13
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Polonya edebiyatında pozitivizm perspektifinden ulusal bütünlük arayışları
Bu çalışmamızda Polonya Edebiyatında pozitivist bakış açısının ulusal bütünlüğünü sağlamada nasıl bir etkisinin olduğu incelenmiştir. Birinci bölümde, pozitivist edebiyatın başlangıcına kadar Polonya'nın içinden geçtiği süreç ele alınmıştır. İkinci bölümde, Polonya'da edebi ve düşünce akımlarına da etki eden Avrupa'daki aydınlanmacı ve romantik düşünürler ile düşünceler konu edinilmiştir. Aynı zamanda 19. yüzyılın ikinci yarısının başlarında ortaya çıkan pozitivist düşünce ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, pozitivist dönemde yaygın olan Rusya, Habsburg ve Prusya devletlerinin kültürel ve siyasi politikalarının yanı sıra Polonya toplumunun içinde bulunduğu toplumsal koşullar ve toplumsal oluşumlar irdelenmiştir. Dördüncü bölümde ise Polonyalı pozitivist yazarlarından Henryk Sienkiewicz, Bolesław Prus ve Eliza Orzeszkowa'nın öyküleri incelenerek Polonya Edebiyatında pozitivist anlayış ele alınmıştır.
Sovyet edebiyatında yeni gerçeklik: Kamp edebiyatı ve zamanın bellek mekânı Kolıma üzerine yazılan öyküler
Bu tez çalışmasında Sovyet kamp edebiyatında manifestosunu Varlam Şalamov'un yazdığı "yeni nesir" ve zamanın bellek mekânı Kolıma'yı konu alan öyküler ele alınmıştır. A. Soljenitsın, O. Volkov, B. Sinyavski, S. Dovlatov, V. Grossman, V. Şalamov, Ye. Ginzburg gibi yazarlar tarafından işlenen GULAG kamp konusu, bir bellek mekânı olma niteliğiyle Kolıma'yı merkeze alarak sınırlandırdığımız çerçevede V. Şalamov'un Kolıma Öyküleri serisi ve Ye. Ginzburg'un Sarp Yol isimli romanı incelenmiştir. Varoluşçuluk akımıyla benzerlikler içeren "yeni nesir" kuralları çerçevesinde yazılan bu eserlerde kamp ortamı, yaşama ve çalışma koşulları, var olma mücadelesi verirken insanların yozlaşması, mahkûm tipleri, kadınlar, doğa, kampın dışında kalmış aile bireyleri ve kampta konuşulan dil konuları ayrı başlıklar altında ele alınmıştır. Anı ve dokümanter nitelik gösteren bu eserlerde kendi içinde bir tezat oluşturan iyilik ve kötülük motiflerinin ağırlıklı olarak işlendiği görülmüştür. Olağanüstü zor şartlarda hayatta kalabilen V. Şalamov ve Ye. Ginzburg'un eserleri gelecek kuşaklara bellek mirası olarak değerlendirilmiştir.
