Marmara University
Discipline

Biyokimya (ecz) Anabilim Dalı

Marmara University

9

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

9 Theses
Master'sOpen AccessTR

Meme kanseri hücre hattı üzerinde bazı metabolik inhibitörlerin apoptoza olan etkisi

Kanser, özellikle de meme kanseri, her yıl milyonlarca ölüme neden olan ve toplumsal üretkenliği önemli ölçüde etkileyen küresel bir sağlık sorunudur. Kanserin türüne, evresine ve lokasyonuna göre tekli veya çoklu tedavi gibi tedavi seçenekleri mevcuttur. Metastatik olmayan meme kanserlerinde ameliyat gibi tedaviler kullanılır. Kansere bağlı ölümlerin %90'ından fazlasından metastaz sorumludur. Kemoterapi metastatik kanserlerin tedavisinde kullanılır çünkü metastatik bölgelere ulaşabilmektedir. Antikanser ilaçları, onkogenez sırasında inhibe edilen apoptotik mekanizmaları yeniden aktive ederek apoptozu teşvik eder. Hücre büyümesini ve proliferasyonunu inhibe ederek etkili kanser tedavisi için metabolik yollar hedeflenebilir. 2-deoksi-D-glikoz ve Lonidamin gibi metabolik inhibitörler, metabolik yollardaki temel enzimleri inhibe ederek tümör büyümesi için gerekli olan aşağı yöndeki ürünlerin mevcudiyetini azaltır. Bu çalışmada MCF-7 hücre hattında 2-deoksi-D-glikoz ve Lonidamin inhibitörlerinin apoptozdaki rolleri araştırıldı. Lonidamin ve 2-deoksi-D-glikoz inhibitörlerinin MCF-7 hücreleri üzerindeki sitotoksik etkileri, MTT ve xCELLigence gerçek zamanlı hücre analizörü (RTCA) yöntemleri kullanılarak değerlendirildi. RTCA analizine göre, 2-deoksi-D-glikoz ve Lonidamin, 24 saatlik IC50 değerleri sırasıyla 5,9 mM ve 142,3 uM olacak şekilde MCF-7 kanser hücrelerine karşı sitotoksikti. Çalışma, apoptoz yoluyla hücre ölümünü değerlendirmek için Annexin-V FITC etiketlemesini ve akış sitometrisini kullanmış ve 2-deoksi-D-glikoz ve Lonidamin hücre ölümünün apoptoz yoluyla gerçekleştiğini ortaya çıkarmıştır. Kaspaz-3 ve kaspaz-9'un ifadeleri değerlendirildi. Mitokondriyal membran potansiyelinin azalması, kaspaz-9'un ekspresyonu ve ardından kaspaz-3'ün aktivitesi ile kanıtlanan sonuçlarımız, 2-deoksi-D-glikoz ve Lonidaminin apoptoz içsel yollarını aktive ederek hücre ölümüne neden olduğunu gösterdi.

Julıen Agyemang Gyamfı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Agomelatin'in anti-kanser etkilerinin belirlenmesi

Kanser, dünyada sıklığı giderek artan, kalp damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer alan bir hastalıktır. Ovaryum kanseri, jinekolojik kanserler arasında en yüksek ölüm oranına sahip kanser türüdür. Agomelatin antidepresan ilaç olarak geliştirilmiş melatonin hormonunun sentetik analoğudur. Antidepresan etkileri dışında araştırılan çalışmalar giderek artmaktadır. Sisplatin, kanser tedavilerinde tek başına veya kombinasyon halinde kullanımı yaygın olan güçlü bir anti-kanser ajandır. miR-340-5p memeliler arasında yüksek oranda korunmuştur ve kanser patogeninde önemlidir. Tez çalışmamızda, SKOV-3 ovaryum kanseri hücrelerinde agomelatin ve sisplatin'in IC50 dozları ile uygun kombinasyon dozları belirlendikten sonra miR-340-5p transfeksiyonun işlemleri yapılmıştır. miR-340-5p transfeksiyonu yapılan SKOV-3 hücre hattına agomelatin IC50, sisplatin IC50 ve kombine % 40 dozları uygulanarak gerçek zamanlı analiz yöntemi (RTCA) yöntemi ile hücre proliferasyonuna ve migrasyonuna etkisi incelenmiştir. Elde edilen deneysel sonuçlarda miR-340-5p transfekte edilmiş SKOV-3 hücre hatlarında agomelatin IC50, sisplatin IC50 veya kombine % 40 ilaç uygulanan hücre gruplarında proliferasyonu oranını düşürdüğü, migrasyon oranının ise yalnızca agomelatin IC50 hücre gruplarında düştüğü belirlenmiştir. Annexin V-FITC ve Akridin oranj/Etidyum bromür boyama yöntemi ile elde edilen sonuçlar, miR-340-5p transfekte edilen ve ilaç uygulaması sonrasında, apoptotik SKOV-3 hücre sayısında artış gösterdiği saptanmıştır. Sonuç olarak, agomelatin'in anti-kanser etkili olabileceği ve kombine tedavinin ayrı ayrı kullanımına göre daha etkili olabileceği görülmektedir. Anahtar Sözcükler: Agomelatin, Ovaryum Kanseri, miR-340-5p, Sisplatin

