İstanbul Gelişim University
Anabilim Dalı

Çocuk Gelişimi Anabilim Dalı

İstanbul Gelişim University

240

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkinlerin perspektifinden erken çocukluk döneminde teknoloji kullanımını online seslifoto (OSF) yöntemiyle anlamak

Bu tez çalışmasında, Türkiye'de yaşayan yetişkinlerin erken çocukluk döneminde teknoloji kullanımı konusundaki algılayışları kapsayıcı ve yeni bir araştırma tekniği olan Online Seslifoto (OSF) ile incelenmiştir. Çalışma, yetişkinlerin erken çocukluk döneminde teknoloji kullanımına dair bakış açısını, ortaya çıkan ana temalar aracılığıyla görmek için nitel olarak kurgulanmıştır. Araştırmaya 18 yaş ve üzeri toplam 127 kişi katılmış 123 kişi onam vermiş ve bu 123 katılımcının verisi ile veri analizi yapılmıştır. Verilerin analizi için Online Yorumlayıcı Fenomenolojik Analiz (OYFA) kullanılmıştır. Bütün katılımcıların hikayeleri incelendiğinde toplam 18 ana temaya ulaşılmıştır. En sık kullanılan ana temalar ve onların oranları şu şekildedir: ebeveyn kontrolü, kısıtlama (%20, n = 24); bağımlılık, irade, kötü alışkanlıklar (%20, n = 24); kontrolsüz kullanım, zaman kaybı (%20, n = 24); ve sosyal duygusal gelişime olumsuz etkiler, akranlarla uyumsuzluk, doyumsuz çocuklar (%15, n = 18). Çalışma sonucunda yetişkinlerin erken çocukluk döneminde teknoloji kullanımı denince daha çok olumsuz bir anlayış ve algılayışlarının olduğu görülmüştür. Yetişkinler erken çocukluk döneminde teknoloji deyince daha çok olumsuz duygu ifade eden kelimeler kullanmışlardır. Ancak olumlu temalara da rastlanmıştır (%14, n = 17). Katılımcıların yüklediği fotoğraflar analiz edildiğinde ise 12 ana fotoğraf teması ortaya çıkmıştır. Bulgular ilgili literatür göz önüne alınarak tartışılmıştır. Araştırmacının bir amacı da sonuçları ilgili kuruluşlarla paylaşmaktır. Böylece erken çocukluk döneminde teknoloji kullanımı gibi önemli ve kritik bir meseleye dair yetişkinlerin algılayışları bilimsel açıdan daha iyi anlaşılabilir. Böylece bu konuyla ilgili problemler daha iyi ele alınabilir ve bu meselenin insanların iyilik halini artırmasına katkı sağlanabilir.

Teknoloji
Selma Tanhan Ok
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlik döneminde sosyal medya kullanımının sosyal kaygı ve öz yeterlilik üzerine etkisinin incelenmesi

Çağımızın en önemli konularından biri olan sosyal medya kullanımı hayatımızın büyük bir alanını kaplamaktadır. Sosyal medya kullanımı bireylerin kendilerini fark ettikleri, karakterlerinin şekillendiği ve beyin gelişimin aktif olduğu ergenlik döneminde önemli bir yeri vardır. Böylece sosyal medyada paylaşılan içerikler ergenler hakkında detaylı çıkarım yapmamızı sağlar. Bu çalışmada sosyal medya platformlarını kullanma konusunda ergenlerin sosyal kaygı ve öz yeterlilik açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma 2023-2024 eğitim öğretim döneminde Nevşehir ilinde bulunan Kardelen Eğitim Kurumlarında 9., 10., 11.ve 12.sınıflarında öğretim gören 399 öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya katılanların %49.9 kız olduğu, %50.1 erkek olduğu, %14 tek kardeş, %48.1 iki kardeş, %28.1 üç kardeş, %7 dört kardeş ve %2.8 beş ve üzeri kardeş sayısı olduğu, %67.4 ilk çocuk, %9.8 ortanca çocuk, %22.8 son çocuk olduğu görülmektedir. Çalışmada sosyal medya tutum ölçeği, çocuklar için sosyal kaygı ölçeği ve çocuklar için öz yeterlilik ölçeği olmak üzere üç ayrı ölçek kullanılmıştır. İstatistiksel analizler SPSS (Statistical Package For Social Sciences) 26.0 yazılımı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. İkili grupların karşılaştırılması için bağımsız örneklem t-testi uygulanmıştır. İkiden fazla grup içeren eğitim düzeyi değişkeniyle yapılan karşılaştırmalar için tek yönlü ANOVA uygulanmıştır. Karşılaştırma testlerinin uygunluğu için normallik sınaması yapılarak regresyon analizi uygulanmıştır. Öğrencilerin sosyal medya tutum, sosyal kaygı ve özyeterlilik puanlarına göre bazı demografik özellikler ile karşılaştırıldığında sınıf, kardeş sayısı, doğum sırası, gelir düzeyi ve başarı değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar görülmüştür. Cinsiyet, anne eğitim düzeyi ve baba eğitim düzeyi değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar görülmemiştir. Araştırmanın istatiksel analizleri sonucunda öğrencilerin yaşı ile akademik özyeterlilik (r=.21; p<0.01) arasında pozitif yönlü, zayıf düzeyde ve bakılan boyutlarda anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yaş ile olumsuz değerlendirilme korkusunda ise (r=-.21; p<0.01), ergenlerde yeni durumlarda sosyal kaçınma huzursuzluk duyma da (r=-.18; p<0.01) ve ergenlerde genel durumlarda sosyal kaçınma huzursuzluk duyma (r=-.33; p<0.01) konuları arasında negatif yönlü, zayıf düzeyde ve ilgilenilen boyutlarda anlamlı ilişki bulunmuştur. Sınıf ile olumsuz değerlendirilme korkusuna (r=-.17; p<0.01), yeni durumlarda sosyal kaçınma huzursuzluk duyma (r=-.19; p<0.01) ve genel durumlarda sosyal kaçınma huzursuzluk duyma (r=-28.; p<0.01) konusundaki boyutlarına bakıldığında negatif yönlü, zayıf düzeyde ve anlamlı ilişki olduğu bulunmuştur. Sınıfla birlikte akademik özyeterlilik (r=.20; p<0.01) arasında zayıf düzeyde, pozitif anlamda ve anlamlı ilişki bulunmuştur. Sosyal medya tutum puanları ile akademik özyeterlilik (r=-.10; p<0.05) ve duygusal özyeterlilik (r=-.09; p<0.05) konusuna bakıldığında ise negatif ve konu ile ilgili anlamlı ilişki bulunmuştur. Akademik özyeterlilik boyutu ile olumsuz değerlendirilme korkusuna (r=-.13; p<0.05), yeni durumlarda sosyal kaçınma ve huzursuzluk duyma durumunda (r=-.13; p<0.01) ve genel durumlarda sosyal kaçınma ve huzursuzluk duyma durumu (r=-.21; p<0.01) arasında negatif yönlü, zayıf düzeyde ve anlamlı ilişki bulunmuştur. Duygusal özyeterlilik boyutu ile genel durumda sosyal kaçınma ve huzursuzluk duyma (r=-.15; p<0.01) boyutları arasında negatif yönlü, zayıf ve konu ile ilgili anlamlı ilişki bulunmuştur. Sosyal özyeterlilik boyutu ile olumsuz değerlendirilme korkusu (r=-.13; p<0.01) ve genel durumlarda sosyal kaçınma huzursuzluk duyma (r=-.17; p<0.01) durumu ile arasında negatif yönlü, zayıf düzeyde ve konu ile ilgili anlamlı ilişki bulunmuştur. Yapılan regresyon analizi bulguları doğrultusunda, duygusal özyeterlilik (b=,36; p<0.001) ve akademik özyeterlilik (b=,35; p<0.001) ve sosyal medya tutum (b=,10; p<0.05) puanlarının yükselişi sosyal özyeterlilik puanlarının yükselişini anlamlı düzeyde yordamaktadır. Sonuç olarak araştırmamız ergenlerin sosyal kaygı ve öz yeterliliklerini yordayan faktörler arasında sosyal medya kullanımının olumlu etkisi olduğu görülmüştür.

Ayşe Polat
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönemde aile tutumlarının çocuğun sosyal-duygusal gelişimdeki etkilerinin incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı, aile tutumlarının okul öncesi dönemde yer alan çocukların sosyal-duygusal gelişimleri üzerindeki etkisini değerlendirebilmektir. Bu amaç doğrultusunda, araştırmanın modeli belirlenirken tarama modeli tercih edilmiştir. Araştırmanın evrenini, okul öncesi dönemde çocuğu olan ebeveynler ve çocukları oluştururken örneklem grubunu ise evren içerisinden amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilen 150 okul öncesi çocuğu ve bu çocukların 150 ebeveyni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri; Kişisel Bilgi Formu, Ebeveyn Tutum Ölçeği ve Okul Öncesi Sosyal Davranış Ölçeği-Öğretmen Formu'nun uygulanmasıyla edinilmiştir. Bu doğrultuda edinilen verilerin analizinde SPSS-28 paket programı kullanılmıştır. Normal dağılım varsayımının karşılanması sebebiyle, yapılan analizlerde Frekans ve Yüzde Analizi, Bağımsız Gruplar T Testi, Tek Yönlü ANOVA, Pearson Korelasyon Analizi ve Çoklu Regresyon Analizi gibi parametrik analiz yöntemleri tercih edilmiştir. Araştırma sonunda, aile tutumlarında çocuk cinsiyeti, çocuk yaşı, ebeveyn cinsiyeti, ebeveyn medeni durumu ve ebeveyn çalışma durumuna göre anlamlı farklar bulunmuştur. Ancak aile tutumlarında ebeveyn yaşı, ebeveyn öğrenim durumu ve aile tipi kapsamında anlamlı fark belirlenememiştir. Ayrıca, sosyal-duygusal gelişimde ebeveyn öğrenim durumu ve ebeveyn çalışma durumu kapsamında anlamlı farklar olduğu sonucu elde edilmiştir. Fakat sosyal-duygusal gelişimde çocuk cinsiyeti, çocuk yaşı, ebeveyn cinsiyeti, ebeveyn yaşı, ebeveyn medeni durumu ve aile tipine dayalı olarak anlamlı sonuçlar bulunamamıştır. Ek olarak; demokratik tutumun sosyal-duygusal gelişim ile arasında pozitif yönde; otoriter ise sosyal duygusal gelişim ile arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Ancak aşırı koruyucu tutum ve izin verici tutumu sosyal-duygusal gelişim ile arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Son olarak; aile tutumlarının sosyal-duygusal gelişim üzerindeki etkisine yönelik kurulan modelin anlamlı olduğu bulunmuştur. Aile tutumlarının sosyal-duygusal gelişim üzerindeki bağımsız etkisi incelendiğinde; demokratik tutumun sosyal-duygusal gelişim üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu bulgusu elde edilmiştir. Ancak otoriter tutum, aşırı koruyucu tutum ve izin verici tutumun sosyal-duygusal gelişim üzerinde bağımsız olarak bir etkiye sahip olmadığı sonucu elde edilmiştir.

Hande Gümüş
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özel gereksinimi olan ve tipik gelişen 48-69 aylık çocukların ebeveyn tutumlarının, çocukların davranışlarına etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı özel gereksinimi olan ve tipik gelişen 48- 69 aylık çocukların ebeveyn tutumlarının, çocukların davranışlarına etkisinin incelenmesidir. İlişkisel tarama modeline uygun olarak ortaya konulan araştırmanın diğer amaçları ise ebeveynin demografik özellikleri ve çocuğun özelliklerine göre ebeveynin tutumlarının ve çocukların davranışlarının farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Bu araştırmanın evreni, İstanbul ili Esenyurt ilçesinde yer alan 48- 69 aylık özel gereksinimli ve tipik gelişen çocuklar ile aileleridir. Bu araştırma işitme engelli, zihinsel engelli, ortopedik engelli, Down sendromu, yaygın gelişimsel bozukluk, dil ve konuşma güçlüğü tanısı olan özel gereksinimli bireyler ve tipik gelişen bireylerin ailelerini kapsayacaktır. Araştırmanın örneklem grubunu ise, amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilmiş ve araştırmaya katılmak için gönüllü olan 302 çocuk ve ailesi oluşturmaktadır. Çocuklar ve aileleri MEB'e bağlı Rehabilitasyon Merkezleri ve Okul Öncesi Kurumlardan yararlanılarak bulunacak ölçek ve anketler uygulanacaktır. Araştırmanın verileri; bu araştırmada veri toplama aracı olarak Bilgilendirilmiş Gönüllü Onam Formu, Sosyodemografik form, Ebeveyn Tutum Ölçeği, Okul Öncesi ve Anaokulunda Davranış Ölçeği, Güç ve Güçlükler Anketi kullanılacaktır. Araştırma sürecinde, 48-69 aylık özel gereksinimi olan çocuklar ve tipik gelişen çocuklar ile ailelerine yönelik elde edilecek veriler, SPSS-25 istatistik programında analiz edilecektir. Bu bağlamda öncelikle katılımcıların kişisel bilgilerine ilişkin frekans ve yüzdeler hesap edilecektir. Araştırma sonunda, katılımcı çocukların demokratik, otoriter ve izin verici tutum boyutlarında anlamlı bir fark bulunamamış; aşırı koruyucu tutum puanında özel gereksinimi olan çocukların tipik gelişen çocuklardan anlamlı düzeyde yüksek puan aldığı sonucu elde edilmiştir. Ayrıca, davranış problemleri ve güç güçlükler davranışlarına ait toplam puanda anlamlı sonuçlar elde edilememiştir. Katılımcı çocukların puanlarında demografik değişkenler etkisi ele alındığında; ebeveyn tutumlarının çocuk cinsiyeti, gelir düzeyi ve yaş grubuna bağlı olarak anlamlı fark göstermediği; ebeveyn eğitim durumu ile aile tipine bağlı olarak da anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Çocuk davranışlarında ise çocuk cinsiyetine göre anlamlı farklar belirlenirken gelir düzeyi, ebeveyn eğitim durumu, ebeveyn yaşı ve aile tipine göre anlamlı farklar belirlenmiştir. Son olarak, tipik gelişen çocuklarda demokratik, otoriter ve izin verici tutumun; özel gereksinimi olan çocuklarda ise demokratik, otoriter ve aşırı koruyucu ebeveyn tutumlarının çocuk davranışları üzerinde yordayıcı etkisi bulunduğu belirlenmiştir.

