Kırşehir Ahi Evran University
Discipline

Geleneksel Türk El Sanatları Anasanat Dalı

Kırşehir Ahi Evran University

66

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Seramik sanatçısı Mustafa Tunçalp ve eserlerinde çini sanatının etkileri

Sanatçı Mustafa Tunçalp'in Türk Seramik Sanatında önemini ve eserlerinde kullandığı Türk desenleri etkilerini bir kaynakça çerçevesinde paylaşmayı amaçlayan bu araştırma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde; hayatının büyük bir kısmını seramik sanatıyla iç içe geçiren ve seramik yapmayı yaşam tarzı haline dönüştüren Mustafa Tunçalp'in yaşam öyküsü, çalışma hayatı ve sanat etkinliklerinin detaylarından bahsedilerek, Sanatçının seramik sanatına katkılarına tanıklık eden birçok kişinin görüşlerine yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde; çininin tanımı, tarihçesi anlatılmıştır. Geleneksel Türk seramik sanatının oluşum aşamaları ve çağdaş Türk seramik sanatına olan etkilerine yer verilerek, eserlerinde çini sanatından izler taşıyan seramik sanatçılarından bahsedilmiştir. Bu bölümün devamında, araştırmamın asıl konusunu oluşturan "Mustafa Tunçalp'in Türk seramik sanatında ki yeri ve eserlerinde taşıdığı, çini sanatının etkileri" anlatılmıştır. Bu anlatım yapılırken Sanatçının yapıtlarında kullandığı çini motifler seçilerek; tarihsel süreçlerinden ve çıkış noktalarından bahsedilmiştir. Tunçalp'in seçilen eserleriyle birlikte o döneme ait motifler görselleriyle birlikte sunulmuştur. Üçüncü bölümde ise; yapılan araştırmalar ve incelemeler sonucu Mustafa Tunçalp'in seramik sanatına bakış açısının ve eserlerinin ışığında, yeni bir yorum katılarak kişisel uygulamalara yer verilmiştir.

Sanat eserleriSanatçılarSeramik sanatı+3
Eylem Uzunget
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kayseri ili Pınarbaşı ilçesi halk kültürü

Orta Anadolu'da yer alan Pınarbaşı, tarihi, coğrafi, kültürel yapısıyla Kayseri ilinin önemli ilçelerinden biridir. Türk kültürünün ve bu kültürü oluşturan Türk boylarının toplandığı bir coğrafyadır. Bölgenin İpekyolu güzergahı üzerinde bulunması bölgenin maddi ve soyut kültürel zenginliğe sahip olmasında etkili olmuştur. Bu çalışmada Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde yaşayan Avşar, Çerkes, Göçmen, Karaçay, Kürt, Muhacir, Türkmen kültürlerinin tarihi kültürel yapısı, halk inanışları ve geçiş dönemleri olan doğum, evlenme, ölüm âdetleri ve bunlara bağlı inanışlar, tören ve kutlamalar, çocuk oyunları, el sanatları, yöresel giysi, halk mutfağı, halk hekimliği araştırma kapsamına alınmıştır. İlçede yaşayan kültürlerin özelliklerini ortaya koymak, belgelemek ve gelecek nesillere aktarılması açısından önem taşımaktadır. Ayrıca araştırma alanın üzerine yeterli çalışma olmaması bu araştırma konusunun seçilmesinde belirleyici olmuştur. Bu nedenle Pınarbaşı ilçesinde yaşayan kültürler hakkında toplanan bilgilerin halk bilimi açısından literatüre kazandırılması amaçlanmıştır. Çalışmada gelenek, görenek, âdet ve uygulamalar, yazılı ve sözlü kaynaklardan elde edilen bilgi ve belgeler, yöreler açısından örneklenmiştir. Araştırma kapsamında karşılıklı sözlü görüşme ve yerinde gözlem yöntemlerinin yanı sıra görsel kaynaklar, fotoğrafla belgeleme ve literatür tarama ile desteklenmiştir. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre Pınarbaşı ilçesinde yaşayan 7 farklı kültürün âdetlerinde, uygulamalarında ve inanışlarında birbirine benzerlik ve farklılıklar görülmüştür. Kültürler arasındaki benzerliklerin temelinde bir arada yaşamaları, birbirlerinden etkilenmeleri en büyük etken olmuştur. Ancak günümüzde birçok inanışın, kültürel değerlerin uygulanmadığı veya unutulduğu çalışma sonucunda görülmüştür. Bu araştırmanın sonucunda Pınarbaşı halk kültüründe Anadolu'nun inanç ve kültür yapısının izlerine rastlanılmıştır. Bütün bu izler bugünkü Pınarbaşı halk kültürünü oluşturmuştur. Anahtar Sözcükler: Gelenek, Halk Kültürü, Batıl İnanç, Pınarbaşı, Kayseri.

GeleneklerHalk bilimiHalk kültürü+2
Nilüfer Tok
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Amasra'da yaşayan el sanatlarından çekicilik

Geleneksel Türk el sanatlarında, en eski ve en yaygın yapı malzemelerinden biri ahşaptır. Hammaddesi ağaç olan ahşap oymacılığı; mimariden çeşitli eşyalara kadar her alanda kullanılmaktadır. Çünkü Anadolu ormanlık alan açısından zengin olduğundan ağaç kolayca elde edilmekte, kolay işlenebilmekte ve maliyeti de düşük olmaktadır. Ahşap oymacılığında kullanılan; yüzey oyma, ekleme, şebekeli oyma, torna gibi teknikler mevcuttur. Amasra'da bu tekniklerden en çok torna tekniğinin kullanılarak yapıldığı ahşap oymacılığının yöresel adı "Çekicilik Sanatı"dır. Araştırma, Bartın ili Amasra ilçesine ait çekicilik sanatının incelenmesini kapsamaktadır. Çalışmanın amacı, yok olmaya yüz tutmuş el sanatlarımızdan çekicilik sanatının geriye kalan ve sayıları azalan temsilcilerinin konuyla ilgili bilgi, tecrübe, duygu ve düşüncelerini derlemek, bu sanatı kalkındırmak ve geleceğe taşımak adına yapılan çalışmalara katkıda bulunabilmektir. Bu amaçla Ahatlar Köyü ile burada faaliyet gösteren atölyeler ve Amasra Çekiciler Çarşısı'nda incelemeler yapılmış, üretilen ürünler hammadde ve üretim tekniği yönünden incelenmiş, pazarlama koşulları tespit edilmiştir. Atölyelerde çalışan kişilerle görüşülmüş, yapılan ürünler ve yapım aşamaları fotoğraflandırılmıştır. En çok üretilen ürünler arasında mutfak araç gereçlerinden şekerlikler, kâseler, çatal, kaşık, kepçe gibi servis araçları, çerez takımları, fındık kıracakları, baharatlıklar, havanlar, hediyelik ve dekoratif amaçlı ürünlerden vazolar, çeşitli biblolar, anahtarlıklar, magnetler, portreler, günlük kullanım amaçlı ürünlerden rahleler, sandıklar, isimlik-kalemlikler, oyuncaklar, deniz fenerleri, küllükler yer almaktadır. Bu ürünler çeşitli şekillerde pazarlanmaktadır. Bir kısmı Çekiciler Çarşısı'nda satılmaktadır. Bir kısmı sipariş üzerine Türkiye'nin her yerine gönderilmekte ve bu siparişlerin çoğu internet aracılığıyla kurulan satış siteleri ile alınmaktadır. Bir kısmı da ürünleri pazarlayanlar tarafından kendi imkânlarıyla götürülüp satış merkezlerine verilmektedir. Yöre insanlarıyla ve ustalarla yapılan görüşmeler neticesinde çekicilik sanatının geçmiş yıllara oranla azaldığı, hatta farklı iş kollarının tercih edildiği sonucuna varılmıştır. Çekicilik sanatının azalmasının en öncelikli sebebinin maliyeti düşük Çin mallarının tezgâhlarda yerini alması olduğu görülmüştür. Çekicilik sanatı ustalarının sabit olmayan gelirleri, bu gelirin ihtiyaçları karşılamadaki yetersizliğinden kaynaklı farklı iş kollarının tercih edilmesi, gençlerin sabır ve zaman isteyen, getirisinin düşük olduğu bu mesleği tercih etmemesi, bütün bu nedenlerden dolayı bu sanata ilginin azalmasıyla birlikte babadan oğula, nesilden nesile aktarılamaması diğer önemli sebeplerdir. Çekicilik sanatını yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak adına öncelikle Çin mallarının yöreye girişi konusunda sınırlamalar getirilmelidir. Çekicilik sanatının geleneksel haliyle tanıtımı hem yurt içinde hem de yurt dışında basın-yayın organları aracılığıyla daha fazla ve dikkat çekici bir şekilde yapılmalıdır. Hammadde konusunda ustalar desteklenmeli, maliyeti düşürülmelidir. Bu sanat ile ilgili gençlere iş olanakları sağlanmalı, bu mesleği icra edenler geçim kaygısı taşımayacak şekilde istihdam edilmelidir. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı, geleneksel Türk el sanatlarına ders müfredatlarında daha geniş yer vermeli, bu kapsamda ahşap oymacılığı da müfredat içerisinde yerini almalı, çocuklarımız ve gençlerimiz bu meslekleri tanımalı, milli kültür ve değerlerimiz konusunda bilinçlendirilerek ilgisi ve yeteneği olanların önünü açacak fırsatlar verilmelidir. Üniversitelerin ilgili bölümlerinde ise ahşap işçiliği ile ilgili araştırmalar yapılmalı, kaybolmaya yüz tutmuş bu sanatımız gün yüzüne çıkarılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Ahşap, Çekicilik, Gomalak, Kayacık Ağacı, Torna.

Bartın-AmasraEl sanatlarıGeleneksel Türk sanatı+2
Asuman Ayrıksa
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sivas ili Altınyayla ilçesi Merkez (Tonus) Camii süslemeleri

Bu çalışmaya konu olan Sivas ili Altınyayla ilçesi Merkez (Tonus) Camii ilçenin merkezinde, Aydın Mahallesinde bulunmaktadır. Merkez Camii ilçedeki en eski tarihli camii olmasının yanında, Türk mimarisindeki ahşap direkli ve tavanlı camilere örnektir. Ahşap direkli ve tavanlı camilerin Gazneliler ve Karahanlılar tarafından inşa edilerek uygulanmış olduğu ve Orta Asya'dan Anadolu'ya taşındığı bilinmektedir. Anadolu'ya yerleşen Türkler mimari eserlerinde ahşabı yoğun olarak kullanmışlardır. Selçuklu, Beylikler ve Osmanlıların ilk dönemlerinden günümüze kadar varlığını korumuş olan Ulu camiler, küçük mescitler ve diğer mimari eserlerde bunu görmek mümkündür. Ankara'daki Aslanhane ve Ahi Elvan Camii'leri, Beyşehir'deki Eşrefoğlu Camii örnekler arasında gösterilmektedir. Anadolu'daki Altınyayla Merkez (Tonus) Camii süslemeleri araştırmanın kapsamını oluşturmaktadır. Bu bağlamda araştırmaya konu olan Altınyayla Merkez (Tonus) Camii için ilgili yerlerden gerekli izinler alınarak, detaylı bilgiler toplanmış, literatür araştırması yapılmıştır. Ayrıca Altınyayla Merkez (Tonus) Camii'nde mekân incelemesi araştırma kapsamında gerçekleştirilmiştir. Camii içerisindeki süslemeler batı etkisiyle barok, rokoko ve neo klasik tarzdaki üsluplar, bitkisel motifler, hayvan figürleri ve geometrik şekiller ile süslenmiştir. Ahşap ve alçı üzerine Edirnekârî, kalem işi, çakma, oyma ve ajur oyma tekniklerinin birlikte kullanılması ile yapılmıştır. Caminin süslemeleri Selçuklu, Beylikler, Osmanlı ve batı sanat üsluplarının etkisiyle, barok üsluplar, neo-klasik tarzlar, 'S' ve 'C' kıvrımlar öne çıkmaktadır. Ayrıca bitkisel motiflerden, vazo içerisinde çiçek motifleri, penç çeşitleri, goncalar, laleler, yapraklar, akantus yaprakları, bahar dalları, bahar çiçekleri (gül), rozetler, palmetler, püsküller-saçaklar, hayvan figürlerinden rûmiler, münhaniler, geometrik şekillerden; kare, dikdörtgen, üçgen ve baklava dilimleri dikkat çekmektedir. Bu süslemeler farklı dönemlerin yansıması olarak Osmanlı Geç Dönem eseri olan Altınyayla (Merkez) Camii'nde karşımıza çıkmaktadır. Merkez Camii süslemeleri motif, desen, kompozisyon, renk ve teknik açıdan incelenmiştir. Süslemelerin ayrıntılı incelenmesinin ardından genel ve detaylı fotoğrafları çekilmiştir. Detaylı fotoğraflardan yararlanarak ayrıntılı desen çizimleri asıllarına uygun olarak çizilmiştir. Bu çizimler ile günümüzdeki durumu tespit edilerek belgeleme çalışması yapılmıştır. Merkez (Tonus) Camii'ndeki desenler herhangi bir desen raporuna bağlı kalınmadan el emeği ile çizilmiş olduğu için çizimler de birim desenlerin tekrarlarında ve simetrilerinde farklılıklar görülmüştür. Bu durumdan dolayı çizimlerde bir desen ve motifler örnek alınarak adobe illüstratör programında simetrik olarak çizilmiştir. Altınyayla Merkez (Tonus) Camii'nin tüm ahşap malzemeleri çam ağacından yapılmıştır. Camii içerisi ahşap tavanlı ve direkli olmasından dolayı ahşap kaideler üzerinde çatlamalar, renklerde ve süslemelerde yer yer bozulmalar tespit edilmiştir. Tarihi ve mimari öneme sahip olan Altınyayla Merkez (Tonus) Camii'nin süslemelerine gereken değerin verilmediği görülmüştür. Bu eksikliklerin restorasyon çalışması sırasında giderilmesi gerekmektedir. Bu sebeple Altınyayla Merkez (Tonus) Camii süslemelerinin, belgeleme çalışmasının yapılıp literatüre kazandırılması gelecek nesillere ve araştırmacılara kaynak olması açısından önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Ahşap Süsleme, Ajur Oyma, Doğal Boyama, Kalem işi, Sivas, Tonus Camii

AhşapAhşap eserlerAhşap oyma sanatı+7
Fatma Kaya
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Aksaray Müzesi envanterine kayıtlı sandukaların süsleme özellikleri

Taş; mimaride tarih boyunca kullanılmış, yapıların tüm cephelerinde, taç kapılarda, minare, mihrap, minber, eyvan, çörten ve pencere kenarları gibi mimari unsurların yanı sıra sandukalar ve mezar taşlarının da ana yapı malzemesi olmuştur. Sandukalar, İslamiyet'ten sonra Anadolu'da özellikle Selçuklular Döneminde saygın kişileri ebedileştirmek için yaygın olarak kullanılmıştır. Taş işlemeciliğinin en zengin örnekleri ile üzerleri süslenen sandukaların kullanımı Beylikler ve Osmanlı Dönemlerinde giderek azalmıştır. O dönemlere ait örnekler günümüzde mezarlıklar, türbeler ve müzelerde yer almaktadır. Bu çalışmada Aksaray Müzesi teşhirinde bulunan süslemeye yer verilen dokuz adet sandukalı mezar taşı incelenmiş ve eserler ait oldukları dönem ve süsleme özelliklerine göre açıklanmıştır. Eserlerin XIII. yüzyıl sonları ile başlayıp XVI. yüzyılın ilk yarısını içine aldığı görülmektedir. Süslemelerde ağırlıklı olarak bitkisel motifler kullanılmıştır. Bununla birlikte geometrik şekiller, süsleme unsurlu yazı, sade yazı ve birbirine ulanan sütunlardan oluşan süsleme ile palmetin dış çevresini oluşturan süsleme kullanılmıştır. Ayrıca mimari unsurlu süslemelerden mukarnas, günlük kullanım eşyası olan sembolik unsurlardan kandil ve vazonun da yer aldığı eserler tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Aksaray Müzesi, taş süsleme, sanduka

AksarayMezar taşlarıMotifler+7
Elif Bölükbaş
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kırşehir ilinin kültürel değerlerinin resim sanatı ile yorumlanması

