12
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
İstanbul liman işletmelerinde liderlik türlerinin iç müşteri memnuniyetine etkisi
Bu çalışmanın amacı; bürokratik, demokratik, hümanist, karizmatik ve otokratik liderlik türlerinin iç müşteri memnuniyeti ile bunun alt faktörlerine olan etkisini incelemek ve iç müşteri memnuniyetine en yüksek olumlu etkisi olan liderlik türünü belirlemektir. Çalışmada liderlik türleri ve iç müşteri memnuniyetinin belirlenmesi hakkında bilgi verildikten sonra İstanbul ilindeki liman işletmeleri tanıtılmıştır. Bu işletmelerde yapılan liderlik türleri ve iş tatmini anketleri ile çalışanların işlerinden duydukları tatmin seviyeleri ve yöneticilerinin liderlik davranışları belirlenmiştir. Bu kişilerin ücret, yükselme, yönetim, yan haklar, ödüllendirme, iş arkadaşları, iş doğası, iletişim memnuniyetlerinin yöneticilerinin liderlik davranışlarından ne seviyede etkilendiği incelenmiştir. Anketlerin sonuçları IBM SPSS Statistics 25 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin normallik testi yapılmış, Cronbach's Alpha güvenilirlik analizi ve faktör analizinden sonra korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Yapılan korelasyon analizi sonucuna göre iç müşteri memnuniyeti ile çift taraflı olarak anlamlı, olumlu ve en yüksek seviyede ilişkili olan liderlik türü demokratik liderlik olarak belirlenmiştir. Bundan sonra etki sırasına göre hümanist, otokratik ve karizmatik liderlik türleri gelmektedir. Bürokratik liderlik türünün iç müşteri memnuniyetiyle anlamlı bir ilişkisi belirlenmemiştir. Regresyon analizi sonucunda da iç müşteri memnuniyetine istatistik olarak anlamlı, olumlu ve en yüksek seviyede etki eden liderlik türü, demokratik liderlik olarak görülmüştür. Bu sonuçlara göre iç müşteri memnuniyetinin yüksek seviyede tutulması amaçlanan işletmelerde yöneticilerin demokratik liderlik davranışını uygulaması önerilmektedir.
Dijital pazarlama stratejilerinin amatör denizcilerin marina tercihi üzerindeki etkisi
Hayatın her alanında dijitalleşmeye gidildiği bu dönemde işletmelerin pazarlama stratejilerini bu yönde geliştirmeleri kaçınılmaz bir hale gelmiştir. Dijital pazarlama ile işletmeler az maliyetle büyük kitlelere ulaşabilmekte, bilinirliklerini ve kazançlarını artırmaktadır. İşletmelerin dijital pazarlamanın avantajlarını kazanca çevirmek için öncelikle müşteri profilini, istek ve ihtiyaçlarını, beklentilerini iyi tanımlamaları gerekmektedir. Bu yönde de çeşitli dijital pazarlama stratejilerin oluşturulması gerekmektedir. Marina işletmelerinin gelişen ve değişen bu konjonktür içerisinde pazarlama stratejilerini dijital platformlar üzerinden geliştirerek ve dönüştürerek oluşturmaları gerekli hale gelmiştir. Bu yüksek lisans tez çalışmasında önce dijital pazarlama, yat turizmi, marina işletmeciliği ve amatör denizcilik ile ilgili teorik bilgiler verilmiş, dijital pazarlama kavramının marina işletmeleri üzerindeki önemini ortaya koymak amacı ile marina işletmelerinin hedef kitlesi olan amatör denizciler ile anket çalışması yapılmıştır. Daha sonra 276 amatör denizciye yapılan anket sonuçları SPSS, AMOS YEM istatistik programları ile analiz edilerek değerlendirilmiş ve marina işletmelerine öneriler ile sonlandırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre katılımcıların yaklaşık %74' ü bir marina işletmesine yönelik olumlu düşüncelerini, yaklaşık %80'i de olumsuz düşüncelerini sosyal medya araçları ile paylaştığını ifade etmektedir. İlave olarak hipotezlere ilişkin yapılan SPSS regresyon analizlerinde; bağımlı değişkenlerden hizmet satın alma kararı, olumlu, olumsuz bilgi, şikayet paylaşımı üzerinde Instagram bağımsız değişkeninin istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif etkisinin olduğu dikkat çekici sonuçlar içerisinde yer almaktadır.
