Kırşehir Ahi Evran University
Anabilim Dalı

İşletme Anabilim Dalı

Kırşehir Ahi Evran University

9.662

Arşivlenen Tez

33

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
DoktoraAçık ErişimTR

Kurumsal yönetim uygulamalarının hisse senedi getirisi üzerine etkisi: BIST'de bir araştırma

Kurumsal yönetim kavramı, dünyada yetkiyi kötüye kullanımlar sonucu oluşan şirket skandalları ve yaşanan ekonomik krizlerden sonra önemini arttıran bir olgudur. Bu yaklaşım tartışılmaya başlandıktan sonra dünyada birtakım standartlar, kanunlar ve ilkeler çerçevesinde şekillendirilmiştir. Şirketlerin şeffaf, denetlenebilir ve hesap verebilir bir yapıya kavuşması, şirketle ilişkili olan bütün taraflar arasında eşit mesafede olma kurumsal yönetimin en önemli amaçlarından olmaktadır. Kurumsal yönetimi etkili bir biçimde uygulayan şirketlerin yatırımcı nezdinde de daha çok tercih edilmesi ve hisse senetlerinin performanslarının olumlu yönde etkilenmesi beklenmektedir. Bu çalışmada da Türkiye'de kurumsal yönetim uygulamalarının hisse senedine olan etkisi Panel VAR modeliyle analiz edilmiştir. Bu bağlamda 2009-2016 yılları arasında kurumsal yönetim endeksinde yer alan ve en az beş yıllık kurumsal yönetim notu olan 19 adet firmanın kurumsal yönetim notları ile hisse senedi getirileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, kurumsal yönetim uygulamalarının hisse senedi getirileri üzerinde negatif etkisi bulunmaktadır. Çalışmada, kurumsal yönetim endeksinin performansı da BIST100 ve BIST30 endeksi ile karşılaştırılarak analize dahil edilmiştir. Performans değerlendirmesine göre, kurumsal yönetim endeksi performansı Sharpe, Treynor ve Jensen ölçütlerine göre karşılaştırılan diğer iki endeksin gerisinde kalmaktadır.

BorsaBorsa İstanbulHisse senedi değeri+6
Seda Turnacıgil
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Liderlik tarzlarının özel okullarda çalışan öğretmenlerin iş tatminleri ve motivasyonları üzerindeki etkileri: Görgül bir araştırma

Motivasyon, çalışanların dolayısıyla da örgütlerin başarısını etkileyen en önemli unsurlar arasında yer almaktadır. Çalışanların motivasyonunu artırmada farklı faktörler söz konusu olmakla birlikte, liderlik tarzlarının motivasyona etkisi çeşitli çalışmalarda ortaya konulan bir etmen olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapılan araştırmalarda liderlik tarzlarının motivasyon ile olan ilişkisinin farklı örneklemlerde ele alındığı görülmektedir. Benzer şekilde çalışanların işlerinden duydukları tatmin veya tatminsizlik düzeyleri de liderlik tarzlarına bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir Literatürde dönüştürücü liderle çalışmanın iş tatmini ile pozitif ilişkisi olduğunu yer almaktadır. Çalışmanın amacı, Türkiye'de özel eğitim seköründe dönüştürücü, etkileşimci ve hizmetkar liderlik tarzlarının çalışanların motivasyonları ve iş tatminleri üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Böylece liderlik tarzları ile motivasyon ve iş tatmini arasında literatürde yer alan ilişkinin Türkiye'de özel eğitim sektörü örnekleminde test edilerek literatüre katkı sağlanması da hedeflenmiştir. Liderlik tarzları ile motivasyon ve iş tatmini arasındaki ilişki kurulan regresyon analizleri ile test edilmiş ve sonucunda dönüştürücü ve hizmetkar liderlik davranışlarının motivasyon ve iş tatmini üzerinde etkisi olduğu ancak etkileşimci liderlik tarzının iş tatmini üzerinde etkili olmakla beraber motivasyon üzerinde etkili olmadığı bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Dönüştürücü (Transformational) Liderlik, Etkileşimci (Transactional) Liderlik, Hizmetkâr (Servant) Liderlik, Motivasyon, İş Tatmini.

Dönüşümcü liderlikEtkileşimsel liderlikHizmetkar liderlik+4
Gökhan Gündoğdu
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elektronik uygulamaların vergi denetimine etkisi: Denetimin tarafları üzerine bir araştırma

Devletin sağlık, güvenlik ve eğitim gibi kamu hizmetlerini finanse etmek için kamu gelirlerine ihtiyacı vardır. Devletin en önemli kamu gelirlerini vergiler oluşturmaktadır. Vergilerin doğru bir şekilde hesaplanması, vergi kayıp ve kaçaklarının önlenmesi kamu acığının oluşmaması için büyük önem arz etmektedir. Mükellefler ise vergileme sürecinde yapılan kırtasiye, işgücü, ulaşım gibi maliyetlerin düşürülmesini, hataların minimize edilerek vergilerin doğru olarak tarh ve tahakkuk ettirilmesi istemektedirler. Mali müşavirler, Yeminli Mali Müşavirler gibi muhasebe meslek mensupları mükelleflere vergilendirme sürecinde yardımcı olmaktadırlar. Hem verginin alacaklı tarafı olan devlet hemde borclu tarafı olan mükellefler acısından önem arz eden durum verginin daha az maliyetle, hızlı bir şekilde ve doğru olarak hesaplanmasıdır. Bilişim teknolojisindeki gelişmelere bağlı olarak gelişmiş ülkeler vergileme sürecinde elektronik vergi sistemini kullanmaya başlamışlardır. Gelişmiş ülkeler, elektronik uygulamaların çevre dostu olması, verilen hizmetin daha hızlı ve daha az maliyetle olacağını düşündükleri için verginin tarhından, ödenmesine kadar tüm vergileme sürecinde elektronik vergi uygulamalarını kullanmaktadırlar. Türkiye'de de ekonomik yönden gelişmiş birçok ülkede olduğu gibi bilişim teknolojisindeki gelişmeler takip edilmiş ve E-devlet uygulaması ile elektronik uygulama sürecine girilmiştir. Bu kapsamda Maliye Bakanlığı da vergilendirme sürecinde elektronik vergi sistemine geçmek için VEDOP projesini başlatmıştır. VEDOP projesi ile elektronik beyanname, defter, tahsilat, fatura, haciz ve vergi denetimi gibi uygulamalar kullanılmaya başlanmıştır. Bu çalışmanın amacı, VEDOP projesi kapsamında yapılan elektronik uygulamaların etkin bir vergi sisteminin temelini oluşturan vergi denetimi üzerine etkisini tespit etmektir. Elektronik vergi uygulamalarının vergi denetimi üzerini olumlu etki sağlayıp sağlamadığı, denetimin fonksiyonlarından faydalanılarak analiz edilmiştir. Vergi denetiminin önleme, araştırma ve eğitici fonksiyonunun işlevlerini olumlu yönde etkileyip etkilemediği, Vergi denetiminin tarafları olan Vergi Müfettiş ve yardımcları ile Mali Müşavir,Yeminli Mali Müşavir, muhasebe elemanı gibi meslek mensuplarıyla yapılan çalışma ile analiz edilmiştir. Analiz sonucu eletronik uygulamaların vergi denetiminin fonksiyonlarının işlevlerini olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla etkili bir vergi denetimi, fonksiyonlarının düzgün çalışmasıyla gerçeleşebileceği sonucundan hareketle, elektronik uygulamaların vergi denetimi üzerinde olumlu etki yarattığı tespit edilmiştir.

DenetimElektronikTeknoloji kullanımı+2
Yasemin Ünal
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çoklu depolu araç rotalama probleminin hibrid algoritmalar yöntemiyle çözülmesi

Araç rotalama problemi, 60 yıla yakın bir süredir çalışılan konular arasındadır. Araç rotalama problemi 1959 yılında ilk defa Dantzig ve Ramser tarafından akademik bir çalışma olarak ortaya konmuştur (Dantzig ve Ramser, 1959). ARP, en basit haliyle, n adet müşteriye tam olarak hizmet sağlarken ortaya çıkan kısıtların göz önünde bulundurulduğu ve aynı zamanda maliyetin en aza indirgenmesinin amaçlandığı rotalama problemidir. Araç Rotalama Problemi, işletmelerde özellikle dağıtım kanallarında rota planlarının yapılması sırasında karşılaşılan ve lojistik maliyetlerini önemli ölçüde belirleyen, sıralama ve gruplamanın yapıldığı NP-zor kombinatoryal optimizasyon problemidir. Bu problemin çözümü için önerilen kesin ve sezgisel çözüm metotları vardır. ARP için en etkili sonuçlar veren algoritmalar ise metasezgisel algoritmalardır. Literatürde ARP'yi inceleyen çok sayıda araştırma yapılmış ve halen üzerinde çalışılan bir konudur. Bu çalışmalar çoğunlukla tek bir depoyu göz önünde bulundurmaktadır. ARP türlerinden Çoklu Depolu Araç Rotalama Problemi diğer türlere göre daha realistik bir durumu göz önünde bulundurur (Crevier, Cordeau ve Laporte, 2007). Bazı işletmeler yaptıkları işlere göre farklı lokasyonlarda bulunan müşterilerine tek bir depodan hizmet vermek yerine farklı konumlarda bulunan birden çok depodan hizmet verebilmektedir. Bu durumda Çoklu Depolu Araç Rotalama Problemi'nden söz edilir. Çalışmalarda geçmişten günümüze doğru geldikçe rotalama problemleri çözümü için metasezgisel yöntemlerin kullanımı artmıştır. Bu tez çalışmasında çoklu depolu araç rotalama problemini çözmek için metasezgisel yöntemlerden Genetik Algoritma ve Yapay Sinir Ağları ve bir kümeleme algoritması olan K-Means kullanılmıştır. Genetik Algoritma ve Yapay Sinir Ağlarında birbirinin eksikliklerini tamamlayan iki yapı mevcuttur. Genetik Algoritma yapısı gereği global taramada, Yapay Sinir Ağları ise yerel optimum sonuç bulmada etkin olup iki yöntem birleştirilerek daha yüksek performans sağlayan sonuçlar bulmak hedeflenmektedir. Bu yöntem bilinen kıyaslama problemleri üzerinde çalıştırılmış ve çoklu depolu araç rotalama problemi için uygulanmıştır. Anahtar kelimeler: Araç rotalama problemi, çoklu depolu araç rotalama problemi, metasezgisel yöntemler, hibrid algoritmalar.

Araç yönlendirme problemiHibrid algoritmalarMetasezgiseller
Gülşen Apak
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

A study on the relationship of financial literacy and individual financial decisions: Case of Adana

The aim of this study is to find out how the individuals are literate about the different financial concept, how they can manage their funds in a rational way, and to find out whether they have an idea of the services that the banks offer and the way they can benefit from these services. Also, this study aims to determine the relationship between financial literacy and individual financial decisions. Data of this study were collected by using questionnaire through random sampling method. The data was collected through face-to-face questions. Chi-square tests were applied to test the relationship between financial literacy and the variables previously identified in the literature as relevant. The study results shows also that the major factors that have a relationship with financial literacy in Adana are age, gender, income, level of education, individual financial decision. Saving behavior has not been found significant in explaining financial literacy. Results of this study suggest that it is important for policymakers to increase the financial literacy of households by implementing various financial education programs.

Behavioral financeFinancial knowledge levelFinancial decisions+2
Aıchetou Beıchar
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The investigation of individuals' financial decisions in behavioral finance perspective: A study of gender differences in investment decision-making

Behavioural finance as a new perspective to finance is based on the role of psychology on investors' financial behavior and decision-making process, according to this perspective, the assumption of traditional finance which is based on making financial decisions rationally by investors is rejected, behavioural finance explains investment decisions of individual investors are not rationally always because they are influenced by psychological and behavioural biases, that make errors in their investment decisions. Gender difference in investment is an expanding and important research area in behavioral finance. According to some of past researches males and females behave differently in some of their decisions, and accordingly investment decisions. Here, in this study, the relationship between behavioral finance biases and gender differences is investigated. The gender difference is independent variable and behavioral finance biases are dependent variables. Behavioral finance factors are divided into two parts which are emotional and cognitive biases. And they are measured by several dimensions to achieve the results. The data are collected by questionnaire. The population of the study is individuals investors in stock market in Adana province and the sample size is 400 individuals who invest in stocks. The collected data was analyzed by SPSS program. The achieved results show behavioral finance factors influence in decision-making and there is a relationship between gender and some of these factors.

Gender differencesBehavioral financeDecision making+4
Laıla Yosofı
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karlılık üzerine etkileri açısından kalite maliyetlerinin incelenmesi ve demir çelik işletmesinde bir uygulama

Günümüzde ekonomik alanda yaşanan önemli ve hızlı değişimler işletmeleri rekabete zorlamıştır. İşletmeler, bu rekabet ortamında avantaj sağlayabilmek için en avantajlı rekabet unsurlardan biri olan kalite unsuruna önem vermişlerdir. Artan rekabetle birlikte kalitenin önemi daha çok anlaşılmıştır. Kalitenin önemini kavrayan işletmeler etkin bir kalite kontrol sisteminin var olması gerekliliğini anlamışlardır. Bu durum işletmelerin kalite yönetim programları kullanmaları gerektiğini ortaya koymuştur. Kalite maliyetleri, işletmelerde üretim öncesinde meydana gelebilecek hataları önlemek amacı ile yürütülen faaliyetlerin ve ürünün üretim sırasında veya müşteriye teslim edildikten sonra fark edilen hataların oluşturduğu maliyetlerdir. Son yıllarda daha yaygın kullanılmaya başlanan kalite maliyetleri işletmelerin karlılığı ve verimliliği üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Bu tezin amacı, Demir-Çelik sektöründe faaliyet gösteren Ekinciler Demir Çelik İşletmesinde, Feigenbaum'un PAF Modeli çerçevesinde kalite maliyetlerini incelemektir. Derinlemesine inceleme ve somut veriler elde edilmesi açısından "Olay Çalışması Yöntemi" tercih edilmiştir. Çalışmada 2016 ve 2017 yıllarına ait veriler kullanılmıştır. Anahtar kelimeler: Kalite, kalite maliyetleri, PAF modeli

Demir çelik endüstrisiKaliteKalite maliyeti+4
Demet Ever
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çevrimiçi (online) mağaza atmosferinin tüketicilerin satın alma niyeti üzerindeki etkisi