Kültürler, asırlar içinde değerler bütünü oluştururlar. Sahip oldukları bu değerler bütünü ile kültürler, ayakta kalarak yaşamaya devam ederler. Bunlar görünen ve görünmeyen değerler bütünü şeklindedir. Bu çalışma, Kırşehir ilini, görünen kültür değerleri üzerinden "Kültür ve Kültürel Tasarım" eksenli ele almaktadır. Zengin bir kültürel mirasa sahip Kırşehir, pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Türk kültürünün yaşatıldığı bir merkez olmuştur. Bu gerçekliği ile Kırşehir, tarihi eserleri, kültürü ve yetişmiş büyük insanları ile, önemli bir yere sahiptir. Kültürel değerlerimiz, ilerleyen süreçte ciddi kayıplara maruz kalmıştır. Günümüz dünyasında, insanların gündemlerinden düşen, yok olmaya mahkum gibi görünen kültürel varlığımızın yaşatılması, sahip çıkılması, manevi bir değer olarak saklanması ve sonraki nesillere aktarılması çok önem arz etmektedir. Kırşehir ilinin kültürel değerleri ve yeri tespit edilerek var olan bulgularına ulaşılmıştır. İlde bulunan kültürel değerler, resim sanatı ile yorumlanmış, varolan kültürel miras, resim sanatı yoluyla anlamlandırılmıştır. Sahip olunan kültürel varlığa vurgu yapılmıştır. Kültürel varlığımıza, özellikle Kırşehir ilinin kültürel varlığına dönük farkındalık oluşturup katkı sunmak amaçlanmıştır. Çalışma, kültür ve kültürel tasarım eksenli ele alınmıştır. Bu çalışmada, literatür taraması yapılarak Kırşehir ilinin kültürel değerlerinin ve yerinin tespiti yapılmış, fotoğraflarla belgelenmiştir. Kırşehir ilinde bulunan ; camiler, medreseler, kiliseler, kervansaraylar, köprüler, kaleler, türbeler, Kırşehir iline ait abdal kültürünün önde gelen isimleri, evlenme gelenek ve görenekleri, konuları araştırılmıştır. Bu kültürel değerlerden Cacabey Medresesi, Ahi Evran, Abdal Kültürü, Aşıkpaşa, Dokuma Geleneği konuları ile camilerden bazıları sanatsal olarak yorumlanmış, resim sanatıyla aktarılmıştır. Teknik olarak tuval üzerine yağlı boya, akrilik boya ile rölyef teknikleri kullanılmıştır. Çalışmalar; sürrealist, expresyonist bir bakış açısıyla soyut etkiler hedeflenerek ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Kırşehir, tarih, kültür, sanat ,resim sanatı

El sanatlarıKültürKültürel değerler+4
Bülent Köylü
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Maysa ve Bulut animasyon dizisinde yer alan dokumalardaki motiflerin incelenmesi

Özellikle yeni teknolojilerin etkisiyle hızlı bir şekilde küreselleşen dünyamızda popüler kültür olarak adlandırılan kitle kültürü yaygınlaşmaktadır. Kitle kültünün etkisi altında kalan topluluk ya da gruplara ait kültürler çeşitli öğelerini teker teker kaybetmektedirler. Bu kaybolan öğeler çoğunlukla örf, adet, anane gibi somut olmayan kültürel miras öğeleridir. Bu öğelerin kaybolmasını engelleyerek, kültürel çeşitliliğin ve devamlılığın sağlanabilmesi için toplumsal kültürün yeni kuşaklara aktarımı şarttır. Kitle kültürünün etkilerine karşı kullanılabilecek en etkili araç yine kitle kültürünün yaygınlaşmasında en büyük rolü oynayan televizyonlardır. Özellikle çocukların ilgisini çeken ve başından kalkmak istemedikleri animasyon dizilerinin kültür aktarım aracı olarak kullanılması son derece etkili olmaktadır. Doküman incelemesi şeklinde gerçekleştirilen bu çalışmada "Maysa ve Bulut" animasyon dizisinde yer alan ve dokumalarda kullanılan motifler belirlenerek, bu motiflerin alanyazında yer alan motifler ile tutarlılığı incelenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda Maysa ve Bulut animasyon dizisinde toplam 54 farklı motifin kullanıldığı belirlenmiştir. Bu motiflerin 20 tanesi doğum ve çoğalma ile ilgili motifler, 22 tanesi hayatı simgeleyen motifler, 2 tanesi ölümü simgeleyen motifler, 7 tanesi günlük hayata dair betimlemeler ve 3 tanesi de tanımlanamayan motiflerdir. Belirlenen motiflerin büyük çoğunluğunun alanyazında yer alan motifler ile uyumlu olduğu belirlenmiştir.

Animasyon filmlerDokumalarEl sanatları+2
Filiz İslim
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Katı' sanatı ve çağdaş yorumcularından Emel Nurhan Ogan

Tarihsel süreçte toplumların ortaya koydukları geleneksel el sanatları, ait oldukları toplumun öz kültürünü oluşturan değerli belgelerdir. Bu bağlamda Geleneksel Türk El Sanatları içerisinde kitap sanatları olarak adlandırılan hat, tezhip, ebru, minyatür, cilt ve kat'ı sanatları da önemle üzerinde durulan, çok gelişen bir alan olmuş ve sanat değeri yüksek eserler ortaya çıkmıştır. Kitap süsleme sanatları içerisinde yer alan ve başlı başına bir alan teşkil eden Katı' Sanatı da Geleneksel Türk El Sanatlarının değerli bir dalı olarak günümüze kadar ulaşmıştır. Katı' Sanatı, herhangi bir motifin ya da yazı örneğinin ince bir kağıt veya deriden oyulması ile oluşturulmaktadır. Bu sanatın tarihçesi ve gelişimi konusunda farklı görüşler mevcuttur. Yapılan araştırmalar, kağıt ve deri oymacılığının iki bin yıl kadar önce bir halk sanatı olarak Çin'de var olduğunu ortaya koymaktadır. Pazırık kurganlarında bulunan deriden oyularak yapılmış eyer kaşı süsleri, deriden ve keçeden yapılmış aplike süsler, deriden kesilmiş hayvan figürleri; bu sanatın çok eski dönemlerden itibaren Türkler tarafından da yapılmakta olduğunu göstermektedir. Başlangıcından günümüze değişerek ve gelişerek gelen bu sanat, bugün birçok sanatçı tarafından yorumlanmaya devam edilmektedir. Bu çalışmada da bu sanatçılardan birisi olan Emel Nurhan OGAN ele alınmış, sanatçının sanat öyküsüne ve eserlerine yer verilmiştir. Çalışmada, günümüz Katı' Sanatı'nın çağdaş yorumcuları arasında yer alan Emel Nurhan OGAN' ın uyguladığı yöntemler, kullandığı ve geliştirdiği teknikler ürettiği sanat eserleri üzerinden incelenmiş ve Katı' Sanatının gelecek kuşaklara aktarılması için kaynak belge oluşturulması amaçlanmıştır.

Katı sanatıKitaplarOgan, Emel Nurhan+2
Satiye Köylü
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tasarımda çeşitlenme yöntemlerinin grafen iplik içeren örme kumaş yüzeylerine uyarlanması

Tasarım oluşturma süreci ilk olarak bir araştırma süreciyle ile başlayıp, ürünün ortaya çıkma aşamasında gerçekleşebilecek tüm yaratıcı süreçleri içerisinde barındırmasıyla devam eder. Bu yüzden yaratıcılık, tüm üretim alanlarında olduğu gibi, tekstil ve örme kumaş tasarımında da ürünün diğerlerinden ayırt edilmesini sağlar. Böylelikle kullanıcıların daha fazla ilgi ve ihtiyaçlarını karşılayan vazgeçilmez bir unsur olur. Tekstil alanında örme kumaşların üretimi yıllara göre gittikçe artmaktadır. Örme kumaşların; iyi bir elastikiyete sahip olmaları, hava geçirgenliğinin iyi olması, hafif, yumuşak, hacimli ve dökümlü bir yüzeye sahip olması gibi özellikleri bu kumaşları daha çok tercih edilir hale getirmiştir. Fakat bunun yanı sıra gelişen teknoloji ile inovatif ürünlerin ortaya çıkması da örme kumaş tasarımında çeşitliliğin artmasına ve daha fazla üretilmesine olanak sağlamıştır. Özellikle son zamanlarda birçok alanda etkinliği olan grafen, örme kumaş tasarımında inovatif ürün olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu ürünün çeşitli alanlarda kullanımı olduğu gibi tasarım alanında da yaratıcılıktan faydalanılarak kullanmak mümkündür. Bu nedenle yapılan tasarımlarda öne çıkan yöntemlerin çeşitlilik göstermesi gerekmektedir. Bu tez çalışması kapsamında ilk olarak örme kumaş tasarımı için gerekli araştırmalar yapılmış ve bu araştırma sonucu grafen ipliğin iletkenlik özelliği üzerinde durulmuştur. Çalışmada grafen ipliğin örme kumaş üzerine etkisini ortaya çıkarmak için tasarım çeşitlenme yöntemlerine başvurulmuştur. Bu yöntemler altın oran tasarımı, biomimikri tasarım, fraktal geometrik tasarım ve algoritmik tasarım olmak üzere dört ana gruba ayrılmaktadır. Çalışmanın sonucunda dört yönteme ait temalar belirlenmiş ve her yöntemden üçer adet olmak üzere toplam on iki adet tasarım yapılmıştır. Tasarımlar simülasyonlarla canlandırılmış ve biri ürün haline getirilerek bir örme kumaş firmasının kataloğu arasında yer almıştır.

GrafenKumaşlarTasarım+7
Çiğdem Turgut
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Atık malzeme kullanılarak kadın ve dokuma temalı tasarımların özgün sanat eserlerine dönüşümü üzerine bir uygulama

Bazı maddelerin kullanım ömrünü tamamladıktan sonra işe yaramayan kısmı olarak ifade edilen atık malzemeler, insanoğlunun değersiz gördüğü ve çöp olarak doğaya ya da çöp toplama alanlarına terk ettiği nesnelerdir. Ancak çöp ya da atıklar, bazı işlemler sonucu geri dönüşüm yoluyla birer sanat eserine dönüşmektedir. Doğada, sanayide ya da gündelik hayatta karşımıza çıkan atık ya da çöp malzemelerden biri olan sunta malzemeler, değersiz görülen ve atılan birçok malzemeden sadece biridir. Sunta malzemeler, geri dönüşüm yolu ile resim sanatında kullanılan önemli birer malzemedir. Bunların çöp veya atık olarak doğayı kirletmesi veya zamanla yok olması yerine sanatçının öznel yorumu ile birer sanat eserine dönüşmesi, sanat adına yapılan olumlu bir çabadır. Yaratıcılık ve tasarım faktörlerinin önemli olduğu resim sanatı, diğer sanat dallarıyla birlikte kullanılan konular ile farklı bir kompozisyona dönüşebilmektedir. Bu çalışmada, geleneksel Türk sanatlarından biri olan dokuma sanatı ve dokumacılıkta kullanılan motifler resim sanatı ile kadın portrelerinde yer almaktadır. Bu çalışmanın önem ve amacı, atık ya da çöp olarak terk edilen sunta malzemelerin kullanılıp, Kırşehir dokumalarında yer alan göbek motifi ile resim sanatına uyarlanmasıdır. Bu durum, çöplerin geri dönüşüm ile birer sanat eserine dönüştürülüp değerlendirilmesi açısından önemlidir. Bu çalışmada on iki tane eser yapılmıştır literatür taramaları ile desteklenmiş ve resim çalışmaları (uygulamaları) ile tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kırşehir, Sanat, Resim, Atık, Çöp

Fatma Cansız
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel cepkenlerin biçimsel ve işlevsel özellikleriyle yeni tasarımlar

Türk kültüründe, geleneksel giysiler, en önemli kültür değerlerinden biridir. Başta korunma ve örtünme ihtiyacından doğmuş olan giyim kuşam, zamanla fonksiyonel özellik kazanarak toplumların kültürel hazineleri haline dönüşmüştür. Geleneksel giysiler, her bölgede benzer özellikler taşımakla birlikte; toplumların ekonomik durumlarına, ahlaki ve değer yargılarına, sosyal normlarına, eğitim durumlarına, sanatsal ve estetik anlayışlarına göre şekillenmektedir. Bu bakımdan toplumları tanımanın en iyi yollarından birisi, o toplumun giyim kuşam kültürünü araştırmak ve incelemektir. Türk giyim kuşam kültüründe önemli bir yere sahip olan giysi parçalarından biri de cepkenlerdir. Cepken, kolları yırtmaçlı ve uzun, harçla işlenmiş bir tür kısa, yakasız üst giysidir. Tarihteki örnekleri, gömlek üstüne giyilmiş, giyenin yaşına, sosyal statüsüne, mesleğine göre altında uzun paçalı çakşır, diz çakşırı, potur, şalvar, hatta kara bez donla birlikte kullanılmıştır. Yakası düz kesim, önü düz veya çapraz, eteği kısa ancak bele kadar inen ve kolları uzun el üstüne kadar düşen bir özellik göstermiştir. Bölgelere ve kullanıldıkları yerlere göre model, kumaş, kalıp ve süsleme gibi biçimsel özelliklerinin, sembolik ve kültürel ifadeleri, giyim amacı gibi işlevsel özelliklerinin değişiklik gösterdiği gözlenmiştir. Günümüz şartlarında çok az bölgede kullanılan bu zengin kültür mirasını gelecek nesillere aktarabilmek için akademik çalışmaların yapılması ve belgelenmesi gerekmektedir. Bu çalışma kapsamında, kültürümüzün bir parçası olan geleneksel cepkenler incelenmiştir. Türkiye'nin hemen her bölgesinde giyilen bu dış giyim elemanı, biçimsel ve işlevsel özellikleri bakımından yörelere göre benzerlikler ve farklılıklar göstermektedir. Çalışmanın amacı, geleneksel giysilere yönelik farkındalık oluşturmak, geleneksel giyim elemanları yok olmadan, unutulmadan yeni tasarımlarda yaşatılmasını sağlamak ve böylece sürdürülebilirliği açısından bir örnek oluşturmaktır. Çalışmadaki ikincil amaç ise, geleneksel giysilerin önemli bir parçası olan cepkenlerden yola çıkılarak, çalışma kapsamında yeni tasarlanan giysilerle günümüz moda anlayışına katkıda bulunmaktır. Bu amaçlarla öncelikle cepkenler yörelere göre ele alınarak ayırt edici özellikleri anlatılmış, özgün cepken ve giysi tasarımları yapılmış ve uygulamaya aktarılmıştır. Bu amaçlarla öncelikle cepkenler yörelere göre ele alınarak ayırt edici özellikleri anlatılmıştır. Bölgelere göre geleneksel cepkenlerden yola çıkılarak özgün cepken tasarımları yapılmış ve uygulamaya aktarılmıştır. Yöresel cepkenlerin rehberliğinde, kumaş, süsleme, biçim, dikiş ve yeni işlevsel özellikler gözetilerek 16 farklı tasarım uygulanmış, açılan bir kişisel sergi ve mini defile ile sanatseverlerin beğenisine sunulmuştur.

Gamze Ermiş
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hediyelik ve turistik ürün geliştirme kapsamında inovatif bez bebek tasarımları

Geleneksel giysi kültürümüzü gelecek nesillere aktarmanın ve tanıtmanın en iyi yollarından biri bez bebeklerdir. Küreselleşen dünyada, turizm sektöründeki değişiklikler, hediyelik ve turistik eşya üretimine de yansımıştır. Bu değişikliklere uyum sağlamak için kültürel değerleri muhafaza ederek, yozlaştırmadan pazarlamak en önemli unsurdur. Günümüze kadar bez bebeklerin hem oyuncak hem de koleksiyon ögesi olarak kullanıldığı gözlenmiştir. Bez bebeklerin kız çocuklarının oyuncağı olmasının dışında, turistik hediyelik eşya olarak pazarlanıp yöre ekonomisine, bölgelerin tanıtımına ve turizmine katkı sağlaması, farklı dolgu malzemeleri kullanılarak başka alternatif kullanım alanlarına da vurgu yapılması önemlidir. Doğal malzemelerle üretilmiş, sağlıklı, çevreci, turistlerin ilgisini çekebilecek inovatif bez bebeklerin talep göreceği tahmin edilmektedir. Bu çalışmanın amacı hediyelik ve turistik eşya olarak kullanılmak üzere inovatif bez bebekler tasarlayarak uygulamaktır. Bu çalışmanın hedefleri, Nevşehir yöresel giysi kültürünü yansıtan, yöre tanıtımına katkı sağlayan bez bebekler yapmak, unutulmaya yüz tutmuş kitre bebek sanatına dikkat çekmek, bez bebek tasarımlarında farklı dolgu malzemelerinin kullanılabilirliğini ortaya koymak ve artık materyallerden tasarımlar yaparak geri dönüşüme bez bebekler aracılığıyla yeni bir pencere açmaktır. Çalışma kapsamında öncelikle kalıpları hazırlanan bebeklerin beden iskeletleri hazırlanmıştır. Tasarlanan bebekler farklı boyutlarda uygulanmıştır. Uygulama aşamasında tasarımda belirlenen ölçülerde ve belirlenen malzemelerle bebekler, kiraz çekirdeği, lavanta, pamuk, mısır kabuğu gibi dolgu malzemeleriyle doldurulmuştur.

