İstanbul University
Discipline

Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Anabilim Dalı

İstanbul University

10

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

10 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Günümüz Türk oyun yazarlığında "Bellek" ve "Kurgulanmış gerçeklik" (1980-2000)

Bu tez kapsamında, tiyatro sanatının temsil etmeye çalıştığı nesnenin, gündelik yaşam gerçekliğinin kendisi olmadığı, topluma egemen olan güç ve ideolojiler tarafından kurgulandığı dolayısıyla bir yapıntı olduğu tartışmaya açılmaktadır. Gerçeğin kurgusallığı üzerinden ilerleyen bu çalışma aynı zamanda bireyin de kurgulanabilir toplumsal bir fenomen olduğunu ve disiplinci iktidarın belirlediği normlarla inşa edildiğini bu tartışmaya dahil etmektedir. Bunun yanında postmodernizmle birlikte gerçeklik kavramında meydana gelen değişimlerin gerçeğin inşa sürecine bir etkisinin olup olmadığı araştırılmaktadır. Topluma egemen olan gücün gerçekliği nasıl kontrol altına aldığını somutlaştırma anlamında, 12 Eylül 1980 askeri darbesi, siyasal, ekonomik ve kültürel gerçeklikleri ve bireyi kurgulayan bir iktidar biçimi olarak mercek altına alınmaktadır. 1980-2000 yılları arasında yazılan ve 12 Eylül'ün belirlediği toplumsal gerçekliği ve bireyi temsil nesnesi olarak seçen bazı tiyatro oyunları, belirlenen bu gerçekliğe karşıt söylem üretme ve gerçeği kurgulama yöntemlerini görünür kılma bakımından incelenmektedir. Darbeyi toplumsal gerçeklik ve birey inşası temelinde anlamlandıran bu oyunların mevcut gerçeklikle egemen güçler arasında kurduğu ilişki "disiplinci iktidar", "söylem", "kimlik", "ideoloji", "hegemonya", "kolektif bellek" ve "tüketim" gibi çeşitli kavramlarla birlikte analiz edilmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Toplumsal Gerçeklik, Birey, Kurgu, 12 Eylül, Disiplinci İktidar.

12 Eylül 1980 DönemiBellekBirey+7
Ayşe Sancak Deniz
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de tiyatro tarihçiliği: Metin And üzerine bir inceleme

Bu tez, Batı'da ve Türkiye'de gelişen tarihçilik anlayışlarına ve Batı'da tiyatro tarihyazımının oluşum sürecine odaklanarak, Türkiye'deki tiyatro tarihçiliği eğilimlerini 1923-1980 yılları arasında yazılmış ulusal tiyatro tarihi kitapları üzerinden değerlendirmektedir. Örnek bir inceleme olarak, tiyatro tarihçisi Metin And'ın eserlerini yazarken sahip olduğu perspektifin çözümlenmesi ve And'ın tarihçilik yaklaşımını oluşturan ideolojik ve kültürel etkilerin ortaya konulması amaçlanmaktadır.

And, MetinCumhuriyet DönemiEleştirmenler+6
Nihan Şentürk
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Rus absürd tiyatrosu

Varlığın ve yaşamın anlamsızlığı düşüncesinden yola çıkan absürd tiyatro, kişinin dünya ile uyumsuzluğunu, bu uyumsuzluğu biçim ve içerik yönünden açık edecek biçimde ele alır. Absürd tiyatro terimini çağdaş tiyatroya kazandıran Martin Esslin, bu tiyatronun ortaya çıkmasında itici güç olarak II. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında yaşananları görür. Oysa Sovyetler Birliği'nde II. Dünya Savaşı'ndan önce benzer bir tiyatro pratiği görülmeye başlanır. Bu tiyatro pratiğini başlatanlar, 1928 tarihli Yelizaveta Bam oyunu ile Daniil Harms ve 1938 tarihli İvanovların Noel Ağacı oyunu ile Aleksandr Vvedenskiy'dir. Her ikisi de konvansiyonel tiyatro anlayışına aykırı özellikler gösteren oyunlar, bu özellikleri sebebiyle Yakov Druskin, George Gibian, Mihail Meylah ve Jan-Filipp Jakkar gibi araştırmacılar tarafından absürd tiyatro olarak nitelendirilir. Bu çerçevede çalışmamızın amacı, bundan böyle Rus absürd tiyatrosu şeklinde adlandıracağımız Yelizaveta Bam ile İvanovların Noel Ağacı oyunlarının özelliklerini saptamak ve bunların, Esslin'in absürd tiyatro pratiği ile paylaştığı ve ayrıldığı noktaları ortaya koymaktır. Bu maksatla çalışmamızın Birinci Bölüm'ünde Martin Esslin'in absürd tiyatro kuramı ele alınacak ve bu tiyatro pratiğinin özellikleri ortaya konacaktır. İkinci Bölüm'de Rus absürd tiyatrosunun ortaya çıkmasına zemin hazırlayan etmenler tespit edilecek ve Üçüncü Bölüm'de bunlar, bahsi geçen oyunları, kendi özgünlükleri içinde değerlendirmek için kullanılacaktır.