Çevrimiçi mağaza atmosferi, site tasarımında kullanılan elemanların belirli bir müşteri çıktısı elde etmek için bilinçli olarak bir araya getirilmesidir. Mağaza atmosferi elemanları müşterinin satın alma kararını doğrudan etkileyebilir. Ayrıca müşteriyi hedonik yönden tatmin ederek siteye yönelik olumlu niyetler oluşturmasını sağlayabilir. E-perakendeci açısından hem rekabet avantajı elde etmesine yarayan hem de müşteriyi sitede tutma ve müşterinin siteye yönelik nihai kararını şekillendirmede rol oynayan mağaza atmosferi önemli bir pazarlama elemanıdır. Bu tezin amacı, düşük görev ilgili çevrimiçi atmosfer elemanlarından ürün dışı resimler, üye ortaklar, site ödülleri ve güvenlik rozetlerinin müşterinin siteye yönelik yakınlaşma niyetinin oluşmasındaki etkisini incelemektir. E-perakende simülasyonu oluşturularak tamamlanan deneysel araştırmadan elde edilen veriler SPSS 25.0 paket programında çoklu regresyon analizi uygulanarak değerlendirilmiştir. Analiz sonucunda üye ortaklar ve ürün dışı resimler atmosfer elemanlarının bireyin nihai kararını şekillendirmesinde bir etkisinin olmadığı bulunmuştur. Bununla birlikte site ödülleri ve güvenlik rozetlerinin memnuniyet ve harekete geçmeyi pozitif yönde etkilediği ve yakınlaşma niyetinin memnuniyet ve harekete geçmeden olumlu yönde etkilendiği olduğu bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Çevrimiçi atmosfer, e-perakende, SOR paradigması, Webmosfer

Elektronik ticaretMağaza atmosferiSatın alma kararı+7
Beyza Ecem Nevruz
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tehlikeli madde lojistiğinde risk faktörlerinin değerlendirilerek depo yerinin seçimi

Tehlikeli madde depolarında ürünlerin, lojistik faaliyetlerde doğru yer ve zamanda, istenilen şekilde bulunması hayati öneme sahiptir. Bu nedenle, seçimi yapılacak olan depo yerlerine ait alternatiflerin sayıca fazla olması istenmektedir. Alternatifler, tehlikeli maddelerin niteliğine uygun depolama yapılmasını sağlayan, lojistik açıdan en az maliyet sunan, emniyet ve güvenlikte en çok fayda sağlayan, tüm taşıma türlerinin bir arada kullanılmasını sağlayacak çok modlu ulaşıma imkan tanımalıdır. Tehlikeli madde depo yeri seçiminde çok sayıda niteliksel ve niceliksel kriterlerin olması, çok kriterli karar verme yöntemleriyle karar alınması gerekliliğini ortaya koymuştur. Bu çalışmada öncelikle kriterler AHP yöntemiyle ağırlıklandırılmış, daha sonra tehlikeli madde depo yerlerinin değerlendirilmesinde TOPSIS ve WASPAS yöntemleri kullanılarak en uygun tehlikeli madde depo yeri belirlenmiştir. Önerilen modelin özel ve kamu kuruluşlarında, başta tehlikeli maddeler olmak üzere tüketilebilen ve tüketilemeyen diğer ürünlere ait depo yerlerinin seçiminde kullanılması amaçlanmaktadır.

DepolarLojistikRisk+4
Emre Danışman
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Denetim komitelerinin firma performansı üzerine etkisi: BİST şirketleri üzerine bir uygulama

Recently, corporate governance mechanisms, such as the audit committee, have gained importance in order to protect the interests of shareholders and stakeholders following the occurrence of several accounting and audit scandals. Therefore, Turkey, as well as a number of countries, are required to establish audit committees in public companies. The purpose of this study is to investigate the impact of audit committee characteristics (audit committee independence, financial expertise, gender, meeting frequency, and age average) on the firm performance of listed companies in Borsa Istanbul (BIST). Return on Assets (ROA), Return on Equity (ROE), and Tobin's Q were used as proxies for firm performance based on former academic research in this related area of study. Data was obtained from a sample of 102 non-financial companies listed on BIST for the period 2006-2016 which was analyzed using multiple linear regression analysis. Findings show that there is a positive significant relationship between independence and gender of audit committee members and ROA, ROE, and Tobin's Q. However, age average has a negative significant relationship with ROA and ROE. Financial expertise and meeting frequency revealed no significant relationship between all the dependent variables. Keywords: Audit committee, corporate governance, firm performance

İstanbul Stock ExchangeControlAudit committees+5
Ferah Hassan
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Satın alma karar tarzlarının coğrafi işaretli ürün ve ulusal markalı ürün tercihleri üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi

Coğrafi işaret, belirli bir kimliğe sahip seneler boyu süre gelmiş ürünlerin kökenlerine atfedilmesidir. Coğrafi işaretli ürünler, bilgi birikimleriyle genişletilerek günümüze kadar gelen yöresel lezzetlerin, gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Ulusal markalı ürünler ise ülke çapında ün yapmış, tanınan markaların ürünlerini ifade etmektedir. Tüketicilerin satın alma kararlarında ve seçim yapmalarında coğrafi işaretli ürünler ve ulusal markalı ürünlere bakış açıları oldukça önemlidir. Bu çalışmada tüketicilerin satın alma karar tarzlarının, coğrafi işaretli ürün ve ulusal markalı ürün tercihleri üzerindeki etkisinin, çok kriterli karar verme yöntemlerinden birisi olan TOPSIS yöntemi ile değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın verileri yüz yüze anket yöntemi kullanılarak; Kayseri, Yozgat ve Kırşehir'de 18 yaşını doldurmuş coğrafi işaret ve ulusal markalı ürün satın alan tüketicilerden toplanmıştır. Çalışmaya toplam 391 tüketici katılım sağlamıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre coğrafi işaretli ürünlerin ve ulusal markalı ürünlerin mükemmeliyetçilik kriteri altında yer alan "ürünlerin yüksek kaliteli olması" yönündeki katılım, iki ürün çeşidi için de birinci sırada yer almaktadır. Analiz sonucunda son sırada değerlendirilen kriterler, alışverişte değişiklik arama kriterinin altında yer alan "coğrafi işaretli ürünleri kullanmaktan sıkılma" yönündeki ifade ile marka bilinci kriteri altında yer alan "ulusal markalı ürünlerin satıldığı şık mağaza ve dükkânların en uygun ürün sunmaları" ifadeleridir. Bunun yanında, çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre coğrafi işaretli ürünlere yönelik satın alma tarzları ölçeğinde, mükemmeliyetçilik kriteri ilk sırada yer alırken; son sırada marka bağlılığı kriteri yer almaktadır. Ulusal markalı ürünlere yönelik satın alma tarzları ölçeğinde ise ilk sırada marka bilinci kriteri yer alırken, son sırada alışverişte değişiklik arama kriteri yer almaktadır.

Coğrafi işaretlerMilli kimlikMüşteri tercihleri+4
İsmail Bozyiğit
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'deki adli muhasebecilik yapısının eleştirisel analizi

Milenyumdan sonra ABD merkezli yaşanan uluslararası iflaslar sonucunda muhasebe ve denetimin yolsuzluklarının ortaya çıkarılmasında İngilizce adıyla forensic muhasebe belirleyici olmuştur. Forensic muhasebeye karşılık gelen Türkçe semantik bir kavramın henüz bulunmaması, forensic muhasebenin Türkiye'de anlaşılırlığını ve bilimsel karşılaştırılabilirliğini olumsuz etkilemektedir. Türkiye'de forensic muhasebe ile adli muhasebeyi birbirine eşleştirmeye uğraşan birçok çalışma bulunmaktadır. Ancak forensic muhasebe adli muhasebeden daha geniş kapsamlı ve bilimseldir. Bu açıdan adli muhasebe ile forensic muhasebe arasında anlam ve işlevsel boşluklar bulunmaktadır. Bunun nedeni adli muhasebenin forensic muhasebe biliminin çok küçük bir parçasından oluşmasıdır. Oysa forensic muhasebe adliyeye intikal etmiş olsun veya olmasın kişilerarası anlaşmazlıklarda ve/veya gerçeğe aykırılıkların saptanmasında yanlışsızlık, doğruluk ve kesinliğin belirlenmesinden oluşmaktadır. Bu tez çalışmasında uluslararası forensic muhasebe yapısı yerine Türkiye'de bazı yazarlarca kullanılan adli muhasebe yapısınn ortaya çıkarılmasında içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu amaçla Türkiye'de "adli muhasebecilik" üzerine 2004-2022 yılları arasında yapılmış çevrimiçi 72 adet tez YÖKTEZ'den edinilen tezler kullanılmıştır. Türkiyede yapılan tezlerin tamamında adli muhasebe "mahkemeye ait" anlamında kullanılmaktadır. Ancak "forensic muhasebe ortaya çıkarılması gereken finansal bir suça ait nesnelerin bilimsel yöntem kullanılarak çözülmesi" olup bir bilim dalıdır. Ayrıca adli muhasebe yapısında Türkiye'de adli muhasebe teorik altyapısı, meslek ilkeleri ve meslek odasının bulunmaması yanında konuya ilişkin yasal düzenlemeler de bulunmamaktadır. Forensic muhasebenin esas konusu gerçeğe aykırılıkların sağtanmasında forensic muhasebe eğitimi, yöntemleri ve denetimiyken bu konuda Türkiye'de yok denecek kadar az tez çalışması bulunmaktadır. Yapılan tezlerin çoğunluğu ise adli olaylar, adli muhasebe farkındalıkları ve klasik muhasebenin konularından oluşmaktadır. Bunun başlıca nedeni ise adli muhasebe yapısının iddia ettiğinin aksine foransic muhasebe yapısını kısıtlamasıdır.

Ahmed Neamah Husseın Husseın
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Hedonik alışveriş motivasyonları ve teknoloji kabul modeli bileşenlerinin çevrimiçi satın alma niyetine etkisi: Sosyal medya kullanıcıları üzerine bir araştırma

Sosyal medyanın bireyler arasında kullanımının artmasıyla beraber, tüketici davranışlarına olan etkisi gün geçtikçe daha da belirginleşmektedir. Sosyal medyadaki etkileşimlerin hızı ve maliyetinin oldukça düşük olması firmaların ilgisini çeken bir durumdur. Bireysel kullanımların yanı sıra firmaların ticari amaçlarla sosyal medyayı kullanmaları, sosyal medya platformlarını oldukça büyük bir pazar haline getirmiş ve sosyal medya üzerinde hem ticari hem de bireysel davranışların incelenmesindeki önemi artmıştır. Yeni bir pazar haline gelen sosyal medya sayesinde; her birey internetten bilgi toplamanın yanı sıra, içerik üreterek, başka kişilere deneyim ve tecrübelerini aktarmakta, onlarla interaktif bir şekilde etkileşime geçmektedir. Hal böyle iken firmaların; sadece tüketicilerin istek ve ihtiyaçlarını karşılamalarından ziyade, tüketici odaklı faaliyetlerde de bulunması gerekir. Çünkü bireyler sadece ihtiyaçlarını gidermek için değil, aynı zamanda haz almak amacıyla da ürünler satın almaktadır. Bu tez çalışmasında, sosyal medya araçlarından instagram kullanan bireylerin sahip olduğu hedonik alışveriş motivasyonları ve teknoloji kabul modeli bileşenlerinin, çevrimiçi satın alma niyetine etkisi incelenmiştir. Çalışma sonuçlarında; hedonik alışveriş motivasyonlarına ait alt boyutların ve teknoloji kabul modeli bileşenlerinin, bireylerin çevrimiçi satın alma niyeti üzerinde etkileri olduğu belirlenmiştir.

AlışverişAlışveriş davranışlarıElektronik ticaret+6
Selçuk Yasin Yıldız
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gıda sektöründe ihracat yapan firmaların lojistik dış kaynak seçimi: Aydın İli örneği

Artan rekabet, işletmelerin temel faaliyetlerine odaklanma isteği, etkin lojistik operasyonlara duyulan ihtiyaç vb. nedenlerden dolayı lojistik dış kaynak kullanımı hızla artmaktadır. İşletmeler üçüncü parti lojistik servis sağlayıcıları sayesinde taşıma, depolama, gümrükleme gibi alanda uzmanlık gerektiren lojistik faaliyetleri lojistik yatırımı yapmadan gerçekleştirebilmektedir. Lojistik dış kaynak kullanımının faydalı olması için işletmenin gereksinimlerine uygun, doğru bir lojistik servis sağlayıcısının seçilmesi gerekmektedir. Doğru bir lojistik servis sağlayıcısı seçimi, dış kaynak kullanımının getireceği faydayı arttırma konusunda önem teşkil etmektedir. Bu çalışmada incir, kestane, zeytin gibi Aydın ilinde yoğun olarak üretilen gıda ürünlerini ihraç eden firmaların lojistik servis sağlayıcısı seçerken dikkate aldığı kriterler belirlenmek istenmiştir. Bu çalışma aynı zamanda üçüncü parti lojistik (3PL) firmalarının müşteri beklentilerini ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle bu çalışmanın, rekabet ortamında bir adım öne çıkmak isteyen 3PL firmalarına referans olması ve sundukları hizmetlerin kalitesini daha da arttırması beklenmektedir. Bu amaçlar doğrultusunda Aydın'da ihracat firmalarına anket uygulanmış ve çok kriterli karar verme yöntemlerinden SWARA yöntemi kullanılmıştır.

AydınDış kaynaklardan yararlanmaGıda sektörü+4
Mustafa Seçkin Aydın
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dijital pazarlamada e-perakende markalarının sunduğu kullanıcı deneyimlerinin tüketici güveni ve satın alma niyeti üzerine etkisi

İnternet teknolojisinin gelişmesi ile birlikte insanların yaşayış tarzı günden güne değişmektedir. Firmalar, farklılaşan ve çeşitliliği artan ürün ve hizmetlerini pazarlama konusunda farklı arayışlara girmektedir. Ulaşılan insan sayısı, pazarlama kolaylığı ve maliyetler açısından bakıldığında, dijital platformlar bu konuda vazgeçilmez bir araç haline gelmiştir. İnternet altyapılarının ve internete daha kolay erişim imkanı sunan cihazların geliştirilmesi, tüketicilerin dijital platformları aktif bir şekilde kullanmasına olanak sağlamıştır. Bu gelişmeler sayesinde, günümüzde insan nüfusunun büyük bir çoğunluğu interneti kullanmakta ve bir sosyal medya hesabı bulunmaktadır. Bunun farkında olan e-perakende markaları, geleneksel yollarla yaptıkları pazarlama faaliyetlerini dijital platformlara taşıyıp, daha fazla tüketiciye ulaşma hedefindedir. Rekabet ortamının yoğun olduğu bu dönemlerde firmalar, kendi web sitelerinde ya da herhangi bir dijital platformdaki varlıklarında, kullanıcıya sunduğu farklı deneyimlerle onları kazanıp, kendilerini tercih etmelerini sağlayabilirler. Dijital yollarla yapılan pazarlama faaliyetlerinde, e-perakende markaları ile tüketiciler yüz yüze gelemediği için markaların bu durumu, web sitelerindeki kullanıcı deneyimleri ile telafi etmesi gerekmektedir. Bu çalışma ile e-perakende markalarının sunduğu kullanıcı deneyiminin, tüketici güveni ve oluşabilecek satın alma niyeti üzerindeki etkisi açıklanmaktadır. Çalışma sonucunda, e-perakende markalarının sunduğu kullanıcı deneyiminin, tüketici güveni ve satın alma niyetini pozitif ve anlamlı şekilde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.

