
9
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Zorunlu göç kapsamında Hatay'da bulunan Suriyeli öğrencilere yönelik Türkçe öğretimi, toplumsal uyum ve eğitim-öğretim faaliyetlerinin öğretmen görüşlerinden hareketle incelenmesi
Bu çalışma Suriye'de yaşanan iç karışıklıklardan sonra zorunlu olarak Türkiye'ye göç eden ve Türkiye'nin birçok yerine dağılan Suriyelilerin en yoğun olduğu illerin başında gelen Hatay'da gerçekleştirilmiştir. Hatay, coğrafi konumu itibariyle Türkiye'nin en güneyinde ve Suriye'ye sınır olarak en yakın iller arasında yer almaktadır. Bu coğrafi yakınlığa ek olarak Suriye ile tarihsel, kültürel, komşuluk ve akrabalık bağı bulunması nedeniyle de Suriye nüfusunun diğer illere göre daha yoğun olan bir bölgedir. Bu tezin amacı, ülkelerinden zorunlu olarak göç eden ve Hatay'a yerleşip burada eğitim gören ilkokul ve ortaokul düzeyi Suriyeli öğrencilere yönelik başta Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi ve toplumsal uyum çalışmaları olmak üzere eğitim-öğretim faaliyetlerini konuyla ilgili belgelerden, gerçekleştirilen ulusal ve uluslararası projelerden, dokümanlardan ve alanda elde edilen verilerden hareketle analiz edilmeye çalışmaktır. Bununla birlikte eğitim gören Suriyeli öğrencilerin ve bu öğrencilerin eğitim gördüğü okullarda görevli öğretmenlerin eğitim sürecinde yaşadıkları olası güçlükleri öğretmen görüşlerinden hareketle tespit etmek ve çözüm önerileri geliştirmektir. Bu amaç doğrultusunda sahada nitel araştırma yöntemi kullanılmış, veriler gözlem, görüşme ve doküman analizi teknikleriyle elde edilmiştir. Ayrıca araştırma durum tespiti desenlerine göre tasarlanmıştır. Sonuç olarak Türkiye'de Suriyeli öğrencilere yönelik uygulanan eğitim politikalarından birinin Suriyeli öğrencilerin Türk eğitim sistemine dahil edildiği; Hatay özelinde bakıldığında bunun birebir uygulandığı; Suriyeli öğrencilerin bulunduğu okullardaki öğretmenlerin birçoğunun konuyla ilgili hizmet içi eğitimler aldığı; alınan eğitimlerin daha çok uygulamaya dönük olması gerektiği; Suriyeli öğrencilerin başta Türkçe öğrenimi olmak üzere birtakım güçlüklerle karşılaştığı; öğretmenlerin ders anlatımlarında farklı yöntem ve tekniklerle görsel materyalleri kullandığı ve bu durumun olumlu yönde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Müziğin göçmenlerin bütünleşme sürecindeki katkıları: Hatay Narlıca Mahallesi örneği
2011 yılında Suriye'de başlayan iç savaş, milyonlarca insanın yurtdışına göç etmesine neden olmuştur. Hayatlarını kurtarma ve yeni bir yaşama tutunma saikleriyle göç eden Suriyeliler, başta Türkiye olmak üzere dünyanın farklı ülkelerine sığınmışlardır. Suriyeli göçmenler üzerine yapılan çalışmalar henüz çok yeni ve canlıdır. Bu durum, saha çalışmasının olmadığı araştırmalarda yanılma olasılığını arTtırmaktadır. Bu tez çalışması, Hatay'ın Narlıca Mahallesi'nde yaşayan Suriyeli göçmenlerin birlikte yaşam kültürüne alışmalarında, müziğin etkileri üzerine odaklanmıştır. Bilhassa Narlıca Mahallesi'nde bulunan ve Suriyeli öğrencilerin yoğun olduğu iki ortaokulda 8. sınıf öğrencilerle anket çalışması yürütülmüştür. Ayrıca aynı bölgede yaşayan yetişkinlerle de mülakat yapılmıştır. Araştırma içerik olarak müzik olgusunun ve müzik derslerinin göçmenlerin uyum süreçlerine olan etkisine dair veriler toplamanın yanında katılımcıların müziğe yönelik farklı görüşlerini de