Manisa Celal Bayar University
Anabilim Dalı

Spor Sağlık Bilimleri Anabilim Dalı

Manisa Celal Bayar University

17

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

17 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elastik direncin çeviklik ve reaksiyona etkisinin incelenmesi

Amaç: Dışarıdan uygulanan değişken elastik bir direncin, sporcunun bu özelliğini geliştireceğini düşünüyoruz. Çeviklik çalışmalarında kullanılan elastik direncin, futbolculardaki çeviklik ve reaksiyon özelliğini geliştirmeye etkisini incelemek araştırmamızın amacını oluşturmaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırmada, deneme modellerinden tekrarlı ölçüm içeren kontrol gruplu model kullanılmıştır. Katılımcılar karışık atama ile Dirençli Çeviklik Grubu (DÇG), Dirençsiz Çeviklik Grubu (ÇG) ve Kontrol Grubu (KG)' na ayrılmıştır. DÇG ve ÇG grupları 6 haftalık bir süreçte haftada 2 gün (ardışık olmayan günlerde) çeviklik programına katılmışlardır. Araştırma, 48 katılımcı ile (boy:177,04±5,06 cm; ağırlık:71,75±8.88 kg; antrenman yaşı:9,83±3,23 yıl; yaş:21±1,84 yıl) ilk ölçümlere başlanmış ve uygulama çalışmalarına 14 kişilik DÇG, 12 kişilik ÇG ve 22 kişilik KG olarak devam edilmiştir. Her üç grubun testleri çalışmanın başlangıcında, 3. ve 6. Haftanın sonunda yapılmıştır. Test bataryası; a) Kapalı Beceri Çeviklik Testi (KBÇT), b) Açık Beceri Çeviklik Testi (ABÇT), c)15m Sürat Testi (ST), d)Reaksiyon Zamanı Testi (RZT) değerlendirmelerinden oluşmaktadır. Bulgular: Ölçümler arası verilere göre grupların ön test, ara test ve son test sonrası performans değerleri Friedman Test analiz yöntemi ile karşılaştırılmış. KG'nun ST değerlerinde istatistiksel bir farka rastlanmamıştır (p>0.05). Diğer parametrelerde istatistiksel farka rastlanmıştır (p<0,01). ÇG'nin verilerine göre; RZT değerlerinde anlamlı fark bulunamamıştır (p<0,05). Fakat KBÇT, RBÇT ve ST değerlerinde anlamlı fark bulunmuştur (p<0,01). Performans değerlerinin gruplararası farkının Kruskal-Wallis testi ile karşılaştırılmasıyla elde edilen verilere göre 1.hafta performans değerleri arasında anlamlı farklılık bulunmazken 3.hafta ölçümlerinde ST ve KBÇT'nde gruplar arasında anlamlı (p<0,05) diğer performans değerlerinde çok anlamlı fark görülmüştür(p<0,01). 6.hafta ölçümlerinde ise RBÇT'nde anlamlı fark(p<0,05) bulunurken, diğer parametrelerde çok anlamlı fark görülmüştür. Sonuç: Programlama yaparken kuvvet gelişimini gerektiren kapalı beceri aktivitelerinde elastik dirençli çalışmalar yapılabilir. Anahtar Sözcükler: Elastik Bant, Çeviklik, Reaksiyon Zamanı, Sürat, Reaktif Çeviklik

ElastikHızReaksiyon+5
Erdem Çırak
Manisa Celal Bayar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

10 - 14 yaş tenisçilerde sürat antrenmanlarının ivmelenme ve çeviklik üzerine etkisi

Amaç: Bu çalışma, 10-14 yaş arası tenisçilerde sürat antrenmanlarının çeviklik ve ivmelenme performansları üzerine etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırmanın çalışma grubunu Balıkesir Tenis İhtisas Kulübü kortlarında eğitim gören ve aktif olarak tenis sporu ile uğraşan, lisanslı ya da lisanssız, 10-14 yaş arası cinsiyet ayırımı yapmaksızın toplam 40 sporcudan oluşmuştur. Sporcular 20 Sürat antrenman grubu (SAG) ve 20 kontrol grubu (KG) olmak üzere 2 grubu ayrılmışlardır. Tüm Sporculara SmartSpeed (Fusion Sport) marka fotosel cihazı kullanılarak sırasıyla 30m sprint testi, 15 metre ivmelenme testi, yöe değiştirmeli çeviklik testleri uygulanmıştır. Sporcular aynı testi 2 kez olmak üzere 30 saniye dinlenme ile gerçekleştirmişlerdir. Her test arasında 2 dakikalık bir dinlenme gerçekleştirilmiştir. Yapılan 2 ölçümden daha iyi olan dereceler kayıt altına alınmıştır. Yukarıdaki test protokollerine ek olarak SAG 8 hafta boyunca, haftada 4 gün sürat antrenmanları yapmışlardır. Ön ve son test verileri kayıt altına alınmıştır. Bulgular: Uyguladığımız testler sonucunda SAG'ı oluşturan sporcuların sırasıyla yaş, boy ve vücut ağırlıkları ortalamaları şu şekildedir; 12,40 ± 1,04 yıl, 158,10 ± 8,53 cm, 44,30 ± 6,83 kg'dır. KG'nin ise sırasıyla 12,20 ± 1,47 yıl, 156,35 ± 12,56 cm, 48,40 ± 11,38 kg'dır. Grupların kendi içlerindeki karşılaştırmalarında Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, iki grubun karşılaştırmasında Mann Whitney U testi kullanılmıştır. SAG'ın kendi içindeki ön ve son testleri arasında anlamlı (p<0,01), KG'nin kendi içindeki ön ve son testleri arasında bir takım farklılıklar, SAG ve KG'nin arasındaki ön ve son testler arasında ise SAG lehine çeviklik son testinde istatiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,01). Sonuçlar: Yapmış olduğumuz ön ve son testler arasında, çeviklik son SAG lehine anlamlı bir farklılık saptanmıştır (p<0,01). Anahtar Kelimeler: Smartspeed, Tenis, Çeviklik, Sürat, İvmelenme

AntrenmanHızSpor+5
Arda Tilki
Manisa Celal Bayar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beyin merkezli futbol antrenmanlarının maç içerisinde topa sahip olma oranına etkisi