Beril Bensu Dilekci
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Koruma ve bakım altında bulunan çocukların zorbalık eğilimleri yalnızlık düzeyleri ve fonksiyonel olmayan tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmada, koruma ve bakım altında bulunan çocukların zorbalık eğilimleri, yalnızlık düzeyleri ve fonksiyonel olmayan tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modeline dayalı betimsel bir desen kullanılmıştır. Örneklemi, İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı çocuk evleri ve çocuk evleri sitelerinde koruma ve bakım altında bulunan 8–9 yaş grubundaki 96 çocuk oluşturmaktadır. Veriler, Çocuk Hakkında Bilgi Formu, Zorbalık Eğilimi Ölçeği, Çocuklar İçin Yalnızlık Ölçeği ve Çocuklarda (8–14 Yaş) Fonksiyonel Olmayan Tutumlar Ölçeği kullanılarak toplanmış ve Statictical Package For Social Sciences (SPSS) 28 programı ile analiz edilmiştir. Normal dağılım koşullarının sağlanmadığı belirlenmiş; bu nedenle parametrik olmayan analiz teknikleri tercih edilmiştir. Demografik değişkenlere göre farklılıklar Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis H testleriyle, değişkenler arası ilişkiler ise Spearman korelasyon analizi ile incelenmiştir. Yalnızlık düzeyleri ve fonksiyonel olmayan tutumların zorbalık eğilimi üzerindeki etkisi çoklu regresyon analiziyle değerlendirilmiştir. Araştırmada, koruma ve bakım altında bulunan çocukların zorbalık eğilimlerinin ve yalnızlık düzeylerinin düşük, fonksiyonel olmayan tutumlarının orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Değişkenler arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuş; yalnızlık düzeyi ve fonksiyonel olmayan tutumların zorbalık eğilimini anlamlı düzeyde yordadığı saptanmıştır. Ayrıca, bazı demografik değişkenlerle çocukların zorbalık eğilimleri, yalnızlık düzeyleri ve fonksiyonel olmayan tutumları arasında anlamlı ilişkiler elde edilmiştir. Araştırma sonuçlarının, koruma ve bakım altındaki çocukların sosyal-duygusal gelişim süreçlerini desteklemek amacıyla erken müdahale programlarının geliştirilmesine ve sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesine katkı sağlaması; ayrıca çocuk koruma alanındaki uygulamaların geliştirilmesine katkıda bulunması amaçlanmaktadır.

Fonksiyonel olmayan tutumYalnızlıkZorbalık+2
Emine Şahinbaş Çetin
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

4-6 yaş çocukların problemli medya kullanımının gelişim düzeyleri, dikkat, öz düzenleme ve yürütücü işlev becerileri üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu çalışma, 4-6 yaş aralığındaki çocukların problemli medya kullanım düzeyleri ile dikkat, öz düzenleme ve yürütücü işlev becerileri arasındaki ilişkiyi incelemekte, aynı zamanda sosyodemografik faktörlerin bu ilişki üzerindeki olası etkilerini değerlendirmektedir. Çalışmada, örneklemi İstanbul ili Şişli ilçesindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 4-6 yaş grubundaki 143 çocuk oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde "Denver II Gelişimsel Tarama Testi," "Conners Öğretmen Dereceleme Ölçeği – Yenilenmiş Kısa," "Problemli Medya Kullanım Ölçeği," "Öz Düzenleme Becerileri Ölçeği" ve "Çocukluk Dönemi Yürütücü İşlev Envanteri" kullanılmış; ebeveyn, öğretmen ve çocuklardan elde edilen veriler SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, anormal ve şüpheli Denver sonuçlarına sahip çocuklarda problemli medya kullanımı, yürütücü işlev ve Conners puanlarının daha yüksek, öz düzenleme puanlarının ise daha düşük olduğunu göstermektedir. Gelir düzeyi açısından anlamlı bir fark tespit edilmezken, kardeş sayısının problemli medya kullanımı, yürütücü işlev ve Conners puanlarında anlamlı farklılıklara yol açtığı görülmüştür. Cinsiyet değişkeni bakımından erkek çocukların problemli medya kullanım puanlarının daha yüksek, kız çocukların ise öz düzenleme puanlarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Regresyon analizi sonuçları, problemli medya kullanımının öz düzenleme ve yürütücü işlev puanlarının anlamlı bir yordayıcısı olduğunu göstermektedir. Genel olarak, bulgular problemli medya kullanımının erken çocukluk döneminde bilişsel ve davranışsal beceriler üzerinde çok yönlü etkileri olduğunu, bu etkinin cinsiyet, kardeş sayısı ve gelişimsel düzey gibi faktörlerce şekillendiğini ortaya koymaktadır. Elde edilen sonuçlar, ebeveyn, eğitimci ve politika yapıcılar için çocukların medya kullanımını düzenleme, uygun içerik seçimi ve erken müdahaleye yönelik stratejiler geliştirme konusunda yol gösterici niteliktedir. Anahtar Kelimeler: Problemli medya kullanımı, öz düzenleme, yürütücü işlev, erken çocukluk dönemi, dikkat, gelişim

Bilgenur Bilici
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tipik gelişim gösteren ve özel gereksinimi olan çocuk ebeveynlerinin öz şefkat düzeyleri ile ebeveynlik stresi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanılı çocukların ebeveynleri ile tipik gelişim gösteren çocukların ebeveynlerinin ebeveynlik stresi ve öz-şefkat düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi ve bu psikolojik değişkenlerin ebeveynlerin bazı demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Betimleyici ve ilişki arayıcı desenle yürütülen araştırmanın örneklemini, çocuğu tipik gelişim gösteren 30 ebeveyn ile çocuğu OSB tanılı olan 30 ebeveyn olmak üzere toplam 60 katılımcı oluşturmaktadır. Veriler, Sosyodemografik Veri Formu, Ebeveyn Stres Ölçeği ve Öz-Duyarlılık Ölçeği ile toplanmış; analizlerde SPSS 27.0 kullanılmıştır. Gerçekleştirilen MANOVA sonucunda, iki grup arasında öz-şefkat ve ebeveynlik stresinden oluşan çok değişkenli yapı açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Tek değişkenli incelemeler de bu bulguyu destekleyerek, bağımlı değişkenlerin hiçbirinde grup temelinde anlamlı bir farklılaşmanın olmadığını göstermiştir. Bu sonuç, tipik gelişim gösteren ve OSB tanılı çocuklara sahip ebeveynlerin öz-şefkat ve ebeveynlik stresine ilişkin genel psikolojik profillerinin benzer düzeylerde seyrettiğini ortaya koymaktadır. Her iki grupta yapılan korelasyon analizleri, ebeveynlik stresi ile öz-şefkat arasında anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki olduğunu göstermiştir. Tipik gelişim grubunda bu ilişki daha çok öz-şefkatin öz-yargılama ve aşırı özdeşleşme boyutlarıyla bağlantılıyken, OSB grubunda özellikle öz-sevecenlik ve bilinçlilik boyutlarıyla ilişkili olarak ortaya çıkmıştır. Bu bulgu, her iki grupta da öz-şefkat düzeyi arttıkça ebeveynlik stresinin azaldığını, ancak ilişkide baskın alt boyutların ebeveyn grubuna göre değişkenlik gösterdiğini ortaya koymaktadır. Demografik değişkenler açısından, ebeveynin eğitim düzeyinin her iki grupta da ebeveynlik stresini anlamlı biçimde etkilediği belirlenmiştir; eğitim düzeyi düşük olan ebeveynler daha yüksek stres bildirmiştir. Ayrıca çocuğun yaşı ile öz-şefkat arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuş, çocuğun yaşının artmasıyla ebeveynlerin öz-şefkat düzeyinde azalma görülmüştür. Bu durum, uzun süreli bakım yükünün psikolojik yıpranma ile ilişkili olabileceğini düşündürmektedir. Tipik gelişim gösteren çocuğa sahip ebeveynlerde öz şefkatin alt boyutları ebeveynin eğitim durumu, mesleği, bir işte çalışma durumu, aylık ortalama geliri ve çocuk sayısıyla ilişkili bulunmuştur. OSB tanılı çocuğa sahip ebeveynlerde ise öz-şefkat, ebeveynin medeni durumu, diğer çocuklarla ilgilenme durumu ve engelli çocuğun yaşı ile ilişkili bulunmuştur. Araştırmanın bulguları genel olarak, iki ebeveyn grubunun öz-şefkat ve stres düzeylerinde anlamlı bir farklılık göstermediğini, ancak bu değişkenlerin her iki grupta da benzer demografik ve psikososyal etkenlerden etkilendiğini ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, özellikle düşük eğitim düzeyine sahip ebeveynlere yönelik bilgilendirme ve destek programlarının yaygınlaştırılması; çocuğun yaşı ilerledikçe artan bakım yükünü azaltmak amacıyla uzun vadeli psikososyal destek uygulamalarının geliştirilmesi, eğitim düzeyi düşük olan ebeveynlerde stresin daha yüksek olduğu dikkate alınarak bu gruba yönelik rehberlik ve bilgilendirme hizmetlerinin, artırılması, danışmanlık programlarının tasarlanması önerilmektedir.

Ceren Batır
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebeveynlik tutumlarını etkileyen faktörler: Çocukluk çağı travmaları ve güncel ebeveyn çocuk ilişkileri

"Ebeveynlik Tutumlarını Etkileyen Faktörler: Çocukluk Çağı Travmaları ve Güncel Ebeveyn Çocuk İlişkileri" başlıklı bu araştırma, ebeveynlerin çocukluk çağı travmalarının (ÇÇT) çocuk yetiştirme tutumları üzerindeki etkisini ve ebeveyn-çocuk ilişkisi bağlamında nasıl şekillendiğini incelemektedir. Çalışmada, ebeveynlerin çocuklarına yönelik tutumları ile çocuklukta yaşanan travmatik deneyimler arasındaki ilişki ele alınmıştır. Ayrıca, ebeveynlerin çocuklarıyla olan ilişkilerinin çocuk yetiştirme tutumlarına etkisi değerlendirilmiş; ebeveynlerin cinsiyeti, yaşı, medeni durumu, eğitim seviyesi ve gelir düzeyi gibi demografik faktörlerin ebeveynlik tutumları üzerindeki farklılaşmaları analiz edilmiştir. Araştırma, 372 ebeveynin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden çoklu regresyon analizi, ANOVA ve Post-Hoc testleri yapılarak ebeveyn tutumları ile bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiler test edilmiştir. Elde edilen bulgulara bakıldığında, çocukluk çağı travmalarının ebeveynlerin otoriter ve koruyucu tutumlarını artırdığı, demokratik tutumları ise farklı şekillerde etkilediği saptanmıştır. Özellikle fiziksel ihmal, fiziksel istismar, duygusal istismar, cinsel istismar ve duygusal ihmalin, ebeveynlik tarzları üzerinde belirleyici olduğu görülmüştür. Ebeveyn-çocuk ilişkisinin çocuk yetiştirme tutumları ile doğrudan ilişkili olduğu bulunmuş; olumlu ebeveyn-çocuk ilişkisinin demokratik tutumu desteklediği, çatışmanın ise otoriter tutumu artırdığı gözlemlenmiştir. Demografik değişkenler açısından incelendiğinde, annelerin daha demokratik, babaların ise daha otoriter ebeveynlik tutumu sergilediği belirlenmiştir. Yaş değişkenine göre 30-39 yaş grubundaki ebeveynlerin demokratik, 60 yaş ve üzerindeki ebeveynlerin otoriter, 40-49 ve 50-59 yaş grubundakilerin koruyucu tutumlarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Medeni durum ve aylık gelir değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık bulunmazken, eğitim seviyesi açısından ilköğretim mezunu ebeveynlerin daha yüksek koruyucu tutum sergilediği ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, ebeveynlerin çocukluk çağı travmalarının, çocuk yetiştirme stilleri üzerinde kalıcı etkiler bırakabileceği, ancak ebeveyn-çocuk ilişkisinin niteliğinin bu süreci büyük ölçüde şekillendirdiği belirlenmiştir. Bu doğrultuda, ebeveynlerin travmatik geçmişlerinin farkında olmalarını sağlamak, ebeveynlik becerilerini desteklemek ve aile içi iletişimi güçlendirmek amacıyla psikoeğitim programları ve destekleyici müdahalelerin artırılması önerilmektedir.

Ana-baba çocuk ilişkileriAna-çocuk etkileşimiEbeveyn-çocuk ilişkisi
Pınar Yanpar
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aile işlevselliğini yordamada özel gereksinim türü ile duygu düzenleme güçlüğünün etkileşimli rolünün incelenmesi

Araştırmanın amacı, duygu düzenleme güçlüğünün moderatörlüğünde farklı engel türlerine sahip ve normal gelişim gösteren çocukların ailelerinin aile işlevsellik düzeylerini karşılaştırmaktır. Çalışmanın katılımcılarını zihinsel engel 31, otizm spektrum bozukluğu 29, dil ve konuşma güçlüğü 31, bedensel engel 29 ve normal gelişim gösteren 60 bireyin ailelerinin olduğu 181 kişi oluşturmaktadır. Çalışmanın katılımcılarına, Aile Bilgi Formu, Aile Değerlendirme Ölçeği ve Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği uygulanmıştır. İlk olarak betimsel değişkenlerle, araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişki ortaya konmuştur. Sonra özel gereksinim türünün aile işlevselliği ile ilişkisini ortaya koymak için tek yönlü varyans analizi uygulanmıştır. Analiz sonucunda, özel gereksinim türünün aile işlevselliği ile ilişkisi olmadığı ancak özel gereksinimli olma ve normal gelişim gösterme arasında aile işlevselliği üzerinde anlamlı bir ilişki elde edilmiştir. En son analiz ise, özel gereksinimi olan çocuğa sahip olma ile duygu düzenlemenin aile işlevselliği üzerindeki etkileşimli rolünü belirlemek için çoklu doğrusal hiyerarşik moderatör etki analizi uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, özel eğitim süresi arttıkça duygusal tepki verme sorunları azalmakta, ailede başka özel gereksinimli bireyin oluşu duygu düzenleme güçlüğünü arttırmakta, anne ve baba eğitimi arttıkça ailede iletişim sorunları azalmakta, duygusal tepki verme güçlükleri ve genel işlev sorunları azalmaktadır. Anne ve babanın yaşı arttıkça, duygu düzenleme güçlüğü azalmaktadır. Duygu düzenleme güçlüğü, özel gereksinimi olan ve normal gelişim gösteren çocukların ailelerinin aile işlevselliği üzerinde moderatör değişkendir.

Aile işlevleriDuygu düzenlemeDuygu düzenleme güçlüğü+1
Kübra İlkay
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Boşanmış ailelerin 13-17 yaş grubu çocuklarında ebeveyne yabancılaşma sendromunun depresyon düzeyine etkisinin incelenmesi

Bu araştırma, anne babası boşanmış 13-17 yaş grubundaki çocuklarda ebeveyne yabancılaşma sendromu ve depresyon düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara ilinde yer alan danışmanlık merkezine boşanma sonrası danışmanlık hizmeti almaya gelen 52 boşanmış aile ve ergenlik dönemindeki çocukları oluşturmaktadır. Araştırmada çocukların yabancılaşma düzeylerini belirlemek amacıyla uzman görüşü doğrultusunda hazırlanan 'Ebeveyne Yabancılaşma Sendromu Anketi', ergenlik dönemindeki çocukların depresyon düzeylerini belirlemek amacıyla Aaron Beck tarafından geliştirilen 'Beck Depresyon Envanteri' kullanılmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmış olup, analizler SPSS v 25.0 programı ile yapılmıştır. Yapılan normallik testi sonucunda verilerin normal dağılmadığı görülmüştür (p<0,5). Bu doğrultuda çalışmada Fisher-Freeman-Halton Exact ve Spearman's Rho Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda ebeveyn yabancılaşması ve ergenlerin depresyon düzeyleri arasında istatistiksel olarak yüksek düzeyde anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0.1).

