
216
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Hellen tragedya ve komedyalarında kadın imgesi
Klasik Çağın (MÖ 5. Yüzyıl) önemli sanatçıları olan tragedya ve komedya şairleri, bulundukları dönemin toplumsal meselelerine, yaşayışına ışık tutan önemli münevverlerdir. Aiskhylos, Sophokles, Aiskhylos, Aristophanes gibi yazmış oldukları eserlerle kendi dönemlerinde önemli bir konum edinmiş olan bu şairlerin büyük bir etki alanı vardır. Bu etki sadece yaşadıkları dönemle ve toplumla sınırlı kalmamış çağları aşan bir hüviyete bürünmüştür. Bütün Hellas sathında sevilen bu şairlerin yazdıkları muhtelif çalışmalara konu olmuştur. Bu şairler bulundukları sosyokültürel ortamı etkiledikleri gibi yetiştikleri kültürden de çok doğal olarak etkilenmişlerdir. Dolayısıyla onların görüşleri, kadın imgesine bakış açıları Hellen toplumunu anlamak bakımından oldukça önemlidir. Dönemin Atina'sında kadın, kamusal alanın neredeyse büyük bir kısmından dışlanmış, hukuki durumları ise erkeğin gözetimine bırakılmıştır. Tragedya ve komedya şairleri de kurguladıkları kadın karakterler vasıtasıyla toplumsal cinsiyet çalışmamıza önemli veriler sunmaktadır. Bu şairlerin gözünde kadın imgesi bazen kötülükle ilişkilendirilmiş bazen de barışın bir imgesi haline gelmiştir. Şairler, Hellen toplumundaki kadın düşüncesinden daha farklı karakterler de yazdıkları gibi birebir toplumun algısıyla örtüşen kadın karakterler de yazmışlardır. İntikam için korkunç işler yapan kadınlardan, sevdikleri için kendini feda etmekten çekinmeyen kadınlara; savaş sonucunda türlü hakaret ve mağduriyete uğrayan kadınlardan, savaşı durdurmak için grev yapan kadınlara kadar geniş bir yaratıcı düşüncenin ürünleri olmuşlardır. Hellen tragedya ve komedyalarının toplumsal karşılığını ve günümüz dünyasına etkilerini düşündüğümüzde bu kadın imgelerinin toplumsal cinsiyet çalışmaları açısından ne kadar kıymetli olduğu da anlaşılacaktır.
Atebetü'l-Hakayık'ta istem (Valenz)
Bu çalışmada Atebetü'l-Hakâyık'ta fiillerin istemleri incelenmiştir. İstem, yönetici sözcüğün (fiil, edat, fiilimsiler vb.) cümlede anlamını tamamlayabilmesi için isteği ya da ihtiyacı olan ek olarak tanımlanmaktadır. İstem, bir yüklemin dilbilgisel anlamda tamamlanmış bir cümle kurabilmesi için ihtiyacı olan durum eklerini ifade etmektedir. Çalışmada fiillerde istem ele alınmıştır ancak fiilimsiler de incelemeye dahil edilmiştir. Fiiller cümlede yönetici olabileceği gibi fiilimsi ekleri alarak yardımcı unsur olarak da görev yapabilmektedirler. Fiilimsi ekleri alarak yardımcı unsur olduklarında "isim" olarak değerlendirilirler. Ancak, artık isim olmuş olsalar bile fiilken sahip olduğu yönetim alanını kaybetmezler ve isteme ihtiyaç duyarlar. Bu sebeple tezde fiilimsiler de çalışmaya dahil edilmiştir. Tezin asıl amacı, Atebetü'l''-Hakâyık'taki tüm fiillerin istemlerinin tespit edilmesidir. Bu sebeple istem çalışması, Atebetü'l-Hakâyık'ın tüm nüshaları ayrı ayrı dikkate alınarak yürütülmüştür. Bunlar, Arap ve Uygur harfli Ayasofya; Uygur harfli Semerkant; Arap harfli Topkapı ve Arap harfli Hollanda nüshalarıdır. Tespit edilen istemler, Helbig ve Schenkel'in önerdiği istem gösterimi modeliyle ile sunulmuştur. Tezin diğer amacı ise seçilen eserin nüshaları arasında fiillerin istem tercihlerinde bir farklılık olup olmadığını ve eğer varsa bunların sebeplerinin neler olduğunu belirleyebilmektir. Ayrıca, istem tercihlerindeki farklılıklar noktasında Karahanlı Türkçesi ve Türkiye Türkçesi arasında da bir karşılaştırma yapılması da hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Atebetü'l-Hakayık, İstem, Valenz, Dilbilim, Fiillerin İstemi, Fiilimsilerin İstemi, İstem Değişmesi, Hâl Ekleri, Karahanlı Türkçesi
