Marmara University
Institute

Institute of Health Sciences

Marmara University

71

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Tez
Master'sOpen AccessTR

Oral motor problemi olan serebral palsili çocuklarda gövde stabilizasyon egzersizlerinin iletişim ve yaşam kalitesine etkisinin değerlendirilmesi

Amaç: Oral motor problemi olan serebral palsili (SP) çocuklarda boyun ve gövde stabilizasyon egzersizlerinin iletişim ve yaşam kalitesine etkinliğini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Kaba Motor Fonksiyon Sınıflandırma Sistemi (KMFSS) I-V, İletişim Fonksiyon Sınıflandırma Sistemi (İFSS) I-V ve Viking Konuşma Ölçeği (VKÖ) II-IV olan 40 SP'li çocuk randomize olarak Çalışma Grubu (ÇG) ve Kontrol Grubuna (KG) ayrıldı. Her iki gruba nörogelişimsel tedavi (NGT) yaklaşımları ve oral motor terapi uygulandı. ÇG ayrıca boyun-gövde stabilizasyon eğitimi aldı. Tedaviler haftada 2 gün, 6 hafta devam etti. Olgular tedavi öncesi ve sonrası KMFSS, İFSS, Katz, Ailenin yaşam kalitesi (Short Form 36[SF-36]), Çocuğun yaşam kalitesi (ÇİYKÖ), iletişim durumu Visuel Analog Skala (VAS) ile tedavi öncesi ve 6. haftada yapıldı. Bulgular: Tedavi sonrası her iki grupta da %70 oranında malnütrisyon saptandı. VAS ve Okul Fonksiyonlarında Sorunlar ve ÇİYKÖ Toplam Puanı sonuçlarında her iki tedavi grubunda anlamlı düzelme saptandı (p<0,05). Tedavi sonrası ÇG'da SF-36 Fiziksel fonksiyon alt parametresinde grup içi değişimde düzelme saptandı (p<0,05). SF-36 sonuçlarının Türk toplunumu Norm değerlerine göre daha düşük bulundu. ÇG'da ÇİYKÖ ile SF-36 Sosyal Sağlık ve Genel Sağlık Algısı alt parametreleri arasında ilişki saptandı. Sonuçlar: Tüm KMFSS seviyelerindeki SP'li çocuklar malnütrisyon açısından takip edilmelidir. NGT yaklaşımlarına yoğun baş-boyun ve gövde stabilizasyon egzersizleri, aile ve ÇİYKO puanlarının artışı ve iletişim becerilerinin artması göz önüne alındığında standart rehabilitasyon uygulamalarında eklenmelidir.

Ağız hastalıklarıDengeEgzersiz tedavisi+5
Nasım Ejraeı
Marmara University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik beceri kıstası olarak özgüvenin, sporcuların başarı algısına katkısı; Güreş Milli Takımı örneği

Amaç: Bu tezin amacı; güreş milli takımlarında çeşitli dönemlerde yer almış ve halen güreş milli takımında bulunan 18 yaş üstü erkek güreşçilerin özgüven seviyelerinin başarı algılarına etkisinin incelenmesidir. Araştırmada; 18 yaş üstü erkek Güreş milli Takımı sporcularına yapılacak Özgüven Ölçeği ve Başarı Algısı envanteri yardımıyla, Türkiye Güreş Milli Takımlarında farklı zamanlarda bulunmuş ve halen güreş milli takımında olan 18 yaş üstü erkek güreşçilerin, spor hayatlarındaki kazanımlarında psikolojik yeteneklerden özgüvenin performanslarına ve başarılarına sağladığı yardımı belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda güreş milli takımında yer almış ve halen güreş milli takımında olan 18 yaş üstü erkek güreşçilerin özgüven seviyeleri ve başarı algıları tespit edilerek kıyaslamalar uygulanmıştır. Sportif Özgüven Ölçeği ile ulaşılan sonuçlar ile Başarı Algısı Envanteri ile ulaşılan sonuçlar arasında bulunan bağ Pearson Çarpım Moment Korelasyon testi ile doğruluğu sağlanmıştır. Sonuçların analiz edilmesinde ticari lisanslı istatistiksel hesaplamalar yapabilen yazılımlar kullanılmıştır. Bulgular ve sonuçlar: Çalışma neticesinde 18 yaş üstü erkek güreşçilerin yaşları, maddi kazançları ve eğitim seviyelerine oranla özgüven seviyelerinde anlamlı bir fark tespit edilememiştir. Ancak Başarı Algısı Toplam Puanı ile Sportif Özgüven Ölçeği sonuçlarında pozitif yönde, normal seviyede anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Araştırma sonucunda ulaşılan neticelerle birlikte, 18 yaş üstü erkek Güreş Milli Takımı sporcularının, sportif özgüven düzeyleri ve başarı algıları arasında olumlu yönde korelasyon tespit edilmiştir.

