Ibn Haldun University
Discipline

Department of Educational Sciences

Ibn Haldun University

5,009

Archived Theses

5

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessEN

Intolerance of uncertainty and time management skills of individuals with attention deficit hyperactivity disorder symptoms

Attention Deficit Hyperactivity Disorder (ADHD) is characterized by hyperactivity, inattention, and impulsivity, emerging in childhood and persisting into adulthood. Intolerance of uncertainty refers to difficulties in coping with uncertain situations, whereas time management is defined as the ability of individuals to plan and use their time effectively. Adults who have ADHD struggle with several problems in daily life. Individuals with ADHD often have problems in time management, and they can also experience intolerance of uncertainty. However, current research in this area is limited; thus, this study aims to fill this gap by examining intolerance of uncertainty and time management skills in adults aged 18-45 with ADHD symptoms. The research was a quantitative study. Data was collected from respondents using survey research method. All surveys were delivered to participants online. "Personal Information Form", "The Turkish Version of the Attention Deficit and Hyperactivity Self-Report Scale (ASRS)", adapted by Doğan et al. (2009), "The Turkish Version of Short Version of Intolerance of Uncertainty Scale (IUS-12)" adapted by Sarıçam et al. (2014), and "Time Management Scale (TMQ)" adapted by Alay & Koçak. (2002) were used in the survey. 738 participants were reached using the online survey. 433 of the participants met the inclusion criteria for the study. 385 of the participants were female, 48 were male, and 50.1% of the participants had an ADHD diagnosis, and 49.9% did not have ADHD diagnosis but had ADHD symptoms. Descriptive statistics, Pearson correlation, and multiple linear regression analyses were used in data analysis. The findings show that the participants' time management and intolerance of uncertainty scores were above average. There is no statistically significant relationship between intolerance of uncertainty and time management. In addition, the predictive roles of the inattention and hyperactivity/impulsivity subscales on time management and intolerance of uncertainty were examined. The results showed that the inattention subscale negatively predicted time management. The hyperactivity/impulsivity dimension positively predicted time management. All subscales (inattention and hyperactivity/ impulsivity) positively predicted intolerance of uncertainty. In line with the results obtained, the findings were discussed with information in the literature, and suggestions were made for future research. Keywords: Attention Deficit Hyperactivity Disorder, Intolerance of Uncertainty, Time Management.

Rabia Selamet
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin siber zorbalık ve siber mağduriyet yaşantılarının okula bağlılık ile ilişkisinin belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı lise düzeyinde eğitim gören öğrencilerin siber zorbalık ve siber mağduriyet yaşantılarını ve bu yaşantılarla öğrencilerin okula bağlılığı arasındaki ilişkiyi çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Araştırmanın evrenini, Gaziantep ili Şahinbey ilçesinde 2021-2022 eğitim öğretim yılında devlet okullarında öğrenim gören 9., 10., 11. ve 12. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Toplamda 772 öğrenciden oluşan araştırma nedensel karşılaştırma da içeren ilişkisel bir çalışmadır. Araştırmada araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile birlikte "Siber Mağduriyet Ve Siber Zorbalık Ölçeği" ve "Okula Bağlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde Bağımsız Gruplar T Testi, tek yönlü ANOVA, Mann Whitney U, Kruskal Wallis H Testi ve Spearman-rho analizleri kullanılmıştır. Araştırmada kız ve erkek öğrencilerin arasında siber zorbalık-mağduriyet yaşantıları ve okula bağlılık açısından anlamlı farka rastlanılmamıştır. 10. sınıf öğrencilerinin diğer sınıf düzeylerine göre daha fazla zorbalık yaşantılarının olduğu ve sınıf düzeyi arttıkça öğrencilerin okula bağlılıklarının arttığı tespit edilmiştir. Anne-baba eğitim düzeyi ile öğrencilerin siber zorbalık ve siber mağduriyet yaşantıları arasında ilişki tespit edilmemiştir. Anne eğitim düzeyi lise olan öğrencilerde okula bağlılık puanlarının en yüksek, anne eğitim düzeyi lisans olan öğrencilerde ise okula bağlılık puanlarının en düşük olduğu bulunmuştur. Baba eğitim düzeyi ile öğrencilerin okula bağlılıkları arasında ilişki tespit edilmemiştir. Ailenin ortalama gelir düzeyinin öğrencilerin siber zorbalık ve siber mağduriyet yaşantılarını yordamadığı, aile ortalama geliri asgari ücret düzeyinde olan öğrencilerin okula bağlılıkları en fazla iken aile geliri asgari ücret üzerinde olan öğrencilerde okula bağlılık en düşük düzeyde tespit edilmiştir. Okul türü ile siber mağduriyet yaşantıları arasında anlamlı bir fark yoktur. Anadolu Meslek Lisesi ve Sosyal Bilimler Lisesi öğrencilerinin siber zorbalık yaşantılarının diğer okul türlerinde eğitim gören öğrencilere göre daha fazla olduğu bulunmuştur. Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin Anadolu Lisesi ve Fen Lisesinde eğitim gören öğrencilere göre okula bağlılıklarının daha az olduğu tespit edilmiştir. İnternette geçirilen süre ile öğrencilerin siber zorbalık-mağduriyet yaşantıları ve akademik başarıları arasında anlamlı bir farka rastlanmamıştır. Fakat okula bağlılık düzeyi en düşük olan öğrencilerin not ortalaması en düşük olan öğrenciler olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin yaşı ile siber zorbalık-mağduriyet yaşantıları ve okula bağlılık arasında anlamlı fark yoktur. Siber zorbalık ve siber mağduriyet arasında doğru yönde bir ilişki siber zorbalık ve siber mağduriyet yaşantıları ile okula bağlılık arasında ters yönde bir ilişki tespit edilmiştir.

Lise öğrencileriOkul bağlılığıOkul terki+7
Ali Akpınar
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin vizyoner liderlik davranışları ile öğretmenlerin bireysel yenilikçilik düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı okul yöneticilerinin vizyoner liderlik davranışları ve öğretmenlerin bireysel yenilikçilik düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu araştırmada, öğretmenlerin okul yöneticilerinin sergilediği vizyoner liderlik davranışlarının cinsiyet, eğitim durumu, mesleki deneyim yılı, yaş grubu ve okul türü değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediği belirlemek amaçlanmaktadır. Ayrıca bu araştırmada, öğretmenlerin bireysel yenilikçilik düzeylerinin cinsiyet, eğitim durumu, mesleki kıdem, yaş grubu ve okul türü değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediği belirlemek amaçlanmaktadır. Belirtilen amaçlar doğrultusunda araştırmada ilişkisel tarama ve nedensel karşılaştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Şanlıurfa ili Viranşehir ilçesinde yer alan tüm liselerde görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Viranşehir ilçesinde yer alan liselerde görev yapan 748 öğretmen arasından "Basit Seçkisiz Örnekleme" yöntemi ile belirlenmiş olan 243 öğretmen oluşturmaktır. Araştırma sürecinde, öğretmenlerin okul yöneticilerinin vizyoner liderlik davranışlarını değerlendirmek amacıyla "Vizyoner Liderlik Ölçeği" ve öğretmenlerin bireysel yenilikçilik düzeylerini belirlemek için "Bireysel Yenilikçilik Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS paket programından faydalanılmıştır. Araştırmada yapılan analiz sonucunda öğretmenlerin okul yöneticilerinin vizyoner liderlik davranışları ile öğretmenlerin bireysel yenilikçilik düzeyleri arasında pozitif yönlü düşük düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Bu bulgu, okul yöneticilerinin vizyoner liderlik davranışlarının öğretmenlerin bireysel yenilikçilik potansiyellerini etkileyebileceği şeklinde açıklanabilir. Bunun yanı sıra öğretmenlerin bireysel yenilikçilik düzeylerinin öğretmenlerin cinsiyetlerine ve çalıştıkları okul türlerine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca araştırma sonucunda öğretmenlerin okul yöneticilerinin vizyoner liderlik davranışlarına yönelik algılarında öğretmenlerin yaş gruplarının ve çalıştıkları okul türlerinin de etkili olduğu ifade edilebilir.

Bireysel yenilikçilikLiderlikOkul yöneticileri+5
Gökçe Aslan
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Matematik kaygısının ölçülmesinde kullanılan ölçeklerin güvenirlik genelleme meta-analizi

Bu çalışmanın temel amacı, matematik kaygısını ölçmede kullanılan yaygın ölçekler için genel güvenirlik katsayılarının elde edilmesidir. Ayrıca örneklem tanımlayıcıları ile ortalama güvenirlik değerleri arasındaki olası ilişkilerin keşfedilmesi, raporlama veya ihmal yoluyla tümevarım yapan çalışmaların oranlarının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, araştırmacılar tarafından matematik kaygısının ölçülmesinde kullanılan dokuz farklı ölçek (Matematik Kaygı Derecelendirme Ölçeği [MKDÖ], Revize Edilmiş Matematik Kaygı Derecelendirme Ölçeği [RMKDÖ], Matematik Kaygı Derecelendirme Ölçeğinin Kısaltılmış Versiyonu [MKDÖ-KV], Ergenler İçin Matematik Kaygı Derecelendirme Ölçeği [EMKDÖ], İlköğretim Öğrencileri İçin Suinn Matematik Kaygı Derecelendirme Ölçeği [İMKDÖ], Kısaltılmış Matematik Kaygı Ölçeği [KMKÖ], Revize Edilmiş Matematik Kaygısı Ölçeği [RMKÖ], Suinn ve Winston Matematik Kaygı Derecelendirme Ölçeği [SWMKDÖ], Matematik Kaygı Ölçeği [MKÖ] belirlenmiştir. Bu ölçeklerin genel bilgileri ve psikometrik özellikleri farklı başlıklar altında sunulmuştur. Ölçeklerin geliştirildiği veya revize edildikleri tarihlerden itibaren Cronbach alfa katsayısı raporlayan yayımlanmış ve yayımlanmamış çalışmalar analizlere dâhil edilmiştir. Bu çalışmada incelenen ölçekler için alfa katsayısı raporlayan çalışma sayısı 11 ile 120 arasında değişmektedir. Güvenirlik genelleme meta-analizine göre ortalama güvenirlik katsayısını elde edebilmek için Bonett dönüşüm yöntemiyle dönüştürülen çalışmalara ait ortalama güvenirlik katsayısı değeri rastgele etkiler modeliyle REML kestirim yöntemi kullanılarak R programında yer alan metafor paketinde analiz edilmiştir. Bu çalışmada incelenen ölçeklerin ortalama güvenirlik katsayıları şu şekilde tahmin edilmiştir: MKDÖ=,96; RMKDÖ=,93; MKDÖ-KV=,93; EMKDÖ=,91; İMKDÖ=,89; KMKÖ=,86; RMKÖ=,90; SWMKDÖ=,93; MKÖ=,89. Ayrıca heterojenlik ve yayım yanlılığı analizleri de gerçekleştirilmiştir. Heterojenliğin kaynağını araştırmak için yayım türü, okul düzeyi, ülke, kıta, yayım yılı, kadın katılımcı oranı, madde sayısı ve örneklem büyüklüğü moderatör değişkenlerinin genelleştirilmiş alfa katsayılarına olan etkisi araştırılmıştır. Belirlenen ölçeklerin hepsi için alfa raporlayan çalışmalarda, yayım türü değişkeninin ortalama alfa katsayısına etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Okul düzeyi değişkeninin beş (MKDÖ, RMKDÖ, MKDÖ-KV, KMKÖ, MKÖ), ülke değişkeninin altı (MKDÖ, RMKDÖ, MKDÖ-KV, EMKDÖ, RMKÖ, MKÖ), kıta değişkeninin dört (MKDÖ, RMKDÖ, MKDÖ-KV, EMKDÖ), yayım yılı değişkeninin iki (MKDÖ, RMKÖ), madde sayısı değişkeninin dört (MKDÖ, EMKDÖ, İMKDÖ, MKÖ), kadın katılımcı oranı değişkeninin üç (KMKÖ, RMKÖ, SWMKDÖ), örneklem büyüklüğü değişkeninin bir ölçek (MKÖ) için ortalama alfa değerlerine etkileri istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Analizler sonucunda elde edilen bulgulardan yola çıkarak, araştırmacılar için önerilerde bulunulmuş ve araştırmanın sınırlılıklarından bahsedilmiştir.

Salih Göcen
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Akademik özyeterlik ve akademik erteleme arasındaki ilişki: Bir meta-analiz çalışması

Yapılan bu meta-analiz çalışmasının amacı, örneklemi Türkiye'de olan akademik özyeterlik ve akademik erteleme arasındaki ilişkiyi incelemiş birincil çalışmaları bir araya getirerek genel bir korelasyonel etki büyüklüğü sunmaktır. Bu çalışma ayrıca akademik özyeterlik ve akademik erteleme arasındaki ilişkide farklılaşan etki büyüklüğünün olası sebepleri belirlemeye çalışmaktadır. Çalışma hem genel bir etki büyüklüğü sunduğu hem de birincil çalışmalara ait etki büyüklüklerinin değişme sebeplerini incelediği için önemlidir. Çalışmada birincil verilere (makale, tez, bildiri) ulaşmak için Google Scholar arama motoru ve ERIC, TR Dizin, YÖK Tez Merkezi kapsamlı bir şekilde taranmıştır. Yapılan bu meta-analiz çalışması, tarama sonucunda ulaşılan çalışmalardan dâhil etme ölçütleri kapsamında incelenerek, akademik özyeterlik ve akademik erteleme ilişkisinde Pearson Korelasyon katsayısı (r) değeri sunan 21 birincil çalışma dâhil edilerek yürütülmüştür. Çalışmada genel etki büyüklüğünün yanında diğer istatistiksel hesaplamalar (yayım yanlılığı, çalışmaya ait heterojenlik) da yapılarak sunulmuştur. Ayrıca olası moderatör değişkenler de incelenmiştir. Analizlerin yapılması için Comperehensive Meta-Analysis (V3) programı kullanılmıştır. Yürütülen bu meta-analizde elde edilen bulgulara göre çalışmada yayım yanlılığının bulunmadığı görülmüştür. Rastgele etkiler yöntemi kullanılarak hesaplanan ortalama etki büyüklüğü değerinin, orta düzeyde ve negatif yönlü olduğu bulgusuna ulaşılmıştır (𝑟̅=-,302). Çalışmada yapılan heterojenlik testinin sonuçları birincil çalışmaların etki büyüklüğü değerleri arasında heterojenlik bulunduğunu göstermiştir (Q=264,908; p<,05; sd=20; I2=92,450). Çalışmada olası moderatör değişken olarak incelenen değişkenlerden, yayım yılı, kadın katılımcı oranı ve yayım türü, öğrenim kademesi ve kullanılan akademik özyeterlik ölçeği değişkenlerinin akademik özyeterlik ve akademik erteleme değişkenleri ilişkisinde moderatör bir etki göstermedikleri bulgusuna ulaşılmıştır. Kullanılan akademik erteleme ölçeği değişkeninin ise iki olgu arasındaki ilişkide moderatör etkisinin bulunduğu gözlenmiştir. Elde edilen sonuçlar tartışılmış ve gelecekteki araştırmalar için öneriler sunulmuştur.