Amaç: Futbolda oyuncuların fiziki ve teknik becerilerini yerine getirebilmeleri için yüksek bilişşel beceri gerekmektedir.Son zamanlarda beyin merkezli futbol antrenmanları bu becerilerin gelişimi için kullanılmaktadır,ülkemizde yeni uygulanmaya başlamıştır. Bu çalışmanın amacı futbolda sezon boyunca uygulanan beyin merkezli pas drill antrenmanlarının lig maçları içersinde topa sahip olma oranına etkisini incelemektir. Metot: Bu çalışmaya, Altınordu Futbol Kulübünün U19 kategorisinde oynayan 15 erkek futbolcu ve 256 tane rakip erkek futbolcu katılmıştır. Araştırmamızda yer alan futbolculara 29 hafta boyunca uygulayacakları beyin merkezli pas drilleri, haftada en az 1 kez görsel analiz yapılarak göstertilmiş ve haftada 3 gün 25 dk'dan oluşan antrenman programıyla uygulandı.SportsCode Game Breaker analiz programı ve Tiga Digital kronometre kullanarak, rakipte ve Altınordu Futbol Kulübünde topa sahip olma süreleri belirlenmiştir. Bulgular: Altınordu Futbol Kulübü ile diğer takımlar topla oynama sürelerine göre karşılaştırıldığında anlamlı farklar tespit edilmiştir Bu fark maçın devreleri ayrı ayrı incelendiğinde de toplam olarak incelendiğinde de anlamlı düzeyde bulundu. (* p<0,05) , 15'er dakikalık aralıklardaki topla oynama süreleri karşılaştırıldığında her bir 15 dakikalık aralıklarda Altınordu Futbol Kulübünün topla oynama süresi anlamlı miktarda yüksek bulundu. (* p<0,05) Altınordu Futbol Kulübü ile diğer takımlar 1. bölgede ve 2,3. bölgede topla oynama sürelerine göre karşılaştırıldığında Altınordu Futbol Kulübü adına anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. (* p<0,05) Sonuçlar: Sezon başı ve müsabaka süresince uygulanan beyin merkezli pas drill antrenmanlarının topla oynama süresini arttırmaktadır. Bu araştırmanın sonuçlarına göre futbolda beyin merkezli pas drill antrenmanları antrenörler için performans artışı ve topa sahip olma için önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Futbol, Cogi antrenmanları, Beyin merkezli pas drilleri

Beyin temelli öğrenmeBilişFutbol+4
Yasin Özbudak
Manisa Celal Bayar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

20-40 yaş arası erkeklerde 10 haftalık egzersiz programının kemik turn-over markerları ve kemik mineral yoğunluğu üzerine etkisi

Amaç: Bu çalışmada, 20-40 yaş arası erkeklerde on haftalık egzersiz programının vücut kompozisyonu, MaxVO2 ve kemik turn over markerlarından Beta Cross Laps, PINP, ALP, BALP ve kemik mineral yoğunluğu üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Manisa bölgesinde yaşayan, düzenli egzersiz yapmayan, 20-40 yaş arası, 37 sağlıklı erkek katılmıştır. Çalışma grubu; Egzersiz grubu (EG) (n=19) ve kontrol grubu (KG) (n=18) olarak 2 gruba ayrılmıştır. Egzersiz grupları; haftada 3 gün, günde 20 dakika ile başlayıp her iki haftada %10'luk artışlarla 28 dk'ya ulaşan sürelerde jogging uygulamışlardır. EG ilk 5 hafta 20,20,22,22 ve 24 dk'lık sürelerde maksimal kalp atım sayısı yedeği (KASYmax)'ın %60 şiddetinde, ikinci 5 haftada ise 24,26,26,28 ve 28 dk'lık sürelerde KASYmax'ın %70 şiddetinde jogging ve çabuk kuvvet uyguladılar. Antrenman programından önce ve sonra tüm katılımcıların vücut kompozisyonu, MaxVO2, kemik turn over markerlarından Beta Cross Laps (CTx), PINP, ALP, BALP ve kemik mineral yoğunluğu düzeyleri ölçüldü. Bulgular: 10 haftalık antrenmanlar sonrasında vücut kompozisyonu ölçümlerinde (vücut ağırlığı (VA), yağ oranı, yağ miktarı ve beden kütle indeksi (BKİ) ve MaxVO2, kolesterol, testosteron, serbest testosteron, vitamin D ve BALP değerlerinde EG'de istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. Sonuçlar: Son yıllarda keşfedilen kemik yapım belirteci olan PINP'de egzersiz grubunda istatistiksel olarak anlamlı olmasa da bir artış, kemik yıkım belirteci olan CTx'de ise azalma bulunmuştur. BALP ve femur boynu, şaft ve toplam skorlarda(DEXA) meydana gelen artış, uyguladığımız egzersizlerinin KMY üzerinde olumlu, dolayısıyla osteoporozdan koruyucu etkiye sahip olduğu söylenebilir ve ayrıca açık havada yapılan egzersizlerin yararının vitamin D'de meydana gelen artış ile doğru orantılı olduğu söylenebilir.

Veysi Çay
Manisa Celal Bayar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı liglerdeki kadın futbolcuların reaksiyon ve çeviklik testlerinin karşılaştırılması

Bu çalışma ile farklı liglerdeki kadın futbolcuların reaksiyon ve çeviklik koşu testlerinde farklılık olup olmadığına bakılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırmanın örneklem grubunu aktif olarak futbol ile uğraşan lisanslı 18-25 yaş arası 1. Lig ( Konak Belediyespor)'e ait 15 kadın futbolcu ile 2. Lig (Manisa Gençlerbirliği)'e ait 15 kadın futbolcu oluşturmaktadır. Gönüllüler toplamda 30 kadın futbolcudan oluşmştur. Reaksiyon ve çeviklik testleri Smartspeed (Fusion Sport) markalı fotosel cihazıyla reaktif çeviklik testi, grid drill (reaksiyon testi), 30m sprint testi ve zig-zag yön değiştirmeli koşu testleri akşam saat 19.00'da uygulanmıştır. Bulgular: Uyguladığımız testler sonucunda 1. Lig ( Konak Belediyespor)'in sırasıyla yaş, boy, vücut ağırlığı, BKİ ve sporcu yaşları ortalamaları şu şekildedir; 21,26 ± 2,08 yıl, 165,53 ± 5,65 cm, 56,60 ± 4,62 kg, 20,64 ± 1,16 kg/m², 7,53 ± 3,41 yıl'dır. 2.Lig (Manisa Gençlerbirliği)'in ise sırasıyla 20,66 ± 2,57 yıl, 165,20 ± 5,91 cm, 57,13 ± 7,01 kg, 20,92 ± 2,19 kg/m², 3,86 ± 1,88yıl'dır. 1. Lig ( Konak Belediyespor)'in reaktif çeviklik testi 3,35 ± 0,35sn, 30m sprint testi 4,98 ± 0,21 sn, zig-zag yön değiştirmeli koşu testi 6,51 ± 0,37sn, reaksiyon testi 23,91 ± 2,21 sn'dir. 2. Lig (Manisa Gençlerbirliği)'in reaktif çeviklik testi 3,60 ± 0,57 sn, 30m sprint testi 6,36 ± 0,29 sn, zig-zag yön değiştirmeli koşu testi 5,17 ± 0,47 sn, reaksiyon testi ise 24,13 ± 1,50 sn'dir. Sonuçlar: Yapmış olduğumuz testler sonucunda reaksiyon ve reaktif çeviklik testlerinde her iki grup arasında istatiksel olarak p˃0,05 anlamlı bir farklılık bulunmazken, 30 metre sprint 1. Lig (Konak Belediyespor) lehine istatiksel olarak p˂0,05 olumlu bir anlamlılık bulunmuş olup, zig-zag testinde ise 2. Lig (Manisa Gençlerbirliği) lehine istatiksel olarak p˂0,05 anlamlı fark bulunmuştur.

