Hitit University
Anabilim Dalı

İslam Hukuku Anabilim Dalı

Hitit University

17

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

17 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Yargı yoluyla yapılan boşamaların İslami açıdan hükmü (Irak Medeni Kanunu ile mukayeseli)

Yargı yoluyla gerçekleşen boşamalar, -özellikle günümüzde- üzerinde durulması gereken bir konudur. Çünkü evlilik hayatının istikrarı, İslam'ın üzerinde durduğu önemli gayelerdendir. Zira aile, toplumun inşası ve devamı için temel bir unsurdur. Evlilik ise doğurma, çoğalma ve aile hayatının oluşturulması ve sürdürülmesi için çok önemli bir müessesedir. Öyle ki, İslam hukuku eşler arasındaki birlikteliği sürekli hale getirmek ve garanti altına almak için çok ince hükümler vaz etmiştir. Nikâh, aile hayatının sürekli olması üzerine ikame edilen bir akittir. İslam eşlere birbirlerine güzel muamelede bulunmayı emretmiş, erkeklere ve kadınlara hayrı tavsiye etmiştir. Kadına kocasının evini, malını ve çocuklarını gıyabında korumasını emretmiştir. Aile ile ilgili hükümlere baktığımızda bu hükümlerin, aile fertlerinin ihtiyaç duyacağı her şeyi kapsadığını görmekteyiz. Evliliğin sürdürülmesi bazen yarardan çok zararların ortaya çıkmasına neden olabilir. Malum olduğu üzere İslam dini insanın fıtrat ve tabiatına uygundur. Bundan dolayı İslam dini, eşler arasındaki ilişkinin sürdürülmesini zorlaştıracak geçimsizlik, tartışma ve nefret gibi durumları dikkate almıştır. Çalışmamıza bir önsöz ve girişle başladık. Araştırmayı beş bölüm ve bir sonuca ayırdık. Her bölüm birkaç meseleyi içermektedir. Giriş bölümünde konunun önemini birkaç noktada özetledik. Bu konuyu seçme nedenini belirtip, yargı yoluyla gerçekleşen boşama hakkında daha önce yapılan çalışmaları ortaya koyduk. Çalışmada takip edeceğimiz metot hakkında da bilgi verdik. Birinci bölümde yargı yoluyla boşamanın anlamı, meşruiyeti ve şartları üzerinde durduk. Daha sonra yargı yoluyla vuku bulan, talak, fesih ve infisah sözcükleri arasındaki ilişki üzerinde durduk. İkinci bölümde geçimsizlik, kadının nafakasını sağlamama gibi sebeplerle gerçekleşen boşamaları inceledik. Üçüncü bölümde kocanın hapsedilmesi veya fakir olmasından dolayı nafakayı sağlayamaması gibi gayri ihtiyari zararlar üzerinde durduk. Dördüncü bölümde her iki eş arasında boşamayı caiz kılan hastalık ve ayıplar konusuna değindik. Bu kapsamda boşamayı mubah kılan ayıpların şartları ve fakihlerin konu hakkındaki görüşlerini ele aldık. Beşinci bölümde ise eşlerden birinin dinden dönmesi veya Müslüman olmasından dolayı gerçekleşen boşamayı ve irtidâddan dolayı vuku bulan boşamanın çeşitlerini açıkladık. Her iv bölümün sonunda konuyla alakalı Irak Medeni Kanunu'nda bulunan maddeleri yazdık ve bunları İslam hukukunun konuyla ilgili hükümleriyle karşılaştırdık. Araştırmanın sonunda da araştırma sırasında edindiğimiz neticeleri sonuç kısmında belirttik. Bunun akabinde de araştırmamızda müracaat ettiğimiz kaynakları zikrettik. Bu alanda küçük bir çalışma ortaya koyduktan sonra bu çalışmanın kabul ve güzel bulunmasını ümit ediyoruz. Tabiki çalışmamız sırasında benden hiçbir yardımını esirgemeyen ve beni bu yolda doğruya ileten değerli danışman hocam Doç. Dr. Mehmet Selim ASLAN'a yardımlarından dolayı teşekkür ederim. Yine aynı şekilde yardımlarını benden esirgemeyen kıymetli hocam Heymen Balyesânî'ye de şükranlarımı bir borç bilirim. Aynı şekilde çalışmamız esnasında bana yardımları dokunan tüm hocalarıma teşekkür ederim Anahtar Kelimeler: İslam Hukuku, Boşama, Yargı, Hüküm