Nevin Yalçın
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ili Feke ilçesi düz dokumaları

Türk kültür tarihinin önemli yapı taşlarından olan dokumacılık, binlerce yıldır günlük yaşam içerisinde fonksiyonel olarak yer almıştır. Türkler, bu dokumaları kullanarak yaşadıkları mekanları soğuktan, nem ve tozdan korumuşlar ve aynı zamanda da süslemişlerdir. Çadırlarının içerisini dokumalar ile döşemişler, giysilerini, erzaklarını, yine dokudukları heybelerde, çuvallarda, mafraşlarda korumaya almışlardır. Bugün de Anadolu'nun batısından doğusuna birçok önemli dokumacılık merkezinde kendine özgü renk, motif ve desen özelliğine sahip dokumalar, Türk insanının zevki ve becerisi ile çeşitli kullanım amaçları için üretilmektedir. Dokumacılık sanatının geçmişi Orta Asya'da yaşayan Türklere dayanmaktadır. Türklerin Orta Asya' dan Anadolu'ya göçüyle birlikte düz dokumacılık Anadolu'nun geneline yayılmıştır. Anadolu'da Adana ili Feke ilçesinde de düz dokumacılık köklü bir gelenek oluşturmuştur. Dokumacılığın Feke yöresinde gelişmesinde Varsak/Farsak Türkmenleri'nin fazla etkisi olmuştur. Varsak/Farsak Türkmenleri geçmişten gelen sanat ve kültürlerini günümüzde de Feke yöresinde yaşatmaktadır. Adana ilinin kuzey doğusunda yer alan Feke ilçesi, arazi yapısı bakımından dağlık ve engebelidir. Toros dağlarının arasında bulunan ilçede nüfusun çoğunluğu mahallelerde yaşamakta ve bu nüfusu, 16. yüzyıldan sonra yöreye göç eden Varsak/Farsak Türkmenleri oluşturmaktadır. Feke yöresinde insanların geçim kaynağı hayvancılık ve ormancılık faaliyetleri olmakla birlikte bazı mahallelerde buğday, üzüm, ceviz, elma, kiraz ve kivi tarımı da yapılmaktadır. Feke ilçesinde son yıllarda Tapan yöresinde yer alan mahallelerde yoğun şekilde lavanta tarımı yapılmaktadır. Yörede yaşayan insanlar el sanatları bakımından yetenekli ve düz dokumacılık kültürüne sahiptirler. Bu el sanatlarının başında dokumacılık gelmektedir. Anadolu'nun önemli düz dokuma merkezlerinden biri olan Feke yöresinde 2023 yılında yapılan alan araştırmasında kullanım amaçlarına göre yaygı, duvar kilimi, seccade, namazlağı, heybe olmak üzere 245 adet düz dokuma örneği tespit edilmiş ve dokumalar kayıt altına alınmıştır. Bu araştırmada, dokumalarda kullanılan araç-gereçler, dokuma tekniği, dokuma tipleri, dokumanın kaç yıllık olduğu, dokumada kullanılan renk, motif, desen özellikleri gibi bilgilere ulaşılmıştır. Feke yöresinde yapılan araştırmanın amacı, yörede yoğun olarak yapılan dokumacılık sanatının geçmiş ve günümüzdeki durumu hakkında bilgi toplayarak bir kaynak oluşturmaktır. Tespit edilen dokumalarda, 20 adedi yaygı, 60 adedi seccade, 35 adedi namazlağı, 25 adedi yolluk, 15 adedi heybe ve 90 adedi de çuval dokumasıdır. Bu dokumalarda dokuma tekniği olarak düz kilim, ilikli kilim, sarma sınır atkılı kilim ve seyrek motifli cicim tekniğinin kullanıldığı, motif olarak da çoğunlukla koçboynuzu, kurtağzı, küpeli top/ cıngırdaklı çiçek (akrep), başak, ceviz (göz), parmak, tarak, kuşaklı elma (yıldız), lale, yılan, eşek, yarım eşek, küpe, saç bağı ve yaprak motiflerinin kullanıldığı belirlenmiştir. Yörenin düz dokumalarında siyah, beyaz, mavi, yeşil, kahverengi, gri, sarı, kınalı sarı (turuncu), mor, kırmızı ve pembe gibi renkler ağırlıklı olarak kullanılan renklerdir. Feke ilçesinde ve mahallelerinde yapılan inceleme sonucunda geçmiş yıllarda dokumacılık faaliyetleriyle öne çıkmış iki yöre tespit edilmiş olup bunlar, Tapan ve Bahçecik yöresidir. İki yörenin de kendi yörelerine ait özgün dokumaları bulunmaktadır. Tapan yöresi dokumaları incelendiğinde genel olarak, ilikli kilim tekniğinin kullanıldığı ve dokumalarda motif olarak; başak, tarak, parmak, lale, çiçek, kuşaklı elma (yıldız), elma, yılan (çengel), galamak (parmak), parmaklı top (sandık) ve muska gibi motiflerin ağırlıklı olarak yer aldığı görülmektedir. Bahçecik yöresi dokumaları incelendiğinde de, dokuma tekniği olarak sarma sınır atkılı kilim tekniğinin kullanıldığı ve dokumalarda motif olarak; kurt izi (kurtağzı) sürgülü top (sandık), cıngırdaklı çiçek/küpeli top (akrep), eşek, yarım eşek, kurtağzı, koçboynuzu, eli belinde ve ceviz (göz) gibi motiflerin ağırlıklı olarak yer aldığı tespit edilmiştir. Feke yöresinin geneline bakıldığı zaman bu iki yöreye yakın olan köylerde tespit edilen dokumaların hangi yöreye yakınsa o yörenin dokuma özelliğini taşıdığı ve bazı mahallelerde ise her iki yörenin de dokuma özellikleri birlikte kullanılarak dokunmuş örnekler bulunduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: El sanatları, Dokumacılık, Düz dokuma, Kilim, Adana, Feke, Tapan, Bahçecik

Mevlüt Varlı
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kırşehir ili Mucur ilçesi halk kültüründe yer alan geleneksel eşya

Halk kültüründe geleneksel eşyaların önemli bir yeri vardır. Geleneksel eşyalar, halk bilgisinin geleneksel öğretilerinin somut örnekleridir. Bir toplumun tarihsel süreçte, geçmişte ve yakın zamanda kullandığı geleneksel eşyalar, toplumsal bellekte yer ederek, kültürünün aynası olmaktadır. Halk bilimsel ve halk kültürüne yönelik çalışmalarla, kişinin yaşamı boyunca kullanmış olduğu gereçlere dayanılarak, yani kişinin özünden yola çıkılarak, bütün bir toplumu tanıyabilmek mümkündür. Hızla gelişen teknoloji ve değişen yaşam koşullarının koşutunda, günümüzde bu alanda kaydedilen en önemli sorun, geleneksel eşyalara sahip çıkılmaması sonucu yok olmalarıdır. Geleneksel eşyaları, resmi veya özel, derlem bütünlüğünde saklayan ve koruyan bireysel derlemciler vardır. Bu derlemcilerin geleneksel eşyaları gelecek kuşaklara aktarma çabalarının yanı sıra, bağışçılar sayesinde de günümüzde müzelere kazandırılmış parçalara rastlamak mümkündür. Aynı zamanda, geleneksel eşyalar, fiziksel olarak yok olsalar bile, o eşyayı kullanmış veya kullanıldığına tanıklık etmiş kişilerin belleğinde ya da eski fotoğraflarda yaşayabilmektedirler. Mucur yöresi özelinde, böyle bir örnekleme, emekli öğretmen Muzaffer Yıldırım'ın, kişisel çabalarıyla topladığı derleminde rastlanılmıştır. Tarım, hayvancılık, ev eşyaları gibi alanlara özgü, yörede eskiden üretilmiş ve kullanılmış, böylece Mucur halk kültüründeki yerini almış birçok eşya derlemin kapsamındadır. Bu tezin amacı, Muzaffer Yıldırım derleminde bulunan, Kırşehir ili Mucur ilçesi halk kültüründeki geleneksel eşyaların tespitini yapmak ve kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel kültürde yer alan araçların korunmaya alınmasına katkıda bulunmaktır. Ana amaç doğrultusunda, bu eşyaların yapıldığı malzeme ve yapım tekniğini, yöreye özgü adlandırmalarını, kullanım alanlarını, varsa bilinen hikayelerini derlemek, eşyaları fotoğraflarla belgelemek hedeflenmiştir. Muzaffer Yıldırım derleminde yer alan geleneksel kullanım eşyaları on bir bölümde sınıflandırılıp, listelenerek incelemeye alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Halk Kültürü, Halk Bilimi, Geleneksel Eşya, Mucur.

El sanatlarıEv eşyalarıEşyalar+7
Serpil Seyitgazioğlu
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dalakçı kilimlerinde yer alan motiflerin ajur süsleme tekniġi ile seramik yüzeylerde uygulanması

Dokuma sanatı geçmişten günümüze kadar varlığını devam ettiren bir sanattır. İnsanlar duygu ve düşüncelerini yaptıkları dokumalardaki motiflere aktarmışlardır. Bu motifler, farklı yörelerdefarklı isimlerle adlandırılsa da görsel açıdan birbirine yakındır. Kırşehir dokumalarında yer alan bukağı motifi Muğla dokumalarında da görülebilmektedir. Bu çeşitliliğe sahip motif kültürünü farklı disiplinlerde kullanmak mümkün. Günümüz modern seramik çalışmalarında farklı formlar üzerine Kırşehir Mucur Dalakçı Köyü kilim motiflerinden bir kısım seçkiler bu çalışmada kullanılmıştır. Çalışmada bu kilimlerdeyer alan motiflerin seramik sanatına ajur süsleme tekniği ile estetik bir kaygı içerisinde uyarlanması ve farklı iki disiplinin birleştirilmesi amaçlanmıştır. Mucur Dalakçı Köyü kilimlerinde; akrep motifi (kıvrım), seleser motifi, elibelinde (eliböğründe) motifi, ev motifi, yarım ev motifi, kurtağzı (tazı kuyruğu) motifi, gerdan ayağı motifi, sandık oyu (bıçkır/ parmak) motifi, aşık (aşığı) motifi, bukağı (kazan kulpu) motifi, pıtrak motifi, çıtlık (başlı çıtlık) motifi, saçbağı (çıngıraklı oy/ saçaklı oy) motifi, aşk-birleşim (ying-yang) motifi, koçboynuzu motifi, kıvrım (tek dallı oy) motifi, kaşık sapı motifleri yer almaktadır. Uygulama ve teknik yaklaşımlar dikkate alınarak seramik çalışmalarda görülen özgün ifade farklılıklarının irdelenmesi ayrıca çalışmanın amaçları arasındadır. Kırşehir Mucur ilçesi Dalakçı köyü kilimlerinde geçen akrep, bukağı, çıtlık, elibelinde, kurtağzı, pıtrak ve seleser motifleri olmak üzere toplam yedi adet motif kullanılmıştır. Bu motiflerin uygulanabilirliği için eskiz çalışmaları hazırlanmış ve uygulama aşamasında ajur süsleme tekniğine uygun araçlar yardımı ile seramik yüzeylere (vazo, tabak, kâse) aktarımı yapılmıştır. Günümüzde yapılacak olan yeni çalışmalarda, farklı disiplinleri bir arada kullanabilmek açısından bu çalışma önemli görülmektedir.

AjurGeleneksel Türk sanatıKilimler+4
Pınar Macar Köksal
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel keçe uygulayımı ile özgün hediyelik ve turistik eşya tasarımları

El sanatları geçmişten günümüze kadar ulaşan en eski sanatlardan biridir. Keçe sanatı da el sanatları içerisinde yerini almış, gelişim ve değişim içerisinde varlığını sürdürerek günümüze kadar ulaşmıştır. Orta Asya'dan uzanan tarihsel süreç boyunca, toplumdaki işlevselliğine bağlı olarak varlığını sürdürmesiyle belirginleşen keçe sanatı, geleneklerimizin doğasını anlamamıza katkıda bulunmuştur. İnsanlara toplumsal bilgi aktaran gelenekler, zaman içinde toplum tarafından deneyimlenmiş, dönemin koşullarına göre şekil almış, uygulanmış ve gelecek kuşaklara aktarılmıştır. Bu gelenekler arasında yer alan el sanatları; barınma, beslenme, süslenme, giyinme gibi birçok ihtiyacı karşılamak için kullanılmıştır. Ustaların becerisiyle ortaya çıkan keçe ürünler, sadece ihtiyaçları karşılamakla kalmamış, aynı zamanda üzerlerine süsleme yapılarak sanat ve estetik açıdan da önem kazanmıştır. Anadolu insanının duygu düşünce ve değerlerini yansıtan geleneksel keçe sanatı motifleri bize rehberlik ederek bilgi sunmaktadır. Bu geleneklerin oluşumunda, göçebe yaşamdan yerleşik yaşama geçiş önemli bir rol oynamıştır. Gelenekteki değişimle birlikte, keçe sanatı da doğal ihtiyaçlardan kaynaklanmış ve giderek toplumun talep ve gereksinimlerine göre evrilmiştir. Türklerin Anadolu'ya yerleşmesi ile Selçuklu Devleti döneminde önemli bir kent olan ve birçok medeniyete ev sahipliği yapan Kırşehir ili de el sanatları içerisinde yer edinmiştir. Türk kültürünün hâkim olduğu şehir, el sanatları alanında zengin bir merkez haline gelmiştir. Bu el sanatlarından biride dokumacılıktır. Yörede dokumacılık geliştirilerek devam etmiştir. Ürettikleri dokumalarıyla insanlar duygu, düşünce, gelenek ve göreneklerini, istek ve arzularını yansıtmışlardır. Dokunan halı ve kilimlerde yöreye özgü motifler ön plana çıkmış ve dokumacılar her birine farklı anlam yükleyerek isimlendirmişlerdir. Çalışmanın amacı geleneksel (tepme) keçe uygulayımı ile hediyelik ve turistik eşyalar tasarlamak ve bu tasarımların oluşumunda Kırşehir yöresi düz dokuma motiflerini temel almaktır. Bu motifler kullanılarak hediyelik ve turistik eşya tasarımları yapılmış, yapılan tasarımların güncel kullanım eşyası olarak üretilmesi amaçlanmıştır. Bura da bir diğer amaç ise oluşturulan tasarımlarında geçmişin izlerini taşıyan, kültürel miras niteliğinde olan yöre dokuma motiflerini günümüze taşımaktır. Böylelikle unutulmaya yüz tutmuş dokuma sanatını keçe uygulayımı ile bütünleştirerek tekrar canlandırıp tanınır ve bilinir hale getirmek hedeflenmiştir. Kırşehir düz dokumalarında bulunan ve yaygın olarak kullanılan motiflere yer verilerek oluşturulan özgün tasarımlar geleneksel (tepme) keçe uygulayımı ile çanta, şapka, kemer, yelek, takı, süs eşyaları vb. hediyelik ve turistik eşyalara dönüştürülmüştür. Anahtar Kelimeler: Geleneksel (tepme) keçe, keçe sanatı, hediyelik eşya, turistik eşya, Kırşehir, düz dokuma, kilim, motif

Tuğba Yılmaz
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Anamur Bahşiş köyleri taşıma amaçlı kullanılan dokumalar

Yörük yaşam biçiminin temelinde olan dokuma, insanoğlunun barınma ve örtünme ihtiyacını karşılamak için ortaya çıkmıştır. Anadolu'nun hemen her yöresinde yapılan dokumacılık, Anamur Bahşiş köylerinde geçmiş zamandan beri yapılmış ve günlük hayatta kullanılan dokuma örnekleri üretilmiştir. Fakat yörede günümüzde dokuma yapılmamakta, dokuma yapmayı bilen kadınlar ise sağlık sorunları ve yaşlılık sebebiyle dokuma yapamamaktadır. Geçmişte yapılan dokuma örnekleri kullanılmaktadır. Bunlardan çuval, çul, heybe, torba ve kolanlar taşıma amaçlı kullanılan dokuma türleridir. Yöre halkının ihtiyaçlarını karşılamada yardımcı olan ve taşıma amaçlı yapılan dokuma ürünlerin hammaddesi yün veya kıldır. Bu malzemeleri, yöre halkı beslediği hayvanlardan kendisi temin etmektedir. Yöre dokumalarında kilim, cicim, zili ve sumak teknikleri yapılmakta olup kırmızı, kınalı sarı, sarı, beyaz, siyah, yeşil ve mor renkler kullanılmaktadır. Yörede tespit edilen 38 adet taşıma amaçlı dokuma örneğinin 18 âdeti Karalarbahşiş köyüne, 8 âdeti Gercebahşiş köyüne ve 12 âdeti Güneybahşiş köyüne aittir. Her geçen gün sayısı azalan taşıma amaçlı özgün dokuma örneklerinin tespiti, renk, motif ve desen özelliklerinin belirlenmesi, kaydedilmesi ve belgelenmesi çalışmanın amaç ve önemini göstermektedir. Bu amaç doğrultusunda yörede alan araştırması yapılıp yöre halkı ile sözlü görüşmeler yapılmıştır. Alan araştırmasıyla elde edilen veriler, edebiyat taramaları ile harmanlanıp ana ve alt başlıklar altında anlatılarak açıklanmıştır. Yapılan araştırma bundan sonra yapılacak çalışmalara alanında kaynak olması ve milli kültür unsurumuz olan dokuma sanatının kuşaklar arasındaki bağı devamlı kılmak gayesindedir.

