Yıldız Technical University
Departman

Tarih Bölümü

Yıldız Technical University

342

Arşivlenen Tez

7

DOI Atanmış

2%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Avrupa Birliği sürecinde Türkiye'de polis kaynaklı insan hakları ihlalleri ve çözüm arayışları

İnsan hakları, insanlığın ortak değerleri olarak 21 yüzyılın üstün değerlerinden biri haline gelmiştir. Uzun süren bir mücadele sonrasında insanın haklarının farkında lığına varması ve onu yücelterek bir koruma mekanizmasıyla taçlandırması, tüm insanlığın bu değerlere sahip çıkmasını gerektirmektedir. İnsan hakları en geniş anamda siyasal meşruluğun bir ölçütüdür. Devletler insan haklarını korudukları ölçüde meşrudurlar. Günümüz koşulları, toplumları, bölgesel birlikteliklere zorlamaktadır. Türkiye, Avrupa Birliği üyelik sürecindeki kararlılığını altına imza koyduğu uluslararası sözleşme/anlaşmalarla ortaya koymuştur. Bu kararlılık Türk toplumunun tüm kesimlerinde olduğu gibi polis teşkilatının da gelişmelere duyarlı olarak daha hassas hareket etmesini ve yeni atılımlar yapmasını zorunlu kılmaktadır. Bu atılımların motor gücünü Avrupa Birliği süreci oluşturmakla birlikte, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin varlık sebebi olan ve yapılacak her türlü iyileştirmeye fazlasıyla layık olan Türk insanının huzurlu ve müreffeh bir hayata kavuşması elbette en başta devletin görevidir.Bu çalışmada temel olarak; Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecinde yaşadığı değişimlerin Türk Polis Teşkilatı'na yansımaları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları doğrultusunda polis uygulamalarının değerlendirilerek, insan hakları ihlallerine neden olan etkenler ve bunları ortadan kaldırmaya yönelik çözüm arayışları ele alınmıştır. Tarama modeli kullanılarak tez konusuyla ilgili yazılı belgeler sistemli bir şekilde incelenmiş ve alan yazın (literatür) taraması yapılmış, sonuçların ortaya konulmasından sonra sonuç ve öneriler izah edilmiştir.Kaynak ve literatür taraması yapılarak oluşturulan çalışmamızda kısaca şu sonuçlara varılmıştır: Türkiye'de polis uygulamalarından kaynaklanan bir insan hakları sorunu vardır. Ve fakat bu sorunu cesurca ortaya koyup, polisi kötü muameleye iten problemleri çözmeyi amaçlayan yapısal girişimler olması gerekenden azdır. Türkiye, Avrupa Birliği sürecinde etkili bir değişim geçirmektedir. Bu değişim toplumsal yapıyı ve dolayısıyla Türk Polis Teşkilatı'nı da olumlu yönde etkilemektedir. AİHM kararları incelendiğinde Türkiye aleyhine verilen ve adeta demokratikleşme ölçütü kabul edilen mahkûmiyet kararlarının, polis teşkilatında yapılacak zaruri düzenlemelerle asgariye indirileceği açıktır.Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Polis Teşkilatı, İnsan Hakları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Kolluk

AGİTAvrupa BirliğiAvrupa Birliği hukuku+7
Hakan Bener
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hz. Aişe ve Peygamber sonrası siyasi hayattaki rolü