kapsamaktadır. Toplumsal uyumun toplumu bir arada tutan bir yapışkan olduğu göz önüne alındığında, eğitimin de bu toplumsal yapıya bir çimento gibi katkı sağladığı söylenebilir. Burada kurulan analoji eğitim-birey-bütünleşme üçlemesinin toplumsal uyum ve huzurun elde edilmesi bakımından önemini göstermektedir. Bundan dolayı, bu tez çalışmanın özgün değerini; okullaşan Suriyeli göçmenlerin uyum problemlerine odaklanarak müzik dersi özelinde uyum süreçlerini irdelemesi, müziğin ve müzik derslerinin uyum sürecine etkilerini ortaya koyması, yetişkinlerin uyum sürecinde müzik perspektifinden bakması gibi etkenler ortaya koymaktadır. Araştırmada karma araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Literatür taramasıyla gerekli arka plan oluşturulduktan sonra anket ve mülakat tekniğinin kullanılmasına karar verilmiştir. Toplam 30 anket sorusu hazırlanmış ve bu sorular Narlıca Mahallesi'nde ortaokul 8.sınıfta eğitim gören Suriyeli öğrencilere dijital ortamda uygulanmıştır. Yetişkinler için oluşturulan yarı yapılandırılmış mülakatta, görüşmecilere on-line olarak 11 soru yönlendirilmiştir. Hem anket hem görüşme sorularının Arapça çevirisi yapılmış, her aşamada tercüman desteği alınmıştır. Sonuçlar frekans tablo ve grafiklerle ifade edilmiş ve yorumlanmıştır. Bu çalışmayla uzun vadede göçmenlerin uyum süreçlerine katkı sağlayacak projeler üretilmesi hedeflenmiştir. Araştırmadan elde edilecek bulgular ışığında müzik derslerinde kültürlerarası müzik eğitimi anlayışının benimsenip yeni içeriklerin üretilmesine katkı sağlama, farkındalık oluşturma amaçlanmıştır. Her kültürün biricik ve değerli olduğunun benimsendiği eğitim ortamlarının oluşturulması, toplumsal barışa ve bütünleşmeye de katkı sağlayacaktır.
Suriyeli göçmenlerde adil dünya inancı ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkinin incelenmesi: Hatay ili örneği
Göç, bireylerin ait olduğu yerlerden kopmasına ve alışık olmadıkları yeni bir ortamla etkileşime girmesine sebep olmaktadır. Bu etkileşim çok boyutlu olacağı için karşılaşılacak çeşitli sorunları da beraberinde getirebilmektedir. Bu anlamda göçmenler karmaşık bir sorun zincirinin ortasında kalabilmektedir. Bu çalışmanın ele aldığı konu Suriyeli göçmenlerin yaşayacakları psikososyal problemler göz önüne alınarak bu bireylerin adil dünya inancı ve psikolojik iyi oluşları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemi Hatay ilinin Antakya, Reyhanlı ve Altınözü ilçelerinde yaşayan 18 yaş üstü okuma-yazma bilen 150 Suriyeli göçmenden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan Suriyeli göçmenlere Kişisel Bilgi Formu, Adil Dünya İnancı Ölçeği (ADİÖ) ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (PİOÖ) uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; elli altı yaş ve üzeri bireylerin genel adil dünya inancı puanların diğer yaş gruplarından daha yüksektir. Eğitim durumlarına göre, lise mezunu olan katılımcıların hem kişisel hem de genel adil dünya inancının diğer eğitim düzeylerine sahip katılımcılara göre daha düşük olduğu saptanmıştır. Katılımcıların medeni durumlarına göre, evli katılımcıların psikolojik iyi oluşlarının bekar ve boşanmış katılımcılara göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Son olarak, Suriyeli göçmenlerin psikolojik iyi oluşları ile kişisel ve genel adil dünya inançları arasında pozitif yönlü yüksek bir ilişki olduğu görülmüştür.
