
6
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Türkiye'de dolaysız vergilerle gelir dağılımı arasındaki ilişki: Gelir vergisi örneği
Devletlerin gelir dağılımında adaleti sağlaması aşamasında hangi politikaları kullanacakları ve vergi mimarisinde oluşturulacak yapının bu verilecek olan karardaki önemi oldukça yüksektir. Gelişmekte olan ülkelerin mevcut sosyal yapıları içerisinde adaletten uzak gelir yapıları en önemli sorunlarından bir tanesidir. Bu adaletsiz yapıyı düzeltmek, mevcut durumdaki çarpıklıkları en aza indirmek ve sosyal adaleti sağlamak devletlerin vatandaşlarına sunacakları en önemli kamu hizmetlerinden başında gelmektedir. Vatandaşlar adil bir şekilde yaşamlarına devam ettiklerini düşünmeleri sosyal patlama riskini azaltacak ve verginin tabana yayılarak direnç görmeden tahsil edilmesini sağlayacaktır. Çalışmanın ilk bölümünde vergilemeyle ilgili temel kavramlara yönelik açıklamalara yer verilmiştir. Gelir dağılımının ölçüm yöntemleri ve çeşitleri üzerinde durulacaktır. Çalışmanın konusu gereği vergilendirme türleri içerisinde gelir vergisi özelinde gelir vergisinin yapısının ve düzenlemelerinin ayrıntılı çeşitlerinden söz edilmiştir ve gelir dağılımını etkileyen faktörler ile bağlantıları açıklanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde amacına uygun şekilde Türkiye özelinde 2000 ve 2017 dönemleri arasında toplam vergi gelirleri içerisinde dolaysız vergilerin ve gelir vergisinin önemini gösteren ekonomik göstergeler irdelenerek yıllar kendi içerisinde kıyaslanmıştır. Ardından seçilmiş ülke örnekleri kapsamında ülkelerin gelir vergisi tahsilat yöntemleri ve politikaları birbirleri ile kıyaslanarak ne gibi etkilere sebep olduğu ortaya çıkarılmıştır. Son olarak 2000 ve 2017 yılları analizleri ve seçilmiş ülke örneklerinin kıyaslanmasından hareketle gelir dağılımında adaletin sağlanması noktasında dolaysız vergilerden gelir vergisinin nasıl şekillendirilmesi gerektiği ve vergi mimarisi içerisinde yerinin nasıl oluşturulması gerektiği hususlarına yer verilmiştir.
Paternalistik devlet anlayışının vergi politikasına yansıması:Günah vergilerinin mali ve sosyal açıdan değerlendirilmesi
Bu çalışma paternalizm anlayışıyla bütünleşen günah vergilerinin, kavramsal çerçevesini, gerekçelerini, kapsamını, uygulanış biçimlerini, bu vergileri savunanların ve savunmayanların görüşlerini, bu vergilerin mali ve sosyal etkilerinin ülkeler açısından incelenmesini içermektedir. Bu çalışmayla günah vergilerinin mali tarafının mı yoksa sosyal tarafının mı ağırlıkta olduğu ilgili literatür taramasıyla ortaya konulmaya çalışılmıştır. Amerika, Türkiye ve Avrupa Birliği üyesi altı ülke; Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya, Lüksemburg için özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi, bu vergilerin alt başlığı olan alkol, sigara ve obezite vergileri incelenmiştir. Vergi gelirleri verileriyle mali açıdan, alkol ve sigara tüketimi, obezite oranı verileriyle ise sosyal açıdan değerlendirme yapılmıştır. 1985-2020 yılları baz alınan bu çalışma ÖTV-KDV vergi gelirleri verilerini ve tüketim düzeylerini kapsamaktadır. Günah vegileri, bireysel ve toplumsal açıdan devletin vatandaşlarının iyiliğini düşünerek müdahale etmesini ifade eden paternalizm anlayışıyla sosyal amacı ön plana çıkarılarak uygulama alanı bulmuştur. Ancak günah vergilerin mali anesteziyle kolayca alınmasıyla sağladığı yüksek vergi gelirleri sosyal işlevi gölgelemiştir. Tüketimi azaltmayı ve dışsal zararları önlemeyi amaçlayan bu vergiler, fiyat talep esnekliğinin düşük olması sebebiyle tüketimi önemli ölçüde etkilememesi sosyal amacın gerçekleşmemesine neden olmuştur. Ayrıca görece düşük gelirli kesimi etkileyen regresif vergi yapısı ve kayıt dışı ekonominin varlığıyla vergi adaletsizliğine neden olması bu vergilerin bir diğer dezavantajıdır. Tüm avantaj ve dezavantajlarına rağmen uygulanan bu vergilerin ülkelerin gelişmişlik seviyesine göre hangi amaca öncelik verdiği değişmektedir. ABD, Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg gibi gelişmiş ülkeler dolaysız vergilerin ağırlıkta olduğu vergi yapısıyla sosyal amaca öncelik verirken, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler dolaylı vergilerin ağırlıkta olduğu vergi yapısıyla mali amaca öncelik vermiştir. Bu vergilerin gerçek anlamda sosyal amaca hizmet edebilmesi için tüketimi önemli ölçüde azaltması ve buna bağlı olarak tüketimin neden olduğu dışsal zararında azalması gerekir.