İlk dönem siyasî olayların şekillenmesinde Hz. Aişe'nin yeri ve önemini, ana kaynaklara dayalı olarak ortaya koymayı amaçlayan tezimiz, zaman olarak Hz. Peygamber, ilk dört halife ve kısmen de Hz. Muaviye dönemini kapsamaktadır. Tezimiz, şahıslar üzerinde yoğunlaşmak, fikir-hadise irtibatı çerçevesinde olayların perde arkasını aralamak, erken dönem kaynaklara dayanmak ve kaynak kritiğini esas almak gibi Mezhepler Tarihi alanının genel prensiplerine uygun olarak hazırlanmaya çalışılmıştır.Birinci bölümde genel olarak İslam öncesi ve sonrası dönemde kadının toplumsal statüsü ve aldıkları görevler ile bu görevlere getiriliş biçimleri üzerinde durulmuştur.İkinci bölümde ilk olarak Hz. Aişe'nin hayatı, bir kadın olarak kişiliği ve Hz. Peygamber döneminde onun hanımı ve bilgisi ile ileri gelen bir şahsiyet olarak Hz. Aişe'nin sahabe arasındaki statüsü ortaya konmaya çalışılmıştır. Ayrıca İfk olayı, bu olay karşısında Hz. Peygamberin tavrı, Teyemmüm ayetinin gelmesi meselesi ve Hz. Peygamberin hayatının son günlerinde Hz. Aişe'nin yeri konuları üzerinde durulmuştur. Çünkü bu olaylar özellikle sonraki dönem fıkhi ve felsefi düşüncenin şekillenmesi açısından önemidir.Üçüncü bölümünde Hz. Aişe'nin siyasî ve sosyal hayattaki yeri üzerinde durulmuştur. Hz. Aişe'nin isminin ön plana çıktığı olayların analizi yapılmış, İslam düşüncesinin ilk döneminde dinî inanç ve pratiklerin şekillenmesinde Hz. Aişe'nin görüşleri ve yer aldığı olayların etkileri tesbit edilmeye çalışılmıştır. Burada gerek halifelerin seçimi ve gerekse toplumu ilgilendiren meselelerin çözümü esnasında Hz. Aişe'nin her zaman aktif bir konumda olması dikkate şayandır.Anahtar Kelimeler: Hz. Aişe, İfk Olayı, Siyaset, Dört Halife Dönemi, Cemel Savaşı.

Dört Halife DönemiSiyaset
Sevde İla
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
DoktoraAçık ErişimTR

Roma dönemi çukurovasında sıtma

Eğer İ.S. Dördüncü ve beşinci yüzyıllarda; güneşin radyan enerjisinin %0.08 artması, Toros dağlarındaki tektonik hareketlenme gibi etkenler üst üste gelmeseydi; Akdeniz bir metre kadar yükselmeyecek, havalar daha sıcak ve nemli, göller ise bataklıklar haline gelmeyecekti. Sonuçta Anadolu'da Neolitik dönemden bu yana varlığı bilinen sıtma bu dönemde Çukurova bölgesinde endemik olarak kalacaktı. Ancak böyle olmadı ve sıtma, zayıf ve umutsuz hale getirdi. Şan şöhret güç ve pahalı hediyeler isteyen pagantanrılara, fakirleşmiş Çukurovainsanının verebileceği bir şey kalmamıştı. Sağaltım için atesin tanrısı (Teos Piretos)'na başvuran sıtmalılara tanrı olumsuz yanıt veriyordu. Yeni tanrılara gereksinim vardı. Bunlar fukaranın, gurabanın, ezilenin, hastanın, umutsuzun tanrıları olmalıydı. Tüm sıkıntıların biteceği bir Cennet vaad edilmeliydi. Çok sağlıklı olanlar dünyevi zevklere dalarak günah işyelecekleri için bu cennete girememeliydi. İ.S. dördüncü yüzyıl başında Constantius'un Milano fermanıile Roma dünyasında yasallık kazanan Hıristiyanlık, aynı yüzyılın sonunda Theodoziuz döneminde resmi tek din haline geldi. Tek din, Yumurtalık Aksleipeionu'nu ve İskenderiye Serapis tapınağını temellerine kadar yıkılarak kutlandı. Konuyu araştırırken, antik metinler, Yumuktepe Yüceörendeki kemik bulgularının morfolojisi ve diğer arkeolojik buluntular, dönemin iklim ve coğrafyası değerlendirildi. Sıtma ve sivrisineğin evrimsel gelişimini anlatırken moleküler biyolojik verilerden yararlanıldı. Sonuçta sivrisineğin kanat darbesiyle yıkılan Roma imparatorluğunun külleri arasında ikinci Roma'nın nasıl doğduğu irdelendi.

