İnönü University
Anabilim Dalı

İktisat Anabilim Dalı

İnönü University

5.310

Arşivlenen Tez

9

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
DoktoraAçık ErişimTR

Avrupa iktisadi düşüncesinde ahlak kavrayışlarının dönüşümü

Ahlak ezeli ve ebedi, maddi dünyadan kopuk, özerk, soyut ve evrensel olarak geçerli içerimlere sahip bir kavram değildir; tarihsel ve toplumsal olarak sürekli dönüşür ve ahlak ilk ortaya çıktığı andan itibaren bu dönüşümün özgül işlevleri vardır. Bu çalışmada, iktisadi düşüncenin ortaya çıktığı zamandan bugüne bilimde çok önemli bir yer kaplayan ahlaki kavrayışların dönüşümünü, Antik Yunan filozoflarından marjinal devrime uzanan süreç açısından ele aldık. Söz konusu dönüşümü, toplumların maddi üretim süreçleriyle ilişkili olarak, tarihsel materyalist yöntemle ve bu dönüşümün özgül iktisadi ve toplumsal işlevlerini keşfetmeye çalışarak inceledik. Ulaştığımız sonuç, iktisatta ahlaki kavrayışların dönüşümünün dinamiklerinin toplumların özgül üretim tarzlarının ihtiyaçlarıyla ilişkili olduğu, belirli bir ahlakın belirli bir üretim tarzına ait bulunduğu, bilimde genel kabul gören ahlaki yargıların toplumdaki hâkim üretim tarzının olumlanmasına katkı sağlama işlevini yerine getirdiğidir. İktisatta ahlaki yargılar, tarihsel olarak, hâkim üretim tarzlarının ve dolayısıyla hâkim sınıfın çıkarlarının savunulmasına, haklılaştırılmasına ve korunmasına hizmet etmektedir.

Pelin Tuştaş
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Shrinkflasyonun tüketici kararları üzerindeki etkisinin davranışsal iktisat çerçevesinde incelenmesi: Tekirdağ ilinde bir uygulama

Ekonomik krizlerin etkisi ile firmalar kârlarını maksimize etmek için ürünlerinde çeşitli uygulamalara başvurmaktadır. Bu uygulamalardan biri ürünlerin boyutunu, gramajını ve/veya miktarını azaltarak fiyatı sabit tutmak veya arttırmaktır. Literatürde Shrinkflasyon olarak adlandırılan bu düzenlemelerden habersiz olan tüketiciler, ürünün fiyatında bir artış fark etmeyerek ürünü satın alma eğiliminde olabilmektedir. Shrinkflasyondan etkilenen ürünler arasında özellikle temel gıda, temizlik, kişisel bakım ve atıştırmalık ürünler göze çarpmaktadır. Çalışmanın amacı; shrinkflasyon olgusunun tüketiciler üzerindeki etkisinin davranışsal iktisat bağlamında incelenmesidir. Çalışmada tüketicilerin enflasyon türlerinden kabul edilen shrinkflasyonu fark edip etmedikleri ve bu durum karşısında satın alma davranışlarının etkilenip etkilenmediği araştırılmıştır. Çalışmanın evrenini Tekirdağ il sınırları içinde yaşayan tüketiciler oluşturmaktadır ve nitel araştırma yöntemlerinden derinlemesine görüşme ile geniş kapsamlı veriler elde edilmiştir. Verilerin analizinde "MAXQDA Analytics Pro 2024" programı ile görüşmeler konularına göre kodlara ayrıştırılarak alt kodların istatistiği, kod ilişkileri tarayıcısı ve hiyerarşik kod-alt kod modeli kullanılarak görselleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre tüketiciler, shrinkflasyon konusu hakkında bir bilgiye sahip olmamakla birlikte, ürünlerin boyutunun veya gramajının küçüldüğünü çoğunlukla fark ettiklerini belirtmişlerdir. Tüketicilerin shrinkflasyon algıladıkları ürünlerde karşılaştırmalı fiyat analizi yapma eğiliminde oldukları tespit edilmiştir. Ancak marka sadakati, aşina olma ve güven gibi duygularla shrinkflasyon uygulansa dahi, sürekli kullandıkları üründen vazgeçme eğilimi içinde olmadıkları bulgusu elde edilmiştir. Öte yandan tüketiciler shrinkflasyonu etik bulmadıkları halde şikâyette bulunmayacaklarını belirtmişlerdir. Bu durum ise tüketici tepkilerinin pasif ve sınırlı olduğunu, shrinkflasyona rağmen çoğunlukla alışverişlerini sürdürme eğiliminde olduklarını göstermektedir. Davranışsal iktisat, bireylerin ekonomik kararlarında her zaman rasyonel olamadıklarını, tam bilgiye dayandırmadan duygusal etkenler, önyargılar ve sınırlı bilgi ile tercihlerinin şekillendiğini varsaymaktadır. Tüketicilerin shrinkflasyonu fark etme durumunda verdikleri kararlar ve tepkiler, davranışsal iktisat literatüründe belirtilen psikolojik ve duygusal faktörlerin ekonomik kararlar üzerindeki etkisi ile örtüşmektedir. Elde edilen bulgular AIDA, Howard-Sheth, Engel- Blackwell- Miniard ve Henry Assael Modeli gibi tüketici satın alma davranış modelleri ile uyumlu sonuçlar göstermektedir. Çalışma, shrinkflasyon kavramına ve uygulamalarına ilişkin dinamikleri farklı açılardan resmetme olanağı tanıyarak, mevcut literatüre katkı sağlamaktadır. Ayrıca çalışma; tüketicilerin shrinkflasyona yönelik tepkilerini ve davranışlarını belirlemek ve anlamak açısından önemli bir perspektif sunmaktadır.

Hilal Taş
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sürdürülebilir kalkınma kapsamında mavi ekonomi yaklaşımı: Türkiye analizi

Sürdürülebilir kalkınma temeline dayanan Mavi Ekonomi kavramı, üretimde deniz temelli sürdürülebilirliği amaçlamaktadır. Mavi ekonomi yaklaşımı; çevreye duyarlı ve ekosisteme zarar vermeksizin deniz temelli ekonomik büyümenin sağlanması amacı ile su ürünleri yetiştiriciliği, deniz turizmi, gemi yapımı, deniz yolu taşımacılığı, deniz enerjisi vb. faaliyetleri kapsamaktadır. Birleşmiş Milletler'in mavi ekonomiyi sürdürülebilir kalkınma hedefleri kapsamına dahil etmesi ile su kaynaklarının önemi daha görünür hale gelmiştir Türkiye üç tarafı denizlerle çevrili konumu nedeni ile bir yarımada ülkesidir. Çalışma Türkiye'de mavi ekonomi kapsamında yer alan faaliyetlerin sürdürülebilir kalkınma ve ekonomik büyüme açısından incelenmesine odaklanmıştır. Çalışmada; Türkiye'de su ürünleri ihracatı ve ithalatının ekonomik büyümeye olan etkileri araştırılmıştır. Veri seti 2000-2020 dönemini kapsamaktadır. Araştırmada değişkenlerin kısa ve uzun vadeli ilişkilerini tespit etmek için ARDL modeli ve sınır testi yaklaşımı kullanılmıştır. Bu modelin kullanılmasındaki amaç kısa ve uzun dönemli parametrelerin birlikte tahmin edilebilmesi ve durağan olmayan serilerden kaynaklanan problemleri ortadan kaldırmasıdır. Çalışmanın ampirik bulguları, Türkiye'de hem kısa hem de uzun vadede ekonomik büyüme, su ürünleri ihracatı ve ithalatı arasında anlamlı bir ilişki olduğunu doğrulamaktadır. Su ürünleri ithalatı ekonomik büyümeyi pozitif olarak etkilerken, su ürünleri ihracatı ekonomik büyümeyi negatif yönde etkilemektedir. Mavi ekonomi odaklı sürdürülebilir kalkınmanın sağlanabilmesi için su ürünleri ihracatındaki planlı artışların devam ettirilmesi, balıkçılıkta aşırı avlanmayı önleyici politikalar ve su ürünleri ithalatının kısılması sonucu sürdürülebilir balıkçılığın geliştirilmesi ile ekonomik büyümenin sağlanabileceği çalışmanın önerisi olarak sunulmaktadır.

Burak Caner Sevimli
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Davranışsal iktisat bağlamında toplumsal cinsiyet algısının incelenmesi: Trakya Üniversitesi örneği

Davranışsal iktisat bireylerin ekonomik kararlarında her zaman rasyonel tutumlar sergilemediğini, önyargılar, çevresel ve duygusal faktörlere bağlı olarak karar verebileceğini varsaymaktadır. Davranışlara etki ederek kararların şekillenmesine neden olan unsurlardan biri de toplumsal cinsiyet kavramıdır. Toplumsal cinsiyet algısı toplumun bireylere atfetmiş olduğu rolleri ve beklentileri ifade etmektedir. Çalışmanın amacı; üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algılarının davranışsal iktisat bağlamında incelenmesidir. Çalışmada; öğrencilerin toplumsal cinsiyet rollerinin davranışlarına etkisine ve toplumsal cinsiyet algılarının ne yönde şekillendiğine odaklanılmıştır. Çalışmanın evreni Trakya Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrencilerdir. Araştırmanın örneklemini ise 5 farklı fakülteden toplam 50 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş, elde edilen veriler Maxqda Pro 24 Nitel veri Analiz Programı ile analiz edilerek görselleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre öğrenciler toplumsal cinsiyet eşitliğini; eşit hak ve fırsatlara sahip olma şeklinde tanımlayarak, toplumda gerekli bir unsur olduğunu belirtmişlerdir. Çalışmada; cinsiyete bağlı rol ve mesleklerde en fazla eşitsizliğin fiziksel farklılıklara dayalı mesleklerde var olduğu, toplumsal rol ve normların geçerliliğini koruduğu bulguları tespit edilmiştir. Ayrıca; toplumsal cinsiyet algısı ve cinsiyete bağlı ekonomik eşitsizlik olduğu görüşü kadın ve erkek öğrenciler açısından farklılaştığı verisi elde edilmiştir. Üniversite öğrencilerinin toplumsal roller ve normlar doğrultusunda verdikleri kararlar davranışsal iktisatta yer alan bilişsel önyargıların ekonomik kararlara olan etkisiyle uyum göstermektedir. Çalışma toplumsal cinsiyet ve davranışsal iktisat ilişkisinin üniversite öğrencilerinde yarattığı izlenimi ve onların ekonomik kararlarında ve tepkilerinde etkili olan toplumsal cinsiyet algılarını anlamak açısından bir bakış açısı sunarak literatüre katkı sağlamaktadır.

Tuba Adıgüzel
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Avusturya İktisat Okulu çerçevesinde girişimci ve piyasa ilişkisi

Bu çalışma, Avusturya İktisat Okulu'nun (AİO) tarihini, temsilcilerini ve temel kavramlarını ele alarak, özellikle Ludwig Mises'in Praksiyoloji kavramı üzerinden okulun benzersizliğine vurgu yapmaktadır. AİO'nun günümüzdeki etkisi, öne çıkan temsilcileri ve okulun literatüre kattığı önemli kavramlar detaylı bir şekilde incelenmiştir. Çalışmanın temel amacı, Jeffrey Herbener'ın tanımladığı girişimci olarak nitelendirdiği tüketicilerin piyasada gösterdiği tepkisellikleri 22.04.2022-22.08.2023 tarihleri arasında önerilen yeni bir model ile karşılaştırmalı olarak test etmektir. Bu test, zincir marketlerin raf ve E-Ticaret fiyatları üzerinden gerçekleştirilecek, Casual Genetic yöntemi kullanılarak modelin işlevselliği değerlendirilecektir. Çalışmanın iki bölümünde, AİO'nun tarihsel kökenleri, temsilcileri, literatüre kattığı kavramlar ve Neoklasik Okul ile farkları detaylı bir şekilde ele alınacaktır. Son bölümde ise önerilen modelin temelini oluşturan piyasa, devlet, bilgi ve girişimci faktörlerine odaklanılarak modelin değişkenleri detaylandırılacak, testi gerçekleştirilecektir.

