Kırşehir Ahi Evran University
Anabilim Dalı

Geleneksel Türk El Sanatları Anasanat Dalı

Kırşehir Ahi Evran University

99

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kayseri ili Pınarbaşı ilçesi halk kültürü

Orta Anadolu'da yer alan Pınarbaşı, tarihi, coğrafi, kültürel yapısıyla Kayseri ilinin önemli ilçelerinden biridir. Türk kültürünün ve bu kültürü oluşturan Türk boylarının toplandığı bir coğrafyadır. Bölgenin İpekyolu güzergahı üzerinde bulunması bölgenin maddi ve soyut kültürel zenginliğe sahip olmasında etkili olmuştur. Bu çalışmada Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde yaşayan Avşar, Çerkes, Göçmen, Karaçay, Kürt, Muhacir, Türkmen kültürlerinin tarihi kültürel yapısı, halk inanışları ve geçiş dönemleri olan doğum, evlenme, ölüm âdetleri ve bunlara bağlı inanışlar, tören ve kutlamalar, çocuk oyunları, el sanatları, yöresel giysi, halk mutfağı, halk hekimliği araştırma kapsamına alınmıştır. İlçede yaşayan kültürlerin özelliklerini ortaya koymak, belgelemek ve gelecek nesillere aktarılması açısından önem taşımaktadır. Ayrıca araştırma alanın üzerine yeterli çalışma olmaması bu araştırma konusunun seçilmesinde belirleyici olmuştur. Bu nedenle Pınarbaşı ilçesinde yaşayan kültürler hakkında toplanan bilgilerin halk bilimi açısından literatüre kazandırılması amaçlanmıştır. Çalışmada gelenek, görenek, âdet ve uygulamalar, yazılı ve sözlü kaynaklardan elde edilen bilgi ve belgeler, yöreler açısından örneklenmiştir. Araştırma kapsamında karşılıklı sözlü görüşme ve yerinde gözlem yöntemlerinin yanı sıra görsel kaynaklar, fotoğrafla belgeleme ve literatür tarama ile desteklenmiştir. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre Pınarbaşı ilçesinde yaşayan 7 farklı kültürün âdetlerinde, uygulamalarında ve inanışlarında birbirine benzerlik ve farklılıklar görülmüştür. Kültürler arasındaki benzerliklerin temelinde bir arada yaşamaları, birbirlerinden etkilenmeleri en büyük etken olmuştur. Ancak günümüzde birçok inanışın, kültürel değerlerin uygulanmadığı veya unutulduğu çalışma sonucunda görülmüştür. Bu araştırmanın sonucunda Pınarbaşı halk kültüründe Anadolu'nun inanç ve kültür yapısının izlerine rastlanılmıştır. Bütün bu izler bugünkü Pınarbaşı halk kültürünü oluşturmuştur. Anahtar Sözcükler: Gelenek, Halk Kültürü, Batıl İnanç, Pınarbaşı, Kayseri.

GeleneklerHalk bilimiHalk kültürü+2
Nilüfer Tok
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yahyalı halıcılığının günümüzdeki durumu

Yahyalıda halıcılık faaliyetlerinin başlangıcının tam tarihi bilinmese de 19.yy öncesine dayandığı tahmin edilmektedir. Yahyalı halıları kendine has desenleriyle Türk halı sanatı içinde önemli bir yere sahiptir. Yahyalı halılarının Türk halı sanatı içinde belli bir konuma sahip olmasına rağmen herhangi bir güncel çalışma yapılmamış olması açısından bu çalışma önemlidir. Bu araştırmada, Yahyalı halılarının günümüzdeki durumunu belirlemek, teknik özellikleri açısından incelemek, desen ve motiflerini belgelemek amaçlanmıştır. Ayrıca dokumacıların demografik özellikleri, ekonomik durumları, sağlık durumları ve kullanılan araç gereçler belirlenmiştir. Yahyalı halılarının desen çizimlerinin ayrıntılı olarak yapılması ve bir kataloga dönüştürülmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, yörede ulaşılabilen günümüz Yahyalı halıları tek tek incelenmiş, fotoğraf ve çizimlerle desteklenmiştir. Yahyalı halılarının desen isimlerine göre birçok çeşidi bulunmaktadır. Bunlar; dabazlı, kandilli mihraplı, kirazlı, karpuzlu, üç göbekli, kavacık gibi çeşitlerdir. Yörede geçmişte her evde dokumanın yapıldığı fakat günümüzde yok denecek kadar az tezgâh kaldığı tespit edilmiştir. Halı üretiminin durma noktasına geldiği, unutulmaya yüz tuttuğu belirlenmiştir. Yöre halıcılığının tekrar canlanması için bir Avrupa birliği projesinin yapıldığı ve atölye kurulduğu gözlenmiştir. Yahyalılı kadınların bu atölyede halı dokumaya başladığı, 2018 yılında atölyenin İşkur'a devredildiği öğrenilmiştir. Haftanın beş günü çalışan atölye 2019 Şubat ayından itibaren protokolün yenilenmemesi nedeniyle kapanmış, böylece halıcılığa değin tek faaliyet de sona ermiştir. Tarihi, desenleri ve çeşitleri ile önemli olan Yahyalı halılarının eski canlı günlerine geri dönmesi için devlet destekli ve sürdürülebilir projelerin uygulanması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Yahyalı, Dokuma, Halı, Tezgâh

Dokuma tezgahlarıEl dokumalarıEl sanatları+3
Şerife Kaplanoğlu
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Amasra'da yaşayan el sanatlarından çekicilik

Geleneksel Türk el sanatlarında, en eski ve en yaygın yapı malzemelerinden biri ahşaptır. Hammaddesi ağaç olan ahşap oymacılığı; mimariden çeşitli eşyalara kadar her alanda kullanılmaktadır. Çünkü Anadolu ormanlık alan açısından zengin olduğundan ağaç kolayca elde edilmekte, kolay işlenebilmekte ve maliyeti de düşük olmaktadır. Ahşap oymacılığında kullanılan; yüzey oyma, ekleme, şebekeli oyma, torna gibi teknikler mevcuttur. Amasra'da bu tekniklerden en çok torna tekniğinin kullanılarak yapıldığı ahşap oymacılığının yöresel adı "Çekicilik Sanatı"dır. Araştırma, Bartın ili Amasra ilçesine ait çekicilik sanatının incelenmesini kapsamaktadır. Çalışmanın amacı, yok olmaya yüz tutmuş el sanatlarımızdan çekicilik sanatının geriye kalan ve sayıları azalan temsilcilerinin konuyla ilgili bilgi, tecrübe, duygu ve düşüncelerini derlemek, bu sanatı kalkındırmak ve geleceğe taşımak adına yapılan çalışmalara katkıda bulunabilmektir. Bu amaçla Ahatlar Köyü ile burada faaliyet gösteren atölyeler ve Amasra Çekiciler Çarşısı'nda incelemeler yapılmış, üretilen ürünler hammadde ve üretim tekniği yönünden incelenmiş, pazarlama koşulları tespit edilmiştir. Atölyelerde çalışan kişilerle görüşülmüş, yapılan ürünler ve yapım aşamaları fotoğraflandırılmıştır. En çok üretilen ürünler arasında mutfak araç gereçlerinden şekerlikler, kâseler, çatal, kaşık, kepçe gibi servis araçları, çerez takımları, fındık kıracakları, baharatlıklar, havanlar, hediyelik ve dekoratif amaçlı ürünlerden vazolar, çeşitli biblolar, anahtarlıklar, magnetler, portreler, günlük kullanım amaçlı ürünlerden rahleler, sandıklar, isimlik-kalemlikler, oyuncaklar, deniz fenerleri, küllükler yer almaktadır. Bu ürünler çeşitli şekillerde pazarlanmaktadır. Bir kısmı Çekiciler Çarşısı'nda satılmaktadır. Bir kısmı sipariş üzerine Türkiye'nin her yerine gönderilmekte ve bu siparişlerin çoğu internet aracılığıyla kurulan satış siteleri ile alınmaktadır. Bir kısmı da ürünleri pazarlayanlar tarafından kendi imkânlarıyla götürülüp satış merkezlerine verilmektedir. Yöre insanlarıyla ve ustalarla yapılan görüşmeler neticesinde çekicilik sanatının geçmiş yıllara oranla azaldığı, hatta farklı iş kollarının tercih edildiği sonucuna varılmıştır. Çekicilik sanatının azalmasının en öncelikli sebebinin maliyeti düşük Çin mallarının tezgâhlarda yerini alması olduğu görülmüştür. Çekicilik sanatı ustalarının sabit olmayan gelirleri, bu gelirin ihtiyaçları karşılamadaki yetersizliğinden kaynaklı farklı iş kollarının tercih edilmesi, gençlerin sabır ve zaman isteyen, getirisinin düşük olduğu bu mesleği tercih etmemesi, bütün bu nedenlerden dolayı bu sanata ilginin azalmasıyla birlikte babadan oğula, nesilden nesile aktarılamaması diğer önemli sebeplerdir. Çekicilik sanatını yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak adına öncelikle Çin mallarının yöreye girişi konusunda sınırlamalar getirilmelidir. Çekicilik sanatının geleneksel haliyle tanıtımı hem yurt içinde hem de yurt dışında basın-yayın organları aracılığıyla daha fazla ve dikkat çekici bir şekilde yapılmalıdır. Hammadde konusunda ustalar desteklenmeli, maliyeti düşürülmelidir. Bu sanat ile ilgili gençlere iş olanakları sağlanmalı, bu mesleği icra edenler geçim kaygısı taşımayacak şekilde istihdam edilmelidir. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı, geleneksel Türk el sanatlarına ders müfredatlarında daha geniş yer vermeli, bu kapsamda ahşap oymacılığı da müfredat içerisinde yerini almalı, çocuklarımız ve gençlerimiz bu meslekleri tanımalı, milli kültür ve değerlerimiz konusunda bilinçlendirilerek ilgisi ve yeteneği olanların önünü açacak fırsatlar verilmelidir. Üniversitelerin ilgili bölümlerinde ise ahşap işçiliği ile ilgili araştırmalar yapılmalı, kaybolmaya yüz tutmuş bu sanatımız gün yüzüne çıkarılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Ahşap, Çekicilik, Gomalak, Kayacık Ağacı, Torna.

Bartın-AmasraEl sanatlarıGeleneksel Türk sanatı+2
Asuman Ayrıksa
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırşehir Ahi Evran Camii süslemeleri

Kırşehir'in merkezinde, Ahi Evran caddesinde yer alan Ahi Evran Cami'nin yapımı 1277 yılında başlamıştır. Yapı türbe olarak ters T şeklinde, iki eyvanlı ve üstü kubbeli olarak inşa edilmiştir. Bu çalışmada, Selçuklu dönemine ait, yapımına 14. yüzyılda başlanmış olan Ahi Evran Cami'nin mimarisi, iç ve dış mekânının süslemeleri ayrıntılı olarak fotoğraf ve çizimlerle desteklenerek incelenmiştir. Cami süsleme açısından zengin olmasına rağmen herhangi bir çalışma yapılmamış olması bu çalışmanın planlanmış olmasının amaçlarından biridir. Selçuklu döneminin kültür ve sanatını yansıtan cami, Selçuklu Devri'nin son dönemlerine denk gelmektedir. İçerisinde bulunan, günümüzde okuma odası olarak kullanılan misafirhanesinden dolayı Zaviyeli olarak adlandırılan camiler grubunda da incelenmektedir. Bu özellik Beylikler Döneminde de görülmektedir. Ama eser Selçuklu Devri mimarisinin özelliklerini taşıdığı için Selçuklu Devri mimarisine aittir. Kalemişi tekniği süslemelerin yoğun olarak kullanıldığı camide süslemeler, genellikle yaprak motifleri, sap çıkmaları gibi bitkisel motiflerden, hatayi grubuna dâhil olan penç motifinden ve rumi motiflerinden oluşturulmuştur. Taş süslemenin nadiren görüldüğü camide, süslemede sarı ve siyah renkli taşların oyularak kullanıldığı görülmektedir. Süslemeleri yıldız ve zencerek gibi geometrik motiflerden oluşturulmuştur. Ahi Evran Cami'nin süslemeleri ve belli kısımları önemli ölçüde değişime ve tahribata uğramıştır. Bazı bölümlerde süsleme kompozisyonlarının değiştirildiği görülürken, bazı bölümlerde ise tamamen silindiği görülmektedir. Değişime uğramalar süslemeler ile sınırlı kalmayıp mihrap, minber ve vaaz kürsüsünde de etkili olmuştur. Bu unsurlar değiştirilip yerlerine aslını yansıtmayıp sonradan inşa edilmiş olanlar yerleştirilmiştir. Tarihi ve mimarisi bakımından önemli yapılarımızdan olan Ahi Evran Cami'nin süslemelerinin bakım ve onarımlarının zamanında yapılarak bizden sonraki kuşaklara aktarılması sorumluluğumuz ve görevimiz olmalıdır. Anahtar Kelimeler: Selçuklu Dönemi, Ahi Evran Cami, Kalemişi Tekniği, Zaviyeli Cami, Süsleme.

Ahi EvranCamilerEl sanatları+2
Koray Maral
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Münhani motifi ve dokuma tasarımında kullanılması üzerine deneysel bir çalışma

Münhani motifi eğrilerden oluşan tezhip ve süsleme sanatlarında kullanılan bir motiftir. Genellikle tezhip sanatı içerisinde yer alan Rumi motifi ile beraber kullanılmıştır. Ayrıca zaman içerisinde farklı formlara girerek kendine has bir tavır oluşturmuş ve bu motif cami süslemelerinde sıkça yer almaktadır. Daha çok kavisli ve geometrik yapıya sahip olan münhani, Selçuklu sanatında da çokça kullanılmıştır. Münhani birbirini tekrar eden çizgilerden meydana gelmiş ve kendine özgü bir boyama tekniğine sahiptir. Bu tezde münhani motifi dokuma tasarımında denenmiş ve farklı teknikler üzerinde uygulaması yapılmıştır. Çalışmada iki adet münhani motifi tasarımı yapılmış ve oluşturulan kompozisyon köşegöbek deseni olacak şekilde tasarlanmıştır. Tasarımı yapılan münhani motifleri halı, kilim, cicim, sumak, karışık teknik, bukle hav, mekikli dokuma, baskı, kalemişi ve keçe gibi farklı teknikler kullanılarak dokuma tasarımında gösterilmiştir. Tasarlanan bu münhani motiflerinin en iyi hangi dokuma tasarımında daha iyi durduğu, kullanılan hangi tekniğin daha iyi sonuç verdiği gösterilmek istenen bu çalışmanın sonunda en iyi sonuç dijital baskı da elde edilirken, en zor ve en uygun olmayan tasarım ise tüm düz dokuma tekniklerinin bir arada kullanıldığı karışık teknik olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Münhani, Motif, Dokuma teknikleri.

