Kirklareli University
Anabilim Dalı

İş Sağlığı ve Güvenliği Anabilim Dalı

Kirklareli University

202

Arşivlenen Tez

8

DOI Atanmış

4%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Üniversite personelinin iş sağlığı okuryazarlığı düzeylerinin belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı, çalışanların iş sağlığı okuryazarlık düzeylerini belirlemek ve bu düzeylerin demografik değişkenler ile bazı bireysel ve örgütsel faktörlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Çalışma nicel araştırma yöntemiyle yürütülmüş, veriler anket tekniği ile toplanmıştır. Araştırmada İş Sağlığı Okuryazarlığı Ölçeği kullanılmış ve ölçeğin Bilgi/Beceri ile İstek/Sorumluluk boyutları birlikte değerlendirilmiştir. Araştırma 593 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler istatistiksel analiz yöntemleri ile değerlendirilmiştir. Bulgular, iş sağlığı uygulamalarının etkin olduğu çalışma ortamlarında ve iş sağlığı kurallarını uygulayan bir yöneticinin bulunduğu durumlarda çalışanların iş sağlığı okuryazarlık düzeylerinin anlamlı biçimde daha yüksek olduğunu göstermiştir. Ayrıca düzenli sağlık taramasına katılan ve okuma alışkanlığı bulunan bireylerin okuryazarlık düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Buna karşılık bazı demografik değişkenler ve çalışma birimine ilişkin özellikler açısından anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Sonuç olarak, hem bireysel farkındalık düzeyi hem de iş yerindeki iş sağlığına yönelik uygulamaların, çalışanların iş sağlığı okuryazarlık düzeyini etkileyen önemli unsurlar olduğu ortaya konmuştur.

Demografik değişkenlerİş sağlığıİş sağlığı okuryazarlığı+2
Zeynep Gümüş
Gümüşhane University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2026
10
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2026.202
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okul pansiyonlarında yangın risklerinin belirlenmesi ve aktif yangın güvenlik önlemlerinin değerlendirilmesi

Öğrenci barınma ihtiyacının giderilmesi için yapılan okul pansiyonlarında öğrencilerin can ve mal güvenliğini tehdit eden en önemli tehlikelerden biri de yangındır. Yangının ortaya çıkmasına sebep olabilecek faktörlerin ortadan kaldırılması ve yangın sırasında ortaya çıkacak can ve mal kaybının azaltılması için yangın güvenlik önlemlerinin alınması gerekmektedir. Bu çalışmada, Ağrı İlinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okul pansiyonlarında yangın risklerinin belirlenmesi ve aktif yangın güvenlik önlemlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma betimsel araştırma yöntemi ile yürütülmüştür. Çalışma Ağrı İlinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı 16 tane okul pansiyonunda yapılmıştır. İlgili literatür ve mevzuatlar incelenerek araştırmacı tarafından hazırlanan kontrol listeleri ve 5*5 L tipi risk değerlendirme metodu kullanılarak oluşturulan risk değerlendirme formları ile veriler elde edilmiştir. Bu çalışma sonucunda incelenen okul pansiyonlarında genel olarak önemli ve orta düzey risk seviyesinde yangın riskleri belirlenmiştir. Bu risklerin daha çok elektrik, yangın uyarı sistemleri, yataklar, yer döşemeleri ve yönlendirme levhaları kaynaklı tehlikeler sonucu ortaya çıktığı görülmüştür. Ayrıca okul pansiyonların aktif güvenlik önlemlerinden yangın dolabı ve taşınabilir söndürücülerin bulunduğu ancak yangın uyarı sistemlerinin yeterli düzeyde olmadığı, var olan uyarı sistemlerinin ise çalışmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuçlara bakıldığında okul pansiyonlarında yangın ve acil durum yönetiminin sağlanabilmesi için bir yönetim politikası geliştirilmeli ve sürekli gözden geçirmelerle denetimin yapılması önerilmektedir.

PansiyonRisk değerlendirmesiYangın+2
Yakup Zariç
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İş güvenliği uzmanlarının inşaat sektöründe iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları sırasında karşılaştıkları sorunların incelenmesi

İnşaat sektörü tarihin eski çağlarından beri medeniyetin önemli bir parçası olmuştur. Yerleşik hayata geçilmesi ile başlayan inşaat sektörü dünya nüfusunun hızla arttığı günümüzde ihtiyaçların değişmesi, yeni malzemelerin üretilmeye başlanması, teknolojinin gelişmesi ve iş aletlerinin gelişmesi ile baştan sona değişime uğramıştır. Bu değişimlere ayak uydurmak zorunda olan çalışanlar fiziksel etkenlerin yanında çeşitli kimyasal ve biyolojik risk etmenlerine de maruz kalmaktadır. Bütün bu tehlike ve risklerin yanında işçilerin yüksekte çalışmak zorunda olması ve işlerini hızlı bir şekilde yapmaya zorlanmaları beraberinde daha büyük tehlike ve riskleri de getirmektedir. Tez çalışmasında inşaat sektöründe iş güvenliği uzmanlarının inşaat sektörü iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları sırasında karşılaştıkları sorunların tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla rastgele örneklem seçilerek inşaat sektöründe çalışan iş güvenliği uzmanlarıyla görüşme yapılmıştır. Çalışmada nitel görüşme formu 4 ayrı kategoriye ayrılarak kullanılmıştır. Görüşmelerden elde edilen verilere içerik analizi yapılarak iş güvenliği uzmanlarının inşaat sektöründe iş sağılığı ve güvenliği uygulamaları sırasında karşılaştıkları sorunlar tespit edilmiştir. Sonuç ve öneriler kısmında iş güvenliği uzmanlarının inşaat sektöründe iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları sırasında karşılaştığı sorunlara çözüm önerilerinde bulunulmuştur.

İnşaat sektörüİş güvenliği uzmanı
Mehmet Abdullah Çaçan
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeraltı ve yerüstü faaliyet gösteren bir kömür madeni işletmesinde iş sağlığı ve güvenliği risklerinin değerlendirmesi.

Madencilik sektörü açısından yeraltı ve yerüstü madenciliği tüm dünyada büyük öneme sahiptir. Yeraltı ve yerüstü madenciliğinin güvenli ve en iyi şartlarda yürütülmesi için en üst düzeyde güvenlik tedbirlerinin alınması gerekmektedir. Yeraltı ve yerüstü madenciliğinde olası herhangi bir kaza ve ölüm riskine karşı işlerin takibi oldukça önemlidir. Bu çalışmada; Erzurum ilinde yeraltı ve yerüstü faaliyet gösteren bir kömür madeni işletmesinde çalışanların sağlığını ve güvenliğini etkileyecek çalışma ortamı risklerinin karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi ve alınacak önlemlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla yapılan çalışma, nicel risk değerlendirme yaklaşımlarından Fine-Kinney ve nitel yaklaşımlarından biri olan 5x5 matris yöntemleri ile yürütülmüştür. Risk değerlendirme sürecinin birinci adımı tehlikeleri tanımlamaktadır. Dolayısıyla öncelikle tehlike girdileri elde edilmiştir. Çalışmanın yürütüldüğü maden ocağı bölümlere ayrılmış ve tehlikeler kategorilendirilmiştir. Maden ocağı ana ve tali havalandırma bölümü, atölyeler ve çalışma alanları, tahkimat ve kazı işleri, taşıma ve nakliyat işleri, denetim gözetim ve iş organizasyonu yeterliliği, kazan dairesi bölümü, patlayıcı madde depo bölümü, idari sosyal tesisler bölümü, marangozhane bölümü, stok ve döküm sahası bölümü, tahlisiye istasyonu bölümü ve yıkama, eleme ve torbalama tesisi bölümü olmak üzere toplam 12 bölüme ayrılmıştır. Tehlikeler ise patlama, yangın ve su baskını, elektrik ve elektrikli ekipmanlar, acil durum ilkyardım, kimyasal, fiziksel ve biyolojik tehlikeler ve özel güvenlik hizmetleri olmak üzere toplam 5 bölüme ayrılmıştır. Çalışma sonucunda Fine-Kinney risk değerlendirmesinde en fazla kabul edilemez riskin görüldüğü bölüm patlama, yangın ve su baskınının olduğu alan iken, 5x5 matris yönteminde ise en yüksek riske sahip alan ocak ana ve tali havalandırma alanı olduğu ortaya çıkmıştır. Fine-Kinney ve 5x5 matris risk analizleri ile yukarıda belirtilen başlıklar altında değerlendirilen tehlikelerin ortaya çıkaracağı risklerin kabul edilebilir risk ve düşük risk düzeylerine indirilebileceği görülmüştür. Uygulanan risk değerlendirmelerinde Fine-Kinney risk değerlendirme yönteminin riskleri derecelendirme noktasında daha kapsamlı, daha verimli, daha net okunabilir sonuçları bizlere verdiği görülmektedir. Tespit edilen tehlike için yapılması gereken müdahale zamanını daha net olarak değerlendirmemizi sağlamıştır. 5x5 matris risk değerlendirmesinin ise daha kolay ve pratik oluşu risklerin hızlı bir şekilde değerlendirilmesi konusunda kolaylık sağlamıştır.

Fine Kinney yöntemiİş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu
Emre Demir
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İş güvenliği uzmanları için iş sağlığı ve güvenliği hizmet alanları yetkinlik belirleme ölçeği geliştirilmesi: Geçerlilik ve güvenilirlik sonuçları

Bu araştırmanın temel amacı iş güvenliği uzmanlarının İSG hizmet alanlarına yönelik yetkinlikleri belirlemek için geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmektir. Bu çalışma metodolojik tasarımda desenlemiştir ve yetkinlik tanımından yola çıkarak iş güvenliği uzmanlarının İSG hizmet alanlarına yönelik yetkinlikleri, uygulama sürecindeki verimliliğini sağlayan özelliklerine göre kavramsallaştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 447 iş güvenliği uzmanı oluşturmaktadır. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda ölçek maddelerinin 6 faktör altında topladığı tespit edilmiştir. Bu faktörler kişisel performans, olay yönetimi, strateji, iş sağlığı güvenliği ve mevzuatı, pozitif güvenlik kültürü geliştirme ve risk yönetimidir. Doğrulayıcı faktör analizi yapılarak R2 değerleri 0.217 ile 0.671 arasında değer alarak maddelerin boyutları kuvvetli bir şekilde açıkladığı görülmüştür. ISGYO'ya ait model uyum iyiliği katsayılarının (χ2/df=2.097, RMSEA= .07, GFI=.93, AGFI= .95, NFI= .93, IFI= .91, CFI= .91, SRMR= .06) kabul edilebilir sınırlarda çıktığı ve modelin iyi uyum gösterdiği görülmüştür. Yapılan doğrulayıcı faktör analizi sonuçlarına göre ölçeğin faktör dağılımları doğrulanmıştır. Ölçeğin güvenirlik çalışması kapsamında Cronbach Alfa iç tutarlılık güvenirlik katsayıları 6 faktör için sırasıyla 0.906, 0.857, 0.836, 0.791, 0.839 ve 0.761 çıkmıştır. Bu sonuçlara göre ölçeğin alt boyutlarının güvenirliklerinin çok iyi ve iyi derece güvenilir oldukları görülmüştür. Ölçeğin genel Cronbach Alfa katsayısı 0.956 çıkmıştır. Bu sonuç modelin çok iyi derecede güvenilir olduğunu göstermiştir. Elde edilen bulgular neticesinde geliştirilen ölçeğin iş güvenliği uzmanlarının İSG hizmet alanlarında sabit olmaları gereken yetkinlikleri ölçebilmek için geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu görülmüştür.

Filiz Koçak
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de 2007-2020 yılları arasında metal sektöründe meydana gelen iş kazalarının istatistiksel analizleri

Metal sektörü her zaman en fazla iş kazası yaşanan sektörlerin arasında yer almıştır. Metal sektörü ülke ekonomisinde büyük bir rol üstlenirken aynı zamanda tüm sektörler arasında ölümlü iş kazalarının fazla yaşandığı sektör olmayı sürdürmektedir. İş kazalarının yoğun olarak yaşandığı bir sektör olduğu için gerekli iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin sürekli olarak güncellenmesi ve geliştirilmesi gerekmektedir. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte günümüzde kullanılan ergonomik iş araç gereçleri, işçi sağlığını korumak için gerekli olan en önemli tedbirler arasındadır. Metal sektörü birçok alt sektöre istihdam oluşturmaktadır. Bunların başında; Ana metal ve fabrikasyon metal ürünleri imalatı (makine ve teçhizat hariç) faaliyet alanlarıdır. Sektördeki her alt faaliyet alanı kendi içinde birbirinden farklı şekilde sağlık ve güvenlik tedbirleri gerektiren sağlık ve güvenlik tehlikeleri barındırmaktadır. Öte yandan önlemlerin alınmamasından kaynaklı olarak işyerlerinde yaşanan iş kazaları günden güne artış göstermektedir. Gerekli İSG önlemleri alındığında ve bu önlemler gerekli eğitimlerle güçlendirildiğinde işyerlerindeki bu kazaların tümü önlenebilir durumdadır. Bu çalışmada, SGK'dan alınan veriler bakımından 2007-2020 yılları arasında yaşanan iş kazaları ve bu iş kazalarından kaynaklı ölümler, sektördeki alt faaliyet alanlarına göre incelenmiştir. Metal sektörüne ait tehlikelerin incelenebilmesi amacıyla yapılan bu araştırmada, 2007-2020 yılları içerisinde yaşanan iş kazaları ve bu iş kazalarından kaynaklı ölümlerin sıklık oranı hesaplanmıştır, ayrıca iş kazası oranlarının ve ölümle sonuçlanan iş kazalarının oranlarının azaltılabilmesi için çözüm önerileri sunulmuştur. Bu araştırmada, 2007-2013 yılları ilk 7 yıllık dönem ve 2014-2020 yılları ikinci 7 yıllık dönem olarak ikiye ayrılmıştır. İki örneklem grubunu oluşturan bu iki 7 yıllık dönem arasındaki değişim iş kazaları ve ölümlü iş kazaları için istatistiksel olarak incelenmiştir.