Ertuğrul Türksever
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

İşsizlik sorunu ve uygulanan istihdam politikaları: Kuzey Makedonya örneği

Ülke 1991 yılında Yugoslavya'nın dağılmasıyla Makedonya ismi ile bağımsızlığını ilan etmiştir. Diğer uluslararası örgütler olan Avrupa Birliği, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü, Uluslararası Para Fonu, Avrupa Yayın Birliği ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi gibi örgütler de ülkeyi Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti (EYMC) adıyla tanımışlardır. Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti ismiyle (FYROM) tanıyan NATO teşkilatına ait ve içinde Makedonya geçen tilin belgelerde, metinde "FYROM" kısaltması geçerken belgenin sonundaki bir dipnotta NATO ülkeleri Makedonya'yı anayasal ismi ile tanıdığı ayrıca belirtilmiştir. 2018 Haziran ayında Yunanistan'la yapılan uzun görüşmeler neticesinde Makedonya'nın resmi adının "Kuzey Makedonya Cumhuriyeti" olması konusunda mutabakata varılmıştır. Günümüzde de bütün Uluslararası örgütler, ülkeyi ''Kuzey Makedonya Cumhuriyeti'' olarak adlandırmaktadır. İşsizlik çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkileri alanında yapılan çalışmalarda en çok sonuçlar yaratmaktadır. Halkın satın alma gücündeki düşüşe bağlı olarak ülkenin üretim kapasitesi azalmakta ve işçinin yaşam standarttı düşmekte dolayısıyla işçi psikolojik sorunlar yaşamaktadır. Bütün bunlardan toplum huzuru da olumsuz yönde etkilenmektedir. Hatta işsizlik sorununun ötesinde asıl tartışılması gereken konu işsizlikle mücadele yöntemleridir. Uzun yıllardan beri çeşitli araştırmalara konu olan işsizlik. bireysel ve toplumsal düzeyde sorunlara yol açtığından mücadele edilmesi gereken bir alanı oluşturmaktadır. İşsizlik ile kendi başına mücadele edilmesi zor olduğundan; devlet işsiz kalmış kişilere gerek işsiz kaldığı dönemi daha az sorunla geçirmesi, gerekse yeniden iş bulabilmesi sağlanması amacıyla çeşitli politikalar uygulamaktadır. Literatürde ve uygulamada aktif ve pasif işgücü piyasası politikaları olarak tanımlanan politikalar daha geniş bir çerçevede devletin uyguladığı makroekonomik ve sosyal politikaların altında yer almaktadır. İşsizlik oranını düşürmek ve fiyat istikrarını sağlamak gibi makroekonomik politika hedefleri zaman zaman birbiri ile çelişmektedi Çalışmamızda kısaca Kuzey Makedonya ekonomisi endüstri sektörünün yapısındaki olumsuzlukları, teknoloji yetersizliği, ihracatın düşük seviyede seyretmesi, üretim ve tüketimde ithalat mallara olan talep artışları, yüksek işsizlik gibi sorunlarla karşı karşıya kalındığını, bunlara ne şekilde çözümlerin üretilebileceğini, Bağımsızlıktan ( 1991 'den) sonra Makedonya ekonomisi yüksek işsizlik ile nasıl mücadele edildiğini edinilen ampirik bulgular, bilimsel çerçevede sorgulanarak tartışılacaktır. Anahtar Kelimeler: İstihdam, İşsizlik, Yabancı Yatırımlar, İşgücü Piyasası

Yabancı sermaye yatırımlarıYabancı yatırımlarİstihdam+2
Mükrem Şaban
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kamu hastanelerinde üretim etkinliğinin mekansal analizi

Bu çalışmanın temel amacı, Mekansal Stokastik Sınır Analizi (MSSA) yöntemini kullanarak Türkiye'deki kamu hastanelerinin üretim etkinliklerini araştırmaktır. MSSA yöntemi, geleneksel yöntemlerin aksine, mekansal faktörleri ve gözlemlenemeyen heterojenliği dikkate alarak hastane etkinliklerini daha kapsamlı ve doğru bir şekilde tahmin etme imkanı sunmaktadır. Geleneksel yöntemlerin hastane etkinliklerini ölçmede yetersiz kaldığı durumlarda, MSSA yöntemi, mekansal bağımlılıkları ve heterojenliği modelleyerek daha gerçekçi ve kapsayıcı yorumlar yapabilme niteliğine sahiptir. Bu bağlamda, çalışmamız MSSA modelinin sağlık hizmetleri alanında uygulanabilirliğini ve etkinliğini inceleyerek literatürdeki boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Çalışmada 2012-2014 yılları arasındaki Türkiye'deki 429 kamu hastanesine ait veri seti kullanılmıştır. MSSA modeli, ayaktan tedavi, yatarak tedavi ve ameliyat çıktı göstergeleri üzerinden ekonometrik modellemeler yapılarak uygulanmıştır. Mekansal etkileri yansıtmak için farklı komşuluk tanımlamaları kullanılmıştır. Temel bulgular, poliklinik sayısı için hastanelerde pozitif ve anlamlı mekansal bağımlılık olduğunu göstermektedir. Bu, hastanelerin mekansal yakınlıklarının poliklinik hizmetlerinde etkinliklerini etkilediğini ortaya koymaktadır. Ancak, hasta günü sayısı ve ağırlıklı ameliyat sayısı için genel olarak mekansal etkileşim saptanmamıştır. Mekansal etkilerin varlığı, poliklinik hizmetlerinde etkinlik skorlarını önemli ölçüde etkilemekte, diğer hizmetlerde ise bu etki gözlenmemektedir. Bu bulgular, MSSA yönteminin hastane etkinliklerinin ölçümünde daha gerçekçi sonuçlar sunduğunu göstermektedir. Çalışma, literatüre önemli bir katkı sunarken, politika yapıcılar ve hastane yöneticileri için de değerli çıkarımlar sağlamaktadır. Mekansal bağımlılıkların dikkate alınması, sağlık hizmetlerinin planlanmasında ve kaynak dağılımında daha etkili stratejilerin geliştirilmesine olanak tanımaktadır. Özellikle, poliklinik hizmetlerinde mekansal etkileşimlerin belirgin olması, sağlık hizmetlerinin coğrafi olarak dengeli bir şekilde dağıtılmasının önemini vurgulamaktadır. Gelecekte yapılacak çalışmalar, MSSA modelinin daha geniş veri setlerinde uygulanarak, sağlık hizmetlerinin etkinliğini artırmaya yönelik daha kapsamlı stratejilerin geliştirilmesine katkıda bulunabilir. Ayrıca, bu çalışmanın Türkiye örneğinde farklı yıllar için tekrarlanması, zaman içindeki değişimlerin ve eğilimlerin daha iyi anlaşılmasını sağlayarak literatürü daha da zenginleştirebilir. Farklı yıllara ait verilerin analizi, sağlık politikalarının uzun vadeli etkilerini değerlendirme ve iyileştirme fırsatı sunarak, sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği ve verimliliği konularında daha derinlemesine bilgi edinilmesini mümkün kılacaktır. Bu tür çalışmalar, mevcut politikaların etkinliğini gözden geçirme ve gelecekteki planlamalar için sağlam bir temel oluşturma açısından da önemli katkılar sağlayacaktır.

Mikro iktisat teorisiSağlık ekonomisi
Serdar Özer
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kalkınma planlarının sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği politikaları açısından değerlendirilmesi

Yirmibirinci yüzyılda ülkelerin ekonomik büyümesi, nüfus artışı ve kentleşmesi sonucu enerji talebi de artmıştır. Enerji talebinin büyük ölçüde fosil yakıtlarla karşılanması dünyaya zarar vermekte ve çevre kirliliğine neden olmaktadır. Çevresel sürdürülebilirlik konusu küresel düzeyde iklim değişikliği, ekonomik büyüme ve kalkınma gibi birçok durumu etkilemektedir. Gelecek nesillerin yaşam kalitelerinin devamlılığı için çevresel duyarlılık ülkesel ve küresel boyutta önceliklendirilmektedir. Türkiye'de sürdürülebilir kalkınma ve iklim değişikliği ile ilgili politikalar gerek ulusal gerekse uluslararası yaklaşımların etkisi ile Birleşmiş̧ Milletler hedefleri çerçevesinde şekillenmektedir. Bu çalışma, Türkiye'de sürdürebilir kalkınma konusunun bir devlet politikası olarak kalkınma planlarında nasıl dahil edildiğine ve ne düzeyde çözüm önerileri oluşturulduğuna odaklanmaktadır. Çalışmanın amacı, Türkiye'de 2001 yılı ve sonrasında hazırlanan ve uygulanan beş yıllık kalkınma planlarında; sürdürülebilirlik, çevre ve iklim değişikliğine dair politikalara ne ölçüde yer verildiğinin tespit edilmesidir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi ile Kalkınma Planları incelenmiştir. Analiz bulgularına göre; iklim değişikliği politikalarının uygulanmaya başlandığı 8. Beş Yıllık Kalkınma planından itibaren çevre koruma ve sürdürülebilirlik konuları her planda artarak ele alınmış özellikle halen geçerli olan 12. Plandaki detaylı hedef olarak yer verilmiştir. Dünyanın en büyük problemi olmasının da etkisi ile iklim değişikliği sorunsalına kalkınma planlarında yer verilmesi anlamlı olmakla birlikte Türkiye'de sürdürülebilir kalkınma henüz tam olarak sağlanamamıştır ve çevresel sorunlar devam etmektedir. Kalkınma Planlarında yer alan politikaların kararlı ve etkin biçimde uygulanması ile sürdürülebilir kalkınma ve iklim değişikliği odaklı hedeflenen sonuçlara ulaşabilmenin mümkün olacağı çalışma önerisi olarak sunulmaktadır. Aksi takdirde her planda çevresel sürdürülebilirlik ve iklim değişikliğine ilişkin hedefler sadece hedef olarak kalmaya devam edecek, gerçeklerle örtüşmeyecektir. Anahtar Kelimeler: Kalkınma, Kalkınma Planları, Sürdürülebilirlik, İklim Değişikliği, Çevre, Türkiye

Ekonomik büyümePlanlı kalkınmaSürdürülebilir kalkınma+4
Elif Köksoy
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

2001 krizi sonrasından günümüze Türkiye ekonomisinin makroekonomik performansı

Bu çalışmada ilk olarak Türkiye ekonomisini 2001 Krizine götüren süreç ve ardından 2001 krizi sonrasında Türkiye ekonomisinin makroekonomik performansı ele alınmıştır. Bu doğrultuda çalışmada Türkiye ekonomisine ilişkin enflasyon, işsizlik, büyüme, yabancı sermeye hareketleri, cari işlemler dengesi gibi temel makroekonomik göstergeler çerçevesinde değerlendirmelere yer verilmiştir. Çalışmada, 1989 yılında sermaye hareketlerinin serbestleşmesi ile başlayan süreç ve sonrasında uygulanan politikalar günümüzde Türkiye ekonomisinin büyüme dinamiğinin, ödemeler dengesi gelişmelerinin, mal ve hizmet fiyat hareketlerinin ve bunun yanında istihdam yapısının da yabancı sermaye girişlerine bağımlı hale geldiği sonucuna ulaşılmıştır.

