
237
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Agroekolojik arıcılığın sürdürülebilirliğinin sınırlılıkları: Tahtalı Havzası agroekolojik arıcılık projesi örneği
Çalışmanın amacı, İzmir'in Menderes ilçesinde bulunan Tahtalı Havzası'nda ÇARIK derneği ve ApiKoop tarafından yürütülen Tahtalı Havzası Agroekolojik Arıcılık Projesi kapsamında agroekolojik arıcılığın sürdürülmesinde rol oynayan faktörleri tespit ederek, Türkiye'de Agroekolojik arıcılığın ne derece varlık gösterebileceğini ve yaygınlaşabileceğini incelemektir. Bu bağlamda; Türkiye'de küreselleşen tarım etkisinde uygulanan yapısal uyum politikalarının küçük ölçekli aile çiftçiliğini, tarımsal üretimi, ürünleri ve tüketiciyi nasıl etkilediği önem kazanmaktadır. Agroekolojik arıcılığın sürdürülebilmesi için endüstriyel arıcılıktan ayrışan yönleri, üreticilerin ihtiyaçları, kooperatif faaliyetleri ve Tahtalı Havzası'nı projeye uygun kılan fiziki koşullar analiz edilmiştir. Araştırmada olasılıklı olmayan örneklem yöntemlerinden kartopu örneklem tekniği ile belirlenen 25 üretici ve 2 kooperatif yetkilisi ile yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Arıcıların, maliyet artışları ve değişen tüketim alışkanlıkları nedeniyle, kendileri gibi küçük ölçekli üreticilerin geleceğine dair olumsuz öngörülere sahip oldukları tespit edilmiştir. Agroekolojik arıcılığın sürdürülebilirliğini sağlamak için karar alıcılar tarafından hayata geçirilecek bir tarımsal planlama ve güçlü kooperatif yapılanmalarının gerekli olduğu belirlenmiştir. Agroekolojik arıcılığı endüstriyel arıcılıktan ayıran temel farklılıkların, kâr odaklı müdahalelerin azlığı, taşımaya dayalı olmayan arıcılık ve bitkisel ilaç kullanımına öncelik verilmesi olduğu gözlemlenmiştir.
Manisa Müzesi'ndeki Osmanlı dönemi madeni takıları
Bu çalışmada, Manisa Müzesi, deposunda yer alan 51 adet eser incelenmiştir. Eserler için bilgilendirme formu oluşturulmuştur. Eserlerin envanter bilgileri alınarak, fotoğrafları çekilip, yapım teknikleri, kompozisyonları ve bozulma durumları gözlemlenmiştir. Ayrıca takı takma geleneği, yapım ve süsleme teknikleri ile takılarda kullanılan değerli/yarı değerli taşlar hakkında bilgi verilerek, madeni eserlerin bozulma nedenleriyle ilgili açıklama yapılmıştır. Eserlerde görülen bozulmalar ile eserlerin korunmasına yönelik, uluslararası yöntemler gözlemlenerek koruma önerilerinde bulunulmuştur. Tablo ve grafik bölümünde eserlerin müzeye geliş tarihleri, yapım ve süsleme teknikleri, bezeme üslupları ile bozulma durumlarına yönelik grafikler hazırlanmıştır. Değerlendirme ve sonuç bölümünde bahsi geçen eserler, kendi aralarında ve farklı bölgelerdeki eserler ile karşılaştırılarak benzerlikleri ve farklılıkları değerlendirilmiştir. Farklı bölgelerdeki eserler ile çalışmamızda yer alan eserlerin birbirlerine benzerlikleri kültürler arasında etkileşim ve dönem modası hakkında bilgi edinmemizi sağlamıştır. Çalışmanın son bölümünde yapılan araştırmadan elde edilen bilgiler derlenerek bir sonuç çıkartılıp, çizimlerle bitirilmiştir.