Ömer Şahin Aslan
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitimde bir dönüşüm örneği: Urfa STEM Merkezi

Hızla değişen dünyanın gerektirdiği becerilere sahip, çağa ayak uydurabilen nesiller yetiştirmek ve eğitimde yenilikçi kaliteyi arttırmak eğitim bilimlerinin odak noktası haline gelmiştir. Bu süreçte klasiklerin önüne geçen eğitim uygulamaların incelenmesi ve yaygınlaştırılması önem kazanmaktadır. Bu çalışmanın amacı eğitimde başarılı bir girişim olan Urfa STEM Merkezi örneği üzerinden "eğitimde değişim ve dönüşümün" nasıl hayata geçirildiğini incelemektir. Bu kapsamda yenilikçi eğitim merkezi olarak faaliyet gösteren Urfa STEM girişiminin başarılı olmasında ne tür faktörlerin ve süreçlerin rol oynadığının belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu araştırma, Urfa STEM merkezinin 2016-2022 yılları arasındaki çalışmalarını baz almıştır. Nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kapsamında yürütülen çalışmaya ölçüt örneklem ile belirlenen dokuz kişi katılmıştır. Araştırmanın veri toplama aşamasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Katılımcıların görüşleri tematik analizi ile incelenmiştir. Tematik analiz esnasında ortaya çıkan örüntüler temalaştırılarak sunulmuştur. Araştırmada ek veri kaynağı olarak Urfa STEM girişimine ait faaliyet raporları, fotoğraflar, videolar ve notlardan yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Urfa STEM Merkezinin kuruluşunda ve sürdürülmesinde etkin faktörler "tekil ve kolektif liderlik" çerçevesinde "değişim ihtiyacını hissetmek, değişimi gerçekleştirmeye hazır olmak, değişimi gerçekleştirmek ve değişimi kalıcı hale getirmek" temaları altında toplanmış ve bu kapsamda otuz beş farklı özelliğin vurgulandığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda kurum üyelerinin değişim ihtiyacını hissetmeleri, değişimi gerçekleştirmeye hazır olmaları, değişimi gerçekleştirmeleri ve değişimi kalıcı hale getirmeleri gerektiği ön plana çıkmaktadır. Bunun yanı sıra değişim yönetimi sürecinde liderin ve öncü koalisyonun değişim farkındalığına sahip olması, etkili iletişim kurma becerisine sahip olması, yetki paylaşımını gerçekleştirmesi, çözüm odaklı olması, yenilik yönetimi becerisine sahip olması, farklı fikirlere açık olması, kriz yönetimi becerisine sahip olması ve değişimi değerlendirebilmesi gerekmektedir. Araştırmanın sonuçları, sosyo-ekonomik sorunları olan ancak genç bir nüfusa ve yüksek kalkınma potansiyeline sahip bir bölgede kaliteli eğitim projelerinin gerçekleştirilmesi ve yaygınlaştırılması için önemli çıkarımlara sahiptir.

Seher Yıldız Şal
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi sürecinde okul yöneticilerinin teknoloji liderliği

2019 yılının sonlarına doğru Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve daha sonra hızla dünyaya yayılıp önce "Sars-Cov-2" olarak daha sonra ise "Covid-19" olarak isimlendirilen virüsün sebep olduğu pandemi tüm dünyayı olumsuz etkilemiştir. Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) küresel çapta pandemi ilan etmesiyle birlikte devletler hızla tedbirler almaya başladılar. Bu tedbirler kapsamında, mağazalar, iş yerleri, alışveriş merkezleri, eğlence mekânları, spor salonları, bankalar, okullar, üniversiteler gibi önemli kurum ve kuruluşlar kapanmaya giderek uzun süren bir karantina sürecine dâhil oldular. Pandemiden en çok etkilenen alanlardan biri de şüphesiz eğitim olmuştur. Salgının yayılmasıyla ve kapanmaya gidilmesiyle birlikte tüm dünyada okullar kapatılarak uzaktan eğitime, diğer adıyla çevrimiçi (online) eğitime geçilmiştir. Tarihte daha önce de pandemi yaşanmış olmasına rağmen küreselleşen ve teknoloji sayesinde küçük bir köy haline gelen günümüz modern dünyasında salgınla karşılaşmak ve tedbir olarak okulları kapatıp uzaktan eğitime geçmek Türkiye'nin ve diğer dünya devletlerinin hazır veya alışkın olduğu bir durum değildi. Böyle bir durumda teknolojinin ve onu doğru şekilde kullanmanın, teknoloji okuryazarlığının; teknolojinin eğitime doğru, hızlı, etkili şekilde entegre etmenin önemi ortaya çıkmış oldu. Salgın süreciyle başlayan uzaktan eğitim serüveninde öğretmenlerimize ve okul yöneticilerimize önemli görevler düştü. Bu süreçte daha önce karşılaşmadığımız birçok sorunla karşılaşıldı, yeni kavramlar, teknolojiler, hayatımıza girmiş oldu. Bu araştırmanın amacı; pandemi sürecinde okul yöneticilerinin teknolojik liderlik kapsamında yaşadıkları sorunları, bu sorunlara karşı geliştirdikleri çözümleri, v uzaktan eğitim sürecinde teknolojik liderlik kapsamında sergiledikleri tutum ve davranışları saptamak; pandemi sürecinde okul yöneticiliği hakkındaki düşüncelerini ortaya koymaktır. Araştırma yöntemi olarak nitel araştırma yöntemi olan olgu bilim çalışması yapılmış olup veri toplama aracı olarak önceden hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, uygun örneklem yöntemi ile seçilen Şanlıurfa ilinin üç merkez ilçesi olan Haliliye, Eyyübiye ve Karaköprü ilçelerindeki okullarda görev yapan okul yöneticilerinden oluşmaktadır. İlkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki farklı okul türlerinde görev yapan yirmi okul yöneticisi ile önceden hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile görüşülmüştür. Görüşmelerde araştırmanın sınırlarının dışına çıkmamak ve katılımcıları yönlendirmek amacıyla sondalar kullanılıştır. Araştırmadan elde edilen veriler "tema analizi" yöntemiyle analiz edilmiştir. Tema analizi sonucunda belirli temalar ve kodlar oluşturulmuştur. Tema analizi sonuçlarından yola çıkarak pandemi sürecinde okul yöneticilerinin teknoloji liderliği kapsamında yaşadığı zorluklar; ilgisiz veliler, teknolojik altyapı yetersizliği, fırsat eşitsizliği, teknolojiye direnç gösteren öğretmenler, öğrencilerin motivasyon düşüklüğü olduğu ortaya konmuştur. Araştırma sonucunda bazı öneriler sunulmuştur. Bu öneriler arasında teknolojik altyapı yetersizliğinin giderilmesi, velilerin bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi, öğretmenlerin eğitimde teknoloji kullanımı konusunda eğitilmesi ve becerilerinin geliştirilmesi, fırsat eşitliğinin sağlanması gibi öneriler öne çıkmaktadır.

İbrahim Halil Binici
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

TIMSS 2019 öğretmen iş tatmini ölçeğinin Türkiye örneklemindeki ölçme değişmezliğinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, TIMSS 2019 kapsamında Türkiye'de görev yapan öğretmenlere uygulanan öğretmen iş tatmini ölçeğinin cinsiyet, deneyim ve sınıftaki öğrenci sayısı değişkenlerine göre ölçme değişmezliğinin incelenmesidir. Veri toplama aracı TIMSS 2019 öğretmen anketi bölümünde yer alan öğretmen iş tatmini ölçeği olup, araştırmanın örneklemini Türkiye'de görev yapmakta olan 431 öğretmenden oluşmaktadır. Öncelikle güvenirlik kanıtı olarak Cronbach Alpha ve Omega katsayıları hesaplanmış ve sunulmuştur. Daha sonra ölçeğin tek faktörlü yapısı doğrulayıcı faktör analizi ile test edilmiş ve doğrulanmıştır. Ölçme değişmezliğine ilişkin incelemeler yapılırken yapısal eşitlik modellemesi tekniklerinden olan çoklu grup doğrulayıcı faktör analizi ve çoklu gösterge çoklu neden modeli analizleri kullanılmıştır. Çoklu grup doğrulayıcı faktör analizi ile değişmezlik aşamaları sırasıyla incelenmiştir. Daha sonra tüm değişkenler tek bir modele dâhil edilerek çoklu göstergeler çoklu nedenler modeli ile değişkenlerin örtük yapı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Sonuç olarak Türkiye örnekleminden elde edilen veriler ile yapılan analizlere göre TIMSS 2019 Öğretmen İş Tatmini Ölçeği'nin cinsiyet ve sınıftaki öğrenci sayısı değişkenlerine göre metrik değişmezlik, deneyime değişkenine göre ise katı değişmezlik sağladığı gözlemlenmiştir. Çoklu göstergeler çoklu nedenler modeli ile yapılan incelemede değişkenlerin iş tatmini örtük yapısının üzerinde manidar bir etkisi olmadığı bulgusu elde edilmiştir.

Muhammet Yasin Aydın
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ergen ve genç yetişkinlerde internet ve telefon bağımlılığı ile sosyal kaygı arasındaki ilişki: Bir meta-analiz çalışması

Bu araştırmanın amacı ülkemizde ergen ve genç yetişkinlerde internet ve telefon bağımlılığı ile sosyal kaygı arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Yapılan araştırma Türkiye'de internet ve telefon bağımlılığı ile sosyal kaygı arasındaki ilişkiyi ele alan çalışmaların bulgularındaki farklı sonuçların giderilmesine, mevcut çalışmalara dayanarak daha yüksek güvenirliğe sahip tek bir bulgu elde edilmesine ve bu ilişkiye ait genel bir sonuca ulaşılmasına katkı sağlayacağı için önemli görülmektedir. Anahtar kelimeler kullanılarak YÖK Ulusal Tez Merkezi, Yök Akademik, Eric, TRDizin, ULAKBİM ve Google Akademik'ten aramalar gerçekleştirilmiştir. Dâhil etme kriterlerine göre yapılan araştırma sonucunda Pearson Korelasyon katsayısı (r) değeri sunan ergen ve genç yetişkinlerde internet bağımlılığı ile sosyal kaygı arasındaki ilişkiyi inceleyen 28 adet çalışma (toplam 29 etki büyüklüğü) ve telefon bağımlılığı ile sosyal kaygıyı inceleyen 17 adet çalışma ele alınarak bir meta-analiz çalışması yapılmıştır. Bu çalışmada, Comprehensive Meta-Analysis (versiyon 3) yazılımı kullanılarak, analize dâhil edilen çalışmaların ayrı ayrı ve birleştirilerek etki büyüklükleri hesaplanmış, yayım yanlılığı kontrol edilmiş, heterojenlik testleri ve moderatör analizleri yapılmıştır. İnternet bağımlılığı ve sosyal kaygı arasında orta düzey ve pozitif bir korelasyon bulunmuştur (𝑟̅ =,310). Telefon bağımlılığı ile sosyal kaygı arasında düşük düzey ve pozitif bir korelasyon bulunmuştur (𝑟̅ =,282). İnternet bağımlılığı ile sosyal kaygı ilişkisinde heterojenlik testinin sonuçları (Q=234,878; sd=28; p<,05; I2=88,079) ve telefon bağımlılığı ile sosyal kaygı ilişkisinde heterojenlik testinin sonuçları (Q=92,083; p<,05; sd=16; I2=82,624) etki büyüklüğü değerleri arasında heterojenlik bulunduğunu göstermiştir. Ayrıca, internet bağımlılığı ve sosyal kaygı ilişkisinde, örneklem türü, yayım durumu, internet bağımlılığı ölçeği, erkek katılımcı oranı, katılımcı sayısı ve yayım yılı değişkenlerinin moderatör bir etki yapmadıkları, kullanılan sosyal kaygı ölçeği değişkeninin ise moderatör etkileri olduğu görülmüştür. Telefon bağımlılığı ve sosyal kaygı ilişkisinde, incelenen moderatör değişkenlerden örneklem türü, yayım durumu, telefon bağımlılığı ölçeği, sosyal kaygı ölçeği, erkek katılımcı oranı değişkenlerinin etki büyüklüğünde istatistiksel olarak anlamlı bir fark oluşturmadıkları belirlenmiştir. Diğer moderatör değişkenlerden olan katılımcı sayısı ve yayım yılı değişkenlerinin ise istatistiksel olarak anlamlı oldukları belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar irdelenmiş ve gelecekteki araştırmalar için tavsiyelerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İnternet Bağımlılığı, Telefon Bağımlılığı, Sosyal Kaygı, Meta-analiz.

Ezgi Mermer
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kesişimsel değişen madde fonksiyonunun belirlenmesi ve incelenmesi: TIMMS 2019 örneği

Bu araştırmanın amacı TIMSS 2019 testindeki 8. Sınıf düzeyinde yer alan fen bilimleri alt testindeki maddelerin cinsiyete ve sosyoekonomik düzey durumuna göre geleneksel ve bu değişkenler kullanılarak elde edilen kesişimsel gruplar düzeyinde kesişimsel Değişen Madde Fonksiyonu (DMF) gösterip göstermediğini tespit etmektir. Araştırmanın çalışma grubunu 2019 TIMSS araştırması Türkiye örnekleminde yer alan 8. sınıf öğrencilerinden birinci ve ikinci kitapçıkta yer alan ortak fen bilimleri alt testini alanlar oluşturmuştur. TIMSS 2019 testindeki maddelerin DMF düzeyleri Mantel-Haenszel (MH) ve SIBTEST yöntemleriyle, difR paketini içeren R yazılımı kullanılarak, belirlenmiştir. DMF belirleme analizleri öncesinde SPSS ve Excel programlarıyla veriler analize hazır hale getirilmiştir. Çalışmada gerçekleştirilen geleneksel DMF analizleri sonucunda; cinsiyet değişkeni bazında fen bilimleri alt testindeki 26 maddeden MH analizleriyle 6 madde, SIBTEST analizleriyle ise 3 madde DMF'li olarak işaretlenmiştir. Sosyoekonomik düzey bazında MH ve SIBTEST analizleri sonucunda 1 maddenin DMF içerdiği tespit edilmiştir. Bu araştırmada geleneksel yaklaşımlar dışında cinsiyet ve sosyoekonomik düzey değişkenleri kullanılarak kesişimsel gruplar oluşturulmuştur. Bu gruplar bazında gerçekleştirilen kesişimsel (intersection) DMF analizi sonucunda; 26 maddeyle yapılan 78 karşılaştırmada 7 maddede 10 DMF işaretlenmiştir. SIBTEST analizlerinde ise 7 maddede 8 DMF işaretlenmiştir.

İsmail Yıldız
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal ve duygusal beceriler arasındaki ilişkilerin incelenmesinde sıklıkçı ve bayesci yapısal eşitlik modellerinin karşılaştırılması

Öğrencilerin hızla gelişen ve değişen dünya şartlarına uyum sağlamaları, gün geçtikçe artan belirsiz hayat koşulları ile baş etmeleri, mesleki ve akademik başarılarının sürdürülebilir olması için sosyal ve duygusal becerilerinin geliştirilmesi gereklidir. Öğrenci gelişiminin önemli boyutlarından olan sosyal ve duygusal gelişimlerinin incelenmesi ve bu becerilerin birbirleriyle olan ilişkilerinin ortaya konulması da ayrıca önemli görülmektedir. Yapısal eşitlik modellemesi yöntemleri değişkenler arasındaki ilişkileri daha bütüncül olarak test edebilme ve açıklayabilme gibi avantajlardan dolayı araştırmalarda oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Yapısal eşitlik modellemesi uygulamalarında sıklıkçı yaklaşımın yanında son dönemlerde Bayesci yaklaşımlar da kullanılmakta ve bu yöntemlerin birbirlerine göre avantajlı veya dezavantajlı oldukları durumlar bulunabilmektedir. Bu araştırmada sıklıkçı ve Bayesci yapısal eşitlik modellemesi (YEM) yöntemleri sosyal ve duygusal beceriler arasındaki ilişkilerin analizinde ürettikleri istatistikler üzerinden karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma yapılırken OECD'nin sosyal ve duygusal beceriler araştırması İstanbul ve Moskova verileri kullanılmıştır. İstanbul örneklemi 3167 ve Moskova örneklemi 3429 kişiden oluşmaktadır. Büyük Beşli Modelde yer alan sosyal ve duygusal becerilerin boyut (5 boyut: başkalarıyla etkileşim içinde olma, açık fikirlilik, görev performansı, duygu düzenleme, iş birliği) ve alt boyutlarına (15 alt boyut) hem sıklıkçı hem Bayesçi yöntemle DFA uygulanmış ve iki yöntemden elde edilen korelasyonlar, uyum indeksleri ve standartlaştırılmış faktör yükleri karşılaştırılmıştır. Ayrıca, büyük beşli modelde sosyal ve duygusal becerilerin ayrı ayrı ve bütünsel olarak ilişkileri sıklıkçı ve Bayesci YEM yöntemleriyle incelenmiş ve sonuçlar birbirleri ile karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgulara göre Bayesci yöntemde kullanılan BCFI ve BTLI uyum indekslerinin sıklıkçı muadilleri olan CFI ve TLI'ya göre daha uyumlu sonuçlar verdiği görülmüştür. Diğer taraftan, sıklıkçı yöntemde kullanılan RMSEA'nın ise Bayesci muadilli olan BRMSEA'ya göre daha uyumlu sonuçlar verdiği gözlenmiştir. Kayıp verinin fazla ve örneklemin küçük olduğu, verilerin normal dağılıma sahip olmadığı ve önsel bilgi kullanılmak istenilen durumlarda avantaj sağlayan Bayesci YEM kullanılmak istendiğinde BRMSEA, BCFI ve BTLI uyum indeksleri raporlanabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca her iki yöntemle de kurulan modelde ulaşılan standartlaştırılmış faktör yükü ve korelasyon değerlerinin birbirlerinden genellikle farklı olduğu; model büyüyüp karmaşıklaştıkça bu farklılığın daha da arttığı bulgusuna ulaşılmıştır. Son olarak, sosyal ve duygusal becerilerin birbiriyle olan ilişki düzeylerinin genel olarak pozitif yönde orta veya yüksek olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.