Elektronik ticaretKullanıcı deneyimiPazarlama+6
Ahmet Salim Kuş
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Stratejik liderliğin örgütsel özdeşleşme üzerine etkisi: El-Mustansiriya Üniversitesi çalışanları üzerine bir araştırma

Bu araştırmanın amacı, stratejik liderliğin örgütsel özdeşleşmeye ve özdeşleşmenin alt boyutlarına etkisinin olup olmadığını ortaya koymaktır. Liderlik ve liderlik tarzlarının çalışanların performansını etkilediği birçok araştırmada ortaya konulmuş olup, bu araştırmada üniversite çalışanlarının stratejik liderlik algılarının belirlenmesi ve bu algının örgütsel özdeşleşmelerini ne kadar etkilediğinin ortaya konulması önemli görülmüştür. Araştırmanın evrenini Irak'da bulunan El-Mustansiriyya üniversitesinde çalışan akademik ve idari personel oluşturmaktadır. Evreni oluşturan toplam 6486 çalışandan 532 örnekleme ulaşılmıştır. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği kullanılmıştır. Anket formu demografik bilgiler, stratejik liderlik ve örgütsel özdeşleşme ölçeğinden oluşturulmuştur. Veriler toplandıktan sonra ilgili istatistiksel analizler olan açımlayıcı faktör analizi, t testi, Anova, korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Araştırma neticesinde, demografik değişkenlerden yaş ile çalışanların stratejik liderlik algıları arasında farklılık olduğu, çalışanların kurumda çalışma süreleri ile stratejik liderlik ve örgütsel özdeşleşme düzeyleri arasında anlamlı farklılıkların olduğu görülmüştür. Korelasyon analizi neticesinde değişkenler arasında anlamlı ve pozitif yönlü ilişkilerin olduğu belirlenmiştir. Yapılan basit regresyon analizi sonucunda, stratejik liderliğin örgütsel özdeşleşmeyi, örgütsel özdeşleşmenin alt boyutlarından örgütün algılanan dış prestiji ve bilişsel, davranışsal, duygusal özdeşleşme boyutlarını istatistiksel açıdan anlamlı ve pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Son olarak yapılan çoklu regresyon analizi sonucunda, stratejik liderliğin alt boyutlarından politik uygulamalar ve iletişim becerileri boyutlarının örgütsel özdeşleşme üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı ve pozitif yönlü etkilerinin olduğu tespit edilmiştir.

IrakLiderlikLiderlik modelleri+4
Azhar Ali Ahmed Aljorani
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal medya pazarlama faaliyetlerinin marka imajı ve marka sadakati üzerine etkisi

Küresel ekonomik entegrasyonun hızlanması ve şiddetli ticari rekabet, marka imajının ve marka sadakatinin oluşturma ve sürdürme yollarını zorlamaktadır. Bu durum işletme yönetimini işlerinin bu yönlerine artan bir ilgi göstermeye teşvik etmektedir. Günümüzde işletmeler, ayakta kalmak, gelişmek ve rekabetçi bir pazarda başarılı olmak için marka sadakatini ve marka imajını geliştirmek zorunda kalmıştır. Marka imajı ve marka sadakatinin geliştirilmesi işletmelerin rekabet güçlerini sürdürmeleri için uzun vadeli faydalar sağlayabileceği düşünülmektedir. Bu tez çalışmasında marka imajı ve marka sadakatinin artan önemi göz önüne alınarak ve bunları geliştirmeye yardımcı olacak faktörler belirlenmiştir. Pazarlama sektörünün önemli araçlarından olan sosyal medya pazarlama bileşenleri ( Sayfa kalitesi ve tasarımı, online etkileşim, sosyal medya aktiviteleri ve içerikleri, hizmet kalitesi, aktiflik, diğer sayfalarla işbirliği, yararlılık) marka imajı ve marka sadakatini etkileyerek pazarlama hizmetlerinin kalitesine ve verimine katkı sağlayacaktır. Marka imajını ve marka sadakatini etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Sosyal medya pazarlama bileşenleri de bu faktörlerin içinde yer almaktadır. Sosyal medya pazarlama bileşenleri marka imajı ve marka sadakati üzerinde etkili olarak tüketicilerin satın alma kararına yön vermektedir. Bu durumlardan hareketle araştırmanın amacı sosyal medya pazarlama bileşenlerinin marka imajı ve marka sadakati üzerindeki etkileri ortaya kuymaktır. Araştırma nicel araştırma yöntemleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında veriler katılımcılara çevrimiçi anket uygulanarak toplanmıştır. Bu çalışma LC Waikiki hazır giyim markasını sosyal medyada takip edenler üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çevrimiçi anket ise çalışmaya katılmayı kabul eden 451 katılımcı üzerinde uygulanmıştır. Toplanan veriler için SPSS paket programı kullanılarak sırasıyla faktör analizi, güvenilirlik testi, korelasyon ve çoklu regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Keşfedici faktör analizinde sosyal medya pazarlaması 7 faktör, marka imajı tek faktör ve marka sadakati ise iki faktörden oluşmuştur. Elde edilen faktörlere bağlı olarak hipotezler oluşturulmuş olup bu hipotezlerin testi için SPSS paket programında çoklu regresyon analizleri yapılıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre sosyal medya pazarlama bileşenlerinin marka imajı, tutumsal marka sadakati ve davranışsal marka sadakati üzerinde olumlu etkilerinin olduğu görülmüştür. Ancak detaylı sonuçlar, Sosyal medya pazarlama bileşenlerinin marka imajı üzerinde en etkili boyutun sayfa kalitesi / tasarımı olduğunu bunu sırasıyla yararlılık ve diğer sayfalar ile iş birliği boyutlarının izlediğini göstermektedir. Tutumsal sadakat üzerinde en etkili boyutun sosyal medya aktiviteleri ve içerikleri olduğu bunu sırasıyla online etkileşim, sayfa kalitesi / tasarımı, diğer sayfalar ile iş birliği ve aktiflik boyutlarının izlediği görülmektedir. Davranışsal sadakat üzerinde de en etkili boyutun sayfa kalitesi / tasarımı olduğu bunu sırasıyla diğer sayfalar ile iş birliği, sosyal medya aktiviteleri ve içerikleri, online etkileşim boyutlarının izlediği görülmüştür.

MarkaMarka imajıMarka sadakati+3
Haıt Murad Ilsoyer
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de kurumsal imaj ve örgüt kültürü ilişkilerinin incelenmesi: Bir hastane örneği

Günümüzde işletmelerin hayatlarına devam edebilmeleri, karlılık paylarını arttırabilmeleri ve varlıklarını devam ettirebilmeleri için kurum içerisinde iyi bir örgüt kültürüne ve kurumsal imaj algısına gereksinim duymaktadırlar. Bu bağlamda yapılan araştırmada çalışanların kurumsal imaj ve örgüt kültürü arasındaki ilişkinin önemi üzerinde durulmuştur. Bu doğrultuda yapılan çalışmada sağlık hizmetleri sunumunda Adana İlinde faaliyetini sürdüren özel bir hastane bünyesinde çalışanların kurumsal imaj algısı ile örgüt kültürü arasındaki ilişki düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada istatistiksel yöntem olarak bağımsız gruplar t-testi analizi ile tek yönlü varyans analizi, Anova testi, Korelasyon ve Regresyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Çalışma araştırmanın yürütüldüğü Adana İlinde faaliyetini sürdüren özel bir hastane bünyesinde çalışan 165 kişi üzerine uygulanmak istenmiştir. Buna karşın araştırmanın yürütüldüğü kurumun sağlık hizmeti sunumunda faaliyet gösteren bir kurum olmasından dolayı gerek iş yoğunluğu gerekse de verilen hizmette aksaklıklar yaratmaması adına belirlenen kurum içerisinde belirlenen örneklem sayısına ulaşılmaya çalışılmıştır. Böylelikle araştırma zaman ve çalışma kısıtlamalarından dolayı hastane bünyesinde görev alan 123 çalışana ulaşılarak uygulanmıştır. Yapılan araştırmanın sonucunda kurum içerisinde görev alan personelin örgüt kültürü ile kurum imajının alt boyutlarından olan dinamik, kurumsal, sosyal sorumluluk, performans düzeyleri ile aralarında istatistiksel olarak anlamlı farklılaşma olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Kurum imajı ile örgüt kültürü alt boyutlarından olan güç mesafesi, belirsizlikten kaçınma, bireysellik/kollektiflik ve erillik/dişilik ile de aralarında istatistiksel açıdan anlamlı farklılaşma olduğu saptanmıştır (p<0,05). Katılımcıların demografik özelliklerinin örgüt kültürleri ve kurum imajı aralarındaki farklılıkların incelemesi sonucunda ise; örgüt kültürünün cinsiyet ve eğitim düzeyi ile kurum imajının ise yaş değişkeni, eğitim ve medeni durumu değişkenleri arasında istatistiksel açıdan farklılaşma olmadığı bulunmuştur (p<0,05). Kurum içerisinde görev alanların çalışma süresi değişkeni açısından ise örgüt kültürü ve kurum imajı ile aralarında istatistiksel olarak anlamlı herhangi bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Anahtar Kelimeler: Kurum İmajı, Örgüt Kültürü, Sağlık Çalışanı.

HastanelerKurum imajıSağlık kuruluşları+4
Özge Arıkan
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık hizmetlerinde kullanılan tutundurma karması elamanlarının marka imajı ile ilişkisi üzerine bir uygulama

Ülkemizde sağlık sektöründe hizmet veren kuruluşların sayısı ve niteliği hızla artmaktadır. Rekabetin arttığı bu pazarda sağlık kuruluşları, müşterilerin istek ve ihtiyaçlarına daha duyarlı davranarak taleplerine zamanında cevap verebilmek zorundadır. Bu noktada rekabetçi üstünlük yaratabilmek ve sürdürebilmek, güvene dayalı ilişkiler geliştirebilmek için marka imajı ve marka bağlılığı oluşturmak kritik bir önem taşımaktadır. Literatürde sağlık hizmetleri pazarlaması alanında gerçekleştirilmiş araştırmalar incelendiğinde, marka imajı ve marka bağlılığı arasındaki potansiyel ilişkiye pek fazla yer verilmediği görülmüştür. Bu nedenle yapılan bu araştırmada, sağlık kuruluşlarının yürüttüğü tutundurma çalışmalarının marka imajı ile ilişkileri belirlenerek, marka imajı ile de marka bağlılığı (gelecekte satın alma niyeti) arasındaki ilişkinin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Araştırma, Adana İl Merkezindeki Özel Hastanelere başvuran müşteriler üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veriler anket yardımıyla yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak toplanmış ve elde edilen bilgiler SPSS'de yapılan analizler yardımıyla açıklanmıştır. Araştırma sonucunda, sağlık kuruluşlarının marka imajı ile ilişkisi olan en önemli tutundurma araçlarının; sosyal medya, kampanyalar, kulaktan kulağa iletişim, web/ internet ve çalışanlarla iletişim olduğu ortaya çıkmıştır. Basılı yayın araçlarının ise marka imajı ile arasında anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür. Sonuçta marka imajı ve marka bağlılığı arasında da anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu bulunmuştur.

Marka imajıSağlık hizmetleriSağlık hizmetleri pazarlaması+4
Funda Baçkır
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Küresel marka yaratmada Turquality projesi: Bir sanayi işletmesinde uygulama

Bu çalışmada, Turquality programı kapsamında faaliyet gösteren üretim işletmesinin markalaşma ve küreselleşme süreçleri incelenerek, Turquality programının söz konusu incelenen işletmenin markalaşma ve küreselleşme süreçlerine olan katkıları ortaya konulmuştur. Çalışmada; Turquality Marka Destek Programı kapsamında 30.05.2017 tarihinden itibaren destek almaya hak kazanmış, imalat sektöründe makine üretimi yapan bir firmanın yetkilileri ile yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiş ve daha önce hazırlanan sorular sorulmuştur. Söz konusu görüşmeler, firmanın Turquality destek başvurusu kabul edildiği tarihten itibaren Turquality Uzmanı olarak görev yapan yetkilisi ve üst düzey yöneticileri ile gerçekleştirilmiştir. Firma yetkililerinin verdiği cevaplar görüşme esnasında kaydedilmiş ve firmadan Turquality programından önce ve sonrasındaki ciro, ihracat değerleri, çalışan sayısı, üretim adedi ve tutundurma faaliyetleri bütçesinin verileri de belirli bir periyodu kapsayacak şekilde temin edilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile yapılan vaka analizi sonucunda, Turquality desteklerinin, firmanın yeni pazarlara açılmasını ve ihracatını arttırmasını sağlamıştır. Destekler sayesinde firmanın yurtdışındaki piyasalarda rekabet gücü ve pazar payı artmıştır.

Endüstri işletmeleriKüreselleşmeMarka+3
Canan Başaloğlu Gözlüklü
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni ürün geliştirme projelerinde risk ve başarı faktörlerinin bulanık DEMATEL tekniği ile değerlendirilmesi

Sosyal ve ekonomik yaşamda gerçekleşen teknolojik gelişmeler ve değişimler firmaları her geçen gün artan bir rekabet ortamına sürüklemektedir Bu rekabetçi ortamda var olmak isteyen firmalar için yenilik anlayışını benimsemek ve bu bağlamda yeni ürün geliştirme projeleri yürütmek zorunlu bir hal almıştır. Doğası gereği yeni ürün geliştirme projeleri tek seferliktir ve yüksek oranda belirsizlik ve risk barındırmaktadır. Bu çalışmada Adana ilinde yer alan ve yeni ürün geliştirme çalışmaları yürüten firmaların yeni ürün geliştirme sürecinde karşılaştıkları iç ve dış kaynaklı risklerin ve bu sürecin başarısına etki edecek faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Ar-Ge Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan rapora göre Adana ilinde faaliyet gösteren ve Ar-Ge Merkezi bulunan işletmelerden alanında uzman kişiler ile görüşülmüştür. Uzmanlar tarafından yapılan değerlendirmeler ile yeni ürün geliştirme sürecinde karşılaşılan risk ve başarı faktörleri arasındaki ilişkilerin ve bu faktörlerin önem derecesinin belirlenmesinde Çok Kriterli Karar Verme tekniklerinden çalışmaya en uygun olan Bulanık DEMATEL tekniği kullanılmıştır. Adana ilinde faaliyet gösteren gıda ve tekstil sektöründeki dört firmaya yönelik ürün geliştirme süreci üzerinde gerçekleştirilen uygulamada sektörlere göre en önemli risk ve başarı faktörleri belirlenmiş, iki sektörün farklılaşan yanları ortaya konmuştur.

