
1.114
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Müzik öğretmeni adaylarının müzik performans kaygısı ile bireysel çalgı performans sınavı kaygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, müzik öğretmeni adaylarının müzik performans kaygısı ile bireysel çalgı performans sınavı kaygısı arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Yarıyılında Aksaray Üniversitesi, Balıkesir Üniversitesi, Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Harran Üniversitesi, İnönü Üniversitesi, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalında öğrenim gören 467 (288'i kız, 179'u erkek) lisans öğrencisi (1., 2., 3., 4. ve 4+) sınıf öğrencileri) oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama araçları olarak Kenny, Davis ve Oates (2004) tarafından geliştirilen ve Özevin-Tokinan (2013) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Kenny Müzik Performans Kaygısı Envanteri "K-MPKE" ile Dalkıran, Baltacı, Karataş ve Nacakcı'nın geliştirdiği (2014) Bireysel Çalgı Performans Sınavı Kaygısı Ölçeği "BÇPSK-Ö" kullanılmıştır. Verilerin analizi için öncelikle normallik dağılımına bakılmış, p değerinin .05'ten küçük olmasından dolayı verilerin çözümlenmesinde non-parametrik (parametrik olmayan) istatistik teknikleri kullanılmıştır. Bu doğrultuda, katılımcıların Kenny Müzik Performans Kaygısı ile Bireysel Çalgı Performans Sınavı Kaygısı ölçeklerinden aldıkları puanların demografik değişkenler açısından farklılaşıp farklılaşmadığına yönelik yapılan karşılaştırma ölçümlerinde "cinsiyet" ve "mezun olunan lise türü" için Mann-Whitney U testi, "üniversite", "sınıf", "bireysel çalgı türü", "bireysel çalgı başarısı" ve "akademik başarı" karşılaştırma ölçümlerinde ise Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. Müzik Performans Kaygısı ile Bireysel Çalgı Performans Sınavı Kaygısı arasındaki korelasyona Spearman Brown korelasyon katsayısı ile bakılmış, elde edilen sonuçlara göre iki değişken arasında orta düzeyde pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Demografik değişkenler açısından elde edilen sonuçlara göre ise, cinsiyet değişkeni açısından müzik öğretmeni adaylarının müzik performans kaygıları ve bireysel çalgı performans sınavı kaygılarının birbirinden anlamlı bir şekilde farklılaştığı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre kadın öğretmen adaylarının kaygı düzeyleri erkek öğretmen adaylarının kaygı düzeylerinden daha yüksektir. Mezun olunan lise türü açısından ise her iki ölçekte de anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bireysel çalgı değişkeni açısından elde edilen sonuçlara göre, iki ölçekte de anlamlı bir fark bulunmuştur. Bu kapsamda "Kenny Müzik Performans Kaygısı Envanteri"ne göre bu farklılığın mızraplı çalgılar (ud, bağlama ve gitar) ve klarnet çalan müzik öğretmeni adaylarında ve "Bireysel Çalgı Performans Sınavı Kaygısı Ölçeği" için ise gitar ve klarnet çalgılarını çalan müzik öğretmeni adaylarında görüldüğü; sonuç olarak, iki ölçek için de mızraplı çalgı ve klarnet eğitimi alan müzik öğretmeni adaylarının daha düşük kaygı düzeyine sahip oldukları belirlenmiştir. Bireysel çalgı başarısı ve akademik başarı değişkenleri için sadece "Bireysel Çalgı Performans Sınavı Kaygısı Ölçeği"nde anlamlı fark belirlenmiştir. Üniversite ve sınıf değişkenleri açısından ise iki ölçekte de anlamlı bir fark bulunamamıştır. Buna ek olarak, anlamlı farklılık elde edilen değişkenler için (cinsiyet, bireysel çalgı, bireysel çalgı başarısı ve akademik başarı) etki büyüklüğü hesaplamaları da yapılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlar alan yazın çerçevesinde tartışılmış, değerlendirilmiş ve bazı önerilerde bulunulmuştur.
Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı askeri bandoların bulundukları bölgelere kültürel ve eğitsel yönden katkılarının incelenmesi
Bilimin her geçen gün daha da geliştiği günümüzde, bilimsel araştırmalarda buna paralel olarak gün geçtikçe yeni gelişmelerle değişmekte, gelişmekte ve çoğalmaktadır. Bu bilimsel ilerleyişin yanında teknolojik ilerlemeler de durmadan devam etmekte, bilimsel araştırmalar da bu değişime ve gelişime ayak uydurmaktadır. Bu doğrultuda sosyal ve beşerî bilimlerde yapılan yeni araştırmalar bilimde pek çok yeni yaklaşımlara ışık tutmakta ve yol göstermektedir. Bu araştırma, Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı askeri bandoların bulundukları bölgelere kültürel ve eğitsel yönden katkılarını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bu doğrultuda temeli Tuğ geleneğine dayanan askeri bandoların daha geniş kapsamda incelenebilmesi için, Tuğ, Mehter ve Muzika-i Hümayun'dan günümüze uzanan süreçteki tarihsel gelişimi araştırılmaya çalışılmıştır. Bununla birlikte Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Bando Komutanlıklarının kuruluşundan günümüze kronolojik ve tarihsel aşamaları, ilgili bandoların bağlı bulundukları bölgelere kültürel ve eğitsel katkıları belirlenmeye çalışılmıştır. Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı askeri bandoların 2016-2021 yılları arasında bulundukları bölgelerde gerek sadece bando olarak gerekse resmi ve sivil toplum kuruluşları ile gerçekleştirdikleri ortaklaşa kültürel ve eğitsel tören, konser ve etkinlikler incelenmiş ve bandoların hem kültürel açıdan hem de eğitsel açıdan bulundukları bölge ve çevrelerine katkıları ortaya çıkarılmıştır. Araştırma verilerinden elde edilen sonuçlar doğrultusunda Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı askeri bandoların yapılandıkları çevreye kültürel ve eğitsel anlamda birçok pozitif etki sağladığı, resmi ve sivil toplum kuruluşları ile ortak birçok etkinlikler gerçekleştirdikleri, bu etkinlikler yoluyla milli ve manevi açıdan toplumsal gelişime ve değişime pozitif yönden katkı sağladıkları ve kültürel gelişimde etkin rol oynadıkları sonuçları elde edilmiştir. Bu sonuçlara bağlı olarak Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı askeri bandoların eğitim kurumları ile dayanışma içerisinde önemli görevler üstlenebileceği ve ülkemiz genelinde askeri bando müziğinden daha çok yararlanılabilme doğrultusunda geliştirilen önerilerle, bu alanda yapılabilecek diğer çalışmalara ışık tutulmaya çalışılmıştır.
Türkiye'deki çocuk ve gençlik orkestralarının idari, eğitsel ve sanatsal yapılanmasına ilişkin bir durum çalışması
Türkiye'deki çocuk ve gençlik orkestralarının idari, eğitsel ve sanatsal yapılanmalarını yönetici ve orkestra şefi görüşleri doğrultusunda saptamayı amaçlayan bu çalışma, nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışması deseniyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada amaçsal örnekleme yöntemlerinden kartopu örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda araştırma örneklemini; Türkiye'de özengen müzik eğitimi kapsamında 2020-2021 eğitim-öğretim yılında faaliyet gösteren 10 çocuk ve gençlik orkestrası oluşturmaktadır. Araştırmada veriler araştırmacı tarafından yönetici ve orkestra şeflerine uygulanmak üzere geliştirilen iki ayrı görüşme formu, araştırmacı tarafından toplanan dokümanlar ve katılımcılar tarafından paylaşılan arşiv kayıtları kullanılarak toplanmıştır. Orkestraların yönetici ve şefleriyle yürütülen bu çalışmada görüşmeler yüz yüze ve Covid-19 pandemisi nedeniyle çevrimiçi Zoom uygulaması üzerinden yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen nitel verilerin çözümlenmesinde içerik analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırma sürecinde toplanan doküman ve arşiv kayıtları ise görüşmelerden elde edilen verilerin desteklenmesi amacıyla toplanmış, herhangi bir analiz işlemine tabi tutulmamıştır. Araştırma sonucunda, orkestra yöneticilerinin görüşlerine göre; çocuk ve gençlik orkestralarının büyük çoğunluğunun ilçe belediyesine bağlı olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte orkestralarda idari işlerin yönetilmesindeki görev dağılımına ilişkin; prova ve ders programının bilgilendirilmesi, nota hazırlığı ve evrak işlerinin düzenlenmesinde genellikle sorumlu bir çalışanın olduğu, orkestra şefi, eğitmen ve koordinatörlerinde süreç içerisinde yer aldığı tespit edilmiştir. Ayrıca çocuk ve gençlik orkestralarının gerçekleştirdikleri sanatsal proje ve etkinliklerin; konser, yurt içi ve yurt dışı turne, çevrimiçi etkinlikler, televizyon yayını, tanıtım videosu, CD kaydı ve belgesel olduğu belirlenmiştir. Orkestra şeflerinin görüşlerine göre; tüm orkestraların repertuvarlarında temel olarak uluslararası sanat müziğine (klasik müzik) yer verdiği, bununla birlikte caz müziği, popüler müzik ve geleneksel müziklerin (yerel, halk, askeri) orkestra düzenlemelerinin de seslendirildiği belirlenmiştir. Ayrıca öğrencileri müzikal olarak geliştirici, motive edici ve onlara tanıdık gelen müziklerin tercih edilmesinin yanı sıra orkestranın kurulduğu bölge, içinde bulunduğu koşullar ve toplumla uyum içerisinde olması gibi etkenlerin orkestraların repertuvar seçiminde belirleyici olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte orkestralarda eğitim sürecinde karşılaşılan zorlukların genellikle öğrenci devamsızlığı, eğitim süresinin yetersizliği, öğrencilerin çalışmaması, maddi sıkıntı ve çalgı eksikliği olduğu tespit edilmiştir. Orkestralarda eğitim sürecinde karşılaşılan zorluklara yönelik ise orkestra şeflerinin problemlere karşı çözümcül yaklaştıkları, öğrencilere karşı teşvik edici ve disiplin sağlayıcı yaklaşımda bulundukları, provaya katılamayan öğrenciler ile ek ders yaptıkları ve ailelerin farkındalıklarını arttırmak için veli ile iletişim hâlinde oldukları tespit edilmiştir.
