6
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Hz. Peygamber'in köle ve cariyeleri
"Hz. Peygamber'in Köle ve Cariyeleri" adlı bu çalışmada öncelikle Hz. Peygamber'e (s.a.v.) nispet edilen köle ve cariyelerin gerçekte onun köle ve cariyeleri olup olmadığı hususu nübüvvet öncesi ve sonrası şeklinde kronolojik olarak incelenmiş ve mevcut kaynaklarla da bu husus daha detaylı olarak açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmamız; giriş, üç bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Girişte; araştırmanın konusu, amacı, önemi, metodu ve kaynakları ele alınmıştır. Birinci bölümde; "köle" ve "cariye" kavramları, bu kavramlarla ilgili diğer kavramlar incelenerek "cariye" kavramının anlam daralmasına veya genişlemesine uğrayıp uğramadığı tespit edilmeye çalışılmış; farklı toplumlarda (Yunan, Roma, Çin, Hint, Türkler), Yahudilikte kölelik ve Hıristiyanlıkta kölelik hakkında bilgi verilmiştir. İkinci Bölümde, Hz. Peygamber'in gönderildiği coğrafya ve toplumda, kölelik ve cariyelikle ilgili uygulamalarla beraber, Hz. Peygamber'in köle ve cariyelere karşı tutumu incelenerek esir edilen eşlerinden Hz. Cüveyriye ve Hz. Safiyye validelerimizin statülerine değinilmiştir. Üçüncü Bölümde ise ona nispet edilen köleler ve cariyeler, nübüvvet öncesi ve sonrası kronolojik sırayla incelenerek biyografileri verilmiş ayrıca hür kişilerden hizmetini gören kişilere de yer verilmiştir. Sonuç kısmında Hz. Peygamber'in esir ve cariye eşleri, hizmetinde bulunan köle ve cariyeler hakkında ulaşılan veriler ışığında bir değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hz. Muhammed, Köle, Cariye, Nübüvvet, Hz. Cüveyriye.
M.G.S. Hodgson'ın tarih ve toplum tasavvurunda din: İslamileşmiş medeniyet
İslam'ın Serüveni'ndeki temel problem, insanlığın bilinçli tercihlerini ve bunların doğurduğu kümülatif sonuçları, başka bir ifadeyle toplumsal değişimin ve kültürel yapılanmanın seyrini takip etmektir. Hodgson İslam medeniyeti hakkında böyle bir takibin her şeyden önce tarihsel olduğu müddetçe insanlık için bir anlam taşıyabileceğine inanır ve İslam tarihini tüm insanlığı ilgilendiren boyutları ile ele almayı hedefler. Bu yaklaşım tarihçiyi oryantalist İslam tarihi araştırmaları içinde ayrı bir yere oturtur. Yeni bir kavram kullanarak medeniyeti oluşturan toplumun "islamîleştiğini" (islamicate) ileri sürer: İslamîleşmiş toplum ona göre iki ayrı veçheden, din ve medeniyet seviyesinden ele alınmalıdır. Dünya tarihini içine alan genel çerçevede, farklı kültürel unsurların baskınlığında ortaya çıkan sonuçları dinî kılan ise temelde insan ve kozmos arasındaki irtibatın kurulmasıdır. İnsanlığın manevi eğiliminin bir yansıması olarak ele alınan dindarlık tarihçiye göre sosyokültürel koşullardan bağımsız bir kimliğe bürünemez. Bu noktada Hodgson İslamîleşmiş toplumun "dinsel ve kültürel gelenekler"ini tespit etmeye koyulur. Ona göre Bereketli Hilal'de doğup İran-Sami kültür terkibinin yer ettiği Nil-Ceyhun bölgesini kuşatan medeniyet, saf İslam olgusu üzerinden açıklanamaz. İslam ancak kültür ve diyalog sürekliliğini sağlayarak bu geniş bölgede var olan köklü geleneklere nüfuz edebilmiştir. Medeniyetin İslamîleşmesi ile sonuçlanan bu sürece göre İslamî nitelik taşıyan kültür nesneleri var olan dinsel ve kültürel geleneklerin doruk noktasını temsil eder. Bu açıdan İslam'ın Serüveni'nde İslam, İslamîleşmiş medeniyetin kurucu unsuru olarak ele alınmamıştır. Anahtar Kelimeler: İslam medeniyeti, Dünya tarihi, Oryantalizm, dinsel gelenek, İslam'ın Serüveni
Meşrutiyet Dönemi Türkçe siyer yazıcılığı üzerine bir inceleme
19. yüzyıl Osmanlı Devleti'nde siyasî, iktisadî, sosyal, kültürel ve ilmî anlamda yeniliklerin yaşandığı bir dönemdir. Bu değişim, tarih yazıcılığında da kendini göstermiştir. Batı'da bilgi anlayışında yaşanan değişim ve tarih yazımında kullanılan yeni metotlar çerçevesinde Türk aydını da kendi tarih algısını inşa etme girişiminde bulunmuştur. Bu itibarla umumi tarihler veya Osmanlı tarihleri yazıldığı gibi İslam Tarihi sahasında da eserler verilmiştir. Bu dönemde yetişen müellif ve muharrirlerden bazıları yenilik arayışlarını takip ederken bazısı da geleneğe sahip çıkma sâikiyle hareket etmiştir. Bu doğrultuda telif ettikleri eserlerde farklı Peygamber tasavvurlarına rastlanmaktadır. Siyer yazıcılığına uyarlanan bilimsel metotlar neticesinde dilde, üslupta, muhtevada ve kaynak kullanımında dönüşüm meydana gelmiştir. Bununla birlikte siyer yazıcılığı, dönemin siyasî ve sosyal meseleleri etrafında bir meşrûiyet aracı olarak kullanılmıştır. Bu araştırma, Meşrutiyet dönemi siyer yazıcılığında meydana gelen değişimi konu edinmektedir. Bu meyanda, Düzceli Yusuf Suad'ın Akvemü's-Siyer, İzmirli İsmail Hakkı'nın Siyer-i Celîle-i Nebeviyye ve Celal Nuri'nin Hâtemü'l-Enbiyâ adlı eserleri üzerine bir incelemede bulunulmuştur.