AdanaBaşarıBulanık DEMATEL+4
Funda Sinem Koçak
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Konut değerlemesinde kullanılan kapitalizasyon ve amortisman oranlarının hesaplanması: Aydın ili örneği

Bir ülkenin gelişmişlik seviyesi, kentleşme oranının artmasıyla beraber gayrimenkul piyasasının büyüklüğüne bağlıdır. Ülkede yer alan gayrimenkul varlıklarının hangi finansman yöntemiyle değerlendirildiği ise, piyasanın işleyişinin temelini oluşturur. Gayrimenkul finansmanının etkin çalışması, piyasada gerçek fiyat mekanizmasının oluşması, alım-satıma konu olan finansal varlığın çeşitliliğini ve güvenilirliğinin artması için önemli bir unsurdur. Gayrimenkul piyasasında gayrimenkullerin fiyatlarının doğru, tarafsız ve şeffaf bir şekilde belirlenmesi, uzmanlar tarafından gayrimenkulün değerlemesi ile mümkündür. Değerleme, gayrimenkul sektörünün ekonomisine, hukuksal yapısına ve finansmanına birçok fayda sağlamaktadır. Ancak, gayrimenkul değerlemesinde karşılaşılan en büyük sorun, gayrimenkul sektörünün gelişmesiyle ortaya çıkan yeni ihtiyaçları karşılayacak veya gayrimenkulün değerine etki eden tüm faktörleri kapsayan bir modelin olmamasıdır. Bu çalışmanın konusu, Aydın ili Efeler ilçesindeki gerçek alım-satımı yapılan konutların, değerleme yöntemlerinden biri olan gelir kapitalizasyon yöntemi ile bölgesel kapitalizasyon oranının hesaplanması ve diğer bir yöntem olan maliyet yöntemi ile yaş ve oda sayısına göre amortisman oranının belirlenmesidir. Çalışmanın özgünlüğü, Türkiye'de konut sektöründe hem gerçek alım-satım fiyatlarını kullanarak, bölgesel konut kapitalizasyon oranının hesaplanması ve hem de piyasadan çıkartma yöntemi ile amortisman tutarının tespit edilmesine yönelik ilk çalışma olmasıdır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar, değerleme uzmanlarına veya değerleme şirketlerine, konu ile akademik olarak çalışan kişilere veya kurumlara ışık tutmayı ve kaynak oluşturmayı hedeflemektedir. Aydın ili Efeler ilçesinde on sekiz mahalle için ulaşılan 805 gerçek alım-satım verilerine göre, bölgenin genel ortalama kapitalizasyon oranı % 4,98 olarak hesaplanmıştır. Mahalle olarak incelendiğinde en yüksek kapitalizasyon oranı % 7,30 ile Orta Mahallesi ve % 7,17 ile Zafer Mahallesi'dir. En düşük kapitalizasyon oranı ise % 3,95 ile Zeybek Mahallesi ve % 4,04 ile Mimar Sinan Mahallesi'dir. Amortisman oranları oda sayılarına göre ayrılarak her yaş için hesaplanmıştır. 2 Oda 1 Salon konutların genel amortisman oranı % 2,81 ile % 58,52 değişim aralığında, 3 Oda 1 Salon konutların genel amortisman oranı ise % 2,63 ile % 60,39 değişim aralığında olduğu saptanmıştır.

AmortismanAydınDeğerleme+5
Hatice Başkaya
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Dönüşümcü ve etkileşimci liderliğin çalışan memnuniyetine etkisinde örgütsel iletişim, örgütsel güven ve örgütsel bağlılığın aracı rolü

Bu çalışmada dönüşümcü ve etkileşimci liderlik davranışlarının çalışan memnuniyetine etkisi ve bu etkide örgütsel iletişim, örgütsel güven ve örgütsel bağlılık algılarının aracılık rolü incelenmiştir. Bu kapsamda öncelikle dönüşümcü ve etkileşimci liderlik, çalışan memnuniyeti, örgütsel iletişimi, örgütsel güven ve örgütsel bağlılık konusunda oluşturulan kavramsal ve kuramsal çerçeve oluşturulmuş olup bunlara göre çalışmanın hipotezleri sunulmuştur. Ardından, çalışma kapsamında gerçekleştirilen anket uygulamasına ilişkin araştırma yöntemine ve uygulanan analizler sonucu elde edilen bulgulara ve sonuçlara yer verilmiştir. Çalışmanın örneklemini, Yozgat Bozok Üniversitesinden 460 eğitim çalışanı ve Yozgat Bozok Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinden 440 sağlık çalışanı olmak üzere toplamda 900 kişi oluşturmaktadır. Anket formunda ise likert tipi ölçekler kullanılmış, araştırma modelinin doğrulanmasında yapısal eşitlik modeli (YEM) tercih edilmiştir. Çalışmadan elde edilen verilerin analizi için SPSS 22.00 ve AMOS 24.00 programları kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre sağlık çalışanlarında dönüşümcü ve etkileşimci liderliğin çalışan memnuniyetine etkisinde örgütsel güven ve örgütsel bağlılığın kısmî aracılık rolü olduğu belirlenmiştir. Eğitim çalışanlarında ise dönüşümcü liderliğin çalışan memnuniyetine etkisinde örgütsel güven ve örgütsel bağlılığın kısmî aracılık rolü olduğu belirlenirken; etkileşimci liderliğin çalışan memnuniyetine etkisinde örgütsel güven ve örgütsel bağlılığın tam aracılık rolü olduğu belirlenmiştir. Örgütsel iletişimin çalışan memnuniyetini anlamlı olarak etkilemediği belirlenmiş, bu yüzden aracılık etkisine rastlanılamamıştır.

Dönüşümcü liderlikEtkileşimsel liderlikLiderlik+5
Mustafa Altıntaş
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bankacılık sektöründe kârlılığı belirleyen faktörlerin analizi: Türk bankacılık sektörüne yönelik ekonometrik bir uygulama

Bütün kâr amacı güden işletmelerde olduğu gibi bankalarda kâr amacı güden kuruluşlardır. Bankalar faaliyetlerini kârlı bir şekilde sürdürürken aynı zamanda kendilerini de güvence altına almaları gerekmektedir. Bankaların faaliyetlerini aksatmadan devam ettirebilmesi için ve uzun dönemde büyüme hedeflerine ulaşabilmeleri için yeterli seviyede kâr elde etmeleri gerekmektedir. Bu çalışmada 2003:Q1-2020:Q4 dönemi için Türk bankacılık sisteminde faaliyet gösteren bankaların finansal performanslarını etkileyen içsel faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada yöntem olarak panel veri analizi kullanılmış, finansal performans ölçütü olarak özkaynak kârlılığı esas alınmıştır. Ekonometrik analizlerde yatay kesit bağımlılığı testleri ve yatay kesit bağımlılığı altında ikinci kuşak panel birim kök testleri gibi ekonometrik teknikler kullanılmıştır. Çalışma dört bölümden oluşacak şekilde tasarlanmıştır. Birinci bölümde araştırmanın problemi, konusu, amacı, önemi ve sınırlılıkları gibi konulara odaklanılmıştır. İkinci bölümde finansal sistem ve Türkiye'de finansal yapı anlatılmıştır. Üçüncü bölümde bankacılığın dünyada ve Türkiye'de tarihsel gelişimi üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde Türkiye'de bankacılık sektöründe faaliyet gösteren ticari bankaların kârlılıkları üzerinde bankalara özgü faktörler kurulan model kapsamında tespit edilmeye çalışılmıştır. Dirençli standart hatalar ile hesaplanan t istatistiklerine göre, sermaye yeterlilik rasyosu (SYO), net bilanço pozisyonu (NBP), TL pasifler/toplam pasifler oranı (TLPO), mevduat oranı (MEV), kredi büyüklüğü (KRED), kredi mevduat oranı (KMEV), faiz geliri (FGO) oranı ve faiz dışı gelirler oranının (FDGO) özkaynak kârlılığı (ROE) üzerindeki etkisi istatistiksel olarak anlamlılık düzeyinde ve pozitif yönlüdür. Yabancı para aktifler/yabancı para pasifler (YPAO) oranı ve kredi riski (KRİSK) oranının bankaların özkaynak kârlılığı (ROE) üzerindeki etkisi anlamsızdır.

Bankacılık sektörüBankalarKarlılık+4
Kübra Yıldır
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tarım satış kooperatif ürünlerine yönelik imajın tüketici memnuniyeti ve satın alma davranışı üzerine etkisi: Kırşehir örneği

Kooperatifçilik kar amaçlı bir ortaklı yapı olup karşılıklı yardımlaşma, dayanışma ve işbirliğini esas almaktadır. Özellikle son yıllarda, küreselleşen ekonomik ve sosyal yaşam ile birlikte kooperatiflerin gerekliliğini ve önemini daha da arttırmaktadır. Dünya üzerinde çok çeşitli alanlarda yaklaşık 2,6 milyon kooperatif ve bu kooperatiflerin 1 milyonu aşkın ortağı bulunmaktadır. Kooperatiflerin birçok alanda olduğu gibi tarım sektöründe de ağırlığı ve önemi bilinen bir gerçektir. Türkiye'de kooperatifçiliğin kökeninin çok eskilere dayanmasına rağmen modern kooperatifçiliğin 1867 yılında Mithat Paşa'nın Memleket Sandıkları ile başladığı bilinmektedir. Türk kooperatifçiliği günümüzde yaklaşık 6,5 milyon ortağı ve 60 bine yakın kooperatifi ile güçlü bir yapıya sahiptir. Türk kooperatifçiliğinin tarımsal ağırlıklı dokusu, ekonomik ve sosyal yapısındaki tarım sektörü ile yakından alakalıdır. Türkiye'de 2020 yılı verilerine göre tarımsal amaçlı kooperatiflerin toplam kooperatiflere oranı %20, ortak sayısına oranı ise %54,1'ini oluşturmaktadır. Tarımsal amaçlı kooperatiflerin içerisinde 2019 yılı verilerine göre 281 tane tarım satış kooperatifi ve bu kooperatiflerin 291 binin üzerinde ortağı bulunmaktadır. 4572 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri Hakkındaki Kanun, tarım satış kooperatiflerinin en az 30 üretici ile kurabileceğini ve ilgili tarımsal ürünlerin işleme alım, satım ve pazarlamada rol oynadığı vurgulanmıştır. Türkiye'de fındık, zeytin, zeytin yağ, ayçiçek, incir ve pamuk gibi endüstriyel değeri ve tüketiciler için önemli olan bu ürünlerin satış, dağıtım ve pazarlama konuları oldukça önemlidir. Bu noktadan hareket edilerek bu çalışmada, birer tarım satış kooperatifi olan MARMARABİRLİK, FİSKOBİRLİK ve TARİŞ ürünlerine yönelik imajın, tüketici memnuniyeti ve satın alma davranışı üzerine etkisi Kırşehir örneğinde incelenmiştir. Bunun için çalışmada 5'li likert ölçeği kullanılarak anket uygulaması %95 güvenilirlik düzeyinde 396 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 22 paket programında, araştırmanın hipotezlerine uygun olarak korelasyon, regresyon, T-testi ve ANOVA testleri uygulanmıştır. Analiz sonucunda Kırşehir örneğinde ankete katılanların tarım satış kooperatif ürünlerine yönelik imajın tüketici memnuniyeti ve satın alma davranışı üzerinde anlamlı etkilere sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Bu sonuçtan hareket edilerek bu kooperatiflerin satış ve pazarlamada daha fazla rol alması gerekliliği ve bunun için çeşitli piyasa ve işletme araçlarını kullanmasının önemi vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Fiskobirlik, Kooperatif, Marmarabirlik, Tarım Satış Kooperatifi, Tariş

FİSKOBİRLİKKooperatifçilikMARMARABİRLİK+7
Mehmet Sulubulut
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

E-iç kontrol sistemlerinin kamu üniversitelerinde kullanımı üzerine bir araştırma

İç kontrol sistemi, bir kurumun yönetimi tarafından, kurumdaki faaliyetlerin; ekonomik olmasını, verimli ve etkin bir şekilde yürütülmesini, yönetim prensiplerine bağlı kalınmasının sağlanmasını, varlıkların ve kaynakların korunmasını, muhasebe kayıtlarının doğruluğunun ve tamlığının güvence altına alınmasını sağlayan bir süreçtir. Ayrıca zamanında ve güvenilir mali bilgi ve yönetim bilgisinin üretimine destek sağlanması için kurumsal hedefler çerçevesinde kurulan, kurumsal yapı, metotlar, prosedürler ve iç denetimi de içeren mali ve diğer kontrol sistemlerinin tamamıdır. Kaynakların kullanımında etkinliğin sağlanması, hesap verebilir kurumlar oluşturulması, idarelerin işlemlerinde yapısal bütünlüğün korunması gibi yeni düzenlemelerin işlerliğinin sağlanması mutlaka iç kontrol sisteminin etkin kurulmasına bağlıdır. İç kontrol sisteminin etkin kurulabilmesi amacıyla T.C Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa dayalı olarak; Kamu İç Kontrol Standartları Tebliği (KİKST) çıkarılmıştır. Bu tebliğde, kamu idarelerindeki iç kontrol sisteminin standartlara uyumunu sağlamak üzere; yapılması gereken çalışmaların belirlenmesi, bu çalışmalar için eylem planı oluşturulması, gerekli prosedürler ile ilgili düzenlemelerin hazırlanması ve iç kontrol sistemlerinin doğru çalışıp çalışmadığının belirlenmesi, bir başka ifade ile iç kontrol sisteminin mevzuata uygun yürütülüp yürütülmediğini tespit etme üzere iç kontrolün tüm bileşenleri ile kurulması gerektiği görülmüştür. Elektronik veri aktarımının ve kullanımının hız kazandığı günümüzde, iç kontrol sisteminin, Kamu İç Kontrol Standartlarının beş bileşeni olan; 'kontrol ortamı, risk değerlendirme, kontrol faaliyeti, bilgi ve iletişim ve izleme' standartlarının dijital ortamlardaki verilere de uygulanması diğer bir ifade ile e-iç kontrole geçilmesi gerekliliği büyük önem arz etmektedir. Diğer kamu kurumlarına ve özel sektöre model oluşturması beklenen kurum olma özelliğine sahip olan üniversitelerin çağın gerektiği ölçütlerle iç kontrol sistemini sağlıklı bir biçimde kurabilmesi ve çalıştırabilmesi açısından e-iç kontrol sistemlerine hızlı uyum sağlaması beklenmekte ve araştırmaya açık bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Araştırmanın amacı; iç kontrol sisteminin elektronik ortamdaki uygulama alanının, kamu üniversitelerinde yaygınlığının ve kullanılabilirliğinin ölçülmesidir. Bu amaçla Türkiye'de faaliyet gösteren kamu üniversitelerinde e-iç kontrol mekanizmasının, yasa ve yönetmeliklere uygun bir şekilde kullanılabilirliğinin ve etkinliğinin ölçülmesi hedeflenmiştir. Araştırma sonucunda e-iç kontrol kullanımının henüz yaygın olmadığı anlaşılmış, kullanan idarelerdeki Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı (SGDB) ve İç Denetim Birimi (İDB) personelinin e-iç kontrol sistemini kullanışlı buldukları görülmüştür. Ayrıca, e-iç kontrol sisteminde 5018 sayılı kanuna dayalı olarak çıkarılan iç kontrol standartlarının sınırlı sayıda kısmını yüksek, çoğunluğunun orta düzey, ve sınırlı sayıda kısmının düşük düzeyde gerçekleşmekte olduğu tespit edilmiştir.