Selda Ciğer
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kırşehir kültürünün modern nakış ve illüstrasyon tekniği ile hediyelik eşya tasarımına yansıtılması

Kültür bir toplumun maddi ve manevi bütün unsurlarından oluşan bir değerdir. Kültür aktarılması ve yaşatılması ise kültürel değerler ile gerçekleşir. Kültürel değerler, içinde yaşadıkları toplumların gelenek görenekleri, yaşayış biçimleri ve dini inançları ile belli bir birikimin sonucunda oluşmuşlardır. Bu şekilde oluşan kültürel değerlerin aktarımı ise büyük çoğunlukla sanatla gerçekleşmektedir. İnsanların yaşadıkları yer dışında çeşitli sebeplerle (gezi, dinlenme, eğitim, ekonomik vs.) başka yerlere ziyaretler gerçekleştirirler. Bu esnada gitmiş oldukları yerin tarihi ve kültürel zenginliklerini, gelenek ve göreneklerini yansıtan, oraya ait olan bir hediyelik eşyayı satın almak isterler. Bir yörenin tarihi ve doğal güzelliklerini, kültürel zenginliklerini anlatan, gelenek göreneklerini yansıtan, hem taşınabilir hem de hatıra olarak saklayabileceği farklı özelliklere sahip bir hediyelik ürün ise çoğunlukla el sanatları ürünleri ile yapılmaktadır. El sanatı ürünlerin el emeği ile üretilmesinin yanında, geleneksel özellikleri taşıması, işlevsel özellikte olması ve bulunduğu yörenin kültürünü yansıtması hediyelik eşya olarak tercih edilmesinin en önemli nedenleri arasındadır. Bu çalışmada İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan ve zengin bir geçmişe sahip olan Kırşehir ilinin kültürel değerlerinden; Neşet Ertaş, müzik kültürü, Ahi Evran, ahilik kültürü, Ahi Evran Cami, Ahi Evran Türbesi, Cacabey Medresesi, Cacabey Türbesi, Kervansaray ve Kervansaray Köprüsü, Üçayak Kilisesi, Seyfe Gölü- flamingo kuşu ile birlikte Kırşehir kaman cevizi ve Kırşehir pekmezi çalışmalarda konu konu alınmıştır. Geleneksel el sanatlarında işleme tekniği ve grafik sanatında illüstrasyon tekniği kullanılarak Kırşehir kültürünün hediyelik eşya olarak tasarlanması amaçlanmıştır. Bu bağlamda 13 (on üç) adet tasarım hazırlanmıştır. Bu tasarımların günümüz modern sanatı ile bütünleşmesi için illüstrasyon tekniği uygulanarak yöreye ait kültürün resimsel bir şekilde anlatımı sağlanmıştır. Geleneksel ve çağdaş yöntemlerin harmanlanması ile yapılan bu tasarımlar, yöresel kültürün tanıtılması, gelecek kuşaklara aktarılmasının yanı sıra yerel turizme de hediyelik eşya tasarımları olarak ekonomik boyutta katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Kırşehir, Kültürel Değerler, El Sanatları, Hediyelik Eşya, İllüstrasyon.

Tülay Yıldız
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Mitolojik yaratıkların yakma resim tekniği ile özgün uygulamaları

Mitoloji, kahramanlık anlatıları gibi kültürler arasında dilden dile dolaşmış olup aynı zamanda mitolojik yaratıklar da efsanevi olarak anılmaktadır. Bitkisel, hayvansal ya da nesneli bezemeler dışında, mitolojik yaratıklarında sanat eserlerinde süsleme unsuru olarak kullanıldığı görülmektedir. Türk ve dünya sanatında, gerçek dışı hayal ürünü nitelik taşıyan, mitolojik ile efsanevi unsurların, hem anlatım dili hem de tamamlayıcı öğe olarak sanatsal eserlerde önemli yer tuttuğu görülmektedir. Bu çalışmada mitolojik yaratıklardan hayvansal kökenli olanlara yer verilmiştir. Ahşapla ilgili sanatsal çalışmalar ve örnekleri incelendiğinde hayvansal kökenli mitolojik yaratıkları konu edinen bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Söz konusu bu eksiklikten hareketle ahşap satıh üzerine yakma resim (pirogravür) tekniği kullanılan ile özgün uygulamalar yapılmıştır. Yakma resim (pirogravür) tekniğinde ateş ve ahşabın bir araya gelmesiyle açık koyu renk skalaları elde edilerek sepya renk tonları kullanılmıştır. Görsel çalışmaların bazı yerlerinde ise renklendirmelere yer verilmiştir. Türk ve dünya mitolojilerinden seçilen hayvansal kökenli motifler, bitkisel ve geometrik motiflerle birlikte stilize edilerek yorumlanmış, özgün sanatsal uygulamalar yapılmıştır. Mitoloji de yer alan efsanevi yaratıkların mitolojik olarak özellikleri araştırılmış ve farklı anlamlar taşıyan hayvansal kökenli yaratıkların seçilmesine özen gösterilmiştir. Çalışma konusu olarak; Griffin, Garuda, Minotor, Pegasus, Harpya, Skylla, Ejderha, Sfenks, Chimera, Unicorn, Burak, Şahmeran, Dabbetü'l Arz, Zümrüdüanka, Mantikor, Triton olmak üzere 16 hayvansal kökenli mitolojik yaratık seçilmiştir. Bu tasarımlar oluşturulurken öncelikle seçilen 16 mitolojik yaratığın eskizleri çizilmiştir. Çizim sürecinde, kitaplar, görsel kaynaklar ve dijital ortamda ulaşılan görsel materyallerden yararlanılmıştır. Elde edilen bu görsellerin yeniden düzenleyimi yapılarak özgün tasarımlar oluşturulmuştur. Böylece özgün yorumlarla yeniden tasarlanan mitolojik yaratıklar, yakma resim (pirogravür) tekniği kullanılarak Türk ve Batı sanatında yer alan motif bezemeleriyle birlikte kullanılmıştır. Uygulamalar, kişisel sergi kapsamında sanatseverlerle buluşmuş ve yerel basında yer almıştır.

Meltem Var
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Adana Ulu Cami mihrabı tezyinatının kolaj tekniğiyle özgün yorumlamaları

Her toplumun kendine özgü kültürü, estetik anlayışı ve sembolü vardır. Toplumlar yaşadıkları coğrafyanın kültüründen etkilenerek kendi anlayışlarını ortaya koyarlar. Bu anlayış her alanda olduğu gibi sanata da yansımaktadır. Mimari yapılar sanatsal ve işlevsel açıdan önem taşımaktadır. Beylikler Devri yapıları arasında önde gelen eserlerden biri olan Adana Ulu Cami'nin yapımına 1513 yılında Ramazanoğlu Halil Bey tarafından başlanmış, oğlu Piri Mehmet Paşa tarafından 1541 yılında ibadete açılmıştır. Yapıda, Memlük, Selçuklu ve Osmanlı sanat anlayışlarının etkili olduğu görülmektedir. Bu etki mihrapta da kendini göstermektedir. Mihrap, farklı tarzdaki zengin süsleme özellikleriyle dikkat çekmektedir. Buna rağmen bu konuda yapılan detaylı bir çalışmaya rastlanılmamış ve bu nedenle Adana Ulu Cami mihrabı incelemeye alınmıştır. Mihrap süslemelerinde taş işçiliği, çini, hat sanatı ve kalemişi tekniği kullanılmıştır. Mihrap tasarımında bitkisel, hayvansal, geometrik, sembolik motiflere ve yazılı bezemelere yer verilmiştir. Bu çalışmada, Adana Ulu Cami mihrabının mimari üslubu, teknik yapısı, malzemesi, renk, motif ve desen özellikleri incelenmiştir. Çalışma; yazın taraması, alan araştırması, sözlü görüşme ve uygulama aşamalarından oluşmaktadır. Uygulama aşamasında yapılan tasarımlar geleneksel Türk sanatlarının kullanıldığı mihrap tezyinatının kolaj tekniğiyle özgün bir şekilde yorumlanmasıyla oluşturulmuştur. 20 cm x 30 cm boyutunda toplam 15 adet tasarım yapılmış ve her tasarımda mihrabın farklı bir bölümü ele alınmıştır.

Burcu Ortak
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

19. yüzyılda İzmir ve çevresindeki Osmanlı Dönemi yapılarında görülen sıvaüstü manzara resimleri ve özgün uygulamalar

18. ve 19. yüzyıllardaki her alanda batılılaşma hareketlerinin getirdiği değişiklikler ve Saray'ın sanat üretimindeki etkinliğinin azalmasıyla beraber Saray dışında ve Anadolu'da yeni bir resim programı başlamıştır. 18. yüzyılda ilk olarak Topkapı Sarayı'nın duvarlarına batılı anlayışta yapılmaya başlanan manzara resimleri, 18. ve 19. yüzyıllarda Saray çevresine ve Anadolu'ya hızlı bir şekilde yayılmış, dini ve sivil mimaride süsleme unsurları arasında yerini almıştır.Özellikle 19. yüzyılda Batı Anadolu'daki dini ve sivil mimaride sıva üzerindeki süsleme unsurları arasında sıkça rastlanan manzara resimlerinin, belli bir sanatçı ve sanatçılar grubunun etkisinde yapıldığı düşünülmektedir. Buna göre bu tez kapsamında 19. yüzyılda İzmir ve çevresindeki Osmanlı dönemi yapılarında görülen sıvaüstü manzara resimleri araştırılmıştır. İzmir ve Çevresindeki dördü sivil beşi dini mimari örneği olmak üzere toplam dokuz adet yapıda bulunan yirmi altı adet manzara resmi örneği kompozisyon, teknik ve üslup açısından incelenmiştir. Her bir yapı ile ilgili tarihçe ve mimari özellikler, yapılarda yer alan resimlerin tarihçeleri, yapıdaki konumlandırılışı, kompozisyon ve üslup özellikleri verilerek sunulmuştur. Manzara resimlerinin kompozisyon özellikleri açıklanırken resimlerin kompozisyon şemalarını belirten çizimler ile desteklenmiştir. Ayrıca bazı yapılarda yer alan ve dönemine göre farklı üsluplarda yapılmış veya yakın bir zamanda yapılmış olan resimler ayıklanarak kısaca söz edilmiştir.Birinci bölüm; 18. ve 19. yüzyıllardaki Osmanlı dönemi resim faaliyetleri, Anadolu'daki duvar ressamları, Osmanlı duvar resimlerinin teknik ve üslupsal özellikleri ve sıva üstü manzara resimleri ile ilgilidir. İkinci bölüm, dini ve sivil mimari örnekler olarak farklı başlıklar halinde, tek tek yapılar açıklanmıştır. Tezin üçüncü bölümünde, incelenen resimlerden yola çıkılarak özgün uygulama çalışmaları yapılmıştır.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Sıvaüstü Manzara Resmi 2- Duvar Resmi 3- Osmanlı Mimarisi 4- zmir Yapıları 5- Osmanlıda Batılıla?ma

19. yüzyılBatılılaşmaDuvar resimleri+6
Ezgin Yetiş
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Konya Etnografya Müzesinde bulunan Ladik halıları ve görsel çözümlemeleri

Konya Müzesi, 1901 yılında Müze-i Hümâyun'un Konya şubesi olarak kurulmuştur ve 1927'de Mevlânâ Müzesi'ne çevrilmiştir. Daha sonra bu müzeden ve Mevlânâ Dergâhı'ndan getirilen etnografik eşyalar birleştirilerek, 6 Aralık 1975'te Konya Etnografya Müzesi adıyla Meram semti Sâhibata Caddesi üzerinde bulunan iki katlı betonarme bir yapıda ziyarete açılmıştır. Müzede 6000'in üze¬rinde eser bulunmaktadır. Halılar mü¬zenin en fazla dikkat çeken eserlerindendir. Bu halıların başında Beyşehir Eşrefoğlu Camii'nden gelen XIII. yüzyıl yıldızlı halı parçası, yine aynı camiden gelen bir XV. yüzyıl ha¬lısı ile bazı Kula, Lâdik, Karapınar ve Gördes halıları gelir.Müze'de bulunan bu halıların çoğu hakkında akademik bir çalışma yapılmamıştır. Halılar hakkında bütün bilinen, envanter defterlerinde bulunan hangi devre ait olduğu, nereden ve ne zaman müzeye geldiği gibi bilgiler bulunmaktadır. Ancak bu bilgiler yetersizdir. Günümüze kalan bu halıların hangi malzemeyle ve ne şekilde yapıldığını anlamak için akademik boyutta ciddi bir çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bunların yanı sıra bu çalışma, halılarda kullanılan renklerin motifler üstünde ve halı genelindeki dağılımları, kullanılan motiflerin genel özellikleri, uyulan kompozisyon şeklileri hakkında daha net bilgilere ulaşmayı hedeflemektedir.Bütün bunlar dikkate alınarak seçilen ?Konya Etnografya Müzesinde Bulunan Ladik Halıları ve Görsel Çözümlemeler? adlı tez çalışmasında 25 adet halı teknik, hammadde ve tasarım özellikleri bakımından incelenip değerlendirilmiştir.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1-Lâdik Halısı 2-Halı 3-Türk halısı 4-Konya Etnografya Müzesi 5- Orta Anadolu Halıları

El halısıEl sanatlarıEtnografya+5
Fikret Kaymak
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu Selçuklu çinilerindeki hayvan figürlerinin farklı bir yaklaşımla seramik yüzeylerde değerlendirilmesi

Anadolu Selçukluları'nın, Anadolu'da yerleşik bir hayat düzeni ile başlamış olan Türk?İslam dönemi, Hitit, Urartu, Frikya, Likya gibi Anadolu topluluklarının etkileriyle gelen zengin kültür birikimine çeşitlilik katmış ve yeni bir kimlik ile sanat anlayışlarını sunmuşlardır. Orta Asya ve İran kaynaklı bozkır kültürü, Anadolu mirası ile kaynaşmasını sağlamış olup, kendilerine has bir üslup ile hayvan üslubunu sunmuşlardır. Tüm sanat dallarında sıkça işlenen hayvan figürleri, çini sanatında da, özellikle saray çinilerinde kullanılmıştır.Anadolu Selçuklu çini sanatına dair bu güne kadar birçok araştırma yapılmış ve arkeoloji kazıları ile yeni sanat eserleri ortaya çıkmıştır. Bilindiği üzere, kimi doğal afetler, kimi ise bilinçsiz insanların cahilliğine maruz kalmış yapılar sonucunda hemen hemen tüm eserleri yerin altında kalmıştır. Bu yüzden her kazı sonrası Selçuklu sanatına yeni bir eser kazandırmaktadır. Arkeolojik kazılar ve sanat tarihi araştırmaları doğrultusunda, hayvan figürleri ve sembolik anlamları ile ilgili kaynakların sınırlı olduğu görülmektedir. Belki de bu duruma bağlı olarak bu güne dek, Osmanlı bezeme sanatı ile ilgili birçok yayının basılmış olmasına rağmen, Selçuklu hayvan figürlerinin daha önce bir kaynak altında toplanmaması tez konumu seçmemde en büyük neden olmuştur. Böylece bu alanda ileride yapılacak olan araştırmalar ve Selçuklu hayvan figürleri çizimleri ile bir kaynak olabilmesi umut edilmiştir.Türkçe Anahtar Kelimeler:1- Çini 2- Seramik 3- Hayvan Figürü 4- Anadolu Selçukluları 5- Biçim

Anadolu SelçuklularıFigürFigüratif resim+5
Koza Kurt
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Konya Etnografya Müzesi'nde bulunan ''Küçük Muhsine'' halılarının incelenmesi

Konya Etnografya Müzesi, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından 1975 yılında hizmete açılmıştır.Müze; bodrum üzerine zemin ve birinci kat olmak üzere üç katlı betonarme bir yapıda hizmet ver¬mektedir. Zemin katta Dr. Mehmet ÖNDER konferans salonu, müze teşhir salonu ve bodrum katta halıların sergilendiği bölüm yer almaktadır. Birinci katta idari hizmet büroları ve eser depoları bulunmaktadır.Sergilenen eserler arasında, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ait halı parçaları ile Anadolu'nun değişik halı merkezlerinde dokunmuş örnekler bulunmaktadır. Bunlar arasında Beyşehir Eşrefoğlu Camii'nde bulunan Selçuklu halıları ile Konya Alaeddin Cami, Selimiye Camii ve Konya Mevlana Dergahı'ndan müzeye kazandırılan halılar en önemli örneklerdendir. Sergilenen halılar arasında Karapınar, Sille, Ladik, Küçük Muhsine, Kavak, Karaman, Derbent halıları ile Uşak, Kula, Gördes, Mucur, Bergama gibi önemli halı merkezlerinin örnekleri de yer almaktadır. Bunların dışında müze teşhir salonunda Refet Yardımcı ve Kenan Özbel'in etnografik eser koleksiyonu sergilenmektedir.?Konya Etnografya Müzesi'nde Bulunan Küçük Muhsine Halılarının İncelenmesi? adlı tez çalışması kapsamında 27 adet Küçük Muhsine halısı incelenmiştir. Kaynaklarda Küçük Muhsine köyü 13. yüzyıl Anadolu Selçukluları dönemine tarihlendirilmektedir. Köyün tarihi geçmişinde halı dokumacılığının olduğu bilinmektedir. İncelenen tez kapsamında Küçük Muhsine halılarının, kalite, boyut, düğüm türü, kullanılan malzeme gibi teknik özellikleri ile motif ve kompozisyonları incelenmiştir.Türkçe Anahtar Kelimeler:1-Küçük Muhsine Halısı 2-Halı 3-Türk halısı 4-Konya etnografya Müzesi