FutbolFutbolcularHız+5
Cansu Çoban
Manisa Celal Bayar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Koşu bandı ve pist koşusunun kalp atımı, kan laktat yanıtı ve algılanan yorgunluk düzeyi açısından karşılaştırılması

n ÖZET Bu çalışmada, koşu bandı ve pist koşusu arasındaki kalp atımı, kan laktat yanıtı ve algılanan yorgunluk düzeylerindeki farklılıklar araştırıldı. Çalışmaya orta düzey antrenmanlı, spor yüksekokulu öğrencisi, yaş ortalaması 20 ±2 yıl olan 8 erkek futbolcu katıldı. Deneklere hem koşu bandında hem de pistte 9.0km/s ile başlayıp 15.0km/s hıza kadar 1.2km/s hız artan, her biri ~5 dk süren, 6 basamaktan oluşan koşular yaptırıldı. Her basamağın son 30sn'si içerisinde sporcunun algıladığı yorgunluk düzeyleri, nabız ortalamaları kaydedildi ve her basamak sonunda ortalama 40 sn içerisinde parmak ucundan kapiller kan örnekleri alındı. Aynı protokol bir gün ara ile hem açık pistte hem de laboratuarda koşu bandında uygulandı. Tüm test hızlarında kan laktat seviyesi koşu bandmda yüksekti, ancak sadece 10.2km/s, 13.8km/s ve 15.0km/s hızlarda istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptandı (p<0,05). Kalp atımları bunun aksine pist koşularında yüksekti ve 9.0km/s-12.6km/s hızlarda istatistiksel olarak anlamlı farklılık (p<0,05) bulundu. Algılanan yorgunluk düzeylerinde 9.0-10.2km/s hızlarda koşu bandında anlamlı farklarla yüksek bulundu (p<0,05), diğer hızlarda anlamlı bir fark yoktu. 2mmol/L laktat eşiğinin pistte 9.0km/s, koşu bandmda 8.0km/s; 4mmol/L laktat eşiğinin de pistte 12.2km/s, koşu bandında ll.lkm/s hızlara denk geldiği saptandı. Bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,01).

Muammer Altun
Manisa Celal Bayar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2001
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Plazma amonyak, pH ve toplam kan laktat düzeylerinin kassal hipertrofi antrenmanına akut yanıtı ve uzaklaştırılma süreleri

Bu çalışmanın amacı, hem merkezi sinir sistemi, hem de periferik yorgunluğa yol açtığı düşünülen NH3 (NH+NH»*) ile pH ve toplam kan laktat (TKL) seviyelerinin 60 dakika süren bir seanslık kassal hipertrofi antrenmanı sırasında kandaki değişimlerini ve antrenman sonrası istirahat seviyesine dönüş sürelerini saptamaktır. Bu amaçla çalışmaya, yaşlan 22±2, ağırlıkları 73.6±5.6kg ve boylan 173.8±8.22cm olan, iki yıllık direnç antrenmanı geçmişine sahip ve iki aydır direnç antrenmanlarım aksatmamış olan gönüllü erkek sporcular katıldı. Çalışmada 60 dakika süren bir seanslık hipertrofi antrenmanı uygulandı. Egzersiz öncesi, egzersiz sırası (her onbeş dakikada bir) ve egzersiz sonrası (0., 2., 7., 12., 20., 30., 60., ve 120. dakika), plazma NH3, Vitros - 250 fotometrik vitröz oto analizörüyle kuru kimya metodu kullanılarak, plazma pH Sartorius marka pH metre ile ve toplam kan laktat ise "YSI 1 500 Sport" Laktat analizörü kullanılarak elektroenzimatik yöntem ile bakıldı. Egzersiz sırası ve sonrası ölçülen tüm sonuçlar istatistiksel açıdan istirahat değerleriyle karşılaştırıldı. Plazma NH3 istirahat değerleri 28.66±12.17umol.r' bulundu ve egzersizin 45. dakikasında zirve değere ulaştı (167.91 =63,95umol.1-1 (p<0.01). Egzersiz sonu ise 130.37±44.93jımoLr1 (p<0.05) bulundu. Egzersiz sonrası 60. dakikada 30.5±21.16umol.r1 (p>0.05) ve 120. dakikada ise 20.25±10.52umol.r1 (p<0.05) olarak kaydedildi. Plazma pH istirahat değerleri 7.41±8.61"2, egzersizin 45. dakikasında en düşük seviye olan 7.24±8.52"2 (p<0.005) değerlerinde bulundu. Egzersiz sonu ise 7.25±7.01"2 (p<0.05) ve egzersiz sonrası 20. dakikada ise 7.40=b7.48"2 (p>0.05) olarak tespit edildi. TKL istirahat değerleri ise, 1,33=0,45mmoLl"1 bulundu. Egzersizin 45. dakikasında ise zirve değeri olan 10.31±1.71mmoLrl'a (p<0.005) ulaştı. Egzersiz sonrası 9.67±0.88mmol. (p<0.05) ve egzersiz sonrası 120. dakikada 1.57±0.34 mmoLl"1 (p>0.05) olarak kayıtlara geçti Plazma NH3 ve TKL arasında p<0.00l, r=0.942; plazma NH3 ve pH arasında p<0.01, r=-0.741; TKL ve plazma pH arasındada p<0.005, r=-0.775 oranında istatistiksel açıdan anlamlı ilişkiler bulundu. Sonuç olarak, egzersiz sonrası plazma NH3'ün 60., plazma pH'ın 20. ve TKL'nin ise 120. dakikalarda istirahat seviyelerine döndüğü görüldü.