Mehmet Gazi Kobaner
Çukurova University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sicill-i Ahvâl kayıtlarına Göre Erzincanlı memurlar

Yapmış olduğumuz bu çalışma ile Yakınçağ döneminde Osmanlı memurlarına ait sicil kayıtlarının tutulmasında önemli bir yeri olan Sicill-i Ahvâl defterleri esas alınarak Erzincan doğumlu memurlar tanıtılmaya çalışılmıştır.Sicil defterlerinin tutulması eski dönemlere dayanmaktadır. Roma, Sasani ve Selçuklu Devleti dönemlerinden gelen sicil defteri tutma geleneğine Osmanlı döneminde de devam edilmiştir. Genellikle bunlar padişahlara, hanedan üyelerine ve üst düzey bürokratlara aittir. Ancak II. Abdülhamid döneminde artan memur sayısı ile birlikte sicil defteri tutulması bütün memurları içine alacak şekilde genelleştirilmiştir. Bunlarda memurların atamaları, maaşları nakil işlemleri gibi birçok bilginin yer aldığı görülmektedir.

ErzincanErzincanKayıt+2
Engin Adak
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

H.1075?1076/m.1665?1666 tarihli 124 no'lu Manisa Şer`iyye Sicili transkripsiyonu ve değerlendirilmesi

Şer`iyye sicillerini, toplumumuzun sosyal yapısını ortaya koyan belgeler olarak değerlendirebiliriz. Kaydedildiği dönemin sosyal, kültürel, hukuki durumu, toplum yapısı, toplumun ahlaki boyutu hakkında önemli bilgileri içerir. Sosyal, kültürel ve iktisadî tarih araştırmaların önem kazandığı günümüzde tarihimizi aydınlatmada son derecede önemli birer arşiv vesikalarıdır. Bu vesikalar gün yüzüne çıktıkça tarihimiz daha da aydınlanacaktır.Şer`iyye Sicillerinden yararlanarak Osmanlı şehir yapısı ile alakalı genelleme ve tespitler yapılabilmektedir.Bu çalışma ile biz de 124 No'lu Manisa Şer`iyye Sicilini esas alarak, Manisa şehrinin H.1075?1076/M.1665?1666 tarihleri arasındaki sosyal ve ekonomik durumunu ortaya koymaya çalıştık. Belgelerin ağırlıklı olarak, miras, vasi tayini, satış ve alacak davası ile davalarından oluştuğu görülmüştür. Bu doğrultuda Manisa şehrinin sosyal ve ekonomik durumu tasvir edilmeye çalışılmıştır. Ancak bilgiler konuya temel kaynaklık eden H.1075?1076 tarihli 124 No'lu Manisa Şer`iyye Sicili'nde yer alan dava ve kayıtlarla sınırlıdır.

Ferdi Gökbuğa
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Abbasilerde denizcilik (750-1258)

Abbasilerde Denizcilik (750-1258) konulu Yüksek Lisans tezimizi seçerken, esas itibariyle Abbasilerin denizcilik faaliyetlerini incelemeyi hedefledik. Abbasilerin denizcilik faaliyetleri derken bu kavramın içine denizlerde gerçekleşen savaşlar ve ticari ilişkiler girmektedir.Ayrıca bahsini ettiğimiz dönemde sahil şeridinde bulunan yerleşim bölgelerinden ve Akdeniz de bulunan adalardan da etraflıca bahsettik. Abbasilerin denizcilik alanındaki faaliyetlerini daha iyi kavrayabilmek amacıyla İslâm'ın ilk dönemlerinden itibaren denizcilik alanındaki gelişmelere de değinmenin uygun olacağını düşünerek bu konu hakkında da bir takım bilgiler vermeye çalıştık

