İstanbul University
Discipline

Deniz Jeolojisi ve Jeofiziği Anabilim Dalı

İstanbul University

21

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

21 Theses
Master'sOpen AccessTR

Marmara denizi orta sırtı ve kumburgaz baseninde sığ gaz birikimlerinin sismik analizleri

2008 yılının Temmuz ayında, Dokuz Eylül Üniversitesi, Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü ile Columbia University, Lamont-Doherty Earth Observatory Enstitüsü tarafından ortaklaşa gerçekleştirilen TAMAM (Turkish American Marmara Multi Channel) projesi kapsamında, Marmara Denizi'nde çok kanallı sismik yansıma veri toplama çalışması gerçekleştirilmiştir. Toplanılan veri Marmara Denizinin tamamını kapsamakta olup, genel anlamda Marmara'nın oluşumunun ve stratigrafig yapısının ortaya konulmasını amaçlamaktadır. Bu çalışma kapsamında, geniş kapsamlı bu verilerin, Orta Marmara Sırtı ve Kumburgaz Baseni üzerindeki kısmı kullanılmıştır.Toplanılan sismik verileri yorumlanabilir hale getirmek için, ham veriler bir dizi standart veri işlem aşamasından geçirilmiştir. Bu veri işlem aşamasından sonra veriler bölgedeki gaz oluşumlarını tanımlamak amacıyla anlık nitelik analizleri (instantaneous seismic attributes) ile irdelenmiştir. Analizler sonucunda, nitelik kesitlerindeki çok yüksek genlikli ve deniz tabanına göre ters polariteli bölgelerin altında düşük frekans zonlarının bulunması durumunda, bu bölgeler sığ gaz birikim alanları olarak yorumlanmıştır. Bu araştırmalar sonucu kesitler üzerinde belirli bölgelerde gaz anomalilerine rastlanmıştır. Çalışma alanında, kullanılan çok kanallı sismik kesitler üzerinde belirlenen bu anomali alanları haritalanarak olası sığ gaz birikim bölgeleri belirlenmeye çalışılmıştır. Sığ gaz birikimlerinin Orta Marmara Sırtı üzerinde ve Marmara Denizi güney şelf, üzerinde yoğunlaştığı gözlenmiştir.

Marmara DeniziSismik yansıma
Sinem Oğuz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sığ gaz ve gaz hidrat birikimlerinin üzerinde sismik avo analizleri

Genliğin ofsete bağlı değişim analizi (Amplitude versus Offset-AVO) petrol ve doğal gaz rezervlerinin tespitinde ve rezervlerin sınıflandırılmasında yaygın olarak kullanılmaktadır. AVO analizleri, sismik kesitlerde gaz birikimlerinin göstergesi olan parlak nokta ve sönük nokta anomalileri üzerinde uygulanmaktadır. Aynı zamanda gaz hidrat birikimlerinin varlığını gösteren BSR yansımaları altındaki olası serbest gaz birikimlerinin tespiti için de kullanılmaktadır. AVO analizlerinde yansıma genliğinin ofset artışı ile davranışını görüntülemek ve gerçek veriler üzerinde elde edilen sonuçlar ile karşılaştırmak için 1B modelleme çalışmaları yapılmış, AVO sınıflarının CDP'ler ve yansıma katsayısı ? geliş açısı grafikleri üzerindeki davranışları gösterilmiştir. Tuzlu suya doygun kum ve gazlı kum ara yüzeyleri arasındaki farkları incelemek için sentetik CDP grupları da oluşturulmuştur.Bu çalışma kapsamında, Dokuz Eylül Üniversitesi, Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsüne bağlı R/V K. Piri Reis araştırma gemisi ile toplanan sismik verilere AVO analizleri uygulanmıştır. Marmara Denizi'nde 2010 yılında ve Karadeniz'de 2011 yılında toplanan Mar10 ve Kar11 çok kanallı sismik hatları üzerinde, sırasıyla sığ gaz birikimi ve BSR yansıması gözlenmiştir. Gözlenen parlak nokta ve BSR yansımaları için kısmi yığma kesitleri ve AVO nitelik yığma kesitleri çizdirilmiştir. Anomaliler üzerinde belirlenen CDP gruplarına gradyent analizi (gradient analysis) ve çapraz çizdirim (crossplot) yöntemleri uygulanmıştır. Sonuç olarak Mar10 hattında bulunan parlak nokta anomalisinde ve Kar11 hattındaki BSR yansıması üzerinde Sınıf 3 ve Sınıf 4 AVO anomalileri tespit edilmiştir.

Murat Er
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Karadeniz kıtasal yamacında gaz ve gaz hidrat birikimlerinin araştırılması