Bayesian ve nonbayesian yöntemlerDoğrulayıcı faktör analiziSosyal-duygusal beceri+1
İbrahim Helvacı
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası okuma becerilerinde gelişim araştırması (PIRLS) 2021 Türkiye verisinin bilişsel tanı modellemesi ile analizi

Bu araştırma, 2021 yılında yapılmış olan Uluslararası Okuma Becerilerinde Gelişim Araştırması'nda (PIRLS) Türkiye'nin verilerini bilişsel tanı modellemesi ile analiz etmeyi amaçlamaktadır. Türkiye PIRLS sınavına 2021 yılından önce en son 2001 yılında girmiştir. Yirmi yılın ardından uluslararası yapılan bu sınava Türkiye'nin de girmesi büyük bir önem taşımaktadır. Sınavdan elde edilen verilerin bilişsel tanı modelleri (BTM) ile analiz edilmesi sayesinde, sınava girenlerin okuma becerisi ile ilgili güçlü ve zayıf yönleri görülebilir ve daha detaylı geri bildirim alınabilir. Ayrıca BTM ile eğitim-öğretim sürecinde öğrencilerin okuma becerisini daha iyi geliştirmek amacıyla izlenmesi gereken yol hakkında bilgi alınabilir. Bu çalışmada analiz etmek için "The Empty Pot" metni seçilmiştir ve Türkiye'den bu metni çözen 667 öğrencinin verileri analize alınmıştır. Öncelikle alan uzmanlarının görüşü de alınarak PIRLS nitelikleri arasında yer alan "Fikirleri/bilgileri yorumlama ve bütünleştirme" niteliği "Yorumlama" ve "Kişisel bilgi ve deneyimleri kullanma" olmak üzere birbirinden ayrılmıştır. Nihai Q-matriste "Çıkarım yapma", "Yorumlama", "Kişisel bilgi ve deneyimleri kullanma" ve "İnceleme ve Değerlendirme" nitelikleri bulunmaktadır. Çalışmada BTM'ler arasından G-DINA, DINA, DINO, A-CDM, LLM ve R-RUM modelleri karşılaştırılmış ve G DINA modelinin veri ile daha uyumlu olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda Q-matriste oluşabilecek yanlış belirlemeleri düzeltmek amacıyla Q-matris doğrulama adımı uygulanmıştır. Elde edilen bulgular 39 öğrencinin (%5,85) tüm niteliklerde uzman (1111) olarak sınıflandırıldığını göstermektedir. Bir başka dikkat çeken sonuç ise, sınava giren 69 öğrenci hiçbir nitelikte (0000) uzmanlaşamamıştır ve bu da öğrencilerin yaklaşık %10'unun ölçülen hiçbir niteliğe sahip olmadığını göstermektedir. Tüm analiz sonuçlarına göre, dört nitelik arasında çıkarım yapma uzmanlaşması en kolay nitelik iken, kişisel bilgi ve deneyimleri kullanma ise en zor nitelik olarak görülmektedir.

Nihal Burçin Bircan
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen algılarına göre okul müdürlerinin duygusal zekâları ile öğretmenlerin öznel iyi oluşları arasındaki ilişki

Bu tez çalışması, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa ilinin Eyyübiye, Haliliye ve Karaköprü olmak üzere üç merkez ilçesindeki kamu okullarında görev yapan öğretmenler tarafından algılanan okul müdürlerinin duygusal zekâları ile öğretmenlerin öznel iyi oluşları arasındaki ilişkiyi tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Örneklemi, bu ilçelerdeki ilk ve ortaöğretim kurumlarında görev yapan 375 öğretmen oluşturmaktadır. İlişkisel araştırma modelinin kullanıldığı bu çalışmada, veriler "Okul Müdürlerinin Duygusal Zekâ Becerilerini Kullanma Düzeyi Ölçeği", "Öğretmen Öznel İyi Oluş Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" aracılığıyla toplanmıştır. Veri analizi SPSS paket programı kullanılarak aritmetik ortalama, standart sapma, minimum, maksimum, basıklık, çarpıklık değerleri hesaplanarak yapılmış, Pearson korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizleri uygulanmıştır. Bulgular, hem okul müdürlerinin duygusal zekâ becerilerini kullanma düzeyinin hem de öğretmenlerin öznel iyi oluş seviyesinin öğretmenler tarafından yüksek düzeyde algılandığını göstermiştir. Okul müdürlerine ait duygusal zekâ düzeylerinin görev yaptıkları kademeye göre anlamlı bir farklılık göstermediği ancak görev yaptıkları ilçeye göre gösterdiği tespit edilmiştir. Öğretmenlerin öznel iyi oluş seviyeleri ise cinsiyet, yaş, kıdem ve çalıştıkları ilçeye göre anlamlı bir farklılık gösterirken, sahip oldukları eğitim düzeyi ve çalıştıkları kademeye göre göstermez. Korelasyon analizi, okul müdürlerinin duygusal zekâsı ile öğretmenlerin öznel iyi oluşu arasında orta düzeyde, istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğunu göstermiştir. Ayrıca, okul müdürlerinin sahip olduğu duygusal zekâ ile öğretmen öznel iyi oluşun alt boyutları olan Okul Bağlılığı ve Öğretim Yeterliği arasında da orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Son olarak, yapılan basit doğrusal regresyon analizlerine göre, okul müdürlerinin sahip olduğu duygusal zekânın öğretmenlerin okul bağlılığının %31'ini, öğretim yeterliğinin %0.9'unu ve öznel iyi oluşunun %26.4'ünü yordadığı görülmüştür. Araştırma bulguları literatürde mevcut olan çalışmaların bulguları göz önünde bulundurularak tartışılmıştır.

Melike Adlim Karasöğüt
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kültüre duyarlı öğretim: Öğretmen öz yeterliği ve görüşleri

Kültüre duyarlı öğretim, kültürel, dilsel ve sosyoekonomik farklılıklara sahip öğrencilerin okul yaşamına aktif katılımını sağlamayı ve akademik başarılarını artırmayı hedefleyen bir yaklaşımdır. Millî Eğitim Bakanlığı'nın öğretmenlerden beklediği yeterlikler de öğrencilerin bireysel farklılıklarını ve sosyokültürel özelliklerini dikkate alarak demokratik ve kapsayıcı öğrenme ortamları oluşturmayı vurgulamaktadır. Bu yüzden, öğretmenlerin bu yeterlikleri ne ölçüde karşıladığı ve kültüre duyarlı öğretim konusunda kendilerini ne kadar yeterli gördükleri araştırmalar ile belirlenmelidir. Bu çalışma, öğretmenlerin kültüre duyarlı öğretim öz yeterlik düzeylerini belirlemek, bu yeterliklerin okul ve öğretmen demografik özelliklerine göre farklılıklarını incelemek ve öğretmenlerin kültüre duyarlı öğretimi sınıf ortamında nasıl uyguladıklarını anlamayı amaçlamaktadır. Araştırma, karma yöntem yaklaşımlarından açıklayıcı sıralı desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Nicel veriler, Siwatu'nun (2007) geliştirdiği ve Soylu ile Kaysılı'nın (2021) Türkçeye uyarladığı Kültüre Duyarlı Öğretmen Öz Yeterliği Ölçeği ile Şanlıurfa'nın Haliliye, Eyyübiye ve Karaköprü ilçelerinde görev yapan 591 öğretmenden toplanmıştır. Nitel veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış sorular kullanılarak, 12 öğretmenle gerçekleştirilen birebir görüşmeler yoluyla elde edilmiştir. Nicel bulgularda, öğretmenler, öğrencilere güven aşılamak, yeni kavramları günlük yaşamla ilişkilendirerek öğretmek ve öğrencilerin iletişim biçimlerini anlamada yüksek öz yeterlik sergilerken, dil farklılığı olan öğrencilerle etkili iletişim kurma, öğrencilerin kültürlerinin bilime katkılarını öğretme ve öğrenme stillerine yönelik envanter kullanma konularında zorluk yaşamaktadırlar. Öğretmenlerin görev yaptığı bölge, okul kademesi ve okulun sosyoekonomik düzeyi ile öğretmenlerin KDÖ yeterlikleri istatiksel olarak farklılaştığı görülmüştür. Nitel bulgularda ise, bazı öğretmenlerin kültürel çeşitliliğe saygı göstererek güçlü öğrenci ilişkileri kurma ve öğretimi günlük yaşamla ilişkilendirme konularında kendilerini yeterli gördükleri anlaşılmıştır. Bazı öğretmenler, sosyo-kültürel bilinç geliştirme çabalarıyla, eğitimdeki eşitsizliklere karşı duyarlı bir yaklaşım sergileyip öğrencilerin kültürel farklılıklarını öğretim sürecinde zenginleştirici bir unsur olarak görmektedirler. Bununla birlikte, öğretmenler müfredatın katı yapısı ve okullardaki sosyoekonomik koşullar, kültüre duyarlı öğretim uygulamalarını sınırladığını ifade etmişlerdir. Sonuç olarak, eğitimde kültürel çeşitliliği ve eşitliği destekleyen bir çerçeve oluşturulmalı, öğretmen eğitimlerinde kültüre duyarlılık temel bir unsur haline getirilmelidir. Öğretmenlere, kültürel çeşitliliği sınıf ortamında etkili bir şekilde yönetebilmeleri için sürekli mesleki gelişim fırsatları sağlanmalı ve kültürel önyargıları farkına varmalarına yardımcı olacak eğitimler düzenlenmelidir.

Remzi Başkent
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen algılarına göre okul müdürlerinin teknolojik liderlik davranışları ile bilgi yönetimi düzeyleri arasındaki ilişkide yenilikçi yönetimin aracı rolü

Bu araştırmanın temel amacı, öğretmen algılarına göre okul müdürlerinin teknolojik liderlik davranışları ile bilgi yönetimi düzeyleri arasındaki ilişkide yenilikçi yönetim anlayışının aracı rolünü incelemektir. Çalışma, 2023–2024 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa'daki 297 devlet okulu öğretmeninin katılımıyla gerçekleştirilmiş ve ilişkisel tarama modeli kullanılarak yürütülmüştür. Veri toplamak amacıyla "Okul Müdürlerinin Teknolojik Liderlik Davranışları Ölçeği", "Okullarda Yenilikçi Yönetim Ölçeği" ve "Bilgi Yönetimi Eğilimi Ölçeği" kullanılmıştır. Bulgulara göre, öğretmenler okul müdürlerinin teknolojik liderlik davranışlarını, yenilikçi yönetim düzeylerini. ve bilgi yönetimi eğilimlerini orta düzeyde olumlu olarak değerlendirmiştir. Cinsiyet, yaş ve mesleki kıdem gibi demografik değişkenlerin, teknolojik liderlik, bilgi yönetimi ve yenilikçi yönetim düzeyleri üzerinde anlamlı bir farklılık yaratmadığı tespit edilmiştir. Yapısal eşitlik modellemesi analizleri, okul müdürlerinin teknolojik liderlik davranışlarının bilgi yönetimi düzeylerini pozitif ve anlamlı bir şekilde etkilediğini ortaya koymuştur. Ayrıca, bu ilişkide yenilikçi yönetim anlayışının kısmi aracı rol oynadığı belirlenmiştir. Bu sonuç, eğitim kurumlarında bilgi yönetiminin etkinliğini artırmada yenilikçi liderlik yaklaşımının önemini vurgulamaktadır. Araştırma, okul müdürlerinin teknolojik liderlik becerilerinin geliştirilmesinin, bilgi yönetimi süreçlerinin daha etkili ve yenilikçi bir şekilde yürütülmesine katkı sağlayabileceğine yönelik derin içgörüler içermektedir. Bu bağlamda, politika yapıcıların teknoloji odaklı eğitim politikaları geliştirmesi, okul yöneticilerinin dijital yetkinliklerinin artırılması ve teknoloji temelli liderlik eğitim programlarının zenginleştirilmesi önerilmektedir.

Emine Alev Yetkin Yücel
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğretmenlerinin biçimlendirici değerlendirmeye yönelik tutumlarına etki eden faktörlerin incelenmesi

Biçimlendirici değerlendirme, öğrencinin süreç içindeki öğrenme ihtiyaçlarını belirleyerek, bu ihtiyaçları en iyi şekilde karşılayacak bir öğrenim planlaması yapmayı amaçlayan bir yaklaşımdır. Türkiye'de yapılandırmacı eğitim felsefesiyle birlikte eğitim-öğretim sürecinde biçimlendirici değerlendirme kullanılmaya başlanmıştır. Öğrenci, öğretmen ve okul iklimi gibi farklı açılardan incelenebilen bu değerlendirme türü, bu çalışmada özellikle öğretmenlerin biçimlendirici değerlendirmeye yönelik tutumları üzerinden ele alınmıştır. Bu amaçla, ortaokul öğretmenlerinin biçimlendirici değerlendirmeye yönelik tutumlarını ölçebilmek için bir ölçek geliştirilmiştir. Ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış ve sonuçta ölçeğin "yaklaşım" ve "uygulama" olmak üzere iki boyuttan oluştuğu belirlenmiştir. Geliştirilen ölçekle, öğretmenlerin biçimlendirici değerlendirmeye karşı tutumlarını etkileyen faktörler çeşitli açılardan incelenmiştir. "Yaklaşım" boyutunda öğretmenlerin biçimlendirici değerlendirme eğitimi almış olması, değerlendirme materyallerinin öğrencilerin öğrenme yeteneklerini geliştireceği inancı, biçimlendirici değerlendirme uygulamalarına odaklanma zorluğu, mezun olunan program, öğrencilerde gözlemlenen olumlu değişimler, biçimlendirici değerlendirme bilgi düzeyi ve iş yükünü artırma algısı gibi faktörler açısından gruplar arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. "Uygulama" boyutunda ise mesleği severek yapma, branşa ilgi, yöneticilerle iyi iletişim, çalıştığı okuldan memnuniyet ve biçimlendirici değerlendirme bilgi düzeyi gruplarında anlamlı olarak farklılıklar tespit edilmiştir. Son olarak çoklu doğrusal regresyon analiz yapılarak değişkenlerin göreceli önemi belirlenmiştir.