Kuruluşundan günümüze Köprübaşı'nda idari, siyasi, ekonomik ve kültürel hayat (1958-2021)
1954-1960 yılları arasında Gediz nehri üzerine Demirköprü Barajı'nın yapılmasıyla Borlu nahiyesi ve çevresindeki 23 yerleşim yeri kamulaştırmadan etkilenmiştir. Baraj suları altında kalan Borlu ve çevre köylerden bazı vatandaşlar, Köprübaşı'nın olduğu yere gelerek buraya yerleşmeye başlamıştır. Yerleşilen mevkiye 1958 yılında Başbakan Adnan Menderes gelerek temel atmış, yerleşime Köprübaşı adı verilmiştir. Köprübaşı köy statüsü kazandıktan sonra 1959 yılında nahiye olmuş ve Gördes ilçesine bağlanmıştır. Köprübaşı'nda 1968 yılında belediye teşkilatı kurulmuştur. 1990 yılında resmen, 1991 yılında ise fiilen ilçe olan Köprübaşı kuruluşundan günümüze sürekli idari değişiklikler yaşamıştır. Bu çalışmada çevresindeki şehirlere göre genç bir yerleşim yeri olan Köprübaşı'nın 63 yıllık idari, siyasi, ekonomik ve kültürel gelişimi ele alınmıştır. Köprübaşı'nın idari yapısı köy, nahiye, belde ve ilçe olarak sürekli değişmiştir. Siyasi partiler, seçimler ve belediye başkanları Köprübaşı'ndaki siyasi hayat kapsamında anlatılmıştır. Yerleşimde tarım ve hayvancılık temel geçim kaynağıdır. Ancak günümüzde bu faaliyetler daha modern yöntemlerle yapılmaya başlanmış ve çeşitlenmiştir. Kurulan meslek odaları ve kooperatifler yerleşimdeki ekonomik faaliyetleri yansıtır. Bu arada potansiyel ekonomik faaliyetlere değinilirken yörede bulunan uranyum rezervi ile ilgili gelişmeler de incelenmiştir. Kültürel hayat başlığında ise eğitim-öğretim, kutlamalar/festivaller, basın hayatı, çeşitli dernekler, sportif faaliyetler ve portreler gibi farklı başlıklar yer almıştır. Anahtar Kelimeler: Köprübaşı, İdari Hayat, Siyasi Hayat, Ekonomik Hayat, Kültürel Hayat
Mobil robotlarla yapılan sipariş toplama operasyonlarının simülasyon ile modellenmesi ve analizi
Teknolojinin gelişmesi ve tüm pazarlarda firma sayısının artması ile birlikte, firmalar hem tedarik zinciri süreçlerini kolaylaştırmak hem de rakiplerinden sıyrılmak için çeşitli hamleler yapmaktadır. Depolama, tedarik zincirinin önemli bir parçasıdır ve teslim alma, istifleme, sipariş toplama, paketleme vb. depo operasyonlarının verimli yönetimini gerektirmektedir. Öte tandan, sipariş toplama depolar için en önemli operasyonlardan biridir ve tedarik zinciri performansı üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Sipariş toplama operasyonlarında verimliliği artırmak için başvurulan uygulamaların önemli bir bölümünü otomasyona dayalı sistemler oluşturmaktadır. Mobil robotlar otomatik sistemlerin vazgeçilmez bir bileşenidir ve insanlarla işbirliği yapabilme özelliği sayesinde çalışma ortamında uygulama kolaylığı sağlamaktadır. Öte yandan, bu robotların yatırım maliyeti yüksek olduğundan verimli bir şekilde kullanılmaları firmalar için oldukça önemli bir konudur. Bu çalışmada bir e-ticaret firmasına ait hipotetik bir depo sistemi ele alınarak mobil robotların sipariş toplama süreçlerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu kapsamda, ele alınan sistemin simülasyon modeli Arena programı kullanılarak oluşturulmuş ve çeşitli robot atama politikaları için analizler gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışmada, mobil robotların katettiği mesafeye bağlı olarak şarj seviyelerinin azalması ve şarj seviyesinin belli bir değere düşmesiyle robotların şarj istasyonuna yönlendirilerek şarj edilmesi kısıtı dikkate alınmıştır. Ortalama akış süresi performans ölçütü için robot atama politikası alternatifleri değerlendirilerek farklı sistem karakteristiklerine yönelik çözüm önerilerinde bulunulmuştur.