Ana-babaBoşanmaDepresyon+2
Saadet İrem Turgut
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerin psikolojik dayanıklılık düzeylerini etkileyen bireye özgü çeşitli değişkenlerin incelenmesi

Bu araştırmada, riskli yaşam olayı deneyimleyen ergenlerde; bilinçli farkındalık, benlik saygısı, yaşam doyumu ve yeterlik algısının psikolojik dayanıklılıkla ilişkili olup olmadığının belirlenmesi ve bu değişkenlerin psikolojik dayanıklılığı açıklamada rolünün olup olmadığının test edilmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelindeki araştırmanın, çalışma grubu ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Bu kapsamda araştırmaya Ankara ili, Çankaya ve Yeni Mahalle ilçelerinde ortaöğretim kurumlarına devam eden ölçüt olarak yaşamlarının belirli bir döneminde en az bir risk faktörü yaşadığını bildiren 14-18 yaş aralığındaki 416 ergen dahil edilmiştir. Veri toplama aracı olarak, "Kişisel Bilgi Formu", "Riskli Yaşam Olayları Formu", "Ergenler İçin Bilinçli Dikkat ve Farkındalık Ölçeği", "Ergen Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği", "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği", "Ergenler İçin Yeterlik Algısı Ölçeği" ve "Yaşam Doyumu Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, bilinçli farkındalık, benlik saygısı, yaşam doyumu, akademik ve sosyal yeterlik değişkenleri ile psikolojik dayanıklılık arasında pozitif yönde anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Ayrıca, riskli yaşam olayı deneyimleyen ergenlerde psikolojik dayanıklılık düzeyindeki değişimin %48,7'si benlik saygısı, sosyal yeterlik, yaşam doyumu, akademik yeterlik ve bilinçli farkındalık üzerinden açıklanabileceği tespit edilmiş olup söz konusu değişkenlerin etkisinin pozitif yönde olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda araştırmada, ergenlerin psikolojik dayanıklılık, bilinçli farkındalık, benlik saygısı, yaşam doyumu, akademik ve sosyal yeterlik düzeylerinin cinsiyete, okul türü, sınıf düzeyi, kardeş sayısı, doğuş sırası, ebeveyn birliktelik durumu, aile yapısı, anne-baba öğrenim düzeyi, anne baba çalışma durumu ve algılanan gelire farklılaşıp farklılaşmadığı belirlenmiş olup elde edilen sonuçlar alanyazın ışığında tartışılmış ve yorumlanmıştır.

Benlik saygısıBilinçli farkındalıkErgenler+3
Raziye Yüksel Doğan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ebeveyn duygu düzenleme becerileri ve tutumları ile çocuk mizacı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Araştırmanın amacı; erken çocukluk dönemindeki çocukların mizaç yapılarını incelemek ve ebeveyn duygu düzenleme becerilerinin ve ebeveyn tutumlarının çocuk mizacı ile olan ilişkisini açıklamaktır. Materyal ve metot: İlk aşamada çocuk mizacı konusunda yapılan araştırmalar bibliyometrik açıdan incelenmiştir. İkinci aşamada çocuk mizacının demografik verilerle ilişkisi, ebeveyn duygu düzenleme becerisi ve tutumlarının mizaca etkisi incelemiştir. Araştırmada amaçsal örnekleme kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini okulöncesi çağındaki çocukların anneleri oluşturmaktadır. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Çocuklarda Mizaç Ölçeği, Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ) ve Ebeveynler için Duygu Düzenleme Ölçeği (EDDÖ) kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde çoklu doğrusal regresyon ve hiyerarşik regresyon analizi yapılmıştır. Bulgular: Çocuk mizacına ilginin son yıllarda arttığı, en ilgili disiplin alanının gelişimsel psikoloji olduğu, zor mizaç, bozukluk, bebek mizacı konularının popüler olduğu, mizaç ebeveynlik, çocuk mizacı anahtar kelimelerinin birbiriyle ilişkili olduğu görüldü. Demografik açıdan çocuk mizacının cinsiyet, doğum sırası, ebeveyn öğrenim düzeyinden etkilendiği, 40 yaş üstü ebeveynlerin çocuklarında çekingen mizaç özelliklerinin yüksek olduğu, yaş, gelir durumu ve annenin çalışması açısından farklılığın olmadığı görülmüştür. Regresyon analizi sonucunda ebeveyn duygu düzenlemesinin demokratik, otoriter ve aşırı koruyucu tutum üzerinde etkisinin olduğu, ebeveyn tutumlarının çocuk mizacının tepkisellik, olumluluk ve çekingenlik boyutu üzerinde etkisinin olduğu görülmüştür. Ebeveyn duygu düzenlemesi ve tutumlarının çocuk mizacı üzerinde etkili olduğu ve ebeveyn tutumlarının düzenleyici rolü olduğu görülmüştür. Sonuç: Çocuk mizacının popüler bir konu olduğu, mizacın bazı demografik değişkenlerle ilişkili olduğu, çocuk mizacında ebeveyn duygu düzenlemesi ve tutumlarının etkisinin olduğu görülmüştür.

Nurcan Alagöz
İnönü University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerde bilinçli farkındalık, dijital bağımlılık ve yaşam doyumu arasındaki ilişki

Amaç: Bu araştırma ergenlerde bilinçli farkındalık, yaşam doyumu ve dijital bağımlılık arasındaki ilişkiyi incelemektir. Materyal ve metot: Bu araştırmada İlişkisel tarama modeli kullanılacaktır. Araştırmanın örneklemini; 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Malatya il merkezinde bulunan lisede eğitim gören 557 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler "Sosyodemografik Bilgi Formu", "Gençler İçin Dijital Bağımlılık Ölçeği", "Çocuk Ve Ergen Bilinçli Farkındalık Ölçeği" ve "Öğrenci Yaşam Doyumu Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. SPSS 25.0 istatistik programı kullanılarak istatistiksel analizler yapılmıştır. Bulgular: Araştırmanın sonuçlarına göre ergenlerin yaşam doyumu düzeylerinin cinsiyete ve yaşa göre anlamlı şekilde farklılaşmadığını, okul türü, anne ve baba öğrenim durumu, gelir durumu ve internet kullanım süresine göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Fen lisesinde öğrenim görmekte olan öğrencilerin yaşam doyumu Anadolu lisesinde ve Mesleki-teknik lisede öğrenim gören akranlarına göre anlamlı düzeyde yüksek çıkmıştır. Ebeveyni lisans üstü eğitime sahip ergenin yaşam doyumu ebeveyni ilkokul mezunu olan ergene göre daha yüksek bulunmuştur. Gelir durumu yüksek olan öğrenciler gelir durumu çok düşük ve düşük olan öğrencilere göre daha fazla yaşam doyumuna sahip olduğu tespit edilmiştir. Son olarak internet kullanım süresi 1-3 saat arasında olan öğrencilerin, internet kullanım süresi 6 saat ve üzeri olan öğrencilere göre yaşam doyumunun daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Ergenlerde bilinçli farkındalık ile yaşam doyumu arasındaki ilişkide dijital bağımlılık aracı bir rol oynamaktadır. Anahtar kelimeler: Bilinçli Farkındalık, Dijital Bağımlılık, Yaşam Doyumu

BağımlılıkErgenlik
Zeynep Ravza Bolat
İnönü University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2026
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul dönemi çocuk kitaplarının psikolojik sağlamlık kapsamında koruyucu ve risk faktörleri açısından incelenmesi

Araştırmada okul dönemi çocuk kitabı içeriklerinde psikolojik sağlamlık bağlamında koruyucu ve risk faktörlerinin gelişimsel odak noktalarıyla nasıl ele alındığının betimlenmesi ve var olan durumun yorumlanması amaçlanmaktadır. Desen nitel araştırma desenlerinden doküman analizidir. Amaçlı örnekleme yoluyla; okul dönemi çocuklarına hitaben yazılmış, psikolojik sağlamlık bağlamında risk ve koruyucu faktör içeren, gerçeğe uygun ya da gerçeküstü kurguya sahip, salt bilgi içermeyen en çok ödünç alınan 100 kitaptan kriterleri sağlama koşuluyla 79'u örnekleme dahil edilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından alanyazın taraması yapılarak, uzman görüşü alarak düzenlenmiş Kitap Bilgi Formu ve Psikolojik Sağlamlık Risk ve Koruyucu Faktörleri Belirleme Formu ile toplanmıştır. İncelenen okul dönemi çocuk kitaplarında; bireysel bağlamda koruyucu faktör olarak en çok problem çözme, risk faktörü olarak olumsuz yaşam olayları, ailesel bağlamda koruyucu ve risk faktörü olarak olumlu-olumsuz ebeveyn tutumu, çevresel bağlamda koruyucu ve risk faktörü olarak sırasıyla arkadaş desteği, olumsuz akran ilişkileri gelmektedir. Çalışmada okul dönemi çocuk kitaplarında psikolojik sağlamlık bakımından koruyucu faktörlere, çeşitli bakış açılarına, destek etmenlerine yer verildiği saptanmıştır. Ancak işlenen konularda psikolojik sağlamlık bağlamında baş ve diğer karakterlerin baş etme, destekleme süreçleri, tutumları, içeriğin çocuğa göreliği, gelişimsel dönem özellikleri açısından yüzeysel, eksik kaldığı görülmüştür. Eksikliklerin tamamlanması, risklerin önlemeye yönelik koruyucu faktörlere yer verilmesi ve gelişimi destekleyici unsurlara sahip nitelikli kitapların çocuklara ulaşabilmesi için ilgili meslek elemanlarının ve çocukların bilgi ve farkındalık düzeylerini artırmaya yönelik çalışmalar planlanması önerilmektedir.

Handenur Sütcü
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi eğitimde tematik öğretim yaklaşımıyla iklim okuryazarlığı bağlamında iklim değişikliği eğitimi eylem araştırması

Günümüzde çocuklar zehirlenme, tahribat, sızıntı, kuraklık, kirlilik, orman yangınları ve mevsimsel olmayan aşırı hava olayları gibi çevresel koşullarla karşı karşıyadır. Bu tür durumlara ilişkin çocukların bilgilendirilmesi, çevresel kararlara dâhil edilmesi ya da fikirlerinin alınması önemlidir. Toplumda iklim değişikliğine dair derin bir anlayışın gelişmesi ancak bireylerde eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarına okul öncesi yaşlardan başlanması ile mümkündür. Bu bağlamda çalışmanın amacı okul öncesi eğitim alan çocuklarda iklim okuryazarlığının ve iklim değişikliği farkındalığının geliştirilmesidir. Bu araştırma, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında, Artvin il merkezinde yer alan bağımsız bir anaokulunda 28 Şubat 2022 ve 12 Mayıs 2022 tarihleri arasında on hafta süreyle yürütülmüştür. Yöntem olarak nitel araştırma modellerinden eylem araştırması benimsenmiştir. Çalışma grubu 12 kız ve 10 erkek çocuktan oluşmaktadır. Araştırma kapsamında tematik öğretim yaklaşımına göre on haftalık bir eylem araştırması tasarlanmış ve bu çerçevede planlanan etkinliklere yer verilmiştir. Uygulama sonrasında çocuklarla yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Veriler betimsel analizle çözümlenmiş, bulgular kategorize edilerek sunulmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre okul öncesi eğitim alan çocukların iklim değişikliğine dair neden sonuç ilişkisi kurdukları, iklim değişikliği karşısında ne tür önlemler almaları gerektiğini öğrendikleri bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda okul öncesi eğitim programının çocuklarda iklim okuryazarlığı ve iklim değişikliği farkındalığı kazandırmaya yönelik öğrenme hedefleri yönünden güncellenmesi önerilebilir. Araştırmacılar erken yaşta verilen iklim değişikliği programlarının uzun süreli etkilerine odaklanan çalışmalar yürütebilirler. Anahtar Kelimeler: İklim değişikliği, iklim okuryazarlığı, okul öncesi eğitim, tematik öğretim yaklaşımı.

Okul öncesi eğitimOkul öncesi çocuklarOkul öncesi öğretmenler+6
Hülya Sabancı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

0-36 aylık çocuğu olan ebeveynlerin okuma inançlarının incelenmesi

Çocuklar bazı tutum ve davranışları kendiliğinden öğrenirken, bazılarını ebeveynlerinin rehberliğiyle içselleştirip öğrenmeye başlarlar. Okuma inancı ebeveynlerin rehberliğinde gerçekleşen kalıcı izli davranış yaşantılarıdır. Ebeveynler çocuklara çeşitli okuma deneyimleri sunarak çocuklarda olumlu okuma inançları oluşmasında rol model olmaktadırlar. Ebeveynlerin okuma inançları çocukların okuryazarlık ve dil becerisi gelişimlerini desteklemektedir. Bu araştırma 0-36 aylık çocuğu olan ebeveynlerin okuma inançlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada genel tarama modellerinden betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma evrenini, 2021-2022 yılları arasında İç Anadolu Bölgesinde bir il merkezinde yaşayan ve 0-36 aylık çocuğu olan kolay örnekleme yöntemi ile belirlenen 204 ebeveyn (155-anne, 49-baba) oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı; DeBaryshe ve Binder (1994) tarafından geliştirilen, orijinal ismi Parent Reading Belief Inventory olan "Ebeveyn Okuma İnanç Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanmış "Ebeveyn-Çocuk Demografik Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, standart sapma gibi betimsel istatistikler ile Kruskal Wallis H ve Mann-Whitney U değerler kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; ebeveynlerin genel olarak okuma inanç puanlarının yüksek olduğu, olumlu okuma inancına sahip olduğu görülmüştür. Ölçeğin genelinde çocuğun yaşının, cinsiyetinin, doğum sırasının ve ebeveynin çocuk sayısı ile ebeveynlerin yaşının anlamlı farklılık göstermediği ancak ebeveynlerin eğitim düzeyleri ve ortalama gelir durumlarına göre anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. Ebeveynlerin eğitim düzeylerine ilişkin okuma inançlarında olumlu yönde ilişki saptanmış olup, bu konuyla ilgili özellikle dezavantajlı konumda olan ailelere yönelik eğitimlerin verilmesi önerilmektedir.

