
2.539
Arşivlenen Tez
50
DOI Atanmış
2%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Sosyal zekanın yaşam becerisine etkisi: Kadın ve erkek futbolcular örneği
Sosyal zeka, bazı durumlarda sadece insan ilişkilerine yönelik beceriler olarak ifade edilirken bazı durumlarda da olayların ve bulunulan durumun bilincinde olarak etki eden sosyal hareketlilik ile bireylerin diğer kişileri idare ederken amaçlarına ulaşabilmesi konusunda katkı sağlayan etkileşim ve strateji bilgisi olarak tanımlanabilmektedir. Bireylerin sağlıklı bir şekilde yaşamlarını sürdürebilmeleri için sahip olmaları ve geliştirmeleri gereken bir takım yaşam becerileri vardır. Bunlar bilişsel, davranışsal, kişisel ve kişiler arası olmak üzere çok yönlü becerilerdir. Hayatın her alanını kapsayan bu yaşam becerileri bireyin eğitimiyle başlayan ve devam eden bir süreçtir ve bireyin içinde yaşadığı farklı çevrelerde örneğin okulda, evde ve işte başarılı olabilmesi için gerekli becerilerdir. Bu çalışmada; Futbol oynayan kadın ve erkek sporcularda sosyal zekanın yaşam becerisine etkisi araştırıldı. Bu kapsamda demografik etkenlerin sosyal zeka ve yaşam becerisini nasıl ve ne oranda etkilediği ortaya çıkmaktadır. Sosyal zeka ve yaşam becerisi ölçekleri futbol oynayan kadın ve erkek sporculara uygulanmıştır. Demografik değişkenlerin sosyal zeka ve yaşam becerisine ilişkin farklılık durumlarını belirlemek için t ve anova testleri, sosyal zekanın yaşam becerisine etkisini belirleyebilmek için de regresyon analizi yapılmıştır. Futbol oynayan kadın sporcularda sosyal zeka değişkeninin puan ortalamasının daha yüksek, futbol oynayan erkek sporcularda ise yaşam becerisi değişkeninin puan ortalamasının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Futbol oynayan kadın sporcularda sosyal zekanın yaşam becerileri üzerinde anlamlı ve pozitif yönde bir etkisi vardır. Sosyal zeka değişkeninin (p=0,00<0,05) sig. değeri 0,05'ten küçük olması nedeniyle t değeri de her düzeyde anlamlı bulunduğundan sosyal zeka değişkeninin katsayısı istatistiksel olarak anlamlıdır. Bu sonuca göre futbol oynayan kadın sporcularda yaşam becerileri değişkenini arttırmak için sosyal zeka değişkeninin de artırılması gerekmektedir.Futbol oynayan erkek sporcularda sosyal zekanın yaşam becerileri üzerinde anlamlı ve pozitif yönde bir etkisi vardır. Sosyal zeka değişkeninin (p=0,00<0,05) sig. değeri 0,05'ten küçük olması nedeniyle t değeri de her düzeyde anlamlı bulunduğundan sosyal zeka değişkeninin katsayısı istatistiksel olarak anlamlıdır. Bu sonuca göre futbol oynayan erkek sporcularda yaşam becerileri değişkenini arttırmak için sosyal zeka değişkeninin artırılması gerekmektedir.
Tenis sporunda aerobik güç ve kalp atım değerlerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; üniversite takımı düzeyinde tenis oynayan genç erkek tenisçilerin oyun öncesi ve sırasındaki fiziksel özellikleri ve fizyolojik cevaplarının incelenmesidir. Araştırmaya yaş ortalamaları 22,29±2,79 yıl olan ve üniversite takımında tenis oynayan 14 erkek gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmada tüm sporcuların oyun öncesi fiziksel özelliklerinden boy (boy skalası 0,1cm hassasiyet), vücut ağırlığı(baskül Tech-Fit marka 0,01kg), deri altı yağ kalınlıkları (Holtain marka, 0,2mm hassasiyet), çevre ölçümleri (mezura 0,1cm hassasiyet), kemik genişlik ölçümleri (kayan kaliper Lafayette marka, 0,1cm hassasiyet) yapılmış olup elde edilen verilerden yüzde yağ, yağ ağırlığı, yağsız beden ağırlığı, somatotip özellikleri hesaplanmıştır. Aerobik dayanıklılıklarının tespiti için 20 metre mekik koşu testi (Multi-Stage Shuttle Run Test) yapılmış ve MaxVO2 değerleri ml/kg/dk cinsinden hesaplanmıştır. Sporcuların relatif kuvvetini değerlendirmek için pençe kuvveti testi, esnekliklerini değerlendirmek için otur uzan testi (Baseline) kullanılmıştır. Oyun öncesi ve sırasında fizyolojik cevapların tespiti için Zephry marka kalp atım sayısı monitörü kullanılmıştır. Sporcuların tenis oyunu boyunca kalp atım hızları, vücut ısısı, solunum frekansı monitorize edilmiş olup ortalama, minimum ve maksimum değerler alınmıştır. Oyunda harcanan kalori değerleri, fizyolojik, mekanik, antrenman yükleri kaydedilmiştir. Tenis müsabakası sırasındaki eşleştirmeler Uluslararası Tenis Federasyonunun, ITN (International Tennis Number, Uluslararası Tenis Seviyesi) oyuncu seviyesi belirleme testine göre yapılmıştır. Müsabaka başlamadan önce sporculara kalp atım sayısı monitörü takılmış, 5 dakika ısınma yaptırılmıştır. Her müsabaka bir setten oluşmuş ve 23-34 dakika arasında sürmüştür. Örneklem grubunun tespitinde G*Power 3.1.9.4 T-Test ailesinden Point Biserial model analiz yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS Statistics 24 kullanılmıştır. Tüm verilerin tanımlayıcı istatistikleri (ortalama, minumum, maksimum) çıkarıldıktan sonra bulgular arasındaki ilişkilerin değerlendirilmesi için için Spearman korelasyon analizi uygulanmıştır (p<0,01 ve p<0,05). Teniscilerin ortalama somatotip değerleri endomorf, mezomorf ve ektomorf için sırasıyla 3,14, 4,68 ve 2,47 olarak bulunmuştur. Maksimal Oksijen Kullanımı ortalama değerleri 44,38 ml/kg/dk, oyun sırasındaki kalp atım hızı ortalama değerleri 154,36 atım/dk, vücut ısısı ortalama değerleri 37,71°C olarak tespit edilmiştir. Sporcuların solunum frekansı ile aktif oyun yüzdeleri arasında yüksek derecede pozitif ilişkiye rastlanmıştır. Anahtar kelimeler: Tenis, Kalp Atım Hızı, MaxVO2, Fiziksel Özellikler
Futbolcularda kültürel zekanın motivasyona etkisi
Bu çalışmada, futbol oynayan sporcularda kültürel zekanın motivasyon üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya online anket formunu doldurmayı onaylayan 112 erkek ve 101 kadın olmak üzere 213 futbolcu katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak demografik bilgi formu, kültürel zeka ve yetişkin motivasyon ölçeklerinden oluşan anket formundan yararlanıldı. Ölçeklerin bu çalışma örneklemine uygunluğunu belirlemek amacıyla geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılmıştır. Geçerlik ve güvenirlikleri doğrulanan ölçeklerin toplam ve alt boyut puanlarının betimsel istatistik ve demografik değişkenlere göre karşılaştırma analizleri yapıldıktan sonra kültürel zeka ile motivasyon arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmada futbol oynayan bireylerin kültürel zeka ve motivasyonlarının orta düzeyde olduğu, kültürel zeka ile motivasyon arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişki olduğu ve kültürel zekanın motivasyon üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı etkiye sahip olduğu bulguları elde edilmiştir. Çalışmada ayrıca kültürel zekanın cinsiyet, yaş, medeni durum ve öğrenim durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği, aylık geliri 10.000 TL ve altı ve 20.001 TL ve üstü olan sporcuların üst bilişsel, motivasyonel ve kültürel zeka düzeyinin, aylık geliri 15.001-20.000 TL arasında olan katılımcıların kültürel zeka düzeyine göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu; lisanslı futbolculuk süresi 1-5 yıl olan futbolcularda davranışsal kültürel zekanın, lisanslı futbolculuk süresi 11 yıl ve üstü olan futbolculara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulguları elde edilmiştir. Motivasyonun medeni durum, öğrenim durumu, aylık gelir ve lisanslı futbolculuk süresine göre anlamlı farklılık göstermediği, erkek futbolcuların motivasyon düzeyinin kadın futbolculara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu, 18-25 yaş grubundaki içsel motivasyonun, 26-29 yaş grubundaki futbolculara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulguları elde edilmiştir.
Birleşik ve standart dinamik stretching hareketlerinin genç sporcuların atletik performanslarına akut etkisi
Bu araştırma, farklı dinamik germe hareket modellerinin genç erkek basketbolcularda akut motorik performans üzerindeki etkilerini karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya 11-16 yaş aralığında, ortalama yaşları 12.96 ± 1.81yıl, boyları 164.92 ± 13.3cm ve vücut kütleleri 55.74 ± 13.78kg olan 27 lisanslı basketbolcu katılmıştır. Katılımcılara altışar hareketten oluşan standart dinamik germe (SDG) ve birleşik dinamik germe (BDG) protokolleri uygulanmıştır. Her bir hareket için 3 saniye germe süresiyle 16 tekrar, toplamda 1 set halinde, akıcı tempoda ve hareketler arasında 10 saniye aktif dinlenme süresi verilerek uygulanmıştır. Protokoller 3 gün arayla ayrı günlerde yapılmış ve her uygulamanın ardından aktif sıçrama testi (AST), skuat sıçrama testi (ST), 30 metre sürat testi (30m ST) ve 505 çeviklik testi (505 ÇT) 30 saniye aralıklarla uygulanmıştır. Verilerin normallik dağılımları Shapiro-Wilk testiyle değerlendirilmiş, normal dağılım gösteren AST ve 30m ST testleri için t-testi, diğer testler için Wilcoxon testi kullanılmıştır. Ayrıca, korelasyon analizlerinde AST ve 30m ST için Pearson, ST ve 505 ÇT için Spearman korelasyon katsayıları hesaplanmıştır. BDG ve SDG protokolleri sonrası AST, ST, 30m ST ve 505 ÇT test sonuçları arasında sırasıyla r = 0.849, r = 0.817, r = 0.958 ve r = 0.951 pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak, SDG ve BDG protokollerinin genç erkek basketbolcularda güç, sürat ve çeviklik üzerinde benzer akut etkileri olduğu belirlenmiştir (p>0.05). Anahtar Kelimeler: Basketbol, Hareket Modeli, Motorik Performans Testi
Farklı ekollerde klasik bale eğitimi gören çocukların bir eğitim yılı boyunca fiziksel uygunluk parametrelerinin incelenmesi
Bu tez çalışmasında Vaganova ve RAD metodunda bale öğrenimi gören çocukların fiziksel uygunluk parametrelerinin incelenmesi amaçlanmıştır. 31 kız bale dansçısı ve bale yapmamış ancak farklı sportif aktivitelere katılan 14 gönüllü kız çocuğu üzerinde 28 hafta süren deneysel ve prospektif bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Boy, vücut ağırlığı (VA), vücut yağ yüzdesi (VYY), bacak boyu uzunluğu (BBU), pasif turnout açısı (PTA) ve aktif turnout açısı (ATA) ölçülmüştür. Ayrıca, fonksiyonel hareket tarama testi (FHTT), Y-Denge testi (YDT), otur-uzan testi (OUT), el kavrama kuvveti testi (EKKT) ve durarak uzun atlama testi (DUAT) de yapılmıştır. İstatistiksel analiz için IBM SPSS 25.0 kullanılmış ve normal dağılıma uygunluğa çarpıklık-basıklık analizine göre karar verilmiştir. 28 haftalık sürecin öncesi ve sonrası ölçüm sonuçları Bağımlı Örneklem T testi ile karşılaştırılmış olup anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Bale eğitimi gören grupta antropometrik ölçümlerde boy, VA ve BBU' da anlamlı artış, VYY' de ise anlamlı azalma görülmüştür. PTA' da değişim gözlenmezken, sağ-sol ATA' da artış saptanmıştır. FHTT skorlarında bir değişim olmazken, Y-Denge testi bütünleşik skorlarında azalma tespit edilmiştir. OUT ve sağ EKKT' nde artış gözlenirken, sol EKKT ve DUAT anlamlı azalma vardır. Kontrol grubunda ise boy, VA, BBU ve VYY' nde anlamlı artış gözlenmiştir. Aktif ve pasif turnout açılarında değişiklik olmazken, FHTT skoru ve Y-Denge testi skorlarında artış gözlenmiştir. OUT ve EKKT' nde artış saptanırken, DUAT' nde değişim gözlenmemiştir. Sonuç olarak, bale eğitimi alan çocuklarda denge ve kuvvetin azalması, haftalık ders saatlerinin sınırlı olması ve sadece teknik derslerin yer alması nedeniyle olabilir. Bu nedenle, fiziksel uygunluk parametrelerinin gelişimi için bale derslerine denge ve kuvveti artıracak egzersizlerin eklenmesi önerilmektedir. Çocukların büyüme ve gelişmesinin sürdüğü bu dönemde fiziksel uygunluk parametrelerinin değişebileceği dikkate alınarak 6 aylık aralıklarla düzenli ölçme ve değerlendirme yapılması önerilmektedir. Ölçme ve değerlendirme sonucunda spora özgü teknik antrenmanlara destek olacak egzersiz programlarıyla çocukların hem performansının artacağına hem de yaralanmalardan korunacağına inanmaktayım.