Minel Korur
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Negatif reel faizin makro ekonomik göstergelere etkisi: Türkiye örneği

Tarih boyunca, para ve ekonomi arasındaki ilişki araştırmacılar tarafından sıkça tartışılmıştır. Üretim ekonomisine geçişle birlikte, reel sektör ve finans sektörü arasındaki ilişkiler hem teorik hem de uygulama açısından ekonomi literatüründe daha fazla incelenmiştir. Bu bağlamda, faiz oranlarının Türkiye'deki enflasyon üzerindeki etkisini dönemsel bir bakış açısıyla ele almak, mevcut tartışmalara yeni bir perspektif kazandırmak amacını taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, ekonomi politikaları arasındaki etkileşimleri analiz ederek, elde edilen bulguların literatüre katkı sağlamasını mümkün kılmaktır. Üretim ekonomisine geçiş süreci, reel sektör ve finans sektörü arasındaki dinamiklerin daha ayrıntılı bir şekilde incelenmesini gerektirmiştir. Özellikle faiz oranlarının Türkiye'deki enflasyon üzerindeki etkileri, bu çalışmada tarihsel bir perspektifle ele alınmaktadır. Bu analiz, ekonomi politikalarının nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamak ve literatürdeki tartışmalara yeni bir boyut kazandırmak amacıyla yapılmaktadır. Bu çalışma, Türkiye'de faiz oranlarının enflasyon üzerindeki etkisini analiz ederken, tarihsel dönemleri dikkate alarak mevcut literatüre katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda, ekonomi politikalarının etkileşimi ve bu etkileşimlerin sonuçları üzerinde durulmaktadır. Araştırmanın bulguları, literatüre yeni bir bakış açısı sunarak, ekonomi politikalarının oluşturulmasında faydalı olabilecek bilgiler sağlayacaktır. Çalışmanın amacı; Reel Faiz kavramının makro ekonomideki önemini ifade ederek belirlenen faizin negatifleşme olgusuyla birlikte enflasyon ile etkileşiminin incelenmesidir. Negatif reel faiz göstergelerinin belirli makro ekonomik göstergelere etkisi, ilişkinin yönü ve büyüklüğü, bu uygulamayla ilgili yaklaşımların incelenmesi ile Türkiye üzerindeki ekonomik etkilerin tartışılması da çalışmanın amaçları içerisindedir. Özellikle dünyada ve Türkiye'de gözlemlenen hızlı sanayileşmeyle birlikte üretim biçimlerinde gerçekleşen değişim ve dönüşen finansal sistemin ekonomiye yaptığı etkilerin yeni yaklaşımlar ve yeni teorilerin doğmasına neden olduğu bilinmektedir. Tarihsel süreç içerisinde şekillenen teoriler içinde bulunduğumuz süreçte faiz, enflasyon, istihdam, üretim gibi makro iktisadi açıdan önemli kavramların etkileşimini anlamak oldukça önemlidir. Makroekonomik dengenin sağlanmasında, mal ile hizmet üretim faaliyetlerinin planlanmasında enflasyon ve faiz etkileşiminin reel ekonomiye yansımasının analizi, ekonominin geleceğini planlamadaki politikaların geliştirilmesi açısından da önemi oldukça büyüktür. Konuyla ilgili literatür taraması, yerli ve yabancı araştırma eserleri, makaleler, ile süreçler bu çalışma kapsamında incelenmiş Yüksek lisans ve doktora tezleri mercek altına alınmıştır. Ekonomiyle ilgili bilgi kaynağı sağlayan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, TUK, verileri kullanılarak enflasyon kavramıyla etkileşim içerisinde negatif reel faiz kavramı açıklanmış ve Türkiye'nin makroekonomik performansına etkileri analiz edilecektir.

Reel faizReel faiz paritesi
Arzu Alkan
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kapitalist ekonomilerde finansallaşma olgusu; neden ve sonuçları üzerine bir inceleme

Keynesgil politikaların terkedilmeye başlandığı, Altın Çağ'ın sonuna gelindiği 1960'lı yılların sonlarında, finansallaşma yeniden yüzünü göstermeye başlamış, 19.yy'daki işlevselliğine ihtiyaç artmıştı. 'Finans ulusal bir meseledir' görüşü altında uygulanan düzenleyici politikaların baskısı altında kâr oranları düşmüştü. Altın Çağ'ın sonlarından başlayarak, 1970'lerin başında gerçekleşen Petrol Krizi ve çöken Bretton Woods sistemi ile birlikte finansallaşmanın uluslararası ölçekte genişlemesinden, 2008 mali krizine ve günümüze kadar olan süreçte finansallaşmanın neden ve sonuçları gerçekleşen olaylar ve krizler bağlamında incelenecektir.

Esra Şenol
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Keynesyen iktisadın içinde post Keynesyen iktisadın yeri ve önemi

Bu çalışmada Post Keynesyen iktisat okulunun temel önermeleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Post Keynesyen iktisatçıların görüşlerinde belirsizlik kavramının ekonomide son derece hayati önem taşıdığı vurgulanmaktadır. Post Keynesyenlerin bir başka temel vurgusu Keynes'in Genel Teorisinin dayanağı olan efektif talep yetersizliğidir. Çalışmada bu hususa önemle yer verilmektedir. Çalışmada, Post Keynesyen iktisat okulunun temel felsefesi, metodolojisi, kullandığı ve büyük önem atfettikleri kavramlar üzerinde durulmaktadır.

Ali Emre Deniz
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doğrudan yabancı yatırımlar, ekonomik büyüme ve istihdamarasındaki ilişkinin ekonometrik analizi: Kosova örneği

Kosova yıllardır ekonomik sıkıntılarla başa çıkmaya çalışan yeni bağımsız olmuş bir ülkedir. Ülkede, ekonomik sorunları kaldırmak adına birçok yol denenmiştir. 2008 yılında gerçekleşen bağımsızlıktan sonra, hem ekonomik yardım ihtiyacını karşılamak hem de uluslararası piyasada aktif olmak adına Dünya Bankası (WB), Avrupa Serbest Ticaret Anlaşması (CEFTA), Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi uluslararası organizasyonlara üye olmuştur. Kosova'da son yılllarda, ekonomi çerçevesinde önemli ilerlemeler olmasına karşın halen düzeltilmesi gereken işsizlik, dış ticaret açığı gibi sorunlar bulunmaktadır. Bu çalışmada, ilk olarak Kosova'nın genel durumu ve jeopolitik konumu ele alınmıştır. İkinci bölümde ise, Kosova'nın bağımsızlık öncesi ve bağımsızlık sonrası ekonomisinin genel durumu, yıllar içindeki reel ekonomisinde, işsizlik oranlarında ve ülkeler arasındaki ekonomik ilişkileri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise, doğrudan yabancı yatırımların ekonomik unsurlara büyümeye, istihdama,ülkedeki teknoloji durumuna, rekabete olumlu yada olumsuz yanları belirtilmiştir. Dördüncü ve sön bölümde ise, Sermaye yatırımlarının ekonomik büyüme ve istihdama olan etkisi ekonometrik model ile gösterilerek analiz edilmiştir.

Mert Jılta
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ekonomik büyüme ve yapısallaşan cari açık sorunu: Türkiye örneği

Bir ülkenin istihdam yaratabilmesi ve dünya ticaretinde rekabet gücünü arttırabilmesi için büyümesi gerekmektedir. Büyüme gerçekleştirilirken iç tasarrufların yetersiz olması, enerji maliyetlerinde artış, faiz oranlarının artışı ve beraberinde gelen ithalata olan talepte artış gibi durumlar oluştuğunda beraberinde cari açık da oluşmaktadır. Cari açık konusu gelişmekte olan özellikle de Türkiye gibi kırılgan ekonomilerde önemli bir makro ekonomik sorundur. Türkiye ekonomisinde dışa bağımlılığı arttırıcı olarak görülen enerji sorunu uzun dönemdir çözüm bekleyen önemli bir sorundur. İhracat gelirlerini arttıran Türkiye ekonomisinde beraberinde enerji ithalatının da artması cari açıkta ciddi bir açığa neden olmaktadır. Bu durumun çözümü için yeni nesil enerji kullanımının yaygınlaşması Türkiye ekonomisi için cari açık sorununun önemli bir nedenine çözüm oluşturabilecek niteliktedir. Türkiye genç nüfus yoğun bir ülke olmasından dolayı eğitim olanaklarının yeniden şekillenmesi ve teknoloji yoğun üretim gerçekleştirebilecek beşerî sermayenin yetiştirilmesi için eğitimin yeniden şekillendirilmesi cari açığın bir başka nedeni olan katma değeri yüksek malların tasarımının ve üretiminin yaygınlaşması açısından önemlidir. Türkiye, güçlü para birimlerine sahip ülkelerin Merkez Bankaları kararlarına duyarlı kırılgan bir ekonomidir. Bu nedenle dünya konjonktüründeki değişiklikler Türkiye ekonomisini diğer ülkelere göre daha çabuk etkilemektedir. Bu çalışma, Türkiye ekonomisinin büyümesini cari açık üzerinden araştırmayı hedeflemektedir. Zaman serisi değişkenleri çeyreklik olarak 2002-Q1/2022-Q4 dönemlerini kapsayacak şekilde kullanılmıştır. Modelin etkinliği VAR Analizi ile tespit edilmeye çalışılmıştır. Seriler durağanlık sınamalarından geçirilmiş ve Birim Kök içerip içermediği araştırılmıştır. Ardından VAR Modeli varsayımları uygulanmıştır. Granger nedensellik analizi ile bağımlı ve bağımsız değişken arasındaki ilişki tespit edilerek etki tepki analizi ve varyans ayrıştırması ile analiz sonuçları yorumlanmaya çalışılmıştır. Analiz sonuçlarının güvenilirliklerinin arttırmak için Matlab Programında birim kök varlığı aranmış ve en uygun analiz yöntemi tespiti gerçekleştirilmiştir. Bu analiz sonuçlarına göre verilerin aralarındaki ilişki yorumlanmıştır.

Senil Ketenciler
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rusya-Ukrayna Savaşının Türkiye ekonomisine yansımaları

Doğal afetler, terör olayları, siyaset gündemi, salgınlar ve savaşlar ekonomiyi dolaylı ya da doğrudan etkilemektedir. 2022 yılı 24 Şubat tarihinde Rusya'nın Ukrayna topraklarına saldırması üzerine savaş başlamıştır. Savaşa, Rusya ve Ukrayna'nın yıllardır süregelen görüş ayrılıkları sebep olmuştur. Savaşın başlaması ve tahmin edilenden daha uzun sürmesi Rusya'yı tahıl ambarı olarak gören Avrupa Birliğini ve birçok ülkeyi tedirgin etmiştir. Türkiye savaşın başlamasıyla birlikte tarafsızlığını korumuş ve ara buluculuk faaliyeti yürütmüştür ancak bazı ekonomik faaliyetlerde Türkiye de var olan savaş hâlinden olumsuz etkilenmiştir. Bu çalışmada enerji piyasası, turizm sektörü ve dış ticaret ilişkileri Dünya Bankası (WB), Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) gibi kaynaklardan alınan veriler ile incelenmiştir. Çalışmanın sonunda genelden özele yöntemi ile şirketten alınan veriler ışığında savaşın şirket üretimini ve istihdamını nasıl etkilediği yorumlanmıştır. Çalışmada seçilen işletme, Rusya ve Ukrayna ile ithalat ve ihracat faaliyetleri bulunma nedeniyle örnek olarak seçilmiştir. Özellikle Türkiye ile Rusya'nın ticaretinde enerji, karşılıklı bağımlılık kavramı ile ön plana çıkmaktadır. Bu durumun altında yatan temel neden, Türkiye'nin doğal gaz ithalatında Rusya'nın birinci sırada yer almasına karşılık Rusya'nın enerji ihracatına bağımlı olan ekonomisine ek olarak Rusya'dan ihraç edilen doğal gazın transfer sürecinde Türkiye'nin kilit rol oynamasıdır. Bu çalışmada Ukrayna ile Rusya arasında meydana gelen savaşta Türkiye'nin enerji stratejilerini etkileyebilecek gelişmeler tartışılmıştır. Ek olarak bu çalışmada savaş ve kriz dönemlerinin etkilediği başka bir alan olan turizm sektörüne değinilmiştir. Türkiye'nin en çok turist çektiği ülkeler Rusya ve Ukrayna'dır. Bu çalışmada Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın Türkiye turizm sektörünü nasıl etkilediği veriler ile incelenmiştir. Aynı zamanda çalışmada Türkiye'nin Rusya ve Ukrayna ile dış ticaret ilişkilerindeki gelişmeler ele alınmıştır. Rusya-Ukrayna Savaşı tüm dünyada enerjiden gıdaya bir kriz yaratmıştır. Çalışmada, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başladığı yıl olan 2022 yılı öncesi ve sonrasına ait veriler ele alınarak Türkiye ekonomisinin genel durumunu nasıl etkilediği makroekonomik göstergeler çerçevesinde değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler ışığında Türkiye ekonomisinin enerjide, gıdada, turizmde ve ticarette dışa bağımlı olduğu ve bundan dolayı dalgalanmalara açık ve kırılgan bir yapıya sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Dilay Yıldız Gül
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Enerji tüketimi ile seçili makroekonomik göstergelerin analizi: Türkiye örneği