İş kazaları
Özcan Pelit
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ağrı'da kamu kurumlarına ait spor merkezleri ve yüzme havuzları için risklerin değerlendirilmesi

İnsan yaşamının her alanında son yıllarda meydana gelen hızlı gelişmeler yapısal olarak sporun yapıldığı alanları da etkileyerek spor merkezleri ve yüzme havuzlarının fiziki yapılarını, ergonomik kullanımı, tasarımı, sağlamlığı ve dayanıklılığı, ulaşımı gibi pek çok yönden gelişmesine katkı sunmuştur. Son dönemlerde hızla yaygınlaşan spor merkezleri her ne kadar sporun iyi bir şekilde yapılmasını sağlasa da birtakım risklerle karşı karşıya kalabilirler. Spor merkezleri çalışanları ve spor yapmak amacıyla bu spor merkezlerini kullananlar farklı seviyelerde risklere maruz kalabilmektedir. Spor merkezleri yapıları gereğince bünyelerinde farklı seviyelerde riskler barındırmaktadırlar. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından Spor Merkezleri ve Yüzme Havuzları Risk Değerlendirmesi Kontrol Listesi hazırlanmıştır. Söz konusu kontrol listesi spor merkezleri ve yüzme havuzları için 13 farklı bölümde 105 ve yüzme havuzları için 21 evet-hayır şeklinde cevaplanabilecek soru içermektedir. Bu tez çalışmasında Spor Merkezleri ve Yüzme Havuzları Risk Değerlendirmesi Kontrol Listesi Ağrı ili sınırları içerisinde faaliyet gösteren kamuya ait 8 spor merkezine ve 2 yüzme havuzuna uygulanarak mevcut durumun iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Elde edilen sonuçlar kontrol listesindeki her bir alt bölüm için karşılaştırılmalı olarak ayrı ayrı değerlendirilmiş ve tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Spor Merkezi, Yüzme Havuzu, ÇSGB, Spor Merkezleri ve Yüzme Havuzları Risk Değerlendirmesi Kontrol Listesi, İş sağlığı, İş güvenliği

İş sağlığı
Muzaffer Zepak
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitiminin Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan öğretim programlarına entegrasyonun incelenmesi

İş sağlığı ve güvenliği (İSG)'nin temel amacı sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamının oluşturulmasıdır. Sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamının oluşmasında en önemli faktörün insanlar olduğu düşünüldüğünde güvenlik kültürü ile donatılmış bir topluma ihtiyaç duyulmaktadır. Güvenlik kültürünün oluşturulabilmesi için daha küçük yaşlarda sağlık ve güvenlik eğitimleri verilmeli ve farkındalık artırılmalıdır. Bu bağlamda ülkemizde bakanlıklar tarafından gerekli adımlar atılmış ve İSG dersinin eğitime entegrasyonuna yönelik iş birliği yapılmıştır. Bu çalışmada Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan öğretim programlarında iş sağlığı ve güvenliğinin eğitime entegrasyonunun incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman inceleme yöntemi ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak Milli eğitim bakanlığı tarafından okul öncesi, orta öğretim, lise ve mesleki eğitim kademeleri için yayınlanan öğretim programları doküman olarak kullanılmış ve elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. İSG konu alanlarının tüm derslerin öğretim programlarına yansımasını saptayabilmek için her bir kademenin öğretim programları incelenmiş ve Sağlık, Tehlike, Risk, Güvenlik, Önlem, Acil durum, Emniyet, Korunma, İş Sağlığı ve Güvenliği, Görev ve Sorumluluklar, Ekipman, Trafik kuralları kelimeleri analiz birimi olarak belirlenmiştir. Çalışma sonucunda iş sağlığı ve güvenliği konu analiz birimlerine göre öğretim programlarında bulunan kazanımlar incelendiğinde İlkokul Öğretim Programının "Hayat Bilgisi, Rehberlik, Fen bilimleri, Beden Eğitimi ve Oyun, Sosyal Bilgiler ve Trafik Güvenliği" derslerinde, Ortaokul Öğretim Programının "Sosyal Bilgiler, Fen Bilimleri, Beden Eğitimi ve Rehberlik" derslerinde, Lise Öğretim Programının "Beden Eğitimi, Kimya, Rehberlik, Sağlık Bilgisi ve Trafik Kültürü, Coğrafya ve Fizik" derslerinde bazı kazanımlara rastlanmıştır. Ayrıca mesleki eğitim öğretim programlarına baktığımızda iş sağlığı ve güvenliği konu alanlarına yönelik kazanımlara rastlanmıştır. Ancak çalışmada önemli görülen tespitlerden biri mesleki eğitim veren okullarda İSG'nin ders olarak müfredat programlarında yer almamasıdır. Mesleki eğitimde İSG farkındalığının meslek öncesinde kazandırılması açısından İSG dersinin öğretim programlarında ve müfredatta ayrı bir ders olarak yer alması önerilmektedir.

Eğitim programlarıGüvenlik kültürüMesleki eğitim+4
Ömer Karabulut
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir üniversitede ofis çalışanları için ergonomik risk faktörlerinin REBA ve RULA yöntemleri kullanılarak değerlendirilmesi

Ergonomi; işin, ekipmanın, işyerinin ve çalışma koşullarının çalışana uygun olarak tasarlanması bilimidir. Ergonomi, insan vücudunun fiziksel yetenekleri ve sınırlılıkları dikkate alınarak çalışan için sağlıklı bir çalışma ortamının kurulmasını amaçlar. Bu amaç doğrultusunda çalışanın özelliklerinin yapılan iş, kullanılan ekipman ve çalışma ortamı ile nasıl ilişkili olduğu değerlendirilir. Ergonomik koşullar göz ardı edildiğinde çalışanlarda mesleki kas−iskelet sistemi rahatsızlıkları yaygın olarak görülmektedir. Bu tür rahatsızlıklar; statik olarak, uzun süreli, üst uzuvların tekrar tekrar hareket etmesini gerektiren ve çoğunlukla bilgisayar kullanılarak yerine getirilen işler yapan ofis çalışanlarının sağlıkları ile ilgili en büyük tehditlerden biridir. Ofisler, iş istasyonunun, ekipmanın ve iş içeriğinin çeşitli boyutları arasındaki etkileşimlerle karmaşık bir fiziksel çalışma ortamını temsil eder. Bu ortamda çalışanlar işleri gereği uzun süre rahatsız ve ağrılı pozisyonlarda kalırlar ve kronik kas−iskelet sistemi (KİS) problemlerine karşın çalışma ortamlarının ergonomik açıdan dikkatli bir şekilde tasarlanması gerekir. "Hızlı Tüm Vücut Değerlendirmesi" (REBA) ve "Hızlı Üst Ekstremite Değerlendirmesi" (RULA) ergonomik risk analizi için sıklıkla kullanılan ve oldukça başarılı olan iki ana değerlendirme yöntemidir. Bu yöntemlerde çalışanın işini yaptığı esnadaki fiziksel hareketleri RULA ve REBA formları kullanılarak puanlanır, puanlar analiz edilerek risk skoru belirlenir ve iyileştirme önerileri yapılır. Bu çalışmada bir üniversitedeki ofis çalışanları için RULA ve REBA kullanılarak çalışma duruşları ergonomik açıdan değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan gönüllü ofis çalışanları için risk skorları cinsiyet, kas iskelet sistemi rahatsızlığı varlığı, egzersiz yapma durumu, yaş faktörü, çalışma süresi, kilo ve boy gibi etkenler ile birlikte değerlendirilmiştir. Ofis çalışanları için duruş bozuklukları ve fiziksel koşullardan kaynaklı risklerin ortadan kaldırılmasına yönelik uygun ofis egzersizleri ve ergonomik çözüm önerilerinde bulunulmuştur.

Yonca Uzkan
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tekstil fabrikasında çalışan işçilere verilen egzersiz eğitiminin kas iskelet sistemi rahatsızlıklarına etkisi

Bu çalışma, tekstil işçilerine verilen eğitimin kas iskelet sistemi rahatsızlıklarına etkisini değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Materyal-Metod: Ön test- Son test Kontrol gruplu gerçek deneme modeli olarak planlanan bu çalışmanın evrenin Batman il merkezinde bulunan iki tekstil fabrikasında çalışan işçiler oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Mart-Eylül 2023 tarihleri arasında toplanmıştır. Deney grubuna 40, kontrol grubuna 40 tekstil işçisi alınmıştır. Verilerin analizinde sayılar, yüzdeler, ortalama değerler, ki-kare testi, bağımlı gruplarda t testi, bağımsız gruplarda t testi ve ANOVA varyans analizi yöntemleri kullanılmıştır. Deney grubundaki işçilere araştırmacı tarafından Kas iskelet sistemi rahatsızlıklarını azaltmaya yönelik eğitim programı oluşturulmuştur. Kontrol grubuna herhangi bir girişim yapılmamıştır. Tanıtıcı Anket formu ve Cornell Kas İskelet Sistemi Rahatsızlığı Taraması anket formu, veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Eğitimden 12 hafta sonra deney ve kontrol grubuna son test anketleri dağıtılmıştır. Verilerin analizinde, sayılar, yüzdeler, ortalama değerler, ki- kare testi, bağımlı gruplarda t testi, bağımsız gruplarda t testi ve ANOVA varyans analizi yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmanın yürütülmesi için Batman Üniversite Etik Kurul'unda etik onayı ve tekstil fabrikalarında kurum izni alınmıştır. 12 haftalık bir araştırma sürecinde, egzersiz ve eğitim müdahalesi alan deney grubunda yapılan değerlendirmeler sonucunda, Cornell Kas İskelet Sistemi Rahatsızlığı Ölçeği' nde boyun, sağ omuz, sol omuz, sırt, sağ kol, sol kol, bel, kalça, sağ diz, sol diz, sağ ayak ve sol ayak bölgelerindeki toplam puanlar, başlangıçtaki testlerle karşılaştırıldığında belirgin şekilde düşük bulunmuştur. İki test arasındaki puan istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). Kontrol grubunda ise boyun, sağ omuz, sol omuz, sırt, sağ kol, bel, sağ önkol, sol önkol, kalça, sağ diz, sol diz, sağ bacak, sol bacak, sol ayak bölgelerinde toplam puanı istatistikselaçıdan ön test puan ortalamalarına göre belirgin şekilde yüksek bulunmuştur. Deney grubunun son test puan ortalaması ön test puan ortalamasına göre daha düşük bulunmuştur. Kontrol grubunun son test puan ortalaması ön test puan ortalamasına göre daha yüksek bulunmuştur. Bu sonuçlar verilen eğitimin deney ve kontrol grubu için anlamlı olduğunu gösterir. Deney Egzersiz programına deney grubundaki katılımcıların yeterince uyum sağlamamasına rağmen, kas iskelet sistemi sağlığı üzerinde olumlu bir etki gözlemlendi. Çalışma sonuçları, tekstil fabrikası çalışanlarına yönelik uygulanan egzersiz ve ergonomik eğitim programının, çalışanların kas iskelet sistemi sağlığını pozitif yönde etkilediğini göstermiştir.

Elif Akman
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İş yeri şiddeti ve yakın partner şiddetinin çalışan kadınların sağlık ve iş performanslarına etkisi

Bu araştırma, Türkiye genelinde yetişkin kadınların iş yeri ve yakın partner şiddetine maruz kalma durumlarını ve bu şiddetin iş performanslarına etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilen çalışmada, rastgele örnekleme yöntemiyle belirlenen 467 kadın katılımcı yer almıştır. Veri toplama araçları olarak İş Yeri Şiddeti Ölçeği, Dünya Sağlık Örgütü Sağlık ve İş Performansı Ölçeği ve Dünya Sağlık Örgütü Aile İçi Şiddet Tarama Soru Formu kullanılmıştır. Araştırma verileri sosyal medya hesapları üzerinden çevrim içi ortamda toplanmıştır. Toplanan veriler önce Microsoft Excel'e, ardından SPSS 27 programına aktarılmış ve araştırmanın amacına uygun olarak analiz edilmiştir. Bulgular, iş yeri şiddeti ile iş performansı arasında negatif bir ilişki ortaya koymuş; özellikle fiziksel ve duygusal şiddetin, iş tatmini ve işte var olma üzerinde olumsuz etkileri olduğu belirlenmiştir. Yakın partner şiddeti açısından da benzer sonuçlar elde edilmiş; duygusal ve ekonomik şiddetin, kadınların iş performansını ve genel yaşam kalitesini düşürdüğü tespit edilmiştir. Bu sonuçlar, iş yeri ve yakın partner şiddetinin kadınların iş ve özel yaşamları üzerinde önemli etkileri olduğunu ortaya koymaktadır. Araştırma bulguları, iş yerinde ve toplumsal düzeyde şiddetin önlenmesi ve yönetilmesi için daha etkili politikaların geliştirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

SağlıkYakinİş performansı+3
Ali Keskin
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlerin iş performanslarının yordayıcıları olarak mesleki stres ve mesleki dayanıklılık

Mevcut araştırma öğretmenlerde algılanan mesleki stres, mesleki dayanıklılık ve iş performansı düzeylerini ve öğretmenlerin stres ve dayanıklılık düzeylerinin iş performansını yordama gücünü ortaya koymaktadır. 2024-2025 eğitim ve öğretim yılında Batman ili genelinde görev yapan öğretmenler araştırmanın evrenini, söz konusu evrenden uygun örnekleme yöntemi ile ulaşılan 512 öğretmen ise örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Demografik Bilgi Formu", "Öğretmen İş Performansı Ölçeği", "Algılanan Mesleki Stres Ölçeği" ve "Öğretmen Mesleki Dayanıklılık Ölçeği" kullanılmıştır. Kullanılan ölçme araçlarının daha önce öğretmen örneklemleri üzerinde geçerlik ve güvenirliği kanıtlanmış olduğundan mevcut araştırmada yapı geçerlikleri doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ile ortaya konmuştur. Güvenirlik kapsamında ise Crıonbach's Alpha iç tutarlılık katsayısı hesaplanmıştır. Elde edilen bulgular, ölçeklerin geçerlik ve güvenirlik ölçütlerini karşıladığını göstermiştir. Araştırma amacı doğrultusunda nicel araştırma yöntemlerinden betimsel ve ilişkisel tarama modelleri benimsenmiştir. Veri analizinden önce veri setinin dağılımı kontrol edilmiş ve normal dağılım varsayımının karşılanmadığı değerlendirilmiştir. Bu nedenle, uç değerler kutu grafiği yöntemi ile belirlenmiş ve 14 katılımcıya ait veri analiz dışı tutulmuştur. Betimsel istatistikler kapsamında minimum, maksimum, aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri; karşılıklı ilişkileri ortaya koymak amacıyla Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı ve yordayıcı ilişkileri ortaya koymak amacıyla yapısal eşitlik modellemesi (YEM) kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, katılımcıların araştırma değişkenlerine yönelik algıları nispeten olumlu olup algılanan mesleki stres ile öğretmen iş performansı arasında istatistiksel olarak anlamlı, negatif yönde ve düşük düzeyde; öğretmen mesleki dayanıklılığı ile iş performansı arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönde ve orta düzeyde ilişkiler mevcuttur. Algılanan mesleki stres ve mesleki dayanıklılık değişkenleri öğretmen iş performansını istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde yordamaktadır. Elde edilen bulgular mevcut alanyazın temelinde tartışılmış ve bulgulara dayalı olarak uygulayıcılara, araştırmacılara ve politika yapıcılara birtakım öneriler sunulmuştur.