Mert Eray Önen
Manisa Celal Bayar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2003
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sekiz dokuz yaş grubu kız ve erkek çocukların psikomotor gelişim düzeylerinin TGMD-II testine göre araştırılması

Bu çalışmanın amacı; Yozgat İli Akdağmadeni İlçesi örneğindeki sekiz ve dokuz yaş grubu kız ve erkek çocukların motor gelişim düzeylerinin araştırılmasıdır. Araştırmaya Yozgat İli Akdağmadeni İlçesi, 75.yıl Cumhuriyet İlköğretim Okulunda I. Kademe 3.ve 4. Sınflarda okuyan sekiz yaş grubunda 60 (30 kız-30 erkek), dokuz yaş grubunda 60 (30 kız-30 erkek) olmak üzere 120 öğrenci örneklem olarak katıldı. Çalışmaya katılan çocuklara TGMD-II testi uygulandı. TGMD-II de alt testler olarak; temel lokomotor beceriler (koşu, gallop, sek sek, sıçrama, durarak uzun atlama, kayma) ve obje kontrol becerileri (durarak top sürme, sopayla topa vurma, yakalama, duran topa ayakla vurma, bel seviyesi üzerinde atış, bel seviyesi altından atış) ölçüldü. Ölçümler tüm çocuklarda ikişer tekrar halinde uygulatılarak başarılı olduğu ve olmadığı beceriler belirlendi. Başarılı olduğu becerilere 1, başarısız olduklarına ise 0 puan verilerek beceriye ait toplam başarı durumu belirlendi. Verilerin çözümlenmesinde gruplara ait verilerin normal bir dağılıma sahip olup olmadığını belirlemede Kolmogorov-Simirnov ve Spahiro-Wilk normallik testleri uygulandı. Sonra gruplar arasında bir fark olup olmadığını belirlemek için α=0.05 anlamlılık düzeyinde Çift yönlü varyans analizi testi (Two way ANOVA) uygulandı. Önemli bulunan farklılıklar için ikinci seviye testi olarak Tukey's HSD testi uygulandı. Test sonuçlarında TGMD-II lokomotor alt test puanları, obje kontrol alt test puanları ve TGMD-II toplam puanları bakımından; 9 yaş grubunda kız ve erkek çocukların puanları 8 yaş grubu kız ve erkek çocukların puanlarından anlamlı bir şekilde yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Bilimsel çalışmalarda yaygın olarak kullanılan TGMD-II testi uygulanarak bir yandan Türk çocukları için normların oluşmasına katkı sağlanırken, diğer yandan öğrenciler arasında cinsiyete ve yaşa bağlı olarak temel motor özellikler gözlenebilecektir. Bilim Kodu : Anahtar Kelimeler : Psikomotor Gelişim, Motor Test, TGMD-II. Haziran, 2020; 110Sayfa

Erkek çocuklarKız çocuklarıMotor beceri testleri+3
Osman Çalışkan
Aksaray University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okçuluk sporunda kondisyon çalışmalarının nişan alma ve atış performansına etkisi

Bu çalışmanın amacı; Okçuluk sporunda kondisyon çalışmalarının nişan alma ve atış performansına etkisinin araştırılmasıdır. Çalışmamıza Aksaray Üniversitesinde öğrenim görmekte olan aktif olarak okçuluk sporu ile uğraşan, müsabakalara katılan 12 okçuluk sporcusu ( 5 Kadın; Yay türü: 3 klasik yay 2 makaralı yay, Yaş:22,00±1,58 yıl, Boy:166,40±3,78 cm, Vücut ağırlığı: 58,20±4,03 kg, Spor yaşı:4,60±1,14 yıl. 7 Erkek; Yay türü: 4 klasik yay 3 makaralı yay, Yaş: 21,14±1,22 yıl, Boy: 171,43±5,09 cm, Vücut ağırlığı: 76,00±5,63 kg, Spor yaşı:6,14±1,35 yıl) Araştırma grubu oluşturuldu. Sporculara normal antrenmanlarına ek olarak; 8 hafta, haftada 3 gün kondisyon antrenmanı uygulandı. Sporculara kondisyon antrenmanlarına başlamadan ön test ve 8 hafta sonunda son test uygulandı. Nişan alma testi: sporcuların yayı çektikten sonra kronometre ile 3 kez ölçüldü, en iyi olan test sonucu ön test ve son testlerde değerlendirmeye alındı. Atış puanı testi: TOF'da belirtilen 720 round üzerinden 2 x 36 toplam 72 ok ve 720 puan üzerinden puanlama yapılarak gerçekleştirildi. Her sette 6 ok atıldı. 6 set 2 devre olarak test alındı. Her sette 240 sn. verildi, süre tamamlandıktan sonra gerçekleşen atışlar karavana olarak değerlendirildi ve karavana olan her ok en yüksek puanlardan sıraya göre düşüldü. İstatistiksel olarak okçu sayısının 30'un altında olması sebebi ile parametrik olmayan testler seçildi. Wilcoxon işaretli sıralar testi nişan alma testi son test lehine pozitif yönde farklılaşma olduğu anlaşılmaktadır.(p<0,05). Wilcoxon işaretli sıralar testi atış puanı testi son test lehine pozitif yönde farklılaşma olduğu anlaşılmaktadır. (p<0,05). Sonuç olarak yapılan bu çalışma neticesinde, Okçuluk sporunda kondisyon çalışmalarının nişan alma ve atış performansına etkisinin olduğu görülmektedir.

KondisyonOkçulukSpor+2
Ertuğrul Bayram
Aksaray University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genç kadın voleybolcularda 12 haftalık plyometrik antrenmanların bazı biyomotor yetiler üzerine etkileri

Çalışmamızın amacı, düzenli voleybol antrenmanı yapan sporcuların alt ve üst ekstremiteleri üzerine uygulanan plyometrik antrenmanların biyomotor yetilerin (kuvvet, sürat, dayanıklılık, esneklik) gelişimine olan etkilerini incelemektir. Çalışmaya yaş ortalamaları 17,25 ± 0,81 yıl olan 32 genç kadın lisanslı voleybolcu gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmaya katılan voleybolcular en az 5 yıl süresince, haftada 3 gün, günde 90 dk, düzenli voleybol antrenmanı yapmıştır. Araştırmamıza konu olan sporcular, çalışma ve kontrol grubu olmak üzere ikiye ayrılmışlardır. Çalışma grubundaki sporcular (n=16), voleybolun gerektirdiği teknik-taktik, sürat ve çabukluk antrenmanları dışında, haftada iki gün, alt ve üst ekstremitelerine uygulanan plyometrik antrenmanlar yaparlarken, kontrol grubundaki sporcular bu süre içerisinde planlanan antrenmanlarına düzenli olarak devam etmişlerdir. Sporcuların yaş, spor yaşı, boy uzunluğu ve vücut ağırlığı ile biyomotor yetilerinin ölçümleri, çalışmanın başında ön, 12 hafta sonunda ise son testlerle değerlendirilerek kaydedilmiştir. istatistiksel analizler, IBM SPSS Statistics Version 22 paket programında, nonparametrik testler kullanılarak yapılmış, antrenman ve kontrol grubu arasındaki farklar, Mann Whitney U, ön - son test değişimleri Wilcoxon Signed Ranks istatistiksel analizleri ile değerlendirilmiş ve p<0,01 ile p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Çalışmanın başında ve sonunda uygulanan testler sonucunda, gruplar arasında yaş, spor yaşı, boy uzunluğu, vücut ağırlığı ölçümlerinde anlamlı farklılıklar görülmezken (p>0,05), 12 hafta sonunda yapılan son testlerde, çalışma grubundaki sporcuların biyomotor yetileri arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0,01) (p<0,05). Sonuç olarak; 16 - 18 yaşlarında, düzenli voleybol antrenmanı ile birlikte plyometrik antrenman yapan genç kadın voleybolcuların kuvvet, dayanıklılık, sürat ve esneklik yetilerinin kontrol grubundaki, plyometrik antrenman yapmayan voleybolcuların biyomotor yetilerinden istatistiksel açıdan farklı olduğu görülmüştür. Anahtar sözcükler: Plyometrik egzersiz; biyomotor yetiler; voleybol; adolesan.