Mehmet Topal
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sivas ili Altınyayla ilçesi Merkez (Tonus) Camii süslemeleri

Bu çalışmaya konu olan Sivas ili Altınyayla ilçesi Merkez (Tonus) Camii ilçenin merkezinde, Aydın Mahallesinde bulunmaktadır. Merkez Camii ilçedeki en eski tarihli camii olmasının yanında, Türk mimarisindeki ahşap direkli ve tavanlı camilere örnektir. Ahşap direkli ve tavanlı camilerin Gazneliler ve Karahanlılar tarafından inşa edilerek uygulanmış olduğu ve Orta Asya'dan Anadolu'ya taşındığı bilinmektedir. Anadolu'ya yerleşen Türkler mimari eserlerinde ahşabı yoğun olarak kullanmışlardır. Selçuklu, Beylikler ve Osmanlıların ilk dönemlerinden günümüze kadar varlığını korumuş olan Ulu camiler, küçük mescitler ve diğer mimari eserlerde bunu görmek mümkündür. Ankara'daki Aslanhane ve Ahi Elvan Camii'leri, Beyşehir'deki Eşrefoğlu Camii örnekler arasında gösterilmektedir. Anadolu'daki Altınyayla Merkez (Tonus) Camii süslemeleri araştırmanın kapsamını oluşturmaktadır. Bu bağlamda araştırmaya konu olan Altınyayla Merkez (Tonus) Camii için ilgili yerlerden gerekli izinler alınarak, detaylı bilgiler toplanmış, literatür araştırması yapılmıştır. Ayrıca Altınyayla Merkez (Tonus) Camii'nde mekân incelemesi araştırma kapsamında gerçekleştirilmiştir. Camii içerisindeki süslemeler batı etkisiyle barok, rokoko ve neo klasik tarzdaki üsluplar, bitkisel motifler, hayvan figürleri ve geometrik şekiller ile süslenmiştir. Ahşap ve alçı üzerine Edirnekârî, kalem işi, çakma, oyma ve ajur oyma tekniklerinin birlikte kullanılması ile yapılmıştır. Caminin süslemeleri Selçuklu, Beylikler, Osmanlı ve batı sanat üsluplarının etkisiyle, barok üsluplar, neo-klasik tarzlar, 'S' ve 'C' kıvrımlar öne çıkmaktadır. Ayrıca bitkisel motiflerden, vazo içerisinde çiçek motifleri, penç çeşitleri, goncalar, laleler, yapraklar, akantus yaprakları, bahar dalları, bahar çiçekleri (gül), rozetler, palmetler, püsküller-saçaklar, hayvan figürlerinden rûmiler, münhaniler, geometrik şekillerden; kare, dikdörtgen, üçgen ve baklava dilimleri dikkat çekmektedir. Bu süslemeler farklı dönemlerin yansıması olarak Osmanlı Geç Dönem eseri olan Altınyayla (Merkez) Camii'nde karşımıza çıkmaktadır. Merkez Camii süslemeleri motif, desen, kompozisyon, renk ve teknik açıdan incelenmiştir. Süslemelerin ayrıntılı incelenmesinin ardından genel ve detaylı fotoğrafları çekilmiştir. Detaylı fotoğraflardan yararlanarak ayrıntılı desen çizimleri asıllarına uygun olarak çizilmiştir. Bu çizimler ile günümüzdeki durumu tespit edilerek belgeleme çalışması yapılmıştır. Merkez (Tonus) Camii'ndeki desenler herhangi bir desen raporuna bağlı kalınmadan el emeği ile çizilmiş olduğu için çizimler de birim desenlerin tekrarlarında ve simetrilerinde farklılıklar görülmüştür. Bu durumdan dolayı çizimlerde bir desen ve motifler örnek alınarak adobe illüstratör programında simetrik olarak çizilmiştir. Altınyayla Merkez (Tonus) Camii'nin tüm ahşap malzemeleri çam ağacından yapılmıştır. Camii içerisi ahşap tavanlı ve direkli olmasından dolayı ahşap kaideler üzerinde çatlamalar, renklerde ve süslemelerde yer yer bozulmalar tespit edilmiştir. Tarihi ve mimari öneme sahip olan Altınyayla Merkez (Tonus) Camii'nin süslemelerine gereken değerin verilmediği görülmüştür. Bu eksikliklerin restorasyon çalışması sırasında giderilmesi gerekmektedir. Bu sebeple Altınyayla Merkez (Tonus) Camii süslemelerinin, belgeleme çalışmasının yapılıp literatüre kazandırılması gelecek nesillere ve araştırmacılara kaynak olması açısından önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Ahşap Süsleme, Ajur Oyma, Doğal Boyama, Kalem işi, Sivas, Tonus Camii

AhşapAhşap eserlerAhşap oyma sanatı+7
Fatma Kaya
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Alanya ipekli el sanatlarına yön verenler

İpekböceği yetiştiriciliği ile elde edilen kozalar ipek üretiminin temel kaynağını oluşturmaktadır. Çeşitli aşamalardan geçen kozalar, ipek ipliği olarak işlenmiş ve birçok işlevsel ipekli ürünün ortaya çıkmasını sağlamıştır. Yüzyıllardır devam eden ipekböcekçiliği, ipek üretiminde kültürel bir birikimle estetik zeminin birleştiği bir çatı haline gelmiştir. Anadolu topraklarında da ipeğin üretimi temelde ticari bir uğraş olarak şekillense de geçen zaman dilimi içerisinde geleneksel bir kültür kimliği şeklini almıştır. Özellikle Alanya bölgesinde 18. yüzyılın sonlarıyla birlikte başlayan bu uğraş alanı, usta-çırak ilişkisiyle genişlemiş adeta yöre ile özdeşleşen bir faaliyet haline gelmiştir. Alanya, yapılan girişimlerle kısa sürede ipek üretiminin merkezi olmuştur. Günlük kullanılan giysilerden, süs eşyalarına, ev tekstillerinden, aksesuarlara kadar sosyal yaşamın her alanında ihtiyaçları karşılamak için birçok işlevsel ürün ortaya çıkmıştır. Modernleşme süreciyle başlayıp günümüzde de devam etmekte olan kırdan kente göç olgusu, birçok geleneksel bağlamı yok ettiği gibi ipekböceği yetiştiriciliğini ve ipekli el sanatlarını da olumsuz etkilemiştir. Günümüzde unutulmaya yüz tutan bu geleneksel öğretinin, sanatsal bir uğraş olarak gelecek nesillere aktarılması oldukça önemlidir. Bu doğrultuda hazırlanmış olan çalışmanın temel amacı, Alanya bölgesinde ipekli el sanatlarını temsil eden önderler üzerinden ipekli el sanatlarının gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamak olarak belirlenmiştir. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak katılımcılarla görüşmeler yapılmış ve elde edilen veriler betimsel olarak analiz edilmiştir. Bu verilere ek olarak sahadan çekilen görsel kayıtlar ve katılımcıların kendilerine ait eser envanterleri derlenmiştir. Araştırmanın evreni Alanya İlçesi olup, örneklem sayısı 5 katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcılar, Alanya Ticaret ve Sanayi Odası, Alanya Halk Eğitim Merkezi, Alanya Belediyesi, Alanya İlçe Tarım Müdürlüğü gibi kurumlardan derlenen bilgiler doğrultusunda kota örneklem yöntemiyle Nurten Gümüş, Rauf Sadullahoğlu, Refika Toklu, Seyfettin Çelik ve Yusuf Çelik olarak belirlenmiştir. Bulgularda temel olarak ipekli el sanatları bağlamında, katılımcıların yaşamları, mesleki deneyimleri, karşılaştıkları sorunlar ve Alanya ipekli el sanatlarına katkılarının neler olduğu aktarılmıştır. Katılımcıların karşılaştıkları sorunlardan hareketle ipekli el sanatlarının Alanya evreninde gelecek kuşaklara aktarılması ve daha popüler hale gelmesi noktasında değerlendirmeler yapılmış ve çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Alanya, İpek, İpekli Dokuma, İpekli El Sanatları, İpek Böcekçiliği

Antalya-AlanyaEl sanatlarıTürk el sanatları+3
Azime Güven
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırşehir kültürel değerlerinin deri işleme sanatıyla yaşatılması

Birçok medeniyete ev sahipliği yapan Kırşehir, Türklerin Anadolu'ya yerleşmesi ile Selçuklu Devleti döneminde önemli bir kent olmuştur. Yörede Türk kültürünün hakim olması el sanatları alanında da ilin zengin bir merkez olmasını sağlamıştır. Bu el sanatlarından biri de dericiliktir. Ahiliğinin kurucusu olan Ahi Evran'ın, Moğolların baskısı sonucu Kayseri'den göç etmek zorunda kalması ve Kırşehir'e yerleşmesi ile dericilik sanatı da yörede köklü bir gelenek oluşturmuştur. Ancak dericilerin piri sayılan Ahi Evran'ın Kırşehir'e kazandırdığı bu el sanatı, zamanla yaşam koşullarının değişmesi sonucunda diğer el sanatları gibi gerilemeye başlamış ve devrini tamamlamıştır. Bu çalışmada, Kırşehir kültürel değerleri temel alınarak bunları deri ürünlere aktarmak amaçlanmıştır. İlin mimariden el sanatlarına, müzik kültüründen geleneklerine kadar zengin bir kültür birikimi bulunmaktadır. Bu kültürel değerlerden deri ürünlere aktarmak üzere Cacabey Medresesi, Ahilik Kültürü, Abdal Kültürü, Dokumacılık, Evlenme adetleri ve Kırşehir haritası seçilmiş ve öncelikle bu kültürel değerleri en iyi yansıtacak tasarımlar ortaya konulmuştur. Daha sonra tasarımlar uygun teknik ve yöntemlerle deri üzerine geçirilerek bazı dekoratif ve kullanım eşyalarına dönüştürülmüştür.

Deri sanatıDericilikEl sanatları+3
Oğuz Alim Orkun
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aksaray Müzesi envanterine kayıtlı sandukaların süsleme özellikleri

Taş; mimaride tarih boyunca kullanılmış, yapıların tüm cephelerinde, taç kapılarda, minare, mihrap, minber, eyvan, çörten ve pencere kenarları gibi mimari unsurların yanı sıra sandukalar ve mezar taşlarının da ana yapı malzemesi olmuştur. Sandukalar, İslamiyet'ten sonra Anadolu'da özellikle Selçuklular Döneminde saygın kişileri ebedileştirmek için yaygın olarak kullanılmıştır. Taş işlemeciliğinin en zengin örnekleri ile üzerleri süslenen sandukaların kullanımı Beylikler ve Osmanlı Dönemlerinde giderek azalmıştır. O dönemlere ait örnekler günümüzde mezarlıklar, türbeler ve müzelerde yer almaktadır. Bu çalışmada Aksaray Müzesi teşhirinde bulunan süslemeye yer verilen dokuz adet sandukalı mezar taşı incelenmiş ve eserler ait oldukları dönem ve süsleme özelliklerine göre açıklanmıştır. Eserlerin XIII. yüzyıl sonları ile başlayıp XVI. yüzyılın ilk yarısını içine aldığı görülmektedir. Süslemelerde ağırlıklı olarak bitkisel motifler kullanılmıştır. Bununla birlikte geometrik şekiller, süsleme unsurlu yazı, sade yazı ve birbirine ulanan sütunlardan oluşan süsleme ile palmetin dış çevresini oluşturan süsleme kullanılmıştır. Ayrıca mimari unsurlu süslemelerden mukarnas, günlük kullanım eşyası olan sembolik unsurlardan kandil ve vazonun da yer aldığı eserler tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Aksaray Müzesi, taş süsleme, sanduka

AksarayMezar taşlarıMotifler+7
Elif Bölükbaş
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırşehir ilinin kültürel değerlerinin resim sanatı ile yorumlanması

Kültürler, asırlar içinde değerler bütünü oluştururlar. Sahip oldukları bu değerler bütünü ile kültürler, ayakta kalarak yaşamaya devam ederler. Bunlar görünen ve görünmeyen değerler bütünü şeklindedir. Bu çalışma, Kırşehir ilini, görünen kültür değerleri üzerinden "Kültür ve Kültürel Tasarım" eksenli ele almaktadır. Zengin bir kültürel mirasa sahip Kırşehir, pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Türk kültürünün yaşatıldığı bir merkez olmuştur. Bu gerçekliği ile Kırşehir, tarihi eserleri, kültürü ve yetişmiş büyük insanları ile, önemli bir yere sahiptir. Kültürel değerlerimiz, ilerleyen süreçte ciddi kayıplara maruz kalmıştır. Günümüz dünyasında, insanların gündemlerinden düşen, yok olmaya mahkum gibi görünen kültürel varlığımızın yaşatılması, sahip çıkılması, manevi bir değer olarak saklanması ve sonraki nesillere aktarılması çok önem arz etmektedir. Kırşehir ilinin kültürel değerleri ve yeri tespit edilerek var olan bulgularına ulaşılmıştır. İlde bulunan kültürel değerler, resim sanatı ile yorumlanmış, varolan kültürel miras, resim sanatı yoluyla anlamlandırılmıştır. Sahip olunan kültürel varlığa vurgu yapılmıştır. Kültürel varlığımıza, özellikle Kırşehir ilinin kültürel varlığına dönük farkındalık oluşturup katkı sunmak amaçlanmıştır. Çalışma, kültür ve kültürel tasarım eksenli ele alınmıştır. Bu çalışmada, literatür taraması yapılarak Kırşehir ilinin kültürel değerlerinin ve yerinin tespiti yapılmış, fotoğraflarla belgelenmiştir. Kırşehir ilinde bulunan ; camiler, medreseler, kiliseler, kervansaraylar, köprüler, kaleler, türbeler, Kırşehir iline ait abdal kültürünün önde gelen isimleri, evlenme gelenek ve görenekleri, konuları araştırılmıştır. Bu kültürel değerlerden Cacabey Medresesi, Ahi Evran, Abdal Kültürü, Aşıkpaşa, Dokuma Geleneği konuları ile camilerden bazıları sanatsal olarak yorumlanmış, resim sanatıyla aktarılmıştır. Teknik olarak tuval üzerine yağlı boya, akrilik boya ile rölyef teknikleri kullanılmıştır. Çalışmalar; sürrealist, expresyonist bir bakış açısıyla soyut etkiler hedeflenerek ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Kırşehir, tarih, kültür, sanat ,resim sanatı

El sanatlarıKültürKültürel değerler+4
Bülent Köylü
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hacı Bayram Camii hat levha süslemeleri

Hacı Bayram Camii Ankara'nın Ulus semtinde 14. ve 15. yüzyılda Hacı Bayram-ı Veli adına inşa edilmiştir. Cami ve türbe, meydana adını veren Ogüst-Augustus (Monumentum Anciranium) tapınağının hemen yanında yer almaktadır. Tapınak ve caminin yan yana inşa edilmesi, Türk insanının hoşgörüsü ile birlikte Hacı Bayram-ı Velî'nin birleştirici düşüncelerini güzel bir şekilde ortaya koymaktadır. Hacı Bayram Camii'nin yapımı Hacı Bayram-ı Velî'nin ölümünden iki yıl önce 831 H. (1427/28) gerçekleştirilmiştir. Cami süslemelerinden hüsn-i hat (güzel yazı) yabancı dilde karşılığı, kaligrafi olarak tanımlanmakta ayrıca latin harfleriyle yazılan güzel yazıya da yine bu ad verilmektedir. Bu araştırmada; Hacı Bayram Camii'nin günümüzdeki, sekiz adet dış mekân ve erkekler bölümünün girişinde bulunan on sekiz adet iç mekân hat levha süslemelerin incelemesi yapılmıştır. Süslemeler genel olarak kapı ve pencere üstlerinde yer almaktadır. Erkekler bölümünün üst katında ve kadınlar bölümünde bulunan hat süslemeleri ise uzun levha şeklinde birbirini takip etmektedir. Hat sanatı açısından oldukça zengin yazı örneklerinin yer aldığı âyet-i kerimeler, esma-ül hüsna'dan bir kısım ve dua metinleri bulunmaktadır. Bu süslemelerin günümüzde değer kazanması için Arapça okunuş ve Türkçe anlamları da verilmiştir. Caminin erkekler ve kadınlar bölümünde yer alan süslemelerin birbirinden farklı şekillerde yazıldığı tespit edilmiştir. Erkekler bölümündeki süslemeler celi sülüsle ve kadınlar bölümündeki süslemeler kufî yazı tipiyle yazılmıştır. Hacı Bayram Camii'nin içinde bulunan süslemeler, harf bünyeleri ve tasarımı açısından oldukça değerlidir. Araştırmada camii içinde kullanılan yazılarda, hangi metinlerin hangi yazı çeşidiyle yazılması ve yazıların nasıl korunduğuna dair bilgiler verilmiştir. Aynı zamanda kullanılan yazım teknikleri ve kalem ölçüleri gibi bilgiler verilmiş olup yazıların biçimsel özellikleri farklı açıdan tekrar vurgulanmıştır. Yapmış olduğumuz bu araştırmada, günümüzdeki şekliyle yazılar incelenip, hat sanatı açısından değerlendirmesi yapılmıştır. Süslemelerin restorasyon sonrası durumları hakkında bilgi verilmiştir.

CamilerCeli yazılarHacı Bayram Camii+3
Fatma Ünsal Kolukırık
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Maysa ve Bulut animasyon dizisinde yer alan dokumalardaki motiflerin incelenmesi

Özellikle yeni teknolojilerin etkisiyle hızlı bir şekilde küreselleşen dünyamızda popüler kültür olarak adlandırılan kitle kültürü yaygınlaşmaktadır. Kitle kültünün etkisi altında kalan topluluk ya da gruplara ait kültürler çeşitli öğelerini teker teker kaybetmektedirler. Bu kaybolan öğeler çoğunlukla örf, adet, anane gibi somut olmayan kültürel miras öğeleridir. Bu öğelerin kaybolmasını engelleyerek, kültürel çeşitliliğin ve devamlılığın sağlanabilmesi için toplumsal kültürün yeni kuşaklara aktarımı şarttır. Kitle kültürünün etkilerine karşı kullanılabilecek en etkili araç yine kitle kültürünün yaygınlaşmasında en büyük rolü oynayan televizyonlardır. Özellikle çocukların ilgisini çeken ve başından kalkmak istemedikleri animasyon dizilerinin kültür aktarım aracı olarak kullanılması son derece etkili olmaktadır. Doküman incelemesi şeklinde gerçekleştirilen bu çalışmada "Maysa ve Bulut" animasyon dizisinde yer alan ve dokumalarda kullanılan motifler belirlenerek, bu motiflerin alanyazında yer alan motifler ile tutarlılığı incelenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda Maysa ve Bulut animasyon dizisinde toplam 54 farklı motifin kullanıldığı belirlenmiştir. Bu motiflerin 20 tanesi doğum ve çoğalma ile ilgili motifler, 22 tanesi hayatı simgeleyen motifler, 2 tanesi ölümü simgeleyen motifler, 7 tanesi günlük hayata dair betimlemeler ve 3 tanesi de tanımlanamayan motiflerdir. Belirlenen motiflerin büyük çoğunluğunun alanyazında yer alan motifler ile uyumlu olduğu belirlenmiştir.

