Iğdır University
Discipline

Horticulture

Iğdır University

1,100

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Malatya koşullarında farklı rakımlarda yetiştirilen ferragnes ve ferraduel badem çeşitlerinin fenolojik ve pomolojik özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada Malatya yöresinde farklı rakımlarda, sırasıyla (750 m, 1059 m, 1293 m) yetiştirilen Ferragnes ve Ferraduel çeşitlerinin fenolojik, pomolojik ve bazı kimyasal özellikleri belirlenmiştir. Çalışmamızda rakım artışının kabuklu badem ağırlığı, iç randımanı, kabuklu boy ile doğru orantılı olduğu, kabuk kalınlığı, İç badem eni, İç badem kalınlığı ile ters orantılı olduğu ayrıca ağaç başı verimde rakımın etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Kabuklu badem boyu en yüksek Doğanşehir (37.43 mm), sonra Akçadağ (31.92 mm) ve en düşük Battalgazi (31.69 mm) ilçesinde olduğu belirlenmiştir. İç randıman en yüksek Doğanşehir (34.61g), sonra Akçadağ (32.39 g) ve en düşük Battalgazi (29.00 g) ilçesinde olduğu belirlenmiştir. Kabuklu badem ağırlığı en yüksek Doğanşehir (4.32 g), sonra Akçadağ (3.63g) ve en düşük Battalgazi (3.61 g) ilçesinde olduğu belirlenmiştir. Kabuklu badem kalınlığı en düşük Doğanşehir (14.05 mm), sonra Akçadağ (14.82 mm) ve en yüksek Battalgazi (15.78 mm) ilçesinde olduğu belirlenmiştir. İç badem eni en düşük Doğanşehir (13.30 mm), sonra Akçadağ (13.43 mm) ve en yüksek Battalgazi (14.30 mm) ilçesinde olduğu belirlenmiştir. İç badem kalınlığı en düşük Doğanşehir (6.87 mm), sonra Akçadağ (7.63 mm) ve en yüksek Battalgazi (8.09 mm) ilçesinde olduğu belirlenmiştir. Ağaç başına verim değeri en yüksek Doğanşehir ilçesi için 14.47 kg/ağaç; en düşük Akçadağ ilçesinde 10.85 kg/ağaç olarak elde edilirken; Battalgazi ilçesinde ise 11.09 kg/ağaç olarak tespit edilmiştir. Yapılan kimyasal analiz sonucunda, meyvelerdeki protein oranının en yüksek Akçadağ lokasyonundaki Ferragnes (%24.15) çeşidinde, en düşük ise Battalgazi lokasyonundaki Ferraduel (%19.76) çeşidinde olduğu tespit edilmiştir. Toplam yağ içeriği %49.56 (Battalgazi) ile %54.42 (Akçadağ) arasında değişmiştir. Meyvelerdeki toplam yağ oranının; en yüksek Akçadağ ilçesinde Ferragnes (%54.42) çeşidinde, en düşük ise Battalgazi ilçesinde Ferraduel (%49.56) çeşidinde olduğu tespit edilmiştir.

Erdem Küçük
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Elma yetiştiriciliğinde topoğrafya ve rakımın meyve özelliklerine etkisi

Bu çalışma Malatya ilinin Doğanşehir ve Akçadağ ilçelerinde farklı rakımlarda yürütülmüştür. Çalışma kapsamında, Doğanşehir ilçesinde 1242, 1358 ve 1418 metre, Akçadağ ilçesinde ise 805, 936 ve 1069 metre rakımlarda yetiştirilen Starking Delicious çeşidine ait elma ağaçlarından örneklenen meyve numunelerinde bazı pomolojik özellikler incelenmiştir. Çalışma sonucunda her iki ilçede de meyve ağırlığı, hacim, meyve boyu, meyve çapı, meyve eti sertliği ve SÇKM değerlerinde rakım artışına bağlı olarak artış gözlenmiştir. pH değerinde Doğanşehir ilçesinde rakım artışına bağlı olarak azalma, Akçadağ ilçesinde ise artma tespit edilmiştir. Titrasyon asitliklerinde ise ilçelerdeki pH miktarlarındaki değişime bağlı olarak ters orantı gözlemlenmiştir. Topografya ve rakıma bağlı olarak ilçelerde farklı sonuçlar elde edilmiştir. Doğanşehir ilçesinde en yüksek ve en düşük meyve ağırlığı değerleri sırasıyla 154.40 g ile düşük rakımlı araziden ve 140.02 g ile orta rakımlı araziden elde edilmiş, Akçadağ ilçesinde ise sırasıyla 182.26 g ile yüksek rakımlı araziden ve 171.03 g ile orta rakımlı araziden tespit edilmiştir. Meyve boyu değerleri için Doğanşehir ilçesinde en yüksek değer 62.03 mm ile yüksek rakımlı araziden, en düşük değer 57.12 mm ile orta rakımlı araziden elde edilmiştir. Akçadağ ilçesinde ise en yüksek meyve boyu 67.01 mm ile yüksek rakımlı araziden, en düşük meyve boyu 63.96 mm ile düşük rakımlı araziden elde edilmiştir. En yüksek meyve eti sertliği değerleri hem Doğanşehir hem de Akçadağ ilçesinde sırasıyla 6.98 kg/cm2 ve 7.58 kg/cm2 ile yüksek rakımlı araziden edilmiştir. En düşük meyve eti sertliği değerleri ise Doğanşehir ilçesinde 6.16 kg/cm2 ile düşük rakımlı araziden, Akçadağ ilçesinde ise 7.08 kg/cm2 ile orta rakımlı araziden elde edilmiştir. Doğanşehir ilçesinde SÇKM için en yüksek değer yüksek rakımlı araziden (% 17.56), en düşük değer ise düşük rakımlı araziden (% 6.16) elde edilmiştir. Akçadağ ilçesinde en yüksek SÇKM değeri % 12.11 ile yüksek rakımlı araziden, en düşük SÇKM değeri ise %11.50 ile düşük rakımlı araziden elde edilmiştir. Arazilerin topoğrafik yapısı ve rakım değişkenliği ilçeler arasındaki önemli farklılıklara neden olmuştur.

Abdulsamed Aydoğan
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dalbastı kirazında hasat öncesi ga₃ ve kalsiyum uygulamalarının bazı meyve kalite özelliklerine etkileri

Türkiye, dünya kiraz üretiminde lider ülke konumdadır. Ülkemizde önemli miktarda üretimi yapılan kiraz çeşitlerinden birisi de Dalbastı kirazıdır. Sofralık kirazlarda meyve iriliği ve meyve eti sertliği önemli kalite parametreleri arasında yer almaktadır. Kirazda meyve kalitesinin artırılmasına yönelik hasat öncesi uygulamalarının sonuçları hem üretici hem de tüketici açısından önem taşımaktadır. Malatya ekolojik koşullarında 2018-2019 yıllarında yürütülen bu çalışmada, hasat öncesi gibberellik asit (GA3) ve kalsiyum uygulamalarının Dalbastı kiraz çeşidinde meyve kalitesi üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada MaxMa 14 anacına aşılı verim çağındaki kiraz ağaçları kullanılmış ve hasat öncesi 7 farklı uygulama (Kontrol, GA3 20 ppm, GA3 40 ppm, Ca 500 ppm, Ca 1000 ppm, GA3 20 + Ca 500 ppm ve GA3 40 + Ca 1000 ppm) yapılmıştır. Uygulamaların pomolojik ve biyokimyasal özellikler üzerine etkileri araştırılmıştır. Denemeden elde edilen sonuçlara göre 1000 ppm kalsiyum uygulamasının kontrol grubuna göre meyve eti sertliğini önemli ölçüde arttırdığı tespit edilmiştir. Benzer şekilde 40 ppm GA3 ve 40 ppm GA3 + 1000 ppm Ca uygulamalarından da meyve eti sertliği bakımından olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Buna karşılık hasat öncesi uygulamaların meyvenin glikoz içeriği dışında SÇKM, malik asit, pH ve renk (L*, a*, b*) gibi ölçüm yapılan diğer parametrelerde istatistiksel anlamda herhangi bir farklılık bulunmamıştır. Meyve eti sertliği bakımından olumlu sonuçların elde edildiği uygulamaların sofralık kirazların raf ömürlerinin uzamasına ve yola dayanımlarının artmasına imkan sağlayarak kiraz yetiştiriciliğinde pazar ve pazarlama koşullarında rekabet üstünlüğünü arttıracaktır.

Yasemin Levent
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı elma çeşitlerinin Malatya'da ova şartlarında performanslarının incelenmesi

Elma yetiştiriciliği, kuzey ve güney yarı kürenin ılıman iklimine sahip hemen hemen bütün bölgelerinde yapılmaktadır. Ancak; her ekolojiye uygun çeşitleri belirlemek önemli olup, bu çeşitlere ait performansların incelenmesini gerektirir. Bu çalışma, Malatya ili ova şartlarında yetiştirilen bazı elma çeşitlerinin performanslarının belirlenmesi amacıyla 2018- 2019 yıllarında yürütülmüştür. Çalışmada; Pink Lady, Golden Delicious, Starcrimson Delicious, Granny Smith ve Fuji elma çeşitlerinin fenolojik, pomolojik, verim özellikleri incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; tomurcuk kabarması 13-27 Mart, tomurcuk patlaması 20 Mart-1 Nisan, çiçeklenme başlangıcı 31 Mart-18 Nisan, tam çiçeklenme 5-24 Nisan, çiçeklenme sonu 11 Nisan-1Mayıs, hasat zamanı 16 Eylül- 8 Kasım, yaprak dökümü 4-15 Aralık tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Çeşitlerin meyve ağırlığı 131.17 g (Pink Lady) - 160.70 g (Granny Smith), meyve eti sertliği 4.50 kg/cm2 (Golden Delicious) - 6.72 kg/cm2 (Granny Smith), meyve kabuk renk değerleri L değeri 81,46 (Golden Delicious) - 53.70 (Starcrimson Delicious), a değeri Pink Lady (31.11) ve Granny Smith (-15.56 ), b değeri Granny Smith (46.10) - Starcrimson Delicious (19.20) olarak tespit edilmiştir. Çeşitlerin SÇKM değeri %12.60 (Granny Smith)- %16.83 (Fuji), pH değeri 3.41 (Fuji)- 4.48 (Pink Lady), TEA değeri %0.14 (Fuji) - %0.27 (Starcrimson Delicious), toplam fenolik madde miktarı 338 mg/100 g GAE (Pink Lady) - 854 mg/100 g GAE (Golden Delicious), antioksidan aktivitesi %49 (Golden Delicious) - %67 (Granny Smith), toplam şeker miktarı 543.20 g/kg (Granny Smith) - 644.49 g/kg (Golden Delicious), indirgen şeker miktarı 377.22 g/kg (Granny Smith) - 447.56 g/kg (Golden Delicious) arasında tespit edilmiştir. Çeşitlerin ağaç başına düşen verimi 23.30 kg (Granny Smith ) - 63.30 kg (Fuji), birim alana düşen verimi 1553.30 kg/da (Granny Smith) - 4220 kg/da (Fuji) arasında değişim göstermiştir. Çalışma sonucunda, Malatya ova şartlarında rakım düşük olduğundan dolayı gece ve gündüz sıcaklıkları arasında çok fazla fark bulunmadığı için elmalar istenen renk değerlerine ulaşmamıştır. Dolayısıyla bu şartlarda elma yetiştiriciliği yapmak isteyen üreticilerin Granny Smith, Golden Delicious ve Pink Lady gibi daha açık renkli meyveler teşekkül eden çeşitlere yönelmesi gerekmektedir.

Sebahat Turan
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya yöresi üzüm çeşitlerinden Köhnü ve Banazkara'nın In vitro çoğaltımı

Bu çalışma 2018-2019 yılları arasında Malatya Turgut Özal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Bitki Biyoteknolojisi Laboratuvarında yürütülmüştür. Bu çalışmanın amacı, Malatya yöre ekonomisi için önemli bir yere sahip olan Banazkara ve Köhnü üzüm çeşitlerinin gerek biyotik ve abiyotik stres koşullarına dayanımının belirlenmesi, gerekse bu çeşitlerin üstün vasıflarına yeni özelliklerin eklenmesi; virüsten ari bitki üretiminin gerçekleştirilmesi amacıyla önümüzdeki süreçte yapılacak ıslah çalışmalarının desteklenmesi ve ıslah süreçlerinin kısaltılması ve iyileştirilmesi için biyoteknolojik çalışmaların zeminini oluşturmak ve ihtiyaç halinde genetik kaynak olarak muhafazasını sağlamaktır. Çalışmada sürgünlerden alınan mikro çeliklere yüzey sterilizasyonu uygulanarak 30 g/l sukroz ve 1 mg/l BAP içeren MS ortamına aktarılarak kültür başlatılmıştır. Elde edilen 0.5-1 cm'lik sürgün uçları ile farklı besi ortamları, MS besi ortamının kuvvetleri, farklı şeker tipleri, BAP kuvvetleri ve BAP ile destekli besi ortama ilave edilen farklı dozlardaki NAA/IBA'nın proliferasyona etkileri incelenmiştir. Sürgünlerin köklendirilmesi amacıyla oksin grubu bitki büyüme düzenleyicilerin etkileri araştırılmıştır. Deneyler sonunda sürgün sayısı, sürgün uzunluğu, nod sayısı, kök sayısı ve kök uzunluğu parametreleri incelenmiştir. Yapılan gözlemler ve elde edilen sonuçlara göre Banazkara'da proliferasyon için MS+ 30 mg/l sukroz+ 0.75 mg/l BAP ve/veya (0.6 mg/l BAP+ 0.1 mg/l NAA); köklendirme ortamında 1mg/l NAA'nın en uygun sonucu verdiği belirlenmiştir. Köhnü'de proliferasyon için MS+ 30 mg/l sukroz+ 1 mg/l BAP ve/veya (0.6 mg/BAP+ 0.3 mg/IBA); köklendirme ortamında 1 mg/l NAA'nın en uygun ortam olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Vitis sp., üzüm, Köhnü, Banazkara, in vitro, mikroçoğaltım, Malatya

Canan Karakuş
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tuz stresinde tolerant ve duyarlı domates genotiplerinde farklı jasmonik asit dozlarının bitki büyümesi ve bazı fizyolojik parametreler üzerine etkisi

Bu çalışmada, tuzluluk stresine karşı tolerant (TOM 23) ve duyarlı (TOM 106) olduğu daha önce yürütülen projelerde belirlenmiş olan iki farklı domates genotipinde, jasmonik asit uygulamlarının tuza tolerans üzerindeki etkisi bazı fizyolojik paramterler bakımından incelenmiştir. Malatya Turgut Özal Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümü'ne ait yetiştirme serasında saksı denemesi şeklinde yürütülen çalışmada, iki farklı tuz (0 ve 100 mM) ve 4 farklı jasmonik asit dozu (0, 20, 30 ve 40 μM) kullanılmıştır. Çalışmada, bitki büyümesini takip etmek amacıyla bitki büyüme parametrelerinden yeşil aksam yaş ve kuru ağırlıkları, kök yaş ve kuru ağırlıkları, bitki gövde çapı ve boyu, fizyolojik parametrelerden; yaprak su potansiyeli, yaprak ozmotik potansiyeli, fotosentez oranı, transpirasyon oranı, stoma iletkenliği, yapraklarda SPAD metre ile kloroz durumunun belirlenmesi, yaprak hücrelerinde membran zararlanması ve içsel CO2 miktarı ile yapraklarda Na, K, Ca, Cl besin element içerikleri incelenmiştir. Çalışma sonucunda, tuz stresi altında yetiştirilen domatesler üzerine farklı jasmonik asit dozlarının gözlemlenen hemen her parametre üzerine istatistiksel olarak önemli ölçüde etki ettiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak jasmonik asitin 20 ve 30 μM dozlarının tuz stresinin olumsuz etkilerini azaltmada diğer dozlara göre daha etkili olduğu ve bir çok parametrede duyarlı (TOM 106) genotipe ilişkin sonuçları tolerant (TOM 23) genotipe yaklaştırdığı ortaya çıkmıştır.