Veysel Şimşek
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi öğretmenlerinde işe bağlı kas-iskelet ağrısı prevalansı ve etkı̇leyen faktörlerin belirlenmesi

Bu araştırma, okul öncesi öğretmenlerin çalışma ortamında karşılaştıkları ergonomik ve psikososyal risklerin belirlenmesini ve bu risklerin kas-iskelet sistemi üzerindeki etkilerinin analiz edilmesini amaçlamaktadır. Çalışmanın evrenini Türkiye genelinde özel ya da kamuda en az 6 aydır çalışan öğretmenler oluşturmaktadır. Basit örnekleme metoduyla çalışma kapsamında 366 öğretmene ulaşılmıştır. Verilerin toplanmasında, araştırmacılar tarafından hazırlanan online anket formu kullanılmıştır. Bu formda; tanıtıcı bilgi formu ve Cornell işe bağlı kas iskelet ağrı değerlendirme ölçeği soruları yer almaktadır. Çalışmanın sonucuna bakıldığında, öğretmenler farklı vücut bölgelerinde yaşadığı kas-iskelet ağrısı (KİSR) yaygınlığını göstermektedir. En yüksek yaşanan ağrı bölgeleri Boyun, Bel ve Sırt şeklinde belirtilmiştir. Bunların kadın ve erkeklerdeki oranları ile yaşlara göre farklı olmaktadır. En yüksek bu bölgelerin çıkması, merkezi sinir sistemi üzerinden aynı bölgelerden sinirlerin geçmesi olarak değerlendirilmiştir.

Muhammed Nadir Kaplan
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Baret üretiminde kullanılan cam fiber malzemede istifleme açısının darbe dayanımına etkisinin iş sağlığı ve güvenliği açısından incelenmesi

İş Sağlığı ve Güvenliği alanında sağlık ve güvenlik riskine karşı kişisel koruyucu donanımlar kullanılmaktadır. Koruyucu başlıklar, eldiven, maske, kulaklık, gözlük vb. aletler bunlardan bazılarıdır. İnsanların başını, yüksekten düşen cisimlere veya oluşabilecek kazalarda meydana gelebilecek darbelere karşı koruyan baret ve kask gibi ekipmanlar, en yaygın kullanılan kişisel koruyucu donanımlar arasındadır. Baret ve kasklar genellikle PE, ABS, YYPE veya sertleştirilmiş fiberglas malzemeden yapılmaktadır. Bu çalışmada ise cam fiber malzeme kullanılarak farklı istifleme açılarında ve diziliminde üretilen malzemenin darbe dayanımı direnci ve baret olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Farklı ölçülerde üretilen numuneler için ağırlık düşürme testi ve Charpy darbe deneyi uygulanmıştır. 20 J ve 40 J için yapılan ağırlık düşürme testlerinde maksimum kuvvet, emilen enerji ve maksimum yer değiştirme değerleri belirlenerek, zamana bağlı grafikler çizilmiş ve detaylı analizler sunulmuştur. Ayrıca darbe düşürme deneyi sonrasında numunelerin ön ve arka yüzündeki alanlar hesaplanarak deformasyon dirençleri belirlenmiştir. Bunlara ilaveten Charpy darbe deneyi ile numunelerin yatay ve dikey olması durumunda darbe sönümleme kapasiteleri belirlenmiştir. Sonuç olarak istifleme açıları ve dizilimlerinin, malzemenin elastik ve plastik deformasyon bölgeleri, tepe kuvvetleri ve kırılma davranışları ile enerji tutma kapasiteleri üzerinde etkin olduğu saptanmıştır.

Hakan Karakaya
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Batman'da hazır giyim eşyalarının imalatında çalışanların maruz kaldıkları fiziksel risk etmenlerinin değerlendirilmesi

Bu tez çalışmasında Batman'da bulunan bazı giyim ürünleri imalatının yapıldığı iş yerlerindeki risk analizlerinin değerlendirilmesi konusu ele alınmıştır. İş sağlığı ve güvenliği, iş kazası, meslek hastalığı gibi terimlerin genel olarak ne anlama geldiği değerlendirilmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu'na göre tekstil ürünleri ve giyim ürünleri imalatı olarak ikiye ayrılan işletmelerin imalat süreçleri kısaca belirtilerek giyim ürünleri imalatı yapılan iş yerlerindeki risk faktörleri ve bu faktörlere karşı alınması gereken önlemler aydınlatma, biyolojik etmenler, ergonomi, gürültü, hareketli parçalar, kimyasal etmenler, psikososyal etmenler, termal konfor, titreşim, toz/lif maruziyeti ve yangın gibi kategorize edilerek değerlendirilmiştir. Giyim ürünleri imalatının yapıldığı iş yerlerindeki iş kazaları ve meslek hastalıklarının ne olduğu ve Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre 2019-2023 yıllarında ülke genelinde ve Batman ili özelinde aktif çalışan sayısı, tekstil sektöründe meydana gelen iş kazaları ve meslek hastalıkları, bunlara bağlı ölümleri içeren veriler grafik olarak gösterilmiştir. Batman ili özelinde iki kot yıkama ve boyama, iki hazır giyim ürünleri imalatı yapan işletmelerin risk analiz formlarındaki veriler İş sağlığı ve güvenliği kapsamında değerlendirilmiştir.

Hazır giyimHazır giyim endüstrisiHazır giyim işletmeleri+5
Abdurrahman Zengin
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lise öğrencilerinde sosyal destek ve baş etme stratejilerinin depresyon üzerinde etkisi

Bu araştırmada, lise öğrencilerinde sosyal destek ve baş etme stratejilerinin depresyon üzerinde etkisi incelenmiştir. Araştırma, 2023-2024 eğitim ve öğretim yılı Bahar döneminde Batman merkezde eğitim gören 238 erkek ve 196 kız olmak üzere 434 lise öğrencisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Öğrencilere uygulanan araçlar arasında Depresyon, Anksiyete, Stres Ölçeği (DASS-21), sosyal destek ölçeği ve baş etme stratejileri ölçeği bulunmaktadır. Araştırmanın veri analizi için SPSS (24) programı kullanılmıştır. Veri analizi sürecinde, tanımlayıcı istatistikler (minimum, maksimum, ortalama, standart sapma, basıklık, çarpıklık) ile birlikte korelasyon ve lineer regresyon analizleri yapılmıştır. Elde edilen bulgular, sosyal destek ve baş etme stratejileri ile depresyon arasındaki ilişkilerin incelenmesine olanak tanımaktadır. Analiz sonuçlarına göre, depresyon ile aktif başa çıkma arasında negatif yönde bir ilişki bulunmuştur (p<.05). Bu, öğrencilerin aktif başa çıkma stratejilerini kullandıkça depresyon düzeylerinin azaldığını göstermektedir. Diğer yandan, depresyon ile kaçınan başa çıkma ve olumsuz başa çıkma stratejileri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<.05). Bu sonuç, öğrencilerin depresyon düzeyleri yükseldikçe kaçınma ve olumsuz başa çıkma davranışlarını daha fazla benimsediklerini göstermektedir. Sosyal destek ile depresyon arasında negatif ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (p<.05), yani öğrencilerin sosyal destek algıları arttıkça depresyon seviyelerinin azalma eğiliminde olduğu görülmüştür. Ayrıca, sosyal destek ile aktif başa çıkma arasında pozitif bir ilişki bulunmuş (p<.05). Bu sonuç, sosyal desteğin öğrencilerin aktif başa çıkma stratejilerini kullanmalarını teşvik ettiğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, sosyal destek ile kaçınan başa çıkma ve olumsuz başa çıkma arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>.05). Bu durum, sosyal destek algısının başa çıkma stratejileri üzerinde etkili olmadığını veya bu stratejilerin sosyal destekten bağımsız olarak gelişebileceğini düşündürmektedir. Ayrıca regresyon analizinde, sosyal destek depresyonu negatif ve anlamlı bir şekilde yordamakta ve varyansının %3'nü açıklamaktadır. Diğer tarafta, kaçınan başa çıkma ve olumsuz başa çıkma stratejileri depresyonu pozitif ve anlamlı bir şekilde yordadıkları bulgulanmuştur. Bulgular, lise öğrencilerinin ruh sağlığına dair önemli içgörüler sunarak, sosyal destek ve baş etme stratejilerinin depresyon üzerindeki etkilerini daha iyi anlamamıza yardımcı olmaktadır.

Selami Çiftçi
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tekstil sektöründe çalışan kadınlara verilen pelvik taban kas egzersizleri eğitiminin menstrüasyon semptomlarına ve premenstrual dönemde ağrı düzeyine etkisi

Amaç: Bu çalışma Tekstil sektöründe çalışan kadınlarda pelvik taban kas egzersizleri eğitiminin menstrüasyon semptomlarına ve premenstrüel dönemde ağrı üzerine etkilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırma yarı deneysel tasarımda olup Batman ili merkezinde bulunan bir tekstil firmasında gerçekleştirilmiştir. Araşturma verileri 21.05.2024-15.08.2024 tarihleri arasında toplanılmıştır. Araştırmaya 18-40 yaş aralığında 45 katılımcı gönüllü olarak katıldı. Araştırma verileri, Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) analiz programı aracılığıyla analiz edildi. Verilerin normal dağılımını değerlendirmek amacıyla öncelikle Shapiro-Wilk testi kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterdiği durumlarda, bağımlı grupların ortalamalarının karşılaştırılması için parametrik bir test olan bağımlı gruplarda t testi uygulanmıştır. Verilerin normal dağılıma uymadığı durumlarda, parametrik olmayan bir yöntem olan Wilcoxon işaretli sıra testi tercih edilmiştir. Bağımsız 2 grup karşılaştırmalarında ise Mann-Whitney U testi kullanıldı. P<0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: 9 haftalık yapılan pelvik taban egzersizi sonucunda kadın katılımcıların egzersiz programı öncesi), Menstrual Toplam ölçek puanı, Negatif etki, Menstural ağrı, Başetme Stratejisi verilerine göre uygulama sonrası VAS (Visual Analogue Scale) ağrı Scalası ölçümleri değişim istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.001) Sonuç: Pelvik taban egzersizlerinin premenstrual dönemde ağrı düzeyini etklediğini ayrıca pelvik taban egzersizlerinin ve eğitiminin menstruasyon semptomlarını ve diğer alt boyutlarınıanlamlı şekilde etkilediği görülmüştür.

Yunus Özkan
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Radyasyondan korunma davranışları ve bilgi düzeyinin artırılmasında motivasyonel mesajların etkisi: Yoğun bakım hemşirelerinde deneysel bir çalışma

Giriş ve Amaç: Yapay ve iyonize radyasyon kaynaklarının tamamına yakını medikal işlemlerden kaynaklanmaktadır. Bu durum sebebiyle hastanelerde iyonize radyasyonlu alanlarda çalışan sağlık çalışanları önemli risk altındadır. Çalışmada iyonize radyasyonlu alanda çalışan sağlık çalışanlarına yönelik uygulanan radyasyon güvenliği eğitimi ve alternatif olarak motivasyonel mesajların bu sağlık çalışanlarının iyonize radyasyon konusundaki bilgi düzeyinin geliştirilmesine etkisi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışma yoğun bakım hemşireleri üzerinde iki çalışma grubu oluşturularak ön-test son-test ölçümleri yapılan yarı deneysel bir çalışma olarak tasarlanmış ve uygulanmıştır. Çevrimiçi çalışmaya davet edilen 120 YBÜ hemşiresi kayıt altına alınmış ve randomize edilerek iki gruba ayrılmıştır. Çalışma 54 motivasyonel mesaj 46 çevrim içi eğitim toplamda 100 YBÜ hemşiresi üzerinden tamamlanmıştır. YBÜ hemşirelerinin radyasyondan korunma bilgisi sağlık çalışanlarının radyasyondan korunma bilgisi ölçeği (SRKÖ) ile değerlendirilmiştir. Verilen SPSS 25.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Grup içi farklılıklar bağımlı örneklem t testi ve gruplar arasında ki değerlendirmede bağımsız örneklem t testi ve grup içi etki büyüklüğü ise Cohen's etki büyüklüğü katsaysıyla değerlendirilmiştir. Yapılan analizlerin hepsinde p değerinin 0,05 'altında olması anlamlı kabul edilmiştir Bulgular: Motivasyonel mesaj ve eğitim gruplarının yaş, deneyim yılı mezuniyet durumu , medeni durum özellikleri açısından yapılan değerlendirmede homojen olduğu tespit edilmiştir (p>0.05). Her iki çalışma grubunun ön test son test grup içi değerlendirmede SRKÖ toplam ve alt boyut puan ortalamalarında anlamlı artışlar tespit edildi eğitim grubundaki cohen's etki 3.74 iken motivasyonel mesaj grubunda 2.17 dir. Son test gruplar arası SRKÖ toplam ve alt boyut puanların tamamında eğitim grubu lehine anlamlı farklılık elde edilmiştir (p<0,05) Sonuç: Radyasyon güvenliği eğitimleri ve motivasyonel mesajlar, YBÜ hemşirelerinde radyasyon güvenliğini artırmada etkili müdahaleler olarak öne çıkmaktadır. Son test analizleri ve grup içi etkisi büyüklüklerine bakıldığında, eğitim programlarının etkisinin, motivasyonel mesajlara kıyasla daha fazla olduğu açıktır. Ancak motivasyonel mesajlarında grup içinde anlamlı düzeyde bilgi artışı sağladığı unutulmamalıdır. Bununla birlikte, motivasyonel mesajların maliyet açısından etkin ve pratik bir müdahale yöntemi olması, standart İSG eğitimlerini destekleyici bir araç olarak kullanılabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: hemşire, iş sağlığı, iyonize radyasyon, motivasyonel mesaj, yoğun bakım

Cengiz Sarıtoy
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Göçmen işçilerin çalışma koşulları, tükenmişlik ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkiler

Bu çalışma, Türkiye'deki göçmen işçilerin çalışma koşulları algıları, mesleki tükenmişlik düzeyleri ve işten ayrılma niyetleri arasındaki ilişkileri çok boyutlu bir yaklaşımla incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, 457 göçmen işçiyle yürütülen anket verileri, Pearson Korelasyon Analizi, Basit Doğrusal Regresyon Analizi, Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi ve Hayes'in PROCESS Makrosu (Model 4) kullanılarak analiz edilmiştir. Toplanan veriler SPSS 25,0 paket programı ile değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, göçmen işçilerin çalışma koşullarına ilişkin algılarının medeni durum, asıl mesleğini yapma durumu ve ayrımcılığa uğrama durumu gibi sosyodemografik değişkenlere göre anlamlı farklılıklar gösterdiğini ortaya koymuştur. Mesleki tükenmişlik düzeyleri ise asıl mesleğini yapma durumu ve ayrımcılığa uğrama durumu değişkenlerine göre farklılık göstermektedir. İşten ayrılma niyetinin ise eğitim, çalışma süresi ve ayrımcılığa uğrama durumu değişkenlerinden etkilendiği belirlenmiştir. Analizler, çalışma koşulları ile mesleki tükenmişlik arasında orta düzeyde, negatif ve anlamlı bir ilişki (r=−0.592,p<0.001) olduğunu ortaya koymuştur. Aynı zamanda, çalışma koşulları ile işten ayrılma niyeti arasında negatif ve anlamlı bir ilişki (r=−0.329,p<0.001) bulunmuştur. Mesleki tükenmişliğin ise işten ayrılma niyetini pozitif ve anlamlı bir ilişki (r=0.337,p<0.001) gözlenmiştir. Regresyon modelleri, çalışma koşullarının tükenmişlikteki varyansın %35'ini, işten ayrılma niyetindeki varyansın ise %10.9'unu açıkladığını göstermiştir. Mesleki tükenmişlik, işten ayrılma niyetindeki varyansın %11.4'ünü açıklamıştır. En önemli bulgulardan biri olarak, mesleki tükenmişliğin, çalışma koşulları ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide kısmi aracı bir rol üstlendiği kanıtlanmıştır. Bu, çalışma koşullarının işten ayrılma niyetini hem doğrudan hem de tükenmişlik üzerinden dolaylı olarak etkilediği anlamına gelmektedir. Bu sonuçlar, göçmen işçiler için daha iyi çalışma koşulları sağlamanın, hem mesleki tükenmişliği azaltmada hem de işten ayrılma niyetini düşürmede kritik bir öneme sahip olduğunu vurgulamaktadır. Çalışma aynı zamanda, artan tükenmişliğin işten ayrılma eğilimini güçlendirdiğini doğrulamaktadır. Elde edilen bu bulgular ışığında, göçmen işçilerin çalışma yaşam kalitesini artırmaya yönelik somut politika ve uygulama önerileri geliştirilmiştir.

