Hacettepe University
HUN

Hacettepe University

1,397

Archived Theses

2

DOIs Assigned

11

Institute

0%

DOI Rate

Recently Added Theses

View All
DoctorateOpen AccessTR

II. Abdülhamid Döneminde Osmanlı İstihbarat Ağı (1876-1909)

Osmanlı İmparatorluğu'nun istihbarat toplama faaliyetleri ve bu faaliyetlerin karar alma sürecine etkisi Osmanlı tarihinin en az anlaşılmış konularından biridir. Bilhassa, Osmanlıların Avrupa hakkındaki sözde bilgisizliği, Avrupa siyasetini yeterince takip edip kavrayamamış oldukları ve dış politika tercihlerinin hatalı olduğu yönündeki önyargılı ve kesin genellemeler, istihbarat çalışmalarıyla ilgili literatürün zayıflığından nemalanmaktadır. Oysa Osmanlı İmparatorluğu kuruluşuyla birlikte mevcut durumu, çevresindeki tehditleri ve düşmanları hakkında bilgi sahibi olmak amacıyla istihbarat faaliyetlerine özel önem vermiştir. Bu konuda Osmanlıların, imparatorluğun diğer bazı uygulamalarında olduğu gibi Ortaçağ İslam devletlerinin ve onların halefi olan Selçukluların örneğini takip ettikleri söylenebilir. Osmanlı idarecileri gerek ülkede dirliğin ve düzenin korunmasında, gerekse hasım/rakip devletlerin istihbarat çalışmalarına karşı konulmasında istihbarat faaliyetlerini ve mekanizmalarını her zaman aktif tutmak istemişlerdir. Dünyadaki diğer örneklerinde görüldüğü gibi haber toplama yöntemleri ve bilginin işlenişi, bunun için mekanizmaların kurulması belirli bir süreç ve tecrübe gerektirmiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nda XX. yüzyıl başlarına kadar günümüz standartlarında bir istihbarat yapılanması mevcut olmamakla birlikte, istihbarat faaliyetlerine özel önem verildiği ve bu faaliyetlerden aktif olarak yararlanıldığı gözlemlenmektedir. Bu çalışmada II. Abdülhamid dönemi Osmanlı istihbarat ağının yapısı ve işlerliği ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Nihai hedefimiz, değişen iç ve dış konjonktürün etkisiyle imparatorluğun çok kritik bir safhaya girdiği II. Abdülhamid döneminde, dönemin yönetici elitinin ve bilhassa II. Abdülhamid'in büyük önem verdiği istihbarat ağının, gerek iç politikada "Yıldız Sarayı" özelinde devletin otoritesinin korunmasında, gerekse dış politikada imparatorluğun politikalarına yön vermede temel araçlardan biri olarak nasıl kullanıldığını, bu ağın yapısal ve işlevsel yönünü ön planda tutarak ortaya koymaktır. Ayrıca bu çalışmada Osmanlıların istihbarat sağlamak amacıyla kullandıkları kanal ve stratejiler II. Abdülhamid dönemi özelinde irdelenmiş, sadece Osmanlı merkezî istihbaratı değil, vilayetlerdeki ve sınırlar ötesindeki istihbarat ağı da incelenmiştir.

Abdülhamid IICasuslukOsmanlı Devleti+2
Emre Gör
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Yutma bozukluklarının rehabilitasyonunda propriyoseptif nöromusküler fasilitasyon tekniğinin etkisinin araştırılması

Yutma Bozukluklarının Rehabilitasyonunda Propriyoseptif Nöromusküler Fasilitasyon Tekniğinin Etkisinin Araştırılması, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Fizik Tedavi Ve Rehabilitasyon Programı Doktora Tezi, Ankara, 2018. Bu çalışma, kas kuvvetini artırmak için kullanılan Propriyoseptif Nöromusküler Fasilitasyon tekniğinin, yutma kaslarının fonksiyonunun geliştirilmesinde shaker egzersizine göre üstünlüğünün olup olmadığını araştırmak amacıyla planlandı. 50 gönüllü yaşlı birey (30 kadın, 20 erkek) 25 kişilik iki gruba ayrıldı. Gruplar Shaker ve PNF grubu olarak isimlendirildi. Yaş ortalamaları 68 ± 3.89 idi. Yaşlı bireylerin yeme güçlüğü EAT-10 ölçeği belirlendi. Kognitif durumlarını, orofasial motor kontrolünü ve su yutma yeteneğini değerlendirmek amacıyla Yale Swallowing Testi kullanıldı. Mezura yardımıyla larenksin anatomik lokalizasyonu belirlendi. Yutma hızı, yutma sayısı ve yutma kapasitesini değerlendirmek amacıyla 100 ml Su Yutma Testi kullanıldı. Boyun derin fleksör kas endurans süresi kronometre yardımıyla ölçüldü. Laringeal fonksiyonu indirekt değerlendirmek için maksimum fonasyon süresi ölçüldü. Kas kasılması sırasında meydana gelen amplitüd değişimleri yüzeyel EMG ile ölçüldü. Altı haftalık egzersiz eğitimi sonucunda EAT-10 ölçek skorları her iki grupta da azaldı (p<0.001). Hyoid ve larenksin anatomik lokalizasyonları, PNF grubunda Shaker grubuna göre daha yukarıda yer aldı (sırasıyla p<0.05 ve p<0.01). Su yutma miktarı ve hacmi her iki grupta da gelişti (p<0.001). Yutma hızlarında ise değişiklik olmadı (p>0.05). Boyun derin fleksör endurans süreleri arttı (p<0.001). Fonasyon sürelerinde gelişme kaydedildi (PNF p<0.01; Sheker p<0.001). Egzersiz sonrası PNF grubunda suprahyoid kasların maksimum istemli kontraksiyon değeri artış gösterdi (p<0.05). Sonuç olarak, her iki egzersiz türü yaşlı bireylerde görülen yutma güçlüğünün rehabilitasyonunda kullanılabilir. Ancak PNF tekniği, Shaker göre maksimum kasılma sırasında ortaya çıkan amplitüd değerini daha fazla artırmaktadır.