Flüt eğitiminde dil tekniklerinin öğretimine yönelik durum analizi
Bu araştırma, flüt eğitiminde kullanılan dil tekniklerinin öğretimine yönelik var olan durumun analiz edilmesini amaçlamaktadır. Betimsel temelli nitel bir çalışma olan araştırmada; nitel araştırma yöntemlerinden «Durum Çalışması Deseni» kullanılmış ve bu doğrultuda veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'deki Eğitim Fakülteleri Müzik Eğitimi Anabilim dallarında görev yapmakta olan flüt eğitimcileri oluşturmaktadır. Araştırmada özellikle bir örnekleme yöntemi tercih edilmemiş ve evrenin tamamına ulaşılmaya çalışılmıştır. Buradan hareketle araştırma izni alınan üniversitelerin Eğitim Fakülteleri Müzik Eğitimi Anabilim dallarında görev yapmakta olan tüm flüt eğitimcilerine ulaşılmış ve araştırmaya gönüllü olarak katılmak isteyen 12 flüt eğitimcisi ile araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında veri toplama aracı olarak görüşme tekniği ile yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formlarında; dil tekniklerinin öğretimine yönelik kullanılan metotların, dil tekniklerinin öğretiminde uygulanan yöntemlerin, eğitim sürecinde karşılaşılan problemlerin tespit edilmesine yönelik sorulara yer verilmiştir. Bu kapsamda hazırlanan görüşme soruları öncelikle alan uzmanlarına sunularak uzmanların görüşleri alınmış ve dönütler doğrultusunda sorular yapılandırılarak araştırmaya ilişkin yarı yapılandırılmış görüşme formuna son hali verilmiştir. Formun son hali gerekli resmi izinleri alınmış olan kurumların müzik eğitimi anabilim dallarında görev yapmakta olan flüt eğitimcileri ile online olarak çevrimiçi görüntülü görüşme platformlarında (zoom vb.) görüntülü olarak gerçekleştirilmiş oturumda uygulanmış ve görüşmeler kayıt altına alınmıştır. Görüşme formu ile elde edilen veriler içerik analiziyle analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda; araştırmaya gönüllü olarak katılan on iki katılımcıdan tamamının dil teknikleri konusuna önem verdiği, katılımcıların flüt dersi program içeriğinde dil teknikleri konusuna sekiz dönem boyunca yer verdiği, bazı katılımcının dil tekniğinin öğretiminde "gösterip yaptırma yöntemi" kullandığı, bazı katılımcıların ise "anlatım yöntemi" ni kullandığı, flüt eğitimcilerinin bir çoğunun dil tekniğinin öğretiminde materyal kullanmadığı, kullananların ise "diş maketi", "ayna" "anatomi atlasları ve 3D modellemeler" kullandığı, flüt eğitimcilerinin çoğunlukla "tu", "tu-ku", "tu-ku-tu" hecelemelerini tercih ettiği, dil tekniğinin öğretiminde kaynak kitap olarak en çok "Taffanel" metodunun tercih edildiği ve hiçbir eğiticinin Türkçe metot kullanmadığı, dil teknikleri konusu kapsamında karşılaşılan problemlerin sıklıkla "el ve dil koordinasyonundan" kaynaklandığı belirlenmiştir. Araştırmanın; dil tekniklerinin öğretimine yönelik eğitim süreçlerinde karşılaşılan problemleri tespit etmesi, bu problemlerin çözümüne yönelik önerilerde bulunması, dil tekniklerinin çalışılmasına yönelik kullanılan metotların saptanması ve bu kapsamda flüt eğitiminde dil çalışmalarının önemine dikkat çekmesi açısından literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Türkiye ile Türkmenistan müzik eğitiminde kullanılan okul şarkılarının karşılaştırmalı olarak incelenmesi
Bu çalışmada; Türkiye ile Türkmenistan'da ilköğretim müzik eğitiminde kullanılan okul şarkıları karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmanın amacı, her iki ülkenin okul şarkılarının müziksel boyutlar açısından benzerlik ve farklılıklarını ortaya koymaktır. Araştırma, betimsel tarama modeli kapsamında belgesel, makale ve kitaplar incelenmiş; kaynak tarama yöntemiyle yürütülmüştür. Çalışmada toplamda 10 adet müzik kitabı incelenmiştir. Veriler, her iki ülkenin 1., 2., 3., 4. ve 5. sınıf müzik ders kitaplarından toplanmıştır. Analizde, yalnızca sözlü, tamamlanmış ve başlıklı okul şarkıları yer almıştır. Çalışmada her iki ülkenin müzik ders kitaplarında bulunan okul şarkılarının Tonal/ makamsal yapı, ezgisel türleri, ritimsel yapı ve konusal yapıları gibi başlıklar altında inceleme yapılmıştır. Bulgular kısmında Türkiye'deki müzik kitaplarının repertuvarında ritim çeşitliliğinin fazla olduğu görülmüştür. Türkmenistan'da ise makamsal temelli şarkıların oranı daha yüksek bulunmuştur. Türkiye'deki okul şarkılarının çoğu majör dizilere dayanırken, Türkmenistan'da makamsal şarkıların ön planda olduğu tespit edilmiştir. Her iki ülkede de konusal olarak doğa, vatan sevgisi ve toplumsal değerleri işleyen şarkılar ortak tema olarak gözlemlenmiştir. Ritimsel yapıları açısından Türkiye ve Türkmenistan okul şarkılarında 2/4'lük ve 4/4'lük ölçüleri yaygın kullanmasının yanı sıra, Türkmenistan 6/8'lik ölçülere de sıklıkla ağırlık vermiştir. Ezgi yapısında Türkiye şarkıları genelde bir oktav ses aralığında bestelenmiştir. Türkmenistan şarkıları ise daha dar veya pentatonik dizilere dayalıdır. Araştırmada çocuk şarkılarının eğitsel işlevleri vurgulanmıştır. İki ülkede de okul şarkılarının dil gelişimi, sosyal değerler ve kültürel aktarıma katkısı olduğu belirtilmiştir. Türkiye müzik eğitiminde okul şarkıları genelde eğlence, sosyal etkinlikler, değerler eğitimi ve grup çalışmasına yöneliktir. Türkmenistan'da ise ulusal kimlik, vatanseverlik ve kültürel miras aktarımı daha baskın amaçtır. Araştırma sonucunda, iki ülkenin müzik eğitimi sistemlerinde repertuvar ve yöntem farkları olsa da okul şarkılarının pedagojik işlevlerinin benzer olduğu belirlenmiştir. Çalışmada literatür eksikliği vurgulanmış ve Türkmenistan müzik eğitiminin sistematik özellikleri ve gelişimi üzerine daha fazla araştırma yapılması önerilmiştir. Ayrıca Türkmenistan'ın müzik eğitimindeki en önemli eksikliklerden biri, eğitim kademeleri açısından müzik eğitiminin yaygın olarak yürütülmemesi olup; bu nedenle, Türkiye müzik eğitim sistemini örnek model alarak kendi Millî Eğitim sisteminde gerekli revizyonları yapması önerilmiştir. Türkiye'de makamsal eserlerin oranının artırılması önerilmiştir. Bu çalışma, müzik eğitimi literatürüne katkı sunarak, gelecekte yapılacak karşılaştırmalı çalışmalar için temel bir kaynak olma niteliği taşımaktadır.
Z kuşağı yaş gruplarının müzik tüketimi ve şiddet eğilimi ilişkisi açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Z kuşağı bireylerinin müzik tüketim alışkanlıkları ile şiddet eğilimi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaçla, çalışma Z kuşağı yaş gruplarından ulaşılabilen yaklaşık 785 katılımcıdan veri toplanmıştır. Veri toplamaya yönelik olarak, katılımcılara müzik tüketim alışkanlıklarına ve çeşitli demografik değişkenlere göre araştırmacı tarafından geliştirilen "Müzik Tüketim Alışkanlıkları Belirleme Formu" ve şiddet eğilim düzeylerini ölçmeye yönelik Özlem Haskan Avcı ve İbrahim Yıldırım tarafından geliştirilen 20 maddelik "Şiddet Eğilim Ölçeği" uygulanmıştır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Araştırmada aynı zamanda korelasyonel (ilişkisel) yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Malatya ilinde bulunan Ortaöğretim ve Yüksek Öğretim kurumlarında öğrenim gören ve ulaşılabilen sayıda katılımcı oluşturmaktadır. Bulgular kısmında erkek katılımcılar ve 2006–2010 doğumlu bireylerde şiddet eğiliminin daha yüksek olduğu görülmüştür. Rap ve arabesk gibi agresif müzik türlerini yüksek sesle dinleyenlerin şiddet eğilimleri yüksektir. Müzik eğitimi müfredatlarında etik içerik analizi yapılması, öğrencilere dinledikleri müziğin içerik ve mesajlarını sorgulama becerisi kazandırılması ve müzik eğitiminin erken yaşlarda başlatılarak sürekli hale getirilmesi önerilmektedir.
Görsel sanatlar dersinde ambalaj atıkları ile özgün baskı çalışmaları uygulama örneği
Bu çalışma, görsel sanatlar dersinde ambalaj atıkları kullanılarak yapılan özgün baskı çalışmalarının öğrencilerin yaratıcılıkları ve çevre bilinci üzerindeki etkisini incelemektedir. Araştırma, Malatya'nın Yeşilyurt ilçesindeki bir ortaokulda, 5. sınıf öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın amacı, ambalaj atıklarının sanat malzemesi olarak değerlendirilmesinin öğrencilerin yaratıcılık gelişimine ve çevre bilincinin oluşumuna katkısını ortaya koymaktır. Modern toplumlarda artan tüketim ve sanayi faaliyetleri, atık miktarını önemli ölçüde artırmış ve çevresel sorunları beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda, atık malzemelerin sanatsal amaçlarla yeniden kullanımı, hem çevresel sürdürülebilirlik hem de sanatsal yaratıcılık açısından büyük bir potansiyele sahiptir. Araştırma kapsamında, öğrencilerden dokulu ambalaj ürünleri, karton kutular, plastik şişeler ve alüminyum folyo gibi çeşitli atık ambalaj malzemelerini toplayarak bunları baskı çalışmaları için kullanmaları istenmiştir. Öğrenciler, bu malzemelerle yüksek baskı, çukur baskı, mono baskı ve kolaj baskı gibi farklı teknikleri uygulayarak özgün baskı çalışmaları gerçekleştirmiştir. Araştırma, karma yöntem yaklaşımıyla yürütülmüş; nicel ve nitel veri toplama teknikleri birlikte kullanılmıştır. Nicel boyutta öğrencilerin çevreye yönelik tutum ve sorumlu davranışları ile sanatsal yaratıcılık düzeyleri çeşitli ölçeklerle ölçülmüş, nitel boyutta ise öğrenci ürünleri betimsel analizle incelenmiştir. Bulgular, atık malzemelerin sanatsal süreçlerde kullanımının öğrencilerin çevre bilincini artırdığını, yaratıcılıklarını geliştirdiğini ve öğrenme sürecini daha eğlenceli hale getirdiğini göstermektedir. Sonuç olarak, atık malzemelerle gerçekleştirilen çalışmaların öğrencilerin yaratıcılıklarını desteklediği ve çevre bilincini önemli ölçüde artırdığı belirlenmiştir. Ayrıca öğrenciler, bu tür etkinliklerin eğlenceli ve öğretici olduğunu ifade etmiş; projelerin çevreye duyarlılığı artırarak sürdürülebilirlik bilincini pekiştirdiği gözlemlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Sanat Eğitimi, Özgün Baskı, Deneysel Baskı, Yaratıcılık, Çevresel Farkındalık.