Nebil Ali
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentsel yeşil alanların, çalışanların psikolojik iyi oluşları ve mutlulukları üzerindeki etkisi (Batman merkez örneği)

Bu tez çalışması ile çalışanların bedensel, psikolojik ve sosyal iyilik durumlarını en üst düzeye ulaştırmak, bu düzeyde sürdürmek ve çalışma koşulları yüzünden sağlıklarının bozulmasını önlemek amacıyla kentsel yeşil alanların çalışanların psikolojik iyi oluşları ve mutlulukları üzerindeki etkilerinin Batman kent merkezindeki kamu, özel ve serbest meslek sektöründe çalışan 336 kişi ile yapılan anket ile örneklendirilmiştir. Psikolojik iyi oluş düzeylerinin mutluluk üzerindeki yordayıcı etkisini belirlemek amacıyla yapılan basit doğrusal regresyon analizi sonuçlarına göre, model istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p <.001). Katılımcıların psikolojik iyi oluş düzeyleri ile mutluluk düzeyleri arasında yapılan Pearson momentler çarpımı korelasyon analizi sonucuna göre, psikolojik iyi oluş ile mutluluk arasında pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r = 0.585, p <0.001). Psikolojik İyi Oluş ve Mutluluk ölçeklerinin iç tutarlılık düzeylerini belirlemek amacıyla katılımcılarla yapılan analizler sonucunda; Psikolojik İyi Oluş ölçeği için Cronbach's Alfa değeri 0.823, Mutluluk ölçeği için ise 0.875 olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, toplumun her kesimi tarafından kullanılan kentsel yeşil alanların güvenli, erişilebilir ve sürdürülebilir bir biçimde oluşturulması, kentlerin fiziksel gelişimi açısından olduğu kadar, çalışan sağlığı açısından da stratejik bir öneme sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Bu çalışma kapsamında elde edilen bulgular sonucunda çalışanların psikolojik iyi oluş ve mutluluğunu arttırmak amacıyla önerilerde bulunulmuştur.

Abdullah Sevim
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Biyokimya laboratuvarlarında güvensiz durum ve güvensiz davranış analiz çalışması

Bu çalışma, risk analizlerine yol haritası oluşturmak amacıyla Tıbbi Biyokimya Laboratuvarı teknik personeli güvensiz davranışları ve güvensiz durumların cevabını araştırmak için gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında, Tıbbi Biyokimya Laboratuvarı Güvensiz Davranış Ölçeği ve Tıbbi Biyokimya Laboratuvarı Güvensiz Durum Ölçeği geliştirilerek literatüre katkı sağlanması amaçlanmıştır. Araştırma çalışma grubunu 389 Tıbbi Biyokimya teknik personeli oluşturmaktadır. Ölçek yapı geçerliği açımlayıcı faktör analizi (AFA) ve doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ile hesaplanmıştır. Tıbbi Biyokimya Laboratuvarı Güvensiz Davranış Ölçeği altı boyut ve 36 maddeden oluşan bir yapıda olup, DFA ile de doğrulanarak istenilen uyum iyiliği değerlerine ulaşılmıştır (x²/sd=2,728, GFI= 0,812, CFI= 0,911, IFI= 0,912, TLI= 0,903, RMR= 0,052, RMSEA= 0,067). Tıbbi Biyokimya Laboratuvarı Güvensiz Durum Ölçeği sekiz alt boyut ve 36 maddeden oluşan bir yapıda olup, DFA ile de doğrulanarak istenilen uyum iyiliği değerlerine ulaşılmıştır (x²/sd=2,170, GFI= 0,850, CFI= 0,920, IFI= 0,921, TLI= 0,911, RMR= 0,042, RMSEA= 0,055). Yapılan analizler sonucu altı boyut ve 36 maddeden oluşan Tıbbi Biyokimya Laboratuvarı Güvensiz Davranış Ölçeği ve sekiz alt boyut ve 36 maddeden oluşan Tıbbi Biyokimya Laboratuvarı Güvensiz Durum Ölçeğinin geçerli ve güvenilir bir ölçek olabileceği kanısına varılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Güvensiz Davranış, Güvensiz Durum, İş Sağlığı ve Güvenliği, Laboratuvar Güvenliği.

Gökay Taşkaya
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Güvenli davranış, güvensiz durum, iş kazaları, ramak kala ve kaza maliyetleri arasındaki ilişkiler

Bu araştırmanın amacı, bakır tel üretim tesisinde çalışanların güvenli /güvensiz davranış tutumlarını değerlendirmeye yönelik bir ölçek geliştirmek ve işletmede tanımlanan güvenli/güvensiz durumlara ilişkin bir değerlendirme formu oluşturmaktır. Ayrıca, güvenli/güvensiz durumlar ile güvenli/güvensiz davranış tutumlarının; iş kazaları, ramak kala olayları ve olan kaza maliyeti üzerindeki yordayıcılığı incelenmiştir. Araştırma kapsamında, çalışanların demografik özellikleri de dikkate alınmıştır

Filiz Şimşek
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İş sağlığı ve güvenliği profesyonellerinin çalışma koşullarının tespiti ve mesleki problemlerinin tanımlanması

İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG); her geçen gün artan sanayileşme ile birlikte çalışma yaşamında hem insani hem ekonomik boyutu ile daha önemli hale gelen bir kavramdır. Bu alan aynı zamanda, toplumda derin etkiler yaratabilecek önemde bir takım sorunların da yer aldığı, farklı etkileri olan geniş kapsamlı bir konudur. İş kazaları ve meslek hastalıklarının yıkıcı etkilerinin, endüstrileşmenin başlangıcından beri ciddi neticeleri olmuştur. Zaman içerisinde bu konularda önleyici bir takım tedbirler alınması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Sosyal güvenlik ve hukuk sistemlerinin gelişmesi neticesinde bu düzenlemeler resmileştirilmiş ve yaygınlaştırılmıştır. Gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerde bu düzenlemelerle alakalı bir takım zorunlu değişikliklerin yapılması ihtiyacı hâsıl olmuştur. Ülkemizde de benzer gelişmeler söz konusudur. İş güvenliği ile alakalı 2013 senesinde yürürlüğe girmiş olan "6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu" konuya dair ehemmiyetli düzenlemeler getirmiştir. Yapılacak düzenlemeler ve konuya gösterilecek sürekli hassasiyet ile çalışan sağlığı ve iş güvenliği konusunda olumlu gelişmeler beklenebilecektir. Bu gelişmelerin bir takım sosyal ve ekonomik getirilerinin olması da tabiidir. Geniş bir bakış açısı ile değerlendirildiği zaman, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda kapsamlı çalışmalar bu alanda görev alan profesyonelleri de kapsamalıdır. Bu çalışmada; İSG alanında görev alan profesyonellerin çalışma hayatına dair koşulları ve sorunlarını tespit ederek çalışma hayatında direkt ve dolaylı anlamda yarattığı etkiler belirlenmiştir. Bu faktörleri belirleyebilmek adına iş sağlığı ve güvenliği sahasında görev alan iş güvenliği profesyonellerinin sorunlarını analiz eden anket formları üzerinden anket soruları ilgili çalışanlara ulaştırılmıştır. Anketle toplanan veriler, SPSS istatistik programıyla analiz edilerek değerlendirilmiş ve son bölümde tartışılarak bir takım öneriler belirlenmiştir.

Çalışma koşullarıİş güvenliği
Olcay Ataş
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İzmir Çiğli atıksu arıtma tesisi için kimyasal hijyen planı oluşturulması

Atıksu arıtma tesisleri, tehlikeli kimyasalların yoğun kullanıldığı iş yerlerinden biridir. Bu işletmelerde kullanılan kimyasal maddelerin tehlikelerinin belirlenmesi ve bu tehlikelerle proaktif olarak mücadele edilmesi çalışanların iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması açısından oldukça önemlidir. Bu sebeple, bu çalışmada öncelikle İzmir Çiğli Atıksu Arıtma Tesisinde gerçekleştirilen faaliyetlerde kullanılmakta olan tehlikeli kimyasalların tespit edilmesi amaçlanmıştır. Daha sonra bu tehlikelerden doğacak risklerin belirlenmesi ve çalışanlara yönelik oluşabilecek zararların proaktif olarak bertaraf edilmesi için kimyasal hijyen planı hazırlanmıştır.

Atık suAtık su arıtmaAtık su arıtma tesisleri+3
Çağdaş Hatırnaz
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

İki araştırma laboratuvarında iş sağlığı ve güvenliği değerlendirme çalışmaları

Two of the research laboratories in Dokuz Eylül University Environmental Engineering Department were selected and occupational health and safety assessment studies were carried out within the scope of this thesis study. Mathematical models were used in occupational health and safety assessment studies. The studies were first started by utilizing the Analytical Hierarchy Process (AHP). Before starting modeling with AHP, on-site observations were made in the studied laboratories, besides, occupational accident risks and safety precautions taken or not taken were determined in the studied laboratories. Survey questions were prepared in the light of the identified risks and precautions, and these questions were asked to full-time employees and students working in the studied laboratories. The answers received from the surveys and the matrices created in the AHP were integrated into each other and some coefficients were calculated for both occupational accidents and safety precautions. The calculated accident coefficients and safety coefficients were correlated and they were found to be related to each other with a high rate of 94 percentage. Thus, it could be expressed numerically via using AHP that it is necessary to increase safety precautions in order to reduce occupational accidents. The risks determined in the AHP were also examined using the Fine-Kinney Method (FKM), and the necessary safety precautions taken for each laboratory were specifically determined for the studied laboratories within the scope of this thesis. A cost analysis had also been made for these safety precautions. The total cost of safety precautions to be taken in the studied laboratories to prevent occupational accidents was calculated as ten thousand Euro in the light of the used mathematical models.

Analytical hierarchy processFine Kinney methodLaboratories+3
Gökçe Güney
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversitelerde oluşabilecek kimyasal atıkların ve bunların bertarafına yönelik metotların incelenmesi

Günümüzde atık sorunu çevre ve insan sağlığını tehdit edici düzeydedir. Bu konu hayati bir sorun olduğu kadar geniş kapsamlı bir çalışmayı gerektirmektedir.Başta sağlık kurumları ve diğer kurum ve kuruluşlarca hazırlanan bir atıkyönetim planıyla; atıkların kaynağında ayrıştırılması, kurum içinde ve dışında taşınması, geçici depolanması ve bertaraf alanlarına taşınması bir çevre bilinci yardımıyla gerçekleştirilmelidir. Böylece atık yönetimi, ekolojik ve ekonomik dengenin sağlanmasını, birey ve toplum yararına politikaların işlerlik kazanmasını sağlar. Bu çalışmada, üniversitemiz kampüsünde bazı bölümler ve üniversitemiz hastanesi örnek olarak incelenerek, genel olarak üniversitelerde oluşabilecek kimyasal atıkların neler olduğu, bunların yönetimi ve bertaraf metotları konularında bilgilendirici bir kaynak oluşturulması hedeflendi.Bu kaynak oluşturulurken Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği, Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği, İyonlaştırıcı Olmayan Radyasyonun Olumsuz Etkilerinden Çevre ve Halkın Sağlığının Korunmasına Yönelik Alınması Gereken Tedbirlere İlişkin Yönetmelik gibi konu ile ilgili yönetmeliklerdeki ilgili maddeler de ortaya konuldu. Sonuç olarak dönüştürülemeyen, tehlikeli, kimyasal bazlı atıklar için güvenli bertaraf işlemi uygulanırken, geri dönüşüm, yeniden kullanım ve doğal döngüye salma işlemlerinin yalnızca bir ölçüye kadar uygulanabildiği görüldü.

Atık bertaraf yöntemleriAtık depolamaAtık yönetimi+5
Işık Kekeç
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı su ve kir itici işlemlerle termal koruyucu iş giysilerinde kullanılan kumaşlara kimyasal koruma özelliği kazandırılması

Birden çok tehlikenin bulunduğu işyerlerinde (petrokimya sektörü vb.) kullanılan iş giysilerinin var olan risklere karşı koruma sağlaması için çok fonksiyonlu özellik göstermesi gerekmektedir. Bu gereklilikten yola çıkarak, bu tez çalışmasında termal koruyucu özelliklere sahip iş giysilerinde yaygın olarak kullanılan meta-aramid kumaşlara farklı özelliklerde su/yağ iticilik maddelerinin aplikasyonu yapılarak kimyasal koruyuculuk özelliği kazandırılması üzerine çalışılmıştır. Bu amaçla farklı karbon sayılarına sahip iki adet (altı ve sekiz karbonlu) ve bir adet silikonlu su iticilik maddesi meta-aramid kumaşa aplike edilmiştir. Bununla birlikte bu tür kendiliğinden güç tutuşur liflerden üretilmiş koruyucu iş giysileri çok kullanımlık tekstiller olduğu için belirli bir kullanım sayısı sonrası temizlenmeleri gerekmektedir. Kumaşlar üzerine aplike edilen kimyasalların etkisini artırmak ve/veya yıkama işlemlerine dayanımını artırmak için radyo frekans düşük basınç plazma cihazında akrilik asit, hava ve oksijen plazma işlemleri uygulanmıştır. Meta–aramid kumaşa su iticilik aplikasyonu sonrası su iticilik, yağ iticilik, alev yayılma testi, sınırlayıcı oksijen indeks testi (LOI) ve sıvı kimyasal penetrasyon testleri (sodyum hidroksit, sülfürik asit ve bütanol için) uygulanmıştır. Çalışma sonucunda plazma işlemleri uygulandığında, yağ itici özelliklerin arttığı ve yıkama sonrası yağ iticilik özelliklerinin neredeyse değişmeden kaldığı belirlenmiştir. Akrilik asit plazma işlemi görmüş ve yıkanmış kumaşlarda güç tutuşurluk özellikleri de korunmuştur. Florokarbonların ve silikon aplikasyonu sonucu kumaşların LOI değerlerinde azalma söz konusu olmasına rağmen güç tutuşur özelliklerini korumaktadır. Sıvı kimyasal penetrasyon testlerinde altı ve sekiz karbonlu florokimyasal aplikasyonu yapılan kumaşlar oldukça yüksek iticilik değerlerine sahiptir. Silikon aplikasyonu sonrası ise yeterli iticilik değerine ulaşılamamıştır. Plazma ön işlemi sonrası silikon aplikasyonu yapılan kumaşlarda ise su iticilik değerlerinin bütanol dışındaki test sıvılarında çok yüksek olduğu görülmüştür.