Yükseköğretim kurumlarında ikinci öğretim öğrencilerinin cari hizmet maliyetlerine katkıları ve Afyon Kocatepe Üniversitesi örneği
Bu tezin amacı, öncelikle, harçlara ilişkin teorik çerçeveyi çizmek daha sonra da Türkiye'de İkinci Öğretim ihdasının nedenlerini araştırarak Afyon Kocatepe Üniversitesi'ndeki uygulamayı irdelemektir. Bu amacın gerçekleştirilmesine yönelik olarak; Birinci bölümde, harçlara ilişkin teorik çerçeve çizilerek, eğitim harcamalarının nitelikleri verilmiş daha sonra da bu harcamaların maliyet ve finansman yöntemleri incelenmiştir. Bu bölümde ayrıca, Türkiye'de ikinci öğretim uygulanmasının nedenlerine yer verilmiştir. İkinci bölümde, ikinci öğretim öğrencilerinin katkı payı sorumlulukları, bu konuya ilişkin mali düzenlemelerle birlikte irdelenmiştir. Üçüncü bölümde, Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde ikinci öğretime ilişkin uygulamalar, öğrenci sayıları ve öğrencilerden sağlanan parasal değerler, yıllar itibariyle değerlendirilerek, her program bazında ayrıntılı sonuçlara ulaşılmaya çalışılmıştır. Ayrıca bu bölümde, üniversitenin ikinci öğretim uygulamasından sağladığı harçlara ilişkin olumlu ve olumsuz yanlar belirtilmiştir. Özet ve sonuç bölümünde ise uygulamada ortaya çıkan problemler belirtilerek öneriler sıralanmıştır.
Vergi uyuşmazlıklarının çözümünde Uzlaşma Kurumu: Bolu ili örneği
Vergi, devletin yaptırım gücüne dayanarak kamu giderlerinin finansmanı için vatandaşlardan, mali güçlerine göre, karşılıksız, kanuni ve cebri olarak aldığı ekonomik gelir kaynağıdır. Vergi uyuşmazlığı ise idare ve mükellef arasında ortaya çıkan çatışmadır. Uyuşmazlığın çözümlenmesi için idari ve yargısal çözüm yolları uygulanmaktadır. Vergi uyuşmazlığının çözümünde, idari çözüm yollarına (hata düzeltme, pişmanlık ve ıslah, cezalarda indirim, uzlaşma, izaha davet) başvurulması mükelleflerle idarenin anlaşmasını, tarafların birbirlerine güvenmesini sağlar. Vergi uyuşmazlığının çözümünde, idari çözüm yollarından uzlaşma kurumunun önemli bir yeri vardır. Uzlaşma, vergi ile ilgili çözümlenmesi gereken uyuşmazlık dosyalarının mahkemelerde birikmesini önlemektedir. Devlet verginin bir kısmından vazgeçmek zorunda kalsa da, vergi uzlaşma sayesinde daha hızlı toplanmaktadır. Bu ve benzeri faydaları nedeniyle uzlaşma kurumunun varlığı ve uygulamaları devletlerde önemli görülmektedir. Türkiye'de de uzlaşma kurumu kanunla tesis edilmiş ve uygulamaları yapılmakta olup, uzlaşma kurumunun faydaları ülkede görülmektedir. Araştırmada vergi uyuşmazlıklarının çözüm yollarından olan uzlaşma kurumunun uygulanışı Türkiye ve Bolu kapsamında değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda Türkiye geneli ve Bolu ilinde uzlaşma kurumuna çok fazla başvuru olduğu, başvurulan dosyalarda büyük ölçüde uzlaşıldığı, uzlaşmaya konu vergi tutarları üzerine yüksek oranlarda uzlaşıldığı, uzlaşmaya konu olan ceza tutarları üzerine ise çok daha düşük oranlarda uzlaşıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre idare vergi cezalarının büyük bir kısmından vazgeçmektedir.