Dıman Yousıf Alı Al Dawoudı
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslam Hukukunda nikah akdinin fonksiyonu ve sürdürülebilirlik problemleri

Bu çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın amacını, İslam'ın muamelat noktasında nikâha ve dolayısıyla evlilik müessesine yüklemiş olduğu misyonunun irdelenmesi, akabinde de bu misyon ile bağlantılı olarak nikâhın sürdürülebilirliğini etkileyen problemlerin tespiti oluşturmaktadır. Bu tespit, aynı bir marazın teşhisi gibi, İslam'ın sunduğu prensiplerden bağımsız olarak inşa edilen nikâh müessesesinin, yaşamına devam etmesini engelleyen problemlere ışık tutmayı gaye edinmektedir. Girişte konunun önemi ve amacı, çalışmanın kapsam ve yöntemine yer verilmiştir. Birinci bölümde ise İslam hukukuna göre nikâhın mahiyetine dair; ne anlama geldiği, hükmü, nasıl gerçekleştiği, kurulabilmesi için gerekli olan şartların neler olduğu ve çeşitleri incelenmiştir. İkinci bölümde de "insan" ve "toplum" için nikâhın nasıl bir fonksiyona haiz olduğu açıklanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise öncelikle nikâh kurumunun yaşayan bir yapıya sahip olması sebebiyle en sağlıklı şekilde yürütülebilmesi için İslam'ın ortaya koyduğu ve Müslüman olan bireylerden bu nizama göre yaşamalarını beklediği hususlar açıklanmıştır. Akabinde de İslamî bir niteliğe sahip olmaktan kısmî veya topyekûn olarak uzaklaşan bireylerin nikâh müesseselerini sürdürebilmeleri noktasında karşılaştıkları problemler irdelenmiş ve çözüm yollarının İslam hukukundaki varlığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Nikâh, Aile Hukuku, Boşanma, Nitelikli İnsan ve Toplum

BoşanmaBoşanmış ailelerNikah+3
Süheyl Haydar Şahin
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslam hukukunun hadım konusuna yaklaşımı

