
10.118
Arşivlenen Tez
30
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Personel seçimi probleminin AHS tabanlı TOPSIS yöntemi ile değerlendirilmesi
En uygun personel seçimi kararı farklı sektörlerde faaliyet gösteren her işletmenin karşı karşıya kaldığı bir süreçtir. Bu karar sürecinde her işletme o işe en uygun adayı işe almak ister. Sonrasında ise çalışanının kariyer planlamasını yapar, motivasyonunu, memnuniyetini ve performansını ölçer. Bu nedenle en uygun adayın işe alınması sürecinde birçok faktör dikkate alınarak en iyi karar verilmeye çalışılır. Çok kriterli karar verme problemleri içinde yer alan personel seçimi süreci birden fazla kriteri içine alan bir karar problemidir. Uygulamada bir bankanın kıdemli yazılımcı seçimi problemi üç ana kriter, 13 alt kriter ve 5 aday için değerlendirilmiştir. Kriterlerin göreceli ağırlıklarının hesaplanmasında çok kriterli karar verme yöntemlerinden biri olan ve kriter ağırlıklarının hesaplanmasında sıklıkla kullanılan Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) yöntemi kullanılmıştır. Hesaplanan bu ağırlıklara göre alternatiflerin değerlendirilmesinde ve en uygun adayın seçiminde ise TOPSIS yönteminden yararlanılmıştır.
Kabin ekiplerinin kişilik özelliklerinin uçuş emniyeti tutumları üzerindeki etkisinde duygusal zekâ düzeylerinin aracılık rolü
Bu çalışmada kabin ekiplerinin kişilik özellikleri ile uçuş emniyet tutumları arasındaki ilişkide duygusal zekânın aracılık rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini kolayda örneklem yöntemiyle ulaşılan 382 kabin ekibi personeli oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan anket formunda Demografik Bilgi Formu, Beş Faktör Kişilik Envanteri, Schutte Duygusal Zekâ Ölçeği ve Uçuş Emniyet Tutumları Ölçeği yer almaktadır. Çalışma kapsamında gerçekleştirilen korelasyon analizi sonucunda kişilik özellikleri, duygusal zekâ ve uçuş emniyet tutumları arasında olumlu ve anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Yapısal eşitlik modellemesi ile gerçekleştirilen analizler neticesinde ise kişilik özellikleri ile uçuş emniyet tutumları arasındaki ilişkide duygusal zekânın aracılık rolünün olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kişilik Özellikleri, Duygusal Zekâ, Uçuş Emniyet Tutumları, Kabin Ekibi,
Demokratik ve otokratik liderlik tarzlarının bütünleşik kalkınmaya etkisinde yönetim niteliğinin rolü
Bu doktora tezinde demokratik ve otokratik liderlik tarzları, ekonomik ve sosyal kalkınmayı birlikte kapsayan bütünleşik kalkınma kavramı ve yönetim niteliği kavramları arasındaki ilişki incelenmiştir. Yapılan çalışma ile demokratik ve otokratik liderlik tarzlarının bütünleşik kalkınmaya etkisi ve yönetim niteliğinin aracılık etkisi bulunmaya çalışılmıştır. Araştırma İstanbul ili sınırları içinde yaşayan 18 yaş ve üstü 530 kişi ile yapılmış ve araştırma verileri yüz yüze anket yöntemiyle toplanmıştır. Anket Likert'in Demokratik Liderlik ve Otokratik Liderlik, Ekonomik Kalkınma, Sosyal Kalkınma, Yönetim Niteliği ölçeklerini içermektedir. Soru formunun güvenilirlik (Reliability) analizi için SPSS programı kullanılmıştır. Çalışma verileri, IBM SPSS Statistics 25 programına aktarılarak analizler tamamlanmıştır. Veriler analiz edilirken kategorik değişkenler için frekans dağılımları, sayısal değişkenler için tanımlayıcı istatistiklerden (ort±ss) yararlanılmıştır. Uygulanacak analizlere karar verebilmek için ölçek puanlarına Kolmogorov Smirnov normallik testi uygulanmıştır. Kolmogorov Smirnov normallik testi sonucunda puanların normallik varsayımını sağladığı görülmüş; hipotezleri sınamak adına korelasyon, açıklayıcı faktör ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda demokratik liderlik tarzının ekonomik ve sosyal kalkınma; dolayısı ile bütünleşik kalkınma üzerinde olumlu etkisinin olduğu ve yönetim niteliğinin aracılık ettiği sonucuna varılmıştır. Otokratik liderlik tarzının ise ekonomik ve sosyal kalkınmaya, dolayısıyla bütünleşik kalkınmaya etkisinin bulunmadığı tespit edilmiş, bu sebeple yönetim niteliğinin aracı etkisi ölçümlenememiştir. Anahtar Kelimeler: Demokratik Liderlik, Otokratik Liderlik, Ekonomik Kalkınma, Sosyal Kalkınma, Bütünleşik Kalkınma, Yönetim Niteliği
Yetenek yönetiminin örgütsel yaratıcılık üzerine etkisinde örgütsel çok yönlülüğün aracı etkisi ve bir araştırma
Günümüz kurumsal ortamının doğası gereği neredeyse tüm örgütler, hızla değişen çevresel koşulları ve teknolojiye uyum sağlayabilmek ve yaşamlarını devam ettirebilmek için ihtiyaç duydukları ve duyabilecekleri donanımlara ve yetkinliklere haiz bir iş gücü havuzu oluşturma ihtiyacı duymaktadırlar. Bu iş gücü havuzunu oluşturmak başlı başına bir zorluk olmakla birlikte, bu zorluklarla başarılı bir biçimde baş edebilen örgütler hem uzun hem de kısa vadede pazara hâkim olabilen bir işgücü küratörlüğü yapabilmekte ve stratejik üstünlük elde edebilmektedirler. Yetenek Yönetimi, bir örgütün, hedeflenen iş için güçlü bir yetenek ve beceri havuzuna sahip olmasını, ayrıca nitelikli işgücünün örgütsel hedeflerle uyumuna odaklanıldığı faaliyetler bütünüdür. Örgütsel Yaratıcılık, yeni ve yaratıcı fikirlerin bir örgüt içerisinde başarılı bir şekilde üretilmesinin uygulanması süreci olarak tanımlanmaktadır. Bazı araştırmalar, yetenekli çalışanların, örgütün yaratıcı işbirliği için sinerji sağladığını savunmaktadırlar. Stratejik bir yetenek olarak kabul edilen Örgütsel Çok Yönlülük ise, bir organizasyonda keşif ve yararlanma gibi birbirine zıt iki faaliyetin eş zamanlı olarak yürütülmesi fikrine dayanmaktadır. Stratejik açıdan örgütler, rekabetçi olabilmek için hem çok yönlü olmalı hem de örgütsel yaratıcılığı çok önemli bir yetenek durumuna getirmelidirler. Bu amaçla, Yetenek Yönetiminin, Örgütsel Yaratıcılık üzerindeki etkisi ve bu etkide Örgütsel Çok Yönlülüğün olası aracılık rolünün araştırıldığı bu çalışma, İTO (İstanbul Ticaret Odası)'ya kayıtlı firmaların yönetici ve işgörenlerinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Kolayda örneklem yoluyla ulaşılan 395 katılımcıdan anket yöntemiyle toplanan veriler, Smart PLS 3.2.9. programı kullanılarak, geçerlilik, güvenilirlik ve doğrulayıcı faktör analizlerine tabi tutulmuştur. Ayrıca, en küçük kısmi kareler Yapısal Eşitlik Modeli (PLS-SEM) yöntemi, Smart PLS 3.2.9. istatistiki paket programı kullanılarak uygulanmış, yol katsayıları ve istatistiki anlamlılık düzeyleri göz önünde bulundurularak etkiler değerlendirilmiş ve yorumlamaları yapılmıştır. Araştırmanın sonuçları, Yetenek Yönetiminin Örgütsel Yaratıcılığın üç boyutundan, sadece iki boyutu olan Toplumsal Yaratıcılık ve Yönetsel Yaratıcılık üzerinde doğrudan ve anlamlı etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Örgütsel Çok Yönlülüğün aracı değişken olarak konumlandırıldığı araştırma modelinde Yetenek Yönetimi ile Örgütsel Yaratıcılık arasında, Örgütsel Çok Yönlülük aracı değişkeninin kısmi etkisinin olduğu sonucuna varılmıştır.
Y kuşağı çalışanlarının paternalist liderlik algısının örgütsel bağlılık üzerindeki etkisi
Bu araştırmanın amacı, Uzak doğu ülkelerinde başarılı bir şekilde uygulanan paternalist liderlik davranışlarının, iş hayatında en yüksek popülasyona sahip olan y kuşağı çalışanların örgütsel bağlılıklarıyla olan ilişkisini ortaya koymak; orta ölçekli tekstil firmalarında yer alan y kuşağı çalışanlarının algıladığı paternalist liderliğin, örgütsel bağlılıklarına olan etkisini analiz etmektir. Bu çalışmada, İstanbul'un Şişli ilçesinde bulunan orta ölçekli üç farklı hazır giyim markasının mağazalarında çalışan 210 kişiye anket uygulanmış ve veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizler sonucunda Y kuşağı çalışanlarının paternalist liderlik algısı ve örgütsel bağlılık düzeyleri arasında pozitif yönlü ilişki olduğu gözlemlenmiştir.
Çalışanların dijital teknolojiye ilişkin tutumlarının, uzaktan çalışma ve diğer esnek çalışma biçimlerine yönelik algılarına etkisinde yetenek yönetiminin düzenleyici rolü
Küreselleşmenin etkisiyle birlikte iş dünyasında sürekliliğini devam ettirmek isteyen işletmeler dış şartlarda meydana gelen değişikliklere uyum sağlayabilmeli ve bu konuda değişime ve gelişime açık olmalıdır. Son yıllarda gerçekleşen değişimler işletme içerisinde insan kaynakları biriminin öneminin artmasını sağlamıştır. İnsan kaynakları departmanları, entegre yetenek yönetimi süreçleri ile işletmelerin gelişimine, sağlıklı büyümesine, stratejilerine ulaşmasına, sürdürülebilir politikalarla, temel yetenekleri olan çalışanlarına mutlu bir çalışma ortamı sağlamaya yönelik çalışmalar yürütmektedirler. Yeteneklerin doğru yönetilmesi, işetme içerisinde sürekliliği sağlayan, kar oranlarını arttıran bakış açılarından birisi olarak değerlendirilmektedir. Özellikle son yıllarda çok hızlanan dijital dönüşüm, çalışanlar boyutunda değerlendirildiğinde, çalışanların dijital teknolojiye ilişkin olumlu veya olumsuz tutumlarının etkilerini anlayabilmek ve ihtiyaç duyulan durumlarda düzenleyebilmek maksadı, insan kaynakları departmanlarının yeni yaklaşımlar ve yeni yöntemler geliştirmelerine teşvik edici olmuştur. Bu çalışmada, çalışanların dijital teknolojiye olan tutumlarının, uzaktan çalışma ve diğer esnek çalışma modellerine yönelik algılarına etkisinde, entegre yetenek yönetiminin düzenleyici rolü incelenmiştir.