GüreşGüreşçilerMilli takımlar+5
Yunus Arıkan
Marmara University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Periodontal hastaliği olan hastalarda cerrahi olmayan periodontal tedavinin ağiz sağliği etki profili üzerine olan etkisinin değerlendirilmesi

Aim: The aim of this study was to evaluate the effect of non-surgical periodontal treatment (N.S.P.T.) on the oral health impact profile-14 TR (O.H.I.P.-14 TR) in patients with periodontal disease. Material and Method: A total of 90 patients, diagnosed with periodontitis (n=30), gingivitis (n=30) and periodontally healthy (n=30) according to their periodontal status, were included. Plaque index, gingival index, bleeding on probing, probing depth, clinical attachment level, periodontal clinical measurements and the O.H.I.P.-14 TR questionnaire were measured and performed at baseline, 1 and 3 months after N.S.P.T. Results: At baseline, all clinical parameters and O.H.I.P.-14 TR score were significantly low in the healthy group (p<0,05). The periodontal clinical parameters, the total O.H.I.P.-14 TR scores and the scores in all 7 domains significantly decreased after N.S.P.T. in the gingivitis and peridontitis groups, and a significant difference between the gingivitis and periodontitis at baseline and follow-up periods was observed (p<0,05). There was a low correlation between the O.H.I.P.-14 score of group P for P.I. and C.A.L at 3 month (p<0,05). Conclusion: Within the limits of this study, it was observed that N.S.P.T. reduced O.H.I.P.-14 TR scores and had a positive effect on patients' oral health related quality of life both in groups G and P.

Oral healthGingivitisPeriodontal diseases+3
Mustafa Sayed Iessa
Marmara University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hematoloji kliniğinde akut solunum yetmezliği gelişen hastalara uygulanan erken dönem noninvaziv solunum desteğinin etkisi

Amaç: Çalışma; hematoloji kliniğinde akut solunum yetmezliği gelişen hastalara uygulanan erken dönem noninvaziv solunum desteğinin, fizyolojik parametrelere ve mortalite üzerine etkisinin değerlendirilmesi amacıyla gereçekleştirildi. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya hematoloji kliniğinde izlem sırasında akut solunum yetmezliği gelişen hastalar dâhil edildi. Akut solunum yetmezliğinin başladığı gün, hastalar yoğun bakım ünitesine alınmadan solunum fizyoterapisti tarafindan noninvaziv solunum desteği verilmeye başlandı (mod: BIPAP-ST). Hastaların akut solunum yetmezliği parametreleri günlük takip edildi. Yoğun bakım endikasyonu gelişen hastalar yoğun bakım ünitesine yönlendirildi. Bulgular: Çalışmaya 5 kadın, 8 erkek olmak üzere 13 (yaş ort 63,0±.7 yıl) hasta dâhil edildi. Noninvaziv solunum desteğinde başarı sağlanamayan olgularda mortalite oranı daha yüksek bulundu (p=0,02). Olguların; APECHE 2 skorlarına göre beklenen ölüm oranları değerlendirildiğinde beklenen ölüm oranından daha yüksek bir gerçekleşen ölüm oranı görülmedi. Ancak noninvaziv solunum desteğinde başarılı olunan ve olunmayan gruplar incelendiğinde, otolog nakillerde ve kemik iliği nakli yapılmamış olgularda başarı oranının daha yüksek olduğu (otolog nakil %83,33, allojenik nakil %0, kemik iliği nakli yapılmamış olgular %75) görüldü. Sonuç: Hematolojik maligniteli hastalarda akut solunum yetmezliği bir mortalite nedenidir. Erken dönemde solunum yetmezliği belirtileri gözlenirse erken dönemde uygulanan noninvaziv solunum desteğinin sonuçları iyileştirici etkisi vardır. Anahtar kelimeler: noninvaziv ventilasyon, hematolojik maligniteli, akut solunum yetmezliği