Düzenli spor yapan yetişkin bireylerin sürdürülebilir tüketim davranışlarının incelenmesi: Bir karma yöntem çalışması
Bu araştırmanın amacı, düzenli spor yapan yetişkin bireylerin sürdürülebilir tüketim davranışlarının ne düzeyde olduğu, bu bireylerin sürdürülebilir tüketim davranışlarının bazı sosyo-demografik parametrelere bağlı olarak nasıl etkilendiği ve bu bireylerin tercih ettiği spor merkezine (kamu ve özel) göre farklılık gösterip göstermediğinin karma araştırma yöntemlerinden biri olan "açımlayıcı sıralı karma yöntem" ile incelenmesidir. Araştırma kapsamında yaşları 18-59 arasında değişen 163'ü kadın 164'ü erkek olmak üzere toplam 327 düzenli spor yapan bireye, Google Forms aracılığı ile Doğan, Bulut ve Çımrın (2015) tarafından geliştirilen 5'li Likert tipindeki Sürdürülebilir Tüketim Davranışları Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu online olarak uygulanmış ve elde edilen veriler, nitel veriler ile desteklenmiştir. Nitel veriler araştırmaya katılan 327 katılımcı arasından gönüllülük esasına bağlı olarak seçilen 4'ü erkek 4'ü kadın olmak üzere 8 katılımcıya araştırmanın amacı ve kapsamı anlatılıp gönüllü onam formu imzalatıldıktan sonra yüz yüze gerçekleştirilen görüşmelerden elde edilmiştir. Elde edilen veriler ışığında, Sürdürülebilir tüketim davranışı, çevre duyarlılığı ve tasarruf alt boyutlarında kadın katılımcıların puanlarının erkek katılımcılara göre daha yüksek olduğu (p<0,05), bireylerin yaşı arttıkça daha sürdürülebilir tüketim davranışları sergiledikleri görülmüştür (p<0,05). Sürdürülebilir tüketim davranışı, çevre duyarlılığı, ihtiyaç dışı satın alma ve tasarruf boyutlarından elde edilen puanların bireylerin sahip olduğu mezuniyet derecesine göre istatistiksel olarak anlamlı biçimde farklılaştığı görülmüştür (p≤0,05). Sürdürülebilir tüketim davranışı, ihtiyaç dışı satın alma ve yeniden kullanılabilirlik alt boyutlarında kamu spor merkezlerini tercih eden bireylerin puanlarının özel spor merkezlerine devam eden bireylere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. (p≤0,05). Yeniden kullanılabilirlik alt boyutunda, herhangi bir spor dalında lisansa sahip olan (geçmişte veya şimdi) bireylerin lisansa sahip olmayanlara göre, puanlarının daha yüksek olduğu görülmüştür (p≤0,05). 6 ay ile 1 yıl arasında spor merkezine devam eden bireylerin, 3 aydır spor merkezine devam eden bireylere göre ölçeğin tüm alt boyutlardan aldıkları puanların daha yüksek olduğu görülmüştür (p≤0,05).
Genç voleybol ve basketbol oyuncularında çok yönlü sıçrama kuvveti ve alt ekstremite pasif hareket aralığının karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı; genç voleybol ve basketbol oyuncularının çok yönlü sıçrama kuvveti ile alt ekstremite pasif eklem hareket aralığının karşılaştırılmasıdır. Araştırmada profesyonel alt yapıda oynayan 31 basketbol (yaş ortalaması: 16.23±1.08 yıl; boy ortalaması: 193.32±8.21cm; vücut ağırlığı ortalaması: 84.71±11.52kg), 25 voleybol oyuncusu (yaş ortalaması: 16.8±0.9 yıl; boy ortalaması: 193.52±6.88cm; vücut ağırlığı ortalaması: 80.72±8.41kg olmak üzere) ile, toplam 56 sporcu gönüllü olarak katıldı. Sporcuların sıçrama kuvveti için, dikey düzlemde; counter movement jump, drop jump (derinlik sıçraması) ve squat jump, yatay düzlemde; single leg triple hop test kullanıldı. Alt ekstremite pasif eklem hareket açıklığı, gonyometre ile derece cinsinden ölçüldü. Veriler, IBM SPSS Statistics 24 programında değerlendirildi. Normallik dağılımında, Shapiro Wilk test kullanıldı. Normal dağılım görüldüğünden ötürü, ikili karşılaştırmalarda bağımsız örneklem T test uygulanırken, korelasyon için Pearson korelasyon testi uygulandı. Veriler, p<0.05 güven aralığında değerlendirildi. Sonuç olarak, independent T test verileri sonucu voleybol ve basketbol oyuncularında sadece drop jump testinde sıçrama kuvveti (N) ve sertlik (kN/m) te anlamlı farklılık gözlenirken, dikey düzlem ve yatay düzlemde uygulanan diğer sıçrama testleri ile pasif eklem aralıkları arasında istatistiksel olarak farklılık görülmedi. Pasif sol ve sağ ve alt ekstremite eklem açıklığı ortalamaları incelendiğinde, sadece pasif diz fleksiyonunda kalça ekstansiyonunda anlamlı farklılık gözlemlenmektedir. Pearson korelasyon testleri sonucunda ise basketbolcular için özellikle diz fleksiyonunda pasif kalça fleksiyonunda ilişki görülürken voleybolcularda ise diz fleksiyonunda pasif kalça abdüksiyonunda ilişki görülmüştür. Pasif eklem açıklığının sıçramaya etkisi olduğu görülmektedir.
14-16 yaş grubu spor yapan ve yapmayan öğrencilerde atılganlık ve sosyal yetkinlik düzeylerinin akademik başarıya etkisi
Bu çalışmanın amacı; 14-16 yaş kadın ve erkek öğrencilerden spor yapan ve yapmayan öğrencilerin atılganlık sosyal yetkinlik düzeylerinin akademik başarılarına olan etkisinin karşılaştırılmasıdır. Katılımcıların atılganlık düzeyleri, sosyal yetkinlik beklentisi ölçeği spor yapma durumları, cinsiyet ele alınmıştır. Veri toplama aracı olarak üç bölümden oluşan anket formu kullanılmıştır. Veri toplama aracının birinci bölümünde katılımcıların cinsiyet ve akademik başarı puanından oluşan sosyo-demografik bilgi formu yer almaktadır. Anket formunun ikinci bölümünde bireylerin atılganlık düzeylerini ölçmek amacıyla belirlemek amacıyla Rathus (1973) tarafından geliştirilen ve Voltan (1980) tarafından Türkçe'ye uyarlanarak geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılan Rathus Atılganlık Envanteri yer almaktadır. Anketin üçüncü bölümünde ergenlerin sosyal yetkinlik beklentisini (kişilerarası ilişkilere girebilme ve sürdürebilme becerisini) ölçmek amacıyla Bilgin (1999) tarafından geliştirilen Sosyal Yetkinlik Beklentisi Ölçeği yer almaktadır. Çalışmada İstanbul Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Özdemir Sabancı Anadolu Lisesi ve Ayazağa Anadolu Lisesinde okuyan 14-16 yaş grubu öğrencilerden online yapılan anket sistemi ile katılan 284 öğrenci ile uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, cinsiyet sosyal yetkinlik düzeylerinde anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir, Kadın öğrencilerin sosyal yetkinlik düzeylerinin erkeklere göre fazla olduğu ortaya çıkmıştır. Spor yapan öğrenciler ile yapmayan öğrencilerin atılganlık düzeyleri arasında anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Spor yapan öğrencilerin atılganlık düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Akademik başarı puanlarının spor yapma durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği (p>0,05) tespit edilmiştir. Spor yapan ve yapmayan grupta atılganlık puanı ve akademik başarı puanı arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. İki grup içinde atılganlık puanı yüksek olan öğrencilerin akademik başarı puanı düşük bulunmuştur. Spor yapma durumunun atılganlık ve sosyal yetkinlik ile akademik başarı puanı arasındaki ilişkide pozitif yönde ve anlamlı düzeyde etkiye sahip olduğu (β=0,12; t=2,01; p<0,05) görülmektedir.
Küçük yaş grubu basketbolcularda farklı kuvvet antrenmanı yöntemlerinin şut performansı üzerine etkisi
Basketbol ülkemizde en popüler spor dallarından biridir. Milli takımımızın ve kulüp takımlarımızın son yıllarda elde ettiği başarıların bir sonucu olarak basketbol branşı taraftar kitlesini artırmış ve popüler spor dalları arasında yerini almıştır. Basketbol kuvvet, hız, hareketlilik, koordinasyon ve dayanıklılık gibi temel motorik özelliklerin tamamını gerektiren bir spordur. Tüm sporlarda olduğu gibi basketbolda da temel motor becerilerin geliştirilmesi uygulamalı antrenmanların vazgeçilmez bir parçasıdır. Sportif başarı temelinde temel motor becerilerin geliştirilmesi ön koşullardan biridir. Bunun en önemli kısmı kuvvet ve kuvvet antrenmanıdır. Bu çalışmada 12-14 yaş arasındaki erkek basketbolcularda kuvvet gelişimi için farklı antrenman yöntemleri uygulamalarının farklı bölgelerdeki şut performanslarının etkileri araştırılmıştır. Sporcuların fiziksel ölçümleri ile şut performans ölçümleri yapılmıştır.Elde edilen veriler SPSS 26.0 programı kullanılarak analizler yapılmıştır.Normalizasyon testleri yapılarak verilerin dağılımları incelenmiştir. Verilerin dağılım türlerine göre istatistiki yöntem belirlenmiştir. Normal dağılımda parametrik testler olan T-testi ve ANOVA (Tek Yönlü Varyans Analizi) testi tasarlanmıştır. Normal olmayan dağılımlarda da non-parametrik testler olan Mann Whitney-U ile Kruskal Wallis testleri tasarlanmıştır. İki bağımsız değişken incelendiğinde T-testi, Wilcoxon veya Mann Whitney-U testleri, ikiden fazla bağımsız değişkenlerde de ANOVA ve Kruskal Wallis testleri uygulanmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi için p<0,05 kabul edilmiştir. %95 oranında güvenilirlik düzeyi belirlenmiştir. 14 yaşında erkek basketbolcularda şut performanslarında ve fiziksel becerilerinde de anlamlı bir gelişim olduğu görülmüştür (P<0,05). Sonuç olarak; 12-14 yaş grubuna arasındaki basketbolculara uygulanan kuvvet ve şut çalışmasını içreren antrenman metodu sonucunda şut performanslarında olumlu gelişim sağlandığını, özellikler 14 yaşında erkek basketbolcularda bu gelişimlerin olumlu yönde çok daha fazla oduğunu söyleyebiliriz.
Farklı liglerdeki başarılı takımların performanslarının karşılaştırılması
Bu çalışmada, Türkiye Süper Ligi ile Avrupa'nın beş büyük futbol ligi (Premier League, La Liga, Serie A, Bundesliga, Ligue 1) arasında 2023-2024 sezonunda Avrupa kupalarına katılma hakkı kazanan takımların hücum ve savunma performanslarına yönelik teknik performans değişkenleri incelenmiş ve bu değişkenler arasında ligleri kendi aralarında kıyaslayıp, iç saha ve dış saha performansları ile lig içi karşılaştırmalar yoluyla analiz edilmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2023-2024 sezonunda Avrupa kupalarına katılan 40 takım ve toplam 1.455 maç verisi oluşturmaktadır. Bu veriler, geçerliliği bilimsel olarak kabul edilmiş olan OPTA analiz sisteminden temin edilmiş ve 26 teknik performans değişkeni (örneğin atılan gol, pas sayısı, xG, başarılı müdahale vb.) üzerinden değerlendirilmiştir. Veriler Microsoft Excel ortamında filtrelenmiş ve SPSS 22.0 programında ANOVA, Kruskal-Wallis H testleri gibi istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, Premier League takımlarının birçok hücum parametresinde (atılan gol, başarılı pas, kaleyi bulan şut, xG) diğer liglerden anlamlı şekilde üstün olduğunu göstermektedir. Süper Lig takımları ise özellikle pas verimliliği ve hücum organizasyonu gibi parametrelerde diğer liglere kıyasla daha düşük değerlere sahiptir. Savunma parametrelerinde Bundesliga takımlarının hava topu mücadeleleri ve sahipsiz top kazanma gibi fiziksel mücadele gerektiren değişkenlerde öne çıktığı tespit edilmiştir. Ligue 1 ise savunma etkinliği ve ikili mücadele kazanma oranlarında üst düzey performans sergilemiştir. Çalışma, her ligin oyun yapılarının farklılık gösterdiğini ve bu farklılıkların teknik performans değişkenlerine doğrudan yansıdığını ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar, teknik ekiplerin antrenman ve maç stratejilerini belirlerken farklı lig yapılarını dikkate almaları gerektiğini göstermektedir. Bu araştırma, futbol kulüplerinin teknik performans verilerini kullanarak kendi lig yapıları doğrultusunda stratejik planlama yapmalarına katkı sağlamayı amaçlamakta ve futbol analizine dayalı bilimsel çalışmalara zemin oluşturmaktadır.
Duhok ilindeki futbol kulübü oyuncularının yaratıcı fikirleri ve motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada, Duhok İlindeki Kulüp Antrenörleri ve Oyuncularının Yaratıcı Fikirleri ve Motivasyonlarının Başarıyla İlişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya gönüllü olarak katılan Duhok ilinde 2018-2019 sezonunda futbol kulüplerinde aktif olarak futbol oynayan amatör ve profesyonel sporcu 33 (%18,1) 17-20 yaş, 52 (%28,6) 21-24 yaş, 60 (%33,0) 25-28 yaş, 37 (%20,3) 29 ve üstü yaş olmak üzere toplamda 182 kişi katılmıştır. Çalışmaya katılan gönüllere yaratıcı düşünce ölçeği ve sporda motivasyon ölçeği uygulandı.Araştırmadan elde edilen verilerin normal dağılıma sahip oldukları belirlendikten sonra 2'li grup karşılaştırmaları için independent sample t testi, 2'den fazla gruplar için One-Way Anova testi ve aralarındaki ilişkiyi belirlemek için korelasyon analizi uygulanmıştır. Çalışma sonucunda yaratıcı düşünce yönünde pozitif bir ilişki görülmüş olup istatistiksel olarak anlamlı bir sonuç tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak çalışmamız bulgularına göre yaratıcı düşüncenin motivasyonu pozitif yönde etkilediği yaratıcı düşünen kişinin motivasyonu da yüksek olabileceği söylenebilir. Bu bağlamda kişilerin yaratıcı düşünmesini sağlamaya yönelik eğitimlerin verilmesi motivasyonu da olumlu yönde etkileyebilir. Anahtar Sözcükler: futbol, motivasyon, yaratıcı düşünce
Kuzey disiplini yapan bireylerde intensiv interval antrenmanlarının aerobik kapasite, bazı biyomotorik ve fiziksel özellikler üzerine etkisinin incelenmesi
İntensiv interval çalışmalar sporun bütün alanlarında faaliyet gösteren sporcuların verim ve başarılarının ve sporcular arasındaki kalitenin belirlenmesinde motor becerilerinin geliştirilebilmesi hususunda önemli çalışma yöntemlerinden biridir. Literatürde farklı spor alanları için yapılmış intensiv interval çalışmaları bulunmakla birlikte ülkemizde kayak sporuna ilişkin bu tip çalışmaların çok sınırlı olduğu ve 14-16 yaş grubu kayakçılar için bu tür bir çalışmanın yapılmadığı tarafımızdan anlaşılmıştır. Çalışmamız, Tunceli Gençlik ve Spor il müdürlüğüne bağlı olarak faaliyet gösteren Gençlik Spor kulübünde ve Munzur Kayak ve Doğa Sporları kulübünde lisanslı olarak kuzey disiplini takımında yer alan ve 14- 16 yaş aralığında olan 20 Deney ve 20 Kontrol grubu olmak üzere toplamda 40 gönüllü sporcu ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan önce gönüllü olarak katılım sağlayan sporculara araştırmanın amacı, antrenman programları, ölçüm süreçleri hakkında gerekli bilgiler verilmiştir. Araştırmaya katılan sporcular sezonluk antrenman programına devam etmekte olup haftanın 6 günü antrenman yapmaktadır. Araştırmamızda kullandığımız testler 30m. Sürat, Otur Eriş Esneklik Testi, Flamingo Denge Testi, Durarak Uzun Atlama, Kalp Kanı Dolaşım Fonksiyonu Testi, Cooper testi, 30saniye Mekik, 30 Saniye Şınav, Dikey Sıçrama ( Anaerobik güç testi ) ve T- testleridir. Bu testlerden ön-test ve son-test olmak üzere iki kez veri elde edilmiştir. Verilerin istatiksel analizleri için non-parametrik testlerden olan Wilcoxon testi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Tüm sonuçlar 0,05 anlamlılık düzeyine göre değerlendirildiğinde, 8 haftalık intensiv interval antrenmanı deney grubunda ön-test ve son-test ölçümlerinde istatiksel olarak anlamlı sonuçlar tespit edildiği görülmüştür. Normal antrenman programına devam eden kontrol grubunun 30m. Sürat testinde, otur-eriş esneklik testinde, flamingo denge testinde, kalp kanı dolaşım fonksiyonu testinde, Cooper testinde, 30saniye şınav-mekik testinde ve dikey sıçrama anaerobik güç testinde anlamlı bir sonuç tespit edilmez iken durarak uzun atlama testinde anlamlı bir sonuç tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: İnterval Antrenman, Kuzey Disiplini, Aerobik Kapasite, Biyomotorik Özellikler
U 18, U 21 ve büyükler kategorisindeki lisanslı kayakçılar ile spor yapmayan bireylerin sosyal beceri düzeylerinin karşılaştırılması
Lisanslı olarak kayak sporu yapan bireyler ile hiç spor yapmayan bireylerin sosyal beceri düzeylerinin karşılaştırılmasının incelendiği bu çalışmada amacımız kayak sporunun sosyal becerilere olan etkisini araştırmaktır. Çalışmada örneklem seçimi oranlı küme örnekleme yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada düzenli olarak kayak sporu yapan bireylerle spor yapmayan bireyler arasındaki sosyal beceri düzeyleri incelenmiştir. Kars ili Sarıkamış ilçesinde ikamet etmekte olan 104 lisanslı kayakçı ve 98 hiç spor yapmayan bireylere Riggio (1986) tarafından geliştirilen ve Yüksel (1988) tarafından Türkçeye uyarlanan ''Sosyal Beceri Envanteri'' uygulanmıştır. Veri seti parametrik olma durumunda t-testi ve Anova, Nonparametrik olma durumunda Mann Whitney-U, Kruskal-Wallis uygulanmıştır. Çalışma sonucunda; Kayak yapan sporcuların, kayak yapmayanlara göre Sosyal becerilerinin daha yüksek olduğu, bunun farklılığın spor yapma yılı ve spor yapma süresiyle farklılık gösterdiği istatistiki olarak bulunmuştur.
