
16
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Kendiliğinden yerleşen betonlarda silis dumanı kullanımının, beton basınç dayanımına ve aderansa etkileri
Kendiliğinden Yerleşen Beton, yapısı itibarı ile kendi ağırlığı altında yerleşebilen, vibratör kullanılmadan sıkışabilen, içerisindeki hava boşluğunu atarak uygulama kolaylığı sağlayan en ulaşılmaz noktalarda kalıba uyum sağlayabilen akıcı kıvamlı bir beton türüdür. Günümüz gelişen teknolojisi ile birlikte kendiliğinden yerleşen beton gibi özel beton türlerinin üretimi ve kullanımı oldukça yaygın hale gelmiş ve bu yönde çeşitli çalışmalar yapılarak, birçok mineral ve kimyasal katkı maddeleri geliştirilmiştir. Bu çalışmada kendiliğinden yerleşen betonun özelliklerini oluşturan mineral katkılardan olan silis dumanının, beton basınç dayanımına ve aderansa etkileri incelenmiştir. Silis dumanının beton basınç dayanımına ve aderansa olan etkileri deneysel çalışma ile desteklenmiştir. Deney sonucunda, basınç dayanımı için optimum silis oranı %15 olarak elde edilmiştir. Çekip çıkarma deneyleri sonuçlarında ise silis dumanı kullanımı etki göstermemiştir.
Kaynak çeşitliliğine bağlı olarak elektrik enerjisi fiyatlandırma algoritmalarının oluşturulması
İletim sistemi kullanıcıları için elektrik enerjisinin fiyatı ortaya çıkarılırken temel olarak iki bileşen dikkate alınmaktadır. Bunlar; üretim ve iletim maliyetleridir. Üretim maliyeti olarak ilk yatırım, işletme, yakıt gibi bazı veriler sıralanabilir. Kullanılan kaynağın türüne bağlı olarak birbirinden oldukça farklı maliyetlerle elektrik enerjisi üretilebilmektedir. İletim maliyetleri olarak ise iletim sisteminde kullanılan trafo merkezleri ve iletim hatlarının yatırım ve işletme giderleri sayılabilir. Ancak yapılan hesaplamalarda üretim kaynağının türü ve tesisin coğrafi konumu göz önüne alınmadığından bazı kullanıcılar için dezavantajlı fiyatlar ortaya çıkmaktadır. Diğer taraftan enterkonnekte sistemin gelişimi ve homojen yapısı da bu adil olmayan fiyatlandırma yöntemlerinden olumsuz etkilenmektedir. Önerilen fiyatlandırma algoritması; bara bazında iletim maliyetleri Yatırım Maliyetine Dayalı Fiyatlandırma (YMDF) yöntemi ile üretim maliyetleri de her kaynağın türüne göre ayrı ayrı hesaplanması üzerine kurulmuştur. Bu iki önemli veriyi Dinamik Programlamanın aşamalı çözüm tekniğinde kullanmak için türetilen Çoklu Aşamalı Dinamik Programlama (Multi-Stage Dynamic Programming – MSDP) olarak isimlendirilen metod ile algoritma oluşturulmuştur. Örnek bir dengeli sistem kesiti üzerinde MSDP yöntemi ile oluşturulan fiyat fonksiyonlarının sonuçları geleneksel fiyatlandırma yöntemlerinin sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca MSDP yöntemi, IEEE-30 bara test sistemi üzerinde de uygulanarak elde edilen sonuçlar mevcutta uygulanan değerlerle karşılaştırılmıştır. Homojen bir enterkonnekte sistemin sağlanabilmesi için, üretici ve tüketicilere farklı fiyat alternatifleri sunulabilmesi açısından önemli fayda sağlayacak bir yöntem olduğu gözlemlenmiştir.