Absürd tiyatroAvangardGerçek Sanat Birliği+2
Esma Armağan Ertuğrul
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Jerzy Grotowski ve Eugenio Barba bağlamında oyunculukta kültürel çalışmalar

Bireylerin yaşamları boyunca icra ettikleri kültürel etkinliklerin; performatif ve dramatik öğelere sahip oldukları, kültürel kimlikleri belirleyen sembolik anlamlar ve eylemsel boyutlara işaret ettikleri gözlemlenmiştir. Bu keşifle birlikte, antropolojide birey yaşamının yorumlanabilmesi için alternatif bir yöntem olarak tiyatral tekniklere başvurulmaya başlanmıştır. Tiyatroda da oyuncunun mevcudiyetini geliştirmek amacıyla ritüellerdeki icracıların beden kullanımları araştırılmıştır. Aynı zamanda oyuncu-bireylerin içinde bulundukları bir tiyatro çalışmasında, tiyatral kimliğinin yanı sıra kültürel kimliğinin de etkilerinin olduğu fark edilmiştir. Bu çalışmada; antropoloji ve tiyatroda ortak çalışma alanlarının yaratılması doğrultusunda, öncelikle antropolojinin tiyatral teknikleri nasıl kullandığına yönelik kuramsal altyapı oluşturulmuştur. Daha sonra tiyatroda ritüelistik bir yaklaşımı öngören Jerzy Grotowski'nin farklı dönemlerindeki çalışmaları ve bu çalışmaların tamamlayıcısı niteliğindeki Eugenio Barba'nın farklı kültürlerden gelen oyuncuları bir araya getirerek uyguladığı çalışma yöntemi incelenmiştir. Antropoloji ile tiyatronun bileşiminden doğan incelemeler sonucunda, oyuncunun tekil veya bir toplulukla birlikte uygulayabileceği ve esinlenebileceği alıştırma örnekleri sunulmuştur. Oyuncu-bireylerin kültürel olarak belirlenmesine neden olan kültürel ve sosyal yaşamının, tiyatro uygulamasına getirdiği olanaklar ve sınırlılıklar çalışmanın odağını oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kültürel Etkinlikler, Antropoloji, Tiyatro, Jerzy Grotowski, Eugenio Barba.

AntropolojiBarba, EugenioGrotowski, Jerzy+5
Ece Özinan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Çağdaş sahnelemede sözden imgeye geçiş olgusuna günümüz tiyatrosundan bir örnek: Romeo Castellucci tiyatrosu

Bu tezin kapsamı çağdaş İtalyan yönetmen Romeo Castellucci'nin ikonakırıcı estetiği ve bu estetiğin oluşturduğu alımlama stratejileri üzerine temellenmektedir. Romeo Castellucci, ikonakırıcı estetiği kullanarak imgeleri ya da ikonları kültürel ve tarihsel bağlamlarından tamamen ayırmadan, yapı söküme uğratarak ya da kırarak onların gösterilmeyen/örtülen yanlarını görünür kılar. Castellucci böylece imgelerin söküklerini ve kırılmış hallerini seyirciye sunar. Bu yaklaşım aynı zamanda konvansiyonel temsil estetiğinin bozulması anlamına gelir. Bu çalışma çağdaş tiyatroda sözden imgeye geçiş estetiğini Castellucci bağlamında tartışmaya açmaktadır. Castellucci'nin estetik yaklaşımının günümüz tiyatrosuna kazandırdığı yeni dramaturjik öneriler ve alımlama önerileri de bu tezin tartışmaları arasında yer alacaktır.

Castellucci, RomeoEstetikModern tiyatro+4
Ozan Ömer Akgül
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Çağdaş oyunculuk eğitiminde "Mevcudiyet" kavramı ve bir uygulama

Oyuncunun sahnedeki mevcudiyetini, hem teatral deneyimin yaratıcı bir parçası hem de oyuncunun ifadesini canlandıran ve güçlendiren dinamik bir oyun bileşeni olarak kabul etmek, mevcudiyeti geliştirmenin ve sürdürmenin yolları var mıdır sorusunu doğurur. Bu çalışmada oyuncunun sahnedeki mevcudiyetini geliştirip güçlendirebilecek araçlar araştırılırken, öncelikle kavramsal bir inceleme yapılmış, ardından çağdaş oyunculuk araştırmaları ve eğitiminde mevcudiyetin nasıl yer aldığına bakılmış ve oyuncunun mevcudiyetini güçlendirmeye yönelik bir atölye önerisinde bulunulmuştur. Uygulanan alıştırmaların oyuncunun mevcudiyetine nasıl bir katkı sunduğu ise atölye katılımcılarının deneyimlerine dair ifadeleri aracılığıyla yorumlanmış ve değerlendirilmiştir.