Kavramsal sanat uygulamalarıyla öğrencilerin sanatsal ifade biçimlerinin geliştirilmesine ilişkin eylem araştırması
1960'lı yıllardan itibaren sanat alanında yaşanan hızlı dönüşüm, teknolojik alandaki gelişmeler günümüz sanatının ifade formlarını, düşünüş biçimlerini değiştirmiş, dönüştürmüştür. Sanattaki bu değişimle birlikte, sanat eğitimi alanında da yeni bir yapılanmaya, planlamaya ihtiyaç duyulmuştur. Sanat eğitiminin biçimci, teknik öğretilerin, tek boyutlu öğretim sisteminin dışında artık düşünceyi temeline yerleştiren, yaratıcı düşünceyi geliştiren, farklı disiplinlerle iç içe etkileşim içinde olan, çoğulcu bir yapıya dönüşmesi gerekliliği oluşmuştur. Toplumsal ve bireysel kültürel olgulardan beslenen sanattın yeni ifade diline uygun, bireyin sınırlarını zorlayacak, bakış açısını geliştirecek, araştırma ve sorgulamaya yöneltecek, sonuç değil süreç odaklı bir sanat eğitimi programı uygulanmalıdır. Günümüz eğitim kurumların öğretim programlarına baktığımızda, sanattaki bu dönüşümün sanat eğitimi alanına entegre edilemediğini söyleyebiliriz. Bu anlamda öğrencilere, kavramsal sanatın düşünceyi temel alan, araştırmacı, sorgulayıcı tavrıyla düşünceyi sanat ürününe dönüştürme süreci ve deneyimi yaşatılmak istenmiştir. Öğrenciler, kavramsal sanatın kuramsal ve ifade biçimlerini kullanarak düşüncelerini nasıl bir süreç yaşayarak sanat ürününe dönüştürebilir sorusuna cevap aranmıştır. Bu amaç çerçevesinde araştırma, ortaya çıkan sorunları ortaya koyabilme ve çözüm önerisi sunabilme açısından eylem araştırması modeli ile desenlenmiştir. Araştırma, 2012-2013 güz döneminde Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Grafik Tasarım ana sanat atölye dersinde, lisans 3. Sınıf öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Çalışma 4 Ekim-20 Aralık 2012 tarihleri arasında uygulanmış ve araştırma süresince 2 etkinlik yapılmıştır. Her iki etkinliğin uygulanması, önce konuya ilişkin sınıf tartışmalarının yapılması, etkinliğin gerçekleştirilmesi ve ardından sanat ürününün oluşturulması aşamalarından oluşmuştur. Bu anlamda etkinlikler hem teorik bilgi hem de uygulamanın bir arada olduğu bir yapıda kurgulanmıştır. Toplam 10 haftalık bir süre içinde araştırmanın uygulaması tamamlanmış, uygulama süresince tüm dersler atölyede kamera ile kayıt altına alınmıştır. Uygulama yapılan sınıfta, kavramsal sanat ile ilgili projeler tüm öğrencilerle gerçekleştirilmiş ve veriler toplanmıştır. Araştırmada uygulama 12 öğrenci ile gerçekleştirilmiş olup, iç örneklem yoluyla 6 odak öğrenci belirlenmiştir. Uygulama sonunda belirlenen 6 öğrenci ile yarı-yapılandırılmış görüşme yapılmış ve ses kayıt cihazıyla görüşmeler kaydedilmiştir. Araştırma sırasında veriler, ders video kayıtları, yarı-yapılandırılmış görüşmeler, öğrenci günlüğü, araştırmacı günlüğü, öğrenci ürünleri ve sosyal medya yazışmalarından elde edilmiştir. Uygulama sırasında karşılaşılan problemlere ve öğrencilerin ihtiyaçlarına göre yeni eylem planları programa dahil edilmiştir. Araştırmanın verileri tematik analiz yöntemi ile çözümlenmiş ve elde edilen bulgular araştırma sorularına göre yorumlanmıştır. Araştırmada ulaşılan önemli görülen sonuçlardan bazıları şunlardır: •Kavramsal sanat uygulamaları ile öğrencilerin, araştırma ve sorgulama sürecini yaşayarak çevrelerine karşı farkındalık geliştirdiği görülmüş, bu bağlamda kendi bireysel deneyimlerinin bilincine vardıkları anlaşılmıştır. •Bu araştırma ile öğrencilerin artık gördükleri nesneleri farklı bir gözle değerlendirdikleri, bunları sanatsal açıdan incelemeye başladıkları dolayısıyla sanatsal bakış açılarında değişim yaşadıkları görülmüştür. •Temel düzeyde araştırma yapma becerisi kazanan öğrenciler, okuma yapmaya yönelik davranışlarını olumlu yönde değiştirmişlerdir. •Öğrenciler kavramsal sanata ve günümüz sanatına olan uzak tavırlarını, bu konudaki ön yargılarını değiştirmişler ve anlamlandırma çabalarına girmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Sanat eğitimi, kavramsal sanat, güncel sanat eğitimi.
Geleneksel tasarım odaklı bir sanat eğitimi etkinliği
Bu araştırmanın amacı, sanat eğitiminin üretimsel, eleştirel, kültürel ve estetik boyutlarını göz önünde bulundurup geleneksel tasarımdan yola çıkarak öğrencilerin kendi halı tasarımlarını gerçekleştirmelerine imkan sunmak ve süreçte kullanılan gözlem, görüşme ve diğer veri toplama yöntemleri ile ulaşılan bulgularla görsel sanatlar alanına katkı sağlamaktır. Araştırmada bu temel amaçlar doğrultusunda geleneksel tasarım odaklı bir sanat eğitimi etkinliği hazırlanmıştır. Araştırmanın etkinlik süreci Eskişehir il merkezinde bir devlet ortaokulunda 6. Sınıfta bulunan 26 öğrenci ile yürütülmüştür. Etkinlik sürecinin uygulama süresi olan 5 hafta içerisinde ön fikir- son fikir, gözlem ve görüşme yöntemi kullanılarak, uygulama haftasında elde edilen çocuk resimleri, ders video kayıtları ve ses kayıtlarının yanında araştırmacı günlükleri ile veriler elde edilmiştir. Etkinlik sürecinin ilk haftasında öğrencilerin halı ile ilgili ifadeleri 'genellikle üzerine basıp geçilen bir ev eşyası', yani halının işlevselliğine işaret ederken, etkinliğin son haftasında halının tasarımsal özelliklerine dikkat çekerek halıyı 'bir sanat objesi' olarak gördüklerini ifade eden cümleler kullanmışlardır. Araştırma sonunda ulaşılan bulgulara göre etkinliğin öğrencilerin kültür, görsel kültür, halı, halı motifleri, hayvan figürlü halılar ve tasarım ile ilgili farkındalıklarına katkı sağladığı söylenebilir.
Gerçekçilik döneminin özelliklerine göre çocuk resminin biliçlendirme öncesi ve bilinçlendirme sonrası değerlendirilmesi
İnsanın yaratıcı güçlerinin ortaya çıkarılmasında sanat eğitiminin önemi büyüktür. Resim-İş Eğitimi, genel eğitimin bütünü içerisinde düşünülmekle beraber kendine özgü eğitim yasaları ve yöntemleri olan bir alandır. Çocuklar bu derste algılama, düşünme ve bedensel eylemlerinde katıldığı süreç içerisinde kendilerini ifade ederler. Bu nedenle Resim-İş eğitimi sadece boş zamanların iyi değerlendirilmesi gibi süsleyici bir işlevi olan etkinlik değildir. Gerçekleştirdiği endüstrileşme ile teknolojinin yarattığı yeni hayat biçiminin tutsağı olmak tehlikesi ile karşı karşıya olan çağımız insanı, gittikçe duyarlılığını yitirme endişesi içindedir. Bu nedenle çağımızı sadece araç-gereç dünyası olmaktan kurtarmalı ve sanatla zenginleştirerek eğitimin temel amaçlarından biri olması için çaba gösterilmelidir. Resim-İş dersleri sadece sanat eğitimi vermekle kalmaz, öğrencilerin tüm gelişimlerine (kişilik, ruhsal, bedensel vb.) yardımcı olur. Sanat yoluyla insanlar kişisel bütünlüğe kavuşurlar ve dolayısıyla toplumsal bütünlük sağlanmış olur. Bu neden ile sanat eğitiminde yapılan yöntem hataları kişilerin, dolayısıyla toplumun geleceğinden geri dönülmez sonuçlar doğurur. – Her çocuğun farklı algı, bilgi, sezgi, duygu dünyası ve geçmiş hayat tecrübesine sahip olduğu ve uygulamalarda bireysel farklılıkların gözönünde bulundurulduğu, – Öğrencinin kendini ifade edebilmede estetik değerlerden yararlanma yeteneğini kazandırarak çalışma yapılmıştır. Çizgi, biçim, doku, leke, yapı, mekan, renk gibi görsel sanat öğeleri ile denge, vurgu, ahenk, değişiklik, hareket, ritimi dereceleme, oran-orantı gibi sanatsal düzenleme ilkelerinin, seçilen etkinlik, önerilen yöntem ve teknikler eşliğinde, duyuşsal ve devinimsel kazanımlara yönelik uygulamalar içinde sezdirildiği, hissettirildiği, geliştirildiği ve pekiştirildiği bir öğrenme alanı alanı olduğu bilinciyle çocukların çalışmaları uygulanmış ve tamamlanmıştır. Çalışmalarda iyi-kötü kıstası aranmamıştır.