Fatih Sarıkaya
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmanlı basınında 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi (93 Harbi)

1853?1856 Kırım Savaşı'nda yalnız kalan Rusya, özellikle İngiltere ve Fransa desteğini alan Osmanlı Devleti tarafından mağlup edildi. Rusya, bu savaşta aldığı yenilgiyi özellikle 1870'lerden itibaren aktif bir Balkan siyaseti izleyerek telafi etmeye çalıştı. Nisan 1877'de patlak veren Osmanlı Rus Savaşı, nam-ı diğer 93 Harbi, Osmanlı'nın Balkanlardaki politikası ve burada ortaya çıkan sosyal, ekonomik, politik ve kültürel gelişmeler kadar Rusya'nın Balkan politikasının da bir sonucuydu.Bu tez, bahsi geçen savaş öncesinde patlak veren ve Rusya ile savaşa kadar giden Balkan krizine, ardından başlayan 93 Harbinin nedenlerine, gelişmesine ve sonuçlarına Osmanlı basınının gözüyle bakar ve Osmanlı gazetelerinin savaş öncesinde, sırasında ve sonrasındaki gelişmelere yaklaşımını analitik bir bakış açısıyla değerlendirir.

15-19. yüzyılAbdülhamid IIBabıali+4
Sedat Bağırgan
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Atatürk Dönemi emniyet müdürleri

Emniyet Teşkilatı rejimlere hayat veren veya hayatiyetini tehlikeye sokan bir öneme sahiptir. Her konuda olduğu gibi güvenlik hizmetlerinin bir değer olarak doğru algıla¬nıp kavranılması, ancak tarihteki olayların bilgisine ulaşıldığında, bugünün açıklanması, olayların önceden tahmin edilmesi imkânını getirir.Bu bakımdan, gerek Osmanlı Devleti'nin son zamanlarında gerekse Cumhuriyet Dönemi süreci içinde İl idaresinde Emniyet Müdürü makamına gelmiş idarecilerle ilgili akademik çalışmaların yapılması ihtiyacı vardır. Günümüze kadar Atatürk Dönemi Emniyet Müdürleri hakkında yapılmış bir çalışma olmamıştır. Yapılan çalışmalar daha geniş bir zaman dilimini kapsayacak şekilde olmuştur. Bu tez içerisinde belirlenen dönem içinde Emniyet Müdürlerinin yetişme tarzları, eğitim özellikleri, şahsiyetleri ve ilişkileri, taltif ve tecziyeleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu çerçevede Emniyet Müdürlerinin eğitim ve kültür formlarının ve sosyo-kültürel konumlarının tespitiyle Türkiye Cumhuriyeti Tarihi'nin bir boyutunun aydınlatılmasına çalışılmıştır. Modern anlamda polis teşkilatı tarihinin yarısından çoğu (1845?1928) harf İnkılâbından önceki döneme aittir. Bu dönem çalışmaları önünde, hem alfabe hem de kısmen lisan sorunu vardır. 1928'den günümüze kadar gelen dönem içinse, arşiv kaynaklarının kamuya açık olmaması engeli söz konusudur.Ancak yakın tarih olması ve bu konuda yeterince akademik çalışmanın yapılmaması, bilgi ve belgelerin dağınık bulunması nedeniyle bu döneme ait materyallere ulaşmak zordur. Bu dönemde görev yapan Polis Müdürlerinin herhangi bir listesi bulunmamaktadır. O dönemde her ilde Polis Müdürü yoktur. Çünkü il idaresi günümüz gibi değildir. Günümüzdeki bazı iller diğer illere bağlı liva düzeyinde ve polis birimlerinin başında polis müdürü bulunmamaktaydı. Bunun yanında kaynaklarda çelişen bilgiler, emniyet müdürlerinin bazen birden başka isim ve soy isimlerle geçmesi çalışmayı son derece güçleştiren unsurlardan olmuştur.