Suriyeli göçmen çocukların 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında değerlendirilmesi: Hatay örneği
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, 2011 yılından itibaren ülkemize giriş yapmış olan göçmen çocuklarında korunmasıyla ilgili bir yasadır. Bu yasa çerçevesinde ihmal ya da istismara uğramış çocuklara danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma gibi tedbirler uygulanmaktadır. En fazla göçmen barındıran illerin başında gelen Hatay İli, söz konusu kanun kapsamındaki uygulamalara da bir manada merkez olmuştur. Bu sebeple çalışmamızda Hatay İlinde bulunan göçmen çocuklara danışmanlık, eğitim, barınma, bakım ve sağlık tedbirlerinin ne oranda sağlanabildiği üzerinde durulmuştur. Bu meyanda hem Türkiye genelinde hem de göçmen nüfusun yoğun olduğu diğer illerde yapılan uygulamalar değerlendirilmiştir. Hatay ilindeki çocukların topluma sosyal uyumu ve kayıp nesil olmamaları konusunda neler yapılabileceği hususunda öneriler getirilmesi ve saha çalışmalarında kullanılabilecek analizler yapılması tasarlanmıştır. Yapılan genel değerlendirmede ise Çocuk Koruma Kanunu kapsamında göçmen çocuklara da uygulanan tedbir kararlarının göçmen çocukların kayıp nesil olmamaları, eğitim almaları ve aileleri ile sosyal uyumu üst düzeyde gerçekleştirmeleri için kritik bir öneme sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Kanunun uygulanmasında göçmen çocuklar özelinde yeni düzenlemelere ihtiyaç olduğu ve yeni sosyal politikaların gerektiği düşünülmektedir.
Suriyeli Bayır-Bucak Türkmenlerinin Yayladağı'ndaki mekansal dağılışları ve sosyo-kültürel durumlarının analizi
Son yılların en güncel sorunlarından biri haline gelen göç, ülkemizde de 2011 yılında başlayan Suriye'deki iç karışıklıkların ardından bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. 2011 yılından bu yana ülkemize 4 milyona yakın Suriyeli gelmiş ve barınma merkezleri ile kentlerde yaşamaya başlamışlardır. Bu durum birçok sınır şehrinde konut, altyapı, istihdam ve sosyo-kültürel uyum problemlerine neden olmuştur. Çalışma konumuz olan Türkiye'nin en güney noktasının bulunduğu Hatay ilinin Yayladağı ilçesindeki Suriyeli Bayır-Bucak Türkmenlerinin mekânsal dağılışları ve sosyo-kültürel durumları SPSS 26 paket programında analiz edilmiştir. Araştırma sürecinde yapılan anketlerle elde edilen verilerin işlenmesi ve analizi önem arz etmektedir. Analiz esnasında frekans ile yüzde analizleri yapılmış ve değerlendirilirken t-testi ve tek yönlü varyans (ANOVA) çözümlemelerinden yararlanılmıştır. Çalışma kapsamında mekânsal dağılım SSPS 26 paket programındaki analizle birlikte resmi makamlardan elde edilen nüfus verileri sentezlenerek mekânsal dağılımları ArcGIS 