FlorokarbonlarKişisel koruyucu donanımKumaşlar+3
Dilara Sevindik
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Döküm iş kolunda yapılması gereken iş hijyeni ölçümlerinin iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı ve standartlar açısından irdelenmesi

Bu çalışmanın amacı, döküm işyerlerinin çalışma ortamında bulunan risklerin belirlenmesi ve önlem alınması için yapılması gereken iş hijyeni ölçümlerinin mevzuat ve standartlar çerçevesinde incelemesi, yapılan ölçümlerin standartlara uyumunun irdelenmesidir. Araştırma tanımlayıcı bir çalışmadır. İzmir ilinde bulunan iki büyük dökümhanede 2018 yılı içinde gerçekleştirilen iş hijyeni ölçümleri raporları üzerinden değerlendirilmiştir. Değerlendirmede; kılavuz olarak ölçüm aşamasından ölçüm sonuçlarına kadar ulusal standartlardan (TS 2607 ISO 1999, TS EN ISO 9612, TS EN ISO 7243, TS EN ISO 5349-1, TS EN 12464-1, TS EN 689) yararlanılmıştır. Ölçümlerin standartlarda bulunduğu ölçüde örnek alımından, ölçüm sayısına, biçimine, değerlendirme yönteminden raporlamaya kadar olan tüm aşamalarda standartlara uyumu irdelenmiştir. İki (A ve B) dökümhanede de yapılan iş hijyeni ölçümlerinin risklerin fazla olabileceği çalışma alanlarında yapılmadığı; kişisel maruziyet gürültü ölçümlerinde ölçümlerin standarda uygun şekilde detaylandırılmadığı, termal konfor ölçüm raporlarında ölçüm sonuçlarının güvenirliğinin anlaşılması için sonucu etkileyecek verilerin, girdilerin detaylarına raporlarda yer verilmediği, toz ölçümlerinde sadece solunabilir toz ölçümü yapıldığı, dökümhanelerde önemli bir risk kaynağı olan silis tozu ölçümünün çoğu zaman yapılmadığı, birçok kimyasal maddelere maruziyetin belirlenmesinde kullanılan anlık ölçümlerin standarda uygun tüp sayısı yerine tek tüple ölçüm yapılarak sonuca gidildiği saptanmıştır. İki büyük dökümhane yapılan iş hijyeni ölçümlerinin ve raporlarının standartlara tam anlamıyla uyum sağlayarak yapılmadığı, raporlarda hesaplamalarda kullanılan ölçüm sonucunu etkileyebilecek girdilerin sebeplerine yer verilmediği, çoğu ölçümün asıl riskli alanlarda yapılmadığı, dolayısıyla bu şekilde standartlara tam uyum sağlamadan yapılmış iş hijyen ölçümlerinin standartlardaki sınır değerlerle kıyaslamanın bir anlam ifade etmeyeceği bulunmuştur.

Döküm endüstrisiDöküm fabrikasıDökümhane+5
Gamze Kandemir
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tokat il merkezinde bulunan küçük orta büyüklükte işletmeler'de (KOBİ) çalışanların ilk yardım bilgi düzeyleri ve tutumları

Bu çalışmada, KOBİ tanımına uyan işletmelerde çalışanların ilk yardım bilgi düzeyi ve ilk yardıma karşı olan tutumları (öz yeterlilikleri) araştırılmıştır. Amaç, çalışanların ilk yardım konusundaki bilgilerini ve ilk yardım uygulaması durumunda cesaretleri konusunda bir sonuç çıkarmak, yurt genelindeki KOBİ'ler başta olmak üzere dünyadaki KOBİ'lerde çalışanların ilk yardım konusundaki durumlarını karşılaştırmaktır. Çalışma sonuçlarına göre çalışanlara ilk yardım bilincini aşılamak ve ilk yardım eğitimlerine teşvik etmektir. Çalışmada Tokat il merkezinde bulunan KOBİ'lerde çalışanlara gönüllülük esasına dayalı anket uygulaması yapılmıştır. Çalışmaya 68 kişi katılmış, alınan veriler SPSS 22 ve Microsoft Excel 2016 yazılımlarında istatistiksel işlemler uygulanmıştır. Çalışmada en başta bakılacak yer, çalışanlar arasında eğitim alanlar (ilk yardım) ile eğitim almayanlar (ilk yardım) arasındaki farktır. Alınan sonuçlarda; eğitim alan çalışanların puanları, eğitim almayanların puanlarına göre daha yüksek, erkeklerin puanları kadınların puanlarına göre daha yüksek, 36-46 yaş arası kişilerin puanları daha düşük, bekârların puanları evlilerin puanlarına göre daha yüksek, lisansüstü öğrenim görenlerin puanları diğerlerinin puanlarına göre daha yüksek, 6-10 yıl süredir çalışanların puanları daha yüksek, ilk yardım eğitimini 2017 ve sonrasında alanların puanları daha yüksek, ilk yardım eğitimini Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde bulunan kurumlardan alanların puanları daha yüksek çıkmıştır. Genel olarak baktığımız zaman, ilk yardım bilgi formunda ortalama puan 50.33 olarak hesaplanmış, en yüksek puan 87.5 olmuştur. Kişi öz yeterlilik formunda ise ortalama puan 62.72 olarak hesaplanmış, en yüksek puan ise 96 olmuştur. Çalışma, ülkemizdeki işletmelerde çalışanların ilk yardım konusundaki durumunu tekrar ortaya çıkaracak, belki de yeni sonuçları literatüre ekleyecektir.

Bilgi düzeyiDuygusal öz yeterlilikKOBİ+5
Haktan Çağlayan
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVİD-19 pandemisinin sosyal hizmet çalışanlarının tükenmişlik ve mesleki doyum düzeylerine etkilerinin değerlendirilmesi

Sosyal adalet, insan hakları, toplumsal refahın sağlanması ve toplum içindeki farklılıklara duyulan saygı, sosyal hizmet mesleğinin merkezidir. Sosyal hizmet insanların yaşam kalitesini ve işlevselliğini en iyi seviyeye getirmeyi amaçlayan bir meslek ve disiplindir. Covid-19 sürecinde sosyal hizmetler daha fazla önemli hale gelmiştir. Olağanüstü bir duruma hazırlıksız yakalanan tüm dünya bazı olumsuzluklar ile karşı karşıya kalmıştır. Bunların en başında da çalışanların iş yükü, çalışma saatlerinin artışı ve Covid-19'un etkileri gelmektedir. Covid-19 pandemisinin sosyal hizmet çalışanlarının tükenmişlik ve mesleki doyum düzeylerine etkilerinin değerlendirilmesi ve sosyal hizmet kapsamında bütüncül bir değerlendirmenin sağlanması bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Bu araştırma, Covid-19 pandemisi süresince sosyal hizmet kuruluşlarında aktif olarak çalışmış olan personelin, Covid-19 süreci ile İş Doyumu ve Tükenmişlik Düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemeyi amaçlayan, kesitsel ve tanımlayıcı tipte bir araştırmadır. Bu çalışmanın evrenini, Tokat ilinde bulunan sosyal hizmet kuruluşlarında pandemi döneminde aktif olarak çalışmakta olan 420 personel oluşturmaktadır. Bu çalışmanın örneklemi ise Tokat il merkezindeki sosyal hizmet kuruluşlarında pandemi döneminde aktif olarak çalışan 220 kişi ile yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak Sosyodemografik Anket, Çapri Tükenmişlik Ölçeği ve Minnesota İş Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada t-testi, Tukey testi kullanılmış ve ortalamalar arasındaki farkın anlamlı olup olmadığı tek yönlü varyans analizi ile incelenmiştir. Çalışmaya katılan 220 katılımcının %61,8'i (n=136) erkek, %38,2'si (n=84) ise kadındır. Katılımcıların kurumlara göre dağılımı incelendiğinde %34,1'i Tokat Huzurevi Müdürlüğünde, %26,4'ü Tokat Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürlüğünde, %18,6'sı Tokat Çocuk Evleri Sitesi Müdürlüğünde, %10,9'u Tokat Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünde ve %10'u Tokat Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğünde görev yapmaktadır. Katılımcıların yaş ortalaması 40 ± 4,1 olup, %12,9'u 22-30 yaş grubunda, %32,7'si 31-40 yaş grubunda, % 41,9'u 41-50 yaş grubunda ve %12,4'ü de 50+ yaş grubundadır. İçsel doyum ve dışsal doyum ile tükenmişlik düzeyleri kurumlara göre anlamlı düzeyde farklılık göstermemektedir (p>0,05). Diğer bir ifade ile farklı kurumlardaki kişilerin içsel doyum ve dışsal doyum düzeyi ile tükenmişlik düzeyleri benzerdir. Bağımsız gruplarda içsel doyum ve dışsal doyum ile tükenmişlik düzeyleri cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılık göstermemektedir (p>0,05). Diğer bir ifade ile kadın ve erkeklerin içsel doyum ve dışsal doyum düzeyi ile tükenmişlik düzeyleri birbirine yakındır. İçsel doyum düzeyi eğitim durumuna göre anlamlı düzeyde farklılık gösterirken (p<0,05), dışsal doyum ile tükenmişlik düzeyi eğitim durumuna göre anlamlı düzeyde farklılık göstermemektedir. Tükenmişlik ölçeğinin haftalık çalışma süresine göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği görülürken (p<0,05), içsel ve dışsal doyum düzeyinin haftalık çalışma süresine göre anlamlı derecede farklılık göstermediği görülmüştür. İçsel ve dışsal doyum düzeyleri ile tükenmişlik düzeylerinin meslekte çalışma süresine göre anlamlı düzeyde farklılık göstermediği görülmüştür (p>0,05). Diğer bir ifade ile meslekte farklı çalışma sürelerine sahip kişilerin içsel ve dışsal doyum ile tükenmişlik düzeyleri benzer seviyededir. Çalışma sonucunda, 55 saat ve daha fazla haftalık çalışma süresi olanların tükenmişlik düzeylerinin diğer gruplardan anlamlı derecede daha yüksek olduğu, vardiyalı çalışmayanların içsel doyum düzeyinin vardiyalı çalışanlardan anlamlı derecede daha yüksek olduğu saptanmıştır. Sosyal hizmet çalışanlarına kendilerine zaman ayırmaları ve stresle başa çıkabilmeleri için fırsatlar sunulması önemlidir. Anahtar Kelimeler: Covid-19, Sosyal Hizmet, Tükenmişlik, Motivasyon.

COVID 19Doyum düzeyiMotivasyon+6
Eray Köylü
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnşaat şantiyelerinde iş sağlığı ve güvenliği açısından risklerin değerlendirilmesi ve örnek risk analizi

İnşaat sektörü doğası gereği birçok riskli çalışma alanlarını içinde barındırır. Yapılan istatistik araştırması neticesinde ölümlü iş kazalarının en çok yaşandığı iş kolu olarak inşaat şantiyeleri karşımıza çıkmaktadır. Yaşanan kazaların sonuçlarını onarmak, önlemekten maddi ve manevi daha yıpratıcı bir süreçtir. Bu durumun fark edilmesiyle iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarına proaktif yaklaşım geliştirilmiştir. İş kazalarının önlenmesi adına yapılacak ilk adım kapsamlı bir risk analizi çalışması gerçekleştirmektir. Kapsamlı ve titizlikle yönetilen risk değerlendirmesi süreci sonrasında şantiyelerdeki iş kazalarının en aza indirilmesi mümkündür. Yapılan bu çalışmanın amacı; sektörde çalışan iş sağlığı ve güvenliği profesyonellerine kapsamlı bir kaynak oluşturmak ve şantiyelerde karşılaşılabilecek tehlikeleri belirleyerek katkıda bulunmaktır. Bu tez kapsamında Tokat ili merkez ilçesinde bulunan 4000m2 inşaat alanına sahip küçük ölçekli bir şantiyede yapılan risk analizi çalışmasıyla tehlikeler belirlenmiştir. Yapılan çalışmada çok tehlikeli çalışma alanlarında sıkça kullanılan Fine-Kinney risk analizi yöntemi tercih edilmiştir. Risk analizi sonucunda 365 tane tehlike tanımı yapılmıştır. Belirlenen tehlikelerin sebep olabileceği riskler puanlanarak önem sırası oluşturulmuştur. Bu tehlikeli durumlardan 60 tanesi çok yüksek risk, 211 tanesi yüksek risk, 81 tanesi önemli risk, 11 tanesi orta risk ve 2 tanesi düşük risk olarak elde edilmiştir. Tüm riskli durumlar için uygun iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri önerilmiştir. Ayrıca sonuç kısmında tez araştırması sırasında elde edilen bilgi ve gözlemlere dayanarak sektördeki iş sağlığı ve güvenliği boşluklarına çözüm önerilerinde bulunulmuştur.

Fine Kinney yöntemiRisk analiziRisk değerlendirmesi+6
Kübra Avşar Uçan
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beton ve asfalt kaplamaların çevre sağlığı açısından etkilerinin karşılaştırılması

Karayollarının yapımında, düzgün bir yuvarlanma yüzeyi sağlamanın yanı sıra trafik yüklerini indirgemek, yaymak ve altyapıya iletmek üzere; birden fazla tabakadan oluşan üstyapı tabakaları kullanılmaktadır. Bu üstyapıların en üst yüzeyindeki tabaka kaplama tabakası olarak isimlendirilmekte olup, en yaygın iki türü; esnek kaplama olan bitümlü sıcak karışım (BSK) kaplamalar (asfalt yollar) ve rijit kaplama olan beton kaplamalardır (beton yollar). Ülkemizde özellikle son yıllarda üzerinde ciddiyetle durulmaya başlanan İş Sağlığı ve Güvenliği konusu sayesinde çevre ve insan sağlığına daha da önem verilmeye başlanmıştır. Bu çalışmada; çevreye verilen zararların, nihayetinde insan ve işçi sağlığını tehdit edeceği bilinciyle yola çıkılarak, yol yapımında kullanılan beton ve asfalt kaplamaların; ham maddeden, yola serimine kadar olan süreçteki çevreye olan zararlı etkileri karşılaştırılmıştır. Özellikle Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) tarafından, beton yolların ham madde ve malzemelerinin tamamen yerli üretim olmasının yanı sıra asfalt yollara göre daha çevreci olduğu da iddia edilmektedir. Bu sebeple; KGM sorumluluk sahasındaki otoyolların halen yüzde 100'ü asfalt kaplamalı yol olduğundan, beton yolların yaygınlaşması için yapılan çalışmalar ve girişimler devam etmektedir. Bunun sonucunda 2017 yılında, Karayolları Teknik Şartnameleri ve Yol Yapım Dairesi Başkanlığı'nın görev ve sorumluluklarında beton yollar yer almaya başlamıştır. Bu çalışmada, son zamanlarda yaygınlaştırılması için üzerinde bir çok araştırma, çalışma ve deneme yolları yapılan beton kaplamalı yollar, ülkemizde hala en çok tercih edilen kaplama çeşidi olan BSK kaplamalı asfalt yollar ile çevreye verdikleri zararlar açısından karşılaştırılmıştır. Beton ve asfalt kaplamalı yolların ocaktan başlayan ve atık hale gelene kadar olan yolculuğundaki üretim, nakliye, uygulama, bakım gibi aşamalarda ortaya açığa çıkan karbondioksit eşdeğeri ve partiküler madde emisyonv faktörleri kullanılmıştır. Bu sayede beton ve BSK kaplamalı yolların objektif bir şekilde karbondioksit eşdeğeri ve partiküler madde emisyonları açısından karşılaştırılması amaçlanmıştır. Salınan emisyonların değerleri, -online olarak saatlik ve periyodik olarak yerinde ölçülseler dahi- işletmelerden ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan elde edilemediği için yurtdışı kaynaklı araştırmalardan yararlanılarak hesaplamalarda kullanılmıştır.