Lehçenin yabancı dil olarak öğretiminde çevirinin ve çeviribilimin işlevi
Yabancı dil öğretimi ile çeviribilimin ilişkisini bağdaştırarak inceleyen pek çok kaynak bulunabilir. Ancak bu doktora tezi yabancı dil öğretimi ve çeviribilim genelinden hola çıkarak Lehçenin Türk öğrenicilere öğretimi özelinde bulgular ve yorumlar ile sonuçları ortaya koymuştur. Çeviribilim ve yabancı dil öğretimi arasındaki ilişkiyi Lehçenin yabancı dil olarak öğretimi örneğiyle irdeleyerek bu dilin öğretimi üzerine yabancı öğreticiler ile yabancı öğreniciler ve Türk öğreniciler ekseninde çeşitli çözümlemeler yapmıştır. Söz konusu çözümlemelerle Türkiye'de Lehçenin öğretimi konusuna yaklaşımlar sunulmuştur. Birinci bölümde çevirinin genel bağlamda ve yabancı dil öğretimi bağlamında tanımlarına değinilerek çeviribilim kuramları ve stratejileri ele alınmıştır. İkinci bölümde yabancı dil öğretimi alanında yapılmış çalışmalar dil öğretimi yaklaşımı ve yöntemleri temelinde incelenmiştir. Üçüncü bölümde Lehçenin öğretimine ilişkin alan yazın taraması yapılarak önemli görülen pek çok ülkede Lehçenin öğretimi konusunda bilgiler sunulmuştur. Dördüncü bölümde Lehçenin yabancı dil olarak öğretiminde çeviri ve çeviribilimin etkileri kapsamında Polonyalı araştırmacıların ortaya koyduğu olumlu/olumsuz yönler irdelenmiş ve bu Polonyalı araştırmacıların çevirinin önemini temellendirdikleri Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metnine bağlı Aracılık kavramı detaylandırılmıştır. Tez için yapılan alan çalışmalarının ayrıntılı olarak ele alındığı beşinci bölümde bu alan çalışmaları sonucunda daha etkili sonuçlar elde edebilmek amacıyla uygulanmış anketlerin bulgularına ve yorumlarına yer verilmiştir. Sonuç bölümde ise Türkiye'de Lehçenin öğretimine ilişkin yeni yaklaşım ve öneriler anket sonuçları ve alan yazın taramalarının yansıttığı görüşler ışığında sunulmuştur.
Tadeusz Borowski'nin Proszę Państwa do Gazu (Gaza Buyrunuz Hanımlar Beyler) adlı öyküsünün ara dilden çeviri bağlamında incelemesi
Bu çalışmada toplama kampı konulu öyküleriyle tanınan Polonyalı yazar Tadeusz Borowski'nin Proszę Państwa Do Gazu (Gaza Buyrunuz Hanımlar Beyler) adlı öyküsü ara dilden çeviri bağlamında değerlendirilmektedir. Adı geçen öykü Lehçenin merkez kültürde yer alan bir dil olmaması nedeniyle geçmişte Türkçeye ilkin Almanca, sonrasında İngilizce üzerinden çevrilmiştir. Bu bağlamda, Borowski'nin bu öyküsünün Mete Tunçay tarafından ara dil İngilizceden ve Seda Köycü tarafından kaynak dil Lehçeden yapılmış çevirileri çalışmamızın kuramsal bölümünde yer alan çeşitli kuram ve yaklaşımlar ışığında karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve özellikle, yoğun biçimde estetik ve kültürel ögeler barındıran yazın yapıtlarının çevirisi söz konusu olduğunda ara dilden çeviride yaşanan sorunlara değinilmiştir. Üç ana bölümden oluşan çalışmamızın birinci bölümünde Borowski'nin kişisel ve yazınsal yaşamına, toplama kampı anlatısına odaklanılarak bu konulara ilişkin bilgiler verilmiştir. İkinci bölüm, çevirilerin karşılaştırmalı olarak incelendiği üçüncü bölümde kuramsal bir çerçeve oluşturulmasına yardımcı olacağını düşündüğümüz bilgilere ayrılmıştır. Bu bölümde çeviri, ara dilden çeviri, çeviribilim ve çeviri eleştirisine ilişkin bilgiler yer almaktadır. Üçüncü bölümde ise ikinci bölümünde değinilen kuramlar ışında özgün metin ve çevirilerinden seçilmiş belirli bölümler üzerinde karşılaştırmalı bir inceleme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tadeusz Borowski, Proszę państwa do gazu, çeviri, ara dilden çeviri, çeviribilim, çeviri eleştirisi.