Kurumsal itibar ve kurumsal sosyal sorumluluğun örgüt performansına etkisinde CEO tarzı liderlik rolünün grup örgütler nezdinde araştırması
Bu çalışmanın amacı kurumsal itibarın ve kurumsal sosyal sorumluluğun örgüt performansına etki incelenmektedir. Ayrıca çalışmada CEO tarzı liderliğin aracılık rolü olabileceği ve bu değişkenin etkileri araştırılmıştır. Bu çalışmada kâr amaçlı ve kâr amaçsız örgütleri grup örgüt (Holdingler, Üniversiteler, Büyükşehir Belediyeleri ve Sivil Toplum Kuruluşları) adı atında toplamıştır. Çalışma içinde grup örgütlerin soyut bir varlığı olan kurumsal itibarları ve meşrulaşmasını sağlayan kurumsal sosyal sorumluluklarına kavramsal olarak yer verilmiştir. Çalışmada CEO ve C Düzeyli yöneticilerin genel tanımı ele alınmış olup, CEO tarzı liderlik hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca örgüt performansının tanımına da yer verilmiştir. Bu çalışmanın uygulama kısmı grup örgütlerin (Holdingler, Üniversiteler, Büyükşehir Belediyeleri ve Sivil Toplum Kuruluşları) merkezinde veya merkeze yakın yerlerde kâr amaçsız tepe yöneticisi/ kâr amaçlı tepe yöneticisi/sahibi, alt ya da üst yönetici ve beyaz yakalı insan kaynağı ile gerçekleştirilmiştir. Bu çerçevede Kurumsal İtibar Ölçeği, Kurumsal Sosyal Sorumluluk Ölçeği, Liderlik Tarzı Ölçeği ve Örgütsel Performans Ölçeği'ne ilişkin hazırlanılan anketten elde edilen verilerin analizinde örneklem profilini ortaya koymak üzere frekans analizinden yararlanılmıştır. İstatistiksel analizler ise yapısal eşitlik modellemesi aracılığı ile gerçekleştirilmiştir. Yapısal eşitlik modellemesine geçmeden önce ölçeklerin faktör yapısının geçerliliği doğrulayıcı faktör analizi ile sınanmıştır. Yapılan analizler IBM SPSS for Windows v26.0 ve IBM AMOS v24 paket programları aracılığı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre kurulan hipotezler doğrulanmıştır. Yöneticilerin yapmış oldukları görevlere göre anletlere vermiş oldukları cevaplar arasında fark olup olmadığı MANOVA testi, fark varsa neden kaynaklandığı Tukey poc hoc testi ile incelenmiştir. Sonuç olarak tepe yönetiminde bulunan Stratejik Yetkili Genel Yönetici/CEO (Chief Executive Officer)'ın liderliği ile kâr amaçlı öğütlerin kâr, kâr amaçsız örgütlerin ise gelir elde etmesine, örgütsel verimliliği ortaya koymasına aracılık rolü vazgeçilmezliği belirtilmiştir. Bu çalışmanın kurumsal ve uygulamada katkısı bulunmaktadır. Kurumsal katkı; kurumsal itibar ve kurumsal sosyal sorumluluğun örgüt performansında CEO tarzı liderlik rolünün grup örgütler açısından değerlendirilmesi ve açıklanmasıdır. Uygulamada olan katkısı ise grup örgütler (Holdingler, Üniversiteler, Büyükşehir Belediyeleri ve Sivil Toplum Kuruluşlar) nezdinde yapılmış ilk çalışma olmasıdır. Anahtar Kelimeler: Kurumsal İtibar, Kurumsal Sosyal Sorumluluk, CEO, örgüt performansı
İş hayatında öğrenilmiş çaresizlik kavramının işe yabancılaşmaya etkisinin farklı kuşaklar açısından değerlendirilmesi: X Y Z kuşakları ile bir çalışma
Bu araştırma iş hayatında yaşanılan öğrenilmiş çaresizliğin işe yabancılaşmaya etkisini, bu etkinin iş hayatında yoğunluğu aktif olan X, Y ve Z kuşaklarında farklılık gösterip göstermediğini ölçmek amacıyla hazırlanmıştır. Araştırmanın kavramları olan öğrenilmiş çaresizlik, işe yabancılaşma ve kuşaklar bölümünün oluşturulmasında literatür taraması yönteminden faydalanılmıştır. Araştırmanın alan çalışması yapılırken nicel araştırma yöntemlerinden olan anket yöntemi kullanılmıştır. Oluşturulan anketler İstanbul' da faaliyet gösteren tekstil ve elektrik firmalarında çalışan bireylere uygulanmıştır. 325 kişinin katılımcı olduğu araştırmada toplanan veriler SPSS 22 programında analiz edilerek bulgular ortaya konulmuştur. Bu bulgular doğrultusunda; öğrenilmiş çaresizliğin işe yabancılaşma üzerinde etkisi olduğu ve bu etkiyi Y, Z kuşaklarına nazaran X kuşağının daha çok yaşadığı tespit edilmiştir.
Türk televizyon ratinglerinin yapay zeka ile tahmin edilmesi
Reklam bütçelerinin giderek aşağı yönlü baskıyla karşı karşıya kaldığı bir ortamda, televizyon reklamcılığının yüksek maliyeti, reklamcılığın en pahalı kısmı olan medya planlama ve satın alma üzerinde daha fazla incelemeye neden olmaktadır. Reklam maliyeti, reklamcıların kampanya süresi boyunca hedeflenen bir brüt derecelendirme puanı (GRP) sayısına ulaşmayı planladıkları program ratingleriyle doğrudan bağlantılıdır. Dolayısıyla ratinglerin yayınlardan önce doğru bir şekilde tahmin edilmesi hem yayıncılar, hem de reklam verenler açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmanın ana amacı Türk televizyon ratinglerinin yapay zeka ile tahmin edilmesidir. Bu kapsamda çeşitli modeller ile geçmiş verilerden yola çıkarak, gelecekteki ratingleri tahmin edecek modeller geliştirilmiştir. Bu sayede, yapay zeka algoritmalarının televizyon ratinglerini tahmin etmedeki başarısı değerlendirilecektir. Bu doğrultuda, araştırma yapay zeka modellerinin rating tahminindeki doğruluk oranını belirlemeyi de amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında 2013 – 2021 yılları arasındaki yıllarda en çok izlenen 7 kanalın İstanbul, Ankara ve İzmir illerine ait PT1 dilimi program ratingleri, kanal, program türü, programın tekrar durumu, programın günü, programın süresi ve hava sıcaklık verileri ile birlikte analize dahil edilmiş, fark testleri, korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmış ve yapay zeka modelleri çalıştırılmıştır. Araştırma sonuçları, televizyon kanallarının, reklam verenlerin ve reklam ajanslarının rating tahminlemesi yaparken hava sıcaklığının dikkate almalarının doğruluk oranlarını artırabileceğini göstermektedir. Ayrıca, bu süreçte Karar Ağacı (Decision Tree) ve H2O AutoML algoritmalarının kullanılmasının tahminlerdeki doğruluk oranlarını artırdığı görülmüştür. Bu bulgular, yapay zeka ve makine öğrenme tekniklerinin rating tahmini konusunda etkili birer araç olduğunu ve doğru tahminler için önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Kanallar, reklam verenler ve reklam ajansları, bu algoritmaları kullanarak daha kesin ve güvenilir rating tahminleri elde edebilirler.
Liderlik davranışlarının iş değerleri üzerindeki etkisi: Medya Sektöründe Bir İnceleme
Günümüzde işletmelerin yaşanan teknolojik gelişmelere entegrasyon çabası ve yoğunlaşan küresel rekabet şartlarına uyum sağlamaya çalışması faaliyetlerde büyümeye zemin oluşturmaktadır. Bu ilerleme ve büyümede en büyük pay sahibi işletmenin çalışanlarındır. Bu durumda büyüme ve gelişmeyi destekleyen en önem arz eden faktör, çalışanlar olarak kabul görmektedir. Çalışanlar, farklı yaş ve cinsiyet gruplarından, kültür ve inançlardan oluşmaktadır. Bu çeşitliliğin örgütte yüksek verim sağladığını ifade eden çalışmaların birçoğunda verimin yükselmesi liderlik davranışlarına ve çalışanların sahip olduğu iş değerlerine bağlı görülmektedir. Bu nedenle bu araştırmada farklı demografik özelliklere sahip çalışanların iş değerleri ve liderlik davranışlarını incelemek amaçlanmaktadır. Bu amaçla 321 kişilik örneklem grubuna, Demografik Bilgi Formu, Çalışma Değeri Ölçeği ve Liderlik Davranışları Ölçeğinden meydana gelen anket uygulanmıştır. 321 katılımcının %9,35'i X Kuşağı (1965-1979: 57-43 yaş 30 kişi), %59,50'si Y Kuşağı (1980-1999:57-43 yaş 191 kişi), %31,15'i Z Kuşağı (2004-2000: 22-18 yaş 100 kişi) üyesidir. Araştırma sonucunda iş değerleri ve liderlik davranışları demografik özelliklere göre anlamlı farklılaşma göstermiştir. Ayrıca Değişim ve Çalışan Odaklı Liderlik davranışlarının iş değerlerini anlamlı bir biçimde etkilediği de tespit edilmiştir.