Animasyon filmlerDokumalarEl sanatları+2
Filiz İslim
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çini sanatında 16.yy saz yolu üslubu ve özgün uygulamalar

Tezyini sanatının önemli ekollerinden biri olan "saz yolu üslubu" II. Beyazıt döneminden başlamış, Kanuni Sultan Süleyman devrine kadar devamlılığını sürdürmüştür. Osmanlı saray nakkaş hanesinin baş nakkaşı olan Şah Kulu tezyini Türk sanatına "saz üslubunu" getirmiştir. 16.yy ilk yarısı ve 17.yy ortalarına kadar üretilmiş desenlerde, sivri uçlu, kıvrık hançer yapraklar, hatai çeşitleri ve natüralist hayvan figürleri, efsanevi hayvanlar ve mitolojik imgeler (peri, melek) vb. gibi olduğu bilinmektedir. Şah Kul'unun eserlerinde ise birbiri içine geçmiş tam desenler yer almaktadır. Motiflerin farklı boyama yöntemi ile belirginleştiği bilinmektedir. Osmanlı döneminde bulunan saz üslubu bezemeleri, Topkapı Sarayı Sünnet Odası, Rüstem Paşa camii gibi mekânlarda örnekleri yer almaktadır. Bu çalışmada, 16.yy saz yolu üslubu ve kullanılan motifler özgün tasarımlarda uygulanmıştır. Bu tasarımların daha önce uygulanmamış olması, çalışmanın özgünlüğünü arttırmaktadır. Tezin birinci bölümünde çini tanımı ve tarihçesi, erken Osmanlı dönemi mavi beyaz üslup incelenmiştir. İkinci bölümde ise Şah Kulu' nun hayatı ve saz üslubu anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise 16. yy saz üslubu ve özgün uygulamalara yer verilmektedir. 16. yy çini sanatında ve saz yoluna dair çalışmaların incelenmesi ile döneme ait motiflerden yararlanılarak gerçekleştirilen özgün tasarımlar oluşturulmuştur. Yapılan özgün tasarımlarda çini sanatında kullanılan malzemeler kullanılmıştır. Türk desenlerinde önemli görevi olan bu üslubun özgün tasarımlarda yeni uygulamalara dönüştürülmesi açışından Türk çini sanatının devamlılığı bakımından önemli görülmektedir.

16. yüzyılSaz üslubuTürk el sanatları+3
Bahar Maş
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Katı' sanatı ve çağdaş yorumcularından Emel Nurhan Ogan

Tarihsel süreçte toplumların ortaya koydukları geleneksel el sanatları, ait oldukları toplumun öz kültürünü oluşturan değerli belgelerdir. Bu bağlamda Geleneksel Türk El Sanatları içerisinde kitap sanatları olarak adlandırılan hat, tezhip, ebru, minyatür, cilt ve kat'ı sanatları da önemle üzerinde durulan, çok gelişen bir alan olmuş ve sanat değeri yüksek eserler ortaya çıkmıştır. Kitap süsleme sanatları içerisinde yer alan ve başlı başına bir alan teşkil eden Katı' Sanatı da Geleneksel Türk El Sanatlarının değerli bir dalı olarak günümüze kadar ulaşmıştır. Katı' Sanatı, herhangi bir motifin ya da yazı örneğinin ince bir kağıt veya deriden oyulması ile oluşturulmaktadır. Bu sanatın tarihçesi ve gelişimi konusunda farklı görüşler mevcuttur. Yapılan araştırmalar, kağıt ve deri oymacılığının iki bin yıl kadar önce bir halk sanatı olarak Çin'de var olduğunu ortaya koymaktadır. Pazırık kurganlarında bulunan deriden oyularak yapılmış eyer kaşı süsleri, deriden ve keçeden yapılmış aplike süsler, deriden kesilmiş hayvan figürleri; bu sanatın çok eski dönemlerden itibaren Türkler tarafından da yapılmakta olduğunu göstermektedir. Başlangıcından günümüze değişerek ve gelişerek gelen bu sanat, bugün birçok sanatçı tarafından yorumlanmaya devam edilmektedir. Bu çalışmada da bu sanatçılardan birisi olan Emel Nurhan OGAN ele alınmış, sanatçının sanat öyküsüne ve eserlerine yer verilmiştir. Çalışmada, günümüz Katı' Sanatı'nın çağdaş yorumcuları arasında yer alan Emel Nurhan OGAN' ın uyguladığı yöntemler, kullandığı ve geliştirdiği teknikler ürettiği sanat eserleri üzerinden incelenmiş ve Katı' Sanatının gelecek kuşaklara aktarılması için kaynak belge oluşturulması amaçlanmıştır.

Katı sanatıKitaplarOgan, Emel Nurhan+2
Satiye Köylü
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Naht sanatının günümüzdeki temsilcileri ve çeşitli uygulamalar

Naht sanatı, genel olarak hat yazısının kıl testere kullanarak ahşap, metal ya da sedef malzeme üzerine uygulanmasıdır. Naht sanatı, oygu ya da kıl testere işi olarak da adlandırılmaktadır. Geçmişte meydana gelen sel ve yangınlar ahşap malzeme üzerine uygulanan naht sanatına ait eserlerin zarar görmesine ya da yok olmasına neden olmuştur. Geleneksel sanatlarımızdan hat, tezhip, minyatür, ebru gibi sanatlar günümüzde yaygın bir şekilde öğretilerek birçok eser ortaya koyulmaktadır ancak naht sanatının bu sanat dallarına göre unutulmaya yüz tutmuş bir sanat olduğu gözlemlenmektedir. Bu çalışma ile naht sanatının bütün incelikleri ile tanıtılması ve gelecek nesillere aktarılması amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını, naht sanatını akademik ve sanatsal olarak gerçekleştiren ve resim, grafik, hat, tezhip, minyatür gibi birçok sanat dalını bünyelerinde barındıran Prof. Dr. Mehmet Zeki KUŞOĞLU ve icazetli öğrencisi görsel sanatlar öğretmeni Mesut DİKEL oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcılar ile görüşmeler yapılmış, süreç içerisinde sanatsal incelikleri gözlemlenmiş ve elde edilen veriler betimsel olarak analiz edilmiştir. Ayrıca Mesut DİKEL hoca ile naht sanatı meşk edilmiş, Mesut DİKEL hocanın hüsn-i hat alanındaki tasarımlarından oluşan vav kreasyonu araştırmacı tarafından ilk defa ahşap oygu olarak gerçekleştirilmiş ve sanal sergi olarak sunulmuştur. Ayrıca dünyadaki sanal İslam sanatları müzeleri gezilerek bu müzelerde sergilenen naht sanatı ile ilgili örneklere, sanatçıların yaşam öykülerine, mesleki deneyimlerine ve öne çıkan eserlerine yer verilmiştir. Naht sanatının ön plana çıkarılması ve gelecek nesiller tarafından tanınır hale gelmesi adına değerlendirme ve önerilerde bulunulmuştur.

Ahşap eserlerMaden süsleme sanatıNaht sanatı+2
Ayşe Başarmak
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tasarımda çeşitlenme yöntemlerinin grafen iplik içeren örme kumaş yüzeylerine uyarlanması

Tasarım oluşturma süreci ilk olarak bir araştırma süreciyle ile başlayıp, ürünün ortaya çıkma aşamasında gerçekleşebilecek tüm yaratıcı süreçleri içerisinde barındırmasıyla devam eder. Bu yüzden yaratıcılık, tüm üretim alanlarında olduğu gibi, tekstil ve örme kumaş tasarımında da ürünün diğerlerinden ayırt edilmesini sağlar. Böylelikle kullanıcıların daha fazla ilgi ve ihtiyaçlarını karşılayan vazgeçilmez bir unsur olur. Tekstil alanında örme kumaşların üretimi yıllara göre gittikçe artmaktadır. Örme kumaşların; iyi bir elastikiyete sahip olmaları, hava geçirgenliğinin iyi olması, hafif, yumuşak, hacimli ve dökümlü bir yüzeye sahip olması gibi özellikleri bu kumaşları daha çok tercih edilir hale getirmiştir. Fakat bunun yanı sıra gelişen teknoloji ile inovatif ürünlerin ortaya çıkması da örme kumaş tasarımında çeşitliliğin artmasına ve daha fazla üretilmesine olanak sağlamıştır. Özellikle son zamanlarda birçok alanda etkinliği olan grafen, örme kumaş tasarımında inovatif ürün olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu ürünün çeşitli alanlarda kullanımı olduğu gibi tasarım alanında da yaratıcılıktan faydalanılarak kullanmak mümkündür. Bu nedenle yapılan tasarımlarda öne çıkan yöntemlerin çeşitlilik göstermesi gerekmektedir. Bu tez çalışması kapsamında ilk olarak örme kumaş tasarımı için gerekli araştırmalar yapılmış ve bu araştırma sonucu grafen ipliğin iletkenlik özelliği üzerinde durulmuştur. Çalışmada grafen ipliğin örme kumaş üzerine etkisini ortaya çıkarmak için tasarım çeşitlenme yöntemlerine başvurulmuştur. Bu yöntemler altın oran tasarımı, biomimikri tasarım, fraktal geometrik tasarım ve algoritmik tasarım olmak üzere dört ana gruba ayrılmaktadır. Çalışmanın sonucunda dört yönteme ait temalar belirlenmiş ve her yöntemden üçer adet olmak üzere toplam on iki adet tasarım yapılmıştır. Tasarımlar simülasyonlarla canlandırılmış ve biri ürün haline getirilerek bir örme kumaş firmasının kataloğu arasında yer almıştır.

GrafenKumaşlarTasarım+7
Çiğdem Turgut
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Atık malzeme kullanılarak kadın ve dokuma temalı tasarımların özgün sanat eserlerine dönüşümü üzerine bir uygulama

Bazı maddelerin kullanım ömrünü tamamladıktan sonra işe yaramayan kısmı olarak ifade edilen atık malzemeler, insanoğlunun değersiz gördüğü ve çöp olarak doğaya ya da çöp toplama alanlarına terk ettiği nesnelerdir. Ancak çöp ya da atıklar, bazı işlemler sonucu geri dönüşüm yoluyla birer sanat eserine dönüşmektedir. Doğada, sanayide ya da gündelik hayatta karşımıza çıkan atık ya da çöp malzemelerden biri olan sunta malzemeler, değersiz görülen ve atılan birçok malzemeden sadece biridir. Sunta malzemeler, geri dönüşüm yolu ile resim sanatında kullanılan önemli birer malzemedir. Bunların çöp veya atık olarak doğayı kirletmesi veya zamanla yok olması yerine sanatçının öznel yorumu ile birer sanat eserine dönüşmesi, sanat adına yapılan olumlu bir çabadır. Yaratıcılık ve tasarım faktörlerinin önemli olduğu resim sanatı, diğer sanat dallarıyla birlikte kullanılan konular ile farklı bir kompozisyona dönüşebilmektedir. Bu çalışmada, geleneksel Türk sanatlarından biri olan dokuma sanatı ve dokumacılıkta kullanılan motifler resim sanatı ile kadın portrelerinde yer almaktadır. Bu çalışmanın önem ve amacı, atık ya da çöp olarak terk edilen sunta malzemelerin kullanılıp, Kırşehir dokumalarında yer alan göbek motifi ile resim sanatına uyarlanmasıdır. Bu durum, çöplerin geri dönüşüm ile birer sanat eserine dönüştürülüp değerlendirilmesi açısından önemlidir. Bu çalışmada on iki tane eser yapılmıştır literatür taramaları ile desteklenmiş ve resim çalışmaları (uygulamaları) ile tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kırşehir, Sanat, Resim, Atık, Çöp

Fatma Cansız
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anamur ilçesi bahşiş köyleri kolan dokumaları

Anamur Bahşiş köyü, yörük kültürünü yaşayan ve yansıtan bir yöredir. Yörede, el sanatının önemli bir dalı olan dokumacılığın varlığı, geçmişe dayanmaktadır. Dokuma çeşitlerinden biri olan kolan dokuma, yörede yaygın olarak yapılmakta ve kullanılmaktadır. Taşıma ve taşınma işinde, çocukları sırta ya da beşiğe bağlamada, hayvancılık uğraşında, yük taşınmasında, giyim ve aksesuar alanında, cenazede kullanılan malzemelerde ve daha birçok alanda yörede kullanılan kolan, yöre insanının ihtiyaçlarını karşılamada yardımcı olmaktadır. Kolan dokumada iki adet çubuk (tezgâh), seren, gücü çubuğu, kılıç ve ipten oluşan araç-gereçler kullanılmaktadır. Dokumada kullanılan ipler, keçi kılı ve koyunun yününden elde edilmektedir. Genelde yün ip kullanılmakta olup kırmızı, kınalı sarı, sarı, beyaz, siyah, yeşil ve mor renkler tercih edilmektedir. Çalışma yöresinde 31 tane kolan dokuma ve bir tane çarpana dokuma tespit edilmiştir. Bu örneklerden 10 tanesi diğer örnekler ile aynı motif ve desen özelliğine sahiptir. Bu nedenle bu on örnek çalışma kapsamına dahil edilmemiştir. Çalışmada değerlendirilen kolan dokuma örneklerinde; yaybaşı, yılanbaşı, boncuk, koç boynuzu, keme dişi, baklava dilimi, üç gücü, bıçkı, su gibi farklı motifler bulunmaktadır. Yörede tespit edilen kolan dokuma örnekleri, geçmişte yapılmış olan dokumalar olup günümüzde, az kişi tarafından, aniden gelişen ihtiyaçlar için motifsiz ve basit kolanlar yapılmaktadır. Yeni nesil bu sanata ilgi duymamakta, sanayi ve teknoloji çağı, bu sanatı ötelemektedir. Ayrıca, yöre kadınları, hayvancılık uğraşı yanında tarımla da uğraşmakta olup kalan zamanını ev işlerine ayırmaktadır. Sürekli hareket halinde olan kadınlar, kolan ihtiyacını, satın aldığı hazır ürünlerden ve eskiden dokunmuş olan kolanlardan karşılamaktadır. Tüm bu sebepler, yörede özgün kolan dokuma örneklerinin sayısını azaltmaktadır. Yörede sayısı azalan kolanların incelenmesi, günümüzdeki durumu, yapılmasında kullanılan araç-gereçlerin tespit edilmesi, kolanlarda uygulanan teknik, kolanların kullanım alanları, renk, motif ve desen özelliklerinin belgelenmesi çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Ayrıca çalışma yöresinde bulunan kolanlarla ilgili alanda çalışma olmaması, bu çalışmanın önemini göstermektedir. Çalışmada yararlanılan veriler, konuyla ilgili literatür taraması yapılıp yörede karşılıklı görüşme yöntemiyle toplanmıştır.

Bahşiş yörükleriBahşişlerDokuma sanatı+6
Serpil Erdeliğ Demirbaş
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geleneksel cepkenlerin biçimsel ve işlevsel özellikleriyle yeni tasarımlar

Türk kültüründe, geleneksel giysiler, en önemli kültür değerlerinden biridir. Başta korunma ve örtünme ihtiyacından doğmuş olan giyim kuşam, zamanla fonksiyonel özellik kazanarak toplumların kültürel hazineleri haline dönüşmüştür. Geleneksel giysiler, her bölgede benzer özellikler taşımakla birlikte; toplumların ekonomik durumlarına, ahlaki ve değer yargılarına, sosyal normlarına, eğitim durumlarına, sanatsal ve estetik anlayışlarına göre şekillenmektedir. Bu bakımdan toplumları tanımanın en iyi yollarından birisi, o toplumun giyim kuşam kültürünü araştırmak ve incelemektir. Türk giyim kuşam kültüründe önemli bir yere sahip olan giysi parçalarından biri de cepkenlerdir. Cepken, kolları yırtmaçlı ve uzun, harçla işlenmiş bir tür kısa, yakasız üst giysidir. Tarihteki örnekleri, gömlek üstüne giyilmiş, giyenin yaşına, sosyal statüsüne, mesleğine göre altında uzun paçalı çakşır, diz çakşırı, potur, şalvar, hatta kara bez donla birlikte kullanılmıştır. Yakası düz kesim, önü düz veya çapraz, eteği kısa ancak bele kadar inen ve kolları uzun el üstüne kadar düşen bir özellik göstermiştir. Bölgelere ve kullanıldıkları yerlere göre model, kumaş, kalıp ve süsleme gibi biçimsel özelliklerinin, sembolik ve kültürel ifadeleri, giyim amacı gibi işlevsel özelliklerinin değişiklik gösterdiği gözlenmiştir. Günümüz şartlarında çok az bölgede kullanılan bu zengin kültür mirasını gelecek nesillere aktarabilmek için akademik çalışmaların yapılması ve belgelenmesi gerekmektedir. Bu çalışma kapsamında, kültürümüzün bir parçası olan geleneksel cepkenler incelenmiştir. Türkiye'nin hemen her bölgesinde giyilen bu dış giyim elemanı, biçimsel ve işlevsel özellikleri bakımından yörelere göre benzerlikler ve farklılıklar göstermektedir. Çalışmanın amacı, geleneksel giysilere yönelik farkındalık oluşturmak, geleneksel giyim elemanları yok olmadan, unutulmadan yeni tasarımlarda yaşatılmasını sağlamak ve böylece sürdürülebilirliği açısından bir örnek oluşturmaktır. Çalışmadaki ikincil amaç ise, geleneksel giysilerin önemli bir parçası olan cepkenlerden yola çıkılarak, çalışma kapsamında yeni tasarlanan giysilerle günümüz moda anlayışına katkıda bulunmaktır. Bu amaçlarla öncelikle cepkenler yörelere göre ele alınarak ayırt edici özellikleri anlatılmış, özgün cepken ve giysi tasarımları yapılmış ve uygulamaya aktarılmıştır. Bu amaçlarla öncelikle cepkenler yörelere göre ele alınarak ayırt edici özellikleri anlatılmıştır. Bölgelere göre geleneksel cepkenlerden yola çıkılarak özgün cepken tasarımları yapılmış ve uygulamaya aktarılmıştır. Yöresel cepkenlerin rehberliğinde, kumaş, süsleme, biçim, dikiş ve yeni işlevsel özellikler gözetilerek 16 farklı tasarım uygulanmış, açılan bir kişisel sergi ve mini defile ile sanatseverlerin beğenisine sunulmuştur.