DenetimDevlet okullarıElektronik+4
Özer Şen
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Online alışverişte perakendeci ve müşteri arasındaki bağlılık-güven ilişkisi

Türkiye'de ticaret ve internet kavramı dünyadakine paralel şekilde süratle ilerleme kat etmektedir.1990'lı dönemin yılların ortalarına doğru Türkiye'de pek çok dergi ve gazete internette yayına geçiş yapmıştır. Aynı doğrultuda yine ülkemizde yer alan bankaların geneli, sunulan hizmetlerinin pek çoğunu adım adım sanal ortama taşımıştır. Dünya genelinde olana benzer şekilde Türkiye'de de bilgisiz alışverişe, uzaktan eğitimden devlet kurumları tarafından sunulan hizmetlere erişmeye, ulaşım için bilet rezervasyonundan sohbete, sanal kuram ortamlarından kurumsal iletişime varıncaya kadar internetin gündelik yaşamın kilit taşı halini aldığı ifade edilebilir. Müşteri, bireysel talepleri, arzu ve gereksinimleri çerçevesinde kurumların aslında pazarlama öğelerini satın alabilen ve bunun için uygun kapasiteye sahip olan gerçek bir birey şeklinde değerlendirilmektedir. Bu araştırmanın amacı müşteri bağlılığının müşteri güveni üzerindeki etkisinin belirlenmesidir. Buradan yola çıkılarak nicel araştırmanın benimsendiği araştırmada örneklemi Kırşehir de yaşayan ve bir perakendeci internet satış sitesinden alışveriş yapan ve bu araştırmaya katılmayı kabul eden tüketiciler oluşturmaktadır. 418 tüketicinin katılım gösterdiği araştırmadan elde edilen verilerin analizi SPSS ve AMOS programları aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre müşteri bağlılığının müşteri güveni üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı (β=0,39; p<0,001) etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sosyo-demografik değişkenler ile farklılık analizlerinin de uygulandığı araştırmada çok fazla farklılaşma olmadığı gözlemlenmiştir. Elde edilen bu sonuçların literatür ile uyumlu olduğu görülürken alışveriş sitelerinin daha kullanışlı ara yüzlere sahip olması gerektiği, kampanya çalışmalarının yapılmasının doğru olacağı gibi önerilerde bulunulmuştur.

Müşteri bağlılığıMüşteri güveniPerakende satış işletmeleri+4
Uğur Beyhan
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Piyasa performans oranlarına göre oluşturulmuş portföylerin getiri oranlarının değerlendirilmesi: BİST 100 endeksi firmaları üzerine bir uygulama

Hisse senedi piyasasında portföy yatırımları yaparken, portföye dahil edilebilecek hisse senetlerinin belirlenmesi büyük önem arz eder. Portföye dahil edilecek hisse senedi seçimini yaparken dikkate alınabilecek kriterlerden biri hisse senedinin uzluk-pahalılık durumudur. Bunu tespit ederken kullanılan önemli araçlardan biri piyasa performans oranlarıdır. Bu oranlar içerisinde özellikle fiyat/kazanç oranı (F/K) ve piyasa değeri/defter değeri oranı (PD/DD) yatırımılar için oldukça önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, Borsa İstanbul'da işlem gören ve BİST 100 endeksine dahil olan firmaların piyasa performans oranları dikkate alınarak çeşitli portföyler oluşturulması ve oluşturulan bu portföylerin dönemsel getiri oranları hesaplanarak analiz edilmesi yoluyla piyasa performans oranlarının portföy getirileri üzerindeki etkilerinin ortaya konulmasıdır. Yapılan bu çalışmada elde edilen sonuçlar, oluşturulan portföylerde hem fiyat/kazanç oranı hem de piyasa değeri/defter değeri açısından ucuz olan hisse senetlerinin bulunması halinde özellikle uzun vadede çok yüksek getirilerin elde edilebileceğini göstermiştir.

Borsa İstanbulDefter değeri oranıFiyat-kazanç oranı+7
Yakut Bozkurt
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bireysel yatırımcılarda risk toleransı ve aşırı güven kavramının karşılaştırmalı olarak incelenmesi

"Homo Economicus"un, her koşul altında rasyonel kararlar vereceği düşüncesi, Davranışsal Finans ile irdelenmeye başlanmıştır. Geleneksel finansın "Beklenen Fayda Teorisi"ne karşılık, Davranışsal Finans "Beklenti Teorisi" ile ön plana çıkmıştır. Davranışsal Finans bu teoriye göre, "Rasyonel Birey"in davranışlarındaki tutarsızlık ve hataları psikoloji, sosyoloji ve antropoloji bilim dallarından faydalanarak açıklamaya çalışmıştır. Yatırımcıların karar modellerinde, girdi olarak en az dört unsuru kullanmaları gerekir. Bunlar genellikle hedefleri, zaman ufku, finansal istikrar ve risk toleranslarıdır. İlk üç girdi objektif ölçümlerle değerlendirilmektedir. Fakat risk toleransı sübjektif ölçümlerle değerlendirilebilmektedir. Bu çalışmanın amacı; bireysel yatırımcıların risk tolerans düzeylerini saptamak ve risk tolerans düzeylerine etki eden aşırı güven kavramı ile aralarındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma kapsamında, "Geleneksel, davranışsal ve bireysel finans teorileri nelerdir?", "Yatırımcıların risk tolerans ve aşırı güven düzeyleri nelerdir?", "Yatırımcıların risk toleransları ve aşırı güvenleri ile demografik faktörler arasında nasıl bir ilişki vardır?" ve "Yatırımcıların risk toleransları ile aşırı güvenleri arasında nasıl bir ilişki vardır?" gibi sorulara cevap aranmıştır. Çalışma kapsamında; İstanbul, Ankara ve İzmir illerinde ikamet eden 520 bireysel yatırımcıya anket uygulanmıştır. Bu anketin analiz sonucuna göre, bireysel yatırımcıların aşırı güvenleri ve risk toleranslarının demografik faktörler karşısında farklılık gösterdiği, buna ek olarak, bu yatırımcıların aşırı güven düzeylerinin, risk tolerans düzeylerini ve bileşenlerini etkilediği bulgularına ulaşılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Davranışsal Finans, Bireysel Finans, Bireysel Finansal Planlama, Risk Toleransı, Aşırı Güven.

Aşırı güven hipoteziBireysel yatırımcılarDavranışsal finans+6
Yasemin Kuyucular
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Katılımcı yönetim uygulamalarının örgütsel bağlılığa etkisi: Irak elektrik sektörü örneği

Bu çalışmada; Irak elektrik sektörü örneğinde katılımcı yönetim uygulamalarının örgütsel bağlılık üzerindeki etkisi incelenmiştir. Tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kapsamında olan araştırmanın evreni Irak'taki elektrik sektörü çalışanları oluşmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu ise Irak'ın Bağdat şehrinde yer alan elektrik üretim ve elektrik dağıtım şirketlerinde çalışanlar içerisinden ulaşılabilen ve gönüllü katılım sağlayan 145 kişi oluşturmuştur. Araştırmanın verileri yüz yüze anket yöntemi uygulanarak elde edilmiştir. Bu doğrultuda katılımcılara Irak elektrik sektörüne ilişkin görüş belirleme anketi, çalışan genel bilgi anketi, Katılımcı Yönetim Ölçeği ve Örgütsel Bağlılık Ölçeği uygulanmış ve elde edilen veriler SPSS istatistik paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, çalışanların örgütsel bağlılık ölçeği ve alt boyut puanlarının ve katılımcı yönetim ölçeğinin sosyodemografik özelliklere göre anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Bu çalışma Irak Elektrik Sektörü çalışanlarının projeler kapsamında icra edilen tüm faaliyetlerde katılımcılıklarını sürdürmeleri, liderleri ve diğer çalışanlar ile sürekli bilgi alışverişinde bulunmaları da hem kurumsal hafıza oluşması için bilginin aktarılabilmesi açısından hem de elektrik sektörünün örgütsel gelişimi açısından oldukça önem arz olduğunu etmektedir.

Samer Hammad Assı Assı
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TMS/TFRS ve muhasebe meslek mensuplarının görüşleri çerçevesinde kripto paraların muhasebeleştirilmesi

Muhasebe alanında elde edilen verilerin güvenilir, doğru, gerçeğe uygun ve anlamlı olması gerekmektedir. Muhasebe verilerinin söz konusu niteliklere sahip olması açısından Uluslararası Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartlarına uyumlu şekilde oluşturulan Türkiye Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartları büyük önem taşımaktadır. Son yıllarda ekonomi alanında hızlı bir gelişme gösteren ve işletmelerin sahip olmaya başladığı kripto para ile ilgili işlemlerin muhasebe ve finansal raporlama standartları çerçevesinde muhasebeye ne şekilde aktarılması gerektiği hususu gündeme taşınmıştır. Gelişen teknoloji ve ekonomi dünyasında Türkiye'de ve dünyada hızla bilinme düzeyi artan kripto paraların kullanımı sürekli artış gösterir duruma gelmiştir. Kripto para birimlerine yönelik yasal düzenlemeler her ülkede henüz mevcut değildir, fakat bu para birimleri genel olarak para kavramına bakış açısını değiştirecek bir potansiyele sahiptir. Bu durumda geleceğe yönelik kripto para birimlerinin yasal düzenlemeler çerçevesinde varlıklarını sürdürebilecekleri öngörülmektedir. Gün geçtikçe popülerliği artan kripto para birimleri bazı devletlerin bu konuda endişe duymasına yol açmıştır. Bunun sebebi, kripto para birimleri kullanılarak gerçekleştirilen işlemlerin nasıl muhasebeleştirileceğini belirlemenin güç olmasıdır. Günümüz itibariyle Türkiye'de kripto paraların muhasebeleştirilmesine ilişkin yasal bir düzenlemede henüz bulunmamaktadır. Bu araştırmanın amacı Türkiye Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları ile muhasebe meslek mensuplarının görüşleri çerçevesinde kripto paraların nasıl muhasebeleştirilebileceğini tespit etmektir. Bu amaçla Kayseri ve Kırşehir illerinde faaliyet gösteren muhasebe meslek mensuplarının kripto paralara ve kripto paraların muhasebeleştirilmesine yönelik görüşleri anket ve görüşme yöntemleriyle tespit edilmeye çalışılmıştır. Anketlerden elde edilen nicel verilerin analizi SPSS, görüşmelerden elde edilen nitel verilerin analizi ise MAXQDA programları kullanılarak yapılmış ve çeşitli bulgulara ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda kripto paraların resmi olarak kabul görmesi durumunda nasıl muhasebeleştirilmesi gerektiğine yönelik değerlendirmelere yer verilmiştir.

Finansal raporlama standartlarıKripto para birimiKripto varlık+5
Pelin Üstünsoy
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gıda sektöründe doğrusal programlama tekniği ile üretim planlaması: Sirke üretimi uygulaması

İşletmelerin insan istek ve ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla mal veya hizmet sunma faaliyeti olan üretim, işletmelerin etkinliğini sürdürebilmeleri için önemli bir yere sahiptir. Üretim yapan işletmelerin kıt kaynakları verimli bir şekilde kullanmaları ve rakip işletmelere karşı güçlü bir tavır sergilemeleri, belirli bir üretim planlaması içinde gerçekleştirilmektedir. Üretim planlaması kıt kaynaklar bakımından karışık ve çözümlenebilmesi uzun zaman alması sebebiyle doğrusal programlama tekniği ile çözümleme yapılması daha kolay olmaktadır. Doğrusal programlama, işletmelerin kıt kaynaklarını kullanarak optimal (en iyi) sonuca ulaştırmayı hedefleyen matematiksel bir tekniktir. İnsan yaşamının sürdürebilirliğini sağlamak için gıda ürünlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu da gıda sektörünün dünyada büyük bir alana sahip olduğunu göstermektedir. Gıda ürünlerinin arasında tarihi çok eski yıllara dayanan sirke, kullanım alanlarının yaygınlığı nedeniyle en çok üretimi ve tüketimi yapılan ürünü olmuştur. Bu çalışma, sirke üreten bir işletmenin üretim planlama faaliyetleri ele alınarak doğrusal programlama tekniği ile matematiksel bir model oluşturulmuştur. Çalışmada, doğrusal programlama tekniği Lindo 6.1 paket programı kullanılarak kârın maksimize edildiği 1 aylık üretim planlaması elde edilmiştir. Sirke üretim işletmesinin var olan kaynaklarında yaşanan bir değişikliğin olduğu durumlarda, amaç denklemine olan kârlılık durumunu hesaplamak için duyarlılık analizi de yapılmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Üretim Planlama, Doğrusal Programlama, Sirke Üretimi, Gıda Sektörü, Lindo 6.1.

Doğrusal programlamaGıda sektörüSirke+2
Elif Arık
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Borsa İstanbul sektör endekslerinin uzun dönemli risk ve getiri performanslarının değerlendirilmesi

Finansal piyasalarda birçok yatırım alternatifi bulunmaktadır. Bu yatırım alternatifleri içerisinde yatırımcıların tasarruflarını değerlendirme alışkanlıklarına bakıldığında; gelişmiş ülke yatırımcılarının çoğunluğunun sermaye piyasalarını tercih ettiği görülmektedir. Bu durum gelişmekte olan ülkeler açısından incelendiğinde ise, yatırımcıların tasarruflarını sermaye piyasalarında değerlendirme oranının geçmiş yıllara göre artış eğilimi gösterdiği gözlemlenmektedir. Bu durum bize yatırımcı sayısındaki artışı gösterse de, amaç bilinçli yatırımcı sayısını artırmak olmalıdır. Tamda bu sebeple bu çalışma, sektör endekslerinin uzun vadeli risk ve getiri performanslarını ölçerek yatırımcılara ışık tutmayı amaçlamaktadır. Nitekim yatırımcıların, yatırımlardan elde edeceği getiriler hesaplanırken, risk unsuru da göz ardı edilmemelidir. Gelecek net bir şekilde öngörülemeyeceğinden dolayı içinde hep bir risk unsuru barındırmaktadır ve bu risklerin bazıları ortadan kaldırılabilirken, bazılarının yok edilmesi mümkün değildir. Bu çalışmada sektör endekslerinin risk ve getiri performansları ölçülmektedir. Amaç mevcut risklerin hangi sektörü ne derecede etkilediğini ortaya koymaktır. Böylelikle bu çalışmada, elde edilen sonuçlar yatırımcıların yatırım kararlarında yol gösterici bir nitelik taşımaktadır. Bunun için, Borsa İstanbul'da yer alan dört ana sektör ile 19 alt sektör endekslerinin 10 yıllık endeks verileri kullanılmış ve getirileri bulunarak risklerini ölçülmüştür. Elde edilen bulgular neticesinde, ana sektör endeksi ile alt sektör endekslerinde hangi endekslerin sistematik riskinin en yüksek değere hangilerinin en düşük değere sahip olduğu ortaya konulmaktadır.

