksijenaz-2 (COX-2) enzim inhibisyonu testi kullanılmıştır. Ekstre, alt ekstreler ve saf maddelerin bütirilkolinesteraz inhibitör aktiviteleri, asetilkolinesteraz inhibitör aktivitelerine göre düşük bulunmuştur. Etil asetat alt ekstresi ve linariin bileşiğinin asetilkolinesteraz inhibitör etkisi daha yüksek belirlenmiştir. Toplam fenolik bileşik miktarıyla orantılı olarak etil asetat alt ekstresinin antioksidan aktiviteleri yüksek çıkmıştır. n-Butanol alt ekstresinin toplam flavonoit miktarı ekstre ve diğer alt ekstrelere göre yüksek bulunmuştur. Ekstre ve alt ekstrelerin anti-enflamatuvar aktiviteleri oldukça düşük gözlenmiştir. Tez çalışmamız sonucu elde edilen bileşiklerin tümü L. corifolia bitkisinden ilk kez izole edilmiştir.

Melike Utlu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yetiştirilen bazı Arachis hypogea L. (yerfıstığı) çeşitlerinin farklı ekstrelerinde trans-resveratrol ve polidatin analizi

Fabaceae (Baklagiller) familyasında yer alan kültürü yapılan tek yer fıstığı türü Arachis hypogaea L.'dir. Literatürde yer fıstığının çeşitli organları için fitokimyasal analizler yer almaktadır. Bu analizler sonucunda fitosteroller, antrakinonlar, fenolikler tespit edilmiştir. Yer fıstığının tohumu başta olmak üzere kabuklarında, yapraklarında, köklerinde resveratrol varlığı saptanmıştır. Resveratrolün glikoziti olan polidatin de yer fıstığının çeşitli organlarında bulunmaktadır. Bu iki bileşik de güçlü antioksidan aktiviteye sahip olmalarının yanısıra ikisi de kardiyoprotektif, antienflamatuvar, nöroprotektif, antiaterosklerotik, immunoregülatif etkinliğe sahiptir. Tez kapsamında yer fıstığının Hatay'da yetişen 6 çeşidi için; hasattan sonra atık olan kök ve sert kabuklarında resveratrol ve polidatin miktar tayini YPSK (Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi) ile yapılmıştır. Analizlerde kök ve kabukların 40°C, 70°C ve mikrodalgada (70W) hazırlanan Etanol:Su (80:20) ekstreleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre tüm ekstreler birbiriyle kıyaslandığında polidatin açısından en yüksek verime sahip olan ekstre Efsane çeşidinin 40°C'de hazırlanan kabuk ekstresi (0,85mg/g) iken resveratrol açısından en verimli ekstre Masal çeşidinin 70°C'de hazırlanan kabuk ekstresi (0,84mg/g) olarak bulunmuştur.

Bilge Salar
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Oksidatif stres altında mezenkimal kök hücrelerde Src-YAP aktivitesi ve apoptoz ile ilişkisi

İmmunomodulatör ve rejeneratif özellikleri ile birçok hastalığın tedavisinde kullanılan mezenkimal kök hücrelerin (MKH) transplantasyon sonrası kaybının nedenlerinden biri de oksidatif stres ile indüklenmiş hücre ölümüdür. Bu nedenle oksidatif stres altında MKH'lerde oluşan hücresel sinyal yanıtlarının araştırılarak aydınlatılması gelecekte yapılacak tedavilerin geliştirilmesine katkı sağlayacaktır. Tez çalışmasında, H2O2 ile oluşturulmuş oksidatif stres altında MKH'lerde Src-YAP aktivitesindeki değişimlere bakılması ve bunun apoptoz ile Bax eksresyonu ve pYAPY357-p73 etkileşimi üzerinden ilişkilendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, lipo-aspirattan izole edilerek karakterizasyonları yapılmış MKH'lerde oksidatif stres indüklenmesi için H2O2 konsantrasyonu WST-1 analizi ile 300 μM olarak belirlenmiştir. H2O2'in 15,30, 60, ve 120 dakika uygulamaları sonrası hücre içi ROS düzeylerinin arttığı akım sitometri yöntemiyle tespit edilmiştir. Western blot analizlerinde, Src fosforilasyonun arttığı, bunu YAP'ın ve fosforilasyonlardaki artışın izlediği tespit edilmiştir. Western blot ve immunofloresan analizlerinde, YAP ve fosforilasyonlarının çekirdek-sitoplazma dağılımlarının H2O2 uygulaması sonrası değiştiği saptanmıştır. Bax/Bcl-2 oranı H2O2 uygulaması sonrası arttığı tespit edilmiştir. İmmünpresipitasyon analizinde, nükleer ekstraktta p73 ile çöktürülen örneklerde pYAPY357 protein bandı tespit edilmiştir. Bu tez çalışması, belirlenen amaç doğrultusunda, oksidatif stres altındaki MKH'lerde Src-YAP ilişkisini tespit eden ilk çalışma olmakla birlikte pYAPY357'nin arttığını ve çekirdekte lokalize olduğunu göstermesiyle özgündür. MKH'lerde pYAPY357 ve p73 etkileşimi de ilk kez bu çalışmada gösterilmiştir.

