13
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Türk semalarında bir Polonyalı havacı: Ludomıł Rayskı
Osmanlı Devleti, tarih boyunca çeşitli ülkelerden birçok mülteci ve sığınmacıyı kabul etmiş, isteyenlere vatandaşlık vererek devlet kadrolarında çeşitli mevkilerde istihdam etmiştir. Özellikle askeri sahadaki istihdam, yabancı uyrukluların en fazla görevlendirildiği alandır ve istihdam edilen askerlerden biri de çalışmamızın konusu olan Ludomił Rayski'dir. Kendisi bir sığınmacı olmasa da babası Artur Teodor Rayski henüz 17 yaşında iken Rus işgaline karşı yapılan 1863 Ocak Ayaklanması'nda yer almış ve ayaklanmanın başarısızlığa uğramasıyla Osmanlı Devleti'ne göç etmiş bir askerdir. Teodor Rayski Galiçya'ya geri dönse de Osmanlı vatandaşlığını muhafaza etmiştir. Dolayısıyla sahip olduğu vatandaşlık, oğluna da geçmiş ve oğul Rayski'nin Osmanlı Devleti ile bağı kurulmuştur. Bu çalışmada Ludomił Rayski'nin hayatı, 1915'te Osmanlı ordusuna katıldıktan sonra aldığı görevler ve Osmanlı Devleti'ne hizmetleri ve Polonya ordusundaki etkin görevleri konu edinilmiştir. Ludomił Rayski Osmanlı Devleti'nde göreve başladığı ilk zamanlarda rasıt olarak istihdam edilmişken daha sonra pilotluk eğitimi almış ve kariyerine havacı olarak devam etmiştir. Çoğunlukla Ege Denizi'nde bulunan Yunan Adaları'ndaki hareketliliğin gözlemlenmesi hususunda görevlendirilmiştir. Birinci Dünya Harbi'nin sona ermesini takiben ordudan terhis edilmiş ancak ülkeden ayrıldıktan sonra dahi ilişkilerini kesmemiş ve Kayseri'de üretilen ilk savaş uçağının projelendirilmesinde önemli katkılar sunmuştur. Osmanlı Devleti'nden ayrıldıktan sonra Rayski, Polonya hava kuvvetlerinin şekillendirilmesine önemli katkılar sağlamış, ancak 1939'da orduyla yolları ayrılmıştır. Bu bağlamda çalışma birçok Polonyalı mülteciden birisi olan Rayski'nin hem Osmanlı ordusunda hem de Polonya ordusundaki görevlerine dikkat çekmektedir. Anahtar Kelimeler: Ludomił Rayski, havacılık, Polonya, Osmanlı Devleti, uçak, pilot
Rus edebiyatında fütürizm ve Vladimir Vladimiroviç Mayakovski'nin şiir sanatı
Bu yüksek lisans tezinin amacı, XX. yüzyılın başlarında ortaya çıkan Avangart Fütürizm akımının Rus edebiyatındaki varlığının ve bir Fütürist olan Vladimir Vladimiroviç Mayakovski'nin (1893-1930) şiir sanatının incelenmesidir. Çalışmamızda, bu amaç doğrultusunda Avangardın genel tanımı verilmiş; Fütürizmin başlangıcı olan İtalyan Fütürizmi bildiriler ışığında incelenmiş ve İtalyan Fütürizminin farklı sanat dallarına yansımaları, sanatsal dönemleri ve ideolojik boyutu irdelenmiştir. Rus edebiyatında Fütürizmin alt yapısı ve gelişim evreleri açıklanmış ve Rus Fütürist toplulukların sanatçılarına, eserlerine ve bu dönemde Rus Fütüristler tarafından oluşturulan sanat kuramlarına değinilmiştir. Vladimir Mayakovski'nin şiir sanatının özellikleri ve Rus edebi diline getirdiği yenilikler açıklanmış; şiirleri, yaşam öyküsü ve yaratıcılık evreleriyle harmanlanarak incelenmiştir. Son olarak, çalışmamızda, ülkemizde ilgi gören şair Vladimir Mayakovski'nin şiir sanatıyla ilgili Türkçe kaynak eksikliğinin giderilmesi ve şairin yaratıcılık ve sanatsal yönüyle tanıtılması hedeflenmiştir. Anahtar Sözcükler: Avangart, Fütürizm, Rus Fütürizmi, Kübofütürizm, V.V. Mayakovski, Gileya
Yabancı dil olarak Rusça öğretiminde okuma ve yazma becerilerini geliştirmeye yönelik yazınsal metin kullanımı: A2 düzey