Yeliz Özensoy Özveren
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Judocularda farklı ısınma protokollerinin, 30 M. sürat, esneklik, dikey sıçrama, kuvvet, denge ve anaerobik güç performansları üzerine akut etkisinin incelenmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı judocularda farklı ısınma protokollerinin, 30 m. sürat, esneklik, dikey sıçrama, kuvvet, denge ve anaerobik güç performansları üzerine olan akut etkisini incelemektir. Materyal ve Metot: Araştırmaya, gönüllü olarak İzmir Büyükşehir Belediye ve Manisa Belediye Spor kulüplerinde, judo dalında aktif olarak haftada 3 ile 5 antrenman yapan, yaşları 11-14 arasında değişen 20 sağlıklı erkek judocu katıldı. Bu çalışmada 20 kişilik tek bir grup mevcuttur ve kontrol grubu oluşturulmadı. Dört farklı ısınma içeriğine sahip olan protokoller 48 saat ara ile uygulandı. Yirmi katılımcı eşit süreli 4 farklı ısınma seansına öğrenme etkisi ve kümülatif etkinin dışlanması için rastlantısal olarak alındı. Çalışmayı oluşturan farklı dört ısınma uygulaması ise; ısınma uygulaması-1; sadece düşük tempoda aerobik koşu (statik germe ya da dinamik ısınma egzersizi olmadan), ısınma uygulaması-2; düşük tempo aerobik koşu ve sonrasında statik germe, ısınma uygulaması-3; düşük tempo aerobik koşu ve sonrasında dinamik ısınma egzersizleri, ısınma uygulaması-4; düşük tempo aerobik koşunun ardından hem statik germe hem de dinamik tipte ısınma egzersizlerinden oluşturuldu. Araştırma grubunun, her ısınma uygulamasından sonra 30 m. sürat, esneklik, dikey sıçrama, kuvvet, denge ve anaerobik güç performansları ölçüldü. İlk ısınma protokolü uygulamasından 2 gün öncesinde tüm denekler ısınma protokolleri ve testler hakkında bilgilendirildi ve sonrasında ısınma protokollerini birer kez denediler. Tüm uygulamalar kendi protokol günlerine, 5 dakika hafif şiddetli (jogging) aerobik koşu ile çalışmaya başladı. Denekler 5 dakikalık koşu tamamlandıktan sonra 2 dakika yürüyüş yaparak dinlendi. Rahatlatıcı yürüyüş uygulamasından sonra birinci ısınma uygulaması hariç diğer tüm ısınma protokollerindeki planlanmış ısınma yöntemleri gerçekleştirildi. Her bir ısınma bitiminde 4-5 dakikalık dinlenme verildi ve sonrasında 30 m. sürat, esneklik, dikey sıçrama, kuvvet, denge ve anaerobik güç testleri uygulandı. 30 m. sürat haricinde her bir parametreyi ölçmek için judo minderi içerisinde istasyonlar kurularak, istasyonların başında 1'er araştırmacı görevlendirildi. Denekler bir ölçüm bitince diğer ölçüm istasyonuna geçti. Verilerin sayısal sunumunda aritmetik ortalama ve standart sapma kullanıldı. Verilerin normal dağılım varsayımına uygunluğu Shapiro-Wilks testi ile yapıldı. Normal dağılım gösteren verilerin tekrarlayan 4 farklı ölçümünde Repeated Measures of ANOVA ve farkın hangi ölçümden kaynaklandığını bulmak için ise post-hoc testlerinden LSD kullanıldı. Normal dağılım göstermeyen verilerin tekrarlayan 4 farklı ölçümünde Friedman testi ve farkın hangi ölçümden kaynaklandığını bulmak için ise ikili eşleştirmeler yapılarak Wilcoxon testi uygulandı. Verilerin analizinde SPSS 18,0 istatistik programı (SPSS Inc, Chicago, IL) kullanıldı ve istatistiki anlamlılık düzeyi olarak p<0.05 kabul edildi. Bulgular: Bu çalışmada 30 m. sürat değerleri incelendiğinde, 4 farklı ısınma uygulaması arasında, ısınma uygulaması-1 ile ısınma uygulaması-4 arasında p<0.05 düzeyinde, ısınma uygulaması-2 ile ısınma uygulaması-3 arasında p<0.05 düzeyinde, ısınma uygulaması-2 ile ısınma uygulaması-4 arasında p<0.01 düzeyinde anlamlı fark saptanmıştır. Esneklik ölçüm değerleri incelendiğinde, 4 farklı ısınma uygulaması arasında esneklik performansında anlamlı fark bulunamamıştır (p>0.05). Esneklik uygulaması arasında karşılaştırma yapıldığında, ısınma uygulaması-1 ile ısınma uygulaması-2 arasında p<0.05 düzeyinde anlamlı fark bulunmuştur. Bacak kuvvet uygulamaları karşılaştırıldığında, ölçülen parametrelerden biri olan bacak kuvveti performansında anlamlı fark bulunamamıştır (p>0.05). Bacak kuvvet performansının uygulamalar arasındaki karşılaştırmaları yapılığında; ısınma uygulaması-1 ve ısınma uygulaması-4 arasında p<0.01 düzeyinde, ısınma uygulaması-2 ve ısınma uygulaması-4 arasında p<0.05 düzeyinde anlamlı fark bulunmuştur. Bunların dışında dikey sıçrama, denge ve sırt kuvveti performansında anlamlı fark bulunamamıştır. Sonuç: Yapılan çalışmanın sonuçlarına göre; 30 m. sürat performanslarının, judocularda kombine edilmiş statik ve dinamik egzersiz sonrasında daha iyi çıktığı gözlemlenmiştir. Esneklik performansları judocuların statik egzersiz sonrası daha iyi olduğu gözlemlenmiştir. Bacak kuvveti değerleri incelendiğinde ise kombine edilmiş statik ve dinamik egzersiz sonrasında yapılan kuvvet çekişlerinin daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Sonuç olarak; 11-14 yaş erkek judocuların, antrenmanlar ve müsabakalardan önce 30 m. sürat performansı ve bacak kuvveti gibi yüksek güç gerektiren performanslarındaki gelişim için kombine edilmiş statik ve dinamik egzersizlerin birlikte yapılması gerektiği, esneklik performansını geliştirmek için ise statik egzersizlerin yapılması gerektiği önerilmektedir.