Batı Karadeniz kıtasal yamacı üzerinde sığ gaz ve gaz hidrat araştırmaları amacıyla, 2008 yılında şelf ve kıtasal yamaçta yaklaşık 355 kilometre çok kanallı yüksek ayrımlı sismik yansıma verisi toplanmıştır. Toplanan veri sığ gaz ve gaz hidrat birikimleri açısından yorumlanmak üzere standart veri işlem adımları kullanılarak işlenmiştir. Migrasyon sonrası final kesitlere uygulanan sismik nitelik analizleri (anlık frekans, anlık faz, anlık polarite, yansıma gücü, ortalama enerji) ile bölgede gaz içeren yapılara ait anomali yansımalar belirlenmiştir. Sığ gaz birikimlerinin çalışma alanındaki dağılımı haritalanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, gaz birikimlerinin genellikle kıtasal yamaç üzerinde, antiklinal benzeri yapılar oluşturan sırt yapıların altında oluştuğu gözlenmiştir. Bu sırt yapılarının altında genellikle normal faylar mevcuttur. Gazın, derinlerden bu faylar boyunca yukarıya taşındığı düşünülmekte olup, buna dair kavramsal bir model üretilmiştir. Sığ gaz birikimlerinin derinlikleri deniz tabanından itibaren genellikle 40-510 mili saniye arasında olup, gaz birikimlerinin üst sınırları oldukça belirgin ters polariteli parlak noktalar (bright spots) şeklinde ayırt edilmektedir.Ayrıca bölgede sınırlı bir alanda, olası gaz hidrat birikimlerinin belirlenmesini sağlayan BSR yansımaları gözlenmiştir. Ayrıca bölgede sığ bir resif yapısının varlığına da rastlanmıştır. Sismik verilerin analizi yardımıyla, resif yapısının oluşumu ve taban altındaki tortullarda gerçekleşen sıvı göçünü ortaya koyan bir model de çalışma kapsamında ortaya konulmuştur. Ek olarak, çalışma alanın genel stratigrafisini ortaya koymak için, final kesitleri üzerinde Miyosen, Pliyosen ve Kuvaterner dönemleri tanımlanmış ve Pliyosen ile Miyosen dönemlerine ait derinlik ve kalınlık haritaları oluşturulmuştur.

Özkan Özel
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

İzmir İç Körfezi'nin aktif tektoniğinin jeofizik yöntemlerle araştırılması

Miyosen öncesi hakim olan sıkışma tektoniği ile Miyosen sonrası hakim olan açılma tektoniğinin etkisi altında olan İzmir Körfezi İç, Orta ve Dış Körfez olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Bu tektonik hareketler etkisinde gelişen İzmir Körfezi'nin İç Körfez bölümü için aktif tektonizmanın ve güncel fayların belirlenebilmesine yardımcı olacak batimetri, yüksek ayrımlıklı sığ sismik ve yanal taramalı sonar çalışmaları yapılmıştır.Bu çalışmalar sonucunda; güneybatısında Seferihisar Yükselimi (Horst), güneydoğusunda Nifdağı Yükselimi bulunan İzmir İç Körfezi'nin; bir basen oluşturarak güncel sedimentlerle dolduğu sonucuna varılmıştır.Bunun yanı sıra kuzeyde Karşıyaka Fay Zonu, güneyde İzmir Fay Zonu tarafından sınırlandırılan İzmir İç Körfezi'nde, KD-GB yönlü olarak uzanan doğrultu atımlı bir fay olduğu tespit edilmiş, İç körfez Fayı (İKF) olarak adlandırılmıştır.

İzmir Körfezi
Şefika Onay
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Çandarlı Körfezinin sismik stratigrafisi ve sediman taşınımıyla olan ilişkisi

Türkiye'nin batı kısmı ve çevresi, yaygın sismik ve volkanik aktiviteler, yüksek ısı akısı, gravite ve manyetik alanların değişimi gibi kritik jeolojik ve jeofizik açıdan karakterize edilebilecek hızla bozulan kıtasal alanlardır. İzmir Çandarlı çevresindeki Alt Miyosen yapılar K-KD yönelim fayları ile karakterize edilebilir. Bu faylar; Geç Miyosen uzanımı sonucu oluşan B-KB fay sistemi tarafından baskın olarak ortogonal kesilirler. Bölgenin en göze çarpan morfolojik ve yapısal özelliği, graben sınırlarında tanımlanan normal D-B ve K-G uzanımlı eğim bileşenleri olan faylarıdır. Bu yapı sadece K-G açılma tektoniği ile ilgili Çandarlı grabeninin gelişimi sonucunda olmayıp Anadolu tabakasının batı yönündeki hareketinden de etkilenmiştir. Volkanik çağdan sonra, Çandarlı baseni D-B baskısı altında K-G uzanımı yönünde bozulmaya başlamıştır. Bu bozulma, önemli sismik aktiviteye sahip olan KD-GB, KB-GD faylarını oluşturmuştur.Bölgeye dökülen önemli akarsular Bakırçay, Madra, Gediz deltalarını oluşturmuş ve bu deltaların oluşturduğu yapılar, özellikle delta önü ilerlemeleri ve çökelim açısından farklılıklar göstermiştir. Deltaların, yoğun sediman taşınımı nedeni ile deniz seviyesindeki alçalmalar ve yükselmeler sonucu kıyı şeridinde transgresyon ve regresyon hareketleri gözlenmiştir. Ayrıca bölgede daha önceden açılan arama kuyusu bilgileri, kronostatigrafi açısından önem taşımaktadır. Çok kanallı sismik veriler incelenerek, Çandarlı Körfezi ve çevresinin sismik stratigrafisi ve sediman taşınımı araştırılmıştır.Anahtar sözcükler: Çandarlı Körfezi, Graben, Sismik Stratigrafi, Bakırçay Nehri

Cabir Alkan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Marmara denizi güney şelfinde toplanan 2b çok kanallı sismik yansıma verilerinin Matlab ile kalite kontrolü, veri işlemi ve yorumu