Sosyal paylaşım sitesi Facebook aracılığı ile gerçekleştirilen görsel kültür çalışmalarının ortaokul 3. sınıf öğrencilerinin resimsel anlatımlarına yansıması
Bu araştırmanın amacı, sosyal paylaşım ağı olan Facebook ile gerçekleştirilen görsel kültür çalışmasının ortaokul 3. sınıf öğrencilerinin resimsel anlatımlarına yansımasını belirlemektir. Sosyal ağ içinde görsel bombardımana maruz kalan çocuk, bu görselleri kendi resminde bilinçli ya da bilinçsiz olarak kullanabilmektedir. Facebook'un bu görsel çeşitliliği sağlayan sosyal medya araçlarından biri olduğu bilinmektedir. Bu görsel çeşitlilik görsel sanatlar eğitimi dersinde gerçekleştirilen uygulamalı çalışmalara olumlu bir biçimde yansıyabilir. Facebook üzerinden kapalı grup oluşturularak sanal sınıf ortamında görsel kültür çalışması yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda; sadece ortaokul 3. sınıf öğrencilerinin katılabileceği kapalı bir grup oluşturulmuştur. 26 Eylül 2013 tarihinde araştırmacı uygulama yapacağı sınıfın görsel sanatlar dersine girerek, uygulama için açılmış olan grup hakkında öğrencilere bilgi vermiş, paylaşımların sadece Picasso teması ile sınırlandırıldığı belirtmiştir. Gruba öğrencilerin üye olması araştırmacının kontrolünde gerçekleşmiştir. Uygulamaya 18 erkek, 12 kız olmak üzere 30 öğrenci ile başlanılmıştır. 30 Eylül - 6 Ekim 2013 tarihleri arasındaki bir haftalık süreç boyunca, Facebook üzerinden oluşturulan kapalı grup içerisinde Picasso ile ilgili bilgi, resim, video vb. paylaşımlar yapılmasına izin verilmiştir. Diğer hafta ise, Facebook' da ki paylaşımlardan yola çıkarak edindikleri görsel kültür kazanımları doğrultusunda resim yapmaları istenmiştir. Ayrıca araştırmanın amaçları doğrultusunda öğrencilerin uygulamaya ilişkin görüşlerini almak amacı ile yazılı doküman yoluyla görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır. Yapılan uygulama sonucunda, öğrenci resimleri ile Picasso resimleri iki alan uzmanı tarafından karşılaştırılarak analiz edilmiştir. Öğrencilerin uygulamaya yönelik görüşlerini almak amacı ile yazılı görüşme yapılmıştır. Öğrenci görüşleri belirlenen temalarla ilişkilendirilerek incelenmiş; tematik analiz yoluyla çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucuna göre; sosyal paylaşım ağındaki paylaşımlar öğrencilerin resimsel anlatımlarına yansıdığı görülmüştür. Öğrencilerin görsel kültür kazanımları hem yazılı görüşlerde hem de yaptıkları resimlerde görülebilmektedir. Dolayısıyla, öğrencilerin görsel kültürünün geliştiği sonucuna varılabilir. Öğrencilerle yapılan yazılı görüşmeler sonucunda, hem görsel kültür konusunu inceleme hem de bu konuyu kendi bakış açıları ile yorumlayarak anlamaya çalışma eğilimleri görülmüştür. Sosyal paylaşım ağı üzerinden gerçekleştirilen görsel kültür çalışmaları sırasında araştırmacı, uygulama süresince öğrencilerin konu ile ilgili paylaşımlarına olumlu dönütler vermeye özen göstermiştir. Bu bağlamda uygulamanın öğrenciler açısından hem eğlendirici hem de öğretici olduğu söylenilebilir. Ayrıca öğrenciler sosyal paylaşım ağı üzerinden işlenen dersi geleneksel sınıf anlayışından farklı bulmuşlardır. Anahtar Kelimeler: Medya, Facebook, Görsel Kültür, Sanat Eğitimi
Görsel sanatlar öğretmeni yetiştirmede görsel kültür eğitimine yönelik bir eylem araştırması
Teknolojik gelişmelerle birlikte görsel uyarıcıların ön plana çıktığı günümüz dünyasında, imgelerin, teknolojinin olanaklarıyla yeniden üretimi, sosyal yaşamı olduğu kadar sanatı, sanatın anlamını ve üretimini de değiştirip dönüştürmektedir. Görüntüleme teknolojilerinin yaşamsal deneyimlerde olduğu kadar sanat alanında kazandığı önem, bu alanları görsel kültür çalışmaları yoluyla inceleme gereği doğurmuştur. Bu anlamda yakın zamanda sanat eğitimi alanındaki teorik tartışmalar, eleştirel pedagoji ve disiplinlerarasılık gibi paradigmalarla ilişkilendirilen görsel kültür egitiminin sanat eğitimine dahil edilmesine odaklanmaktadır. Bu araştırmanın; sanat, eğitim, kültür, toplum, yeni teknolojiler ve medyalar arasında varolan bağlantıları ortaya çıkarmak ve önemini vurgulamak açısından önem taşıyacağı düşünülmektedir. Araştırmada, bu bağlantıların, günümüzde Görsel Sanatlar Eğitiminin geleneksel bağlarının yanısıra yeni bir eğilim olarak ortaya çıkan, teori ve pratiği birleştiren görsel kültür çalışmaları yoluyla öğretilmesine yönelik etkinlikler hazırlanmaya çalışılmıştır. Alanyazında konuyla ilgili araştırma ve kaynakların yetersizliği dolayısıyla bu araştırma bir çok açıdan önem taşımaktadır. Sanat eğitimi veren kurumlarda, diğer disiplinlere de açılımı sağlayacak doğrultuda, sosyo-kültürel alan ve çeşitli medyalar ile gerçekleşen gündelik görsel deneyimleri içeren, eleştirel bir yaklaşımı sağlayacak herhangi bir ders içeriği yeterince bulunmamaktadır. Görsel kültür çalışmalarının sanat eğitimine nasıl dahil edilebileceğini belirlemeyi amaçlayan bu araştırmada, eylem araştırması deseni kullanılmıştır. Araştırmacının Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü'nde Araştırma Görevlisi olmasından dolayı araştırmanın ortamını Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Resim Anasanat Atölye dersinde oluşmuştur. Araştırmanın katılımcılarını 2012-2013 öğretim yılı Güz ve Bahar Döneminde, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü'nde Resim Anasanat Atölye dersini alan 12 dördüncü sınıf öğrencisi ve bu dersi yürüten öğretim elemanı oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, 1 Ekim 2012 – 4 Nisan 2013 tarihleri arasındaki 11 haftalık sürede 44 ders saatinde yapılandırılmıştır. Araştırmada, dersin video kayıtları, araştırmacı günlüğü, öğrenci günlükleri, yarı yapılandırılmış görüşmeler, öğrencilerin sanatsal çalışmalarını içeren döküman incelemesi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri içerik analizi yöntemi kullanılarak çözümlenmiş, elde edilen bulgular araştırma soruları çerçevesinde yorumlanmıştır. Sonuçlardan yola çıkarak uygulamaya ve daha sonraki araştırmalara yönelik öneriler geliştirilmiştir. Araştırmada ulaşılan sonuçlardan önemli görülen bazıları şu şekildedir: • Görsel kültür çalışmaları ile öğrencilerin, imajların sosyal ve kültürel işlevlerine karşı farkındalık geliştirdikleri, eleştirel yorumlarda bulundukları ve bu bağlamda günlük deneyimlerinden faydalandıkları görülmüştür. • Bu araştırma ile öğrencilerin sosyal içerikli konuları sanatsal bir bakış açısıyla sorguladıkları ve bu anlamda hem çağdaş sanat üretimi hem de sosyal konulara karşı farkındalık kazandıkları görülmüştür. • Öğrencilerin okuma ve araştırma yapmaya karşı olan önyargılarını zamanla kırdıkları görülmüştür. • Öğrenciler, görsel kültür çalışmalarının onlara gelecekteki öğretmenlik deneyimlerinde fayda sağlayacağını belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Sanat Eğitimi, Görsel Kültür, Eleştirel Pedagoji, Disiplinlerarası Öğrenme.
2005 yılı ve sonrasında kurulan resim bölümlerinde eğitim-öğretim sürecine ilişkin öğretim elemanı ve öğrenci görüşleri
Güzel Sanatlar Fakülteleri ülkemiz sanatının gelişimini sağlayan yükseköğretim kurumlarıdır. Bu kurumlarda yaşanacak her türlü gelişme ülkemiz sanatının gelişimine yansıyacaktır. Güzel Sanatlar Fakülteleri Resim Bölümlerinin olumlu yönde gelişim göstermesi ise bölümlerde yapılacak araştırmalarla gerçekleşir. Bu araştırmanın amacı, 2005 yılı ve sonrasında kurulan Resim Bölümlerindeki eğitim-öğretim sürecine ilişkin bölüm başkanları, öğretim elemanları ve öğrencilerin görüşlerini belirlemektir. Araştırmada nicel ve nitel veri toplama yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma yöntemden yararlanılmıştır. Bu bağlamda; geliştirilen veri toplama aracı örneklemde yer alan 22 öğretim elemanı ve 192 öğrenci ile uygulanmış, 5 bölüm başkanı ile de yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen nicel veriler SPSS paket programı ile frekans (f) ve yüzdelik dağılımları (%) göz önüne alınarak, nitel veriler ise betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Elde edilen bulguların değerlendirilmesi sonucu, Resim Bölümlerinin eğitim-öğretim sürecinde ve fiziki koşullarında çeşitli eksikliklerin yer aldığı tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Sanat Eğitimi, Resim Bölümü, Eğitim-Öğretim Süreci, Fiziki Koşullar
The investigation of visual culture practices focused on social network on visual art teaching
It is possible to mention a world that various, complex and innumerable images take place in where communication mediums and environments rapidly advanced in paralel with technologic developments. Individuals need to understand the surrounding images and their rational, sensual, and conceptual structures to be able to understand, judge and change this world. In accordance with this necessity, the development of critical thinking skills and interpretive attitude become more important provided by and art education approach focused on of visual culture. Within this scope, the purpose of this research is to determine how social network-focused visual culture studies can be developed and implemented in studio courses in the curriculum of Fine Arts High Schools. This research was designed as an action research and implemented in Drawing course in the first 4 weeks of Fall semester in 2015-2016 academic year, and 2D Fine Arts Studio course in the following 10 weeks. The data of the research were collected in a period of 14 weeks, between the dates of October 8, 2015 and January 18, 2016. The participants of the study were nine 11th grade students who attended the social network oriented visual culture practices in these two courses and the researcher herself as the instructor the activities. The data of the research were collected through the researcher's reflective journals, video recordings of the course sessions, students' reflective journals, semi-structured interviews, document reviews and WhatsApp. Reseacrch data were analyzed in content analysis through using NVivo Pro 11. There are five themes attained in the context of the research findings; 'The Perception of Visual Culture', 'The Process of Development of Visual Culture Practices', 'The Usage of Social Network', 'The Learning Outcomes of Visual Culture', and 'Opinions Related to Visual Culture Practices'. Keywords: Visual culture, Social network, Visual arts education, Critical pedagogy.