Hasan Onar
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bosna Hersek Savaşı ve TSK'nin barışı destekleme harekatındaki rolü

Çalışmanın temel amacı, Bosna Hersek'te 1990'lı yılların başında cereyan etmiş olan savaşın sebep ? sonuç ilişkisi içinde incelenmesiyle beraber, savaş esnası ve sonrasında Türkiye Cumhuriyeti'nin izlediği dış politika kapsamında, TSK'nin Barışı Destekleme Harekâtı kapsamında, icra ettiği uygulamaların incelenmesidir.Yapılan çalışmanın ilk bölümünde ?Boşnakların Kimliği? ile Bosna Hersek olarak adlandırılan toprakların tarihi süreç içinde incelenmesi yapılmıştır. Birinci bölümde 1941 yılından 1991 yılına kadar süren ve Yugoslavya'nın parçalanmasına yol açtığı değerlendirilen etkenler incelenirken, savaşın gelişimi ve Dayton Barış Antlaşması süreci de irdelenmiştir. Yine aynı bölümde, Uluslararası Örgütlerin savaşa müdahaleleri gözler önüne serilmeye çalışılmıştır. Savaş ve savaş sonrası dönemde Türkiye Cumhuriyeti'nin Bosna Hersek ve diğer devletler ile Uluslararası Örgütlerle olan ilişkilerine ise çalışmanın ikinci bölümünde yer verilmiştir.Son bölümde ise Barışı Destekleme Harekâtı'nın tanımı ve özellikleri anlatılırken, TSK'nin yurt dışı görevlerinin yasal dayanakları ile Türk Birliğinin Bosna-Hersek'e gönderilme süreci incelenmiştir. Müteakiben de TSK'nin Bosna-Hersek'te Barışı Destekleme Harekâtı'na katkıları anlatılmıştır. Son bölümde ise varılan sonuç ortaya konmuştur.

Barış harekatıBosna-HersekTürk Silahlı Kuvvetleri+2
Sertaç Özpıçak
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1895-1896 Ermeni isyanları ve bu isyanların bastırılmasında Redif taburlarının rolü

Ermeniler, batılı devletlerin desteği ile Anadolu'nun birçok yerinde isyanlar çıkarmışlardır. 1890 yılında Erzurum olayı ile şehir merkezlerinde başlayan isyan provaları, 1895 yılında İstanbul'dan başlayıp Anadolu'da Ermenilerin yaşadıkları şehir, kaza ve köylerde genel bir isyan hareketine dönüşmüştür. Böylece büyük devletlerin Ermeni sorununa müdahale etmelerini sağlayarak, Doğu Anadolu Bölgesi'nde bağımsız bir Ermenistan devletini kurmayı planlamışlardır.İsyanların çıkış şekline bakıldığında, bütün isyanların Ermeniler tarafından başlatıldığı görülmektedir. Müslümanların camilerde olduğu Cuma saatlerinin veya halkın kalabalık bir şekilde bulunduğu kasabaların pazar günlerinin seçilmiş olması tesadüf değil, planlı ve programlı bir çalışmanın eseridir, yani organizeli ihtilaldir. Bu çerçevede çalışmamız, ihtilalin bir an önce kontrol altına alınması için Osmanlı Devleti'nin aldığı askeri tedbirlerden biri olan redif taburlarının, isyanların bastırılmasındaki rolünü ortaya koymayı amaçlamıştır.Ermeni isyanlarının maddi ve manevi etkileri çok fazladır ve yeterince bilinememektedir. Dolayısıyla bu çalışmada, Ermeni isyanları nedeniyle silah altına alınan redif taburları, bu taburların mali bedeli, görev yerleri ve faaliyetleri gibi hususlar ortaya konulmuştur.Anahtar Kelimeler : Ermeniler, İsyan, Osmanlı, Redif Taburları

Ziya Ediz
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00