Gamze Ermiş
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hediyelik ve turistik ürün geliştirme kapsamında inovatif bez bebek tasarımları

Geleneksel giysi kültürümüzü gelecek nesillere aktarmanın ve tanıtmanın en iyi yollarından biri bez bebeklerdir. Küreselleşen dünyada, turizm sektöründeki değişiklikler, hediyelik ve turistik eşya üretimine de yansımıştır. Bu değişikliklere uyum sağlamak için kültürel değerleri muhafaza ederek, yozlaştırmadan pazarlamak en önemli unsurdur. Günümüze kadar bez bebeklerin hem oyuncak hem de koleksiyon ögesi olarak kullanıldığı gözlenmiştir. Bez bebeklerin kız çocuklarının oyuncağı olmasının dışında, turistik hediyelik eşya olarak pazarlanıp yöre ekonomisine, bölgelerin tanıtımına ve turizmine katkı sağlaması, farklı dolgu malzemeleri kullanılarak başka alternatif kullanım alanlarına da vurgu yapılması önemlidir. Doğal malzemelerle üretilmiş, sağlıklı, çevreci, turistlerin ilgisini çekebilecek inovatif bez bebeklerin talep göreceği tahmin edilmektedir. Bu çalışmanın amacı hediyelik ve turistik eşya olarak kullanılmak üzere inovatif bez bebekler tasarlayarak uygulamaktır. Bu çalışmanın hedefleri, Nevşehir yöresel giysi kültürünü yansıtan, yöre tanıtımına katkı sağlayan bez bebekler yapmak, unutulmaya yüz tutmuş kitre bebek sanatına dikkat çekmek, bez bebek tasarımlarında farklı dolgu malzemelerinin kullanılabilirliğini ortaya koymak ve artık materyallerden tasarımlar yaparak geri dönüşüme bez bebekler aracılığıyla yeni bir pencere açmaktır. Çalışma kapsamında öncelikle kalıpları hazırlanan bebeklerin beden iskeletleri hazırlanmıştır. Tasarlanan bebekler farklı boyutlarda uygulanmıştır. Uygulama aşamasında tasarımda belirlenen ölçülerde ve belirlenen malzemelerle bebekler, kiraz çekirdeği, lavanta, pamuk, mısır kabuğu gibi dolgu malzemeleriyle doldurulmuştur.

Nevin Yalçın
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tarımdan sanata agronomik ağaç baskı

Ahşap kalıplara boya verilmek suretiyle boyalı kalıp ile kumaş üzerine baskı uygulanarak yapılan desenleme işlemi ahşap baskı olarak ifade edilmektedir. Ahşap baskı sanatı, kullanılan malzemelerin tamamen doğal olması ve kendine has uygulama tekniği ile tarihsel dönem içerisinde her zaman ilgi görmüş, bilinen en eski desenleme yöntemidir. Günümüzde, teknoloji ve malzemelerinin yaygın olarak kullanılması, tasarım ve uygulamaların değişim ve yenilenme ihtiyacının gerekliliğini ortaya çıkarmış, sanatçılara da tasarımlarında farklı disiplinlerden faydalanarak eserler üretmelerinin yolunu açmıştır. Bu disiplinlerden birisi de agronomidir. Agronomi ve sanat farklı disiplinler olarak düşünülse de el sanatı ürünlerin hammaddesini oluşturan tekstil malzemelerinden, baskı kalıplarına, renklendirmede kullanılan doğal bitkisel boyalardan bitkisel motiflere kadar disiplinler arası ilişki görülmektedir. Bu çalışmada, ahşap baskı sanatı, uygulama tekniği, uygulama alanları ve kaynaklarının, alan yazın taraması ve diğer sanatsal üretimlerin incelenmesi ile irdelenmesi; belirli bir konsept çerçevesinde ahşap baskı kalıbı tasarımı ve oyulan ahşap baskı kalıpları ile giysilere ve donatılara uygulaması yapılmıştır. Çalışmada ahşap baskı sanatının tarihçesinde önemli yer tutan ve tarihsel dönem içerisinde bu sanatın her aşamasına şahitlik eden Tokat İli ve çevresinde yetişen on beş adet tarımsal ürünün konsept olarak seçilmesi ve bu bağlamda yorumlanması amaçlanmıştır. Bu çalışmanın geleneksel el sanatları sanatçılarına farklı bir bakış açısı kazandırarak, ürettikleri ürünlerin dokusunu bozmadan, aslına uygun şekilde yeni tasarımlarla, ürünler ortaya çıkarmalarına ve çalışmanın konsepti içerisinde yer alan tarımsal betilerin, Tokat ve Tokat yöresinde yetiştirilen tarımsal ürünlerin öne çıkarılarak tanıtılmasına katkı sağlaması hedeflenmiştir. Bu amaç ve hedefler doğrultusunda geleneksel yöntemlerle ahşap baskı kalıpları oyularak, ev tekstili, yazma, şal, kadın giysi ve donatıları gibi tekstil ürünleri üzerine baskı uygulaması işlemi gerçekleştirilmiş ve ortaya çıkan uygulamalar görselleri ile sunulmuştur. On beş adet özgün ahşap baskı kalıbı ve bu kalıplar kullanılarak süslenen ev tekstilleri, giysiler ve giysi donatılarından oluşan bir kişisel sergi düzenlenmiştir. Hazırlanan çevrimiçi sergi ile geniş kitlelere ulaşması sağlanan tasarımlara olumlu geri dönüşler olmuştur. Anahtar Kelimeler: Ahşap baskı, Tahta baskı, Yazmacılık, Agronomi, Geleneksel sanatlar

Ağaç baskıTürk el sanatları
Engin Küçükarslan
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Adana ili Feke ilçesi düz dokumaları

Türk kültür tarihinin önemli yapı taşlarından olan dokumacılık, binlerce yıldır günlük yaşam içerisinde fonksiyonel olarak yer almıştır. Türkler, bu dokumaları kullanarak yaşadıkları mekanları soğuktan, nem ve tozdan korumuşlar ve aynı zamanda da süslemişlerdir. Çadırlarının içerisini dokumalar ile döşemişler, giysilerini, erzaklarını, yine dokudukları heybelerde, çuvallarda, mafraşlarda korumaya almışlardır. Bugün de Anadolu'nun batısından doğusuna birçok önemli dokumacılık merkezinde kendine özgü renk, motif ve desen özelliğine sahip dokumalar, Türk insanının zevki ve becerisi ile çeşitli kullanım amaçları için üretilmektedir. Dokumacılık sanatının geçmişi Orta Asya'da yaşayan Türklere dayanmaktadır. Türklerin Orta Asya' dan Anadolu'ya göçüyle birlikte düz dokumacılık Anadolu'nun geneline yayılmıştır. Anadolu'da Adana ili Feke ilçesinde de düz dokumacılık köklü bir gelenek oluşturmuştur. Dokumacılığın Feke yöresinde gelişmesinde Varsak/Farsak Türkmenleri'nin fazla etkisi olmuştur. Varsak/Farsak Türkmenleri geçmişten gelen sanat ve kültürlerini günümüzde de Feke yöresinde yaşatmaktadır. Adana ilinin kuzey doğusunda yer alan Feke ilçesi, arazi yapısı bakımından dağlık ve engebelidir. Toros dağlarının arasında bulunan ilçede nüfusun çoğunluğu mahallelerde yaşamakta ve bu nüfusu, 16. yüzyıldan sonra yöreye göç eden Varsak/Farsak Türkmenleri oluşturmaktadır. Feke yöresinde insanların geçim kaynağı hayvancılık ve ormancılık faaliyetleri olmakla birlikte bazı mahallelerde buğday, üzüm, ceviz, elma, kiraz ve kivi tarımı da yapılmaktadır. Feke ilçesinde son yıllarda Tapan yöresinde yer alan mahallelerde yoğun şekilde lavanta tarımı yapılmaktadır. Yörede yaşayan insanlar el sanatları bakımından yetenekli ve düz dokumacılık kültürüne sahiptirler. Bu el sanatlarının başında dokumacılık gelmektedir. Anadolu'nun önemli düz dokuma merkezlerinden biri olan Feke yöresinde 2023 yılında yapılan alan araştırmasında kullanım amaçlarına göre yaygı, duvar kilimi, seccade, namazlağı, heybe olmak üzere 245 adet düz dokuma örneği tespit edilmiş ve dokumalar kayıt altına alınmıştır. Bu araştırmada, dokumalarda kullanılan araç-gereçler, dokuma tekniği, dokuma tipleri, dokumanın kaç yıllık olduğu, dokumada kullanılan renk, motif, desen özellikleri gibi bilgilere ulaşılmıştır. Feke yöresinde yapılan araştırmanın amacı, yörede yoğun olarak yapılan dokumacılık sanatının geçmiş ve günümüzdeki durumu hakkında bilgi toplayarak bir kaynak oluşturmaktır. Tespit edilen dokumalarda, 20 adedi yaygı, 60 adedi seccade, 35 adedi namazlağı, 25 adedi yolluk, 15 adedi heybe ve 90 adedi de çuval dokumasıdır. Bu dokumalarda dokuma tekniği olarak düz kilim, ilikli kilim, sarma sınır atkılı kilim ve seyrek motifli cicim tekniğinin kullanıldığı, motif olarak da çoğunlukla koçboynuzu, kurtağzı, küpeli top/ cıngırdaklı çiçek (akrep), başak, ceviz (göz), parmak, tarak, kuşaklı elma (yıldız), lale, yılan, eşek, yarım eşek, küpe, saç bağı ve yaprak motiflerinin kullanıldığı belirlenmiştir. Yörenin düz dokumalarında siyah, beyaz, mavi, yeşil, kahverengi, gri, sarı, kınalı sarı (turuncu), mor, kırmızı ve pembe gibi renkler ağırlıklı olarak kullanılan renklerdir. Feke ilçesinde ve mahallelerinde yapılan inceleme sonucunda geçmiş yıllarda dokumacılık faaliyetleriyle öne çıkmış iki yöre tespit edilmiş olup bunlar, Tapan ve Bahçecik yöresidir. İki yörenin de kendi yörelerine ait özgün dokumaları bulunmaktadır. Tapan yöresi dokumaları incelendiğinde genel olarak, ilikli kilim tekniğinin kullanıldığı ve dokumalarda motif olarak; başak, tarak, parmak, lale, çiçek, kuşaklı elma (yıldız), elma, yılan (çengel), galamak (parmak), parmaklı top (sandık) ve muska gibi motiflerin ağırlıklı olarak yer aldığı görülmektedir. Bahçecik yöresi dokumaları incelendiğinde de, dokuma tekniği olarak sarma sınır atkılı kilim tekniğinin kullanıldığı ve dokumalarda motif olarak; kurt izi (kurtağzı) sürgülü top (sandık), cıngırdaklı çiçek/küpeli top (akrep), eşek, yarım eşek, kurtağzı, koçboynuzu, eli belinde ve ceviz (göz) gibi motiflerin ağırlıklı olarak yer aldığı tespit edilmiştir. Feke yöresinin geneline bakıldığı zaman bu iki yöreye yakın olan köylerde tespit edilen dokumaların hangi yöreye yakınsa o yörenin dokuma özelliğini taşıdığı ve bazı mahallelerde ise her iki yörenin de dokuma özellikleri birlikte kullanılarak dokunmuş örnekler bulunduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: El sanatları, Dokumacılık, Düz dokuma, Kilim, Adana, Feke, Tapan, Bahçecik

Mevlüt Varlı
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırşehir ili Mucur ilçesi halk kültüründe yer alan geleneksel eşya

Halk kültüründe geleneksel eşyaların önemli bir yeri vardır. Geleneksel eşyalar, halk bilgisinin geleneksel öğretilerinin somut örnekleridir. Bir toplumun tarihsel süreçte, geçmişte ve yakın zamanda kullandığı geleneksel eşyalar, toplumsal bellekte yer ederek, kültürünün aynası olmaktadır. Halk bilimsel ve halk kültürüne yönelik çalışmalarla, kişinin yaşamı boyunca kullanmış olduğu gereçlere dayanılarak, yani kişinin özünden yola çıkılarak, bütün bir toplumu tanıyabilmek mümkündür. Hızla gelişen teknoloji ve değişen yaşam koşullarının koşutunda, günümüzde bu alanda kaydedilen en önemli sorun, geleneksel eşyalara sahip çıkılmaması sonucu yok olmalarıdır. Geleneksel eşyaları, resmi veya özel, derlem bütünlüğünde saklayan ve koruyan bireysel derlemciler vardır. Bu derlemcilerin geleneksel eşyaları gelecek kuşaklara aktarma çabalarının yanı sıra, bağışçılar sayesinde de günümüzde müzelere kazandırılmış parçalara rastlamak mümkündür. Aynı zamanda, geleneksel eşyalar, fiziksel olarak yok olsalar bile, o eşyayı kullanmış veya kullanıldığına tanıklık etmiş kişilerin belleğinde ya da eski fotoğraflarda yaşayabilmektedirler. Mucur yöresi özelinde, böyle bir örnekleme, emekli öğretmen Muzaffer Yıldırım'ın, kişisel çabalarıyla topladığı derleminde rastlanılmıştır. Tarım, hayvancılık, ev eşyaları gibi alanlara özgü, yörede eskiden üretilmiş ve kullanılmış, böylece Mucur halk kültüründeki yerini almış birçok eşya derlemin kapsamındadır. Bu tezin amacı, Muzaffer Yıldırım derleminde bulunan, Kırşehir ili Mucur ilçesi halk kültüründeki geleneksel eşyaların tespitini yapmak ve kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel kültürde yer alan araçların korunmaya alınmasına katkıda bulunmaktır. Ana amaç doğrultusunda, bu eşyaların yapıldığı malzeme ve yapım tekniğini, yöreye özgü adlandırmalarını, kullanım alanlarını, varsa bilinen hikayelerini derlemek, eşyaları fotoğraflarla belgelemek hedeflenmiştir. Muzaffer Yıldırım derleminde yer alan geleneksel kullanım eşyaları on bir bölümde sınıflandırılıp, listelenerek incelemeye alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Halk Kültürü, Halk Bilimi, Geleneksel Eşya, Mucur.

El sanatlarıEv eşyalarıEşyalar+7
Serpil Seyitgazioğlu
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dalakçı kilimlerinde yer alan motiflerin ajur süsleme tekniġi ile seramik yüzeylerde uygulanması

Dokuma sanatı geçmişten günümüze kadar varlığını devam ettiren bir sanattır. İnsanlar duygu ve düşüncelerini yaptıkları dokumalardaki motiflere aktarmışlardır. Bu motifler, farklı yörelerdefarklı isimlerle adlandırılsa da görsel açıdan birbirine yakındır. Kırşehir dokumalarında yer alan bukağı motifi Muğla dokumalarında da görülebilmektedir. Bu çeşitliliğe sahip motif kültürünü farklı disiplinlerde kullanmak mümkün. Günümüz modern seramik çalışmalarında farklı formlar üzerine Kırşehir Mucur Dalakçı Köyü kilim motiflerinden bir kısım seçkiler bu çalışmada kullanılmıştır. Çalışmada bu kilimlerdeyer alan motiflerin seramik sanatına ajur süsleme tekniği ile estetik bir kaygı içerisinde uyarlanması ve farklı iki disiplinin birleştirilmesi amaçlanmıştır. Mucur Dalakçı Köyü kilimlerinde; akrep motifi (kıvrım), seleser motifi, elibelinde (eliböğründe) motifi, ev motifi, yarım ev motifi, kurtağzı (tazı kuyruğu) motifi, gerdan ayağı motifi, sandık oyu (bıçkır/ parmak) motifi, aşık (aşığı) motifi, bukağı (kazan kulpu) motifi, pıtrak motifi, çıtlık (başlı çıtlık) motifi, saçbağı (çıngıraklı oy/ saçaklı oy) motifi, aşk-birleşim (ying-yang) motifi, koçboynuzu motifi, kıvrım (tek dallı oy) motifi, kaşık sapı motifleri yer almaktadır. Uygulama ve teknik yaklaşımlar dikkate alınarak seramik çalışmalarda görülen özgün ifade farklılıklarının irdelenmesi ayrıca çalışmanın amaçları arasındadır. Kırşehir Mucur ilçesi Dalakçı köyü kilimlerinde geçen akrep, bukağı, çıtlık, elibelinde, kurtağzı, pıtrak ve seleser motifleri olmak üzere toplam yedi adet motif kullanılmıştır. Bu motiflerin uygulanabilirliği için eskiz çalışmaları hazırlanmış ve uygulama aşamasında ajur süsleme tekniğine uygun araçlar yardımı ile seramik yüzeylere (vazo, tabak, kâse) aktarımı yapılmıştır. Günümüzde yapılacak olan yeni çalışmalarda, farklı disiplinleri bir arada kullanabilmek açısından bu çalışma önemli görülmektedir.