Yağmur Kuranlıoğlu
Harran University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Liselerde görev yapan öğretmenlerin algılarına göre yöneticilerin kullandığı güç tipi ile örgütsel adalet arasındaki ilişki

Bu çalışmada, liselerde görev yapan öğretmenlerin örgütsel güç tipi ve örgütsel adalet algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi hedeflenmiştir. Bu araştırmanın evrenini, 2020-2021 eğitim öğretim yılında T.C. Millî Eğitim Bakanlığı'na (MEB) bağlı Şanlıurfa ilindeki merkez ilçelerin devlet liselerinde görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen 419 öğretmen ise çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Şanlıurfa ilinin merkez ilçelerindeki devlet liselerinde çalışan öğretmenlere Google Formlar üzerinden gönderilen "Güç Tipi Ölçeği (GTÖ)", "Örgütsel Adalet Ölçeği (ÖAÖ)" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ulaştırılarak veriler toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizleri SPSS 20 programı aracılığı ile yapılmıştır. Verilerin aritmetik ortalama ve standart sapmaları hesaplanmıştır. Değişkenlere göre toplanan verilerin demografik özellikler açısından farklılık gösterme durumunu belirlemede t-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) testi tercih edilmiştir. Tukey testi kullanılarak anlamlı bulunan F değerinde fark olan gruplar belirlenmiştir. Örgütsel güç tipinin örgütsel adaleti yordama düzeyini belirlemek için çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Ortaya çıkan bulgularla katılımcıların örgütsel güç tipi ve örgütsel adalet algıları arasındaki ilişki ifade edilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda; liselerde görev yapan öğretmenlerin, okul yöneticilerinin kullandıkları güç tipi boyutlarından uzmanlık gücü, ödül gücü ve yasal güç boyutlarıyla ilgili algılarının yüksek, zorlayıcı güç ile ilgili algılarının ise diğer boyutlara göre daha düşük düzeyde olduğu görülmüştür. Liselerde görev yapan öğretmenlerin, okul yöneticilerinin kullandıkları örgütsel güç tipi hakkındaki görüşlerinin okul türü, branş ve görev yaptıkları okuldaki görev süresi değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı; cinsiyet, yaş, mesleki deneyim ve görev yapılan lisedeki çalışma süresi değişkenleri bakımından anlamlı bir şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin, örgütsel adalet algılarının ise yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin, örgütsel adalet algılarının branş ve okul türü değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmazken, cinsiyet, eğitim durumu, yaş, mesleki deneyim ve görev yapılan lisedeki çalışma süresi değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı sonucuna varılmıştır. Bu araştırma Şanlıurfa ili merkez ilçeleri ve 419 öğretmen ile sınırlıdır. Araştırmanın örneklemi genişletilerek kapsayıcılığı artırılabilir ve daha fazla veri elde edilerek çalışma yürütülebilir. Aynı araştırma nitel araştırma yöntemleri tercih edilerek betimsel analizler ile irdelenebilir. Araştırma sonucunda Örgütsel Güç Tipi ölçeğinin alt boyutlarından olan uzmanlık gücünün ve ödül gücünün örgütsel adaletin her üç boyutunda da anlamlı yordayıcılar olduğu elde edilmiştir. Yöneticileri bu anlamda güç tipi kullanımı konusunda bilinçlendirmek için düzenli seminerler yapılabilir.

ÖğretmenlerLise öğretmenleriÖrgütsel adalet+4
Ebrar Abuzar
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim yöneticilerinin anlamlı liderlik davranışları hakkında öğretmen görüşleri

Bu çalışmanın amacı öğretmen görüşlerine göre okullarda gözlenen anlamlı liderlik davranışlarını belirlemek ve bu davranışları anlamlı liderlik bağlamında açıklamaktır. Çalışmada nitel araştırma desenlerinden olgubilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın verileri 2021-2022 eğitim öğretim yılı güz döneminde resmi eğitim kurumlarında görev yapan 30 öğretmenden toplanmıştır. Katılımcılara yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla sorular yöneltilmiştir. Bu şekilde okul müdürlerinin anlamlı liderlik davranışlarını ortaya koyan öğretmen görüşleri incelenmiştir. Yüz yüze görüşmeler sonucunda toplanan görüşme kayıtları betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışmada öğretmen görüşlerine göre okul yöneticilerinin anlamlı liderliğin alt boyutları olan "üstün hayat amacı, anlamı paylaşma, anlayış, geçmişi bugünü ve geleceği birleştirme, bilgelik, barışık olma, etiklik, diğerlerine hizmet, içsel motivasyon, aidiyet sağlama" olmak üzere 10 farklı boyutta davranış gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada okul yöneticilerinin 10 boyuttaki anlamlı liderlik davranışlarının en çok üstün hayat amacı boyutunda çeşitlendiği görülmektedir. Üstün hayat amacı boyutunda en sık gözlenen davranış "eğitime adanmışlık" olarak sınıflandırılmaktadır. Bu boyutta en az gözlemlenen davranış ise "sosyalleşme" olarak görünüyor. Anlamı paylaşma boyutunda ise en çok "toplantı" davranışı öne çıkarken en az "sloganlaştırma" davranışı görülmektedir. Anlayış boyutunda öne çıkan davranış "empati" olurken geçmişi, bugünü ve geleceği birleştirebilme boyutunda öne çıkan davranış "geçmişten ders alma" en az görülen davranış ise "deneyim aktarımı" olarak görülmektedir. Bilgelik boyutunda en çok öne çıkan davranış "paylaşım" olurken en az görülen davranış ise "yol göstericilik" olarak görülmektedir. Barışık olma boyutunda en çok gözlenen davranış "hoşgörü" olurken en az görülen davranış ise "pozitiflik" olarak değerlendirilmektedir. Etiklik boyutunda en çok öne çıkan davranış "adillik" olurken en az görülen davranış "pozitif ayrımcılık" olarak değerlendirilmektedir. Diğerlerine hizmet boyutunda en çok gözlenen davranış "ihtiyaçlara hassasiyet" olurken en az görülen davranış ise "okul hassasiyeti olarak görülmektedir. İçsel motivasyon boyutunda en çok gözlenen davranış "iş heyecanı" olurken en seyrek görülen davranış ise "motive edicilik" olarak değerlendirilmektedir. Aidiyet sağlama boyutunda en çok gözlenen davranış "organizatörlük" olurken en az görülen davranış ise "kurumsal aidiyet" olarak görülmektedir. Bulgular, müdürlerin genellikle motive edici ve işte anlam bulmaya yardımcı davranışlar sergilediğini gösterse de birkaç tür olumsuz etkisi olan davranışın da müdürlerce uygulandığı fark edilmiştir. Söz konusu olumsuz davranışlar "rutinci olma" ve "klasik yöneticilik" başlıklarında toplanmaktadır. Son olarak okullarda gözlemlenen anlamlı liderlik davranışlarının belli boyutlarda toplandığı görülmekte ve okul müdürlerine söz konusu olumlu anlamlı liderlik davranışlarını güçlendiren ve bu davranışları geliştirmeye yardımcı bir eylem planı oluşturması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Anlamlı Liderlik, Anlamlılık, Okulda Anlam, Anlamlı İş, Liderlik.

AnlamAnlam arayışıAnlamlı iş+2
Onur Jiyan Özipek
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dönüşümcü liderlik ile yenilikçi okul iklimi arasındaki ilişkide yöneticiye güven ve takım yaratıcılık öz yeterliliğinin aracı rolü

Dönüşümcü liderler, vizyoner ve destekleyici tutumlarıyla öğretmenlerin güvenini kazanarak okul iklimini olumlu yönde şekillendirmekte; güvenin hâkim olduğu ortamlarda ise öğretmenlerin yeni fikirler üretme, iş birliği yapma ve yaratıcı ürünler ortaya koyma eğilimleri güçlenmektedir. Bu doğrultuda araştırma, öğretmen algılarına göre dönüşümcü liderlik ile yenilikçi okul iklimi arasındaki ilişkide yöneticiye güven ve takım yaratıcılık öz yeterliliğinin aracı rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa'da Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ortaokul ve liselerde görev yapan 476 öğretmen oluşturmuştur. Verilerin toplanması için " Kişisel Bilgi Formu", "Kısa Dönüşümcü Liderlik Ölçeği", "Yenilikçi Okul İklimi Ölçeği", "Okullarda Örgütsel Güven Ölçeği'nin Yöneticiye Güven alt boyutu" ve "Takım Yaratıcılık Öz yeterliliği Ölçeği"; analizler için ise SPSS 26.0 ve Mplus 8.3 istatistik paket programları kullanılmıştır. Analizlerin sonucunda, dönüşümcü liderlik, yöneticiye güven ve takım yaratıcılık öz yeterliliği algılarının yüksek; yenilikçi okul iklimi algısının ise orta düzeyde olduğu görülmüştür. Kadın öğretmenlerin tüm değişkenlere yönelik algıları erkeklerden yüksek bulunmuş; kıdemde anlamlı fark saptanmamıştır. Müdürle çalışma süresine göre, yenilikçi okul iklimi ve takım yaratıcılık öz yeterliliği algılarında anlamlı farklılıklar görülmüştür. Dönüşümcü liderlik, yenilikçi okul iklimini hem doğrudan hem de dolaylı olarak anlamlı düzeyde yordamaktadır. Bu bulgular, okul yöneticilerinin liderlik tarzlarının öğretmen algıları ve okulun gelişim dinamikleri üzerindeki kritik rolünü vurgulamaktadır. Ayrıca, farklı bölgeler ve kültürel bağlamlarda benzer modellerin test edilmesi, başka değişkenlerin incelenmesi ve boylamsal ya da karma yöntemli araştırma tasarımlarının kullanılması, bu ilişkinin daha derin ve çok boyutlu biçimde anlaşılmasına katkı sağlayacaktır.

Süheyla Ahsen Sarıkaya
Harran University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

PISA 2022 kapsamında Türkiye'deki öğrencilerin matematik okuryazarlığını etkileyen faktörler

Bu araştırmanın amacı, Uluslararası Öğrenci Başarı Değerlendirme Programı (PISA 2022) verilerine göre Türkiye'deki öğrencilerin matematik okuryazarlığını etkileyen faktörleri belirlemektir. Araştırmada bireysel, ailesel, okul temelli ve sosyoekonomik değişkenlerin öğrencilerin matematik performansına etkileri incelenmiştir. Çalışma ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini PISA 2022 Türkiye örnekleminde yer alan 15 yaş grubu öğrenciler oluşturmaktadır. Veriler, PISA 2022 öğrenci anketi ve matematik okuryazarlığı testi sonuçlarından elde edilmiştir. Analizlerde tanımlayıcı istatistikler, çoklu doğrusal regresyon ve aşamalı doğrusal modelleme (HLM) teknikleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, öğrencilerin matematik okuryazarlığını en güçlü biçimde yordayan değişkenlerin sosyoekonomik düzey, okul iklimi, öğretmen desteği, dijital kaynak erişimi ve matematiğe yönelik tutum olduğunu göstermektedir. Ailesel değişkenler incelendiğinde, ebeveyn eğitim düzeyi ve evdeki öğrenme kaynaklarının varlığı matematik performansında anlamlı farklar oluşturmaktadır. Okul düzeyinde ise öğretmen niteliği, öğrenme ortamının kalitesi ve okulun sosyoekonomik bileşimi belirleyici faktörler olarak öne çıkmaktadır. Bulgular, öğrencilerin yalnızca bilişsel becerilerinin değil, aynı zamanda duyuşsal ve çevresel faktörlerin de başarı üzerinde etkili olduğunu ortaya koymaktadır. PISA 2022 sonuçları Türkiye'nin ortalama puanında önceki yıllara kıyasla sınırlı bir artış olduğunu göstermektedir; ancak üst düzey yeterliklere ulaşan öğrenci oranı hâlâ düşük seviyededir. Araştırma sonuçları, eğitim sisteminde fırsat eşitliğinin sağlanması, öğretim programlarının PISA çerçevesine uygun biçimde güncellenmesi ve öğretmenlerin ölçme-değerlendirme yeterliklerinin güçlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Bu yönüyle çalışma, Türkiye'de matematik okuryazarlığının geliştirilmesine yönelik eğitim politikaları için veri temelli öneriler sunmaktadır.

Mustafa Öztürk
Harran University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde kendilik algısı, algılanan eş davranışları, ilişkide yükleme tarzları ve çift uyumu ilişkisinin incelenmesi

Son yıllarda, özellikle kadının iş dünyasında aktif olarak yer alması, eğitim, ekonomi ve sosyal alanlardaki değişmeler, aile kavramına yönelik bakış açısını değiştirmiştir. Bu değişimler evlilik ilişkilerini etkilemiş ve bu alanda yapılan çalışmaların sayısını arttırmıştır. Evlilik araştırmalarına özgün bir çalışma olarak eklenerek, evli bireylerin kendilerine, eşlerine ve evliliklerine yönelik farkındalıklarını artıracağı düşünülen bu çalışmanın amacı; evli bireylerin sahip olduğu kendilik algıları, eş değerlendirmeleri, yükleme tarzları ve çift uyumlarını çeşitli değişkenler açısından ele almaktır. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'nin çeşitli illerinde yaşayan ve en az bir yıldır evli olan 376 kadın ve erkek birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, 'Demografik Bilgi Formu' (DBF), 'Evlilik Uyumu Ölçeği' (EUÖ), 'Sosyal Karşılaştırma Ölçeği' (SKÖ), 'Birtchnell Eş Değerlendirme Ölçeği' (BEDÖ) ve 'İlişkilerde Yükleme Ölçeği' (İYÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS paket programı kullanılmıştır. Normallik testleri ve uç değerleri belirlemek için Mahalanobis testi yapılmıştır. Ölçeklerin iç tutarlılıkları analiz edilerek, araştırmanın amacı çerçevesinde; kendilik algısı, eş değerlendirme, yükleme tarzları ve evlilik uyumu arasında ilişkileri tespit edebilmek amacıyla Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Kendilik algısı, eş değerlendirme ve yükleme tarzlarının, evlilik uyumunun yordayıcıları olup olmadığını belirlemek amacıyla regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, araştırmaya katılan kadın ve erkeklerin sadece eş değerlendirmeleri arasında cinsiyet açısından farklılaşma olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Evlilik uyumunun en güçlü yordayıcısının ilişkide yükleme tarzları alt boyutu olan sorumluluk olduğu, eş değerlendirmenin kontrolcülük ve kopukluk alt boyutlarının ise evlilik uyumu ile yüksek ilişkili olduğu bulunmuştur. Değişkenler arası ilişkilere bakıldığında, kendilik algısı ve eş değerlendirme alt boyutu olan güvenilebilirliğin evlilik uyumu ile pozitif yönde; eş değerlendirme alt boyutları olan kontrolcülük, kopukluk ve bağımlılığın ve ilişkide yükleme tarzları nedensellik ve sorumluluk alt boyutlarının ise evlilik uyumu ile negatif yönde ilişkili olduğu bulunmuştur. Demografik değişken olan evliliği önerme/önermeme/kararsız kalma durumunun ise tüm değişkenler ile pozitif yönde ilişkili olduğu bulunmuştur. Elde edilen bulgular alan yazın çerçevesinde tartışılmış ve araştırmaya yönelik önerilere yer verilmiştir.

Benlik algısıEvli çiftlerEvlilik+7
İrem Yıldırım
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mesleki doyum ile örgütsel sinizm arasındaki ilişki: Ortaokul öğretmenleri üzerine bir çalışma

Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğretmenlerinin mesleki doyumları ve örgütsel sinizm düzeyleri arasında bir ilişkinin olup olmadığını ortaya koymaktır. Bu araştırmanın amaç ve alt amaçlarına ulaşmak için araştırmada veri toplama aracı olarak iki adet ölçek (Örgütsel Sinizm Ölçeği, Mesleki Doyum Ölçeği) ve öğretmenlerin demografik özellikleri gösteren bir anket kullanılmıştır. Veri toplama araçları Mayıs-Haziran 2018 tarihleri arasında Erciş ilçesinde görev yapan kadrolu ve sözleşmeli öğretmenlere uygulanmıştır. Erciş İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı bulunan tüm ortaokullara, öğretmen sayıları kadar veri toplama araçları ulaştırılmıştır. Geri dönüşü yapılan veri toplama araçlarından 357 tanesi değerlendirmeye dahil edilmiştir. Elde edilen veriler istatistik paket programı yardımı ile t-testi, ANOVA ve korelasyon testlerine tabi tutularak değerlendirilmiştir. Yapılan çalışmanın sonucunda: Ortaokulda görev yapan öğretmenlerin mesleki doyum düzeylerinin ve örgütsel sinizm düzeylerinin; yaş, kıdem yılı, branş, cinsiyet ve medeni durum değişkenlerine bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Ayrıca mesleki doyum düzeyleri ve örgütsel sinizm düzeyleri arasında negatif yönlü ve orta derece güçlü bir ilişkinin var olduğu saptanmıştır. Anahtar Sözcükler Mesleki Doyum, Örgütsel Sinizm, Ortaokul Öğretmeni.