Enerji, ülke ekonomilerinin sürdürebilirliği için temel taşıyıcılardandır. Dünyada enerji tüketimi nüfuz artımı, ülkelerin gelişimi ve diğer faktörlerden dolayı giderek artmaktadır. Artan tüketimin karşılanması için ülkeler gerekli enerji yatırımlarına önem vermelidir. Bu tezde dünyanın genel enerji sistemi, enerji politikaları ve enerji yatırımları gözden geçirilerek ekonomik büyümeği etkileyen diğer makroekonomik faktörlerle olan ilişkileri üzerine yapılan çalışmaları incelemek, bunun yanı sıra ülkemiz için bu tür bir çalışmanın uyumlu olup olmadığını test etmek amaçlanmıştır. Tezde ülkemizin enerji tüketimi, enflasyon (TÜFE) ve ekonomik büyüme göstergesi olan GSYİH gibi makroekonomik göstergeler arasındaki ilişkinin analizi yapılmaktadır.

Enerji tüketimi
Aygun Muradova
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ekonomik krizlerin incelenmesinde kullanılan modeller üzerine bir deneme: Türkiye örneği

1990'lı yıllar itibariyle küresel düzeyde meydana gelen ekonomik krizlerdeki belirgin artışın gözlemlenmesi durumu söz konusu olmakla birlikte, özellikle ekonomik krizlerin temelinde yer almakta olan sebeplerin açıklanabilmesi amacıyla çeşitli modeller geliştirilmiştir. Bu noktada, literatürde yapılan çalışmalar, meydana gelen ekonomik krizler sonucunda finansal sektörün kırılganlığının tespit edilebilmesi veyahut makroekonomik şoklar neticesinde ekonominin etkilenme derecesinin belirlenebilmesi için çeşitli makroekonomik göstergelerin açıklanabilmesi üzerine odaklanmıştır. Dolayısıyla ilgili çalışmada, ekonomik krizlerin açıklanmasında literatürde yer alan kriz modellerinin metodolojik altyapılarının incelenmesinin yanı sıra ekonomik krizler için literatürde yapılan ampirik çalışmaların irdelenmesi sağlanmıştır. Böylelikle, tarihsel süreç içerisinde gerçekleşen ekonomik krizler için çeşitli makroekonomik ve finansal göstergelerin performanslarının literatürde yer alan çalışmaların perspektifinden sunulması açısından 'Ekonomik Krizlerin İncelenmesinde Kullanılan Modeller Üzerine Bir Deneme: Türkiye Örneği' adlı çalışmanın faydalı olacağı düşünülmektedir. Son olarak, ekonomik kriz dönemlerinin incelenmesinde standart yaklaşımlardan olan 'Sinyal Yaklaşımı' ve 'Probit Model Yöntemi' ile yapılan çalışmaların incelenmesi tercih edilmiştir. Bunun yerine ilgili modellerden farklı olarak, 'Markov Değişim Modeli' ve 'Yapay Sinir Ağları' gibi yöntemlerin 'Probit Model Yöntemi' ile karşılaştırmalı olarak analiz edilmesinin daha önemli bulgular sağlayacağı düşünülmektedir.

Ekonomik krizEkonomik modellerLogit modeli+2
Kaan Doğan
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de 2010 yılından günümüze kadar uygulanan para politikaları

Küresel ekonomik krizin etkileri ile ülkeler farklı para politikası araçları ile piyasaya müdahalede bulunurlar. 2008 yılında yaşanan bu küresel finans krizi, ülkelerin ekonomilerine ciddi etkide bulunmaktadır. Ülkeler bu kriz ile baş edebilmek için geleneksel politika araçlarının dışına çıkıp bu krizin olumsuz etkilerini yok etmek için, yeni bir para politikası tasarımına gitmiştir. Bu para politikası araçları içerisine Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası politika araçlarını da çeşitlendirerek politika faizinin yanına faiz koridoru, zorunlu karşılıklar politikası, Rezerv Opsiyon Mekanizması (ROM) ve likidite yönetimi gibi araçları da ilave ederek bankanın fiyat istikrarından ödün vermeden finansal istikrarı sağlamak yolunda adımlar atmıştır. Çalışmada Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın 2010 yılı sonrasında uygulanan para politikası sonucunda neler yaşandığını ve yeni yaklaşımda fiyat istikrarının yanında finansal istikrarı doğrultusunda para araçlarının bu kriz döneminde nasıl bir şekil aldığı ve krizin etkilerini en aza indirmek için Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ne şekilde hedefler amaçladığı ve bu amaçla kullanılan araçların detaylı bir incelemesi yapılacaktır. Pandemi (Covid-19 salgını) sürecinde uygulanan para politikasına da değinilecektir.

Merve Köse
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

21. yüzyılda hidrojen enerjisinde gerçekleşecek teknolojik gelişmelerin ekonomik ve çevresel etkilerinin değerlendirilmesi

daha sonra doldurulacaktır

İbrahim Pınar
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınır ötesi ekonomik hareketlilik: Edirne'de Yunan ve Bulgar ziyaretçilerin etkilerine yönelik bir araştırma

Sınır ötesi hareketlilik; komşu sınır kentleri arasında uluslararası sosyoekonomik işbirlikleri olarak bölgesel kalkınmayı destekleyen süreçlerdir. Yabancı ziyaretçiler sınır kentlerine özellikle "alışveriş turizmi" ile direkt etki ederek, çeşitli sektörlere talep oluşturmakta, yerel ve ulusal ekonomiyi canlandırmaktadır. Sınır ötesi hareketlilik ile ülkeler arasındaki ilişkilerin derinliğine bağlı olarak kalkınma odaklı katkılar yaşanmaktadır. Edirne, Türkiye'nin en çok yabancı ziyaretçi alan üçüncü kenti konumundadır. Özellikle Yunanistan ve Bulgaristan sınır kapıları ile Avrupa'ya açılan konumda olması, Türkiye'de döviz kurlarında yaşanan gelişmeler sonrası yabancılar için daha ekonomik duruma gelmesi bunlara ilaveten tarihsel ve kültürel zenginliği ile Edirne; Yunan ve Bulgar ziyaretçiler için cazibe merkezi konumuna dönüşmüştür. Çalışmanın başat amacı; Türkiye'nin Avrupa'ya açılan iki stratejik kapısına ev sahipliği yapan Edirne'de yaşanan sınır ötesi hareketliliğin ekonomik büyüme ve kalkınma stratejisi açısından incelenmesidir. Bu doğrultuda çalışmada Yunan ve Bulgar ziyaretçiler odaklı Edirne'de yaşanan sınır ötesi hareketliliğin ekonomik etkilerinin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada 2005-2022 dönemi yıllık verileri kullanılarak ARDL sınır testi yaklaşımı ile nedensellik testleri uygulanmıştır. Edirne'nin kişi başı gayrisafi yurt içi hasılası ile Yunan ve Bulgar ziyaretçi sayıları, turizm belgeli konaklama tesislerinde kalan yabancı sayıları ve belediye belgeli konaklama tesislerinde kalan yabancı sayıları değişkenlerinin uzun ve kısa dönemli ilişkileri test edilmiştir. Analiz bulguları; Edirne'ye giriş yapan Yunan ve Bulgar ziyaretçilerin ve turizm belgeli konaklama tesislerinde kalan yabancıların kısa ve uzun dönemde Edirne ekonomisine pozitif yönlü etki ettiğini göstermektedir. Çalışma sonucunda sınır ötesi hareketliliğin Edirne açısından olumlu ekonomik etkileşimler yarattığını ve buna bağlı olarak kalkınma odaklı katkılar sağlayabileceğini belirtmek mümkündür.

Makroekonomi
Dilaver Göktuğ Güçyener
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çevresel Kuznets Eğrisi eğrisi hipotezinin geçerliliği: Seçilmiş OECD ülkeleri için panel veri analizi

Sanayileşme, nüfus artışı ve beraberinde kentleşme ile birlikte çevre kirliliğinin artması ve kıt kaynakların etkin bir şekilde kullanılması günümüzde dikkat çeken bir konu haline gelmiştir. Bu çalışmada sürdürülebilir kalkınmayı negatif etkileyen çevre kirliliği ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki incelenmektedir. Bu amaç doğrultusunda Çevresel Kuznets Eğrisi Hipotezinin geçerli olup olmadığının test edilmesi için seçilmiş ülkeler ile panel veri analizi uygulanmıştır. Çalışmada seçilmiş 10 OECD ülkesine ait Dünya Bankasından (WDI) elde edilen veriler ile 1990-2023 dönemi için Stata 14 programı kullanılarak Çevresel Kuznets Eğrisi Hipotezinin geçerliliği incelenmektedir. Analiz sonucunda seçilen OECD ülkelerinde Çevresel Kuznets Eğrisi Hipotezinin geçerli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Özellikle GSYİH'teki artış CO2 emisyonunu belirli bir miktara kadar artırıp yaklaşık 10 trilyon $ seviyesinden sonra azaltmaya başladığı tespit edilmiştir. Bu çalışma; çevre kirliliğinin gerçek boyutunu görebilmemiz ve bireysel farkındalığımızın artması için farklı bir bakış açısı sunmaktadır. Ayrıca iktisadi gelişim ne kadar önemli bir konu olsa da bunun çevreye minimum zarar verilerek yapılabilmesi için etkili çevre politikalarının geliştirilip, teknolojik yeniliklerin gerekliliğinden bahsedilerek, gelecek nesillere daha yaşanılabilir bir dünya bırakabilmek anıda literatüre katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Çevre Kirliliği, Çevresel Kuznets Eğrisi Hipotezi, Ekonomik Büyüme, Panel Veri Analizi, OECD Ülkeler

Neslihan Büber
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Dijital dönüşümün iktisadi büyüme üzerine etkisinin analizi: Türkiye örneği