Zeynep Melike Akdağ
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hacıhaliloğlu kayısı çeşidinde dönemsel su stresi ve gübre uygulamalarının vegetatif ve generatif gelişime etkisi

Bu çalışma, beş yaşındaki Hacıhaliloğlu kayısı çeşidine ait ağaçlarda, bitki gelişimi, meyve verim ve kalite ölçütleri üzerine, belirlenen beş sulama döneminden her sulama dönemi için farklı bir gruba uygulanan su stresi ve gübre uygulamalarının etkilerini belirlemek amacıyla 2018 ve 2019 yıllarında Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Akçadağ-Karapınar Kampüsü Araştırma Uygulama Bahçesi'nde yürütülmüştür. Deneme alanında 2013 yılında 10x10 metre aralıklarla dikimi yapılmış Hacıhaliloğlu çeşidine ait kayısı ağaçlarından gelişim düzeyleri birbirine yakın 54 adet kayısı ağacı işaretlenmiştir. İşaretli ağaçlardan rastgele seçilen 5 ayrı sulama konusuna (S1, S2, S3, S4, ve S5) ait ağaçlara, 3 tekerrürlü olarak farklı 5 sulama döneminde su stresi uygulanmış, kontrol (S6) konusuna bu dönemlerin tamamında su verilmiştir. Ayrıca tüm deneme ağaçlarına, ilkbaharın başında üç farklı dozda taban gübresi (15-15-15 N, P, K) uygulanmıştır. Deneme konusu ağaçların 2018 ve 2019 yıllarındaki çiçeklenme dönemleri, hasat tarihleri ve yaprak dökümü zamanları gibi fenolojik safhaları takip edilerek tarihleri kaydedilmiş, ağaçların vegetatif gelişim parametreleri olan gövde çapı, anadal çapı ile sürgün uzunlukları ve sürgün çapları, vejetatif gelişimin başlangıcı ile sonunda olmak üzere yılda iki kez ölçülmüştür. Hasat olumunda hasat edilen meyvelerden alınan örneklerde, her iki yılda da pomolojik ölçümler yapılarak meyvedeki kalite ölçütleri incelenmiş, ağaçların toplam verimleri kaydedilmiştir. Çalışmanın her iki yılında da uygulamaların fenolojik dönemlere etkisi önemsiz bulunmuştur. Morfolojik ölçümlerde; uygulamaların gövde ve anadal çapına etkisi her iki yılda da genel anlamda önemsiz bulunurken, yıllık sürgün gelişiminde G3 gübreleme ve kontrol sulama uygulamalarının daha fazla gelişim sağladığı belirlenmiştir. Meyvelerin fiziksel ölçümlerinde; kontrol ve S4 sulama uygulamalarının meyve ağırlığında artış sağladığı, gübre uygulamalarında ise anlamlı bir farklılığın oluşmadığı saptanmıştır. Kimyasal ölçümlerde S1 uygulamasının denemenin ilk yılında SÇKM değerini artırdığı belirlenmiştir. Çalışmada ağaç başına en yüksek verime, ilk yıl S1 sulama konusundaki G2 gübre dozunda, ikinci yıl S5 sulama konusundaki G1 gübre dozunda ulaşılmıştır. Çalışma sonunda; gübrelemenin toplam verimi artırdığı ancak doz artışının belirgin bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Ağaç gelişimi için diğer gübreleme dozlarına benzer etkiyi gösteren G1 (900 g ağaç-1 NPK-15-15-15) dozu, tavsiye edilebilir bulunmuştur. Su stresi dönemlerinden de S1 uygulamasının diğer su stresi konularına göre ön plana çıktığı, belirgin verim ve meyve kalite kayıplarına neden olmadığı görülmüş olup, kayısıda tavsiye edilebilir su stresi stratejisi olarak belirlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Kayısı, Prunus armeniaca, Kayısı Gübrelemesi, Kayısıda Sulama, Dönemsel Sulama, Gübreleme

Ahmet Kavmaz
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya koşullarında yetiştirilen ferragnes ve ferraduel badem çeşitlerine uygulanan dönemsel su stresi ve taban gübresi dozlarının verim ve gelişime etkisi

Küresel ısınma neticesinde oluşan kuraklıkla beraber yağışların azalması ve dağılımında meydana gelen değişiklikler, mevcut su kaynaklarının mümkün olan en etkin bir şekilde kullanılması zorunluluğunu beraberinde getirmektedir. Ayrıca son yıllarda giderek artmakta olan badem yetiştiriciliğinde kullanılan kimyasal gübrelerin ülkemiz koşullarında optimize edilmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmada, sulama dönemlerinin atlanması ile uygulanan bir kısıtlı sulama yöntemi ve üç farklı taban gübresi dozunun badem yetiştiriciliğindeki etkileri araştırılmıştır. Çalışma, 2018 ve 2019 yıllarında Malatya Turgut Özal Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Araştırma ve Uygulama ve Bahçesi'nde yürütülmüştür. Çalışmada, 2012 yılında 5×5 m mesafeli dikilmiş Ferragnes ve Ferraduel çeşitlerine ait badem ağaçları bitki materyali olarak kullanılmıştır. Kısıtlı sulama uygulamaları kapsamında, yetiştiricilik dönemi boyunca yapılan 6 sulamadan tamamının yapıldığı kontrol uygulaması yanında sırasıyla birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci sulamaların yapılmadığı beş farklı kısıtlı sulama uygulaması yapılmıştır. Gübreleme uygulamaları kapsamında ise 2, 4 ve 8 kg ağaç-1 %15 Azot, %15 Fosfor, %15 Potasyum ve %15 Kükürt içeren kompoze gübre uygulaması yapılmıştır. Yapılan uygulamaların etkinliğinin belirlenmesi amacıyla ağaç başı kabuklu ve iç badem verim değerlerinin yanı sıra, bazı fiziksel meyve kalite özellikleri ölçülmüş, gövde, ana dal çapı genişleme değerleri kaydedilmiştir. Yapılan sulama uygulamaları sonucunda Ferragnes çeşidinde en yüksek ağaç başı kabuklu ve iç meyve verimi değerleri sırasıyla 15.3 ve 5.1 kg ağaç-1 ile ikinci sulamanın yapılmadığı kısıtlı sulama uygulamasından elde edilmiş olup bunu sırasıyla kontrol ve beşinci sulamanın yapılmadığı uygulama izlemiştir. Gübreleme uygulamalarında ise en yüksek ağaç başı kabuklu ve iç meyve verim değerleri sırasıyla 14.9 ve 4.8 kg ağaç-1 ile 4 kg kompoze gübre uygulamasından elde edilmiştir. Ferraduel çeşidinde ise uygulamalar arasında verim değerleri açısından istatistiki anlamda önemli seviyede bir fark elde edilememiştir. Çalışma sonucunda özellikle ikinci dönem olmak üzere uygulanan kısıtlı sulama uygulamaları ile badem yetiştiriciliğinde önemli bir verim ve meyve kalitesi kaybı oluşturmaksızın su tasarrufu yapılabileceği, gübreleme uygulamalarında ise 4 kg taban gübresi dozunun diğer uygulamalarla karşılaştırıldığında yetiştiricilik açısından uygun olabileceği görülmüştür. Anahtar kelimeler: Badem, kısıtlı sulama, meyve kalitesi, taban gübresi, verim

Mehmet Aslan
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya'da yetiştirilen bazı dut genotiplerinde (Morus alba), farklı hasat dönemlerinin meyvenin fiziksel ve kimyasal içeriklerindeki değişime etkisinin araştırılması

Bu tez çalışması, Malatya'da yetiştirilen dört farklı dut genotipinin, farklı hasat dönemlerinde meyvelerde meydana gelen fiziksel ve kimyasal değişimlerin incelenmesi amacıyla 2018 ve 2019 yıllarında yürütülmüştür. Bu amaçla Malatya Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Dut Genetik Kaynakları Parselinde bulunan Arapgir 0011, Elazığ Çekirdekli 3, İstanbul Dutu (24-12) ve Yediveren (24-08) genotipleri bitkisel materyal olarak ele alınmış ve bu genotiplerin on bir farklı hasat dönemindeki fiziksel ve kimyasal özelliklerindeki değişimler incelenmiştir. Fiziksel ölçüm parametreleri kapsamında; meyve ağırlığı, meyve boyu, meyve çapı, meyve rengi (yaş ve kuru), kimyasal analiz parametreleri kapsamında ise SÇKM, pH, titre edilebilir asit (TEA) miktarı, toplam antioksidan kapasite, toplam fenolik madde, spesifik şeker analizleri yapılmıştır. Ayrıca her hasat döneminde alınan meyve örneklerinde şıra randımanı ve kurutma randımanı da belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, genotiplerin farklı hasat dönemlerinde ortalama meyve ağırlıklarının 1.23 g ile 3.19 g, meyve çapı ve meyve boyunun ise sırasıyla 11.36 – 16.04 mm, 19.71 – 24.98 mm aralığında değişim gösterdiği belirlenmiştir. Önemli kimyasal kalite özelliklerinden biri olan ortalama SÇKM (%) değeri, % 26.80 ile en yüksek olarak Yediveren (24-08) genotipinde bulunmuştur. Yaş meyvelerin L* renk değerleri arasında önemli farklar bulunmazken, kurutulmuş meyvelerde en yüksek L* renk değerleri ortalaması 35.80 ve 37.08 ile sırasıyla Yediveren (24-08) ve İstanbul Dutu (24-12) genotiplerinde tespit edilmiştir. SÇKM, kurutma randımanı, yaş meyvede a* renk değeri ve şeker kompozisyonu değerlerinde hasat ilerledikçe bir artış, şıra randımanı ve yaş meyvelerde L* ile b* renk değerlerinde ise azalma gözlemlenmiştir.

Oktay Turgay Altun
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hacıhaliloğlu ve Kabaaşı kayısı çeşitlerinde farklı olgunluk dönemleri, hasat ve kurutma şekillerinin gün kurusu kayısı kalitesine etkilerinin araştırılması

Kuru kayısı Türkiye'nin geleneksel ihraç ürünleri arasındadır. Ülkemizde kayısı, ''Gün Kurusu'' ve ''Kükürtleme'' olmak üzere halen iki metotla kurutulmaktadır. Bu araştırma, 2017 ve 2018 yıllarında, farklı hasat dönemlerinde (erken hasat, geç hasat), farklı şekillerle hasat edildikten sonra (elle hasat, silkeleme yöntemiyle hasat) bezlerde ve kerevetlerde kurutulan Hacıhaliloğlu ve Kabaaşı kayısı çeşitlerinde meydana gelen bazı fiziksel ve kimyasal değişikliklerin belirlenmesi amacıyla tertip edilmiştir. Bu bağlamda, amaca uygun olarak örneklenen meyve numuneleri kurutulduktan sonra, titrasyon asitliği, esmerleşme düzeyi, toplam fenolik madde miktarı, toplam antioksidan aktivitesi (ABTS), renk (L, a, b), pH, nem ve su aktivitesi (aw) parametreleri incelenmiştir. Çalışmada farklı hasat dönemleri, yöntemleri ve kurutma şekillerinin incelenen meyve kalite parametrelerini istatistiki olarak önemli derecede (P<0.05) etkilediği belirlenmiştir. İncelenen parametrelerden, özellikle gün kurusu kayısı için önemli bir kalite kriteri olan L değeri, kerevetlerde kurutulan kayısılarda, bezlerde kurutulan kayısılara göre daha yüksek L değerleri göstermiş ve bu uygulamalardan daha açık renkli kuru kayısılar elde edilmiştir. Nitekim kuru kayısılara ait L değerleri, 27,13 ile 54,74 arasında değişim göstermiştir. Benzer şekilde, nem içeriği ve su aktivitesi değerleri de kerevetlerde kurutulan kayısılarda, bezlerde kurutulanlara göre daha düşük olarak tespit edilmiştir. Kimyasal parametreler incelendiğinde, fenolik bileşik ve toplam antioksidan içeriklerinin meyve olgunlaşmasıyla azaldığı gözlenmiştir. Uygulamaların, kurutma randımanı üzerine önemli etkisi tespit edilmezken, geç dönemde hasat edilen kayısıların bireysel ağırlıkları daha yüksek bulunmuş ve kilograma giren kuru kayısı sayısı daha düşük olarak saptanmıştır. Çalışma sonucunda gün kurusu kayısı üretiminde geç dönemde yapılan hasadın ve kerevetlerde kurutmanın çeşitli kalite parametrelerini olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir

Emrah Çoban
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı sulama ve gübreleme uygulamalarının Kabaaşı kayısı çeşidinde vegetatif gelişime ve verim üzerine etkisi

Bu çalışma, farklı sulama aralıkları ve gübre dozu uygulamalarının Kabaaşı kayısı çeşidinde bitki gelişimi, meyve kalitesi ve verim parametreleri üzerine etkilerini belirlemek amacıyla 2016 ve 2017 yıllarında Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Battalgazi Kampüsü Araştırma Uygulama Bahçesi'nde yürütülmüştür. Deneme alanında 2011 yılında 10x10 metre aralıklarla dikimi yapılmış 27 adet Kabaaşı kayısı ağacında 3 tekerrürlü olarak 10, 20, 30 günde bir sulama ve N, P, K gübreleri sonbahar ve ilkbahar olmak üzere üç farklı dozda uygulanmıştır. Fizyolojik olarak çiçeklenme, yaprak dökümü ve hasat tarihleri ile ağaç başına ve toplam verim kaydedilmiş, meyvelerin pomolojik özelliklerine bakılmıştır. Bitkilerin vegetatif olarak; gövde, anadal ve sürgün çapları ile sürgün uzunlukları, ağaçların gelişimlerinin başlangıç ve bitiş dönemleri olmak üzere yılda iki defa ölçülerek kaydedilmiştir. Araştırmanın yürütüldüğü her iki yılda optimum hasat dönemlerinde bazı meyve kalite özelliklerine bakılmış ve hasat tarihleri kaydedilmiştir. Yine yaprak oransal su kapsamı ve besin element içeriklerine iki yıl boyunca bakılmıştır. Hava sıcaklığının 2016 yılı Mart ayında 0 °C'nin altına düşmesi nedeniyle, küçük meyveler dondan etkilenmiş ve kayda değer bir verim alınamamıştır. Ertesi yılda ise ağaç başına ortalama 64.8 kg verim elde edilmiştir. İstatistiksel olarak en fazla verim 10 gün (85.7 kg) ve 20 gün (74.4 kg) arayla sulanan konularda 3 nolu gübre dozunda, 2 nolu (72.3 kg) ve 3 nolu (85.7 kg) gübre dozu uygulamalarında ise 10 ve 20 gün arayla sulanan konularda alınırken, en az verim ortama 57 kg ile 30 günde bir sulanan konuda alınmıştır. Denemenin ilk yılında elde edilen bitki gelişim parametrelerinden gövde (17.7 - %25.8) ve anadal (16.1 - %39.8) çapları değişim oranı ile sürgün çapı (8.2 - 11.6 mm) ve uzunluğuna (72.2 - 127.6 cm) ait en düşük ve en yüksek değerler, ikinci yılın değerlerinden (8.2 - %16.20; 8.6 - %22.2; 3.7 - 4.5 mm; 17.4 - 25.0 cm) daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu durumun denemenin ilk yılında gerçekleşen ilkbahar geç donundan dolayı ağaçların meyve yükünün yok denecek kadar az olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. İlk yıl istatistiksel olarak meyve boyutlarına farklı gübre dozlarının etkisinin önemli olmadığı, benzer durumun farklı sulama aralıklarında da görüldüğü tespit edilmiştir. İkinci yıl 3 nolu gübre dozunda seyrek aralıklarla (30 gün) yapılan sulama konusundaki meyve boyutlarının sık sulanan konudaki meyve boyutlarından büyük olduğu görülmüştür. Bunun seyrek aralıklarla yapılan sulama konusundaki ağaçların veriminin düşük olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir.