Dünya'da ve Türkiye'de kruvaziyer turizmi-yeni akımlara güncel bir örnek: Galataport/ Istanbul
Kruvaziyer turizmi yıllar içerisindeki büyüme ve gelişmesiyle popüler tatil seçenekleri arasına girmesinin yanında ülke ekonomilerinin önemli gelir kalemlerinden olmuştur. Kruvaziyer endüstrisine olan talep artıkça, endüstrideki firmalar kruvaziyer gemilerine yeni özellikler katmaya başlamıştır. Kruvaziyer endüstrisinde tercihi etkileyen bir diğer önemli faktörde destinasyonlar ve kruvaziyer limanlarıdır. Gerek döviz girişi gerekse istihdam olanaklarıyla ekonomiye olan katkısı ortada olan bu endüstrinin gelişmesi için ülkeler yeni liman projeleri yapmaya başlamıştır. Kuşkusuz bu yeni liman projelerinden en dikkat çekenlerden birisi de Galataport Kruvaziyer Liman Projesidir. İstanbul geçmişi, tarihi dokusu, kültürel yapısı ve doğal güzellikleriyle turistleri kendine çeken bir şehir olma özelliğine sahip bir şehirdi. Yeni kruvaziyer limanı olacak olan Galataport ile bu güzel şehrin daha çekici hale gelmesi kuvvetle muhtemeldir. Bu tez çalışmasının temel amacı, Galataport Liman Projesi'nin Türkiye Kruvaziyer Turizimine gelecekteki olası etkilerinin değerlendirilmesidir. Bu bağlamda öncelikle dünya kruvaziyer turizmine akabinde Akdeniz ve Karadeniz kruvaziyer turizmine, ekonomilerine olan etkileriyle birlikte değinilmiştir. Daha sonra Galataport projesi detaylı bir şekilde incelenmiş, alanında uzman kişilerle yarı yapılandırılmış mülakat yöntemi kullanılarak görüşmeler yapılmış ve elde edilen bilgiler sonuç kısmında değerlendirilmiştir.
COVID-19 pandemi sürecinin gemi kiralama ve brokerlik faaliyetleri üzerine etkisi
Günümüzde deniz yolu taşımacılığı en çok kullanılan ulaştırma modudur. Bugün dünya ticaretinin %80'inden fazlası denizyolu ile gerçekleştirilmektedir. Denizyolu taşımacılığı talebi, doğrudan ekonomik döngülerden ve uluslararası ticaretten etkilenen türetilmiş taleptir. Tarih boyunca belirli dönemlerde uzun ve kısa dönemli ekonomik döngülerle karşılaşılmıştır. Çin Halk Cumhuriyeti'nin Wuhan bölgesinde 1 Aralık 2019 tarihinde ortaya çıkan Covid-19 salgınının tüm dünyada etkili olmaya başlamasıyla 11 Mart 2021 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel salgın ilan edilmiştir. Koronavirüs salgını, küresel ekonomi ve sağlık açısından tüm dünyayı etkisi altına almıştı. Birçok sektörde olduğu gibi denizcilik sektörünü de sıkıntıya sokmuştur. Pek çok ülkede salgını önleyebilmek amacıyla tedbirler alınmıştır. Ülkeler, limanlarına gelen gemiler için de bir takım tedbirler almıştır. Bunun yanı sıra taşıma sözleşme şartlarında bazı soru işaretleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu çalışmada, koronavirüs pandemisi süresince gemi kiralama ve brokerlik faaliyetlerinin genel işleyişine ve karlılığına etki eden faktörlerin neler olduğu açıklanmaya çalışılmıştır.