İletişim ve teknoloji alanında ortaya çıkan hızlı ilerlemelerin etkisiyle, ülkeler için bu gelişmelere ayak uydurmak zorunluluk haline gelmiştir. Bu süreçte dijital dönüşüm teknolojilerinin makroekonomik etkilerinin neler olacağının belirlenmesi oldukça önemlidir. Bu çalışmada Türkiye için 2008-2023 yıllarına ait dijital dönüşümün ekonomik büyüme üzerindeki etkisinde belirleyicisi olduğu düşünülen bağımlı değişken GDP (USD) ve bağımsız değişkenler BİT hizmet ihracatları (USD), sabit geniş bant paketi fiyatları (USD), mobil hücresel düşük kullanım paketleri (USD), yüksek teknoloji ihracatları (USD) kullanılmıştır. Literatür incelemesi yapılırken Web of Science veri tabanına "dijital dönüşüm ekonomik büyüme" anahtar kelimesi yazılarak, bibliyometrik analiz, veri görselleştirme ve akademik atıf ilişkilerini analiz etmek ve incelemek amacıyla araştırmacılar tarafından kullanılan bilimsel haritalar oluşturmaya olanak sağlayan bir veri analizi yazılımı olan VOSviewer kullanılmıştır. Ayrıca değişkenlerin ekonomik analizinde ve öngörülerde veri bilimi ve makine öğreniminde (ML) yaygın olarak kullanılan Python programlama dilinden yararlanılmıştır. Python Programlama dili ile ADF, PP, KPSS, Zivot Andrews Birim Kök Testleri, ARDL Sınır Testi, Etki Tepki Analizi, ARIMA, SARIMA Modeli, Doğrusal Regresyon Python Modellemesi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre bilgi ve iletişim teknolojileri hizmet ihracatındaki artışın (ICTE) ekonomik büyümeye pozitif etkisi gözlemlenmiştir. Bu, teknolojik ilerlemenin ekonomide dışsal bir etken değil, büyümeyi teşvik eden içsel bir faktör olduğunu gösterir. Ayrıca yüksek teknoloji ihracatındaki artışın (örneğin elektronik ürünler ve yazılım) ekonomik büyümeye önemli bir katkı sağladığını ortaya koymuştur. Bu durum, bilgi ekonomisi ve Ar-Ge yatırımlarının uzun vadeli büyümeye etkisini doğrulamaktadır. Elde edilen sonuçlar Schumpeter'in "yaratıcı yıkım" kavramı ile ilişkilendirebilir. Teoriye göre ekonomik büyümenin temel kaynağı olarak inovasyonu ve teknolojik değişimi işaret eder. Yeni teknolojilerin eski sistemleri ortadan kaldırarak daha verimli ekonomik yapılar oluşturduğu belirtilir. Türkiye'de ICT sektörünün büyümesi, ekonomik dönüşümün temel bir parçası olarak öne çıkmıştır. Yeni teknolojilerin ihracata entegre edilmesi, rekabet gücünü artırarak ekonomik büyümeyi desteklemiştir. Analizde rastgele gürültü ve dalgalanmaların ekonomik tahminlere eklenmesi, büyüme üzerindeki dışsal şokların etkisini değerlendirme imkanı sunmuştur. Bu tür belirsizliklerin etkileri, Schumpeter'in ekonomik dalgalanmalara olan bakış açısını destekler. Ek olarak Neo-Klasik Büyüme Teorisi ve Azalan Verimler ilişkisine göre, büyümenin sermaye birikimi ile sürdürülebileceğini ancak azalan marjinal verimlerin etkisiyle büyüme hızının zamanla düşeceğini savunur. Bu teori, teknolojik gelişmenin büyüme üzerinde dışsal bir etkisi olduğunu öne sürer. Bu çalışmada geleceğin vizyonu olarak görülen dijital dönüşümün nasıl gerçekleştirileceği konusunda ülke ekonomilerine yol haritası sunulmaya çalışılmaktadır. Bu dönüşümle birlikte oluşacak makroekonomik etkilerin düzeyinin ne şekilde olacağının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada yapılan analizlerden elde edilen sonuçlar ile Türkiye ekonomisinin dijital dönüşüm belirleyicileri ile nasıl etkileneceği ve ekonomik büyümeye nasıl etki edeceği öngörülerek bu alandaki çalışmalara ışık tutulması amaçlanmıştır.

Hamit Can
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de ayçiçeği dış ticareti ile döviz kuru ilişkisi

Adaptasyon esnekliği geniş olan ayçiçeği tohumu üretimi Türkiye'de birçok bölgede kolaylıkla yapılmasına rağmen iç talebi karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Bu durum, ayçiçeği tohumu ve ham yağ ihtiyacının büyük ölçüde ithalat yoluyla karşılanmasına neden olmaktadır. Çalışmada, Türkiye'nin ayçiçeği dış ticareti ile döviz kuru arasındaki ilişki ele alınarak, döviz kuru değişimlerinin ayçiçeği dış ticareti üzerindeki etkileri irdelenmiştir. 2004–2023 dönemi yıllık ayçiçeği ihracat ve ithalat verilerine göre, ayçiçeği tohumu ithalatı ortalama 376 milyon dolar düzeyindeyken, ihracat ortalama 98 milyon dolar civarında kalmaktadır. Ham ayçiçek yağı ithalatı ise ortalama 677 milyon dolar olup, ihracat ortalaması 8 milyon dolar civarındadır. Bu veriler, Türkiye'nin özellikle ham yağda yüksek düzeyde dışa bağımlı olduğunu ve döviz kurlarındaki değişimlere karşı hassas bir ticaret yapısı taşıdığını göstermektedir. Bu çalışmada, TÜİK ve TCMB verilerinden derlenerek hazırlanan Türkiye ayçiçeği tohumu, ham ayçiçek yağı dış ticareti ve döviz kuruna ilişkin Ocak 2017 Aralık 2023 zaman aralığına ait aylık veriler ARDL-Sınır Testi ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre uzun dönemde döviz kurundaki %1'lik bir artış, ayçiçeği tohumu ihracatını yaklaşık %0,32 oranında artırmakta olup kısa dönemde yaşanacak bir sapmanın bir sonraki dönemde yaklaşık %92 oranında dengeye geleceği saptanmıştır. Ham yağ ithalatında ise uzun dönemde bir birimlik artışın ithalatı yaklaşık 0,70 birimlik artıracağı sonucuna varılmıştır. Kısa dönemde bir önceki dönemden sapmanın etkisinin %39 oranda bir sonraki dönemde giderildiği görülmektedir. Genel olarak, döviz kurundaki değişimlerin dış ticareti hem kısa hem uzun vadede etkilediği ve bu nedenle üretimin artırılmasının, dışa bağımlılığın azaltılmasına yönelik politikaların geliştirilmesinin önem arz ettiği sonucuna ulaşılmıştır.

Cem Senyelli
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Hanehalkının zorunlu eğitim harcamaları üzerine bir inceleme: Tekirdağ örneği

Kalkınmayı etkileyen faktörler ekonomik ve ekonomik olmayan olarak iki genel kategoride ele alınır. Ekonomik olmayan faktörler içinde insangücü özel bir önem taşır. İnsangücüne nitelik kazandırılması ise eğitim yoluyla olur. Eğitimin bireysel ve toplumsal, psikolojik ve sosyolojik vb pekçok fonksiyonu bulunmaktadır. Bunlardan biri de yatırım özelliğidir. Kişinin mevcut kaynaklarının bir kısmını yakın veya uzak gelecek zaman döneminde fayda görmek ümidiyle bu amaca yönelik kullanması eğitimin yatırım özelliğidir. Sosyal sınıf atlama, ekonomik kazanç elde etme, sosyal saygınlık kazanma veya kişisel gelişim vb amaçlar bu fayda görme beklentilerinden bazılarıdır. Ancak insanların bir kısmı eğitime bir yatırım fırsatı olarak bakarken diğerleri tüketim olarak görebilmektedir. İnsanların eğitime bu yatırım veya tüketim bakış açıları onların davranışlarını etkiliyor olabilir. Kişilerin eğitime bakış açılarını ve harcamalarını etkileyen bireysel faktörlerin saptanması kalkınmayı yönetebilmek bakımından önemlidir. Bu çalışmanın genel amacı; Öğrenci velilerinin eğitim harcamalarına yönelik tutum ve davranışlarını etkileyen faktörlerin saptanmasıdır. Bu doğrultuda, kişilerin eğitim harcamaları tutumunu belirlemek amacıyla 4'lü derecelemeli Likert tarzı 19 maddeden oluşan ölçek, önermeleri oluşturmakla başlayıp istatistiksel analizlerle geçerlik-güvenirlik işlemleriyle 1) yatırım 2) tüketim 3) kazanç boyutlarından oluşan son haline getirilmiştir. Araştırmacı tarafından alan yazın taranarak nicel analizler için geliştirilen kişisel bilgi formu, ebeveynlerin demografik özelliklerini, sosyo-ekonomik özelliklerini ve eğitim harcama davranışlarını belirlemeye yönelik üç bölümden, toplam 17 sorudan oluşmaktadır. Çalışma, toplam 771 katılımcı ile yürütülmüştür. Tutum ölçekten elde edilen eğitim harcamaları tutumunun anketten elde edilen demografik özelliklere, sosyo-ekonomik özelliklere ve eğitim harcamaları davranışına göre farklılaşması incelenmiş ve etkili olduğu görülmüştür.

Serhat Ocak
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dünya ekonomisini etkileyen blockchain ve kripto paralar

Kripto paraların ve blockchain teknolojisinin küresel finans sistemine etkisi, son yıllarda giderek artan bir ilgiyle ele alınmaktadır. 2008 küresel finansal krizinin ardından güven temelli geleneksel finans yapılarının sorgulanmasıyla birlikte, merkeziyetsiz dijital varlık arayışları ön plana çıkmıştır. Bu kapsamda 2009 yılında Satoshi Nakamoto tarafından yayımlanan teknik dokümanla birlikte, eşler arası ödeme sistemi ve onun temelini oluşturan blockchain teknolojisi hayatımıza girmiştir. Çalışmada, paranın tarihsel gelişimi ve işlevleri temel alınarak kripto para, dijital para ve sanal para kavramları arasındaki farklar açıklanmış; bu kavramların dünya ekonomisindeki dönüşüm sürecine katkıları analiz edilmiştir. Tez çalışmasının amacı, blockchain teknolojisi ve kripto paraların ekonomik sistemler üzerindeki etkilerini çok boyutlu bir şekilde incelemek; finansal piyasalarda, özellikle bankacılık sektöründe bu teknolojilerin nasıl bir dönüşüm yarattığının ortaya koymaktır. Blockchain 'in sunduğu şeffaflık, güvenlik, işlem hızı ve düşük maliyet gibi özelliklerin geleneksel finansal süreçleri nasıl yeniden şekillendirdiği değerlendirilmiştir. Türkiye'de blockchain ve dijital para uygulamaları, küresel gelişmelerle karşılaştırmalı olarak ele alınmış; düzenleyici çerçeveler ve kurumsal yaklaşımlar karşılaştırılmıştır. Çalışmanın uygulama kısmında, kripto para piyasasının 2014-2025 yılları arasındaki gelişim süreci özellikle Bitcoin örneği üzerinden analiz edilmiş, kripto paraların makro ekonomik büyüklüğü ve piyasa dinamikleri ortaya konulmuştur. Ayrıca El Salvador, ABD, Almanya, Çin ve Türkiye gibi ülkelerin kripto paralara yönelik regülasyon yaklaşımları karşılaştırılmış; Türkiye'deki kripto para ekosisteminin mevcut durumu ve karşılaştığı sorunlar değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda, kripto paraların ekonomik yapı üzerindeki potansiyel II etkileri davranışsal, teknolojik ve yapısal boyutlarıyla ele alınarak mevcut literatüre katkı sağlamıştır. Bu çalışma, dijital dönüşüm sürecinde finansal sistemin aldığı yeni şekli anlamlandırmak ve Blockchain teknolojisinin sunduğu imkânları değerlendirmek açısından önemli bir kaynak sunmaktadır. Aynı zamanda kripto paralara yönelik regülasyon ihtiyacını ve tüketici davranışlarının bu süreçteki rolünü vurgulayarak, gelecekteki politikalar ve stratejiler için de yol gösterici niteliktedir.