Güzel sanatlar eğitiminde kinetik tipografi öğretimine yönelik eylem araştırması
Görsel iletişim konusu olan tipografinin, güncel tasarım ortamlarından video üzerinde, zaman içerisinde görüntüsü değişecek biçimde tasarlanmasıyla kinetik tipografi oluşmaktadır. Belirli bir süre öncesine kadar hareketli her yazıya kinetik tipografi tanımı yapılmıştır. Ancak yıllar içinde kinetik tipografi, bu tanımın ötesinde çeşitli nitelikleri gelişen teknolojiler aracılığıyla kapsamına almıştır. Bu kapsamın öğretiminin, öğrencilerin yeni medyayı tanıması adına önemli olduğu saptanmıştır. Bu araştırmada, öğrencilerinin kinetik tipografi uygulaması gerçekleştirmeleri, alana ilişkin bilgi ve deneyim kazanmaları ve bu sürecin ifade biçimlerine olan etkisini ortaya koymak amaçlanmaktadır. Araştırma uygulaması, 2015-2016 öğretim yılı bahar döneminde Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Görsel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim-İş Öğretmenliği Programı'nda eğitim gören 3. Sınıf Grafik Tasarım anasanat öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma, 23 Şubat-22 Mart 2016 tarihleri arasındaki 4 haftalık süreçte uygulanmıştır. Çalışma 16 öğrenci ile yapılmış ve 6 odak öğrenci belirlenmiştir. Belirlenen 6 odak öğrenciyle uygulama sonunda yarı-yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma, nitel araştırma modeli olan eylem araştırması ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri, öğrenci bilgi formu, ders video kayıtları, doküman incelemesi, araştırmacı günlüğü, öğrenci günlükleri, yarı-yapılandırılmış görüşmeler ve sosyal medya yazışmaları aracılığıyla elde edilmiş ve tematik analiz yoluyla değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda, öğrencilerin uygulama öncesi ve sonrasında gösterdikleri yaklaşımlardaki değişimler, kazandıkları bilgi ve deneyim, uygulama süreci ile birlikte yaşanan sıkıntılar ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Tipografi, Kinetik tipografi, Sanat eğitimi, Eylem araştırması
Tasarım eğitiminde workshop etkinlikleri üzerine bir durum çalışması
Bilgi çağı, küreselleşme, kültürlerarası geçişlerin hızlanması, hızlı değişimlerin insanlar üzerinde yarattığı psikolojik baskı, katlanarak artan bilginin hala dikleşmeye devam eden eğrisi, eskiden ayrıcalıklı bir meslek sınıfına ait olan bir dizi uygulamanın artık neredeyse herkes tarafından kolaylıkla benimsenebilmesi, bizi geliştirecek olan anlamlı bilgilerden popüler olana sürüklenmemiz, tasarımda aynılaşma, tasarım eğitiminin bilgisayarla özdeşleştirilmesi, yaratıcılığı destekleyecek tasarım adımlarının atlanması, ezberci bir orta öğretim sisteminden gelen ve diploma almaya odaklı öğrenci profili ve dört yıllık eğitime sığdırılamayan meslek eğitimi gibi pek çok problemi beraberinde getirmiştir. Bu problemler karşısında endüstriyel çağdan kalma eğitim sistemi yetersiz kalmaktadır. Bilgi çağında eğitimin sistemi; esnek, deneysel, deneyim temelli, problem çözme becerisi kazandıran, bilgiyi değil bilgiye ulaşmayı öğreten, disiplinlerarası ve eleştirel yapıda olmalıdır. Ancak bu özelliklerin tamamının sadece örgün eğitim sistemi ile kazandırılamayacağı pek çok eğitimci tarafından kabul görmüştür. Bilgi çağında, bir tasarımcının sahip olmasını beklediğimiz özelliklerin bazıları ancak yaygın eğitim ortamlarında kazandırılabilir. Bu araştırma kapsamında workshop etkinliklerinin eğitim sistemine entegre edilmesi ve etkin bir şekilde kullanılması gerektiği savunulmaktadır. Anahtar Sözcükler: Workshop, Tasarım eğitimi, Bilgi çağı, Yaygın eğitim, Grafik tasarım.
Türkiye'de batılılaşma hareketlerinin piyano müzik eğitimine etkisi tarihsel bir yaklaşım
Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinden itibaren başlayan ve Cumhuriyet ile ivme kazanan Batılılaşma hareketleri, Türkiye'nin sosyo-kültürel ve eğitimsel yapısında köklü değişimler yaratmış; bu dönüşümün en belirgin yansımalarından biri de müzik ve piyano eğitimi alanında görülmüştür. Bu araştırmanın amacı; Türkiye'de 1839 Tanzimat Fermanı ile başlayan ve günümüze kadar uzanan Batılılaşma hareketlerinin, piyano müzik eğitimi üzerindeki pedagojik ve kurumsal etkilerini tarihsel bir perspektifle incelemektir. Piyanonun, Tanzimat'tan Cumhuriyet devrimlerine, çok partili dönemden neo-liberal politikalara kadar uzanan sosyo-politik dönüşümlerle iç içe geçmiş köklü bir eğitim olgusu olarak ele alınması, araştırmanın önemini oluşturmaktadır. Nitel araştırma yaklaşımlarına dayalı tarihsel araştırma modelinde tasarlanan çalışmada, veri toplama ve analiz aracı olarak "doküman analizi" tekniği kullanılmıştır. Alanyazındaki resmî belgeler, akademik kitaplar, makaleler ve lisansüstü tezler incelenerek; piyano eğitiminin gelişimi 1839-1923, 1923-1950, 1950- 1980 ve 1980-2025 olmak üzere dört temel dönem üzerinden kronolojik ve tematik olarak sentezlenmiştir. Araştırma bulgularına göre; birinci dönemde; piyano, sarayda ve mekteplerde bir Batılılaşma sembolü olarak girmiş, geleneksel meşk sisteminden nota sistemine geçilmiştir. İkinci dönemde; Erken Cumhuriyet'in "Milli Musiki" hedefiyle çağdaş ulus inşasının stratejik ve ideolojik bir taşıyıcısı olmuştur. Üçüncü dönemde; popüler kültürün yükselişiyle birlikte piyano eğitimi, devlet eliyle akademik kurumlara çekilmiştir. Son dönemde ise; neo-liberalizm ve dijitalleşmenin etkisiyle piyano eğitimi, devlet tekelinden büyük ölçüde çıkarak informel ve küresel bir ağa entegre olmuştur. Sonuç olarak; Batılılaşmanın veya Türk modernleşmesinin önemli bir göstergesi olan piyano eğitimi; devletin "yukarıdan aşağıya" dikte ettiği ideolojik bir proje olarak başlamış, zamanla kurumsallaşmış ve süreçle teknoloji tabanlı, bireysel ve uluslararası akademik standartları yakalamış bir eğitim disiplinine evrilmiştir.
Geleneksel Türk müziği öğelerinin flüt eğitiminde kullanılmasına yönelik bir model önerisi
Bu araştırmanın amacı, Geleneksel Türk Müziği öğeleri kullanılarak önceden belirlenmiş temel flüt tekniklerinin öğretimine yönelik bir program oluşturmak ve bu programın öğrenci başarısı üzerindeki etkisini tespit etmektir.Araştırma kapsamında ilk önce Klasik Batı Müziği çalgı eğitimi alan öğrencilere, durum değerlendirmeye yönelik bir anket çalışması yapılmıştır. Bu anket çalışmasında öğrencilerin kişisel bilgilerine, müzik ve çalgı eğitimlerine ve Geleneksel Türk Müziği öğelerinin çalgı eğitiminde kullanılma durumuna ilişkin sorular yer almıştır. Daha sonra Klasik Batı Müziği çalgı eğitimi veren öğretim elemanları ile araştırmanın problemine ve amaçlarına zemin hazırlayacak verileri elde etmek için ?Standartlaştırılmış Açık Uçlu Görüşme? yapılmıştır. Bu görüşmeden elde edilen veriler içeriklerine göre kodlanarak analiz edilmiştir.Araştırmanın ikinci aşamasında önceden belirlenmiş olan 14 temel flüt tekniğine yönelik, Geleneksel Türk Müziği öğeleri içeren çalışmalar yazılmıştır. Her teknik için yazılan 4 farklı çalışma, farklı kapsamlarda ve seviyelerdedir. Hüseyni makamı dizisinde yazılan bu çalışmalar basit birleşik ve aksak ritimler içermektedir. Yazılmış olan bu etütler, alanında uzman ve 10 kişiden oluşan bir uzman grubuna gönderilerek çalışmanın amacı ve etütler ile ilgili detaylar anlatılmış her bir teknik için görüşlerini rapor etmeleri istenmiştir. Uzmanlardan gelen raporlar araştırmacı tarafından belirlenen kategoriler çerçevesinde kodlanarak içerik analizi yapılmıştır.Araştırmanın son aşamasında deneysel yöntem kullanılmıştır. Deney ve kontrol grupları oluşturularak, deney grubuna Geleneksel Türk Müziği öğeleri içeren öğretim programı, kontrol grubuna ise geleneksel flüt öğretim programı uygulanmıştır. Uygulama öncesi temel flüt tekniklerine göre düzenlenen eser, öntest ve sontest parçası olarak her iki gruba da çaldırılmıştır.Öntest ve sontest değerlendirmeleri alanlarında uzman 10 kişi tarafından, hazırlanmış olan performans değerlendirme ölçeği ile değerlendirilmiş, değerlendirme sonuçları da Non-Parametrik Wilcoxon Testi ve Man whitney U testi ile analiz edilmiştir.Araştırma sonunda, Geleneksel Türk Müziği öğeleri içeren öğretim programının, belirlenen flüt tekniklerin öğretilmesinde etkili olduğu ortaya çıkmıştır.