EğitimModern tiyatroModern tiyatro+3
Burcu Halaçoğlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tiyatromuzda müzikli oyunlarda müziğin değişen işlevi

Bu tezde, tiyatromuzda müzikli oyunların oluşum süreçleri ile müziğin değişen işlevi incelenmektedir. Oyun yazarlarının müzikli bir metin oluştururken seçtikleri yazım yolları, dönemleriyle ilişkili olarak değerlendirilmektedir. Bu yolla, yazarların kendi yazım süreçlerinde örnek aldıkları müzikli oyun formları saptanmakta ve yazarların müzikli oyun yazma süreci tarihsel bir çerçevede ele alınmaktadır. Giriş bölümünde, tiyatromuz yazarları tarafından örnek alındığı öngörülen batılı anlamdaki müzikli tiyatro formları, kuramsal bir çerçevede sunulmaktadır. Bu kuramsal çerçeve ışığında, birinci bölümde, Tanzimat Dönemi ve Meşrutiyet Dönemi'nde batılılaşma etkisinde gelişen tiyatromuzdaki ilk müzikli oyunlara yer verilmekte, döneme ait iki müzikli oyun metni, müziğin işlevselliği bakımından değerlendirilmektedir. İkinci bölümde Cumhuriyet Dönemi kültür politikaları içinde müzikli oyunların yeri araştırılmaktadır. Bu bölümde, müzikli oyunların yaratım süreçleri ile devletin kültür politikaları arasındaki ilişki değerlendirilmektedir. Bununla birlikte döneme ait müzikli oyunlarda müziğin işlevi üzerinde durulmaktadır. Üçüncü bölümde, 1960'lı yıllarda tiyatromuzdaki yeni anlatım arayışları ve bu yeni anlatım arayışlarının müzikli tiyatro oyunlarına yansıması değerlendirilmektedir. Bu tezde, tarihsel bir sıralama ile incelenen müzikli oyun metinleri yoluyla tiyatromuzda müzikli oyun yazma biçimlerinin nasıl bir yol izlediği araştırılmaktadır. Müzikli oyun yazma biçimlerinin belli bir yazım yöntemi oluşturup oluşturmadığı sorunsalı, tezin tartışmayı hedeflediği noktalardan biridir. Bu tartışma ile tiyatromuzda müzikli oyun yazma yöntemlerinin nasıl geliştiği ve günümüz tiyatro yazınındaki yansımasının nasıl olduğu değerlendirilmektedir.

Epik tiyatroKabare tiyatrosuMüzik+6
Sevil Tufan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Tiyatroda namevcudiyet estetiği: Heiner Goebbels oyunları

20. yüzyılın başında Gertrude Stein, Vsevolod Meyerhold ve Adolphe Appia; 1960'lı ve 1970'li yıllarda Robert Wilson, Richard Schechner ve Richard Foreman gibi tiyatro insanları, tiyatroda metnin hâkimiyetini yıkmak için performans odaklı tiyatro çalışmaları yapmışlardır. Fakat Heiner Goebbels'e göre bu çalışmalara rağmen tiyatro, "mevcudiyet" bakımından klasik sanatsal deneyime dayanmaya devam etmektedir. Heiner Goebbels, tiyatroda hâkim olmaya devam eden bu mevcudiyet fikrine karşı duruş olarak düşünülebilecek oyunlar sahnelemektedir. Yönetmen, 1993 yılından bu yana gerçekleştirdiği sahne çalışmalarında oyuncudan başlayarak tiyatronun birçok temel öğesini sahneden kaldırmak üzerine çalışmaktadır. Bu çalışmanın amacı Heiner Goebbels'in "Namevcudiyet Estetiği" olarak adlandırdığı estetik arayışını oyunları bağlamında tartışmaktır. Çalışma kapsamında enstalasyon, sahnelenmiş konser, müzik tiyatrosu, opera olarak sınıflandırılan oyunları çözümlenirken bu estetik anlayışın tarihi yüzyıl başında yapılan avangard çalışmalara kadar geri götürülmektedir. Bu anlamda çalışmanın kurmaya çalıştığı bağlam, Namevcudiyet Estetiği'nin avangard ve modernist estetiklerle olan ilişkisidir. Bu çalışma, yüzyıl başında çeşitlilik göstermeye başlayan sanatsal pratiklerle yüzyıl dönümünde ortaya çıkan sanat pratikleri arasında bir devamlılık arayışındadır.