13. yüzyılEl sanatlarıEtnografya+6
Nurten Kubat
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2012
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Akseki çevresinde tespit edilen çuval ve heybe dokumalar

Araştırma konusu olarak ?Antalya ili Akseki ilçesinde tespit edilen çuvalve heybe dokumalar ? sanatta yeterlik tez konusu olarak belirlenmiştir.Araştırma kapsamında 2010-2011-2012 yılları içerisinde Akseki merkez, köylerive yaylarına gidilerek gerekli araştırma ve görüşmeler yapılmıştır.Akseki ilçesi, coğrafi konumu itibariyle dağlık bir alan olup özellikleToros dağları eteklerinde birçok irili ufaklı yaylaları bünyesindebarındırmaktadır. Bu yaylalarda, sürü otlatan geçimini hayvancılık ve bunabağlı olarak göçebelik faaliyetleriyle uğraşan birçok topluluklara rastlanmıştır.Göçebe yaşantısının vazgeçilmezlerinden olan çuval ve heybe kullanımınıngünümüzdeki durumunu bizzat yerinde inceleme imkânı olmuştur. Akseki'ninkaynaklarca desteklenen 10 un üzerinde büyük yaylası ve bu yayların etrafındaküçük Yörük grupları ve yerleşim yeleri bulunmaktadır.Günümüzde Yörük gruplarının yerleşik hayata geçmeye zorlanması,göçler yapılırken karşılaşılan sorunlar ve hızlı gelişen teknolojik gelişmeler gibisebeplerle çuval ve heybe kullanımının azalmasına sebep olmaktadır. Yaklaşıkolarak üç yıllık bir alan ve saha araştırması yapılarak tespit edilen dokumaörnekleri; desen, renk, kompozisyon, malzeme ve özellikleri itibariyle incelenipkataloglama işlemi yapılmıştır. Dokuma örneklerine ulaşılıp gerekli incelemeyapıldıktan sonra yöreden elde edilen bilgiler ile daha önceden yapılanaraştırmalar ve literatür kaynaklarıyla desteklenmiştir.Konuya ilişkin olarak tez danışmanım sayın Prof. Nuray Yılmaz'ınyönlendirmesi ile araştırmayı oluşturacak alt başlıklar oluşturulmuştur. Tezçalışmasının birinci bölümünde; Akseki'nin tarihi ve coğrafyası, Yörük yaşamı,Yörüklerin sosyal yaşamı ve tarihi hakkında bilgi, Akseki ilçesinde yaşayanYörükler ve bu Yörükler'in göç yolları, hangi yaylalarda ne kadar kaldıklarıbelirlenmiştir.İkinci bölümde ise Akseki ilçesinde tespit edilen çuval ve heybelerin?teknik, desen ve kompozisyon özellikleri? başlığı altında incelenerek; çuval veheybelerde kullanılan hammaddelerin neler olduğu, dokumaların hangitezgahlarda dokunduğu, çuval ve heybelerin teknik, desen, malzeme özellikleriile dokumaya hazırlık işlemlerinin neler olduğu araştırılmış ve tezin ilgilibölümünde ayrıntılı olarak açıklanmıştır.Akseki ve çevresinde ikiyüz civarında çuval ve heybe dokuma örneğitespit edilmiş olup bu örneklerden yüz adedi tez çalışmasının katalogbölümünde ayrıntılı olarak verilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise tezdanışmanı ile belirlenen sekiz çuval ve heybe dokuma örneğinin restitüsyonçalışması yapılmıştır.Türkçe Anahatar Kelimeler1-Dokum2-Çuval 3-Heybe 4-Yörük 5-Akseki

Antalya-AksekiDokumalarDüz dokuma+6
Mehmet Ali Eroğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Beledi dokumalarının teknik analizi ve yeni öneriler

Beledi Dokumalarının Teknik Analizi ve Yeni Öneriler? başlıklı yüksek lisans tez çalışması, alan araştırmasından elde edilen veriler doğrultusunda açıklanmıştır. Konu ile ilgili literatür incelemesi, alan araştırmasından kaynak kişi anlatımı, Beledi dokuma tezgahı ve var olan Beledi Dokuma örneklerinden yararlanarak Beledi dokumalarının tarihsel gelişimi ile teknik özellikleri ele alınmıştır.Çalışmanın amacı; Beledi dokumacılığının var olan örneklerinin tasarım ve teknik özelliklerinin belirlenerek literatürde yer almasını sağlamaktır. Bir kültür mirası olarak günümüze ulaşmış Beledi tezgahı incelenerek desenlerin nasıl oluştuğu üzerinde durulmuştur.?Beledi Dokumalarının Teknik Analizi ve Yeni Öneriler? başlıklı tez çalışmasının Birinci Bölümünde, Tire ilçesi, Beledi dokumacılığının tarihsel gelişimi ve Beledi tezgahı incelenmiştir. İkinci bölümünde, Beledi Dokumalarının teknik özellikleri hakkında bilgi verilmiş olup, kumaş pedal basış raporları oluşturulmuştur. Üçüncü bölümde ise çıkarılan tahar planına göre 7 ayrı tasarım oluşturulup, uygulanmış ve bunların teknik analizleri ile pedal basış raporları tablolar halinde sunulmuştur.Geçmiş dönemlerde, Beledi dokuma tezgahlarından çıkan kumaşlar ile Osmanlı'nın ve Avrupa'nın sarayları giydirilirken, günümüzde ise üretimi neredeyse yok denecek kadar azalmıştır. Beledi dokumalarının çift katlı bir yapıya sahip olması ve Osmanlı kumaşları arasında bu teknikle dokunmuş başka bir kumaş cinsinin bulunmaması nedeniyle, dokumacılık tarihinde önemli bir yere sahiptir.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1-Çift Katlı Dokuma 2-Kuma? Analizi 3-Dokuma 4- Beledi 5-?zmir-Tire

Beledi dokumalarıDokuma kumaşlarDokuma sanatı+6
Ebru Çatalkaya
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2012
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Bazı tarihi yapılar örneğinde Türkiye'de sıva üstü kalem işlerinin korunması: Sorunlar-çözüm önerileri

Türkiye'de özellikle son yıllarda çıkarılan yasalar ve altına imza atılan uluslararası koruma konulu antlaşmaların etkisi ile koruma-onarım çalışmaları hız kazanmıştır. Tarihi eser bakımından oldukça zengin olan ülkemizde, konuya zamanında gereken ehemmiyetin verilmemesinden dolayı koruma-onarım çalışmalarında henüz istenilen seviyeye gelinememiştir.Koruma ve onarım çalışmalarının farklı disiplinlerin bir arada çalışmasını gerekli kılan karmaşık bir yapıya sahip olması, uzmanlık gerektiren konuları bünyesinde barındırması ve bu açıdan Türkiye'de henüz yeterli altyapının oluşturulamamış olması bazı sorunları da beraberinde getirmektedir. Gerekli altyapı oluşturulamadan çıkarılan yasalar ve kabul edilen uluslararası antlaşmalar uygulama aşamasında yeterli olmamıştır. Koruma kültürü konusunda etkili bir eğitim politikasının yürütülememiş olması, günümüzde yaşanan sorunların ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.Bu çalışmada, Türkiye'de tarihi yapılardaki sıva üstü kalem işlerinin korunması çalışmalarında karşılaşılan temel sorunlar, koruma konusunda hizmet veren resmi ve sivil kurum yetkilileri ile yapılan birebir görüşmelerden elde edilen bilgiler doğrultusunda irdelenmeye ve çözüm yollarının belirlenmesine çalışılmıştır. Amaç, sıva üstü kalem işlerinin korunmasına karar alınan zaman diliminden, koruma ve onarım çalışmalarının tamamlandığı zaman dilimine kadar olan süreçte karşılaşılan temel sorunları irdelemek ve çözüm yolları aramaktır. Bu mantık çerçevesinde birinci bölümde tanım ve tarihi bilgi verildikten sonra ikinci bölümde, bazı yapıların sıva üstü kalem işlerinin restorasyon çalışmaları irdelenmiş, mevcut yasalardan hareketle sıva üstü kalem işlerinin koruma-onarım çalışmalarında yapılması gereken işlemler sıralanmıştır. Bu bilgilerin ardından, görüşmelerden elde edilen veriler doğrultusunda temel sorunlar irdelenmiş ve çözüm yolları üretilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise yapılan proje çalışmaları ve uygulamaların bir dökümü yer almaktadır.

Duvar resimleriKalem işiKoruma+4
Muhammet Bilgen
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Bergama Arkeoloji Müzesi'nde bulunan geleneksel tekstillerin kataloglanması

Gelişen teknoloji nedeniyle bazı el sanatı ürünleri işlevlerini yitirdiğinden günlük kullanımdan uzaklaşmıştır. El sanatı ürünlerinin daha az sayıda ve daha dar bir çevrede üretilmesi, bu türlere ait eski örneklerin güçlükle bulunması nedeniyle el sanatı ürünlerimiz öncelikle korunması gereken milli kültür varlıklarımızdan biri olmuştur. Bu değerli örneklerin korunmasında müzelerimizin önemi büyüktür. El sanatı örneklerinin yok olmasını önlemek ve el sanatını canlandırmak için yapacağımız her çalışmada müzelerde bulunan tekstil örnekleri bizim için önemli birer kaynak olacaktır. Bu nedenle geçmişten günümüze dek ulaşabilmiş eserleri olduğu gibi koruyabilmek, tahribatı yavaşlatıp, ömürlerini uzatmak, müzelerimizin sorumluluğundadır.Bir ülkenin kültürel değerlerini açığa çıkartan, halkın gelenek ve göreneklerine bağlı kalarak ürettikleri etnografik eserleri sistemli bir şekilde toplamak ve özelliklerine uygun koşullarda muhafaza ederek onarımlarını yapmak, ancak müzelerde yeterli sayıda bilinçli uzman kişilerin özverili çalışmaları ile sağlanabilir. Müzelerde akademik çalışmalar yaparak bu eserler hakkında bilgi sahibi olmamız, hem kültür varlıklarımızın çeşitli örneklerini görmemizi, hem de müzelerimizi tanımamızı sağlayıp, ileride yapılacak olan çalışmalara yardımcı olacaktır.?Bergama Arkeoloji Müzesi'nde Bulunan Geleneksel Tekstillerin Kataloglanması? konulu araştırmamızda, Bergama kentinin ve Bergama Arkeoloji Müzesi'nin tarihi, Etnografya Bölümü ve Etnografya Bölümü'nde sergilenmekte olan geleneksel tekstillerin tanıtımına birinci bölümde yer verilmiştir. İkinci bölümde, 1953-1976 yılları arasında müze eserleri arasına katılan 94 adet tekstil örneği ve 2 adet tezgah incelenmiş ve katalog haline getirilmiştir. Müze envanter defterinden edinilen bilgiler, tarafımızca oluşturulan model özellikleri ve süsleme tekniklerinin açıklamaları birleştirilmiş ve eserler tanıtılmıştır.

Arkeoloji müzeleriGeleneksel giysilerKataloglama ve sınıflama+6
Semra Özçıtak
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2010
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nda sanayileşmenin saray için üretilen kumaşlara etkileri

Osmanlı İmparatorluğu, 19. yüzyıla kadar ekonomik ve toplumsal olayların birbiri ardına gerçekleştiği Avrupa'daki gelişmelerden uzak, kendi geleneksel kalıpları içerisinde varlığını sürdürmüştür. Avrupa'da 18. yüzyılda ortaya çıkan sanayi devrimi, 19. Yüzyıla gelindiğinde bütün geleneksel üretim alanları üzerinde önemli etkiler yaratmış, fabrika üretimleri dünya'ya hızla yayılmaya başlamıştır. Bu dönemde Osmanlı toprakları kısa sürede birçok Avrupalı imalatçı için önemli pazar haline gelirken, Avrupa'nın mamul eşyaları, git gide artan biçimde geleneksel Osmanlı ürünlerinin yerini almıştır. Değişen toplumsal yapı ve yaşam tarzı, Avrupa ülkeleriyle artan ticari ilişkiler ülkede ithalat ve ihracatı da arttırmıştır.Buradan yola çıkarak 19.yüzyılda yaşanan sanayileşme hareketleriyle ortaya çıkan bu etkilenmeler, Osmanlı'nın kumaş üretim alanında ele alınmıştır. Avrupa'nın Osmanlı kumaş üretimdeki olumlu ve olumsuz etkileri bu tez kapsamında saray kumaşları ile sınırlandırılmıştır. Yapılan araştırma ve incelemeler sonucunda, 19. yüzyılda üretilmiş olan Osmanlı saray kumaşlarının kompozisyon şemalarında ilk olarak bir motifin tekrar düzenlemeleri dikkati çekmiş, özellikle bitkisel ve madalyon motiflerinin daha yoğun kullanıldığı tespit edilmiştir. Aynı dönemde Osmanlı'nın klasik desen ve kompozisyon şemaları kullanılarak üretilen saray kumaşlarının üretimi sürerken, Avrupa etkisi ile barok ve rokoko tarzı desenlerin kullanıldığı kumaşların da üretildiği görülmüştür.Tezde Topkapı Sarayı Müzesi ve Hereke Fabrikası arşivlerinde bulunan bazı örnek kumaşlar detaylı olarak ele alınıp incelenmiş, özellikleri hakkında ayrıntılı bilgi verilmiştir.

19. yüzyılEndüstrileşmeKumaşlar+4
Esra Kavcı Özdemir
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2010
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde bulunan Anadolu Selçuklu dönemi halılarının tasarım özellikleri ve restitüsyon çalışmaları

Anadolu Selçuklu Dönemi halıları, Türklerin Anadolu'ya gelmesinden sonra ürettikleri halıların en eski örneklerindendir. İlk örnekleri Konya Alâeddin Keykubat ve Beyşehir Eşrefoğlu Camilerinde bulunan bu halılar, keşfedildikleri zamanda büyük bir ilgi ile karşılanmışlardır.Anadolu Selçuklu dönemi halılar hakkında bulundukları tarihten itibaren birçok yayın yapılmıştır. Bu yayınlarda çoğunlukla halıların genel özellikleri üzerinde durulmuş, detaya inilmemiştir. Halıların teknik özelliklerinin verildiği yayınlar ise oldukça azdır, bu yayınların bir kısmında birtakım yazım, matematik, terim hataları bulunmaktadır ve yayınlar arasındaki bilgiler birbiriyle çelişmektedir. Halılar tasarımcı bakış açısı ile tek tek ele alınarak incelendiğinde, daha önceki yayınlarda üzerinde durulmamış, fark edilmemiş, çözümlenememiş ya da farklı yorumlanmış unsurlar bulunduğu görülmüştür. Anadolu Selçuklu Dönemi halılarının daha detaylı incelenmesi, motif ve kompozisyon özelliklerinin çözümlenmesi ile 13. yüzyıl Anadolu Türk halıcılığı ve daha sonraki dönemlere ait halıcılık ve halıların motif ve kompozisyon özelliklerindeki değişimin daha iyi kavranabileceği anlaşılmıştır. Anadolu Selçuklu Dönemine tarihlenen halıların büyük bir kısmı toplu halde İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde bulundukları için araştırmaya konu olarak yalnızca bu müzede bulunan halıların alınmasına karar verilmiştir.Bu tezde, halıların teknik özellikleri, motif ve kompozisyon çözümlemeleri, renklerin ve motiflerin kullanımı, restitüsyon çalışmaları yer almaktadır. Ayrıca, Anadolu Selçuklu Dönemindeki halıcılık, halı deseni üretimi, ve o dönemlerde üretilebilecek başka halılar neler olabilirdi gibi konularda yapılan çalışma ve ulaşılan çeşitli bulgular aktarılmaktadır.