İngilizce Öğretmenlerinin Derslerinde Dil Bilgisi Konularının Öğretilmesinde Kullandıkları Yöntem ve Teknikler: Fethiye İlçesi Örneği
Bu çalışmanın amacı, İngilizce öğretmenlerinin dil bilgisi konularında ve derslerde hangi yöntem ve teknikleri kullandıkları, yöntem ve teknikleri kullanırken nelere dikkat ettikleri ve kendilerini yeterli görüp görmedikleri noktaların neler olduğunu belirlemektir. Öğretmenlerin dil bilgisi konularını daha çok hangi yöntem ve teknikler ile işlediği tespiti için sınırlandırılmış ve önceden belirlenmiş kitap üniteleri ve dil bilgisi konu seçimleri yapılmıştır. Bu çalışmanın katılımcı grubunu, 2022-2023 eğitim-öğretim dönemi güz yarıyılında Muğla ili, Fethiye ilçesinde çalışmakta olan ve çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 30 İngilizce öğretmeni oluşturmaktadır. Bazı öğretmenlere internet yolu ile de ulaşılmıştır. İngilizce öğretmenlerinin dil bilgisi konularının öğretiminde kullandıkları yöntem ve tekniklere ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesi yapılacağı için "tek durum deseni" kullanılmıştır. Farklı yaşantı ve deneyimlere sahip olan 30 öğretmenin görüşü birer analiz birimi olarak düşünüldüğü için "iç içe geçmiş tek durum deseni" uygulanmıştır. Anket soruları, araştırmacı tarafından hazırlanmıştır ve katılımcıların tüm bilgileri gizli tutularak değerlendirilip diğer eğitimciler için de bilgilendirici nitelikte bir çalışma yapmak amaçlanmıştır. Fethiye ilçesinde görev yapan öğretmenlerin cevapları baz alınmıştır. Fethiye olmasının ana sebeplerinden biri de devlet ve özel okul sayısının birbirine yakın olması katılımcı sayısını dengelemektedir, aynı zamanda Fethiye dıştan almış olduğu göçler dolayısıyla farklı toplumdan bireyleri de kapsamaktadır. Sonuç olarak öğretmenler, dil bilgisi öğretiminde en sık başvurulan yöntemler arasında eklektik yaklaşım öne çıkmaktadır. İletişimsel dil öğretimi (CLT), öğretmenler arasında popüler bir yöntem olmakla birlikte, uygulanabilirliği ve öğretim programlarındaki yerine dair bazı zorluklar yaşanmaktadır. Öğretmenler, mevcut ders kitapları ve öğretim programlarının özellikle dil bilgisi öğretimi açısından yetersiz kaldığını belirtmekte, bu eksiklikleri gidermek için ek kaynaklar ve yaratıcı yöntemler kullanma ihtiyacı duyduklarını ifade etmişlerdir. İngilizce dil bilgisi konularının aşırı yoğun işlenmesi ve bu durumun öğrencilerin dil öğrenme sürecinde karşılaştıkları zorlukları artırdığı belirtilmiştir. İngilizce ders saatlerinin yeterli olmadığı, gerekli kazanımların sağlanabilmesi adına daha fazla ders saatine ihtiyaç olduğunu vurgulamıştır. Anahtar kelimeler: iletişimsel yaklaşım, yöntem, teknik, dil bilgisi, İngilizce öğretimi, dil becerileri
Türkiye'de kadın istihdamının önemi ve ekonomik etkileri
Araştırmanın Amacı: Gelişmekte olan birçok ülkede olduğu gibi, Türkiye'de de kadınların işgücüne katılım oranı erkeklere göre daha düşük seviyelerde kalmaktadır. Bu durumun sebepleri ülkeden ülkeye değişiklik göstermekle birlikte, genellikle kültürel ve sosyal normlara dayanmaktadır. Türkiye'deki kadınların işgücü piyasasında yaşadıkları sorunların büyük bir kısmında, kültürel olarak toplumun kadınlara atfettiği rollerin etkisi belirgin bir şekilde gözlemlenmektedir. Toplumun kadınlara biçtiği bu roller nedeniyle, kadınlar hayatlarının ilk anlarından itibaren erkeklerle eşit bir yer bulamamaktadırlar. Eğitim eşitliğinden yoksun kalan kadınlar, çalışma hayatında da erkeklere kıyasla dezavantajlı bir konumda kalmaktadırlar. Bu nedenle, kamu otoritelerinin kız çocuklarının eğitim hakkını güvence altına alması ve onların eğitim imkânlarına erkeklerle eşit şekilde erişimini engelleyen kültürel engelleri ortadan kaldırması gerekmektedir. Ayrıca, ev işleri ve bakım hizmetleri, kadınların işgücü piyasası dışında kalmasının bir diğer önemli nedenidir. Bu bağlamda, bakım hizmetlerine yönelik kamu politikalarının geliştirilmesi büyük bir önem arz etmektedir. Kamu tarafından çocuk ve yaşlı bakım hizmetlerine yapılan yatırımların arttırılması ve uygun fiyatlı, kaliteli bakım hizmetlerinin sunulması, hem toplumdaki kadınların üzerindeki yükü hafifletecek hem de kadınlara dolaylı olarak yeni istihdam olanakları sunabilecektir. Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda önemli ilerlemeler kaydedilmiş olsa da, hem dünya genelinde hem de Türkiye'de daha kat edilmesi gereken uzun bir yol bulunmaktadır. Küresel veriler, uluslararası topluluğun vakit kaybetmeden ortak hareket etmesi gerektiğini göstermektedir. Kadın istihdamının güçlenmesi, kadınların güçlenmesi ve dolayısıyla insanlığın güçlenmesi anlamına gelmektedir Araştırmanın Yöntemi: Çalışmanın ilk bölümünde, kadın istihdamı kavramı tanımlanacak ve bu kavramın tarihsel gelişimi ile ekonomiye olan etkileri özetlenecektir. İkinci bölümde, kadın istihdamı ile ekonomi arasındaki ilişki incelenecek; son bölümde ise, kadın istihdamı ile gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH) arasındaki ilişki, zaman serisi analizi yöntemleri kullanılarak açıklanacaktır.