The impact of the trade war between the US and China on the sub-Saharan African countries: A CGE GTAP model approach
This study examines the impact of the trade war between the US and China on the trade and economies of the SSA countries. Using social accounting matrix data from the GTAP database, the study employs a Computable General Equilibrium model (CGE), specifically the GTAP model, to run the simulations on the effects of the tariff changes between the US and China on the SSA regions. The results show that the trade war negatively affects both the US and China, creating opportunities through trade creation and diversion effects to the SSA countries. SSA is positively affected by the trade war in all tariff scenarios. East Africa and ROEA regions gain more than the other SSA regions. The sectorial results show that all sectors in the SSA encounter positive effects except the minerals and metal sector in East Africa and ROEA. The findings provide valuable insights for companies, consumers, and policymakers in the SSA countries. The trade war increased the ability of the companies to produce efficiently and meet the needs of consumers while maximizing their profit through the welfare allocative effects. The trade diversion from the US and China increased imports in the SSA regions, raising the availability of goods to meet customer needs. Policymakers may take measures to empower firms in the SSA to take more advantage of international trade-related activities. Key Words: China, Computable General Equilibrium Model (CGE), Global Trade Analysis Project (GTAP), Sub-Saharan Africa, Trade war, United States.
An examination of the impact of workplace incivility on employee performance
Incivility at the workplace has become a universal organizational phenomenon that deserves thorough investigation to understand it from various contextual lenses. It is a form of rude behavior that negatively impacts employees at the workplace hence the need to find solutions to solve it for better employee and institutional performance. In the spirit of investigating the universal phenomenon, this research aims to investigate the impact of workplace incivility (WPI) on employee performance (counterproductive work behavior and organizational citizenship behavior) through the mediating roles of psychological ownership (PO) and turnover intention (TI). Data for this research, with a sample of 504 respondents, was collected from public and private institutions in The Gambia and Ghana through a survey questionnaire. Structural Equation Modeling (SEM) was used to analyze the reliability and validity of our research model and hypotheses. The independent t-test results comparing The Gambia and Ghana have indicated a higher level of negative behavior among employees in Ghana compared to The Gambia as well as a higher level of positive behavior among employees from The Gambia compared to their Ghanaian counterparts. The study results indicate an indirect relationship between WPI to counterproductive work behavior (CWB) and WPI to organizational citizenship behavior (OCB) through PO. TI also plays a mediating role between PO to CWB and PO to OCB. The findings of this research will help public and private institutions in both The Gambia and Ghana assess the depth of incivility in their organizations as well as the negative impacts it may have on the performance of their organizations. This research is the first of its kind to make both a country and sector-level comparison of WPI and its impact on employee performance hence its significance.
Perakende mağazacılık sektöründe iç kontrol sisteminin finansal ve finansal olmayan performans üzerindeki etkisi: D&R örneği
Bu çalışmanın amacı, perakende mağazacılık sektöründe iç kontrol sisteminin finansal ve finansal olmayan performans üzerindeki etkisini, COSO iç kontrol bileşenleri ve D&R mağazaları üzerinden açıklamaya çalışmaktır. Çalışmada ayrıca iç kontrol sisteminin finansal ve finansal olmayan performans üzerindeki etkisine yönelik algıların demografik özelliklere göre farklılık arz edip etmediğinin incelenmesi de amaçlanmıştır. Dolayısıyla "iç kontrol sisteminin mağazanın finansal ve finansal olmayan performans algısı üzerinde olumlu ve anlamlı bir etkisinin olduğu" çalışmamızın 1.Hipotezi olarak; "iç kontrol sisteminin mağazanın finansal ve finansal olmayan performansı üzerindeki etkisine yönelik algıların demografik özelliklere göre farklılık göstermediği" ise çalışmamızın 2.Hipotezini oluşturmuştur. Ayrıca her bir hipotez için beş, toplamda 10 adet alt hipotez oluşturulmuştur. Araştırmanın verileri betimsel tarama modeline dayalı nicel anket yöntemi kullanılmak suretiyle toplanmıştır. Çalışmanın evrenini D&R bünyesindeki tüm çalışanlar (1540 kişi) oluşturmuştur. Örneklemini ise anketi cevaplayan 302 personel oluşturmuştur. Seçilen örneklem % 95 güven aralığına ve % 5 örnekleme hata payına tekabül etmektedir. Anket soruları 5'li likert ölçeklemesine uygun hazırlanmıştır. Elde edilen verilerin analizi, SPSS 22.0 bilgisayar programı ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Ölçeklerin ve verilerin güvenilirlik analizi için Cronbach's Alpha testi, verilerin normal dağılıp dağılmadığının ölçülmesinde de Skewness ve Kurtosis testi uygulanmıştır. Ayrıca, çalışmanın 1.Ana Hipotezine yönelik olarak korelasyon testi; çoklu düzeylerdeki ilişkilerin incelenmesinde ise Regresyon testi uygulanmıştır. 2.Ana Hipoteze yönelik olarak ise T-testi, Varyans Analizi (Tek Yönlü ANOVA) ve Post-hoc (Scheffe) testi uygulanmıştır. Çalışma neticesinde; 1.Hipotezi kabul edecek tarzda, COSO bütünleşik iç kontrol sistemi ve bileşenlerinin mağaza performans algısı üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisinin olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca 2.Hipotezi reddedecek şekilde, iç kontrol sisteminin mağazanın finansal ve finansal olmayan performansı üzerindeki etkisine yönelik algının demografik özelliklere göre farklılık gösterdiği gözlemlenmiştir. Bu doğrultuda, demografik özelliklerden cinsiyet, unvan ve mesleki tecrübe yılı açısından, çalışanların algılarında farklılıklar olduğu, yaş ve eğitim durumlarına göre ise bir farklılık olmadığı gözlemlenmiştir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesinin akıllı ulaşım uygulamalarına yönelik vatandaş memnuniyet değerlendirmesi
Akıllı şehir uygulamaları şehirlerin geleceği açısından çok önemli bir yere sahiptir. Bu araştırma akıllı şehir uygulamalarından, bilgi ve iletişim teknolojileri destekli akıllı ulaşım uygulamaları üzerine gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma ile İstanbul ilinde yaşayan vatandaşların İBB akıllı ulaşım uygulamalarından; İSPARK (Akıllı Otopark Hizmetleri), İBB Cep Trafik (Trafik Bilgilendirme Uygulaması) ve Akıllı Trafik Sinyalizasyon Sistemleri olmak üzere üç tane akıllı ulaşım uygulamasına yönelik vatandaş memnuniyetinin ve değerlendirmelerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın alt amaçları ise vatandaşların akıllı uygulamalara yönelik memnuniyet değerlendirmeleri akıllı uygulama türüne göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek ve üç ulaşım uygulamasına yönelik vatandaş memnuniyet değerlendirmelerinin demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin akıllı ulaşımla ilgili uygulamalarına yönelik olarak vatandaş memnuniyet değerlendirmesini ölçmek adına veri toplama sürecinde çevrimiçi anket yöntemi ile 320 kişilik örneklem büyüklüğüne ulaşılmıştır. Uygulama 2021 Eylül ayı ile 2021 Aralık ayları arasında gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre; araştırmaya katılan vatandaşlar İBB Cep Trafik uygulamasına yönelik %76,4 oranında, Akıllı Trafik Sinyalizasyon Sistemlerine yönelik olarak %70,8 oranında, İSPARK Akıllı Otopark Hizmetlerine yönelik olarak %64,2 oranında memnuniyet duymaktadırlar. Ayrıca, vatandaşların İBB Akıllı ulaşım uygulamalarına yönelik memnuniyet değerlendirmeleri cinsiyete, yaşa, medeni duruma ve eğitim durumuna göre anlamlı bir farklılaşma göstermediği, aylık gelire ve mesleğe göre anlamlı bir farklılaşma gösterdiği tespit edilmiştir. Son olarak vatandaşların akıllı uygulamalara yönelik memnuniyet değerlendirmeleri akıllı uygulama türüne göre anlamlı bir farklılaşma gösterdiği tespit edilmiştir.
Ethical dimensions of flexible working practices -Moroccan working women's perception-
The ethical dimensions of flexible time practices within the workplace are paramount in the global economy, especially in emerging markets like Morocco. Despite its significance, there needs to be more research exploring the ethical aspects of this topic. This study addresses this gap by examining the ethical dimensions of flexible time practices from the perspective of Moroccan working women. Through in-depth interviews, we uncover the intricate interplay between ethics, flexibility, and work dynamics in the Moroccan context. The findings offer valuable insights for shaping ethical frameworks and policies that enhance employee well-being and organizational success. This research contributes to a nuanced understanding of the relationship between ethics and workplace flexibility, guiding future discussions and decisions in promoting an ethical work environment in Morocco. Keywords: Ethics, Ethical Dimensions, Flexible Work Practices, Morocco, Teleworking, Work-Life Balance.
Maximizing productivity in online businesses through task management software: The case of online entrepreneurs in Turkiye
The advent of the internet has transformed how businesses operate, giving rise to the concept of online businesses. The rise of online businesses has revolutionized commerce, presenting entrepreneurs and organizations with numerous opportunities and challenges. This study aimed to explore the relationship between task management software and the productivity of online businesses. The study employed quantitative research methods and used surveys for data collection. The data was collected through an online survey among online businesses in Turkiye. The study used a sample size of 250, which represents a 96.2% response rate. The data for the study were analyzed using the Statistical Package for Social Sciences (SPSS) and employed descriptive and inferential statistics. The analyses reveal that task management software positively and significantly correlates with online business productivity.
Alfa kuşağının aile içi satın alma davranışı ve Minikaçocuk kanalı reklam pazarlama ilişkisi üzerine bir inceleme
Türkiye' de 2000' li yıllarda başlayan tematik yayıncılık başlığından çocuk televizyon yayıncılığının hedef kitlesi çocuklar Z kuşağı olarak tanımlanmaktayken 2010 ve sonrasında doğan çocuk hedef kitleyi alfa kuşağı temsil etmektedir. Alfa kuşağı reklam pazarlama dünyası için yeni ve en genç tüketiciyi ifade eder. Çocuk tüketicilerin aile içi satın alma karar ve davranışlarına etkisi olduğu bilinen bir gerçektir ve çocuk kanallarında yayınlanan reklamlar çocuk tüketiciyi tüketim karar ve davranışlarında yönlendirmektedir. Çocuğa yönelik pazarlama stratejilerinde etkin olarak yer alan çocuk kanallarının ailenin satın alma davranışları ile ilişkisi Minika Çocuk kanalı üzerinden yapılan bir inceleme ile araştırılmıştır. Bu araştırma ile televizyon ve reklam pazarlama endüstrilerinin ortak hedef kitlesi alfa kuşağına dair yeni bulgular literatüre kazandırılmış hem de çocuk kanallarının reklam pazarlama dünyası içinde artan önemi ve yerine dikkat çekilmiştir.