İsmail Birgin
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Arapgir mor reyhanında lokasyon ve hasat dönemi etkileşiminin verim ve bazi kalite özellikleri üzerine etkileri

Tıbbi ve aromatik bitki türlerinden olan ve Malatya'nın Arapgir ilçesinde yaygın olarak yetişririciliği yapılan mor reyhan bitkisi, morfolojik ve fizyolojik olarak diğer türlerine göre farklılık gösterdiği bildirilmektedir. Bu çalışmada 2019 yılı vejetasyon döneminde üç farklı lokasyonda; Malatya ili Arapgir İlçesinde iki farklı rakım (Kozluk mevki; 914m, Boğazlı mevki; 1470m) ve Malatya ili Battalgazi ilçesi Malatya Turgut Özal Üniversitesi Ziraat Fakültesi arazisinde (Battalgazi; 750m) Coğrafi İşaret almış olan Arapgir Mor Reyhanı'nın verim ve bazı bitkisel özellikleri karşılaştırılmıştır. Çalışmada bitki boyu, yaprak alanı, yaprak oranı, yaprak boyu, yaprak eni, taze herba verimi, kuru herba verimi, kuru yaprak oranı, yaprak rengi (L, a, b, Chroma, hue), antosiyanin miktarı, toplam antioksidan kapasitesi, toplam fenolik miktarı ve uçucu yağ oranı incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre lokasyonlar arasında en yüksek bitki boyu (55,8 cm), yaprak alanı (7,8 cm2/ ana yaprak), yaprak boyu (7,8 cm), yaprak eni (4,7 cm), taze herba verimi (2707,2 kg/da) ve kuru herba verimi (370,7 kg/da) kozluk lokasyonundan elde edilmiştir. Derim zamanlarına göre en yüksek bitki boyu (58,6 cm), yaprak alanı (8,1 cm2/ana yaprak), yaprak boyu (8,1 cm), yaprak eni (4,9 cm), taze herba verimi (3461 kg/da), kuru herba verimi (469,4 kg/da), toplam fenolik miktarı (4479,6), uçucu yağ oranı (0,7 %) üçüncü derim zamanında elde edilmiştir. Lokasyon ve hasat zamanları birlikte değerlendirildiğinde bitkisel özelllikler bakımından Kozluk ve 3. Hasat döneminin ön plana çıktığı görülmektedir. Kalite özelliklerinden antosiyanin içeriği, antioksidan kapasitesi ve toplam fenol içeriği bakımından lokasyonlar arasında ve hasat zamanları bakımından istatistiksel olarak belirgin bir farklılık saptanmamıştır. ANAHTAR KELİMELER: Arapgir, reyhan, verim, kalite

Cem Tüfekçi
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya yöresinde farklı dikim zamanlarında yetiştirilen bazı çilek çeşitlerinin verim ve meyve kalite özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma, 2019-2020 yılları arasında Malatya Turgut Özal Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümüne ait Araştırma ve Uygulama Arazisi ve bölüm laboratuvarında yürütülmüştür. Denemede verim ve meyve kalite özellikleri incelenmiştir. Denemede frigo fide yöntemi kullanılmış ve dikimler Sonbahar ve İlkbahar dikimleri olmak üzere iki şekilde açık arazide yürütülmüştür. Malatya koşullarında açık arazide yetiştirilen çileklerde en erken çiçeklenme sonbahar dikiminde "Fortuna" çeşidinde 13 Nisan'da, ilkbahar dikiminde ise "Fortuna" çeşidinde 23 Nisan'da görülmüştür. İlk derimler sonbahar dikiminde 8 Mayıs "Festival", ilkbahar dikiminde 17 Mayıs "Fortuna"çeşitlerinde alınmıştır. Bitki başına verimler sonbahar dikiminde 487,5 g/bitki ile "Albion" ilkbahar dikiminde ise 447,91 g/ bitki ile "Kabarla" çeşitlerinde elde edilmiştir. Meyve iriliği açısından sonbahar dikiminde en iri meyveler 18,39 g/meyve "Rubygem", en küçük meyveler 10,26 g/meyve "Albion", ilkbahar dikiminde en iri meyveler 15,09 g/meyve "Rubygem"en küçük meyveler 7,63 g/meyve "Camarosa"çeşitlerinde alınmıştır. En sert etli meyveler sonbahar dikiminde en yüksek değer 0,70 kg ile "Albion", en düşük değer 0,48 kg ile "Fortuna" ilkbahar dikiminde en yükek değer 0,66 kg ile "Camarosa" en düşük 0,51 kg "Rubygem" çeşitlerinde elde edilmiştir. Suda çözünebilir kuru madde/asit oranı bakımından sonbahar dikiminde en yüksek değer %10,22 "Albion" en düşük %7,71 ile "Fortuna" ilkbahar dikiminde en yüksek değer %10,5 "Camarosa" en düşük %7,50 "Kabarla" elde edilmiştir. Meyve rengi sonbahar dikiminde en yüksek (L) meyveler (33,6) "Festival" en düşük (17,2), "Albion" ilkbahar dikimi en yüksek (L) meyveler (37,5) "Rubygem" en düşük (35,6) "Fortuna" alınmıştır. Renk yoğunluğu (C) sonbahar dikiminde en yüksek meyveler "Camarosa" (42,8), en düşük "Festival" (38) ilkbahar dikimi en yüksek meyveler "Rubygem" (41) en düşük "Kabarla" (35,3) alınmıştır. En koyu kırmızı renkli (h°) meyveler sonbahar dikiminde "Camarosa" (26,8) ilkbahar dikiminde "Kabarla" (20,1) çeşitlerinde belirlenmiştir. pH oranları bakımında sonbahar dikiminde en yüksek değer (4,44) "Camarosa" en düşük (3,21) "Albion" ilkbahar dikiminde en yüksek değer (3,79) "Camarosa" en düşük (3,10) "Kabarla" elde edilmiştir. Yapılan değerlendirme sonucuna göre sonucuna göre "Albion", "Camarosa" ve "Kabarla" çeşitleri Malatya koşulları için en iyi uyum gösteren çeşitler olarak belirlenmiştir Anahtar kelimeler: Çilek, dikim zamanı, verim, kalite, Malatya

Mahmut Bozan
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Arıtma çamuru uygulamalarının açıkta biber yetiştiriciliğinde kullanım olanakları ile bitki besin ve ağır metal içeriği üzerine etkileri

Ülkemizde tarım yapılan topraklarda dünyanın birçok yerinde olduğu gibi organik madde miktarı düşüktür. Arıtma tesislerinde atık olarak çıkan ve bertarafı zor olan arıtma çamurunun, yüksek organik madde, N, P, K, Fe, Cu, Mn, Zn gibi makro ve mikro bitki besin maddelerini içermesi bakımından tarımda kullanımını son yıllarda ilgi gören araştırmalar arasındadır. Elbette, tarımda kullanılacak olan arıtma çamurunun stabil duruma getirilmiş, sağlık sorunu yaratmayacak özellikte olması gerekmektedir. Yapılmış çalışmalar, arıtma çamuru uygulamasının toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini iyileştirdiğini göstermekte ve maliyetinin ucuz olması, bitkisel üretimde ticari gübrelerin yerine geçebilecek bir materyal olmasını da sağlamaktadır. Bu tez çalışması ile, Malatya Büyükşehir Belediyesi Atık Su Arıtma Tesisinden çıkan, anaerobik koşullarda stabilize edilmiş ve %15 ve % 75 kuruluğa getirilmiş granül haldeki, arıtma çamurunu biber yetiştiriciliğinde kullanım olanakları araştırılmıştır. Arıtma çamuru mineral içeriği yüksek olması yanında ağır metaller de içerdiğinden hem bitkide hem meyvede besin element ile ağır metal içeriği analiz edilmiştir. Ayrıca, açıkta biber yetiştiriciliğinde, üretici koşulları (kimyasal gübreleme) ve hiç gübre uygulanmayan parsellerle karşılaştırma yapılarak verim bakımından etkisi de belirlenmiştir. Bitkisel materyal olarak İstek F1 uzun dolmalık biberin kullanıldığı denemede1) % 75 kuruluk oranında arıtma çamuru 3 ton/ da, 2) % 15 kuruluk oranında arıtma çamuru 3 ton/ da, 3) % 75 kuruluk oranında arıtma çamuru 5 ton/ da, 4) % 15 kuruluk oranında arıtma çamuru 5 ton/ da, 5) Kimyasal gübre uygulaması ve6) Hiç gübre uygulanmayan kontrol parseli olmak üzere toplam 6 uygulama yapılmıştır. İki yıl üst üste tekrarlanan bu araştırmada; bitkilerde büyüme ve gelişmeye ilişkin ölçümler yapılmış, verim değerleri alınmış, yapraklarda besin element içeriği, meyvelerde ağır metal içerikleri analiz edilmiştir. Uygulamalar karşılaştırılarak arıtma çamurunun biber yetiştiriciliğinde kullanılabilme olanakları araştırılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Ağır metal, arıtma çamuru, besin element içeriği, Capsicum annum L., verim.

Elif Totu Genç
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep yöresine ait kurutmalık patlıcan ve kabakta asit ve hormon uygulamalarının besin element içeriği ve verim üzerine etkileri

Günümüzde küresel olarak artan insan nüfusu ve paralelindeki iyi yaşam beklentileri kısıtlı olan kaynak ve enerjinin doğru kullanılmasını gerekli kılmaktadır. Bu anlamda yaş olarak üretilen sebze-meyvelerin kurutularak değerlendirilmesi ve ekonomik olarak piyasaya sunulması büyük önem taşımaktadır. Kurutma sırasında meyve ve sebzelerin bünyesindeki %80-95 oranındaki su %10-20 seviyelerine düşürülerek ürünlerin uzun süre dayanması sağlanır. Ancak, bu sırada tat, renk, besin değeri ve rehidrasyon yeteneği mümkün olduğunca korunmalıdır. Yapılan çalışmada; Gaziantep yöresinde ekonomisi olan kurutmalık sebzelerden dolmalık patlıcan ve kabak yetiştiriciliğinde toprağa fosforik asit ve hormon uygulaması ile farklı kurutma şekillerinin ürünlerde verim ve kaliteye etkisi araştırılmıştır. Toprak pH'sı bitki beslenmesi açısından son derece önemlidir. pH'sı 7.5 üstünde olan topraklarda bitki çinko, demir, mangan gibi mikro elementleri alamadıklarından kloroz hastalığı yaygındır. pH'yı düşürmek için ortamın asit reaksiyonun arttırılması gerekir. Bu çalışmada; yetiştiricilik sırasında toprağa fosforik asit uygulamasıyla pH düşürülerek besin elementi kullanım etkinliğini arttırmak ve hormon uygulaması ile ürünlerde kuru madde oranlarının arttırılması ve verime etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Ayrıca çalışmanın bir diğer amacı da; bitkisel üretimde, hasat sonrası hızlı bir bozulma ve kalite kaybı sürecinin önüne geçilmesi için kullanılan ve gıda sanayinde farklı koruma yöntemlerinden en eski ve en ucuz olan güneşte kurutma teknolojisinin kullanılması ve ürünlerde besin değerleri bakımından fırında kurutma yöntemi ile karşılaştırılmasıdır. Araştırma, Gaziantep/Oğuzeli üretici koşullarında arazi denemesi olarak yürütülmüş, güneşte kurutma yine aynı bölgede yapılmış, fırında kurutma Malatya Kayısı Araştırma Enstitüsü laboratuvarında gerçekleştirilmiştir. Yetiştiricilik sırasında bitki büyüme değerleri ile hasat sonrası meyve boyu, çapı, pH ve SÇKM değerleri ölçülmüş, uygulamalara ait verim değerleri belirlenmiştir. Yaprak ve meyvelerde besin elementi içerikleri de analiz edilmiştir. Sonuç olarak, fosforik asit ve hormon birlikte kullanılan uygulama patlıcanda verimi belirgin şekilde arttırmıştır. Fırında kurutma ile güneşte kurutma arasında kuru meyvelerde besin değerleri bakımından özellikle patlıcanda fırında kurutmada daha yüksek değerler elde edilmiştir. Her iki sebzede de besin değerleri hormon + fosforik asit uygulanan parsel meyvelerinde diğer uygulamalara göre daha yüksek bulunmuştur. ANAHTAR KELİMELER: Patlıcan, kabak, fosforik asit, giberellik asit, verim, kurutma, besin değeri

Besin değeriFosforik asitGibberellik asit+5
Fulya Balarısı
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Topraksız marul yetiştiriciliğinde mikoriza ve solucan gübresi kullanımı ile kimyasal kullanımının azaltılması

Marul dünyada en fazla yetiştiriciliği yapılan, çeşitli tüketim alanları bulunan ve zengin besin değeri olan sebze türleri arasındadır. Son yıllarda dünyada kimyasal gübre kullanımında bilinçsiz hareket edilmesi doğal ve beşeri çevreye ciddi oranda zarar göstermiştir. Bu durumu iyileştirmeye yönelik organik gübrelerin kullanımına yönelimler olmuştur. Bundan dolayı uygun organik ve biyogübre kaynaklarının belirlenmesi ve uygulamaya aktarılması önem taşımaktadır. Bu çalışmada da önemli organik gübre kaynaklarından olan solucan gübresinin ve önemli biyogübre kaynaklarından mikorizanın marul yetiştiriciliğinde bitki gelişimi, bazı kalite özellikleri ve besin elementi içeriği üzerine olan etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, 2020 yılı mart-mayıs tarihleri arasında Malatya Turgut Özal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri bölümüne ait polikarbon serasında yürütülmüş ve Cospirina düz marul çeşidi kullanılmıştır. Saksı denemesi şeklinde yürütülen olan bu araştırmada, kontrol dahil 4 uygulamalı ( %20 azaltılmış besin çözeltisi, %30 azaltılmış besin çözeltisi, %40 azaltılmış besin çözeltisi, besin çözeltisi kullanılmayan kontrol) 3 tekerrür ve her tekerrürde 4 bitki (saksı) olacak şeklinde yürütülmüştür. Bitkiler içerisi %25 torf, %25 perlit, %50 solucan gübresi karışımı ile dolu 4 litrelik saksılara dikilmiş ve bitki başına 150 mg mikoriza uygulaması yapılmıştır. Denemede yapılan uygulamaların etkilerinin incelenmesi amacıyla marul bitkilerinde gelişim parametreleri, kalite özellikleri ve bitki besin elementleri analiz edilmiştir. Sonuçlar incelendiğinde bitki boyu, kök boyu, bitki yaş ve kuru ağırlığı ve klorofil miktarında besin çözeltisinin artan dozlarında solucan gübresi ve mikorizanın daha etkili olduğu görülmüştür. Gövde çapı, yaprak sayısı, kök yaş ve kuru ağırlığında ise kontol uygulamasında solucan gübresi ve mikorizanın daha etkili olduğu tespit edilmiştir. Azot, potasyum, magnezyum ve bor kontrol uygulamasında; kalsiyum, demir, mangan ve çinko besin çözeltisinin en az dozu verilen (%40) uygulamada; fosfor ve bakır ise besin çözeltisinin en fazla dozu verilen (%20) uygulamada en yüksek değerleri vermiştir. Çalışma sonuçları değerlendirildiğinde; solucan gübresi ve mikoriza uygulaması yapılan bitkilerde mümkün olduğunca kimyasal gübrelemeyi mikorizanın çalışmasını teşvik edecek miktarda yani optimal düzeyde azaltarak uygulama yapılmalıdır.

Bitki beslemeMarulMikoriza+1
Ahmet Seyfettin Polat
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya yöresinde yetiştirilen mahalli elma genotiplerinin fenolojik, pomolojik ve bazı fitokimyasal özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma 2020-2021 yılları arasında Malatya Turgut Özal Üniversitesi Elma- Armut Gen Kaynakları Parselinde bulunan Malatya yöresinde yetiştiriciliği yapılan elma genotipleri üzerinde yürütülmüştür. Çalışmamızda, Sarıkav, İngiliz Elma, Barguzu, N.Taş (Necati Taş) Elma, Tatlı Çıtlık Elma, Mayhoş Çıtlık Elma, Tokat Elma, Yazılı (Tavşan) Elma, Pat Elma, Ağ Elma, Şaban Elma, Karamemiş Elma genotiplerinin bazı fenolojik, pomolojik ve fitokimyasal özellikleri incelenmiştir. Çalışmamızda, Tomurcuk patlaması; 19 Mart-2 Nisan, tomurcuk kabarması; 11-27 Mart, tam çiçeklenme; 3-24 Nisan, çiçeklenme başlangıcı; 30 Mart-19 Nisan, çiçeklenme sonu; 11-28 Nisan, hasat olgunluğuna; 28 Temmuz-17 Eylül, tam çiçeklenmeden hasada kadar süreye; 106-161 gün aralıklarında, meyve ağırlığı; 59-49 g-164,23 g, meyve çapı; 55,22 mm-75,97 mm, meyve boyu; 39,93 mm–69,55 mm, meyve eti sertliği; 2,13 (kg /cm 2)-8,45 (kg /cm 2), L* değeri; 45,09-90,43, a* değeri;-9,09-43.64, b* değeri; 15,11-46,25, meyve çekirdek sayıları; 7,4 adet-10 adet, hacim değerleri; 94,8 cm3-168,4 cm3, pH değerleri; 3,45-4,8, SÇKM miktarı; 12,3-18,5, ağaç başına düşen ortalama verim; 10 kg-57,06 kg, gövde kesit alanı; 19,63 cm2-85,7 cm2, birim gövde kesit alanına düşen verim; 0.18 kg/cm2-1.35 kg/cm2; birim alana düşen verim; 92,59 kg/da-592 kg/da toplam fenolik madde miktarı; 558 mg/1000g GAE-950 mg/1000g GAE, Antioksidan aktivitesi; 871 mg TEAC/1000gr-1421 mg TEAC/1000gr, arasında değişim gösterdiği tespit edilmiştir. Yaptığımız çalışmamızda var olan yöresel elma genotiplerinin pomolojik ve fenolojik karakterlerini inceleyerek üstün özellikleri belirleyip ümitvar genotiplerin tespiti yapılmıştır. Yerel elma genotipleri arasından meyve iriliği bakımından İngiliz elma, meyve eti sertliği yönünden N.Taş elma, anaçlık olabilme özelliği bakımından Şaban elma genotipi öne çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Elma genotipi, fenolojik ve pomolojik özellikler

ElmaFenolojik özelliklerGenotip+1
Abdulkadir Kara
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kızılcıkta doku kültürüyle çoğaltım olanaklarının geliştirilmesi