Kalite kontrol (QC), verinin toplanmasından yorumlama aşamasına gelinceye kadar olan dönemde veri kalitesini değerlendirmeye yönelik yapılan işlemlerin genel adıdır. Hedef; en iyi veri setini elde ederek, yorumlama aşamasında en ideal sonuca ulaşmaktır.MATLAB ile geliştirilen yazılım grupları (QC Programı) yardımıyla; sismik veri erişimi için sistem bileşenleri ile iletişimi sağlayan veri depolama birimlerinin kontrolü yanı sıra, sismik veri ile eş zamanlı olarak toplanan navigasyon verilerinin kontrolü de yapılmaktadır. Veri toplama süresince, sismik ve navigasyon bilgilerinin görsel denetimini ve kontrolünü içerir.Çalışma süresince Marmara Denizi' nin güney şelfinden alınan yüksek ayrımlı çok kanallı sismik yansıma verileri örnek veri seti olarak seçilmiştir. Bu veriler Dokuz Eylül Üniversitesi'ne ait R/V K.Piri Reis ile 2010 yılında Marmara Deniz'i güney şelfinde toplanmıştır. Bu alanda alınan verilere QC Programı ile kalite kontrol işlem adımları uygulanarak, ProMAX veri işlem yazılımı ile karşılaştırılması yapılmıştır. Veri kalite kontrolleri ve ön veri işlem adımlarının hemen ardından ana veri işlem sürecinin başlatılması ve son olarak veri işlemi tamamlanmış verilerin yorumlanması gerçekleştirilmiştir.Yapılan yorumlamalarda Marmara Denizi Çanakkale Boğazı çıkışında yer alan Çanakkale Kanyonu'nun varlığı saptanmıştır. Derin fay sistemlerinin ve erozyonel yüzeylerin varlığı, bu kanyonun hem tektonik hem de global su seviyesi değişimlerinin etkisiyle oluştuğunu işaret etmektedir.

Marmara DeniziSismik veri işleme
Burcu Barın
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

İzmir ve civar körfezlerdeki jeotermal alanların araştırılması (Gülbahçe körfezi örneğinde)

Batı Anadolu, gerek horst-graben yapıları gerekse de aktif volkanizma'nın etkisinden dolayı jeotermal ve hidrotermal aktivitelerin varlığı konusunda farklı bir konumdadır. İzmir Körfezi'nin batısında yer alan Gülbahçe Körfezi çevresindeki karasal alanlarda, termal sıcak su kaynakları bilinmektedir. Bu çalışmanın temel amacını, bu sıcak su kaynaklarının Gülbahçe Körfezi içindeki varlığının sorgulanması oluşturmaktadır. Bu amaçla jeotermal aktivitenin yüksek olduğu bölgenin tespit edilebilmesi için uygulanan yüksek ayrımlı sığ sismik ve yanal taramalı sonar çalışmalarında irili ufaklı bir takım yükselti yapılarının deniz tabanı üzerinde kümelendiği tespit edilmiştir. Morfolojik yükseltilerin Gülbahçe-Ilıksu fayı ile Gülbahçe Fay Zonunun kesim bölgesi çevresinde yoğunlaşması, jeotermal alanlardaki termal su döngüsünün ana fay ve kırık zonlarıyla yakından ilişkili olduğu bulgusunu desteklemektedir. Gülbahçe Körfezinin orta kesiminde mercan kümelerinin yoğunlaştığı tespit edilmiştir. Gerçekleştirilen ağır metal analizleri ile bu alandaki Al, Ba, Fe, Sr, Ni ve Zn elementlerinin artış gösterdiği saptanmıştır.Gülbahçe Körfez'inden derlenen sediman örneklerinden belirlenen palinolojik bulgulara göre, bölgede sıcak su koşullarında çoğalan Pseudoschizaea düşük ve denizel mikroforaminifer astar formlarının yüksek yüzdeli eşlik etmeleri Geç Kuvaterner döneminde körfez içerisinde sıcak su çıkışlarının varlığını göstermektedir. Mikroforaminifer astar ve çeşitli palinomorfların üzerinde gözlenen demir oksit oluşumları, körfez içindeki termal aktiviteden kaynaklanmaktadır.

Gülbahçe körfeziHidrotermalPalinoloji+1
Bade Pekçetinöz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Karagöl'ün jeolojisi, tektoniği ve oşinografisinin araştırılması

İzmir'in Karşıyaka ilçesinin merkezinden yaklaşık 40 km uzaklıkta, deniz seviyesinden 800 metre civarı yükseklikte bulunan Yamanlar Dağı'nın eteklerindeki düzlükte, mitolojideki Tantalos efsanesinde adı geçen ve 2 km²'lik (2 ha) alanı olan Karagöl'ün jeolojik?jeomorfolojik ve limnolojik incelenmesine çalışılmıştır. Bu bağlamda gölün derinlik haritası (batimetri), taban sedimanları, zemin özellikleri, mikrobiyolojik ve fiziko-kimyasal analizleri gerçekleştirilmiştir.Gölde 3 noktada jeolojik örnekleme, 5 noktada yüzey suyunun sıcaklık, tuzluluk, iletkenlik, ph değerleri ile eş zamanlı olarak çözünmüş oksijen değerleri için su numuneleri alınmıştır. Elde edilen verilerden morfolojik olarak gölün tabanı gölün ortasında hemen hemen düz olup, kıyıları ise de etrafındaki dağlar nedeniyle yükselti şeklinde görülmektedir. Gölün güneydoğu kısmı en fazla derinliğe sahip olup, derinliği 7-7.5 metre civarındadır. Gölün güneydoğu ucunda biriken sedimanların varlığı gölün kaynağını oluşturan yağmur suları ve doğu kısmında gölü besleyen küçük bir dereden gelen su akışlarının bu alanda yoğunlaştığını göstermektedir. Sismik ve sedimantolojik verilerin değerlendirilmesi sonucu zeminin tabanında ince kumlu yumuşak sediman ve onun altında kum oranının daha fazla olduğu bir katman tespit edilmiştir. İki tabaka arasındaki sediman kalınlığı hesaplandığında gölde hakim olan kalınlık değeri 1,05 ile 1,25 metre arasındadır. Sismik çalışmalarımız gölün oluşumunun fay aynasında oluşan bir heyelan gölü olduğunu göstermiştir. Gölün yüzey suyundan alınan su numunelerini mikrobiyolojik açıdan değerlendirebilmemiz için fekal koliform ve fekal streptokok analizleri gerçekleştirilmiştir. Gölün genelinde fekal kaynaklı ciddi bir kirlilik tespit edilmemiştir. Göl suyunun ph, sıcaklık, tuzluluk, iletkenlik ve çözünmüş oksijen değerleri beklenen değerlerde gözlenmiştir. Fiziko- kimyasal özellikler değerlendirildiğinde gölün suyunun tatlı ve su kalitesinin genel olarak iyi olduğu belirlenmiştir.