Borsa endeksiBorsa İstanbulGetiri-risk ilişkisi+2
Hazal Doğan
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Analysis of the effect of organizational culture on employee motivation: Al-Alawi Children's Hospital case

The current study aims, through its chapters, to investigate the correlation and impact of organizational culture as an explanatory variable in motivating individuals working as a responding variable in Al-Alawiyya Teaching Hospital for Children, as well as to identify its importance to the researched organization, and then try to come up with many recommendations that contribute to motivating its workers to ensure better provision. The services of the researched organization, and based on the importance of the subject of the study in public organizations, and the importance of the hospital in particular to the community, the descriptive, exploratory, applied approach was adopted to complete this study, and the study included a sample of Workers at Al- Alwiya Teaching Hospital for Children in Baghdad, and data were collected from (90) respondents representing the study sample exclusively and comprehensively, represented by (all employees in the hospital administration), by adopting the questionnaire that It included (32) paragraphs, and used personal interviews and in- kind observations as methods and methods to help collect them, and the study adopted the program (Spss V.25, AmosV.25) with the adoption of descriptive statistical methods (test normal distribution, confirmatory factor analysis, modeling of variables, arithmetic mean, percentages, standard deviation, relative importance, coefficient of variation, Pearson's correlation coefficient, and simple regression coefficient) to test his hypotheses, and the study summarized the most prominent conclusion that demonstrated the validity of the hypotheses, embodied in the existence of good interrelationships between organizational culture and employee motivation, while the results showed the limitations of organizational culture, And the noticeable weakness in the motivation of workers, especially the lack of interest in justice and the weakness of interest in controlling the goals drawn efficiently, as well as the weakness in the existence of scientific criteria for measuring and following up the motivation of individuals working in the hospital, the study sample. Keywords: Employee motivation, Organizational culture, working methods, Measuring motivation, Organization, Hospital, Public Corporation.

HospitalsMotivationHealth personnel+2
Kadhım Al-saedi
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yalın üretim sisteminde dijitalleşme ve endüstri 4.0 uygulamaları ile süreç iyileştirme analizi: Bir imalat işletmesinde uygulama

Endüstri 4.0 terimi, üretimin hem küresel lisanı hem de her aşamasının dijitalleştirilerek tüm iş süreçlerinin iyileştirilmesidir. Yalın üretim kavramı, ürünün oluşturulma biçiminden ürün gönderim sürecine kadar bütün işletme faaliyet kademelerinde tüm israfların ortadan kaldırılmasıdır. Dijitalleşmenin üretim sistemleri üzerindeki yansıması olan Endüstri 4.0 ve yalın üretim teknikleri uygulamalarının bütünleşik bir sistem olarak birlikte uygulanması tez çalışmasının temel esasını oluşturmaktadır. Süreçlerde işlevsel mükemmellik seviyesine ulaşabilmek ve dijital dönüşümde başarının önünü açmak için iki felsefenin bir arada yürütülmesi işletmelere birçok avantajı da beraberinde getirmektedir. Bu avantajlar, maliyetlerin minimum seviyeye düşürülmesi, müşteri memnuniyetinin yükseltilmesi, süreçlerin iyileştirilmesiyle verimliliğin artırılması ve müşteri taleplerinin çok hızlı bir biçimde karşılanması olarak sıralanabilir. Yalın üretim sisteminde, üretim hatlarının dijitalleştirilmesi ve Endüstri 4.0 uygulamaları tüm üretim süreçlerinin iyileştirilmesine odaklanır. Çalışmada, bu felsefelerin benimsenmesi ile küresel üretimde ve satışta rekabet gücünün arttırılması hedeflenmiştir. Kendi kendini optimize eden ve "Üretim Veri Toplama ve Barkodlu Ürün Takip Otomosyonu" olarak adlandırılan bu projede, süreçlerde ortaya çıkan sorunların kaynağı tespit edilmiş ve üretim hatlarının hedeflenen verimlilik değerlerini iş merkezlerinden toplanan anlık veriler ile karşılaştırmıştır. Ayrıca miktar, süre, hurda, duruş ve arızayla ilgili bilgilerin takip edilmiştir. Bu bilgilerin her düzeyde ERP sistemine aktarılarak gerçek zamanlı ürün ve stok takibi yapılması, bu veriler ile verimlilik arttırıcı, maliyet azaltıcı çalışmalar yapılarak üretim süreçlerinin iyileştirilmesi, tüm aşama boyunca sistemin anında izlenebilmesi ve rapor alınabilmesi kabiliyetiyle oluşan ve oluşabilecek tüm problemlerin engellenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada, yalın üretim sistemini uygulayan ve Aydın ilinde otomotiv yan sanayi sektöründe etkinlikte bulunan bir işletmedeki yalın üretim istasyonlarının dijitalleştirilmesi süreçleri ele alınmıştır. Bu kapsamda, MES (Manufacturing Execution System) adı verilen dijital üretim yönetimi sistemi kullanılarak; verilerin anlık giriş yapılma; analiz edilmesi, takibi, analizi ve doğru yorumlanması aracılığıyla Toplam Ekipman Etkinliği (OEE) yöntemi uygulanmıştır. OEE değerlerinin arttırılması ve süreçlerin daha olumlu anlamda iyileştirilmesi odaklı uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, MAS sisteminden çekilen raporlardaki verilerle olan, MAS sistemini destekleyen ve destekleyecek, MAS'tan farklı olarak işletmede yer alan farklı dijital yalın üretim tekniklerini kapsayan süreç iyileştirme çalışmalarına yer verilmiştir. Pilot hat olarak seçilen uygulama istasyonunda; manuel olarak giriş yapılan verilerle Geçmiş sisteme ait veriler aracılığıyla analiz edilen 2019 yılı Ağustos-Eylül-Ekim aylarının OEE ortalamaları, MAS'tan alınan anlık verileri aracılığıyla elde edilen ve doğrudan sistemin hesapladığı 2019 yılı Kasım-Aralık / 2020 yılı Ocak ayına ait OEE ortalamaları birbirleriyle ve dünyadaki ideal OEE ortalamasıyla kıyaslanmıştır Araştırmadan elde edilen sayısal sonuçlar tek başına dijitalleşmenin verimliliğe etkisini göstermez. Düşüncelerin amaçlanan faaliyetlere yönelik eyleme dönüştürülebilmesi için üniversite-sanayi-devlet üçgeninin bir arada hareket ederek dayanıklı ve sürdürülebilir bir tablo oluşturması önemlidir. Bu bağlamda, dijital dönüşüm yolculuğunda işletmelerin verimliliğini artırmaları için, tüm organizasyonların bütüncül şekilde birbirlerini desteklemeleri Endüstri 4.0 yolculuğunda başarının anahtarı olacaktır. Büyüme, istihdam, yatırım, iş dünyası, akademi dünyası ve devlet kurum ve kuruluşları gibi çevrelerde birçok insana farkındalık yaratmaktır. Böylece, ulaşılacak bu yeni seviyenin adaptasyonunun başarılı, kolay bir süreç içinde gerçekleşmesine yardımcı olmak, dijital okuryazarlık seviyesinin artırılmasına ve ülkemizin geleceğine olumlu yönde katkı sağlamak hedeflenmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Yalın Üretim, Dijitalleşme, İmalatta Dijitalleşme, Endüstri 4.0, Süreç İyileştirme

Endüstri 4.0Otomotiv yan endüstrisiSayısallaştırma+4
Özden Gürsoy
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sağlık işletmelerinde sürece dayalı faaliyet tabanlı maliyetleme: Aydın'da bir hastane işletmesinde uygulama

İşletmeler, yüksek rekabet ortamında, başarılarını ve karlılıklarını devam ettirebilmek için günümüz dünyasında etkili bir maliyet sistemi kullanmak zorundadırlar. Geleneksel maliyet sistemlerine baktığımızda bugünün maliyet hesaplamalarını etkin bir şekilde karşılayamadıkları görülmektedir. Bu yüzden işletmeler için yeni ve verimli bir maliyet sistemine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu eksikliklere çözüm olarak da en etkili maliyet sistemi olarak Sürece Dayalı Faaliyet Tabanlı Maliyetleme (SDFTM) geliştirilmiştir. SDFTM, Faaliyet Tabanlı Maliyetleme'nin (FTM) eksik kalan yanlarını tamamlayarak daha doğru ve net sonuçların ortaya çıkmasını sağlamaktadır. FTM'nin dezavantajlı yönlerinden en önemlisi maliyetinin yüksek ve çok fazla zaman alıcı özelliğinin olmasıdır. SDFTM sistemi ise bu tür problemlere ve güncellenme sıkıntılarına çözüm bulunması için ortaya atılmıştır. SDFTM sistemi Geleneksel FTM sistemine göre daha ucuz ve daha kolay uygulanması sebebiyle tercih edilmektedir. SDFTM sistemi pratik kapasiteleri dikkate alarak, kullanılmayan kapasiteyi açığa çıkarmasıyla FTM sisteminden ayrılmaktadır. FTM sisteminde teorik kapasite, SDFTM sisteminde ise pratik kapasite kullanılmaktadır. Bu şekilde mevcut ve optimal durumlar arasındaki karşılaştırmalar daha önemli hale gelmektedir. Bu tezin amacı; SDFTM sisteminin diğer geleneksel maliyet sistemlerine oranla daha verimli ve etkili olduğu bir hizmet işletmesi olan hastane örneğinde pratik olarak uygulanarak sonucun daha gerçeğe uygun ve güvenilir olması sağlanmıştır.

Aktiviteye dayalı muhasebeHastane işletmeleriHastaneler+4
Burçak Önder
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Örgüte duyulan güvenin, örgütsel yenilik yönelimi ve risk alma davranışına etkisi: Adana'da kamu ve özel banka çalışanları üzerine bir uygulama

Günümüzde sürekli bir değişimin olduğu piyasada örgütler sürdürülebilir bir rekabet gücü sağlayabilmek için bir yandan örgüt içinde güvenin oluşturulması diğer yandan da bunun çalışanların yenilik yönelimi ve risk alma davranışlarına olan etkisini iyi yönetebilmeleri gerekmektedir. Bu kavramlara ilişkin araştırma sonuçları çeşitli sektörlere göre değişkenlik göstermektedir. Rekabetin yoğun olduğu bankacılık sektöründe de örgütsel güven, risk alma ve örgütsel yenilik yöneliminin öne çıkan kavramlar olduğu görülmektedir. Bu çalışmanın amacı Adana'da faaliyet gösteren banka çalışanlarının örgüte dolayısıyla yöneticiye ve çalışma arkadaşlarına duydukları güveninin onların yenilik yönelimleri ve risk alma davranışları üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmanın bir diğer amacı ise araştırma değişkenleri ile cinsiyet, yaş, medeni durum, çalışma süresi ve toplam iş tecrübesi arasında anlamlı bir farklılaşmanın olup olmadığını test etmek olmuştur. Araştırmanın analiz sonuçlarına göre örgüte duyulan güvenin alt boyutları olan yöneticiye güven ve örgüte güvenin çalışanların risk alma davranışı üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı ancak çalışma arkadaşlarına güvenin risk alma davranışı üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisinin olduğu bulunmuştur. Yine araştırmanın bir diğer sonucu ise yöneticiye, örgüte ve çalışma arkadaşlarına güvenin çalışanların örgütsel yenilik yönelimleri üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Araştırma değişkenleri ile cinsiyet ve medeni durum arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmamıştır. Yöneticiye ve çalışma arkadaşlarına güven ile yaş, çalışma ve toplam iş tecrübesi arasında anlamlı bir farklılaşmanın olduğu belirlenmiştir. Çalışanların yaşları ve toplam iş tecrübeleri arttıkça çalışma arkadaşlarına olan güvenlerinin azaltığı tespit edilmiştir.

AdanaBanka çalışanlarıGüven+4
Bakhtıyor Shaymardonov
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Stratejik maliyet yönetimi kapsamında hedef maliyetleme yönteminin analizi ve bir üretim işletmesinde uygulama

"Stratejik Maliyet Yönetimi Kapsamında Hedef Maliyetleme Yönteminin Analizi ve Bir Üretim İşletmesinde Uygulama" adlı bu tez çalışmasının uygulama bölümünde, Aydın ilinde faaliyetine devam eden bir kuru incir üretim işletmesi incelenmiştir. Çalışmadaki amaç, kuru incirin üretimine bağlı olarak, firmanın iş yoğunluğunun yüksek olduğu Eylül ayı verileri baz alınarak, ismi verilmeyen kuru incir üretim işletmesinde, Hedef Maliyetleme analizlerinin yapılması ve geleneksel yöntemlere göre farklarını saptamaktır. Belirtilen amaçlar ışığında önce geleneksel maliyet muhasebesine ilişkin genel esaslar ve stratejik maliyet yönetimine geçiş, ardından stratejik maliyet yönetimi kapsamında hedef maliyetleme yöntemi gerekli literatür araştırması ile ele alınmıştır. Hedef maliyetleme yönteminin geleneksel yöntemlere göre daha faydalı olduğu ve doğru bilgiyi sağladığı, bu tez çalışmasında ana hipotez olarak kabul edilmektedir ve bu hipotezin analizi, belirlenen kuru incir üretim işletmesinde yapılmıştır. Çalışmada birincil ve ikincil veriler kullanılmış olup, niyete uyumluluğu açısından, gerekmekte olan verilerin doğruluğu ve güvenirliği istemiyle, yöntem olarak örnek olay uygulanmıştır. Birincil verilere, işletmede gerçekleştirilen gözlemler, görüşmeler ve incelemelerin neticesinde ulaşılmıştır. Yerli ve yabancı kaynakların yer aldığı literatür verileri de ikincil verileri meydana getirmektedir.