EgzersizEgzersiz tedavisiFizik tedavi+5
Çetin Sayaca
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Paul Hindemith'in hayatı ve Op.9 No'lu Kontrabas sonatının incelenmesi

20. yüzyıl müziğinin en önemli bestecilerinden biri olan Paul Hindemith, dünya çapında oldukça ilgi gören bir besteci olmuştur. Armoni ve tonalite sistemlerinde yenilikler yaparak eserlerinde kendi armoni sistemini uygulamıştır. Yeni Klasikçilik akımının öncülüğünü yapmış olan Hindemith, eserlerinde tonalite kavramını geliştirmiş ve etkili bir biçimde kullanmıştır. 1927 yılında Türkiye'ye gelerek Ankara Devlet Konservatuvarı'nın kurulma sürecinde büyük rol oynamasının yanı sıra, ülkemizde Batı standartlarında bir müzik eğitiminin yerleşmesinde önemli çalışmaları olmuştur. Bununla birlikte, 1949'da yazdığı Op.9 Kontrabas ve Piyano Sonatı ile kontrabas repertuarına büyük bir katkıda bulunmuştur. Hindemith'in stili genel olarak Yeni Klasikçilik akımı çerçevesinde değerlendirilebilir. Bestecinin eserlerinin çoğu, uyguladığı farklı müzik stilleri ve kendine özgü tonalite anlayışı sebebiyle karmaşık yapılı olarak bilinmekle birlikte, müzik analizini konu etmeye değerdir.

ArmoniBestekarlarHindemith, Paul+3
Evren Şen
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Konuşma sesi uyaranına işitsel beyinsapı cevabı: Normatif veri çalışması

Konuşma sesi zengin harmonik bileşenler, dinamik amplitüd modülasyonları ve hızlı spektro-temporal değişimlerin olduğu kompleks bir yapıdır. Bu karmaşık yapıyı değerlendirmek için tone-burst, klik gibi basit uyaranlar yetersiz kalır. Beyinsapı seviyesinde, konuşmanın temporal ve spektral kodlamasının bütünlüğünü değerlendirmek için konuşma sesi uyaranı kullanılarak işitsel beyinsapı cevaplarının elde edilmesi gerekmektedir. S-ABR, konuşma hecesinin, işitsel beyinsapı tarafından nasıl kodlandığı hakkında doğrudan bilgi sağlayan, geçerli ve güvenilir bir araçtır. Çalışmamızda 18-35 yaş arası, ana dili Türkçe olan 30 sağlıklı bireyden (15 kadın, 15 erkek) 40 ms durasyona sahip yapay /da/ uyaranı ile S-ABR kaydı yapılarak, cevabın 7 majör (V, A, C, D, E, F, O) dalga pik latans ve amplitüd bilgisini içeren time domain gösterimi ile spektral piklerin (F0, F1, F2_HF) amplitüd bilgisini içeren frequency domain gösterime ait, cinsiyete özgü normatif değerlerin belirlenmesi planlanmıştır. EEG verileri, 32 kanallı headbox kullanılarak her bireyden 5 oturumda toplanmış, veri analizleri kayıt sonrası MATLAB programında yapılmıştır. Çalışmaya katılan her birey için, dalga piklerinin amplitüd büyüklüğü ve latans değerleri belirlenmiştir. Time domain ve frequency domain dalga formları tüm katılımcılardan elde edilmiş, kadınlarda konuşma seslerinin, beyinsapında zamansal olarak daha erken kodlandığı, konuşma uyaranına ait fundamental frekans ve harmoniklerinin enerji kodlamasında ise cinsiyetin etkili olmadığı belirlenmiştir. Elde edilen bu verilerin, farklı gruplarla yapılacak çalışmalar için temel oluşturacağı düşünülmüştür.