Boron fosfat destekli pbı bazlı kompozit membranların hazırlanması ve özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışmada boron fosfat destekli (BPO4) PBI (polibenzimidazol) bazlı fiber ve döküm kompozit membranlar hazırlanması amaçlanmıştır. Polibenzimidazoller; hidroksamoil klorür ve diamino monomerlerlerinden DMF''li (dimetilformamid) ortamda 150 ᵒC'de katalizörsüz olarak hazırlanmıştır. Fiber için, % 20'lik polibenzimidazol çözeltisi sol-jel yöntemiyle DMF/aseton çözücü çifti kullanılarak PVDF (polivinilidin florür), BPO4 PBI-1 (1:1:1) oranlarında homojenizatörde hazırlanmıştır. Elektrospinle fiber eldesi için; 20 kV gerilim ve 15 cm aralıklı Al folyo üzerine yarım saatlik fiber biriktirmesi yapılmıştır. Çalışmamızda ayrıca PVDF/BPO4/PBI-1:(PBM-1); PVDF/BPO4/PBI-2:(PBM-2); PVDF/PBI-1:(PM-1) ve PVDF/PBI-2:(PM-2) döküm kompozit membranlar sentezlenmiştir. Fiber ve döküm kompozit membranlar için su tutma ve iyon değişim kapasiteleri hesaplanmış, taramalı elektron mikroskobu (SEM), yüzey temas açısı ölçümü, proton iletkenlik ölçümü, fourier transform infrared spektroskopisi (FTIR), diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC) ve termogravimetrik (TGA) analizleri yapılmıştır. PBFM-1, PBM-1vePBM-2 membranlar için BPO4 varlığı X-ışını difraktometresi (XRD) analizinde doğrulanmıştır. Ayrıca PBFM-1 membranının atomik kuvvet mikroskobu (AFM) ile fiberin RMS değeri 113.404 nm olarak bulunmuştur. Farklı sıcaklıklarda proton iletkenlik ölçümleri yapılarak en iyi sonuç PBM-2 döküm membranında 120 °C'de (7.1×10-2 1/Ω×cm) olarak elde edilmiştir. İyon değişim kapasiteleri 3.12-5.68 mmol/g arasında değişmiştir. Bulunan değerlerin Nafion membran için elde edilen değerlerden (0.91 mmol/g) yüksek olduğu gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Boron fosfat, Kompozit membran, PBI hibrit,
Akrilamid esaslı hidrojel kompozitlerin hazırlanması ve özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışmada farklı bileşimlerde akrilamid (Aam) esaslı hidrojeller hazırlanmıştır. Çalışmada Aam ek olarak N-vinil-2-pirolidon (NVP), potasyum hümat (KHümat), polietilenglikol (PEG) kullanılarak hidrojeller hazırlanarak özellikleri araştırılmıştır. Aam-NVP kompozit hidrojeli radikalik polimerizasyon yöntemine göre iki monomerin çapraz bağlanmasıyla (kopolimer hidrojel) elde edilmiştir. Yarı IPN yapı elde etmek için farklı miktarlarda PEG ilave edilmiştir. Dolgu maddesi olarak potasyum hümat (KHümat) yapıya eklenmiştir. PEG miktarlarının ve yapıya eklenen dolgu maddesinin hidrojelin şişme davranışı ve termal özelliklerine etkisi incelenmiştir. Hidrojellerin karakteristik özellikleri Denge şişme yüzdesi, Fourier dönüşümlü kızılötesi (FTIR) analizi, Taramalı elektron mikroskobu (SEM) analizi, Termogravimetrik analiz (TGA) ve Ultraviyole (UV) spektrofotometresiyle adsorpsiyon analizi ile belirlenmiştir. Farklı miktarlarda PEG eklenerek elde edilen yarı IPN hidrojellerde %10' luk PEG çözeltileri kullanılmıştır. En yüksek şişme değeri %1792,45 yarı IPN hidrojelde gözlenmiştir. En yüksek şişme kapasitesine sahip olan yarı-IPN hidrojel, metilen mavisinin adsorpsiyon uygulamasında adsorban olarak kullanılmıştır. Adsorpsiyon çalışmalarında optimum şartlardaki boyar madde giderim yüzdesi %86,03 olarak belirlenmiştir. Dolgu maddesi olarak KHümat'ın kullanıldığı hidrojel kompozitlerde ise en yüksek şişme değeri %1703,7 olarak gözlenmiştir. Kompozit hidrojellerde yapılan adsorpsiyon çalışmalarında ise optimum şartlardaki boyar madde giderim yüzdesi %83,56 olarak belirlenmiştir. Elde edilen hidrojellere yapılan analizlerden; Aam/NVP/PEG yarı IPN hidrojeli ve Aam/NVP/PEG/KHümat kompozit hidrojellerin metilen mavisi adsorpsiyonunda adsorban olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Akrilamid, Hidrojel, Metilen Mavisi, N-Vinil-2-Pirolidon, Polietilen Glikol, Potasyum Hümat, Yarı IPN
Preparation of fly ash-epoxy composites and investigation of propertios