Hedef maliyetlemeMaliyetMaliyet yönetimi+2
Ufuk Koçak
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Konumun ticari gayrimenkul kiralarına etkisinin araştırılması: Aydın ili Adnan Menderes bulvarı örneği

Bir gayrimenkulün değerini yapısal, çevresel, sosyal vb. birçok faktör etkilemektedir. Bu çalışmanın temel amacı, iklimsel özelliklerin ticari gayrimenkullerin kira bedelleri üzerinde meydana getirdiği etkiyi ortaya koymaktır. Bu doğrultuda konum parametresi altında güneş-sıcaklık faktörünün, ticari gayrimenkullerin kira bedelleri üzerinde meydana getirdiği farklılıklar belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma alanı Aydın ilinin Efeler Belediyesi sınırları içerisinde olup, Adnan Menderes Bulvarı olarak adlandırılan bölge üzerindedir. Çalışmaya 17'si bulvarın batı tarafında (sabah güneşine maruz kalan), 17'si bulvarın doğu tarafında (öğleden sonra güneşe maruz kalan) yer alan toplam 34 dükkân dâhil olmuştur. Veri çözümlemesinde Mann Whitney-U testi ve Çoklu Doğrusal Regresyon analizi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 25.0 paket programından yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, bulvarda yer alan dükkânların konumu ile metrekareye düşen yıllık kira bedelleri arasındaki farklılık istatistikî açıdan önemli bulunmuştur. Bulvarın batısında yer alan dükkânların metrekareye düşen yıllık kira bedelleri, bulvarın doğusunda yer alan dükkânlardan 2,10 kat yüksektir. Çoklu Doğrusal Regresyon analizi ile konumun ticari gayrimenkullerin aylık kira bedelleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çıkan sonuçta, konumun (güneş-sıcaklık) seçilen bölgedeki ticari gayrimenkullerin kira bedelleri üzerinde etkisi olduğu tespit edilmiştir.

AydınDeğerlemeDükkanlar+7
Kevser Arman
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dönüşümcü liderliğin çalışan memnuniyeti üzerindeki etkisinde bilgi paylaşımının aracılık rolü

Lider, çalışanları üzerinde olumlu etki bırakan organizasyonu en yüksek seviyeye çıkarmayı hedefleyen ve bu hedeflere ulaştıran kişidir. Liderliğin uygulamada ve teoride birden fazla çeşidi bulunmaktadır. Dönüşümcü lider organizasyona ait vizyonda, taktiklerinde, misyonunda ve eylemlerinde modern etkinlikler gerçekleştirerek kendi altında çalışan bireyleri etkilemektedir. Dönüşümcü liderin şahsına münhasır nitelikleri mevcuttur. Bunlardan en önemlisi gerçekleşen değişiklikleri iyi şekilde yönetebilmektir. Dönüşümcü liderlik örgütte değişen çevre koşullarına uyumlu bir değişim başlatmak suretiyle örgüt yapısını harekete geçirmek, itibar, itimat ve cesur kişilik özellikleri ile iş görenlerin inanış, davranış ve değer yargılarını etkileyerek örgütün değer ve hedeflerini benimsetme işleyişi olarak kabul görmektedir. Etkin bir lider çalışanlarının memnuniyeti önemseyen kişidir. Bunun nedeni çalışan memnuniyeti ile performansı birbirleriyle orantılı ilerlemektedir. Organizasyonun hedeflerine ulaşabilmesi için çalışanları ile uyumlu bir çalışma ortamı kurması gerekmektedir. Bu bağlamda bu çalışma konusu belirlenirken öncelikle literatür taraması yapılmıştır. Yapılan literatür taramasında dönüşümcü liderliğin çalışan memnuniyeti üzerine olumlu etkileri olduğunu vurgulayan çalışmalar tespit edilmiştir. Literatürde çalışan memnuniyeti ile dönüşümcü liderlik arasındaki ilişkiyi inceleyen farklı çalışmalar mevcut olsa da "bilgi paylaşımı" kavramının aracılık rolüne değinen çalışma olmadığı görülmüştür. Organizasyonun rakipleriyle rekabet edebilmesi, sürekliliğini sağlayabilmesi, karlılığını arttırabilmesi gibi hususlarda bilgi paylaşımı önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle çalışma konusu bilgi paylaşımının dönüşümcü liderlik ve çalışan memnuniyeti arasındaki aracılık rolü olarak belirlenmiştir

Lider yöneticilik
Alia Nehme Khudair Al-saeedı
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Örgütsel demokrasinin örgütsel sinizm üzerine etkisinin analizi: Afganistan'daki devlet eğitim kurumları örneği

Bu çalışmada, Afganistan'daki devlet eğitim kurumlarında örgütsel demokrasinin örgütsel sinizme etkisi Bamyan İli örneğinde analiz edilmesi amaçlanmıştır. Bamyan İlinin çalışma için örnek olarak seçilmesinde ildeki eğitim kurumları ile olan iletişim kolaylığı ve veri akışının sağlanabilir olması etkili olmuştur. Bu amaç doğrultusunda çalışmada Afganistan'ın Bamyan İlindeki devlet eğitim kurumlarında 2023 yılı bahar döneminde görev yapan öğretmenler çalışmanın evrenini oluşturmuştur. Evren içinde rastgele seçilen 500 katılımcıya anketler dağıtarak çalışmanın uygulama aşaması gerçekleştirilmiştir. Toplamda 341 öğretmen anketleri doldurmuş, ancak bu dönüşler arasında 41 eksik anket olduğu tespit edilmiştir. Analiz için kullanılan veri seti, eksiksiz ve doğru cevapları içeren 300 öğretmenin verilerini içermektedir. Bu örneklemin, nicel bir araştırma deseni temelinde çalışmanın analiz aşamasında kullanıldığı belirtilmektedir. Elde edilen veriler, SPSS 28.00 ve AMOS 26.00 paket programı bağımsız t testi, tek yönlü varyans analizi, korelasyon ve yapısal eşitlik modeli kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, Bamyan İl'indeki öğretmenlerin örgütsel demokrasi algıları ile demografik değişkenler arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Cinsiyete göre yapılan t-test analizi sonuçları, duyuşsal ve bilişsel sinizm boyutları arasında anlamlı bir fark olmadığını gösterirken, davranışsal sinizm boyutunda ise erkekler ile kadınlar arasında anlamlı bir fark saptanmıştır P (0.038). Medeni duruma göre ölçek alt boyutları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. "Duyuşsal Sinizm" boyutundaki tek yönlü varyans analizi sonuçlarına göre, yaş gruplarına göre anlamlı farklar tespit edilmiştir. Özellikle 20-25 yaş ile 26-30 yaş, 31-35 yaş ve 36 yaş üstü yaş grupları arasında anlamlı farklar bulunmuştur. Gelir seviyelerine göre ise sadece belirli gruplar arasında anlamlı farklar bulunmuştur. "1000-5000 AFN" gelir grubu ile "6000-10000 AFN" ve "11000-15000 AFN" gelir grupları arasında anlamlı farklar saptanmıştır. Diğer gelir grupları arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Yapılan yapısal eşitlik analizi sonuçları, örgütsel demokrasinin özellikle "Şeffaflık" ve "Adalet" alt boyutlarının davranışsal, bilişsel ve duyuşsal sinizm üzerinde anlamlı etkilere sahip olduğunu göstermektedir. "Şeffaflık" alt boyutunun davranışsal sinizm üzerindeki etkisi için P (0.029), bilişsel sinizm için P (0.027) ve duyuşsal sinizm için P (0.021) olarak hesaplanmıştır. "Adalet" alt boyutunun davranışsal sinizm üzerindeki etkisi için P (0.027), bilişsel sinizm için P (0.030) ve duyuşsal sinizm için P (0.033) olarak belirlenmiştir. Bu bulgular, örgüt içi sinizmle mücadelede "Şeffaflık" ve "Adalet" alt boyutlarının güçlendirilmesinin etkili olabileceğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Afganistan, Bamyan, Eğitim kurumları, Örgütsel demokrasi, Örgütsel sinizm

Yaser Rahmaty
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Almanya'ya iş gücü göçünün Türk kooperatifçiliğine etkisi üzerine bir değerlendirme

Karşılıklı yardımlaşma, dayanışma ve işbirliğine dayalı bir ortaklık sistemi öngören kooperatifleşme hareketinin geçmişi oldukça eskilere dayanmaktadır. Günümüzde dünyanın birçok ülkesinde çeşitli alanlarda rol alan kooperatifler, ekonomik ve sosyal yaşamın bir parçası olarak faaliyetlerine devam etmektedirler. Dünyada yaklaşık olarak 2.6 milyon kooperatif bulunmakta ve bu kooperatifler bünyesinde bulunan 1 milyarı aşkın ortakları ile küresel ekonominin %4.5'ini oluşturmaktadır. 1744 yılında İngiltere'nin Rochdale Kasabasında bir tekstil atölyesinde Robert Owen'ın öncülüğünde başlayan modern kooperatifçilik kısa sürede dünyanın pek çok yerine yayılmıştır. Tanzimat'la birlikte batılılaşma sürecini her alanda hızlandıran Osmanlı Devletinde de modern kooperatifçilik düşüncesi Mithat Paşa'nın öncülüğünde Memleket Sandıkları ile uygulanma imkânına sahip olmuştur. Cumhuriyetin ilanı ile birlikte özellikle Atatürk ve Celal Bayar'ın önemli katkıları sonucunda kooperatifleşme hareketi Türkiye'de de yeni bir uygulama alanına sahip olarak gelişme göstermiştir. İmece kültürünü korumaya çalışan Türkler, ahi birliklerini kurmuştur. Esnaf ve sanatkârların etik ilkelerine göre kurmuş oldukları bu yapı, Türk toplumunda kooperatifçilik düşüncesinin gelişmesine zemin hazırlamıştır. 2020 yıllı verilerine göre Türkiye'de birçok farklı alanda yaklaşık 59 bin kooperatif bulunmakta ve bu kooperatiflerin 6 milyonu aşkın ortağı bulunmaktadır. Kooperatifçiliğin bir toplumda benimsenmesi ve yaygınlaşmasında çeşitli faktörler etkili olabilmektedir. Bunlar o toplumun ekonomik, sosyal ve kültürel yapısı ile birlikte, ülkelerin izlediği kooperatifleşme politikaları ve uygulamaları ile şekillenebilmektedir. Türk kooperatifçiliğinin gelişmesinde iç dinamiklerin yanı sıra birtakım dış dinamiklerin de etkili olduğu söylenebilir. Bu duruma örnek olarak, Türkiye'nin 30 Ekim 1961 tarihinde Federal Almanya Cumhuriyetinin başkenti Bonn'da imzalamış olduğu, F. Almanya - Türkiye İş Gücü Antlaşması olduğu söylenebilir. Özellikle Köy Kalkınma Kooperatiflerinde uygulanması planlanan projelere kaynak oluşturmak için "Ülkelere İşçi Göndermek amacıyla Kooperatif Kuran Köylülere Öncelik Tanıma Projesi" güncellenerek uygulanmaya başlanmıştır. Bu minvalde, köy kalkınma kooperatiflerine halk nezdinde F. Almanya kooperatifleri şeklinde bir benzetme yapılmıştır. Bu çalışmada, 1961 tarihinde F. Almanya ile imzalanan F. Almanya – Türkiye İş Gücü Antlaşması'nın Türk kooperatifçiliğine özellikle köy kalkınma kooperatiflerine etkisinin çeşitli yönleri ile incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaca ulaşmak için o döneme ait köy kalkınma kooperatiflerinin gelişimi ile bu anlaşma arasındaki ilişki incelenmiş olup, literatür taraması yapılarak çalışmanın altyapısı oluşturulmuştur. Türkiye'de köy kalkınma kooperatiflerinin gelişmesinde bu anlaşmanın belirgin bir etkisi olduğu ve bu etkinin köy kalkınma kooperatiflerinin sayısal olarak artmasına yansıdığı sonucuna varılmıştır

Ferruh Dibiç
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Covıd-19'un yerli turistlerin seyahat motivasyonu ve satın alma davranışı üzerindeki etkisi

Çin'in Wuhan şehrinde başlayarak hızla tüm dünyaya yayılan koronavirüs (Covid-19) insan sağlığını yüksek seviyede tehdit etmesi nedeniyle hayatın değişmesine neden olmuştur. Covid-19'dan korunmak amacıyla hem bireysel hem kitlesel olarak tedbirler alınmaya çalışılmaktadır. Ülkeler Covid-19'un yayılma riskini en aza indirmek için kısıtlamalara gitmek zorunda kalmıştır. Yapılan bu kısıtlamalar tüm dünyada hem ekonomik hem de psikolojik olarak olumsuzluklar yaratmaya başlamıştır. Bütün sektörlerde olduğu gibi turizm sektörü de Covid-19'dan ciddi derecede etkilenmiştir. Özellikle pandeminin ilan edilmesinin ardından uluslararası seyahat kısıtlamaları uygulanması ve bunun üzerine ülkelerin ulusal seyahat kısıtlamalarına da başvurmak durumunda kalmış olması nedeniyle genel anlamda seyahat sektörü çok büyük bir yara almıştır. Yaşanan bu gelişmeler insanların seyahat etmesini engellemiş ve bu durum turizm sektörünün durma noktasına gelmesine neden olmuştur. İnsanların yapılan kısıtlamalar sebebiyle evlerinde kalmaları genel yaşam biçimlerini etkilemiştir. Çoğunlukla evde geçen bu dönemde, insanların teknolojiye olan ilgisi artmıştır. İnsanların tüketim alışkanlıkları değişmeye başlamış ve bu bağlamda genel tüketici davranışlarında değişimler meydana gelmiştir. Bu araştırmanın amacı Covid-19'un tüketicilerin seyahat davranışlarına etkisini ölçmektir. Bu doğrultuda konuyla ilgili literatür taranmış ve tüketicilere anket yoluyla sorular sorularak Covid-19'un seyahat davranışlarına etkileri incelenmiştir. Araştırmada ulaşılan sonuçlara göre Covid-19 tüketicilerin seyahat davranışlarını olumsuz bir şekilde etkilemiştir. Aynı zamanda genel hayatlarına ve hijyen algılarına da olumsuz bir etkide bulunmuştur. Araştırmanın ilgili literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Bilal Can Bekiroğlu
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal medya pazarlamasının tüketici satın alma niyetine etkisinin teknoloji kabul modeli aracılığıyla incelenmesi

Bu tez çalışmasında sosyal medya pazarlamasının tüketici satın alma niyetine etkisinin Teknoloji Kabul Modeli aracılığıyla incelenmesi amaçlanmaktadır. Sosyal medya pazarlamasının tüketici satın alma niyetine etkisi, faaliyetlerin bilgilendirici ve eğlenceli olma alt boyutları üzerinden ele alınmıştır. Aynı zamanda Teknoloji Kabul Modeli'nin algılanan kullanışlılık, algılanan kullanım kolaylığı değişkenleri ile genişletilmiş modellerde yer alan güven değişkeninin aracılık etkisi test edilmiştir. Araştırmada veriler, Adana ilinde, sosyal medya hesabı olan ve sosyal medyada herhangi bir marka profil sayfasını takip eden 510 kullanıcıdan yüz yüze ve çevrimiçi anket yöntemi ile toplanmıştır. IBM SPSS 24 istatistik paket programı ve AMOS 22 istatistiksel yazılım programından yararlanılarak veriler analiz edilmiştir. Yapısal eşitlik modeli oluşturulması sonucunda, sosyal medya pazarlaması faaliyetlerinin bilgilendirici ve eğlenceli olmasının tüketici satın alma niyetine pozitif yönde etkisi olduğu belirlenmiştir. Aracılık rolüne ilişkin bulgularda; algılanan kullanışlılık ve güvenin sosyal medya pazarlaması faaliyetlerinin satın alma niyetine olan etkisinde aracılık etkisi belirlenirken, algılanan kullanım kolaylığının aracılık etkisi tespit edilememiştir.