H. 1326-1329/ M. 1908-1911 tarihli 419 numaralı Manisa Şer'iyye Sicili transkripsiyonu ve değerlendirilmesi
Kadıların Osmanlı sistemindeki etkin rolleri sebebiyle şer'iyye sicilleri sosyal ve yerel tarih çalışmalarında ana kaynak niteliği taşımaktadır. Osmanlı tarihi kaynakları içerisinde çok önemli yeri bulunan bu belgeler tanıklık ettiği döneme ışık tutan özgün kaynaklardır. Bunlar Osmanlı Devleti mahkemelerinde verilen kararların ve tutulan kayıtların toplandığı defterlerdir. Kadı sicilleri, kadı divanı, mahkeme kayıtları, sicillât-ı şer'iyye ve yaygın kullanımı ile şer'iyye sicilleri denilen bu defterler kadı yahut nâibi tarafından tutulmakta ve çeşitli türden belgeleri içermektedir. Yüksek lisans tezi olarak incelediğimiz 419 Numaralı Manisa Şer'iyye sicilini (1326-1329/1908-1911); konu bakımından tespit ettiğimiz dava kayıtlarının ağırlıklı olarak, miras, talak, vasi tayini, satış ve alacak davalarını içeren hüccet ve berat türü belgeler olduğunu görmekteyiz. Bu çalışma ile Manisa Sancağı Kula Kazası yerelinde yaşanan olayların; dönemin ekonomik, sosyal, kültürel ve hukuki durumuna ışık tutacağına inanıyoruz. Çalışmamız, giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında çalışmanın konusu, amacı ve yöntemi belirtilerek, Manisa ve Kula Kazası'nın coğrafi ve tarihî durumu ele alınmaktadır. Ardından birinci bölümde Osmanlı klasik dönem hukuku ve kadılık kurumu, son olarak Tanzimat dönemi hukuku ve mahkemeleri hakkında genel bilgi verilmiştir. İkinci bölümde Manisa Şer'iyye Sicilleri, 419 Numaralı sicil defterinin tanıtımı, belge özetleri ve transkribi, üçüncü bölümde ise sicilin genel değerlendirmesi yapılmış, defterde geçen dava konuları ve yer adları hakkında bilgi verilmiştir. Çalışma sonuç, ekler ve kaynakça ile son bulmaktadır. Anahtar kelimeler: Osmanlı, Manisa, Kula, Şeriyye Sicili, Hukuk, Kadı
Atasözü ve deyimler bağlamında Türkçe öğretim kaynaklarının incelenmesi
TDK'ye göre atasözü uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz , deme, mesel, sav, darbımesel şeklinde tanımlanmaktadır. Deyim ise, TDK'nin çevrimiçi sözlüğünde, genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, kendine özgü bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği, tabir şeklinde tanımlanmıştır. Atasözü ve deyimler kültürün önemli bir unsuru ve taşıyıcısıdır. Bir dilin öğretilmesi aynı zamanda o dilin kültürünün de öğretilmesidir. Atasözü ve deyimler yüzyıllardır o topluma ait kültürel ögelerin taşıyıcı olduğu ve kültürün temel unsurlarını oluşturduğu için önem taşımaktadır. Yapılan çalışmalar incelendiğinde benzerleri olarak Yunus Emre Enstitüsü'nün hazırladığı Türkçe öğretimi seti kültür aktarımı bağlamında incelenmiş ve kültürel unsurların geneli ele alınmıştır. Bu çalışmada ise Yunus Emre Enstitüsü Yedi İklim B1-B2 seviyesi Türkçe öğretimi seti ve MEB İlkokul 3. Sınıf Türkçe Ders Kitaplarının Atasözü ve deyimler bağlamında incelemesi yapılacak olup bunun yanında incelenen kaynaklarda yer alan çalışma kitapları ve CD de yer alan dinleme metinleri de ele alınacaktır. Bu araştırmada kültür taşıyıcısı ve sembolü olan atasözü ve deyimler bağlamında Türkçe öğretimi kaynakları incelenmiştir.