Ortaokul öğretmenleriOrtaokullarSinizm+3
Mehmet Ali Tink
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk Duygusu ve Çocuk Dünyası dergilerinde yer alan hikâye ve masalların değerler eğitimi açısından incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı, II. Meşrutiyet yıllarında yayımlanan Çocuk Duygusu ve Çocuk Dünyası dergilerinde yer verilen hikâye ve masalların barındırdığı değerlerin eğitim açısından incelenmesidir. Araştırma kapsamında birincil kaynak olarak II. Meşrutiyet yıllarında en uzun ömürlü ve farklı dünya görüşlere sahip iki adet çocuk dergisi incelendi. Tarihsel belge niteliğindeki bu dergilerin incelenmesinde tarihsel araştırma ve doküman taranması modeli kullanıldı. Elde edilen veriler, Erol Güngör'ün değerler sınıflaması esas alınarak tasnif edildi ve değerlendirildi. Çeşitli kütüphanelerden toparlanan birincil kaynaklar incelendi, araştırma kapsamında değerlendirilebilecek veriler tasnif ve analiz edildi. Araştırma konusu dergilerde yer verilen hikâyelerde hangi değerlerin öne çıkarıldığı tespit edildi. İşlenen değerlerle yetiştirilmek istenen insan tipinin yeterlilikleri belirlenmeye çalışıldı. Bu niteliklerin günümüz insan yetiştirme sisteminde yer alan hedeflerle uyumu araştırıldı.. Her iki dergide de, değerlendirmede esas alınan tasnifteki değerlerin çoğuna ilişkin içeriğe rastlandı. En sık karşılaşılan değerin başında "sosyal" ve "ahlaki" değerler" gelmektedir. Hikâyelerde yoğun bir şekilde işlenen değerlerin ağırlığını sosyal değerler teşkil eder. Bunların içinde vatan sevgisi ön plana çıkarılmıştır. Bilimsel değerlerin de kısmen önemsendiği görülür. Dergilerde en zayıf kalmış değerler alanının "estetik" ve "dini" değerler olduğu söylenebilir. Elde edilen veriler ayrıca Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi kapsamında değerlendirildi. Çocuk dergilerinin hedeflediği insan tipiyle bu yeterlik çerçevesinin önemli oranda uyuştuğu görüldü. Günümüzde değerler eğitimi yeniden ön plana çıktı ve önem kazandı. Bu araştırma geçmişten günümüze değerlerin gelişimini ve değişimini incelemesi açısından önemlidir. Bu alanda yapılan az sayıda çalışmadan biri olması yönüyle de özgün bir çalışmadır.

DergilerDeğerler eğitimiEdebiyat dergisi+5
Sümeyye Kaya
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokullarda görev yapan öğretmenlerin yıldırma yaşantıları ile yöneticilerin etik liderlik davranışları arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin etik liderlik algıları ile yıldırma yaşantılarının ilişkisinin belirlenmesidir. Bu çerçevede sınıf öğretmenlerinin etik liderlik algılarını etkileyen etmenler ve yıldırma yaşanmasına neden olan davranışlar araştırılarak alan yazına katkı sağlamak amaçlanmıştır. Araştırmada betimsel tarama modelinden yararlanılmıştır. Araştırma evreni 2018-2019 eğitim öğretim yılında Adana Çukurova ilçelerinde çalışan 698 sınıf öğretmenidir. Bu evren içerisinde 333 öğretmene ulaşılmıştır. Bu araştırmada ilkokullardaki sınıf öğretmenlerinin etik liderlik algılarını belirlemek için Yılmaz (2005) tarafından kullanılan Etik Liderlik Ölçeği (ELÖ) kullanılmıştır. Yıldırma davranışlarının sıklığını belirlemek için ise Einarsen ve Raknes, (1997) tarafından geliştirilen Cemaloğlu (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan Olumsuz Davranış Ölçeği (ODÖ) kullanılmıştır. Veriler analiz edilirken tanımlayıcı analiz olarak; yüzde, standart sapma, varyans, aritmetik ortalama ve frekans değerlerinden; non parametrik testlerde ise Kruskal Wallis ve Mann Whitney U ve korelasyon analizi için Spearman Brown Sıra Farkları Korelasyonu (Spearman's Rank Order ) ndan yararlanılmıştır. Sınıf öğretmenlerinin okul yöneticilerini etik lider olarak görme düzeyleri oldukça yüksektir. Okullardaki olumsuz davranış (yıldırma) yaşama düzeyi ise düşüktür. Öğretmenlerin etik liderlik algıları yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi ve mesleki kıdem değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermemiştir. Fakat okulda çalışma süresi değişkenine göre öğretmenlerin etik liderlik algıları arasında anlamlı farklılık vardır. Olumsuz davranış (yıldırma) düzeyi yaş, cinsiyet, medeni durum, mesleki kıdem ve okulda çalışma süresi değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Fakat eğitim düzeyi değişkeni ile olumsuz davranış yaşama sıklığı arasında anlamlı bir farklılık olduğu gözlenmiştir. Araştırma sonucunda etik liderlik ve yıldırma davranışları arasında negatif yönde ve orta düzeyde ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Etik liderlikLiderlikLiderlik modelleri+4
Özem Gençer
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen performanslarının bulanık mantık yöntemi ile değerlendirilmesi

Bu çalışmada, performans değerlendirme süreçlerinde bulanık mantık yaklaşımının kullanımını incelemek, öğretmen performanslarını bulanık mantık yaklaşımı ile değerlendiren bir model tasarlamak, geleneksel (klasik) yöntemle elde edilen değerlendirme sonuçları ile bulanık mantık yöntemi kullanılarak elde edilen değerlendirme sonuçlarını karşılaştırarak, değerlendirme açısından her iki yöntemin olumlu ve olumsuz yönlerini ortaya koyma amaçlanmıştır. Araştırma verileri Van ili merkez ilçelerde (İpekyolu, Edremit ve Tuşba) , 2016-2017 eğitim - öğretim yılı bahar döneminde, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı liselerde aktif olarak görev alan müdür, öğretmen ve öğrenim gören öğrencileri kapsamaktadır. Çalışma, basit seçkisiz örnekleme esasıyla 375 öğretmen, 42 müdür ve 1500 öğrenci üzerinden yürütülmüştür. Veriler, MEB tarafından öğretmen performansını belirlemek için oluşturulan değerlendirme formu uygulanarak toplanmıştır. Öğretmen performansını belirlemek için Matlab programında bulunan Fuzzy Logic Toolbox aracı kullanılarak bulanık mantık temelli üç girişli ve tek çıkışlı bir sistem tasarlanmıştır. Öğretmen, müdür ve öğrencilerden toplanan veriler giriş değişkenleri olarak belirlenmişken öğretmenin nihai performans puanı ise çıkış değişkeni olarak belirlenmiştir. Uzman görüşlerinden de yararlanarak yirmi yedi tane bulanık kural oluşturulmuştur. Mamdani bulanık çıkarım modeli kullanılarak durulaştırma işleminden sonra öğretmen performans değeri elde edilmiştir. Öğretmen performansları, önce klasik yöntemle daha sonra tasarlanan bulanık temelli modelle değerlendirilmiştir. Çalışma verilerinin analizinde, betimsel istatistikler (standart sapma, ortalama) T-Testi ve Pearson Korelasyonu kullanılarak sonuçlar karşılaştırılmıştır. Analiz çalışmaların tümü SPSS paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, klasik yöntemle elde edilen öğretmen performans puanlarının ortalaması, bulanık yöntemle elde edilen puanların ortalamasından daha yüksek olduğu görülmüştür. Öğretmen performanslarının, her iki yönteme göre değerlendirme sonucu elde edilen puanlar arasında anlamlı bir fark olduğu ve bu farkın da klasik yöntem lehine olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada, bulanık ve klasik yöntemle elde edilen puanlar arasındaki ilişkiyi ifade eden korelasyon değeri tespit edilerek iki yöntem arasındaki ilişkinin pozitif ve yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.

Bulanık mantıkLise öğretmenleriMatlab+3
Müjde Arslan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul matematik öğretmenlerinin Eğitim Bilişim Ağı (EBA) projesinden yararlanma düzeyleri ve proje hakkındaki görüşleri

Millî Eğitim Bakanlığı 2023 vizyon belgesinde, okul bazında veriye dayalı planlama ve yönetim sistemine geçileceği yer almış ve bakanlığın tüm kararlarının veriye dayalı hale geleceği birinci hedef olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda; Bakanlığın mevcut veri sistemlerinden elde edilecek verilerin bütünleştirilmesi ile erişimi kolay bir Eğitsel Veri Ambarının oluşturulması öngörülmüştür. Bu sürece katkı sağlayacak en önemli bileşenlerden birisi, FATİH projesi kapsamında kurulan ve e-içerik merkezli bir eğitim platformu olan Eğitim Bilişim Ağıdır (EBA). Bu tez çalışmasında ortaokul matematik öğretmenlerinin EBA kullanım düzeylerinin araştırılması ve EBA yeterlilikleri hakkında öğretmen görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, Kayseri ili ortaokullarında görev yapan matematik öğretmenleri arasından, gönüllülük esası ile 312 öğretmen üzerinde karma araştırma yapılmıştır. Anket ve yarı yapılandırılmış görüşme formları ile elde edilen veriler analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, ortaokul matematik öğretmenlerinin genel olarak EBA'yı eğitim öğretim süreçlerinde faydalı bulmakla beraber içerik yönünden yetersiz ya da kısmen yeterli buldukları ve hali hazırda çok fazla tercih etmedikleri sonucu ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, EBA' nın eksik yönlerinin giderilmesi yönünde çalışmalar yapılmasının gerekli olduğu ve bu sürecin olumlu kazanımlar doğuracağı değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler EBA, matematik eğitimi, e-içerik

Eğitim Bilişim AğıEğitim teknolojisiMatematik+5
Fatma Keskin Yorgancı
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul ve ortaokul düzeyinde aile katılımının veli görüşleri doğrultusunda incelenmesi: Van ili örneği

Bu araştırmada, ilkokul ve ortaokul düzeyinde aile katılımının veli görüşleri doğrultusunda incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda karma araştırma desenlerinden Ardışık Açıklayıcı Karma Desen kullanılmıştır. Çalışma, 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında Van ili Merkez ilçelerdeki (Tuşba, İpekyolu ve Edremit) ilkokul (3 ve 4. sınıflar) ve ortaokulda (5, 6, 7 ve 8. sınıflar) öğrencisi bulunan 806 veli ile yürütülmüştür. Verilerin toplanması sürecinde nicel veriler için "İlköğretimde Okul ve Aile Katılımı Ölçeği/Veli Formu", nitel veriler için "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımsız gruplar için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson çarpım momentler korelasyon katsayısı ve basamaklı regresyon analizi kullanılmıştır. Nicel veriler elde edildikten sonra maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi ile belirlenen 20 veli ile görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen nitel verilerin analizinde içerik analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonuncunda ulaşılan bazı önemli sonuçlar aşağıda sunulmuştur: • Okul ile veli arasındaki ilişkilerin iyi düzeyde olduğu, evde ve okulda aile katılımının sıklıkla gerçekleştiği, anne-babalık rolü yapılanmasının çok yüksek düzeyde olduğu, anne-baba yeterlik algısının yüksek düzeyde olduğu, veliler arasında ara sıra iletişim kurulduğu tespit edilmiştir. • Elde edilen bulgular neticesinde öğrencisinin sınıf seviyesi yükseldikçe, ebeveynlerin aile katılımlarının düştüğü sonucuna ulaşılmıştır. • Öğrencisi için daha üst seviyede bir eğitim-öğretim hayatı düşüncesi içerisinde olan velilerin, daha yüksek düzeyde aile katılımı davranışları sergiledikleri görülmüştür. • Okul ve veli arasındaki ilişkiler, anne-babalık rolü yapılanması, anne-baba yeterlik algısı ve diğer ailelerle kurulan iletişim boyutları ile evde aile katılımı ve okulda aile katılımı boyutları arasında pozitif yönde ve orta düzeyde, anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bu boyutların evde aile katılımı ve okulda aile katılımı boyutlarının anlamlı yordayıcıları olduğu saptanmıştır. Anahtar Sözcükler İlkokul, ortaokul, aile katılımı, veli görüşleri

Aile katılımıOrtaokullarVan+2
İbrahim Çıkar
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının uyku ritmi empati-sempati ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Uyku insanlık var olduğu günden beri var olan ve bilimsel anlamda incelenmesi yakın geçmişe dayanan bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Uyku ile ilişkili olan birçok kavram olduğu bilinmekte ve özellikle psikolojik kavramlar uyku ile olan ilişkileri anlamında ilk sırada yer almaktadır. Bu çalışmada uyku ritmi, empati-sempati ve depresyon arasındaki ilişkilerin çeşitli değişkenler göre araştırılması amaçlanmıştır. Bu çalışma hem betimsel hem de ilişkisel tarama modeli kapsamında gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi bünyesinde formasyon eğitimi alan 336 öğretmen adayı katılmıştır. Çalışma kapsamında katılımcılara Demografik Soru Formu, Beck Depresyon Ölçeği, Sabahçı – Akşamcı Uyku Tipi Ölçeği, ve Empati-Sempati Ölçeği uygulanmıştır. Çalışma sonucunda SPSS paket programı kullanılarak veriler analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda akşamcıl, sabahçıl ve ara tip uyku ile depresyon ve empati-sempati ölçekleri puanları arasında anlamlı bir korelasyonun olmadığı görülmüştür. Kategorik değişkenler (Cinsiyet, spor yapma, gelecek beklentisi) ile uyku tipleri arasında anlamlı bir ilişkinin görülmediği ancak öğretmen adaylarının uyku tipleri ile madde kullanımları arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu (X2 (sd =4, N= 336) =14,823, P = ,005 < .05) görülmüştür. Sonuç olarak diyebiliriz ki, Akşamcıl, sabahçıl veya ara uyku tipi olmanın birçok değişken tarafından yordanmadığı ve bu bulguların daha önce yapılan çalışmalarla örtüştüğü görülmüştür.

Aday öğretmenlerDepresyonEmpati+7
Suat Aynas
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İngilizce öğretmen adaylarının meslekteki ilk yıllarına yönelik olası benlikleri ile özel alan yeterlikleri arasındaki ilişki

Bu araştırma, İngilizce öğretmeni adaylarının meslekteki ilk yıllarına yönelik olası benlikleri ile özel alan yeterliklerinin düzeyini belirlemek ve söz konusu iki değişken arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Nicel araştırma yaklaşımının benimsendiği bu çalışma bir ilişkisel tarama modeli örneğidir. Çalışmanın örneklemini 2017-2018 eğitim öğretim yılında Türkiye'de bulunan devlet üniversitelerinin İngilizce öğretmenliği bölümünün son sınıflarında öğrenim gören toplam 357 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri "İngilizce Öğretmeni Özel Alan Yeterlikleri Değerlendirme Ölçeği" ve Türkçeye uyarlanan "Öğretmen Adayları Olası Benlikler Ölçeği" yardımıyla toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde betimsel ve kestirimsel istatistikî yöntemler kullanılmıştır. Çalışma sonucunda İngilizce öğretmen adaylarının özel alan yeterlikleri ve olası benlikleri arasındaki ilişki ile ilgili olarak aşağıdaki sonuçlar elde etmiştir: • Öğretmen adaylarının özel alan yeterliklerinin oldukça yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. • Öğretmen adaylarının özel alan yeterliklerinin cinsiyetlerine ve öğrenim gördükleri üniversitelerin düzeyine göre istatistiksel olarak farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Bununla birlikte, akademik olarak başarı düzeyi yüksek olan öğretmen adaylarının özel alan yeterliklerinin anlamlı olarak daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. • Öğretmen adaylarının toplam beklenen olası benliklerinin yüksek düzeyde, korkulan olası beliklerini ise düşük düzeyde olduğu görülmüştür. Öğretmen adaylarının beklenen olası benliklerinin cinsiyetlerine, akademik başarı düzeylerine ve öğrenim gördükleri üniversitelere göre farklılık göstermediği tespit edilmiştir. • Öğretmen adaylarının korkulan olası benliklerinin akademik başarı düzeyine göre farklılık göstermediği, cinsiyete ve öğrenim gördükleri üniversitelere göre ise farklılık gösterdiği belirlenmiştir. • Öğretmen adaylarının özel alan yeterlikleri ile beklenen olası benlikleri arasında orta düzeyde ve pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının korkulan olası benlikleri puanları ile özel alan yeterlik puanları arasında ise orta düzeyde negatif bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının beklenen ve korkulan olası benliklerinin açıklanmasında özel alan yeterliklerinin önemli ve anlamlı bir yordayıcı olduğu ortaya çıkmıştır.