Özgür Eken
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2015
00
DoktoraAçık ErişimTR

Farklı ülke milli takımlarında yer alan büyük erkek güreşçilerin beslenme alışkanlıkları ve başarı arasındaki ilişkinin incelenmesi

güreşçilerin günlük tükettikleri makrobesin ve mikrobesin durumları ve başarı arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Bu araştırmanın evrenini, İranda/Tahran yapılan Greko-Romen Dünya Kupası yarışmaları büyükler kategorisinde, dünyanın en iyi 10 takımı düzeyinde yer alan ülkelerin güreşçileri farklı sikletlerde olmak üzere toplam 78 elit güreşçiden oluşmaktadır. Güreşçilerin demografik özellikleri ve beslenme durumlarının değerlendirilmesi için 24 saatlik hatırlama ve gıda sıklığı anketi (FFQ) kullanılmış ve besin olarak tükettikleri yemeklerin içerikleri ve miktarları, günlük önerilen enerji miktarları, VKİ leri, performansa dayalı başarıları 3 gün boyunca devam eden Dünya Kupasında elde edilmiştir. Ayrıca elde edilen veriler SPSS19 paket programı kullanılarak, verilerin normal değerlendirilmesi için K-S, değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek için Pearson ve Spearman Korelasyon Katsayısı, değişkenlerin karşılaştırılması için Eşleştirilmiş T-testi ve Anova testi çoklu karşılaştırma için ise LSD test yöntemi kullanılmıştır. Bulgular: Dünya Kupasına katılan takımların enerji alım ortalamaları değeri ile önerilen enerji ortalamaları değerleri arasında bazı takımlarda anlamlı farklılıklar görülmüştür. Takımların karbonhidrat ve vitamin alımı ortalamaları arasında fark görülürken aldıkları enerji, protein, yağ, mineraller, VKİ ortalamaları ve vücut yağ yüzdeleri (VYY) değişkenlerinde her hangi bir farklılık görülmemiştir. Takımların karbonhidrat ve yağ alımları yüzdeleri, VKİ ve VYY leri ile bazı performans faktörleri arasında ilişki olduğu görülmüştür. Protein, vitamin, mineral ve enerji alım ortalamaları ile performans arasında ilişki bulunamamıştır. Takımların aldıkları derece ile karbonhidrat, yağ alım oranları, vitaminlerin alımı ortalaması ve bazı performans faktörleri arasında da bir ilişki belirlenmiştir. Tüm sikletlerdeki güreşçilerin aldıkları besin öğeleri ile performansları arasında ilişkiye bakıldığında, bazı sikletlerdeki güreşçilerin aldıkları besin öğeleri ile performans faktörleri arasında yine bir ilişkinin olduğu saptanmıştır. Sonuç: Bu çalışmaya katılan takımlardaki güreşçilerin yeterli ve yetersiz, dengeli ve dengesiz beslenme durumlarının olduğu belirlenmiştir. Karbonhidrat alımı yüksek olan güreşçilerde performansının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmada performansın en önemli unsurlarından birisi olduğu düşünülen beslenmenin, güreşçilerin başarıları üzerindeki etkilerine ilişkin daha geniş ve kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu söyleyebiliriz. Anahtar Kelımeler: Sporda Beslenme, Başarı, Güreş, Makrobesin, Mikrobesin

BaşarıBeslenmeBeslenme alışkanlıkları+5
Abdorreza Eghbal Moghanlou
Atatürk University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Femoral bölgede manşonla yaratılan iskemik önkoşullama(İÖK) sonrası kas kuvveti ve performans parametrelerinde ortaya çıkan değişkenlerin incelenmesi

Femoral Bölgede Manşonla Yaratılan İskemik Önkoşullama (İÖK) Sonrası Kas Kuvveti ve Performans Parametrelerinde Ortaya Çıkan Değişkenlerin İncelenmesi Amaç: İskemik adaptasyonun doku ve iskelet kasıda dahil olmak üzere oksijen taşınmasını geliştirmek ve yapılan maksimal egzersizlerde performansı arttırmada bölgesel ve sistematik etkileri vardır. Yapılan bu çalışmanın amacı alt ekstremitelere uygulanan iskemik önkoşullama ve reperfüzyon sonrası anaerobik güç ve kas kuvveti üzerindeki etkilerini incelemektir.Aynı zamanda çalışmanın odak noktası olarak maksimal yapılan egzersizler boyunca performanstaki güç çıkışlarında iskemik önkoşullamanın etkisi üzerinde durmaktır. Materyal ve Metot: Çalışmaya İstanbul Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde okuyan 14 gönüllü erkek öğrenci katıldı. Çalışma grubunun yaş ortalamaları 21,93 ± 1,5 yıl, ağırlık ortalaması 71,66 ± 9,24 kg ve boy ortalaması 176,13 ± 6,13 cm olarak kaydedildi. Çalışmanın tüm detayları deneklere anlatılıp onayları alındıktan sonra ardışık günlerde ''Wingate'' ve izokinetik testleri uygulandı. İskemik önkoşullamanın etkisinin belirlenmesi için katılımcıların her iki bacak femoral bölgesinde oluşturulan iskemi sonrası tekrar edilen testlerden elde edilen verilerin analitikleri değerlendirildikten sonra tekrarlı ölçümlerin arasındaki fark anlamlılıkları test edildi. Bulgular: Deneklere uyguladığımız her iki bacak iskemi ve iskemi reperfüzyon periyodundan sonra yapılan ''Wingate'' ve izokinetik test sonuçları göz önüne alındığında istatistiksel olarak bütün güç değerleri iskemi sonrası mutlak değerler olarak yüksek olmasına rağmen istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p<0.05). Sonuçlar: Tek siklusta gerçekleştirilen iskemi ve reperfüzyon uygulamalarının anaerobik güç değerlerinde ve herhangi bir değişikliğe yol açmadığı gibi, ayrıca izokinetik ölçümlerde gerek fleksör gerekse ekstansör kas kuvveti ve işlevinde akut bir etkiye yol açmadığı da ortaya konuldu. Anahtar Kelimeler: İskemik Önkoşullama, izokinetik kuvvet testi, ''Wingate'' anaerobik güç testi