Koro eğitiminde yapılandırmacı yaklaşımın tutum, öz-yeterlik algısı ve akademik başarıya etkisi
Bu araştırmanın amacı; bir öğrenme kuramı olarak yapılandırmacı yaklaşımın, Müzik Öğretmenliği Programı öğrencilerinin yedi yarıyıl boyunca aldıkları ?Koro? dersine yönelik tutum, öz-yeterlik algısı ve akademik başarılarında ne ölçüde etkili olduğunu tespit etmektir. Araştırmanın yürütülmesinde kontrol gruplu öntest- sontest deneysel araştırma modeli kullanılmıştır. Buna göre araştırmanın çalışma grubunu; İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Öğretmenliği Programı 2010?2011 Eğitim-Öğretim Yılı, Bahar Yarıyılı 2.sınıf (n=30) öğrencileri oluşturmuştur.Araştırmada veri toplama aracı olarak, Tutum, Öz-yeterlik Algısı, Akademik Başarı Ölçeği ve Uzman Görüşü Alma Formu kullanılmıştır. Buna göre öğrenciler; 2010?2011 Eğitim-Öğretim Yılı, Güz Yarıyılı, ?Koro II? dersinde aldıkları akademik başarı puanlarına göre eşleştirme yoluyla denklik gruplarına ayrılmış, deney ve kontrol grupları oluşturulmuştur. Araştırmacı tarafından sekiz hafta ve haftada dört ders saati süresince, deney grubuna (n=15) yapılandırmacı (öğrenci merkezli), kontrol grubuna (n=15) ise geleneksel (öğretmen merkezli) koro eğitimi verilmiştir. Araştırma verilerinin analizi için nonparametrik testlerden faydalanılmış; bu testlerin istatistiksel çözümleri, SPSS.17 paket programıyla yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda;(a)Yapılandırmacı yaklaşıma dayalı koro eğitimi verilen deney grubuyla, geleneksel yaklaşıma dayalı koro eğitimi verilen kontrol grubunun Öz-yeterlik Algısı Ölçeği sontest puanları arasında p<.05 anlamlılık düzeyinde deney grubu lehine farklılaşma olduğu ancak Akademik Başarı sontest puanları arasında ve Tutum Ölçeği sontest puanları arasında (p>.05) anlamlılık düzeyinde bir farklılaşma olmadığı,(b)Yapılandırmacı yaklaşıma dayalı koro eğitimi verilen deney grubunun Tutum Ölçeği öntest-sontest puanları arasında sontest lehine farklılaşma olduğu ve Öz-yeterlik Algısı Ölçeği öntest-sontest puanları arasında sontest lehine farklılaşma olduğu ancak Akademik Başarı Ölçeği öntest-sontest puanları arasında anlamlı bir farklılaşma olmadığı,(c)Geleneksel yaklaşıma dayalı koro eğitimi verilen kontrol grubunun Tutum, Öz-yeterlik Algısı ve Akademik Başarı Ölçeği öntest-sontest puanları arasında anlamlı bir farklılaşma olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır.Anahtar kelimeler: koro, koro eğitimi, yapılandırmacı yaklaşım, tutum, öz-yeterlik algısı, akademik başarı
Müzik eğitiminin ortaöğretim öğrencilerinin şiddet eğilimlerine etkisi
Bu araştırmanın amacı; ''15?18 yaş aralığında yer alan, öğrenim gördüğü ortaöğretim kurumunda müzik eğitimi almış ve almamış olan lise öğrencilerinin şiddet eğilimleri üzerinde Müzik Eğitimi'nin etkisi var mıdır?'' sorusuna cevap aramaktır.Bu çalışma; bağımlı değişken olarak öğrencilerin şiddet eğilimlerinin, bağımsız değişken olarak öğrencilerin okul türü, müzik eğitimi ve müzik yaşantı durumlarının test edildiği bir çalışmadır.Bu çalışma; yoğun müzik eğitimi alan Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi Müzik Bölümü öğrencileri ile yoğun müzik eğitimi almayan Genel Lise öğrencilerinin şiddet eğilim düzeyleri ile müzikal yaşantıları arasındaki ilişkinin araştırılması sonucunda elde edilen bulguların; milli eğitim sistemi, okul yapılanması, gelecekte yapılacak çalışmalara ışık tutması ve barış temelli bir toplum oluşması amacında kullanılabilirliği bakımından önem taşımaktadır.Araştırmada İstanbul, İzmir, Mersin, Ankara, Trabzon, Erzincan, Adıyaman illerinde 2010-2011 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören güzel sanatlar ve spor liselerinin müzik bölümü ve genel lise 9, 10, 11, 12. sınıf öğrencilerine Müzik Yaşantısı Anketi ve Şiddet Eğilim Ölçeği uygulanması ile gerekli veriler elde edilmiştir.Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Türkiye ortaöğretim kurumlarından Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi (GSSL) müzik bölümü öğrencileri ile Genel Lise öğrencileri arasındaki şiddet eğiliminin ölçüldüğü ve müzik eğitiminin öğrencilerin şiddet eğilimlerine etkisini ortaya koymak üzere yapılan bu çalışma, İlişkisel Tarama modeline uygun bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini, Türkiye'de 2010?2011 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören 89 Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi Müzik bölümü öğrencileri (5800 öğrenci) ile 3327 Genel Lise (2002076 öğrenci) öğrencileri oluşturmaktadır (Milli Eğitim İstatistikleri, Örgün Eğitim, 2011).Araştırmanın örneklemini 2010?2011 eğitim-öğretim yılında eğitim-öğretim yürüten, Türkiye'nin yedi farklı bölgesinde yer alan 7 güzel sanatlar lisesi müzik bölümü öğrencileri ile aynı illerde yer alan 7 genel lise öğrencileri oluşturmaktadır. İllerin ve okulların belirlenmesinde seçkisiz (basit, tesadüfî) örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Seçkisiz örneklemde temel alınan birimlerin örneklem için seçilme olasılıkları eşittir (Büyüköztürk, Çakmak, Akgün, Karadeniz, Demirel, 2011: 99).Örneklem hesaplanırken Karatay (2007) tarafından verilmiş olan örneklem hesaplama formülü kullanılmış ve elde edilen sonuçlar, Karatay tarafından verilmiş olan evren-örneklem tablosundaki + 5% hata payı ile alınabilecek örneklem sayıları ile karşılaştırılmıştır.Veri toplama aracı olarak; Göka, Bayat, Türkçapar, tarafından 1995 yılında Milli Eğitim Bakanlığı adına yapılan `'Orta öğrenim kurumunda okuyan öğrencilerin saldırganlık ve şiddet eğilimleri'' kullanılmak üzere geliştirilmiş ve 1997 yılında Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu tarafından yapılmış olan `'Aile içinde ve toplumsal alanda şiddet `' başlıklı çalışmada kullanılmak üzere Göka ve Bayat tarafından yeniden değerlendirilerek temel yapısı bozulmadan geliştirilen Şiddet Eğilim Ölçeği (Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu, 1998) ve araştırmacı tarafından geliştirilmiş Müzik Yaşantısı Anketi kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 17.00 programı kullanılmıştır.Araştırma sonucunda Genel Lise öğrencilerinin şiddet eğilimi düzeylerinin, Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi Müzik Bölümü öğrencilerinin şiddet eğilimi düzeylerine göre daha yüksek olduğu, ilköğretimde alınan müzik eğitiminin her iki okul öğrencilerinin şiddet eğilimleri üzerinde etkisi olduğu, ortaöğretimde alınan müzik eğitimi yoğunlaştıkça öğrencilerin şiddet eğilim düzeylerinin düştüğü görülmüştür. Ortaöğretimde alınan müzik eğitimi okul türlerine göre değerlendirildiğinde; öğrencilerinin şiddet eğilimleri üzerinde her hangi bir etkisinin olmadığı, okul dışında alınan özel müzik eğitiminin genel lise öğrencilerinin şiddet eğilimleri üzerinde etkisinin olduğu ve özel müzik eğitimi alma durumu arttıkça şiddet eğilim düzeyinin düştüğü bulunmuştur. Özel müzik eğitiminin GSSL Müzik Bölümü öğrencilerinin şiddet eğilimleri üzerinde ise her hangi bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Müzik kültürü durumunun öğrencilerin şiddet eğilimleri üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu ve müzik kültürü arttıkça şiddet eğilim düzeyinin düştüğü görülmüştür. Öğrencilerin dinledikleri müzik türlerinin de şiddete eğilimlerini etkilediği, içeriğinde umutsuzluk öğesini yoğun olarak barındıran Arabesk müzik dinleyenlerin şiddet eğilimlerinin yüksek olduğu ve bu müzik türünün ağırlıklı olarak Genel Lise öğrencileri tarafından dinlendiği sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin müzik eğitimi alma ihtiyacı durumunun GSSL Müzik bölümü ile Genel Lise öğrencilerinin şiddet eğilimleri üzerinde etkisinin olduğu, ayrı ayrı okul türlerine göre ise anlamlı etkisinin olmadığı görülmüştür. Sınıf durumu değişkenine bağlı olarak bakıldığında, Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi öğrencilerinin sınıf durumlarının şiddet eğilimi düzeyini etkilemediği, Genel Lise öğrencilerinde ise sınıf durumlarının, şiddet eğilimi düzeyleri üzerinde anlamlı bir fark oluşturduğu ve 9. sınıf öğrencilerinin şiddet eğilimi düzeylerinin 12. sınıf öğrencilerinin şiddet eğilim düzeylerine göre düşük olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Şiddet, Şiddet Eğilimi, Sanat Eğitimi, Müzik Eğitimi, Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi, Genel Lise.
İmge kullanımının okul şarkılarının öğretimindeki başarıya etkisi
Bu araştırmanın amacı; imge kullanımının okul şarkılarının öğretiminde ne ölçüde etkili olduğunu tespit etmektir. Bu amaçla araştırmada yöntem olarak kontrol gruplu öntest- sontest deneysel araştırma modeli kullanılmıştır. Buna göre araştırmanın çalışma gruplarını; Malatya İlinde Milli Eğitim Bakanlığı ?Ali Rıza Aydos?, ?Şehit Asteğmen Feyzullah Taşkınsoy?, ?Emine Nezihe Parlak? ve ?Gazi? İlköğretim Okulları, 4.sınıf (n=120) öğrencileri oluşturmuştur.Araştırmada veri toplama aracı olarak, öğrenci kişisel bilgi toplama formu, öntest-sontest değerlendirme ölçeği ve imge destekli okul şarkıları öğretiminde kullanılan bilişsel ölçme formları kullanılmıştır. Buna göre öğrenciler; 2011?2012 Eğitim-Öğretim Yılı, Güz Yarıyılında dört ilköğretim okulunda deney ve kontrol gruplarına ayrılarak araştırmacı tarafından altı hafta ve haftada iki ders saati süresince, deney grubuna (n=60) imge destekli, kontrol grubuna (n=60) ise MEB müfredat programında yer alan tekniklere dayalı okul şarkıları eğitimi verilmiştir.Araştırmada deney gruplarında kullanılmak üzere, görsel ve işitsel algıların imgelem yoluyla desteklenerek aktif bir öğrenme sağlamayı amaçlayan, her bir okul şarkısının içeriği ile doğrudan bağlantılı animasyon ve videolar hazırlanmıştır. Bu amaçla, ilk olarak hazırlanan video ve animasyonlarda, okul şarkılarının sözel imgelerini temsil eden video görüntüleri ile resimler belirlenmiştir. İkinci sırada ise okul şarkılarına ait işitsel imgelerin, şarkı notalarının çoksesli bir dokuya dönüştürülmesi yoluyla zenginleştirilerek Logic Studio programında dikkat çekici bir hale getirilmesi sağlanmıştır. Son aşamada ise hazırlanan görsel ve işitsel imgeler, Flash CS5 animasyon programında bir araya getirilerek okul şarkıları öğretiminde kullanılacak eğitim-öğretim materyalinin hazırlanma aşaması tamamlanmıştır.Kontrol gruplarında ise geleneksel okul şarkıları öğretim yöntemlerinden ?kulaktan şarkı öğretimi? kullanılmıştır.Araştırma verilerinin analizleri SPSS.17 paket programıyla yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda;a)İmge destekli okul şarkıları öğretiminde dayalı okul şarkıları eğitimi verilen deney grubuyla, geleneksel okul şarkıları öğretimine dayalı okul şarkıları eğitimi verilen kontrol grubunun öntest-sontest değerlendirme ölçeği, sontest puanları arasında tüm okullarda p<.05 anlamlılık düzeyinde deney grubu lehine farklılaşma olduğu sonucuna ulaşılmıştır.b)Öntest-sontest toplam puanları ANOVA sonuçlarına bakıldığında, Demografik değişkenlerden dinlediği müzik türü sayısı, aile aylık gelir düzeyine ve anne meslek durumuna göre anlamlı farklılıkların olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.