Ana-babaKitap okumaOkul öncesi dönem+3
Fatma Elmalı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Etik yönüyle çocuk oyuncular

"Etik Yönüyle Çocuk Oyuncular" isimli bu çalışmada, televizyon yayınlarında çocuk oyuncuların bulunması etik açıdan ele alınmıştır. Araştırmada, nitel tarama yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada kullanılacak veriler görüşme yöntemi ve ile toplanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Çocukların medyadaki temsilleri, çocuklara yönelik medya etiği, çocuk hakları, yeterlilik, toplumda çocuğun yeri, çocuğun gelişimsel özellikleri gibi konular çerçevesinde değerlendirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu oluşturan, çocuk gelişimi ile ilgili eğitim alan ve almakta olan Çankırı Karatekin Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü lisans ve yüksek lisans öğrencileriyle görüşmeler yapılmış, görüşmelerden elde edilen verilerin içerik analizi kodlanarak analiz edilmiştir. Yapılan görüşmeler çalışmanın güvenilirliğini artırmak amacıyla ses kayıtlarıyla desteklenmiştir. Çalışmaya ilişkin araştırma sonucunda Çocuk Gelişimi bölümü lisans ve yüksek lisans öğrencilerinin, çoğunluğunun çocukların televizyon yayınlarında bulunmasını olumsuz değerlendirdikleri görülmektedir. Ayrıca katılımcıların, ailelerin çocukları aracılığıyla para kazanmalarının çocuk oyunculuğunda etik sorunları beraberinde getirdiğini düşündükleri görülmektedir. Bunun yanında çocuk oyuncuların çalışma şartlarının zorluğu katılımcılar tarafından çocuk işçiliğiyle bağlantı kurulmasına neden olduğunu göstermektedir. Diğer bir bakış açısıyla, çocukların televizyon yayınlarında oyuncu olarak bulunmasını çocukların sosyal gelişimi açısından olumlu değerlendiren öğrencilerin de olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Medya, Etik, Medya etiği, Çocuk oyuncular.

EtikMedyaOyuncu+3
Maşite Sultan Arı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerin duygu düzenleme ve iletişim becerilerinin incelenmesi

Bu araştırmada ergenlerin duygu düzenleme ve iletişim becerilerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi ve duygu düzenleme ile iletişim becerileri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Ankara il merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel ve devlet liselerinde öğrenim görmekte olan, basit rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 13 ile 17 yaş arasında toplam 500 ergen oluşturmaktadır. Araştırma verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Duygu Düzenleme Ölçeği" ve "İletişim Becerileri Ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde t-Testi, ANOVA ve Pearson Korelasyon testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ergenlerin duygu düzenleme becerileri ile cinsiyet, kardeş sayısı, ebeveynlerin medeni durumu, kendini algılama durumu, hobi ve iletişim kurabilme durumu arasında anlamlı bir farklılık bulunurken (p<.05), iletişim becerileri ile cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, lise türü, kendini algılama durumu, hobi ve iletişim kurabilme durumu arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<.05). Ayrıca ergenlerin duygu düzenleme becerileri artıkça iletişim becerilerinin de arttığı belirlenmiştir.

Duygu düzenlemeErgenlerİletişim becerisi
Aysun Turan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönemde çocuğu olan ebeveynlerin çocuklarının oyunlarına katılımları ile çocukların gelişim düzeylerinin incelenmesi

Araştırmada 3-6 yaş aralığında çocuğu olan ebeveynlerin çocuklarının oyunlarına katılımları ile çocukların gelişim düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Çankırı'da ikamet eden 237 çocuk ve 328 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırma verileri "Aile-Çocuk Bilgi Formu", "Oyuna Katılım Ölçeği" ve "Denver II Gelişim Tarama Testi" ile toplanmıştır. Araştırma sonucunda annelerin çocuklarının oyunlarına katılımı ile çocuğun doğum sırası, annenin yaşı, annenin eğitim durumu, annenin çocuğuyla günlük oyun oynama süresi, annenin oyunun çocuğun gelişimine katkı sağladığını düşünmesi, annenin çocuğuyla özgün oyun tasarlaması ve ailenin gelir düzeyi arasında, babaların çocuklarının oyunlarına katılımı ile sahip olunan çocuk sayısı, çocuğun doğum sırası, babanın yaşı ve babanın çocuğuyla günlük oyun oynama süresi arasında, çocukların gelişim düzeyleri ile anne-babanın yaşı, anne-babanın eğitim durumu, annenin çalışma durumu, annenin oyunun çocuğun gelişimine katkı sağladığını düşünmesi, annenin çocuğuyla özgün oyun tasarlaması ve ailenin gelir düzeyi arasında anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur. Ayrıca ebeveynlerin çocuklarının oyunlarına katılımları ile çocukların gelişimleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu, ebeveynlerin çocuklarının oyunlarına katılımlarının çocukların gelişim düzeyini yordadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Ana-babaAnne katılımıBaba katılımı+6
Gülsün Deveci Kahraman
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

3-6 yaş arasında çocuğu olan annelerin erken ebeveynlik tutumları ile çocukların psikososyal durumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmada Erken Ebeveynlik Tutumları Ölçeği'nin Türkçeye uyarlanarak geçerlik ve güvenirlik çalışmasının yapılması ve 3-6 yaş arasındaki çocukların psikososyal durumları ile annelerin erken ebeveynlik tutumlarının çeşitli değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Van İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı anaokullarında eğitim alan 3-6 yaşları arasında çocuğu olan anneler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise bu okullar arasından basit rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen beş anaokulunda çocuğu eğitim alan 266 anne oluşturmuştur. Araştırma verileri "Kişisel Bilgi Formu" , "Erken Ebeveynlik Tutumları Ölçeği" ve "3-6 Yaş Çocuklar için Psikososyal Durum Değerlendirme Ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerinin analizinde t testi, ANOVA, Pearson Korelasyon testi kullanılmıştır. Türkçeye uyarlaması yapılan ölçeğin yapı geçerliğini incelemek için açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmış, güvenirliğini belirlemek için Cronbach's Alpha katsayısı hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda erken ebeveynlik tutumları ölçeğinin Türk kültürü için geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir. Ayrıca araştırmada annelerin erken ebeveynlik tutumları ile yaş, eğitim durumu, eş eğitim durumu, çalışma durumu, sahip olunan çocuk sayısı, çocuğun yaşı, doğum sırası ve ebeveynlik algısı arasında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir (p<.05). Çocukların psikososyal durumları ile doğum sırası, sahip olunan çocuk sayısı, annelerin ebeveynlik algısı ve çocuğun mizacını tanımlama durumu arasında anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır (p<.05). Ayrıca 3- 6 yaş çocuklar için psikososyal durum öçeği ile erken ebeveynlik tutumları ölçeğinin erken öğrenme alt boyutu arasında negatif yönde anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Erken ebeveynlik, Psikosoyal durum, Ebeveyn tutumları, Ölçek uyarlama.

Ana-babaAna-baba tutumuAnneler+3
Umutcan Gören
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi eğitime devam eden 60-72 aylık çocukların ve öğretmenlerinin sağlık algılarının incelenmesi: Çaldıran örneği

Araştırmada 60-72 aylık okul öncesi eğitime devam eden çocukların ve öğretmenlerinin sağlık algılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılında Van İli Çaldıran ilçesindeki okul öncesi eğitime devam eden 80 çocuk ve 2022-2023 eğitim öğretim yılında onların öğretmenleri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseni ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak görüşme formu kullanılmış ve elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucuna göre okul öncesi öğretmenlerin okulda sağlık konusuna bir çok alanda değindikleri, bunu yaparken farklı yöntem-tekniklere başvurdukları, farklı etkinlik türlerini kullandıkları ve programdaki etkinliklere özellikle özbakım becerilerini dahil ettikleri görülmektedir. Bununla birlikte aileler ile görüşmeler yaparak aileri sürece dahil ettikleri de belirlenmiştir. Ayrıca çocukların sağlıklı olmak için yapmaları gereken şeyleri büyük ölçüde bildikleri vermiş oldukları yanıtlar doğrultusunda anlaşılmaktadır. Çocukların sağlıklı olmak için yapılması gerekenlere yönelik maske takmak, sosyal mesafeye dikkat etmek, aşı olmak, başkalarının eşyalarına dokunmamak cevaplarını verdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlara dayanarak, dezavantajlı bölgede görev yapan öğretmenlerin sağlık eğitimi vermeleri, sağlık eğitiminde çocukların aktif olarak yer alması, okul öncesi dönem çocuklarına sağlık eğitimi verilmesinde öğretmenlerin yaşadıkları sorunların belirlenerek, Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığıyla etkin çalışmaların yapılması önerilebilir.

Okul öncesi dönemOkul öncesi eğitimOkul öncesi çocuklar+5
Ülkücan Karabal
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Oyuncak ve kitap kütüphanesi temelli oku oyna aile eğitim programının aile çocuk okuma ve oyun davranışlarına etkisi

Araştırmanın amacı, sosyoekonomik açıdan dezavantajlı ebeveyn ve çocukların yer aldığı bağımsız resmi bir anaokulunda; araştırmacı, üniversite ve sivil toplum kuruluş örgütü işbirliğiyle oluşturulan Oyuncak Kitap Kütüphanesini temele alarak, Oku Oyna Aile Eğitim Programının ebeveyn ve çocukların oyun oynama ile kitap okuma davranışları üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Literatür taraması ve uzman görüşü çerçevesinde oluşturulan Oku Oyna Aile Eğitim Programında; üç-beş yaş döneminin gelişimsel özellikleri, resimli çocuk kitaplarının önemi ve kriterleri, sesli okuma sürecinin nitelikli kılınması, ebeveyn ile çocuk arasındaki oyun oynama davranışlarının geliştirilmesi konularına değinilmiştir. Oku Oyna Aile Eğitim Programında grup görüşmeleri, bireysel görüşmeler, tartışma, örneklendirme, karşılaştırma, anlatım vb. tekniklerden faydalanılmıştır. 7 haftada toplam 7 saat süren yüz yüze ve çevrimiçi ebeveyn eğitiminin etkilerine çalışmada yer verilmiştir. Çalışmada karma araştırma yöntemlerinden paralel karma desen kullanılmıştır. Nicel aşamada tek gruplu, eşleştirilmemiş, ön test-son test deneysel desen modeli kullanılmıştır. Nitel aşamada ise doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada oyuncak ve kitap kütüphanesinin kurulduğu okulda 2022-2023 eğitim öğretim yılına kayıtlı üç-altı yaş arasındaki çocukların ebeveynlerinden 15'i çalışma grubu olarak belirlenmiş ve ölçüt örneklem yöntemi benimsenmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda Çocuk-Ebeveyn Birlikte Okuma Etkinlikleri Ölçeği ve Oyuna Katılım Anket Formu kullanılarak ön test ve son test verileri alınmıştır. Nicel veriler cinsiyet, eğitim düzeyi, gelir düzeyi gibi sürekli değişkenlerin gruplara göre analizinde Mann Whitney U, genel olarak ve grup ayrımında ölçek puanlarının ön test-son test olarak zamansal karşılaştırma analizinde Wilcoxon İşaretli Sıralı testi kullanılmıştır. Nitel boyutta veriler ise 5 ila 15 dakikalık ebeveynlerle çocukların birlikte oyun ve okuma davranışına ilişkin video kayıtlarından oluşmaktadır. Video kayıtları doküman analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda ebeveyn eğitimlerinin, ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte oyun oynama ve kitap okuma davranışları üzerinde etkili olduğu bulunmuştur. Bu araştırmadan elde edilen etkili sonuçlar dikkate alınarak özellikle düşük sosyoekonomik statüdeki ebeveynlere yönelik eğitimler yaygınlaşabilir, anaokullarında oyuncak ve kitap kütüphaneleri açılabilir, ebeveynlerin çocuklarıyla hem oyun hem de okuma davranışlarına yönelik daha çok bilimsel araştırma yapılabilir.

Aile eğitimiAna-baba eğitimiKütüphaneler+6
Aleyna Sarıkaya
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi eğitim kurumlarına ve belediyeye ait çocuk oyun alanlarının incelenmesi (Kütahya ili örneği)

Oyun alanları çocuğun sosyal, duygusal, dil, bilişsel ve fiziksel gelişimi için tasarlanmış mekân olmalarının yanı sıra çocukların fiziksel aktivitelerde bulunarak eğlendikleri, sosyalleşerek yaratıcılıklarını arttırdıkları ve doğayı keşfettikleri alanlardır. Ülkemizde çocuk oyun alanları çoğunlukla standart oyun ekipmanları ile donatılmaktadır. Oysa güvenli, çocukların yaratıcılıklarını arttıracak, hayal güçlerini geliştirecek, gelişimsel olarak onları bütüncül olarak destekleyecek ve uzman kişiler tarafından tasarım kriterleri gözetilen çocuk oyun alanları tasarlanmalıdır. Bu çalışmada çocuk oyun alanlarının içerikleri ve iyi-güvenli koşullara sahip olup olmadığı, oyun alanlarının tasarım ve yapım aşamasında yöneticilerin etkisi araştırılmıştır. Araştırmada karma araştırma yöntemi ve yakınsayan paralel desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda uygun örnekleme yöntemi ile belirlenen Kütahya ilinde bulunan resmi, özel ve belediye kapsamında bulunan toplam on beş okul öncesi eğitim kurumunun çocuk oyun alanları 'Oyun Alanı Değerlendirme Ölçeği' (Frost vd., 2001) kullanılarak incelenmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda ise uygun örneklem yöntemi ile belirlenen bir belediye yöneticisi, beş resmi ve beş özel okul öncesi kurum yöneticisi ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre; oyun alanlarında standart oyun ekipmanlarının bulunduğu, zemine, ekipmanların sağlam olmasına dikkat edildiği; su, kum, yapı-inşa, doğal materyallere ve tüm çocuklar için erişilebilir ve kapsayıcı olmasına yeterince önem verilmediği tespit edilmiştir. Kurum yöneticileri ile yapılan görüşmelerden elde edilen sonuçlara göre oyun alanlarının yapım ve tasarım aşamasında yeterince söz sahibi olmadıkları ve çocukların görüş ve isteklerine yer verilmediği bulunmuştur. Sonuç olarak değişen çağla birlikte çocukların oyun alanları, oyun alanı kriterleri doğrultusunda tasarlanmalı ve hayata geçirilmelidir. Oyun alanlarının ekipmanlarının yenilebilir ve değiştirilebilir olması, güvenlik ve tasarım kriterlerine uygun olarak inşa edilmesi ve oyun alanı kullanıcılarının görüşlerine yer verilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Oyun, Oyun alanı

BelediyelerEğitim kurumlarıKütahya+4
Hesna Bostancı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

3-6 yaş grubu çocuğu olan ebeveynlere verilen cinsel eğitimin ebeveynlerin bilgi düzeylerine etkisinin incelenmesi

Araştırmada 3-6 yaş aralığında çocuğu olan ebeveynlere verilen cinsel eğitimin ebeveynlerin çocuğun cinsel gelişim ve eğitimi hakkındaki bilgi düzeylerine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırma örneklemini, Artvin ilinin Hopa ilçesinde yer alan, uygulamanın gerçekleştirildiği okulda öğrenimine devam eden 3-6 yaş grubu çocuğu olan 104 anne, 14 baba oluşturmuştur. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından düzenlenen "Okul Öncesi Cinsel Eğitim Anketi" ve "Demografik Veri Formu" aracılığı ile toplanmıştır. Araştırma, ilk anket uygulandıktan sonra ebeveynlere cinsel eğitimin aktarılması ve sonrasında anketin tekrarlanması şeklinde yürütülmüştür. Tek bir grubun ön test ve son testte verdikleri cevaplar analiz edilmiştir. Araştırmanın analizi SPSS-25 programı ile yapılmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde, katılımcıların demografik özellikleri ve cinsel eğitim bilgilerine ait frekans ve yüzde değerleri tabloları, ebeveynlerin bilgi düzeylerindeki değişimi tespit etmek için bağımlı gruplar t testi ve ilgili değişimlerde farklı değişkenlerin grup*zaman etkisini ölçmek için ise karışık desenler ANOVA analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğrenim düzeyi yüksek olan ebeveynlerin son test ölçüm puanlarının, öğrenim düzeyi düşük olan ebeveynlere kıyasla anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Daha önce çocuk cinselliği ile ilgili cinsel eğitim alan ebeveynlerin ön test ölçüm puanınlarının, cinsel eğitim almayan ebeveynlere göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu belirlenmiştir. Cinsel eğitim ile ilgili kaynak sahibi olan ebeveynlerin olmayanlara kıyasla ön test ölçüm puanlarının anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada, eğitim öncesi ve sonrası ebeveynlerin anket sorularına vermiş oldukları yanıtlar incelendiğinde her bir anket sorusu için farklı oranlarda, istendik yönde sonuçlar elde edilmiş, ebeveynlere verilen cinsel eğitim ile ebeveynlerin konu ile ilgili bilgi düzeylerinde artış görülmüştür.