Şüheda Edremit
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kilikya baseni'nde miyosen yaşlı evaporit çökellerinin basen içindeki dağılımları ve evrimi

Akdeniz özellikle XX: yüzyılın son çeyreğinden itibaren, Derin Deniz Sondaj Projesi kapsamında Mesinyen yaşlı kalın evaporit istiflerinin ortaya çıkması ile, bir çok araştırmaya konu olmuştur. Doğu Akdeniz Projesi kapsamında 2008 yılında Kilikya Baseni'nde, Göksu Deltası'nın civarında, fan şeklinde toplam 35 adet sismik hat toplanmıştır. Bu hatlardan 11 tanesi bu yüksek lisans tezi kapsamında kullanılarak, bu bölgedeki Mesinyen evaporitlerinin dağılımı ve gelişimi incelenmesi amaçlanmıştır.İlk olarak bu hatlar ProMAX yazılımı kullanılarak veri-işlem aşamalarına tabi tutulmuş ve bu şekilde deniz çalışmalarında var olan gürültülerden temizlenmiştir. Daha sonra ayrıntılı hız analizi yapılarak yığma yapılmış ve verinin S/G oranı yükseltilmiştir. En sonunda sismik göç işlemi uygulanılarak sismik hat üzerindeki yapılar gerçek yerlerine ve gerçek eğimlerine taşınmıştır.Veri-işlem aşamasından sonra veriler stratigrafik olarak yorumlanmış ve bu çalışma alanına en yakın olan Seyhan-1 ve Karatal-1 kuyuları ile korele edilmiştir. Korelasyondan sonra Pliyo-Kuvaterner ve Mesinyen kalınlık haritaları yapılmıştır. Kalınlık haritalarından yola çıkarak Mesinyen Dönemi'nde Kilikya Baseni'nin tamamen kapandığı ve sadece batıdan su girişinin sağlandığı ortaya konmuştur. Bunun yanı sıra, Mesinyen'in üst sınırının oluşturan M reflektörünün günümüz deniz tabanı ile örtüşmesi, tektonik kuvvetlerin deniz tabanı morfolojisine etkisinin az olduğunu göstermektedir.Ayrıca çalışma alanındaki faylar incelendiğinde, genel hali ile, bölgenin kuzeybatısında normal fayların, güneydoğusunda ise bindirme faylarının hakim olduğu görülmektedir. Çalışma alanı, Doğu Akdeniz'in tektoniğinden bağımsız düşünülemeyeceğinden dolayı, bölgedeki normal fayların tuz tektoniğinden kaynaklı olduğu düşünülmektedir. Genelde normal fayların tuz diyapirleri etrafında olması da bu savı kuvvetlendirmektedir.Özet olarak Kilikya Baseni'ndeki fay haritasında sıkışma merkezli hakim tektonik ile bağlantılı fayların yanı sıra, tuzun hareket ve yer değiştirme kabiliyetinin bir sonucu olan faylanmalarda görülmektedir.

Fay zonuFaylanmaFaylar+1
Selin Deniz Akhun
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

İstanbul Boğazı'nın Karadeniz çıkışının incelenemsi

İstanbul Boğazı çıkışındaki GB Karadeniz şelfi ve kıtasal yamacıdan alınan yüksek ayrımlı jeofizik veriler ve şelfteki kritik noktalardan alınan karot örneklerinin analizleri, yaş tayini sonuçları ile yorumlanmıştır. Elde edilen sonuçların ışığında Karadeniz'in neotektoniğiyle ilgili olarak güncel sedimantasyonunu, son buzul döneminden itibaren. oluşan su seviyesi değişimleri, zamanı ve bunların tortul birimler üzerindeki etkileri araştırılmıştır. EM300 Çok Işınlı ekosounder sistemi kullanılarak çalışma alanının bu güne dek yapılmış en ayrıntılı batimetrik haritası oluşturulmuş, kıtasal yamaç, denizaltı kanyonları ve kaymalar gibi geniş jeomorfolojik yapılar belirlenmiştir. Yüksek ayrımlı sismik (Chirp) kesitlerden güncel sedimantasyonu etkileyen faylar, sığ gaz yapıları ve çamur volkanlarının varlığı saptanmıştır. Kıtasal yamaçta yer alan kanyonların duvarlarındaki, kaymaların, ikincil kanyon ve küçük kanal yapılarının oluşumunu ve şelfte karaya doğru ilerleyen kanyon başlarının gelişimini tetikleyen etkenler ortaya konmuştur. Bu ilerlemenin batıya keskin dönüşü Kuzey Sınır Fayı ile ilişkilendirilmiştir. Ayrıca bu bölgedeki şelf ve şelf kırığı bölgesinde ilk kez sığ gaz birikimleri gözlenmiştir. Assemblage Avrupa projesi kapsamında derin bölgeden alınan piston karot örneklemesinde karotun gaz nedeniyle deforme olduğu ve alanın KD bölgesinde yapılan gravite karot örneklemesinde ilk kez Gaz Hidratların varlığı saptanmıştır.Boğaz çıkışında yer alan kanal sisteminin sismik stratigrafik özellikleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu kanal sisteminin varlığı İstanbul Boğazı ve Karadeniz arasındaki çift yönlü akıntı sisteminin kurulmasından önce Akdeniz suyunun Karadeniz'e girişinin yüksek enerji altında meydana geldiğini ifade etmektedir. Katastrofik ve antikatastrofik görüşler ışığında, deniz seviyesi değişimleri, karot yaşlandırmaları ile ilişkilendirilerek, son buzul döneminden bu yana Karadeniz ve Marmara denizleri arasındaki bağlantının tekrar sağlanmasıyla ilgili bir senaryo oluşturulmuştur.