Halk türkülerinin sistematik olarak piyano eğitiminde kullanılması
Bu araştırmanın amacı, lisans düzeyinde piyano eğitimi gören öğrencilere yönelik piyano için yazılmış özgün makamsal etütlerin, öğrencilerin piyano için düzenlenmiş türküleri çalma becerilerinin geliştirilmesindeki etkisini araştırmaktır. Bu nedenle araştırmada gerçek deneme modellerinden öntest-sontest kontrol gruplu model kullanılmıştır.Araştırmaya literatür taraması ile başlanmıştır. Uzmanların görüşleri doğrultusunda Türk Halk Müziği repertuarından seçilen üç türkü lisans öğrencilerinin teknik seviyelerine uygun olarak düzenlenmiştir. Daha sonra bu üç türkünün makamına yönelik üç özgün makamsal etüt geliştirilmiştir.Araştırmanın deneysel evresinde akademik piyano başarı notları esas alınarak birbirine denk deney (12 öğrenci) ve kontrol (12 Öğrenci) grupları oluşturulmuştur. Deneysel çalışmanın ilk aşamasında öğrencilerin üç türküye ilişkin yarım saatlik deşifre performanslarının video kayıtları (Öntest) alınmıştır ve üç uzmana değerlendirilmek üzere videolar verilmiştir. İkinci aşamada, deney ve kontrol grupları farklı eğitim yöntemleri ile 8 hafta boyunca çalıştırılmıştır. Üçüncü ve son aşamada ise tüm grup öğrencilerinin türküyü çalma performansları tekrar video kaydına (Sontest) alınıp üç uzmana verilmiştir. Daha sonra üç uzman tarafından öğrencilerin performansları için verilen puanlar ile elde edilen verilerin analizi için SPSS 17.0 paket programı kullanılmış; sonuçların elde edilmesi aşamasında Mann-Whitney U, Wilcoxon İşaretli Sıralar testlerinden yararlanılmıştır.Araştırmanın sonunda hazırlanan makamsal etütler ile çalışan deney grubu öğrencilerinin kontrol grubu öğrencilerinden, türküyü çalma becerisi açısından daha başarılı oldukları sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Sözcükler: Piyano Eğitimi, Makamsal Etüt, Türkü, Türk Halk Müziği
Güzel sanatlar ve spor liseleri keman ders kitaplarında yer alan süslemelerle ilgili öğrencilerin bilgi ve beceri düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Güzel Sanatlar ve Spor Liseleri (GSSL) keman ders kitaplarında yer alan süslemelerle ilgili öğrencilerin bilgi ve beceri düzeylerini ortaya çıkarmak ve GSSL' nde yürütülmekte olan keman derslerinin süslemeler konusu açısından daha işlevsel bir yapıya ve işlerliğe kavuşturulmasına katkıda bulunmaktır. Araştırmanın yürütülmesinde betimsel yönteme dayalı bir desen kullanılmıştır. Veri toplamak amacı ile literatür tarama, anket ve bilgi testi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Ankara, Balıkesir, İstanbul, İzmir, Muğla, Samsun, Malatya, Gaziantep, Mersin, Hatay ve Diyarbakır illerinde bulunan GSSL 11. ve 12. sınıflarda öğrenim gören 168 keman öğrencisi oluşturmaktadır.Çalışma örneklemini oluşturan GSSL' nin rastlamsal şekilde belirlenmesinde, okulların mezun vermiş, farklı coğrafi bölgelerden ve keman ders kitaplarını kullanıyor olmaları göz önünde tutulmuştur. Ankette, kişisel bilgilerle ilgili 6, süslemelerle ilgili öğrencilerin yeterlilik düzeylerinin belirlenmesine ilişkin 19 kapalı uçlu, 1 açık uçlu soru; bilgi testinde ise, süslemelerin açılımlarıyla ilgili 10 bilgi sorusu olmak üzere toplam 36 soru vardır. Süslemelerle ilgili öğrencilerin yeterlilik düzeylerinin belirlenmesine ilişkin kapalı uçlu 19 soru için ?hiç (1), çok az (2), kısmen (3), büyük ölçüde (4), tamamen (5), şeklinde 5'li seçenekler yer almaktadır. Elde edilen verilerin istatistiksel çözümlemeleri için SPSS 17.0 paket programından yararlanılarak, tanımlayıcı istatistiksel metotlar (sayı, yüzde, ortalama, standart sapma), hipotez testleri olarak parametrik testlerden T-Testi, One-Way Anova testi kullanılmış ve korelasyon analizleri yapılmıştır.Araştırmada yapılan çözümlemeler sonucunda, keman eğitimi ders kitaplarında, 11. sınıflarda öğretimine başlanan tril, çarpma (uzun çarpma- kısa çarpma), mordan (alt mordan- üst mordan), grupetto ve vuruş sonrası süsleme notalarının kullanıldığı belirlenmiştir. Uygulanan bilgi testiyle, öğrencilerin süslemelerin açılımlarıyla ilgili bilgi düzeyleri, uygulanan anket tekniğiyle de öğrencilerin süslemelerle ilgili yeterlilik düzeyleri tespit edilmiştir.Araştırmada, öğrencilerin büyük bir kısmının, süsleme sembol ve işaretlerinin açılımını bilmedikleri, tarihçesi hakkında bilgi sahibi olmadıkları, süslemelerden özellikle üst mordan, alt mordan ve grupetto sembollerini yeterince seslendiremedikleri, süslemeleri seslendirirken ajilite (çalma hızı) ve sol ellerinde kasılma gibi problemler yaşadıkları ortaya çıkmıştır.Bu bulgular göz önünde bulundurularak, GSSL' ndeki keman eğitiminin içerisinde yer alan süslemelere ilişkin konuların ve öğretim yöntemlerinin gözden geçirilmesi ve düzenlenmesine dikkat çekilmiş, konu ile ilgili çalışmalar yapılması hususunda önerilerde bulunulmuştur.
Piyano eğitiminde rubrik ile geleneksel ölçme-değerlendirme yöntemlerinin karşılaştırılması: İnönü Üniversitesi örneği
Bu araştırmanın amacı, piyano performanslarının ölçülmesinde komisyonun ortak kararı ile verilen puanlarla, rubrik puanlarının karşılaştırılmasıdır.Yarıyıl sonu sınavlarında piyano performansını ölçmek amacıyla oluşturulan komisyonlarda fakülte bazında 4'er öğretim elemanı yer almış ve her fakülteden rastlantısal olarak seçilen 16 öğrencinin performans düzeyleri komisyonun ortak kararı ile belirlenmiştir. Komisyon puanlaması ile eşzamanlı olarak, öğretim elemanları öğrenci performanslarını, araştırma kapsamında hazırlanan rubrik ile ölçmüş; elde edilen veriler araştırmanın amaçları doğrultusunda SPSS paket programı ve konu alanı uzmanının yardımıyla analiz edilmiştir.İki ayrı fakültede, farklı gruplara ait performansların birbirinden bağımsız puanlayıcılar tarafından ölçülmesi sonucu elde edilen rubrik puanları ile komisyon puanlarının aritmetik ortalamaları ve standart sapmaları alınmış; gruplar-arası farklılaşmanın çok düşük miktarda olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca komisyon puanları ile rubrik puanlarının birbirine çok yakın oldukları ve komisyon puanlarının çok az miktarda rubrik puanlarından yüksek olduğu görülmüştür.Rubriğin güvenirliğinin belirlenmesinde puanlayıcılar arası ikili korelasyonlar incelenmiş ve en düşük ilişki düzeyinin 0.70'in üzerinde olduğu görülmüş; bu bulguya dayanarak rubriğin güvenilir ölçüm yaptığı sonucuna varılmıştır.Son olarak, rubriğin geçerliği hakkında bir yargıya varabilmek için uzmanlardan alınan olumlu görüşlere ilave olarak, ölçüte dayalı geçerlik incelenmiş; geçerli bir ölçüt olarak kabul edilen komisyon puanları ile rubrik puanları arasındaki ilişki ?Pearson Momentler Çarpımı Katsayısı? yardımıyla hesaplanmış ve rubriğin uyum geçerliğinin 0.915 gibi yüksek düzeyde bir geçerliğe işaret ettiği görülmüştür.Yarıyıl sonu sınav performanslarının ardından, öğrencilere rubrik aracılığıyla geribildirim verilmiş; sonrasında öğrencilerin rubriğe ilişkin çeşitli görüşleri toplanmıştır. Öğrencilerin rubrikle performansın daha nesnel ölçüldüğü, rubrikteki boyutlarla düzey açıklamalarının anlaşılır olduğu ve rubrik aracılığıyla verilen geribildirimin etkililiği ile ilgili olumlu görüşleri alınmıştır.