AjurGeleneksel Türk sanatıKilimler+4
Pınar Macar Köksal
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sanat ve zanaat akımı bağlamında tuval üzerine nakış uygulamaları

Nakış sanatı geçmişten günümüze kadar gelen en eski sanatlardan birisidir. Antik çağdan bu güne kadar gelen ve bulunduğu toplumun kültürel yapısını taşıyan bir sanat dalıdır. "Kadın İşi" olarak nitelendirilen ve cinsiyetçi bir yaklaşımla uzun yıllar boyunca varlığını sürdürmüştür. William Morris bu cinsiyetçi yaklaşımı değiştirmek amacıyla nakış sanatını tekstil ürünlerinde kullanarak yeni bir boyut kazandırmıştır. Morris sanayinin seri üretim ürünlerin ucuz ve değersizliğini vurgulayarak, el sanatları benzersizliğini ve kalitesini savunmuştur. Bu tez çalışmasının amacı, 19. Yüzyılda İngiltere'de başlayan Sanayi Devrimi sonucunda değer kaybeden nakış sanatı, John Ruskin ve William Morris'in kurduğu Arts and Crafts akımının nakış sanatını yeniden canlandırmak ve gün yüzüne çıkartarak Arts and Crafts akımının etkilerini tespit etmektir. Arts and Crafts akımından etkilenen birçok sanat akımı ve sanatçılar bulunmaktadır. Sanat ürünlerine yeni yorumlar eklenerek sanata ilgi artırılmıştır. Giyim, ev dekorasyon ürünleri, mobilya tasarımları, aksesuar, seramik sanatında, duvar panolarında gibi birçok alan da nakış sanatının yansımaları görülmektedir. Modern sanatın ilk aşaması olarak kabul edilmektedir. Arts and Crafts akımı bağlamında tuval üzerine nakış uygulamaları metodundan yola çıkılarak özgün tasarımlar tuval üzerine aktarılmıştır. Uygulama çalışmalarında yer alan motif ve desenler ile sınırlandırılmıştır. Bu sınırlılıklar baz alınarak nakış işlemeciliğinin teorik alt yapısı incelenerek, Arts and Crafts akımı etkisinden yola çıkılarak tuval üzerine nakış işlemeleri uygulanmıştır.

Kader Şan
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Oltu taşı işlemeciliğinin günümüzdeki durumu

Türkiye'de geleneksel el sanatlarının sürdürülmesi ve gelişmesiyle ilgili yaşanılan sorunlardan bazıları, bu işi yapan zanaatkarların büyük şehirlere göç etmesi, yaşlarının ilerlemesi ya da vefat etmeleri gibi nedenler ile bu sanatları devam ettirecek kalifiye eleman yetişmemesidir. Günümüzde birçok el sanatı hem belirtilen bu sebepler hem de teknolojik ve bilimsel gelişmelerin getirdiği değişim ile azalmaya hatta yok olmaya başlamıştır. Bu çalışmada yöresel kalkınmaya büyük destek veren Türk el sanatlarından Oltu taşı işlemeciliğinin, günümüzdeki durumu ve geçmişten günümüze kadar olan süreçte yaşadığı değişim incelenmiştir. Bu amaçla Erzurum ili ve Oltu ilçesinde imalat ve satış atölyelerine yapılan ziyaretlerde, 72 Oltu taşı işleme ustası ile görüşülmüş ve bu el sanatının hammadde, kullanılan araç gereçler, üretim tekniği, süsleme teknikleri, üretilen ürünler, pazarlama bilgileri tespit edilmiştir. Yine yörede yapılan araştırmada edinilen bilgiler ile Oltu taşı işlemeciliğinin geçmişten günümüze yaşadığı değişimin nedenleri belirlenmiştir. Değişimin tespit edilmesinde alan araştırmasının sonuçlarının yanı sıra Alparslan (2009)'a ait "Oltu Tası İşlemeciliği ve Yörede Üretilen Ürünlerin Bazı Özellikleri" doktora tez çalışması temel alınmıştır. Oltu taşı işleme ustaları ile gerçekleştirilen görüşme ve literatür bilgisi sonuçlarına göre; hammadde de değişiklik olmadığı, hammadde çıkarılır iken, klasik aletlerin yerini günümüz teknolojik alet ve makinalarının aldığı, işlemecilikte geçmişte kullanılan aletler ile birlikte, günümüz teknolojik aletleri olan CNC makinası ve elmas testerenin de kullanılmaya başladığı görülmüştür. Üretim tekniklerinin geleneksel olarak devam ettiği, süslemede genellikle gümüş, pirinç madeni, firuze ve mercan kullanıldığı, altın madeninin maliyeti artırdığından sadece sipariş üzerine kullanıldığı tespit edilmiştir. Süsleme tekniklerinden savat ve telkâri tekniklerinin günümüzde uygulanmadığı, satışı yapılan telkâri ürünlerin Mardin yöresinden temin edildiği, üretilen ürünlerden en çok tespih çeşitlerinin üretildiği ve üretilen ürünlerin genellikle yöre halkına ve yerli turistlere mağaza ortamında pazarlamasının yapıldığı tespit edilmiştir. 2010 yılında yaşanan ekonomik kriz sonucunda hammadde çıkarılmasında artan giderler, süslemede kullanılan soy madenlerin aşırı pahalanması ve işçi maliyetlerinin artmasına bağlı olarak büyük durgunluk yaşanmıştır. Usta çırak ilişkisi ile yapılan bu mesleği, yeni yetişen neslin eğitim ve daha rahat modern yaşam isteği, günümüz ekonomik şartları, modern meslek alanlarına yöneliş ve ekonomik nedenlerden dolayı birçok meslek dalında olduğu gibi Oltu taşı işlemeciliğin de zanaatkar yetişmesine engel olmuştur. 2016 yılından sonra gelişen teknolojik aletlerin piyasaya girmesi sonucunda, merdiven altı üretimin artması ile birlikte kalitesiz ve ucuz malların üretilmesinin, 2019 yılından sonra çoğalan tespih mezatçıları ve pazarlamacıların Oltu taşı adı altında ve kalitesiz (Rus-Gürcü) taşı ile yapılan ürünleri piyasa sürmesinin ve 2020 yılında Covid-19 Pandemisinin Oltu taşı işlemeciliğini durma noktasına getirdiği görülmüştür. Bu da geleneksel Oltu taşı işlemeciliğine zarar vermektedir. Gün geçtikçe kaybolmaya başlayan Oltu taşı Türk el sanatı zanaatkarlığının korunması önem taşımaktadır. Bu hem yerel istihdamın artmasına hem de geleneksel değerlerin geliştirilmesi ve kültürel mirasın korunması ile sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlayacaktır.

Muhammet Kocaman
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gülşehir Karavezir (Seyyid Mehmed Paşa) Camii kalem işi süslemeleri

XVIII – XIX. yüzyıl evrensel anlamda, sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik ve teknik gelişmelerin meydana geldiği bir dönemi yansıtmaktadır. Bu değişim dünyada, toplumlar ve devletler arasında yayılım alanı bulmuş ve geleneğe bağlı olarak da köklü bir değişim yaşanmasına yol açmıştır. Bu zaman çizelgesinde kendisine yer bulan Osmanlı Devleti de değişen dünyaya sırt çevirmemiş ilk olarak askeri düzende iyileştirmeler için yüzünü batıya çevirmiştir. Askeri platformda başlayan batının etki ettiği bu değişim özellikle sanat ve mimaride de etkisini göstermiştir. XVIII – XIX yüzyılda yapılan duvar resimleri Batı etkisi ile gelişen ve değişen Osmanlı kalem işi sanatının en önemli eserlerini oluşturmuştur. Bu eserlerden birisi de Karavezir (Seyyid Mehmed Paşa) Camisidir. Nevşehir'in Gülşehir ilçesinde bulunan Karavezir Seyyid Mehmed Paşa Camii, Cumhuriyet Meydanında yer almaktadır. Karavezir Camii, 1778 –1779 yıllarında I. Abdülhamid sadrazamlarından olan Silahtar Karavezir Seyyid Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştır. Geç Dönem Osmanlı mimarisini yansıtan camii, tek kubbeli ve kare planlıdır. Süslemeler genellikle stilize çiçekler, lale motifleri, vazolar, sarmaşık ve madalyon motifinden oluşmaktadır. Süslemeler son cemaat yeri kubbesinde, mihrap önü bölümü, minber ve pencere alınlıklarında yoğunlaşmıştır. Bu araştırmada Karavezir Seyyid Mehmed Paşa Camii'nin, tarihi geçmişinin incelenmesi, iç ve dış mekân süslemelerinin ayrıntılı olarak fotoğraf ve çizimlerle tanıtılması amaçlanmıştır. Cami süsleme açısından zengin olmasına rağmen bu konuda sınırlı sayıda kaynakların olması ve bu kaynaklarda yer alan fotoğrafların çizimlerine yer verilmemesi, bu araştırmanın planlanmasındaki amaçlarından birisidir.

Derya Saçan
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geleneksel keçe uygulayımı ile özgün hediyelik ve turistik eşya tasarımları

El sanatları geçmişten günümüze kadar ulaşan en eski sanatlardan biridir. Keçe sanatı da el sanatları içerisinde yerini almış, gelişim ve değişim içerisinde varlığını sürdürerek günümüze kadar ulaşmıştır. Orta Asya'dan uzanan tarihsel süreç boyunca, toplumdaki işlevselliğine bağlı olarak varlığını sürdürmesiyle belirginleşen keçe sanatı, geleneklerimizin doğasını anlamamıza katkıda bulunmuştur. İnsanlara toplumsal bilgi aktaran gelenekler, zaman içinde toplum tarafından deneyimlenmiş, dönemin koşullarına göre şekil almış, uygulanmış ve gelecek kuşaklara aktarılmıştır. Bu gelenekler arasında yer alan el sanatları; barınma, beslenme, süslenme, giyinme gibi birçok ihtiyacı karşılamak için kullanılmıştır. Ustaların becerisiyle ortaya çıkan keçe ürünler, sadece ihtiyaçları karşılamakla kalmamış, aynı zamanda üzerlerine süsleme yapılarak sanat ve estetik açıdan da önem kazanmıştır. Anadolu insanının duygu düşünce ve değerlerini yansıtan geleneksel keçe sanatı motifleri bize rehberlik ederek bilgi sunmaktadır. Bu geleneklerin oluşumunda, göçebe yaşamdan yerleşik yaşama geçiş önemli bir rol oynamıştır. Gelenekteki değişimle birlikte, keçe sanatı da doğal ihtiyaçlardan kaynaklanmış ve giderek toplumun talep ve gereksinimlerine göre evrilmiştir. Türklerin Anadolu'ya yerleşmesi ile Selçuklu Devleti döneminde önemli bir kent olan ve birçok medeniyete ev sahipliği yapan Kırşehir ili de el sanatları içerisinde yer edinmiştir. Türk kültürünün hâkim olduğu şehir, el sanatları alanında zengin bir merkez haline gelmiştir. Bu el sanatlarından biride dokumacılıktır. Yörede dokumacılık geliştirilerek devam etmiştir. Ürettikleri dokumalarıyla insanlar duygu, düşünce, gelenek ve göreneklerini, istek ve arzularını yansıtmışlardır. Dokunan halı ve kilimlerde yöreye özgü motifler ön plana çıkmış ve dokumacılar her birine farklı anlam yükleyerek isimlendirmişlerdir. Çalışmanın amacı geleneksel (tepme) keçe uygulayımı ile hediyelik ve turistik eşyalar tasarlamak ve bu tasarımların oluşumunda Kırşehir yöresi düz dokuma motiflerini temel almaktır. Bu motifler kullanılarak hediyelik ve turistik eşya tasarımları yapılmış, yapılan tasarımların güncel kullanım eşyası olarak üretilmesi amaçlanmıştır. Bura da bir diğer amaç ise oluşturulan tasarımlarında geçmişin izlerini taşıyan, kültürel miras niteliğinde olan yöre dokuma motiflerini günümüze taşımaktır. Böylelikle unutulmaya yüz tutmuş dokuma sanatını keçe uygulayımı ile bütünleştirerek tekrar canlandırıp tanınır ve bilinir hale getirmek hedeflenmiştir. Kırşehir düz dokumalarında bulunan ve yaygın olarak kullanılan motiflere yer verilerek oluşturulan özgün tasarımlar geleneksel (tepme) keçe uygulayımı ile çanta, şapka, kemer, yelek, takı, süs eşyaları vb. hediyelik ve turistik eşyalara dönüştürülmüştür. Anahtar Kelimeler: Geleneksel (tepme) keçe, keçe sanatı, hediyelik eşya, turistik eşya, Kırşehir, düz dokuma, kilim, motif

Tuğba Yılmaz
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Malatya Battalgazi Ulu Camii süslemeleri ve özgün tasarımlar

Taş süslemeciliği, Anadolu Selçuklu Dönemi ve Erken Dönem Osmanlı mimarisinde görülen en önemli kültürel süsleme unsurlarından biri olmuş ve yüzyıllar boyunca önemini korumuştur. Türklerin Anadolu'ya gelişleriyle kullanmaya başladıkları bir yapı malzemesi olan taş, farklı kullanım alanları için inşa edilmiş tüm mimari yapılarda süsleme unsuru olarak da tercih edilmiştir. Bu tercihin ortaya çıkmasındaki en önemli faktör taşın Anadolu'nun jeolojik alt yapısına ilişkili olarak en çok bulunan doğal malzeme olmasıdır. Bu çalışmanın konusu Anadolu Selçuklu sanat tarihinde görülen en önemli kültürel eserlerden biri olan Malatya Battalgazi Ulu Camii'nin süslemeleridir. Malatya Battalgazi Ulu Camii'nin kitabesinden edinilen bilgilere göre; Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad zamanında Mansur bin Yakub'un emriyle 1224 yılında yapılmıştır. Caminin duvar süslemelerinde kullanılan çiniler ilginç resim üsluplarıyla Anadolu Selçuklu sanat üslubunu yansıtan en zengin örneklerden oluşmaktadır. Günümüzde caminin tezyinatında bulunan çoğu desenler ulaşılabilir durumdadır. Taş yüzeyi üzerinde görülen Selçuklu sanatının geometrik üsluplu süslemeleri, düzgün yıldız çokgenler ve çizim kuralları, duvar yüzeylerindeki turkuaz renkler ve desen uyumu, simetri ile oluşturulmuş bordürler, tuğla ve taş işçiliğindeki ustalığın sanata dönüşümü sanatsal açıdan doruk noktasındadır. Bu çalışmada Malatya Battalgazi Ulu Camii süslemelerinin bezeme üslubunun, malzeme ve teknik özellikleri açısından ayrıntılı olarak incelenmesi, tezhip sanatına uygun olan desenlerin seçilip geometrik ve tezyini açıdan analizinin yapılması ve analiz çalışmaları sonucunda çıkarılan desen eskizlerinin, tezhip sanatı ile özgün tasarımların üretilmesi amaçlanmıştır. Aynı zamanda bu alanda çalışan, araştırmacılara, tasarımcılara sanatçılara ve konuyla ilgili araştırmalara kaynak oluşturması ve alan yazına katkı sağlaması hedeflenmiştir. Bu amaçla çalışma, alan yazın taraması ve alan araştırması merkezli olmak üzere iki yöntemde yürütülmüştür. Malatya ili Battalgazi ilçesi sınırları içerisinde bulunan Battalgazi Ulu Camii süslemelerinin, tezyinat programında yer alan süslemelerin ve hangi kompozisyonlar kullanılarak oluşturulduğu araştırılmış ve bu çeşitliliğe sahip süslemelerin farklı disiplinlerde kullanmanın mümkün olduğu görülmüştür. Alan yazın taraması sonuncunda caminin süslemeleri üzerine çeşitli çalışmaların yapılmış olduğu belirlenmiştir. Ancak bu çalışma caminin süslemelerinin tezhip sanatının ve tezyinat özelliklerinin ele alınarak süslemelerin yeniden yorumlanması açısından özgündür. Tarihinin ortak mirası olan cami süslemelerinin tezyinî açıdan incelenmesi ve motif analizlerinin yapılması oldukça önemlidir. Dolayısıyla, bu tür tarihi eserlerin sadece mimari açıdan değil süsleme özelliklerinin de farklı yönlerden incelenmesi, değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çalışma ayrıca, yapılacak koruma ve onarım uygulamalarına rehberlik etme potansiyeli taşıması açısından da oldukça önem taşımaktadır.