Bu çalışma, İslam dininde hadım etme (kısırlaştırma) konusunu Kur'an, Hadisler ve İslam hukukçularının görüşleri çerçevesinde ele almaktadır. İslam'ın yaratılışa ve bedensel bütünlüğe verdiği önem doğrultusunda, hadım etme işlemi insan hakları ve etik ilkeler ışığında incelenmiştir. Kur'an-ı Kerim'de doğrudan hadım etme ile ilgili bir hüküm bulunmamakla birlikte, yaratılışa müdahale ve bedensel bütünlüğün korunması prensipleri, hadım etmenin yasaklanmasını destekler. Peygamber Muhammed (sav), hadislerinde hadım olmayı açıkça yasaklamış ve cinsel arzuların kontrol altına alınması için oruç tutmayı tavsiye etmiştir. İslam hukukçuları, insanın hadım edilmesini yaratılışa müdahale ve kişisel hakların ihlali olarak gördüklerinden genellikle haram olarak kabul ederler. Kur'an'da hayvanların hadım edilmesi hakkında doğrudan bir hüküm bulunmamakla birlikte, Peygamber Efendimiz'in sünneti ve hadisler, hayvanlara iyi davranmayı ve onlara gereksiz yere acı çektirmemeyi öğütler. İslam hukukçuları arasında, hayvanların insanların yararına olacak şekilde hadım edilmesi kabul edilebilir görülmekte, ancak bu işlemin hayvanlara gereksiz acı çektirmemesi gerektiği vurgulanmaktadır. İslam, insan hakları ve bedensel bütünlük ilkelerine büyük önem verir. Hadım etmenin insan onurunu zedelemesi ve bedensel bütünlüğünü bozması nedeniyle yasaklanmış olması, yaratılışa saygı ve insan haklarının korunması prensiplerine dayanır. Hayvanların hadım edilmesi ise, onların yaşam kalitesini artırmak amacıyla kabul edilebilir olarak görülmekte, ancak bu işlemin etik ve insancıl bir şekilde yapılması gerektiği belirtilmektedir. İslam'da hadım etme, insan onuru, bedensel bütünlük ve yaratılışa saygı prensipleri doğrultusunda ele alınır. İnsanın hadım edilmesi yasaklanırken, hayvanların hadım edilmesi belirli koşullar altında kabul edilebilir görülmektedir. Bu çalışma, İslam'ın genel etik ve ahlaki ilkeleri ışığında hadım etme konusunu değerlendirir ve bu işlemlerin dikkatle ele alınması gerektiğini vurgular.

İsa Güvenç
Pamukkale University · İslami İlimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

6 numaralı Adana şer`iyye sicili (H. 1203/M. 1788-H. 1204/M. 1789)

18. yüzyılAdanaKadı+5
Feyzi Kaplan
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1996
20
Yüksek LisansAçık ErişimTR

10 Numaralı Adana Şer`iye Sicil Defteri; 1241 / 1825 - 1260 / 1844

19. yüzyılAdanaAdliye teşkilatı+4
Ahmet Küçük
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1996
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

77 nolu İstanbul şer`iyye sicili defteri (Davud Paşa Mahkemesi) H. 5 Şa`ban-11 Zi`l-ka`de 1238

19. yüzyılDavut Paşa MahkemesiHukuki yapı+4
Gülhan Haliloğlu
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslam hukukunda bir irade beyanı olarak teâtî

Tabiatı itibariyle sosyal bir varlık olan insan, hayatın her alanında diğer insanlarla iletişim halindedir. Yazılı, sözlü ve fiili olmak üzere çeşitli yollarla gerçekleşen bu iletişim biçimlerinin hukuki sonuç doğurabilmesi, karşılıklı rızanın ortaya konulması şartına bağlıdır. Rızanın dışavurum şekilleri ise farklılık göstermektedir. Burada önemli olan kişinin içteki rızayı tereddüde mahal bırakmayacak şekilde ortaya koymasıdır. Bu olmadan herhangi bir şekilde hukuki hüküm tesisi mümkün değildir. Sözlü veya yazılı bir beyan olmaksızın yalnızca davranışla hukuki işlem tesisinin mümkün olup olmayacağı hususu öteden beri fukahânın gündeminde olmuş, mesele fıkıh literatüründe ayrıntılı olarak tartışılmıştır. Çağdaş dönemde ise konu oldukça yeni ve farklı boyutlar kazanmıştır. Özellikle konunun güncel açılımlarının varlığı, bu meselenin araştırma konusu olarak belirlenmesinde etkili olmuştur. Çalışma giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Girişte konunun önemi, amacı, sınırları ve kaynakları hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde, teâtînin hukuki niteliğinin iyi kavranmasına katkı sunacağı öngörüsüyle kavramsal çerçeve ortaya konulmuş, teâtînin benzer kavramlarla olan ilişkisine temas edilmiş ve hukuki niteliği itibariyle teâtî konusu ele alınmıştır. İkinci bölümde, dört fıkıh mezhebi eksen alınmak suretiyle klasik fıkıh doktrininde teâtî konusundaki tavırlar ve hükümler tespit edilmiş, ardından modern dönemde ortaya çıkan teâtî açılımlarına temas edilmiştir. Nihayet bu çalışma neticesinde oluşan tespit ve kanaatler, sonuç kısmında ifade edilmiştir