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin maruz kaldıkları yıldırma (mobbing) algıları ile ders dışı sportif aktivite ve örgütsel bağlılık düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın öncelikli amacı Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenlerinin maruz kaldıkları yıldırma algıları ile ders dışı sportif aktivite ve örgütsel bağlılık düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Diğer bir amaç ise yıldırma ve bağlılık çeşitlerine ilişkin tutumlarının ortaya konulması ve demografik özellikler açısından yıldırma algıları ve örgütsel bağlılığın farklılık gösterip göstermediğini belirlemektir. Örneklemi Tuşba, İpekyolu ve Edremit ilçelerinde görev yapan Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenleri oluşturmuştur. Araştırmanın amaçlarına ulaşmak için gerekli olan verilerin toplamasında Yıldırma (NAQ) ölçeği ile örgütsel bağlılık ölçeği kullanılarak gerekli veriler elde edilmiştir. Veri analizi sürecine geçilmeden önce ölçeklerin toplam puanları ayrı ayrı olarak hesaplanmıştır. Veri analizi sürecinde betimsel analizler, frekans ve yüzdelik dağılımlar SPSS 23.0 sürümü aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Daha sonraki süreçte ise verilerin dağılımlarına yönelik olarak "normality" testlerinden bir tanesi olan Kolmogorov–Smirnov testi kullanılmıştır. İki bağımsız gruplar için Mann-Whitney U testi, ikiden fazla olan bağımsız gruplar için ise Kruskal-Wallis testi tercih edilmiştir. Çalışmanın bulgularına bakıldığında öğretmenlik dışı görev (ders dışı sportif aktivite ) değişkeni açısından, yıldırma algılarında anlamlı farklılık bulunmuştur. Aynı zamanda, öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyleri ile yıldırma algıları arasındaki korelasyona yönelik katsayılar incelendiğinde, elde edilen ilişki katsayılarından anlamlı yönde bir ilişki olduğu görülmektedir.
Okul sporlarına katılan ve katılmayan ortaöğretim öğrencilerinin, fiziksel uygunluklarının Eurofit test bataryası ile karşılaştırılması
IŞIK, Mehmet Ali. Okul Sporlarına Katılan ve Katılmayan Ortaöğretim Öğrencilerinin, Fiziksel Uygunluklarının Eurofit Test Bataryası ile Karşılaştırılması, Yüksek Lisans Tezi, Van, 2019. Bu araştırma: 15-18 yaş ortaöğretim öğrencilerinin fiziksel uygunluklarının EUROFİT test bataryası ile ölçülmesi sonrası spor yapma alışkanlığı olan lisanslı ve lisanssız öğrenciler arasındaki farkları incelemek için yapılmıştır. Çalışmanın evrenini ve örneklemini Van ili Edremit ilçesinde öğrenim gören 15-18 yaş grubundan toplamda 180 lisanslı öğrenci ile 238 lisanssız öğrenci oluşturmuştur. Verilerin toplanması aşamasında EUROFİT test bataryası kullanılmıştır. Flamingo denge testi, disklere dokunma testi, otur eriş testi, durarak uzun atlama testi, el pençe kuvvet testi, mekik testi, bükülü kol asılma testi, 10x5 m mekik koşu testi, 20 metre mekik koşu testi ve antropometrik ölçümler uygulandı. İstatistik analizleri SPSS 24 paket program kullanılarak yapıldı. Fiziksel uygunluk ölçümleri sonucu aktif spor yapan kız öğrencilerin otur-eriş, mekik testi, bükülü kol asılma testi, durarak uzun atlama ve 20 metre mekik koşusu değerleri aktif spor yapmayan kız öğrencilere göre anlamlı olarak daha yüksek bulunurken, 10×5 mekik koşu testi, flamingo denge testi ve disklere dokunma testi değerleri aktif spor yapmayan kız öğrencilere göre anlamlı olarak daha düşük bulunmuştur (p<0.05). Boy uzunluğu, vücut ağırlığı, vücut kitle indeksi ve el pençe kuvveti değerleri arasında aktif spor yapan kız öğrenciler ile aktif spor yapmayan kız öğrenciler arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. (p>0.05). Aktif spor yapan erkek öğrencilerin durarak uzun atlama, 20 metre mekik koşu testi, mekik ve bükülü kol asılma değerleri aktif spor yapmayan erkek öğrencilere göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu bulunurken 10×5 mekik koşu testi ve disklere dokunma test değerleri aktif spor yapmayan erkek öğrencilere göre anlamlı olarak daha düşük bulunmuştur (p<0.05). Boy uzunluğu, vücut ağırlığı, vücut kitle indeksi, flamingo denge testi, otur-eriş ve el pençe kuvveti değerleri arasında aktif spor yapan erkek öğrenciler ile yapmayan erkek öğrenciler arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır (p>0.05). Sonuç olarak 15-18 yaş aktif spor yapan erkek ve kız öğrencilerin fiziksel uygunluk test bataryası sonuçları aktif spor yapmayanlara oranla daha yüksek bulunmuştur. Bu durum spor yapmanın fiziki gelişimi desteklediğini göstermektedir. Eurofit test bataryasının; sporcuların performansının belirlenmesi, velilere çocuklarının gelişimi hakkında bilgi vermesi, eğitmenlere de yetenek seçiminde yol gösterici olmasından dolayı kullanılması fayda sağlayacaktır.
Öğretmenlerin gözünden yönetici yeterliliklerin kıyaslanması; spor bilimleri mezunları ve diğer bölüm mezunları örneği
Bu çalışmada Van ili İpekyolu, Edremit ve Tuşba ilçeleri ortaokul ve liselerde görevli öğretmenlerin, Spor Bilimleri Fakültesi 0mezunu okul yöneticileri ile diğer bölüm mezunu okul yöneticilerinin yöneticilik yeterliklerine ilişkin görüşleri incelenmiştir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. Çalışmaya 168'i kadın (%43,3), 220'si erkek (%56,7) olmak üzere toplamda 388 öğretmen katılmıştır. Örneklem grubuna giren 388 öğretmene Ocak 2019 – Şubat 2019 tarihleri arasında Okul yöneticileri yeterlik ölçeği uygulanmıştır. Uygulamalardan elde edilen veriler elektronik ortamda SPSS 25 istatistiksel çözümleme programında kayıt altına alınarak, frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, Mann Whitney U, Kruskal Wallis testleri yardımıyla çözümlenmiştir. Çalışmada ulaşılan sonuçlar, öğretmen görüşlerine göre Spor Bilimleri bölümü mezunu okul yöneticilerinin diğer bölüm mezunlarına göre Kavramsal, Teknik ve İnsancıl bağlamında kısmen daha yüksek olduğu ifade edilmiş olmasına karşılık yeterliliklerinin orta düzeyde ve birbirine yakın yönetsel yeterliğe sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin okul yöneticilerinin yönetsel yeterlikleri konusundaki görüşlerinin kişisel özelliklerine göre farklılaşma durumunu belirlemek amacıyla yapılan analizlerde, katılımcıların Spor Bilimleri mezunu yöneticiler ile diğer bölüm mezunu yöneticilerin yönetsel yeterlikleri konusundaki görüşlerinin cinsiyetlerine göre farklılaşmadığı, bununla birlikte mesleki deneyim süreleri ile çalıştıkları okuldaki görev sürelerine göre farklılaştığı gözlenmiştir. Sonuç olarak; Öğretmen görüşlerine göre Spor Bilimleri bölümü mezunu okul yöneticilerinin diğer bölüm mezunlarına göre Kavramsal, Teknik ve İnsancıl yeterliliklerinin kısmen daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.
Beden eğitimi öğretmenlerinin iş doyumu ve mesleki tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi (Van ili örneği)
Bu araştırmanın amacı; Van ili merkez ilçelerinde görev yapan beden eğitimi öğretmenlerinin iş doyumu ve mesleki tükenmişlik düzeylerini inceleyip, iş doyumu ve tükenmişlik kavramları arasında ilişki olup olmadığını belirlemektir. Araştırma amacıyla 2017-2018 eğitim öğretim yılında Van merkez ilçelerinde görev yapan 228 beden eğitimi öğretmenine ölçek uygulanmıştır. Bu çalışma nicel yöntem ile gerçekleştirilmiş olup, çalışmada tarama ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma verileri kişisel bilgileri içeren demografik bilgiler formu, Minnesota İş Doyum Ölçeği, Maslach Tükenmişlik Ölçeği (MTÖ) toplanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS 22.0 programından yararlanılmıştır. Verilerin analizine geçilmeden önce normallik analizi yapılmış ve verilerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Bu nedenle verilerin değerlendirilmesinde gruplar arasında anlamlı bir fark olup olmadığını saptamak amacıyla ikili gruplarda değişkenlerin karşılaştırılmasında bağımsız değişkenler için t-testi, çoklu gruplarda değişkenlerin sorgulandığı maddelerde tek yönlü varyans analizi (anova), iş doyumu ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek için korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilere göre; beden eğitimi öğretmenlerinin genel itibari ile iş doyumu algıları konusunda kararsız kaldıkları, mesleki tükenmişlik düzeylerinde ise nadiren tükenmişlik yaşadıkları sonucu ortaya çıkmıştır. İş doyumu ile tükenmişlik arasında ters yönde yüksek bir ilişki bulunmuş; iş doyumunun arttıkça tükenmişliğin azaldığı yönünde yorumlanmıştır.
15-18 yaş arası kadınların spora katılımlarının sağlık, inanç ve fiziksel değişkenler bakımından incelenmesi
Bu çalışma 15-18 yaşları arasında lise eğitimine devam eden kadınların spora katılımlarının Sağlık, İnanç ve Fiziksel Değişkenler Bakımından İncelenmesi amacıyla yapıldı. Çalışmanın evrenini Van İli Tuşba, İpekyolu ve Edremit İlçelerinde bulunan Edremit Andadolu Lisesi, Edremit İmam Hatip Lisesi, Türk Telekom Fen Lisesi, Vestel Kız Meslek Lisesi ve Güzel Sanatlar Lisesin de eğitime devam eden 500 kadın öğrenci oluşturdu. Çalışma için hazırlanan anket formu spor, ilahiyat ve istatistik alanlarında uzman öğretim üyeleri ile görüşülerek, 41 soru ile sınırlandırıldı. Anket formu ile deneklerin aile yapıları, ailelerin de spor aktivitesine katılımının olup olmadığının, İslam inancının farz kabul ettiği ibadetleri uygulayıp uygulamadıkları, spor aktivitelerine katılımlarının, Spor, Fiziksel Aktivite ve İnanç Değişkenleri bakımından etkilenip etkilemediğinin belirlenebilmesi amaçlandı. Çalışmada katılımcıların okul türüne göre spor yapmak ibadet etmeye engel değildir ifadesine verdikleri cevapların arasındaki ilişki Edremit Fen Lisesi hariç tüm okul türlerinde % 50' nin üzerinde, Kesinlikle katılıyorum şeklinde olduğu belirlendi. Okul türüne göre, "Spor kıyafetleri inançlarıma uymuyor" ifadesine verilen cevaplar okul türlerine göre incelendiğinde, Kesinlikle Katılmıyorum ve Katılmıyorum ifadelerini tercih edenlerin % 57,1 oranında olduğu, Katılıyorum ve Kesinlikle Katılıyorum ifadesini tercih edenlerin oranı ise %31,3 olduğu belirlendi. Katılımcıların yaşamdaki problemleri çözme de dini inançlara dayanarak çözüm aranmalı ifadesiyle, "Spor yapmak ibadet etmeye engel değildir" ifadesine katılımcıların verdiği cevaplar arasındaki ilişkinin istatistiksel olarak p= 0.000 düzeyinde anlamlı farklılık olduğu tespit edildi. Katılımcıların "Yaşamdaki problemleri çözme de dini inançlara dayanarak çözüm aranmalı" ifadesi ile "Spor kıyafetleri inançlarıma uymuyor" ifadesine katılımcıların verdiği cevaplar arasında istatistiksel olarak (p= 0.000) anlamlı farklılığa sahip olduğu görüldü. Katılımcıların "Yaşamdaki problemleri çözme de dini inançlara dayanarak çözüm aranmalı" ifadesiyle "Dini inançlara göre yaşamak spor yapmaya engel değildir" ifadesine katılımcıların verdiği cevaplar arasında p= 0.001 düzeyinde anlamlı farklılık gösterdiği saptandı. Katılımcıların kesinlikle katılıyorum cevabını verenlerin oranı % 60'ın üzerinde katılıyorum diyenlerin oranı ise % 30'un üzerinde olduğu saptandı. Sonuç olarak, çalışma yapılan grubun (15-18 yaşları arasında lise eğitimine devam eden kadınlar) genel anlamda dini hassasiyete sahip oldukları, fakat İslam'ın spora bakış açısı konusunda yeteri düzeyde bilgiye sahip olmadıkları söylenebilir.