AntikanserMikro RNA
Fatma Özçelik
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Meme kanserinde sTRAIL, TRAIL reseptörleri DR4 ve DR5 ile apopitoz ilişkili diğer parametrelerin değerlendirilmesi

Dünyada kadınlar arasında en sık görülen kanser tipi olan meme kanserinin oluşumunda etkili olan faktörlerden biri de bozulmuş apopitoz mekanizmasıdır. Ekstrensek apopitotik yolak elemanlarından TNF ilişkili apopitoz indükleyici ligand (TRAIL), onun reseptörleri olan DR4 ve DR5'in düzeylerinde meydana gelen değişiklikler kanserin prognozu ile ilişkilendirilmektedir. YKL-40 ve ürokinaz tipi plazminojen aktivatör reseptörü (uPAR) antiapopitotik aktivite gösteren proteinler iken CCL5 ise kanserde mikroçevre oluşumunu tetikleyen kemokinlerdendir. Bu tez kapsamında meme kanseri hastalarında serum TRAIL, DR4, DR5, uPAR, CCL5 ve YKL-40 düzeyleri ELISA kitleri kullanılarak ölçülmüştür. Çalışma grubunu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Cerrahi ABD servisinde yeni tanı almış ve tedavi almamış 62 meme kanserli hasta ve 62 sağlıklı birey oluşturmuştur. Meme kanserli hastalarda TRAIL reseptörleri olan DR4 ve DR5 düzeyleri artış gösterirken (sırasıyla p<0,05, p<0,01 p>0,05), TRAIL açısından iki grup arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Serum uPAR ve YKL-40 düzeyleri hasta grubunda kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşük bulunmuştur(sırasıyla p<0,01, p<0,01). CCL5 düzeylerine göre hasta ve kontrol grupları arasında farklılık bulunmazken, Grade 3 hastalarda Grade 1 hastalara göre daha düşük bulunmuştur (p<0,05). Meme kanserli hastalarda ve sağlıklı kontrollerde TRAIL düzeyleri ile DR5 düzeyleri arasında doğrusal bir ilişki bulunmuştur. Meme kanserinde DR4 ve DR5 düzeylerindeki artışın ölüm reseptörü aracılı apopitozun indüklendiği kompansatuvar bir mekanizma olabileceği düşünülmektedir. Metastatik meme kanserini de içeren TRAIL ve reseptör ekspresyonlarının yapılacağı klinik çalışmalarla bu yolağın kanser oluşum mekanizmasındaki etkisi aydınlatılabilecektir.

ApoptozisHücre ölümüMeme hastalıkları+3
Kader Kübra Demirdöğen
Gazi University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kurkumin ve D vitamininin apelinerjik sistem üzerine etkilerinin değerlendirilmesi