Bu araştırmada, yabancı dil olarak Rusça öğretiminde ders kitabına ek malzeme olarak yazınsal metin kullanımının öğrencilerin okuma ve yazma becerilerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Buna bağlı olarak; "Yazınsal metin kullanıldığında, A2 düzeyindeki öğrencilerin okuma ve yazma becerilerinde farklılık oluşur mu?" sorusuna cevap aranmıştır. Yazınsal metin ile okuma ve yazma becerilerini geliştirmeye yönelik bir kanıya varmak amacıyla, yarı-deneysel desenlerden öntest-sontest kontrol gruplu deneme modeline göre yapılan bu deneysel çalışma, Boğaziçi Üniversitesinin farklı bölümlerinde öğrenim gören ve 2021-2022 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Yabancı Diller Bölümü Modern Diller Biriminde seçmeli Rusça 202 (A2 Düzey) dersini alan, 15 öğrenciyle yürütülmüştür. Deneysel uygulama öncesinde deney ve kontrol gruplarına bir öykü okutulup, öntest uygulanarak, her iki gruptaki öğrencilerin seviyeleri tespit edilmiştir. Daha sonra deney grubuyla ikişer saatlik 4 ders boyunca dört farklı yazınsal metinle çalışıp, çeşitli okuma ve yazma etkinlikleri yapılmıştır. Ardından, deney ve kontrol gruplarına aynı öykü okutulup, sontest sorularını cevaplamaları istenmiştir. Öntest ve sontestte elde edilen veriler incelenerek, deney ve kontrol grupları arasında anlamlı bir fark olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Sonuçlar analiz edildikten sonra, farklı yazınsal metinlerle çalışma yapılan deney grubundaki başarının, adı geçen metinlerle çalışma yapılmayan kontrol grubuna göre, istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur. Bu sonuç doğrultusunda, yazınsal metinlerin öğrencilerin okuma ve yazma becerilerini olumlu yönde etkilediği sonucuna varılmıştır.
Türkiye'deki "Rus Dili ve Edebiyatı" lisans programlarının A1 - B1 düzeyinde asgari söz varlığının belirlenmesi ve uygulanması
Düşünmenin ve iletişim kurmanın temelinde yatan söz varlığının insan yaşamındaki yeri yadsınamaz. Bir dildeki sözlerin bütünü olarak tanımlanabilecek bu kavram, başta sözlükbilim olmak üzere birçok bilim dalı için önemli bir araştırma konusu niteliğindedir. Doğal olarak yabancı dil öğretim yöntembilimi alanında da söz varlığı önemli bir ögedir; çünkü temel dil becerileri onun üzerine inşa edilir. Ancak her şeyden önce, özellikle öğretim süresinin kısıtlı olduğu durumlarda, öğretilecek söz varlığının nitel ve nicel boyutlarının belirlenmesinin, öğretim hedeflerine daha kısa sürede ulaşmayı sağlayacağı kuşkusuzdur. Yabancı dil olarak Rusça öğretiminde hangi öğretim aşamalarında hangi sözcüklerin öğretilmesi gerektiği "asgari söz varlığı" adlı bir öğretim sözlüğü türünde betimlenmektedir. Bu çalışmada Türkiye'deki "Rus Dili ve Edebiyatı" lisans programına yönelik olan asgari söz varlığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle yabancı dil olarak Rusça öğretimine yönelik asgari söz varlığı belirleme ilkeleri ve Rusya'da yayımlanan asgari söz varlığı örnekleri irdelenmiştir. Türkiye'de A1-B1 düzeylerine yönelik kullanılan Rusça ders kitap dizilerinden "Doroga v Rossiyu" dizisindeki söz varlığı saptanarak Rusya'nın resmi asgari söz varlıklarıyla karşılaştırılmıştır. Asgari söz varlığı belirleme ilkeleri doğrultusunda Türkiye'deki "Rus Dili ve Edebiyatı" lisans programına yönelik A1-B1 düzeyi Rusça asgari söz varlıklarını oluşturabilecek sözcükbirimler belirlenmiştir. Bu süreçte sözcüklerin güncel olmasına ve Türkiye'deki öğrencilere yönelik sözcüklere yer verilmesine önem verilmiştir. Ayrıca Rusya'nın resmi B1 düzeyi filoloji asgari söz varlığı incelenerek Türkiye'deki "Rus Dili ve Edebiyatı" lisans programına uyarlanmıştır. Çalışmada belirlenen A1-B1 düzeyi genel asgari söz varlıklarının ve B1 düzeyi filoloji asgari söz varlığının, Türkiye'deki "Rus Dili ve Edebiyatı" lisans programı kapsamındaki Rusça sözcük öğretimi ve öğrenimi alanlarına anlamlı ölçüde katkı sağlayacağı umulmaktadır.