Anıl Özırmak
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversal freze tezgahlarında iş sağlığı ve güvenliği; Risk değerlendirmesi ve saha incelemeleri

Makineler özellikle sanayi devrimi sonrasında endüstri işletmelerinin vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Gelişen bilim ve teknolojinin de etkisi ile farklı tip ve modellerde üretilmeye başlayan makinelerin kullanımı yaygınlaşarak neredeyse her işletmede yer almaya başlamıştır. Makineleşmedeki bu artış iş kazası ve meslek hastalıklarının artışına sebep olmuştur. Bu artışın önlenmesi ve kabul edilebilir seviyelere indirilmesi amacıyla risk değerlendirme faaliyetleri önem kazanmıştır. Bu çalışmada, ülkemizde sanayi sektöründe en çok kullanılan makinelerden olan freze tezgâhı seçilmiştir. Freze tezgâhı çeşitleri arasında iki yönlü işleme özelliğinden ötürü sanayide sıkça kullanılan üniversal freze tezgâhı tercih edilmiştir. Risk değerlendirme metodu olarak Fine-Kinney metodu seçilmiştir. Çalışma sahası olarak Konya ili seçilmiş ve 3 farklı makine imalat fabrikası ziyaret edilerek makineler ile ilgili çalışanların görüşü alınmıştır. Ayrıca 15 tane iş güvenliği uzmanının risk ve tehlike belirleme formu aracılığı ile görüşleri alınmış ve daha önce meydana gelmiş iş kazalarına dair haber kaynakları taranarak oluşabilecek riskler tespit edilmiştir. Elde edilen tüm veriler bir araya getirilerek risk değerlendirmesi yapılmış ve risk puanları Fine-Kinney metodu ile hesaplanmıştır. Risk puanlarına göre risk dereceleri belirlenmiştir. Alınacak olan önlemler belirtilerek tekrar risk puanları hesaplanmış ve değişim gözden geçirilmiştir. Sonuç olarak, toplamda 37 adet risk tespit edilmiş ve bu riskler içerisinde 24 tanesi çok yüksek ve yüksek risk olarak belirlenmiştir. Universal freze tezgâhlarında çalışan personellerin mesleki yeterlilikleri ve eğitimlerinde eksikliklerin olduğu tespit edilmiştir. Bu eksikliklerin giderilmesi için kanun ve yönetmelikler kapsamında öneriler dile getirilmiştir. Bu çalışmanın diğer makine, cihaz ve ekipmanlarda risk değerlendirme çalışmaları için örnek teşkil edeceği düşünülmektedir.

Freze tezgahıMakinelerMeslek hastalıkları+7
Sinan Kaplan
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çok tehlikeli sınıfta yer alan çimento sektöründeki bir işyerinde çalışanların iş sağlığı ve güvenliği farkındalığı ile güvenli davranışları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Çok tehlikeli sınıftaki iş yerleri tehlike boyutu ve riskler açısından diğer çalışma ortamlarına göre daha kritik seviyededir. Bu işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği konusunda yapılan çalışmaların teknik olarak analiz edilerek eksikliklerin giderilmesi için gerekli tedbirlerin alınması, çalışanlarda iş sağlığı ve güvenliği farkındalığının arttırılması ve güvenli davranış geliştirilmesi ile potansiyel tehlikelerin önüne geçilmesi, iş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesi açısından önemli katkılar sağlayacaktır. Bu kapsamda çalışmanın amacı, çok tehlikeli sınıfta yer alan çimento sektöründeki bir işyerinde çalışanların iş sağlığı ve güvenliği farkındalığı ile güvenli davranışları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Kesitsel ve tanımlayıcı nitelikteki bu çalışma 15 Mart – 30 Haziran 2022 tarihleri arasında Tokat ilindeki çok tehlikeli sınıfta yer alan çimento sektöründeki bir işyerinde çalışanlarda yürütülmüştür. Çalışmanın evreni Tokat ilindeki çok tehlikeli sınıfta yer alan çimento sektöründeki tüm işyerlerindeki çalışanlardan oluşmaktadır. Bu çalışma rastgele seçilen çok tehlikeli sınıfta yer alan ve çimento üretim sektöründe faaliyet gösteren bir entegre çimento fabrikası çalışanlarında yürütülmüştür. Çalışmanın yürütüldüğü dönemde tesis bünyesinde sahada aktif olarak çalışanlar ile yönetim ve idari personel olmak üzere toplam 157 çalışanın tamamına ulaşılması hedeflenmiş olup çalışma sonunda 145 çalışana ait veriler analize dahil edilmiştir. Çalışanların çalıştıkları birimlere gidilerek çalışmanın amacı hakkında bilgilendirme yapıldıktan sonra katılmak için onam veren tüm gönüllü çalışanlara yüz yüze görüşme yöntemiyle anket uygulanmıştır. Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği farkındalık düzeyi ile güvenli davranışlarını değerlendirmek amacıyla "İş Sağlığı ve Güvenliği Farkındalığı Ölçeği" ile "Güvenli Davranış Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler IBM SPSS Statistics Version 20.0 istatistik paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Verilerin istatistiksel analizinde tanımlayıcı veriler sayı (n), yüzde (%) ve ortalama±standart sapmaları ile gösterilmiştir. Gruplar arası karşılaştırılmalarda Bağımsız Örneklem T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Kruskal Wallis Varyans Analizi kullanılmıştır. Ölçekler arası ilişkinin değerlendirilmesinde Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak alınmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan toplam 145 çalışanın %94,5'i erkek, yaş ortalaması 38,7±7,5; %42,8'i üniversite ve üzeri mezunu, %64,8'i teknik birimde çalışmakta, %46,2'sinin işyerinde tecrübe süresi 11-20 yıl ve %36,6'sı vardiyalı çalışmaktadır. Çalışanların %87,6'sı iş sağlığı ve güvenliği konusunda farkındalığının yeterli olduğunu, %98,6'sı 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanunu içeriği hakkında bilgisi olduğunu, %95,2'si işyerinde kullanılması gereken kişisel koruyucu donanımlar hakkında bilgisi olduğunu belirtmiştir. Araştırmaya katılan çalışanlardan iş yerinde 10 yıl ve üzeri çalışanlarda daha az süreyle çalışanlara göre; teknik ve yönetim birimleri çalışanları dışındaki grupta diğer gruptakilere göre; sadece gündüz çalışanlarda vardiyalı çalışanlara göre iş sağlığı ve güvenliği farkındalık puanı istatistiksel açıdan anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Sadece gündüz çalışanlarda vardiyalı çalışanlara göre ve kronik hastalığı olanlarda olmayanlara göre güvenli davranış alt ölçeği olan güvenlik uyumu puanları anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Yapılan korelasyon analizi sonuçlarına göre, İş Sağlığı ve Güvenliği Farkındalığı Ölçeği ile Güvenli Davranış Ölçeği arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü (r=0,405 p<0,01) "orta" düzeyde korelasyon tespit edilmiştir. Sonuç: Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği konusundaki farkındalıkları ve güvenli davranış düzeylerinin yüksek bulunmasına karşılık aralarındaki ilişkinin güçlü olmadığı ve farkındalığın güvenli davranışlara yeterince yansımadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle iş sağlığı ve güvenliği farkındalığı ve güvenli davranış bağı geliştirilerek iş sağlığı ve güvenliği sadece insan inisiyatifine bırakılmamalıdır.

Hakan Çetin
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1980-2000 yılları arasında, Tokat'ta yapılan binalardaki elektrik tesisatlarının, iş güvenliği açısından incelenmesi ve günümüz tesisatlarıyla karşılaştırılması

Elektrik günümüzde bütün sektörlerde kullanılan ve alternatifi bulunmayan bir enerji çeşididir. Elektriğin kullanımı hayatın devam etmesi için vazgeçilmez olsa da gerekli emniyet tedbirleri alınmadığında, büyük maddi hasarlı veya ölümle sonuçlanabilecek kazalara neden olabilmektedir. Teknolojinin gelişmesiyle süreçlerin tamamında elektrik enerjisinin yoğun bir şekilde kullanılması, beraberinde güvenlik sorunlarını da getirmiş, elektrikle ilgili kazaların sayısında da buna paralel artışlar görülmüştür. Elektrikle yapılan çalışmalarda, kısa devre patlamaları, yangınlar ve çarpılmalar oluşabilmektedir. Bina tesisatlarının yetersiz gelmesinden veya uygun olmamasından kaynaklı oluşabilecek kısa devreler patlamalara veya yangınlara sebep olurken, oluşan kaçak elektrik insanların çarpılarak yaralanmalarına hatta ölmelerine sebep olmaktadır. Elektrik enerjisi, elektrik tesisatları vasıtasıyla kullanım alanlarına taşınmakta ve buradaki devre elemanlarıyla cihazları çalıştırmaktadır. Bu elektrik tesisatlarının uygunluk kontrolleri, kullanıcılara teslim edilmeden, ilgili yapı denetim kuruluşları veya dağıtım şirketleri tarafından yapılmaktadır. Bu kontrollerden sonra kullanımına başlanılan binaların periyodik kontrollerinin yapılması için herhangi bir kuruluş görevlendirilmemiştir. Günümüzde kullanılan elektriksel gücün, geçmişe oranla artması, tesisatlardan daha yüksek akımların çekilmesine sebep olduğundan, 20-40 yaş arası binalardaki elektrik tesisatlarının uygunluğunun kontrol edilerek, tespit edilecek sorunların çözüme kavuşturulması, kaza, yangın, elektrik çarpması, cihaz arızası gibi yaşanabilecek olumsuzlukların önüne geçilmesinde ve iş güvenliğinin sağlanmasında etkili olacaktır. Bu tezde, 1980-2000 yılları arasında tamamlanarak kullanılmaya başlayan Tokat ilindeki binaların elektrik tesisatlarının teknik olarak incelenmesi, elektrik, iş sağlığı-güvenliği ve ilgili diğer mevzuatları çerçevesinde uygunluğunun araştırılması; ayrıca günümüz mevzuat ve iş güvenliği açısından kıyaslanması yapılacaktır. Yapılan literatür araştırmasında, daha önce bu konuyla ilgili herhangi bir çalışma yapılmadığı, herhangi bir öneride bulunulmadığı görülmüştür. Bu çalışma ile literatürdeki bu eksiklik giderilmiş olacak, yasal mevzuatta konu ile ilgili nasıl düzenlemelerin yapılması gerektiği belirtilecek, bundan sonra yapılacak çalışmalar için kaynak olacaktır.

Muhammet Şık
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elektrik dağıtım hatlarındaki direklerde yapılan çalışmalarda iş güvenliği sorunları ve çözüm önerileri

Türkiye'de iş sağlığı ve güvenliğinin (İSG) ne kadar önemli olduğu son yıllarda daha fazla anlaşılmaya başlanmıştır. Fakat iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları sistemli olarak uygulanamamaktadır. Uygulanamamasının majör sebebi kuralların tam anlamıyla muhatapları tarafından anlaşılamamasıdır. Bu muhataplar çalışanlar ve işverenlerdir. Bu sebepten dolayı iş kazalarının önüne geçilememektedir. Kazaların önüne geçmek için İSG kültürünü özümsemiş uzman personeller tarafından yapılan işe uygun iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin uygulamalı olarak gerçek senaryolarla çalışanlara ve işverenlere belirli aralıklarla verilmesi gerekmektedir. Ayrıca, devletin yetkili kurumları iş sağlığı ve güvenliğini her sektör için özel çalışmalarla ve ilgili sektör işlerinin her aşamasında zorunlu hale getirmesi önem arz etmektedir. Bu hususta bütün paydaşlara hiçbir şekilde tolerans gösterilmeyecek şekilde iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uyum konusunda mevzuatların daha etkin mahiyette düzenlenmesi ve yaptırımların uygulanması konunun ciddi olarak algılanmasına fayda sağlayacaktır. Elektrik dağıtım sektörüde bu sektörler arasındadır. Sektörde yaşanan iş kazaları ağır yaralanma ve ölümle sonuçlanabilmektedir. Bu sebepten dolayı elektrik sektörlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin önemini kavramak gerekmektedir. Bu çalışmada elektrik dağıtım hatlarındaki direklerde yapılan çalışmalarda iş güvenliği sorunları üzerine çözüm önerilerinin ne kadar önemli olduğu vurgulanmıştır.

Yavuz Ayten
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İş sağlığı ve güvenliği alanında endüstri 4.0 bağlamında dijitalleşme, otomasyon ve insan faktörlerinin geçmişten günümüze incelenmesi

Bu tez, iş dünyasının evrimini tarihsel bir perspektifle değerlendirerek, Endüstri 4.0'ın iş sağlığı ve güvenliği (İSG) üzerindeki etkilerini analiz etmektedir. Sanayi devrimi döneminden günümüze, iş yaşamındaki önemli dönemleri ele alarak çalışma ilişkilerindeki değişimleri açıklamaktadır. Fabrikalardaki işçi-işveren ilişkileri ve sendikaların ortaya çıkışı gibi kritik gelişmeleri vurgulayarak sanayi devrimi dönemine odaklanmaktadır. Post-endüstriyel toplumlar ve bilgi teknolojilerinin yükselişiyle birlikte iş dünyasında ortaya çıkan değişiklikleri incelerken, bu dönemdeki teknolojik ilerlemelerin işsizlik artışı ve sendikaların zayıflığı gibi sorunlara yol açtığı gözlemlenmektedir. Günümüzdeki teknolojik ilerlemeler ve dijital dönüşüm, Endüstri 4.0'ı doğurmuştur. Bu süreç, siber-fiziksel sistemlerin ve nesnelerin internetinin üretim süreçlerini dönüştürdüğü bir aşamayı temsil etmektedir. İSG alanının dijitalleşmeye adapte olma gerekliliği üzerinde durularak, Endüstri 4.0'ın İSG politikalarına olan etkilerine odaklanmaktadır. Siber-Fiziksel Sistemlerin, Nesnelerin İnterneti'nin ve Akıllı Fabrikaların İSG politikalarına etkileri detaylı bir şekilde incelenmiştir. Endüstri 4.0'ın iş hayatındaki değişim ve mevcut İSG politikaları üzerindeki etkileri tartışılırken, İSG politikalarının gözden geçirilmesi vurgulanmıştır. Son olarak. Türkiye'deki İSG durumu ele alınarak, Endüstri 4.0 dönüşümüne uyum sağlamak adına atılması gereken adımlar detaylı bir şekilde tartışılmıştır.