Abdullah Çalış
Hitit University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni fıkıh tarihi yazımında dönemlendirme sorunu

Fıkıh tarihi yazımı ve dönemlendirme şablonları, "tarih yüzyılı" lakabıyla anılan 19. yüzyıldan itibaren araştırmacıların ilgisini çekmiştir. Bu süreçte fıkıh tarihini dönemlendirmeye yönelik çok sayıda yöntem ortaya çıkmış, farklı kriterler esas alınarak iki yüzü aşkın dönemlendirme önerisi ortaya konmuştur. Bu tez, literatürdeki dönemlendirme önerilerinin kökenlerini, aktarım sürecini ve metodolojik zaaflarını incelemektedir. Söz konusu dönemlendirmeler, araştırmacının yeni fıkıh tarihi yazımı olarak adlandırdığı literatürden seçilen örneklem üzerinden analiz edilmiştir. İlk olarak dönemlendirme teşebbüslerinin dayandığı tarihi zemin incelenmiş ve bağlamı inşa edilmiştir. Bu bağlamda YFT literatürüne hâkim olan gerileme paradigması şablonunun 19. yüzyılda oryantalist Arapça literatür tarihi yazarları tarafından kullanıldığı, bu şablonun hem oryantalist hem de modern İslam dünyasında kurulan üniversite müfredatlarına zahmetsizce taşındığı görülmüştür. Bu taşımada ve yeniden üretilme sırasında 18. yüzyıl ıslahatçılarının ve ıslahatçı ekolün rolleri tespit edilmiştir. Ayrıca mevcut tarih felsefesi açmazları ile Türk-Arap ilişkileri arasındaki sorunların YFT dönemlendirmelerini üretmedeki yardımcı rollerini ortaya koyulmuştur. İkinci bölümde iki yüzü aşkın dönemlendirme içerisinden bir örneklem belirlenmiş ve bu örneklem üzerinden ilk kitap olarak tespit edilen çalışmadan itibaren tezin tamamlandığı 2025 yılına kadar yapılmış dönemlendirmeleri değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise genel tarih felsefesi ve tarihyazımı literatüründe yer alan dönemlendirme eleştirileri ile önerilerden yola çıkarak mevcut YFT tasniflerinin taşıdığı zaaflara değinilmiştir. Tez, mevcut tasniflerin beş temel ilkeye (kavramsal sadelik, kapsayıcılık, muhtevaya delalet, ölçütlerde açıklık ve tutarlılık, tarihi doğru yerden bölme ve gerçeklik) uymadığını ortaya koymaktadır. Ek bölümünde yer alan tablolarla da çalışmanın grafiksel özeti yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Tarihyazımı, Fıkıh tarihi, Fıkıh tarihi yazıcılığı, dönemlendirme, Yeni fıkıh tarihi yazımı.

Düşünce tarihiFıkıhHukuk tarihi+3
Mehmet Ali Kılınç
Ankara Social Science University · İslami Araştırmalar Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

الأحكام المتعلقة بعمليات التجميل في الشريعة والقانون(دراسة مقارنة) / el-Ahkâmu'l-mutallika biameliyyati't-tecmîl fi'şşerîat'i ve'l-kânûn'i (Dirâsetu'n-mukârenetu'n)