Apelinerjik sistemi; apelin reseptörü (APJ), apelin (AP) ve elabela (apela, toddler, ELA) oluşturur. Apelinerjik sistemin şimdiye kadar bilinen etkileri; kardiyak inotropik sinyalleme, vazodilatasyon, vücut sıvısı homeostazı, metabolizma ve insülin tepkisi, oksidatif stresin hafifletilmesi ve bağışıklık tepkisinin modülasyonudur. Curcuma longa L.'den türetilen bir polifenol olan kurkumin, serbest radikalleri temizleme, reaktif oksijen türleri (ROS) üretimini azaltma gibi çeşitli özelliklere sahip güçlü bir eksojen nonenzimatik antioksidandır. D vitamini, oksidatif stresi ve kronik inflamasyonu azaltan ve mitokondriyal solunum fonksiyonlarını koruyan, yağda çözünen bir vitamindir. Çalışmamızda D vitamini ve kurkuminin apelinerjik sistem ve oksidan-antioksidan durum üzerine etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya altı gruba ayrılan kırk iki Wistar sıçanı dahil edilmiştir: birinci grup (kontrol) distile su, ikinci grup 200 mg/kg/gün kurkumin, üçüncü grup 0,4 µg/kg/gün (16 IU/kg) D3 vitamini, dördüncü grup 200 mg/kg/gün kurkumin ve 0,4 µg/kg (16 IU/kg) D3 vitamini, beşinci grup 400 mg/kg/gün kurkumin, altıncı grup 400 mg/kg/gün kurkumin ve 0,4 µg/kg (16 IU/kg) D3 vitamini almıştır. Serum apelin, elabela, nitrik oksit (NO), asimetrik dimetil arginine (ADMA), total oksidan durum (TOS) ve total antioksidan kapasitesi (T-AOC) düzeyleri ELISA yöntemi ile ölçülmüştür. T-AOC parametresinde gruplar bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Kontrol grubu ile diğer gruplar kıyaslandığında kurkumin verilen gruplarda total antioksidan kapasite ve ADMA seviyeleri anlamlı olarak yüksekti (p<0,001; p<0,05). Diğer parametrelerde gruplar bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamamıştır. Elde edilen bulgulara göre Grup I 'de NO-TOS, Grup III' de AP-ELA, Grup IV'de NO-TOS, Grup VI' da AP- T-AOC parametreleri arasındaki korelasyonlar istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş (p<0.05) diğer korelasyon analizlerinde ise istatistiksel olarak herhangi bir anlamlılık bulunamamıştır. Sonuçlarımız, kurkumin ve D vitamininin antioksidan özelliği nedeniyle total oksidan kapasitede azalma, total antioksidan kapasitede ise artış eğilimine yol açabileceğini ve kurkuminin tek başına veya D vitamini ile kombinasyon halinde oksidatif hasar riskini azaltarak profilaktik olarak önemli rolü olduğunu düşündürmüştür.

ADMAApelinElabela+4
Derya Tetik
Gazi University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Diş taşı oluşumunun in vitro simülasyonu için kalsiyum fosfat çökmesi üzerine çeşitli parametrelerin etkisinin incelenmesi

Amaç: Diş taşının inorganik içeriğinin %76'sını oluşturan kalsiyum fosfatın kristal büyüme mekanizmasının bilinmesi ve kontrol edilebilmesi diş taşı oluşumunun inhibisyonu açısından çok önemlidir. Bu çalışmanın amacı, günlük hayatta sıklıkla tüketilen bazı sıvı besinlerin, içeceklerin, ağız bakımında kullanılan ağız çalkalama sularının, çeşitli bitkilerin sulu ekstrelerinin in vitro şartlarda diş taşı oluşumunu yansıtacağı düşünülen kalsiyum fosfat çökmesi üzerine etkilerini incelemekti. Gereç ve Yöntem: Kalsiyum fosfat çökeltisinin oluşumu, 37oC'de kalsiyum klorür dihidrat ve trisodyum fosfat çözeltilerinin uygun konsantrasyonlarının karıştırılmasından sonra 620 nm'de yaklaşık 30 dakika boyunca iki dakika aralıklarla absorbans değişimi kaydedilerek incelendi. Çökme üzerine etkisi incelenecek örneklerden 50 μL'lik hacimler karışıma ilave edilerek değerlendirme yapıldı. Bulgular: Bitkisel çaylar, meyve suları, süt ürünleri, bitki ekstrelerinin çoğu kalsiyum fosfat çökme süresini farklı oranlarda uzattı. Salata sosları çökmeyi tamamen inhibe etti. Gazlı içecekler, kafeinli içecekler ve ağız çalkalama sularının bazıları ise çekirdeklenme ve kümelenmeyi hızlandırarak çökme süresini kısalttı. Sıcaklık, pH, iyon konsantrasyonu ve karıştırma gibi faktörlerin de çökmeyi etkilediği belirlendi. Sonuç: Diş taşı oluşumunun etkili bir şekilde önlenmesi için tükürük pH'sının kalsiyum fosfat çökmesine izin vermeyecek şekilde optimize edilmesi, oral hijyen ve sağlıklı beslenme stratejilerine önem verilmesi gerektiği sonucuna varıldı. Anahtar Sözcükler: Diş taşı, Kalsiyum Fosfat, Çökme, Beslenme, İçecekler

BenzetimBeslenmeDiş taşları+6
Büşra Selmi Çepiş
Marmara University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Metilparaben maruziyetinin zebra balığı embriyoları üzerindeki biyokimyasal ve epigenetik etkilerinin araştırılması