Takım ve sporları ve bireysel sporlar ile ilgilenen bireylerin stres algılarının ve iletişim becerilerinin incelenmesi (Van ili örneği)
Bu çalışma Van Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde takım ve bireysel spor branşlarında faal olarak spor yapmakta olan aynı zamanda ortaöğretim kurumlarında eğitimlerini sürdüren bireylerin stres algılarını ve iletişim becerilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Tarama modeli ile yapılan araştırma 2018-2019 eğitim öğretim döneminde gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada 300 takım sporu ve 300 bireysel spor ile ilgilenen toplam 600 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak öğrencilerin iletişim becerilerini ölçmek için "İletişim Becerilerini Değerlendirme Ölçeği (İBDÖ)", stres algılarını belirlemek üzere ise "Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ)"nden yararlanılmıştır. Toplanan veriler SPSS istatistiksel paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. İstatistiksel analizde ölçümler, hem KolmogorovSimirnov testi hem de Shapiro Wilk testleriyle değerlendirilmiş, değişkenlerin dağılımının normal olmadığı görülmüştür. İki düzeyli değişken karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi, ikiden fazla grupların karşılaştırılmasında Kruskall-Wallis H testi kullanılmıştır. Gruplar arasında farklılık çıkması durumunda farklılığın kaynağını belirlemek amacıyla Kruskall Wallis testi için Mann whitney U testleri kullanılmıştır. Veriler ortalama, standart sapmalar ve frekans verilerek özetlenmiştir. Bu çalışmada anlamlılık düzeyi P˂0,05 olarak alınmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular değerlendirildiğinde takım sporları ve bireysel sporla ilgilenen bireylerin iletişim becerileri ile algılanan stres düzeylerinde istatistiksel analizi sonucunda anlamlı olmadığı tespit edilmiştir (p>0.05). Algılanan stres düzeyi ile cinsiyet değişkenine göre istatistiksel analiz sonucunda stres algılarının erkeklerin lehine anlamlı olduğu görülmüştür (p<0.05). Takım sporu ve bireysel sporla ilgilenen bireylerin iletişim becerileri değerlendirildiğinde spor yılı 1-3 yıl arasında olan, BKİ değerlendirmesine göre kilolu olan, anne eğitim durumu lisans olan ve boĢ zamanlarında teknoloji kullanan bireylerin iletişim becerileri daha yüksek ve anlamlı bulunmuştur(p<0.05). Cinsiyet değişkenine göre sporcuların iletişim becerileri değerlendirildiğinde istatistiksel analiz sonucunda anlamlı olmadığı görülmüştür (p>0.05). Spor yılı, BKİ, kardeş sayısı, boş zaman değerlendiğime değişkenleri ile stres algısı arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Ayrıca çalışmamızın iletişim becerileri ile algılanan stres ölçeği arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (P>0,05). Sonuç olarak takım ve bireysel sporla ilgilenen bireylerin iletişim becerileri ve stres algılarının benzer olduğu tespit edilmiştir. Çalışmaya katılan bireylerin boş zaman değerlendirmede teknoloji kullananlar ile kardeşi olmayan bireylerin iletişim beceri puanı daha yüksek bulunmuştur. Cinsiyet değişkeninde kadın öğrencilerin daha stresli olduğu tespit edilmiştir. Takım sporları ve bireysel sporla ilgilenen bireylerin sporla ilgili eğitimin yanı sıra iletişim becerileri ve stres yönetimi konularında eğitim almalarının spor yaşamlarına önemli katkılar sunacağı düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Spor, takım ve bireysel spor, iletişim becerileri, stres algısı
İmam hatip ortaokulu öğrencilerinin beden eğitimi ve spor dersine ilişkin değerlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı İmam Hatip Ortaokulu öğrencilerinin beden eğitimi ve spor derslerine ilişkin değerlerini bazı değişkenlere göre incelemektir. Araştırma modeli olarak genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma grubunu 2017-2018 eğitim ve öğretim yılında Van İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı imam hatip ortaokullarında öğrenim gören 300 erkek ve 329 kız olmak üzere toplam 629 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Akif ve Güllü'nün 2017 yılında geliştirdikleri "Beden Eğitimi ve Spor Dersi Değer Ölçeği (BESDÖ)" kullanılmıştır. Veri analizlerinde Kruskal Wallis Testi ve Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi olarak 0,05 seçilmiştir. İmam Hatip Ortaokulu öğrencilerinin farkındalık değer ortalama puanı x=4,45 (1-5 minimumu-maksimum); Sağlıklı yaşam ve beslenme değer ortalama puanı x=4,11, Sporda dayanışma değeri ortalama puanı x=4,27, sporda saygı değer ortalama puanı x=4,26, milli kültür ve beraberlik değer ortalama puanlarının x=3,74 ve spor kültürü değeri ortalama puanının x=3,91 olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin cinsiyetleri, yaşları, sınıfları, okul takımı oyuncusu olma, spor kulübünde oynama düzeylerine göre değerler puanları arasında anlamlı fark vardır. Ancak öğrencilerin ailelerinin aylık gelirleri, kardeş sayıları, yaşanan yere göre değer puanları arasında anlamlı fark yoktur. Yapılan araştırmada; İmam hatip okullarında okuyan öğrencilerin beden eğitimi dersine yönelik değer puanları yüksek bulunmuştur. İmam Hatip Ortaokulu öğrencilerinin beden eğitimi dersine yönelik en yüksek değer puanını farkındalık değeri alırken, onu dayanışma, saygı, sağlıklı yaşam ve beslenme, spor kültürü ve son olarak milli kültür ve beraberlik değeri izlemiştir. Erkek öğrencilerin, beden eğitimi dersine yönelik değer puanlarının kız öğrencilere göre daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Yaşa göre beden eğitimi dersi değer puanları yaşları ilerledikçe düşmektedir. Okul takımında oynayan öğrencilerin spor kültürü değeri okul takımında oynamayan öğrencilere göre daha yüksek çıkmış ve anlamlı fark görülmüştür. Spor kulübünde oynayan öğrencilerin üç değer alanı olan spor kültürü, dayanışma ve sağlıklı yaşam değerlerinde anlamlı fark bulunmuştur. Öğrencilerin yaşadıkları yere göre ilçede yaşayan öğrencilerin lehine, il de yaşayan öğrencilere göre, farkındalık değerinde anlamlı bir fark bulunmuştur. Öğrencilerin aylık gelirine göre beden eğitimi ve spor dersi ile ilgili değerlerinde anlamlı bir fark bulunmamıştır. Öğrencilerin kardeş sayılarına göre beden eğitimi ve spor dersi ile ilgili değerlerinde anlamlı bir fark bulunmamıştır. Anahtar Sözcükler: Beden Eğitimi Dersi, İmam Hatip Ortaokulu, Değerler Eğitimi
Futsal oynayan oyuncuların spor ahlakı ve idealist olmaları arasındaki ilişkinin araştırılması (Irak örneği)
Bu araştırma futsal oynayan oyuncuların spor ahlakı ve idealist olmaları arasındaki ilişkinin incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya Kuzey Irak' ta Kerkük, Hawler, Dohuk, Süleymaniye illerinde ikamet eden futsal oynayan 80 kadın ve 80 erkek, spor yapmayan 80 kadın, 80 erkek toplamda 320 kişi üzerinde anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışmamıza futsal oynayan 80 erkek, 80 kadın ve spor yapmayanlar 80 erkek,80 kadın toplam 320 kişiden oluşur. Çalışmaya katılanlara spor ahlakı ve idealistlik özelliklerini normality testi uygulanmış. Veriler normal dağılım gösterdiği için grupları karşılaştırmak için independent t testi, aynı grupların karşılaştırmak için bağımlı t testi uygulanmıştır. Spor yapan kadınlarda spor ahlakı (148.91±8.33), spor yapmayan kadınlarda (142,47±10,13) olarak bulunmuştur. Spor yapan kadınlarda idealistlik ortalamaları (78,61±4.2), spor yapmayan kadınlarda (74,78±5,41) standart sapma değerleri bulunmuştur. Spor yapan ve yapmayan kadınlarda idealistlik ve spor ahlakı arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. P<0,00 spor yapan erkeklerde (154±8,14), spor yapmayan erkeklerde (143±10,12) spor ahlakı, spor yapan erkeklerde (80,48±3,62), spor yapmayan erkeklerde (75,75±5,43) idealistlik, ortalamaları ve standart sapmaları bulunmuştur. Spor yapan ve yapmayan erkekler arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. P<0,00 cinsiyete göre spor yapmayan erkek ve bayanlarda spor ahlakı arasında anlamlı bir fark yoktur. T test sonuçlarına göre spor ahlakı ve idealistlik değişkenlerinde spor yapmayan bireylerde iki cinsiyet arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklar bulunamamıştır (P>0.05). Sonuç olarak spor ahlakı ve idealistlik değişkenlerinde futsalcılarda iki cinsiyet arasında erkekler lehine istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklar bulunmuştur (P<0.05). Anahtar Sözcükler: futsal, ahlak, idealist, spor
Spor yapan ve yapmayan işitme engelliler ile normal gelişim gösteren öğrencilerin akademik motivasyon düzeylerinin karşılaştırılması: (Van ili örneği)
Engelli kavramı; fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duyusal yetilerinde çeşitli düzeyde kayıplarından dolayı, diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda, tam ve etkin bir şekilde topluma katılımı kısıtlanan, tutum ve çevre koşullarından etkilenen bireyleri ifade eder. Sayısız faydaları bünyesinde barındıran ve hem fiziksel hem zihinsel bakımdan bireylerin olgunlaşmasına katkı sağlayan sportif faaliyetlerin, engelli bireyler açısından ise özel bir anlamı bulunur. Bu çalışma, temel olarak; sportif faaliyetlerde bulunan ve bulunmayan işitme engelli olan ile işitme engelli olmayan öğrencilerin kaygı ve çekingenlik noktasındaki duygusal ihtiyaçlarının giderilmesinde sporun etkisinin olup olmadığını tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Van İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesindeki okularda, spor yapan ve yapmayan işitme engelliler ile normal gelişim gösteren öğrencilerin akademik motivasyon düzeylerini karşılaştırmak amacıyla farklı okullarda okuyan öğrencilere anket formu uygulanmıştır. Çalışmada, Vallerand ve arkadaşları tarafından 1992 yılında Kanada'da geliştirilmiş, Türkçe uyarlanması Karagüven (2012) tarafından yapılmış Akademik Motivasyon ölçeği kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre: Spor yapan ve yapmayan öğrencilerin içsel motivasyon-başarı ve hareket alt boyut düzeyleri ile dışsal motivasyon, kendini ispat ve düzenleme düzeylerinde ise gelir durumlarına, boy dağılımlarına, kilo durumlarına göre anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Çalışma sonucunda sporun öğrenciler üzerinde büyük bir etkisi olduğu, sporun işitme engellilerin akademik motivasyonlarına olumlu katkılar sağladığı görülmüştür. İşitme engelli sporcuların spora katılım motivasyonlarının spor yapmayanlara göre yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışmanın ardından farklı yaş ve engel türlerinde de yapılacak yeni çalışmaların, spora katılım ve kişileri bu yönde teşvik edecek aktivitelerin uygulanması bakımından değerli etkiler sağlayabileceği düşünülmektedir.