Aslı Ümran Ulaş
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anamur Bahşiş köyleri taşıma amaçlı kullanılan dokumalar

Yörük yaşam biçiminin temelinde olan dokuma, insanoğlunun barınma ve örtünme ihtiyacını karşılamak için ortaya çıkmıştır. Anadolu'nun hemen her yöresinde yapılan dokumacılık, Anamur Bahşiş köylerinde geçmiş zamandan beri yapılmış ve günlük hayatta kullanılan dokuma örnekleri üretilmiştir. Fakat yörede günümüzde dokuma yapılmamakta, dokuma yapmayı bilen kadınlar ise sağlık sorunları ve yaşlılık sebebiyle dokuma yapamamaktadır. Geçmişte yapılan dokuma örnekleri kullanılmaktadır. Bunlardan çuval, çul, heybe, torba ve kolanlar taşıma amaçlı kullanılan dokuma türleridir. Yöre halkının ihtiyaçlarını karşılamada yardımcı olan ve taşıma amaçlı yapılan dokuma ürünlerin hammaddesi yün veya kıldır. Bu malzemeleri, yöre halkı beslediği hayvanlardan kendisi temin etmektedir. Yöre dokumalarında kilim, cicim, zili ve sumak teknikleri yapılmakta olup kırmızı, kınalı sarı, sarı, beyaz, siyah, yeşil ve mor renkler kullanılmaktadır. Yörede tespit edilen 38 adet taşıma amaçlı dokuma örneğinin 18 âdeti Karalarbahşiş köyüne, 8 âdeti Gercebahşiş köyüne ve 12 âdeti Güneybahşiş köyüne aittir. Her geçen gün sayısı azalan taşıma amaçlı özgün dokuma örneklerinin tespiti, renk, motif ve desen özelliklerinin belirlenmesi, kaydedilmesi ve belgelenmesi çalışmanın amaç ve önemini göstermektedir. Bu amaç doğrultusunda yörede alan araştırması yapılıp yöre halkı ile sözlü görüşmeler yapılmıştır. Alan araştırmasıyla elde edilen veriler, edebiyat taramaları ile harmanlanıp ana ve alt başlıklar altında anlatılarak açıklanmıştır. Yapılan araştırma bundan sonra yapılacak çalışmalara alanında kaynak olması ve milli kültür unsurumuz olan dokuma sanatının kuşaklar arasındaki bağı devamlı kılmak gayesindedir.

Selda Ciğer
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırşehir kültürünün modern nakış ve illüstrasyon tekniği ile hediyelik eşya tasarımına yansıtılması

Kültür bir toplumun maddi ve manevi bütün unsurlarından oluşan bir değerdir. Kültür aktarılması ve yaşatılması ise kültürel değerler ile gerçekleşir. Kültürel değerler, içinde yaşadıkları toplumların gelenek görenekleri, yaşayış biçimleri ve dini inançları ile belli bir birikimin sonucunda oluşmuşlardır. Bu şekilde oluşan kültürel değerlerin aktarımı ise büyük çoğunlukla sanatla gerçekleşmektedir. İnsanların yaşadıkları yer dışında çeşitli sebeplerle (gezi, dinlenme, eğitim, ekonomik vs.) başka yerlere ziyaretler gerçekleştirirler. Bu esnada gitmiş oldukları yerin tarihi ve kültürel zenginliklerini, gelenek ve göreneklerini yansıtan, oraya ait olan bir hediyelik eşyayı satın almak isterler. Bir yörenin tarihi ve doğal güzelliklerini, kültürel zenginliklerini anlatan, gelenek göreneklerini yansıtan, hem taşınabilir hem de hatıra olarak saklayabileceği farklı özelliklere sahip bir hediyelik ürün ise çoğunlukla el sanatları ürünleri ile yapılmaktadır. El sanatı ürünlerin el emeği ile üretilmesinin yanında, geleneksel özellikleri taşıması, işlevsel özellikte olması ve bulunduğu yörenin kültürünü yansıtması hediyelik eşya olarak tercih edilmesinin en önemli nedenleri arasındadır. Bu çalışmada İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan ve zengin bir geçmişe sahip olan Kırşehir ilinin kültürel değerlerinden; Neşet Ertaş, müzik kültürü, Ahi Evran, ahilik kültürü, Ahi Evran Cami, Ahi Evran Türbesi, Cacabey Medresesi, Cacabey Türbesi, Kervansaray ve Kervansaray Köprüsü, Üçayak Kilisesi, Seyfe Gölü- flamingo kuşu ile birlikte Kırşehir kaman cevizi ve Kırşehir pekmezi çalışmalarda konu konu alınmıştır. Geleneksel el sanatlarında işleme tekniği ve grafik sanatında illüstrasyon tekniği kullanılarak Kırşehir kültürünün hediyelik eşya olarak tasarlanması amaçlanmıştır. Bu bağlamda 13 (on üç) adet tasarım hazırlanmıştır. Bu tasarımların günümüz modern sanatı ile bütünleşmesi için illüstrasyon tekniği uygulanarak yöreye ait kültürün resimsel bir şekilde anlatımı sağlanmıştır. Geleneksel ve çağdaş yöntemlerin harmanlanması ile yapılan bu tasarımlar, yöresel kültürün tanıtılması, gelecek kuşaklara aktarılmasının yanı sıra yerel turizme de hediyelik eşya tasarımları olarak ekonomik boyutta katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Kırşehir, Kültürel Değerler, El Sanatları, Hediyelik Eşya, İllüstrasyon.

Tülay Yıldız
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mitolojik yaratıkların yakma resim tekniği ile özgün uygulamaları

Mitoloji, kahramanlık anlatıları gibi kültürler arasında dilden dile dolaşmış olup aynı zamanda mitolojik yaratıklar da efsanevi olarak anılmaktadır. Bitkisel, hayvansal ya da nesneli bezemeler dışında, mitolojik yaratıklarında sanat eserlerinde süsleme unsuru olarak kullanıldığı görülmektedir. Türk ve dünya sanatında, gerçek dışı hayal ürünü nitelik taşıyan, mitolojik ile efsanevi unsurların, hem anlatım dili hem de tamamlayıcı öğe olarak sanatsal eserlerde önemli yer tuttuğu görülmektedir. Bu çalışmada mitolojik yaratıklardan hayvansal kökenli olanlara yer verilmiştir. Ahşapla ilgili sanatsal çalışmalar ve örnekleri incelendiğinde hayvansal kökenli mitolojik yaratıkları konu edinen bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Söz konusu bu eksiklikten hareketle ahşap satıh üzerine yakma resim (pirogravür) tekniği kullanılan ile özgün uygulamalar yapılmıştır. Yakma resim (pirogravür) tekniğinde ateş ve ahşabın bir araya gelmesiyle açık koyu renk skalaları elde edilerek sepya renk tonları kullanılmıştır. Görsel çalışmaların bazı yerlerinde ise renklendirmelere yer verilmiştir. Türk ve dünya mitolojilerinden seçilen hayvansal kökenli motifler, bitkisel ve geometrik motiflerle birlikte stilize edilerek yorumlanmış, özgün sanatsal uygulamalar yapılmıştır. Mitoloji de yer alan efsanevi yaratıkların mitolojik olarak özellikleri araştırılmış ve farklı anlamlar taşıyan hayvansal kökenli yaratıkların seçilmesine özen gösterilmiştir. Çalışma konusu olarak; Griffin, Garuda, Minotor, Pegasus, Harpya, Skylla, Ejderha, Sfenks, Chimera, Unicorn, Burak, Şahmeran, Dabbetü'l Arz, Zümrüdüanka, Mantikor, Triton olmak üzere 16 hayvansal kökenli mitolojik yaratık seçilmiştir. Bu tasarımlar oluşturulurken öncelikle seçilen 16 mitolojik yaratığın eskizleri çizilmiştir. Çizim sürecinde, kitaplar, görsel kaynaklar ve dijital ortamda ulaşılan görsel materyallerden yararlanılmıştır. Elde edilen bu görsellerin yeniden düzenleyimi yapılarak özgün tasarımlar oluşturulmuştur. Böylece özgün yorumlarla yeniden tasarlanan mitolojik yaratıklar, yakma resim (pirogravür) tekniği kullanılarak Türk ve Batı sanatında yer alan motif bezemeleriyle birlikte kullanılmıştır. Uygulamalar, kişisel sergi kapsamında sanatseverlerle buluşmuş ve yerel basında yer almıştır.

Meltem Var
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Adana Ulu Cami mihrabı tezyinatının kolaj tekniğiyle özgün yorumlamaları

Her toplumun kendine özgü kültürü, estetik anlayışı ve sembolü vardır. Toplumlar yaşadıkları coğrafyanın kültüründen etkilenerek kendi anlayışlarını ortaya koyarlar. Bu anlayış her alanda olduğu gibi sanata da yansımaktadır. Mimari yapılar sanatsal ve işlevsel açıdan önem taşımaktadır. Beylikler Devri yapıları arasında önde gelen eserlerden biri olan Adana Ulu Cami'nin yapımına 1513 yılında Ramazanoğlu Halil Bey tarafından başlanmış, oğlu Piri Mehmet Paşa tarafından 1541 yılında ibadete açılmıştır. Yapıda, Memlük, Selçuklu ve Osmanlı sanat anlayışlarının etkili olduğu görülmektedir. Bu etki mihrapta da kendini göstermektedir. Mihrap, farklı tarzdaki zengin süsleme özellikleriyle dikkat çekmektedir. Buna rağmen bu konuda yapılan detaylı bir çalışmaya rastlanılmamış ve bu nedenle Adana Ulu Cami mihrabı incelemeye alınmıştır. Mihrap süslemelerinde taş işçiliği, çini, hat sanatı ve kalemişi tekniği kullanılmıştır. Mihrap tasarımında bitkisel, hayvansal, geometrik, sembolik motiflere ve yazılı bezemelere yer verilmiştir. Bu çalışmada, Adana Ulu Cami mihrabının mimari üslubu, teknik yapısı, malzemesi, renk, motif ve desen özellikleri incelenmiştir. Çalışma; yazın taraması, alan araştırması, sözlü görüşme ve uygulama aşamalarından oluşmaktadır. Uygulama aşamasında yapılan tasarımlar geleneksel Türk sanatlarının kullanıldığı mihrap tezyinatının kolaj tekniğiyle özgün bir şekilde yorumlanmasıyla oluşturulmuştur. 20 cm x 30 cm boyutunda toplam 15 adet tasarım yapılmış ve her tasarımda mihrabın farklı bir bölümü ele alınmıştır.

Burcu Ortak
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırşehir Ağalar Konağında bulunan kirkitli dokumalar

devam ediyor

Ümüt Güzelküçük
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bursa Orhaneli ilçesi Göktepe Köyünde geleneksel çorap örücülüğü üzerine bir araştırma

Türk el sanatları içerisinde ve geleneksel giyim unsurları arasında kendine özgü bir yere sahip olan el örgüsü çoraplar, günlük kullanım gereksinimleri doğrultusunda sürekli giyilerek zamanla yıpranmakta ve böylece kültürel varlık olarak kaybolma riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. Teknolojik gelişmelerin etkisiyle el emeğine dayalı üretim biçimlerinin önemini yitirmesi ve çorap örücülüğüyle uğraşan birey sayısının giderek azalması, bu geleneksel sanat dalının günümüzde yok olma tehlikesini beraberinde getirmektedir. Bu araştırmanın temel amacı, Göktepe Köyü'ne ait el örgüsü çorapların incelenerek teknik özellikleri ve desen yapılarının ortaya konulması; elde edilen bulgular doğrultusunda geleneksel unsurların korunmasıdır. Yöreden toplamda 24 adet geleneksel özelliğe sahip ürün incelenmiştir. Bu ürünlere ilişkin bilgiler ve fotoğraflar, bilgi formları şeklinde sunulmuştur. Yöredeki el örgüsü çorapların motif, desen, tasarım, teknik özellikler ile kullanılan araç-gereçler ve çorap örücülüğüyle uğraşmış bireyler hakkında elde edilen veriler, hazırlanan anket aracılığıyla belirlenmiştir. Göktepe Köyü'ne ait geleneksel el örgüsü çoraplarda, araç olarak tığ; gereç olarak ise eski örneklerde yün, günümüzde ise sentetik iplik tercih edilmiştir. Çoraplar genellikle burun kısmından başlanarak örülmekte olup, örgü tekniği olarak silindirik formda ve tek yöne doğru uygulanan basit ilmek yöntemi kullanılmaktadır. Bu çoraplar, motif çeşitliliği ve renk zenginliği bakımından oldukça dikkat çekici bir yapıya sahiptir. Süsleme öğeleri arasında geometrik, sembolik, bitkisel ve nesnel motiflere yer verilmektedir. Özellikle geometrik motifler yoğun olarak kullanılmış; bu bağlamda üçgen ve baklava desenleri öne çıkan formlar olmuştur. Motiflerin yatay düzende yerleştirilmesiyle oluşturulan kompozisyonlar, yöreye özgü estetik anlayışı yansıtmaktadır. Motifler arasında büyük oranda benzerlikler bulunmakta olup, renk kullanımı açısından da oldukça zengin örnekler gözlemlenmiştir. Nitekim bir çorapta on farklı renge kadar yer verilerek, çok renkli tasarımlar ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Türk El Sanatı, Geleneksel, Bursa Göktepe Köyü, Çorap, Motif.

El sanatları
Serkan Avcı
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

19. yüzyılda İzmir ve çevresindeki Osmanlı Dönemi yapılarında görülen sıvaüstü manzara resimleri ve özgün uygulamalar

18. ve 19. yüzyıllardaki her alanda batılılaşma hareketlerinin getirdiği değişiklikler ve Saray'ın sanat üretimindeki etkinliğinin azalmasıyla beraber Saray dışında ve Anadolu'da yeni bir resim programı başlamıştır. 18. yüzyılda ilk olarak Topkapı Sarayı'nın duvarlarına batılı anlayışta yapılmaya başlanan manzara resimleri, 18. ve 19. yüzyıllarda Saray çevresine ve Anadolu'ya hızlı bir şekilde yayılmış, dini ve sivil mimaride süsleme unsurları arasında yerini almıştır.Özellikle 19. yüzyılda Batı Anadolu'daki dini ve sivil mimaride sıva üzerindeki süsleme unsurları arasında sıkça rastlanan manzara resimlerinin, belli bir sanatçı ve sanatçılar grubunun etkisinde yapıldığı düşünülmektedir. Buna göre bu tez kapsamında 19. yüzyılda İzmir ve çevresindeki Osmanlı dönemi yapılarında görülen sıvaüstü manzara resimleri araştırılmıştır. İzmir ve Çevresindeki dördü sivil beşi dini mimari örneği olmak üzere toplam dokuz adet yapıda bulunan yirmi altı adet manzara resmi örneği kompozisyon, teknik ve üslup açısından incelenmiştir. Her bir yapı ile ilgili tarihçe ve mimari özellikler, yapılarda yer alan resimlerin tarihçeleri, yapıdaki konumlandırılışı, kompozisyon ve üslup özellikleri verilerek sunulmuştur. Manzara resimlerinin kompozisyon özellikleri açıklanırken resimlerin kompozisyon şemalarını belirten çizimler ile desteklenmiştir. Ayrıca bazı yapılarda yer alan ve dönemine göre farklı üsluplarda yapılmış veya yakın bir zamanda yapılmış olan resimler ayıklanarak kısaca söz edilmiştir.Birinci bölüm; 18. ve 19. yüzyıllardaki Osmanlı dönemi resim faaliyetleri, Anadolu'daki duvar ressamları, Osmanlı duvar resimlerinin teknik ve üslupsal özellikleri ve sıva üstü manzara resimleri ile ilgilidir. İkinci bölüm, dini ve sivil mimari örnekler olarak farklı başlıklar halinde, tek tek yapılar açıklanmıştır. Tezin üçüncü bölümünde, incelenen resimlerden yola çıkılarak özgün uygulama çalışmaları yapılmıştır.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Sıvaüstü Manzara Resmi 2- Duvar Resmi 3- Osmanlı Mimarisi 4- zmir Yapıları 5- Osmanlıda Batılıla?ma

19. yüzyılBatılılaşmaDuvar resimleri+6
Ezgin Yetiş
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Konya Etnografya Müzesinde bulunan Ladik halıları ve görsel çözümlemeleri

Konya Müzesi, 1901 yılında Müze-i Hümâyun'un Konya şubesi olarak kurulmuştur ve 1927'de Mevlânâ Müzesi'ne çevrilmiştir. Daha sonra bu müzeden ve Mevlânâ Dergâhı'ndan getirilen etnografik eşyalar birleştirilerek, 6 Aralık 1975'te Konya Etnografya Müzesi adıyla Meram semti Sâhibata Caddesi üzerinde bulunan iki katlı betonarme bir yapıda ziyarete açılmıştır. Müzede 6000'in üze¬rinde eser bulunmaktadır. Halılar mü¬zenin en fazla dikkat çeken eserlerindendir. Bu halıların başında Beyşehir Eşrefoğlu Camii'nden gelen XIII. yüzyıl yıldızlı halı parçası, yine aynı camiden gelen bir XV. yüzyıl ha¬lısı ile bazı Kula, Lâdik, Karapınar ve Gördes halıları gelir.Müze'de bulunan bu halıların çoğu hakkında akademik bir çalışma yapılmamıştır. Halılar hakkında bütün bilinen, envanter defterlerinde bulunan hangi devre ait olduğu, nereden ve ne zaman müzeye geldiği gibi bilgiler bulunmaktadır. Ancak bu bilgiler yetersizdir. Günümüze kalan bu halıların hangi malzemeyle ve ne şekilde yapıldığını anlamak için akademik boyutta ciddi bir çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bunların yanı sıra bu çalışma, halılarda kullanılan renklerin motifler üstünde ve halı genelindeki dağılımları, kullanılan motiflerin genel özellikleri, uyulan kompozisyon şeklileri hakkında daha net bilgilere ulaşmayı hedeflemektedir.Bütün bunlar dikkate alınarak seçilen ?Konya Etnografya Müzesinde Bulunan Ladik Halıları ve Görsel Çözümlemeler? adlı tez çalışmasında 25 adet halı teknik, hammadde ve tasarım özellikleri bakımından incelenip değerlendirilmiştir.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1-Lâdik Halısı 2-Halı 3-Türk halısı 4-Konya Etnografya Müzesi 5- Orta Anadolu Halıları