Aday öğretmenlerMesleki benlik algısıMesleki yeterlilik+7
Kerem Aktaş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğretmenlerinin örgütsel iç imaj algıları ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, liselerde (ortaöğretim okullarında) görev yapan öğretmenlerin görüşlerine göre okullarının iç imaj algıları ile örgütsel bağlılık düzeyleri ve bunlar arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın evreni Nevşehir ili ve ilçelerindeki liselerde görev yapan öğretmenlerdir. Araştırmada hedef evrenden örneklem seçilerek uygulama yapılmış ve 333 öğretmene ulaşılmıştır. Bu araştırmada, liselerde görev yapmakta olan öğretmenlerin örgütsel iç imaj algılarını belirlemek için araştırmacı tarafından geliştirilen Örgütsel İç İmaj Algı Ölçeği, örgütsel bağlılık düzeyini belirlemek için ise Balay (2000) tarafından geliştirilen "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada şu bulgulara ulaşılmıştır: Katılımcıların görüşlerine göre, öğretmenler okullarına yönelik yüksek düzeyde olumlu bir iç imaj algısına sahiptir. Fen ve Anadolu liselerinde görev yapmakta olan öğretmenlerin okullarına yönelik geliştirdikleri iç imaj algısı meslek liseleri çalışanlarına göre daha yüksek ve olumludur. Öğretmenlerden oluşan katılımcılardan erkekler ve yönetici konumunda olanlar okullarına yönelik daha olumlu bir iç imaj algısına sahiptir. Okullar öğretmen sayısı bakımından kalabalıklaştıkça öğretmenlerin okullarına yönelik iç imaj algıları olumsuz olmaktadır. Öğretmenlerin iç imaj alt boyutlarında sahip oldukları görece en düşük algı okullarındaki eğitimin kalitesine ilişkin imaj boyutundadır. Eğitim kalitesine yönelik imaj bakımından Anadolu-Fen liselerinde görev yapmakta olan öğretmenler, meslek liselerinde çalışan öğretmenlerden daha olumlu bir algıya sahiptirler. Öğretmenler okullarına yönelik orta düzeyde bağlılık geliştirmişlerdir. Meslek liselerinde görev yapmakta olan katılımcıların uyum bağlılık düzeyleri Fen ve Anadolu liselerinde görev yapmakta olan katılımcıların uyum bağlılık düzeylerinden daha yüksektir. Uyum bağlılığı dışındaki gerek bağlılık toplam gerekse özdeşleşme ve içselleştirme alt boyutlarında ise durum tam tersidir. Erkek katılımcıların örgütsel bağlılık düzeyleri kadın katılımcılara, benzer biçimde yönetici olan katılımcıların da öğretmen katılımcılara göre örgütsel bağlılık düzeyleri oldukça yüksektir. Okulların öğretmen sayısı azaldıkça öğretmenlerin okullarına ilişkin bağlılık düzeyleri yükselmektedir. Öğretmenlerin görüşlerine göre, liselere ilişkin örgütsel iç imaj algı düzeyi ile örgütsel bağlılık düzeyleri arasında orta düzeyde, anlamlı ve pozitif bir ilişki mevcuttur. Katılımcıların okullarına yönelik iç imaj algı düzeyinin artması, okullarına yönelik geliştirdikleri örgütsel bağlılık düzeylerini artırmaktadır. Öğretmenlerin iç imaj algısının olumlu yönde artması, öğretmenlerin uyum bağlılıklarını düşük düzeyde de olsa azaltmaktadır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel imaj, Örgütsel iç imaj, örgütsel bağlılık

Kişisel imajLise öğretmenleriMesleki imaj+5
Gülnihal Saylık
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin teknolojik pedagojik alan bilgileri, mesleğe adanmışlıkları ve teknoloji kullanım düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırmada, öğretmenlerin teknolojik pedagojik alan bilgileri, mesleğe adanmışlıkları ve eğitimde teknoloji kullanım düzeyleri arasındaki ilişkilerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma, 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Van ili Tuşba, İpekyolu ve Edremit merkez ilçelerinde ilkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki okullarda görev yapan 678 öğretmen ile yürütülmüştür. Verilerin toplanması sürecinde "Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi Ölçeği", "Öğretmenlik Mesleğine Adanmışlık Ölçeği" ve "Öğretmenlerin Teknoloji Kullanım Düzeyi Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımsız gruplar için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson çarpım momentler korelasyon katsayısı ve basamaklı regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuncunda ulaşılan bazı önemli sonuçlar aşağıda sunulmuştur: • Öğretmenlerin mesleğe adanmışlık düzeyinin yüksek olduğu, cinsiyete göre kadınlar lehine anlamlı fark olduğu, 0-5 yıl mesleki deneyime sahip öğretmenlerin adanmışlık düzeyinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. • Öğretmenlerin TPAB ve teknoloji kullanım düzeyinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. TPAB ve teknoloji kullanım düzeyi erkek öğretmenler, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri öğretmenleri ve 0-5 yıl mesleki deneyime sahip öğretmenler lehine anlamlı farklılık göstermektedir. • Öğretmenlerin teknolojik pedagojik alan bilgileri, mesleğe adanmışlıkları ve eğitimde teknoloji kullanım düzeyleri arasında orta düzeyde ve pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu; teknolojik alan bilgisi, özverili çalışma, teknolojik bilgi ve teknolojik pedagojik alan bilgisi boyutlarının öğretmenlerin eğitim sürecinde teknoloji kullanmalarının anlamlı yordayıcıları olduğu belirlenmiştir.

Adanmışlık düzeyiTeknoloji kabul ve kullanım modeliTeknoloji kullanımı+4
Meltem Kandemir
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lise müdürlerinin karizmatik liderlik özellikleri ile öğretmenlerin örgütsel sessizlik düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışma, lise müdürlerinin karizmatik liderlik özellikleri ile öğretmenlerin örgütsel sessizlik düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma nicel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilmiş olup, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini 2017-2018 eğitim öğretim yılında Van İli İpekyolu, Edremit ve Tuşba İlçelerindeki liselerde görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini ise seçkisiz örnekleme yöntemlerinden basit seçkisiz örnekleme yönetimi ile seçilen öğretmenler oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu", Conger ve Kanungo (1994) tarafından geliştirilen Aykanat (2010) tarafından Türkçe' ye uyarlanan "Karizmatik Liderlik Ölçeği" (KLÖ) ve Dyn vd. (2003) tarafından geliştirilen Taşkıran (2010) tarafından Türkçe' ye uyarlanan "Örgütsel Sessizlik Ölçeği" (ÖSÖ) ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı analizler (aritmetik ortalama, standart hata, standart sapma, frekans, varyans, yüzde), parametrik fark testler (t testi ve ANOVA), Pearson Çift Yönlü Korelâsyon analizi kullanılmıştır. Grup ortalamaları arasındaki farkın test edilmesinde α= ,05 anlamlılık düzeyi esas alınmıştır. Araştırmanın bulguları neticesinde; ortaöğretim kurumlarında görev yapan okul müdürlerinin karizmatik liderlik davranışını "vizyon belirleme", çevresel duyarlılık" üye ihtiyaçlarına duyarlılık" statükoyu sürdürmeme" boyutlarında ve ölçek toplamında sergiledikleri sonucu elde edilmiştir. Genel bir ifade ile okul müdürlerinin karizmatik liderlik davranışı sergiledikleri belirlenmiştir. Analizler neticesinde cinsiyeti mesleki kıdem, müdürle çalışma süresi değişkenleri açısından anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre örgütsel sessizlik düzeyleri incelendiğinde çalışma örnekleminde yer alan öğretmenlerin "savunmacı sessizlik" boyutunda sessizlik davranışı içinde olmadıkları, "korumacı sessizlik" davranışı sergiledikleri, kısmen "kabullenici sessizlik davranışı sergiledikleri" ve genel olarak ölçek toplamında ise yine "orta" düzeyde sessizlik davranışı içinde oldukları belirlenmiştir. Öğretmenlerin örgütsel sessizlik davranışları yaş, mesleki kıdem, müdürle çalışma süresi değişkenlerinde anlamlı farklılık belirlenmiştir. Yapılan korelasyon analizinde ise karizmatik liderlik ile örgütsel sessizlik arasında ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükleri: Liderlik, karizmatik liderlik, sessizlik, örgütsel sessizlik, okul müdürü, okul, öğretmen

Karizmatik liderlikLiderlikLiseler+4
Cesim Aladağ
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin gelişime uygun uygulamalara yönelik inançlarının sınıflarındaki 3-6 yaş arası çocukların sosyal becerilerine etkisinin boylamsal olarak incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin gelişime uygun uygulamalara yönelik inançlarının sınıflarındaki 3-6 yaş arası çocukların sosyal becerilerine etkisinin boylamsal olarak incelenmesidir. Çalışma grubunu, 350 okul öncesi öğretmeni ve 350 okul öncesi dönem çocuğu oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri, "Kişisel Bilgi Formu-öğretmenler için, Kişisel Bilgi Formu-çocuklar için, Gelişime Uygun Uygulamalar Öğretmen İnanç Ölçeği (GUUÖİÖ) ve Okul Öncesi Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği-OSBED Öğretmen Formu" ile toplanmıştır. Veri analizi için Bağımsız Örneklemler için t testi ve Tekrarlı Ölçümler İçin Tek Yönlü Varyans Analizi yapılmıştır. Çalışmanın sonunda, okul öncesi öğretmenlerinin GUU ile ilgili inanç ortalamalarının orta aralıkta olduğu, ancak yükseğe çok yakın olduğu bulunmuştur. Okul öncesi öğretmenlerinin yaşlarının, kıdemlerinin, öğrenim düzeylerinin, çalışma şekillerinin (kadrolu-ücretli), çalıştıkları kurum türünün (anaokulu-anasınıfı) GUU'ya ilişkin inançları üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı bulunmuştur. Özel sektörde çalışan okul öncesi öğretmenlerinin GUU'ya ilişkin inanç ortalamalarının, devlet okullarında görev yapan öğretmenlerin inanç ortalamalarından daha yüksek olduğu bulunmuştur. Eğitim-öğretim yılının başında yapılan ölçümlerde okul öncesi eğitim alan çocukların sosyal becerilerinin başlangıç becerileri, akademik destek becerileri, arkadaşlık becerileri ve duyguları yönetme becerileri alt boyutlarında öğretmenlerinin GUU'ya ilişkin inançlarına göre anlamlı düzeyde bir farklılaşma göstermediği bulunmuştur. Eğitim-öğretim yılının ortasında yapılan ölçümlerde GUU'ya ilişkin inanç düzeyi yüksek olan okul öncesi öğretmenlerinin sınıflarında yer alan çocukların sosyal becerilerinin başlangıç becerileri ve akademik beceriler alt boyutlarında inançları düşük olanların sınıfındakilerden daha yüksek olduğu bulunmuştur. Arkadaşlık becerileri ve duyguları yönetme becerileri alt boyutlarında ise anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Eğitim-öğretim yılının sonunda yapılan ölçümlerde GUU'ya ilişkin inanç düzeyi yüksek olan okul öncesi öğretmenlerinin sınıflarında yer alan çocukların sosyal becerilerinin başlangıç becerileri, akademik destek becerileri, arkadaşlık becerileri ve duyguları yönetme becerileri alt boyutlarında inançları düşük olanların sınıfındakilerden daha yüksek olduğu bulunmuştur. Bu bulgular göz önünde bulundurulduğunda, özellikle inanç düzeyleri düşük olan okul öncesi öğretmenlerine GUU felsefesini destekleyebilecek şekilde hizmet içi eğitimler verilebilir. Hizmet içi eğitimler düzenlenip öğretmenlerle, GUU'nun felsefesine ve ilkelerine uygun olarak, çalıştıkları grubun yaş özellikleri, bireysel özellikleri ve içinde yaşadığı toplumun özellikleri de göz önünde bulundurularak çocukların sosyal becerilerini destekleyecek etkinlikler hazırlanabilir. Anahtar sözcükler: gelişime uygun uygulamalar, sosyal beceriler, öğretmen inançları, okul öncesi eğitim, boylamsal çalışma

Kişilik inançlarıMesleki gelişmeOkul öncesi dönem+6
Hayriye Soyalp
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitimde Ar-ge'nin önemi ve Ar-ge biriminin faaliyetlerine ilişkin yönetici ve öğretmen görüşleri (Van ili örneği)

Ar-Ge yönetim ve faaliyetlerini incelediğimizde, birimlerin altyapı ve yatırımları kadar örgütlerin bu yapıları kullanma becerilerinin de önemli olduğu görülmektedir. Ar-Ge örgütlerinde başarı kriterleri, temel yetenek ve üstünlükleridir. Örgütlerin üstünlükleri; faaliyetleri düzenleme yetenekleri, yeniliklere uygun proje çıktıları ve stratejik hedefleri ile orantılıdır. Ar-Ge örgütlerinde gerekli yatırımların sağlanabilmesi için, hükümet politikalarının stratejileri, beşeri gücün etkin kullanımı ve bunları yönetimsel yaklaşımlar ile güçlendirmek önem arz etmektedir. Bu kapsamda hazırlanan çalışma Milli Eğitim Bakanlığı'nın taşra teşkilatlarında oluşturdukları Ar-Ge örgütlerinin stratejik olarak planladıkları ve yürüttükleri proje faaliyetlerinin eğitime ve okulların dönüşümüne etkileri incelenmiştir. Çalışma beş ana bölüm şeklinde kurgulanmıştır. Ar-Ge örgütleri ve okul/kurumlarda görev yapan 19 katılımcı ile gerçekleşen görüşme neticesinde veriler toplanmış ve analiz edilmiştir. Çalışmanın örgütlerin Ar-Ge politikaları, Ar-Ge sorunları, usul ve esasları ile Ar-Ge birimlerinin temel yetenekleri, kurumsal işbirliklerine ve eğitimde 2023 Ar-Ge yönetişimine olumlu katkı sağlaması hedeflenmiştir.

Araştırma-geliştirmeEğitimEğitim yönetimi+4
Hakan Durğun
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim sanat eğitiminde estetiğin rolü

Bu çalışmanın amacı, estetik eğitimin sanat eğitimindeki rolünü ilköğretim düzeyinde incelemektir. Bu çalışma nitel literatür taramasından, anlam kavramsal bileşenlerden oluşmaktadır, daha sonra farklı kavramlar arasındaki bağlantılar ve kavramsal ağlar arasındaki ilişki mantıksal olarak tanınır ve analiz edilir. Bu çalışmada, güzellik, estetik, eğitim, sanat ve sanat eğitimi kavramları, sanat eğitimi yaklaşımları ve teorileri anlatılmıştır. Sanat eğitimi, sanat etkinliklerini çocukların özgürce düşünebileceği, kolay ve güçlü bir şekilde hayal edebileceği, zekâsını ve duygularını geliştirebileceği ve hissedebileceği, yeteneklerini geliştirebileceği, nihayetinde güzel bir düşünceye götüren yaratıcılığı başarabileceği bir ortamda gerçekleştirilmesi anlamına gelir. Bu araştırmada, doğa ile ilgili konuların her biri ile ilişkinin estetiği, sanat tarihi, sanat eleştirisi ve sanat üretimi hakkında bilgi edinilecektir. Doğanın güzelliğini ve uyumunu anlamak ve zevk almak, bu güzelliklerin insan eliyle yeniden şekillenmesine neden olur. Bu düşünceler, gerçek doğa koruyucuları ve âşıklarını sanat ve kültür severleri bir üst merhaleye taşır. Çalışmanın sonunda estetiğe göre, sanat eğitimi müfredatının her bir öğesi için bazı önerilerde bulunulmaktadır.