AkustikDeniz seviyesiKanal sistemleri
Seda Okay
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
10
DoctorateOpen AccessTR

Büyük Menderes nehri çökellerinde ağır metal kirliliği ve deltaya olan etkileri

Çalışmada Ege bölgesinin en büyük nehirlerinden birisi olan Büyük Menderes nehrinin kirliliği araştırılmış ve bu amaçla Büyük Menderes nehri ile bu nehre dökülen yan dereler ve dalyan bölgesinden karot şeklinde sediment örnekleri alınmıştır. Çalışma alanı delta, dalyan, aşağı ve yukarı Büyük Menderes nehri ile bu nehre dökülen yan kollar olmak üzere beş ayrı bölgeye ayrılmıştır. Nehirde oluşan kirliliğin derecesini ortaya koymak amacıyla yüzey ve dip sedimentlerinde Pb, Zn, Cu, Mn, Cr, Ni, Fe, Hg metallerinin konsantrayonları ile organik karbon ve karbonat içerikleri saptanmıştır. Karotların alt ve üst seviyelerinde, 63 mikrondan küçük sediment örneklerinde atomik absorpsiyon spektrometre ve ICP-ES yöntemiyle, metal konsantrasyonları belirlenmiştir. Buna göre aşağı ve yukarı Büyük Menderes ile bunlara dökülen yan kollar ve delta bölgesinde metal konsantrasyonları ortalama şeyl standartının üzerinde çıkmıştır.Çalışma alanında ayırt edilen bölgelerde jeolojik akümülasyon indeksi (Igeo) hesaplanması sonucu, delta, aşağı Büyük Menderes ve yukarı Büyük Menderes bölgelerinde kirlenmenin başladığı belirlenmiştir. Aşağı Büyük Menderes bölgesi Mn ve Zn metalleri için, Delta bölgesi Hg metali için orta kirli sınıfına girmektedir. Büyük Menderes nehrinde dökülen yan kollarda ise Pb, Zn, Cu, Mn, Fe metalleri için kirlenme başlamış olup, Cr metali için ise orta kirli sınıfına girmektedir. Çalışma alanında Dalyan bölgesinden alınan örneklerin tamamında yapılan analizlerde, ağır metal konsantrasyonlarının ortalama şeyl standartları dahilinde olduğu saptanmıştır. Nehirden alınan BM-1, BM-4 ve BM-23 nolu karotlar incelendiğinde karotların üst kısmı olan 0-5cm seviyelerinden alınan örneklerde ağır metal değerlerinin ortalama şeyl standartların üzerinde ve yüksek çıktığı, aynı karotların sanayi öncesini temsil ettiğini düşündüğümüz dip seviyelerinde yapılan analizlerde ise ağır metal değerlerinin genellikle ortalama şeyl standartları altında kaldığı görülmüştür. Bu da bize Büyük Menderes nehri ve deltasında yüksek metal değerlerinin antropojenik kökenli olduğunu göstermektedir.Anahtar sözcükler: Büyük Menderes nehri, kirlilik, ağır metal, jeoakümülasyon indeksi

Ağır metal kirliliğiAğır metallerBüyük Menderes Nehri+2
Alican Yılgör
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessEN

Miocene to recent stratigraphy, structural arcitecture and tectonic evolution of the florence rise, Eastern Mediterranean sea

New multi-channel seismic data were acquired by Dokuz Eylül University and Memorial University of Newfoundland (MUN) over the Florence Rise, eastern Mediterranean Sea, during the summer of 2007. The Miocene-Recent structural architecture, tectonic and sedimentary evolution of the Florence Rise south of Turkey in the eastern Mediterranean Sea is delineated using detailed interpretation of ~700 km of high-resolution multi-channel seismic reflection profiles. Three seismic stratigraphic units are identified. Unit 1 is Pliocene-Quaternary in age and is characterized by a strongly reflective acoustic package which shows considerable lateral continuity and three subunit which 1a,1b,1c identified in Unit 1. Unit 2 is generally characterized by a low reflectivity package with weak and often discontinuous reflections: it represents the Messinian evaporite succession and two subunit which 2a, 2b are identified in Unit 2. Unit 3 underlies the Messinian evaporites of Unit 2, and constitutes the acoustic basement in the study area.Analysis of structural and stratigraphic architectures reveals that the Florence Rise can be divided into four structural domains: a) Domain 1- In the north, the salt cored fold belt, with predominantly (but not ubiquitously) south-verging thrusts, extends into the Antalya Basin b) Domain 2- is composed of a broad corrugated seafloor high, in which the corrugations are mirrored at the pre-Pliocene-Quaternary `M? reflector. Narrow (1 km-wide) zones of discontinuity in this area may be interpreted as basin inversion structures bounded by high-angle faults. c) Domain 3- To the south of the broad core of Florence Rise, lies a 15-20 km bathymetric high zone of complexly faulted slivers with Pliocene-Quaternary growth strata wedges and the folded faulted and shear zone in core of the Florence Rise, d) Domain 4- the strike slip belt.