Daniil Harms'ın 'Kocakarı' adlı öyküsünün metindilbilimsel incelenmesi
Bu çalışma "Kocakarı" adlı öykünün metindilbilimsel incelemesini sunmaktadır. İncelemeye hazırlık olarak metindilbilimin kısa tarihi, Batı ve Rus metindilbilim yaklaşımlarının temel farkları incelenmiştir. Ayrıca Daniil Harms'ın hayatı ve sanatsal kişiliği göz önünde bulundurularak metinde karşılaşılabilecek izlekler belirlenmiştir. İnceleme için en uygun metin ulamları seçilmiştir: bağlaşıklık, bağdaşıklık ve sürem. Belirlenen bu ulamlara göre öykünün incelemesi gerçekleştirilmiştir. Harms'ın üslubunu oluşturan dil unsurlarının belirlenmesi, metinle anadili Rusça olan okur arasındaki ilişkinin anlaşılması ve metnin biçimsel özellikleriyle metnin izlekleri arasındaki bağıntının tespit edilmesi amaçlanmıştır.
Birinci Dünya Savaşı'nın ikinci kuşak Rus sembolist şiirine yansımaları
Birinci Dünya Savaşı, insanlık tarihini, kültürel, sosyal, politik ve sanatsal olarak geri dönülmez bir biçimde değiştiren önemli olaylardan biridir. Bu savaşın öncesinde ve yaşandığı dönemde imparatorluk düzeni, sömürgecilik gibi kavramlar tümden bir değişim geçirmiş, var olan imparatorlukların bir kısmı yenilen devletler olarak ortadan kalkmış, bir kısmı ise kazanan devlet olmasına karşın var olan imparatorluk düzenleri bir krize girmiştir. Savaş kavramını önceki yüzyıllardan daha farklı bir boyuta taşıyıp dünya çapında insan gücünün, kaynakların seferber edildiği bir topyekûn bir savaş halini alan Birinci Dünya Savaşı, kuşkusuz sanatta ve özellikle edebiyatta da yansıma bulmuştur. XIX. yüzyılın sonu ve XX. yüzyılın başlarında gelişim gösteren modern edebiyat, çeşitli yazın türleri ve bu yazın türlerinin anlatım özellikleriyle hem Birinci Dünya Savaşı öncesindeki hem de savaş sırasındaki politik, toplumsal ve kültürel ortamı ele almıştır. Çalışmamızın odak noktası, modern Rus şiirinin önemli akımlarından sembolizmin ikinci kuşak temsilcileri arasında yer alan Aleksandr Blok ve AndreyBelıy'nin Birinci Dünya Savaşı öncesinde, savaş sırasında ve 1917 Devrimi dönemlerindeki şiir sanatlarıdır. Çalışmamız konu itibariyle XX. yüzyıl Avrupa ve Rus tarihi, felsefe ve edebiyat gibi farklı disiplinlerden kesitleri kapsamakta olup adı geçen şairlerin dönemle bağlantılı eserlerinden örnekler içermektedir. Söz konusu şairlerin eserlerinden örnekler, bağlı oldukları edebi akım ve dünya görüşleri, edebiyat, tarih, kültür, politika gibi farklı alanlar arasındaki sınırları aşan yapısalcılık ötesi bir yöntemle ele alınmıştır. Kullanılan yöntemin neticesinde, adı geçen şairlerin gerek XX. yüzyılın başında gerekse Birinci Dünya Savaşı ile 1917 Devrimi dönemlerinde hem içinde bulundukları ülkenin hem de dünyanın yazgısını bağlı oldukları edebi akımın özellikleriyle yansıttığı, kullandıkları sembollerle, yeniden şekillenen dünyayı ve Rusya'yı resmettikleri görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Birinci Dünya Savaşı, 1917 Devrimi, Sembolizm, Aleksandr Blok, AndreyBelıy