Covid-19 pandemi süreci ve sonrasındaki eğitim sistemlerinin öğrenciler üzerindeki etkilerinin incelenmesi: MCBÜ İ.İ.B.F. örneği
Bu çalışmada, Manisa Celal Bayar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde 2022-2023 eğitim-öğretim döneminde öğrenim gören öğrencilerin Covid-19 pandemi süreci ve sonrasındaki uzaktan ve yüz yüze eğitim sistemlerine yönelik görüş ve düşüncelerinin faktör analizi ile incelenmesi amaçlanmaktadır. Faktör analizi sonucunda elde edilen bulgular incelenerek yorumlamalar yapılmıştır. Çalışma da kullanılan veriler anket tekniği ile toplanmıştır. SPSS-22 istatistiksel paket programı kullanılarak analizler gerçekleştirilmiş ve çok değişkenli istatistiki tekniklerden biri olan açıklayıcı faktör analizinden yararlanılarak sonuçlar elde edilmiştir. Ankete katılım sağlayacak öğrenci sayıları, Covid-19 pandemisinde uzaktan eğitim modeli ile ders almış ve pandemi sonrası yüz yüze eğitim modeli ile öğretimine devam etmiş olması koşuluyla tabakalı örnekleme tekniği ile bölümleri dikkate alınarak tespit edilmiştir. Bu sayede, fakültede öğrenim görev toplam 4518 öğrenciden 342'si örneklem olarak belirlenmiş ve ankete eksiksiz yanıt veren 342 öğrenci ile çalışma yürütülmüştür. Uygulanan açıklayıcı faktör analizi sonucunda elde edilen bulgulara göre, Covid-19 pandemi süreci ve sonrasındaki eğitim sistemlerinin öğrenciler üzerindeki etkilerinin iki faktörle açıklandığı görülmüştür. Bu iki faktörden ilki "Yüz Yüze Eğitimin Olumlu Etkileri", ikincisi ise "Yüz Yüze Eğitimin Olumsuz Etkileri" olarak isimlendirilmiştir. İsimlendirilen bu faktörler toplam varyansın %69'unu açıklamaktadır. Anahtar Kelimeler: Covid-19, Faktör Analizi, Açıklayıcı Faktör Analizi, Lisans Eğitimi, Yüz Yüze Eğitim, Uzaktan Eğitim
Lityum titanat oksit bataryaların yapay sinir ağlarıyla şarj durumu tahmini
Kullanım amacına ve ihtiyaca göre farklı türleri bulunan lityum tabanlı piller yüksek enerji yoğunlukları ve düşük ağırlıkları ile gelişen teknolojinin ihtiyacına göre gün geçtikçe daha fazla önem kazanmaktadır. Lityum tabanlı piller elektronik cihazlar, medikal uygulamalar, elektrikli araçlar, enerji depolama, havacılık sektörü gibi yaşamımızın birçok alanında kullandığımız cihazlarda enerji depolamak ve bu enerjiden faydalanmak için kullanılırlar. Günümüzün önemli materyallerinden biri olan pillerin, doğrusal olmayan karakteristikleri nedeniyle batarya ömrü, şarj durumu, sağlık durumu takip sistemleri üzerine pek çok çalışma yapılmakta ve farklı metotlar kullanılarak birçok model geliştirilmektedir. Bu çalışmada, lityum tabanlı pillerin doğru seçiminde bilinmesi gereken pil terminolojisi tanımları ve açıklamaları yapılmaktadır. Şarj edilebilir lityum pillerin gelişim süreçleri, hali hazırda mevcut olan ve henüz geliştirilme aşamasında olan lityum pillerin tanımları, özellikleri, farklı kimyalarından kaynaklanan üstünlükleri ve zayıflıkları anlatılmakta ve özetlenmektedir. Lityum tabanlı bataryaların verimli, sağlıklı ve güvenilir bir şekilde çalışmasında, pil ömrünün ve performansının optimize edilmesinde ve şarj/deşarj kontrolünün sağlanmasında gerekli olan şarj durumu değerleri için geliştirilen tahmin yöntemlerinin türleri incelenip bu yöntemler tablolar halinde özetlenmektedir. Lityum titanat oksit pil, oda sıcaklığında farklı deşarj akımlarıyla deşarj edilmektedir. Yapılan deneyler aracılığıyla lityum titanat oksit pilin deşarj edilebilme kapasitesi, akım, gerilim ve sıcaklık değerleri kaydedilmektedir. Yapay sinir ağı metodu kullanılarak lityum titanat oksit pillerin şarj/deşarj stratejileri hakkında bir fikir verecek ve kullanılabilir enerjiyi doğru bir şekilde belirleyecek olan pil şarj değerlerinin, en az hatayla belirlenmesi hedefi gözetilmektedir. Anahtar Kelimeler: Lityum titanat oksit pil, pil terminolojisi, şarj durumu tahmin yöntemleri, yapay sinir ağları, lityum tabanlı bataryalar.