Anadolu SelçuklularıHalılarMotifler+4
Bahadır Öztürk
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2011
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Sümerbank İzmir Halkapınar Basma Sanayii Müessesesi'ne ait desen albümlerinin incelenmesi, arşivlenmesi ve korunması

1930'lu yılların Türkiye'sinin kalkınma dönemi sırasında kurulan önde gelen kurumlarından biri olarak Sümerbank, yaklaşık yetmiş yıllık bir süreçte Türk ekonomi ve tekstil tarihinin sembol isimlerinden biri olmuştur. Sanayi ve Maadin Bankası'nın 1933 yılındaki planları kabul edildikten sonra, yerel sanayileşmenin sorumluluğu Sümerbank'a verilmiştir. Ekonomik kısıtlamalara bağlı olarak sınırlı malzeme ve renk kullanımlarına rağmen Sümerbank kumaşları ve özgün desenleri ile ulusal bir tekstil desen üslubu ve moda yaratmıştır. Bir maddi kültür olarak da Sümerbank Türkiye'nin modernizasyon projesinde ekonomik, kültürel ve sosyal açıdan önemli bir rol oynamıştır. 1930'lı yıllardan itibaren kentsel ve kırsal alanlarda sınıfsal bir bütünleşme sağlamış, yerel üretimi teşvik etmiş, özellikle çoğu kırsal alanda bulunan halkı da eğitmek amacıyla ülke ekonomisini geliştirmeyi amaçlamış bir kurum olmuştur. 1987 yılından itibaren başlayan özelleştirme sürecinden sonra İzmir Halkapınar Basma Sanayii Müessesesi gibi birçok fabrika kapatılmış, bir kısmı çeşitli özel sektörlere, belediyelere ve üniversitelere devredilmiş, fabrikalarda yer alan kumaş ve makine parkı gibi malzemelerin birçoğu da tahrip olmuştur. Kurum içinde son otuz yılda hızlı bir şekilde başlayan ekonomik ve sosyal değişim sonucunda, 2000'li yıllardan itibaren tamamen üretimlerini durduran Sümerbank, geriye sadece önemli bir arşiv bırakmıştır.Bu çalışmanın amacı 2006 yılında İzmir Halkapınar Basma Sanayii Müessesesi'nde bulunan seçilen belli desen albümlerini örnek teşkil edecek biçimde ifade ederek Sümerbank maddi kültürü hakkında bilgi vermektir. Bu anlamda çalışmada Dokuz Eylül Üniversitesi Geleneksel Sanatlar Bölümü öncülüğünde arşivlenen, restorasyon ve koruma çalışmaları tamamlanmış olan tekstil albümleri hakkında da bilgi verilmiştir. Çalışmada kurum tarihi bilgisinin yanısıra fabrikada bulunan ve harap olmaya yüz tutmuş desen albümleri hakkında teknik ve tasarım anlamında analizlere de yer verilmiştir. Bu bağlamda, çalışmada var olan malzemenin fiziksel açıdan, Türk materyal ve tasarım kültürünün önemli bir parçası niteliğinde koruma altında tutmak, araştırmacılara, öğrencilere ve ilgili kurumlara bilgi paylaşımı çerçevesinde sunabilmek amaçlanmaktadır.

AlbümlerArşivlemeBasma+10
Fehmiye Dilek Er
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel Türk mimarisinde pişmiş kırmızı toprağın kullanımı, Gökeyüp, Akçaova, Karacasu çömlekçi çamuru kullanılarak yeni tasarımların oluşturulması

Yaşamın her alanında hızla gerçekleşen değişim ve gelişim insanların yaşam alanlarını da etkilemektedir. Çalışma, dinlenme, eğlenme, sağlık ve eğitim gibi faaliyetlerin gerçekleştirildiği bu alanlar insanların ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikler taşımalıdır. Barınma ihtiyacı bu yaşam alanlarının en başında gelmektedir. Barınaklar ilk zamanlarda sazlık kulübelerin balçıkla sıvanmasıyla inşa edilirken, toprağın pişirilerek dayanıklı hale gelmesiyle farklılaşan ve sağlamlaşan bir mimari anlayışa doğru gidilmiştir. Barınma alanlarının sağlam, ekonomik ve sağlıklı inşası insanın yaşamını kaliteli sürdürülmesine olanak sağlamıştır.Tezde, geleneksel Türk mimarisinde kırmızı topraktan üretilmiş malzemelerin kullanımı, Selçuklular döneminde, Osmanlılar döneminde ve günümüzde olmak üzere üç dönem olarak incelemiştir. Geleneksel Türk mimarisinde pişmiş kırmızı toprak sırlı ve sırsız tuğla, kiremit, künk, baca, rezonans amaçlı olarak da kullanılmıştır. İncelenen dönemlerden günümüze kadar inşa edilen Türk mimari yapıları ihtiyaçlara cevap arayarak ve cevap vererek gelişmiş, bu gelişim sürecinde de bezeme önemli bir ilerleme kaydetmiştir.Çağdaş yaşam koşulları ve hızlı gelişen teknoloji günümüzde mekanların biçimlenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Yeni mimari ve endüstriyel ürünlerin tasarımları geleneksel tasarım metodlarından yola çıkılarak geliştirilmiş ve günümüzde bazı ürün tasarımı ya tamamen değişmiş ya da gelişmeye uğramıştır. Bu noktada pişmiş kırmızı topraktan yeni tasarımlar oluşturulurken geleneksel Türk mimarisinde üretim ve uygulama şekilleri incelenmiştir. Yeni tasarımlarda Gökeyüp, Karacasu, Akçaova çömlekçi çamurları kullanılmıştır ve bu çamurlar üzerinde çeşitli testler, astar ve sır denemeleri yapılmıştır.

AstarAydın-KaracasuAydın-Çine-Akçaova Köyü+16
Filiz Öztürk
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2011
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Türkiye'de yazma eserlerin korunmasında bölgesel laboratuarların kurulmasının önemi

Bugün ülkemiz sınırları içerisinde sahip olunan el yazması eserlerin büyük bir çoğunluğu Türklerin Anadolu'ya yerleşmesinden sonraki dönemde oluşturulmuş koleksiyonlardır.Cumhuriyetin ilanından sonra ülke sınırları içerisindeki yazma eserlerin tespiti ve kayıtlarının tutulması için çalışmalar başlatılmıştır. Ancak bu çalışma tamamlanamamış ve özel kütüphanelerde, vakıf kurumlarında ve camilerde ne kadar kitap olduğu tam olarak tespit edilememiştir. Sonraki dönemlerde de yazmaların korunmasına yönelik çalışmalar başlatılmış fakat uzman personel eksikliği ve koruma uygulamaları için gerekli teknik donanımların çok masraflı olmasından dolayı bu projede tam olarak hayata geçirilememiştir.Kitaplar çeşitli fiziksel, kimyasal ve biyolojik sebeplerden kolayca etkilenebilmektedir. Kitapların korunması ve onarımı konusunda ilk bilimsel çalışmalar 19. yüzyıldan itibaren yapılmaya başlanmıştır. Koruma uygulamaları üç başlık altında incelenmektedir. Bunlar onarım öncesi ve onarım sonrası koruyucu koruma uygulamaları ile yazmalara doğrudan onarıma yönelik müdahaleleri kapsayan uygulamalardır.Yazmaların sürekliliğinin sağlanması, bu arada araştırmacıların kullanımına da açık olabilmesi için, yazmanın orijinalinde elde edilen kopyaların kullanıcıların hizmetine sunulması gerekliliği doğmuştur. Geniş bir coğrafyaya yayılmış tüm yazmaların koruma altına alınıp kayıt ve kopyalama çalışmalarının yapılabilmesi çok zor olduğundan dolayı, yazmaların yoğun olarak bulundukları bölgelerde kurulacak koruma laboratuarları, hem onarıma ihtiyaç duyan yazmaların sürekliliklerinin sağlanması ve hem de sayısal ortamda elde edilen kopyalarının bilim dünyasına kazandırılması bakımından yararlı olacaktır.

KorumaLaboratuvarlarOnarım+1
Serkan İlden
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Akdeniz bölgesinde yetişen bazı boya bitkilerinin drog ve posaları ile ilmelik yün ipliklerinin boyanması ve haslık değerleri

Geleneksel Türk El Sanatlarının içinde büyük öneme sahip halı ve kilim dokumacılığında, doğal boya kullanımı çok önemli bir yer tutmaktadır. Dokumada kullanılan yün ve pamuk ipliklerinin doğal boyalarla renklendirilmesi, halı ve kilimlerin değerini ve kalitesini arttırmakta aynı zamanda ömrünü de uzatmaktadır. Ayrıca doğal boyalarla boyanan ürünlerin toksik ve alerjik yan etkileri de bulunmamaktadır. Boyama sonrasındaki atıkları da çevreye zarar vermemektedir. Geleneksel boyama yöntemleri dışında kullanılmayan bu doğal boyalar, hem önemini kaybetmiş hem de boyama yöntemleri unutulmaya yüz tutmuştur. Doğal boyamacılığı bu noktaya getiren en önemli etkenlerden birisi sadece evlerde veya atölyelerde uygulanabilir olmasıdır. Bunun sebebi fazla miktarda ham madde yani doğal boya maddesi toplanamamasıdır. Küçük miktarlarda yapılacak boyamalar için bile gereken ham madde miktarı oldukça fazladır. Doğal boyamacılığın bu açığını kapayabilmek adına yapılan bu çalışmada, bitkilerin posaları değerlendirmeye alınmıştır. Uçucu yağ alım işlemi için toplanan adaçayı, kekik, oğul otu ve sarı kantaron bitkilerinin drog ve posaları kullanılmıştır. Bu çalışmada daha önceden uygulanmış doğal boyama reçetelerine göre hem geleneksel hem de endüstriyel boyama yöntemleri ile boyamalar yapıldı. Bu boyamalar sonrasında elde edilen renkler drog ve posa olarak değerlendirilmiş ve sürtünme haslık testi yapılmıştır.

Akdeniz bölgesiBoya bitkileriBoyama+6
Menekşe Suzan Teker
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yavuz seçkin'in sanatsal üretimleri ve bazı tasarımlarının eşarba uygulanması

Mozart'a yapıtlarını nasıl yaptığını açıklanması istendiğinde ?Nasıl Bilebilirim? demişti açık yüreklilikle. Bir sanatçıyı açıklamak ne kadar zor ise yarattığı eserlerini de anlatmak o kadar zordur. Nedeni; yaratılan her şey ?Tanrının elini gösteren çizgilerdir? bu ifade doğrultusunda Türk Resim Tarihinde Suluboya Üstadı olarak bilinen Yavuz Seçkin'in sanat hayatı yüksek lisans tezi konusu haline getirilmiştir.Bu yüksek lisans tezinde, Yavuz Seçkin'in tasarım hayatına başlangıcı tasarım alanında aldığı yurtiçi, yurtdışı öğrenimleri, aldığı eğitim doğrultusunda tasarım anlamında ürettikleri, akademik yaşamı gerek Geleneksel Türk El Sanatlarında ve Endüstri Tasarımı için kurduğu tasarım sistemleri bu yöntemlerin tasarım ve ürün olarak yansımaları ifade edilmiştir.Ressam Yavuz Seçkin'in sanat hayatına merakı ilgisi, sanata ve sanatçıya bakış açısı, neden kendine sanatçı dememesi, sanat eseri tanımlaması, yaşadığı ülkenin sanata bakışı ve halkı resim sanatına karşı ilgisinin nasıl artması gerektiği hakkındaki düşünceleri Türk resim tarihindeki yeri onun sanatı için sanat eleştirmenlerinin düşünceleri sanat hayatında açtığı sergileri ve ödülleri incelenmiştir. Sanatçının bizzat kendisinin seçtiği eserlerinden beş tanesinin seçilip, bilgisayar çıktısı alınarak eşarba uygulaması yapılmıştır.

Huri Aylin Seçkin
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2008
10
Master'sOpen AccessTR

Yugoslavya'dan İzmir'e (Türkiye) göç eden bazı ailelerdeki geleneksel tekstillerin kataloglanması

Tez konumun ?Yugoslavya'dan İzmir'e Göç Eden Bazı Ailelerdeki Geleneksel Tekstillerin Kataloglanması? olarak belirlenmesinin nedeni, unutulmaya yüz tutmuş bu geleneksel tekstillerin zamanla tamamen ortadan kalkacak olmasıdır ve bu nedenle belgelenerek gelecek nesillere aktarılmaları gerekmektedir.Araştırmada yer alan aileler 1950-1990 yılları arasında Türkiye'ye göç etmiş olan ailelerdir ve Türkiye'ye göç eden bu aileler gelirken yanlarında bazı geleneksel el sanatı ürünler de getirmişlerdir. Tezin esas konusu olan bu tekstiller ölçülüp, fotoğraflanıp, belgelenmiştir.Araştırma konuma hazırlanırken önce araştırmamda izleyeceğim planı oluşturdum. Sorulacak soruları belirleyip, kimlik formlarını hazırladım. Görüştüğüm kişilerin ellerinde bulunan geleneksel tekstil ürünlerinin fotoğraflarını çekip, boyutlarını ölçüp, bilgilerini kaydettim ve kaynak kişi künyelerini çıkarttım. Araştırdığım ailelerin ellerinde oradan buraya getirdikleri kilimler, geleneksel kıyafetler ve aksesuarları, havlular, testi örtüleri, çorap, heybe gibi tekstil ürünleri bulunmaktadır.Araştırma sonrasında ortaya çıkan bilgileri belirli bir plan doğrultusunda kağıda aktardım. Araştırmamı üç bölüm olarak sundum. Birinci bölümde; Yugoslavya ve Yugoslavya'dan İzmir'e Göç Eden Bazı Aileler Hakkında Bilgi, ikinci bölümde; Yugoslavya'dan İzmir'e Göç Eden Bazı Ailelerdeki Geleneksel Tekstillerin Kataloglanması ve üçüncü bölümde ise Uygulama Çalışmalarına yer verdim.

Geleneksel değerlerGöçmenler
Aslı Güzelaydın
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İç mekânlar için geleneksel form ve desenlerle tasarlanmış aydınlatma elemanları

Aydınlatma elemanları, Türk kültüründe ve dünyada çeşitli şekillerde, farklı formlarda kullanılmış mimari elemanlardır. Aydınlatma araçları, aydınlatma ihtiyacını sağlamasının yanında iç mimaride dekoratif unsur olarak önem taşırlar. Önceleri meşale gibi ilkel araçlar kandil, şamdan, fener, avize, gaz lambası gibi farklı formlara dönüşmüştür. Geçmişte geleneksel süsleme sanatlarının ürünü olan bu araçlar, günümüzde teknolojik gelişme ve sanat ekollerinin etkileri ile değişimlere uğramıştır. Aydınlatma araçları, bugün Türkiye'de endüstriyel tasarım ürünü olarak önemli gelişmeler göstermektedir, ancak aydınlatma araçlarının desen ve tasarımlarında geleneksel kültürümüzün izlerini görmemiz neredeyse imkânsız gibidir. Bu çalışma ile endüstriyel üretime yönelik, iç aydınlatma araçlarının tasarım ve desen özelliklerine geleneksel motif ve kompozisyonların yansıtılması amaçlanmıştır. Araştırma konusunda, Türk ve dünya tarihinde yapılmış örneklerin gelişimi izlenmiştir. İç mekân aydınlatma elemanlarında geleneksel motif ve formlarda yapılmış eski örnekler incelenmiştir. Bu çalışma içinde yapılmış yeni özgün tasarımların oluşturulmasında, aydınlatma ürün tasarımı ve üretimi yapan firmalarla bilgi alışverişi sağlanmıştır. Araştırmada aydınlatmanın çeşitleri ve iç aydınlatma araçları hakkında bilgilerle birlikte son dönemlerde yapılmış olan geleneksel Türk motiflerinin uygulandığı aydınlatma aracı örnekleri sunulmuştur. Bu bağlamda 32 adet özgün iç aydınlatma aracı tasarımı oluşturulmuştur. Özgün tasarımlar iki boyutlu çizilmiş ve bilgisayarda modellendirmesi yapılmıştır. Tasarımlardan üçü Sedef Avize firması tarafından uygulanmıştır.Aydınlatma araçlarının günümüzde geleneksel motif ve formlarda hazırlanması, kendi motif ve desenlerimize yabancılaşmanın önüne geçecektir. Böylesine önemli bir sektörde kendi kültür izlerimizi yaşıyor ve yaşatıyor olmak ayrıcalığı, tasarımlara farklı bir bakış açısı ve tat getirecektir.