Bu çalışma 2020-2021 yıllarında Malatya Turgut Özal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Bitki Biyoteknolojisi Laboratuvarında yürütülmüştür. Kızılcık bitkisinde fidan çoğaltımında tohum çimlenmesi, anaç üretimi, çelik köklenmesi ve anaç-kalem uyuşmasıyla gibi fidan üretim aşamalarında bir kısım sorunlar yaşanmaktadır. Bu nedenle fidan üretiminin seri ve kitlesel olarak yapılabilmesi için alternatif çoğaltım tekniklerinin geliştirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Bu çalışma, Turgut ve 44-01 kızılcık genotipinin doku kültürüyle çoğaltım imkânlarının ortaya konulması amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla Malatya Kayısı Araştırma Enstitüsü kızılcık genetik kaynakları parselinde bulunan 2 yaşlı ağaçların yıllık sürgünlerinden alınan nodal tomurcuklara yüzey sterilizasyonu uygulandıktan sonra, 30 g/l sukroz ve 1 mg/l BAP ile destekli MS (Murashige ve Skoog) ve NRM besi ortamında kültür başlatma çalışması yapılmıştır. Nodal tomurcuklardan elde edilen 0.5-1 cm uzunluğundaki sürgünler proliferasyon çalışmalarında kullanılmıştır. Bu amaçla farklı besi ortamları (MS, NRM, WPM ve QL), NRM besi ortamının farklı kuvvetleri (1/4, 1/2, 1, 2), BAP konsantrasyonları (0, 0.5, 1, 1.5, 2, 4) deneyleri yapılmıştır. Köklenme çalışmaları için 1 mg/l IBA ve 1 mg/l NAA oksin içeren besi ortamları kullanılmıştır. Yapılan deneyler sonunda 4 haftalık alt kültürlerden sonra sürgün sayısı, sürgün uzunluğu, nod sayısı gibi parametreler incelenmiştir. Yapılan deneylerden alınan gözlemler ve ölçümler ışığında; her iki kızılcık çeşidi için NRM besi ortamının en uygun kültür başlatma ortamı olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın bu aşamasından sonra, 44-01 genotipi NRM besi ortamında 2.23 adet sürgün sayısına ulaşmasına rağmen yeterli sürgün uzunluğuna ulaşamaması nedeniyle planlanan deneyler gerçekleştirilemediği için çalışma sadece Turgut çeşidi üzerinden devam etmiştir. NRM besi ortamlarının proliferasyon üzerine etkisiyle ilgili deneyde sürgün sayısının istatistiki olarak en yüksek tam kuvvet besi ortamından 2.1 adet olarak elde edildiği, sürgün uzunluğunun 2 NRM besi ortamından 0.8 cm olduğu, nod sayısı ise ½ NRM besi ortamında 4.4 adet olarak ölçülmüştür. Farklı BAP konsantrasyonlarının proliferasyon üzerine etkisiyle ilgili yapılan deneyde; sürgün sayısı 0.5 mg/l BAP uygulamasından 2.62 adet, sürgün uzunluğu ise yine aynı uygulamadan 1.1 cm, nod sayısı ise kontrol uygulamasından 4.19 adet olarak ölçülmüştür. Yapılan proliferasyon çalışmasıyla birlikte Turgut kızılcık çeşidinin 0.5 mg/l BAP ile destekli tam kuvvet NRM besi ortamının kullanılacağının uygun olacağı sonucuna varılmıştır. Yeterli uzunluğa erişen sürgünlerin köklendirilmesi için aktarıldıkları 1 mg/l IBA ve NAA ortamlarının her ikisinde de herhangi bir köklenme elde edilmemiştir. Yapılan bu çalışmayla kızılcık bitkisinin mikro çoğaltımı belli bir aşamaya kadar yapılmış olmakla birlikte; fidan üretiminde kitlesel ve hızlı klonal çoğaltımın gerçekleştirilebilmesi için proliferasyon koşullarının iyileştirilmesi ve köklenmenin gerçekleştirilebilmesi için ayrıntılı çalışmalara ihtiyaç bulunduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelime: Cornus mas, Fidan, Kızılcık, Mikro çoğaltım, Turgut kızılcık çeşidi, 44-01genotipi

Cornus masFidanlarGenotip+2
Selçukhan Öksüztepe
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Adıyaman –Besni yöresi üzümlerinin ampelografik özelliklerinin belirlenmesi

Bu araştırma, Adıyaman-Besni yöresinde yetiştirilen üzüm çeşitlerinin ampelografik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla 2021-2022 yılları arasında yürütülmüştür. Çeşitlerin ampelografik özellikleri, "Uluslararası Bitki Gen Kaynakları Merkezi" (IBPGR) tarafından oluşturulan ve 1983 yılında yayınlanan "Descriptors for Grape (Üzüm Tanımlayıcıları)" adlı yayından faydalanılmış olmakla beraber 1989 yılında yayınlanan "Minimal Descriptor List for Grapevine Varieties" referans alınmıştır. Adıyaman ilinin Besni ilçesine bağlı mahallelerinde ve köylerinde tespit edilen 14 üzüm çeşidi 64 karakter bakımından değerlendirilmiş; ayrıca ilçenin iklim özellikleri ve uygulanan bağcılık tekniği de incelenmiştir. Besni yöresinde yetiştirilen 14 üzüm çeşidinin Vitis vinifera L. türüne ait oldukları, bunlardan 10 çeşidin tane kabuk rengi yeşil sarı, 2 çeşidin koyu kırmızı-siyah, 1 çeşidin kırmızı, 1 çeşidin ise siyah olduğu saptanmıştır. Sürgün ucundaki dik tüyler incelendiğinde sadece 'Besni (Peygamber Üzümü)' üzüm çeşidinde "çok seyrek" iken diğer 13 çeşitte tespit edilememiştir. Suda çözünür kuru madde (SÇKM) bakımında çeşitler %13.60-21.80, titre edilebilir asit bakımından ise 2,9-6,12 g/l arasında değerlere sahip olmuşlardır. Hasat zamanı bakımından 2 çeşit "çok geçci", 4 çeşit "geçci", 7 çeşit "orta mevsim" ve 1 çeşit ise "erkenci" sınıfına girmiştir. Çiçek yapısı bakımından 9 çeşit "erdişi", 'Hönüsü', 'Serpenekıran', 'Kırmızı üzüm', 'Tümmü' ve 'Tahannebi' üzüm çeşitleri ise "Dişi" (morfolojij erdişi fizyolojik dişi) olarak belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Bağcılık, Vitis vinifera L., Üzüm, Ampelografi, Adıyaman, Besni

Adıyaman-BesniAmpelografik özelliklerBağcılık+2
Sümerya Erdoğan
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı uygulamaların çilekte tuz stresi üzerine etkilerinin araştırılması

Tuz stresi, çilekte bitki gelişimini, yapısal, fizyolojik, biyokimyasal ve moleküler olarak olumsuz yönde etkileyen önemli bir abiyotik stres çeşididir. Toprakta çözünebilir tuzların miktarı, bitkinin tölerans sınırının üzerine çıktığında tuz stresi başlar. Çilek saçak köklü ve köklerinin toprak içerisinde yüzeysel gelişmesi sebebiyle çevre koşullarından oldukça fazla etkilenmektedir. Dolayısıyla tuz stresi çilek yetiştiriciliğinde önemli bir sorundur. Son yıllarda yağış miktarındaki azalmalar ve yüksek sıcaklıkların tuz stresinin etkilerini daha da artıracağı düşünülmektedir. Bu çalışma, Malatya Turgut Özal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümüne ait ısıtmasız cam sera şartlarında Albin çilek çeşidiyle saksı denemesi şeklinde, üç tekerrürlü ve her tekerrürde 6 bitki (saksı) olacak şekilde yürütülmüştür. Çalışmada çilek bitkilerine 35 mM tuz uygulaması yapılmıştır. Çalışmada tuz stresi altında yetiştirilen çileklere, sıvı formda solucan gübresi, potasyum silikat ve organik içerikli ticari preperat uygulamaları yapılarak bu uygulamaların tuz stresi üzerine etkileri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tuz stresi altındaki bitkilere yapılan uygulamaların klorofil miktarı, yaprak oransal su içerği, taç yaş ve kuru ağırlığı, yaprak sayısı, kök derinliği ve gövde çapı artarken; membran geçirgenliği, prolin ve lipid peroksidasyon miktarının ise azaldığı tespit edilmiştir.

Biyokimyasal analizKlorofilMorfolojik incelemeler+2
Canan Pehlivan
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Frenk üzümü ve bektaşi üzümünün Malatya ekolojisindeki performansı

Bu çalışma, Malatya ili Battalgazi ilçesinde yetiştirilen frenk üzümü ve bektaşi üzümü çeşitlerinin bazı fenolojik ve pomolojik özellikleri ile fitokimyasal içeriklerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu çalışma ile yörede frenk üzümü ve bektaşi üzümü türlerinin adaptasyonuyla ilgili bilgi birikimine katkı sağlamak hedeflenmiştir. Bu araştırmada, 2021 ve 2022 yetiştirme yıllarında Frenk üzümü (Ribes spp.) türüne ait Rosenthal, Goliaht, Boosko Giant ve Red Lake çeşitleri ile bektaşi üzümü türüne ait (Ribes grossularia L.) Jostaberry çeşidi materyal olarak kullanılmıştır. Çeşitlerin fenolojik özellikleri saptanırken, meyve örneklerinde en-boy, meyve ağırlığı ve renk gibi fiziksel ölçümlerinin yanında suda çözünür kuru madde, titre edilebilir asitlik ve pH gibi kimyasal analizler yapılmıştır. Ayrıca meyvelerin toplam antosiyanin içerikleri, toplam fenol içerikleri ve antioksidan içerikleri belirlenmiştir. Çalışma sonucunda, frenk üzümüne ait çeşitlerde taze ağırlık üzerinde toplam antosiyanin içeriği 143.0-1558.3 μg siy-3-glk/g; toplam fenolik madde miktarı 3810.84-7830.57 μg GAE/g; toplam antioksidan kapasitesi (TEAC) 21.66-51.99 μmol TE/g değerleri arasında belirlenmiştir. Bektaşi üzümünde ise; toplam antosiyanin içeriği 132.3 μg siy-3-glk/g; toplam fenolik madde miktarı 4592.23 μg GAE/g; ve TEAC 25.79 μmol TE/g olarak bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: üzümsü meyveler, kalite, antioksidan, adaptasyon

AntioksidanlarKaliteUyum+1
Merve Coşkun
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Hasat öncesi farklı uygulamalar ve modifiye atmosfer paketlemeninhacıhaliloğlu kayısı çeşidinde meyve kalitesi ve biyokimyasal özelliklere etkisi

Bu çalışma, ülkemizin en önemli kurutmalık kayısı çeşidi Hacıhaliloğlu'nda hasat öncesi ve sonrası bazı uygulamaların meyve kalitesi ve biyokimyasal özelliklere etkisini belirlemek amacıyla 2021-2022 yıllarında yürütülmüştür. Hasat öncesi dönemde farklı dozlarda kalsiyum klorür (CaCl2) (tam çiçeklenmeden 30, 60 ve 90 gün sonra) üç defa giberellik asit (GA3) uygulaması (tam çiçeklenmeden 90 gün sonra) bir defa uygulanmıştır. Erken olum safhada hasat edilen meyvelere 24 saat süreyle 625 ppb dozda etilen engelleyicisi hormon olarak bilinen1-metilsiklopropen(1-MCP) uygulanmıştır.1-MCP uygulaması yapılan ve yapılmayan meyveler modifiye atmosfer paketlerde (MAP) +4 ºC sıcaklık ve %90-95 oransal nem koşullarındaki soğuk hava deposunda 4 hafta süreyle muhafaza edilmiştir. 2021 yılında depolama öncesi ve 30 günlük depolama sonrası 1-MCP uygulaması yapılan ve 1-MCP uygulanmayan meyvelerde sırasıyla en yüksek suda çözünür kuru madde miktarı %25,50 – 25,10 – 26,17, meyve et sertliği 5,0 – 4,41 – 3,95kg/cm2, toplam fenolik madde miktarı 2103,49 – 2566,99 – 2157,42 99 mg GAE/kg kuru ağırlık, toplam flavonoid içeriği 340,39 – 486,13 – 459,11 mg/kateşin kg olarak belirlenmiştir. 2022 yılında ise en yüksek suda çözünür kuru madde miktarı sırasıyla %22,60 – 24,10 – 23,97, meyve et sertliği 3,61 – 2,92 –2,65 kg/cm2, toplam fenolik madde miktarı 1931,3 – 2358,50 – 2268,45 mg GAE/kg kuru ağırlık, toplam flavonoid içeriği 407,3 –546,89 – 461,30 mg/ kateşin kg kuru ağırlık arasında değişim göstermiştir. Hacıhaliloğlu kayısı çeşidine ait meyvelerdehasat öncesi GA3 ve CaCl2 ile hasat sonrası 1-MCP uygulamalarının meyve kalitesini artırdığı ve raf ömrünün uzatı lmasına katkı sağladığı tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, kurutmalık Hacıhaliloğlu çeşidinin MA koşullarda depolanması, depolama sırasında meyve kalitesinde meydana gelen değişimlerin analiz edilmesinin ülkemiz yaş kayısı tüketimi ve ihracatını olumlu yönde etkileyeceği öngörülmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Hacıhaliloğlu, MAP, 1-MCP, GA3, CaCl2, Meyve kalitesi

Çiğdem Çuhacı
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tuz stresinde tolerant ve duyarlı kavun genotiplerinde silisyumun bitki büyümesi ve bazı fizyolojik parametreler üzerine etkisi

Bitkisel üretimde tuzluluk stresi bitki gelişimini ve verimini kısıtlayan en önemli abiyotik stres olarak bilinmektedir. Bu çalışmada bitkisel materyal olarak, daha önce tamamlanmış olan bir çalışmada kullanılan farklı genotiplerden seçilen tuza tolerant ve duyarlı genotipler kullanılmış, silisyumun bitki büyümesi ve bazı fizyolojik parametreler üzerine etkisinin belirlenmesi amacıyla yetiştirme serasında saksı denemesi şeklinde yürütülmüştür. Fideler, saksılara aktarıldıktan iki hafta sonra tuz uygulamasına başlanmıştır. Silisyum uygulaması, fideler saksılara aktarıldıktan iki hafta sonra, tuz uygulaması ile aynı zamanda başlatılmış ve besin çözeltisine ilave edilerek uygulanmıştır. Çalışmada, iki farklı tuz dozu (0 ve 100 mM) ve 2 mM Si dozu kullanılmıştır. Bitki büyümesini takip etmek amacıyla büyüme parametrelerinden bitki boyu, gövde çapı, yaprak sayısı, kök uzunluğu, yeşil aksam ve kök yaş ve kuru ağırlıkları, nispi büyüme oranı, fizyolojik parametrelerden; klorofil miktarı, yaprak su potansiyeli, yaprak ozmotik potansiyeli, fotosentez oranı, transpirasyon oranı, stoma geçirgenliği, içsel karbondioksit ve yaprak sıcaklığı incelenmiştir. Çalışma sonucunda, tuz stresinde yetiştirilen kavunlara uygulanan silisyumun gözlenen her parametre üzerine istatistiksel olarak önemli ölçüde etki ettiği tespit edilmiştir. Bu çalışma sonucunda, silisyum uygulamasının genellikle kontrol grubu bitkilerine göre bitki büyümesine ve fizyolojik parametreler üzerine pozitif yönde katkı sağladığı belirlenmiştir.

Abiyotik stresCucumis meloSebzeler+2
Miraç Değirmenci
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Çiftlik gübresi, ceviz kabuğu atıkları ve linyit katı karbonizasyon ürünleri ile karışımlarının ıspanak ve marul yetiştiriciliğinde değerlendirilmesi

Dünya nüfusunun hızla artması, enerji kaynaklarının azalmasına etki ederek alternatif enerji kaynaklarına yönelimi artırmaktadır. Biyokütle enerji kaynağı da bunlardan biridir. Farklı piroliz yöntemleri kullanılarak atıklardan katı, sıvı ve gaz formunda karbonizasyon ürünü elde edilebilmektedir. Yapılan bu çalışmada yavaş piroliz yöntemi kullanılarak ceviz kabuğundan elde edilen biyokömür tercih edilmiştir. Bunun yanında diğer toprak materyalleri olarak linyit, çiftlik gübresi ve kimyasal gübre kullanılmıştır. Bu çalışma 2021 yılı ilkbahar (Mart-Mayıs) ve sonbahar (Ekim-Aralık) dönemlerinde Malatya Turgut Özal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Bahçesinde tarla koşullarında tesadüf blokları deneme desenine göre 4'er tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Bu çalışmada amaç; Malatya ili Battalgazi ilçesinde yaprakları çiğ (marul) ve pişirilerek (ıspanak) tüketilen sebzelerde farklı materyallerin (ceviz kabuğu biyokömürü, linyit, çiftlik gübresi ve kimyasal gübre) değişik dozlarının (U1, U2, U3, U4, U5, U6, U7, U8) etkilerinin belirlenmesidir. Yapılan çalışma yetiştirilme dönemi ve uygulama olarak ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Ispanak bitkisi incelendiğinde; yeşil aksam ağırlığı ve toplam verimin en yüksek çıktığı uygulama ilkbahar ve sonbahar döneminde U7 uygulaması olduğu tespit edilmiştir. Nitrat içeriğinin en fazla çıktığı uygulama ilkbahar döneminde U3, sonbahar döneminde ise U7 uygulamasında saptanmıştır. Ayrıca ilkbahar döneminde tüm parametrelerin istatistiksel açıdan önemli olduğu, sonbahar döneminde ise klorofil miktarı ve oksalik asit parametreleri hariç diğer tüm parametrelerin istatistiksel açıdan önemli olduğu gözlemlenmiştir. Marul bitkisi incelendiğinde ise; yeşil aksam ağırlığı, toplam verim ve nitrat içeriklerinin en yüksek çıktığı uygulama ilkbahar ve sonbahar döneminde U7 uygulaması olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte ilkbahar döneminde kuru madde oranı ve oksalik asit parametreleri hariç diğer tüm parametrelerin istatistiksel açıdan önemli olduğu, sonbahar döneminde ise yetişme süresi, kuru madde oranı, oksalik asit ve kalsiyum hariç diğer tüm parametrelerin istatistiksel açıdan önemli olduğu tespit edilmiştir.