Impact of country of origin on purchase decisions: Case of Türkiye's country of origin effect on consumer clothes purchase decisions in Yemen, Sana'a
This study looks at the influence of country-of-origin impacts on consumer behavior, with a focus on the importance of the 'Made in Turkey' label on Yemeni consumers' clothing purchasing decisions. Understanding the relationships between Turkey and Yemen is critical for businesses and policymakers, given the two nations' developing trade ties. This study is being undertaken from a consumer standpoint to see what extent Country-of-Origin influences a consumer's purchase decision. Different age, gender, and education subgroups are e investigated, and the significance of the "Made in Turkey" is assessed. Primary data are gathered through the use of standardized questioners given to Yemeni consumers in Sana'a. Also, the study included a comprehensive use of descriptive statistics, correlation analysis, and regression analysis in order to successfully understand the data. The study's findings reveal that the 'Made in Turkey' label has a significant influence on consumer behavior in Yemen, particularly in terms of garment preferences. The data also show a high level of interest in Turkish clothing makers and marketers, emphasizing the importance of branding and market positioning in the Yemeni environment. The study adds to the scholarly discourse about international marketing by providing empirical data from a market that has gotten little research attention. Policymakers have the potential to use these results to foster more efficient and productive trade partnerships. Keywords: Country-of-Origin, "Made in…", Origin Labels, Türkiye, Yemen.
Professionalism in pharmacy profession: Comparison between Türkiye and Saudi Arabia
The pharmacy philosophy has changed from product-oriented to patient-oriented in the last three decades. And due to the evolution of the medical field and the profound changes in the health system, including the pharmacy profession, the need to value ethics is becoming a necessity through building a system that determines and supports professional ethics; thus, pharmacists become more proficient and aligned with code of ethics. This aim can be achieved by continuously updating the ethical codes, evaluating pharmacists' professionalism, and measuring and incorporating mandatory subjects in the curriculum of pharmacy schools. However, in Türkiye and some Arab countries, the educational and practicing system continued to be product oriented. The main objective of this master's thesis is to shed light on professionalism by discussing its dimensions and finding a tool to evaluate pharmacists' professionalism and compare multiple countries regarding their pharmacists' professionalism. The professionalism assessment tool PAT is used, a 33-item self-evaluation tool that evaluates professionalism through five main dimensions. The participating pharmacists were from fourteen countries, but only Türkiye and Saudi Arabia participants were incorporated for the results and discussion because both countries achieved the required sample size. A cross-sectional data collection method was used, which resulted in 440 pharmacists have accepted to participate in the study by pressing "agree" for the participation consent; only 38.18% of them completed the evaluation to the end, thus being included in the data analysis. According to the collected data, we considered seventy-five percent of our pharmacists are professional according to their score from the 33-item tool. Despite a lot of legal and cultural differences, the Independent T-test and Multivariate analysis of variance MANOVA test have been carried out to reveal no difference between Türkiye's and Saudi Arabia's regarding the pharmacists' professionalism. At the end of the thesis, unprofessional observations in the pharmacy community in Türkiye were mentioned and discussed by the author in the discussion chapter. Recommendations and commentary for the pharmacy community, pharmacy schools, and researchers in the field have been pointed out in the last section of the discussion chapter.
Perception of customers towards the introduction of Islamic banking to Ghana
This study aims to ascertain customers' perceptions concerning Islamic banking (IB) in Ghana. As a non-Islamic Sub-Saharan African nation, the study intends to investigate the behavioral intentions introduced to Ghana. The theory of planned behavior (TPB), frequently used in customer behavior evaluation, is the foundation of the suggested model. This theory consists of belief structures related to behavior, norms, and control that influence consumers' intentions. The questionnaire was designed to be self-administered. The results of the self-administered structured questionnaire were employed to gather information from 312 respondents to investigate banking customers' perceptions of embracing IB in Ghana. SPSS Amos and partial least squares structural equation modeling (PLS-SEM) were utilized in conducting the descriptive technique. The model structure shows an acceptable high goodness-of-fit index, and the data is consistent with the statistical model; the measurement model measurement had a good enough validity and reliability, and the Standardized Mean Square Values (SRMR) were acceptable because it was below the threshold. All three predictors were found positive and significant; the attitude of banking customers in Ghana towards IB significantly impacted their behavioral intention to use it when introduced. Similarly, subjective norms were found to be significant and positive, and lastly, perceived behavior control was found to be positive and effective from all three components. Attitude is the most vital deciding element of the consumer's intention to use IB, and it also has the highest performance value, followed by subjective norms and perceived behavior control. Nevertheless, the performance of perceived behavioral control was more elevated than subjective norms, which means more awareness must be created to motivate more banking consumers to use IB when introduced.
A machine learning approach to predicting customer churn in the banking industry using CRISP-DM and KNIME analytics
Attracting new customers is more expensive than maintaining the existing ones. One way of preventing customers from churning is to develop techniques for predicting their likelihood to churn. This study aims to forecast the customer churn of a multinational bank by using one-month period data, from July 31, 2022, to August 29, 2022. We employed CRISPM-DM, in conjunction with KNIME Analytics, to build several predictive models, i.e., decision tree, random forest, logistic regression, artificial neural networks, support vector machine, and ensemble models to predict customer churn. The results show that the random forest model has the highest performance in accurately predicting the churn of bank clients by its high overall accuracy of 78.91% and AUC score of 85.3%. The decision tree model, with an overall accuracy of 71.55%, and the logistic regression model, with an overall accuracy of 71.3%, are the least-performing predictive models. The findings also show that the customer's historical record with the bank (product_number), credit score, and age have the highest predictive power for customer churn. This study offers valuable insights for financial institutions. Using reliable predictive models, banks may identify potential clients likely to switch to other financial institutions. This identification would allow banks to design innovative marketing strategies and powerful customer relationship management to prevent consumers from churning.
Role of blockchain and smart contracts in transforming social contracts
Technology is entering every part of our daily life leading to integration with all aspects of modern society. Social sciences research is not an exception of this role. The fourth revolution is intertwined in the process we do research. In this thesis, two models are designed based on blockchain and smart contract technology to solve the current problems in the existing traditional models. Those traditional models proved to have certain problems including being inflexible and having so many parties involved the network. The new model provided by this thesis is built upon blockchain and smart contract technology. Therefore, those networks have the benefits of being more flexible and having less parties involved in the network. the first case is a crowdfunding network, we have examined a traditional crowdfunding and developed a similar one based on blockchain and smart contracts technology to overcome the drawbacks of the existing network. the second case is a marriage contract network where we built a network similar to the traditional one but has the ability to remove the burden of wasting time and effort. Finally, both cases are compared based on the change in structure and functions of each party in the network. We have seen some changes in terms of structure between the two networks, however, the main change came in the functions of each party and the removal on unnecessary ones in the network which is expected to reduce the transaction cost. Keywords: Blockchain, Marriage Contracts, Smart Contracts
Corporate social responsibility in Ethiopia: Approaches and practices
There exists a great deal of academic writings about corporate social responsibility. However, the context of these papers is somehow similar focusing on the developed countries. Ethiopia, where the state is also a key player in the business has quite different business, state, and society interaction. In addition to the state‟s high stake in the business, the leverage of intellectual freedom, strong media, independent civil associations, activist and advocacy groups who had played a key role in transforming the notion of corporate social responsibility is so weak in Ethiopia. Hence it is an ideal context with less driving forces to measure companies‟ corporate social responsibility practices. Given the fact that corporate social responsibility is an under-researched area in developing countries, this paper aims to examine corporate social responsibility approaches and practices of indigenous firms in Ethiopia. Moreover, it will assess the stage of corporate social responsibility practice. Last but not least, this paper compares corporate social responsibility practices between private and state-owned companies. The finding reveals hat, though it is fragmented and the priorities are different from the global trend, Ethiopian companies practice CSR. In addition, there is no statistically significant differences between the CSR practices of private and state-owned businesses. Keywords: Corporate Social Responsibility, Ethiopia, CSR pyramid, Developing Countries, Africa
Big data analytics capabilities and firm performance: An MCDM approach
The digital revolution in the 21st century accentuated the importance of well established IS/IT departments and decision-making based on insights obtained through big data. The research on big data analytics provides the thematic basis of inquiry for business practitioners and scholars. In this regard, big data analytics capabilities are more likely to provide performance advantages to business firms. Through careful review of the existing literature, it was found that empirical research in big data is at a rudimentary stage. The paucity of empirical studies leaves business professionals into uncharted waters when it comes to implementation and capacity building. It was also observed that the internal mechanisms to devise strategies based on big data analytics are not fully explored. Furthermore, there is a dearth of literature regarding big data analytics capabilities of the firms through dynamic capability view of competitive advantage. This study explored the interdependence of big data analytics capabilities such as infrastructure, human resource, and management capabilities and the impact of these capabilities on firm performance. This study applied both qualitative and quantitative data analysis on the data collected from 8 Chief information technology officers of 8 different firms. The hypothesis of this study was tested through IFDEMATEL then ANP and SAW (MCDM methods). Results show that big data analytics capabilities are interdependent and infrastructure capabilities are the highest ranked capability and related to firm performance the most followed by human resource and management capabilities. Keywords: Analytical network process (ANP), Big data Analytics Capabilities, Dynamic Capabilities, Firm Performance, Multi-criteria decision-making methods (MCDM), Technique for Order-preference by similarity to Ideal Solution (TOPSIS)