Bu çalışmada, muasır bir problem olan estetik operasyonlara dair hükümler mukayeseli olarak inceleme konusu yapılmıştır. Çalışmada meşhur dört fıkıh mezhebi çerçevesinde İslam hukukunun bakış açısı ile günümüzdeki bazı Arap ve Batı ülkelerindeki kanuni düzenlemeler mukayeseli olarak ele almıştır. Çalışmamız üç bölüm halinde ele alınmıştır: Birinci bölümde öncelikle güzellik ameliyatlarının tarihi gelişimi ve günümüzde yaygınlaşmasının sebepleri üzerinde durulmuş, sonra ise İslam hukukçularının ve doktorların konuya dair terimleri açıklanmıştır. İkinci bölümde İslam hukukunun konuya bakışı ele alınmıştır. Burada İslam hukukçularının genel olarak tıbbi ameliyatlarla özel olarak ise güzellik ameliyatları ile ilgili görüşleri delilleri ile beraber incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise güzellik ameliyatlarına dair kanuni düzenlemeler üzerinde durulmuştur. Bu bölümde öncelikle genel olarak tıbbi ameliyatın meşruiyet temelini teşkil eden nazariyelerden söz edilmiş daha sonra ise bazı çağdaş devletlerde bu konu ile ilgili kanuni düzenlemelere dikkat çekilmiştir. Ayrıca güzellik ameliyatlarında uyulması gereken ilkeler, görevler ve şartlar tespit edilmiştir. Çalışmamız araştırmanın sonuçları ve teklifleri ile son bulmaktadır. Anahtar Kelimeler: İslam Hukuku, Kanun, Ameliyat, Estetik, Güzellik.

Zaıny Adel Tawfeeq
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bâkıllânî'nin et-Takrîb ve'l-İrşâd adlı eserinde tahsîs kuramı

Tezimiz, usul tarihi açısından Şâfiî'den sonra mütekellim usulünü derinleştirip sistemleştiren ve kendinden sonraki usulcüler üzerinde ciddi etkisi bulunan Bâkillân'i'nin et-Takrîb ve'l-İrşâd es-Sağîr adlı eseri çerçevesinde tahsîs kavramını işlemektedir. Bu çerçevede Bâkillânî'nin tahsîs kuramını belirleyen âmm, hâss ve muhassis kavramlarının tahlilini yapmaktadır. Bu tez, kavramlara yüklenen anlamlar ile ilgili farklı ekoller arasındaki tartışmaları Bâkillânî'nin bakış açısıs ile tahlil edip sunmaktadır.Tezimiz, Giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş'te çalışmamızın kapsam ve yöntemini ele aldık. Çalışmamızın konusu olan Bâkillânî ve et-Takrîb adlı eseri hakkında kısa bilgi verdik.Birinci bölümde, âmm kavramı incelenmiştir. Bu bölüm kapsamında Bâkillânî'nin usulünde âmm kavramının lafzın anlam aralığına giren iki ve daha fazla varlığı kapsayan kelime olarak tanımladığı ortaya konulmuştur. Âmm lafzın bu varlıklardan hangisini kapsayıp hangisini kapsamadığının ise ancak karine ile ortaya çıkabileceği anlaşılmıştır.İkinci bölümde tahsîs konusu tartışılmıştır. Netice itbariyle Bâkillânî'nin tahsîsi, mütekellimin lafızdan irade ettiği varlıklar ile dışarıda bıraktığı varlıkların hangileri olduğunun beyanı olarak gördüğü ortaya konmuştur.Üçüncü bölümde ise tahsîs edici deliller incelenmiştir. Bu bölümde Bâkillânî'nin tahsîs edici delilleri iki kısma ayırdığı ortaya konmuştur. Birincisi, cümle yapısından anlaşılan istisnâ, şart gibi muttasıl delillerdir. İkincisi ise cümleden bağımsız müstakil deliller olan akıl, sünnet, icma, kıyas gibi munfasıl delillerdir.Anahtar kavramlar: Bâkilllânî, Âmm, Hâss, Tahsîs, Muhassis, Teâruz

BakıllaniTahsisİslam hukuku
Abdulbasıt Saltekin
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şafiî usûlcülere göre istidlâl