Özlem Bozdemir
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tırmanıcılarda tutamak derinliği ve eğiminin barfiks hareketine etkilerinin biyomekanik incelemesi

Bu çalışmada tutamak eğimi ve tutamak derinliğinin tırmanıcıların barfiks biyomekaniğine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. 13 rekreasyonel katılımcı 3 farklı tutamak eğimi (0°, 20°, 30°) ve 3 farklı tutamak derinliği (20 mm, 40 mm, 60 mm) kombinasyonlarında 2 tekrarlı barfiks hareketi gerçekleştirmiş ve katılımcıların hareket, kuvvet ve elektromiyografi verileri toplanmıştır. Bu veriler iki yönlü tekrar eden ölçümlerde ANOVA yöntemi ile SPM kullanılarak analiz edilmiştir. Bu verilerden elde edilen belirli parametreler ise yine iki yönlü tekrar eden ölçümlerde ANOVA yöntemi ile kesintili olarak test edilmiştir. Çalışmanın sonucunda eğimli tutamaklarda barfiks hareketinin antero-posterior doğrultuda daha kontrollü gerçekleştirildiği görülmüştür. Tutamak derinliği artışı ile ise barfiks hareketinin AP doğrultuda daha kontrolsüz gerçekleştirildiği sonucuna ulaşılmıştır. Eğimli tutamaklarda çıkış evresinde uygulanan maksimum kuvvet ve hareket hızının daha az olduğu ve tepe noktanın daha alçak olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Derinliği fazla tutamaklarda çıkış evresinde uygulanan maksimum kuvvet ve hareket hızı daha fazla, tepe noktası ise daha yüksek olmuştur. Tutamak koşulunun vücudun sağ ve sol uzuvları arasındaki kuvvet asimetrisine bir etkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Eğimli tutamaklarda parmak fleksör grubu kasları ile trapez kasının alt liflerinin aktivasyon seviyesinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Tutamak derinliği azaldıkça flexor digitorum profundus kas aktivasyonunun arttığı gözlenmiştir. Çıkış evresinde kasların maksimum aktivasyona ulaşma sırasının lower trapezius, biceps brachii ve lattisimus dorsi şeklinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Aslı Alpsoy
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Meniere hastalığı olan kişilerin fiziksel ve psikososyal durumları ile yaşam kalitelerinin incelenmesi