Atatürk Dönemi sonrası Türk denizcilik politikaları
Denizler yaşadığımız yeryüzünün yaklaşık %75'ini oluşturmaktadır. Denizlerin insan, toplum ve devlet hayatında önemli yeri olmuştur. Dünya devleti olma denizci devlet, denizden yeterince istifade eden devlet olmakla mümkündür. Deniz politikası, kamu politikalarının bir parçasıdır. Kamu politikalarının temeli ekonomi politikasına dayanır. Bir ülke otarşik ise o ülkenin her konuda kendi ayakları üzerine durabiliyorsa, o ülkenin uyguladığı politikalar başarı gösterir. Ekonomide üreten bir ekonomi var ise denk bütçe var ise, borca dahalı bir ekonomi ve para-finans sistemi kullanılmıyorsa özellikle dış borça dayalı bir ekonomi politikası izleniyorsa, o ülkenin her hangi bir konuda oluşturacağı politikada başarılı olması mümkün olmayacaktır. Tez konumuz olan "Atatürk Dönemi Sonrası Türk Deniz Politikaları"; Atatürk Dönemi ve öncesi ile de birbirini etkileyen bir süreç olduğu gibi kamu politikaları da bir bütünlük içinde bir birini etkileyen unsurlardar. Atatürk döneminin en önemli özelliği Osmanlı dönemindeki çıkmazların ve hastalıklı yapıların bertaraf edildiği, devletin yeniden yapılandırıldığı, artık yabancı devletlerin ekonomik ve siyasi olarak yarı sömürge vaziyetinden çıkarılmaya çalışıldığı, kendi ayakları üzerinde duran bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmasıdır. Atatürk Dönemi sonrasından kastımız 1938 yılından itibaren 2020 yılları arasını kapsamaktadır. Atatürk sonrası ise yeni yeni emeklemeye çalışan yeni devletin, II. Dünya Savaşı'nda tek parti yönetiminin getirdiği milletin ihtiyaçlarına cevap veremeyen yönetimi, Cumhurbaşkanı İnönü'nün ise devlette ve partide tek yetkili olmasına rağmen, devletin ve milletin kötü yönetilmesinden sorumlu mevkiinde iken kötü yönetimden şikayetlenmesi acziyetin itirafı ile Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundaki yeni ruh ve heyecanın öldüğünü gösterir. İçerdeki kötü yönetim halkın genelini çok bunaltmıştı, Bunun üstüne bir de dışardan Sovyet tehdidi gelince, yöneticiler II. Dünya Savaşı'nın galibi ABD ve Batı blokuna kayıtsız şartsız teslim olarak devleti ve milleti yönetmeği onlardan alınacak kredi ve imkanlarla sürdürmeyi tercih ettiler. Bu tutum yine eski kötü hastalıklara düşerek, devletin ve milletin hayatını yabancı ülkelerin himmetine, yardımına muhtaç hale getirmiştir. II. Dünya Savaşı'ndan sonra oluşturulan yeni dünya düzeninde küresel kurumlar Birleş Milletler ve ona bağlı IMF, Dünya Bankası, IMO gibi bundan önce hiçbir dönemde olmadığı kadar dünya sistemini kurmuş ve çalıştırmıştır. Süper güç ABD dünya siyasetine bu kurumlar vasıtasıyla yön vermiştir. IMO Dünya'da sivil denizciliğe dair her türlü düzenleyi yaparken, askeri olarak da dünyadaki 1990'lara kadar hakim olan iki kutuplu Dünya'nın askeri ittifakı yön vermiştir. Türkiye bu iki kutuplu Dünya'da batı, NATO kutubunda yer alarak askeri stratejilerini oluşturmuştur. Bu dönemin devlet yönetici siyasetçileri popülist politikalarla kendi gününü kurtarmayı devletin ve milletin yarınlarını kurtarılmasına tercih etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Atatürk sonrası, ABD yardımları, tersane, Doğu Akdeniz, Karadeniz, deniz politikası
Kocaeli liman tesisleri ile Köseköy Lojistik köyü ulaştırma modlarının kombine taşımacılık açısından incelenmesi