El halısıEl sanatlarıEtnografya+5
Fikret Kaymak
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anadolu Selçuklu çinilerindeki hayvan figürlerinin farklı bir yaklaşımla seramik yüzeylerde değerlendirilmesi

Anadolu Selçukluları'nın, Anadolu'da yerleşik bir hayat düzeni ile başlamış olan Türk?İslam dönemi, Hitit, Urartu, Frikya, Likya gibi Anadolu topluluklarının etkileriyle gelen zengin kültür birikimine çeşitlilik katmış ve yeni bir kimlik ile sanat anlayışlarını sunmuşlardır. Orta Asya ve İran kaynaklı bozkır kültürü, Anadolu mirası ile kaynaşmasını sağlamış olup, kendilerine has bir üslup ile hayvan üslubunu sunmuşlardır. Tüm sanat dallarında sıkça işlenen hayvan figürleri, çini sanatında da, özellikle saray çinilerinde kullanılmıştır.Anadolu Selçuklu çini sanatına dair bu güne kadar birçok araştırma yapılmış ve arkeoloji kazıları ile yeni sanat eserleri ortaya çıkmıştır. Bilindiği üzere, kimi doğal afetler, kimi ise bilinçsiz insanların cahilliğine maruz kalmış yapılar sonucunda hemen hemen tüm eserleri yerin altında kalmıştır. Bu yüzden her kazı sonrası Selçuklu sanatına yeni bir eser kazandırmaktadır. Arkeolojik kazılar ve sanat tarihi araştırmaları doğrultusunda, hayvan figürleri ve sembolik anlamları ile ilgili kaynakların sınırlı olduğu görülmektedir. Belki de bu duruma bağlı olarak bu güne dek, Osmanlı bezeme sanatı ile ilgili birçok yayının basılmış olmasına rağmen, Selçuklu hayvan figürlerinin daha önce bir kaynak altında toplanmaması tez konumu seçmemde en büyük neden olmuştur. Böylece bu alanda ileride yapılacak olan araştırmalar ve Selçuklu hayvan figürleri çizimleri ile bir kaynak olabilmesi umut edilmiştir.Türkçe Anahtar Kelimeler:1- Çini 2- Seramik 3- Hayvan Figürü 4- Anadolu Selçukluları 5- Biçim

Anadolu SelçuklularıFigürFigüratif resim+5
Koza Kurt
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Konya Etnografya Müzesi'nde bulunan ''Küçük Muhsine'' halılarının incelenmesi

Konya Etnografya Müzesi, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından 1975 yılında hizmete açılmıştır.Müze; bodrum üzerine zemin ve birinci kat olmak üzere üç katlı betonarme bir yapıda hizmet ver¬mektedir. Zemin katta Dr. Mehmet ÖNDER konferans salonu, müze teşhir salonu ve bodrum katta halıların sergilendiği bölüm yer almaktadır. Birinci katta idari hizmet büroları ve eser depoları bulunmaktadır.Sergilenen eserler arasında, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ait halı parçaları ile Anadolu'nun değişik halı merkezlerinde dokunmuş örnekler bulunmaktadır. Bunlar arasında Beyşehir Eşrefoğlu Camii'nde bulunan Selçuklu halıları ile Konya Alaeddin Cami, Selimiye Camii ve Konya Mevlana Dergahı'ndan müzeye kazandırılan halılar en önemli örneklerdendir. Sergilenen halılar arasında Karapınar, Sille, Ladik, Küçük Muhsine, Kavak, Karaman, Derbent halıları ile Uşak, Kula, Gördes, Mucur, Bergama gibi önemli halı merkezlerinin örnekleri de yer almaktadır. Bunların dışında müze teşhir salonunda Refet Yardımcı ve Kenan Özbel'in etnografik eser koleksiyonu sergilenmektedir.?Konya Etnografya Müzesi'nde Bulunan Küçük Muhsine Halılarının İncelenmesi? adlı tez çalışması kapsamında 27 adet Küçük Muhsine halısı incelenmiştir. Kaynaklarda Küçük Muhsine köyü 13. yüzyıl Anadolu Selçukluları dönemine tarihlendirilmektedir. Köyün tarihi geçmişinde halı dokumacılığının olduğu bilinmektedir. İncelenen tez kapsamında Küçük Muhsine halılarının, kalite, boyut, düğüm türü, kullanılan malzeme gibi teknik özellikleri ile motif ve kompozisyonları incelenmiştir.Türkçe Anahtar Kelimeler:1-Küçük Muhsine Halısı 2-Halı 3-Türk halısı 4-Konya etnografya Müzesi

13. yüzyılEl sanatlarıEtnografya+6
Nurten Kubat
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2012
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Akseki çevresinde tespit edilen çuval ve heybe dokumalar

Araştırma konusu olarak ?Antalya ili Akseki ilçesinde tespit edilen çuvalve heybe dokumalar ? sanatta yeterlik tez konusu olarak belirlenmiştir.Araştırma kapsamında 2010-2011-2012 yılları içerisinde Akseki merkez, köylerive yaylarına gidilerek gerekli araştırma ve görüşmeler yapılmıştır.Akseki ilçesi, coğrafi konumu itibariyle dağlık bir alan olup özellikleToros dağları eteklerinde birçok irili ufaklı yaylaları bünyesindebarındırmaktadır. Bu yaylalarda, sürü otlatan geçimini hayvancılık ve bunabağlı olarak göçebelik faaliyetleriyle uğraşan birçok topluluklara rastlanmıştır.Göçebe yaşantısının vazgeçilmezlerinden olan çuval ve heybe kullanımınıngünümüzdeki durumunu bizzat yerinde inceleme imkânı olmuştur. Akseki'ninkaynaklarca desteklenen 10 un üzerinde büyük yaylası ve bu yayların etrafındaküçük Yörük grupları ve yerleşim yeleri bulunmaktadır.Günümüzde Yörük gruplarının yerleşik hayata geçmeye zorlanması,göçler yapılırken karşılaşılan sorunlar ve hızlı gelişen teknolojik gelişmeler gibisebeplerle çuval ve heybe kullanımının azalmasına sebep olmaktadır. Yaklaşıkolarak üç yıllık bir alan ve saha araştırması yapılarak tespit edilen dokumaörnekleri; desen, renk, kompozisyon, malzeme ve özellikleri itibariyle incelenipkataloglama işlemi yapılmıştır. Dokuma örneklerine ulaşılıp gerekli incelemeyapıldıktan sonra yöreden elde edilen bilgiler ile daha önceden yapılanaraştırmalar ve literatür kaynaklarıyla desteklenmiştir.Konuya ilişkin olarak tez danışmanım sayın Prof. Nuray Yılmaz'ınyönlendirmesi ile araştırmayı oluşturacak alt başlıklar oluşturulmuştur. Tezçalışmasının birinci bölümünde; Akseki'nin tarihi ve coğrafyası, Yörük yaşamı,Yörüklerin sosyal yaşamı ve tarihi hakkında bilgi, Akseki ilçesinde yaşayanYörükler ve bu Yörükler'in göç yolları, hangi yaylalarda ne kadar kaldıklarıbelirlenmiştir.İkinci bölümde ise Akseki ilçesinde tespit edilen çuval ve heybelerin?teknik, desen ve kompozisyon özellikleri? başlığı altında incelenerek; çuval veheybelerde kullanılan hammaddelerin neler olduğu, dokumaların hangitezgahlarda dokunduğu, çuval ve heybelerin teknik, desen, malzeme özellikleriile dokumaya hazırlık işlemlerinin neler olduğu araştırılmış ve tezin ilgilibölümünde ayrıntılı olarak açıklanmıştır.Akseki ve çevresinde ikiyüz civarında çuval ve heybe dokuma örneğitespit edilmiş olup bu örneklerden yüz adedi tez çalışmasının katalogbölümünde ayrıntılı olarak verilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise tezdanışmanı ile belirlenen sekiz çuval ve heybe dokuma örneğinin restitüsyonçalışması yapılmıştır.Türkçe Anahatar Kelimeler1-Dokum2-Çuval 3-Heybe 4-Yörük 5-Akseki

Antalya-AksekiDokumalarDüz dokuma+6
Mehmet Ali Eroğlu
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beledi dokumalarının teknik analizi ve yeni öneriler

Beledi Dokumalarının Teknik Analizi ve Yeni Öneriler? başlıklı yüksek lisans tez çalışması, alan araştırmasından elde edilen veriler doğrultusunda açıklanmıştır. Konu ile ilgili literatür incelemesi, alan araştırmasından kaynak kişi anlatımı, Beledi dokuma tezgahı ve var olan Beledi Dokuma örneklerinden yararlanarak Beledi dokumalarının tarihsel gelişimi ile teknik özellikleri ele alınmıştır.Çalışmanın amacı; Beledi dokumacılığının var olan örneklerinin tasarım ve teknik özelliklerinin belirlenerek literatürde yer almasını sağlamaktır. Bir kültür mirası olarak günümüze ulaşmış Beledi tezgahı incelenerek desenlerin nasıl oluştuğu üzerinde durulmuştur.?Beledi Dokumalarının Teknik Analizi ve Yeni Öneriler? başlıklı tez çalışmasının Birinci Bölümünde, Tire ilçesi, Beledi dokumacılığının tarihsel gelişimi ve Beledi tezgahı incelenmiştir. İkinci bölümünde, Beledi Dokumalarının teknik özellikleri hakkında bilgi verilmiş olup, kumaş pedal basış raporları oluşturulmuştur. Üçüncü bölümde ise çıkarılan tahar planına göre 7 ayrı tasarım oluşturulup, uygulanmış ve bunların teknik analizleri ile pedal basış raporları tablolar halinde sunulmuştur.Geçmiş dönemlerde, Beledi dokuma tezgahlarından çıkan kumaşlar ile Osmanlı'nın ve Avrupa'nın sarayları giydirilirken, günümüzde ise üretimi neredeyse yok denecek kadar azalmıştır. Beledi dokumalarının çift katlı bir yapıya sahip olması ve Osmanlı kumaşları arasında bu teknikle dokunmuş başka bir kumaş cinsinin bulunmaması nedeniyle, dokumacılık tarihinde önemli bir yere sahiptir.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1-Çift Katlı Dokuma 2-Kuma? Analizi 3-Dokuma 4- Beledi 5-?zmir-Tire

Beledi dokumalarıDokuma kumaşlarDokuma sanatı+6
Ebru Çatalkaya
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2012
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Bazı tarihi yapılar örneğinde Türkiye'de sıva üstü kalem işlerinin korunması: Sorunlar-çözüm önerileri

Türkiye'de özellikle son yıllarda çıkarılan yasalar ve altına imza atılan uluslararası koruma konulu antlaşmaların etkisi ile koruma-onarım çalışmaları hız kazanmıştır. Tarihi eser bakımından oldukça zengin olan ülkemizde, konuya zamanında gereken ehemmiyetin verilmemesinden dolayı koruma-onarım çalışmalarında henüz istenilen seviyeye gelinememiştir.Koruma ve onarım çalışmalarının farklı disiplinlerin bir arada çalışmasını gerekli kılan karmaşık bir yapıya sahip olması, uzmanlık gerektiren konuları bünyesinde barındırması ve bu açıdan Türkiye'de henüz yeterli altyapının oluşturulamamış olması bazı sorunları da beraberinde getirmektedir. Gerekli altyapı oluşturulamadan çıkarılan yasalar ve kabul edilen uluslararası antlaşmalar uygulama aşamasında yeterli olmamıştır. Koruma kültürü konusunda etkili bir eğitim politikasının yürütülememiş olması, günümüzde yaşanan sorunların ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.Bu çalışmada, Türkiye'de tarihi yapılardaki sıva üstü kalem işlerinin korunması çalışmalarında karşılaşılan temel sorunlar, koruma konusunda hizmet veren resmi ve sivil kurum yetkilileri ile yapılan birebir görüşmelerden elde edilen bilgiler doğrultusunda irdelenmeye ve çözüm yollarının belirlenmesine çalışılmıştır. Amaç, sıva üstü kalem işlerinin korunmasına karar alınan zaman diliminden, koruma ve onarım çalışmalarının tamamlandığı zaman dilimine kadar olan süreçte karşılaşılan temel sorunları irdelemek ve çözüm yolları aramaktır. Bu mantık çerçevesinde birinci bölümde tanım ve tarihi bilgi verildikten sonra ikinci bölümde, bazı yapıların sıva üstü kalem işlerinin restorasyon çalışmaları irdelenmiş, mevcut yasalardan hareketle sıva üstü kalem işlerinin koruma-onarım çalışmalarında yapılması gereken işlemler sıralanmıştır. Bu bilgilerin ardından, görüşmelerden elde edilen veriler doğrultusunda temel sorunlar irdelenmiş ve çözüm yolları üretilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise yapılan proje çalışmaları ve uygulamaların bir dökümü yer almaktadır.

Duvar resimleriKalem işiKoruma+4
Muhammet Bilgen
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bergama Arkeoloji Müzesi'nde bulunan geleneksel tekstillerin kataloglanması

Gelişen teknoloji nedeniyle bazı el sanatı ürünleri işlevlerini yitirdiğinden günlük kullanımdan uzaklaşmıştır. El sanatı ürünlerinin daha az sayıda ve daha dar bir çevrede üretilmesi, bu türlere ait eski örneklerin güçlükle bulunması nedeniyle el sanatı ürünlerimiz öncelikle korunması gereken milli kültür varlıklarımızdan biri olmuştur. Bu değerli örneklerin korunmasında müzelerimizin önemi büyüktür. El sanatı örneklerinin yok olmasını önlemek ve el sanatını canlandırmak için yapacağımız her çalışmada müzelerde bulunan tekstil örnekleri bizim için önemli birer kaynak olacaktır. Bu nedenle geçmişten günümüze dek ulaşabilmiş eserleri olduğu gibi koruyabilmek, tahribatı yavaşlatıp, ömürlerini uzatmak, müzelerimizin sorumluluğundadır.Bir ülkenin kültürel değerlerini açığa çıkartan, halkın gelenek ve göreneklerine bağlı kalarak ürettikleri etnografik eserleri sistemli bir şekilde toplamak ve özelliklerine uygun koşullarda muhafaza ederek onarımlarını yapmak, ancak müzelerde yeterli sayıda bilinçli uzman kişilerin özverili çalışmaları ile sağlanabilir. Müzelerde akademik çalışmalar yaparak bu eserler hakkında bilgi sahibi olmamız, hem kültür varlıklarımızın çeşitli örneklerini görmemizi, hem de müzelerimizi tanımamızı sağlayıp, ileride yapılacak olan çalışmalara yardımcı olacaktır.?Bergama Arkeoloji Müzesi'nde Bulunan Geleneksel Tekstillerin Kataloglanması? konulu araştırmamızda, Bergama kentinin ve Bergama Arkeoloji Müzesi'nin tarihi, Etnografya Bölümü ve Etnografya Bölümü'nde sergilenmekte olan geleneksel tekstillerin tanıtımına birinci bölümde yer verilmiştir. İkinci bölümde, 1953-1976 yılları arasında müze eserleri arasına katılan 94 adet tekstil örneği ve 2 adet tezgah incelenmiş ve katalog haline getirilmiştir. Müze envanter defterinden edinilen bilgiler, tarafımızca oluşturulan model özellikleri ve süsleme tekniklerinin açıklamaları birleştirilmiş ve eserler tanıtılmıştır.