Ana-babaAnketlerCinsel eğitim+4
Begüm Evirgen
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönemde çocuğu olan annelerin duygu düzenleme becerileri ile çocukların duygularını ifade edebilme düzeylerinin incelenmesi

Duygular, doğumdan itibaren anne ile çocuk arasında bağ kurmada önemli rol oynamaktadır. Çocukların duygularını ifade edebilmesinde birçok faktör etkilidir. Bu faktörlerden birisinin de annelerin duygularını düzenleyebilme becerilerinin olduğu düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı, annelerin duygu düzenleme becerileri ile çocukların duygularını ifade edebilme düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini, çocuğu Şanlıurfa ili Karaköprü ve Haliliye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı anaokullarında okul öncesi eğitimi alan çocukların anneleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise kolayda örnekleme yöntemi ile belirlenen yedi anaokulunda eğitim gören 342 çocuğun annesi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Ebeveyn Duygu Düzenleme Ölçeği" ve "Çocuk Duygu İfade Ölçeği-Anne Formu" kullanılmıştır. Veriler Mann Whitney-U Testi, Kruskall Wallis- H Testi ve Spearman Korelasyon Testi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda Ebeveyn Duygu Düzenleme Ölçeği ile çocuğun yaşı, çocuğun doğum sırası, çocuk sayısı, anne-eş yaşı, anne-eş eğitim düzeyi, anne çalışma durumu, anne ve çocukların duygu paylaşma durumları arasında anlamlı bir farklılık bulunurken(p<.05), Çocuk Duygu İfade Etme Ölçeği ile çocuğun yaşı, çocuğun doğum sırası, kardeş sayısı, anne-baba yaşı, anne-baba eğitim düzeyi, anne çalışma durumu, anne ve çocukların duygu paylaşma durumları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<.05). Ayrıca Ebeveyn Duygu Düzenleme Ölçeğinin annenin çocuğun duygularından kaçınması alt boyutu ile Çocuk Duygu İfade Etme Ölçeğinin mutlu alt boyutu arasında negatif yönde; öfke alt boyutu arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu, Ebeveyn Duygu Düzenleme Ölçeğinin annenin çocuğun duygularına yönelimi alt boyutu ile Çocuk Duygu İfade Etme Ölçeğinin mutlu alt boyutu arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu, Ebeveyn Duygu Düzenleme Ölçeğinin x annenin çocuğun ve kendi duygularını kabulü alt boyutu ile Çocuk Duygu İfade Etme Ölçeğinin mutlu alt boyutu arasında pozitif yönde; üzgün, korkmuş ve öfkeli alt boyutları arasında ise negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir.

Halime Akkuş
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerin çocukluk deneyimleri, mutluluk anıları ve kimlik gelişim düzeylerinin incelenmesi

Araştırmada ergenlerin çocukluk deneyimleri, mutluluk anıları ve kimlik ‎gelişim düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni Samsun il merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı liselerde öğrenim gören ergenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise tabakalı rastgele örnekleme yöntemiyle seçilen liselerin 11. ve 12. sınıflarında öğrenim gören toplam 286 ergen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Çocukluk Dönemi Mutluluk/Huzur Anıları Ölçeği", "Çocukluk Deneyimleri Ölçeği ve "Kimlik Gelişiminin Boyutları Ölçeği)" kullanılmıştır. Verilerin analizinde Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testleri ve Spearman Korelasyon testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ergenlerin Çocukluk Deneyimleri Ölçeği'nden aldıkları puanların kardeş sayısı, okul türü, büyükanne-baba ile yaşama durumu, anne-baba eğitim düzeyi ve anne-baba medeni durumuna göre; Çocukluk Dönemi Mutluluk/Huzur Anıları‎ Ölçeği'nden aldıkları puanların kardeş sayısı, baba eğitim düzeyi ve okul türüne göre; Kimlik Gelişiminin Boyutları Ölçeği'nden aldıkları puanların ise okul türü, baba eğitim düzeyi ve büyükanne-baba ile sık vakit geçirme durumuna göre anlamlı bir farklılık gösterdiği bulunmuştur Ayrıca Çocuk Deneyimleri Ölçeği'nden alınan puanlarla kimlik gelişiminin boyutları ölçeğinin içsel yatırımda bulunma, seçeneklerin genişlemesine araştırılması, içsel yatırımlar özdeşleşme, seçeneklerin derinlemesine araştırılması alt boyutları arasında anlamlı negatif yönde zayıf düzeyde bir ilişki, seçeneklerin saplantılı araştırılması arasında ise pozitif yönlü zayıf bir ilişki bulunmaktadır. Yine Çocukluk Dönemi Mutluluk Huzur Ölçeği'nden alınan puanlarla kimlik gelişiminin boyutları ölçeğinin içsel yatırımda bulunma, seçeneklerin genişlemesine araştırılması, içsel yatırımlar özdeşleşme, seçeneklerin derinlemesine araştırılması alt boyutları arasında anlamlı pozitif yönlü zayıf bir ilişki olduğu belirlenmiştir.

Mine Burcu Buyruk
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönemde gelişimsel gecikme gösteren çocukların oyun davranışları ve normal gelişim gösteren akranları ile karşılaştırılması

Kalıtımsal ve çevresel faktörler gelişim üzerinde etkili olmakta, bazı çocuklar bir veya daha fazla gelişim alanında akranlarına göre gecikmeler yaşamaktadır. Gelişimi değerlendirme ve desteklemede oyun etkili bir araçtır. Oyun davranışları çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine göre farklılık göstermektedir. Bu çalışmada okul öncesi dönemde gelişimsel gecikme gösteren çocukların oyun davranışlarının incelenerek normal gelişim gösteren akranları ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma desenlerinden nedensel karşılaştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Erzurum ilinde MEB'e bağlı devlet anaokulu ve anasınıflarına devam eden 49-71 aylık 30 normal gelişim gösteren ve 30 gelişimsel gecikme gösteren toplam 60 çocuk oluşturmaktadır. Çocuklara Denver-2 Gelişimsel Tarama Testi uygulanmış, normal gelişim gösteren ve gelişimsel gecikmesi olan çocuk grupları belirlenmiştir. Her iki grup için Metin Aslan(2017) tarafından geliştirilen "36-71 aylık Çocuklar İçin Oyun Davranış Ölçeği" çocukların öğretmenleri tarafından doldurulmuştur. Veriler incelendiğinde normal dağılım görüldüğünden grupların karşılaştırılması için Parametrik testlerden Bağımsız Örneklem t-Testi analizi kullanılmıştır. Tüm çocuklarda ve normal gelişim gösteren çocuklarda erkeklerin kızlara göre daha çok itiş-kakış oyunları oynadığı görülürken, gelişimsel gecikme gösteren çocuklarda cinsiyet oyun davranışlarında herhangi bir fark yaratmamıştır. Yaş değişkenine bakıldığında tüm çocuklarda ve normal gelişim gösteren çocuklarda oyun davranışları farklılık göstermemiş, gelişimsel gecikme gösteren çocuklarda 61-71 aylık çocukların sessiz davranışı daha çok sergilediği görülmüştür. Normal gelişim gösteren ve gelişimsel gecikme yaşayan çocukların oyun davranışları karşılaştırıldığında, gelişimsel gecikme yaşayan çocukların sessiz davranış ve itiş kakış oyunlarını normal gelişim gösteren akranlarına göre daha fazla tercih ettiği, sosyal oyunları ise daha az tercih ettiği görülmüştür. Gelişimsel gecikme gösteren çocukların akranlarına göre farklılık görülen oyun davranışlarının desteklenmesi önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: Gelişimsel gecikme, Oyun, Oyun davranışları, Okul öncesi dönem.

Fatma Toker
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi öğretmenlerinin özel yetenekli çocuklara ilişkin algıları ile duygusal zekâ düzeylerinin incelenmesi

Araştırmada, Özel Yetenekli Çocuklara İlişkin Algı Ölçeğinin geliştirilip geçerlik-güvenirlik çalışmasının yapılması, okul öncesi öğretmenlerinin özel yetenekli çocuklara ilişkin algıları ile duygusal zeka düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, Burdur İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı bağımsız anaokulları, anasınıfları ve özel anaokullarında görev yapmakta olan okul öncesi öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise bu öğretmenler arasından araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden toplam 312 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Özel Yetenekli Çocuklara İlişkin Algı Ölçeği" ve "Rotterdam Duygusal Zeka Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Özel Yetenekli Çocuklara İlişkin Algı Ölçeğinin geçerli ve güvenilir olduğu, okul öncesi öğretmenlerinin, özel yetenekli çocuklara ilişkin algıları ile cinsiyet, yaş, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu, eğitim durumu, mesleki kıdem durumu, çalışılan yaş grubu, sınıf mevcudu, özel yetenekli çocuklarla çalışma durumu, özel yetenekli çocuklarla ilgili eğitim alma durumu arasında; duygusal zekaları ile cinsiyet, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu, eğitim durumu, mesleki kıdem durumu, çalışılan yaş grubu, sınıf mevcudu, özel yetenekli çocuklarla çalışma durumu, özel yetenekli çocuklarla ilgili eğitim alma durumu arasında anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur (p<.05). Ayrıca okul öncesi öğretmenlerinin özel yetenekli çocuklara ilişkin algıları ile duygusal zeka düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Özel Yetenek, Duygusal Zeka, Okul Öncesi Öğretmeni, Ölçek Geliştirme.

Emine Burçin Köse
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

"Ebeveynim Dijital Oyun Rehberim" aile eğitim programının çocukların dijital oyun bağımlılıkları ile dijital oyun ebeveyn rehberlik stratejilerine etkisi

Oyun oynamak, çocukluk çağı başta olmak üzere yaşam boyu vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Teknolojik gelişmeler, şehirleşmenin artması, oyun alanlarının azalması gibi sebeplerden dolayı dijital oyun oynama eğiliminin arttığı bilinmektedir. Bu bağlamda çocukların dijital oyun tercihlerinde ve oyun oynama süreçlerinde ailelerin farkındalık kazanmasının önemli olduğu düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı okul öncesi yaşta çocuğu olan ebeveynlere yönelik olarak hazırlanan eğitim programının dijital oyun ebeveyn rehberlik stratejilerine etkisinin incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma türlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2022-2023 öğretim yılı Ankara ili merkez ilçesinde bulunan okul öncesi dönem çocuklarının ebeveynlerinden seçilen 200 ebeveyn oluşturmaktadır. Ebeveynler, kolay örneklem tekniği ile belirlenmiştir. Bu araştırma için veri toplama aracı olarak ''Dijital Oyun Bağımlılık Eğilimi (DOBE)'', ''Dijital Oyun Ebeveyn Rehberlik Stratejileri Ölçeği (DOERS)''( Budak, 2020) ve ''Kişisel Bilgi Formu'' olmak üzere üç veri toplama aracı kullanılmıştır. "Ebeveynim Dijital Oyun Rehberim'' programı toplamda yedi hafta yedi saat olarak uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular, okul öncesi çocuğu olan ebeveynlere ilişkin ortalama değerlere parametrik test varsayımlarını test etmek için normallik ve homojenlik testleri yapılmıştır. Bulguların elde edilmesinde; Kolmogorov-Smirnov Z testi, Homogeneity of Variances testi, Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis H analizi, Wilcoxon işaretli sıralar analizi yapılmıştır. Araştırma sonucuna göre, aile eğitim programının uygulama öncesi ve sonrası arasında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Analiz sonuçlarına göre aile eğitim programının ebeveyn dijital oyun rehberlik stratejileri üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca, dijital oyun bağımlılık eğilimlerinin erkek çocukların kız çocuklarına göre daha fazla bağımlılık eğiliminde olduğu görülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayanarak yönelik dijital oyun rehberliği içeren ebeveyn eğitim programları yaygınlaştırılabilir.

Aile eğitimiBilgisayar oyunlarıDijital ebeveynlik+2
Esin Ölmez
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dijital oyunların 5-6 yaş grubu çocuklara etkileri ile çocukların akran oyun davranışlarının incelenmesi

Araştırmada dijital oyunların 5-6 yaş grubu çocuklara etkileri ile çocukların akran oyun davranışlarının farklı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Çankırı il merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı anasınıf ve anaokullarında eğiitm alan 5-6 yaş çocukların ebeveynleri (n=300) oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Erken Yaşlarda Dijital Oyunların Etkileri Ölçeği" ve "Penn Etkileşimli Akran Oyun Ölçeği-Ebeveyn Formu" ile toplanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde t-Testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve pearson korelasyon katsayı testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda dijital oyunların erken çocukluktaki etkilerinin çocuğun cinsiyeti, yaşı, kardeş sayısı, doğum sırası, okul öncesi eğitime devam süresi, oyun tercihi, ebeveynlerin öğrenim düzeyi, çocukların ve ebeveynlerin dijital oyun oynama durumu, ebeveynlerin tablet/cep telefonu/bilgisayar gibi elektronik cihazlarla günlük geçirdiği süre değişkenine göre anlamlı farklılık göstermektedir (p<.05). Çocukların akran oyun davranışları ile çocuğun cinsiyeti, doğum sırası, oyun tercihi, okul öncesi eğitime devam süresi, çoğunlukla oyun oynanan kişi, ebeveyn öğrenim düzeyi, çocukların ve ebeveynlerin tablet/cep telefonu/bilgisayar gibi elektronik cihazlarla günlük geçirdikleri süre, ebeveynlerin dijital oyun oynama durumu arasında anlamlı bir farklılık gösterdiği bulunmuştur (p<.05). Ayrıca "Erken Yaşlarda Dijital Oyunların Etkileri Ölçeği'nin eğlenme alt boyutu ile Penn Etkileşimli Akran Oyun Ölçeği'nin "oyunun bozulması" ile "oyundan kopma" alt boyutları arasında pozitif yönlü ve anlamlı, Erken Yaşlarda Dijital Oyunların Etkileri Ölçeğinin öğrenme alt boyutu ile Penn Etkileşimli Akran Oyun Ölçeği'nin oyun etkileşimi alt boyutu arasında pozitif yönlü ve anlamlı, Erken Yaşlarda Dijital Oyunların Etkileri Ölçeğinin fiziksel, sosyal ve duygusal alt boyutları ile Penn Etkileşimli Akran Oyun Ölçeğinin oyun etkileşimi alt boyutu arasında negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki, "oyunun bozulması" ile "oyundan kopma" alt boyutları arasında ise pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<.05).