Kentsel yönetimlerde altyapı yönetim bilgi sisteminin oluşturulması: İstanbul Büyükşehir Belediyesi örneği
Bu çalışmanın amacı, şehirlerde israfın önüne geçilebilecek, altyapı kurumlarının tüm ruhsat taleplerini tek bir elden yönetilmesini mümkün kılacak bir altyapı bilgi yönetim sistemini geliştirmektir. Böylece mevcut durumdaki kurumlararası iletişim eksiklikleri giderilebilecektir. Araştırma akıllı şehir konsepti çerçevesinde kurumlar arası koordinasyonu güçlendirmesi açısından önemlidir. Çünkü şehirlerde altyapı çalışmalarının eş zamanlı ve koordinasyonlu bir şekilde çalışılması gerekmektedir. Belediyelerce oluşturulan altyapı bilgileri, araziye ilişkin tüm yatırım ve mühendislik hizmetlerinin temel aldığı bilgilerdir. Ancak iki sebepten dolayı birçok alanda teknik altyapı kadastrosu bilgilerinden yararlanılamamaktadır. Birinci sebep, eldeki bilgilerin araziye ilişkin diğer bilgilerle entegre edilememiş olmasıdır. İkincisi ise konumsal bilgi sistemleri hassas ve verimli şekilde kurgulanamamış olmasıdır. Dolayısıyla büyükşehir genelinde çeşitli kurumlar tarafından yapılan altyapı çalışmalarındaki kazı tekrarları, ciddi kaynak israfına neden olmaktadır. Araştırmada yöntem olarak literatür taraması tercih edilmiştir. Ayrıca nitel yöntemlerden birisi olan uzman görüşüne başvurulmuştur. Bu kapsamda yüzden fazla uzmanın görüşü talep edilmiştir. Araştırmanın sonunda, kentsel yönetimlere yönelik Altyapı Bilgi Sistemi (AYBİS) oluşturulması önerilmiştir. Ayrıca AYBİS'in içerik modülleri tezin çıktısı olarak sunulmuştur. Bu çalışma sayesinde, gelecekte AYBİS'in kentsel yönetimlerde kullanılması hedeflenmektedir. Anahtar Kelimeler: Altyapı Koordinasyonu, Altyapı Yönetimi, Teknik Altyapı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Yerel Yönetimlerde Kentsel Teknik Altyapı Sistemleri
İstanbul İtfaiyesinde hizmetiçi eğitim uygulamaları, personel niteliği ve verimliliği üzerinde etkileri
Hizmet içi eğitim gerek mevcut bilgilerin tazelenmesi gerekse yeni bilgi ve becerilerin personele kazandırılması açısından kurumlar için önem arz etmektedir. Hizmet içi eğitimlerin personel açısından daha verimli performans yükseltici etkiye sahip olabilmesi için bu eğitimlere aktif katılım sağlayan personelin görüş ve önerileri önemli görülmektedir. Bu çalışmada hizmet içi eğitimin tanımı türleri İstanbul büyük şehit belediyesi itfaiye daire başkanlığı tarafından düzenlenen eğitimlerin türleri ve niteliği kavramsal çerçevede işlendikten sonra personelle yapılan mülakatlar çerçevesinde hizmet içi eğitimin etkileri ve daha etkili olabilmesi için personelin görüşleri sonuç kısmında değerlendirilecektir. Anahtar kelimeler: İtfaiye, hizmet içi eğitim, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi, teorik ve pratik eğitim
Zabıtanın örgütsel bağlılığının iş tatmini üzerine etkisi: İstanbul Büyükşehir Belediyesi üzerinde uygulama
Örgütsel bağlılık, kurumların verimliliklerinin analiz edilmesi için iş görenlerin kuruma bağlılık düzeyleri hakkında bilgi veren önemli bir kavramdır. Bunun yanında çalışan bireylerin işi benimsemeleri, işe karşı tutumları ve işle ilgili motivasyonlarıyla ilgili bilgi veren iş tatmini kavramı da önemli bir kavram olarak görülmektedir. Benzer özelliklere sahip bu iki kavram arasında ilişkinin varlığı ile ilgili literatürde çeşitli tartışmalar mevcuttur. Bu tartışmalara katkı olarak çalışmamızda örgütsel bağlılığın iş tatminine etkisi analiz edilmiştir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çalışan 306 zabıta personeline yönelik yapılan anket uygulamasında örgütsel bağlılığın iş tatminini etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca örgütsel bağlılık alt boyutları ile iş tatmini alt boyutları arasındaki ilişki path (yol) analizi ile incelenmiştir. İnceleme sonucunda bir bütün olarak model ve modeldeki katsayılar istatistiksel olarak anlamlı çıkmıştır. Örgütsel bağlılık ölçeğinin alt boyutları iş tatmini ölçeğinin alt boyutlarını pozitif yönde anlamlı bir şekilde açıklamaktadır. Ek olarak, örgütsel bağlılıkta eğitim durumu, kıdem ve çalışma yeri, iş tatmininde ise cinsiyet, çalışma süresi ve çalışma şekli gibi demografik değişkenlerde anlamlılık tespit edilmiştir. Bu sonuçlardan hareketle zabıtaların örgütsel bağlılığının arttırılması için İBB'nin farklı politikalara başvurması gerektiği çalışmada öneri olarak sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İş Tatmini, Örgütsel Bağlılık, Zabıta
The impact of board characteristics on corporate social responsibility performance of companies: Evidence from emerging markets
The board characteristics have important impacts on corporate social responsibility (CSR) performance of companies, particularly in emerging markets. This study investigates the effects of five board attributes, i.e. board independence, gender diversity, cultural diversity, board activity, board member' compensation, on the CSR performance of 1,191 publicly listed non-financial companies operating in 23 emerging countries over the period 2010-2019. We use a variety of ESG performance scores derived from Thomson Reuters Eikon database to measure the CSR and we employed panel regression models to conduct the analysis. The results show that the greater presence of independent board members and women on boards are significantly and positively associated with CSR performance and decrease ESG controversies. The findings also provide evidence that board member's compensation has a positive and significant impact on CSR performance. Thus, company management in emerging countries should be more conscious in structuring their corporate boards to enhance sustainability performance for the long-term success in improving their reputation and meeting the expectations of stakeholders. Keywords: Corporate Social Responsibility; Emerging Markets; Environmental, Social and Governance Scores; Gender Diversity; Independent Board Membership
İtfai olaylarda etkin haberleşmenin kritik rolü: İstanbul İtfaiyesi örneği
Dünyanın en zor ve tehlikeli mesleklerinden biri olan itfaiyecilikte hızlı ve etkili müdahale çok önemlidir. Ekip halinde gerçekleşen bu müdahale sürecinde ekibin sevk ve koordine edilerek başarı sağlaması için ekip üyeleri arasında bilgi alışverişinin zamanında ve doğru bir şekilde yapılması gerekir. Bunun gerçekleşebilmesi için ekip üyeleri arasında etkin bir haberleşme gerekmektedir. Bu çalışmada tüm ekip üyeleri arasında haberleşmenin sağlandığı Beyoğlu ekibi ile sınırlı sayıda ekip üyeleri arasında haberleşmenin sağlandığı Kocasinan ekibinin müdahale ettiği iki farklı olayın müdahale ve haberleşme süreçleri örnek olay analizi uygulanarak 5N,1K yöntemine göre karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırma neticesinde tüm ekip üyeleri ile haberleşmenin sağlandığı Beyoğlu takım ekibinin daha hızlı ve etkili müdahale gerçekleştirdiği gözlemlenmiştir. Çalışmada elde edilen sonuca göre itfai olaylarda tüm ekip üyeleri arasında haberleşme sağlandığında daha başarılı müdahale süreci gerçekleşeceği, iş kazalarının engelleneceği ve olay yerinde oluşabilecek tehlikelere karşı önlem alınabileceği görülmüştür. Bu sonuca dayanarak haberleşmenin itfai olaylara müdahalede başarılı olmanın en önemli unsuru olduğu anlaşılmış olup tüm itfaiye personelinin olay yerinde bu haberleşmeyi sağlamak için üzerinde telsiz bulundurması büyük önem arz etmektedir.
Örgütsel özdeşleşme ve örgüte bağlılık ilişkisi: İBB örneği
Bu çalışmada örgütsel özdeşleşme ve örgüte bağlılık hakkında genel bir bilgi birikimi oluşturduktan sonra örgütsel özdeşleşmenin örgüte bağlılık üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırma İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde farklı bölümlerde görev yapmakta olan personeli (382 kişi) içermektedir ve anket yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, betimleyici ve karşılaştırmalı istatistiksel analiz yöntemleri uygulanmıştır. Araştırmada çalışanların örgütsel özdeşleşme düzeyleri ile örgüte bağlılık düzeyleri arasında pozitif yönlü anlamlı doğrusal bir ilişki bulunmuştur. Çalışanların örgütsel özdeşleşme düzeyleri arttıkça örgüte bağlılık düzeyleri de arttığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Örgüte Bağlılık, Örgütsel Özdeşleşme, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Nicel Araştırma
The impact of renewable energy performance on corporate financial performance
This study investigates the effect of renewable energy performance (REP) on corporate financial performance (CFP) taking into account renewable energy (RE) related Sustainable Development Goals (SDGs), and Environment, Social, Governance (ESG) factors. We conduct the study by using a data sample of 563 companies from 46 countries over the period of 2009-2018. We employ panel data analysis on firm-level and on the country of headquarters. We cover the 7th and 12th SDGs, and environmental ESG variables to assess the impact of REP on CFP. The results suggest that the effectiveness of REP could be measured by three phases: policies adopted, targets established, and actions implemented. The findings indicate that there is a negative impact of REP policies and targets on profitability in developed markets due to the massive costs incurred by the companies. However, the impact is positive and significant in developing countries, particularly in long-term financial performance since they are at the beginning of the implementation process. On firm-level, RE policies negatively affect both financial and non-financial companies, while RE actions have a positive and significant influence on non-financial companies rather than on financial ones. The results also reveal that the 7th SDG has a negative effect on the financial performance of companies on both country of headquarter-level and firm-level, while the 12th SDG has a positive and significant effect on both country of headquarter-level and firm-level financial performance. Finally, the environmental factors of ESG have a negative impact on the financial performance of companies on both country of headquarter-level and firm-level. Keywords: ESG, Financial Performance, Renewable Energy Performance, SDG
Yöneticilerin duygusal zekâ düzeylerinin demografik farklılıklara göre incelenmesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi örneği
Duygularımızı kontrol edebilmek ve yönetebilmek yaşamımız her alanında olduğu gibi iş yaşamında da başarımız açısından oldukça önemli bir yetkinliktir. Duygusal zekâmızı yansıtan bu yetkinlikler özellikle de yöneticiler açısından ayrı bir önem taşımaktadır. Bu önemden hareketle tasarlanan bu araştırmada İstanbul Büyükşehir Belediyesinde çalışan yöneticilerin duygusal zekâ düzeylerinin demografik özellikleri açısından incelemek amaçlanmıştır. Araştırmayı gerçekleştirmek için anket form hazırlanmış ve veri toplamak amacı ile 102 yöneticiye anket form uygulanmıştır. Anket formda ulusal ve uluslararası düzeyde güvenirliliği ve geçerliliği test edilmiş, Chan (2004) tarafından geliştirilen ve duygusal değerlendirme, duyguların yönetimi, empatik değerlendirme ve duyguların pozitif kullanımı olarak nitelendirilmiş dört alt boyuttan oluşan "Duygusal Zekâ Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 16.0 programında frekans, t-testi ve ANOVA analizleri uygulanmıştır. Analiz bulgularına göre katılımcı yöneticilerinin duygusal zekâ düzeyinin yüksek olduğu ve katılımcıların duygusal zeka düzeyi ile cinsiyet ve yaşları arasında anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Yine katılımcıların çalışma süreleri ile duygusal zeka alt boyutlarından duygusal değerlendirme arasında, katılımcıların cinsiyeti, eğitimi düzeyi ve yaşı ile empatik değerlendirme alt boyutu arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir.