Sovyet Rusya'nın 1917-1924 cinsiyet politikası ışığında Aleksandra Kollontay'ın "İşçi Arıların Aşkı" eserinde yeni kadın portresi
Kadın sorunu günümüzde de güncelliğini koruyan ve tartışılan konulardan biri olmasının yanı sıra kadınların yaşamını doğrudan etkileyen bir meseledir. Bu soruna yüzyıllardır farklı yaklaşımlar doğrultusunda farklı çözümler getirilmeye çalışılsa da bir toplumda kadınların konumunun en önemli belirleyicilerinden biri devletin ideolojisidir. Bu bağlamda Sovyet Rusya'nın 1917-1924 yılları arasında kadın sorununu Marksist bir bakış açısı ile çözmek için çeşitli girişimlerde bulunduğunu söylemek mümkündür. Bununla birlikte edebiyat, dönemin ideolojik yapısını ve toplumun bakış açısını anlamak açısından önemli bir kaynak niteliğindedir. Bu noktada Sovyet Rusya'nın kadın sorununun çözümüne yönelik uygulama ve kararlarının planlanmasında ve hayata geçmesinde büyük rol oynayan A. Kollontay, kadın sorununa dair görüşlerini ve çözüm önerilerini politik metinlerde anlatmasının yanı sıra edebi eserler de vererek Sovyet döneminde ve öncesinde kadın sorununa farklı perspektiflerden yaklaşmış, idealindeki "yeni kadın" portresini edebi eserlerinde yansıtmış ve edebiyatı toplumu yönlendirmek ve yeniden inşa etmek için bir araç olarak kullanmıştır. Kollontay'ın "İşçi Arıların Aşkı" isimli üçlemesi Sovyet kadınlarına ulaşma konusunda büyük bir önem arz etmektedir. Çalışmamızda dünyada ve Rusya'da kadın hareketinin ortaya çıkış süreci ve geçirdiği değişim ile Sovyet Rusya'da kadınların kazanımları farklı açılardan ele alınmış, Sovyet Rusya'nın kadın sorununa yönelik politikası ışığında "İşçi Arıların Aşkı" üçlemesinde yeni kadın portresi ve edebiyatın toplumu yönlendirmek ve yeniden inşa etmek için bir araç olarak nasıl kullanıldığı incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sovyet Rusya, Kadın Sorunu, Aleksandra Kollontay, Feminizm, Sosyalizm, Yeni Kadın, Edebiyat
Türk semalarında bir Polonyalı havacı: Ludomıł Rayskı
Osmanlı Devleti, tarih boyunca çeşitli ülkelerden birçok mülteci ve sığınmacıyı kabul etmiş, isteyenlere vatandaşlık vererek devlet kadrolarında çeşitli mevkilerde istihdam etmiştir. Özellikle askeri sahadaki istihdam, yabancı uyrukluların en fazla görevlendirildiği alandır ve istihdam edilen askerlerden biri de çalışmamızın konusu olan Ludomił Rayski'dir. Kendisi bir sığınmacı olmasa da babası Artur Teodor Rayski henüz 17 yaşında iken Rus işgaline karşı yapılan 1863 Ocak Ayaklanması'nda yer almış ve ayaklanmanın başarısızlığa uğramasıyla Osmanlı Devleti'ne göç etmiş bir askerdir. Teodor Rayski Galiçya'ya geri dönse de Osmanlı vatandaşlığını muhafaza etmiştir. Dolayısıyla sahip olduğu vatandaşlık, oğluna da geçmiş ve oğul Rayski'nin Osmanlı Devleti ile bağı kurulmuştur. Bu çalışmada Ludomił Rayski'nin hayatı, 1915'te Osmanlı ordusuna katıldıktan sonra aldığı görevler ve Osmanlı Devleti'ne hizmetleri ve Polonya ordusundaki etkin görevleri konu edinilmiştir. Ludomił Rayski Osmanlı Devleti'nde göreve başladığı ilk zamanlarda rasıt olarak istihdam edilmişken daha sonra pilotluk eğitimi almış ve kariyerine havacı olarak devam etmiştir. Çoğunlukla Ege Denizi'nde