10.3 programı ile harita üzerinde işlenerek dağılış sebepleri yorumlanmıştır. Bu kapsamda kentte yaşamakta olan 200 Bayır-Bucak Türkmenine uygulanan anket formunun analiz sonuçlarının bulguları yorumlanmıştır. Bu bağlamda elde edilen bulgulara göre; Yayladağı'nda yaşayan Bayır-Bucak Türkmenlerinin önemli bir kısmı geldikleri ilk yıl içerisinde memleketlerine dönmeyi düşünmüş ancak savaşın sona ermemesinden dolayı burada yaşamaya devam etmişlerdir. Katılımcıların yarısı gelecekte Suriye'de yaşamak istediklerini belirtmiştir. Yayladağı'nda istihdamın yetersiz olmasından dolayı Bayır-Bucak Türkmenlerinin devamlılığı olan işler yerine gündelik işlerde çalıştıkları sonucu ortaya çıkmıştır. Bayır-Bucak Türkmenleri ile Yayladağı halkının dil kültürünün ortak olması mekânda sorun yaşamadıklarını ortaya koymuştur. Dil kültürünün ortak olmasıyla birlikte geldikleri mekâna göre yaşadıkları mekânın güvenli olması, Türkiye'de gelecek planı yaptıkları ve yaşamlarını devam ettirecekleri çıkarımı yapılmasına neden olmuştur. Bu mekânda yaşamayı düşünmeleri sosyo-kültürel uyumun zaman içerisinde sorunsuz sağlanacağı sonucunu ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Yayladağı, Bayır-Bucak Türkmenleri, Mekânsal Dağılış, Göç
Suriyeli ve Türkiyeli kadınlar açısından toplumsal cinsiyet eşitsizliği: Hatay'da Suriyeli mülteci kadınlar örneği
Toplumsal cinsiyet eşitsizliği toplumlarda görülen kadın erkek arası rol ve davranış farklılıklarına işaret etmektedir. Toplumlar cinsiyet temelinde kadın ve erkeği ayırarak farklı alan ve statüde (birincil, ikincil) eşitsiz konumlamaktadır. İkincil konumda gösterilen kadın biyolojik yapısı ve buna atfedilen anlamlar üzerinden ev içi alana uygun görülerek ev dışı alanlarda geride veya dışarıda bırakılmaktadır. Benzer şekilde, kadın cinsel yönden görünür kılınarak sosyal kısıtlamalar, şiddet, taciz, tecavüz vb. olaylarla yüz yüze bırakılmaktadır. Bu bağlamda özellikle çatışma ve zorunlu göç gibi travmatik bir olguda kadınlar bu eşitsizliklere daha fazla maruz kalmaktadır. Kadın zorlu şartlarda kendini korumak, tehdit ve tehlikeler karşısında korunmak amacıyla gönüllü veya mecburen eşitsizlikleri kabul edebilmektedir. Bunlardan baskı, sınırlama, kısıtlama, cinsel yönden gelen tehlikeler, erken yaşta evlilikler ve çokeşli evlilikler toplumsal cinsiyet temelli eşitsizliklerdendir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, toplumlarda var olan cinsiyetler arası eşitsizlikleri, Suriyeli mülteci kadınların göç öncesi, çatışma ortamı, göç süreci ve gelinen yerde yaşadıkları deneyimleri temelinde ve Türkiyeli kadınların konuya dair görüş ve ifadeleri doğrultusunda toplumsal cinsiyet perspektifinden ortaya koymaktır.