Bu çalışma, Meniere hastalığı olan kişilerin fiziksel ve psikososyal durumları ile yaşam kalitelerini incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya H.Ü. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Fakültesi, H.Ü. Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı ve H.Ü. Erişkin Hastanesi Odyoloji Ünitesi'nde değerlendirilerek Meniere tanısı alıp takip edilen 17 gönüllü hasta ve 17 sağlıklı kişi katıldı. Çalışmaya katılan tüm bireylerin; odyolojik durumları, fiziksel durumları [servikal eklem hareket açıklığı (EHA), servikal eklem pozisyon hissi (EPH), temporomandibular (TME) EHA, postür, postüral kontrol, denge, ağrı varlığı ve şiddeti, ağrı hassasiyeti, fiziksel aktivite düzeyi ve kas performansı], psikososyal durumları (uyku kalitesi, yorgunluk şiddeti, anksiyete/depresyon, genel düşme korkusu) ve yaşam kaliteleri değerlendirildi. Servikal EHA ve EPH Cervical Range of Motion cihazı ile; TME EHA'sı cetvel ile; postür NewYork postür analizi ile; başın anterior tilti fotoğraf çekimi ile; postüral kontrol freemed baropodometre platformu ile; statik denge tandem duruş testi ile; dinamik denge tandem yürüyüş testi ile; ağrı varlığı ve şiddeti sayısal değerlendirme ölçeği ile; ağrı hassasiyeti algometre ve palpasyon ile; fiziksel aktivite düzeyi Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi-kısa formu ile değerlendirildi. Ayrıca uyku kalitesi Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi ile; yorgunluk şiddeti Yorgunluk Şiddet Ölçeği ile; anksiyete ve depresyon düzeyi Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği ile; genel düşme korkusu Uluslararası Düşme Etkinlik Skalasıyla ve yaşam kaliteleri SF-12 anketi ile değerlendirildi. Ek olarak sadece çalışma grubuna da Hastalık şiddeti değerlendirme anketleri (Tinnitus Engel Ölçeği, Baş Dönmesi Engellilik Envanteri, Vertigo Semptom Skalası Kısa Formu, İşitme Engel Ölçeği, Atak Anında Uluslararası Düşme Etkinlik Skalası) uygulandı. Çalışmamızın sonunda, çalışma grubunda kontrol gurubuna göre; servikal EHA, servikal EPH, temporomandibular EHA, duruş postürü, postüral kontrol, denge, kas kuvveti ve endurans değerlendirmelerinde bazı parametreler ile fiziksel aktivite düzeyi ve fiziksel yaşam kalitesinin kontrol grubuna göre daha kötü, ağrı hassasiyeti, anksiyete-depresyon düzeyi ve genel düşme korkusunun daha yüksek, uyku kalitesinin daha bozuk olduğu tespit edildi (p<0,05). Ayrıca çalışma grubunda, klinik semptomların şiddetlerinin artması ile hem fiziksel hem psikososyal durumlarında hem de yaşam kalitelerinde negatif yönde bir ilişki olduğu da belirlendi (p<0,05). Elde edilen bu bulgular ile Meniere hastalığının, bireylerin yaşam kaliteleri üzerinde çok yönlü ve olumsuz etkilere sahip olduğu sonucuna varıldı. Çalışmamız ile Meniere hastalığı olan bireylerin semptomlarının; sadece fiziksel parametrelerle sınırlı kalmadığı, bireylerin psikososyal durumlarının da etkilendiği ve yaşam kalitelerinde düşüşler meydana geldiği ortaya konulmuş, Meniere hastalığı olan bireylerin biyopsikososyal bakış açısıyla, bütüncül bir biçimde yaklaşılarak değerlendirilmesinin öneminin altı çizilmiştir.

Meniere hastalığıYaşam kalitesi
Gülistan Örenç
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Pektus ekskavatumlu bireylerde konservatif tedavinin etkinliği

Bu çalışmanın amacı pektus ekskavatumlu bireylerde konservatif tedavinin etkinliğini incelemekti. Çalışmaya alınan 35 pektus ekskavatumlu birey (8 kız, 27 erkek), çalışma ve kontrol olarak 2 gruba ayrıldı. Kontrol grubu sadece vakum bell tedavisi ile takip edilirken çalışma grubu vakum bell ve egzersiz tedavisi ile 12 hafta takip edildi. Katılımcıların deformite şiddeti ölçümleri antropometrik indeks ile, sagital postür değerlendirmeleri fotoğraf yöntemi ile yapıldı. Fonksiyon değerlendirmek için, 4.kosta, ksifoid ve subkostal seviyelerinden yapılan göğüs mobilitesi, otur-uzan ve Modifiye Schober testi ile yapılan gövde esnekliği, sit up ve lateral köprü testleri ile yapılan gövde endurans testleri kullanıldı. Yaşam kalitesi Nuss Anketi, Pektus Değerlendirme Anketi ve Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Anketi ile değerlendirildi. Pektus ekskavatumlu bireylerde, deformite şiddetinde her iki grupta da azalma elde edildi (p<0,05). Baş postüründe her 2 grupta da gelişme gözlendi (p<0,05). Gövde postüründe ise kontrol grubunda tedavi ile değişiklik gözlenmezken, çalışma grubunda torakal, torakolumbar ve lumbar bölgelerde postürde düzelme gözlendi (p<0,05). Göğüs mobilite ölçümlerinde 4.kosta ve ksifoid seviyede her iki grupta da tedavi ile değişiklik olmazken (p>0,05), kontrol grubunda subkostal seviyede mobilite artışı bulundu (p<0,05). Otur uzan testi sonuçlarına göre her iki grupta da gelişme gözlendi (p<0,05). Kontrol grubunda sit up ve lateral köprü test (sağ) sonuçlarında gelişme gözlendi (p<0,05). Yaşam kalitesi açısından tüm anket skorlarında, çalışma grubunda gelişme elde edilirken (p<0,05), kontrol grubunda herhangi bir değişiklik tespit edilmedi. Çalışmamıza göre, pektus ekskavatumlu bireylerde, vakum bell'e ek olarak egzersizi içeren konservatif tedavinin, postür ve yaşam kalitesi üzerine olumlu katkıları bulunmaktadır.