Amaç: Çalışmamızın amacı; metilparaben maruziyetinin yaratabileceği olumsuz etkilerin moleküler, biyokimyasal ve epigenetik düzeyde araştırılmasıdır. Gereç ve yöntem: Zebra balığı embriyolarında LC50 doz belirlenerek lokomotor aktivite testi, RT-PCR ile apoptoz ve metilasyonla ilgili genlerin ifadeleri belirlenmiştir. Apoptotik hücreler akridin, lipit birikmeleri oil red o boyaması, vitellogenin in situ hibridizasyon ile saptanmıştır. Biyokimyasal parametreler spektrofotometrik yöntemle, H3K27ac histon modifikasyonundaki değişimler kromatin immün çöktürme (ChIP) metoduyla saptanmıştır. RNA-dizileme NGS (yeni nesil dizileme); analizi için BlueBee biyoinformatik programı kullanılmıştır. Anlatımı değişen genlerin gen ontoloji ve gen kümelendirme analizi DAVID biyoinformatik web sitesi aracılığıyla yapılmıştır. Bulgular: Belirlenen LC50 dozlarında metilparaben maruziyeti; perikardiyal ödem, pigmentasyon ve kuyruk defektleri ile embriyo hareketlerinde azalmaya neden olmuştur. Apoptoz ve metilasyon ile ilişkili genlerin anlatımında değişimler, apoptotik hücreler, vitellogenin ile lipit birikimde, lipit peroksidasyonu ve nitrik oksid düzeyinde artış; glutatyon s-transferaz aktivitesinde ise azalma belirlenmiştir. Maruziyet grubunda H3K27ac histon modifikasyonları anlamsız, 172 genin anlatım seviyesi ise anlamlı seviyede değişmiştir. Anlatımı anlamlı ölçüde değişen gen kümeleri translasyon, lipit metabolizması, koagülasyon ve enerji metabolizması olarak belirlenmiştir. Sonuç: İncelenen dozlarda metilparaben maruziyeti histon modifikasyonlarını değiştirmezken apoptoz ve oksidan hasara neden olmuş, translasyon, lipit, koagülasyon ve enerji metabolizması ile ilgili gen ifadelerini değiştirmiştir.

ApoptozisDizi analiziDizi analizi-RNA+6
Perihan Seda Ateş Kalkan
Marmara University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Safra kanalı bağlanan sıçanlarda bazı bitki ekstrelerinin beyin üzerine olası koruyucu etkisinin araştırılması

Amaç: Kudret narı (KN), pazı ve maydanoz bitki ekstrelerinin safra kanalı bağlama (SKB) modeli uygulanarak biliyer siroz oluşturulan sıçanların beyin dokularında meydana gelebilecek oksidatif hasara karşı olası koruyucu etkilerinin araştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Sprague Dawley türü dişi sıçanlar, kontrol grubu, kontrol + KN grubu, SKB grubu, SKB + KN grubu, SKB + pazı grubu ve SKB + maydanoz grubu olmak üzere 6 gruba ayrıldı. 28 günün sonunda tüm hayvanlar dekapite edilerek kan örnekleri ve beyinleri alındı. Biyokimyasal parametrelerdeki değişimler araştırıldı. Ayrıca beyin dokusunda histolojik inceleme yapıldı. Bulgular: Kan örneklerinde aspartat ve alanin transaminazlar, direkt ve total bilirubin değerleri SKB grubunda kontrol grubuna göre anlamlı arttı. KN ve maydanoz verilen SKB gruplarında total bilirubin hariç diğer değerler SKB grubuna göre anlamlı azaldı. Beyin dokusunda, SKB grubunda lipid peroksidasyon (LPO), siyalik asit (SA) ve nitrik oksit (NO) düzeylerinin anlamlı arttığı, glutatyon (GSH) düzeyi katalaz (KAT) ve doku faktörü (DF) aktivitelerinin ise azaldığı gözlemlendi. KN, pazı ve maydanoz ekstresi verilen SKB'li gruplarda LPO, SA, NO düzeyleri anlamlı azalırken GSH ve KAT aktivitelerinin arttığı belirlendi. Total protein, glutatyon-S-transferaz, süperoksit dismutaz, bor, total oksidan ve antoksidan parametrelerinde gruplar arasında anlamlı farklılık tespit edilmedi. Histolojik sonuçlar biyokimyasal sonuçları destekledi. Sonuç: KN, pazı ve maydanoz ekstreleri beyin dokusunda siroza bağlı oksidan hasarın gerilemesinde etkili oldu. Sirozda beyin hasarına karşı farklı tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesinde bu bitkiler alternatif olabilir. Anahtar Sözcükler: Kudret narı, pazı, maydanoz, beyin, safra kanalı bağlama