Göç ve sivil toplum ilişkisi: Hatay'daki sivil toplum kuruluşlarının Suriyeli göçmenlere yönelik faaliyetleri
Türkiye, 2011 Suriye Savaşı sonrası yoğun göç dalgalarıyla karşı karşıya kalmış ve kısa bir süre içerisinde yüzbinlerce insana ev sahipliği yapmış bir ülkedir. Göçmenlerin ülkeye varışlarından itibaren başta sağlık olmak üzere gıda, eğitim, barınma, rehabilitasyon gibi alanlarda hem devlet tarafından hem de sivil toplum kuruluşları ile çalışmalar başlatılmıştır. 2011 Mart ayında başlayan kısa süre içerisinde iç savaşa dönüşen Suriye iç karışıklıkları bir süre sonra acımasız bir kaosa dönüşmüş ve devamında uluslararası anlamda devletlerin stratejik odak noktası haline gelmiştir. Bu hengâme içerisinde ölüm- kalım mücadelesi veren sivil halk için "Göç" kaçınılmaz bir hal almıştır. Suriye İç Savaşı sonrası ortaya çıkan tablo insani açıdan son derece vahim bir tablodur. Savaşın başlangıcından beri yüzbinlerce insanın hayatını kaybettiği, milyonlarca insanın da yaşadığı bölgeleri terk edip zorunlu göçe tabi tutulduğu bilinen bir gerçektir. Bu göçlerin en yoğun yaşandığı yer Türkiye'dir. Özellikle Suriye ile sınırı olan Hatay, Kilis, Şanlıurfa ve Gaziantep illeri yoğun bir göç dalgası ile karşı karşıya kalmıştır. Yoğun göç dalgaları ve yaşanan trajik vakalar karşısında Birleşmiş Milletler başta olmak üzere birçok küresel organizasyon özellikle insani yardım konusunda faaliyetlere başlamıştır. Türkiye'de, ülke içinden ve ülke dışından çok sayıda sivil toplum kuruluşu da insani yardım çalışmalarının içinde bulunmuştur. Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün 20 Ağustos 2020 tarihi itibariyle yayınlamış olduğu raporda Suriye'den Türkiye'ye göç etmiş olan ve geçici sığınmacı statüsü verilen göçmenlerin en yoğun yaşadığı iller verilmiştir. Bu verilere göre geçici koruma kapsamı içerisinde bulunan Suriyelilerin sayı olarak en çok geldiği 3. il Hatay'dır. Sayı olarak üçüncü olmasına rağmen nüfusa oranla en yoğun göçün yine Hatay'a yapıldığı görülmektedir. Bundan dolayı araştırma Hatay ilinde faaliyet gösteren ve göçmenlere yönelik faaliyet gösteren STK'lar üzerinde yoğunlaşacaktır. Hatay ilinde Suriyeli göçmenlere yönelik faaliyet gösteren STK'ların genel yapıları ve faaliyet alanları incelendikten sonra faaliyet alanları, etkililik düzeyleri, finansal gücü ve insan kaynakları açısından öne çıkan 4 adet STK'nın faaliyetleri detaylı incelenecektir. Bu çalışma; şekilleri, yapıları, kapsam alanları bakımından farklı STK'lardan birer örnek şeklinde yapılmıştır. Araştırılan STK'lar şunlardır: Türk Kızılayı Hatay Şubesi, Türkiye Diyanet Vakfı Hatay Şubesi, İnsani Yardım Vakfı (İHH) Hatay Şubesi, Hatay Yardımlaşma Derneği (HAYAD)
Suriye'den göçle gelen bayır bucak Türkmenlerinde iktisadi faaliyetler: Yayladağı örneği
2010 yılında bazı Arap ülkelerinde yönetime karşı bir tür ayaklanma başlamıştır. Bu ayaklanma ilk olarak Tunus'ta meydana gelmiş ve çok kısa bir zaman içerisinde Yemen, Mısır, Cezayir, Suriye, Libya ve Bahreyn gibi çeşitli ülkelerde görülmeye başlanmıştır. Suriye'de gerçekleşmiş olan iç savaş nedeniyle bölge içerisinde bulunan pek çok etnik gruplar, karşılaştıkları şiddetten dolayı mecburen Türkiye'ye doğru göç etmek zorunda kalmıştır. Türkiye, kısa zamanda Suriye'den en fazla göçün gerçekleştiği ülke haline gelmiştir. Türkiye'ye göç etmek zorunda kalan etnik