Devirli büzülme dönüşümleri
Bu tez çalışmasında bir metrik kullanılarak tanımlanmış kutu (box) metrik uzay göz önüne alınmıştır. Kutu (box) metrik uzaylar için büzülme dönüşümü ve devirli büzülme dönüşümleri tanımlanarak, Banach büzülme prensibi kutu (box) metrik uzaylarda devirli büzülmeler için ispat edilmiştir. Daha sonra Kannan tipi devirli büzülme dönüşümü tanımlanmış ve çeşitli sabit nokta teoremleri ispat edilmiştir. Son olarak ϕ− tip orbital Meir-Keeler devirli büzülme dönüşümleri göz önüne alınarak bazı sabit nokta sonuçları elde edilmiş ve uygulama niteliğinde örnekler sunulmuştur.
Âşık tarzı şiirde söz sanatları üzerine Aşık Veysel örnekleminde bir inceleme
ÂŞIK TARZI ŞİİRDE SÖZ SANATLARI ÜZERİNE ÂŞIK VEYSEL ÖRNEKLEMİNDE BİR İNCELEME Türk edebiyatı, tarihî süreç içinde çeşitli etmelerin tesiriyle meydana gelen değişim ve dönüşümlerle muhtelif formlarda manzum ve mensur eserler ortaya koymuş üretken bir edebiyattır. Âşık edebiyatı, halk edebiyatı, tekke edebiyatı, divan edebiyatı/klasik edebiyat, modern edebiyat gibi muhtelif tasniflere tabi tutulmuş olsa da işin özünde bahsedilen Türk edebiyatıdır. Kullanılan ana malzeme Türk dilidir. Muhayyile ve seçilen formlar aynı malzemeden çeşit çeşit eserlerin doğmasını sağlamıştır. Bu çalışmada Türk edebiyatını meydana getiren ana damarlardan olan âşık edebiyatı sahasının manzum yönünü teşkil eden âşık tarzı şiir genel çerçeve olarak belirlenmiştir. Âşık tarzı şiir evreni içinde Âşık Veysel şiirlerinin örneklem olarak seçildiği bu çalışmanın iki yönü bulunmaktadır. Bunlardan biri, âşık tarzı şiirde söz sanatlarının kullanımı hakkında genel bazı somut ön veriler üreterek bu konuyla ilgili ileride yapılacak tafsilatlı çalışmalara kapı aralamak; diğeri ise vefatının 50. senesi olan Âşık Veysel Şatıroğlu'nun şiirlerini söz sanatları yönüyle tahlil etmektir. 20. asır gibi âşıklık geleneğinin zorlu bir döneminde ülke sathında ortaya koyduğu ürünler ve gösterdiği üstün gayretler için, vefatının 50. senesinde Âşık Veysel'e bir teşekkür hükmünde olan bu çalışmada, Âşık Veysel'in şiirleri merkeze konulmuş; Âşık Veysel, halk edebiyatı, âşık edebiyatı, söz sanatları ve belagate ilişkin çeşitli eserler nazara alınıp kaynak tarama yöntemi kullanılmıştır. Aynı zamanda Âşık Veysel'in yaşadığı tarihi süreç ve ortamlar göz önünde bulundurulup tarihi olaylara ışık tutan bazı çalışmaların dikkate alınmasıyla şiirler analiz edilerek çalışmaya bağlamsal bir yön de kazandırılmak istenmiştir. Âşığın hayatta olmaması sebebiyle âşıktan bilgi alamamak, belagat sahasındaki bazı görüş farklılıkları, söz sanatlarının tespitinde öznel bakış açılarının olabilmesi, çalışmanın güç taraflarını teşkil etmiştir. Bunun yanında Âşık Veysel hayattayken eserlerinin bir araya getirilmesi, Veysel'i hayatına ilişkin yazılan eserlerdeki