Arkeoloji müzeleriGeleneksel giysilerKataloglama ve sınıflama+6
Semra Özçıtak
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ankara Vakıf Eserleri Müzesi'nde bulunan Uşak halılarının incelenmesi

Ankara Vakıf Eserleri Müzesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2007 yılında kurulmuştur. Önceki yıllarda Ankara'da Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait küçük bir halı ve kilim sergi salonu bulunan Genel Müdürlük, Türkiye'nin dört bir yanından topladığı vakıf eserlerini Ankara'da bir müze kurarak sergileme kararı almıştır. 2004 yılına kadar Ankara Müftülüğü tarafından kullanılan bugünkü müze binası, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından müze olarak kullanılmak üzere restorasyonu yapılarak 7 Mayıs 2007 tarihinde Ankara Vakıf Eserleri Müzesi adıyla hizmete açılmıştır.Müze binası, bodrum üzerine zemin ve birinci kat olmak üzere üç kattan oluşmaktadır. Müze'de seminer salonu, kütüphane, konservasyon laboratuarının yanı sıra, daimi koleksiyonun sergilendiği 4 sergi salonu ve geçici koleksiyonların sergilendiği 1 sergi salonu olmak üzere 5 sergi salonu bulunmaktadır. Bu salonlarda halı, kilim, ahşap, maden, çini, hat, el yazma eserler, şamdan, kandil, saatler ve fotoğraf makineleri sergilenmektedir.Sergilenen eserlerin arasında Uşak, Bergama, Kırşehir, Kafkas, Milas ve Kula yörelerine ait halılar, Batı Anadolu, Şarköy ve Niğde yöresine ait kilimler, Ankara Ahi Elvan Camii'ne ait 4 adet pencere kanadı, Sivas Divriği Ulu Cami'ye ait kapı kanadı, Kütahya'dan getirilmiş 2 adet vaaz kürsüsü bulunmaktadır. Bunların dışında el yazma eserler (silsilename, çoğu padişah vakfiyesi olan vakfiyeler, Kur'an-ı Kerimler), Atik Valide Sultan Camii'ne ait 16 yy.'a tarihlendirilmiş bir çini pano ve levha sergilenen eserler arasındadır.?Ankara Vakıf Eserleri Müzesi'nde Bulunan Uşak Halılarının İncelenmesi? adlı tez çalışması kapsamında 88 adet Uşak halısının kalite, boyut, düğüm türü, kullanılan malzeme gibi teknik özellikleri ile motif ve kompozisyonları incelenmiştir.

Ankara Vakıf Eserleri MüzesiHalılarMüzeler+2
Berna İleri
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2010
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nda sanayileşmenin saray için üretilen kumaşlara etkileri

Osmanlı İmparatorluğu, 19. yüzyıla kadar ekonomik ve toplumsal olayların birbiri ardına gerçekleştiği Avrupa'daki gelişmelerden uzak, kendi geleneksel kalıpları içerisinde varlığını sürdürmüştür. Avrupa'da 18. yüzyılda ortaya çıkan sanayi devrimi, 19. Yüzyıla gelindiğinde bütün geleneksel üretim alanları üzerinde önemli etkiler yaratmış, fabrika üretimleri dünya'ya hızla yayılmaya başlamıştır. Bu dönemde Osmanlı toprakları kısa sürede birçok Avrupalı imalatçı için önemli pazar haline gelirken, Avrupa'nın mamul eşyaları, git gide artan biçimde geleneksel Osmanlı ürünlerinin yerini almıştır. Değişen toplumsal yapı ve yaşam tarzı, Avrupa ülkeleriyle artan ticari ilişkiler ülkede ithalat ve ihracatı da arttırmıştır.Buradan yola çıkarak 19.yüzyılda yaşanan sanayileşme hareketleriyle ortaya çıkan bu etkilenmeler, Osmanlı'nın kumaş üretim alanında ele alınmıştır. Avrupa'nın Osmanlı kumaş üretimdeki olumlu ve olumsuz etkileri bu tez kapsamında saray kumaşları ile sınırlandırılmıştır. Yapılan araştırma ve incelemeler sonucunda, 19. yüzyılda üretilmiş olan Osmanlı saray kumaşlarının kompozisyon şemalarında ilk olarak bir motifin tekrar düzenlemeleri dikkati çekmiş, özellikle bitkisel ve madalyon motiflerinin daha yoğun kullanıldığı tespit edilmiştir. Aynı dönemde Osmanlı'nın klasik desen ve kompozisyon şemaları kullanılarak üretilen saray kumaşlarının üretimi sürerken, Avrupa etkisi ile barok ve rokoko tarzı desenlerin kullanıldığı kumaşların da üretildiği görülmüştür.Tezde Topkapı Sarayı Müzesi ve Hereke Fabrikası arşivlerinde bulunan bazı örnek kumaşlar detaylı olarak ele alınıp incelenmiş, özellikleri hakkında ayrıntılı bilgi verilmiştir.

19. yüzyılEndüstrileşmeKumaşlar+4
Esra Kavcı Özdemir
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2010
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Osmanlı Dönemi'nde saray mutfağında kullanılan pişmiş toprak sunum kaplarının form özellikleri

ÖZETOsmanlı Dönemi'nde kullanılan seramik ve porselen gibi pişmiş toprak eşyalar, günümüzde, sanat eseri olarak müzelerde sergilenmekte ve geçmişte kullanım eşyası oldukları unutularak, genellikle bezeme özellikleri ile tanınmaktadırlar. Oysaki pişmiş toprak kapların, bezeme özellikleri dışında, günlük kullanım eşyası ve kültürün maddi varlıklarından biri olarak, belge özelliği taşımaları nedeni ile, güzellikleri yanı sıra, işlevleri ile de değerlendirmek gerekmektedir. Bu nedenle, müzelerde bulunan, Osmanlı Dönemi saray mutfağına ait pişmiş toprak sunum eşyalarının, form değişimini ve form özelliklerini belirleme ihtiyacı duyulmuştur.Bu tez çalışması, çeşitli amaçtaki mutfak eşyaları arasında sadece sunum kapları ile sınırlandırılmıştır. Dolayısı ile leğen, ibrik, gülabdan, buhurdan, güveç, süzgeç, kavanoz gibi formlar, çalışma kapsamı dışında tutulmuştur.Osmanlı Dönemi saray mutfağında sunumda kullanılan pişmiş toprak kap türleri temelde, dokuz tür olarak gruplandırılır. Bunlar, Çin, Japon, Avrupa, Eser-i İstanbul ile İstanbul, Yıldız porselenleri ile İznik, Kütahya, Tophane ve Çanakkale seramikleridir. Bu türlere ilişkin, formlar arasındaki farklılığı, görsel olarak da belirtmek amaçlı, formların çizimleri yapılmıştır.Osmanlı sarayında görülen pişmiş toprak kaplar, yerel (coğrafi) özellikler nedeni ile farklı hammadde ve kültürlerle çeşitlenmiştir. Özellikle pişmiş toprak kaplar arasında bu çeşitlilik en sık, tabak formunda görülebilmektedir.Osmanlı saray mutfağında, özellikle, alaturka ve alafranga yemek düzenlerinin mutfak sunum kaplarının form özelliklerini değiştirdiği görülmektedir. Tatlı kupası, sosluk gibi formlar ise ihtiyaç duyulan, yeni beğeniyi karşılamak için üretilmiş formlardandır.Kapların, üretim yerleri değişse de Osmanlı sarayına ait, bazı inanç ve gelenek gibi özellikler, form değişimini kısmen sınırlaması yanı sıra belirleyen bir etkendir.

BiçimMutfak kaplarıOsmanlı Devleti+9
İrem Pala
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2010
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Belenbaşı Köyü (Buca-İzmir) düz dokumalarının teknik ve desen özellikleri

?Belenbaşı Köyü (Buca-İzmir) Düz Dokumalarının Teknik ve Desen Özellikleri? başlıklı sanatta yeterlik tez çalışması yapılan alan araştırması sonucu elde edilen bilgiler doğrultusunda açıklanmıştır. Dokumaların yöresel özellikleri gözlem ve söyleşi tekniklerinden faydalanılarak tespit edilmeye çalışılmıştır. Göçebe ve yarı göçebe yaşam biçiminin bir uzantısı olarak var olan geleneksel dokumalar yerleşik yaşam biçimine geçiş ile birlikte yavaş yavaş kaybolmaya başlamıştır. Belenbaşı Köyü'nde geçmişte önemli ölçüde üretilmiş olan düz dokumalar ve teknikleri geleneğin içerisinde incelenerek belgelenmiştir.Kültürümüzün yapı taşları haline gelen geleneksel dokumaların doğru bir şekilde yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması için yöre özelliklerinin belirlenmesi, bunların bir bütün içerisinde değerlendirilmesi gerekir. Farklı ebat ve kullanım alanlarına sahip olan düz dokuma tekniklerinde üretilmiş olan dokumalar kendine özgü dokuma tekniği, renk, motif, desen ve yöre özellikleri ile geleneksel dokumalar arasında önemli bir yere sahiptir.?Belenbaşı Köyü (Buca-İzmir) Düz Dokumalarının Teknik ve Desen Özellikleri? başlıklı tez çalışmasının Birinci Bölümünde Belenbaşı Köyü, Köyde Dokumacılığın Günümüzdeki Durumu ve Konuya İlişkin Kaynakça Değerlendirilmesi yapılmıştır. İkinci Bölümünde Belenbaşı Köyü Dokumalarında Kullanılan Hammaddeler, Dokuma Hazırlık İşlemleri, Tezgâhın ve Dokumaların Özellikleri açıklanmıştır. Üçüncü Bölümünde ise Katalog, Reprödüksiyon Çalışmaları ve Renk Düzenlemeleri yer almıştır.Günümüzde Yörük yaşam biçiminde meydana gelen değişimler ve yerleşik hayata geçmenim getirmiş olduğu farklılıklar ile birlikte Belenbaşı Köyü düz dokumalarının da etkilendiği bir gerçektir. Düz dokumaların kalitesinde meydana gelen değişiklikler hammadde temininde yaşanan güçlüklere, boyama reçetelerinin artık hatırlanmamasına, çarşı pazardan temin edilen yün iplikler ile dokuma yapılmasına, dokuma bilen kişilerin gittikçe yaşlanmasına bağlanabilir.

DesenDokuma sanatıDokuma teknikleri+6
Ayşegül Koyuncu
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2011
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde bulunan Anadolu Selçuklu dönemi halılarının tasarım özellikleri ve restitüsyon çalışmaları

Anadolu Selçuklu Dönemi halıları, Türklerin Anadolu'ya gelmesinden sonra ürettikleri halıların en eski örneklerindendir. İlk örnekleri Konya Alâeddin Keykubat ve Beyşehir Eşrefoğlu Camilerinde bulunan bu halılar, keşfedildikleri zamanda büyük bir ilgi ile karşılanmışlardır.Anadolu Selçuklu dönemi halılar hakkında bulundukları tarihten itibaren birçok yayın yapılmıştır. Bu yayınlarda çoğunlukla halıların genel özellikleri üzerinde durulmuş, detaya inilmemiştir. Halıların teknik özelliklerinin verildiği yayınlar ise oldukça azdır, bu yayınların bir kısmında birtakım yazım, matematik, terim hataları bulunmaktadır ve yayınlar arasındaki bilgiler birbiriyle çelişmektedir. Halılar tasarımcı bakış açısı ile tek tek ele alınarak incelendiğinde, daha önceki yayınlarda üzerinde durulmamış, fark edilmemiş, çözümlenememiş ya da farklı yorumlanmış unsurlar bulunduğu görülmüştür. Anadolu Selçuklu Dönemi halılarının daha detaylı incelenmesi, motif ve kompozisyon özelliklerinin çözümlenmesi ile 13. yüzyıl Anadolu Türk halıcılığı ve daha sonraki dönemlere ait halıcılık ve halıların motif ve kompozisyon özelliklerindeki değişimin daha iyi kavranabileceği anlaşılmıştır. Anadolu Selçuklu Dönemine tarihlenen halıların büyük bir kısmı toplu halde İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde bulundukları için araştırmaya konu olarak yalnızca bu müzede bulunan halıların alınmasına karar verilmiştir.Bu tezde, halıların teknik özellikleri, motif ve kompozisyon çözümlemeleri, renklerin ve motiflerin kullanımı, restitüsyon çalışmaları yer almaktadır. Ayrıca, Anadolu Selçuklu Dönemindeki halıcılık, halı deseni üretimi, ve o dönemlerde üretilebilecek başka halılar neler olabilirdi gibi konularda yapılan çalışma ve ulaşılan çeşitli bulgular aktarılmaktadır.

Anadolu SelçuklularıHalılarMotifler+4
Bahadır Öztürk
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2011
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Sümerbank İzmir Halkapınar Basma Sanayii Müessesesi'ne ait desen albümlerinin incelenmesi, arşivlenmesi ve korunması

1930'lu yılların Türkiye'sinin kalkınma dönemi sırasında kurulan önde gelen kurumlarından biri olarak Sümerbank, yaklaşık yetmiş yıllık bir süreçte Türk ekonomi ve tekstil tarihinin sembol isimlerinden biri olmuştur. Sanayi ve Maadin Bankası'nın 1933 yılındaki planları kabul edildikten sonra, yerel sanayileşmenin sorumluluğu Sümerbank'a verilmiştir. Ekonomik kısıtlamalara bağlı olarak sınırlı malzeme ve renk kullanımlarına rağmen Sümerbank kumaşları ve özgün desenleri ile ulusal bir tekstil desen üslubu ve moda yaratmıştır. Bir maddi kültür olarak da Sümerbank Türkiye'nin modernizasyon projesinde ekonomik, kültürel ve sosyal açıdan önemli bir rol oynamıştır. 1930'lı yıllardan itibaren kentsel ve kırsal alanlarda sınıfsal bir bütünleşme sağlamış, yerel üretimi teşvik etmiş, özellikle çoğu kırsal alanda bulunan halkı da eğitmek amacıyla ülke ekonomisini geliştirmeyi amaçlamış bir kurum olmuştur. 1987 yılından itibaren başlayan özelleştirme sürecinden sonra İzmir Halkapınar Basma Sanayii Müessesesi gibi birçok fabrika kapatılmış, bir kısmı çeşitli özel sektörlere, belediyelere ve üniversitelere devredilmiş, fabrikalarda yer alan kumaş ve makine parkı gibi malzemelerin birçoğu da tahrip olmuştur. Kurum içinde son otuz yılda hızlı bir şekilde başlayan ekonomik ve sosyal değişim sonucunda, 2000'li yıllardan itibaren tamamen üretimlerini durduran Sümerbank, geriye sadece önemli bir arşiv bırakmıştır.Bu çalışmanın amacı 2006 yılında İzmir Halkapınar Basma Sanayii Müessesesi'nde bulunan seçilen belli desen albümlerini örnek teşkil edecek biçimde ifade ederek Sümerbank maddi kültürü hakkında bilgi vermektir. Bu anlamda çalışmada Dokuz Eylül Üniversitesi Geleneksel Sanatlar Bölümü öncülüğünde arşivlenen, restorasyon ve koruma çalışmaları tamamlanmış olan tekstil albümleri hakkında da bilgi verilmiştir. Çalışmada kurum tarihi bilgisinin yanısıra fabrikada bulunan ve harap olmaya yüz tutmuş desen albümleri hakkında teknik ve tasarım anlamında analizlere de yer verilmiştir. Bu bağlamda, çalışmada var olan malzemenin fiziksel açıdan, Türk materyal ve tasarım kültürünün önemli bir parçası niteliğinde koruma altında tutmak, araştırmacılara, öğrencilere ve ilgili kurumlara bilgi paylaşımı çerçevesinde sunabilmek amaçlanmaktadır.

AlbümlerArşivlemeBasma+10
Fehmiye Dilek Er
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geleneksel Türk mimarisinde pişmiş kırmızı toprağın kullanımı, Gökeyüp, Akçaova, Karacasu çömlekçi çamuru kullanılarak yeni tasarımların oluşturulması

Yaşamın her alanında hızla gerçekleşen değişim ve gelişim insanların yaşam alanlarını da etkilemektedir. Çalışma, dinlenme, eğlenme, sağlık ve eğitim gibi faaliyetlerin gerçekleştirildiği bu alanlar insanların ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikler taşımalıdır. Barınma ihtiyacı bu yaşam alanlarının en başında gelmektedir. Barınaklar ilk zamanlarda sazlık kulübelerin balçıkla sıvanmasıyla inşa edilirken, toprağın pişirilerek dayanıklı hale gelmesiyle farklılaşan ve sağlamlaşan bir mimari anlayışa doğru gidilmiştir. Barınma alanlarının sağlam, ekonomik ve sağlıklı inşası insanın yaşamını kaliteli sürdürülmesine olanak sağlamıştır.Tezde, geleneksel Türk mimarisinde kırmızı topraktan üretilmiş malzemelerin kullanımı, Selçuklular döneminde, Osmanlılar döneminde ve günümüzde olmak üzere üç dönem olarak incelemiştir. Geleneksel Türk mimarisinde pişmiş kırmızı toprak sırlı ve sırsız tuğla, kiremit, künk, baca, rezonans amaçlı olarak da kullanılmıştır. İncelenen dönemlerden günümüze kadar inşa edilen Türk mimari yapıları ihtiyaçlara cevap arayarak ve cevap vererek gelişmiş, bu gelişim sürecinde de bezeme önemli bir ilerleme kaydetmiştir.Çağdaş yaşam koşulları ve hızlı gelişen teknoloji günümüzde mekanların biçimlenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Yeni mimari ve endüstriyel ürünlerin tasarımları geleneksel tasarım metodlarından yola çıkılarak geliştirilmiş ve günümüzde bazı ürün tasarımı ya tamamen değişmiş ya da gelişmeye uğramıştır. Bu noktada pişmiş kırmızı topraktan yeni tasarımlar oluşturulurken geleneksel Türk mimarisinde üretim ve uygulama şekilleri incelenmiştir. Yeni tasarımlarda Gökeyüp, Karacasu, Akçaova çömlekçi çamurları kullanılmıştır ve bu çamurlar üzerinde çeşitli testler, astar ve sır denemeleri yapılmıştır.

AstarAydın-KaracasuAydın-Çine-Akçaova Köyü+16
Filiz Öztürk
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2011
00