HematolojiHematolojik neoplazmlarNeoplazmlar+2
Zeynep Gök Ekinci
Marmara University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeyleri ile uykusuzluk ve psikolojik iyilikleri arasındaki ilişki

Amaç: Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeylerini, uykusuzluk ve psikolojik iyi oluşlarını belirlemek ve aralarındaki ilişkiyi göstermektir. Gereç ve yöntem: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tasarımla yürütülen araştırmanın örneklemini Ekim-Kasım 2019 tarihleri arasında Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Fen-Edebiyat Fakültesi'nde okuyan gönüllü 702 öğrenci oluşturdu. Araştırma için gerekli etik kurul ve kurum izinleri alındı. Veriler, 23 sorudan oluşan kişisel bilgi formu, Uluslararası fiziksel Aktivite Anketi (UFAA) kısa formu, Bergen Uykusuzluk Ölçeği (BUÖ) ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (PİOÖ) kullanılarak toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde, tanımlayıcı istatistikler, Mann- Whitney U testi, Kruskal Wallis testi, Ki kare testi, Lojistik Regresyon Analizi ve Post-hoc Games Howell Analizi kullanıldı. Bulgular Öğrencilerin%20,4'ünün inaktif, %57'sinin minimal aktif ve %22,6'sının yeterince aktif düzeyde olduğu, %59,3'ünün uykusuzluk yaşadığı belirlendi. psikolojik iyi oluş puan ortalaması 40,23±8,18 olarak bulundu. .Psikolojik durumunu kötü olarak değerlendiren öğrencilerin daha fazla uykusuzluk yaşadığı ve psikolojik iyi oluş toplam puanındaki 1 birim artışın uykusuzluk yaşama riskini 0,972 kat azalttığı belirlendi. Aile ilişkisi kötü olanların 1,512 kat, sürekli ağrısı olanların 1,6 kat, aşırı stresi olanların 2,504 kat ve yatakta telefon kullananların 1,760 kat daha fazla uykusuzluk yaşadığı bulundu. Sonuçlar: Yüksek fiziksel aktivite düzeyinin psikolojik iyi oluşu arttırdığı, uykusuzluğun psikolojik iyi oluşu olumsuz etkilediği ve psikolojik iyi oluş puanındaki artışın uykusuzluğu azalttığı belirlendi. Anahtar kelimeler: üniversite öğrencileri, fiziksel aktivite, uykusuzluk, psikolojik iyi oluş

Fiziksel aktiviteFiziksel aktivitePsikolojik iyi oluş+5
İlkben Demirer
Marmara University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelere verilen eğitimin ve sunulan görsel materyalin; ventrogluteal enjeksiyonlara yönelik bilgi düzeyine ve ventrogluteal enjeksiyon uygulama sıklığına etkisi