Yabancı dil olarak İngilizce öğrenen öğrencilerin düzeltici geribildirim algıları ile yabancı dil kaygıları arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı yabancı dil ağırlıklı bölüm seçen 11 ve 12. Sınıf öğrencilerinin düzeltici geribildirim algıları ile sınıf içi yabancı dil kaygıları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu çalışma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline göre desenlenmiştir. Çalışma grubunu, Manisa ilindeki Anadolu Liselerinde 2022-2023 yılında öğrenim gören, yabancı dil ağırlıklı alan seçimi yapmış 11 ve 12. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma verileri; Çetinkaya ve Hamzadayı (2015) tarafından Türkçeye uyarlanan, Fukuda (2004) tarafından geliştirilen "Düzeltici Geribildirim İnanç Ölçeği" ve Gürsu (2011) tarafından Türkçeye uyarlanan, Horwitz ve diğerleri (1986) tarafından geliştirilen "Sınıf İçi Yabancı Dil Kaygısı Ölçeği" uygulanarak elde edilmiştir. Bu çalışmada verilerin analizinde SPSS istatistik programının 29.0.1.0 sürümünden yararlanılmıştır. Madde puanlarının normal dağılım durumu eğiklik ve basıklık değerlerinin incelemesi aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte, katılımcıları kaygı düzeylerine göre gruplayabilmek için kortalamalar kümeleme analizinden yararlanılmıştır. Öte yandan, geçerlik ve güvenirlik analizleri kapsamında açımlayıcı faktör analizi ile Cronbach'ın alfası güvenirlik analizi uygulanmıştır. Ek olarak, çalışmada kullanılan ölçüm araçlarının kanıtlanması için bağımsız örneklemler t-test, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon analizi ile çoklu regresyon analizi istatistiklerinden yararlanılmıştır. Sınıf içi yabancı dil kaygısı ile düzeltici geri bildirim inancı arasında istatistiksel olarak anlamlı, negatif ve orta düzeyde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bunun yanında, kaygı düzeyi düşük ve orta olan katılımcılar ile yüksek olan katılımcılar arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Son olarak, sınıf içi yabancı dil kaygısının düzeltici geri bildirim inancı üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Sınıf içi yabancı dil kaygısı; Düzeltici geri bildirim; Yabancı dil edinimi; Öğrenci algıları
Ortaokullarda görev yapan okul yöneticilerinin liderlik stilleri ve yönetim tarzları (Manisa ili örneği)
Bu araştırmanın amacı, resmi ortaokullarda görevli ortaokul öğretmenlerinin görüşlerine göre, okul yöneticilerinin liderlik stilleri ile yönetim tarzları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Literatürde benzer konularda yapılan çalışmalara rağmen, bu araştırmanın özgünlüğü, Manisa ilindeki iki büyük ilçedeki okul yöneticilerinin liderlik stilleri ve yönetim tarzlarının eğitim ortamına olan etkilerini öğretmen algıları üzerinden analiz ediyor olmasıdır. Bu çalışma, söz konusu ilçelerdeki okul yöneticilerinin liderlik stilleri ve yönetim tarzlarının, eğitim örgütlerinin