Plansız gelişme sonucu limanların kent içinde sıkışması ve artan talebe bağlı yoğunluğun geçici çözümlerle aşılması lojistik sektör için sorunların giderek büyümesine sebep olmuştur. Günümüzde, ulaşım ağlarına hakim olmak için stratejik çalışmaların yürütüldüğü ve ciddi ekonomik yatırımların yapıldığı, tüketimin giderek artmakta ve tedarik zincirinin çok önemli hale geldiği bir Dünyada sanayi, liman, denizcilik ve lojistik anlamda Türkiye'nin en yoğun bölgesi olan Kocaeli ilindeki liman tesisleri ile kurulum süreci devam etmekte olan Köseköy Lojistik Köyü/Merkezi arasındaki ulaştırma modlarının kombine taşımacılık açısından incelenerek gelişimlerini planlı, alternatifi bulunan ve uzun vadeli projeler ile yürütmesini sağlamak gerekmiştir. Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletlerinin denizcilik politikaları, deniz ulaştırma stratejileri, liman ve limancılık sistemleri incelenmiş, kombine taşımacılık bağlamında lojistik merkezlerle limanların entegrasyonu üzerinde durulmuştur. Dünya ölçeğinde büyük lojistik merkez ve limanlardan GVZ Bremen, Singapur ve Kaliforniya örnekleri incelenerek Türkiye ve Kocaeli ilindeki lojistik yatırımlar ile limanların genel durumu, sorunları ve gelecek dönem hedefleri aktarılmıştır. Sektör paydaşları ile yüz yüze görüşmeler yaparak Kocaeli limanları ile lojistik merkez arasındaki yük trafiği, alternatif bir ulaştırma moduna ihtiyaç ve çözüm önerileri araştırılmış, Dünyada kullanılması gündemde olan teknolojik ve çevreci yaklaşımlar ışığında Kocaeli bölgesine uygulanabilecek öneriler ortaya koyulmuştur. Anahtar kelimeler: Köseköy Lojistik Köyü/Merkezi, Kocaeli limanları, kombine taşımacılık, lojistik merkez ve liman entegrasyonu, alternatif ulaştırma modları.
Türk limanları ve terminallerinde Seveso uygulamalarının incelenmesi : Körfez Bölgesi limanları örneği
İnsanlık, tarih boyunca birçok doğal felaketle karşı karşıya kalmıştır. Endüstriyel devrimle birlikte bu felaketlere adına teknojenik felaket de denen endüstriyel felaketler eklenmiştir. Endüstriyel felaketlerin doğa ve insanlık üzerinde en yıkıcı etkiye sahip olanları petrol ve kimyasal tesislerinde meydana gelmektedir. Bu tez çalışmasında, bir endüstriyel felaket olan Seveso'nun ardından uygulamaya konulan yönetmelik ve zaman içinde devam eden kazalar ve tecrübelerle birlikte sürecin gelişimi açıklanmaktadır. Bununla birlikte risk yönetimine dair bir literatür taraması sunulmaktadır. Endüstriyel kazalar açısından riskli işletmeler olan limanlar ve depolama tesislerinin İzmit Körfezi'ndeki örnekleri üzerinden Türkiye'deki Seveso uygulamaları ve büyük endüstriyel kazaların önlenmesi amacıyla yürürlüğe konan yönetmelik ve uygulamalar incelenmiştir. Çalışma, bir tartışma ve sonuç yazısı ile bitirilmektedir.
AB ortak ulaştırma politikası çerçevesinde Türkiye'de deniz ulaşımı ve güvenliğinin incelenmesi
Çalışmanın ilk bölümde öncelikle AB tarihi, AB ortak ulaştırma politikaları ve genel anlamda ulaştırma yolları incelenerek; deniz yolu ulaşımı detaylı bir şekilde ele alınmaktadır. Devam eden bölümde Türkiye'de ulaştırma biçimleri incelenerek, AB politikaları ile uyumları ve çalışmaları gözetilmektedir. Aynı zamanda birtakım sayısal veriler ile gerek AB ulaşımındaki gerekse Türkiye ulaşımındaki mevcut durum ortaya konmaktadır. Tez çalışmasının ilerleyen bölümünde deniz yolu taşımacılığı ele alınmaktadır. AB'de ve Türkiye'de deniz güvenliği politikaları kavramsal çerçeve şeklinde incelenmektedir. Bu tez çalışmasında deniz güvenliği, İngilizcede "maritime safety" olarak bilinen kavramda incelenmekte; bunun yanında yine İngilizcede "maritime security" olarak bilinen kavrama, bilgi amaçlı değinilmektedir. Çalışma, akabinde Türkiye'de deniz yolu ulaşımına odaklanmakta, bu ulaşım yoluyla ilgili ulaşım ve güvenlik konusunda bilgi vermeyi amaçlamaktadır. Bütün bu literatür taraması sonucunda ise özet niteliğinde bir sonuç yazısı ile çalışma tamamlanmaktadır.