Amaç: Bu araştırma hemşirelere verilen eğitimin ve sunulan görsel materyalin; ventrogluteal enjeksiyonlara yönelik bilgi düzeyine ve ventrogluteal enjeksiyon uygulama sıklığına etkisini değerlendirmek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırma randomize olmayan ön test son test- kontrol gruplu deneysel klinik tasarım olarak, Ocak- Ekim 2019 tarihleri arasında iki kamu hastanesinde gerçekleştirildi. Araştırmanın örneklemini oluşturan 105 hemşireden bir kamu hastanesinde çalışan hemşireler deney, diğerlerinde çalışanlar kontrol grubuna ayrıldı. Araştırmanın başlangıcında veriler, anket ile toplandı, daha sonra deney grubundaki hemşirelere müdahalede bulunuldu ve bir ay sonra ara anketler, beş ay sonra son anketler her iki gruba tekrar uygulandı. Veriler sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, t testi, Anova, ki kare ve McNemar testi ile analiz edildi. Bulgular: Deney grubunda eğitim sonrası intramüsküler enjeksiyonda ventrogluteal bölgeyi tercih etme oranı ve enjeksiyon yapma durumu artarken, kontrol grubunda sabit kaldığı belirlendi. Araştırmada, deney grubunda yer alan hemşirelerin son test bilgi puan ortalamalarının, ön test bilgi puan ortalamalarına göre anlamlı düzeyde (p<0,05) yüksek olduğu, kontrol grubunda değişikliğin olmadığı bulundu. Sonuç: Hemşirelere verilen eğitimin ve sunulan görsel materyalin ventrogluteal bölgeye yönelik bilgi düzeylerine, intramüsküler enjeksiyon bölgesi olarak tercih etmelerine ve bu bölgeye uygulama yapma durumlarına olumlu etkisinin olduğu görüldü. Hemşirelere hizmet içi eğitim sürecinde ventrogluteal bölgeye intramüsküler enjeksiyonun uygulamalı olarak gösterilmesinin ve uygulama alanlarında asılı görsel materyallerin bulunmasının intramüsküler enjeksiyonların ventrgluteal bölgeye uygulanmasını arttıracağı öngörülmektedir.

Bilgi düzeyiEnjeksiyonlarEnjeksiyonlar-intramusküler+6
Sevda Çınar Kardaş
Marmara University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin sporcularda tutkunluk ile kaygı arasındaki ilişkide stresle başa çıkma stratejilerinin aracılık rolü

Amaç: Bu çalışmanın amacı yetişkin sporcularda tutkunluk ile kaygı arasındaki ilişkide stresle başa çıkma stratejilerinin aracılık etkilerini ve bu değişkenlerin cinsiyet, spor türü ve spor deneyimine göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya bireysel spor ve takım sporu yapan 147 kadın (Xyaş: 20,65 ± 3,76) ve 190 erkek (Xyaş: 21,02 ± 3,90) olmak üzere toplam 337 sporcu (Xyaş: 20,86 ± 3,84) katılmıştır. Katılımcılara "Tutkunluk Ölçeği", "Sporda Stresle Başa Çıkma Stratejileri Envanteri" ve "Sporda Kaygı Ölçeği-2" ile "Kişisel Bilgi Formu" uygulanmıştır. Verilerin analizinde bootsrap yöntemi ve bağımsız örneklemlerde t test kullanılmıştır. Bulgular: Yapılan analizlerde stresle başa çıkma ve kaygı alt boyutlarında cinsiyet, spor türü ve spor deneyimine göre farklılık bulunmuştur (p<0,05). Tutkunluk alt boyutlarında cinsiyete göre fark yok iken (p>0,05), spor türü ve spor deneyimine göre anlamlı farklılık vardır (p<0,05). Çalışmada elde edilen aracılık testi sonuçları, uyumlu ve takıntılı tutkunluk ile kaygı arasında aracılık etkisi olduğunu göstermektedir. Buna göre, uyumlu tutkunluk ile somatik kaygı, konsantrasyon dağınıklığı ve toplam kaygı arasındaki ilişkilere çekilme stratejisi, uyumlu tutkunluk ile endişe arsındaki ilişkiye destek arama ve çekilme stratejileri aracılık etmektedir. Ayrıca takıntılı tutkunluk ile endişe arasındaki ilişkiye destek arama stratejisi, takıntılı tutkunluk ile konsantrasyon dağınıklığı arasındaki ilişkiye sosyal geri çekilme stratejisi ve takıntılı tutkunluk ile toplam kaygı arasındaki ilişkiye düşünce kontrolü stratejisi aracılık yapmaktadır. Sonuç: Sonuç olarak; yetişkin sporcuların yaptıkları spora olan tutkularının stresle başa çıkma stratejileri aracılığıyla kaygılarını etkilediğini söyleyebiliriz.