çeşit zenginliği, tarihi hadiselere projeksiyon tutan kaynakların varlığı çalışmaya kolaylık sağlayan etmenler olmuştur. Âşık tarzı şiir, âşıklık; Âşık Veysel; belagat ve söz sanatları konularında genel bilgilendirmeler yapılıp kavram alanı belirginleştirilerek hazır bulunuşluk ve mantıksal bütünlüğün tesis edilmesinin ardından, Âşık Veysel şiirlerinin söz sanatı gruplarına göre ele alındığı "Âşık Tarzı Şiirde Söz Sanatları Üzerine Âşık Veysel Örnekleminde Bir İnceleme" isimli bu çalışma "Özet", "İçindekiler", "Kısaltmalar", "Giriş", "Sonuç", "Kaynakça" bölümleri dışında "Literatür Taraması ve Kavramsal Çerçeve", "Âşık Veysel Şiirinde Mecaza Bağlı Söz Sanatları", "Âşık Veysel Şiirinde Manaya Bağlı Söz Sanatları", "Âşık Veysel Şiirinde Lafza Bağlı Söz Sanatları" şeklinde dört ana bölümden oluşmaktadır. "Literatür Taraması ve Kavramsal Çerçeve" isimli birinci bölümde, Âşık Veysel hakkında yapılan çeşitli çalışmalardan bahsedilmiş; âşıklık, âşık tarzı şiir, Âşık Veysel, söz sanatları hakkında bilgilendirmeler yapılarak kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. "Âşık Veysel Şiirinde Mecaza Bağlı Söz Sanatları" isimli ikinci bölümde Âşık Veysel şiirindeki istiare, kinaye, mecazımürsel, teşbih, teşhis-intak kullanımları; "Âşık Veysel Şiirinde Manaya Bağlı Söz Sanatları" isimli üçüncü bölümde, Âşık Veysel şiirindeki hüsnütalil, icaz, irsalimesel, istifham, kat, leffüneşir, mübalağa, nida, rücû, tecahülüarif, tedric, tekrir, telmih, tenasüp, tevriye-iham, tezat sanatı kullanımları; "Âşık Veysel Şiirinde Lafza Bağlı Söz Sanatları" isimli dördüncü bölümde akis, aliterasyon-asonans, cinas, iade ve iştikak sanatı kullanımları gösterilmiştir. Her üç bölümün sonunda, ilgili bölümde kullanılan söz sanatları, kendi içinde üçer grafikle ifade edilerek özetlenmiştir. Çalışma kapsamında, Âşık Veysel'in şiirlerinde 27 çeşit söz sanatı türü tespit edilmiştir. Bu sanatların kullanım sayısının çoktan aza doğru: tenasüp, tekrir, teşhis ve intak, cinas, istiare, kinaye, mecazımürsel, teşbih, tezat, telmih, istifham, leffüneşir, mübalağa, tecahülüarif, tevriye ve iham, iştikak, hüsnütalil, nida, irsalimesel, tedric, akis, iade, icaz, kat, rücû şeklinde olduğu görülmüştür. Âşık tarzı şiirin nazım birimi olan dörtlük temel alınarak yapılan oranlamayla, bir dörtlük başına 4,879 adet söz sanatı kullandığı tespit edilmiş; Âşık Veysel şiirinin sıradan bir söyleyiş, halk konuşması mesabesinde bir örüntü olmayan zengin bir söyleyiş kümesi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buradan hareketle âşık tarzı şiirin de sanatlı bir cephesi olduğu anlaşılmıştır. Konuyla ilgili ileride yapılacak çalışmalarla, âşık tarzı şiir evreninde söz sanatlarının yeri belirginleşecek, mukayeseli çalışmalar da daha kapsamlı neticeleri beraberinde getirecektir.