ElektroensefalografiKonuşmaSes+1
Arzu Kırbaç
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

İş stres düzeyi, beslenme durumu, diyet kalitesi ve bazı antropometrik ölçümler arasındaki ilişki

Bu çalışmada, iş stres düzeyi ile beslenme alışkanlıkları, diyet kalitesi ve bazı antropometrik ölçümler arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma, bir devlet üniversitesinde idari personel, temizlik personeli ve aşçı olarak çalışan 20-65 yaş arası 34 kadın ve 150 erkek ile yürütülmüştür. Bireylerin genel özellikleri, beslenme alışkanlıkları ve antropometrik ölçümlerine ilişkin veriler anket formu kullanılarak elde edilmiştir. Formda yer alan likert tipi ölçekler ile iş stresi ve beslenme tutumları belirlenmiştir. Bireylerin 24 saatlik besin tüketim kayıtları ile sağlıklı yeme indeksi (SYİ) puanları hesaplanmıştır. Temizlik personeli iş stres puanı en yüksek, idari personel iş gerilim oranı en düşük düzeyde olan görev grubu olarak saptanmıştır (p<0,05). Kadın temizlik personellerinde beden kütle indeksi (BKİ), bel kalça ve bel boy oranı diğer çalışanlara göre daha yüksek saptanmıştır (p<0,05). Temizlik personelinin SYİ puanının diğer gruplara göre daha düşük olduğu belirlenmiştir (p<0,05). İdari personellerin iş stresi puanı ile meyve suyu ve sodyum puanı pozitif, sebze ve proteinli gıda alım puanı ile negatif ilişkili bulunmuştur (p<0,05). İdari personellerde iş stres puanı ile bel boy oranı; iş yükü puanı ile BKİ, bel çevresi ve bel boy oranı arasında negatif bir ilişki saptanmıştır (p<0,05). İş gerilimi varlığında idari personellerin hayvansal protein alımları, temizlik personellerinin yağ, posa, B1, B2 ve C vitamini, niasin, magnezyum ve demir alımları daha düşük bulunmuştur (p<0,05). Bireylerin %57,6'sı sağlıklı beslenme tutumuna ilişkin ölçekten yüksek puan alırken, idari personelde bu oran %72,4'dür (p<0,05). İş stresi bireylerin beslenme kalitelerini ve vücut kompozisyonlarını etkileyen bir faktördür. İş yerinde sağlıklı beslenme alışkanlıklarını kazandırmak ve iş stresini azaltmak için stratejilerin geliştirilmesi gereklidir.

AntropometriBeslenmeBeslenme durumu+4
Çiğdem Özcan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Gökçeada ve Bozcaada Coleoptera takımına ait türler üzerinde faunistik çalışmalar

Bu çalışmada Çanakkale iline bağlı Bozcaada ve Gökçeada'dan 2016-2017 yılları arasında toplanan Coleoptera takımına ait türler incelenmiştir. Araştırma sonucunda bu takıma bağlı Anthicidae, Brentidae, Buprestidae, Cantharidae, Carabidae, Cerambycidae, Chrysomalidae, Cleridae, Coccinellidae, Curculionidae, Dasytidae, Dermestidae, Elateridae, Histeridae, Gyrinidae, Helophoridae, Malachiidae, Meloidae, Melolonthidae, Mordelidae, Oedemeridae, Scarabaeidae, Silphidae, Silvanidae, Staphylinidae, Tenebrionidae, Trogidae familyalarından 143 tür tespit edilmiştir. Anthicidae familyasından Microhoria fasciata (Chevrolat, 1834), Buprestidae familyasından Trachys quercicola Marseul, 1871, Carabidae familyasından Chlaenius velutinus (Duftschmid, 1812), Pterostichus melanarius (Illiger, 1798), Notiophilus palustris (Duftschmid, 1812), Cleridae familyasından Opilo domesticus (Sturm, 1837), Dasytidae familyasından Dolichosoma lineare (Rossi, 1794), Histeridae familyasından Dendrophilus punctatus (Herbst, 1791), Scarabeaidae familyasından Onthophagus joannae Goljan, 1953 ve Tenebrionidae familyasından Pachyscelis obscura Solier, 1836, Pimelia phymatodes Solier, 1836, Gonocephalum perplexum (Lucas, 1849), Opatrum sculpturatum (Fairmaire, 1860) türleri Türkiye faunası için yeni kayıttır. Tespit edilen türlerin, Dünya ve Türkiye'deki yayılışları, varsa sinonimleri, üzerinden toplandığı bitki türleri ve biyolojik notları verilmiş, takım üyelerinin bu adalardaki habitat tercihleri, familya ve tür komposizyonu tartışılmıştır.

Deniz Sezer
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
11