Soner Önder
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı ayva anaçlarının sık dikilen hafifçukurgöbek yenidünya çeşidinde vegetatif büyüme ve meyve kalitesi üzerine etkileri

Bu çalışma, 2018-2019 yıllarında, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümünün Tayfur Sökmen Kampüsü'nde bulunan araştırma alanındaki yenidünya parselinde yürütülmüştür. Çalışmanın amacı, farklı ayva klon anaçlarının Hafif Çukurgöbek yenidünya çeşidinin fenolojik özellikleri, vegetatif büyümesi ve meyve kalitesi üzerine etkisini araştırmaktır. Denemede; Quince-A, Quince-C ve BA-29 ayva anaçları üzerine aşılı, 1.0 m x 0.5 m sıra arası ve sıra üzeri aralıklarla dikilmiş, Hafif Çukurgöbek yenidünya çeşidi kullanılmıştır. Çalışmada yer alan anaç/çeşit kombinasyonlarının fenolojik gözlemlerinin yanı sıra meyve pomolojik analizleri ile vegetatif büyüme durumları belirlenmiştir. Meyve kalitesini belirlemek için, her çeşit/anaç kombinasyonundan 50 meyve alınmış ve bunlarda; meyve ağırlığı (g), meyve boyutları (mm), çekirdek ağırlığı (g), et/çekirdek oranı (%), suda çözünebilir kuru madde oranı (SÇKM) (%), titre edilebilir toplam asitlik (TA) (%), pH gibi fiziksel ve kimyasal ölçüm ve analizler yapılmıştır. Meyve olgunlaşması, her iki yılda da en erken BA-29 anacında olmuştur. Çiçeklenme ve meyve tutum oranları bakımından anaçların etkisi yıllara göre farklılık göstermiştir. Her iki yılda da derimi yapılan meyve oranında en düşük değeri, Quince-A anacı vermiş olup, Quince-C ve BA-29 birbirlerine yakın değerler vermişlerdir. Meyve ağırlığı ve meyve boyutları bakımından en yüksek değerlerin, anacı Quince-C olan bitkilerden elde edildiği ve bunu anacı BA-29 olan bitkilerin izlediği; en düşük değerlerin ise anacı Quince-A olan bitkilerden elde edildiği belirlenmiştir. Quince-C anacı, tohum sayısı, tohum ağırlığı ve et/tohum oranı bakımından da öteki iki anaca göre daha yüksek değerler vermiştir. Bu özellikler bakımından anaçlar arasındaki farklılıklar istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Suda çözünebilir kuru madde (SÇKM) değeri bakımından BA-29 ve Quince-A birbirlerine yakın değerlere sahip olurken, en düşük değere Quince-C anacı sahip olmuştur. Titre edilebilir toplam asitlik ve pH bakımından anaçlar arasındaki farklılık istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır. Yıllık sürgün uzunluğu, kalem ve anaç çapı bakımından Quince-C anacı, Quince-A ve BA-29 anaçlarına göre daha yüksek değerler vermiştir. Vegetatif parametreler açısından anaçların gösterdiği farklılıklar, istatistiksel olarak % 1 düzeyinde önemli bulunmuştur. Bu çalışmadan elde edilen veriler, yenidünya yetiştiriciliğinde bodur anaç olarak ayva anaçlarının kullanılmasının mümkün olduğunu göstermektedir. 2020, 66 sayfa Anahtar Kelimeler: Yenidünya, ayva anaçları, meyve kalitesi, vegetatif büyüme

Sibel Akkuş
Hatay Mustafa Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Dörtyol [Hatay] yöresinde yetiştirilen "Eylül" ve "Hachiya" Trabzon hurma genotiplerinin soğukta muhazafası

Bu çalışmanın amacı, Dörtyol (Hatay) yöresinde yetiştirilen buruk 'Eylül' Trabzon hurması genotipi ve buruk 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidi meyvelerinde modifiye atmosferde paketleme (MAP) ve soğukta muhafazanın muhafaza ve raf ömrü sırasında meyve kalitesinde görülen değişimlerin belirlenmesidir. Bu çalışmada materyal olarak, Dörtyol (Hatay) yöresinde yetiştirilen, 'Eylül' Trabzon hurması genotipi ve 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidi meyveleri kullanılmıştır. 'Eylül' Trabzon hurması genotipi ve 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidi meyveleri 0±0,5C ve %85‒90 oransal nemde 4 ay süreyle depolanmıştır. Soğukta ve MAP torbalarda depolanan Trabzon hurmalarına ait meyvelerin her yinelemesindeki raf ömürlerinin belirlenmesi için, meyveler 20oC'de %70 (±5,0) oransal nemde 7 gün süreyle bekletilmiş ve aynı analizler tekrarlanmıştır. Ağırlık kayıpları, görünüş (1‒5), MAP torbaları içindeki %CO2 ve %O2 gaz konsantrasyonları, fizyolojik ve mantarsal bozulmalar, kalix kuruması, meyve kabuk rengi, meyve eti sertliği, suda çözünebilir toplam kuru madde miktarı, titre edilebilir asit miktarı, pH değeri, tanen miktarı, C vitamini miktarı incelenmişve tat (1‒9) puanlaması yapılmıştır. Bulgularımıza göre, 'Eylül' Trabzon hurması genotipi ve 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidi meyvelerinde ağırlık kayıpları ürünün toplam ağırlığının %10'unu geçmediğinden, her iki çeşitte ekonomik olarak pazarlanabilirliğini kaybetmemiştir. Muhafaza ve raf ömrü sırasında 'Eylül' Trabzon hurması genotipi ve 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidi meyvelerinde fizyolojik nedenli bozulmalardan meyve etindeki kararma ve/veya yumuşama meyve kabuk kararmasından daha fazla olmuştur.'Eylül' Trabzon hurması genotipi meyvelerinde kaliks kuruması görülmemiştir.'Eylül' genotipi ve 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidinde meyve eti sertliği muhafaza süresini sınırlandırıcı bir faktör olmuştur. Tat değerlendirmesinde 'Eylül' genotipi ve 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidi meyveleri 2. ayın sonunda tüketici tarafından kabul edilebilir sınırın üzerine çıkmışlardır. Tüm kalite parametreleri birlikte değerlendirildiğinde; kalitelerinden bir şey kaybetmeden 0 C (±0,5) sıcaklık ve %90 (±5,0) oransal nem koşullarında 'Eylül' genotipi meyvelerinin 2 ay, 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidi meyvelerinin 3 ay kaliteli bir şekilde depolanabileceği belirlenmiştir. Ağırlık kayıplarının az olması ve görünüş puanlarının daha yüksek olması nedeniyle 'Eylül' genotipi ve 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidinin soğukta muhafazası için MAP kullanımı olumlu sonuçlar verecektir. 2020, 111 sayfa Anahtar Kelimeler: Trabzon hurması,'Eylül', 'Hachiya', soğukta muhafaza, kalite

Sibel Kulan
Hatay Mustafa Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı şeftali-nektarin çeşitlerinde örtüaltı yetiştiriciliğin erkencilik, verim ve meyve kalite özelliklerine etkileri

Bu çalışma, Astoria ve Maya şeftali ve Garbaja nektarin çeşitlerinin erkencilik, verim ve meyve kalite özellikleri üzerine örtüaltı ve açıkta yetiştiriciliğin etkilerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, ilk çiçeklenme, tam çiçeklenme, çiçeklenme sonu, hasat zamanı gibi fenolojik gözlemler; ağaç başına verim, gövde birim kesit alanına düşen verim ve dekara verim gibi verim özellikleri ve meyve ağırlığı, meye eni, meyve boyu, meyve yüksekliği, çekirdek ağırlığı, et/çekirdek oranı, suda çözünebilir toplam kuru madde (SÇKM), pH ve asitlik ölçümleri gibi meyve kalite analizleri gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, Minolta renk ölçer ile meyve kabuk ve et rengi, L, a*, b*, C ve h° olarak ölçülmüştür. Çalışmada, Antakya/Hatay ekolojisinde, örtüaltında çiçeklenme 31 Ocak-22 Şubat tarihlerinde gerçekleşirken, açıkta çiçeklenmenin 15 Şubat-3 Mart tarihleri arasında gerçekleştiği belirlenmiştir. Çeşitlerin örtüaltındaki hasat tarihleri 29 Nisan-24 Mayıs arasında ve açıktaki hasat tarihleri 20 Mayıs-7 Haziran arasında gerçekleşmiştir. Astoria ve Maya çeşitlerinin örtüaltındaki meyve olgunlaşması açığa göre 21 gün daha erken meydana gelirken, Garbaja çeşidinde örtüaltında meyve olgunlaşması açığa göre 10 gün daha erken meydana gelmiştir. En fazla meyve ağırlığına örtüaltında Astoria çeşidi (149.41 g) sahip olurken, açıkta en fazla meyve ağırlığına Garbaja ve Astoria çeşitleri (sırasıyla, 153.70 g ve 136.15 g) sahip olmuştur. Meyve kabuğunun kırmızı renk değeri ve yoğunluğunun açık yetiştiricilikte daha yüksek olduğu saptanmıştır. En yüksek ağaç başına ve dekara verime örtüaltında Astoria çeşidi (sırasıyla, 21.36 kg/ağaç ve 3545.8 kg/da) ve açıkta Garbaja (sırasıyla, 26.58 kg/ağaç ve 4413.7 kg/da) ve Astoria (sırasıyla, 25.60 kg/ağaç ve 4296.6 kg/da) çeşitleri sahip olmuştur. Sonuç olarak, örtüaltında Astoria çeşidinin erkencilik, verim ve meyve kalite özellikleri bakımından oldukça ümitvar olduğu belirlenmiştir

Sultan Göktaş
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yarı-yol materyali oluşturulması amacıyla farklı patlıcan türlerinin melezlenebilirliğinin araştırılması

Patlıcan (Solanum melongena L.), birçok hastalık ve zararlıya karşı duyarlı olduğundan, hastalık ve zararlıların bulaştığı alanlarda önemli derecede ürün kaybı söz konusu olmaktadır. Ticari patlıcan çeşitlerinde, özellikle F1 hibrit çeşitlerde genetik temelin dar olduğu göz önüne alındığında, dayanıklı/tolerant ve farklı özelliklere sahip yabani patlıcan türlerinin, kültür patlıcanında biyotik ve abiyotik strese karşı dayanıklılığın geliştirilmesinde kullanılması gerekmektedir. Araştırmanın amacı, anaç ve çeşit ıslahında kullanılmak üzere yarı-yol materyali üretiminde kullanılabilecek farklı popülasyonlar elde etmek için "S. melongena x S. incanum" türler arası melezini S. linnaeanum, S. macrocarpon ve S. aethiopicum ile melezleyerek, bu melezlerden başarılı olan türler arası hibritlerinin Faselis F1, Karnaz F1 ve Aydın Siyahı ile melezlenebilirliğini araştırmaktır. Çalışmada elde edilen "Faselis F1 x S. incanum" melezi ve diğer yabani türler ile tek yönlü yapılan melezlemeler sonucu, yalnızca "(Faselis F1 x S. incanum) x S. linnaeanum" kombinasyonunda meyve (%10.00-75.00) ve tohum oluşumu (93.57-115.54 adet/meyve) gerçekleşmiştir. Bu tohumların çimlenme (%5.85-46.55) ve bitkiye dönüşme (%4.56-36.63) oranları üretim dönemlerine bağlı olarak değişim göstermiştir. Üretilen "Faselis F1 x S. incanum" ve "(Faselis F1 x S. incanum) x S. linnaeanum" genotiplerinin melez olduğu SSR markörleri ile belirlenmiştir. Melez olduğu tespit edilen genotiplerde ve denemeye alınan çeşitlerde çiçek tozu canlılık ve in vitro çimlendirme testleri yapılmıştır. Çiçek tozu canlılığı ve çimlenmesi açısından "(Faselis F1 x S. incanum) x S. linnaeanum" melez genotipleri arasında varyasyon (%0.00-54.84 ve 0.00-12.54) olduğu tespit edilmiştir. "(Faselis F1 x S. incanum) x S. linnaeanum" melez genotipleri kendilendiğinde veya ana olarak çaprazlandığında genelde meyve oluşmamış, ancak sadece bir dönemde çok düşük oranda (%1.92 veya 1.28-1.67) meyve oluşmuştur. Faselis F1, Karnaz F1 ve Aydın Siyahı çeşitleri ana ve "(Faselis F1 x S. incanum) x S. linnaeanum" melez genotipleri baba ebeveyn olarak kullanıldığında ise baba genotipe bağlı olarak farklı düzeyde meyve (%0.00-30.48, 8.82-15.15 ve 0.00-20.00) ve tohum oluşumu (0.00-20.38, 2.33-15.20 ve 0.00-16.66 adet/meyve) gerçekleşmiştir. Elde edilen tohumların çimlenme ve bitki oluşturma oranları, ana ebeveyn olan Faselis F1 (%16.66 ve 16.66) ve Karnaz F1 (%0.00-14.47 ve 11.84) çeşitlerinde farklılık göstermiştir. Bu çalışmada, "Faselis F1 x S. incanum'' melezinin S. linnaeanum türü ile melezlenerek farklı özelliklere sahip genotiplerin elde edilebildiği ve bu türler arası hibrit genotiplerden bazılarının S. melongena çeşitleri ile melezlenerek anaç ve çeşit ıslahında kullanılabilecek ıslah materyali oluşturulabileceği gösterilmiştir.

Betül Merve Bayıroğlu
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı antepfıstığı genotiplerinin fenolojik, morfolojik ve pomolojik özellikleri

Bu çalışma 2017 ve 2018 yıllarında Gaziantep ilinde yer alan Antepfıstığı Araştırma Entitüsü Dr. Ahmet Münir BİLGEN işletmesinde Pistacia vera L. anacı üzerine aşılı 23 yaşlı 11 adet antepfıstığı genotipinin fenolojik, morfolojik ve pomolojik özelliklerinin saptanması amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada her genotipten 5 bitki ve kontrol olarak da Kırmızı, Ohadi ve Kerman çeşitleri kullanılmıştır. Gerçekleştirilen gözlemler neticesinde SEL-4, SEL-5, SEL-6, SEL-8 ve SEL-10 standart çeşitlere kıyasla güçlü gelişen çeşitler olmuştur. Yaprak boyutları ve şekilleri genotiplere göre farklılık göstermiştir. İlk çiçeklenme 2018 yılında 23 Mart ve 1 Nisan tarihleri arasında gerçekleşirken, antepfıstığı genotipleri 1 Nisan ve 12 Nisan tarihleri arasında çiçeklenmesini tamamlamışlardır. Meyve olgunlaşması 2017 yılında 10 Eylül-01 Ekim, 2018 yılında ise 10 Eylül-30 Eylül tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Ağaç başına verim periyodisite nedeniyle yıllara göre farklılık göstermiş, 2017 yılında 0.37 kg ile 8.36 kg; 2018 yılında 0.78 kg ile 11.83 kg arasında olmuştur. Meyve salkımı ve kabuklu meyve boyutları ve özellikleri genotiplere göre değişmiştir. En yüksek ortalama meyve ağırlığı denemenin her iki yılında da SEL-2 (1.28 g ve 1.16 g) genotipinden elde edilmiştir. En düşük boş meyve oranı denemenin ilk yılında SEL-6 genotipinde (%1.33), ikinci yılında ise SEL-12 genotipinde (%1.33) belirlenirken, çıtlak meyve oranı SEL-4, SEL-12 ve SEL-13 genotiplerinde 2 yılda da %90'ın üzerinde olmuştur. En yüksek protein oranı 2017 yılında %18.83 ile SEL-16 genotipinden, 2018 yılında %20.31 ile SEL-15, %20.38 ile Kerman ve %20.46 ile Kırmızı çeşitlerinden elde edilmiştir. En yüksek yağ oranları ise ilk yıl %55.95 (SEL-10), ikinci yıl %49.10 (SEL-6) olarak saptanmıştır.