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın yazılarının açıklamalı bibliyografyası
Bu çalışmada, Türk yazın hayatına birçok farklı edebî türde verdiği eserleri ile önemli katkılarda bulunmuş olan Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın gazetelerde yayımlamış olduğu makale niteliğindeki yazıları Ceride-i Havadis, Tercüman-ı Hakikat, İkdam, , Millet, Sabah, Âti, İleri, Zaman, Son Telgraf, Yarın, Vakit, Milliyet, Cumhuriyet, Akşam, Vakit (Haftalık Ek), Hergün gazeteleri; Boşboğaz, Yeni Mecmua, Edebiyat-ı Umumiye Mecmuası, Âyine, Kadın Yolu, Yeni Kitap, Güneş, Konya Yeni Fikir Mecmuası, Muhit, Darülbedayi, Ülkü, Yeni Türk, Türk Tiyatrosu, Yarım Ay, Yeni Adam, Büyük Doğu, Ulus, Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Dergisi, Yeditepe dergileri taranarak konularına göre ayrılmış kronolojik bibliyografya ve açıklamalı bibliyografya şeklinde tasnif edilerek incelenmiştir. Bu çalışma, 1884 yılındaki ilk eserinden 1944 yılındaki vefatına kadar olan dönemdeki gazetelerde yayımladığı makale niteliğindeki yazıları kapsamaktadır. Batılılaşma Dönemi Türk Edebiyatı'nın önemli temsilcilerinden biri olan Hüseyin Rahmi Gürpınar, sadece yazar olarak değil dönemindeki toplumsal meseleleri iyi tahlil eden bir gazeteci olarak da tarihimizde yer etmiş aydınlardan biridir. Romanlarında olduğu gibi gazetecilik hayatında da Ahmet Mithat Efendi'nin çizgisini takip etmiş, halkın sosyoekonomik ve sosyokültürel durumu, eğitim, sanat, tiyatro, kültür, yabancı kültürlerin tanıtılması, dil, kadın meselesi, politika, devlet yönetimi, askerlik, güncel olaylar gibi çeşitli konulardaki yazılarıyla fikirlerini ortaya koymuştur. Sonuç olarak Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın gazetecilik hayatı boyunca çeşitli konuları ve disiplinleri kapsayan bir tutumla Ahmet Mithat Efendi'den devraldığı öğretici rolünü devam ettirdiği görülmektedir. Söz konusu yazıları sayesinde toplumu bilinçlendirmeye ve eğitmeye yönelik bir tavırda olduğu, aynı zamanda romanlarında görülen natüralist tavrın bir yansıması olarak da görülebilecek şekilde güncel meseleler hakkında isabetli çıkarımlar yaparak ülkenin içerisinden geçtiği sarsıcı tarihî olaylara sessiz kalmadığı görülmektedir.
Yüksek yapılarda sismik izolatörün kullanım etkisi incelenmesi
Bu çalışmada yüksek yapılarda sismik izolatör kullanım etkisi incelenmektedir. Farklı yüksekliklere sahip hastane yapıları hem ankastre mesnetli hem de sismik izolatörlü olarak SAP2000 yazılımı ile modellenmiştir ve TBDY2018 yönetmeliğine göre Mod Birleştirme ve zaman tanımı alanında doğrusal olmayan deprem analizi gerçekleştirilmiştir ve sismik izolatörlü yapılarda yükseklik etkisi incelenmiştir. Yüksek yapının taşıyıcı sistemi, yüksek betonarme yapılar deprem yüklerine karşı yüksek dayanımını sağlayacak rijit çekirdek sistemi kullanılmıştır. Perde/boşluklu perde ve betonarme çerçevelerinden oluşan sistem seçilmiştir. Modellenen yapılar 20 metre yüksekliğine sahip 5 katlı yapı, 40 metre yüksekliğine sahip 10 katlı yapı, 72 metre yüksekliğine sahip 18 katlı yapı ve 100 metre yüksekliğine sahip 25 katlı yapıdır, ve böylece 5, 10 katlı yapılar yüksek yapı yönetmeliğine girmemektedir ama bu çalışmada normal yapılar ve sismik izolatörlü yapılar aralarında karşılaştırma yapıldığı için ve izolatör kullanımında yükseklik etkisi incelendiği için bütün yapılarda, modellenen tüm binalarda, aynı deprem analizleri gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada kurşun çekirdekli elastomerik izolatör tipi seçilmiştir. Analiz sonuçları, doğal titreşim periyotlarına, kat arası deplasmanlarına, kolonlarda meydana gelen iç kuvvetlere ve taban kesme/reaksiyon kuvvetlerine göre değerlendirilmiştir.