Futsal oyuncularının psikolojik dayanıklılık ve stres algılarının araştırılması
Bu çalışmanın amacı üniversitelerin futsal takımlarında oynayan sporcuların psikolojik dayanıklılığı ile stres algılarının araştırılmasıdır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırmanın evrenini 2018-2019 sezonunda Türkiye Üniversiteler arası 1. Lig müsabakalarına katılan 7 erkek ve 7 kadın toplam 14 takımlarında oynayan futsal oyuncuları katılmıştır. Çalışmanın örneklemini ise tesadüfi örneklem yöntemi kullanılarak seçilen 64 kadın ve 86 erkek futsal oyuncusu olmak üzere toplamda 150 oyuncu oluşturmuştur. Araştırmanın bağımlı değişkenleri olan "Psikolojik Dayanıklılık" ve "Algılanan Stres" ölçekleri kullanılmıştır. Tanımlayıcı istatistik için verilerin aritmetik ortalama, standart sapma, gruplar arasındaki fark için student t-testi, değişkenler arası pearson korelasyon katsayı, değişkenlerin anlamlılık düzeyini incelemek için tek örneklem t-testi kullanılmıştır. Bütün istatistiksel analizlerde SPSS 20 paket programı kullanılmış ve anlamlılık düzeyi olarak p>0.05 alınmıştır. Sonuç olarak araştırmaya katılan bütün futsalcıların stres algıları ve psikolojik dayanıklılık değişkenleri arasında psikolojik dayanıklılık lehinde anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Erkek sporcularda stres algıları ve psikolojik dayanıklılık değişkenleri arasında psikolojik dayanıklılık lehinde anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Kadın sporcularda stres algıları ve psikolojik dayanıklılık değişkenleri arasında psikolojik dayanıklılık lehinde anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Son olarak futsalcılarda stres algıları ve psikolojik dayanıklılık değişkenlerinde iki cinsiyet arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklar bulunmamıştır p<0.05. Anahtar sözcükler: futsal, stres algısı, psikolojik dayanıklılık
Spor ve sanat eğitimi alan üniversite öğrencilerinin sosyal görünüş kaygı düzeylerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi
Yapılan bu araştırmada spor ve sanat eğitimi alan üniversite öğrencilerinin sosyal görünüş kaygı düzeylerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmış, araştırmaya 132 kadın ve 170 erkek olmak üzere toplam 302 üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrenciler beden eğitimi ve spor yüksekokulu öğrencileri ile sanat eğitimi alan öğrencilerden seçilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin sosyal görünüş kaygılarının belirlenmesinde "Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analiz sürecinde SPSS 22.0 veri analiz programında frekans analizi, Mann Whitney U Testi ve One Way Anova analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonunda üniversite öğrencilerinin sosyal görünüş kaygılarının orta seviyenin altında olduğu tespit edilmiştir. Demografik değişkenler açısından ele alındığı zaman araştırmaya katılan öğrencilerin sosyal görünüş kaygılarının cinsiyet, mevcut kilolarından memnun olma durumu ve aile aylık gelir düzeyi değişkenlerine göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0.05). Buna karşılık öğrencilerin sosyal görünüş kaygılarının yaş grubu, beden kitle indeksi, eğitim türü (beden eğitimi, sanat eğitimi), sınıf düzeyi, aile yapısı, yaşanılan yerleşim yeri, baba ve anne eğitim durumu değişkenlerine göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir (p>0.05). Sonuç olarak, beden eğitimi ve spor bölümü öğrencileri ile sanat bölümü öğrencilerinin sosyal görünüş kaygılarının düşük düzeyde olduğu, demografik değişkenlerin genel anlamda sosyal görünüş kaygısını etkilemediği söylenebilir. Anahtar sözcükler: üniversite öğrencileri, beden eğitimi, sanat eğitimi, sosyal görünüĢ kaygısı
Fonksiyonel egzersiz bandı kullanarak yapılan direnç antrenmanlarının voleybol performansına etkisi
Araştırmanın amacı14-16 yaş grubu erkek voleybol sporcularında Fonksiyonel egzersiz bandı (TRX), sadece standart voleybol antrenmanı ve kendi vücut ağırlığıyla (şınav, mekik, sağlık topu fırlatma ve dikey sıçrama) yapılan voleybol antrenmanlarının sporculara etkisinin belirlenmesidir. Araştırmada 30 sporcu (n=30) 3 deney grubuna ayrılarak 1. Deney grubu fonksiyonel egzersiz bandıyla, 2. Deney grubu sadece voleybol antrenmanıyla ve 3.deney grubu ise kendi vücut ağırlığıyla (şınav, mekik, dikey sıçrama ve sağlık topu fırlatma) 10 hafta boyunca düzenli antrenman gerçekleştirdiler. Araştırma sonucunda deney grupları hem kendi içerisinde hem de diğer gruplarla kıyaslanarak, hem SPSS programı yardımıyla ve hem de yüzdesel olarak gelişim düzeyleri analiz edildi. Araştırma sonuçlarına göre, TRX (Fonksiyonel Egzersiz Bandı) kullanarak çalışma yapan voleybol sporcularının antropometrik, 100 m koşu ve performans gelişimleri diğer voleybol sporcularına göre daha yüksek düzeyde olduğu belirlendi. TRX kullanılarak yapılan direnç egzersizlerinin voleybol performansına gelişimini olumlu yönde etkilediğinden dolayı voleybol antrenmanlarında yer alması önerilebilir.
Van kent merkezinde öğrenim gören ortaokul öğrencilerinin beden kütle indeksi ve fiziksel aktivite yapma durumlarının incelenmesi
Bu araştırmada Van kent merkezinde öğrenim gören ortaokul öğrencilerinin beden kütle indeksi ve fiziksel aktivite yapma durumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Van kent merkezinde bulunan 3 okulda 5, 6, 7 ve 8. sınıfta öğrenim gören toplam 596 öğrenci ile yürütülmüştür. Katılımcıların %52,2'si kadındır yaş ortalaması 12,59±1,12'dir. Elde edilen verilerin analizi SPSS 25,0 for Windows paket programı ile yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre ciddi zayıf öğrenci oranı %6,4 fazla kilolu öğrenci oranı %6,9 obez öğrenci oranı %3 olarak saptanmıştır. fiziksel aktivite düzeyi ile beden kütle indeksi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir(P>0,05). Katılımcıların cinsiyet değişkeni ile beden kütle indeksi arasındaki fark istatistiksel olarak anlamsız bulunmuştur(P>0,05). Buna karşın kadın öğrencilerin beden kütle indeks ortalamaları erkek öğrencilere oranla nispeten daha yüksek olduğu saptanmıştır. Katılımcıların %0.3'ünün inaktif (sedanter) olduğu %40,3'ünün aktif olduğu ve %12,6'sının oldukça aktif düzeyde olduğu saptanmıştır. Öte yandan elde edilen bulgulara göre cinsiyet değişkeni ile fiziksel aktivite düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur(P<0,05). Yaş değişkeni ile fiziksel aktivite düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmiştir. Bu bağlamda en yüksek fiziksel aktivite skoruna sahip katılımcıların 13 yaş grubundaki öğrenciler olduğu, en düşük fiziksel aktivite skoruna sahip katılımcıların ise 14 yaş grubundaki öğrenciler olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak Van kent merkezinde öğrenim gören ortaokul öğrencilerin %40,3'ünün fiziksel olarak aktif düzeyde ve ortalama olarak 17,3±3,5 beden kütle indeksi değerine sahip oldukları saptanmıştır.
Analysis of vocational burnout levels among permanent and contracted physical education teachers working in the district of van
Job/occupational burnout is one of the major problems that most individuals may experience today. Nowadays, Job/occupational burnout is one of the most important issues in all private and public work areas. Today's working environments lead to the development of burnout in many aspects. Burnout, which causes serious problems for employees and organizations; negatively affects working life, individual's material and moral status, family life and social life. One of the occupational groups which most frequently experienced burnout is the teaching, physical education teachers who carry out physical education and sports classes in institutions, the effects of the negative conditions in the institutions they work on the teachers appear as burnout. The aim of this study is to determine the burnout levels of physical education teachers. Sampling space is Van province and the samples taken from Van, İpekyolu, Tusba, Edremit, Gürpınar and Muradiye districts. The population of the study is composed of 121 permanent and contracted physical education teachers (37 female and 84 male). In this study, a questionnaire method consisting of 29 questions, the Maslach burnout questionnaire consisting of 22 questions and demographic information of participants with 7 questions, was applied. SPSS (Statistical Package Program for Social Science) 21.0 software was used for the analysis of the data. When the study results are evaluated with literature results, it is concluded that physical education teachers don't have occupational burnout and their emotional exhaustion is slightly high.
Covid 19 pandemisi sonrası lise öğrencilerinin fiziksel aktiviteye katılım motivasyonunun araştırılması
Bu çalışma, Covid-19 pandemisinin lise öğrencilerinin fiziksel aktiviteye katılım motivasyonları üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Pandeminin getirdiği kısıtlamalar ve uzaktan eğitim süreci, gençlerin fiziksel etkinliklere katılımını olumsuz yönde etkilemiş olabilir. Bu nedenle, araştırma, lise öğrencilerinin pandemi sonrası fiziksel aktivitelere katılım motivasyonlarını anlamak için kapsamlı bir inceleme sunmayı hedeflemektedir. Çalışmada, öğrencilerin pandemi dönemindeki fiziksel aktivite alışkanlıkları, motivasyon seviyeleri, aktivite tercihleri ve motivasyonlarını artırmak için önerdikleri stratejiler kapsamlı anketler ve odak grup görüşmeleri aracılığıyla belirlenecektir. Elde edilen veriler, pandemi öncesine göre motivasyon düzeylerindeki değişiklikleri, motivasyonu etkileyen faktörleri ve öğrencilerin fiziksel aktiviteye katılımını teşvik etmek için önerilen çözümleri içerecektir. Sonuçlar, fiziksel aktiviteye katılım motivasyonunu ölçen bir ölçeğin sonuçlarını gösteriyor. Ölçeğin farklı maddelerine verilen yanıtlar incelendiğinde, katılımcıların çoğunlukla "kesinlikle katılıyorum" ifadesini kullandıkları görülüyor. Ölçek alt boyutlarına bakıldığında, bireysel nedenlerin ortalaması çevresel nedenlerden ve nedensizlikten daha yüksek. Bu bulgular, fiziksel aktiviteye katılım motivasyonunu değerlendiren ölçeğin genel olarak yüksek bir güvenilirliğe sahip olduğunu gösteriyor (Cronbach'ın Alpha değeri 0,808). Katılımcıların genellikle fiziksel aktiviteye katılımı olumlu bir şekilde değerlendirdiği ve çoğunlukla motivasyonlarının yüksek olduğu sonucuna varılabilir. Bu veriler, fiziksel aktivite teşvik programları veya motivasyon artırma stratejileri geliştirirken hangi faktörlerin öne çıkabileceğini anlamak için değerli bir kaynak olabilir. Özellikle bireysel nedenlerin diğer alt boyutlardan daha yüksek olması, bireylerin kişisel motivasyonlarının fiziksel aktiviteye katılımı belirlemede önemli bir rol oynayabileceğini gösteriyor.
Takım sporu yapanların öz yeterlilik ve örgütsel bağlılık düzeylerinin incelenmesi (Van ili örneği)
Bu çalışmanın amacı Takım Sporu Yapanların Öz Yeterlilik ve Örgütsel Bağlılık Düzeylerinin İncelenmesidir. Bu çalışmanın evrenini Van ilinde takım sporu yapan bireyler oluşturmakta olup; örneklemini ise 13-16 yaş aralığında bulunan ve takım sporu yapan 210 sporcudan oluşturmaktadır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinde hazırlanmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, "Elit Sporcu Örgütsel Bağlılık Ölçeği (ESÖBÖ) ve Çocuklar İçin Öz yeterlik Ölçeği kullanılmıştır. Normallik homojenlik testi sonucu verilerin normal bir dağılıma göstermedi tespit edilmiştir. İkili grupları verilerin değerlendirmesinde Independent-Sample t testi, ikiden fazla gruplar için One-Way Anova ve testi uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS 25.0 istatistik paket programı kullanıldı. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Sporcular İçin Özyeterlik Ölçeği Spor yapma düzeyine göre Amatör Ligde oynayanlar spor yapma düzeyi bölgesel amatör ligde ve 3. Ligde oynayan sporculara göre anlamlı bir farklılık olduğu görüldü (p<0,05). Diğer değişkenlerin ise Yaş, Eğitim Durumu, Spor Yılı, Anne Eğitim Düzeyi, Baba Eğitim Düzeyi, Ailenin Aylık Geliri açısından istatistiksel olarak herhangi anlamlı bir farklılık görülmedi (p>0,05). Örgütsel Bağlılık Uyuşum Alt Boyutlarında ise Aile Aylık Gelirinde Uyuşum alt boyutunda 1000-3000 TL gelire sahip olanların 3000-5000 TL, 5000 TL ve üstü gelire sahip olanlara göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın olduğu tespit edildi (p>0,05). Diğer değişkenler açısından ise herhangi anlamlı bir farklılık görülmedi (p>0,05). Sonuç olarak; Amatör Ligde oynayanların bölgesel amatör ligde ve 3. Ligde oynayan sporculara göre öz yeterlilikleri daha yüksek olduğu görüldü. Örgütsel Bağlılık Uyuşum alt boyutunda ise düşük gelire sahip olanların lehine bir sonuç tespit edildi.
Fitness yapan bireylerin psikolojik dayanıklılıkları ile benlik saygı düzeylerinin incelenmesi (Van il örneği)
Bu araştırmanın temel amacı doğrultusunda fitness sporu yapan bireylerin psikolojik dayanıklılık ve benlik saygıları arasındaki ilişki incelenmiştir. Nicel araştırma yöntemlerinden olan ilişkisel tarama modeliyle yürütülen bu araştırmanın 2023 yılı temmuz ve ekim ayları arasında arasında Van ilindeki fitness merkezlerinde spor yapan bireylerin katılımı ile veriler toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini oluşturan 200 katılımcının 37'si kadın ve 163'ü erkektir. Katılımcıların yaş dağılımları incelendiğinde ise 16 ile 28+ arasında değişim gösterdiği görülmektedir. Katılımın tamamen gönüllülük esasına dayalı olduğu bu çalışmada katılımcılara ilk olarak Bilgilendirilmiş Onam Formu sunularak çalışma hakkında gerekli bilgilendirmeler yapılmıştır. Bireylerin fitness sporu yapmalarında, psikolojik dayanıklılık düzeylerinde ve benlik saygılarında belirleyici olabileceği öngörülen demografik nitelikler araştırmacı tarafından hazırlanan sosyodemografik bilgi formunda yer alarak katılımcılara sunulmuştur. Sonrasında sırasıyla katılımcıların psikolojik dayanıklılık düzeylerini belirlemek adına Yetişkinler için psikolojik dayanıklılık ölçeği (YPDÖ) ve benlik saygılarını ölçümlemek adına da Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği aracılığıyla araştırma verileri toplanmıştır. Toplanan verilere ilk olarak normallik testi uygulanmış ve veri setinin normal dağılım gösterdiği saptandıktan sonra SPSS 22.00 programı ile ikili değişkenler için bağımsız örneklem t-testi, ikiden fazla değişkenler için Anova analizi kullanılmıştır. Tüm analizlerde anlamlılık düze p<0.05 olarak belirlenmiştir. Katılımcıların cinsiyeti, yaşı, eğitim düzeyi, gelir durumu, spor yapma süreleri ve uyku süreleri gibi demografik niteliklerinin psikolojik dayanıklılık ve benlik saygıları düzeyinde farklılığa sebebiyet verip vermediği incelenmiştir. Psikolojik dayanıklılık ve benlik saygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi adına yapılan korelasyon analizi sonucunda da psikolojik dayanıklılığın kendilik algısı alt boyutu ile benlik saygısı arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür p<0.05. Elde edilen bulgular alan yazındaki araştırmalar ile karşılaştırılarak tartışma bölümünde hem demografik nitelikler hem de değişkenler arası ilişki çerçevesinde detaylı olarak tartışılmış ve gelecek araştırmacılara yönelik öneriler verilmiştir. Anahtar sözcükler: Fitness, Psikolojik Dayanıklılık, Benlik Saygısı
Erkek yüzücülerde tabata ve pliometrik antrenmanlarının bazı performans parametreleri üzerine etkisi
Bu çalışma erkek yüzücülerde tabata ve pliometrik antrenmanlarının bazı fiziksel ve performans parametreleri üzerine etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışmanın evrenini Van ilinde yüzme sporu yapan 67 lisanslı erkek sporcu oluşturmakta olup, örneklemini ise 13-14 yaş arası 30 lisanslı erkek sporcu oluşturdu. Katılımcılara G Power analiz yaptırılarak kontrol (n:10), tabata antrenmanı (n:10) ve pliometrik antrenman (n:10) olarak rastgele üç gruba ayrıldı. Kontrol grubu katılımcıları rutin yüzme antrenmanlarına devam ederken, tabata ve pliometrik antrenman grubu katılımcılarına ise yüzme antrenmanlarına ek olarak 8 hafta boyunca haftada 2 gün tabata ve pliometrik antrenmanları yaptırıldı. Katılımcıların çalışma öncesi ve sonrasında vücut ağırlığı, boy ölçümü, beden kitle indeksi, çıkış, dönüş, 50 metre serbest yüzme, 100 m serbest yüzme dereceleri ölçüldü. Çalışma verileri SPSS 17.0 paket programı ile analiz edildi. Tabata, pliometrik antrenman grubu ve kontrol grubu katılımcılarının boy, dönüş (5m), çıkış (15m), 50 m ve 100 m serbest yüzme ölçümleri arasında istatistiksel olarak anlamlı sonuç görüldü (p<0,05). Kontrol grubu katılımcılarının beden kitle indeksi, tabata ve pliometrik antrenman grubu katılımcılarından daha yüksekti. Tabata, pliometrik antrenman grubu ve kontrol grubu katılımcılarının vücut ağırlığı ortalamasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir sonuç görülmedi (p>0,05). Tabata ve pliometrik antrenmanlarının, sporcuların yüzme hızlarını geliştirdiği görülmektedir. Anahtar sözcükler: yüzme, tabata antrenmanı, pliometrik antrenman, performans, kara antrenmanı.