bulunan Yunan Adaları'ndaki hareketliliğin gözlemlenmesi hususunda görevlendirilmiştir. Birinci Dünya Harbi'nin sona ermesini takiben ordudan terhis edilmiş ancak ülkeden ayrıldıktan sonra dahi ilişkilerini kesmemiş ve Kayseri'de üretilen ilk savaş uçağının projelendirilmesinde önemli katkılar sunmuştur. Osmanlı Devleti'nden ayrıldıktan sonra Rayski, Polonya hava kuvvetlerinin şekillendirilmesine önemli katkılar sağlamış, ancak 1939'da orduyla yolları ayrılmıştır. Bu bağlamda çalışma birçok Polonyalı mülteciden birisi olan Rayski'nin hem Osmanlı ordusunda hem de Polonya ordusundaki görevlerine dikkat çekmektedir. Anahtar Kelimeler: Ludomił Rayski, havacılık, Polonya, Osmanlı Devleti, uçak, pilot
Rus edebiyatında fütürizm ve Vladimir Vladimiroviç Mayakovski'nin şiir sanatı
Bu yüksek lisans tezinin amacı, XX. yüzyılın başlarında ortaya çıkan Avangart Fütürizm akımının Rus edebiyatındaki varlığının ve bir Fütürist olan Vladimir Vladimiroviç Mayakovski'nin (1893-1930) şiir sanatının incelenmesidir. Çalışmamızda, bu amaç doğrultusunda Avangardın genel tanımı verilmiş; Fütürizmin başlangıcı olan İtalyan Fütürizmi bildiriler ışığında incelenmiş ve İtalyan Fütürizminin farklı sanat dallarına yansımaları, sanatsal dönemleri ve ideolojik boyutu irdelenmiştir. Rus edebiyatında Fütürizmin alt yapısı ve gelişim evreleri açıklanmış ve Rus Fütürist toplulukların sanatçılarına, eserlerine ve bu dönemde Rus Fütüristler tarafından oluşturulan sanat kuramlarına değinilmiştir. Vladimir Mayakovski'nin şiir sanatının özellikleri ve Rus edebi diline getirdiği yenilikler açıklanmış; şiirleri, yaşam öyküsü ve yaratıcılık evreleriyle harmanlanarak incelenmiştir. Son olarak, çalışmamızda, ülkemizde ilgi gören şair Vladimir Mayakovski'nin şiir sanatıyla ilgili Türkçe kaynak eksikliğinin giderilmesi ve şairin yaratıcılık ve sanatsal yönüyle tanıtılması hedeflenmiştir. Anahtar Sözcükler: Avangart, Fütürizm, Rus Fütürizmi, Kübofütürizm, V.V. Mayakovski, Gileya
Türkiye'deki "Rus Dili ve Edebiyatı" lisans programlarının A1 - B1 düzeyinde asgari söz varlığının belirlenmesi ve uygulanması
Düşünmenin ve iletişim kurmanın temelinde yatan söz varlığının insan yaşamındaki yeri yadsınamaz. Bir dildeki sözlerin bütünü olarak tanımlanabilecek bu kavram, başta sözlükbilim olmak üzere birçok bilim dalı için önemli bir araştırma konusu niteliğindedir. Doğal olarak yabancı dil öğretim yöntembilimi alanında da söz varlığı önemli bir ögedir; çünkü temel dil becerileri onun üzerine inşa edilir. Ancak her şeyden önce, özellikle öğretim süresinin kısıtlı olduğu durumlarda, öğretilecek söz varlığının nitel ve nicel boyutlarının belirlenmesinin, öğretim hedeflerine daha kısa sürede ulaşmayı sağlayacağı kuşkusuzdur. Yabancı dil olarak Rusça öğretiminde hangi öğretim aşamalarında hangi sözcüklerin öğretilmesi gerektiği "asgari söz varlığı" adlı bir öğretim sözlüğü türünde betimlenmektedir. Bu çalışmada Türkiye'deki "Rus Dili ve Edebiyatı" lisans programına yönelik olan asgari söz varlığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle yabancı dil olarak Rusça öğretimine yönelik asgari söz varlığı belirleme ilkeleri ve Rusya'da yayımlanan