Rahime Yalçın Elden
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Organik ve konvansiyonel olarak yetiştirilen Dwarf Cavendish ve Grand Nain muz çeşitlerinin bitkisel, meyve verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma, Türkiye'de yaygın olarak yetiştirilen Dwarf Cavendish ve Grande Naine muz çeşitlerinin organik ve konvansiyonel yetiştiricilikteki bitkisel, meyve verim ve kalite özelliklerini karşılaştırmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada bitkisel özelliklerden gövde çapı ve yüksekliği (cm), bitki boyu (cm), aktif yaprak sayısı (adet), hevenk sapının çapı (cm), hevenk oluşumundan derime kadar geçen süre (gün) ve hasat tarihi; verim özelliklerinden tarak sayısı (adet), tarak ağırlığı (g), taraktaki ve hevenkteki parmak sayısı (adet), hevenk ağırlığı (kg), gövde kesit alanına düşen verim (g/cm2) ve dekara verim (ton/da) ile meyve kalite özelliklerinden parmak ağırlığı (g), parmak çapı ve uzunluğu (cm), meyve kabuk kalınlığı (mm), meyve kabuk ağırlığı (g), meyve eti oranı (%), suda çözünebilir kuru madde (SÇKM), pH, asit miktarı, meyve kabuk ve et rengi ölçümleri yapılmıştır. Ayrıca, organik ve konvansiyonel yetiştirilen çeşitlerde duyusal analizler yapılmıştır. Çalışma sonucunda, gövde yüksekliği, bitki boyu, aktif yaprak sayısı yanında hevenk ağırlığı ve dekara verim bakımından organik ve konvansiyonel yetiştiricilik arasında bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Ancak, organik yetiştirilen Dwarf Cavendish ve Grande Naine çeşitlerinin meyve ağırlığı (sırasıyla, 162.35 g ve 190.81 g) ve uzunluğu (sırasıyla, 22.18 cm ve 23.46 cm) değerlerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yapılan duyusal testlerde organik yetiştirilen muzların meyve tadının ön plana çıktığı görülmüştür. Sonuç olarak, Dwarf Cavendish ve Grande Naine çeşitlerinin organik yetiştiricilik için oldukça ümitvar oldukları bulunmuştur.

Emre Bodur
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sason (Batman) yöresinde ceviz (Juglans regia L.) seleksiyonu

Bu araştırma, 2018 ve 2019 yıllarında Batman İli Sason İlçesi'nde tohumdan yetişmiş ceviz genotipleri arasında verim ve kalite bakımından üstün özelliklere sahip ceviz genotiplerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada verim ve meyve özellikleri dikkate alınarak örnek alınan 92 adet ceviz tipinden 44'ü değerlendirmeye alınmıştır. Değerlendirmeye alınan ceviz genotiplerinde erkek ve dişi çiçeklenmeler nisan ayında meydana gelmiştir. Ceviz genotiplerinde çiçeklenme süreleri yakın olmasına rağmen erkek çiçekler dişi çiçeklerden daha erken açmıştır. Seçilen ceviz genotitiplerinde denemenin 2 yılında da en yüksek kabuklu ceviz ağırlığı S67 (16.07 ve 15.29 g) genotipinden elde edilirken, en yüksek iç ceviz ağırlığı 2018 yılında S67 (6.41 g) genotipinden, 2019 yılında ise S89 (6.79 g) genotipinden elde edilmiştir. Randıman 2018 yılında %33 (S59) ile %52.15 (S3) ve 2019 yılında%34.64 (S30) ile %59.38 (S92) arasında değişmiştir. Kabuk kalınlıkları 2018 yılında 1.27 mm (S43) ile 2.22 mm (S79), 2019 yılında ise 1.21 mm (S88) ile 2.72 mm (S82) arasında dağılım göstermiştir. Seçilen genotiplerin meyvelerinde yapılan kimyasal analizler sonucunda yağ oranları% 38.44 ile %72.98, protein oranlarının ise % 11.60 ile %21.27 arasında dağılım göstermiştir. Meyve örneği alınan ceviz genotipleri kabuklu ve iç ceviz bakımından ayrı olarak tartılı derecelendirmeye tabi tutulmuşlardır. Yapılan değerlendirme sonucunda hem kabuklu hem de iç ceviz özellikleri bakımından 650 ve üzeri puan alan 13 adet genotip ümitvar olarak belirlenmiştir. 2020, 110 sayfa Anahtar Kelimeler : ceviz, seleksiyon, ıslah, Juglans regia L.,Sason

CevizSeleksiyon ıslahı
Nursel Taşdemir
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya ilinde sebze olarak tüketilen yabani bitkilerin morfolojik özelliklerinin belirlenmesi

Son yıllarda dünyada ve ülkemizde yaşanan Covid-19 salgını nedeni ile doğal ve organik gıdalara karşı tüketicinin artan talebi doğada kendiliğinden yetişen bitkilere ilgiyi artırmıştır. Bu çalışma, Malatya ilinde sebze olarak tüketilen yabani bitkilerin morfolojik özelliklerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, Capsella bursa – pastoris (çobançantası), Malva sylvestris (ebegümeci), Rumex sp.(efelek), Papaver rhoeas (gelincik), Cardaria draba (gelinparmağı), Sinapis arvensis (hardal), Amaranthus retroflexus (horozibiği), Polygonum cognatum Meissn (madımak), Mentha pulegium (narpuz), Portulaca oleracea L. (semizotu), Chenopodium album L. (sirken), Nasturtium Officinale (su teresi), Scorzonera mollis (teke sakalı), Tragopogon reticulatus Boiss (yemlik), Arum dioscoridis (yılan yastığı) bitkilerinin yaş ve kuru ağırlıkları, bitki boyu, gövde çapı, yaprak-sürgün-dal sayısı gibi bitkisel özellikleri ile yaprak uzunluğu, yaprak eni, yaprak alanı, yaprak kalınlığı, yaprak sap uzunluğu, yaprak sap kalınlığı gibi yaprak özellikleri araştırılmıştır. Nüfus yoğunluklarına göre belirlenen altı ilçede yapılan anket çalışması sonucunda bu bitkilerin çoğunluğu çiğ veya pişirilerek taze tüketildiği gibi, bir kısmı da dondurularak, kurutularak ve salamura olarak da tüketilebilmektedir.

Hatice Koçak
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı anaçların hafif çukurgöbek yenidünya çeşidinde vejetatif büyüme ve meyve kalitesi üzerine etkileri

Çalışmanın amacı, farklı anaçların, Hafif Çukurgöbek yenidünya çeşidinin fenolojik özellikleri, vejetatif büyüme ve meyve kalitesi üzerine etkilerinin belirlenmesidir. Denemede, Quince-A, Quince-C, BA-29 ayva klon anaçları ile Alıç ve yenidünya çöğür anaçları üzerine aşılı Hafif Çukurgöbek yenidünya çeşidi kullanılmıştır. Araştırma alanında, anacı BA-29, Quince-A, Quince-C ve Alıç olan bitkiler 1.0 m x 0.5 m, anacı Yenidünya çöğürü olanlar ise 1x1 m. aralıklarla dikilmiştir. Çalışmada yer alan çeşit/anaç kombinasyonlarının fenolojik gözlemleri, meyve pomolojik analizleri, vejetatif büyüme parametleri ve verim özellikleri belirlenmiştir. Meyve kalitesini belirlemek amacıyla her çeşit/anaç kombinasyonundan tesadüfi olarak 50 meyve alınmış ve 5 yinelemeli olarak fiziksel ölçüm ve kimyasal analizler yapılmıştır. Çalışmada, derimi yapılan meyve sayısı bakımından en yüksek değeri (6.3 adet) BA-29 anacı vermiştir. Meyve derimi ilk olarak BA-29 ve Quince-A anaçlarında (17.05.2020) gerçekleşmiştir. Meyve ağırlığı ve meyve boyutları bakımından en yüksek değerler (sırasıyla, 24.8 g, 35.5 mm ve 37.6 mm) BA-29 anacından elde edilirken, bunu Quince-A (23.5 g, 34.9 mm ve 37.3 mm ) takip etmiştir. Et/tohum oranı bakımından en yüksek değer (3.2) Quince-A anacından elde edilirken, en düşük değer (2.5) yenidünya çöğür anacından elde edilmiştir. En yüksek suda çözünebilir kuru madde değeri (%11.3) yenidünya çöğür anacından elde edilirken, en düşük değer (%9.2) Quince-A anacından elde edilmiştir. Titre edilebilir toplam asitlik yönünden en yüksek değer (%0.51) BA-29 anacından elde edilirken, en düşük değer (%0.34) Quince-A anacından elde edilmiştir. Meyve kabuk ve et renk değerlerinden "L" (parlaklık-matlık) ve "b" (sarı-mavi renk) parametreleri bakımından anaçlar bir birine yakın değerler vermiştir. "a" (kırmızı-yeşil renk) değeri bakımından ise anaçlar arasındaki farklılıklar istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Yıllık sürgün uzunluğu, kalem ve anaç çapı bakımından en yüksek değerleri yenidünya çöğür anacı (sırasıyla, 65 cm, 41.1 ve 43.1 mm) verirken, en düşük değerleri Quince-A (47.6 cm, 27.0 mm ve 34.4 mm) anacı vermiştir. Bitki başına verim bakımından, en yüksek değeri (1051 g) yenidünya çöğür anacı vermiş, bunu BA-29 anacı (955 g) izlemiştir. En düşük verim değeri ise Quince-A (587 g) anacından elde edilmiştir. Birim gövde kesit alanına düşen verim bakımından ise en yüksek değeri Quince-A (1.02 g) ve BA-29 (0.99 g) verirken, en düşük değeri Quince-C anacı (0.57 g) vermiştir. Anaçlar arasındaki bu farklılıklar, istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Çalışmamızın bulgularına göre, gerek erkencilik, gerek verim, gerekse meyve kalitesi bakımından BA-29 anacı öteki anaçlara göre daha başarılı bulunmuştur. Ancak, hangi anacın daha uygun olduğu konusunda kesin yargıya varılabilmesi için çalışmanın devam ettirilmesi gerekmektedir.

AlıçAnaçlarAyva+3
Uğur Sezer
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Büyümeyi teşvik eden bazı bakterilerin sivri biber ( Capsicum annuum var. longum )gelişimi üzerine etkileri

İnsanlığın var olma temelini oluşturan beslenme ihtiyacı gün geçtikçe artan nüfus neticesinde tarımın önemini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Tarım faliyetlerinin bu denli kilit rol oynaması üzerinde yapılan çalışmaların ve tarımsal desteklerin ne kadar önem arz ettiği ortaya çıkmaktadır. Tarımsal üretimde kullanılan kimyasal gübreler verim artışını sağlarken maliyetlerin artmasını ve uzun vadede toprak tuzluluğunun artmasına da neden olmaktadır. Diğer yandan şu an ülkemizde gübreleme bilincinin oluşmaması sonucunda verimli toprak kayıpları, çevre kirliliği veya tam aksi bir durum gübrelemenin yeterli miktarda yapılmaması nedeniyle verimde düşüşler yaşanmaktadır. Çalışmamızda ülkemizde ve dünyada tüketimi ve üretimi doğru orantılı şeklide artan Demre Biberi bitkisine (Capsicum annuum L.) 13 adet kök bakteri (PGPR) ırkı (Bacillus megaterium RC34, Bacillus pumılus RC356, RC16, Bacillus subtilis RC631, Pseudomonas fluoresence RC77, Rodococcus erythropolis RC49, RC33, Pantoea agglomerans RC36 , RC86, RC9, Pseudomonas putida biyotip B, RC14 , RC67, RC11) 5'er ırk olacak şekilde kombinasyonlar yapılarak fidelerin kök boğazı bölgesine uygulaması yapılıp bitki gelişim parametreleri ve verim üzerine etkisi araştırılmıştır. Çalışma Eskişehir açık arazi koşullarında ve laboratuvar çalışmaları ESOGÜ Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümünde yürütülmüştür. Uygulama sonuçlarından elde edilen bulgular incelendiğinde PGPR ırk uygulamasının sivri biber (Capsicum annuum var. longum) yetiştiriciliğinde bazı özellikler üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Uygulanan PGPR ırklarının gübreleme uygulamasına göre bazı kriterlerde yakın ve yüksek değerler vermesi gübrelemeden tasarrufun sağlanması, üretimde daha yaygın şekilde kullanılmasına olanak verecektir. Ancak PGPR'ler bitki türüne, uygulama zamanı ve şekli, toprak tipi, uygulama yapılan bakteri ırıkına göre bitki gelişimi ve verim artışına etkisine doğrudan belirleyici olduğu düşünülmektedir. Çalışmamız sonucunda biber bitkisine uygulanan kök bakterilerinin biyogübre olarak kullanımının bitkide gelişimi ve verim artışına etkili olabileceği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Kök Bakterileri, Biber (Capsicum annuum L.), Bitki Gelişimi, Verim

Meyve verimiRizobakterilerYeşil biber
Ahmet Kırbıyık
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İç mekan süs bitkileri sektörüne COVID 19'un etkisi: Tüketici, aracı ve üretici yönünden incelenmesi

İç mekan süs bitkileri bir mekana sağladığı estetik, işlevsel ve ekolojik faydalarının yanı sıra mekanı kullananların fiziksel ve ruhsal sağlıkları üzerinde de olumlu katkılar sunmaktadır. Bu durum, özellikle 2019 yılının Aralık ayında, Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs enfeksiyonuyla ortaya çıkan pandemi sürecinde uygulanan sosyal izolasyon sürecinde daha çok hissedilmiştir. İnsanların bireysel ve toplumsal yaşamında bazı değişikliklere yol açarak sağlığın beraberinde sosyal, psikolojik açılardan da etkilendiği bu süreçte doğa ve bitkilerle uğraş içerisinde olmak izolasyonla yaşanan zorluklarla baş etme yollarından biri olarak da görülmüştür. Tüm bunlara karşın pandemi sürecinde iç mekân süs bitkileri üretimi ve tüketimiyle ile ilgili yapılan çalışmalar kısıtlıdır. Bu eksiklikten yola çıkılarak çalışmada Covid-19 pandemi süreci ve sonrasında gerek tüketici perspektifinden, gerekse üretici ve aracı perspektifinden iç mekan süs bitkilerine olan talebi, talepteki değişkenlikleri ve nedenlerini belirlemek ve sektöre yön verebilecek katkılar sunabilmek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda tüketici profili ülke genelinde ele alınırken üretici ve aracı profili açısından süs bitkileri üretiminde önemli bir yeri olan Yalova ili örneklem alanı olarak seçilmiştir. Tüketicilerle olan anket çalışması online gerçekleştirilmiş, Yalova'daki üretici ve aracılarla yüz yüze görüşme ile anket çalışması yürütülmüştür. Görüşmelerden elde edilen sonuçlara göre hem üretici hem de aracıların çoğunluğu pandemi sürecinde satışlarının azaldığını belirtmektedir. Tüketiciler açısından ortaya çıkan sonuçlara göre ise pandemi sürecinde iç mekan süs bitkilerine ilgilerinin değişmediğini belirtenler çoğunluğu oluştururken bunu ilginin arttığını belirtenler takip etmektedir. İlgilerinde azalış olduğunu söyleyenlerin oranı ise oldukça düşüktür. Sonuçlar üretici, aracı ve tüketici açısından ele alındığında uyumlu olduğu ortaya çıkmaktadır.

Süs bitkileri
Sultan Bayrak
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mersin- Erdemli ekolojik koşullarında farklı dikenli incir genotiplerinin performanslarının belirlenmesi

Cactaceae ailesi, Pereskioideae, Opuntioideae ve Cactoidea adı verilen üç alt aileyi bünyesin de içermektedir. Ayrıca yaklaşık 1.600 türden oluşan bir gruba da kapsamaktadır. Amerika kıtası dikenli incirin anavatanı olarak kabul edilmektedir ve orijini ise Meksika'dır. Dikenli incir (Opuntia ficus indica L.), Adana, Antalya, Mersin, Osmaniye, Hatay ve Güney Ege kıyıları gibi bölgelerde doğal olarak yetişmektedir. Dikenli incir meyveleri, dikenli, tatlı ve çekirdekleri çoktur, ayrıca çok yıllık bir kaktüs bitkisi olarak bilinmektedir. Aroması kendine özgüdür. Dikenli incirde meyve et rengi kırmızıdan turuncuya, yeşilden sarıya kadar değişebilir. Vejetatif kısım, kladotlardan oluşmaktadır. Bu araştırmada Mersin- Erdemli ekolojik koşullarında farklı dikenli incir genotiplerinin performanslarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla 2003 yılında genotiplerden meyve örnekleri alınmış ve pomolojik analizleri yapılmıştır. Genotiplere ait meyve sularında bazı biyokimyasal özellikler de belirlenmiştir. Sonuçta, dikenli incir genotiplerine ait meyve özelliklerinin geniş bir dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Bu genotipleri içinde özellikle 01Dİ07 genotipinin meyve pomolojik özellikleri yönünden üstün özelliklere sahip olduğu tespit edilmiştir.