Aydınlatma ekipmanlarıLaleRumi+1
Serdar Menek
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Günümüz uygulamalarında minyatür geleneğini sürdüren iki sanatçı ve yeni tasarımlar

Minyatür sanatı, İslâm dünyasında, bir metni açıklamaya yarayan ve görsel anlamda destekleyen resimler olarak tanımlanmaktadır ve genellikle yönetici kesim (saray ve çevresi) için üretilmiş, belli üslûplara sahip kitap resimleridir. Ancak, tarih boyunca, saraya bağlı sanatçıların çeşitli atölyelerde çalışmaları sonucu farklı üslûplar birbirlerinden etkilenmiş, böylece hem teknik hem de konu bakımından tek bir tasvir anlayışından bağımsız, özgün karakterde minyatürler de üretilmiştir. Osmanlı döneminde kitap resmi (minyatür), tamamen saraya bağımlı olarak gelişmiş ve üç yüz yılı aşkın süre ürünler vermiştir. Osmanlı devletinin güçlenmesine paralel olarak, sarayda kitapların resimlenmesine önem verilmiş, bu iş padişahlarca desteklenen, değer verilen bir sanat dalı haline gelmiştir. Günümüz uygulamalarında ise minyatür sanatı, devlet desteğiyle, güzel sanatlar fakülteleri ile, kurslarla üretime ve gelişmeye devam etmektedir. Günümüzde bu alanda minyatür geleneğinden kopulmamış ve bu geleneği sürdüren, temsilcisi olan pek çok sanatçı göze çarpmaktadır. Bu sanatçılar arasında yaşayan ve günümüzde üretime devam eden ikisi ele alınmış ve bu tez çalışmasına konu edilmiştir. Bu sanatçılardan ilki, Türkiye'de kendini bu işi devam ettirmeye adamış, Süheyl Ünver atölyesinden yetişmiş, kesin bir geleneksel anlayışa sahip sanatçı Ülker Erke'dir. Diğer sanatçı ise, daha genç nesli temsil eden, güncel uygulamalara kendini yakın gören, gelenekten kopmamış fakat yeniliklere açık olup bir çok farklı denemeler yapan günümüz sanatçısı Taner Alakuş'tur. Gerçekleştirilen bu araştırma kapsamında sanatçılar ile birebir görüşme yapılmış, minyatürleri incelenmiş ve her iki sanatçının da farklılıklarına değinilmiştir. Birinci bölümde, Türk minyatür sanatına genel bir bakışla minyatürün tanımı ve tarihsel gelişimine değinilerek, Selçukludan günümüze kadar olan minyatür sanatından örnekler verilmiştir. İkinci bölümde, sanatçı Ülker Erke'nin hayatına, sanat çalışmalarına, eserlerine, tekniklerine ve kullandığı malzemelere farklı başlıklar halinde yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, aynı şekilde sanatçı Taner Alakuş tanıtılmıştır. Tez çalışmasının dördüncü bölümünde, özgün uygulama çalışmaları yapılmıştır.

Alakuş, TanerErke, ÜlkerMinyatür+3
Esra Korucu Tümçelik
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2018
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Western tekniği" ile restorasyon ve sanat amaçlı doğal kağıt üretimi

Yazma eserlerimiz hem tarihi belge hem de yazı ve süslemeleri (tezhip, minyatür, ebru, cilt) bakımından sanatsal değer taşımaktadırlar. Bu eserlerin oluşturulmasında yüzyıllar boyunca sanatçılar, kâğıtlarını kendileri ürettikleri gibi batı ve uzak doğu da üretilen kâğıtları da tercih etmişlerdir. Kâğıtları koruma ve kullanıma daha iyi hizmet verme amaçlı, bir takım nebatlarla renklendirip, aharlamış ,daha sonra da mühre ile parlatarak, günümüze kadar gelen sanatsal çalışmalarını gerçekleştirmişlerdir. Eğitim çalışmalarımızda, "sanat kâğıtları" veya " özel amaçlı kullanılan kâğıtlar" elde edebilmek maksadıyla, kâğıdın oluşturulma aşamasında bazı müdahalelerin yapılması gerekmektedir. Bu da doğal kâğıt yapımını zorunlu kılan sebeplerin başında gelmektedir. Ayrıca doğal üretilen kâğıtlar ile boya, ahar, mühre, yapıştırma, onarma vb.gibi kâğıdın daha sonra muamele göreceği aşamalardan da daha iyi sonuç alınabilmektedir. Bu düşünce ile kendi kâğıdımızı üretmek ve doğal malzemelerle elde edilen kâğıtlarda yeni tasarımların oluşturulması hedeflenmiştir. Çalışma yöntemi olarak yazma eser restorasyonunda, Kâğıtla onarımda, asitsiz Kâğıtların gerekliliğinden yola çıkılarak, el yapımı Kâğıt üretimi çalışması planlanmış, bu çalışmaları yerinde takip edebilmek amacıyla, Amerika Birleşik Devletlerinin doğusunda bulunan North Carolina (Kuzey Karolina) eyaletinde Raleigh şehrindeki North Carolina State Üniversitesi'nde Paper Science, Natural Resources (Kâğıt Bilimi Doğal Kaynaklar) Department of Forest Biomaterials bölümünde Prof. Dr. Martin A. HUBBE'nin Kâğıt laboratuarında çalışılmıştır. Bu tezde, kendi ürettiğimiz doğal kâğıtlarla tezhip tasarımda eğitime, sanata katkı sağlama ve üretilen dayanıklı el yapımı doğal kâğıdın ayrıca özgün sanatsal çalışmalarda da kullanılabilirliğine ayrıca yazma eser restorasyonu için asitsiz kâğıtlar üretilebileceğine dikkat çekerek; tezhip sanatı eğitiminde sanatsal üretimlerin, günümüze ve geleceğe yansımasında yeni yaratılara, sanata özenin gösterilmesi ve nadide eserlerimizin korunması amaçlanmıştır.

KağıtKağıt yapma tekniğiRestorasyon
Tülin Adanır
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İznik' te kullanım amaçlı üretilen ( 16.YY ) tabak ve kase formlarının günümüzdeki benzer üretimleriyle karşılaştırılması

Çoğumuza göre seramik tarihi kültür tarihinin kendisidir. Toprağınşekillendirilmesi ve pişirilmesi ile elde edilen çömlek, sanatçının elinden seramikolmuş, sırla kaplanmıştır. Hem kap kacak türünde hem de iç ve dış duvarsüslemelerinde ölçülü ve dengeli, sırlı tuğla ve çini kullanımı Türk sanatınıntarihinde önemli bir konuyu oluşturmaktadır.15. yy.'dan itibaren İznik seramik ve çinilerinde asıl ünü sağlayacak olan birteknoloji değişimi yaşanmıştır. 16. yy'da doruk noktasına ulaşmış olan bu mavibeyaz dekorlu seramikler Çin porselenlerinin yerini doldurmaya başlamıştır.Araştırmamızın amacı tezimizin de başlığı olan ?İznik'te kullanım amaçlıüretilen (16.yy) tabak ve kase formlarının günümüzdeki benzer üretimleri ilekarşılaştırılması? dır.16.yy'da İznik'te üretilen tabak ve kase formaları ile günümüzde Kütahya'daüretilen belirgin bazı örneklerin karşılaştırılması yapılmıştır. Bu araştırmadaOsmanlı'dan günümüze ulaşan sofra adabında yola çıkılmıştır. Geçmişte neamaçla üretilen tabak ve kaseler günümüzde ne amaçla üretilmektedir sorusunayanıt aranmıştır.Osmanlı seramikleri çeşitliliği, desen zenginliği ve renk ahengi ile birleşerekİznik çiniciliği üstünlüğünü açıklar. İznik seramiklerinin teknik, form ve desenözelliklerinin sınıflandırarak anlatılan bu araştırmada geçmişten ve günümüzdenresimli örnekler verilerek açıklanmaya çalışılmıştır.iv

Mine Sevgili
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Türk ve islam eserleri müzesindeki yazma Kur`an-ı Kerimlerin (10 adet) Madalyonlu Zahriyelerinin incelenmesi

ÖZETTezhip, el yazma eserlerin, altın ve çeşitli boyalar kullanılarak, gelenekselmotiflerle ve belirli tasarım kuralları dahilinde süslenmesidir. ?Tezhipleme?işine ?Tezyinat?, tezhiplenmiş esere ?Müzehhep Eser?, Tezhip sanatçılarına?Müzehhip ve Müzehhibe? adı verilir. Tezhiplenmiş eserler arasında; Kur' an- ıKerim'ler, hat levhaları (hilyeler, esma-i hüsna levhaları, ayetler, hadisler, özlüsözler, v.b.); dini, edebi, bilimsel kitaplar; beratlar, fermanlar ve tuğralarbulunmaktadır.Eskiden tezhip çalışmaları, çoğunlukla saraya bağlı nakkaşhanelerde; nadirolarak da, çeşitli özel atölyelerde yapılmakta idi. Aynı zamanda bir saray sanatıolarak düşünebileceğimiz tezhip sanatı, döneminin sosyo-ekonomik ve politikortamından da etkilenmiştir. Türk Tezhip Sanatı' nın tarihsel süreci; Selçukluve Beylikler Dönemi, Osmanlı Erken Dönem, Fatih Dönemi, Osmanlı KlasikDönem, Osmanlı Batılılaşma Dönemi ve günümüze gelerek TürkiyeCumhuriyeti' nde devam etmektedir. Günümüzde, kitaplar el ileyazılmadığından; tezhip çalışmaları daha çok duvara asılmak üzere yapılmışdekoratif amaçlı tasarımlar ve hat levhalarının tezyinatı şeklinde devametmektedir.Kur' anlar sayıca, en fazla tezhiplenmiş eserlerin başında gelmektedir. 7.yy.' dan beri müslüman akınına uğrayan Anadolu'da, slam etkisiyle gelişen hatsanatı ile beraber Kur' an-ı Kerim' lerin tezyinatı da başlamıştır. Kur' anlara,kutsal kitap olması nedeniyle büyük önem verilerek, kağıdından, hattına,süslemesine ve cildine kadar her aşaması itine ile hazırlanmıştır.Kur' an-ı Kerim' lerde ve diğer yazma eserlerde ise; en yoğun olaraksüslenen alan zahriye sayfalarıdır. Zahriye, soldan sağa doğru açılan eskikitaplardaki ön kapağın iç kısmındaki ilk sayfasıdır. Zahriye sayfalarında, herzaman aynı olamamakla birlikte; tezhipli alan, kitabın adı, müellifi, sahibi olankişi yada kişilerin isimleri, alındığı tarih, bir ya da birkaç beyitlik yazı vemühürler bulunmaktadır. Zahriye sayfaları, bazen de tamamen boş1bırakılmıştır. Yazmalarda, zahriye tezhibinin, dörtgen, daire, mekik ya damadalyon biçiminde farklı örnekleri görülmektedir.Biz de araştırmamızda, en yoğun tezhip örneklerinin zahriyesayfalarında bulunduğundan yola çıkarak; zahriye kompozisyonlarının tasarımkuralları, desen, motif ve kompozisyon özellikleri hakkında bir analiz çalışmasıyapmayı hedefledik. Konumuzu, zahriye tezhibinin bir çeşidi olan ?madalyonluzahriye sayfaları? yla sınırlanırdık.Çalışmamızda, stanbul Türk ve slam Eserleri Müzesi arşivindebulunan 10 adet el yazma Kur' an- ı Kerim' in madalyonlu zahriye sayfasıtezhipleri ele alınmıştır. Araştırmamız üç ana bölümden oluşmaktadır. Birincibölüm, iki alt başlık halinde sunulmuştur. Bunlar; ?Kur' an-ı Kerim' lerdeTezhipli Alanlar? ve ?Zahriye Sayfalarının Özellikleri? dir. Kur' an-ı Kerim'lerde Tezhipli Alanlar başlığında, serlevha, sure başları, duraklar, güller vehatime sayfası tezhipleri ile diğer tezhiplenen alanlar hakkında kısa bilgilerverilmiştir. kinci ana alt başlık olan ?Zahriye Sayfalarının Özellikleri? nde,genel olarak Kur' an' lar ve diğer yazmalarda zahriyelerin yeri, kompozisyonözellikleri ve dönemlerine göre desen özellikleri orjinal zahriye sayfalarındanörneklerle birlikte anlatılmıştır. kinci bölümde, Çalışmamızın konusuna dahilolan 10 adet madalyonlu zahriye sayfasını içeren Kur' an-ı Kerim' ler, envanternumarasına göre sıralanarak bir katalog oluşturulmuştur. Müze envanterdefterinden edinilen bilgiler ile tarafımızca verilen, zahriyelerin desenözelliklerini anlatan açıklamalarla eserler tanıtılmış; zahriye sayfalarının dijitalfotoğraf makinesiyle çekilmiş renkli baskıları verilmiştir. Devamında, incelenenzahriyelerin desen analizleri eserlerin orjinal boyutlarına sadık kalınarak fırçaile eskiz kağıtlarına aşamalar halinde çizilmiştir. Bu zahriyelerin birer kesitleride renklendirilerek gösterilmiştir. Üçüncü bölüm iki adet uygulama çalışmasınıiçermektedir. Bunlardan ilki, 45 envanter numaralı eserin orijinal boyutlarınasadık kalınarak hazırlanan zahriye sayfası reprodüksiyonudur. Diğeri uygulamaçalışması ise; özgün tasarım olarak hazırlanan daire zahriye sayfası tezhibidir2

Seçil Sever
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kitap konservasyonu çalışmaları ve bir kağıt restorasyonu laboratuarı kurma projesi

ÖZETnsanlık tarihi yazının bulunmasından sonra bilgi ve iletişiminpaylaşılmasında hızla değişmeye başlamıştır. Fakat asıl büyük değişim yazınınyüzeyine yazıldığı temel araç olan kağıdın bulunması ve günlük hayatın kullanımınagirmesiyle olmuştur. M.S 2. yüzyılda Çin'de bulunan ve ucuz, esnek ve hafifolduğundan sadece bir şeyleri sarmak için kullanılan kağıdın gerçek manada yazı içinkullanımı ise 8.-9. yüzyıllarda Batı Asya'ya gelen Müslüman Arapların sayesindeolmuştur. Araplar Asyalılardan öğrendikleri kağıt üretimini kendi topraklarındageliştirmiş ardından da Doğu Avrupa'ya yani spanya'ya ve oradan da tümAvrupa'ya yaymışlardır.Kağıdın 10. yüzyıldan sonra Arap dünyasında ve 12. yüzyıldan sonraAvrupa'da yazım hayatına girmesiyle çok miktarda ve daha fazla kişinin alabileceği,elle yazılan ve her biri sanat eseri değeri taşıyan kitaplar üretilmeye başlanmıştır. 15.yüzyıla gelindiğinde ise Avrupa'da (Almanya'da) Gutenberg tarafından ilk matbaakullanılmaya başlanmıştır. 15. yüzyılın ikinci yarısından sonra matbaanın hızlagelişmesi ve yayılması, el yazması kitapların ve bu kitaplarla ilgili çeşitli sanatdallarıyla uğraşanların da sonu olmuştur. 16. yüzyıldan itibaren artık Avrupa'damatbaa basımı kitapların devri başlamıştır. Osmanlı imparatorluğunda ise matbaa, elyazması kitap üretenlerin baskılarından dolayı, Avrupa'da günlük yaşamagirmesinden yaklaşık 271 yıl sonra, yani 1726 yılında III. Ahmet döneminde (1704-1730 Lale Devri) Sadrazam Damat brahim Paşa'nın desteği ve brahimMüteferrika'nın da gayretleri ile yayım hayatına girebilmiştir. Fakat yine budönemde kurmuş oldukları kağıt fabrikaları ise Avrupa'dan ithal edilen kağıtlarlaekonomik anlamda mücadele edemeyince kısa sürelerde kapatılmıştır.Yazının icadından sonra üretilen, yazılı belge ve eserlerin daha sonrakikuşaklara da bırakılabilmesi için bitkilerin suyu ile yıkanması ve çeşitli kutular veyatorbalar içerisinde saklanması ile ilk koruma çalışmaları da başlamıştır. Fakat gerçekanlamda kitap konservasyonu ve restorasyonu konusunda ki organize ilk girişimVatikan kütüphanesi kardinali Franz Ehrle tarafından 19. yüzyılda yapılmıştır. 20.yüzyıldan itibaren ise bilim adamları kitap konservasyonu ile ilgili önleyici tedbirleri1tespit etmek için; hava kirliliği, asit ve diğer safsızlıkların kağıda olan etkisi, kağıdınsararması, böcek ve mantar tahribatı, iklim, nem ve diğer çevre şartlarıylafümigasyonların kağıda olan etkisi gibi konularda araştırmalar yapmayabaşlamışlardır.Türkiye'de ise bilimsel olarak kitap ve belgelerin bakım ve onarımları ilkdefa Süleymaniye Kütüphanesinde gerçekleştirilmeye başlanmıştır. 1955-1960 yıllarıarasında devlet desteği ile Süleymaniye Külliyesi içinde bir ?restorasyon atölyesi?kurulmuştur. Daha sonraları Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi bünyesindekirestorasyon merkezi açılması için çalışmalar yapılmış, gerekli makine ve donanımKültür Bakanlığı tarafından sağlanmış ve hizmete hazır hale getirilmişse de elamantemininde çekilen zorluklar nedeniyle açılışı yapılamamıştır. Başbakanlık DevletArşivleri'nde ise restorasyon çalışmalarına 1976 yılında, çok sınırlı imkanlar veuygun olmayan malzemeler kullanılarak 1 personel ile başlamıştır. Fakat geçenzaman içerisinde çıkarılan kanunlar ve yatırımlarla restorasyon ünitesinin yenidenyapılanması sağlanmıştır.Kitap restorasyonu çalışmaları; onarım maksadıyla konservasyonmerkezlerine gelen ve biyolojik, fiziksel, kimyasal, insan kaynaklı yada sel, yangınv.b. gibi tabi sebeplerden kaynaklı tahribata uğramış olan eserin ön inceleme vebelgelemesi çalışması ile başlar. Belgeleme işlemi bittikten sonra eserin, kuru veyasulu metotların biri kullanılarak temizlenmesi, eser üzerindeki lekelerin çıkarılmasıve beyazlatma, düzleştirme ve sulu, kuru, püskürtme veya buharlaştırmayöntemlerinden birisi kullanılarak dezasidifikasyonunun yapılması gibi restorasyonöncesi işlemlerden geçirilir. Daha sonra eserin kopmuş kısımların tamamlanması,delinmiş kısımların doldurulması gibi onarımları yapılır. Son olarak eserlerinmekanik dayanıklılıklarını arttırmak için aharlama işlemleri yapılır. Fakat bazıeserlerdeki tahribat daha fazla olduğundan bunların ciddi bir onarımdan geçmelerigerekebilmektedir. leri derecede tahrip olmuş eserlerin onarımları için, ipek kağıdıile onarım, paçavra kağıdı ile onarım, monte etmek, üstüne yapıştırmak, makinalaminasyonu, çözücü laminasyon gibi çeşitli metotlar kullanılmaktadır. Sayfalarınonarımının ardından eserin ciltlenmesi yapılır. Son olarak restorasyon sonrası2fotoğraf destekli belgelemesi yapılan eserin böylece konservasyonu tamamlanmışolur.Restorasyon çalışmasında yapılan işlem kadar işlemin yapıldığı mekan ve bumekanın sahip olduğu teknik ve malzeme kapasitesi de önemli bir faktördür. Doğruve gerektiği gibi donatılmış bir laboratuar hem yapılan işin kalitesini hemde işlemiyapan restoratörün ve merkezin can ve mal güvenliğini temin edecektir. Bu şartlarınsağlanabilmesi için servis kurulmadan önce iyi bir araştırma ve planlama yapılmalıyapılabilecekler netleştikten sonra servisin kurulum çalışmalarına gidilmelidir.3