asgari söz varlığı örnekleri irdelenmiştir. Türkiye'de A1-B1 düzeylerine yönelik kullanılan Rusça ders kitap dizilerinden "Doroga v Rossiyu" dizisindeki söz varlığı saptanarak Rusya'nın resmi asgari söz varlıklarıyla karşılaştırılmıştır. Asgari söz varlığı belirleme ilkeleri doğrultusunda Türkiye'deki "Rus Dili ve Edebiyatı" lisans programına yönelik A1-B1 düzeyi Rusça asgari söz varlıklarını oluşturabilecek sözcükbirimler belirlenmiştir. Bu süreçte sözcüklerin güncel olmasına ve Türkiye'deki öğrencilere yönelik sözcüklere yer verilmesine önem verilmiştir. Ayrıca Rusya'nın resmi B1 düzeyi filoloji asgari söz varlığı incelenerek Türkiye'deki "Rus Dili ve Edebiyatı" lisans programına uyarlanmıştır. Çalışmada belirlenen A1-B1 düzeyi genel asgari söz varlıklarının ve B1 düzeyi filoloji asgari söz varlığının, Türkiye'deki "Rus Dili ve Edebiyatı" lisans programı kapsamındaki Rusça sözcük öğretimi ve öğrenimi alanlarına anlamlı ölçüde katkı sağlayacağı umulmaktadır.
Birinci Dünya Savaşı'nın ikinci kuşak Rus sembolist şiirine yansımaları
Birinci Dünya Savaşı, insanlık tarihini, kültürel, sosyal, politik ve sanatsal olarak geri dönülmez bir biçimde değiştiren önemli olaylardan biridir. Bu savaşın öncesinde ve yaşandığı dönemde imparatorluk düzeni, sömürgecilik gibi kavramlar tümden bir değişim geçirmiş, var olan imparatorlukların bir kısmı yenilen devletler olarak ortadan kalkmış, bir kısmı ise kazanan devlet olmasına karşın var olan imparatorluk düzenleri bir krize girmiştir. Savaş kavramını önceki yüzyıllardan daha farklı bir boyuta taşıyıp dünya çapında insan gücünün, kaynakların seferber edildiği bir topyekûn bir savaş halini alan Birinci Dünya Savaşı, kuşkusuz sanatta ve özellikle edebiyatta da yansıma bulmuştur. XIX. yüzyılın sonu ve XX. yüzyılın başlarında gelişim gösteren modern edebiyat, çeşitli yazın türleri ve bu yazın türlerinin anlatım özellikleriyle hem Birinci Dünya Savaşı öncesindeki hem de savaş sırasındaki politik, toplumsal ve kültürel ortamı ele almıştır. Çalışmamızın odak noktası, modern Rus şiirinin önemli akımlarından sembolizmin ikinci kuşak temsilcileri arasında yer alan Aleksandr Blok ve AndreyBelıy'nin Birinci Dünya Savaşı öncesinde, savaş sırasında ve 1917 Devrimi dönemlerindeki şiir sanatlarıdır. Çalışmamız konu itibariyle XX. yüzyıl Avrupa ve Rus tarihi, felsefe ve edebiyat gibi farklı disiplinlerden kesitleri kapsamakta olup adı geçen şairlerin dönemle bağlantılı eserlerinden örnekler içermektedir. Söz konusu şairlerin eserlerinden örnekler, bağlı oldukları edebi akım ve dünya görüşleri, edebiyat, tarih, kültür, politika gibi farklı alanlar arasındaki sınırları aşan yapısalcılık ötesi bir yöntemle ele alınmıştır. Kullanılan yöntemin neticesinde, adı geçen şairlerin gerek XX. yüzyılın başında gerekse Birinci Dünya Savaşı ile 1917 Devrimi dönemlerinde hem içinde bulundukları ülkenin hem de dünyanın yazgısını bağlı oldukları edebi akımın özellikleriyle yansıttığı, kullandıkları sembollerle, yeniden şekillenen dünyayı ve Rusya'yı resmettikleri görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Birinci Dünya Savaşı, 1917 Devrimi, Sembolizm, Aleksandr Blok, AndreyBelıy