Tezimiz, usûl tarihi açısından en verimli olan hicri beşinci asır ve daha sonra gelen tanınmış Şafiî usûlcülerin, ?edille-i erbâa?dan sonra beşinci delil diye adlandırdıkları istidâl delili hakkındaki görüşlerini işlemektedir. Bu dönemlerde yaşayan usûlcülere göre istidlâl kavramının ne anlama geldiği hakkındaki düşünceleri, istidlâlin dayanağı olarak zikrettikleri delilleri, istidlâl ile ilgili aralarında vuku bulan ihtilâflar ve istidlâl için getirdikleri örnekleri sunmaktadır.Eser, önsöz ve giriş dışında üç bölüm ile sonuç bölümünden ibarettir.Girişte hicri V. asra damgasını vuran Şafiî ekolüne tabi bazı usûlcülerin hakkında bilgi verilmiştir.Birinci bölümde istidlâlin tanımı ve mahiyeti ele alınmıştır.İkinci bölümde istidlâlin hücciyeti konusundaki görüşler üzerinde durulmuştur.Üçüncü bölümde istidlâlin kısımları ele alınmıştır.Yine bu bölümün sonunda hicri V. asırdan sonra gelen usûlcülerin ?istidlâl ile irtibatlı olan deliller? diye açıkladıkları şer'î delilerden kısa da olas bahsedilmiştir. Anahtar kavramlar: Şafiî, usûlcü, istidâl, şer'î deliller, akli deliller,

Bedri Aslan
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
DoktoraAçık ErişimTR

İslam hukukunda gerçek kişilerin ehliyeti

Ahmet Bilgin
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1989
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Ebussuud el-Îmadî'nin "Hâşiye alâ Kitâbi'l-Buyû' min el-İnâye" adlı eserinin tahkik ve tanıtımı

İslam ulemasının asırlardır öncellikle üzerinde ihtimamla üzerinde durdukları ilimlerin başında fıkıh ilmi gelmektedir. Fıkıh ilmi ile helal, haram, ibadetlerin ifası vacipler ile sünnetlerin nasıl ifa edileceği bilinir. Fıkıh kendi içerisinde kısımlara ayrılır. Bu kısımlardan biri de "Muamelat fıkhı"dır. Muamelat fıkhı, günlük ihtiyaçlarımızın nasıl yapılacağı hususunda bilgi verir. Bu konu üzerinde ehemmiyetle duran âlimlerden biri de Osmanlı Şeyhülislâmı, Ebüssuûd Efendi (ö.928/1574) dir. Onun "Kitâbü'l-'İnâye Şerhu'l-Hidâye Şerhu Bidâyetü'l-Mübtedî li'l-Âlim el-Bâbertî" adlı yazma eseri günümüze kadar gelmiştir. Ehemmiyetine binaen bu eseri tahkik ederek üzerinde çalıştık. Çalışmamızın özet kısmında çalışmamın gayesi, risalenin ilmi değeri, çalışma esnasında karşılaştığımız zorluklar ile ulaştığımız sonuçları paylaştık. Çalışmamız bir mukaddime ile iki bölümden oluşmaktadır. Birinci kısım da Ebüssuûd Efendi'ni üzerinde çalışmış olduğu Hanefî fakihi Ebü'l-Hasen Burhânü'd-din Alî b. Ebî Bekr b. Abdilcelîl el-Fergânî el Mergînânî (ö.593/1197)'ye ait el-Hidâye'den ve tanınmış Hanefî fakihî Ekmelüddîn Muhammed b. Mahmûd b. Ahmed el-Babertî er-Rûmî el-Mısrî (ö.786/1384) 'ye ait Kitâbü'l-'İnâye'den bahsettik. İkinci kısımda üzerinde çalıştığımız yazma eser ve müellifinden, takip etmiş olduğu metottan ve muhakkikinden bahsettik. Sonuç kısmında ise üzerinde çalıştığımız yazma eserden elde ettiğimiz bulguları yazdık. Anahtar Kelimeler: Ebussuud, el-Hidâye, el-İnâye, el-Bey, el-Baberti