Aerobik ve anaerobik egzersizin triptofan, serotonin ve kinürenin yolağı üzerine etkisi
Bu çalışma aerobik ve anaerobik egzersizin triptofan, serotonin, kinürenin, kinürenik asit, indolamin-2,3 dioksijenaz (IDO), triptofan-2,3 dioksijenaz (TDO), pikonilik asit, triptofan hidroksilaz ve kinolinik asit seviyeleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi amacıyla yapıldı. Çalışmaya Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulunda okuyan 18-30 yaş aralığında 8 kontrol grubu, 8 aerobik antrenman grubu ve 8 anaerobik antrenman grubu olmak üzere toplamda 24 erkek sporcu katıldı. Araştırmada nicel araştırma modeli kullanılarak gruplara çapraz kesitsel çalışma yapıldı. Katılımcılardan triptofan, serotonin, kinürenin, kinürenik asit, indolamin-2,3 dioksijenaz (IDO), triptofan-2,3 dioksijenaz (TDO), pikonilik asit, triptofan hidroksilaz ve kinolinik asit kan parametrelerine bakıldı. Verilerin analizinde SPSS 17 paket programı kullanıldı. Grup içi değerlendirmede; ikili gruplarda parametrik ise Paired Sample t testi, gruplar arası teste ise One-Way Anova testi uygulandı. Veriler p<0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirildi. Analizler sonucunda triptofan, serotonin, kinürenin, kinürenik asit, indolamin-2,3 dioksijenaz (IDO), triptofan-2,3 dioksijenaz (TDO), pikonilik asit ve kinolinik asit kan parametreleri grup içi karşılaştırmalarına bakıldığında aerobik antrenman grubunda serotonin, kinürenik asit ve pikolinik asit ön-son test karşılaştırmalarında anlamlı olarak bir farklılık görüldü (p<0,05). Bu fark serum serotonin, kinürenik asit ve pikolinik asit seviyesinde yükselme yönünde gerçekleşti. Anaerobik grup içi karşılaştırmada ise kinürenik asit, pikolinik asit, triptofan hidroksilaz ve kinürenin ön-son test karşılaştırmalarında anlamlı olarak bir fark görüldü (p<0,05). Bu fark serum kinürenik asit, pikolinik asit, triptofan hidroksilaz ve kinürenin seviyesinde yükselme yönünde gerçekleşti. Gruplararası serotonin karşılaştırılmasına bakıldığında kontrol grubuna kıyasla aerobik ve anaerobik grupları arasındaki fark anlamlıydı (p<0,05). Gruplararası kinolinik asit ve triptofan karşılaştırmalarına bakıldığında kontrol ve anaerobik antrenman grubuna kıyasla aerobik grubu arasındaki fark anlamlıydı (p<0,05). Gruplararası pikolinik asit karşılaştırmasında ise kontol ve aerobik antrenman grubuna kıyasla anaerobik grubu arasındaki fark anlamlıydı (p<0,05). Sonuç olarak; düzenli olarak yapılan aerobik ve anaerobik egzersizlerinin triptofan, serotonin, kinürenin, triptofan 2-3 dioksijenaz, kinürenik asit, pikolinik asit ve triptofan hidroksilaz seviyelerini yükselttiğini görüldü. Ayrıca aerobikte triptofan, serotonin, kinürenin, indolamin 2-3 dioksijenaz, triptofan 2-3 dioksijenaz, kinürenik asit, pikolinik asit, kinolinik asit ve triptofan hidroksilaz seviyelerini yükselttiği görüldü. Anaerobikte ise kinolinik asit ve indolamin 2-3 dioksijenaz seviyelerini azalttığı sonucuna varıldı. Anahtar sözcükler: Aerobik egzersiz, Anaerobik egzersiz, Triptofan, Serotonin, Kinürenin Yolağı
Beden eğitimi ve spor yüksekokulu öğrencilerinin sağlıklı beslenmeye ilişkin tutum ile dijital oyun oynama tutum düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'ndaki aktivitelere aktif olarak katılan öğrencilerin dijital oyun bağımlılıklarının incelenmesinin amaçlandığı bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli tercih edilmiştir.Çalışmanın evrenini ülkemizde Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'nda eğitim görmekte olan üniversite öğrencileri oluştururken; örneklemi ise 2023-2024 eğitim öğretim yılında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'nda eğittim görmekte olan 250 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır.Çalışmada veri toplama aracı olarak demografik bilgi formunun yanı sıra "Dijital Oyun Oynama Tutumu Ölçeği" ve "Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Davranışları" ölçekleri kullanılmıştır.Verilerin analizinde betimsel istatistik analizleri, bağımsız örneklemler için t testi ve korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre araştırmanın katılımcıları çoğunlukla erkek; 18-24 yaş aralığında; 70-79 kilo ağırlıklarında ve aktif spor yapmayan bireylerden oluşmaktadır. AyrıcaDijital Oyun Oynama Tutumu Ölçeği için verilen yanıtların ortalamasının 3,230±0,509 olduğu; dolayısıyla katılımcıların dijital oyun oynama düzeylerinin ortalamanın üzerinde olduğu belirlenmiştir.Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Davranışları ölçeğinde katılımcı ortalamalarının 62,096±0,727 olduğu ve bu bağlamda puan ortalamanın üzerinde olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların dijital oyun oynama düzeylerinin aktif spor yapma durumlarına göre anlamlı şekilde farklılaşmadığı ve son olarak katılımcıların sağlıklı beslenmeye ilişkin tutum ve davranışları ile dijital oyun oynama düzeyleri arasında istatiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü ve kuvvetli olmayan bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Çalışmada elde edilen sonuçların; Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencilerinin Dijital oyun bağımlılığı ile Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum konusunda sonraki yapılacak olan çalışmalara ön ayak olacağına ve literatüre katkı sunacağı düşünülmektedir.
Öğrenme güçlüğü tanısı alan ve almayan ortaokul öğrencilerinin okul sosyal davranışları, motor becerileri ile ebeveynlerinin beden eğitimi dersine yönelik tutumlarının incelenmesi
Araştırmanın amacı öğrenme güçlüğü tanısı alan ve almayan ortaokul öğrencilerinin okul sosyal davranışları, motor becerileri ve ebeveynlerinin beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutumlarını incelemektir. Araştırmanın örneklemini Van İl Milli Eğitim Müdürlüğü' ne bağlı ortaokullarda öğrenim gören 10-12 yaş öğrenme güçlüğü tanısı alan 304 öğrenci ile tanı almayan 312 öğrenci olmak üzere 616 öğrenci (208 kız, 408 erkek) oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, öğrencilerin okul sosyal davranışlarını ölçmek için; "Okul Sosyal Davranış Ölçeği", motor becerilerini ölçmek için; "TGMD-III Testi", ebeveynlerinin beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutumlarını ölçmek için; "Beden Eğitimi ve Spor Dersine Yönelik Ana- Baba Tutum Ölçeği", ve araştırmacı tarafından oluşturulan "Demografik Bilgi Formu" kullanılmıştır. SPSS paket programı kullanılarak verilerin çözümlemesi yapılmıştır. Kolmogorov- Simirnov testi istatiksel analizde ölçümler değerlendirilmiş ve bunun sonucunda verilerin normal dağılım göstermediği tespit edilmiştir. Non parametrik testlerde 2 grup karşılaştırmalarında Mann Whitney U, Sperman korelasyon ve Ki-kare testleri kullanılmıştır. Bu çalışmada anlamlılık seviyesi p˂0,05 olarak belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; öğrenme güçlüğü tanısı alan ve almayan ortaokul öğrencilerinin sosyal yeterlik puanları ile olumsuz sosyal davranış puanlarında anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Öğrenme güçlüğü tanısı almayan ortaokul öğrencilerin sosyal yeterlik puanları ile olumsuz sosyal davranış puanları yüksek bulunmuştur. Tanı alan ve almayan ortaokul öğrencilerinin ebeveynlerinin beden eğitimi dersine yönelik tutumları arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Öğrenme güçlüğü tanısı almayan ortaokul öğrencilerin ebeveynlerinin beden eğitimi dersine yönelik tutum toplam ve tüm alt boyut puanları daha yüksek bulunmuştur. Öğrenme güçlüğü tanısı alan ve almayan öğrencilerin motor becerileri arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Öğrenme güçlüğü tanısı almayan öğrencilerin motor becerileri daha yüksektir. Sonuç olarak; öğrenme güçlüğü tanısı almayan ortaokul öğrencilerinin sosyal yeterlilik puanları olumlu bulunurken, tanı alan öğrencilerin olumsuz sosyal davranış puanları daha düşük bulunmuştur. Tanı almayan öğrencilerin motor becerileri ve ebeveynlerinin beden eğitimi dersine yönelik tutumları öğrenme güçlüğü tanısı alan öğrencilere göre daha yüksek bulunmuştur.
18-23 yaş arası kadın bölgesel basketbol liginde oynamış kadın basketbolcularda 8 haftalık kompleks antrenmanlarının bazı fiziksel parametreler, anaerobik güç ve basketbol temel beceri testlerindeki oyuncu performansına etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada basketbolculara uygulanacak 8 haftalık Kompleks Antrenmanlarının bazı Fiziksel Parametreler, Anaerobik Güç ve Basketbol Temel Beceri Testlerindeki oyuncu performansına etkisinin İncelenerek avantaj ve dezavantajları karşılaştırılmak istenmiştir. Bu kapsamda araştırmanın çalışma grubunu 18-23 yaş aralığındaki yaş ortalamaları 21.15±2.50 spor yaşları 8.5±2 olan 2022-2023 sezonunu aktif olarak KBBL liginde oynayarak geçirmiş 12 deney, 12 kontrol grubundan oluşan 24 kişilik kadın basketbolcular oluşturmuştur. Kontrol grubuna standart antrenmanlar yaptırılırken, deney grubuna standart antrenmanlara ek olarak 8 hafta boyunca haftada 2 kompleks antrenman metodu uygulanarak ön test ve son testler alınmıştır. Takımın standart antrenmanları haftada 4 gün olacak şekilde planlanıp deney grubuna bu 4 antrenmanın ikisinde kompleks antrenman metodu uygulanmıştır. Sonuç olarak, çalışma grubunun ilk ve son testleri arasındaki değerlerin anlamlı bir artış göstermesinde kompleks antrenmanların önemli bir etkiye sahip olduğu görülmüş olup, bu antrenman yönteminin motorik özellikler ve basketbol becerilerini geliştirmede etkili olduğu ve sporcuların performanslarını doğrudan artırdığı tespit edilmiştir. Çalışmamızda kullanılan kompleks antrenman metodunun kısa sürede etkisini göstermesi, bu yöntemin etkili bir antrenman metodu olduğunu doğrulamaktadır. Kompleks antrenman yöntemi, geleneksel antrenman yöntemlerine kıyasla performans verimliliğini artırırken, iki farklı antrenmanın aynı anda tek bir çalışmada uygulanmasıyla hem sıradan antrenman yöntemlerinden kaçınma hem de antrenman zamanının daha verimli kullanılması gibi avantajlar sunmaktadır.
Voleybol hakemlerinin öz yeterlilik düzeylerinin incelenmesi
Bu tez çalışmasında voleybol hakemlerinin öz-yeterlilik düzeyleri incelenmiştir. Bu kapsamda literatür taraması ve hakem öz-yeterlilik ölçeği kullanılmıştır. Böylelikle sporun hayatımızdaki önemini fark ederek bize yardımcı olan voleybol hakemlerinin yaşadığı zorlukları bilimsel bir gerçeklikle ortaya koymaktır. Voleybol hakemleri, adil oyunun sağlanmasında ve oyunun bütünlüğünün korunmasında çok önemli bir rol oynamaktadır. Ancak hakemlik yapmanın getirdiği baskı ve stres onların zihinsel sağlıklarına zarar verebilir. Voleybol hakemlerinin öz yeterlik düzeylerinin ve stresle başa çıkma yaklaşımlarının incelenmesi, onların sahada en iyi performansı nasıl gösterebileceklerini anlamak açısından önemlidir. Psikolog Albert Bandura tarafından ortaya atılan bir kavram olan öz-yeterlik, bireyin belirli bir görevi başarılı bir şekilde yerine getirme veya istenen bir sonuca ulaşma becerisine olan inancını ifade eder. Voleybol hakemliği bağlamında öz yeterlik, hakemin zor kararları verme, oyuncularla ve antrenörlerle yaşanan anlaşmazlıkları ele alma ve oyunun taleplerini yönetme konusundaki güvenini etkileyebilir. Araştırmalar, yüksek düzeyde öz yeterliğe sahip hakemlerin daha iyi karar verme becerileri, iletişim becerileri ve genel iş performansı sergileme olasılığının daha yüksek olduğunu göstermiştir.