A public square management system model for local governments: The example of Uskudar Square
It is important to protect and sustain the areas (squares, parks, monumental areas, etc.) that form the image of cities with their presence in historical cities. The contribution of urban design projects prepared for such areas to these goals is an undeniable fact (Özalp, 2008). From the moment urbanization started, public squares have become a meeting point, a socialization area, and a service interface served by management units for the community. Considering the reason that make the squares so important, it is vital to define and measure the success criteria for their management. Undoubtedly, the satisfaction of those who use the squares is a priority from the perspective of local governments. From this point of view, the success criteria can be defined according to the main factors defining the main functions of city public squares such as transportation, security, environment, etc. The purpose of this study can be summarized under two points: (i) Firstly, to determine the criteria that make the management of a city square successful in the eyes of the public, and to propose a City Square Management System model. (ii) Secondly, to evaluate the urban space management performance of Üsküdar Square, with its very rich history one of the most important symbols of Istanbul, according to the proposed model. In this context, the renovation and infrastructure projects related to Üsküdar Square between 2016 and 2020 were evaluated with the relevant Directorate of the Istanbul Metropolitan Municipality, and the success criteria were determined through literature review and preliminary interviews. Then, experts assessed the importance of these success criteria with Interval Type-2 Fuzzy Analytical Hierarchy Process (AHP) method. Next, questionnaire was designed in the light of the significance values obtained in the previous stage. Considering the significance scores, 'Square Usage' and 'Expectation from the Square' surveys were conducted. In the field study, opinions, satisfaction and expectations of the citizens regarding the use of the square were determined. Considering the results of the study, satisfaction from the redesigned Üsküdar Square was found to be acceptable. Especially the transportation infrastructure of the square, which has developed in recent years, has ensured the main criterion of the "Transportation" a high score. However, the square was found insufficient in terms of environment and aesthetics.
Measuring the effect of celebrity endorsement on purchase intention: The role of brand image as a mediator
The trend that is attracting the attention of several Indonesian people, especially at this time is the trend of saffron spices from Iran which began to be popularized by celebrities. Several Indonesian celebrities are trying to get involved in the saffron business. Saffron business opportunities become viral when business people take advantage of the popularity of the celebrity as a supporter of saffron business. This study aims to analyze the effect of celebrity endorsement on the purchase intention of SAFFRONESIA (Shamim Saffron Indonesia) products with a brand image as an intervening variable. The results of this study indicate that celebrity endorsement with indicators of credibility and attractiveness has a positive effect on increasing consumer interest in purchase intention. To attract consumers through strength association on brand image, the company communicates brand image in a more attractive way and through favorability association indicators that provide customer guidance in fulfilling their desires in purchase intentions. Related to the implications of the variable purchase intention on explorative interest indicators, this study helps companies create strategies to increase purchase intention with appropriate and attractive advertising techniques, in addition to the transactional interest indicator, this research helps strengthen the strategy of SAFFRONNESIA image formation by making regular updates through social media with an attractive visual appearance and the right content selection. Utilization of the popularity of celebrity endorsement has formed a good and positive brand image towards the determination of the purchase intention of SAFFRONNESIA products. The formation of a brand image obtained from the use of celebrity as a celebrity endorsement can create a superior brand image from competitors and can increase the impetus on the purchase intention of SAFFRONNESIA products for target consumers.
The evaluation of the effectiveness of internal control systems and its impacts on the financial and non-financial performance of banks using COSO internal control framework: The case of Ghanaian banks
The aim of this study is to access the effectiveness of internal control systems (ICS) of banks operating in Ghana and the impact it has on their performances. The study employed COSO internal control framework (Control Environment, Risk Assessment, Control Activities, Information and Communication, Monitoring Activities) as the independent variable and firm performance as the dependent variable. The study considered both financial performance (FP) and non-financial performance (NFP) indicators of firm performance. The population for this study consisted of the banks operating in Ghana. The study, employed questionnaire in data collection and Statistical Package for Social Sciences (SPSS) version 25 used for analysis. Among the tests conducted, include descriptive statistics (means, standard deviation), t-test, correlation and regression. The targeted respondents were the managers and the employees of IC and internal audit departments. Data gathered and analyzed was from 113 of the target population. Out of 113 send questionnaires, 73 copies were received representing 64.6% response rate. In the study, four sets of research questions were answered. Methodologically, the researcher used quantitative research method approach. The results of the study depicts that, there is effective positive ICS in Ghanaian banks. In addition, the study found IC to have strong impact on both financial performance and non-financial performance. The study recommends that banks should not be negligent but should work much harder to ensure higher results. Furthermore, banks should invest more into risk management since banks work under high risk than any other financial institutions. Thus, to prevent any possible embezzlement or fraudulent activity that could occur and could be big threat to the bank.
Demographic diversity of boardroom and social sustainability: Evidence from high ESG countries
The purpose of this study is to empirically test the relationship between board demographic diversity and social sustainability in developed, advanced emerging and secondary emerging countries with high ESG score. The board demographic diversity was measured based on two dimensions that are gender and cultural one. On the other hand, social sustainability was investigated through four dimensions: workforce, human rights, community, and product responsibility. The panel data attained through Thomson Reuters Eikon involves totally 1491 observations of businesses from 10 countries for the years 2014-2018.The empirical model tested by two dynamic panel data methods which are Generalized Least Square (GLS) and Ordinary Least Squares (OLS). Findings suggest that gender diversity has a positive impact on all four dimensions of social sustainability. There also exists a positive and significant relationship between cultural diversity and three dimensions of social sustainability, which are workforce, community, and product responsibility. However, cultural diversity has shown an insignificant and negative relationship with the fourth dimension that is human rights. Keywords: Board Demographic Diversity, Gender Diversity, Cultural Diversity, Social Sustainability, Thomson Reuters Eikon, and ESG Score
Kurumsal yönetime sahip organizasyonlarda afet durumunda iç kontrol sisteminin kriz yönetim becerilerine etkisi: İBB İtfaiye Teşkilatı örneği
Bu araştırma araştırmanın temel amacı; afet durumunda iç kontrol sisteminin etkinliğinin kriz yönetim becerileri üzerindeki etkilerini İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İtfaiye teşkilatı üzerinden incelemektir. Amaç doğrultusunda kişisel bilgi formu, İç kontrol sistemi ölçeği ve kriz yönetim becerilerinden oluşan anket formu 2020 yılı içerisinde İBB İtfaiye Teşkilatı Anadolu Yakası İtfaiye Müdürlüğü'nde çalışan 251 kişiye uygulanmıştır. Elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 22.0 istatistik programı aracılığı ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda İBB İtfaiye teşkilatının afet durumunda iç kontrol sisteminin yüksek düzeyde etkinlik gösterdiği ve yüksek düzeyde kurumun kriz yönetim becerisine sahip olduğu saptanmıştır. Araştırmada İBB itfaiye teşkilatının afet durumunda iç kontrol sisteminin etkinliği ile kriz öncesi, kriz dönemi ve kriz sonrası yönetim becerileri arasında yüksek düzeyde pozitif yönlü anlamlı ilişkilerin olduğu belirlenmiştir. İç kontrol sisteminin etkinliğinin kriz öncesi, kriz dönemi ve kriz sonrası yönetim becerilerini olumlu ve yüksek düzeyde etkilediği ve iç kontrol sisteminin etkinliğinin kurumun kriz yönetim becerilerini artırdığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Afet, İç Kontrol; COSO; Kriz; Kriz Yönetimi; Kriz Yönetim Becerisi
Determinant factors of passengers' choice of airlines: A case study of international postgraduate students in Turkey
Globally the number of students seeking higher education in oversea countries has increased. As the number of students continues to grow, they benefit universities, the host country, and the travel industry. However, there are very few studies on what interest this group of consumers and whether they can represent a different segment for airlines. Airlines play a vital role in the movement of international students. A country like Turkey that has experienced an increased number of international also receives its international students by air transport. There are over 150000 international students in Turkey, and 95 percent of them are university students. The aim of this study is to investigate what factors influence international students' selection of airline, whether international students are loyal customers, and which point of sale do student purchase their tickets when flying to their home. The study used a quantitative survey with a sample of 240 international students pursuing a Master's and Ph.D. in Turkey. Students were given an online survey asking how important or influential are some factors such as price, airline safety, service quality, and airport of origin when choosing an airline. Also, in the survey, students were asked whether they are loyal to a specific airline. The results were analyzed using descriptive statistics and factor analysis. The study found that international students are influenced by the price of tickets and the safety of the airline. Other factors such as on-time arrival and departure, meal services, in-flight entertainment, baggage allowance were also important to international students. The study also found that 30 percent of the students were somehow loyal and had a preferred airline. The other finding of the study was that most of the students purchase their tickets from online platforms such as a third-party website or airline's website. Very few students purchase tickets from travel agencies. Finally, the study found that most of the students preferred Istanbul airport compared to Sabiha Gokcen when flying to their home countries.