PazarlamaPazarlama yöntemleriSatın alma niyeti+4
Abdil Arık
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Turistik destinasyonlarda tüketici temelli marka denkliğinin ölçümü: Fethiye'de bir araştırma

Tüketiciler, istek ve ihtiyaçlarına yönelik olarak herhangi bir ürün ve hizmet grubunda satın alma kararı verirken, alternatifleri değerlendirme aşamasında geçmişe kıyasla daha fazla marka ile karşılaşmaktadır. Farklı kategorideki markalı ürün ve hizmetlerin çeşitlenmesinin yanında şehirler, bölgeler, ülkeler ve hatta ünlüler de artık birer rekabet unsuru olarak markalaşmaktadır. Tüketici marka tercihlerinde ise memnuniyet, markanın tüketici zihninde yarattığı çağrışımlar, genel olarak tüketici tarafından markanın bilinirliği, markanın algılanan kalitesi ve markaya duyulan duygusal fayda ile bağlantılı marka sadakati gibi faktörlerin etkisi giderek artmaktadır. Tüketici davranışlarında görülen değişimler pazarlama ve marka yöneticilerini tüketici istek ve ihtiyaçları odaklı, algılanan değeri yüksek markalar yaratmaya yöneltmektedir. Yüksek marka değeri yaratan ve tüketici temelli marka denkliği oluşturmaya yönelik yatırımlar bugünün pazarlama anlayışında giderek önem kazanmaktadır. Aynı koşullar her yıl yerli ve yabancı pek çok turisti ağırlayan turizm destinasyonlarının birer marka olarak pazarlanması ve yönetilmesi sürecinde de önem kazanmaktadır. Turizm destinasyonlarının yerli ve yabancı turistler tarafından yeniden tercih edilmesi, mikro açıdan yerel işletmelerin kar elde etmelerine ve sürdürülebilir rekabet avantajı sağlamalarına olanak tanırken, makro açıdan ülke ekonomisine olumlu katkılar sağlamaktadır. Bu çalışmada Fethiye destinasyonunun tüketici temelli marka denkliğini oluşturan faktörleri belirlemek ve marka denkliğinin marka tercihine etkisinde, marka memnuniyetinin rolünü belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik olarak yerli ve yabancı turistlerden toplanan veriler uygun istatistik analizlerle test edilmiş ve Fethiye'nin marka denkliğinin, marka tercihine etkisinde marka memnuniyetinin düzenleyici etkisinin yerli ve yabancı turistler arasında farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Marka Denkliği, Marka Memnuniyeti, Marka Tercihi, Marka Değeri, Destinasyon Pazarlaması.

DestinasyonMarkaMarka denkliği+4
Selçuk Efe Küçükkambak
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hedonik ve faydacı güdülerin müşteri tatminine etkilerinin y ve Z kuşakları açısından incelenmesi

Globalleşen dünyada teknolojinin hızlı bir şekilde ilerlemesi ve tüketicilere sunulan alternatiflerin artması sebebiyle bu rekabet ortamında firmaların bulundukları sektörde konumlarını korumak, pazar paylarını artırmak amacı ile tüketici davranışlarını gerçek anlamda analiz etmeleri, tüketicileri alışverişe yönlendiren nedenlere tam anlamıyla hakim olmaları gerekmektedir. Satın alma eylemini gerçekleştiren tüketicilerin seçtikleri ürün, hizmet ve markaları ne tür şartlarda ve hangi koşullarda satın aldıklarını bilmek satış ve pazarlama için en önemli kriterlerden biridir. Çünkü tüketiciler için alışveriş sadece ihtiyaç duyulan bir ürünün satın alınması değil, aynı zamanda satın alma gerçekleşmeden önce duygusal anlamda zevk alma, eğlenme ve iyi vakit geçirme faaliyeti olarak görülmektedir. Tüketicilerin alışverişlerdeki satın alma davranışlarının temelinde hem ihtiyaç karşılama hem de zevk alma isteğinin olmasını faydacı ve hedonik güdüleri belirler. Tüketici davranışları üzerine yapılan çalışmalar incelendiğinde, tüketim davranışlarının çoğunlukla "Hedonik" ve "Faydacı" sebepler üzerinden ele alındığı görülmektedir. Öte yandan, mevcut firmaların hedef kitlesini genellikle genç tüketiciler oluşturmaktadır ve en genç tüketici kuşaklar Y ve Z kuşaklarıdır. Bu kuşaklar, pazara yön veren ve pazarda en çok tüketim yapan tüketici gruplarıdır. Bu kuşakların satın alma davranışlarındaki beklentilerini oluşturan güdüleri bilmek ve bu güdülerin kuşaklara göre satın alma sonrası tatminlerine etkilerini nasıl değerlendirildiğini ortaya koymak firmaların geliştireceği pazarlama stratejileri açısından önemlidir. Bu çalışmanın amacı faydacı değerler, hedonik değerler, kuşaklar ve müşteri tatmini arasında anlamlı ilişkiler olup olmadığının ortaya çıkartılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle tüketici davranışları, kuşaklar, faydacı ve hedonik güdüler hakkında kavramsal incelemeler ve konu ile ilgili literatürde yer alan uygulamalı çalışmaların sonuçları kuramsal bölümde sunulmuştur. Çalışmanın uygulama aşamasında, Adana ilinde yaşayan 15-40 yaş aralığındaki Y ve Z kuşağının temsilcilerine anket çalışması uygulanmıştır. Araştırma hipotezleri çoklu regresyon analizi kullanılarak test edilmiştir. Elde edilen bulgular, Y ve Z kuşağında algılanan faydacı değerin müşteri tatmini üzerinde pozitif yönde anlamlı etkisi olduğunu göstermektedir. Ancak, hedonik değer açısından bakıldığında, Z kuşağında algılanan hedonik değerin müşteri tatmini üzerinde pozitif yönde anlamlı etkisi var iken, Y kuşağında böyle bir etkinin olmadığı tespit edilmiştir.

FaydacılıkHedonizmKuşaklar+5
Özlem Kaçmaz
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Özdüzenleyici haritalar ile portföy seçimi: BIST-100'de bir uygulama

Portföy yönetimin en önemli aşaması çeşitlendirmedir. İyi bir çeşitlendirme ile portföyün riski en aza indirebilmekte ve yatırımcı için en uygun olan portföy elde edilebilmektedir. Etkin bir çeşitlendirmenin yapılabilmesi için, hisse senetlerinin risk ve getirileri yanında, risk ve getiriye etki eden; fiyat/kazanç oranı, piyasa değeri/defter değeri, hisse başına kar, öz kaynak/yabancı kaynak oranı gibi bazı finansal göstergeler büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, BİST-100 Endeksinde yer alan hisse senetlerine ait belirli karakteristik özellikleri yansıtan finansal göstergeler girdi olarak kullanılarak, birbirine benzeyen ve benzemeyen hisse senetlerinin ortaya çıkartılması ve etkin bir kümelemenin yapılmasıdır. Kümeleme analiziyle birbirlerine benzer özelliklere sahip olan hisse senetleri bir arada toplanmış, böylelikle etkin portföyler oluşturulması sağlanmıştır. Çalışmanın ilk iki bölümünde, portföy, portföy yönetimi, portföy getiri ve riski, portföy yönetim yaklaşımları, özdüzenleyici haritalar, kümeleme analizi gibi kavramlara yer verilmiştir. Çalışmanın uygulama bölümünde 2014-2018 yılları arasında BİST-100 Endeksinde işlem gören 94 adet hisse senedinin, 5 yıllık dönemdeki 11 adet finansal göstergeleri, değişken olarak dikkate alınarak, özdüzenleyici haritalar (self-organizing maps) yöntemi kullanılarak hisse senetleri homojen kümelere ayrılmıştır. Küme içerisindeki getiri/risk oranına göre en iyi performansa sahip olan hisse senetleri belirlenerek, riskten kaçınan ve riske karşı kayıtsız yatırımcı tipine uygun optimal portföylerin oluşturulması sağlanmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Özdüzenleyici Haritalar (Self-Organizing Maps), Kümeleme Analizi, Portföy Yönetimi, Portföy Optimizasyonu, BIST-100 Endeksi

Borsa İstanbulHisse senetleriKümeleme analizi+6
Sami Eşmen
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş maliyet sistemlerinden hedef maliyetleme ve bir üretim işletmesinde uygulama

İşletmelerin günden güne artan yoğun rekabet karşısında faaliyetlerini sürdürebilmeleri ve kârlılıkların artırabilmeleri için, müşteri istek ve beklentilerini en iyi şekilde karşılamaları gerekmektedir. Müşterilerin bu istek ve beklentilerini karşılarken maliyetlerini de kontrol altına almaları gerekmektedir. İşletmelerin müşteri beklentileri ile maliyet yönetimi arasındaki bu ilişkiyi doğru kurabilmek için hedef maliyet sistemini kullanmaları oldukça önemli olmaktadır. Zira bu sistem ile işletmelerin maliyetlerini azaltmaları mümkün olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, hedef maliyet sisteminin çelik boru sektöründe faaliyet gösteren bir üretim işletmesinde uygulanabilirliğini araştırmaktır. Bunun için araştırma yöntemi olarak çalışmanın amacına uygun olması ve detaylı analiz imkanı tanıması bakımından olay (vaka) çalışması tercih edilmiştir. Bu doğrultuda işletmede öncelikle tanımlayıcı olay çalışması yapılmış ve bu kapsamda işletmenin mevcut üretim ve muhasebe sistemleri incelenmiştir. Daha sonra keşifsel olay çalışması ile hedef maliyetleme sistemi ile işletmenin maliyetlerinin ve kârlılıklarının nasıl değişeceği ortaya konulmuştur. Anahtar kelimeler: Hedef maliyet, Hedef maliyet sistemi, geleneksel sistem, maliyet kontrolü.

Hedef maliyetlemeMaliyetMaliyet sistemleri+2
Ilgın Adıgüzel
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Psikolojik sözleşme ihlali ile örgütsel bağlılık arasında örgütsel güvenin aracılık rolü

Psikolojik sözleşemeler günümüz yazılı sözleşmelerinin fiziki imkansızlık nedenilye kapsayamadığı çalışma ilişkisinin tüm açık ya da örtük taahhüt ve yükümlülükleri kapsamaktadır. Bu taahhüt ve yükümlülüklerin zaman içinde karşılanmaması ya da imkansızlık nedeniyle karşılanamaması durumunda çalışanlarda psikolojik sözleşme ihlali algısı oluşmaktadır. Psikolojik sözleşme ihlali algısının örgütsel bağlılık üzerindeki etkisi daha önce gerçekleştirilen çalışmalarda incelenmiş olmasına rağmen bu ilişki sürecinde örgütsel güvenin aracılık rolünün ortaya konulması açısından yazında araştırma eksikliği bulunmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı çalışanlarının psikolojik sözleşme ihlali algılarının örgüte olan bağlılıklarını ve örgüte olan güvenlerini nasıl etkilediğini tespit etmek ve bu süreç içinde güven kaybının bağlılığa olan dolaylı etkisini ortaya koymaktır. Çalışmada sunulan hipotezlerin test edilmesi için sağlık sektöründe çalışan 261 çalışandan oluşan bir örneklemden alınan veriler kullanılmıştır. Araştırma modeli katılımcıların psikolojik sözleşme ihlali algısını, örgütsel güven ve örgütsel bağlılık seviyelerini değerlendirmeleri amacıyla, yazında kullanılan ölçeklerden yararlanılarak hazırlanan anket kullanılarak test edilmiştir. Sonuçlar psikolojik sözleşme ihlali algısının örgütsel bağlılığa olan etkisinde örgütsel güvenin kısmi aracılık rolünün varlığını ortaya koymuştur. Çalışmada araştırma sonuçlarının gelecekteki araştırmalar için pratik sonuçları tartışılmıştır. Ayrıca çalışma, psikolojik sözleşme ihlali, örgütsel güven ve örgütsel bağlılık kuramlarını genişletmektedir Anahtar kelimeler: Psikolojik sözleşme, psikolojik sözleşme ihlali, örgüsel bağlılık, örgütsel güven.

Psikolojik sözleşmePsikolojik sözleşme ihlali algısıÖrgütsel bağlılık+1
Murat Güney
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Atölye tipi üretim çizelgelemede metasezgisel yaklaşımlar ve yapay sinir ağı uygulaması

Üretim çizelgeleme, üretim planması çalışmaları içinde ileriye yönelik kısa periyotlu planlar olarak kabul edildiğinden etkin bir çizelgeleme ve kontrolün üstünlükleri ve üretim sürecine katkıları çoktur. Kaynakların etkin kullanımı verimliliği yükseltirken müşteriler açısından da siparişlerin zamanında karşılanmasını sağlar. En basit çizelgeleme sistemi bile karmaşık bir çözüm yapısına sahiptir. Uzun tedarik süreleri de talebin doğru olarak tahmin edilmesini güçleştirmektedir. Bu tür yönetilmesi zor üretim süreçleri için çizelgeleme problemlerinin etkin şekilde çözümlenmesi büyük önem arz etmektedir. Atölye tipi çizelgeleme problemleri (ATÇP), NP-zor problemler sınıfında yer alan kombinatoryal problemlerdendir. Bu tip problemlerde kısıtlar arttıkça çözüm uzayı sonsuza doğru gitmeye başlar ve kesin optimum çözümü bulmak gittikçe zorlaşır. Bu nedenle son yıllarda bu tip problemleri çözmek için metasezgisel algoritmalardan yararlanılmaktadır. Bu tez çalışmasında ATÇP için kullanılan metasezgisel yöntemler ve literatür çalışmaları açıklanmıştır. Ayrıca çizelgeleme için C# programlama dili kullanılarak yapay sinir ağı (YSA) algortiması geliştirilmiştir. Taillard karşılaştırma problemlerinin atölye tipi üretim verileri kullanılarak, geliştirilen YSA yöntemi ile toplam işlem süresi (makespan) hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlar literatürde bulunan sonuçlar ile karşılaştırılmış ve algoritmanın etkinliği test edilmiştir.

AtölyeAtölye tipi üretimAtölye çizelgelemesi+4
İncilay Yıldız
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00