Eastern Mediterranean regionTectonic evolution
Pınar Özer
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Genetik algoritma yardımıyla sismik ters çözüm

Bu çalısmanın amacı genetik algoritma yönteminin sismik veriler üzerine uygulanıp uygulanamayacagı ve ne kadar basarı göstereceginin arastırılmasıdır. Çalısmada sismik travel time verileri basit genetik algoritma yöntemi ve en küçük kareler yöntemi üzerine uygulanmıs ve sonuçlar irdelenmistir. Kare seklinden olusan iki adet blok mekanizma üzerinde yapılan ve kayıt sürelerini temel alan çalısmada blokların sismik hızları her iki yöntem yardımıyla bulunmustur. Ayrıca yine model yapısı ve varıs süreleri sabit kalmak kosulu ile boyutlar küçültülmüs ve uygulamalar tekrarlanıp sonuçlar karsılastırılmıstır. Arastırma sonucunda genetik algoritma ile ters çözüm isleminin baslangıç seviyelerde ve basit modeller üzerinde basarılı sonuçlar ortaya koydugunu göstermektedir. Genetik algoritmaların daha kompleks yapılar ve modeller için nasıl sonuçlar verecegi arastırılmalı ve konunun daha ileri seviyelere tasınması gerekmektedir.

Genetik algoritmalarSismik yöntem
Taner Çayır
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Güneybatı Anadolu neotektoniğinin jeofizik yöntemlerle araştırılması (anaximander deniz altı dağ topluluğu örneğinde)

Tarık İlhan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Yansıma sismiğinde migrasyon uygulamaları ve Aliağa Körfezi açıkları denizel sığ sismik çalışmaları

Erdeniz Özel
Dokuz Eylül University · Institute of Marine Sciences and Technology
1985
00
Master'sOpen AccessTR

Deniz sismik enerji kaynakları ve sinyal modelleri

öz Sismik kayıtlarda tabaka ayrımlılığını sağlanması; yeraltına gönderilecek kaynak dalgacığının başlangıçdaki kontrolü ve alınan kayıtlar üzerine veri-işlemin (data processing) uygulanması olarak iki aşamada gerçekleşmektedir.Her ne kadar veri-işlem safhasında, alınan kayıtlar üzerinde iyileştirme işlemi yapılsada, veri toplama (data acquisition) esnasında yapılacak olan hataların yok edilmesi mümkün olmamaktadır. Bu nedenle sismik kesitin, veri-işlem ve yorumlama safhasında daha gerçeğe uygun olabilmesi için, kaynakdan çıkan dalganın önceden bilinmesi büyük kolaylıklar sağlamaktadır. Deniz sismik çalışmalarının kara sismik çalışmalarından daha masraflı olduğu açıktır. Bu nedenle, deniz sismik çalışmalarında enerji kaynağı, çalışmanın amacına göre en iyi şekilde seçilmelidir. Böylece çalışmanın maliyeti açısından büyük zararlardan kaçınılmış olacaktır. Kaynak sinyalinin tanınması, sinyal iyileştirme işleminde yani dekonvolüsyonda, arzu edilen çıkış sinyalinin bilinmesi anlamına gelir. Bu açıdan kaynak sinyalinin tipinin belirlenebilirliği, hem veri toplama öncesi (modelleme v.b.) hem de verinin değerlendirilmesi aşamasında kolaylık sağlamaktadır. Deniz sismik çalışmalarında, deniz suyunun uyguladığı hidrostatik basınç nedeniyle, kaynak sinyalinin osilasyonuna sebebiyet vermektedir. Bu da kaynak sinyalinin henüz yer altına geçmeden su ortamında, kabarcık (bubble) etkisi adı verilen ve kaynak ana sinyalinin arkasından gelen istenmeyen piklerini oluşturur. Bu piklerin yansıma sinyalleri ile karışmasını önlenmek, günümüzde sismik enerji kaynaklarının parametrelerinin kontrolü veya kaynak dizilimleri (array) kullanımıyla mümkün damaktadır.

Deniz jeolojisiJeofizikSismik enerji kaynakları
Recep Çakır
Dokuz Eylül University · Institute of Marine Sciences and Technology
1992
00
DoctorateOpen AccessEN

Remote sensing applications for physical and ecological state of Turkish coastal waters

Many projects, modeling and monitoring programs, scientific studies and symposia have been developed concerning the physical and ecological state of the Turkish coasts and coastal waters. Pollution, for instance, and erosion in the Turkish coastal waters have been occurring over a long period of time. However, none of these studies has considered these problems holistically; therefore, only limited, short term solutions have been prepared and/or implemented. Polar-orbiting satellites like NOAA-9, NOAA-10 and NOAA-14 can cover thousands of square kilometer areas with an overpass frequency of 12 hours. When three satellites are orbiting with 3 daytime and 3 nighttime overpasses it is possible to monitor Sea Surface Temperature (SST) and turbidity when the sky is unclouded. Other satellites such as Landsat 5, have very good spatial capabilities (30 meter), but lack favorable temporal capabilities. The Landsat Thematic Mapper (TM) of Landsat-5 covers a 180 x 180 km area with an overpass frequency of 16 days. This high resolution capability is particularly useful in coastal change studies. The purpose of this study was to examine the occurrences of pollution and erosion as they are affecting the Turkish coastal waters. This was accomplished by an analysis of the infrared, near-infrared and visible images collected on various dates, as received by the Institute of Marine Sciences and Technology's High Resolution Picture Transmission (HRPT) earth station, SMART Station. TwoIll Landsat TM (Thematic Mapper) images that were commercially obtained, were also used. The infrared images that were obtained by the SMART Station were then used to reveal the SST, and also to map small and mesoscale ocean features using their SST signatures. These atmospherically corrected visible images proved that ocean color is a powerful tool for monitoring water quality parameters such as algal and plankton densities that contain a large amount of implicit information about the state of a coastal marine environment. These images can contribute a lot to the understanding of the physical and ecological processes in the sea. Additionally, analysis of commercially attained Landsat TM images at two different times clearly demonstrated that the physical appearance configuration of the shoreline was radically altered by human and natural degradation.