Bu çalışmada termik santral atığı olan saf uçucu kül epoksi matrisli kompozit malzemelerde dolgu maddesi olarak kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan uçucu kül hem saf haliyle hem de quaterner amonyum tuzlarıyla modifiye edilerek kullanılmıştır. Dolgu maddesinin türü, miktarı ve polietilen glikol (PEG) ilavesinin kompozit malzemelerin fiziko-mekanik ve termal özellikleri üzerine etkisi incelenmiştir. Kompozit malzemelerin özellikleri X-ışını kırınım (XRD) analizi, Taramalı Elektron Mikroskob (SEM) analizi, Termogravimetrik Analizi (TGA), çekme dayanımı, sertlik değeri, korozyon direnci, % adhezyon testi ve su sorpsiyon testi ile belirlenmiştir. Elde edilen ürünlerin analiz sonuçları birbiri ile ve saf epoksi reçinesi ile karşılaştırılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda çekme dayanımı en yüksek %20 saf uçucu kül ve %20 modifiye uçucu kül içeren kompozit malzemelerde sırasıyla 32,88 MPa ve 41,63 MPa olarak belirlenmiştir. %20 uçucu kül ve %20 modifiye uçucu kül içeren kompozit malzemelere PEG ilavesiyle en yüksek çekme dayanımı %5 uçucu kül ve %5 modifiye uçucu kül içeren kompozit malzemelerde sırasıyla 29,59 MPa ve 22,02 MPa olarak belirlenmiştir. Sertlik değeri en yüksek %20 uçucu kül ve modifiye uçucu kül içeren kompozit malzemelerde 89 Shore D, en düşük ise PEG ilaveli %15 modifiye uçucu kül içeren kompozit malzemede 78 Shore D olarak belirlenmiştir. Kompozit malzemelerin tamamının korozyona karşı dirençli oldukları tespit edilmiştir. Adhezyon test sonuçları ise %100 çıkmıştır. %20 uçucu kül içeren kompozit malzeme ile saf epoksi reçinenin su sorpsiyonu %0,7 çıkmıştır. Dolgu maddesinin modifikasyonuyla kompozit malzemelerin % su sorpsiyonunun azaldığı görülmüştür. SEM görüntülerinde dolgu maddesi ve PEG'in epoksi reçine içerisinde homojen dağılım göstermemesinden dolayı yüzey görüntüleri pürüzlü olarak görülmüştür. Kompozit malzemeye ilave edilen uçucu kül malzemenin %50 bozunma sıcaklığına kadar azda olsa olumsuz bir etki göstermiştir.
Pelton türbini çarkı tasarım parametrelerinin optimizasyonunun mikro türbin boyutunda deneysel olarak araştırılması
Gelişen teknoloji ile birlikte enerjiye olan ihtiyacımız sürekli artmaktadır. Bu artışı karşılayabilecek enerji üretim yöntemleri ve teknolojileride doğrusal olarak gelişmektedir. Türkiye'nin günümüzde kullanımı en yüksek yenilenebilir enerji kaynağı olan hidroelektrik enerji tesisleri 2001 tarihinde çıkan bir yasa ile özel sektöre açılmış olup çok farklı güçlerde uygun olan her yere kurulabilmektedir. Hidroelektrik sistemlerde su, bir boru sistemi ile yüksek bir yerden türbine verilmektedir ve potansiyel enerji kinetik enerjiye çevrilmektedir. Türbinin tahrik ettiği jeneratörün dönmesi ile de elektrik enerjisi elde edilmektedir. Modern su türbinleri arasında bugün endüstriyel anlamda önemi olan yegâne aksiyon türbini Pelton türbinidir. Genel olarak yüksek düşü ve küçük debiler için elverişlidir. Görünüşüne göre diğer su türbinlerinden daha basit görünen Pelton türbini aslında kendi içinde daha karışıktır. Günümüz teknolojisinde türbin bileşenlerinin tasarımı için deney yapılmasının masraflı olduğu küçük ve büyük türbin uygulamalarında Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiğinden (HAD) yararlanılmaktadır. Bu çalışmada; Pelton türbinleri için Türkiye ve dünyada yapılan çalışmalar incelenerek, türbin çarkı tasarımı ile ilgili karakteristikler ele alınmış ve analiz edilmiştir. Farklı kaynaklara göre en uygun çark tasarım parametreleri belirlenerek deneysel çalışma için türbin çarkı proje hesapları yapılmış ve suyun kepçe içerisinde izlediği bağıl yol çizilerek bulunan kepçe adımı ile kepçe sayısı doğrulanmıştır. Doğrulanmış ve bir fazla kepçe sayısına sahip iki adet mikro türbin çarkı imal edilmiştir. Üretimi yapılan iki adet Pelton türbini çarkı bölüm laboratuvarında bulunan Pelton türbini deney setine montaj edilerek, her iki çark için farklı püskürtücü açıklıklarında türbin karakteristik deneyleri yapılmıştır. Türbin çarkı kepçe sayısı hesapla bulunup, çizim yöntemle optimize edilmiş çark ve bir fazla kepçe sayısına sahip çark ile karakteristik deneyler yapılarak sonuçlar tablo ve grafik olarak verilmiştir. Çizim yöntemi ile doğrulanmış kepçe sayısına sahip çarkın verim değeri diğerinden daha yüksek olarak elde edilmiştir.Elde edilen bütün sonuçlar karşılaştırılarak yorumlanmıştır.