Boris Pasternak'ın "Doktor Jivago" adlı romanında tarihsel ve yeni sözcükler
Bu çalışmada XX. yüzyıl Rus edebiyatının önemli yazarlarından biri olan Boris Leonidoviç Pasternak'ın Doktor Jivago adlı romanındaki pasif sözcük dağarcığının irdelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda ilk olarak Çağdaş Rus Dilinin pasif sözcük dağarcığı ele alınmış, bu dağarcığı oluşturan tarihsel ve yeni sözcükler üzerinde durulmuştur. Devamında ise Pasternak'ın yaşamı ve yazınsal yaratıcılığına ek olarak yazarın tarih anlayışına değinilmiştir. Doktor Jivago'daki tarihsel ve yeni sözcükler, adlandırdıkları kavramlar açısından sınıflandırılmıştır. Çalışmanın konusunu oluşturan eserin tarihsel sözcüklerinin toplumun panaroması ve dönemin renkliliği hakkında okuyucuya önemli ipuçları verdiği sonucu ispat edilmeye çalışılmıştır. Yeni sözcüklerle ise dönemin Rusya'sında Devrim, Birinci Dünya Savaşı, İç Savaş gibi toplumsal ve siyasal olaylarla bağlantılı olarak dilin sözcük dağarcığındaki hareketliliğin somut kanıtları sunulmak istenmiştir. Böylelikle, Çağdaş Rus Dilinin sözcük dağarcığının sürekli olarak kendini yenileyen ve içinde bulunulan döneme göre dilde sadelik ve zenginlik gibi dilin temelini oluşturan ilkelere uyum sağlayan özelliğinin Doktor Jivago'daki yansımaları verilmek istenmiştir.
Yabancı dil olarak Rusça öğretiminde film kullanımı (C1 seviyesi)
Dilsel çevrenin dışında başarılı bir yabancı dil öğretimi için doğallığa en yakın dil ortamı oluşturulması önemlidir. Bununla birlikte Diller İçin Avrupa Ortak Öneriler Çerçevesi'de belirtildiği üzere yabancı dil öğretiminde dinleme, konuşma, okuma ve yazma gibi dört temel dil becerisinin geliştirilmesi esas alınmalıdır. Bu araştırmanın amacı dilsel çevrenin dışında yabancı dil olarak Rusça öğretiminde dilsel çevreyi doğallığı ve gerçekçiliğiyle yansıtan film kullanımın önemini, gerekçelerini ve yararlarını irdelemek; dört temel dil becerisini geliştirmeye yönelik film temelli etkinlikler hazırlamaktır. Bu amaç doğrultusunda dilsel çevrenin etkisi, özellikleri ve bileşenleri incelenmiştir. Bir ders materyali olarak filmin yapısı, işlevleri, yararları, hazırlama ve uygulama ilkeleri, dört dil becerisinin gelişimindeki etkililiği belirlenmiştir. Filmin hacimsel ve içeriksel zenginliği yabancı dil eğitimi için önemli olan birçok öğe ve unsur sunmaktadır. Doğru seçilmiş ve hazırlanmış etkinliklerle birlikte film kapsamlı, çok işlevli bir araçtır ve dilsel çevrenin dışında yabancı dil öğretim programının önemli bir parçasıdır. Çalışmada, 2011 yılında çekilen, yönetmenliğini Avdotya Smirnova'nın yaptığı "İki Gün" ("Два дня") adlı film örneğinde dilsel çevrenin bileşenlerini canlandıran, temel dört dil becerisini geliştirmeye yönelik, C1 dil seviyesine uygun film temelli etkinlikler hazırlanmıştır. Etkinliklerin içeriği dilsel çevrenin eksikliğini karşılayacak şekilde; sırası ve kapsamı ise farklı eğitim programları ve ders şartlarında uygulanabilecek şekilde geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: yabancı dil olarak Rusça öğretimi, dilsel çevre, dil öğretiminde film kullanımı
Yabancı dil olarak Rusçada mnemoteknik (Hafıza tekniği) ile sözcük öğretimi