Ender Emrah Işık
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Biber (Capsicum annuum L.) anter kültüründe farklı kolhisin uygulamalarının embriyolarda spontan kromozom katlanmasına etkileri

Hibrit çeşitlerin geliştirilmesinde önemli rol oynayan saf hatların elde edilmesi için en çok tercih edilen yöntem anter kültürüdür. Kültür sonunda elde edilen bitkilerde kültür sırasındaki uygulamalar ve ortam içeriklerinden kaynaklı spontan kromozom katlanması görülebilmektedir. Spontan kromozom katlanması görülmeyen haploid bitkilerin diploid yapıya geçebilmesi için farklı antimitotik maddeler kullanılmaktadır. Bu antimitotik maddeler içinde en çok faydalanılan kolhisindir. Kolhisin maliyeti yüksek bir bileşiktir ve in vivo uygulamalarda yüksek dozlarda kullanımına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada, Capsicum annuum anter kültüründe kolhisin kullanımı ile haploid embriyo oluşumunun teşvik edilmesi ve oluşan embriyolarda spontan kromozom katlanmasına etkileri incelenmiştir. Yarı katı ve çift fazlı besin ortamlarında %0.0, %0.3, %0.4 ve %0.6 kolhisin 14 gün ve 21 gün süreyle anterlere uygulanmıştır. Kolhisinsiz ortamdan gelişen embriyolar kromozom katlanması için 2 saat süreyle %0.5 dozunda kolhisin çözeltisine daldırılmıştır. Uygulamalardan elde edilen embriyo gelişen bitki ve SDH bitki oranları hesaplanmıştır. Bitkilerde ploidi seviyesinin belirlenmesi amacıyla çiçeklerde polen, meyvelerde tohum, yapraklarda stoma sayısı, stoma eni ve boyu incelenmiştir. En yüksek embriyo oluşum oranı %21.03 ile yarı katı ortamda 14 gün süreyle %0.6 kolhisin dozundan elde edilmiştir. Besin ortamına ilave edilen %0.3, %0.4 ve %0.6 kolhisin dozlarından elde edilen embriyoların bitkiye gelişim oranları; yarı katı ortamda sırasıyla %52.75, %50.33 ve %47.56 ve çift fazlı ortamda ise sırasıyla %27.21, %47.32 ve %36.11 oranlarında belirlenmiştir. Kontrol grubundan elde edilen bitkilerin stoma sayısı 12-15 adet arasında, donör bitkide 10-12 adet arasında ve kolhisin içeren ortamlardan gelişen SDH'lerde 10-15 adet, haploidlerde ise 17-26 adet arasında değerlendirilmiştir. Besin ortamına kolhisin ilavesinin embriyo oranına, bitki rejenerasyonuna ve spontan double haploid (SDH) bitki sayısına önemli etkide bulunduğu görülmüştür. Yarı katı ortam çift fazlı ortama kıyasla daha başarılı olarak değerlendirilmiştir.

Bahçe bitkileri
Beyza Nur Yıldız
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Orta Sakarya Havzasında yetiştirilen bazı nar çeşit ve yerel genotiplerinin fiziko-kimyasal ve biyoaktif bileşenlerinin belirlenmesi

Punicaceae familyasında yer alan ve çok yıllık bir bitki olan nar (Punica granatum L.), sıcak ve ılıman iklimlerde yetiştiği gibi yarı kurak iklimlerde de yetişebilen dayanıklı bir meyve ağacıdır. En iyi şekilde yetiştirilebilmesi için yeterli güneş ışığına ve iyi drene edilmiş toprağa ihtiyaç duyar. Narın anavatanın Kafkaslar, Anadolu, Afganistan, Güney Asya, İran ve Hindistan gibi bölgeleri kapsadığı bilinmektedir. Ülkemiz zengin nar genetik kaynaklarına sahiptir. Tarım Bakanlığı bünyesinde yer alan arazi gen bankalarında 300'ün üzerinde nar çeşit ve genotipi koruma altındadır. Ülkemiz dünya nar üretiminde Hindistan, İran ve Çin'den sonra 4. sırada yer almaktadır. Ülkemizde başlıca Akdeniz Bölgesi olmak üzere, Ege, Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yetiştirilmektedir. Bu araştırmanın amacı Orta Sakarya havzasında yetiştirilen bazı nar çeşit ve yerel genotiplerinin fiziko-kimyasal ve biyoaktif bileşenlerinin belirlenmesidir. Bu amaçla 2023 yılında Eskişehir ili Sarıcakaya ilçesinden 3 yerel nar genotipinin yanında Hicaznar, Özbek narı, 20N02 ve 33N52 nar genotiplerinden meyve örnekleri alınarak meyve pomolojik ve biyokimyasal özellikleri belirlenmiştir. Araştırma sonucunda 7 nar genotipine ait pomolojik ve fizikokimyasal özelliklerin geniş bir dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Orta Sakarya Havzası ekolojik koşulları içinde incelenen genotipler arasında Hicaznar ve 33N52 genotipleri başarılı bulunmuştur.

Burak Çınar
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Eskişehir ili Mihalgazi ilçesinde bulunan bazı yabani nar genotiplerinin pomolojik ve biyokimyasal içeriğinin belirlenmesi

Ülkemiz, narın anavatan sınırları içinde yer almaktadır. Nar, ülkemizin sahil bölgelerinden Anadolu'nun iç bölgelerinde yer alan mikroklima alanlara kadar pek çok bölgede dağılım göstermektedir. Narın anavatanlarından biri olduğu için Anadolu'da pek çok nar çeşidi ve tipi bulunmaktadır. Ülkemiz tabiatında pek çok yabani nar genotipi de yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı mikroklima iklimine sahip olan Eskişehir – Mihalgazi ilçesinden selekte edilen 10 yabani nar genotipinin pomolojik özellikler, biyokimyasal özellikler ve antosiyanin bileşenlerinin belirlenmesidir. Araştırma sonucunda yabani nar genotiplerinin küçük meyveli ve meyve SÇKM ve asit içeriğinin oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yabani nar genotiplerinin, biyokimyasal özellikler ve antosiyanin bileşikleri açısından geniş bir varyasyon gösterdiği saptanmıştır. Bu yabani genotiplerin pomolojik ve biyokimyasal yapısının ortaya konulması gelecekte yapılacak nar ıslahı çalışmalarını destekleyecektir.

Merve Keçeli
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hakkari yöresi üstün nitelikli ahlat (pyrus elaeagrifolia l.) genotiplerinin bazı özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma 2016-2017 yılları arasında Hakkari yöresinin Dağsu, Karaman, Gürbüz, Yıldız, Taşaltı köylerinde doğal olarak yetişen ahlat popülasyonu üzerinde yürütülmüştür. Bu projeyle; bol ve düzenli verime sahip, iyi bir vegetatif gelişme gösteren, yeterli oranda çiçeklenme potansiyelinde olan, yüksek miktarda meyve tutumu gerçekleştirebilen, çiçeklenme süresinin kısa olduğu, yörenin ekoloji koşullarına uyum potansiyeli yüksek olan, iri meyveli, yüksek et oranına sahip, aromalı, az çekirdekli ve hastalıklara karşı dayanıklı olan ahlat (Pyrus elaeagnifolia L.) gen kaynaklarının bazı özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Beş köyde yoğun olarak bulunan Ahlat popülasyonu içerisinde gerek yöre insanının tavsiyesi ve gerekse de pomolojik ve morfolojik olarak üstün özellikli olarak gözlenen genotiplerden 100 meyve örneği alınıp pomolojik ve kimyasal analizler yapılmıştır. Analiz sonuçlarında SÇKM ortalama %13.94, pH ortalama % 4.37, titre edilebilir asit miktarı (TA) ortalama % 3.1 bulunmuştur. Meyve ağırlığı en yüksek Gürbüz köyündeki genotipte 55 gr olarak bulunmuştur. Meyve boyu Taşaltı Köyündeki genotipte 44.3mm. olarak bulunmuştur. Ülkemizin çeşitli yörelerinde kapsamlı veya nokta seleksiyonları şeklinde yürütülmüş olan çalışmalarda araştırıcıların üstün özellikli genotipleri seçerken ve / veya karakterize ederken dikkate aldıkları meyve kalite kriterlerini Temel Bileşen analizi (Principle Component analysis) yoluyla irdeleyerek, veri indirgemesi yapmak, seleksiyon çalışmalarında kullanılan seçim kriterlerine standart önermek ve araştırıcıların iş yoğunluğunu azaltmak amacı ile yürütülmüş olan bu çalışmada; genotiplerin meyve eni, meyve boyu, meyve ağırlığı, çekirdek eni, çekirdek ağırlığı, çekirdek sayısı, SÇKM, pH ve asitlik gibi özelliklerine ait ortalama değerler kullanılmıştır. Gerçekleştirilen Temel Bileşen analizlerinde genellikle 2 veya 3 temel bileşen ortaya çıkmış, 1. temel bileşen toplam varyasyonun en büyük kısmını oluşturmuştur. Bu varyasyonda da meyve ağırlığı, meyve eni, meyve boyu ve çekirdek sayısı gibi özelliklerinin ayırt edici kriterler olarak ön plana çıktığı gözlenmiştir.

Lorin Dila Keçeci
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı sebzelerde atık sularla sulamanın kalite üzerine etkisi

Dünya nüfusunun hızla artması ve iklim değişiklikleri mevcut su kaynaklarına olan ihtiyacın artmasına sebep olmaktadır. Artan nüfus ve gelişen sanayi ile birlikte su ihtiyacı ve su kullanımı da nüfusun artışına paralel olarak artış göstermektedir. Kentsel atık sularının uygun stratejilerle yeniden kullanılması çevre sağlığı ve su kirliliğinin önlenmesine de katkı sağlamaktadır. Sınırlı su kaynakları ve artan su talepleri karşısında atık suların geri kazanılması ve yeniden kullanılması konusu, sadece yoğun kentsel alanlarda değil, aynı zamanda kırsal alanlarda da önem kazanarak yaygınlaşmaktadır. Bu bağlamda çalışmada, ekonomik anlamda önemli tarımsal ürünlerden olan kırmızı kapya biber ve patlıcan çeşitlerinin yetiştirilmesinde arıtılmış atık suların kullanımının fizyolojik ve morfolojik özellikler, verim, kalite özellikleri üzerine etkilerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Ayrıca hasat edilen ürünlerde gıda güvenliği açısından bazı ağır metal analizlerinin (Kadmiyum (Cd), Bakır (Cu), Kurşun (Pb), Çinko (Zn)) yapılarak insan sağlığına uygunluğunun da belirlenmesi amaçlanmıştır. Analiz sonuçları incelendiğinde; önemli bir parametre olan verim değerinde, arıtılmış atık su ile sulanan tür ve çeşitlerde şebeke suyu uygulamalarına göre %98,32'e varan bir artış olduğu, ham (arıtılmamış) atık su uygulaması ile şebeke suyu karşılaştırıldığında ise en yüksek %174,16 oranında verim artışı olduğu tespit edilmiştir. Verim parametrelerinde olduğu gibi diğer morfolojik ve kalite parametreleri açısından da ham atık su uygulamalarından daha iyi sonuçlar elde edilmiştir. Ağır metal içerikleri incelendiğinde; sadece ham atık su uygulaması ile üretilen Urfa İsot çeşidinde Pb değerinin sınır değerde olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler doğrultusunda biber ve patlıcan gibi meyveleri yenen sebzelerde atık sular ile sulamanın ağır metal içeriği yönünden herhangi bir sakınca oluşturmadığı saptanmıştır. Sonuç olarak, sulama suyu olarak kullanılan arıtılmış atık su ve atık su uygulamalarının kapya biber ve patlıcan çeşitlerinde kullanılabilir olduğu ortaya konulmaktadır. Ancak evsel ve kentsel atık suların, kalitesi ve içeriğinin atıksuyun toplandığı havzaya ve mevsimlere göre farklılık gösterdiği unutulmamalıdır. Atık suların sulama suyu olarak kullanılmadan önce sulama yapılacak bitkiler için yönetmelikte verilen ilgili parametreler analiz edilmeli ve sulama uygulamalarının kontrollü ve denetlemeli yapılması gerekmektedir.

Atık suAğır metallerKalite+3
Ozan Zambi
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Organik fide üretiminde farklı ortamların patlıcan, domates ve biber yetiştiriciliğinde bazı parametreler üzerine etkileri

Bu çalışma 2020-2021 yıllarında B.U.Ü Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri bölümünde, çiftlik gübresi (ÇG), zenginleştirilmiş ortam (ZO), organik torf (T), zeolitin (Z) organik fide yetiştirme ortamı olarak kullanımı ve sonrasında fidelerin yetiştiricilikteki performanslarını saptamak amacı ile yürütülmüştür. Organik- konvansiyonel olarak yetiştirilen patlıcan, domates, biber fideleri, çiftlik gübresi, zenginleştirilmiş ortam, organik torf ve zeolitin değişik oranlarda (ÇG+T (1:1), ÇG+Z (3:1), T+Z (3:1), ZO+T (1:3), ZO+Z (3:1), ÇG+T+Z (1:2:1), ZO+T+Z (1:2:1)) karışımlarından elde edilen ortamlarda yetiştirilmiştir. Ortamların fide ve bitki gelişimine, verim değerlerine, meyve kalitesine etkileri incelenmiştir. Fide üretimi sonucunda, 1. ve 2. yılda, ZO+T ortamı konvansiyonelden daha iyi sonuç vermiştir. Patlıcanda ZO+T ortamı daha iyi sonuç verirken, domateste 1. yılda, ÇG+T+Z ortamı, 2. yılda ise ZO+T+Z ortamı olmuştur. Biberde 1. yılda ÇG+T+Z ortamı, 2. yılda ise ZO+T ortamı konvansiyonele göre daha iyi sonuç vermiştir. Bitki üretimi sonucunda, patlıcan bitkisinde en yüksek bitki boyu ve çapı 1. yılda, ZO+T ortamında 2. yılda ise, T+Z ortamında belirlenmiştir. Gövde çapında ise ÇG+T ortamının olumlu etkisi dikkati çekmiştir. Domates bitkisinde en yüksek bitki boy ve çapı 1. yılda, ÇG+Z ortamında 2. yılda ise, ZO+Z ortamında görülmüştür. Biber bitkisinde 1. ve 2. yılda, en yüksek bitki boy ve çapı, gövde çapı konvansiyonel ortamında tespit edilmiştir. Patlıcanda en yüksek verim 1. yılda, ÇG+T+Z ortamında belirlenmiş iken, 2. yılda ise, T+Z ortamında tespit edilmiştir. Domateste 1. ve 2. yılda en yüksek verim ÇG+T ortamında tespit edilmiştir. Biberde ise en yüksek verim 1. yılda ZO+T+Z ortamında 2. yılda, ZO+T ortamında görülmüştür. Ortamların meyvelerde ölçülen tüm kalite parametreleri üzerine etkisi türe, yıllara, parsellerin durumuna göre değişmekle birlikte genelde önemli bulunmuştur. Çalışma sonucunda; fide, bitki, meyve, kalite parametrelerinde ortamların etkisine bakıldığında, genelde ZO+T ortamı, konvansiyonel ortamdan daha iyi sonuç vermiştir. Özellikle patlıcan ve biberde ZO+T ortamı, domateste ise ZO+Z ortamı konvansiyonel ortamdan daha iyi sonuç vermiştir.

BiberDomatesFideler+4
Gizem Fadıllıoğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Domates pas akarı zararına karşı üridin ve akarisit uygulamalarının etkisi

Domates (Solanum lycopersicum L.) bitkisi anavatanı Güney Amerika'nın batı kıyıları olan Solanaceae familyası türlerinden biridir. Sebze üretimi ve tüketimi içerisinde hem ülkemizde hem de dünya genelinde en çok üretilen ve tüketilen bitkiler arasında yer almaktadır. Domatesin pas akarına karşı toleransını arttıracak (zararın azalması ve hızlıca iyileşmesi ile bitki gelişimini teşvik etme gibi) alternatif çözümlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmayla birlikte, kontrollü koşullarda domates pas akarı bulaştırılan domates fidelerinde sadece üridin veya sadece akarisitlerin (abamectin, acequinocyl, pyridaben, spiromesifen) yarı dozlarının uygulaması ila bunların kombinasyonlarının akar zararına olan etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Literatür taraması yapıldığında bu konuyla ilgili herhangi bir araştırmanın mevcut olmadığı gözlemlenmiştir. Denemede akarisit uygulanan kombinasyonlarda abamectin 0,25 mg/L, acequinocyl 62,5 mg/L, pyridaben 15 mg/L ve spiromesifen 25 mg/L konsantrasyonları kullanılmıştır. Bitkilerde büyüme oranı, klorofil miktarı, yaprak oransal su kapsamı ve turgor kaybı gibi fizyolojik parametreler ölçülmüştür. Bununla birlikte MDA, glutatyon ve askorbik asit miktarı ile antioksidatif savunma sistemine ait bazı enzimlerin CAT, APOX ve SOD aktivitesindeki değişimler de incelenmiştir. Çalışmada yapılan analizler sonucunda genel olarak tüm parametreler p<0,05 düzeyinde önemli bulunmuştur. Kontrol bitkilerine göre sadece üridin kullanılan bitkilerde tüm parametrelerde önemli düzeyde iyileşmeler tespit edilmiştir. Ayrıca, sadece akarisit kullanılan bitkilere kıyasla üridin kullanılan bitkilerin fizyolojik ve biyokimysal parametrelerinde önemli düzeyde iyileşmeler belirlenmiştir. Hem akarisit dozunun azaltılmasında hem de zararın düşürülmesinde üridinin etkisi olduğu tespit edilmiştir.