Ülkemiz bayrak devleti denetim rejimi incelenmesi ile Türk Bayraklı gemilere uygulanan Paris MoU liman devleti denetimlerindeki bulguların analizi
Bu çalışmada, bayrak devleti denetim rejimi ve hedefleme sistemi hususunda, Paris MoU hedefleme sistemi ve Paris MoU üyesi olan denizcilikte ilerlemiş Belçika, Fransa, Danimarka, Almanya, İngiltere, İspanya, İtalya, Malta ülkelerinin belgelendirme denetimlerindeki uygulamaları ideal kabul edilmiş, Türk bayraklı gemilerin denetimi ve belgelendirilmesi konusunda ülkemiz denizcilik idaresi tarafından uygulanan bayrak devleti denetim sistematiği incelenerek analizler yapılmıştır. Bu kapsamda sistemler arasındaki uygulama farklılıklarını, ortak yanlarını ve eksikliklerini ortaya koymak, ülkemizde daha etkin ve verimli bir Bayrak Devleti Denetimi mekanizması olması adına öneri ve tavsiyelerde bulunmak amaçlanmıştır. Bu bağlamda, çalışma kapsamında uluslararası deniz hukukunda devletin yetki alanları incelenerek, bayrak devleti yetkisi ve liman devleti yetkisi hususlarının üzerinde durulacak; deniz emniyeti kavramı ve deniz emniyeti ile ilgili uluslararası uygulamalar tanımlanacak, daha sonra ideal durum olarak kabul ettiğimiz Paris MoU uygulamaları ve Paris MoU üyesi devletlerin belgelendirme sistematiği incelenerek ülkemizde bayrak devleti olarak denetim ve belgelendirme kapsamında gerçekleştirilen uygulamalar açıklanacaktır. Bahse konu hedefleme sistemleri ile denetim ve belgelendirme rejimlerinin karşılaştırmalı analizi ile, ülkemizdeki uygulamalar konusunda SWOT analizli kullanılarak durum değerlendirmesi yapılacak ve elde edilen sonuçlar ışığında bayrak devleti denetim mekanizmamızın iyileştirilmesi adına öneriler sunulacaktır.
Deniz kazalarında örgütsel faktörlerin etkisinin incelenmesi
Tez çalışmasında deniz kazalarına neden olan iletişim sorunlarının incelenmesinde sıklıkla odaklanılan insan kaynaklı hatalar yerine iletişimin örgütsel boyutunun irdelenmesi amaçlanmıştır. Örgütsel etkileri insan kaynaklı etkenlerden ayırabilmek için İnsan Faktörü Analizi ve Sınıflandırması Sistemi (HFACS) denizcilikte iletişim başlığına uyarlanmış ve HFACS-MarComm (Marine Communication) yapısı oluşturulmuştur. Bu amaç ile "çok ciddi" ve "ciddi" olarak belirlenmiş deniz kazalarına ait raporlar incelenerek, kazalara doğrudan ve dolaylı şekilde etki eden iletişim sorunları HFACS-MarComm katmanlarında sınıflandırılmıştır. İncelenen kaza raporlarının insan faktörü ve örgütsel faktörler bakımından iletişim sorunlarını kayda almış olmalarına dikkat edilmiştir. Raporları incelenen kazalar, Uluslararası Emniyet Yönetim Sisteminin uygulanmasının zorunlu hale geldiği 2002 yılından sonra gerçekleşmiş ciddi ve çok ciddi sınıftaki çatışma/temas türü kazalardır. Belirtilen ölçütler kapsamında IMO GISIS veri tabanında yapılan ayrıntılı taramalarda tez çalışmasına kapsamına veri sağlayabilecek 58 kaza ve bu kazalara ait raporlarda toplamda 155 faktör tespit edilmiştir. Sonuç olarak, oluşturulan HFACS-MarComm yapısı kapsamında, örgütsel etkiler alt başlıklarının öncelikle kaza ve gemi demografik özellikleriyle, sonra gerek kendi aralarında gerekse HFACS-MarComm yapısının diğer başlıklarıyla olan ilişkileri IBM SPSS Statistics v.25 programı ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda elde edilen bulgular ışığında, Gemi Personeli İletişim Yeterlik Takip Sistemi önerisinde bulunulmuştur.