Bu araştırmada, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında İstanbul Üniversitesi, Rus Dili ve Edebiyatı Bilim Dalı 4. yy. lisans öğrencilerinin "Rusça Kompozisyon 2 (Yazılı ve Sözlü)" dersinde 'Sağlık' konusunda yabancı dilde sözcük öğretim tekniği mnemotekniğin nasıl kullanılabileceğiyle ilgili bir deneme dersi hazırlamak ve bu söz konusu tekniğin düz sözcük listelerinden daha etkili olup olmadığını inceleyip sonuçlandırmak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, deney grubuna 'Sağlık' konulu derste sözcüklerin bir kısmı mnemotekniği uygulayarak sunulmuştur, ikinci gruba ise sözcükler düz liste halinde klasik uygulama halinde verilmiştir. Yedi gün süren bu deney on sekiz öğrenciyle, toplam kırk tane öğrenilmesi gereken yeni sözcük sunularak sürdürülmüştür. Deney, yapılmış olan ilk ve son test verilerinin sonuçlarına göre değerlendirilmiştir. Araştırmada tespit edilen verileri hesaplamak üzere, Stanford Üniversitesi Profesör Richard Atkinson'un mnemoteknik uygulama modeli kullanılmıştır. Betimlemeli ve deneysel bir çalışma olarak, bu tezde mnemotekniğin uygulanması açıklanmıştır ve bu tekniğin klasik sözcük öğretimi uygulamasına göre etkisi sonuçlandırılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın sonucunda, hesaplanmış olan veri istatistiğine göre mnemoteknik aracılığıyla öğrenilmiş sözcük sayısı klasik yaklaşımdan daha yüksek bulunmuştur. Bu sonuç doğrultusunda, mnemoteknik yabancı dil olarak Rusça dersindeki sözcük öğretimini olumlu yönde etkilediği düşünülmektedir.
Hikâyeden masala: Angel Karaliyçev'in edebi yaratıcılığı
Bu çalışmanın amacı, dünyaca ünlü Bulgar yazar Angel Karaliyçev'in edebi yaratıcılığı üzerinde durup, bunları oluştururken ortaya koyduğu dil ve üslup öğelerini incelemek ve yazarı bu özellikleriyle Türk okurlarına sunmaktır. Bunları yaparken yazarın edebiyat camiasına katılması ve ilk eserlerini vermeye başlaması ile birlikte zaman içerinde diğer edebiyat türlerinde de eserler vermeye başlaması işlenmektedir. Burada yazarın yazmış olduğu hikâyelerini, masallarını ve seyahatnamelerini aynı mercek altında inceleyerek, yazarın değimeyen yazım şekli ve üslubunu göstermek esas amaç olmuştur. Diğer bir ifadeyle Angel Karaliyçev hangi tarzda yazarsa yazsın eserlerinde değişmeyen ortak bir dilin varolduğunu ve bu dili kullanarak nasıl bir lirik ve masalımsı eser ortaya çıkardığını göstermek amaç edinilmiştir. Öne çıkan bir diğer unsur ise Eylülcü edebiyat temasıdır. Burada Eylül Ayaklanması kısaca anlatılmakta ve yazarın edebi eserlerine etkisi araştırılmaktadır. Bununla birlikte dönemin edebiyat dergilerinden de bahsedilmiştir. Bu çalışma esnasında Türkiye ve Bulgaristan'da varolan çeşitli kütüphaneler ile internet ortamına yansıyan Bulgar ve Türk edebiyat eleştirmenlerinin bilimsel makalerinde ve değerlendirmelerden faydalanılmıştır. Tezde, Bulgaristan'da dönemsel olarak değişen politik ve sosyal yaşamın yazarın edebi eserleri üzerine etki edip etmediği ve yazım şeklini değiştirip değiştirmediği araştırılmıştır. Bunu yaparken yazarın çeşitli türdeki eserleri üzerinde durulmuş ve bunlar ayrıntılarıyla incelenmiştir.