A.S. Puşkin'in yaratıcılığında Rus milli kimlik arayışları
Bu çalışmanın amacı, 19. yüzyıl ilk yarısı Rus devletinde ve milletinde var olan milliyetçilik düşüncesini, ortak aidiyetler sonucu ortaya çıkan milli kimlik olgusunu Aleksandr Sergeyeviç Puşkin'in şiir ve düzyazı eserlerinde incelemektir. Yazarın eserlerine yansıttığı Rus milli kimlikleri irdelemek için Rus devletinin oluşumundan, 19. yüzyıla kadar biçimlenen milliyetçilik düşüncesinin gelişim evrelerinin ele alınması gerekmektedir. Bu bağlamda çalışmamızda, Rus milliyetçiliğin ve milli kimliği oluşturan etmenlerin kazandığı anlam ve geçirdiği değişimler incelenerek, elde edilen bulgular sonucunda Puşkin'in Rus milliyetçiliği hakkındaki özgün düşüncelerini ve eserlerinde milli kimliği yansıtma biçimlerini açıklamak amaçlanmaktadır. Rus milliyetçiliğin geçirdiği evrelerin tarihsel olarak incelendiği çalışmamızda, Rus milletini bir araya getiren, kimliğini oluşturan unsurların nasıl ortaya çıktıkları, devletin kuruluş tarihi öncesi döneme dayandırılarak, "millet" olmalarını sağlayan ortak aidiyetleri, tarihsel bellekleri, toplumsal bilincin gelişimi incelenmiştir. Milliyetçilik ile ilgili sosyo-tarihsel yaklaşımlar doğrultusunda, Rus milliyetçiliğinin ve milletinin oluşumu, farklı bakış açıları ile değerlendirilerek, bu çerçevede "öteki" olarak konumlandırılan Batı'nın karşısında biçimlendirdikleri milli kimlik olgusu irdelenmeye çalışılmıştır. Rus milletinin "öteki" karşısında ve iç politikada yaşadığı zorluklar karşısında yükselen milli bilinci ve bir arada olmasını sağlayan ortak unsurlar sonucu kazandıkları Rus kimliği çalışmamızın konusunu oluşturan Puşkin'in eserlerinde ele alınmıştır. 19. yüzyılın ilk yarısında Rus düşüncesinde milletin ve devletin kaderinin nasıl olması gerektiği ile ilgili tartışmalarda, yazarın Batı düşüncesi ve milli değerleri sentezleyerek oluşturduğu özgün milliyetçilik düşüncesi şiirleri ve düz yazı eserleri aracılığı ile açıklanmıştır. Çalışmamızda, Puşkin'in otokrasiye karşı eleştirilerini milliyetçilik bağlamında yaptığı ve Rus kimliğinin başlıca etmenlerinden olan gelenekler, efsaneler, mitolojik imgeler, ortak tarihi geçmiş gibi unsurları eserlerine yansıtarak milli bilincin inşasına katkı sağladığı sonucuna varılmıştır.