AvangardAvangard sanatEstetik+3
Ferdi Çetin
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gecekondulaşma ve çarpık kentleşme sorunsalının Türk tiyatrosundaki yansımaları

Bu çalışmada, Türk tiyatrosunda 1940-1980 yılları arasında yazılmış olan tiyatro metinlerinde, kentleşme sorunsalı ekseninde açığa çıkan gecekondulaşma ve çarpık kentleşme olguları irdelenecektir. Belirlenen tarih aralığında, siyasi olarak stratejik önem taşıyan olayların da ışığında, Türkiye'de gerçekleşen kentleşme sürecinin ortaya çıkardığı aksaklıklar, köyden kente göçün yarattığı kültürel sorunlar, kentlerdeki değişimin aile, mahalle, komşuluk gibi toplumsal ilişki modellerine ve bireylere yansımaları tiyatro metinlerinde aranacaktır. Söz konusu kentleşme süreci, Türk tiyatrosunun tarihsel gelişim çizgisi içerisinde değerlendirilirken, Türkiye'de ve dünyada kent ve kent sorunları ile ilgili sosyolojik bulgular aracılığıyla tiyatromuzdaki gecekondu ve çarpık yapılaşma sunumları çözümlenecektir. Tiyatromuza kent problemleri ekseninde yaklaştığımızda, kimlik, göç, yabancılaşma, aile, mahalle, cemaat, komşuluk, yoksulluk gibi bir takım olgularla karşılaşmaktayız. Bu olgular yerel düzlemde, gerek Türk kültürünün geleneksel değerleri üzerinden gerekse köy ve kent olgularının toplumsal yapıları üzerinden bir takım çözümlemelere olanak tanımaktadır. Özellikle, hem köy hem de kent kültürünün özelliklerini taşıması bakımından, yarı kentli yarı köylü olarak nitelendirilen gecekondu toplumları, bu anlamda 'geçişken' ve 'çok kültürlü' yapılar olarak kabul edilmişlerdir. Bu haliyle gecekondu yaşamında belirgin bir sorunsal olarak görülen kimlik meselesi, bazı tiyatro metinlerinde bir çatışma unsuru olarak ele alınmıştır. Çalışmamızın kent ve köy toplumlarının sosyolojik yapılarını incelediğimiz kısmından yaptığımız çıkarımlar ışığında, tiyatro metinlerindeki söz konusu kimlik çatışmalarını, kavramsal zeminde tartışacağız. Tarihsel çizgide temel sorunsalımız üzerinden irdelediğimiz oyunlar sırası ile Köşebaşı, Fazilet Eczanesi, Keşanlı Ali Destanı, Çil Horoz, Fadik Kız, Kördövüşü ve Yollar Tükendi oyunları olacaktır. Her biri kent olgusu içerisinde farklı bir kavramsal çerçeve sunan bu oyunlar çalışmamızın son bölümünde sırası ile çözümlenecektir.

GecekondularGecekondulaşmaGöçler+4
Gizem Taştan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de 1960 sonrası politik tiyatronun gelişimi

Bu çalışmada, 1960 sonrası Türkiye'deki politik tiyatro akımının tarihsel gelişimi araştırılmıştır. Araştırmada, hem siyasi tarih okumaları, hem de ayrıntılı metin analizleri yoluyla çok katmanlı bir yol izlenmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır ve her bir bölümünde, öncelikli olarak ele alınan dönem aralığına dair tarihsel gelişmelerin, politik tiyatro ve Marksist sanat yaklaşımlarına olan etkileri üzerinde durulmuştur. Elde edilen veriler ışığında, yine her bölüm için belirlenen model metinlerin ayrıntılı incelemesi yapılmış, tarihsel analizlerle bağlantılı olarak, yazarların güncel siyasi olayları görme biçimleri, güncel siyasi olaylarla hesaplaşma, okur/izleyiciyi koşullama biçimleri, Marksist sanatı algılama biçimleri kapsamlı olarak tartışılmıştır. Her bölüm sonunda yapılan değerlendirmeler sonucunda, politik tiyatronun Türkiye'ye özgü ayırt edici nitelikleri, politik metinlerdeki öz-biçim dengesinin nasıl bir gelişim izlediği, neden-sonuç ilişkisi bağlamında ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.

1960 sonrasıMarksizmSanat ideolojisi+6
Arda Öztürk
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00