AnksiyeteSporSpor psikolojisi+5
Fahri Şahin
Marmara University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sıçanlarda aralıklı hipoksi uygulamasının öğrenme-bellek ve solunum dinamikleri üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi

Amaç: Aralıklı hipoksi çalışmaları son dönemde önem kazanmıştır. Bunun nedeni belirli periyotlarda canlı fizyolojisine olumlu etkisinin görülmesidir. Araştırmalarda aralıklı hipoksi uygulamasının beyin kaynaklı nörotrofik faktör ve serotonin seviyesini arttırdığı rapor edilmiştir. Bazı çalışmalarda da beyin kaynaklı nörotrofik faktör ve serotoninin, canlılarda, bellek ve öğrenme kapasitesini olumlu etkilediği bildirilmiştir. Çalışmamızda amacımız aralıklı hipoksi uygulamasının öğrenme-bellek üzerindeki etkisi ve solunumsal dinamiklerini değerlendirmektir. Gereç ve yöntem: Aralıklı hipoksi uygulamamızda çalışma ve kontrol grubu için iki ayrı kap belirlendi. Çalışma grubunun bulunduğu kaba oksijen, nem, basınç ve sıcaklık sensörleri yerleştirildi. Anlık olarak kap içerisi takip edildi ve beşer dakikalık hipoksi ve normoksi periyotları oluşturuldu. Altı gün boyunca deney devam etti ve son gün hemogram ve pasif sakınma testinin öğrenme programı uygulandı. İkinci gün pasif sakınma testi gerçekleştirildi ve Morris su labirenti testine başlandı. Altı gün süreli Morris su labirenti testi devam edildi ve altıncı gün değerlendirme testi yapıldı. Bulgular: Aralıklı hipoksi uygulamasının; hemogram testinde monosit, platelet ve eritrosit başına düşen ortalama hemoglobin sayılarında artış sağladığı görüldü. Ayrıca aralıklı hipoksi periyotlarında, çalışma grubunun solunum frekansı ortalamasının kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu tespit edildi. Pasif sakınma testinde çalışma grubununun kontrol grubuna göre daha iyi öğrendiği tespit edildi (p<0,01). Morris su labirenti testinde iki gurup arasında fark bulunmadı (p>0,05). Sonuç: Araştırmamızda aralıklı hipoksi uygulamasının öğrenme-bellek üzerinde olumlu etkisi olabileceğini gösterdi. Bu durum egzersizin öğrenme-bellek üzerinde olumlu etkisini solunumsal mekanizma ile açıklamaktadır. Bunlarla beraber bir çok nöral defitisitte de kullanılabilir ve mekanik ventilatör modlarından biri olarak geliştirilebilir.

BellekHayvan deneyleriHipoksi+6
Talha Kılıç
Marmara University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sedanter bireylerde uygulanan farklı miyofasyal gevşeme tekniklerinin esnekliğe etkisi