Aynur Özcan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğrenme güçlüğü tanılı çocukların sosyal ilişkilerinin öz güven düzeylerine etkisinin incelenmesi

Araştırmada öğrenme güçlüğü tanılı çocukların sosyal ilişkilerinin öz güven düzeylerine etkileri incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, Ankara ili merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı belirlenen özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine devam eden öğrenme güçlüğü tanılı çocuklar oluşturmuştur. Araştırmada Demografik Bilgi Formu, Sosyal İlişki Unsurları Ölçeği, Özgüven Ölçeği ve Görüşme Formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler normallik varsayımlarının sağlanıp sağlanmadığına bağlı olarak parametrik veya parametrik olmayan test yöntemleri ile incelenmiştir. Araştırma kapsamında verilerin dağılımları çarpıklık ve basıklık değerleri ile incelenmiş, verilerin normal dağıldığı tespit edilmiş ve bu kapsamda pearson korelasyon analizi ve regresyon analizi kullanılarak analiz yapılmıştır. Elde edilen bulgular incelendiğinde çalışma sonucunda araştırma ölçekleri arasında istatistiksel olarak anlamlı, doğru orantılı ve kuvvetli bir korelasyon ilişkisi tespit edilmiştir. Bu kapsamda çocukların sosyal ilişki düzeyleri arttıkça özgüven düzeyleri de artmaktadır. Çalışma kapsamında yapılan analizler sonucunda; yaş, sınıf, anne, baba eğitim durumu ve babanın mesleği çocuğun öz güven düzeyi üzerinde önemli ölçüde etkiliyken, cinsiyet, aile yapısı ve annenin mesleğinin çocuğun öz güven düzeyi üzerinde bir etkisi olmadığı görülmüştür. Bunun yanında veri toplanan çocukların gündelik hayatta zorlandığı durumlarda ders ile ilgili sorunlar, içine kapanıklık ve utanma kavramı üzerine, okul ortamında zorlandıkları durumlarda ise derslerde zorlanma, arkadaşlık ilişkileri ve dışlanma kavramları üzerine zorluklar yaşadıkları görülmektedir. Bunun yanında çocukların kendilerini yetenekli olarak buldukları alanlarda ise çoğunluklu olarak futbol oynamak, resim çizmek, voleybol oynamak cevapları verilmiştir. Çocukların önceden zorlandıkları fakat bir çözüm buldukları için artık zorlanmadığı durumlar sorulduğunda ise çocukların büyük çoğunluğu, derslerinin ve arkadaşlık ilişkilerin önceye oranla daha iyi düzeyde olduğu yanıtını vermişlerdir.

Ayşenur Balcıoğlu Aras
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi öğretmenlerinin değerler eğitimine yönelik görüşleri ve sınıf içi etkinliklerinin incelenmesi

Değerler eğitimi, yıllar boyunca toplumların günümüze taşıdığı zaman içerisinde birikerek ve değişerek günümüze kadar ulaşan değerlerin bireylerin karakterine uygun pozitif biçimde yansımasından oluşur. Değerler eğitimi öncelikle ailede başlayarak okulda devam etmektedir. Çocuklar okul öncesi kurumlarında ilk kez değerler eğitimi görür ve okul öncesi öğretmenlerine önemli görevler düşer. Okul öncesi öğretmenleri iyi bir rol model olabilmek için sevgi dolu, saygılı, çalışkan, sorumluluk sahibi, iletişim becerileri yüksek özelliklere sahip olması gerekmektedir. Okul öncesi öğretmenlerinin değerler eğitimine yönelik uygulanması gereken, uygulanan değerler ve sınıf içi yapılan etkinliklerde Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) on kök değere (adalet, dürüstlük, özdenetim, sevgi, saygı, sabır, yardımseverlik, sorumluluk, dostluk, vatanseverlik) ek olarak doğruluk, hoşgörü, çalışkanlık, tutumluluk değerleri de göz önüne alınmıştır. Bu çalışmanın amacı okul öncesi öğretmenlerinin eğitimde değerler eğitimi uygulamalarına ilişkin görüşlerinin nitel verilerle ölçülerek yorumlanmasıdır. Okul öncesi öğretmenlerinin değerler eğitimine yönelik görüşleri, değerler eğitimi için uyguladıkları yöntemler, etkinlikler, öğretim sırasında yaşanan kolaylıklar ve zorlukları, ailenin rolü, sınıf içi uygulamaları, kullanılan yöntem teknikler ve araç gereçler saptanmıştır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yapılmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan değerler eğitimine yönelik öğretmen görüşleri formu İstanbul Sultangazi ilçesinde çeşitli kurumlarda görev yapmakta olan 31 okul öncesi öğretmenine uygulanmıştır. Toplanan veriler betimsel analiz tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Sonuç olarak okul öncesi öğretmenleri en çok sevgi, saygı, hoşgörü değerlerini eğitimlerinde kullandıklarını belirtmişlerdir. Değerler eğitimine yönelik yapılan sınıf içi etkinliklerinde en çok dramaya yer verilmiş. Bunun doğrultusunda kullanılan yöntem ve tekniklerde drama kullanıldığı görülmüştür. Kullanılan araç gereçler projeksiyon ve kitaplar olmuştur. Değerler eğitiminde öğretmenler değerleri somutlaştırarak anlatma/gösterme/uygulamaya dökme yaptığında kolaylık yaşadıklarını, çocukların soyut kavramları bilişsel algılayamama durumundan ötürü zorlandıklarını belirtmişlerdir. Okul öncesi öğretmenleri genel olarak değerler eğitimi verirken aile katılımı yapmadıkları belirlenmiştir. Değerlerin yaşantılar yoluyla kalıcı hale getirilmesi gerektiği ise okul öncesi öğretmenleri tarafından sunulan öneri olmuştur.

Zeynep Asena Kocaman
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi öğretmenlerinin değerler eğitimine ve çocuk haklarına yönelik tutumlarının incelenmesi

Araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin değerler eğitimine ve çocuk haklarına yönelik tutumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Çankırı ili merkez ve ilçelerinde bulunan MEB'e bağlı; resmi/özel anaokulları, ve anasınıflarında görev yapan okul öncesi öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem seçimine gidilemiş ve tüm öğretmenlere ulaşılmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda veri toplama araçlarını eksiksiz dolduran ve araştırmaya gönüllü olarak katılan toplam 150 okul öncesi öğretmeni araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmanın verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Değerler Eğitimine İlişkin Tutum Ölçeği" ve "Çocuk Haklarına İlişkin Tutum Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde Mann Whitney U, Kruskal Wallis ve Spearman Korelasyon testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin değerler eğitimine ilişkin tutumlarının çalışılan kurum, değerler eğitimi ve çocuk haklarına ilişkin eğitim alma, programda yer verilen değerler eğitimini yeterli bulma, sınıf içi etkinliklerde değerler ve çocuk hakları eğitimine yer verme sıklığına göre; çocuk haklarına yönelik tutumlarının ise çalışılan kurum, değerler ve çocuk hakları ile ilgili eğitim alma, programda yer verilen değerler eğitimini yeterli bulma, sınıf içi etkinliklerde değerler ve çocuk hakları eğitimine yer verme sıklığına göre anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur (p<.05). Ayrıca okul öncesi öğretmenlerinin değerler eğitimi ile çocuk hakları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (p<.05).

Fatma Manici Öztürk
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerin zorbalıkla başa çıkma stratejileri ile arkadaşa bağlanma düzeylerinin incelenmesi

İnsan yaşamı boyunca belli gelişim dönemlerinden geçmektedir. Bu dönemlerden birisi de ergenlik dönemidir. Ergenlik döneminde aileye olan bağlılık azalmakta ve arkadaşlık ilişkileri ön plana çıkmaktadır. Ergenlik döneminde arkadaşlık ilişkilerini etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Bunlardan birisi de akran zorbalığıdır. Araştırmada ergenlerin zorbalıkla başa çıkma stratejileri ile arkadaşa bağlanma düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, Van ili Erciş Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı liselerde eğitim gören ergenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise kolayda örnekleme yöntemi ile belirlenen altı lisede eğitim gören toplam 325 ergen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Zorbalıklarla Başa Çıkma Stratejileri Ölçeği", "Ergenler İçin Arkadaşa Bağlanma Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler t-Testi, tek yönlü ANOVA ve Pearson Korelasyon testi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda Zorbalıkla Başa Çıkma Stratejileri Ölçeği ile ergenin cinsiyeti, eğitim gördüğü okul türü, sınıf düzeyi, ebeveynlerin medeni durumu, anne-baba tutumu, okul başarısı, yakın arkadaşa sahip olma, zorbalığa uğrama ve zorbalıkla ilgili yaşantı durumu arasında anlamlı bir farklılık bulunurken (p<.05), Ergenler İçin Arkadaşa Bağlanma Ölçeği ile cinsiyet, okul türü, anne tutumu, sosyo-ekonomik düzey ve yakın arkadaşa sahip olma durumu arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<.05). Ayrıca Zorbalıklarla Başa Çıkma Stratejileri Ölçeği ile Ergenler İçin Arkadaşa Bağlanma Ölçeği arasında anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Arkadaşa Bağlanma, Ergen, Zorbalık,

Mahmut İnan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönem çocukların fotoğraflarının sosyal medyada paylaşılmasına ilişkin öğretmen ve ebeveyn görüşleri

Teknolojinin hızla ilerlemesiyle birlikte internet de gelişmiş ve yaygınlaşmıştır. İnternetin kullanımıyla hayatımıza giren sosyal medya ise bazı insanlar için vazgeçilmezlerinden biri haline gelmiştir. Birçok farklı isim ve birçok farklı işlevle kullanılan sosyal medyalar yetişkinler kadar çocukların da hayatında yer almaktadır. Bu araştırmada okul öncesi yaş grubundaki çocukların fotoğrafları hakkında öğretmen ve ebeveynlerinin görüşleri ele alınmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul ili Gaziosmanpaşa ilçesindeki Millî Eğitim Bakanlığına (MEB) bağlı okul öncesi kurumlarındaki öğretmen ve ebeveynler oluşturmuştur. Kolayda örnekleme yönteminin kullanıldığı araştırmaya 25 öğretmen, 28 anne ve 20 baba olmak üzere toplam 73 kişi katılmıştır. Araştırmada veriler görüşmeler yapılarak ve ses kaydına alınarak toplanmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların tamamının en az bir sosyal medya platformu kullandıkları görülmüştür. Bunun dışında araştırma soncuna göre etkinliklerin yapıldığı esnada çekilen çocuk fotoğraflarının; öğretmenler tarafından etkinliklere ayrılan süreden aldığı düşünülürken, ebeveynler tarafından etkinliklerdeki vakti almayacağını, onların okuldaki görsellerini görmek istedikleri görülmüştür. Katılımcıların çoğunluğu (%57,50) paylaşılan fotoğrafların çocuk haklarına uygun olmadığını savunurken bu savunanların belirli bir kısmının (21 kişi) çocuklarının fotoğraflarını paylaştığı görülmüştür. Araştırma sonucunda öğretmenler ve ebeveynlere sosyal medya kullanımı hakkında eğitimler verilmesi ve bu konularda farkındalık geliştirilmesi önerilmiştir.

Ana-baba çocuk ilişkileriEtik
Hatice Karadağ
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özel öğrenme güçlüğü olan ve olmayan çocukların okul ile ilgili korkularının ve başarı algılarının karşılaştırılması

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ OLAN VE OLMAYAN ÇOCUKLARIN OKUL İLE İLGİLİ KORKULARININ VE BAŞARI ALGILARININ KARŞILAŞTIRILMASI ÖZET YILMAZ, Vildan Büşra. Özel Öğrenme Güçlüğü Olan ve Olmayan Çocukların Okul İle İlgili Korkularının ve Başarı Algılarının Karşılaştırılması, (Yüksek Lisans Tezi), Çankırı, 2025. Araştırmada özel öğrenme güçlüğü olan ve normal gelişim gösteren çocukların okul ile ilgili korkularının ve başarı algılarının karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 63 özel öğrenme güçlüğü olan ve 93 normal gelişim gösteren 3. ve 4. sınıfta öğrenim gören çocuklar oluşturmaktadır. Araştırma verileri "Kişisel Bilgi Formu", "İlkokulda Korku Ölçeği" ve "Başarı Algısı Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırma sonucunda özel öğrenme güçlüğü olan ve olmayan çocukların korku düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmazken, başarı algılarının duyussal alt boyutunda anlamlı bir farklılık gösterdiği bulunmuştur (p<.05). Özel öğrenme güçlüğü olan çocukların Başarı Algısı Ölçeği'nden aldıkları puanlar okula gitmeyi sevme, ders çalışmayı sevme ve okulda yakın arkadaşa sahip olma durumuna göre anlamlı bir farklılık gösterirken, özel öğrenme güçlüğü olmayan çocukların sınıf düzeyi, okul algısı, okula gitmeyi sevme ve ders çalışmayı sevme durumuna göre anlamlı bir farklılık göstermektedir (p<.05). Özel öğrenme güçlüğü olan çocukların İlkokulda Korku Ölçeği'nden aldıkları puanlar cinsiyet, sınıf düzeyi ve okula gitmeyi sevme durumuna göre anlamlı bir farklılık gösterirken, özel öğrenme güçlüğü olmayan çocukların sadece baba yaşına göre anlamlı bir farklılık göstermektedir (p<.05). Özel öğrenme güçlüğü olan ve olmayan çocukların korku ve başarı düzeyleri arasında düşük düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Özel öğrenme güçlüğü, Okul korkusu, Başarı algısı.

Vildan Büşra Yılmaz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

4-5 yaş çocukların göç olgusunu anlama düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı 4-5 yaş çocukların göç olgusunu anlama düzeylerini incelemektir. Araştırmada deneysel yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, İstanbul ili, Fatih ilçesinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı iki ilkokulda bulunan iki anasınıfına 2023-2024 eğitim öğretim yılı birinci döneminde devam eden çocuklardan oluşmaktadır. Kontrol grubu (8 çocuk) ve deney grubu (8 çocuk) toplam örneklem 16 çocuktur. Çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Veri toplama aracı olarak "4-5 Yaş Çocuklar İçin Göç Olgusunu Anlama Kontrol Listesi" kullanılmıştır. Deney grubuna uygulanan Göç Olgusunu Anlama Temelli Eğitim Programı 20 okul günü/ 15 saat süreyle uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular parametrik olmayan Mann Whitney U testi ve Wilcoxon işaretli sıralar analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucuna göre deney grubu (n=8, sıralar ortalaması=12,44, sıralar toplamı=99,50) ile kontrol grubu (n=8, sıralar ortalaması=4,56, sıralar toplamı=36,50) arasında son test puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Elde edilen sonuçlara göre uygulanan eğitim programı, çocukların göç olgusunu anlamalarını sağlamıştır. Bu çalışmada geliştirilen eğitim programının anaokullarında ve uyarlanarak farklı sınıf seviyelerine uygulanabileceği düşünülmektedir.