Dünyada ve Türkiye'de gemi sağlık kontrolü yöntemlerinin araştırılması
Günümüzde ticaretin artması ile birlikte eskiden beri en çok rağbet gören taşımacılık türü olan deniz taşımacılığı da artmıştır. Bu artış günümüz teknolojisi ve tıbbi gelişmelere rağmen tedavisi bulunamayan bir çok bulaşıcı hastalığın ülkeler arasında yayılma riskini de beraberinde getirmiştir. Ölümcül bulaşıcı hastalıkların artması ve bu hastalıkların ticaret yolları ile ülkelere yayılması sonucunda ülkelerin bir çoğunda nüfusa etki edecek sayıda ölümler yaşanmıştır. Bulaşıcı hastalıkların karayolu, havayolu, demiryolu ve denizyolu ile eşya ve yolcu taşımacılığı vasıtasıyla ülkelere yayılmasını engellemek icin her ülke çeşitli önlemler almaktadır. Bu önlemler Dünya Sağlık Örgütü liderliginde belli standartlar haline getirilmiştir. Bu standartların, bir merkez tarafından belirlenmiş olmasına rağmen yine de ülkeler arasında çeşitli uygulama farklılıkları bulunmaktadır. Uygulama farklılıkları, yetkili birimler, yerinde veya uzaktan kontrol, dökümantasyon formatı gibi farklı alanlarda görülebilmektedir. Bu çalışmamızda, deniz taşımacılığı nedeni ile bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek amacıyla alınan önlemler, dünya limanları ve boğazlarında gerçekleştirilen sağlık kontrolleri, bu kontrollerin uygulama yöntemleri incelenmiştir. Uygulamaların Türkiye'de gerçekleştirilen sağlık kontrolü uygulamaları ile karşılaştırmaları yapılarak farklılıklar ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu farklılıklara etki eden uluslararası anlaşmalar da araştırılarak Türk Boğazlarında gerçekleştirilen sağlık kontrolü uygulamaları üzerine bir model geliştirilmeye çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Deniz taşımacılığı, bulaşıcı hastalıklar, sağlık denetimleri, dünya limanları, boğazlar
Denizcilik işletmelerinde iş sağlığı ve iş güvenliği hukuku uygulamaları
Deniz taşımacılığı, dünya ticaretinde mal ve ürünlerin tedarik sürecinde oldukça önemli rol oynamaktadır. Gelişen teknoloji ve teknikler, bu tedarik süreçlerinin hem emniyetli hem de süratli bir şekilde yapılmasına imkan sağlamaktadır. İş paydaşlarının, geleneksel ve kombine taşımacılık için gerekli emniyet tedbirlerinin uygulanmasına katılımı zorunluluk haline gelmiştir. Yürürlükteki uluslararası kurallar ve yerel mevzuatların eş güdümlü olarak yürütülmesi ve birbirini tamamlayıcı nitelikte olması ideal bir yaklaşımdır. Sektör paydaşlarının, geleneksel ve kombine taşımacılık için gerekli emniyet tedbirlerinin uygulanmasına katılımı zorunluluk haline gelmiştir. Hali hazırdaki uluslararası kurallar ve yerel mevzuatların eş güdümlü olarak yürütülmesi ve birbirini tamamlayıcı nitelikte olması ideal bir yaklaşımdır. Denizcilik sektörünün bileşenleri olan tersaneler, donatanlar, limanlar, acenteler, gemiler, armatör ve gemi işleten firmalar yönünden iş sağlığı ve iş güvenliği uygulamaları irdelenmiştir. Kombine taşımacılık sistemi içinde deniz taşımacılığı ve etkileşimde olduğu; limancılık faaliyetleri, kara ve demir yolu taşımacılık sistemlerinin gerektirdiği iş güvenliği, yol ve seyir güvenliği ile birlikte hukuki uygulamalar değerlendirilmiştir. Bu tez çalışmasında, tedarik süreçlerinin önemli bir ayağı olan deniz taşımacılığında uluslararası sefer yapan gemilerin yürürlükteki uluslararası konvansiyonlarla, 6331 Sayılı Kanunu'nun Anayasa Mahkemesi kararı da dikkate alınarak bağlı yönetmeliklerin bir kanun ile uyumlaştırılması gereği sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Denizcilik İşletmeleri, İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası, Uluslararası uyum, Gemi adamı, ILO sözleşmeleri