BeyinBitki özütüHayvan deneyleri+7
Armağan Begüm Özel
Marmara University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı endokrin bozucu kimyasalların zebra balığı embriyosunda apoptoz ve inflamasyon ilişkili bazı genlerin ekspresyonu üzerine etkilerinin araştırılması

Amaç: Günümüzde Di-2-etilhekzilfitalat (DEHP) ve Bisfenol A'nın (BFA) olası etkileri ile ilgili tartışmalar devam etmektedir. Çalışmamızın amacı DEHP ve BFA'nın apoptoz ve inflamasyonla ilgili etkilerinin zebra balığı embriyosunda incelenmesidir. Çalışmamızda ayrıca DEHP ve BFA maruziyetinin embriyonel gelişimde önemli olan krestin molekülünün ekspreyonu üzerinde etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda DEHP ve BFA için zebra balığı embriyolarında önceki çalışmalarımızda belirlenmiş olan letal dozun altındaki konsantrasyonlara maruz bırakılan zebra balığı embriyolarında apoptoz ve inflamasyon ile ilişkili genlerin ifadeleri RT-PCR yöntemi ile, krestin ekspresyon analiz in situ hibridizasyon yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Bulgular: BFA ve DEHP maruziyeti sonucunda zebra balığı embriyolarında kontrol grubu ile kıyaslandığında bax ve casp8 ekspresyonları arttı; casp3a, ifng1 ve fas ekspresyonları ise azaldı. Kontrol grubuna göre tp53 ekspresyonu ise BFA'da artış gösterirken DEHP grubunda azaldı. DEHP'ye maruz bırakılan embriyolar BFA'ya maruz bırakılanlarla kıyaslandığında bax, casp3a, casp8, fas, ifng1 ve tp53 ekspresyonları azaldı. Krestin ekspresyonunda ise BFA ve DEHP gruplarında belirgin bir fark gözlenmemiştir. Sonuç: Çalışmamız sonucunda BFA ve DEHP maruziyetinin zebra balığı embriyolarında apoptoz ve inflamasyonda rol oynayan mekanizmalarda farkılığa neden olduğu gösterilmiştir. Anahtar Sözcükler: Zebra balığı, bisfenol A, Di-2-etilhekzilfitalat, apoptoz, inflamasyon, krestin

Tuğçe Ayık
Marmara University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Luteolin-5-o-glukozit, litospermik asit ve β-sitosterol bileşiklerinin pankreatik lipaz inhibisyonlarının ve moleküler modellemelerinin incelenmesi

Fenolik bileşiklerin antiinflamatuvar, antidiyabetik ve antioksidan gibi çeşitli biyolojik aktiviteleri, obezite ile doğrudan ilişkilidir. Bu bağlamda, fenolik bileşiklerin obezite tedavisindeki potansiyeli büyük önem taşımaktadır. Bu tez kapsamında Luteolin-5-O-glukozit, Litospermik asit ve β-sitosterol bileşiklerinin pankreatik lipaz inhibisyonları ve moleküler modellemeleri incelenerek farmasötik alanda kullanılabilirliği araştırılmıştır. En yüksek lipaz inhibisyon aktivitesi standart olarak kullanılan orlistat ile karşılaştırıldığında IC50 değeri 48.924 ± 2.10 μg/mL olan β-sitosterol bileşiğinde gözlenmiştir. Bileşiklerimiz karşılaştırıldığında lipaz inhibisyon aktivitesi küçükten büyüğe doğru Luteolin 5-O-glukozit < Litospermik asit < β-sitosterol olarak bulunmuştur. Moleküler modelleme çalışmaları sonucunda; β-sitosterol, Luteolin-5-O-glukozit ve Litospermik asit bileşikleri, sırasıyla -10,3, -9,7 ve -9,5 kcal/mol bağlanma serbest enerjileri varlığında, insan lipaz enzimi aktif bölgesine bağlanma afiniteleri yüksek bileşikler olarak belirlenmiştir. Çalışmamız preklinik aşamalara ışık tutarak, eczacılık, kimya ve tıp bilimlerinde obezite tedavisinde yeni bilgi ve tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine katkıda bulunacaktır.

Zeıne Abdykasymova
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2024
00