EstetikSanat eğitimiİlkokul öğrencileri+1
Arezou Mojtahed
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Ergenlerde azim, umut ve öz-yeterliğin depresyon ile ilişkisi

Bugün ruh sağlığı problemleri ve bunun tetikleyicileri olan pandemi gibi küresel salgınların ergenler üzerindeki etkileri görece daha yıkıcı olarak karşımıza çıkmakta ergenlerin bilişsel, duygusal ve sosyal açılardan korunması ve rehabilite edilmesi her geçen gün daha fazla önem arz etmektedir. Bu nedenle pandemi sürecinde ve sonrasında ergenlerin pozitif taraflarını besleyecek psikolojik müdahaleler ve pozitif gençlik programlarının önemi kaçınılmaz olmaktadır. Bu bağlamda bu araştırmanın amacı umut, azim ve öz-yeterlik karakter güçlerinin ergenlerin depresyon düzeyleriyle ilişkisini incelemek ve bu değişkenlerin depresyon düzeyini etkileme mekanizmasını açıklamaya yönelik olarak alanyazın temelli geliştirilen bir model önerisini sınamaktır. Araştırmanın çalışma grubu, Van Merkezde lise öğrenimine devam eden 491 kız ve 259 erkek olmak üzere toplam 750 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmaya farklı sınıf düzeylerinden (9, 10, 11 ve 12. sınıf) ve okul türlerinden (Fen, Anadolu, Meslek ve İmam Hatip) lise öğrencileri katılmıştır. Araştırma verilerini toplamak için Sürekli Umut Ölçeği, Azim Ölçeği, Çocuklar İçin Öz-yeterlik Ölçeği ve Beck Depresyon Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Analizler için SPSS Statistics 25 ve AMOS 24 programları kullanılmıştır. Araştırma kapsamında önerilen model, yapısal eşitlik modellemesi ile test edilmiş ve kabul edilebilir uyum değerleri ile doğrulanmıştır. Çalışmada geliştirilen modelin fit uyum indekslerinin iyi uyum verdiği ve elde edilen katsayıların istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, bu çalışmada geliştirilen alternatif modelde azim umudu artırmakta, umudun artması özyeterliği arttırmakta, özyeterliğin artması da depresyonu azaltmakta ve depresyona karşı koruyucu bir faktör olmaktadır. Anahtar sözcükler: pozitif psikoloji, umut, azim, öz-yeterlik, depresyon.

AzimDepresyonErgenler+5
Metin Taytaş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Sinirbilimsel araştırmaların eğitimdeki uygulamaları

21.Yüzyılın pedagojik ve epistemik meydan okumaları ile karakterize edilen bir küresel konjonktürün doğurduğu diyalektiksel ilişkiler ağı içerisinde sinirbilimsel araştırmalar, uygulamalar ve modaliteler düzleminde daha iyi bir beyin inşasının gerçekleştirilmesine, daha sağlıklı bir zihinsel, entelektüel gelişimin sağlanmasına ve daha sürdürülebilir bir bilişsel rezervin ortaya konulmasına yönelik giderek artan bir ihtiyaç ve bu ihtiyacın disiplinlerarası bir kontekst içinde karşılanmasına dönük giderek artan bir eğilim belirginleşmiştir. Eğitimsel sinirbilim söz konusu ihtiyacı karşılamaya dönük olarak ortaya çıkmış disiplinlerarası bir alandır. Bu doktora tezimizde eğitimsel sinirbilimin dayandığı prensip ve paradigmalarına ilişkin hem disiplinlerarası hem de meta disipliner bir bakış açısı benimsenmiş ve bu bakış açısı doğrultusunda sinir bilimlerinin çeşitli modaliteler düzleminde eğitim - öğretim ortamlarına uyarlanması ile alakalı olarak İslami öz referansiyel değerlerimizin yansıtıldığı bir söylem analizi tezimizin dokusunun içerisine serpiştirilmiştir. Bu amaçla sinirbilimsel araştırmaların eğitim-öğretim ortamlarına daha doğru, sağlıklı ve etkin bir biçimde uyarlanması ve daha etkin bir öğrenme eyleminin geliştirilip teşvik edilebilmesi için İslami öz referansiyel değerler ve postulatlar bağlamında geniş bir interdisipliner ve metadisipliner bir araştırma repertuarının baz alındığı yeni ve heyecan verici bir takım çalışmalar tezimizde ortaya koyduğumuz problemin durumuna ışık tutmak için betimsel bir metodoloji bağlamında ve tezimizin kuramsal çerçevesinin içerisinde ele alınarak incelenmiştir. Ayrıca bu çalışmada çoklu okuryazarlıkların ve çoklu zeka biçimlerinin geliştirilmesine büyük bir vurgu yapılmış ve zihinsel ve entelektüel gelişime aracılık edebilecek bir takım davranışsal, bilişsel öz düzenleme becerileri, yüksek düzey düşünme biçimlerinin pedagojik ortamlara uyarlanmasının önemine işaret edilerek bu alanda çeşitli araştırma kuruluşları tarafından gerçekleştirilmiş çalışmaların ortaya koyduğu bilgi, bulgu ve verilere dayalı olarak nöropedagojik etkinliği kanıtlanmış çeşitli modaliteler geliştirilerek daha iyi bir eğitimsel iyi oluş durumunun tesis edilmesi ve daha sağlıklı bir nöro pedagojik, nöro epistemolojik ve nöro fenomenolojik profil ve rezervin geliştirilebilmesi için her türden eğitim – öğretim kurumları düzeyinde program geliştirme alınında benimsenip hayata uyarlanması gereken bir takım öneriler ve postulatlar ortaya konulmuş, uygulama ve modaliteler geliştirilerek tanıtılmıştır. Anahtar sözcükler: sinirbilim, pedagoji, eğitim, program geliştirme, çoklu okuryazarlık, çoklu zeka, interdisipliner çalışmalar

EğitimPedagojiProgram geliştirme+3
Mehmet Şirin Demir
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitimde 2023 vizyon belgesinin uygulanabilirliği hakkında yönetici ve öğretmen görüşleri

Eğitim sisteminin sorunlarını planlama yöntemi ile çözme eğilimi önemlidir. Planlı dönemde politika ve kararların yaşama geçirilmesi ve hedeflerine ulaşılması, eğitim sorunlarının çözülmesinde önemli nedenler arasındadır. Milli Eğitim Bakanlığı da bu kapsamda beş yıllık planlama çerçevesinde Eğitimde 2023 Vizyon belgesi başlığında çalışmasını tamamlamış ve paydaşlarına açıklamıştır. İyi niyet ve irade beyanı olan, gidilmesi gereken ana yolların belirlenmesi ve eğitimin ana sorunlarını yazılı bir metin olan belgenin sürdürülebilirliği bakımından önemlidir. Belgenin, taşra teşkilatları örgütlerinde yansımaları ve tespiti de sürdürülebilirlik açısından önem arz etmektedir. Bu amaçla illerde ve ilçelerde vizyon belgesine ilişkin paneller ve çalıştaylar düzenlenmeye başlanmıştır. Bu çalışmada da Van ili Tuşba İlçesinde İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde Eğitimde 2023 vizyon belgesinin kapsamlı değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

2023 hedefleriDeğişimEğitim sistemi+6
Muhlis Ceylani
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Göçün psikolojik etkileri

İnsan gruplarının göçleri zamanın başlangıcından beri gerçekleşmiş ve antik metinlere kaydedilmiştir. Güvenlik, barınma, yemek, ekilebilir alanlar arama ve özgürlük umuduyla, insanlar açlıktan, işkenceden, ruhsal baskıdan kaçmak için arayışa girmiştir. Göç eden ya da yer değiştiren insanoğlu aslında kendi içinde olan ya da olmayan oturmuş birçok birleşeni de değiştirmektedir. Yer değiştirmeyle birlikte kişinin kaybettiği sadece arkadaş, aile ve çevre değildir, aynı zamanda da onlarca yıldır bunlarla kurulan derin bağlardır. Süreç boyunca yaşanan olumsuz durumlar göç eden kişilerin üzerinde yıkıcı etkiler yaratmaktadır. Bu çalışmanın amacı da göç sürecinde ortaya çıkan yıkıcı psikolojik etkileri incelemektir. Çalışmada öncelikle göç kavramı ele alınarak, göçün nedenleri, göçmen ve mülteci kavramları arasındaki farklılık ve Türkiye'de göç ile ilgili yaşanan güncel durum ele alınmıştır. Sonra göç ve psikoloji ilişkisi başlığında göçün aşamaları, göçün koşulları ve sebeplerinin psikolojik etkilerdeki rolü başta olmak üzere diğer bazı önemli başlıklara değinilmiştir. Daha sonra, psikolojik açıdan sonuca etki eden öğeler başlığı altında kişilerin demografik özellikleri, kültürlenme ve başka bazı önemli unsurlar ele alınmıştır. Göçün yaratmış olduğu psikolojik sorunlar başlığında ise başta travma, TSSB ve depresyon olmak üzere kişileri etkileyen önemli psikolojik sorunlar ele alınmıştır. Son kısım olan ilgili araştırmalar başlığında ise, son 5 yıl içerisinde yurt içinde ve dışında yapılmış bazı örnek çalışmalar detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Bu tez ile elde edilmek istenen, yaşanan sıkıntılar sonucunda ortaya çıkan psikolojik rahatsızlıkları detaylı bir şekilde açıklayarak hem sorunların hem de çözümlerin tespitine katkıda bulunacak daha kapsamlı bir Türkçe metin ortaya çıkarmaktır.

DepresyonGöçlerGöçmenler+2
Tahsin Bingöl
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerde prososyal davranışların iş doyumu ve mesleki tükenmişlik ile ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmada öğretmenlerin prososyal davranış düzeyleri ile mesleki tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkide iş doyumunun aracı rolünün açıklanmasına yönelik alanyazına dayalı olarak geliştirilen bir hipotetik model test edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim öğretim yılında Kars İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı merkez ve ilçelerde bulunan okullarda görev yapmakta olan 409'u kadın ve 192'si erkek olmak üzere 601 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada verilerin toplanması için Olumlu Sosyal Davranış Eğilimi Ölçeği, Maslach Tükenmişlik Ölçeği – Eğitimci Formu, Minnesota İş Doyum Ölçeği – Kısa Formu ve araştırmacı tarafından hazırlanan Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS ve AMOS paket programları kullanılmış ve Yapısal Eşitlik Modellemesinden yararlanılmıştır. Araştırma kapsamında yapılan fark istatistiklerine göre, erkek katılımcıların mesleki tükenmişliğin duyarsızlaşma alt boyutundan ve olumlu sosyal davranışın kamusal olumlu sosyal davranış alt boyutundan aldıkları ortalama puanlar kadın katılımcıların bu ölçümlerden aldıkları puanlara göre anlamlı bir şekilde farklılaşmıştır. Kadın katılımcıların ise iş doyumunun içsel ve dışsal doyum alt boyutundan aldıkları ortalama puanlar erkek katılımcıların bu ölçümlerden aldıkları ortalama puanlara göre anlamlı bir şekilde farklılaşmıştır. Katılımcıların olumlu sosyal davranışın itaatkâr olumlu sosyal davranış ve gizli olumlu sosyal davranış alt boyutlarından aldıkları ortalama puanların medeni durumlarına göre bekâr katılımcılar lehine istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı ancak diğer alanlarda katılımcıların medeni durumları açısından anlamlı bir farklılaşma olmadığı belirlenmiştir. Ortaya konulan ve test edilen modele göre prososyal davranış ile mesleki tükenmişlik arasındaki ilişkide iş doyumunun aracı role sahip olduğu belirlenmiştir. Prososyal davranışın mesleki tükenmişlik üzerinde iş doyumu aracılığıyla dolaylı bir etkiye sahip olduğu ortaya konmuştur. Bulgular alanyazın çerçevesinde tartışılmış, araştırmacı ve uygulayıcılara çeşitli öneriler sunulmuştur.

Pozitif psikolojiPrososyal davranışTükenmişlik+4
Oğuzhan Taşdemir
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Doğal yollarla çocuğu olan ve olamayan bireylerde ölüm kaygı düzeyinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, öncelikle bireylerin çocuk sahibi olma nedenlerini incelemek ardından doğal yollarla çocuğu olan ve olamayan bireylerin ölüm kaygı düzeylerini belirleyerek; çocuk sahibi olma yönteminin ölüm kaygısı açısından farklılık yaratıp yaratmadığını incelemektir. Ayrıca ölüm kaygısı çocuğun varlığı (doğal yollarla çocuğu olamayanlar için) ve diğer çeşitli değişkenler açısından değerlendirilmiştir. Çalışma nicel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilmiş olup hem betimsel hem de ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini, amaçsal örnekleme yöntemlerinden kartopu örnekleme yöntemi ile seçilen doğal yollarla çocuğu olan ve olamayan bireyler oluşturmaktadır. Doğal yollarla çocuğu olan 154 kişi ve doğal yollarla çocuğu olamayan 146 kişi olmak üzere toplamda 300 kişiye çevrim içi anket yoluyla ulaşılmıştır. Veriler, "Kişisel Bilgi Formu" ve "Thorson-Powell Ölüm Kaygısı Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler (aritmetik ortalama, standart hata, standart sapma, frekans, yüzde, varyans) ve parametrik testler (iki grup arasındaki fark için student t-testi, ikiden fazla grup arasındaki fark için tek yönlü varyans analizi) kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre; ölüm kaygısının ve alt boyut puanlarının çocuk sahibi olma yöntemi durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Buna göre doğal yollarla çocuğu olamayan bireylerin doğal yollarla çocuğu olan bireylere göre ölüm kaygılarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca doğal yollarla çocuğu olamayan bireyler arasında hiç çocuğu olmayanların, çocuğu olanlara göre ölüm kaygılarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Analizler neticesinde ölüm kaygısı düzeyinin bireyin cinsiyeti, dindarlık, yaratıcıya yönelik ifade biçimi ve yakınını kaybetme değişkenleri açısından anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir.

Ana-çocuk etkileşimiBaba-çocuk etkileşimiKaygı+5
Sevgi Demir
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul müdürlerinin çevik liderlik özellikleri ile kriz yönetimi becerileri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, öğretmen algılarına göre ilkokul müdürlerinin çevik liderlik özellikleri ile kriz yönetimi becerileri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak ve bazı değişkenlere göre incelemektir. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Bitlis ili Merkez ve Tatvan ilçelerindeki resmi ilkokullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma evrenini ise Bitlis ili Merkez ve Tatvan ilçelerindeki öğretmen mevcudu 10 ve üzeri olan 27 ilkokul ve 466 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma evreninin tamamına ulaşmak hedeflendiğinden örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Araştırmada Özgenel ve Yazıcı (2020) tarafından geliştirilen ''Marmara Çevik Liderlik Ölçeği'' ve Aksu ve Deveci (2009) tarafından geliştirilen ''İlköğretim Okulu Müdürlerinin Kriz Yönetim Becerileri'' ölçeği olmak üzere 2 farklı ölçek kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre parametrik testlerden olan Bağımsız Örneklemler T Testi ve Anova testi uygulanmıştır. Öğretmen görüşleri arasındaki farkın hangi alt boyutlarda olduğunu ortaya koymak için Tukey testine başvurulmuştur. ''Çevik Liderlik Ölçeği''nin mevcut müdürler çalışma süresi ve okuldaki öğrenci sayısı değişkenlerine göre farklılaştığı sonucuna varılmış Kriz Yönetimi Becerileri Ölçeğinde ise medeni durum, mevcut müdürle çalışma süresi ve okuldaki öğrenci sayısı değişkenlerine göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. İlkokul müdürlerinin çevik liderlik özellikleri ile kriz yönetimi becerileri arasındaki ilişkiyi tespit etmek için Pearson Correlation analizi yapılmış ve aralarındaki ilişkinin yüksek düzeyde pozitif yönde olduğu neticesi elde edilmiştir. İlkokul müdürlerinin çevik liderlik özellikleri ile kriz yönetimi becerileri arasındaki yordama düzeyini belirlemek amacıyla çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Bulgulara dayanarak çevik liderliğin kriz yönetimi becerilerini yordadığı tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları doğrultusunda, kalabalık ilkokullardaki öğrenci sayılarının azaltılması, özellikle kriz dönemlerinde yönetim becerileri ve çevik liderlik kapasitelerini arttırmak için okul müdürlerine yönelik hizmet içi eğitimlerin düzenlenmesi önerilebilir.