Serkan İlden
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Büyük Selçuklu Dönemi turkuaz sırlı seramiklerinin özellikleri ve turkuaz sırlı yeni seramik tasarımları

Büyük Selçuklu Dönemi seramikleri ve bu sekilde üretilen diger seramiklere benzer seramik üretimi, M.Ö 5. yüzyılda Uzakdogu'da kullanılmıs bir tekniktir. Bu teknik, küçük figür ve boncuk gibi sırlı objeler için ana malzemeyi teskil etmistir. Ancak, kuvars oranı yüksek bu bünye ile seramik üretimi bir dönem durmus ve yaklasık 1000 yıl sonra, 12. yüzyıl veya daha erken dönemde kuvars oranı yüksek bünyenin üretimi Suriye'de veya muhtemelen ran'daki çömlekçiler tarafından tekrar canlandırılmıstır. Bu canlandırma, Çin porselenlerinin taklidi olan beyaz ve yogun bir bünye üretimi için gerekli malzemeyi saglamıstır. Bu seramik bünyenin gövde malzemesi için fayans, kuvarslı seramik, kuvarslı-fritli seramik, fritware, fritpaste ve stonepaste gibi bir çok terim kullanılmaktadır. Büyük Selçuklu yönetimindeki ran ve Suriye'de kuvarslı seramik üretimi 12. yüzyılda baslamıstır. Daha önceki sırlama ve dekorasyon teknikleri devam ettirilmis ve yeni bünye ile gelistirilerek mükemmel bir seviyeye getirilmistir. çeriginde kuvars oranı yüksek olan bu çamur, oldukça zor sekillendirilen bir yapıda olmasına ragmen Büyük Selçuklu döneminde, ustalıkla kullanılmıs ve yeni tekniklerle zenginlestirilmistir. Büyük Selçuklu döneminde üretilen seramikler form ve dekor özelliklerinin yanında, bünye yapıları ile seramik tarihinde önemli bir yere sahiptirler. Büyük Selçuklu dönemi seramiklerinde önemli bir yer tutan turkuaz sır, hemen hemen her dekor teknigiyle uygulama alanı bulmustur. Alkali oranı yüksek olan sırlara bakır ilavesi ile elde edilen turkuaz renk, üzerine uygulandıgı bünyedeki alümina ve silis oranlarına göre de farklılıklar göstermektedir. Alümina miktarının az, silis oranının yüksek olusu ve sırdaki bakır ilavesi, sırın renginin mavi olmasına; alümina oranının çok, silis oranının az olusu da rengin yesile yaklasmasına sebep olmaktadır. Yapılan arastırmalar, Büyük Selçuklu dönemi seramiklerinde kullanılan sırların alkali içerikli ve kullanılan bünyelerdeki silis oranlarının yüksek oldugunu göstermektedir.Tezin Birinci Bölüm'ünde Büyük Selçuklu döneminde seramik üretimi, üretimde kullanılan hammaddeler, form ve bezeme özelliklerinden bahsedilmektedir. Ayrıca bu bölümde, kaynaklardaki analizler ve bilgiler dogrultusunda kuvarslı seramik bünye ile turkuaz sır denemeleri yapılmıstır. Tezin kinci Bölüm'ünde ise denenen bünyeler ve sırlar kullanılarak yeni tasarımlar yapılmıstır.

Ezgi Örgen
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Hilye-i saadet levhalarının geleneksel Türk el sanatları (tezhib) açısından incelenmesi

Hilye-i saadetTezhib sanatıTürk el sanatları
Ayşe Üstün
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1990
00
Master'sOpen AccessTR

Bursa ve İstanbul'da dokunan ve giyimde kullanılan 17. yüzyıl saray kumaşlarının yozlaşma nedenleri

17. yüzyılBursaDokuma kumaşlar+3
Oya Sipahioğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1992
00
Master'sOpen AccessTR

Isparta Merkez'de el halısı üretimi ve pazarlaması

ÖZET ISPARTA MERKEZ'DE EL HALISI ÜRETİMİ VE PAZARLAMASI Isparta ili, Akdeniz Bölgesi'nin Batı Bölümünde "Göller Bölgesi" denilen iç kesimde yer alır. Ekonomisi halı ve güle dayalı olan Isparta, Ortaçağ'da büyük bir ticaret merkezi, tuz, şarap, iris (koku ve renk veren bir bitki) ihraç eden ve hatta para basan bir kent olarak dikkati çekmiştir. Isparta, bölgenin en büyük halı pazarıdır. Isparta havalisinde 1924 yılından beri yapılan istatistiklere göre halı tezgahı miktarları, üretim kapasiteleri, işçi sayısı bugüne oranla yüksek miktarlarda iken, bugün bu miktarlar oldukça düşmüştür. Isparta Merkez'de El Halısı üretimi Resmi kuruluşlar olarak, Sümer Halı A.Ş., Cezaevi, Aşevi-İşlevi, 6O.Y1I El Sanatları ve Süleyman Demirel Üniversitesi'nin Meslek Yüksekokulu Halıcılık Programı yer almaktadır. özel kuruluşların sayısı ise eskiye oranla oldukça azalmıştır. Çalışmada Isparta'da halen üretim ve pazarlama faaliyeti bulunan firmalardan beş firma, ürettikleri halıların kaliteleri, renk, desen, kompozisyon, boyut özellikleri ve saptanabilen tezgah sayısı ve üre tim miktarları incelenmiştir. Bu çalışma sonunda, üretilen halıların genellikle Isparta, Kula, Ladik, Hereke, Milas kalitesi olduğu gözlenmiş ancak halı kalitelerinin ve desen özelliklerinin bilinen kalitelerin dışında ara kalitelerde olduğu saptanmıştır. Isparta'da el halıcılığı giderek önemini kaybetmektedir. Isparta halıcılığının gerek resmi, gerekse özel kuruluşların bir araya gelip, kalite, desen ve işçilikte ortak ve çağdaş standartlarda birleşerek bir halı merkezi durumuna getirilmesi için devlet desteğinin de sağlanmasıyla eski canlılığını kazanması sağlanabilir.

El halısıHalılarIsparta halısı+2
N. Rengin Oyman
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Gördes halılarında kullanılan motiflerin morfolojisi, grafiksel açıdan incelenmesi ve yeni tasarımlar

Motif dili görsel sanatlar arasında en çok kullanılan dildir. Bu öyle güçlü bir dil ki, ne zaman kavramı tanır, ne mekan. Farklı zamanlarda, ayrı ayrı ülkelerde bambaşka koşullar içinde yaşadıkları halde motif dili insanı şaşırtan bir tempo ile toplumların ortak dili olmuş, mimari, heykel, din ve dil değişmiş fakat motif her zaman Özelliğini korumuştur. 300 yıl boyunca örneklerini gördüğümüz ve gerek dokuma teknikleri, gerekse sanatsal özellikleri açısından, dünya halı sanatının en önemli örneklerini oluşturan Gördes halıları, çeşitli kompozisyon ve motif özelliklerine göre isimlendirilmişlerdir. Bu halılar günümüzde müze ve özel kolleksiyonlarda yer alarak bize ulaşabilmişlerdir. Kaynaklara göre Gördes halıcılığı 16. yy. 'dan itibaren yaygınlaşmaya başlamıştır. 17. yy.'dan 19 yy. ortalarına kadar seccadelerdeki malzeme, renk, desen ve kompozisyon mükemmelliği ile klasik devrini yaşayan Gördes, 19. yy. 'in ikinci yarısından itibaren Avrupa sanat zevklerinin etkisi altında kalarak ürettiği dokumalarla ismini yaşatmaya çalışmıştır. Gördes halı motifleri tarihsel gelişimi de gözönüne alınarak morfolojik açıdan tek tek incelendiğinde bitkisel motiflerin yoğunlukta olduğu ve süsleyici bir karaktere büründüğü dikkati çeker. IV

Gördes halısıHalılarMotifler
Hatice Öztürk
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Anadolu Bölgesi`nde (Aydın, İzmir, Manisa) Beylikler dönemine ait özellikli altı caminin süslemeleri

ÖZET 13.yy.'ın sonlarına doğru Anadolu Selçuklu Devletinin merkezi otoritesinin zayıflaması ve tamamen ortadan kalkması sonucunda Anadolu'da Türkmenler kendilerini Selçuklu Devletinin mirasçısı olarak göremeye başlarlar. Bunun sonucunda Türkmenler birer birer bağımsızlıklarını ilan ederek her biri devlet karakterinden yirmiden fazla beylik kurulur. Bu beyliklerden Batı Anadolu'da yer alan ve yaklaşık yüzelli yıllık bir zaman süreci içinde varlıklarını sürdüren Aydınoğullar, Menteşeoğulları ve Saruhanoğulları kurulan önemli beylikler arasındadır. Selçuklu ve Osmanlı arasında bir geçiş devresi oluşturan bu beylikler, siyasetteki rolleri itibariyle önemli oldukları gibi varlıkları sürdürdükleri bölgelerin de gelişiminin sağlamışlardır. Bunu yaparken farklı üslup denemeleri içinde imar faaliyetlerinde bulunarak çeşitli yapılar inşa etmişlerdir. Bundan dolayı "Batı Anadolu Bölgesinde (Aydın, İzmir, Manisa) Beylikler Dönemine Ait Özellikli Altı Caminin Süslemeleri" başlıklı tez konusu ele alınarak bu üç beyliğin dini yapılar içerisinde camilerde mimari ve mimariye bağlı olarak gelişen süsleme ele alınmıştır. Aynı zamanda yine mimariye bağlı malzeme bu dönem yapıları içerisinde inceleme alanına sokulmuştur. Bunlar taş, tuğla, ahşap ve çini olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca malzemeye bağlı gelişen süsleme unsurları içerisinde de motif ve kompozisyon özellikleri göz önüne alınmıştır. Bu çizgide anlatılmaya çalışılan beylikler dönemine ait altı camiinin mimari ve mimariye bağlı süsleme unsurlarının gelişimi ele alınmıştır.

AydınAydınoğullarıBatı Anadolu+8
Gül Güney
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
10
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Saz üslubu formsal diyalektiğinin çağdaş anlayıştaki sentezine dönük bir yöntem araştırması

" Saz üslubu formsal diyalektiğinin çağdaş anlayıştaki sentezine dönük bir yöntem araştırması" başlıklı tezimizde, kendi tarihsel değerlerimize sahip çıkabilmek ve onları bugünün çağdaş sanat anlayışına uygun yeni değerlerine dönüştürmek isteği yer almaktadır. Yeni resimlerin gerçekleştirilmesinde, geleneksel ve çağdaş sanat ölçütleri baz olarak alınmış ve uygulanabilecek yöntemler, öneriler niteliğinde sunulmuştur. Saz üslubu, tarihsel ve kültürel bağlantıları içerisinde açımlandığında, kökeninin İç-Asya ve Uzak - Doğu'ya kadar uzandığı } bu üslup üzerinde Şamanizm, Budizm, Maniheizm ve İslam dini inançlarının etkin roller oynadıkları anlaşılır. Saz yolu resimlerinde, Uygur ve Çin sanatının mürekkep ve fırça tekniği, sembolik hayvan tasarımları, Avrasya hayvan üslubunun sarsıcı ve kavrayıcı hareketliliği, belirgin özellikler olarak karşımıza çıkarlar. XVI.yüzyılın ikinci yansından, XVII.yüzyılın ilk çeyreği sonlarına kadar, üslupsal özellikleri değiştirilmeden süregelen saz yolu resimleri, anonim karakterde yapılara sahiptirler. Bu ortak özellikler, Osmanlı toplumunun kollektiflik ve İslam dini inancının bütünlük ilkelerine bağlılığın sonucunu yansıtırlar. Saz üslubu başlığı altında toplanan bezemeye yönelik eserlerde de, ayna anonim özelliklerin devam ettiği görülür. Resimlerin formsal yapısında izlenen hareketlenme bütünün kurgusunda da süregelir. Formsal diyalektik karşıt dengelerle sağlanır ve belirli biçimler için hazırlanan sistematik yapılar bir arada organize edilir. "Yeni", "Modern" ya da "Çağdaş" adı altında toplanan sanatlar dışında kalanlar, Batının geleneksel sanatını belirlerler. Türk sanatının geleneksel boyutu İse, Osmanlı saray sanatı bağlamında ve Tanzimat öncesinin sanatı olarak kabul edilmektedir. Saz üslubunun formsal diyalektiği çerçevesinde hazırlanacak resimlerin çağa uygunluğunda, çağdaş düşün'ün boyutları ele alınmıştır. Geleneksel üslubun felsefesi, uygulandığı dönemlerindeki toplumsal özellikler, toplumun sanat anlayışı, tekniği, formsal diyalektiği ve sembolik anlamları çözümlenerek, şimdinin eşzamanlı bütünlüğü içerisinde yorumlanmıştır.

ResimlerSaz üslubu
Belgin Pekpelvan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya Müzesi örneğinde tekstil ürünlerinin konservasyonu sorunları ve çözüm önerileri

EK- 6 ÖZET "Malatya Müzesi Örneğinde Tekstil Ürünlerinin Konservasyonu ve Çözüm Önerileri" adlı yüksek lisans tezi, müzedeki tekstil ürünü eserlerin konservasyon sorunlarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Özellikle tekstiller organik malzeme oldukları için diğer eserlere oranla, mikroorganizmalara karşı daha zayıftırlar. Bu amaçla, sözü edilen eserlerin sorunları ortaya konmuş ve çözüm önerileri saptanmaya çalışılmıştır. Konuyla ilgili yapılan çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, müzenin tarihsel süreç içerisinde oluşumu ve gelişimi hakkında bilgi verilip, teşhir alanları ve buralarda sergilenen eserlerin kısaca tanıtımı yapılmıştır. Arkeoloji, etnografya ve sikke' den oluşan seksiyonlarındaki eserlerin kısaca konservasyon durumları tanımlanmaya çalışılmıştır. Ayrıca tekstil konservasyonu hakkında bilgi verilmiş, ancak daha çok pasif konservasyon üzerinde durulmuştur. Tezin ikinci bölümünde ise, müzede bulunan tekstillerden sadece halı ve düz dokuma yaygılar baz alınmıştır. Ancak tezin içeriğinde bir kataloglamaya gidilmeyeceği için 251 adet dokumadan sadece 45 tanesi örnek olarak seçilmiştir. Bunların envanter tanımları verilirken, müze defterlerindeki yanlışlıklar ve eksiklikler de giderilmeye çalışılmıştır. Ayrıca, müzedeki eserlerin teşhir ve depolama koşullarından söz edilip çevresel koşullar hakkında da bilgi verilmiştir. Sonuç olarak, müzedeki eserlerin bugünkü durumu ortaya konduktan sonra Malatya ili pilot bölge olarak belirlenip, Güney Doğu Anadolu Bölgesi' nde bir "Tekstil Laboratuarı" kurulması gerekliliğinden söz edilmiştir. Çünkü civar illerdeki müzelerde bulunan eserlerin durumları da Malatya Müzesindeki tekstillerin durumundan farklı değildir. Tekstil Laboratuarı oluşturulması için gerekli olan hazırlıklar vurgulandıktan sonra, burada uzman bir kadronun oluşturulması gerekliliği düşüncesi ortaya çıkmıştır.

DokumalarDöşeme kaplamasıHalılar+5
Handan Sirkecioğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00