Büşra Kandemir
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Orta yaşlı ve yaşlı bireylerde E-sağlık okuryazarlığı ve sosyo-ekolojik modele göre etkileyen faktörlerin belirlenmesi

Sağlık okuryazarlığı, yaşamın birçok alanını etkilemektedir. Eşit olmayan e-sağlık okuryazarlığı seviyesi, bireylerin e-sağlığın faydalarından yararlanma fırsatına sahip olmadığı anlamına gelir. Bu çalışmanın amacı; orta yaşlı ve yaşlı bireylerde e-sağlık okuryazarlığını karşılaştırmak ve sosyoekolojik modele göre e-sağlık okuryazarlığını etkileyen faktörlerin etkisini incelemekti. Çalışmaya orta yaşlı ve yaşlı 240 birey dahil edildi. Çalışmamızda bireyler; E-Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği (eHEALS), Yaşam Kalitesi Değerlendirme Ölçeği Kısa Form-36 (SF-36), Hastane Anksiyete ve Depresyon (HAD) Ölçeği, Bilişsel Durum Ölçeği (CFQ), Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ) , Kültürlerarası Farkındalık Ölçeği, Kısa Fiziksel Performans Bataryası ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ile değerlendirildi. Bireylerin orta yaşlı ve yaşlı gruplarda cinsiyet, vücut kütle indeksleri ve kültürel bariyer puanı benzerdi (p>0,05). E-sağlık okuryazarlığı düzeyi ve alt parametreleri, bilişsel durum, sosyal destek durumu ve Kısa Fiziksel Performans Bataryası denge, yürüme, sandalyeden kalkma ve toplam puanları orta yaşlı grupta yaşlı gruba göre daha yüksekti (p<0,05). HAD ölçeği toplam puanı ve alt parametreleri yaşlı grupta orta yaşlı gruba göre daha yüksekti (p<0,05). Orta yaşlı grupta yaş (O. R= 0,881), eğitim düzeyi (O. R= 2,012), gelir düzeyi (O. R= 6,25), cerrahi geçmiş (O. R= 2,788); yaşlı grupta yaşam kalitesi (O. R= 1,082), komorbidite varlığı (O. R= 0,528) ve bilişsel durum (O. R= 1,058) e-sağlık okuryazarlık düzeyi üzerinde anlamlı etkiye sahipti (p<0,05). Sonuç olarak; e-sağlık okuryazarlığı yaşlı bireylerde azalır. Yaş, eğitim, gelir düzeyi, yaşam kalitesi ve bilişsel durum e-sağlık okuryazarlığını etkileyen faktörlerdir. Yaşlılara yönelik dijital becerileri eğitimini arttırmak için çeşitli kanallar benimsenerek İnternet kullanımından duydukları korku ortadan kaldırılabilir ve günlük yaşamlarında İnternet kullanım becerileri geliştirebilir.

Burcu Ayşe Nur Ataman
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Assessment of the effects of melatonin on the funtional deficits induced by cellular stress in obese donor derived mesenchymal STEM cells

Obesity negatively affects different types of stem cells and BM-MSCs from individuals with a high BMI display a severely impaired differentiation capacity, reduced proliferation and increased ER stress. However, the role of oxidative stress (OS) in the development of obesity-related loss-of-stemness and the potential protective role of melatonin (MT) is currently unknown. Here, we evaluated ER stress, OS and senescence in BM-MSCs obtained from healthy (BMI 20-25), obese (BMI of 25-30) and morbid obese (BMI>30) donors. We assessed the proliferative and three-lineage differentiation potential of BM-MSCs in relation with BMI and we investigated whether treatment with MT with or without TUDCA can modulate ER stress, OS and improve cellular functions of obese donor-derived BM-MSCs. BM-MSCs obtained from all donors were morphologically and phenotypically similar. Obese and morbid obese donor-derived BM-MSCs display signs of increased ER stress and moderate OS, resulting in accelerated senescence, decreased proliferation, increased levels of ROS and decreased differentiation capacity. TUDCA partially reversed the effects of obesity-related loss-of-stem cell function. MT stimulated proliferation of healthy BM-MSCs, but was not able to recover loss-of-stemness. Neither TUDCA nor MT alone or in combination were sufficient to completely rescue the differentiation potential of obese donor-derived BM-MSCs. In conclusion, obesity-related loss-of-stem cell function can be contributed to increased ER stress and moderate OS, that can be partially treated with TUDCA.

Ece Gizem Polat
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hepatosit büyüme faktörü (HGF) ile lisanslanmış mezenkimal kök hücrelerde anti-fibrotik mirna ifade düzeyleri

Daha sonra doldurulacaktır

Ali Berk Alişan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00