Kamu mali yönetiminde Sayıştay'ın denetimi
İktidarların denetlenmesinin en önemli ayağını finansal denetim oluşturmaktadır. Finansal denetim; gelirlerin toplanması, toplanan gelirlerin harcanması, devletin sahip olduğu taşınır ve taşınmazların kullanımı gibi konuları içermektedir. Halkların yönetimde söz sahibi olmaya başlamaları, ilk olarak iktidarların tek taraflı iradeleriyle koymuş oldukları vergilerin denetlenmesiyle olmuştur. Zamanla mali alanda yaşanan gelişmeler ve değişimler denetimleri zor ve karmaşık bir hale getirmiştir. Bundan dolayı finansal denetimin daha sağlıklı bir biçimde yerine getirilmesi için profesyonel kişi ve kurumlara ihtiyaç duyulmuştur. Sayıştay bu ihtiyacı gidermek üzere ortaya çıkmış bir kurumdur. Demokratikleşmenin en önemli unsurlarından olan parlamentoların kökleşmesiyle birlikte Sayıştaylar denetimlerini parlamentolar adına yapmaya başlamıştır. Türkiye'de Sayıştay, yaptığı denetimleri Türkiye Büyük Millet Meclisi adına yaptığı şuan yürürlükte bulunan 1982 Anayasası'nda açıkça belirtilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğu günden bugüne kadar sahip olduğu tüm anayasalarda Sayıştay kurumuna yer vermiştir. Sayıştay'ın temel görevi, kamunun sahip olduğu kaynakların daha önce belirlenmiş hukuki normlara uygun olarak etkin, verimli ve tutumlu bir şekilde kullanılmasını sağlamaktır. Sayıştay'ın yaptığı denetimin sonucunda varsa bir kamu zararı, bununla ilgili hesap sorma işlevini yerine getirmektedir. Dünya genelinde Sayıştay kurumları ofis ve kurul tipi olmak üzere iki şekilde örgütlenmiştir. Ülkemizde Sayıştay, kurul tipi olarak örgütlenmiştir. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, Sayıştay'ın ortaya çıkışı, Sayıştay'ın önemi, anayasal ve yasal konumu ile teşkilat yapısı incelenmiştir. İkinci bölümde, yönetim, kamu mali yönetimi, denetim kavramları, denetimin türleri, mali ve performans denetimleri konularına yer verilmiştir. Üçüncü bölümde Sayıştay'ın denetim süreci, görev alanı, kamu zararı, yargılama faaliyeti, raporlama ve Sayıştay'ın sorunlarına değinilmektedir.
Türkiye'de bütçe saydamlığı ve bütçe saydamlığı algılama düzeyinin ölçülmesi
On yıldan daha fazla süredir, globalleşme akımıyla, daha demokratik vedevletlerin bütçelerinde kamu çıkarını öne çıkaran hesap verebilir bir devletanlayışına yönelindiğini söyleyebiliriz. Bir ülkenin bütçe belgesi devletin siyasieğilimlerini, bu eğilimlerin önceliklerini ve etkilerini tam anlamıyla kamu kesimitarafından hesaplanmasına izin vermelidir. Ayrıca, bütçe belgeleri, herhangi bir malirisk taşıyan uygulamaları da halka göstermelidir. Toplumun bütçe belgesinin genişbir kısmına ulaşabilmesi için mali hesap verilebilirliliğin sağlamış devletin yapacağıborçlanmalarda tam sivil toplum katılımının sağlanması gereklidir. 1990'lı yıllarınsonundaki oluşan uluslararası mali krizler bütçe saydamlığının önemini uluslararasıtoplumların dikkatine yöneltmiştir. IMF'in sorumluluğunda, Mali Saydamlık ve İyiUygulamalar Tüzüğü adındaki belge üye ülkelerin katılımıyla gelecek yıllardaki malikrizlere karşı 1999 yılında isteğe bağlı bir program olarak bu kuruluş tarafındangeliştirilmiştir. Bu duruma ilaveten Uluslararası Bütçe Projesi (UBP) adındakikuruluş bütçe saydamlığının uygulamasında ve saydamlığın sağlanmasınıntartışılmasına katkıda bulunmuştur. Bütçe saydamlığı, bütçe ilkelerine vepolitikalarına halkın katılımını sağlamaktadır. Saydamlık özellikle altyapı yatırımları,kırsal kesimdeki kamu harcamaları ve eğitim gibi bütçe harcamalarını ağırlıklı olarakyapan ülke ekonomileri için kritik bir önem içermektedir. Sonuç olarak; saydamlık,devlet ve halk arasındaki ilişkinin güçlendirilmesini amaçlayan ülkerde demokrasininsağlanması için en önemli kavramlardan biridir.