Spor eğitimi veren kurslarda antrenör ve sporcu davranışlarının sportmenlik açısından incelenmesi
Bu çalışma, spor kurslarına katılan öğrencilerin prososyal ve antisosyal davranışları ile antrenörlerinin sportmenlik algıları arasındaki ilişkileri incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, betimsel korelasyonel bir modelle gerçekleştirilmiş olup, spor eğitimi alanında önemli bir boşluğu doldurmayı hedeflemiştir. 305 katılımcıdan oluşan örneklem, demografik çeşitlilik gösteren çoğunlukla erkek öğrenciler ve erkek antrenörlerle çalışan bireylerden oluşmaktadır. Araştırmada, cinsiyet, branş, antrenör cinsiyeti, spor kursuna katılım süresi, antrenörle çalışma süresi ve okul takımında yer alma gibi değişkenlerin, öğrencilerin davranışları ve antrenörlerin sportmenlik algıları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Araştırmada kullanılan ölçüm araçları, literatürde geçerlik ve güvenirliği kanıtlanmış araçlardır. Elde edilen bulgular, spor kurslarına katılan öğrencilerin davranışlarının belirli faktörlere bağlı olarak anlamlı farklılıklar gösterdiğini ortaya koymuştur. Erkek öğrencilerin rakiplerine yönelik prososyal davranışlar konusunda daha yüksek puanlar aldığı, kadın öğrencilerin ise takım arkadaşlarına ve rakiplere yönelik antisosyal davranışlarda daha yüksek puanlar aldığı bulunmuştur. Ayrıca, erkek antrenörlerle çalışan öğrencilerin antisosyal davranış puanlarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Branşlar arasında yapılan karşılaştırmalarda ise, bireysel sporlarla ilgilenen öğrencilerin, takım sporları yapanlara kıyasla daha fazla antisosyal davranış sergilediği görülmüştür. Okul takımında yer alan öğrenciler ise takım arkadaşlarına yönelik daha yüksek prososyal davranışlar sergilemiştir. Korelasyon analizleri, spor kursuna katılım süresi ve antrenörle çalışma süresinin öğrencilerin prososyal davranışlarını olumlu yönde etkilediğini ortaya koymuştur. Ayrıca, spor kurslarına katılım süresi ve antrenör davranışlarının öğrencilerin davranışları üzerinde etkili olduğu, antrenörlerin sportmenlik dışı davranışları cezalandırmasının öğrencilerin davranışlarını şekillendirdiği bulunmuştur. Bu bulgular, spor eğitimi ve antrenörlerin öğrenci davranışları üzerindeki etkisini vurgulamaktadır.
Dart sporcularına uygulanacak statik denge antrenmanlarının statik denge ve dart atış performansına etkisinin incelenmesi
Bu çalışma, statik denge antrenmanlarının dart sporcularının hem denge kabiliyetleri hem de atış performansları üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Dart, yüksek hassasiyet ve sabit duruş gerektiren bir spor dalı olup, sporcuların dengede kalma yetenekleri başarı için kritik bir öneme sahiptir. Literatürde denge antrenmanlarının sporcuların performansı üzerindeki olumlu etkilerini ortaya koyan çeşitli çalışmalar bulunmaktadır. Ancak, dart sporcularına yönelik benzer çalışmaların sınırlı olduğu gözlemlenmiştir. Bu bağlamda, bu çalışmanın amacı, statik denge antrenmanlarının dart sporcularının statik denge kapasitelerine ve dart atış isabet oranlarına katkı sağlayıp sağlamadığını incelemektir. Araştırmaya, 14-20 yaş aralığında, en az iki yıllık dart deneyimine sahip 20 kadın sporcu katılmıştır. Sporcular, egzersiz ve kontrol grubu olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Egzersiz grubuna 8 hafta boyunca, haftada 3 gün statik denge antrenmanları uygulanmış; kontrol grubu ise yalnızca rutin dart antrenmanlarını sürdürmüştür. Antrenman öncesinde ve sonrasında, perimeter length, area gap percentage ve medium speed gibi denge ölçümleri ve dart performansına ilişkin isabet oranları değerlendirilmiştir. Analiz sonuçları, statik denge antrenmanlarının, sporcuların statik denge yeteneklerinde ve dart atış performanslarında anlamlı bir iyileşme sağladığını ortaya koymuştur. Egzersiz grubunda gözlemlenen perimeter length ve area gap percentage değerlerindeki azalma, sporcuların daha dengeli ve stabil bir duruş sergilediklerini göstermektedir. Ayrıca, deney grubunun dart isabet oranlarında da önemli bir artış gözlenmiştir. Bu bulgular, denge antrenmanlarının sporcuların postüral kontrolünü ve hedef doğruluğunu artırarak dart performanslarını olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Sonuç olarak, bu çalışma, statik denge antrenmanlarının dart sporcularının performansını optimize etmede önemli bir araç olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışmanın bulguları, dart antrenörleri ve sporcular için denge antrenmanlarının antrenman programlarına entegre edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır
Kadın voleybolcularda ip atlama egzersizlerinin bazı motor becerilere etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada ip atlama antrenmanlarının 12-14 yaş voleybol sporcularının sıçrama üzerinde meydana getirdiği etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda yapılan saha araştırmasında çalışmamızın örneklemini 12-14 yaş arası Van ilinde aktif voleybol sporu yapan ve antrenman planına uygun olarak haftada 3 gün 6 saat olmak üzere antrenman yapan 20 voleybol sporcusundan oluşturmaktadır. Çalışmada voleybol sporcuları 2 gruba ayrılmış ve birinci grupta 10 sporcuyla voleybola özgü antrenman programına ek olarak ip atlama egzersizleri, ikinci grupta ise 10 voleybolcu ile rutin voleybol antrenmanına 8 hafta boyunca devam ettirilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre grupların fiziksel özellikleri arasındaki farklılıklar incelendiğinde yalnızca; omuz çevresi, kalça çevresi, bitrokanterik genişlik, biliak genişlik ve ayak uzunlukları arasında anlamlı farklılıkların olduğu ve diğer fiziksel özellikler arasında ise anlamlı bir farklılık olmadığı; kontrol ve ip atlama antrenmanı yapan grup arasında denge ölçümleri bakımından anlamlı bir farklılığa rastlanmadığı; kontrol grubu için sıçrama testleri ilk test-son test arasındaki farklılıklar incelendiğinde yalnızca sıçrama testinde ilk ve son test arasında anlamlı farklılık olduğu; ip atlama grubunun ilk ve son sıçrama testleri arasındaki farklılıklar incelendiğinde hiçbir testte anlamlı farklılığa rastlanmadığı ve son olarak ilk sıçrama ve son sıçrama değerlerine göre anlamlı bir farklılığa rastlanmadığı belirlenmiştir.
Üniversitede öğrenim gören öğrencilerin sağlık okuryazarlığı ve fiziksel aktivite düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışma Üniversitede Öğrenim Gören Öğrencilerin Sağlık Okuryazarlığı ve Fiziksel Aktivite Düzeylerinin İncelenmesi amacıyla yapıldı. Çalışmaya Van Yüzüncü Yıl Üniversite'sinde eğitim gören 18-40 yaş aralığında toplamda 408 öğrenci çalışmaya dahil edildi. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli uygulandı. Katılımcılara IPAQ (International Physical Activity Questionnaire) kısa form anketi ve Sağlık Okuryazarlığı kısa form ölçeği uygulandı. İstatistiksel analizler için Sosyal Bilimler için İstatistik Paketi (SPSS; IBM Corp, Armonk, NY) kullanıldı. Veriler p<0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirildi. Analizler sonucunda fiziksel aktivite (FA) açısından Spor Bilimleri Fakültesi ve Diş Hekimliği Fakültesi lehine anlamlı bir sonuç görüldü (p<0.05). Cinsiyet açısından fiziksel aktivite düzeyleri erkek katılımcıların puanlarının kadın katılımcılara göre daha yüksek olduğu görüldü (p<0.05). Sağlık okuryazarlığı açısından bakıldığında Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Spor Bilimleri Fakültesi puanlarının diğer fakültede okuyan öğrencilerin puanlarına göre daha yüksek olduğu görülmüş olup istatiksel açıdan anlamlı bir sonuç tespit edildi (p<0.05). Cinsiyet açısından sağlık okuryazarlığı düzeylerinde herhangi bir farklılık görülmedi (p>0.05). Sonuç olarak, çalışmaya katılan üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeylerinin iyi düzeyde olduğu, sağlık okuryazarlığı düzeylerinde ise fakülteler arası farklılıkların olduğu görüldü. Bu durum, özellikle sağlıkla ilgili alanlarda eğitim alan öğrencilerin daha bilinçli davranışlar sergilediğini ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, üniversite öğrencilerinin sağlıklı yaşam alışkanlıklarının desteklenmesinde eğitim programlarının önemine işaret etmektedir. Bu doğrultuda, yükseköğretim kurumlarında sağlık okuryazarlığına yönelik bilinçlendirme çalışmaları ile fiziksel aktiviteyi teşvik eden programların yaygınlaştırılması önerilmektedir.
Futbol taraftarlarının fair playe yönelik tutumları ile takımlarına ilişkin özdeşleşme düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, futbol taraftarlarının fair playe yönelik tutumları ile takımlarına ilişkin özdeşleşme düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın araştırma grubunu farklı kulüpleri destekleyen futbol taraftarları oluşturmaktadır (n=506). Veri toplama aracı olarak, Taraftar Fair Play Ölçeği ve Spor Taraftarı Özdeşleşme Ölçeği kullanılmıştır. Betimsel istatistiklerin yanı sıra araştırmanın hipotezleri doğrultusunda bağımsız gruplar t testi, ANOVA ve korelasyon analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları, futbol taraftarlarının genel olarak fair playe olumlu bir tutum geliştirdiğini göstermiştir. Ancak takımlarıyla yüksek düzeyde özdeşleşen taraftarların, duygusal bağlılıklarının etkisiyle fair play ilkelerine aykırı davranışlar sergileyebildikleri belirlenmiştir. Ayrıca yaş ve eğitim düzeyi yükseldikçe fair playe yönelik olumlu tutumların arttığı, erkek taraftarların ise kadınlara göre fair play ilkelerine daha az bağlı olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın bulgularının ilgili literatürüne katkı sağlayacağı düşünülmekte ve bu doğrultuda, futbol taraftarları arasında etik değerlerin ve fair play bilincinin artırılmasına yönelik eğitim programlarının geliştirilmesi önerilmektedir.
Liderlik ve duygusal zekâ ekseninde antrenörlerin çalışma motivasyonu ve tükenmişlik dinamikleri
Bu çalışmanın amacı, liderlik tarzları ve duygusal zeka kavramlarının antrenörlerin çalışma motivasyonu ve tükenmişlik algıları üzerindeki etkilerini nicel bir metodoloji kullanarak incelemektir. Türkiye genelinde çeşitli spor dallarında faaliyet gösteren 689 antrenör, kolayda örnekleme yöntemiyle seçilmiş ve çalışma kapsamına alınmıştır. Araştırma sürecinde, katılımcılardan Liderlik Tarzları Ölçeği, Duygusal Zekâ Ölçeği, Çalışma Motivasyonu Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Envanteri gibi ölçüm araçlarını doldurmaları talep edilmiştir. Toplanan veriler, SPSS istatistiksel analiz programında işlenmiş, frekans analizleri, çapraz tablo analizleri ve korelasyon analizleri gibi çeşitli istatistiksel testler uygulanmıştır. Normal dağılıma bakılarak t-testi ve ANOVA testleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, liderlik tarzlarının ve duygusal zeka düzeylerinin, antrenörlerin çalışma motivasyonunu olumlu yönde etkilediğini ve tükenmişlik düzeylerini azalttığını göstermiştir. Özellikle yüksek duygusal zeka düzeyine sahip antrenörlerin, stres yönetimi konusunda daha etkin oldukları ve takımlarını daha başarılı bir şekilde yönettikleri belirlenmiştir. Bu bulgular, antrenörlük mesleği için liderlik ve duygusal zeka becerilerinin önemini vurgulamakta ve bu alanlarda eğitim programlarının geliştirilmesi gerekliliğine işaret etmektedir. Sonuç olarak, bu çalışma, liderlik ve duygusal zeka eğitimlerinin antrenörlerin profesyonel gelişimine önemli katkılarda bulunduğunu ve sporcular üzerindeki olumlu etkilerini ortaya koymuştur. Çalışma, liderlik ve duygusal zeka alanındaki literatüre değerli katkılarda bulunarak, bu kavramların antrenörlerin profesyonel yaşamlarındaki rollerini ve etkilerini detaylı bir şekilde ele almıştır.
Lise öğrencilerinin eleştirel düşünme, akademik öz yeterlilik, mutluluk, umut ve narsizm düzeyleri ile fiziksel aktivite düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, lise öğrencilerinin eleştirel düşünme, akademik öz yeterlilik, mutluluk, umut ve narsizm düzeyleri ile fiziksel aktivite düzeylerini incelemek ve bu değişkenlerin çeşitli demografik faktörlere göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini belirlemektir. Araştırma, nicel araştırma yöntemine dayalı olarak betimsel tarama modeli çerçevesinde yapılandırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2024–2025 eğitim-öğretim yılında Van ilindeki ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören ve araştırmaya gönüllü olarak katılan toplam 582 lise öğrencisi (331 kız, 251 erkek) oluşturmaktadır. Veriler; Demografik Bilgi Formu, UF/EMI Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği, Akademik Öz Yeterlilik Ölçeği, Sürekli Umut Ölçeği, Narsistik Kişilik Envanteri ve Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi aracılığıyla toplanmıştır. Oxford Mutluluk Ölçeği verileri ise düşük güvenirlik düzeyi nedeniyle analiz kapsamı dışında bırakılmıştır. Normal dağılım varsayımı sağlanamadığından dolayı, verilerin analizinde Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis H testi ve Spearman korelasyon analizi gibi non-parametrik istatistiksel teknikler kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, öğrencilerin eleştirel düşünme ve akademik öz yeterlik düzeyleri orta-yüksek aralıkta bulunmuştur. Kız öğrencilerin eleştirel düşünme eğilim düzeylerinin erkek öğrencilerden anlamlı düzeyde yüksek olduğu, erkek öğrencilerin ise akademik öz-yeterlikte sosyal statü ve teknik beceriler ile narsisizm düzeylerinde daha yüksek puanlar aldığı görülmüştür. Düzenli spor yapan öğrencilerin akademik öz-yeterlilik ve narsisizm düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Ailede spor yapan bireylerin varlığı, öğrencilerin akademik öz-yeterlilik, umut ve narsisizm düzeylerini olumlu yönde etkilemiştir. Ayrıca, internet materyaline sahip olma durumu; eleştirel düşünme, mutluluk, narsisizm ve fiziksel aktivite düzeylerini anlamlı biçimde artırmıştır. Sınıf düzeyine göre ise yalnızca akademik öz-yeterliğin bilişsel uygulamalar alt boyutu, narsisizmin otorite boyutu ve fiziksel aktivite düzeylerinde anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Bu bulgular, lise öğrencilerinin bilişsel, duyuşsal ve fiziksel yeterlik düzeylerinin; cinsiyet, sınıf düzeyi, spor yapma alışkanlıkları ve çevresel imkânlar gibi değişkenlerden önemli ölçüde etkilendiğini ortaya koymaktadır. Öğrencilerin bireysel özellikleri ve çevresel koşullarının psikolojik ve fiziksel özellikleri üzerinde belirleyici rol oynadığı görülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçların, ergenlik döneminde kişisel ve akademik gelişimi destekleyecek okul temelli psikososyal müdahale programlarının planlanmasına katkı sağlaması, eğitimde bireyselleştirilmiş yaklaşımlar ve fiziksel aktivitenin teşviki açısından yol gösterici olması beklenmektedir.