Dijital öğrenmeEndüstri 4.0İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu
Hasan Baki Çavdar
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bor işletmelerinde kullanılan makina ve ekipmanların iş sağlığı ve güvenliği kapsamında incelenmesi

Dünyada ve ülkemizde madencilik sektörü teknolojik ilerlemelerle birlikte sürekli olarak gelişmektedir. Sürekli olarak gelişen teknoloji ile birlikte madencilik sektöründe kullanılan makine ve ekipmanlar da değişmektedir. Teknolojideki değişimin üretime doğrudan yansıdığı bu sektörün içerisinde barındırdığı riskler nedeniyle iş kazalarının ve meslek hastalıklarının ortaya çıkma ihtimali oldukça yüksektir. Madencilik sektöründe yaşanan hızlı teknolojik gelişmeler nedeniyle iş sağlığı ve güvenliği konusu üzerinde önemle durulması gerekmektedir. Bu çalışma çok tehlikeli sınıfta yer alan bir maden işletmesinde yapılmıştır. Bu çalışmada seçilen iş yerinde kullanılan makina ve iş ekipmanları çalışanların sağlık ve güvenlikleri açısından değerlendirilmiştir. Yapılan risk değerlendirmesinde L Tipi Matris Risk Değerlendirme yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda seçilen maden işletmesinde yer alan açık ocak işletmesi, kırma-eleme, öğütme ve paketleme safhaları üzerinde durulmuştur. Bu safhalarda kullanılan iş ekipmanları nedeniyle ortaya çıkabilecek riskler ve alınacak önlemler kapsamlı olarak değerlendirilmiştir. Yapılan çalışma ile iş ekipmanlarının kullanımı nedeniyle ortaya çıkabilecek riskler belirlenmiş ve önleyici tedbirler üzerinde durulmuştur. Yapılacak bu gibi çalışmalar ülkemizde gelişmekte olan madencilik sektöründe, iş sağlığı ve güvenliğinin gelişmesi ve ortaya çıkabilecek kazaların önlenmesi açısından faydalı olacaktır. Ayrıca gelecekteki çalışmaların farklı yöntemlerle yapılması, bu çalışmalara çalışanların katılması ve ortaya çıkacak risk değerlendirmelerinin karşılaştırılması; iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini belirlemede ilgililere faydalı olacaktır.

Hasbi Atılmış
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Biyokütle enerji santrallerinin ekipman ve armatürlerinin iş sağlığı ve güvenliği yönünden incelenmesi.

Dünyadaki nüfus artışıyla birlikte enerjiye olan talep de büyük oranda artmıştır. Ülkeler enerji ihtiyaçlarını çoğunlukla fosil yakıtlardan sağlamakta iken son dönemlerde fosil yakıtların, önümüzdeki yüz yıllar içinde tükeneceği varsayılmaktadır. Fosil yakıtların çevreye olan zararı ülkeleri alternatif enerji kaynakları arayışına yönlendirmiştir. Bu bağlamda ülkeler enerjilerinin bir kısmını yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamaya başlamıştır. Yenilenebilir enerji kaynaklarından biri olan biyokütle enerji sistemleri, yakıt temininin kolay olmasından ötürü talebi artan alternatif enerji kaynaklarından olmuştur. İleriki zamanlarda yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının fosil yakıt kullanımına oranının artacağı, artan bu oranın dünyadaki karbon salınımını azaltacağı ön görülmektedir. Türkiye de birçok ilimize biyokütle enerji santralleri kurulumu yapılmış, birçoğu da yapım aşamasındadır. Bu enerji santrallerinde iş sağlığı ve güvenliğinin önemi gün geçtikçe artmaktadır. Biyokütle enerji santrallerinde, çalışan yöneticiler, teknik personeller, kumanda operatörleri, iş makinesi operatörleri vb. çalışanlar iş kazalarına sebebiyet vermeyecek şekilde teknik bilgi ve donanıma sahip, mesleki yeterlilik belgesi ve sertifika sahibi personeller den oluşması gerekmektedir. Santrallerde yetiştirilecek personellere, sahaya hâkim malzeme ve işletme konusunda deneyimli uzman kişiler ve eğiticiler tarafından eğitimlerin verilmesi uygun olacaktır. Bu tez çalışmamızda amacımız biyokütle enerji santrallerinin yüksek basınçlı buhar kazanı ve türbin kısmında çalışan ve ileriki dönemlerde bu tür enerji tesislerinde çalışacak teknik personelleri; tesiste kullanılan ekipman ve armatürlerin teknik bilgileri, detayları, prosesteki yerleri, çalışma prensipleri, hakkında bilgilendirmek ve bu ürünlerden kaynaklı oluşması muhtemel iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önüne geçebilmektir. Endüstride kullanılan yüksek ve düşük basınçlı buhar kazanların ekipman ve armatürlerinin de benzerlik göstermesinden ötürü kazan dairelerinde oluşması muhtemel iş kazaları ve meslek hastalıklarının önüne geçebilme adına da yol gösterici olacağı düşünülmektedir. Türkiye de yapılmış ve yapımı devam eden biyokütle enerji tesislerimizde ve endüstriyel buhar kazanı kullanılan tesislerdeki çalışan teknik personeller ve iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarıyla yaptığımız mülakatlar neticesinde tesislerin işleyişi ve mekanik aksamlar hakkında bilgiler edinilmiştir. Yapılan araştırmalar çerçevesinde biyokütle enerji santrallerinin yeni yeni sektördeki yerini almasından dolayı tesislerde kullanılan ekipmanlarında bazılarının farklılık göstermesi, çalışan personellerin yeteri kadar santrallere ve kullanılan armatür ve ekipmanlara hâkim olmadıkları, birçok eksik bilgiyle çalışmalarını sürdürdükleri gözlemlenmiştir. Genellikle personeller, santrallerin kurulduğu bölgelerden seçilmektedir. Bu personellerin iyi şekilde yetiştirilmeleri için ellerinde ekipman ve armatürlerin tanıtıldığı, bu kısımların oluşturabilecekleri zararları yazılı bir şekilde anlatan kaynağın olması gerektiği düşünülmektedir. Aynı zamanda çalışanların, santrale karşı iş kazaları yönünden ön yargılarını azaltacaktır. Enerji santrallerinin çalıştırılmasına katkı sağlayan tecrübeli personellerin yetişmesi uzun zamanlar almaktadır. Kısa zamanda daha tecrübeli çalışanların yetiştirilebilmesini mümkün kılmak için, daha sağlıklı ortamlarda çalışmalarını ve işin devamlılığını sağlamak için; çalışanlara doğru bilgiler ve örneklerle donatılmış yazılı kaynaklar sunulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

Yüksel Sarıkaya
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Peyzaj uygulama alanlarında Fıne-Kınney Yöntemi ile risk değerlendirmesi

Peyzaj ve peyzaj uygulamaları, doğal - kültürel kaynakların ve fiziksel çevrenin insan yararı, sağlığı ve güvenliği için estetik ve fonksiyonel mekânlar ile yaşam ortamı oluşturan tasarım ve bakım faaliyetlerinin yürütüldüğü bir disiplindir. Doğal ve yapay öğeleri bir araya getirerek çevresel dengeyi koruma, insanların dış mekân ve açık hava alanlarından en iyi şekilde faydalanması amacı taşır. Şehir içerisinde belli bir yaş grubu için dinlenme ve çocuk yaş grubu için fiziksel, sosyal ve psikolojik ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yerel yönetimler tarafından oluşturulan peyzaj alanlarından olan mahalle parkı ve çocuk oyun alanlarında gerekli sağlık ve güvenlik önlemlerinin alınmaması durumunda hem çalışanların hem de çocuk, aile ve ziyaretçilerin sağlığını ve güvenliğini etkileyen pek çok tehlike ve risklerle karşılaşılmaktadır. Kesici-delici aletler, toksik ve aşındırıcı maddeler, elektrik panoları, uygun olmayan zeminler, park alanının uygun yere konumlandırılmaması gibi tehlike kaynakları basit yaralanmadan ölüme kadar ciddi riskler oluşturmaktadır. Bu alanlarda meydana gelebilecek olası risklerin belirlenmesi ve değerlendirilmesi, sürdürülebilir ve güvenli peyzaj uygulamalarının geliştirilmesi için kritik öneme sahiptir. Bu tez çalışmasında, Tokat ili merkez sınırları içinde yer alan mahalle parkları ve çocuk oyun alanlarında sıkça karşılaşılan tehlike ve riskler analiz edilmiştir. Fine Kinney yöntemi, risklerin olasılık, şiddet ve maruz kalma sıklığı açısından değerlendirilmesini sağlayarak, her bir tehlike için bir risk skoru hesaplanmasını mümkün kılmıştır. Çalışma sonucunda, en yüksek risk seviyesinden önemsiz risk iii seviyesine kadar riskler tespit edilmiş ve bu risklerin azaltılması veya ortadan kaldırılması için öneriler sunulmuştur.

Nadide Öznur Çetin
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir imalat işletmesinde kas iskelet sistemi rahatsızlıklarına yönelik ergonomik risk değerlendirme

Günümüzde mesleki rahatsızlıklar önemli bir toplumsal sorundur ve Mesleki Kas İskelet Sistemi Rahatsızlıkları (MKİSR), mesleki rahatsızlıkların büyük bir çoğunluğunu temsil eden ciddi sağlık problemleridir. MKİSR ürün ve çalışma yaşamı kalitesinin ve verimliliğinin düşmesine neden olmakla birlikte zaman kayıplarına, sağlık harcamalarının ve maliyetin artmasına da yol açmaktadır.Uygun olmayan çalışma pozisyonları MKİSR'na yol açmakta ve bunun sonucunda iş kazalarında artış meydana gelmektedir. Bu nedenle, çalışanların çalışma pozisyonlarına ilişkin ergonomik risklerin analizi oldukça önemlidir.Bu çalışmanın amacı, bir tekstil işletmesinin farklı birimlerinde görev yapan personelin çalışma pozisyonlarına ilişkin ergonomik analizler yapmak ve MKİSR risklerini değerlendirmektir. Çalışma kapsamında, uygulamada yaygın olarak kullanılan ergonomik risk ölçme ve değerlendirme yöntemlerinden biri olan ve yapılan işle ilgili olarak tüm vücuda ilişkin duruş risklerinin ele alınmasını sağlayan REBA (Rapid Entire Body Assessment) yönteminden faydalanılmıştır.Bu çalışma kapsamında yapılan analizle elde edilen bulgular ışığında, uygulama yapılan firma yönetimine çalışanların sağlığı ve güvenliği yanında iş verimini ve kalitesini arttırmaya yönelik çalışma koşulları ve şekilleri konusunda önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Ergonomik risk değerlendirme, ergonomi, REBA, mesleki kas iskelet sistemi rahatsızlıkları

Ergonomi
İsa Çoker
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mesleki ve teknik eğitim kurumlarında öğrenci, öğretmen ve yöneticilerin iş sağlığı ve güvenliği hakkındaki bilincinin irdelenmesi-Düzce ili örneği

Eğitim kurumları insan yaşantısının, toplumların ve dünyanın sosyal olarak biçimlenmesini etkileyen en temel unsurlardandır. Eğitim kurumlarında yapılan her türlü faaliyet etkisinin, durgun suya atılan bir nesne gibi daireler şeklinde tüm insanlığı etkilediği görülmektedir. Eğitim kurumlarında yürütülen iş sağlığı ve güvenliği kavramının uygulanma yöntemi örnek teşkil etmelidir. İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının amacı, çalışanların iş alanında hem bedenen hem ruhen hem de sosyal yaşantılarında tam anlamıyla insani yaşam standartlarında olmasıdır. İş sağlığı ve güvenliği, iş alanında çalışanların sağlıklarının korunması amacıyla karşılaşabilecekleri risk ve tehlikelerin bertaraf edilmesi için sürekliliği olan tüm önlem ve faaliyetleri kapsamaktadır. 6331 sayılı yasanın getirdiği düzenlemelerle, kavramsal olarak birbirini tamamlayan İş Sağlığı ve Güvenliği kurumu iş alanlarında çalışanların maruz kalabilecekleri durumlara karşı yapılması gereken tüm işleri, alınacak sağlık ve güvenlik tedbirlerini kapsamaktadır. İş yerleri tehlike sınıflarına göre belirlenirken, iş yerlerine ayrılan çalışma süreleri ve iş yerlerinde çalışan kişi sayısı dikkate alınarak hesaplanmaktadır. Hâlâ yürürlükte olan mevzuata göre eğitim kurumlarının geneli az tehlikeli iş yerleri olarak listede yer almış ve iş başında geçirilen zaman, kişi bazında 10 dakika olarak hesaplanmıştır. Burada dikkate alınmayan durum, çalışanlarla aynı ortamda bulunan ve aynı riski taşıyan öğrencilerdir. Bu durum araştırıldığında öğrencilerin iş kazası geçirme olasılığının çok yüksek olduğu göz ardı edilemeyecek bir gerçektir. Bu çalışmada, eğitim sektöründe iş sağlığı ve güvenliği hakkında bilinç düzeyi saptanmaya çalışılmıştır. Çalışmayla, mesleki ve teknik eğitim kurumlarında çalışan öğretmen ve idarecilerin ile eğitimine devam eden öğrencilere anketler uygulanmış ve bu anketlerin analizleri çıkartılmıştır. Çalışmanın amacı toplum yapısının oluşmasında önemli bir faktör olan eğitim alanında, iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının benimsenmesi ile gerçekleştirilecek faaliyetlerin sağlayacağı katkıların, gerçekleşmediği takdirde riskin boyutlarının ortaya konmasıdır. Çalışmanın örneklemi olarak Düzce ilinde bulunan mesleki ve teknik anadolu lisesleri alan ayrımı yapılmaksızın seçilmiştir. Eğitim kurumlarına anketler Google Forms aracılığıyla ulaştırılmıştır. Öğrencilere anketlerin uygulanması sırasında bizzat sınıflara girilerek durum hakkında bilgi verilmiş katılımcı olmak isteyen öğrencilere formlar ulaştırılmıştır. Öğretmenlerle toplantı yapılarak okul gruplarında paylaşım yapılmıştır. Okul yöneticileri ile bizzat görüşülerek katılım sağamaları istenmiştir. Sonuç olarak anketlere 15 yönetici, 51 öğretmen, 249 öğrenci katılım sağlamıştır. Anketlerin incelenmesi SPSS programında yapılmıştır. Çıkan sonuçlar katılan okulların risk değerlendirme kuruluna sunulmuş ve gerekli önlemlerin alınması için düzenleyici ve önleyici önerilerde bulunulmuştur.