Otobiyografi sanatı bağlamında Maksim Gorki'nin "Çocukluğum", "Ekmeğimi Kazanırken" ve "Benim Üniversitelerim" üçlemesi
Bu çalışmanın amacı, Rus edebiyatında toplumcu gerçekçilik akımının kurucusu kabul edilen Maksim Gorki'nin (1868-1936) yaşamıyla özdeşleşen "Çocukluğum" (Detstvo), "Ekmeğimi Kazanırken" (V lyudyah) ve "Benim Üniversitelerim" (Moi universitetı) adlı üçleme eserlerini otobiyografi kuramı ekseninde incelemektir. Söz konusu inceleme kendini yaratma ve benlik kavramları üzerinden ele alınan otobiyografi araştırmalarını ve bu eylemin metinleştirilmesi sürecini bir bütün olarak değerlendirmeyi amaçlar. Nitekim yaşanmışlıkları, hikâye oluşturmakla yan yana koyan incelemelerde otobiyografi sanatı bir düşlem sanatı olarak görülür. Bu anlamda yaşam ve anlatım arasındaki ilişkiyi ve onların birbirini temsil sürecini hem zamansal hem mekânsal olarak ifade eden otobiyografi sanatının bir temsilcisi olan Gorki'nin adı geçen eserleri sesin yazıya döküldüğü metinler olarak ele alınmıştır. Otobiyografi kuramı ekseninde yapılacak eser incelemesi öncesinde kendilik kavramı ve otobiyografi sanatı irdelenmiş, konuyla ilgili incelemelerde bulunan araştırmacıların görüşlerine yer verilmiştir. Bunun yanı sıra edebiyatın devamlı bir öğesi kabul edilen otobiyografi sanatı edebi bir tür olarak başlıklandırılmış ve bu türün sanatsal özellikleri yazar-metin ekseninde farklı metin türlerine ait örneklerle açıklanmıştır. Otobiyografik metinlerin incelenmesi, yazarının yaşamıyla doğrudan ilişkilendirilen bilgiler üzerinden değerlendirilebilir. Bu anlamda Gorki'nin kronolojik yaşamına ait kaynaklar ve yazar hakkında incelemelerde bulunan araştırmacıların çalışmaları yazarın kaleme aldığı üçleme eserlerinin gerçekle örtüştüğünü ortaya koymuş, bunun yanı sıra yazarın kendi sesini hissettirdiği eserlerinin otobiyografik bir anlatımla oluşturulduğu sonucuna varılmıştır.
Boris Pasternak'ın "Doktor Jivago" adlı romanında tarihsel ve yeni sözcükler
Bu çalışmada XX. yüzyıl Rus edebiyatının önemli yazarlarından biri olan Boris Leonidoviç Pasternak'ın Doktor Jivago adlı romanındaki pasif sözcük dağarcığının irdelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda ilk olarak Çağdaş Rus Dilinin pasif sözcük dağarcığı ele alınmış, bu dağarcığı oluşturan tarihsel ve yeni sözcükler üzerinde durulmuştur. Devamında ise Pasternak'ın yaşamı ve yazınsal yaratıcılığına ek olarak yazarın tarih anlayışına değinilmiştir. Doktor Jivago'daki tarihsel ve yeni sözcükler, adlandırdıkları kavramlar açısından sınıflandırılmıştır. Çalışmanın konusunu oluşturan eserin tarihsel sözcüklerinin toplumun panaroması ve dönemin renkliliği hakkında okuyucuya önemli ipuçları verdiği sonucu ispat edilmeye çalışılmıştır. Yeni sözcüklerle ise dönemin Rusya'sında Devrim, Birinci Dünya Savaşı, İç Savaş gibi toplumsal ve siyasal olaylarla bağlantılı olarak dilin sözcük dağarcığındaki hareketliliğin somut kanıtları sunulmak istenmiştir. Böylelikle, Çağdaş Rus Dilinin sözcük dağarcığının sürekli olarak kendini yenileyen ve içinde bulunulan döneme göre dilde sadelik ve zenginlik gibi dilin temelini oluşturan ilkelere uyum sağlayan özelliğinin Doktor Jivago'daki yansımaları verilmek istenmiştir.