EcologyImage processingRemote sensing
Atilla Hüsnü Eronat
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Nesnelerin interneti (IoT) ve ilgili iletişim protokollerinin deniz bilimlerindeki yenilikçi kullanımı ve uygulama olanakları

Nesnelerinin İnterneti sayesinde denizel uygulamalarda değişik sensörler ile veri toplamak, işlemek, iletmek ve sualtı kablosuz sensör ağları oluşturmak mümkün hale gelmiştir. Bu çalışmada, Arduino Uno R3, Arduino Mega 2560 R3, Arduino Yun, Arduino Due gibi nesnelerin interneti cihazları; deniz suyu sıcaklığı, hava sıcaklığı, atmosfer basıncı, hava nemi, mesafe ölçen bazı denizel ortamlarda kullanılabileceği düşünülen sensörler, iletişimde kullanılabilecek kablolu ve kablosuz teknolojiler tanıtılmış ve incelenmiştir. Nesnelerin İnterneti uzaktan denizel izleme çalışmalarını oluşturan bir platform oluştururken, başlangıç seviyesi için uygun olan mikrodenetleyici içeren geliştirme kartları ve gömülü sistemler ise ana birimlerdir. Düşük maliyetli ve düşük güç tüketimli modüler basit sensörler, mikrodenetleyici içeren modüler kartlar şeklindeki sensörler, bu kartlarla uyumlu yazılım geliştirme ortamları, güç kaynakları, prototipleme yapmak amacıyla devre tahtaları, kablosuz veri aktarmakta kullanılan düşük enerjili kartlar ve birimler kullanılmıştır. Hava sıcaklığı, deniz suyu sıcaklığı, nem, atmosferik basınç ve deniz, göl veya akvaryumlarda ölçüm yapabilecek su seviyesi değişimlerini saniye mertebesinde periyodik aralıklarla ölçecek prototipler tasarımlanmıştır. Prototiplerden elde edilen sayısal veriler istatistiki anlamda değerlendirilmiştir. Uygulamalar sırasında karşılaşılan zorluklar değerlendirilerek, daha güvenli, uzaktan izleme sağlayan ve uyarı yeteneklerine sahip sualtı IoT'lerinin nasıl daha verimli bir şekilde uygulanabileceği tartışılmıştır.

Deniz jeolojisiGömülü sistemlerJeofizik+4
Koray Başeğmez
İstanbul University · Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Güney şelfi (Avcılar–Büyükçekmece) deniz tabanı akustik özellikleri

İstanbul ili güney şelfinin Avcılar–Büyükçekmece arasındaki kısmın deniz tabanı akustik özelliklerinin belirlenmesine odaklanan bu tez çalışmasında, öncelikle yüzey sediman tipleri çeşitli akustik tabanlı deniz jeofiziği veri setlerindeki yansıma karakterleri ile tanımlanarak, dağılımları belirlenmiştir. Ayrıca çalışma sahasının deniz tabanı morfolojisi gene akustik veri setleri sayesinde ortaya konmuştur. Genel olarak sahada sediman dağılımı oldukça karmaşık olmakla beraber, bölgenin akıntı durumu, dalga etkisi, hidrodinamik yapısı ile karadan taşınan malzeme miktarı ve derinlik değişimi sediman dağılımı üzerinde rol oynayan önemli etkenlerdir. Deniz tabanı yüksek oranda insan kaynaklı zarara uğramıştır. Bunlar; çıpa deformasyonu ve ilişkili taban taraması; trol balıkçılığına ait ağın tabandaki bozucu izleri, yakın kıyı ve deniz tabanına (doğal gaz boru hatları, balıkçı barınağı ve limanlara ait kazıklar gibi) yapılan yapılar ve buna bağlı kumul birikimleri ile sığlaşma olarak gözlenmektedir. Yanal Taramalı Sonar verilerinde olası bir eski limana ait izler ile bazı batık yansımaları belirlenmiştir. Ortalama 7-10 m su derinliklerinde 60-70 m'lik uzun bloklar bulunmaktadır. Bu bloklar doğu batı yönlü olmakla beraber çoğunlukla yerleşik yapısı iyi korunmuştur. Buna karşın daha kısa bloklar normal trendin dışına dağılmış olarak gözlenmektedir. Bunda balıkçı ağlarının takılıp yer değiştirmesi veyahut kuvvetli bir kütle hareketine neden olabilecek bir deprem etkin olabilir. E-W yönlü olup, blokların hemen yakınından başlayan ve morfolojik bir yapı olan kum barı yüksek olasılıkla, tarihi liman yapıları akıntı sistemine bir set oluşturduğundan ve dolayısı ile bu alanlarda akıntı gücünü yitirdiğinden taşınan malzeme çökelip birikmeye başlamış ve yapıya paralel şekilde büyüyerek gelişmiştir.