Endülüs Emevilerinde birinci büyük fitne dönemi
Müslümanlar 92/711 yılında adım attıkları İspanya'nın fethini 3 yıl gibi kısa bir sürede tamamlamışlardır. Ardından Endülüs'ü Şam'dan gönderilen Valiler aracılığı ile yönetmeye başlamışlar, 139/756 senesinde ise Endülüs Emevi Devleti'ni kurmuşlardır. Ancak devletin kurulması üzerinden bir asır geçmemişken, III. (IX.) yüzyıl boyunca bir dizi iç karışıklık ve ayaklanmanın olduğu, kaynaklarda "Fitne Dönemi" olarak isimlendirilen dönem başlamıştır. İlk önce Tuleytula'da başlayan ayaklanmalar, başkent Kurtuba dışında tüm bölgelere yayılarak devletin siyasi otoritesini sarsacak seviyeye ulaşmıştır. Emevi idaresi, devlete vergi ödemeyi reddederek bağımsızlık iddiası taşıyan birden fazla grupla baş etmek zorunda kalmıştır. Bu durum iç karışıklıkları fırsat bilen Hristiyan güçlerin Emevilere karşı saldırıya geçmesine zemin hazırlamıştır. Bu çalışmanın amacı, devleti neredeyse dağılmanın eşiğine getiren birinci büyük fitne dönemini siyasi tarih bağlamında nedenleri ve sonuçları ile birlikte ortaya koymaktır.
575 No'lu Eyüp Şer'iyye Sicili transkripsiyonu ve değerlendirmesi
İncelediğimiz şeriʻyye sicili H.(1311-1312) M. (1893-1894-1895) tarihleri arasında Eyüp mahkemesine ait 575 numaralı kadı sicilinin transkripsiyonunu ve değerlendirmesini içermektedir. Bu tarihlere uygun olarak Eyüp kazası, idari, sosyal ve ekonomik yönleriyle incelenmiştir. Bu tezde 575 numaralı Eyüp kadı sicilinin transkripsiyonu yapılarak hem tarihimize katkıda bulunmak hem de özellikle Eyüp ilçesiyle ilgili araştırma yapacak olanlara yardımcı olmak amaçlanmıştır. İncelediğimiz 575 numaralı Eyüp şerʻiyye sicili İstanbul Müftülüğü Şerʻiyye Sicişi arşivinden alınmıştır. İçerisinde toplam 127 belge bulunmaktadır.
Türk Mûsikisi'nde Hafız Osman Dede
Araştırmamız Türk Mûsikisi'nde Hafız Osman Dede'nin hayatı, eser incelemesi, literatür ve arşiv taraması ile incelemeye aldığımız eserler kullanılarak yapılmıştır. Araştırmamız giriş bölümü ve devamında üç alt bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde; araştırmanın önemi ve amacı, araştırmanın yöntemi ve sınırlılıkları ile ulaşılan kaynakların değerlendirilmesi bilgilerine yer verilmiştir. Birinci bölümde; Hafız Osman Dede dönemi Osmanlı mûsikişinaslarına bir bakış altında Hafız Osman Dede dönemi Türk Mûsikisi, Musul'da Türk Mûsikisi ve Hafız Osman Dede'nin mûsiki çevresi incelenmiştir. İkinci bölümde; Türk müziğinde hafızlık geleneği altında hafızlık tanımı, geleneği, sistemi, eğitimi ve mûsiki ile ilişkisi ile Türk mûsikisinde önemli hafız mûsikişinaslar incelenmiştir. Üçüncü bölümde; Musullu Âmâ Hafız Osman Dede'nin hayatı ayrıntısı ile incelenmiştir. Hayatı biyografik olarak sunulmuş, ailesi, eğitimi, tasavvuf ve din ile olan münasebeti, ilmi eserleri gibi bek çok konu üzerinde durularak kendi hayatı ve dönemsel şartlarına ilişkin fikir oluşması sağlanmıştır. Bununla beraber Hafız Osman Efendi'nin günümüze ulaşan eserleri araştırılarak kaynak teşkil edecek şekilde derlenmiştir. Çalışmada Arapça ve İngilizce olan kaynaklarımızın çevirisi mümkün olduğunca birebir Türkçe dil yapısı ile örtüştürülmüştür. Arapça ve İngilizceden Türkçeye çeviride bazı anlamların karşılığı bulunamamıştır. Bu sorun cümle ve paragrafın genel anlam bütünlüğüne bakılarak anlamdaş kelimelerle çözülmeye çalışılmıştır. Sonuç ve değerlendirme kısmında ise, Hafız Osman Dede dönemi Osmanlı mûsikişinasları, Musul'da Türk mûsikisi ve Hafız Osman Dede'nin mûsiki çevresi değerlendirilmiştir. Bununla birlikte Hafızlık geleneği ve Türk mûsikisinde önemli hafız mûsiki karşılaştırılmıştır. Musullu Hafız Osman Dede'nin hayatı ve Türk dini mûsikisine katkısı, dönemi ve bugüne bıraktığı izler üzerinden değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dini Mûsiki, Mûsiki, Musullu Hafız Osman.