Yabancı dil olarak Rusça öğretiminde film kullanımı (C1 seviyesi)
Dilsel çevrenin dışında başarılı bir yabancı dil öğretimi için doğallığa en yakın dil ortamı oluşturulması önemlidir. Bununla birlikte Diller İçin Avrupa Ortak Öneriler Çerçevesi'de belirtildiği üzere yabancı dil öğretiminde dinleme, konuşma, okuma ve yazma gibi dört temel dil becerisinin geliştirilmesi esas alınmalıdır. Bu araştırmanın amacı dilsel çevrenin dışında yabancı dil olarak Rusça öğretiminde dilsel çevreyi doğallığı ve gerçekçiliğiyle yansıtan film kullanımın önemini, gerekçelerini ve yararlarını irdelemek; dört temel dil becerisini geliştirmeye yönelik film temelli etkinlikler hazırlamaktır. Bu amaç doğrultusunda dilsel çevrenin etkisi, özellikleri ve bileşenleri incelenmiştir. Bir ders materyali olarak filmin yapısı, işlevleri, yararları, hazırlama ve uygulama ilkeleri, dört dil becerisinin gelişimindeki etkililiği belirlenmiştir. Filmin hacimsel ve içeriksel zenginliği yabancı dil eğitimi için önemli olan birçok öğe ve unsur sunmaktadır. Doğru seçilmiş ve hazırlanmış etkinliklerle birlikte film kapsamlı, çok işlevli bir araçtır ve dilsel çevrenin dışında yabancı dil öğretim programının önemli bir parçasıdır. Çalışmada, 2011 yılında çekilen, yönetmenliğini Avdotya Smirnova'nın yaptığı "İki Gün" ("Два дня") adlı film örneğinde dilsel çevrenin bileşenlerini canlandıran, temel dört dil becerisini geliştirmeye yönelik, C1 dil seviyesine uygun film temelli etkinlikler hazırlanmıştır. Etkinliklerin içeriği dilsel çevrenin eksikliğini karşılayacak şekilde; sırası ve kapsamı ise farklı eğitim programları ve ders şartlarında uygulanabilecek şekilde geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: yabancı dil olarak Rusça öğretimi, dilsel çevre, dil öğretiminde film kullanımı
Yabancı dil olarak Rusçada mnemoteknik (Hafıza tekniği) ile sözcük öğretimi
Bu araştırmada, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında İstanbul Üniversitesi, Rus Dili ve Edebiyatı Bilim Dalı 4. yy. lisans öğrencilerinin "Rusça Kompozisyon 2 (Yazılı ve Sözlü)" dersinde 'Sağlık' konusunda yabancı dilde sözcük öğretim tekniği mnemotekniğin nasıl kullanılabileceğiyle ilgili bir deneme dersi hazırlamak ve bu söz konusu tekniğin düz sözcük listelerinden daha etkili olup olmadığını inceleyip sonuçlandırmak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, deney grubuna 'Sağlık' konulu derste sözcüklerin bir kısmı mnemotekniği uygulayarak sunulmuştur, ikinci gruba ise sözcükler düz liste halinde klasik uygulama halinde verilmiştir. Yedi gün süren bu deney on sekiz öğrenciyle, toplam kırk tane öğrenilmesi gereken yeni sözcük sunularak sürdürülmüştür. Deney, yapılmış olan ilk ve son test verilerinin sonuçlarına göre değerlendirilmiştir. Araştırmada tespit edilen verileri hesaplamak üzere, Stanford Üniversitesi Profesör Richard Atkinson'un mnemoteknik uygulama modeli kullanılmıştır. Betimlemeli ve deneysel bir çalışma olarak, bu tezde mnemotekniğin uygulanması açıklanmıştır ve bu tekniğin klasik sözcük öğretimi uygulamasına göre etkisi sonuçlandırılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın sonucunda, hesaplanmış olan veri istatistiğine göre mnemoteknik aracılığıyla öğrenilmiş sözcük sayısı klasik yaklaşımdan daha yüksek bulunmuştur. Bu sonuç doğrultusunda, mnemoteknik yabancı dil olarak Rusça dersindeki sözcük öğretimini olumlu yönde etkilediği düşünülmektedir.
Nikolay Vasilyeviç Gogol'ün "Ölü Canlar" eserinde Menippos yergisi unsurları
Bu yüksek lisans tezinde Rus edebiyatının önde gelen yazarlarından, Nikolay Vasilyeviç Gogol (1809-1852)'ün "Ölü Canlar" adlı eseri, Mihayil Mihayloviç Bahtin'in Menippos yergisi kuramı kurgusal unsurları bağlamında incelenmiştir. Nikolay Vasilyeviç Gogol, Rusya'da yaşanan toplumsal sorunların gülünç görünümlerini canlandırdığı eserlerinde, toplumu en yaşamsal detaylarına kadar büyük bir dikkatle ele almıştır. Gogol, yalnız Rus toplumunun sorunlarını ele alması bakımından değil, bu konuları işleyiş bakımından da yazın geleneğinde önemli bir yere sahiptir. Temelde araştırma konumuz; edebiyatın yanı sıra estetik ve felsefe alanlarına önemli katkıları olan Mihayil Mihayloviç Bahtin'in kuramı ışığında, Antik Çağ Menippos yergisinin modern destana, düzyazı-roman türüne evrilmesi ve antik gelenek ile Rus edebiyatındaki en başarılı eserlerden "Ölü Canlar"daki izini incelemektir. Amacımız, bu konu kapsamında, yergi türünün ortaya çıkışı ve türün özellikleri ile her türlü kurumsal ve toplumsal yapıya, ağır ve alaycı eleştirileri yöneltmekten çekinmeyen Menippos yergisini ve Bahtin'in kuramı çerçevesinde Gogol'deki evrimini ele almaktır.