Fatmatuzzahra Kajje
Ağrı İbrahim Çeçen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Teminat mektuplarının islami finans uygulamaları ve fıkhi analizi

Finansman ihtiyacı, iktisadî hayatın temel unsurlarından biridir. Modern bankacılıkta bu ihtiyaç yalnızca nakdî kredilerle değil, teminat mektubu, akreditif ve aval/kabul gibi gayrinakdî kredi ürünleriyle de karşılanmaktadır. Bu ürünler içinde teminat mektubu, bankanın müşterisi lehine üçüncü kişiye karşı belirli şartlar altında ödeme taahhüdünde bulunduğu önemli bir finansal araçtır. Teminat mektupları konvansiyonel bankalar yanında katılım bankaları tarafından da kullanılmakta; ancak bu işlemin fıkhî mahiyeti ve karşılığında alınan ücretlerin hükmü İslam hukuku bakımından tartışmalı bir alan oluşturmaktadır. Bu tezde banka teminat mektuplarının hukukî ve fıkhî niteliği İslam hukuku çerçevesinde incelenmektedir. Çalışmada klasik fıkıh literatüründe kefalet akdinin mahiyeti, ücret karşılığında kefalet tartışmaları, modern bankacılıkta teminat mektubunun işleyişi ve çağdaş İslam hukukçularının konuya ilişkin yaklaşımları ele alınmaktadır. Araştırmada teminat mektubunun yalnızca hangi akit türü altında değerlendirileceği değil, bankanın fiilen neyin karşılığında gelir elde ettiği de dikkate alınmaktadır. Bu bağlamda, teminat mektubunda bankanın üstlendiği yükümlülüğün kredi/karz taahhüdü niteliği taşıması sebebiyle alınan komisyonun borç verme taahhüdünden menfaat elde edilmesi sebebiyle faizle benzerlik taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.

Ahmet Enes Ateş
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bedene müdahale bağlamında dövme yaptırmanın hükmü

Bu tezin amacı, dövme ile alakalı Hz. Peygamber'den (s.a.v.) gelen rivayetler ışığında fıkıhta dövmenin illetini ve buna bağlı olarak hükmünü tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda klasik fıkıh eserlerinden ve hadis şerhlerinden yararlanılmıştır. Çalışma toplamda üç bölümden oluşmaktadır. Tezin birinci bölümünde dövme hakkında etimolojik ve tarihi bilgilere yer verilmiştir. Dövmenin insanlık tarihi kadar eski olduğu, geçmişte ve günümüzde birçok millet tarafından güzelleşmek, kötü ruhlardan korunmak, bir gruba ait olmak, nazardan korunmak, dini sembolleri vücutlarında taşımak gibi hedefler doğrultusunda yaptırıldığı saptanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümde klasik fıkıh eserlerinde mezheplerin farklı görüşlerine ve alimlerin hadis şerhlerindeki görüşlerine yer verilmiştir. Tezin üçüncü bölümde ise dövme yasağının muhtemel illetleri ayrı bir başlık altında ele alınmıştır. Yapılan araştırmalar neticesinde, dövmenin klasik ve çağdaş dönem fakihlerinin büyük çoğunluğu tarafından tedavi maksatlı uygulanmasına cevaz verilmekle birlikte; yaratılışı değiştirme, fıtratı bozma, insanın saygınlığını zedeleme, bedene zarar verme ve güzelleşme isteğinde haddi aşma gibi nedenlere binaen hükmünün haram olarak ortaya konduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: İslam Hukuku, Fıkıh, Dövme, Bedene Müdahale, Yaratılışı Değiştirme.