Hilal Sevimli Çalı
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Para politikalarının seçili makroekonomik göstergelere etkileri: 2000 yılı sonrası Türkiye örneği

Bu çalışma, 2000 sonrası Türkiye'de uygulanan para politikalarının seçili makroekonomik göstergeler üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Türkiye ekonomisi, 2000 yılı öncesinde yaşadığı krizlerin ardından, köklü reformlar ve değişiklikler ile makroekonomik istikrarı sağlama yolunda önemli adımlar atmıştır. Bu bağlamda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) uyguladığı para politikalarının enflasyon, faiz oranları, büyüme oranları, döviz kurları ve işsizlik oranları gibi temel makroekonomik göstergeler üzerindeki etkileri detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Çalışmada, Türkiye'nin 2000 sonrası dönemdeki para politikası stratejileri, özellikle enflasyon hedeflemesi rejimi, kur politikaları ve faiz oranı düzenlemeleri üzerinden ele alınmıştır. Para arzı, faiz oranları ve döviz kuru politikalarının, makroekonomik göstergelerde nasıl değişikliklere yol açtığı, ekonometrik modeller ve veri analizi yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Sonuçlar, TCMB'nin uyguladığı sıkı para politikalarının enflasyon oranlarında belirgin bir düşüş sağladığını, ancak yüksek faiz oranlarının ekonomik büyüme üzerinde sınırlayıcı etkiler yarattığını göstermektedir. Ayrıca, döviz kuru politikalarının ithalat ve ihracat dengesi üzerindeki etkileri incelenmiş ve döviz kurundaki dalgalanmaların makroekonomik istikrarı tehdit edici boyutlara ulaşabileceği tespit edilmiştir. Çalışma, Türkiye ekonomisinin 2000 sonrası dönemde elde ettiği makroekonomik kazanımların sürdürülebilirliği için para politikalarının dikkatle yönetilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu araştırma, Türkiye örneği üzerinden, gelişmekte olan ülkelerde para politikalarının makroekonomik dengeler üzerindeki kritik rolünü ortaya koymakta ve bu politikaların uzun vadeli etkileri hakkında önemli çıkarımlar sağlamaktadır.

Selami Ay
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Döviz kuru hareketlerinin yurt içi fiyatlara geçiş etkisi: Türkiye örneği

Bu çalışmanın amacı, belirsizliklerin arttığı ve enflasyon beklentilerinin yükseldiği bir ortamda, Türkiye'de döviz kuru hareketlerinin yurt içi fiyatlar üzerindeki dinamik etkilerinin zamanla nasıl değiştiğini belirlemektir. Bu amaçla, 2013:M1-2025:M4 dönemine ait aylık veriler kullanılarak, stokastik oynaklığa sahip zamanla değişen parametreli bir vektör otoregresif (TVP-VAR-SV) model kurulmuştur. Çalışmanın bulguları, döviz kuru geçiş etkisinin (DKGE) zaman içinde sabit olmadığını ve önemli ölçüde arttığını göstermektedir. Üretici fiyatlarında DKGE katsayısı dönemin başında yaklaşık 0.4 seviyesinde iken dönemin sonunda 0.85 seviyesine yükselmiştir. Tüketici fiyatlarına geçişkenlik ise çok daha büyük bir artış sergilemiş, DKGE katsayısı yaklaşık 0.2'den 0.95 seviyesine yaklaşarak neredeyse beş kat artmış göstermiştir. Özellikle 2022 yılı sonlarından itibaren TÜFE'ye olan geçişkenliğin ÜFE'ye olan geçişkenliği aşması, fiyatlama davranışlarında beklenti kanalının ve dövize endekslemenin güçlendiğini ortaya koyan önemli bir bulgudur. Varyans ayrıştırması sonuçları ise hem ÜFE hem de TÜFE enflasyonundaki dalgalanmaların temel belirleyicisinin zamanla döviz kuru şokları haline geldiğini ve bu şokların son dönemde TÜFE oynaklığının yaklaşık %70'ini açıkladığını teyit etmektedir. Bu bulgular, Türkiye ekonomisinde enflasyon dinamiğinin maliyet itişli bir yapıdan, büyük ölçüde döviz kuruna endeksli ve beklentilerle yönlendirilen bir yapıya dönüştüğünü göstermektedir.

Döviz kuruEnflasyon
Mehmet Türkşad Akın
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bölgesel kalkınma ajanslarının Türkiye ekonomisine etkileri:Trakya Kalkınma Ajansı örneği

Planlı ekonomik bir kalkınma düşüncesine geçiş ile Türkiye kalkınma planları tasarlamaya ve uygulamaya koymaya başlamıştır. 1963 yılından itibaren 11 adet Beş Yıllık Kalkınma Planı uygulanmaya konulmuş; günümüzde ise 2024-2028 yıllarını kapsayan On İkinci Kalkınma Planı uygulanmaya devam edilmiştir. Her ne kadar 2000'li yıllara kadar çeşitli programlar dâhilinde vakıf ve idareler kalkınma planlarının uygulayıcıları olmuş olsa da bu durum Kalkınma Ajanslarının kurulmaya başlanması ile yeni bir dönemin başlamasına neden olmuştur. Kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi ve yerel kaynakların etkin kullanımını sağlamak amacıyla belirlenen bölgedeki kamu ve sivil toplum aktörlerine mali ve teknik destek verme amacıyla kurulmuş olan 26 adet kalkınma ajansı mevcuttur. Trakya Kalkınma Ajansı (TRAKYAKA)' da bu ajanslar içerisinde 2009 yılında TR21 bölgesinde Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerinde faaliyet göstermek amacıyla kurulmuş ve 16 yıldır faaliyetlerini bu amaçla sürdürmeye devam etmektedir. Bu çalışmada Dünya'da ve Türkiye'de bulunan bölgesel kalkınma ajanslarının genel bir değerlendirilmesi yapılarak Trakya Kalkınma Ajansı özelinde kalkınma ajanslarının ekonomiye katkılarının incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda birinci bölümde bölge ve bölgesel kalkınma teorilerinin kavramsal çerçeveleri, ikinci bölümde Dünya'da ve Türkiye'de bölgesel kalkınma politikaları, üçüncü bölümde kalkınma ajansı örnekleri ve dördüncü bölümde ise Trakya Kalkınma Ajansı detaylı bir şekilde ele alınmıştır.

Albana Balla
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Mavi ekonomi ve ekonomik büyüme ilişkisi: OECD ülkeleri örneği

Son yıllarda, dünya genelinde artan nüfus ve kaynak ihtiyacı ile birlikte deniz ve okyanus kaynaklarının sürdürülebilir kullanımını esas alan mavi ekonomi kavramı uluslararası düzeyde önem kazanmaya başlamıştır. Mavi ekonomi çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlamakla birlikte ekonomik büyümeye de destek veren bir yaklaşım olarak önemli fırsatlar sunmaktadır. Bu çalışmada, mavi ekonomi göstergeleri ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki panel vektör otoregresif (PVAR) analizi ile incelenmiştir. Çalışma, 2001 – 2021 yılları arasında denize kıyısı olan 22 OECD ülkesine ait yıllık verileri kapsamaktadır. Modelde ekonomik büyüme değişkeni olarak kişi başına düşen GSYH kullanılmıştır. Mavi ekonomi sektörlerine ilişkin temel değişkenler ise konteyner liman trafiği (KLT), turizm gelirleri (TG), toplam su ürünleri üretimi (TSU) ve yenilenebilir elektrik üretimi (YEU) olarak belirlenmiştir. Buna ek olarak, toplam ihracat (TX) ve doğrudan yabancı yatırımlar (DYY) gibi değişkenler de modele kontrol değişken olarak dâhil edilmiştir. Bu değişkenlerin hem kendi aralarındaki hem de ekonomik büyüme üzerindeki etkileri nedensellik, etki-tepki ve varyans ayrıştırma analizleri aracılığıyla dinamik bir yapı içinde değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda, modelde yer alan tüm değişkenlerin nedensellik ilişkileri detaylı bir biçimde analiz edilmiş ve birçok değişken arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca etki-tepki grafiklerinin değerlendirilmesi ile değişkenlerin arasında kısa vadeli önemli etkileşimlerin bulunduğu gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, mavi ekonomi sektörlerinin gelişimi, ekonomik büyüme ile birlikte desteklenmeli ve bu alanlara yönelik uzun vadeli sürdürülebilir politikalar geliştirilmelidir. Bu çalışma, hem teorik düzeyde literatüre katkı sağlamayı hem de politika geliştirme süreçlerine uygulanabilir önerilerle rehberlik etmeyi amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Mavi Ekonomi, Panel VAR, Ekonomik Büyüme

Mert Dereli
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

İmalat sanayinde ithal girdi bağımlılığı: Türkiye örneği

Çalışmanın amacı; 2003-2015 döneminde Türkiye'de imalat sektöründe faaliyet gösteren firmaların ithal girdi kullanım yoğunluğu ve yıllar içindeki değişimini analiz ederek, firma düzeyinde ithal girdi bağımlılığının belirleyicilerinin tespit edilmesidir. Çalışmanın özgünlüğü, firma düzeyinde Dış Ticaret ile Yıllık Sanayi ve Hizmet İstatistikleri verilerini kullanarak ithal girdi bağımlılığını firma özelinde analiz etmekten gelmektedir. Dolayısıyla bu çalışma, incelenen literatürde yer alan diğer çalışmalardan farklılık göstermektedir. Analizlerin sonucunda elde edilen bulguların ışığında; ihracatta meydana gelen yüzde birlik bir artışın ithal girdi bağımlılığında yüzde 0,17'lik bir artışa neden olduğu buna karşın çalışan sayısında ortaya çıkan yüzde birlik bir artışın ithal girdi bağımlılığını yüzde 1,34 azalttığı yine hammadde/girdi miktarındaki yüzde birlik bir artışın ithal girdi bağımlılığını yüzde 1,34 artırdığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca, toplam faktör verimliliğinde yüzde birlik bir artışın ithal girdi bağımlılığında yüzde 2,41'lik bir azalışa neden olduğu istatistiksel olarak tespit edilmiştir. Son olarak kukla değişkenlerimize baktığımızda; kukla değişkenlerimiz 1 değerini aldığında sırasıyla, düşük teknoloji yoğunluğuna sahip olan firmalar ithal girdi bağımlılığını yüzde 7,73, orta düşük teknoloji yoğunluğuna sahip olan firmalar yüzde 9,26 ve orta yüksek teknoloji yoğunluğuna sahip olan firmaların ise ithal girdi bağımlılığında yüzde 6,98'luk bir artışa neden olduğu istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Diğer taraftan firmanın yönetiminde yüzde 10 ve fazla yabancı yatırımcının oy hakkı bulunduğu firmaların kukla değişkeni istatistiksel olarak anlamsız bulunmuştur.