Kukrıniksler grubunun yaratıcılığında Anton Pavloviç Çehov'un lirik yapıtları
XIX. ve XX. yüzyılların yetenekli ve başarılı temsilcileri arasında yer alan Rus yazarı Anton Pavloviç Çehov ve Mihail Vasilyeviç Kupriyanov, Porfiriy Nikitiç Krılov ve Nikolay Aleksandroviç Sokolov gibi ressamlardan oluşan Kukrıniksler grubu, kendi yaratıcılıkları ile büyük başarılar elde ederek, edebiyat ve resmin gelişmesine büyük katkı sağlarlar. Sanatçılar ve yazar her ne kadar farklı dönemlerde yaşamış ve birbirlerini tanımamış olsalar da, Kukrıniksler grubunun illüstrasyonları sayesinde yaratıcılıkları bir araya gelmiştir. Kukrıniksler grubunun sanatsal faaliyetleri, XX. yüzyıl Rus resim sanatında önemli bir yere sahiptir. Sanatçıların karikatür alanındaki uzun süreli ve verimli çalışmaları, mizahın ve hicvin bir arada yer aldığı yapıtlarına eleştirel bir özellik kazandırır. Ayrıca, Kukrıniksler grubunun çalışmalarında gündelik ve sıradan gibi görülen olaylarda derin düşüncelerin ve duyguların gösterilmesi, onların ayırt edici özelliklerini oluşturur. Sanatçılar, suretlerin, ışığın ve küçük detayların betimlemesinin yardımı ile kahramanların ruhsal huzursuzluğunu aktarmayı başarırlar. Kukrıniksler grubunun Çehov'un lirik öyküleri için resmettikleri illüstrasyonlar, yukarıda sözü geçen özelliklere sahip olarak, grubun dikkate değer çalışmaları arasında yer alır. Sanatçılar, yazarın neredeyse tüm yapıtları için illüstrasyonlar betimlerler. Bu çalışmalarda genel olarak mizah ögesine vurgu yapan grup, yazarın Hüzün (Toska), Vanka, Küçük Köpekli Kadın (Dama s sobaçkoy), Asma Katlı Ev (Dom s mezoninom), iyonıç ve Nişanlı Kız (Nevesta) adlı lirik yapıtları için resmedilmiş çalışmalarında ise ilk defa lirik özelliğe vurgu yaparlar. Ressamlar bu illüstrasyonlarında, daha önceki çalışmalarında hiç olmayan, insanın iç dünyasına, duygularına, acısına ve psikolojisine dikkat çekmeye başlarlar. Bu nedenle, çalışmamız için Çehov'un lirik öyküleri seçilmiş olup, bu yapıtların içeriği ve Kukrıniksler grubunun yaratıcılığına etkileri incelenecektir. Çalışmanın amaçlarından biri, iki farklı sanat dalı olan edebiyat ve resim alanları arasındaki bağı göstermektir. Bu nedenle, Çehov'un lirik yapıtları için Kukrıniksler grubu tarafından betimlenmiş olan illüstrasyonlar ele alınacaktır. İllüstrasyonlar yazarın öykülerinden yapılan alıntılarla desteklenerek, iki sanat dalı ve Çehov ile grup arasındaki etkileşim irdelenecek ve yapıtların metinlerle örtüşmesi gösterilecektir. Çalışmanın bir diğer amacı ise, Türkiye'de bilinmeyen Kukrıniksler grubu hakkında bilgi edinilmesine katkı sağlamaktır.