AkarisitKimyasal mücadelePas akarı+2
Özge Atay
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ispanakta mildiyö hastalığına dayanıklılık sağlayan genlerin kalıtımı

Ülkemizde ıspanak taze, temizlenip paketlenmiş, dondurulmuş veya gıda sanayiinde işlenerek tüketilmektedir. Ispanak bitkisinin kısa sürede hasat olgunluğuna ulaşması, uygulanan kültürel işlemlerinin az olması tüm yıl boyunca yetiştirilebilmesi gibi birçok avantajı bulunmaktadır. Ispanak yetiştiriciliğinde en tahripkâr ve ekonomik hastalık ıspanak mildiyösü (Peronospora farinosa f. sp. spinaciae) hastalığıdır. Ispanak mildiyösü ıspanak yapraklarında simptomlar oluşturarak yaprak kalitesini düşürmekte ve önemli verim kayıplarına neden olmaktadır. Ispanak bitkisinde tüketilen kısım yapraklar olduğu için ıspanak mildiyösü hastalığı ile mücadele oldukça önemlidir. Ispanak mildiyösü ile mücadele kültürel önlemler ve kimyasal mücadele ile yapılmaktadır. Ancak bu hastalık ile mücadelede dayanıklı çeşit kullanmak çevreci ve ekonomik bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Bu Yüksek Lisans Tez çalışması, Peronospora farinosa f. sp. spinaciae'nın 17 ırkına dayanıklı IG-101 çeşidinde yer alan dayanıklılığın kaç genle ve nasıl kontrol edildiği belirlemek amacıyla yapılmıştır. Birinci yıl mildiyö hastalığının tüm ırklarına duyarlı olan Viroflay çeşidi Peronospora farinosa f. sp. spinaciae'nın 17 ırkına dayanıklı IG-101 çeşidi ile melezlenmiş ve aynı zamanda IG-101 çeşidi kendilenmiştir. İkinci yıl hem melezlenmiş hem de kendileme yapılmış ıspanak bitkilerinin tohumdan yetiştirilen bitkilere ıspanak mildiyö hastalığı etmeni ile inokulasyon yapılmıştır. İnokulasyon sonucu melezleme ve kendileme ile elde edilen bitkilerindeki hastalık simptomları değerlendirildiğinde ıspanak mildiyösünün 17 ırkına dayanıklı olan IG-101 çeşidindeki genin tek bir gen olduğu ve baskın karakterde olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada elde edilen sonuçların dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesine katkı sağlayacağı, bu doğrultuda ekonomik kayıpların azaltılıp daha çevreci bir üretime yardımcı olacağı düşünülmektedir.

DayanıklılıkIspanakMildiyö+1
Beyza Kıral
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de kayıtlı anaçlık patlıcan tiplerinde morfolojik karakterizasyon ve anaç-kalem performanslarının karşılaştırılması

Son yıllarda tarım arazilerinin yoğun kullanımı sebebiyle toprak kaynaklı hastalık ve zararlılarla daha fazla karşılaşılmaktadır. Buna bağlı olarak aşılı fide kullanımı giderek artmaktadır. Aşılı patlıcan yetiştiriciliğinde farklı botanik sınıftaki anaçlar kullanılabilmektedir. Ancak patlıcan anaçlarının tanınmaması, UPOV'da test rehberi bulunmayan nadir türlerden biri olması ve hergeçen gün piyasaya giren anaç sayısının artması sebebiyle anaç/kalem kombinasyonları seçiminde zorluklar yaşanmakta ve kombinasyonlardaki uyumsuzluk sebebiyle bitki ve meyve morfolojisinde olumsuzluklar meydana gelmekte, kalite ve verim kayıpları ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca anaçların kalem çeşitlere etkisi ile ilgili olarak farklı görüşler bulunmaktadır. Çalışmada farklı botanik sınıftaki anaçların kalem çeşitte meydana getirdiği değişikliklerin belirlenmesi, aşılı patlıcan yetiştiriciliğinde kullanılan patlıcan anaçlarının tanınması, aralarındaki farklılıkları belirlemede kullanılabilecek minimum kriterlerin belirlenmesi ve gözlem zamanının etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda ilk olarak 11 adet patlıcan anacının özellikleri belirlenerek anaçlar arasındaki farklar ve çeşit ayrımında kullanılabilecek minimum özellikler belirlenmiştir. Ayrıca çalışmanın ikinci kısmında 3 farklı anaç üzerine 4 farklı kalem çeşit aşılanmış olup anaç/kalem kombinasyonlarının uyumluluğu ile anacın kalem üzerindeki morfolojik etkileri belirlenmiştir. Çalışma sonucunda; birçok ülke tarafından iklim özellikleri nedeniyle belirlenemeyen S. torvum türünün meyve özellikleri de diğer tür anaçlarla karşılaştırılarak belirlenmiştir. Ayrıca aşılamanın meyvenin her özelliğini önemli oranda etkilemediği, her çeşidin her bir özelliğinde anaçların aşıya farklı tepki verdiği ancak genel olarak anaç/çeşit kombinasyonuna bağlı olarak aşının meyve morfolojisine özellikle uzun vejetasyon periyodunda olumlu etki yaptığı tespit edilmiştir.

AntosiyaninlerAşılama-bitkiBitki ıslahı+3
Ayhan Gökseven
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı domates çeşitlerinde bitki zararlılarına karşı savunma yapıları olan trikomların araştırılması

Ülkemizde domates yetiştiriciliği beslenme ve ekonomik getiri açısından büyük öneme sahiptir. Domates yetiştiriciliğinin en önemli sorunlarından bir tanesi zararlı böcek ve akarlardan kaynaklı ürün kayıplarıdır. Bugüne kadar domates kök hastalık ve nematotlarına karşı dayanıklı bazı domates çeşitleri ruhsatlanmasına rağmen; akar ve böcek zararlılarına karşı tescilli dayanıklı bir çeşit bulunmamaktadır. Domateslerde, böcek ve akar zararına hatta doğal düşmanın aktivitesine olumsuz etki eden en önemli faktörlerden biri de domates yaprak, sap ve dalllarında bulunan keseli ve kesesiz trikomlardır. Özellikle keseli trikomların içeriğinde bulunan methyl-ketonegrubundan "2-tridecanone (2-TD), sesquiterpene'lerden zingiberene'in vepoliester'lerden acylsugar'ın bitki savunma mekanizmasında rolü yüksektir. Bu nedenle, bu tez çalışmasında 29 domates çeşidinin trikom yapıları incelenmiştir. İnceleme yapılan çeşitlerdeki trikomların tipleri ve yoğunluklarının belirlenmesiyle hem potansiyel dayanıklı çeşitlerin hem de ileride zararlılara dayanıklı domates çeşitlerinin melezleme çalışmalarına temel oluşturulacak bilgilerin sağlanması amaçlanmıştır. Ayrıca, bazı doğal düşmanların (phytoseiid akarlar) etkinliğini sınırlaması nedeniyle; trikom yoğunlukları ayrı bir önem arz etmektedir. Bu tez çalışması sonuçlarına göre; inceleme yapılan çeşitlerde TİP III ve TİP V kesesiz; TİP IV ve TİP VI keseli trikomların yoğunlukları belirlenmiştir. Yaprak, sap ve dallar ayrı ayrı değerlendirildiğinde; trikom tiplerinin ve yoğunluklarının çeşitlere göre önemli düzeyde farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Kümeleme analizine göre trikom yoğunlukları düşük, orta ve yüksek olarak gruplandırılmıştır. Bu çalışmayla, ele alınan her çeşitin trikom yoğunlukları gösterilmiştir. Elde edilen bulgular, hem çeşit dayanıklılığı hem de biyolojik mücadele için temel veri sağlayacaktır.

DomatesGıda zararlılarıSavunma mekanizmaları+2
Simge Ertaş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı muhafaza şekillerinin tanelenmiş nar meyvelerinin (Punica granatum L.) fiziksel ve kimyasal özellikleri üzerine etkisi

Çalışmada, nar meyvesinin pratik kulanımı amaçlı muhafazası için Hicaznar çeşidinde -18 0C ve +4 0C sıcaklıkta, vakumlu ve vakumsuz paketlerde 5 ay boyunca muhafaza edilen nar tanelerinin meyve kalitesindeki değişimleri incelenmiştir. Bu amaçla başlangıçta ve birer aylık aralıklar ile ağırlık kaybı, suda çözünebilir kuru madde (%), titre edilebilir asitlik (g/100mL), tat ve toplam fenol (mg GAE/100g), FRAB ve ABTS yöntemlerine göre toplam antioksidant (mg TE/mL), toplam antosiyanin (mg/mL) analizleri yapılmıştır. Aynı zamanda sıcaklık ve paketleme uygulamalarının nar tanelerinde mikroorganizma popülasyonu üzerine etkileri belirlenmiştir. Meyveler kapalı paketlerde muhafaza edildiği için ağırlık kaybı görülmemiştir. Muhafaza sonunda suda çözünen kuru madde miktarlarında azalış, pH değerleri ve titre edilebilir asit miktarında kısmi bir artış izlenmiştir. Depolama süresince -18 °C ortamda vakumlu pakette muhafaza edilen nar tanelerinin tat kalitesinin daha iyi olduğu, toplam fenol, antioksidant ve antosiyanin içeriğinin daha iyi korunduğu saptanmıştır. Aynı zamanda mikroorganizma sayımlarına bakıldığında en uygun sıcaklık ve paketleme yönteminin vakumlu -18 0C olduğu tespit edilmiştir. Tüm değerlendirilen özellikler yönünden nar meyvesi tanelenmiş olarak muhafaza yapıldığı zaman en uygun sıcaklık ve paketleme yönteminin vakumlu -18 0C olduğu belirlenmiştir.

AmbalajlamaDepolamaKoruma+2
Hakan Eşiyok
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sarımsakta düşük sıcaklıkta farklı ifade olan protein profillerinin belirlenmesi

Sarımsağın insan sağlığı açısından önemi giderek artmasından dolayı üretimi ve tüketimi son yıllarda önemli seviyede artmıştır. Vegetatif yollarla üretimi yapılan bu bitki türü için diş dormansisi büyük önem taşımaktadır. Bu yüksek lisans tez çalışmasının amacı, sarımsak dişlerinde düşük sıcaklık ve oda sıcaklığı koşullarında farklı depolama sürelerinde farklı ifade olan protein profillerinin SDS-PAGE analizi yöntemiyle belirlenmesidir. Tez çalışmasında Kastamonu ve PI515971 sarımsak genotipleri 4ºC ve 21ºC depolama sıcaklığında 0 (kontrol grubu), 4, 8 ve 12 hafta süre ile depolanmıştır. SDS-PAGE analizi sonuçlarına göre PI515971 genotipinde 4ºC'de yaklaşık 13, 17, 19, 20, 22, 28, 30, 33, 38 ve 44 kDa ağırlığında ve 21ºC'de ise yaklaşık 13, 22, 28, 30, 33, 38 kDa ağırlığında olan proteinlerin farklı ifade olduğu belirlenmiştir. Kastamonu genotipinde 4ºC düşük sıcaklıkta yaklaşık 13, 22, 30, 38, 45 ve 64 kDa ağırlığında proteinlerin depolama sıcaklığına ve depolama sürelerine göre ifade düzeylerinde farklılıklar belirlenmiştir. Elde edilen bu sonuçlara göre sarımsakta dormansinin kırılmasında önemli rolü olan düşük sıcaklığın protein profillerini etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca denemede toplam çözünebilir protein (TÇP) içeriğindeki değişimler de belirlenmiştir. TÇP içeriği 4ºC'de depolamada her iki genotipte de istatiksel olarak önemli düzeyde artarken 21ºC'de depolamada PI515971'de artmış, Kastamonu genotipinde ise değişmemiştir. Sonuç olarak düşük sıcaklık ve oda sıcaklığı koşullarında, farklı depolama sürelerinde farklı ifade olan proteinler belirlenmiştir. Bu proteinlerin daha sonra yapılacak çalışmalarla karakterize edilmesi, sarımsakta dormansi ve vernalizasyon mekanizmasının aydınlatılmasına katkıda bulunabilir.

Aybüke İl
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Karpuz yetiştiriciliğinde VA mikorizanın bitki gelişmesi, verim ve kalite üzerine etkisi

Araştırmada, Madera ve Crimson Trio karpuz çeşitlerinde farklı gübre dozları ve mikoriza aşılamasının tarla koşullarında karpuzun gelişmesi ve meyve özellikleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Bu amaç için denemenin kurulduğu yerden toprak örnekleri alınarak toprakların doğal mikoriza potansiyeli ve çeşitli toprak özellikleri belirlenmiştir. Mikoriza fosfor etkileşimini incelemek amacıyla parsellere Go = 0 kg/da P205 ve N, Gı =5 kg/da P205 ve 2 kg/da N ve G2 = 10 kg/da P2O5 ve 4 kg/da N olmak üzere 3 farklı gübre dozu, toprak hazırlığı sırasında uygulanmıştır. Parsellerin yarısına mikoriza uygulanarak kurulan denemede, mikoriza uygulamasının karpuz bitkisinin gelişimine etkisini gözlemek için biri fide döneminde olmak üzere 4 farklı zamanda bitkisel ölçümler ve bu dönemlerde alınan köklerde mikoriza infeksiyonuna bakılmıştır. Denemenin sonunda parsellerden toplanan meyvelerle toplam verimler alınmış, ayrıca meyvelerin kalite özelliklerini belirleyebilmek amacıyla analizler yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre; gübre uygulaması, incelenen çoğu bitkisel özellikler, verimlilik ve meyve özelliklerine olumlu etkide bulunmuş; buna karşılık mikoriza uygulaması verim, meyve ağırlığı ve bitki kuru madde özelliklerini bir miktar artırmakla beraber istatistiksel anlamda etkili olmamıştır.Anahtar Kelimeler: Mikoriza (G. mosseae), Fosfor, Karpuz, Verim, Bitki Büyümesi, Besin Elementi Alımı.

Bitki gelişimiKaliteKarpuz+2
Özlem Bamyacıoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

VA mikorizanın şeker mısırında bitki gelişmesi, verim ve koçan özellikleri üzerine etkisi

1998 yılında Gazipaşa'da yapılan denemede gübre ve mikorizanın şeker mısırında bitki gelişmesi, verim ve koçanın kalite özellikleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Denemenin kurulduğu yerden toprak örnekleri alınarak toprakların doğal mikoriza sayısı ve çeşitli toprak özellikleri belirlenmiştir. Çalışmada, Merit ve Golden Beauty hibrid şeker mısırı çeşitleri kullanılmıştır. Mikoriz x gübre etkileşimini incelemek amacıyla parsellere GO = 0 kg/da P2O3 ve N, Gl =5 kg/da P2O5 ve 2 kg/da N ve G2 = 10 kg/da P2O5 ve 4 kg/da N olmak üzere 3 farklı gübre dozu toprak hazırlığı sırasında uygulanmıştır. Parsellerin yarısına mikoriza uygulanıp, yansının da kontrol olarak bırakıldığı deneme 3 tekerrürlü olarak kurulmuş ve yürütülmüştür. Deneme boyunca 3 farklı zamanda biomass ölçümü yapılmış; ayrıca köklerde mikoriza infeksiyonuna bakılmıştır. Denemenin sonunda toplam verim alınmış, ayrıca koçan Özellikleri incelenmiştir. Hasat sonunda, parsellerden alınan toprak örneklerinde mikoriza spor sayılan saptanmıştır. Araştırma bulgulan; gübre uygulamasının çıkış tarihini, kök gelişimini, verimi ve erkenciliği artırdığı; mikorizanın ise önemli bir etki yapmadığını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Mikoriza (G. mosseae), Fosfor, Şeker Mısın, Verim, Besin Elementi Alımı.

Bitki gelişimiFosforVerim+2
Burçin Çetiner
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00