gruplar arasında Türkmenler-'de bulunmaktadır. Hazırlanmış olan bu çalışma içerisinde, mecburi olarak Hatay'ın Yayladağı ilçesine göç eden Türkmenlerin göç ettikten sonraki iktisadi faaliyetleri, iş bulma ve/veya iş kurma süreçleri araştırılmıştır. Yaklaşık toplam 37 bin nüfusa sahip olan Hatay'a bağlı olan Yayladağı ilçesinde yaklaşık olarak 6 bine yakın Bayır Bucak Türkmen'i vardır ve çalışma kapsamında Yayladağı ilçesindeki Bayır Bucak Türkmenlerin ekonomik durumları, iktisadi faaliyetleri, piyasaya katkıları ve çalışma durumları incelenmiştir. Hazırlanan bu çalışma neticesinde elde edilmiş olan bulgular şu şekildedir: Suriye'de meydana gelen iç çatışmalardan ötürü Türkiye'ye mecburi olarak göç etmiş olan Türkmenlerin, bu ülkeye gelmesinin nedenleri arasında tarihi yakınlığın bulunması ile, kültür ve dil akrabalığı önemli ölçüde etkili olmuştur. Evrensel göç kuramlarında tahmin edilen göçlerden ayrı bir sürecin olmasından dolayı, göç sonrasında Türkmenlerin içerisinde bulunduğu sosyal ve ekonomik hayat içerisindeki düzeylerinde gerileme olmuştur. Ayrıca mecburi göçten ötürü meydana gelen sorunların çözümünde birtakım zorluklarla karşılaştıkları tespit edilmiştir. Ancak bu sorunlar dernek veya yardım kuruluşları sayesinde yavaş yavaş çözülmeye başlamıştır. Kitlesel olarak göç edenleri göç ettikleri bölgeye olumlu bir şekilde katkı sağlamaları için çalışma koşulları ve çalışma imkânları sağlanmalıdır.
Hatay'dan Ortadoğu'ya yönelen işçi göçleri
Türkiye, 1973 yılı sonrasında Ortadoğu ülkelerine büyük oranda iş gücü ihraç eden ülkeler arasında yer almıştır. Türkiye'den bölgeye yönelen iş gücünün temini, ülkenin çeşitli kentlerinden sağlandı. Çalışmada, iş gücü kaynağı sağlayan kentler arasında önemli yere sahip Hatay'ın, Ortadoğu ülkelerine yönelen emek göçünü ele alarak, sebep ve sonuçlarını değerlendirme amacı taşınmaktadır. Araştırmada, Hatay ilinin göç panoraması ortaya çıkarılmaya çalışılmış, Hatay'dan Ortadoğu ülkelerine gerçekleşen işçi göçlerinin, ülkenin göç belleğinde önemli yere sahip olduğu anlaşılmıştır. Hataylı işçilerin Arap ülkelerini tercih etmesinde, Hatay kentinin Ortadoğu ülkelerine coğrafi yakınlığı, kültürel değer yargılarının benzerlik taşıması ve Arapça bilenlerin görece diğer illerden fazla olması gibi özelliklerinin rol oynadığı sonucuna ulaşılmıştır. Hatay'dan gidişlerin, legal ve illegal yollarla gerçekleşme biçimine bağlı olarak resmi rakamların çok üstünde olduğu ortaya çıkmıştır. Multidisipliner şekilde ele alınan konunun doğru bir yöntemle açıklanması ve net olarak anlaşılması perspektifinden bakıldığında, çalışmanın üç ana başlıkta toparlanması uygun görüldü. Birinci bölümde göçün kavramlarına ve farklı literatürlerdeki tanımına değinildi. Küresel göç olgusu açıklanırken, göçün kuramsal çerçevesi ortaya kondu. İkinci bölümde göçlerin tarihsel prosesleri irdelenirken, son yüzyılda Türkiye'nin göç açısından yaşadığı gelişmeler ele alındı. Üçüncü bölümde, çalışma grubunun anket sonuçlarına yer verildi. Buna göre, Hatay'dan Ortadoğu ülkelerine gerçekleşen göçlerin nedenleri, dağılışı, organizasyonu, sonuçları yorumlandı. Sorunları, potansiyeli, yapısı açıklanarak, Batı Avrupa ülkelerine doğru gerçekleşen emek göçü ile farklılıkları dile getirildi. Böylece, Hatay'dan Ortadoğu ülkelerine yönelen işçi göçlerinin tüm yönleriyle yapısal analizine çalışıldı.