hedeflerine ulaşmasındaki rolünü inceleyerek, eğitim yönetimi alanında katkı sağlamayı amaçlamıştır. Araştırma, okul yöneticilerinin liderlik ve yönetim tarzlarının öğretmenlerin algıları doğrultusunda değerlendirilerek, eğitim ortamındaki etkilerinin belirlenmesine odaklanacaktır. Bu kapsamda, nicel veri analizi yöntemlerinden ilişkisel tarama deseni kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, Manisa İli Yunusemre ve Şehzadeler İlçelerinde 2023- 2024 Eğitim Öğretim Yılı içerisinde ortaokullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Yunusemre İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü verilerine göre ortaokullarda 728 öğretmen bulunurken, Şehzadeler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü verilerine göre ise 513 öğretmen bulunmaktadır. Toplamda bu iki ilçede ortaokullarda görev yapan 1241 öğretmenden 342'si örneklem olarak belirlenmiştir. Veri toplama sürecinde "Okul Yöneticilerinin Liderlik Stili Ölçeği" ve "Okul Yöneticilerinin Sergiledikleri Yönetim Tarzları Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi, Bağımsız Örneklemler için ilişkisiz örneklemler t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi şeklinde parametrik analiz yöntemleri ile incelenmiştir. Ayrıca, analiz varsayımları, betimsel ve dağılımsal istatistikler de gözden geçirilmiştir. Araştırma sonuçları, ortaokullarda görev yapan okul yöneticilerinin liderlik stilleri ve yönetim tarzları arasında belirgin bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Liderlik stillerinde en düşük puan otokratik liderlik stiline, en yüksek puan ise serbestlik tanıyan liderlik stiline aittir. Bu, okul yöneticilerin genellikle katılımcı ve özgürlükçü bir liderlik yaklaşımı sergilediklerini göstermektedir. Yönetim tarzlarında ise en düşük puan ilgisiz yönetim tarzına, en yüksek puan ise otokratik yönetim tarzına aittir. Bu bulgu, okul yöneticilerin karar alma süreçlerinde baskın olduklarını ve işlerin nasıl yapılacağı konusunda net yönlendirme sağladıklarını göstermektedir. Cinsiyetin liderlik stilleri ve yönetim tarzları konusundaki algılar üzerinde belirleyici bir faktör olmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca, katılımcıların kıdem sürelerinin uzunluğunun yönetim tarzlarına yönelik algılarında anlamlı bir değişiklik yaratmadığı, kıdem seviyesinin bu algıyı etkilemediği gözlemlenmiştir. Buna karşın, branş alanlarına göre öğretmenlerin okul yöneticilerin liderlik stilleri algılarında önemli farklılıklar olduğu görülmüştür. Sözel-dil, sözel-sayısal ve sözel-özel yetenek grupları arasında bu farklılıklar belirginken, dil ve sözel grupları arasında okul yöneticilerin yönetim tarzları algıları açısından anlamlı bir farklılık gözlemlenmiştir. Ancak diğer branş alanlarında bu farklılıkların gözlenmediği belirtilmiştir. Okul yöneticilerinin öğretmenler tarafından daha olumlu bir şekilde algılandığı ve değerlendirildiği bulunmuştur. Bu durum, okul yöneticilerinin liderlik ve yönetim becerilerinin etkili olduğunu ve öğretmenler arasında güven ve memnuniyet oluşturduğunu düşündürmektedir. Sonuç olarak, liderlik stilleri ile yönetim tarzı arasındaki ilişkinin yüksek düzeyde olduğu bulunmuştur. Okul yöneticilerin liderlik stillerinin ve yönetim tarzlarının öğretmenler üzerindeki etkileri dikkate değer bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Yönetim, Liderlik, Yönetim tarzı, Liderlik stilleri