Anaerobik güçFemurKas kuvveti+3
Selin Biçer Baikoğlu
Atatürk University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Farklı spor kulüplerinde düzenli fiziksel aktivite yapan down sendromlu bireylerin ailelerinin yaşam memnuniyeti ve sürekli kaygı durumları

Farklı Spor Kulüplerinde Düzenli Fiziksel Aktivite Yapan Down Sendromlu Bireylerin Ailelerinin Yaşam Memnuniyeti ve Sürekli Kaygı Durumları Amaç: Düzenli fiziksel aktivitenin down sendromlu bireylerin ailelerinin yaşam memnuniyeti ve sürekli kaygı düzeylerine etkisinin incelenmesidir. Materyal ve Metot: Bu çalışmaya çocukları düzenli fiziksel aktivite yapan ve fiziksel aktivite yapmayan down sendromlu bireylerin ebeveynleri katıldı. Toplam 50 anne ve 50 baba olmak üzere 100 gönüllü kişi katılmıştır. Down sendromlu çocuklarını fiziksel aktiviteye gönderen ve göndermeyen ebeveynlere ilk anket ve 6 ay sonra son anket uygulaması yapıldı. Fiziksel aktivite yapan down sendromlu çocuklar haftada 5 gün 12 ay boyunca günde 2 saat çalıştırıldı ve her çalışma sonucunda aileler bilgilendirildi. Fiziksel aktiviteler başladıktan 6 ay sonra ebeveynlere ilk anket yapıldı, 6 ay sonra son anket yapıldı. Çocuklarını fiziksel aktiviteye göndermeyen aileler rastgele belirlendi. Anket sonuçlarının güvenilirliği açısından ebeveynlerin yaş, eğitim ve gelir durumları da belirlendi. Bulgular: İstatistiksel analiz sonuçlarına göre; deney ve kontrol guruplarının kaygı ve mutluluk düzeyleri ilk test-son test puanları arasındaki farklarda anlamlı bir farklılık bulundu (p<0.01). Bu farklılık deney gurubunun kaygı ve mutluluk düzeyinin artışından ve kontrol gurubunun mutluluk düzeyinin azalmasından kaynaklandığı belirlendi. Sonuç: Sonuç olarak; down sendromlu çocuklarına fiziksel aktivite yaptıran ailelerin mutluluk ve kaygı düzeylerinin artabileceği düşünülmektedir. Down sendromlu çocuklarına fiziksel aktivite yaptırmayan ailelerin ise mutluluk düzeyinin azalacağı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Aile, Down Sendromu, fiziksel aktivite, kaygı, yaşam memnuniyeti.

AileAnksiyeteDown sendromu+6
Mehmet Ilkım
Atatürk University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Cimnastik branşında amuda kalkma hareketinin üç boyutlu biyomekanik analizi ve modellenmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı; bağlantılı uzuv modelini kullanarak, AKH'ni temsil eden bir biyomekanik model oluşturarak eklemlere uygulanan kuvvet ve momentleri belirlemektir. Materyal ve Metot: Çalışmaya bir denek erkek milli Cimnastikçi katılmıştır. Çalışmada, yüksek hızlı dört adet kamera (120 alan ayarla) kullanılarak AKH'nin görüntüsü kaydedildi. AKH'nin özelliğinden yola çıkılarak calışmada deneğin 3B, beş bağlantılı üye, dört eklemle, mekanik modeli tasarlanmıştır. Bu amaçla görüntü alınmadan önce deneğin üzerinde belirlenen anatomik noktalarına 15 tane yansıtıcı işaret yerleştirildi. Kuvvet platformun veri toplama frekansı 120 Hz ayarlandı Kamera görüntülerindeki işaretleyicilerin 3B konum verilerinin tespit edilmesi amacıyla MATLAB yazılımında hazırlanan kodlar kullanılmıştır. Bulgular: Özet olarak bu çalışmada, oluşturulan biyomekaniksel model beş üyeden oluşan katı cisim modelinde dört adet eklem bulunmaktadır. El bileği ekleminde ortalama 10°'lik eklem açısal gerçekleştiği ortaya çıkmıştır. Omuz eklem açısı ortalama 6°, kalça 5° ve dirsek 3° elde edilmiştir. Sonuç: El bileğinin açısal değişimi ve momenti göz ardı edilemeyecek kadar büyüktür. El bileği ekleminin AKH'nin sırasında vücut kontrolünde önemli bir rol oynadığı ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: AKH, Biyomekanik, 3B, Modellenme

BiyomekanikBiyomekanik analizJimnastik+4
Mohsen Mohammadı
Atatürk University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Farklı antrenman metodlarının güreşçilerin bazı fiziksel ve fizyolojik parametrelerine etkisi

Amaç: Bu doktora tez çalışmasında, üç farklı antrenman metodunun güreşçilerin fiziksel ve fizyolojik özelliklerine etkilerini belirlemek ve karşılaştırılmak amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Yaşları 15-17 arasında değişen 37 güreşçi basit rastgele örneklem yöntemiyle Direnç (DG; n=12), Kalistenik (KG; n=12) ve Güreş (GG; n=13) olarak üçe ayrılmışlardır. Toplam 16 hafta süren çalışmada, gruplar haftada 4 gün antrenman yapmışlardır. DG ve KG Pazartesi ve Çarşamba günleri kendi antrenman programlarına ayrıca Cuma ve Cumartesi günleri GG ile birlikte güreş antrenmanlarına katılmışlardır. GG haftada 4 gün (Pazartesi, Çarşamba, Cuma ve Cumartesi) kendi antrenörleriyle güreş antrenmanlarını sürdürmüşlerdir. Her üç grupta yer alan sporcuların; boy vücut ağırlığı, vücut kitle indeksi, dinamik denge, esneklik, sürat, çeviklik, el kavrama, bacak ve sırt kuvveti, anaerobik güç, reaksiyon zamanı, maksimum oksijen hacmi ve vital kapasite ölçümleri ön ve son test olarak alınmıştır. Elde edilen bulgular SPSS İstatistik Paket Programında analiz edilmiş; tanımlayıcı istatistikler verilmiştir. Her üç grupta örneklem sayısı 30'un altında olmasına rağmen verilerin normalliği Shapiro-Wilk testi ile denenmiş ve normal dağılım olmadığı görülmüştür. Bağımlı iki örneklemin karşılaştırılmasında NonparametrikWilcoxon İşaretli Sıralar Testi, ikiden fazla bağımsız örneklemin karşılaştırmasında Non-Parametrik Kruskal Wallis (K IndependentSamples) testi kullanılmıştır. Farkın kaynağını belirlemek için Non Parametrikbağımsız iki örneklem Mann Whitney U testi ile çoklu karşılaştırmalar yapılmıştır. Anlam düzeyi p<0.05 ve güven aralığı % 95 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmadan elde edilen bulgulara göre; direnç antrenmanı güreşçilerin boy (Z=.3.002; p=.038;<.05) ve vücut kitle indeksine (Z=-2.269; p=0.23; <.05) anlamlı etki ederken kalistenik ve güreş antrenmanı; boy (Z=-2.836; p=.005;<.05; Z=-3.111; p=.002;<.05) ve vücut ağırlığına (Z=-2.669; p=.008; <.05; Z=-2.691; p=0.07; <.05) anlamlı etki etmiştir. Gruplararası karşılaştırmalarda dinamik denge (χ2= 15.886, p=000<.05) ve çeviklik (χ2=6.979; p=.031;<.05) puanlarında fark bulunmuştur. Anaerobik güç (χ2=12.940;p=.002<.05) gruplar arasında fark göstermiştir DG ve KG arasında etki benzerliği vardır. Kalistenik ve direnç antrenmanı sağ el görsel reaksiyon zamanı gelişiminde güreş antrenmanından daha etkilidir (χ2=8.922; p=.012;<.05) ama sol el görsel reaksiyon zamanı gelişiminde her üç antrenman yönteminin etkileri benzerdir. Sonuç: Bu doktora tezinden elde edilen sonuçların genellenebilmesi için benzer bilimsel çalışmaların farklı antrenman sürelerinde ve sporcu gruplarında tasarlanması önerilmiştir.