Motivasyonun çalışanların çalışma performansına etkisi: Bosna-Hersek Ziraat Bankasında bir inceleme
İşletmelerin rekabet ortamında ayakta kalabilmesi açısından yüksek düzeyde performans göstermesi gerekmektedir. İşletmelerin performansının en önemli bileşenlerinden biri de çalışanların performansıdır. Bu nedenle çalışanların performansına etki eden faktörlerin incelenmesi önemlidir. Çalışanların performansında etkili olan faktörler arasında çalışanların motivasyonun ne derecede etkili olduğunun ortaya konması performansın yükseltilmesine katkı sunacaktır. Bu bağlamda bu çalışmada motivasyonun çalışma performansına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bosna-Hersek'te faaliyet gösteren Ziraat Bankası şubelerinde çalışan 188 kişinin katılımı ile nicel bir araştırma yapılmıştır. Bu bağlamda, bahse konu banka şubelerinde görevli çalışanlara demografik bilgi formu, performans ve motivasyon ölçeklerinden oluşan bir anket uygulanmıştır. Anket yoluyla elde edilen veriler SPSS paket programıyla analiz edilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda görev performansının bağlamsal performans ile pozitif yönde orta düzeyde ilişkili olduğu, içsel motivasyon ile pozitif yönde orta düzeyde ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Bağlamsal performansın iş performansı ile pozitif yönde yüksek düzeyde ilişkili olduğu, içsel motivasyon ile pozitif yönde orta düzeyde ilişkili olduğu, dışsal motivasyonla pozitif yönde zayıf bir ilişkiye sahip olduğu, iş motivasyonu ile pozitif yönde orta düzeyde bir ilişkiye sahip olduğu saptanmıştır. İş performansı ile içsel motivasyon arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki olduğunu tespit edilmiştir. İş performansı ile iş motivasyonu arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. İçsel motivasyon ile dışsal motivasyonun pozitif yönde orta düzeyde bir ilişkiye sahip olduğu saptanmıştır. İçsel motivasyon ile iş motivasyonu arasında ise pozitif yönde güçlü bir ilişki olduğu gözlenmiştir. Dışsal motivasyon ile iş motivasyonu arasında ise pozitif yönde çok güçlü bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Motivasyon, performans, bağlamsal performans, görev performansı, içsel ve dışsal motivasyon
Doğalgaz tesisatının binaya kurulum sürecindeki risklerin bulanık-FMEA yöntemi ile analizi-İBB uygulaması
Doğalgaz tesisatlarının kurulum süreçlerinde meydana gelebilecek hataların oldukça maliyetli ve tehlikeli sonuçları olabilmektedir. Bu noktada, doğalgaz tesisatının kurulum projelerinde risk yönetimi ve sistem güvenilirliği büyük önem arz etmektedir. Bu çalışma doğalgaz tesisatının tasarım ve kurulum süreçlerindeki riskleri analiz edip mevcut sisteme iyileştirme önerileri sunmayı amaçlamaktadır. Çalışmada, kurulumu yapılacak bir doğalgaz tesisatında karşılaşılabilinecek risklerin ve elde edilen verilerin etkilerinin tespit edilmesi amacıyla Hata Türleri ve Etkileri Analizi (FMEA) yöntemi kullanılmıştır. FMEA'da gerekli risk eylemlerinin önceliklendirilmesi tahmini bazda subjektif olarak yapılır. Bu çalışmada riskleri daha hassas derecelendirme ve sıralama yapılabilmesi için bulanık FMEA kullanılmıştır. Bulanık-FMEA ile risklerin önceliklendirilmesinden sonra pareto analizi yardımı ile iyileştirme önerileri sunulacak olan riskler belirlenmiştir. Bu çalışma sonuçlarının hem doğalgaz kurulum hem de diğer yüksek risk içeren süreçlerinde sistem emniyeti sağlayan, profesyonellere yardımcı olması beklendiği gibi çalışmanın bu alanda çalışan araştırmacılara da faydalı olması beklenmektedir.
Çalışanların iş motivasyonunun AHP temelli TOPSIS, VIKOR ve PROMETHEE ile değerlendirilmesi
Motivasyon kavramı planlı bir şekilde belirli amaç ve hedefler için bireyleri harekete geçiren, teşvik eden, içten gelen bir dürtü olarak ifade edilebilir. Çalışanların beklentilerinin karşılanması, şirketlerin amaçlarının da gerçekleşmesini sağlayacaktır. Bu çalışmanın amacı çalışanların motivasyonlarını Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) teknikleri kullanarak karşılaştırmalı olarak değerlendirmektir. Bu kapsamda çalışanları motive eden etkenler üç ana kriter ve on altı alt kriter olarak belirlenmiş ve bu kriterler 5 uzman görüşünden yararlanılarak AHP yöntemi ile ağırlıklandırılmıştır. Sonraki adımda aynı pozisyonda çalışan 20 mühendis ile anket çalışması gerçekleştirilerek Technique for Order Preference by Similarity to Ideal Solution (TOPSIS), Vlse Kriterijumska Optimizacija Kompromisno Resenje which means multicriteria optimization and compromise solution, in Serbian (VIKOR), Preference Ranking Organization Method for Enrichment Evaluation (PROMETHEE) yöntemleri ile önem derecelerine göre sıralanmış ve değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme yöneticilere personel motivasyonunu yükselten faktörlerin belirlenmesinde katkı sağlayacaktır.
Kamu personeli performans değerlendirmesi için AHP ve bulanık TOPSIS ile bütünleşik karar destek model önerisi -İBB örneği
Küreselleşmenin ve teknolojinin hızla gelişmesi ile insan kaynağında da farklı ihtiyaçlar oluşmuştur. Nitelikli iş gücünü elde etmede ve sürdürmede kurumlar rasyonel bir bakış açısıyla çalışanlarının performansını değerlendirmek üzerine odaklanmışlardır. Bunun içinde kamu kurumları personel performansını ölçerken verimliliği ve hizmet kalitesini etkileyen kriterleri göz önünde bulundurmalı ve personellerinin performans değerlendirme süreçlerinde bu hususlara dikkat etmelidirler. Bu bağlamda, bu çalışmanın amacı, kamu performans gereklilikleri ve kriterlerini dikkate alarak personel performans değerlendirmesi için bütünleşik bir model ortaya koymaktır. Önerilen modelde AHP ve bulanık TOPSIS yöntemleri birlikte kullanılmış ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) bünyesinde çalışan memur personelin performans değerlendirmesinde uygulanmıştır. Bu çalışma kapsamında ilk olarak performans değerlendirme sürecinde kullanılacak olan kriterler belirlenmiş, ardından Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerinden AHP ile kriterler ağırlıklandırılmıştır. Bunu takiben, kriterlere göre personel performans değerlendirmesi için bulanık TOPSIS algoritması kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar personellerin demografik verileri ile karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Önerilen modelin performans değerlendirme aşamasında yöneticilere kolaylık sağlayıp adil ve güvenilir sonuçlar içermesi beklenmektedir.
Marmara Denizine mansaplı derelerde sediman tarama ve uzaklaştırma yöntemlerinin AHP ve TOPSIS yöntemi ile irdelenmesi
İstanbul'da Marmara Denizine bağlanan Kemikli, Ayamama, Kağıthane ve Alibeyköy dereleri; taşocağı, beton santrali, tamir bakım atölyeleri gibi farklı iş kolları ile yerleşim alanlarının da yer aldığı havza alanlarında bulunmaktadır. Küresel ısınmadan kaynaklanan iklim değişiklikleri, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de bazı çevresel sorunlara yol açmaktadır. Özellikle mevsim geçişlerinde yağan sağanak yağışlar, dere yataklarında sel ve taşkınlara neden olmaktadır. Sağanak yağışlarla dere yatağına taşınan sediman malzemelerinde artışlar yaşanmaktadır. Biriken sedimanlar nedeniyle olumsuzluk yaşanmaması için dere yataklarının düzenli bakımlarının yapılarak akışın sağlanması gerekir. Aksi takdirde ani yağışlar sonucu dere çevresinde sel ve taşkınların ardından kötü koku ve çeşitli hastalıklar yayılarak insan sağlığını tehdit etmektedir. Marmara Denizine mansaplanan Kemikli, Ayamama, Kağıthane ve Alibeyköy dereleri için belirlenen dere taban eğiminin üzerinde biriken sedimanın temizlenerek dip çamurlarının uzaklaştırılması ve dere akışının sağlanmasında en ideal yöntemin belirlemesi için, ÇKKV (Çok Kriterli Karar Verme) yöntemlerinden AHP (Analitik Hiyerarşi Süreci) ve TOPSIS (Technique for Order Preference by Similarity to Ideal Solution) kullanılmıştır. Derelerin özellikle denize döküldüğü bölgelerin kendine özgü koşullarından dolayı bu yöntem için belirlenen 4 ana kriter ve her ana kriter altında belirlenen 4 alt kriter ile 4 farklı alternatif değerlendirilmiştir. Kriterlerin ağırlıkları 11 uzman görüşü ve literatür taraması sonucunda belirlenmiştir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi psikolojik danışmanlık hizmetleri verimlilik analizi
İstanbul Büyükşehir Belediyesinin koruyucu ruh sağlığı alanında sunduğu Psikolojik Danışmanlık Hizmetleri ile bireylerin ruh sağlığının korunmasına ve geliştirilmesine katkı sağlanmasının yanında işletme bakış açısıyla kurum olarak sunduğu hizmetin geliştirilmesi için verimlilik ve etkinliliğinin ortaya konulması da önem taşımaktadır. İstanbul'da önemli bir ihtiyacı karşılayan İBB Psikolojik Danışmanlık Hizmetlerinin verimliliğinin ölçülmesi hizmetin doğru planlanmasını, rasyonel kararlar verilmesini ve sorunların tespit edilip zamanında çözümlenmesine olanak sağlayacaktır. Bu çalışmada hizmet alanların merkezlere ve psikologlara göre dağılımı ile hizmetin verimliliği, terapiyi tamamlama veya terapiyi yarıda bırakma durumu ile hizmetin etkinliği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca hizmetin etkinliğinin Hasta Memnuniyet Anketi sonucu ile müşteri beklenti ve algılamalarıyla karşılaştırması gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemi, 2018 ve 2019 yıllarında İBB Psikolojik Danışmanlık Hizmetlerinden faydalanan danışanlardan oluşmuştur. Bu çalışmanın sonucunda terapiye devam eden veya tamamlayanların oranı %42,8 iken terapiyi yarıda bırakanların oranının %57,2 olduğu görülmüştür. Terapiyi yarıda bırakanlar incelendiğinde en fazla terapiyi yarıda bırakan grubun kadınlardan, 18 yaş ve üzeri danışanlardan, evlilerden, çalışmayanlardan ve ilköğretime devam edenlerden oluştuğu görülmektedir. Hasta Memnuniyet Anketi sonucunda verilen olumlu ifadeler değerlendirilmiş ve hasta memnuniyetinin 2018 yılında %92,8 olduğu, 2019 yılında ise %88,1 olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak terapiyi tamamlama veya terapiyi yarıda bırakma durumunun hasta memnuniyetini etkilemediği görülmektedir.