Fatih Çelik
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kültürel belediyecilik bağlamında belediyelerin eğitim ve kültür hizmetlerinin incelenmesi: Tuşba Belediyesi örneği

Bu çalışmanın amacı, belediyelerin eğitim ve kültür hizmetlerini inceleyerek bu hizmetlerin halkın beklentilerini karşılayıp karşılamadığını tespit etmektir. Araştırma, nitel araştırma özelliği taşımaktadır. Araştırmanın çalışma grubu belirlenirken maksimum çeşitlilik örnekleme kullanılmıştır. Bu kapsamda Tuşba Belediyesi'nin düzenlediği eğitim ve kültür faaliyetleri kapsamında Futbol Kursu, İngilizce Kursu, Diksiyon Kursu, işaret Dili Kursu, Halı ve Kilim Kursu ve Osmanlıca alanlarında kurs alan dokuz kişi ile çalışma gerçekleştirilerek kursiyerlere önceden belirlenmiş sorular yöneltilmiş ve verilen cevaplar kayıt altına alınmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Tuşba'da eğitime destek bağlamında yapılan birçok faaliyet içinde özellikle üç yıldır geleneksel olarak devam eden "Tuşba‟da Fikirler Konuşuyor" isimli proje bulunmaktadır. Belediyenin sunduğu Resim ve Yağlı Boya Kursu, Ney Kursu, Bağlama Kursu, Kara Kalem Kursu, Gitar Kursu, Sanatsal Kurslar; Futbol, Hentbol, Basketbol, Voleybol, Masa Tenisi, Satranç, Yüzme etkinlikleri, sportif faaliyetler arasındadır. Kursiyerlerin faaliyetlere katılımlarındaki ana gerekçeleri kişisel gelişim ve topluma fayda sağlamaktır. Katılımcıların genel anlamda belediyenin sunduğu hizmetlerden memnun oldukları tespit edilmiştir. Mevcut hizmetlerin geliştirilerek halkın daha fazla istifade etmesi önerilmektedir.

Belediye hizmetleriBelediyelerEğitim+5
Mehmet Nuri Bekiroğlu
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin çalışma koşulları

Bu çalışma okul öncesi öğretmenlerinin çalışma koşullarını belirlemek ve demografik değişkenlere göre incelemek amacıyla yapılmıştır. Karma araştırma yönteminin kullanıldığı araştırmada sıralı açıklayıcı desen kullanılmıştır. Araştırma, nicel veriler için küme örnekleme yöntemi ile seçilen Van ilinde görev yapan 309 okul öncesi öğretmeniyle, nitel veriler için maksimum örnekleme yöntemi ile belirlenen 15 okul öncesi öğretmeniyle gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları olarak araştırma kapsamında geliştirilen "Öğretmenlerin Çalışma Koşulları Ölçeği" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Araştırmada nicel verilerin analizi için betimsel istatistikler (aritmetik ortalama, standart sapma) ve fark analizleri (bağımsız gruplar için t testi ve ANOVA) kullanılırken; nitel verilerin analizi için betimsel analiz yapılmıştır. Sonuç olarak; okul öncesi öğretmenlerinin çalışma koşulları bağlamında okul lideri, meslektaş ve öğrenci ile ilişkilerin olumlu olduğu görülmüştür. Mesleki gelişim, tesis ve kaynaklar ile ilgili koşulların orta; iş yükü ve özlük hakları ile ilgili koşulların ise kötü olduğu belirlenmiştir. Demografik değişkenlere göre incelendiğinde, evli öğretmenlerin bekârlara göre iş yükü algısının yüksek olduğu, lisansüstü eğitim mezunu öğretmenlerin öğrenci ile ilişkilerinin daha iyi olduğu, ücretli öğretmenlerin çalışma koşullarına ilişkin daha olumlu görüşlere sahip olduğu, mesleğe yeni başlayan öğretmenlerin çalışma koşullarına ilişkin görüşlerinin daha olumlu olduğu ve uzman öğretmenlerin liderlik ve iş yükü boyutlarındaki görüşlerinin diğer öğretmenlere göre daha olumsuz olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin okul yöneticilerin alana hâkim olmaması, aşırı iş yükü, hizmet içi eğitim içeriklerinin yetersiz olması, eğitimleri verenlerin uzman olmaması, okulun fiziki koşulları ve kaynaklarının yetersizliği, yardımcı personelin yokluğu, kesintisiz çalışma, sınıf mevcutları ve düşük maaşlar gibi kötü çalışma koşullarına sahip olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Anahtar sözcükler: okul öncesi, öğretmen, çalışma koşulları.

Özgül Dinçadam
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin sevgi pedagojisine yönelik görüşleri

Bu araştırma, sınıf öğretmenlerinin sevgi pedagojisine yönelik eğilimlerini çeşitli değişkenler açısından incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada karma araştırma yöntemi ve eş zamanlı iç içe geçmiş desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutu, basit rastgele örnekleme yöntemiyle belirlenen ve Van ilinde bulunan 431; nitel boyutu ise maksimum çeşitlilik yöntemiyle belirlenen 12 sınıf öğretmeni ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak "Sevgi Pedagojisine Yönelik Eğilimler Ölçeği (SPYEÖ)" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Toplanan nicel veriler, düzenlenerek SPSS İstatistik Programı aracılığıyla analizleri (t-testi, ANOVA varyans analizi ve Post-hoc Analizi) yapılmıştır. Nitel veriler ise, yarı yapılandırılmış görüşme formu için uzman görüşü ve katılımcılar tarafından anlaşılırlık onayı alındıktan sonra toplanmaya başlanmış olup elde edilen verilerin tema ve alt temaları görüşler doğrultusunda oluşturulmuştur. Çalışmanın nicel bulguları arasında, sınıf öğretmenlerinin sevgi pedagojisine yönelik eğilimleri cinsiyet ve medeni durum değişkenlerine göre anlamlı düzeyde ilişkili çıkmıştır. Çalışmanın nitel bulguları arasında ise, veli, çocukla iletişim, okulun sosyo-ekonomik durumu, akademik başarı ve güler yüz gibi kavramların sevgi pedagojisi alanında önemli oldukları tespit edilmiştir. Nicel ve nitel bulgular bir arada tartışılmış olup, elde edilen bulguların birbirlerini destekleyip desteklemedikleri açıklanarak ilgili literatürle tartışılmıştır.

Emine Nur Kayri Yücel
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Filial terapinin özel yetenekli çocukların öz düzenleme becerileri ve akademik azim düzeyleri üzerine etkisi

Bu araştırmanın amacı 10-Oturumluk Filial Terapi uygulamasının özel yetenekli çocukların öz-düzenleme becerileri ve akademik azmi üzerinde etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim öğretim yılında Doğu Anadolu Bölgesi'nde bir BİLSEM'de öğrenim gören özel yetenekli çocuklar ve anneleri oluşturmuştur. Çalışmada 3x3 (deney, kontrol ve plesebo X ön test- son test-izleme testi) split-plot faktöriyel desen kullanılmıştır. Veri toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Öz Düzenleme Ölçeği ve Akademik Azim ölçeği kullanılmıştır. Deney grubu annelerine 10 oturumdan oluşan Filial Terapi programı uygulanmıştır. Plasebo grubu ile terapötik etkisi olmayan etkinlikler içeren 3 oturumdan oluşan bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubunda bulunan katılımcılara ise herhangi bir program uygulanmamıştır. Filial Terapi programı bitiminde deney, kontrol ve plasebo gruplarına sontest, altı hafta sonra da izleme testi uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 22 programı kullanılmıştır. Araştırmanın ölçümlerinde Kruskal Wallis H Testi, Mann Whitney U Testi, Friedman Mertebeler Testi ve İkili Karşılaştırmalara Dayalı Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırma sonunda Filial Terapi eğitiminin deney grubundaki ebeveynlerin çocuk-ebeveyn ilişkisinden hareketle çocukların öz düzenleme ve akademik azim düzeylerini artırmada etkili olduğu ve bu etkinin altı hafta sonra da devam ettiği saptanmıştır. Elde edilen bu sonuçlar alanyazın ışığında tartışılmış ve bazı önerilerde bulunulmuştur.

Helin Yarcel
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmet Mithat'ın dergiciliğinde düşünme eğitimi

Ahmet Mithat, Türk kültür ve edebiyatının önemli isimlerinden biridir. Onun eserleri hakkında pek çok çalışma yapılmış ve edebiyat başta olmak üzere sosyoloji, felsefe, eğitim açısından eserleri incelenmiştir. Ancak eserleri düşünme eğitimi açısından incelenmemiştir. Ahmet Mithat, Türkiye'de çağdaş felsefe çalışmalarının başlatılması konusunda öncü isimlerden biridir. Bu nedenle onun özellikle felsefi nitelikteki denemelerinin ve makalelerinin art arda yayımlandığı dergilerinin düşünme eğitimi yönüyle incelenmesi ve analiz edilmesi gerekirdi. Bu çalışma böyle bir ihtiyaca karşılık gelmek üzere yapılmıştır.

Serap Temizhan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Okul müdürlerinin yenilikçi liderlik davranışları ile öğretmen motivasyonu ve performansı arasındaki ilişki

Araştırmanın amacı okul yöneticilerinin yenilikçi liderlik davranışları ile öğretmen motivasyon ve performansı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Ele alınan çalışmada tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır.Araştırma evrenini Van ili merkez ilçeleri kamu ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenler oluşturmuştur. Örneklem yöntemlerinden tabakalı örneklem yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Akyürek ve Karabey (2022) tarafından geliştirilen "Yenilikçi Okul Liderliği Ölçeği", Uçar (2015) tarafından geliştirilen "Öğretmen Motivasyon Ölçeği" ve Özgenel (2019) tarafından geliştirilen "Öğretmen Performans Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verileri araştırmanın amacı doğrultusunda uygun istatistik yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda okul müdürlerinin yenilikçi liderlik davranışları ile öğretmen motivasyonu ve performansı arasında zayıf ama anlamlı bir ilişki olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde eğitim örgütlerinde öğretmenlerin motivasyon ve performansını arttırmak, okul müdürlerinin örgütlerde daha yapıcı ve olumlu iklimler geliştirmesini sağlamak için yenilikçi liderlik davranışları ile ilgili okul müdürlerine yönelik hizmet içi eğitimler verilmesi önerilmiştir.

Merve Menteş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticisi, öğretmen ve öğrenci görüşlerine göre eğitimde diyalog

Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş bir toplumun tüm öğelerini etkileyerek toplumu yeniden yapılanma sürecine götürür. Yeni toplumun-bilgi toplumu- gereksinimlerine cevap vermek için toplumla ters düşmeyecek, toplumu geliştirecek özellikler ile donatılmış bireylere ihtiyaç vardır. Bu bireylerin yetiştirilmesi için eğitim sisteminin çağa uygun şekilde kendini sürekli yenilemesi gerekmektedir. Bu araştırmada 21. Yüzyılın önemli yeterlilikleri arasında gösterilen diyalog kavramı eğitim çerçevesinde ele alınmıştır. Bütünün önemi göz önünde tutularak, bütünün parçaları ve parçaların bütüne ve birbirine nasıl etki ettiği ve bu etkilerin yansımalarını bütünsel çerçevede araştırmak için nitel araştırma yöntemi desenlerinden olgubilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2023- 2024 eğitim ve öğretim yılında ortaöğretim kademesinde görev yapan okul yöneticileri, öğretmen ve öğrenciler oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak amaçlarla tutarlı, hedeflere ulaştırıcı açık uçlu soruların yer aldığı yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Bu araştırmanın sonuçlarına göre etkili oluşturulamayan diyaloğun hemen hemen her alanda eksikliğinin hissedileceği, bu eksikliğin göz ardı edilmesi, fazla önemsenmemesi durumunda kaosun oluşacağı ve toplumun bu durumdan ciddi şeklide zarar göreceği vurgulanmıştır. Katılımcılar sınıfların, ideal olarak, öğrenci ve öğretmenlerin birlikte anlayış geliştirdikleri bilgi oluşturma ortamlarını oluşturduğu göz önüne alınırsa öğretmenlerin, etkinlikleri ve zamanı düzenleyerek etkileşimli fırsatların dinamiklerini yaratmaları ve şekillendirmeleri gerektiğini belirtmişlerdir. Bununla beraber öğretmenler arasındaki diyaloğun hem onlar hem de öğrenciler üzerindeki etkisi, öğretmenlerin öğrenciler ve öğrencilerin kendi arasındaki etkileşimin kalitesi ile eğitim diyaloğunun kalitesi, sınıflarda bilgi ve öğrenmenin inşası için kritik öneme sahip düşüncesini öne çıkarmıştır. Çalışma kapsamında bireyi, toplumu ve eğitim sistemini geliştirecek önerilerde bulunulmuştur.

Semra Ergin
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilinçli farkındalık temelli hazırlanan psikoeğitim programının bilinçli farkındalık, dijital iyi oluş, stres, problemli cep telefonu kullanımı ve dijital bağımlılık düzeylerine etkisi

Bu araştırmada, bilinçli farkındalık temelli hazırlanan psikoeğitim programının üniversite öğrencilerinin bilinçli farkındalık, dijital iyi oluş, stres, problemli cep telefonu kullanımı ve dijital bağımlılık düzeylerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Programın hazırlanma sürecinde mevcut litaratür taranmış, hazırlanmış psikoeğitim programları incelenmiş ve gerekli eğitimler alınmıştır. Hazırlanan psikoeğitim programının etkinliği test etmek ve programda iyileştirme yapmak için 11 kişilik bir gruba 8 oturumluk pilot uygulama yapılmış, programın etkinliği test edilmiş ve programda gerekli değişiklikler yapılmıştır. Araştırma modelinde bir bağımsız ve beş bağımlı değişken bulunmaktadır. Araştırmanın bağımsız değişkeni "Bilinçli Farkındalık Temelli Hazırlanan Psikoeğitim Programı", araştırmanın bağımlı değişkenleri ise öğrencilerin bilinçli farkındalık, dijital iyi oluş, stres, problemli cep telefonu kullanımı ve dijital bağımlılık düzeyleridir. Araştırmanın çalışma grubunu Van Meslek Yüksekokulunda eğitim gören 1.ve 2. sınıfa devam eden 310 gönüllü üniversite öğrencisi oluşmaktadır. Çalışmada öntest, sontest, izleme testli ve kontrol gruplu 2x3'lük split-plot deneysel desen kullanılmıştır. Veri toplamak amacıyla Bilinçli Farkındalık Ölçeği, Dijital İyi Oluş Ölçeği, Algılanan Stres Ölçegi (ASÖ-14), Problemli Cep Telefonu Kullanım Ölçeği (PCTKÖ) ve Dijital Bağımlılık Ölçeği (DBÖ) kullanılmış ve ölçeklerin güvenililirlik analizleri yapılmıştır. Elde edilen verilere göre dijital iyi oluşları düşük dijital bağımlılığı yüksek 60 öğrenci arasından seçkisiz bir şekilde 46 öğrenci deney (n=23) ve kontrol (n=23) gruplarına atanmıştır. Deney grubunda 9 kadın ve 14 erkek öğrenci ve kontrol grubunda ise 12 kadın ve 11 erkek öğrenci bulunmaktadır. Araştırma kapsamında deney grubuna 8 oturum süren "Bilinçli Farkındalık Temelli Hazırlanan Psikoeğitim Programı" uygulanmıştır. Müdahale programı bitiminde deney ve kontrol gruplarına son test, sonra da izleme testi uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS-26 programı ile analiz edilmiştir. Veri analizinde, deney ve kontrol gruplarının başlangıçtaki puanlarını karşılaştırmak için t-testi, tekrarlı ölçümlerde ise ANOVA kullanılmıştır. Ayrıca, ölçeklerin ön test, son test ve izleme testi puanlarını karşılaştırmak için Posthoc testlerinden Bonferroni testi kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre "Bilinçli Farkındalık Temelli Hazırlanan PsikoEğitim Programının" bilinçli farkındalık ve dijital iyi oluşu arttırmada, stres, problemli cep telefonu kullanımı ve dijital bağımlılığı azaltmada etkili olduğu ve bu etkinin izleyen süreçte devam ettiği bulunmuştur. Elde edilen bu sonuçlar alanyazın ışığında tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Volkan Tayiz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2024
00