Uluslararası göçÇocuk-okul öncesi
Nazlı Bozak Garan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul çağındaki çocukların doğal çevre algılarının sürdürülebilir oyun temelli etkinliklerle incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ilkokul çağındaki çocukların sürdürülebilir oyun temelli etkinliklerden önce ve sonra çizilen resimleri karşılaştırarak doğal çevreye ilişkin bakış açılarının incelenmesidir. Araştırma, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Ankara ili Millî Eğitim Müdürlüğüne bağlı bir ilkokulda öğrenim gören 20 deney grubu 20 kontrol grubu olmak üzere 4.sınıf toplam 40 çocuk ile yürütülmüştür. Nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim deseni tercih edilmiş, veri toplama aracı olarak çocukların çizdiği doğal çevre temalı resimler ile birebir görüşmeler yapılmıştır. Çalışmada deney ve kontrol grubu oluşturulmuş; yalnızca deney grubuna sekiz hafta süreyle sürdürülebilir oyun temelli etkinlikler uygulanmıştır. Araştırma bulguları, çocukların sürdürülebilir oyun etkinlikleri sonrasında çizdikleri resimlerde doğal çevreyi daha detaylı, bilinçli ve çevre kirliliğine dikkat çekerek resmettiklerini ortaya koymaktadır. Özellikle ağaç, hayvan, göl, güneş ve orman gibi doğa unsurlarına yer veren çocuklar, renk kullanımı ve kompozisyon düzeninde de önemli farkılılıklar göstermiştir. Çocukların tamamı doğada bulunmaktan memnuniyet duyduğunu belirtmiş, %95'i okulda çevre eğitimi aldığını ifade etmiştir. Ayrıca, çocukların %42,5'inin evde hayvan beslediği ve büyük çoğunluğunun doğa unsurlarına ilgi duyduğu saptanmıştır. Sonuçlar, sürdürülebilir oyun temelli çevre eğitiminin çocukların çevresel farkındalık, empati ve sorumluluk duygularını artırmada etkili olduğunu göstermiştir. Araştırmanın, sürdürülebilir oyun kavramının Türkiye literatüründe sınırlı biçimde ele alınmasından dolayı alanyazına katkı sağladığı; çevre eğitiminin erken yaşlarda başlanması ve yapılandırılmış etkinliklerle desteklenmesi gerektiği düşünülmüştür.

Betül Kulaçoğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öykü temelli eğitim programının 4-5 yaş çocukların sosyal ve duygusal becerilerine etkisi

Bu araştırmada, 4-5 yaş grubu çocuklara yönelik olarak hazırlanan 'Öykü Temelli Eğitim Programı'nın çocukların sosyal ve duygusal becerilerinin gelişimine etkisi incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın türü nicel araştırma yöntemlerinden ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen olarak belirlenmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni okul öncesi eğitime devam eden 4-5 yaş çocuklarının "sosyal ve duygusal beceri düzeyi"; bağımsız değişkeni ise "Öykü Temelli Eğitim Programı"dır. Araştırma 2021-2022 eğitim-öğretim yılında, Elazığ İli Koç İlkokulu'nda gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunda yansıtıcı özellikte olan 4-5 yaş deney grubunda 10 (on) kız, 10 (on) erkek, toplam 20 (yirmi) çocuk, kontrol grubunda ise 12 (on iki) kız, 8 (sekiz) erkek toplam 20 (yirmi) çocuk olmak üzere toplamda 40 (kırk) çocuk ile çalışılmıştır. Çalışmada Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği ve Duygusal Gelişim Kontrol Listesi kullanılmıştır. Deney grubundaki çocuklara 8 (sekiz) hafta süresince, haftada 5 (beş) gün boyunca "Öykü Temelli Eğitim Programı" uygulanmıştır. Kontrol grubundaki çocuklar, eğitim süreçlerine herhangi bir müdahale olmaksızın devam etmişlerdir. Sekiz haftalık uygulama sonucunda veri toplama araçları deney ve kontrol gruplarına tekrar uygulanmış ve toplanan veriler analiz edilerek değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 25 paket programı kullanılmıştır. Analiz sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda Öykü Temelli Eğitim Programı'na katılan deney grubundaki çocukların sosyal ve duygusal becerilerine ilişkin ön test ve son test puan ortalamaları karşılaştırıldığında son test lehine anlamlı düzeyde fark bulunmuştur (p<.05). Deney ve kontrol grubu son test puan ortalamaları karşılaştırıldığında deney grubundaki çocukların lehine anlamlı düzeyde fark olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda araştırma kapsamında uygulanan Öykü Temelli Eğitim Programı, 4-5 yaş çocukların sosyal ve duygusal becerilerinin gelişiminde etkili olmuştur. Bulgular doğrultusunda öneriler geliştirilmiştir.

BeceriBeceri eğitimiDuygusal beceri+5
Sümeyra Bozdağ
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi öğretmenlerinin erken okuryazarlık becerileri ile ilgili görüşleri

Bu araştırma okul öncesi öğretmenlerinin erken okuryazarlık becerileri ile ilgili görüşlerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya Bursa İli İnegöl İlçesi'nde resmi anaokulu ve anasınıflarında görev yapan 20 okul öncesi öğretmeni katılmıştır. Araştırma nitel araştırma modeli kullanılarak yapılmıştır. Araştırmada uzman görüşü alınarak araştırmacı tarafından oluşturulan, yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın verileri öğretmenlerle birebir görüşmeler yapılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; görüşme yapılan öğretmenlerin büyük bir kısmının erken okuryazarlık kavramını bilmediği ya da eksik ve yanlış bildiği ve okuma yazmanın erken öğrenilmesi şeklinde yorumladığı, öğretmenler tarafından erken okuryazarlık becerilerinden en çok sesbilgisel farkındalık ve harf bilgisi becerilerinin bilindiği, sesbilgisel farkındalık ve harf bilgisi becerilerinde öğretmenlerin çalışmalarında genel olarak yalnızca sesli harflere yer verdiği, bu becerilerin okul öncesi eğitimde değil ilkokulda verilmesinin gerektiğinin belirtildiği, yapılan erken okuryazarlık becerilerine ilişkin etkinliklerde hazır çalışma sayfaları ve etkinlik kitaplarının yoğun olarak kullanıldığı, eğitim programında erken okuryazarlık becerileri ile ilgili kazanımların öğretmenler tarafından genel olarak yeterli fakat geliştirilebilir bulunduğu, erken okuryazarlık becerilerinin desteklenmesi için en çok kitap merkezinin kullanıldığı ve sınıf içi yazılı uyaranlara çoğunlukla yer verilmediği, öğretmenlerin genelinin gerek hizmet öncesinde gerek hizmet esnasında erken okuryazarlık becerileri ile ilgili eğitim almadığı ve bu alanda eğitime ihtiyaç duydukları, bu alanda yapılacak olan eğitimlerin yüz yüze ve uygulamalı olarak yapılmasını talep ettiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Erken okuryazarlık becerileri, Okul öncesi öğretmeni, Öğretmen görüşleri

Erken okuryazarlık becerileriOkul öncesi dönemOkul öncesi öğretmenler+1
Elif Satı Çalış
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doru çizgi filminin değerler eğitimi açısından incelenmesi

Değerler, toplumların günümüze kadar getirdikleri tarihi birikimleridir ve toplumlar bu tarihi birikimlerini nesilden nesile aktararak geleceğe emin adımlarla ilerlemek isterler. Bu nedenle değerler hem toplumlar hem de toplumu oluşturan bireyler için önemlidir. Milli ve manevi değerlerin nesilden nesile aktarılması için çocukların eğitimine önem verilmelidir. Değer eğitimi aile de başlayarak, okul ve sosyal çevre ile devam eder. Günümüzde ise kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması ile çizgi filmlerde bu görevi üstlenmeye başlamıştır. Bu bağlamda ekranlara gelen yapımların içeriklerinin incelenmesi önem arz etmektedir. Bu çalışmamızın amacı TRT Çocuk kanalında yayınlanan Doru çizgi filminde yer alan değerlerin nasıl ele alındığını belirlemektir. Doru çizgi filminde yer alan değerler Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından yenilenen müfredat da kök değer olarak belirlenmiş olan; adalet, dostluk, dürüstlük, öz denetim, sabır, saygı, sevgi, sorumluluk, vatanseverlik ve yardımseverlik değerleri çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu çalışmadaki veriler nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi kullanılarak toplanmıştır. TRT Çocuk' ta yayınlanan Doru çizgi filmin de değerlerin nasıl ele alındığı, hangi sıklıkla işlendiği betimsel analiz yöntemiyle incelenmiştir. Doru çizgi filminde yapılan analizler sonucunda; en çok yer verilen değerin sevgi değeri olduğu, onu öz denetim ve yardımseverlik değerlerinin izlediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca en az adalet değerine yer verilirken; vatanseverlik değerine hiç yer verilmediği görülmüştür.

DeğerlerDeğerler eğitimiÇizgi film+1
Elif Tabak
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

4-6 yaş arasında çocuğu olan annelerin riskli oyuna izin verme düzeyleri ile çocukların öz-düzenleme becerilerinin incelenmesi

Araştırmada 4-6 yaş arasında çocuğu olan annelerin riskli oyuna izin verme düzeyleri ile çocukların öz-düzenleme becerilerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi ve annelerin riskli oyuna izin verme düzeyleri ile çocukların özdüzenleme becerileri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini çocuğu Karabük il merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı anaokullarına devam eden toplam 318 anne oluşturmuştur. Araştırma verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Riskli Oyunlara İzin Verme Ölçeği" ve "4-6 Yaş Çocuklarına Yönelik Öz-düzenleme Becerileri Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), pearson korelasyon katsayısı ve doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda annelerin riskli oyuna izin verme düzeyleri ile annenin yaşı, anne-baba eğitim durumu, çocuk sayısı, annenin çalışma durumu, çocuğu ile oyun oynama sıklığı, çocukken riskli oyun oynama durumu, çocuğun doğum sırası, yaşı ve okul öncesi eğitim kurumuna devam etme süresi arasında, çocukların öz-düzenleme becerileri ile anne eğitim durumu, annenin çocuğu ile oyun oynama sıklığı ve çocuğun sıklıkla oyun oynadığı yer arasında anlamlı bir farklılık (p<.05) olduğu bulunmuştur. Araştırma sonucunda annelerin riskli oyuna izin verme düzeyleri ile baba yaşı, çocuğun cinsiyeti ve sıklıkla oyun oynadığı yer arasında, çocukların öz-düzenleme becerileri ile anne yaşı, baba yaşı, baba eğitim durumu, çocuk sayısı, annenin çalışma durumu, annenin çocukken riskli oyun oynaması, çocuğun cinsiyeti, doğum sırası, yaşı ve okul öncesi eğitim alma süresi arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ayrıca annelerin riskli oyuna izin verme düzeyleri ile çocukların öz-düzenleme becerileri arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu, annelerinin riskli oyuna izin verme düzeylerinin çocukların öz-düzenleme becerilerini yordadığı belirlenmiştir.

AnnelerOyunlarRisk algılaması+4
Hatice Çevirme
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Annelerin bağlanma stilleri ile okul öncesi dönemdeki çocukların anksiyete düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmada 3-5 yaş arasında çocuğu olan annelerin bağlanma biçimleri, annelerin çocuğuna karşı davranışları, annelerin çocukluk yaşantıları ve çocukların anksiyete düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi ile annelerin bağlanma biçimleri ile çocukların anksiyete düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini, Zonguldak il merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında çocuğu eğitim alan ve kartopu yöntemi kullanılarak elde edilen okul öncesi eğitim alan ve almayan çocuğu olan toplam 110 anne oluşturmuştur. Araştırma verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Okul Öncesi Çocuklarda Anksiyete (Kaygı) Ölçeği", "Erişkin Bağlanma Biçimi Ölçeği" ve "Anne Görüşme Formu" ile toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde MannWhitney U testi, Kruskal-Wallis H testi, Ki-kare testi, Fisher Exact testi, Monte Carlo simülasyonu ve Pearson Korelasyon katsayısı analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda annelerin bağlanma düzeyleri ile annelerin eğitim durumu, annelerin ekonomik bağımsız olma durumu, çocukların cinsiyeti durumu; çocukların anksiyete düzeyleri ile çocukların cinsiyet durumu, çocukların sayısı ve çocukların okul öncesi eğitime devam etme durumu arasında anlamlı farklılıklar (p<0.05) olduğu belirlenmiştir. Annelerin çocuğuna karşı davranışları ile annelerin eğitim durumu ve çocukların anksiyete düzeyleri; annelerin çocukluk yaşantıları ile çocukların cinsiyet durumu, annelerin ekonomik bağımsız olma durumu, çocukların doğum sırası, annelerin eğitim durumu, çocukların okul öncesi eğitim kurumuna devam etme durumu, çocukların yaşı, çocukların anksiyete düzeyleri, annelerin bağlanma düzeyleri arasında anlamlı farklılıklar (p<0.05) olduğu belirlenmiştir. Ayrıca annelerin çocuğuna karşı davranışları ile annelerin çocukluk yaşantıları arasında anlamlı farklılıklar (p<0.05) olduğu tespit edilmiştir. Annelerin toplam bağlanma biçimleri ile çocukların toplam anksiyete düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Fakat alt boyutları arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Annelerin güvenli bağlanma biçimi arttıkça çocuklarda sosyal kaygı, genel kaygı, ayrılma kaygısı, fiziksel yaralanma korkusu ve toplam okul öncesi anksiyete düzeyleri azalmaktadır. Annelerin kaygılı / ikircikli bağlanma biçimi arttıkça çocuklarda ayrılma kaygısı düzeyi; annelerin kaçıngan bağlanma biçimi arttıkça da çocuklarda genel kaygı, ayrılma kaygısı, fiziksel yaralanma korkusu ve toplam okul öncesi anksiyete düzeyleri artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Anne, Çocuk, Bağlanma, Anksiyete, Anne Baba Tutumu, Çocukluk Yaşantısı.