Kadın voleybolculara uygulanan 8 haftalık bosu topu egzersizlerinin dikey sıçrama ve denge üzerindeki etkisinin incelenmesi
Kadın Voleybolculara Uygulanan 8 Haftalık Bosu Topu Egzersizlerinin Dikey Sıçrama ve Denge Üzerindeki Etkisinin İncelenmesinin amaçlandığı bu çalışma, 17-20 yaş aralığındaki 25 sporcu ile gerçekleştirilmiştir. Deney grubuna 10 hafta boyunca haftada 4 gün ve 2'şer saat bosu topu egzersiz programı uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS 22.0 veri analiz programı kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen ilk sonuç, deney ve kontrol gruplarındaki kadın voleybolcular arasında belirli fiziksel özelliklerin anlamlı farklılıkların gösterdiğini ve diğer özelliklerin farklılık göstermediğini ortaya koymaktadır. Bir diğer bulguya göre, deney ve kontrol grupları arasında ilk ve son dikey sıçrama performansları ile ''are gap percentage'' ölçümleri arasında anlamlı farklılıkların bulunduğu, ancak diğer performans ölçümlerinde anlamlı bir fark bulunmadığı belirlenmiştir. Ayrıca kontrol gruplarındaki sporcuların ilk ve son performans ölçümleri arasında yalnızca medium speed ölçüm sonuçlarında anlamlı bir farklılık olduğu ve son testteki ölçüm ortalamalarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Çalışmada son olarak deney grubunda yalnızca dikey sıçrama performansında anlamlı bir gelişim görülmüş olması, diğer testlerde anlamlı bir fark bulunmaması, uygulanan Bosu topu egzersizlerinin özellikle alt ekstremite patlayıcı gücü ve kuvvet üretiminde etkili olduğunu göstermektedir.
İslamda sporun yeri ve önemi
Bu araştırmanın amacı, İslam dininin spor ve fiziksel aktivitelerle ilgili bakış açısını incelemek, sporun bireysel ve toplumsal düzeydeki önemini İslami perspektiften ortaya koymak ve İslam'ın sporla ilgili öğretilerinin modern spor anlayışıyla nasıl örtüştüğünü analiz etmektir. Ayrıca, İslam'da beden sağlığına verilen önemin spor aracılığıyla nasıl desteklendiği ve bu anlayışın tarihsel ve güncel örneklerle nasıl somutlaştığı da araştırmanın temel amaçları arasında yer almaktadır. Bu çalışma, İslam'ın fiziksel sağlığı destekleyen prensiplerini ve sporun Müslüman toplumlar üzerindeki etkilerini açıklamayı hedeflemektedir. İnsanın spor, oyun ve eğlenceye olan ihtiyacı tartışmasız bir gerçektir. Bu nedenle, spor, oyun ve eğlence, geçmişte olduğu gibi günümüzde de sosyal yaşamda yaygın bir şekilde varlığını sürdürmekte ve uygulanmaktadır. İnsanın doğası, sürekli aynı durumda kalamayacağını, farklı zaman ve yerlerde değişiklik göstereceğini ortaya koyar. Bu nedenle, insanın ciddi işlere, ibadet ve taate ihtiyaç duyduğu gibi, spor, oyun ve eğlence gibi aktivitelere de ihtiyacı vardır. Bu tür aktiviteler, toplumun ihtiyaçlarına uygun olarak geleneklere dayanarak çeşitlenir. Her ne kadar farklı aktiviteler uygulanıyor olsada İslam'ın spor, oyun ve eğlence konusunda belirlediği çerçeve ve düzenlemeler, insanların ihtiyaçlarını karşılayacak niteliktedir. Çünkü Allah'ın emir ve yasakları ile Resul'ünün söz ve uygulamaları, her zaman, mekân ve çağda insanlığın iyiliğine yönelik olup, insanların yaşamını düzenler. Dolayısıyla, İslam'ın bu konudaki düzenlemelerine, hükümlerinin belirlenmesine ve bu hükümlerin sunulmasına ihtiyaç vardır. Bu bağlamda, bu çalışmada, spor, oyun ve eğlence kapsamına giren aktiviteler, yeni ortaya çıkan bazı etkinliklerin fıkhi hükümleri ve bu faaliyetlerin fıkıh açısından değerlendirilmesi, âlimlerin bu konudaki görüşleri ve yeni ortaya çıkan aktivitelerin Resulullah döneminde benzerlerinin bulunup bulunmadığı, bulunan ve bulunmayanların hükümlerinin incelenmesi amaçlanmaktadır.
Üniversite öğrencilerinin fiziksel aktiviteye yönelik tutumları ve sportif rekreasyonel aktivitelere ilişkin sağlık inançlarının belirlenmesi
Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin fiziksel aktiviteye yönelik tutumları ve sportif rekreasyonel aktivitelere ilişkin sağlık inançlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde eğitim öğretim gören lisans öğrencileri oluştururken örneklemini ise araştırmaya gönüllü olarak katılan 10 farklı fakültede okuyan 302 kadın ve 207 erkek toplam 509 lisans öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan 12 sorudan oluşan "Demografik Bilgi Formu" kullanılmıştır. Öğrencilerin fiziksel aktiviteye yönelik tutumlarını belirlemek için "Bilişsel Davranışçı Fiziksel Aktivite Ölçeği" ve Öğrencilerin sportif rekreasyonel aktivitelere ilişkin sağlık inançlarını belirlemek için "Sportif Rekreasyonel Aktivitelere İlişkin Sağlık İnanç Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS paket programı kullanılmış ve anlamlılık düzeyi (p<0.05) olarak kabul edilmiştir. Normal dağılım gösteren verilerin analizinde parametrik testlerden bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (Anova) ve grup içi farklılıklar için post-hoc Tukey testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre baba eğitim durumu, aile gelir durumu, ikamet yeri, sigara ve alkol kullanımı değişkenlerinde her iki ölçeğin de alt boyutlarında anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). Yaş, cinsiyet, anne eğitim durumu, fakülte, aktivite katılım türü, aktivite türü, aktivite katılım sıklığı, aktivite katılım nedeni değişkenlerine göre her iki ölçeğin bazı alt boyutlarında anlamlı farklılık belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç olarak üniversite öğrencilerinin fiziksel aktiviteye yönelik tutumları ve sportif rekreasyonel aktivitelere ilişkin sağlık inançlarında bazı değişkenler açsından farklılık olduğu tespit edilmiştir.
Ragbi sporcularının metabolik sendrom bilgi ve farkındalık düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, ragbi sporcularının Metabolik Sendrom Bilgi ve Farkındalık düzeylerini belirlemek ve bu düzeylerin Vücut Kitle İndeksi (VKİ), sigara içme durumu, profesyonel beslenme desteği alma durumu ve spor yapma süresi gibi çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Çalışmaya, Ankara'daki ragbi takımlarında aktif olarak spor yapan toplam 191 sporcu (Erkek:108, Kadın:83) gönüllü olarak katıldı. Veriler, kişisel bilgi formu ve Metabolik Sendrom Bilgi ve Farkındalık Ölçeği (MSBFÖ) kullanılarak toplandı. Elde edilen verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ve non-parametrik testlerden Mann Whitney U testi kullanıldı. Çalışma bulgularına göre, sporcuların MSBFÖ toplam puan ortalaması 47,62 ± 6,80 olarak belirlendi. Analizler sonucunda, profesyonel beslenme desteği alan sporcuların MSBFÖ toplam puanı (p=0,028), 2 yıl üzeri spor yapan sporcuların MSBFÖ toplam puanı (p=0,024) ve ilgili alt boyut puanları anlamlı düzeyde yüksek bulundu. Benzer şekilde, VKİ 25,00 ve üzerinde olan bireylerin MSBFÖ Farkındalık (p=0,005) ve Korunma alt boyut puanları (p=0.009), VKİ 25,00'den düşük olan sporculara göre anlamlı ölçüde daha yüksektir. Diğer bir çelişkili bulgu olarak, sigara içen sporcuların Farkındalık (p=0.012) ve Korunma (p=0.043) alt boyutlarında içmeyenlere göre anlamlı olarak yüksek puan aldığı saptandı. Sonuç olarak, ragbi sporcularının metabolik sendrom bilgi ve farkındalık düzeylerinin, literatürdeki teorik eğitim alan öğrenci gruplarına kıyasla daha düşük olduğu; ancak bu düzeyin uzman desteği erişimi, vücut kitle indeksinin (VKİ) sağlık göstergesi olarak anlamı ve yorumlanmasına yönelik farkındalık ve aktif spor süresi gibi faktörlerle pozitif yönde etkilendiği söylenebilir.
Sporun gelişiminde ve yaygınlaşmasında yerel yönetimlere ve kurumlar arası işbirliğine yönelik politikalar
Bu araştırmada; Gençlik ve Spor Bakanlığı, Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlükleri ve belediyelerin sporla ilgili birimlerinde görev yapan yöneticilerin görüşleri doğrultusunda; sporla ilgili kurum ve kuruluşlar arasında işbirliğinin geliştirilmesine ve yerel yönetimlerde sporun desteklenmesine ilişkin politikaların incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında, sporun gelişimi ve yaygınlaşması konusunda yaşanan sorunların tespit edilmesi ve ilgili sorunlara uygun çözüm önerileri sunulmasından dolayı araştırmanın, spor politikaları alanına katkı sağlayıcı nitelikte olduğu düşünülmektedir. Nitel araştırma yöntem ve tekniklerinin kullanıldığı araştırma, betimsel araştırma deseninde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu; Gençlik ve Spor Bakanlığı'nda görev yapan 5, Ankara ve Adana Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlükleri'nde görev yapan 10 ve Ankara ve Adana Büyükşehir Belediyelerinde görev yapan 10 yönetici olmak üzere toplam 25 spor yöneticisi oluşturmaktadır. Çalışma grubunda yer alan yöneticiler, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yönteminin kullanılmasıyla belirlenmiştir. Araştırmanın verileri, yarı-yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Spor yöneticileri ile yapılan görüşmelerden elde edilen veriler, içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda; sporun gelişimi ve yaygınlaşması konusunda, yerel yönetimlere yönelik çeşitli politikaların olduğu ancak mevcut politikaların yeterli olmadığı anlaşılmıştır. İlgili kurum ve kuruluşlar arasında çeşitli konularda işbirliği olmasına rağmen söz konusu işbirliklerinin yeterli düzeyde olmadığı belirlenmiştir. İşbirliği konusundaki bu eksikliğin en önemli nedeninin, ekonomik imkânların yetersiz olması olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmanın sonuçları doğrultusunda, ülkede sporun gelişimine ve yaygınlaşmasına katkı sağlamak için, yerel yönetimlerin spora katılımlarının artırılmasına ilişkin politikaların çoğaltılması ve kurumlar arası işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla spora ayrılan bütçenin artırılması önerilmektedir.
Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin çok yönlü liderlik yönelimi, rekreasyonel liderlik davranışı ve boş zaman yönetimi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Araştırmanın amacı, Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin çok yönlü liderlik yönelimleri, rekreasyonel liderlik davranışları ve boş zaman yönetimi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilen çalışmada örneklem grubu toplam 385 (n) katılımcının bulunduğu Bayburt Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinden oluşmaktadır. Katılımcıların konu ile ilgili görüşlerinin alınması için 4 ayrı form kullanılmıştır. Bunlar; Kişisel Bilgi Formu, Çok Yönlü Liderlik Yönelimi Ölçeği, Rekreasyonel Liderlik Davranışı Ölçeği ve Boş zaman Yönetimi Ölçeği. Elde edilen tüm ham veriler SPSS (26. versiyon) yazılımında test edilmiştir. Verilerin analiz sürecinde ilk olarak tanımlayıcı analizler gerçekleştirilmiştir ve Parametrik testlerin kullanımına uygun olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda; t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve ilişki testlerinden pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. İlgili testler aracılığı ile yapılan sınamalar neticesinde katılımcıların çok yönlü liderlik yönelimine ilişkin cinsiyet, yaş ve haftalık boş zaman değişkeni bağlı istatistiki açıdan anlamlı bulgular tespit edilmiştir. Rekreasyonel liderlik davranışına ilişkin ise haftalık boş zaman ve yaş değişkenine bağlı istatistiki açıdan anlamlı bulgular bulunmuştur. Boş zaman yönetimine ilişkin cinsiyet ve sınıf düzeyi alt boyutuna bağlı istatistiki açıdan anlamlı bulgular bulunmuştur. Son olarak çok yönlü liderlik yönelimi, rekreasyonel liderlik davranışı ve boş zaman yönetimi alt boyutları arasında düzeyi ve yönü farklılık gösteren ilişkilerin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Sporcu öğrencilerde psikolojik yetimliğin saldırganlık ve psikolojik sağlamlık üzerine etkisi
Araştırmanın temel amacı, sporcu öğrencilerde psikolojik yetimliğin saldırganlık ve psikolojik sağlamlık üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmanın evrenini Türkiye'de üniversite düzeyinde öğrenim gören ve aktif sporculuk yaşamına devam eden 18 yaş üzeri bireyler oluştururken, örneklemini Bayburt Üniversitesi, Trabzon Üniversitesi ve İnönü Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencileri arasından orantısız tabakalı örnekleme yöntemi ile seçilen 540 sporcu öğrenci (226 kadın, 314 erkek) oluşturmaktadır. Demografik Bilgi Formu, Sporcularda Psikolojik Yetimlik Ölçeği, Kar-YA Saldırganlık Ölçeği ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Veriler SPSS 27.0 programı ile analiz edilmiş, T-testi, ANOVA, Pearson Korelasyon ve Çoklu Doğrusal Regresyon analizleri uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, spor yapma sıklığı ve annenin hayatta olma durumu değişkeni ile psikolojik yetimlik arasında anlamlı farklara, yaş ve spor yaşı değişkeni ile psikolojik yetimlik arasında anlamlı ilişkilere rastlanmıştır. Cinsiyet, babanın hayatta olma durumu ve parçalanmış aile yapısına sahip olma durumu değişkeni ile saldırganlık arasında anlamlı farklara, yaş ile saldırganlık arasında anlamlı ilişkiye rastlanmıştır. Cinsiyet, spor yapma sıklığı ve üniversite değişkeni ile psikolojik sağlamlık arasında anlamlı farklara, yaş ile psikolojik sağlamlık arasında anlamlı ilişkiye rastlanmıştır. Korelasyon analizleri sonucunda, psikolojik yetimlik ile saldırganlık arasında negatif yönlü, psikolojik yetimlik ile psikolojik sağlamlık arasında ise pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Regresyon analizi sonuçlarına göre, psikolojik yetimlik alt boyutlarından ait olma ve yeterlilik negatif, motivasyon ise pozitif yönde saldırganlığı anlamlı yordadığı, ilişkili olma negatif, motivasyon ve yeterlilik ise pozitif yönde psikolojik sağlamlığı anlamlı yordadığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, sporcu öğrencilerde psikolojik yetimlik düzeyinin saldırganlık ve psikolojik sağlamlık üzerinde anlamlı düzeyde bir yordayıcılığının bulunduğu ortaya konulmuştur.