AntrenmanFiziksel parametrelerFizyolojik özellikler+4
Muhsin Duran
Atatürk University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Elit güreşçilerde maksimal kuvvet antrenmanlarının serum interlökin-6 (ıl-6) seviyesi ve bağışıklık sistemi üzerine etkileri

ÖZET Elit Güreşçilerde Maksimal Kuvvet Antrenmanlarının Serum İnterlökin-6 (IL-6) Seviyesi ve Bağışıklık Sistemi Üzerine Etkileri Amaç: Egzersiz esnasında İnterlökin-6 (IL-6) kasılmalarla beraber hızlı bir şekilde etkinleşir. Artış oranı, kaslardaki diğer bütün sitokinler için kaydedilenden daha hızlıdır ve artış miktarı 100 kata kadar çıkabilir. IL-6'nın Egzersizle beraber vücuda salındığı çalışmalarla kanıtlanmıştır. Çalışmalarda sadece kasılan bölgenin IL-6 ürettiği vurgulanmaktadır. IL-6 oranı kişiye, ortama ve egzersiz şiddetine göre değişir. Orta şiddette ve düzenli egzersizin bağışıklık sistemine olumlu yönleri bilim tarafından kanıtlanmıştır. Fakat ağır egzersizlerin ise bağışıklık sistemine olumsuz etkileri gözler önüne serilmiştir. Bu çalışmanın amacı, her sezon ciddi oranda kuvvet antrenmanı yapmak zorunda olan elit sporcuların kuvvet antrenman periyodu süresince, maksimal kuvvet antrenmanlarının IL-6 üzerine hem akut hem kronik etkilerini ve süreç boyunca bağışıklık sistemi hücrelerinin durumunu analiz etmektir. Materyal ve Metot: Milli takım seviyesine ulaşmış, Avrupa, Dünya şampiyonalarında derece yapmış, içlerinde Rio Olimpiyatlarında Türkiye'yi temsil etmiş sporculardan seçilen, TEDAŞ spor kamp tesislerinde kalan aynı beslenme şartlarını taşıyan yaşları 17 ile 25 arasında değişen 20 kişilik elit güreşçi grubu üzerinde yürütüldü. Sporcular haftada 3 gün 8 hafta boyunca maksimal kuvvet antrenmanına tabi tutuldu. Bağışıklık sistemi hücreleri birinci hafta başında ilk maksimal kuvvet antrenmanından önce alınmaya başlanarak her dördüncü ve sekizinci haftalar sonundada antrenman öncesi örnekler alındı. Bağışıklık sistemi hücreleri tam kan sayımı yöntemiyle yapıldı. IL-6 testleri aynı günler antrenman hemen öncesi ve hemen sonrasında alındı. IL-6 ölçümleri ELISA (Enzyme-Linked ImmunoSorbent Assay) yöntemiyle yapıldı. Tam kan sayımı ve IL-6 ölçümleri, tüm Dünyada yaygın olarak kullanılan CAP (College of American Pathologists) ve QC Net (BIO RAD) kalite kontrol programlarına dahil olan Ankara Koru Hastaneleri laboratuarlarında yapıldı. Bulgular: Tekrarlı ölçümler varyans analiz ortalama IL-6 değerlerinin zaman noktaları arasında anlamlı olarak farklılaşmadığını göstermiştir [F(2, 38)= 2.367, p = 0.107, zaman ana etkisi]. Bununla birlikte, antrenman sonrası IL-6 değerleri (0.433) antrenman öncesi değerlere göre (0.028) 0.405 oranında anlamlı olarak artmıştır [F(1, 19)= 12.352, p = 0.002, test ana etkisi]. Sporcularda tüm test noktalarında antrenman öncesi ve antrenman sonrası İnterlökin-6 değerlerindeki değişimler benzerdir [F(2, 38)= 2.393, p = 0.105, zamanxtest etkileşim etkisi]. Bağışıklık sistemi hücrelerinde ise; Lökosit ve alt gruplarında (Nötrofil, Lenfosit, Monosit, Eozinofil, Bazofil), süreç içersinde Nötrofil %' de değeri düşüş eğilimi göstermesine ve Lenfosit %'de değerinde artış eğilimi olmasına rağmen sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı değildir (p>0.05) +/-1 Sh. Sonuç: Elit sporcuların IL-6 antrenman sonrası IL-6 değerleri her ölçümde antrenman öncesine göre yüksek çıkmıştır. Fakat haftalar ilerledikçe IL-6'nın antrenmanlara verdiği tepki ciddi oranda azalmıştır. Uzun süreli ağır antrenmanlara rağmen süreç içerisinde bağışıklık sisteminde herhangi bir olumsuz durum istatistiki olarak ortaya çıkmamıştır. Maksimal kuvvet antrenman periyodu doğru beslenme ve dinlenme aralığı sağlandığı sürece sporcular üzerinde herhangi bir olumsuzluğa sebebiyet vermeyeceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Bağışıklık Sistemi, Bazofil, Eozinofil, İnterlökin-6, Lenfosit, Lökosit, Maksimal kuvvet, Nötrofil.

BazofillerEozinofillerKas kuvveti+7
Serhat Özbay
Atatürk University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00