Ana-baba tutumuAnksiyeteAnneler+6
Ayşe Nur Demirhan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönem 5-6 yaş çocuklarının prososyal davranışları ile rekabet stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, okul öncesi dönem çocuklarının prososyal davranışları ile rekabet stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Çankırı il merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi anaokulu ve anasınıflarında eğitim görmekte olan 5-6 yaş grubundaki çocuklar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise bu okullar arasından seçkisiz örnekleme yöntemiyle seçilen 5-6 yaş grubundaki toplam 314 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada veriler, "Kişisel Bilgi Formu", Bağcı ve Öztürk Samur (2015) tarafından geliştirilen "Çocuk Prososyallik Ölçeği" ve Uyanık Balat, Akman, Arslan Çiftçi (2017) tarafından geliştirilen "Okul Öncesi Rekabet Ölçeği" ile toplanmıştır. Veriler normal dağılım gösterdiği için verilerin analizinde t- testi, ANOVA ve Pearson Korelasyon testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, çocukların prososyallik davranışları, cinsiyet, çocuğun yakın arkadaşı olma durumu, anne-baba eğitim düzeyi ve çocuğun sınıf içinmdeki genel durumuna göre anlamlı farklılık gösterirken, rekabet stilleri annenin yaşı çocuğun yaşı, çocuğun okula devam süresi ve çocuğun sınıf içindeki genel durumuna göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Ayrıca, Çocuk Prososyallik Ölçeği ile Okul Öncesi Rekabet Ölçeği'nin göreve yönelik rekabet ve baskınlığın konumu hiyerarşisi alt boyutları arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu, çocukların prososyal davranışlarının rekabet stillerinin (göreve yönelik rekabet ve baskınlığın korunumu hiyerarşisi) anlamlı bir yordayıcısı olduğu belirlenmiştir.

Okul öncesi çocuklarPrososyal davranışRekabet+2
Serkan Doğan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özel yetenekli çocuklar ve normal gelişim gösteren çocukların mükemmeliyetçilik ile akran ilişki düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı özel yetenekli çocuklar ile normal gelişim gösteren çocukların mükemmeliyetçilik ile akran ilişki düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelemesi ve mükemmeliyetçilik düzeyleri ile akran ilişkileri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Araştırmanın evrenini, Ankara il merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okulların 5, 6, 7, 8. sınıflarında öğrenim gören BİLSEM öğrencileri ile normal gelişim gösteren çocuklar oluşturmuştur. Araştırmaya tipik durum örnekleme yöntemi ile seçilen normal gelişim gösteren çocuklar (n=220) ve özel yetenekli çocuklar (n=133) olmak üzere toplam 353 çocuk dahil edilmiştir. Araştırma verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Çocuk ve Ergen Mükemmeliyetçilik Ölçeği" ile "Akran ilişkileri Ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde ilişkisiz örneklemler t- testi, Mann Whitney U testi, İki Yönlü Varyans Analizi (iki yönlü ANOVA), Kruskal Wallis H testi ve Spearman Korelasyon Katsayısı testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda özel yetenekli çocuklar ile normal gelişim gösteren çocukların mükemmeliyetçilik davranışlarının benzerlik gösterdiği, akran ilişkilerinde ise sadece kendini açma alt boyutunda özel yetenekli çocukların yüksek puan aldıkları belirlenmiştir. Özel yetenekli 6. ve 7. sınıf çocukların kendine yönelik mükemmeliyetçilik puanlarının normal gelişim gösteren çocuklardan, normal gelişim gösteren 5. ve 8. sınıf çocukların kendine yönelik mükemmeliyetçilik puanlarının ise özel yetenekli çocuklardan yüksek olduğu, görülmektedir. Tek çocuk olan ve bir kardeşi olan özel yetenekli çocukların kendini açma boyutundan aldıkları puanların, tek çocuk olan ve bir kardeşi olan normal gelişim gösteren çocuklardan, anne baba tutumunu otoriter ve mükemmeliyetçi algılayan normal gelişim gösteren çocukların ise sadakat boyutundan aldıkları puanların özel yetenekli çocuklardan yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca, özel yetenekli çocuklarda mükemmeliyetçilik ile akran ilişkileri arasında negatif ya da pozitif yönlü bir bulguya rastlanmazken normal gelişim gösteren çocukların sosyal kaynaklı mükemmeliyetçilik davranışları ile akran ilişkileri sadakat boyutu puanları arasında pozitif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir.

AkranAkran ilişkileriMükemmeliyetçilik+4
Ferit Arslan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de yayınlanan çocuk dergilerinde sağlık temasının incelenmesi

Çocuklar, tüm dünyayı etkileyen pandemi gibi olağanüstü sağlık koşullarından geçmiştir. Bu süreçte dergiler çocuklar için güncel, önemli ve ilgi çekici bilgi kaynaklarıdır. Araştırmada, Türkiye'de pandemi döneminde yayınlanan çocuk dergileri, sağlık teması kapsamında incelenmiş ve çocukların sağlığa ilişkin meraklarının nasıl giderildiği sorusuna odaklanılmıştır. Bu amaç doğrultusunda pandeminin ilk yılı olan 2020 yılında 12 ay boyunca yayınlanan 15 farklı çocuk dergisinden 153 sayı araştırma grubuna alınmıştır. Nitel araştırma yöntemi benimsenmiş ve veriler doküman analizi ile elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilere bakıldığında, çocuk dergilerinde sağlık temasına genel olarak yer verildiği, sağlık içeriklerinin çocuklara teorik bilgiler yoluyla sunulduğu ve bazı dergilerde bulunan sağlık temasının çocukların ilgilerini çekecek düzeyde olmadığı bulunmuştur. Çocuk dergilerinin alanında uzman kişilerce editörlük süreçlerinden geçerek yayınlanması, çocukların ilgilerini çekecek içerikler hazırlanması önerilebilir. Çocuk dergilerinin güncel olanı çocuklara aktarma amacına uygun olarak pandemi, obezite gibi güncel sağlık temaları ile ilgili içeriklerin geliştirilmesi gerektiği sonucuna varılabilir.

DergilerSağlıkSağlık eğitimi+3
Hilal Korkmaz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Normal gelişim gösteren çocukların özel gereksinimli akranlarına yönelik tutumları ve zorbalık düzeylerinin incelenmesi

Özel gereksinimli çocuklar gelişimsel özelliklerinden dolayı topluma uyum sağlamakta ve akranlarıyla iletişim kurmakta zorlanabilmektedirler. Bu süreçte normal gelişim gösteren çocukların özel gereksinimli akranlarına yönelik tutumları önemli rol oynamaktadır. Normal gelişim gösteren çocukların özel gereksinimli akranlarına yönelik tutumlarını etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Bu faktörlerden birisin de normal gelişim gösteren çocukların zorbalık düzeylerinin olduğu düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı, normal gelişim gösteren ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerinin, özel gereksinimli akranlarına yönelik tutumlarının ve zorbalık düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini, Çankırı il merkezinde bulunan MEB'e bağlı ortaokullara devam eden sekizinci sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise basit rastgele yöntem ile seçilen beş ortaokulda öğrenim gören toplam 365 (230 kız ve 135 erkek) sekinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Verilerin analizinde, Mann Whitney-U Testi, Kruskal Wallis-H Testi ve Spearman Korelasyon testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Akran Zorbalığı Ölçeğinin zorba alt boyutu ile değişkenler arasında anlamlı bir farklılık bulunmazken (p>.05), kurban alt boyutu ile anne eğitim durumu ve aile yapısı değişkenleri arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<.05). Chedoke-Mcmaster Engelli Çocuklara Yönelik Tutumlar Ölçeğinin acıma alt boyutu ile cinsiyet, baba eğitim durumu, aile yapısı, ailede özel gereksinimli birey olma durumu, özel gereksinimli arkadaşa sahip olma değişkeni arasında, kaçınma alt boyutu ile çevrede özel gereksinimli birey olma durumu değişkeni arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<.05). Chedoke-Mcmaster Engelli Çocuklara Yönelik Tutumlar Ölçeği'nin zorbalık alt boyutu ile Akran Zorbalığı Ölçeği'nin etkileşim ve kabullenme, kaçınma ve benzer olma alt boyutları arasında negatif yönde bir ilişkiye rastlanmıştır. Yine Chedoke-Mcmaster Engelli Çocuklara Yönelik Tutumlar Ölçeği'nin kurban alt boyutu ile Akran Zorbalığı Ölçeği'nin kaçınma ve benzer olma alt boyutları arasında negatif yönde bir ilişki bulunmuştur.

Kaynaştırma eğitimiMağdurTutumlar+4
Nil Gülnar
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erken çocukluk dönemine yönelik pandemi temalı çocuk kitaplarının içerik özellikleri açısından incelenmesi

Tüm dünyada 2020 Aralık ayında yayılmaya başlayan COVID-19 virüsü çocukların duygusal ve psikolojik gelişimlerini ciddi oranda etkilemiştir. Ani ve hızla yayılan bu virüs insanlarda bilimsel anlamda bilgi eksikliğine neden olmuştur. Çocukların duygusal gelişimlerini olumlu olarak destekleyecek ve zihinlerinde oluşan bilgi eksikliğini giderecek eğitici araçlardan biri resimli çocuk kitaplarıdır. Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de erken çocukluk dönemindeki çocuklar için çevrimiçi ya da basılı şekilde yayınlanan pandemi temalı çocuk kitaplarının içerik özellikleri bakımından incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda araştırmacı tarafından pandemi temalı kitaplara yönelik olarak kitap inceleme formu oluşturulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu pandemi temalı çevrimiçi ya da basılı olarak yayımlanan 38 resimli çocuk kitap oluşturmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılmış olup elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Veriler yüzde ve frekans analizi ile ifade edilmiş olup, incelenen dokümanlardan doğrudan alıntılar yapılmıştır. Yapılan bu araştırmada elde edilen bulgulara bakıldığında erken çocukluk dönemine yönelik pandemi temalı çocuk kitaplarının çoğunun içerik özelliklerinin, erken çocukluk dönemindeki çocukların gelişim özellikleri göz önünde bulundurularak hazırlandığı, çevrimiçi yayınlanan kitapların çoğunluğunun ise içerik özellikleri açısından düzenlemeye ihtiyaç duyduğu görülmüştür. Bu doğrultuda içerik özellikleri uygun olmayan kitapların sağlık alanında çalışan bilim insanları ile iş birliği yapılarak pedagojik olarak daha uygun olacak şekilde yeniden düzenlenerek yayımlanması; pandemi, sağlık gibi temaları içeren kitapların ve bu kitaplar üzerine yapılan araştırmaların artması gerektiği önerilmektedir.

COVID 19Erken çocuk eğitimiKitaplar+5
Betül Mülayim
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ergenlerin ve anne babalarının empatik becerileri ile aile yapılarını değerlendirmeleri üzerine bir araştırma

Bu araştırma; ergenlerin ve anne babalarının empatik becerileri ve aileyapılarını değerlendirmelerini incelemek, ergenlerin ve anne babaların empatikbecerileri ile aile yapılarını değerlendirmeleri arasında ilişki olup olmadığını ortayakoymak amacıyla yürütülmüştürAraştırmanın evrenini Ankara il merkezindeki liselerde öğrenimi sürdürenergenler, anne ve babaları oluşturmaktadır. Örneklemi ise Ankara il merkezinde, liseikinci sınıfta öğrenimini sürdüren 300 ergen ve anne babaları (300 anne, 300 baba)oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu,Empati Beceri Ölçeği-B Formu, Aile Yapısını Değerlendirme Aracı kullanılmıştır.Araştırmada ergenlerden ve anne babalarından elde edilen veriler SPSS 11,5 ileANOVA ve Pearson korelasyon katsayısı kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırma sonucunda; ergenlerin anne ve babaların empatik beceri ile aileyapısını değerlendirmeler arasında ilişki bulunmamıştır (p>.05). Ergenlerin empatikbecerilerinin anne ve babaların empatik becerilerinden daha yüksek olduğu, empatikbeceri üzerinde baba eğitim durumunun ve grubun (ergen, anne ve baba) önemli birfarklılığa neden olduğu bulunmuştur (p<.05, p<01). SED'in, ergenin cinsiyetinin vedoğum sırasının, anne ve baba öğrenim durumunun, annenin yaşının, anne ve babakardeş sayısının, baba doğum sırasının AYDA puanları üzerinde etkisi anlamlıbulunmuştur (p<.05, p<01). Araştırma sonucunda, anne babalara ve çeşitlikuruluşlara önerilerde bulunulmuştur.

A. Deniz Hasdemir
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Islahevinde kalmakta olan ergenlerin empatik beceri düzeylerinin ıslahevinde kalmayan yaşıtları ile karşılaştırmalı olarak incelenmesi

ÖZET Islahevinde Kalmakta Olan Ergenlerin Empatik Beceri Düzeylerinin Islahevinde Kalmayan Yaşıtlarıyla Karşılaştırmalı Olarak İncelenmesi Bu araştırmanın amacı, Islahevinde Kalmakta Olan Ergenlerin Empati Dü zeylerinin Islahevinde Kalmayan Yaşıtlarıyla Karşılaştırmalı Olarak incelenmesidir. Araştırma, Ankara Çocuk Islahevinde kalmakta olan 99 ergen ve karşılaştırma grubu olarak alınan, ıslahevinde kalmakta olan ergenlerin (kurum dışında) örgün eğitim kurumlarına devam edenlerin gittikleri okullardan aynı yaşlarda ve eğitim durumlarından tesadüfi yöntemle seçilen 6 ergen ve Ostim Çıraklık Eğitim Mer- kezi'ne devam eden 92 ergen ile yapılmıştır. Araştırmaya toplam olarak 13-18 yaş larındaki 197 ergen katılmıştır. Araştırmada empati puanları ile ilgili verilerin toplanmasında Dökmen (1988) tarafından geliştirilen ve geçerlilik-güvenilirlik çalışmaları yapılan Empati Beceri Öî- çeği-A Formu (E.B.Ö-A), aile özellikleri ile ilgili bilgilerin elde edilmesinde ise araş tırmacı tarafından düzenlenen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Ayrıca ıslahevinde bulunan ergenlerin hükümlülükleri ile ilgili bilgiler kurum sosyal hizmet uzmanının hazırlamış olduğu özel dosyalardan derlenmiştir. Araştırma bulgularında, karşılaştırma grubunda bulunan ergenlerin E.B.Ö- A'dan aldıkları puanların, istatiksel olarak yüksek bir anlamlılık göstererek, ıs lahevinde kalmakta olan ergenlerin almış oldukları puanlardan yüksek olduğu gö rülmüştür (p<0.05). Ergenlerin yaş gruplarının, empati puanları üzerindeki etkisi ile ilgili bulgularda yalnızca karşılaştırma grubunda bulunan 15-16 yaş grubundaki er genlerin almış oldukları empati puanlarının istatiksel olarak anlamlı ölçüde yüksek olduğu bulunmuştur. Her iki grupta bulunan ergelerin sahip oldukları kardeş sa yısı, oturdukları yerleşim birimleri ve örgün eğitim aldıkları yılların sayısına göre empati puanları arasında istatiksel açıdan anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>0.05). Islahevinde bulunan ergenlerin hüküm giydikleri suç türü ve kurumda bulunma sürelerinin empati puanlan üzerinde istatiksel olarak anlamlı etki yap madığı bulunmuştur (p>0.05).

Empatik beceriErgenlerIslah evi+1
Hale Koçer Çifçibaşı
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00