Emine Budak Top
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnşaat şantiyelerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin incelenmesi: Tokat ili örneği

Çalışmada, Türkiye'nin en önemli sektörlerinden biri olan ve ülke ekonomisinde geniş yer kaplayan inşaat sektörüne yönelik olarak iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin ne ölçüde uygulandığı bağlamında Tokat ilinde bir değerlendirme yapılması amaçlanmıştır. Ayrıca mevcut literatürde pek çok il ve bölgede buna benzer çalışmalar olsa da bu çalışmalara güncel bir katkı olarak henüz üzerinde çalışılmamış bir il olan Tokat ilinde yapılacak bu çalışma ile literatüre katkı sağlanması da hedeflenmiştir. Çalışmanın kapsamı Tokat ilinde seçilen inşaat şantiyelerinde uygulanan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin değerlendirilmesi ile sınırlıdır. Çalışmada, bilimsel araştırma yöntemi olarak nicel araştırma yöntemi kullanılarak evreni temsil etmesi amacıyla 306 sektör çalışanı üzerinde bir çalışma yapılmıştır. Bu bağlamda Tokat ilinde bulunan inşaat şantiyelerinde saha çalışması yapılarak işçi, işveren ve mühendislerle yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak anket uygulaması yapılmıştır. Anket sonucunda elde edilen veriler değerlendirilerek iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin ne ölçüde uygulandığı, uygulanmasının önündeki engeller, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin işçi, işveren ve mühendisler tarafından yeterince anlaşılıp anlaşılmadığı ve çalışanların bu konudaki farkındalıkları ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Ayrıca farklı illerde bu araştırmaya benzerlik gösteren çalışmalara yer verilmiş ve sonuçların değerlendirilmesi sürecinde ilgili çalışma bulgularından faydalanılmıştır. Bunlara ek olarak çalışmada yapılacak değerlendirmede referans alınacak 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile konuyla ilişkili diğer yönetmelikler incelenmiş ve şantiyelerden elde edilen bulgularla beraber karşılaştırma yöntemiyle değerlendirme yapılarak öneriler sunulmuştur. Anket sorularının belirlenmesinde ilgili literatürden yararlanılmıştır. Araştırma elde edilen bulguların değerlendirilmesi ve sunulan önerilerle birlikte sonuçlandırılmıştır.

Ahmet Cihan Alhan
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnşaat sektöründe iş sağlığı ve güvenliği konusundaki farkındalığın Şanlıurfa bağlamında incelenmesi

Bu çalışmada, Şanlıurfa ilinde inşaat sektörü alanında faaliyet gösteren şirketlerle görüşülerek inşaat şantiyelerinde çalışanların iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin uygulanma düzeyinin belirlenerek bunun kişisel özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığının ortaya konulması amaçlanmıştır. Daha önceki yapılan çalışmalar incelendiğinde Şanlıurfa İli için bu konuda bir çalışma yapılmadığı görülmüştür. İnşaat projeleri en fazla istihdam yaratan sektörlerden biridir. Bu nedenle işçi ve çalışanların iş sağlığı ve güvenliği konularına dikkat edilmesi önemlidir. Bu çalışmanın amacı, inşaat sektöründe yeni yasada öngörülen iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin ne seviyede uygulandığı ile sektörün konuya olan yaklaşımlarının incelenmesidir. Bu kapsamda, işçilerle yüz yüze görüşmeler yapılmış ve görüşmelerde cevaplanan anketlerle işçilerin iş sağlığı ve iş güvenliği konusundaki fikirleri alınmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, işverenler ve işçilere çalışma konusu ile ilgili bir anket çalışması uygulanarak, Şanlıurfa'da faaliyet gösteren 63 adet inşaat firmasının şantiyesini kapsayan bir anket ve tarama çalışması yapılmış olup, şantiye de çalışanlarının eğitim düzeyleri, yaşları, mesleki deneyimleri vb. profilleri dikkate alınarak 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun çalıştıkları firmada uygulanmasına bakış açılarının ortaya konması amaçlanmıştır. Bu çalışma sonucunda, inşaat şantiyelerinde çalışanların iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konuları ne kadar bildikleri, davranış ve tutumlarının düzeyleri ve yeterliliği değerlendirilerek araştırmanın inşaat sektöründe iş sağlığı ve güvenliği eğitiminin gelişmesine ve literature olumlu katkı yapması hedeflenmiştir.

Mehlika Çellik
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eğitim amaçlı binalarda yangın tehlikesinin risk analizi

Bu çalışmada, eğitim amaçlı binalar bünyesinde çıkabilecek yangın tehlikelerine karşı önceden hazırlıklı olmak veya olası yangın esnasında can ve mal kaybını asgariye indirmek amacıyla alınacak gerekli yangın önlemleri ve bu önlemlere ait kurallar belirlenmiştir. Söz konusu binalarda aşağıda verilen hususların belirlenmesi için mevcut yasa ve yönetmeliklerin yeterli olup olmadığını örnek bir bina üzerinden ortaya koyulmuştur. Bu hususlar; yangının çıkış yeri ve nedeni, cinsi ve özelliklerinin belirlenmesi, mevcut bina bünyesinde veya çevresinde çıkabilecek muhtemel yangın çeşitlerinin belirlenmesi, oluşan yangınların can ve mala verebileceği zararların tespiti, yangın olaylarının vuku bulması halinde ortaya çıkaracağı maddi zararların belirlenmesi, yangın ortaya çıkaracak risk faktörlerinin minimum seviyeye çekilmesi ve bunun için gereken tedbirlerin önceden alınması, binada yangına karşı önceden alınacak önleyici tedbirlerle meydana gelecek ekonomik zararların minimum düzeyde tutulacağının belirlenmesi, oluşturulacak bir risk dosyası içerisinde tespit edilen tüm risk faktörlerinin çekilmiş ve tespit edilmiş görsel efektlerinin muhafaza edilmesidir. Kullanılan yöntem ve teknikler, konu ile ilgili mevcut yasa ve yönetmeliklerin incelenip değerlendirilmesi, konu ile ilgili mevcut yasa ve yönetmeliklere göre tasarlanmış eğitim amaçlı örnek bir bina üzerinde, yangın değerlendirmesi yapabilen bazı benzetim programları kullanılarak, risk değerlendirmesi yapılması, bu değerlendirme kapsamında ilgili mevcut yasa ve yönetmeliklerin yeterlilikleri değerlendirilmesidir.

Bina güvenliğiBinalarEğitim+7
İrem Dokur
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kazı çalışmalarında trafik yönetimi

Mühendislik projelerinde (Açık maden işletmesi, baraj, köprü, hava limanı vb.) gerçekleştirilen kazı çalışmalarında doğa ile mücadele zorunlu olmaktadır. Son derece zor olan bu mücadelelerde yeni teknolojilere başvurulmakta, büyük ve ağır devasa iş makinelerinin kullanımı gerekebilmektedir. Kullanılan araçların büyüklüğü ve insanların içinde bulunduğu ortam nedeniyle herhangi bir araç hareketi, söz konusu sahalarda belirgin risk oluşturabilmektedir. Kazı çalışmalarında iş makinelerinin hareketlerinden kaynaklanabilecek iş kazaları iş sağlığı ve güvenliği yönünden tehdit oluşturmakta ve iş kazalarının artmasında önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle trafik yönetimi alanında kullanılan simülasyon teknikleri, risk analizinin farklı bir yönünü temsil etmesiyle sektöre yeni bir soluk getirme beklentisi oluşmaktadır. Simülasyon modelleme, matematiksel formül ve algoritmalar bu tezin temel parametreleridir.

Açık ocak madenciliğiKazıKazı çalışmaları+7
Murat Ertürk
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yapılarda patlatma ile yıkım işlerinde iş güvenliği çalışmaları

Gelişen teknoloji ile birlikte şehirlerde ve ilçelerde ömrünü tamamlamış, şehir imar planını bozan yapıların kontrollü yıkılarak yeni imar planlarına yönelik yapıların inşa edilmesi gerekli hale gelmiştir. Özellikle büyükşehirlerde göç alımının yoğunluğundan kaynaklı uzun yıllardır başta konut yapıları olmak üzere birçok yapı inşa edilmiştir. Bu yapılarda eski teknolojinin kullanılmasıyla ve yılların geçmesiyle hem kullanılan betonun dayanımı önemli ölçüde düşük çıkmaktadır hem de parçalanıp kopan beton parçalarının koruduğu donatıların açığa çıkarak paslanıp, eski işlevini yitirmesi bu konuyu önemli hale getirmektedir. 15.12.2012 tarihli, 28498 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6306 sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun" hükmü gereğince bu tür yerleşim alanlarındaki yapıların kontrollü olarak yıkılması ve kentsel dönüşüme sokulması zorunlu hale gelmiştir. Tez çalışmasında patlatma ile yıkım çalışmalarında olası tehlike kaynakları belirlenmiş, Hata Türü Etki Analizi (Failure Mode Effect Analysis) yapılmış ve yüksek risk gruplarının kabul edilebilir risk seviyesine düşürülmesi için alınması gerekli önlemler verilmiştir. Bu çalışmalar yapılırken literatürde ve sanayide yapılmış yıkım çalışmalarının bazıları örnek olarak kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre kritik iki hata türü ön plana çıkmıştır. Bunlardan birincisi H2 olarak kodlanan uygun bir patlatma tasarım modelinin oluşturulmaması; diğeri ise H19 kodlu Kişisel Koruyucu Donanımların (KKD) kullanılmamasıdır. Çalışmada sonuç olarak tüm hatalar, önlemler ile kabul edilebilir risk seviyesine düşürülmüştür; ancak H2 ve H19 hataları önlemlerin alınmasına rağmen HTEA'ndeki kritik 100 değerinin üzerinde kaldığı için sıklıkla kontrol altında tutulması gereken hatalar olarak belirlenmiştir.

Güvenlik önlemleriPatlatmaRisk analizi+4
Ali Cihan Demir
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kömür yakan termik santrallerde tehlikelerin belirlenmesi ve risk değerlendirmesi

Nüfus arttıkça ve teknoloji geliştikçe elektriğe de ihtiyacımız var, Ülkemizde üretilen elektriğin yaklaşık yüzde otuzu kömür yakıtlı enerji santrallerinde üretilmektedir. Termik santraller iş sağlığı ve güvenliği kanunları uyarınca çok tehlikeli iş yerleri olarak sınıflandırılmakta ve özel önlemler alınmaktadır. Bu çalışmada, termik santrallerde iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları hakkında geel bilgiler detaylı bir şekilde sunulmuştur. İncelenen santralde mevcut mevcut tehlikelerin belirlenmesi için saha çalışmaları yapılmıştır. Saha değerlendirme çalışmalarından toplanan bilgilere dayanarak risk değerlendirme çalışmaları yapılmıştır.

KömürRisk analiziRisk değerlendirmesi+3
Mine Kurul
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çok tehlikeli işler olarak sınıflandırılan bazı sektörler için uygun çalışma ortamı gözetim metodolojisinin geliştirilmesi

İş Güvenliği ve ortam gözetimi kavramları, Hammurabi kanunundan bu yana dünyanın gündeminde ve günümüz iş koşullarına uygun olarak gelişmekte ve değişmektedir. Risk analizlerinin olmazsa olmazı olan çalışma ortamı gözetimi sayesinde belirlenen tehlikeler ve riskler, iş kazalarının önüne geçilmesini kolaylaştırmaktadır. Var olan tehlikeleri ve riskleri gözlemlemek ve oluşmadan önce önüne geçebilmek, bir kaza meydana geldikten sonra harekete geçmekten daha önemlidir. Proaktif yaklaşımı benimseyen bir bakış açısıyla, çok tehlikeli işlerde meydana gelebilecek tehlikeleri, ramak kala olayları ve kazaları önceden tespit etmek, reaktif yaklaşıma göre daha az maliyetli ve hayat kurtarıcıdır. Yapılan bu çalışmada, çok tehlikeli sınıftaki bazı işletmeler için tehlikeler, riskler ve kazalar gerçekleşmeden önce saptamak üzere kontrol listeleri hazırlanmıştır. Tehlikeler ve riskler gözlemlenerek, uygun çalışma ortamı gözetim metodolojisi geliştirilmesi için tespit edilen risklerle ilgili ortak bir risk değerlendirilmesi analizi yapılmıştır.

GözetimRisk faktörleriTehlike+3
Oğuz Beygo
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sıcak karışım asfaltlara göre ılık ve yarı ılık asfaltlarda risk değerlendirmesi

Karayolu, hızlı bir artış gösteren insan nüfusu ve gelişen endüstri ile birlikte gün geçtikçe daha fazla ihtiyaç duyulan bir ulaşım modu haline gelmektedir. Söz konusu ihtiyacın karşılanması için yapılan asfalt üretimi sırasında, işçi sağlığı ve güvenliği açısından risk oluşturacak birçok unsur bulunmaktadır. Bu riskler yönünden, sıcak ve ılık karışım prosesleri karşılaştırıldığında aralarındaki en büyük farkın, sıcak bitüm kaynaklı gaz ve buhar emisyonları olduğu görülmüştür. Asfalt üretiminde agreganın bitüm ile kaplanmasını kolaylaştırmak adına karıştırma sıcaklığı yüksek tutulmakta ve bu da petrol bazlı bitümden kaynaklanan, işçi ve çevre sağlığı için tehdit oluşturacak zararlı emisyonların çalışma ortamına salınmasına neden olmaktadır. Son 20 yıl içerisinde edinilen çevre bilinci ve hız kazanan iş sağlığı ve güvenliği çalışmaları, Bitümlü Sıcak Karışıma (BSK) kıyasla daha düşük sıcaklıklarda üretildiği için çevre ve işçi sağlığına daha az zararlı olan Ilık Karışım Asfalt (IKA) teknolojisinin geliştirilmesine ön ayak olmuştur. Ülkemizde "çok tehlikeli işyerleri" sınıfına giren asfalt plentlerinde sadece bitümlü sıcak karışım asfalt üretimi yapıldığı izlenmiş, işçi sağlığı gözetimi amacıyla yapılan çalışmaların gelişmiş ülkelere kıyasla yetersiz kaldığı ve gerekli önlemlerin alınmadığı görülmüştür. Bu çalışmada; sıcak ve ılık karışım asfalt proseslerindeki temel farklılıklar, mevcut tehlike ve riskler, atmosfere salınan emisyon çeşitleri ve miktarları, bu emisyonların azaltılması ve emisyon kaynaklı risklerin iş sağlığı ve güvenliği ilkelerine bağlı olarak kabul edilebilir risk seviyesine indirilmesi için alınması gereken önlemler incelenmiştir.

AsfaltAsfalt karışımlarıEmisyon+6
Gün Aksoy
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00