Reaktif güç ve harmoniklerin enerji verimliliği ve kablo ömrüne etkileri
Tüm dünyada elektrik enerjisi hem sanayide hem de günlük yaşantıda temel ihtiyaçların en önemlileri arasındadır. Elektrik enerjisini tüketiciye kaliteli, kesintisiz ve uygun maliyette sunulması gerekmektedir. Bu ihtiyacının istenen standartlarda sağlanması konusunda bazı problemler oluşmaktadır. Reaktif güç ve harmonikler ise bu problemlerin en önemlilerindendir. Bu çalışmada reaktif güç ve harmoniklerin enerji kalitesine ve elektrik sistemlerinde neden oldukların problemler araştırılmıştır. Reaktif gücün sistemden kompanze edilebilmesi için kurulan reaktif güç kompanzasyon sistemleri incelenerek tasarımı, faydaları ve problemleri anlatılmıştır. Günümüz şartlarında kompanzasyon uzaktan takip sistemleri incelenerek kullanımında ortaya çıkacak durumlar gösterilmiştir. Elektrik sistemlerinde oluşan harmonikler ve nedenleri araştırılarak giderme yöntemleri incelenmiştir. Harmonik filtre tasarımı hakkında bilgiler verilmiş ve kompanzasyon sistemleri ile birlikte kullanımı anlatılmıştır. Bu bağlamda harmonik filtreli kompanzasyon sistemlerinde filtre tasarımında gerekli değerlerin hesaplanması konusunda örnekleme yapılmış ve harmonik filtrenin kompanzasyon sistemi ile birlikte kullanımında ortaya çıkacak sorunlar, dikkat edilmesi gereken durumlar ve fayda sağlayacak noktalar açıklanmıştır. Bu çalışmada ayrıca farklı iletken kesitlerine sahip kablolar için lineer yük ve lineer olmayan yükler altında oluşan akımlara iletkenlerin verdiği tepkiler incelenerek harmoniklerin iletken ömrüne etkileri deneysel çalışma ile araştırılarak bilgisayar destekli matematiksel analiz yapılması sonucunda gösterilmiştir.
Optimum güneş-rüzgar hibrit veya ayrı su pompalama ve elektrik üretim sistemlerinin somali için araştırılması
Wind and solar energy are becoming increasingly popular due to their abundance, high potential, availability, environmental pollution, and ease in producing electrical energy in the world. In many parts of Somalia, although there is high potential in wind and solar energy, there is energy shortage. This situation is due to lack of security, sufficient information and technology, and financial deficiencies. When the central government of Somalia collapsed in 1991, the energy sector of the country was destroyed. Residents were forced to rely on privately owned diesel generators while many were left in the dark. Somalia is among the least energy consuming countries in the world, and the rate of electricity is one of the highest in the region and the world. The demand for affordable and reliable electricity everywhere in Somalia is high and increasing. Moreover, Somalia suffers from a deficiency of power in rural communities. Only an estimated 15% of the population has a connection to power. In urban areas, 35 % of the population is connected to electricity while in rural areas, only 1 % are connected to electrical services. The country's energy resources to meet its energy needs are domestic wood, charcoal, and imported petroleum. Solar and wind energy offers a way to deliver current energy needs and challenges associated with the country. There is significant potential in all Somali areas in terms of renewable and alternative energy sources like wind and solar energy but so far, due to both security and funding problems, only very small, timid experiments have been carried with solar and wind power. The solar energy potential varies from 5–7kWh/m 2 /day with more than 300 sunny days in a year. Somalia is also identified by powerful winds. Feasibility of Solar-Wind hybrid Energy System in Somalia is presented in this study. Solar and wind energy potentials at different geographic locations in Somalia was investigated then selected location is analyzed using Hybrid Optimization Model for Electric Renewables (HOMER) software tool. The average electric load demand of a sampled area was estimated and a feasibility study on how to provide energy to a measured area was presented. A analyze of the technical and the economic feasibility of the chosen combination system for electric generation is presented. the amount of electricity production and capacity factors of three selected wind turbines at three different location are estimated annually. cost investigation of investment of wind turbine and economic profitability also is presented.