Yerel yönetimlerde inovatif yaklaşımlar: İstanbul Büyükşehir Belediyesinde sosyal inovasyon, katılımcılık, gönüllülük ve gönüllü itfaiyecilik
Bu araştırmada; Yerel Yönetimlerde İnovatif Yaklaşımlar başlığı altında, Yerel Yönetimlerde Sosyal İnovasyon, Katılımcılık ve Gönüllülük faaliyetleri kapsamında Gönüllü İtfaiyecilik konusu değerlendirilmiştir. Çalışmada diğer çalışmalardan farklı olarak gönüllü itfaiyecilik konusu sosyal inovasyon ve katılımcılık bağlamında değerlendirmeye alınmıştır. Profesyonel itfaiye istasyonlarına uzaklık nedeniyle kırsal alanda meydana gelen itfai olaylara erken müdahale imkânı vermesi, halkın yerel yönetim faaliyetlerine katılması nedeniyle hemşerilik ve aidiyet bilincine katkı sağlaması ve maliyet açısından çok önemli katkıları olan Gönüllü İtfaiyecilik uygulamalarının dünya ve ülkemizdeki örneklerle birlikte İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı bünyesindeki faaliyetlerinin durumu araştırılmıştır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığında görevli yöneticilerle ve gönüllü itfaiyecilik konusunda yerel anlamda sorumlu olan muhtarlar ve gönüllü itfaiyecilerle derinlemesine mülakat yöntemi kullanılarak mülakatlar yapılmış, yöneticilere 10 soru, gönüllü itfaiye istasyonu bulunan köylerdeki muhtar ve sorumlulara 5 soru yöneltilmiştir. Gönüllü itfaiyecilik faaliyetlerinin nasıl başladığı, sosyal ve ekonomik anlamda itfaiye ve yerel halka ne gibi katkılar sağladığı, dünyanın gelişmiş ülkelerine göre İstanbul'daki gönüllü itfaiyecilik çalışmalarının durumu, ihtiyaçlarının nasıl karşılandığı, gönüllü itfaiyeciliğin yasal dayanağı, fayda ve maliyet açısından değerlendirilmesi ve uygulamanın geliştirilmesi için yapılması düşünülenler hakkında kendilerine yöneltilen sorular ve alınan yanıtlar ışığında değerlendirme yapılmıştır. Araştırma sonucuna göre; gönüllü itfaiyecilik konusunda ülkemizdeki itfaiye kuruluşlarının çalışmalarının yakın tarihlerde başlamış olduğu, yapılan çalışmalar neticesinde yerel yönetimler ve halk nezdinde yangın ve diğer afetlere erken müdahale, halkın yerel yönetim faaliyetlerine katılımı ve ekonomik açıdan oldukça önemli katkılar elde edilmiş olduğu, uygulamanın başlatıldığı yerlerde verimli bir şekilde devam ettirildiği tespit edilmiştir. Dünyanın gelişmiş ülkelerinin bu konudaki seviyesine ulaşmak için yerel halkın gönüllülük potansiyelinin daha iyi değerlendirilebileceği, kentlerdeki gönüllü itfaiyecilik potansiyelinin de düşünülebileceği, gönüllü itfaiyeciliğin deprem ve sel baskınları gibi afetler de düşünülerek daha geniş bir yelpazede değerlendirilebileceği, konunun önemine binaen bilinçlendirme ve teşvik unsurlarının daha fazla hayata geçirilerek gönüllü itfaiyecilik uygulamalarının geliştirilmesinin birçok yönetimsel, sosyal ve ekonomik katkılarının olacağı kanaatine varılmıştır.
Sustainability-oriented human resources practices and their impacts on financial performance: A study on european companies
This study examines the impact of the sustainable HR management (SHRM) practices on the organizations' financial performance by studying various dimensions of sustainable HR practices derived from Environmental, Social, and Governance (ESG) scores. Secondary data were retrieved from Thomson Reuters data base for five years spanning between 2015-2019. The data was collected for the public and private organizations having more than 100 employees over different European countries. To test the study hypothesis, return on assets (ROA) was used as a dependent variable to measure the financial performance of the organizations. The proposed five independent variables that could be affecting the financial performance were social pillar score, training hours score, workforce score, policy human rights score and women mangers. Generalized Least Square Method (GLS) method was employed to estimate the empirical panel models. All the independent variables showed a positive and significant relationship with the ROA between 5% and 1% level of significance. The findings suggest that in the study sample of organization, investing in social pillar score that measures the employees, customers and society's loyalty and trust towards organizations, and investing in employees' training and development is critical to affect the organizations' financial performance. Since the sample is from European countries where employees are educated and aware of their human rights and women participation at managerial level are normal, these factors are important but less strongly related with the organizations' financial performance.
Halk sağlığı açısından vektörlerle mücadelede sürdürülebilirlik İstanbul Büyükşehir Belediyesi örneği
Halk sağlığını tehdit eden vektörler ile mücadele dünyanın birçok yerinde devletler, yerel birlikler veya uluslararası kuruluşlar tarafından yürütülmektedir. Bu zararlıların tamamen yok edilmesi mümkün değildir. Ancak en uygun yöntemler dizisi kullanılarak kontrol altında tutulmaları mümkündür. Vektörlerle Mücadele sürdürülebilirlik temel yapı taşlarından olan çevresel, ekonomik ve sosyal yönleri temel alarak, ekosistemler üzerindeki negatif etkilerini ve halk sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini minimize ederken diğer yandan da etkin maliyet kontrolünde faydayı sağlamak üzere oluşturulmalıdır. Bu bağlamda yapılan bu çalışmada; İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan vektörlerle mücadelede sürdürülebilirlik için öneri tablosu ve birim içi iyileştirme tablosu ve güçlü ve zayıf yönler oluşturularak, sorunlar ve çözüm önerileri belirlenmiş, bu sorunlara yönelik aksiyon planı ortaya çıkarılmıştır. Bu sonuçlara dayanarak uygulayıcıdan kaynaklanan hataların ve karşılaşılan sorunların en aza indirilmesi, iç ve dış paydaşlarla yapılan öneri planında kültürel ve fiziksel mücadelenin artırılarak çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması ve ekonomik etkinliğin artırılması amaçlanmıştır.
Geleneksel basından dijitale geçiş sürecinde gazetecilik etik ilkelerinin değişim ve dönüşümü: New York Times örneği
Bu araştırmanın amacı gazetecilik meslek etiğinin güven üzerine etkisini New York Times gazetesi üzerinden açıklamaya çalışmaktır. Nitel araştırma yöntemiyle oluşturulan araştırmada örnek olay çalışması olarak New York Times incelenmiştir. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme metodu benimsenmiş ve her biri farklı ülkeden olan 19 gazeteci ile uzaktan bire bir görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler, betimsel ve içerik analizi yöntemine göre ele alınmıştır. Araştırma kapsamında: Haber sitelerinin gelir modellerine daha fazla odaklandığı, kamuoyunda güven konusundaki farkındalığın yükseldiği, gazetecilerin etik sorunlara karşı bilincinin arttığı ve haber merkezlerinin dijitalleşmeye yönelik dönüştürülmeye başlandığı saptanmıştır. Bu faktörlerden dolayı internet haberciliğinin geleceğinin son 10 yılda olduğu kadar problematik geçmemesi beklenmektedir. Katılımcıların "tarafsız yayıncılıktan" çok "güvenilir içeriğin" önemine vurgu yaptıkları belirlenmiştir. New York Times'ın internet ile geleneksel yayıncılığı başarılı şekilde koordine ettiği, internet ortamında okuyucuya ulaşmak için tüm araçları etkin şekilde kullandığı ve aldatıcı başlıklara başvurmadığı sonucuna varılmıştır. Bu araştırmanın geleneksel basından dijitale geçiş sürecinde yaşanan etik sorunlara karşı izlenebilecek yolların bulunmasına katkı sağlaması da hedeflenmektedir.
Hizmet içi eğitimler ve çalışanların iş motivasyonu; İBB. İtfaiye Teşkilatı örnek olayı
Bu çalışma hizmet içi eğitimlerin çalışan motivasyon üzerindeki etkileri İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye teşkilatı çalışanları üzerinden incelenmesi amaçlanmıştır. Amaç doğrultusunda 2021 yılı Şubat - Mart ayları içerisinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Teşkilatı'nda görev yapan 25 çalışanla görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen veriler içerik analizine tabi tutularak çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda; düzenlenen hizmet içi eğitimlerin çalışanların başta becerilerini artırdığı, sonra sırasıyla değişime ve yeniliklere ayak uydurmalarına, malzeme ve teçhizat kullanma bilgilerinin artmasına, olaylara bakış açılarını geliştirerek eksikliklerini tamamlamalarına katkı sağladığı belirlenmiştir. Araştırmaya katılanlar hizmet içi eğitim öncesine göre iş yaşamlarında hizmet içi eğitim sonrasında başta iş becerisinde gelişme olmak üzere araç gereç kullanım becerisi, öfke kontrolü, problem çözme ve iletişim becerileri, mesleki farkındalık, soğukkanlı davranmak ve özgüven, müdahale becerisi ve olaylara hakimiyet ile kurumsal aidiyet, verimlilik ve motivasyon artışı konularında artış olduğu görüşündedirler. Araştırmaya katılanlara göre verimlilik ve performans artışı, işe odaklanma, hayati ehemmiyet, kurumsal aidiyet ve mesleki haz açısından iş yaşamında motivasyon önem arzetmektedir. Araştırmada hizmet içi eğitimlerin motivasyon üzerinde mesleki gelişim, iş motivasyonunda artış ve özgüven artışı konularında etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
The relationship between demographic board diversity and dividend policy: Empirical evidence from Turkey
This study investigates the impact of demographic board diversity attributes, i.e., gender, nationality, experience, educational level, tenure, and age, on dividend policy of 67 non-financial companies listed on Borsa Istanbul 100 index from 2013 to 2018. It also assumes the composite of all diversity attributes to create a demographic board diversity index (DBDI) for cognitive diversity. The study uses alternative dividend policy measures to conduct the analysis, i.e., the probability of paying dividends, dividend payout, and dividend yield through logit, probit, and Tobit regression models. The findings indicate that diversity in experience, educational background, and tenure among the board members play a critical role in encouraging companies to pay a high dividend. In contrast, diversity in gender, nationality, and age is insignificant in influencing dividend payments. Furthermore, the DBDI positively affects the companies in formulating their dividend policies. These results offer valuable insights for companies and policymakers to develop a governance structure accommodating demographic board diversity attributes among board members to mitigate conflicts between controlling and minority shareholders through effective dividend policies and sustainable corporate performance.