İthal girdi bağımlılığı
Adjera Alitoska Kazaz
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye imalat sanayinde firma sahiplik yapısının enerji yoğunluğuna etkisi

Enerji hayatın her alanında olduğu gibi ekonominin de temel faktörlerinden birisidir. Üretilen her mal ve hizmetin temelinde enerji yatmaktadır. Bu nedenle, enerji kullanımı ve yoğunluğu yalnızca makroekonomik göstergeler açısından değil, aynı zamanda mikro düzeyde firmaların üretim yapısı açısından da önem taşımaktadır. Bu çalışma, Türkiye imalat sanayinde firma sahiplik yapısının enerji yoğunluğu üzerindeki etkisini 2003-2015 dönemi için firma düzeyindeki mikro verilerle analiz etmektedir. Çalışma Türk imalat sanayinde faaliyet gösteren firmaları ele alarak imalat sanayinde enerji yoğunluğu belirleyicilerini tespit edip özellikle doğrudan yabancı yatırımların enerji yoğunluğuna etkisini analiz etmektedir. Sonuçlar, emek verimliliğindeki yüzde birlik bir artışın enerji yoğunluğunu yüzde 1,85, sermaye değişkeninde yüzde birlik bir artış enerji yoğunluğunu yüzde 0,50 ve toplam faktör verimliliği değişkenindeki yüzde birlik bir artış enerji yoğunluğunda yüzde 0,55 oranında bir düşüşe neden olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca yabancı sermayeye sahip firmaların enerji yoğunluğunu yüzde 0,11 düşürdüğünü ortaya koymaktadır. Çalışmada yabancı yatırımların etkisi, yatırım yapılan firmaların ölçeğine göre incelenmiştir. Yabancı sermayenin yatırım yaptığı firmanın ölçeğine göre etkisini daha net ölçebilmek için modele küçük yabancı, orta yabancı ve büyük yabancı firma kukla değişkenleri eklenmiştir. Elde edilen bulgular, firmanın ölçeği arttıkça enerji yoğunluğunun azaldığını göstermiştir. Dolayısıyla çalışma, yabancıların bir firmaya yatırım yaptıklarında beraberlerinde enerji yoğunluğunu düşürücü ve verim artırıcı teknolojilerini getirdikleri ortaya koymaktadır. Ayrıca firmanın ölçeği artıkça bu etkinin de artığı tespit edilmiştir.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıEnerji verimliliği
Davut Kazaz
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Asimetrik iki oyunculu tahmin oyunu

In this thesis, we theoretically and experimentally investigate the asymmetric players case in the two-person guessing game. We multiply one of the players' chosen number by a positive parameter k > 1. Here, the target number is some proportion (p) of the \weighted" average of the two numbers. The theoretical solution of the model depends on the value of p and k. In the experimental sessions, we have one symmetric and two asymmetric cases in which the theoretical equilibrium is (0,0). We nd that the chosen numbers in the asymmetric cases do not di er from those in the symmetric case. However, the speed of convergence toward equilibrium is slower in the asymmetric cases than that in the symmetric one. Keywords: Guessing Game, Asymmetry, Convergence

EconomyEconomic policiesGame theory+3
İbrahim Çiçekli
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

An analysis of wage, earnings and income inequality in Turkey

ABSTRACT AN ANALYSIS OF WAGE, EARNINGS AND INCOME INEQUALITY IN TURKEY ARSLAN, Emre Bilal M.Sc., Department of Economics Supervisor: Assist. Prof. Ozan Ekşi February 2014 The goal of this thesis is to analyze wage, income, and earnings inequalities in Turkey by using the data from Household Budget Surveys that have been available yearly since 2002. A thorough documentation of earnings and hourly wage inequalities is provided for different education and experience groups. The study then documents income inequality in Turkey. Both household and individual income data are used. The importance of household data arises from the fact that the members of a household use the same income sources, and social planners recognize this fact in calculating the well-being of their citizens. Therefore, the difference between household and individual income distributions is important to show the within-country income sharing dynamics in Turkey. Next, a decomposition of yearly incomes to earnings and non-earnings income sources is provided, together with figures showing the distribution of these income sources across households. The second part of the thesis explains the changes in income inequality in Turkey through panel regressions by using the cohort inequality indices. Briefly, this thesis aims to make a significant contribution to the literature and to create an important source of information. The most remarkable results are: the annual earning inequality differs from hourly wage inequality in Turkey. The 2001 crisis had a significant effect on inequality especially during the period of 2002-2004. Earnings are the most important source of individual income and the distribution of earnings and non-earnings does not change significantly over the years. With regard to the results obtained through panel regressions, the most influential variable that changes inequality between 2002 and 2011 is the ratio of credit to the private sector by deposit money banks and other financial institutions to GDP. This variable is used as a financial depth indicator and has an increasing effect on inequality. JEL Codes: D31 Keywords: Wage Inequality, Earnings Inequality, Income Inequality

Income distributionEarnings inequalityWage
Emre Bilal Arslan
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Where you export matters: Explications on the export sophistication of Turkey and its export destinations

This master thesis mainly aims to clarify the effects of export destinations of Turkey on product sophistication of its export basket with using Export data of Turkey between 1998 and 2011 with HS6 classification. Besides, effects of export destinations on technology usage of export products and how export products could be structured within country groups are also analyzed in this study by the light of the presence of relationship between export destinations and product sophistication. This study shows that export destinations of Turkey significantly matter on sophistication and technology usage of export products such that as share of European Union from Turkey's total export increases, both share of mid-high and high technology export commodities from total volume and product sophistication of export basket increase whilst it is in the opposite way for MENA. Moreover, effects of other export destinations of Turkey on both sophistication and technology usage of export products are analyzed in the study. Keywords: International Trade, Export Partner, Sophistication, Qualification

QualitySophisticationTrade+3
Mert Can Duman
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Comparision of GMM, maximum likelihood and Bayesian estimations in estimating structural parameters of DSGE models

Dynamic stochastic general equilibrium (DSGE) models are macroeconomic models derived from microeconomic principles. These models and estimation methods of their parameters have been very popular among macroeconomists over the past 25 years. Identification of structural parameters of DSGE models is subject of many studies. In this study we compare three estimation methods: Bayesian estimation, maximum likelihood estimation and generalized method of moments estimation, in the cases of (i) if the shocks have an autocorrelated pattern (ii) if data is small. We generate artificial data at the length of 60 and 180 by using our model with true parameters and obtain the estimated parameters from these estimators. Then, for eve-ry estimator, we compare the value of estimated parameters with true ones. The model we use is the three equation New Keynesian model including the Euler condi-tion, Philips curve and monetary policy equations. As a result of comparison, for all cases, with and without autocorrelation and small and large sample sizes, Bayesian estimation performs best. However, it should be noted that if Dynare allowed us to expand the border of priors for Bayesian estima-tor, the result might be different. Keywords: DSGE Models, Bayes. Generalized Method of Moments, Maximum Likelihood, Structural Parameters

Bayes Estimation MethodBayes approachDynamic stochastic general equilibrium model+4
Hasan Halit Toprak
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Determinants of regional consumption disparities in Turkey and statial analysis

This study investigates differences in households'consumption patterns in 26 regions of Turkey (NUTS Level 2) and for 12 main consumption groups for years 2005-2013 by using TurkStat Regional Dataset. The regional differences in consumer behavior are modeled via Linear Approximation of the Almost Ideal Demand System (LA/AIDS) by Deaton and Muellbauer (1980) and demographic variables are introduced to system using translation method by Pollak and Wales (1981). To estimate models, Augmented mean group estimator technique is employed on panel regressions. Within the context of the study, expenditure and own price elasticities are calculated separately for each of 26 regions and 12 main consumption groups. Then, the results are reflected on Turkey's map to carry out spatial analysis and regional disparities in each of main item groups are evaluated. Based on results of expenditure elasticities, one can conclude that consumption pattern for goods in food, alcoholic beverages and tobacco, clothing, health, communication, education, and miscellaneous groups in western areas are the same as consumption pattern of those in eastern areas. However, consumption pattern for housing, furniture, transportation, recreation, and restaurant and hotel commodity groups, are different in the west and the east. On the other hand, results of own-rice elasticity reveal that households' responses to price changes for food, alcoholic beverages and tobacco, health, communication, education, and miscellaneous commodity groups are the same in western and eastern areas. However, it is observed that demand for items of clothing, housing, furniture, transportation, recreation, and restaurant and hotel groups differs for regions in the west and in the east.

Regional distributionRegional differencesRegional characteristic+6
Merve Akdeniz
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Monetary policy effectiveness and inflation targeting

The purpose of this thesis is to check the effectiveness of monetary policy on macroeconomic indicators after the adoption of inflation targeting for randomly chosen 10 economies to fill the gap in the literature. For this purpose, the effectiveness of interest rates on output gap and inflation rates have been measured to compare the differences for pre and post targeting periods by evaluating VAR model analysis. The duration and magnitude of a shock is investigated by implementing impulse response functions. Effectiveness on output gap is found out significant for Iceland, South Korea, Mexico, Norway, Poland, Romania and Turkey and insignificant for Czech Republic, Republic of Serbia and the U.K. for pre-targeting period but significant for all economies for post-targeting period. Effectiveness on inflation has been found out significant for South Korea, Mexico, Romania and Turkey but insignificant for Czech Republic, Iceland, Norway, Poland, Republic of Serbia and the U.K. for pre-targeting. For post-targeting period, the findings have revealed effectiveness on inflation is significant for Czech Republic, Iceland, South Korea, Mexico, Norway, Poland, Republic of Serbia and the U.K.. Findings reveal that effectiveness of monetary policy on output gap has been relevant for all countries after the adoption of inflation targeting by making effectiveness on output gap more obvious. The similar conclusion holds for effectiveness on inflation rates for post-targeting (except Turkey and Romania) implying the evidence for effectiveness on macroeconomic indicators after the adoption of inflation targeting. Keywords: Inflation Targeting Regime, VAR Model, Impulse Response Function, Effectiveness of Monetary Policy, Output Gap

InflationInflation targetingEfficiency+1
Nurbanu Huyugüzel
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Political economy of tax evasion under probabilistic voting

Using a theoretical model of political competition, we study the conditions under which tax evasion persists as a political equilibrium outcome. In the model, voters belong to one of the two income classes: high (H) and low (L). Each member of a given income class receives the same income. There is an income tax levied at a flat rate. The tax proceedings are used to finance the single public good and the tax enforcement efforts, if any. Due to the sources of their income, some of the taxpayers from income class H can report their income as low. If there is any enforcement, it is to prevent those tax payers from under reporting. Both the equilibrium tax rate and equilibrium level of enforcement is determined endogenously, in the equilibrium of a two-party political competition game with probabilistic voting. The objective of each political party is to maximize its chance of an election victory. We found that in the ensuing political equilibrium neither party proposes any tax enforcement. This result is robust to variations in the (i) fraction of high income voters in the society, (ii) fraction of the high income voters who can evade, (iii) the cost of tax enforcement and, (iv) the relative political power of the two income classes. Keywords: Tax evasion, Election, Probabilistic Voting, Enforcement

Political economicsPoliticsTax evasion+1
Fatih Dinçsoy
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Regional inequalities and economic convergence in Turkey

Large and persistent regional development disparities between eastern and western regions have always been the main concerns of policy makers and regional development policies of the government. Turkey has developed a set of regional development tools and mechanisms to reduce these disparities However, traditional top-down and state-oriented regional policies implemented until the 2000s could not meet the needs of the country. Thus, Turkey went through a transformation in its regional development paradigm after 2000 and started to internalize more bottom-up and participatory approach. The purpose of this study is to analyze regional inequalities and investigate the evidence of economic convergence across NUTS 2 regions in the post-2000 period. Although there are earlier empirical studies on regional convergence, studies concentrating on the post-2000 period are very limited. Thus, this study aims to provide new insights into the nature of the convergence debate in Turkey. We employed both sigma and beta convergence analyses. Findings of sigma convergence are in line with the literature that inequality between regions decreases in the recession periods and increases in the economic expansion periods. Beta convergence results obtained from cross-sectional and panel estimations indicate the existence of absolute convergence. Moreover, exploratory spatial data analysis and beta convergence analysis illustrate the strong evidence of spatial autocorrelation in distribution of regional income and suggest taking spatiality into account in convergence analysis. Keywords: Regional Disparities, Regional Inequality, Convergence, Sigma, Beta, Spatial Autocorrelation, Spatial Econometrics

BetaRegional disparityRegional differences+5
Ahmet Kındap
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Reconciling energy and carbon emission performance for sustainability

The concepts of energy and environmental efficiency, with creating less or no pollution in production processes, help to redefine efficiency in general and serve to attain a sustainable future. The relevant literature is underprovided in analyzing environmental efficiency and thus performance measures for countries over time. This study models energy and CO2 emission performance in electricity generation from the production efficiency point of view. It uses a non-radial directional distance function and constructs energy, environmental and energy-environmental performance indices for 112 countries over the period of 1988-2011. The models are run in GAMS 23.5 with IEA data 2013. The countries are grouped firstly with respect to their use of combined heat and power (CHP) technology to construct best practice frontier. The second group is G20 countries, which allows investigation of the tradeoffs amongst energy and environmental performances of top 20 countries in the world. The last group is UNFCCC Annex I countries, consisting of Turkey. The study shows that the majority of the countries still have room for improvement for energy and the environment. For the most current year in the dataset, 2011, for all the indices, the following countries are the best performers; Switzerland and Sweden in the group of countries with CHP technology, Brazil for the non-CHP countries, Brazil and United Kingdom among G20 countries, and Belarus and Slovak Republic in Annex I. Consistent with the literature, Turkey has better energy and environmental performance compared to the major polluters as it performs around the medians of sample countries in UNFCCC Annex I. Keywords: Energy efficiency, Environmental efficiency, CO2 emission performance, Electricity Generation, Directional distance function, Data envelopment analysis.