Amaç: Sedanter bireylerde uygulanan farklı miyofasyal gevşeme tekniklerinin esnekliğe etkisini incelemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 20-45 yaş aralığında ve vücut kütle indeksi 22-28 kg/m 2 aralığında gönüllü 45 sedanter birey katılmıştır. Katılımcılar rastgele yöntem ile 3 gruba ayrılmıştır. Her grup 15 (9 erkek+6 kadın) kişiden oluşmuştur. Farklı miyofasyal gevşeme tekniklerinin esnekliğe etkisinin araştırıldığı çalışmada Germe grubu (G), germe+köpük silindir (GK) grubu ve germe+darbeli masaj (GDM) grubuna uygulama günü 50 rpm 5 dakikalık bisiklet çevirmeyle ısınma ardından, eller baş üstü çömelme, otur-eriş testi ve dikey sıçrama testleri uygulandı. Her test 3 tekrar olarak uygulandı. En iyi sonuç test değeri olarak kaydedildi. Uygulamaların hemen ardından, 10.dakika ve 20.dakika olacak şekilde 3 farklı zaman aralığında son testler yapıldı. Grup dışı karşılaştırmalarda Kruskal Wallis Testi, Mann-Whitney-U Testi , grup içi karşılaştırmalarda Friedman Testi, Wilcoxon Testi kullanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların yaş, vücut ağırlığı, boy, vücut kütle indeksi, kol boyu grup değişkenine göre anlamlı farklılık göstermemektedir (p>0.05). G–GDM grupları arasında anlamlı fark vardır (p=0,000). GK-GDM grupları arasında anlamlı fark vardır (p=0,009). GDM grubu hem G hemde GK grubundan daha çok artış göstermiştir. Sonuç: Bu çalışmada, GDM uygulamasının, G ve GK uygulamasına göre eklem hareket açıklığı, esneklik ve dikey sıçrama kuvvetine etkisi daha yüksektir. GK uygulaması da, sadece G uygulamasına göre daha etkidir. Köpük silindir ve darbeli masaj aleti uygulamaları esneklik ve dikey sıçrama performansını olumlu yönde etkilemişlerdir. Statik germe egzersizleri sadece esnekliği olumlu etkilemiştir. Anahtar Kelimeler: Esneklik, Fasyal Gevşeme, Köpük Silindir, Darbeli Masaj Aleti, Eklem Hareket Açıklığı, Dikey Sıçrama Testi, Otur-Eriş Testi.

Eklem hareket açıklığıEsneklikGevşeme+4
Yusuf Emre Bulut
Marmara University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Duygu düzenleme eğitiminin genç sporcuların duygu düzenleme becerileri ve bilinçli farkındalık deneyimleri üzerindeki etkisi

Amaç: Bu araştırmanın amacı, genç sporcular için geliştirilen diyalektik davranış terapisi odaklı duygu düzenleme eğitiminin, sporcuların duygu düzenleme ve bilinçli farkındalık becerileri üzerindeki etkisini incelemektir. Alt amacı ise; sporcuların sürekli kaygı düzeylerinde, algıladıkları performans düzeylerinde ve duygu durum profillerindeki olası etkilerini incelemektir. Gereç ve Yöntem:Bu amaçla, Hatay ilinde çeşitli spor kulüplerinden, basketbol, voleybol ve futbol branşlarının sporcuları (n=16; yaş ortalaması= 15.18 ± .83), deney ve kontrol gruplarına ayrılmış ve deney grubuna 8 haftalık duygu düzenleme eğitimi verilmiştir. Eğitimden önce ve sonra tüm sporculara, Ergenler İçin Duygu Düzenleme Ölçeği (EİDDÖ), Ergenler İçin Kapsamlı Bilinçli Farkındalık Deneyimleri Envanteri, Sporda Kaygı Ölçeği (SKÖ-2), Borg CR-10 Skalası ve Duygu Durum Profili Testi (ESP-40) uygulanmıştır. Veriler, Wilcoxon ve Mann Whitney U testleriyle analiz edilmiştir. Bulgular:Analizler sonucunda, deney ve kontrol grupları arasında Dışsal İşlevsel Olmayan Duygu Düzenleme (EİDDÖ) ve İç görü Kavrayışı (bilinçli farkındalık testi) boyutlarında deney grubu lehinde anlamlı bir farklılık saptanmıştır (p<0.05). Deney grubunun kaygı düzeyi, eğitim öncesine göre anlamlı şekilde düşmüş ve algıladıkları performans düzeyleri anlamlı şekilde yükselmiştir. Yine eğitim sonrasında deney grubunun duygu durum profili, kontrol grubunun aksineoptimal alana yaklaşmıştır. Sonuç:Araştırma sonucunda, duygu düzenleme eğitiminin, genç sporcuların, kabullenme becerilerini, algılanan perfomans seviyeleri, duygu durum profillerini geliştirme ve kaygı seviyelerini düşürme yönünde etkili olduğu bulunmuştur. Anahtar kelimeler:Diyalektik davranış terapisi, duygu düzenleme becerileri eğitimi, bilinçli farkındalık, kaygı, duygu durum profili

Affektif semptomlarAnksiyeteBilinçli farkındalık+6
Nurcan Turan Ağca
Marmara University · Institute of Health Sciences
2020
00