Sinan Özgan
İstanbul University · Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Marmaris ve denizel alanının jeotermal potansiyelinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada, jeolojik incelemeler ve jeofizik etüdler sonucu; Hisarönü-İçmeler-Marmaris uzanımlı fay zonunu oluşturan kuzey ve güney kırık hatlarının, termal su taşıdığı belirlenmiş ve ülke ekonomisine katkı sağlamak üzere Termal Sağlık Turizmi amaçlı hizmete sunulmuştur. Böylece, Marmaris yoğun yaz ve kültür turizmi potansiyeli yanında ilk kez kış turizminin başlamasına da imkân doğmuştur. Çalışmanın başlangıç aşamasında, Marmaris fayına ait çizgisellikler arazide yerinde morfolojik olarak takip edilmiş ve fotoğraflanmıştır. Bazı noktalarda çıkış yaptığı gözlemlenen doğal mineralli su kaynağının irtibatlı olduğu jeolojik zonları belirlenmek üzere jeoradar ve manyetik ölçüm sistemleriyle üç boyutlu görüntülenmiştir. Karasal ortamda gerçekleştirilen bir dizi morfolojik, jeolojik, jeofizik incelemelere ilave olarak Marmaris fayının denizel alanda da devam edip, etmediğinin belirlenmesi ve böylece jeotermal potansiyeli taşıyan diğer alanların tespit edilmesine yönelik olarak deniz sismiği ve yandan taramalı sonar uygulamaları yapılmıştır. Bu aşamada, fay kırığının güney kolunun denize bağlantı yaptığı nokta olarak düşünülen liman lokasyonundan başlamak üzere deniz tabanındaki muhtemel izini kesecek şekilde belirlenen 9 adet hat boyunca sismik yansıma ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Hatların altı adedi yaklaşık kuzeybatı-güneydoğu yönelimli olacak şekilde ve İçmeler mahallesinin denizel alanını sınırlayan karşı kıyılar arasında uzanacak biçimde belirlenmiş olup, iki ölçüm hattı bu profilleri çapraz, diğer bir öçlüm hattı ise dikine kesecek şekilde planlanmıştır. Elde edilen sismik veriler her bir dip kesiti için yorumlamaları yapılmış, bu yorumlamalar neticesinde (1-CH-1 kesitinde) gaz çıkışları tesbit edilmiştir. Bu bulguya dayanarak, aynı jeolojik yapıya sahip ve jeotermal potansiyeli taşıdığı düşünülen Marmaris Körfezi içindeki, Yalancıboğaz mevkiinde benzeri bir çalışma yapılmış, önceki sismik kesitlerde görülen gaz çıkışı ve sismik-stratigrafi ikinci denizel çalışma alanında da belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Marmaris Körfezi, fay, jeotermal, sağlık turizmi, termomineralli su

Recep Hakan Beyaz
İstanbul University · Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Gemlik ve İzmit körfezleri ağır metal kirlilik tarihçesi ve temel (background)değerlerinin karot çökelleriyle araştırılması

Bu çalışmada İzmit ve Gemlik Körfezlerinin ağır metal kirlilik tarihçesi ve boyutları araştırılmıştır. Bunun için İzmit Körfezi'nden iki (İZ17 ve İZ30) ve Gemlik Körfezi'nden üç (MD22A, MD89A ve MD88) adet gravite karot kullanılmıştır. Alınan gravite karotlarında sedimantolojik ve jeokimyasal analizler yapılarak çökellerin temel (background) metal değerleri ortaya çıkarılmıştır. Bu kapsamda metal analizi, toplam organik karbon (TOK), toplam inorganik karbon (TİK), tane boyu analizi, toplam cıva analizi (THg) ve minaralojik analizler yapılmıştır. C-14 yaşlandırma analizi ile çökellerin kirlilik tarihçeleri tespit edilmiştir. İZ17 karot çökellerinin background ve ortalama (parantez içinde) değerleri 71947,5 (73010 Al), 177,2 (150,3 Cr), 19 (19,7 Co), 28.7 (35 Cu), 74 (122,7 Zn), 27.3 (28 As), 30 (43,8 Pb), 2009 (2184,4 Mn), 78.6 (81,5 Ni), 0,08 (0,4 Hg) ve 45495 (47608,5 Fe) mg.kg-1 iken İZ30 karotunun 22119 (19900.5 Al), 43.4 (62,5 Cr), 5 (3,9 Co), 8.5 (11,7 Cu), 20.5 (27,6 Zn), 4.1 (3,5 As), 11.5 (17,7 Pb), 124.6 (109,6 Mn), 0,14 (1,1 Hg) ve 12.5 (11,3 Ni) mg.kg-1'dır. C-14 yaş verileri İZ17 karot çökellerinin ~1965 yılından itibaren Cu ile orta derecede, Zn ve Pb ile ciddi derecede kirletildiğini göstermektedir. Gemlik Körfezinden MD22A, MD89A ve MD88 karotları sırasıyla -38, -38 ve -68 m su derinliklerinden alınmıştır. Metal background ve ortalama (parantez içi) değerleri MD22A için Al: 27373,8 (20519), Ni: 81 (141,9), Cr: 92,5 (139,7), Cu: 31,7 (40), Zn: 48,3 (95,2), Pb: 19,4 (37,3), Co: 16,7 (24,4), Hg: 0,07 (0,1), MD89A için Cr: 103,3 (99,1), Co: 22,3 (21,2), Pb: 21,2 (24,8), Cu: 32,8 (37,4), Zn: 65,6 (71,2), Hg: 0,08 (0,1) Mn: 243 (208,3); MD88 için Al:23958 (23902), Cr: 96,3 (72,8), Mn: 321,6 (236,9), Co: 5,3 (7,2), Cu: 5,9 (8,9), Zn: 35,3 (36,1), As: 8,7 (7,1), Hg: 0,06 (0,08) ve Pb: 19,3 (32,7) mg.kg-1'dır. C-14 yaş verisine göre kirlilik başlangıç tarihi 1788 yılıdır.

Ağır metaller
Tuğçe Nagihan Arslan Kaya
İstanbul University · Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü
2020
00