Burdur Karaçal Mermer Ocağındaki iş güvenliği uygulaması ve risk değerlendirmesi
İş sağlığı güvenliği ve risk analizi, sanayileşme sonrası işyerlerinde oluşan iş kazaları ile mesleki hastalıklardan kaynaklanan madden ve manen kayba uğramalar neticesinde doğmuş önemi her geçen gün artan bir çalışma sahası haline gelmiştir. Bu gün teknolojinin gelişmesi ile beraber üretim esaslı araç gereç çeşitliliğinde ve miktarlarında önemli artışlar meydana gelmiştir, diğer yandan bu durum güvenlik ve sağlığı etkileyen önemli problemlerin meydana gelmesine sebep olmuştur.Bu çalışmanın gerçekleştirildiği Antalya Mermer San. Tic. Ltd. Şti.'ne bağlı Burdur-Karaçal Mermer Ocak İşletmesi 2013 yılının eylül ayında üretime başlamıştır. Yıllık ortalama 40000 ton üretim yapmaktadır. Yapılan üretimin % 90 blok mermer olarak ihraç edilmektedir. Kalan % 10'luk kısım fabrikada mamul ürün olarak alınmakta ve ihraç edilmektedir. Bu çalışmanın amacı, Karaçal Mermer Ocağı'ndaki tehlike unsurlarını tanımlamak, tehlikenin ya da unsurlarının olmadığını araştırmak, tehlikeler bulunuyorsa, bunlardan kimlerin ve nasıl etkilenebileceklerinin tespit edilerek gerekli önlemlerin alınmasının sağlanmasıdır. Bu çalışmaya göre 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde çıkartılan Risk Değerlendirme Yönetmenliği maddelerinin referans olarak kabul ettiği risk değerlendirme metotlarından Fine Kinney ve L tipi matris risk değerlendirme metotları karşılaştırılmış ve en uygun risk değerlendirme metodu belirlenmiştir.
Farklı yüzeylere sahip geçirimli kalıplarda kendiliğinden yerleşen beton basınç dayanımının araştırılması
Bu çalışmanın amacı; farklı yüzey özelliklerine sahip inşaat kalıplarının, betonun bazı fiziksel özellikleri üzerine etkileri ve kalıp yüzey işlemi görmüş drenaj delikli ve drenaj delikli astarlı kalıplarla üretilen betonarme perdelerin beton basınç dayanımları arasındaki farklılıkları araştırmaktır. Kalıpların, betonun fiziksel özellikleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi amacıyla, 1200 mm yükseklik, 1500 mm genişlik ve 200 mm kalınlığında 12 adet betonarme perde duvar kalıpları hazırlanmıştır. Perde duvar kalıpları plastik, sac, çam kereste ve plywood yüzeyler olacak şekilde geleneksel (üzerlerinde hiçbir işlem yapılmadan), drenaj delikli (yatay ve düşeyde 100 mm aralıklarla 2 mm çaplarında delinerek) ve drenaj delikli ve astarlı (delikli kalıpların iç yüzeylerine geotekstil astar uygulanarak) hazırlanmıştır. Hazırlanan kalıplara C30 kendiliğinden yerleşen beton dökülmüştür. Kalıptan çıkarılan beton bloklar üzerinde, Schmidt çekici okumaları ile yüzey sertliği ve betonarme perde duvarlardan 7., 28., 60. gün sonlarında alınan karot numuneler üzerinde beton basınç dayanım deneyleri gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, betonarme perde duvar ve bunlardan alınan karot numuneler üzerinde gerçekleştirilen deneysel çalışmalarda, bütün özellikler bakımından plastik yüzeyli ve drenajlı (PLD) kalıpla üretilen betonun diğer betonlara göre en yüksek basınç mukavemeti verdiği ve çam kereste drenajlı (KD) kalıpla üretilen betonun ise en düşük performansı gösterdiği tespit edilmiştir. Yapılan çalışmalar ile ilgili, yorumlar ve önerilerde bulunulmuştur.