Şenel Toksöz Korkmaz
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mâlikî kaynaklarında nikahta şahitlik ve ilân

Bu çalışma Mâlikîlerin nikahta şahitlik ve ilân konusuna bakışını, delillerini ve bu hususta cumhurdan ayrılan görüşlerini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Öncelikle giriş bölümünde genel hatlarıyla İslam hukukunda şahitlik konusu üzerinde durulmuştur. Mâlikîlerin görüşüyle karşılaştırmak maksadıyla birinci bölümde cumhurun nikahta şahitlik ve ilân hususundaki görüşleri incelenmiştir. Bu bağlamda cumhur alimlerinin nikah şahitliğine yaklaşımı tahlil edilmiştir. İkinci bölüm Mâlikî kaynaklarında nikahın ilânı konusuna ayrılmış, Mâlikî fakihlerin bu husustaki görüşü ve cumhura karşı itirazları kendi kaynaklarından hareketle kronolojik olarak incelenmiştir. Son bölümde Mâlikî kaynaklarında nikah şahitliği ve nikahu's-sir (gizli nikah) hususu derinlemesine tahlil edilmiş, bu konuda cumhurla olan ihtilafları ele alınmıştır.

Aile hukukuEvlilikMaliki+5
Ahmet Aktaş
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Faizsiz bir ekonomide finansal sözleşmeler (Doğuşu, meşruiyeti ve fonksiyonu)

"Faizsiz Bir Ekonomide Finansal Sözleşmeler (Doğuşu Meşruiyeti ve Fonksiyonu)" adlı bu çalışmada, faizin yasak kabul edildiği iktisadi sistemde finans sağlayan sözleşmeler tespit edilip başta klasik kaynaklardan istifade etmek suretiyle doğuşu, meşruiyeti ve fonksiyonu bakımından incelenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda şu sözleşmeler tespit edilmiştir: selem, istisna', bey' bi'l-vefâ, bey' bi'l-istiğlal, îne satışı, murabaha, leasing, muzaraa, musakat, müşareke. Selem, satış bedelinin peşin, malın vadeli olmasıdır. İstisna, sanat erbabına bir eşya yaptırmaktır. Bey' bi'l-vefa, satıcı bedeli geri verince alıcının da satılan malı geri vermesi şartıyla yapılan satıştır. Be'y bi'l-istiğlal, bir malın gelirinden faydalanmak için onun bizzat satıcısına kiralanmasıdır. Îne satışı, bir malın vadeli olarak satılmasından sonra aynı malın, peşin parayla satıldığı fiyattan daha ucuza alınmasıdır. Murabaha, malın maliyetinin karşı tarafa bildirilerek üzerine kar ilavesiyle yapılan güvene dayalı satım şeklidir. Leasing, mülkiyetin temliki ile sona eren menfaatin temlikidir. Mudârabe, bir tarafın emeği bir tarafın sermayesi ile kurulan ortaklık türüdür. Muzaraa, mahsulü paylaşmak üzere arazi sahibiyle emek sahibi arasındaki ortaklıktır. Muşaraka, ticari ortaklıktır. Önceki fukaha, finansman ihtiyacı ile şer'î ilkeler arasında şartlara uygun meşru çözüm bulamadıklarında en azından haramların açıkça ihlalini önlemek adına yine hukukun içinde hile-i şer'iyyeden yararlanmıştır. Bu surette ilave bir getiri sağlayan kredi işlemlerine cevaz vermiştir. Bunların bir kısmı günümüzde de varlığını ve fonksiyonunu devam ettirmektedir. Günümüzde de çağdaş murabaha ve leasing gibi birtakım meşru finans temin yöntemleri geliştirilmektedir. Müslüman toplumların sahip olduğu aşkın değerlerle yaşadıkları hayat arasında meşruiyet sorununu aşması için meşru finansman bulma çabasının önceki zamanlara göre daha öncelikli hale geldiği söylenebilir.

Faizsiz bankacılıkFaizsiz ekonomiFinansal durum+5
Mehmet Yüksel
Tokat Gaziosmanpaşa University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00