Muammer b. Abbâd es-Sülemî'nin kelâm sistemi
Bu çalışma Mu'tezile mezhebinin önemli temsilcilerinden biri olmasına rağmen çeşitli sebeplerden dolayı kelâm ilminde, hakkında yeteri kadar çalışma yapılmamış bir kişi olan Muammer b. Abbâd es- Sülemî'nin kelâmi konulardaki görüşlerini ele almaktadır. Çalışmamızda öncelikle Muammer'in içinde bulunduğu siyasi ve ilmi ortam kısaca değerlendirildi. Ayrıca kaynaklardan elde etiğimiz kadarıyla Muammer'in kendi hayatına ilişkin bilgilerden bahsedildi. Muammer'in düşünce sisteminde en çok üzerinde durulması gereken konu mâna teorisidir. Bu çalışmada mâna kelimesinin anlamını (anlamı) ve âlimlerin Muammer'in mâna kelimesiyle neyi kastettiğini açıkladıktan sonra mâna teorisi'nin üzerinde duruldu. Kendine has görüşleri olan Muammer'in Allah ve insan hakkındaki tasavvurunun ardından cisim, cevher ve araz görüşlerine değinildi. Muammer'i konu edinen âlimlerin Muammer'in düşüncelerinin kaynağı konusundaki görüşleri ele alındı. Son olarak, Muammer'i ve onun görüşlerini eleştiren klasik dönem düşünürlerinin, Muammer hakkındaki değerlendirmeleri incelendi.
Destanların yeniden yazımlarındaki toplumsal cinsiyet normlarının arketipçi eleştiri bağlamında yorumlanması
Edebi eserlerin düşünülenin aksine tarih boyunca yazıldıkları dönemin ideolojileri ile kaçınılmaz bir bağı olmuştur. Özellikle kadim anlatılar olan mitler ve destanlar bu bağlamda büyük öneme sahiptirler. Bu anlatılarda ideolojilerin taşıyıcısı olarak işlev gösteren öğelerin en etkilileri de arketiplerdir. Arketipçi edebiyat eleştirisi, edebi eserleri, içerisinde yer alan evrensel, sembolik motifler ve karakter tipleri, yani arketipler üzerinden analiz eden bir yaklaşımdır. Bu çalışmada kadim anlatılarda var olan toplumsal cinsiyet normlarını pekiştiren arketipler incelenmiş ve yeniden yazım eserlerde bu arketiplerin ne şekilde dönüştürüldüğü tartışılmıştır. Bu bağlamda, arketipçi edebiyat eleştirisi çerçevesinden öncelikle kanon eserler sayılan Gılgamış Destanı, Aeneis destanı ve Odysseia destanı incelenmiştir. Bu destanlarda, kadınlık stereotiplerini oluşturan anne arketipleri ile erkeklik kalıpları ve kadın erkek arasındaki hiyerarşiyi göz önüne seren romantik aşk arketipleri ortak tema olarak yer almakta ve benzer özellikler barındırmaktadır. Bu eserlerin üçünün de kadınları erkeğe hizmet eden ikincil rollerde olduğu sürece olumlu tasvirlerle anıp, aksi durumda canavarlaştırdığı tespit edilmiştir. Benzer şekilde, üç eserde de eril ideolojinin yücelttiği erkeklik normlarına sıklıkla yer verilmiş ve kadınlarla erkekler arasında kadınları ikincilleştiren ve ötekileştiren bir hiyerarşi yaratılmıştır. Bu çalışmada, aynı zamanda, yukarıda sözü geçen kanon eserlerin yeniden yazımları sayılan Ayla Kutlu'nun Kadın Destanı, Ursula K. Le Guin'in Lavinia isimli romanı ve Margaret Atwood'un Penelope isimli romanı incelenmiş ve bu metinlerin kadim anlatılarda yer alan arketipleri nasıl dönüştürdükleri analiz edilmiştir. Üç eserde de yazarlar tarafından, orijinal metinlerde yer alan ve toplumsal cinsiyet normlarını oluşturan arketiplerin ters yüz edilerek dönüştürüldüğü tespit edilmiştir. Üç yazar da toplumsal cinsiyet normlarını oluşturan arketipleri yıkarak cinsler arasında daha eşitlikçi bir kurgu yaratmışlardır.