Electricity generationEnergyEnergy efficiency+5
Ebru Taştan Keserci
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Reaction of central banks to federal reserve at zero lower bound

This study has been carried out on 25 different economies so as to determine how much central banks give place to federal reserve in reaction functions and to what extent this reaction changed with the effect of the financial crisis of 2008. The model to which federal funds rate was added as an independent variable was tested with OLS econometric method separately for 2000-2007 and 2008-2014 periods. According to the empirical evidence, the reaction of most of the countries to the US economy, which is the leading country of the world's biggest economies, turned out to be statistically 5% significant at the level of significance. However, together with this reaction's continuation for many countries after the crisis, it changed dramatically for each country when examined country-by-country. In addition, time varying regression method was used in this study so as to both differentiate it from literature and also to confirm the results with a different method. First findings were accordingly strengthened with the obtained results. Keywords: Monetary Policy, Taylor Rule, Time Varying Regression, Zero Lower Bound

Federal Reserve BankCentral BankMonetary policies+2
Ümit Güner
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The effects of relative deprivation on smoking status

This research study examines the association between relative deprivation and smoking habits. Dividing individuals into different reference groups, this study measures relative deprivation in terms of different levels of income and education inequality within those reference groups. The reference groups are based on gender, region, age group and the combinations of the three. Data for this research study are taken from the 'Health Research Survey' conducted by the Turkish Statistical Institute (TurkStat) in 2012. The sample consists of people aged between 25 and 64. Separate logistic regressions are used to undermine the relationship between the smoking status of individuals and the two relative deprivation variables. The regressions control for marital status and job status of individuals. Results of this research study show that the probability of smoking increases with rising income relative deprivation and education relative deprivation. Among men, the probability of smoking increases with relative deprivation; among women, on the other hand, the probability of smoking decreases with relative deprivation. Another result is that in urban areas the probability of smoking is higher for relatively deprived individuals, whereas in rural areas smoking probability and relative deprivation are not significantly related. In addition, in urban areas the probability of smoking is higher in individuals with high relative education-deprivation, although in rural areas the probability of smoking is higher in individuals with low relative education-deprivation. Key Words: Smoking, income inequality, education inequality, relative deprivation

Education levelIncome distributionRelative deprivation+3
Yenal Can Yiğit
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Transmission of advanced economies central banks' and Central Bank of Republic of Turkey's monetary policies to Turkish financial system

In this study, effects of unconventional monetary policies which are implemented by advanced economies to Turkish financial markets are analyzed. When Central Bank of Republic of Turkey (CBRT) policies are evaluated with advanced economies' policy stance, the response of domestic market rates to CBRT policy decisions may change. To shed light to this issue this study suggests an empirical VAR model. According to the findings, short term market sensitivity against both domestic and international improvements was affected mainly by primary policy tool of CBRT. US dollar exchange rate is quite effective on the long term indicator.

Economic policiesDevelopment economicsEmerging markets+7
Ünal Kaya
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Döviz kuru belirlenmesi: Türkiye ve küresel makroekonomik haberlerin etkisi

This study investigates the effect of the domestic and foreign sourced macro-economic news on the the increase of the TL - Dolar exchange rate observed after 2013. The study was carried out, using OLS and GARCH methods for the period between January 1, 2013 and December 31, 2016. The results reveal that surprises related to domestic macro-economic data is more effective than foreign macro-economic surprises and the most important variables that explain the movements in the exchange rate are domestic inflation and monetary policy surprises as well as foreign employment surprises. Keywords: Exchange rate, GARCH, macroeconomic news

Foreign exchangeExchange rateExchange rate policies+6
Muhammed Mücahit Denk
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Are richer countries more democratic? the case of Muslim-majority countries

In this study, the correlation between democracy and economic growth is investigated in the context of forty-six Muslim-majority countries. Although the relationship between democracy and economic variables has been quite popular in the literature, the case of Muslim-majority countries has been rarely studied. Moreover, the existing studies have not yet reached a clear conclusion considering the correlation. I study the time period 1960-2015 because this is the longest time span for which all of the variables of interest to this study are available. A contribution of the study is that data from four different sources that publish democracy indices for the specified time interval and countries are used. By using data from four sources that adopt different definitions of the multi-pronged concept of democracy, this study generates a more detailed and more reliable picture of the link between democracy and income per capita. One democracy index, called V-Dem, has been fairly recently developed and has several advantages over the other indices (Freedom House, Polity IV, and Vanhanen Democracy Indices). To estimate the regression model, the fixed effects model is chosen, since it takes into account the heterogeneity among countries, which is quite high. The results support the hypothesis that in the group of Muslim-majority countries and in the time period 1960-2015; ceteris paribus, the ones that have a higher domestic product per capita are the ones that are more democratic. Keywords: Democracy, economic growth, Muslim-majority countries

DemocracyDemocratic cultureDemocratization+6
Nurgül Sevinç
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The impact of expansion of Turkish treasury single account system on public financial management in Turkey

Today, the public cash management has gradually been managed more actively and professionally. Some essential reforms should be enacted to transit from traditional to modern cash management approach, extending the scope of Treasury Single Account (TSA) comes first among these reforms. TSA, in the good practices case, has an extensive spectrum including almost all public resources, but it just covers the units of central and local administration in Turkey. In this regard, the scope of TSA in Turkey should be extended to use public resources more efficiently by collecting them in a single center, therefore avoiding unnecessary borrowing and evaluating public funds better through economies of scale. In the study, the modern cash management is examined at first, then the theoretical framework of TSA is examined. Then, applications of TSA in Turkey over the time are reviewed in chronological order. Moreover, finally, a new extended scope of TSA covering other public institutions is proposed. The study which assesses the coverage of TSA in Turkey with a new perspective and aims to propose an ideal TSA coverage is believed to contribute to the efforts for the extension of the TSA system as a part of the modernization of the cash management in Turkey. Keywords: Treasury Single Account, Treasury Cash Management, Target Cash Balance, Public Financial Management, Public Finance.

TreasuryPublic financePublic finance+2
Barış Can
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Designing a credit system to match better performing students with best foundation universities

A private credit system is designed in this thesis, since there is not a system providing a financial support for the students, who have sufficient scores from university entrance exams for paid education in the best foundation universities in Turkey. This financial support is created for borrowing from the banks while necessary collateral being provided by the Education Guarantee Fund and another support is presented by a repayment system, in which the students make payments in direct proportion to their incomes after graduation. At the same time, the government provides interest subsidy support for the repayments of the students, thus the repayment cost for the student is decreased. This research study is composed of six sections; first section is the introduction, the second section is importance of higher education, the third section is the analyzing better performing students and best foundation universities, the fourth section is financing higher education with loans, the fifth section is policy suggestion for financing the higher education, and the sixth section is the conclusion. The finance need of the students, who had sufficient scores for the best foundation universities, was supported by a field research conducted on 253 students. In order to fulfill the finance need of the students, applicable credit systems were discussed and it was determined that the most effective credit system was Education Guarantee Fund.

FinancingCredit systemsCredits+4
Tuğçe Tatoğlu
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The impact of knowledge spillovers on export performance of countries: A panel data approach

The aim of this thesis is to investigate whether inflows of FDI and innovative activities act as a channel of knowledge spillovers in improving export performance of countries. In measuring export performance, sophistication of a countries' export basket and the value of exports of high technology products are utilized. A rich panel data with 114 countries that comprises both developed and developing countries for the period from 2002 to 2015 is used in the analysis. Generalized Method of Moments (GMM) dynamic panel estimator developed by Arellano and Bond (1991) is utilized to control for potential endogeneity and dynamic nature of the problem. Estimation results indicate that the level of financial development, the quality of human capital and globalization of a country have a determinative role on the relation between knowledge spillover channels and the quality of exports in terms of sophistication and technology content. Overall, patent applications generally positively affect sophistication of exports. However, FDI serves as a channel for knowledge spillovers to benefit the sophistication level of exports only for developed, more educated, financially developed and globalized countries. The results of the study demonstrate a weaker relationship between knowledge spillovers and technology content of exports with respect to sophistication of exports. Key Words: Knowledge Spillovers, Sophistication of Export, Patent Applications, Foreign Direct Investments

Knowledge spilloversForeign direct investmentsPanel data models+4
Seren Özsoy
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The US demand for defense spending: An empirical investigation for the post-cold war era

Based on Smith (1989)'s neoclassical framework, the US demand for defense spending as a share of GDP (defense burden) is estimated by employing a relatively newly developed method called Me-boot rolling windows analysis using quarterly BEA and SIPRI data for the Post-Cold War times. While institutional inertia plays an important role in determining the US defense burden in general, there is no conclusive result concerning the growth rate since positive, negative, and insignificant effects were all observed for different time periods. The US defense burden was found to be well correlated with the price ratio of defense goods to civilian goods during times of high military mobilization probably due to the increasing demand for defense goods. The price effect in Smith's original theory that has been omitted in previous empirical studies due to data unavailability was, thus, confirmed. Both Russian and Chinese defense burdens were found to be important determinants of the US defense decisions after the 2nd millennium. However, since the implementation of the US new Asia-Pacific rebalance policy in 2012, no significant result was reported concerning the Russian threat while there was evidence towards a rising rivalry between the US and China in great extent. This, in turn, suggests that the US military policy follows its foreign policy closely in a very dynamic way.

United States of AmericaMilitary expendituresDefence+1
Furkan Tüzün
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Measuring the technical efficiency of inpatient care services in Turkish public hospitals using stochastic frontier analysis

In this study, we measure the technical efficiency of inpatient care services of Turkish public hospitals using Stochastic Frontier Analysis (SFA). In the analysis, cross-sectional data on 495 general hospitals in 2016 are used. According to the parameters estimated with SFA, a hospital with high role group and in a region with a low development index has higher efficiency than those of other hospitals. The contribution of this thesis to the previous studies on hospital efficiency in Turkey is to use case-mix index reflecting the clinical level of all cases in a hospital. We adjust output of inpatient service with case mix index and remove the heterogeneity between cases in order to get better estimates by SFA. After using CMI, it has been observed that the inefficiency parameters of role group of hospital and development index are approach to zero whereas parameter of health index loose its significance.

State hospitalsEfficiencyHospitals+7
Alper Mortaş
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00