Sokakta çalışan çocuklar üzerine örnek bir müzik eğitimi uygulaması: Diyarbakır ili örneği
Gelişen ve gittikçe büyüyen şehir, beraberinde toplumun sosyo-ekonomik yapısının değişmesine ve buna paralel olarak zorlaşıp karmaşıklaşmasına neden olmaktadır. Bu durumun doğal bir sonucu olarak sokakta çalışan çocuk sayısında bir artış gözlenmektedir. Sokakta çalışmak zorunda kalan çocukların okul hizmetlerinden yeterince yararlanamadığından, okullaşma oranlarının düşük olduğundan, bedensel ve ruhsal istismara uğradıklarından ve sağlıklı sosyalleşme gerçekleştiremediklerinden çocukların yaşamlarını kaosa sürüklemektedir. Bu çalışmada varılmak istenen amaç; müzik eğitiminin sokakta çalışan çocuklar üzerindeki etkilerinin belirlenmesidir. Burada değinilen `etki? kavramı, içerisinde olumlu-olumsuz yöndeki değişimlerin tümünü kapsamaktadır. Uygulanan müzik eğitimi çalışmasıyla sokakta çalışan çocukların eğitime devam etmesi hususunda önemli sonuçlar elde edilmektedir. Müzik eğitimi faaliyetlerinde; müziğin ve müziğin temeli olan ritmin etkisiyle olumsuz duygu-durumlarından sıyrılıp sahip oldukları hayatın negatif yönlerinden uzaklaşabilmektedirler. Sağlıklı ve işbirliğini özendiren toplu çalışmalar sayesinde güven duygusu gelişen çocuklarda, gelecekle ilgili pozitif düşüncelerin oluştuğu gözlemlenmiştir. Bu çalışmada elde edilen verilere, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığından gerekli izinler alınarak ulaşılmıştır. Bu araştırmada, verilerin toplanması süreci, İki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşama?; hazırlanan Müzik Tutum Ölçeği Sokakta Çalışan ve 75.Yıl ÇOGEM?`e kaydı onaylanmış 150 çocuktan oluşmuş olup, 30 maddeden oluşan 5?li likert ölçek geliştirilerek uygulanmıştır. İkinci aşamada genel Müzik tutumu belirlendikten sonra hazırlanmış olan ön test-son test uygulanarak 20 istekli çocukla, müzik eğitimi öncesi ve çalışma sonrası davranış ölçmeye yönelik tutum ölçeği uygulanmıştır. Bu çalışmada uygulanan yöntem; iki aşamadan oluşmaktadır; genel tarama modeli içerisinde tek yönlü varyans analizi (Anova) ile ilişkili iki örneklem testinden (Wilcoxon) yararlanılmıştır. Bu modellerin uygulanma aşaması SPSS 20.0 paket programı kullanılarak oluşturulmuştur. Araştırmanın evrenini Türkiye?de sokakta çalışan 09-17 yaş arası çocuklar, örneklemini ise Diyarbakır?da Aile ve Sosyal Politikalar il Müdürlüğüne bağlı 75.Yıl Çocuk ve Gençlik Merkezine bağlı sokakta çalışan 09-17 yaş grubu çocuklar oluşturmaktadır. Araştırmanın sonucunda, sokakta çalışan çocukların müziğe, müziğin yarattığı disipline ve müziğin yarattığı sosyal bağlara bağlı olarak okula devam etme, pozitif okul yaşantıları/etkileşimleri oluşturma ve okul, öğretmen, başarı ve eğitim alanındaki beklentilerinin olumlu yönde evrilmesi çalışmanın belirli koşullar sağlandıktan sonra beklediği pozitif bir sonuçtur. Diğer ikinci önemli pozitif sonuç ise; barış ve doğaya karşı tutumlarının müzik eğitimiyle beraber estetik bir duyarlılık kazanmış olmasıdır. Araştırma sonucundaki geri bildirimin pozitif olmasından kaynaklı çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Müzik, müzik eğitimi, sokakta çalışan çocuklar
Televizyon çocuk programlarında yer alan müziklerin müzik dersi öğretim programı genel ve özel amaçları açısından incelenmesi
Bu araştırma, TV çocuk programlarında yer alan müziklerin, müzik dersi öğretim programına paralellik durumlarını inceleyerek, izlenen programların çocukların yaşantılarını, müzik eğitimi açısından ne derece etkilediğini saptamak amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın örneklemini Diyarbakır il merkezindeki alt, orta, üst sosyokültürel ve ekonomik düzeyde 3 ilköğretim okulunun 4, 5, 6, 7 ve 8.?inci sınıfında okuyan 510 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırmanın ilk bölümünde kütüphane ve internet kaynaklarından derlenen verilere dayalı kaynak taraması olan ?Belgesel Araştırma Yöntemi? kullanılmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde öğrencilerin görüş ve düşüncelerine başvurulmuş ve veri toplamak amacı ile anket kullanılmıştır. Ankette kişisel bilgiler ile ilgili 8; TV çocuk programlarının beğenilme durumlarını sorgulayan kapalı uçlu 3 ve açık uçlu 3 olmak üzere toplam 6; müzik dersi öğretim programı ile TV çocuk programlarındaki müziklerin paralellik durumlarını sorgulayan kapalı uçlu 13 soru için "hiç (1), az (2), orta (3), çok (4), pek çok (5)" şeklinde 5'li seçenekler yer almaktadır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS 15.0 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonucunda elde edilen bulguların yüzde (%) ve frekans (f) değerleri grafik ve tablolar yardımı ile yorumlanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, TV çocuk programlarında yer alan müziklerin, öğretim programında belirlenen amaçların çoğunun gerçekleştirilmesinde oldukça etkili olduğu belirlenmiştir. Ancak, TV çocuk Programlarında yer alan müziklerin, öğretim programında belirlenen amaçları gerçekleştirmede, farklı sosyokültürel ve ekonomik düzeylerdeki örneklem gurupları arasında farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Televizyon, TV Çocuk Programı Müzikleri, Müzik Eğitimi, Öğretim programı
Güzel sanatlar ve spor lisesi müzik bölümü öğrencileri ile diğer lise öğrencilerinin duygusal zeka düzeylerinin karşılaştırılması
Bu araştırmada lise öğrencileri ile güzel sanatlar ve spor lisesi müzik bölümü öğrencilerinin duygusal zeka düzeyleri arasında anlamlı bir fark olup olmadığı aranmıştır. Bunun için Bar-On Duygusal Zeka Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır.Araştırmanın evrenini 2012-2013 Eğitim-Öğretim yılında Amasya ili merkezi sınırları içerisinde bulunan tüm lise kurumlarının lise son sınıf öğrencilerinin tamamı ve Türkiye?deki tüm güzel sanatlar ve spor lisesi müzik bölümü son sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise, Amasya ili merkezinde bulunan Amasya Fen Lisesi, Amasya Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi, Amasya Lisesi, Amasya Alptekin Anadolu Lisesi, Amasya Anadolu Lisesi, Amasya Anadolu Öğretmen Lisesi, Amasya İmam Hatip Lisesi, Amasya Atatürk Lisesi, Amasya İMKB Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi ile Amasya Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi, Malatya Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi, Tokat Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi, Niğde Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi, Hatay Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi, Erzincan Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi, Diyarbakır Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi, lise son sınıfta okuyan öğrencilerden seçilen 213?ü kız, 193?ü erkek olmak üzere toplam 406 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın veri toplama aşamasında duygusal zeka düzeyini belirlemek amacıyla Dr. Reuven Bar-On (1997) tarafından geliştirilen ve Tekin ACAR (2001) tarafından Türkçeye uyarlanan ?Bar-On Duygusal Zekâ Ölçeği? ve bazı demografik özellikler hakkında bilgi toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır. Araştırmanın analizi için SPSS 11.5 paket programı kullanılmış; verilerin homojen dağılıp dağılmadıklarını belirlemek için; Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), İki Yönlü Varyans Analizi, Levene İstatistiği, Scheffe testi ve T- testi gibi anlamlılık testlerinden yararlanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgular özetle şöyledir: Lise son sınıf öğrencilerinin duygusal zeka düzeyleri; lise türü, cinsiyet ve babanın öğrenim düzeyi değişkenlerine göre anlamlı derecede farklılaşırken; kardeş sayısı, annenin mesleği, babanın mesleği, annenin öğrenim düzeyi, ailenin aylık geliri ve ailenin tutumu değişkenlerine göre ise, anlamlı bir faklılaşma yoktur. Anahtar Kelimeler: duygusal zeka.
İlköğretim öğrencilerine değerlerin okul şarkıları yoluyla kazandırılması
Bu araştırmanın amacı, "Paylaşım, hoşgörü, sorumluluk" değerlerinin ilköğretim 5. sınıf öğrencilerine kazandırılmasında ve öğrencilerin farkındalık düzeylerini artırmada okul şarkılarının etkili bir araç olup olmadığını belirlemektir. Çalışmada nicel ve nitel yöntemlerin bir arada bulunduğu karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmının desenini, yarı deneysel modellerden olan öntest sontest eşleştirilmiş kontrol gruplu desen oluşturmaktadır. Nitel kısımda ise nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmıştır.Araştırma 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Malatya ili merkez ilçe sınırları içerisinde, ikinci eğitim bölgesinde yer alan ve alt sosyo-ekonomik düzeye sahip bir devlet ilköğretim okulunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın deney ve kontrol grupları, özellikleri açısından birbirine denk iki sınıfta öğrenim gören 20?şer öğrenciden oluşmuştur. Veri toplamak amacıyla kişisel bilgi formu, Müzik Dersi Değerler Ölçeği, açık uçlu soru formu ve uzman görüşü formu kullanılmıştır. Deney grubuna, araştırmacı tarafından hazırlanan değerlerin kazanımına yönelik program haftada 2 saat olmak üzere toplam 10 hafta süresince uygulanırken; kontrol grubunda ise dersler MEB tarafından öngörülen müzik dersi öğretim programına uygun olarak işlenmiştir. Bu uygulama sonucunda verilen eğitimin etkisini belirlemek amacıyla deney ve kontrol grubunda yer alan öğrencilerin değerler ölçeğinden aldıkları puanlar ve açık uçlu soru formuna verdikleri yanıtlar karşılaştırılmıştır.Araştırma sonucunda; nicel verilerden elde edilen sonuçlara göre; paylaşım, hoşgörü, sorumluluk değerlerini içeren okul şarkıları ile yapılan müzik eğitiminin, çocukların bu değerleri kazanmasına yardımcı olduğu ve değerlere ilişkin farkındalık düzeylerinin artmasında etkili olduğu görülmüştür. Nitel verilerden elde edilen sonuçlara bakıldığında ise; uygulamanın yapıldığı deney grubu öğrencilerinin, uygulama yapılmayan kontrol grubu öğrencilerine oranla, "paylaşımın tanımına, nelerin paylaşılabileceğine ve paylaşılamayacağına, paylaşımcı insanların özelliklerine; hoşgörünün tanımına, nelerin hoş görülebileceğine ve hoş görülemeyeceğine, hoşgörülü insanların özelliklerine; sorumluluğun tanımına, sahip oldukları sorumluluklara, sorumlu oldukları kişilere, sorumluluk sahibi insanların özelliklerine" ilişkin görüşlerinde kontrol grubu öğrencilerine oranla daha tutarlı ve zengin ifadeler kullandıkları görülmüştür. Sonuç olarak hem nitel ve nicel bulguların birbiriyle tutarlı olduğu ve çocuk şarkılarının değerler eğitiminde kullanılmasının etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Değerler eğitimi, Müzik Eğitimi, Okul Şarkıları, Paylaşım, Hoşgörü, Sorumluluk.
Farklı ana sanat atölye formasyonlarının, ortaöğretim görsel sanatlar dersi, öğrenci kazanımlarına etkileri
Bu araştırmada, Resim-İş Eğitimi bölümlerindeki farklı ana sanat dallarından mezun olan öğretmenlerin, ortaöğretim Görsel Sanatlar dersi kazanımlarını karşılamadaki farklılıkları ve bu farklılıkların ortaöğretim öğrencilerine ve kazanımlarına olan etkileri araştırılmıştır. Farklı ana sanat dalı içeriklerinin, öğretmenlerin farklı niteliklerde yetişmesini sağlayıp sağlamadığı ikileminden yola çıkarak, görsel sanatlar öğretmenlerinin sahip olmaları gereken temel uygulama becerilerinin neler olduğu ve bu becerileri hangi ana sanat dallarından kazanılabileceğine dair yanıtlar aranmıştır. Bu amaç doğrultusunda 2020-2021 Eğitim-Öğretim yılı içerisinde ortaöğretim görsel sanatlar dersine giren öğretmenlere görüşme ve anket uygulamaları yapılmıştır. Araştırmada nitel taramaya dayalı çoklu durum incelemesi yaklaşımı kullanılmıştır. Nitel tarama aracılığıyla, araştırmanın örneklemini oluşturan görsel sanatlar öğretmenlerinin problem durum ile alakalı bakış açıları ve meslekî deneyimlerini ortaya koymaları hedeflenmiştir. Bu bağlamda anket soruları ve yüz yüze görüşme olarak iki farklı veri toplama aracı kullanılmıştır. Araştırma sorularına ilişkin hazırlanmış 30 adet anket sorusu ve yedi adet görüşme sorusu bulunmaktadır. Araştırmanın anket uygulamasına katılan 40, görüşme yapılan 14 görsel sanatlar öğretmeni bulunmaktadır. Anket uygulamasından toplanan veriler sayısal ve yüzde değerleri üzerinden tablolarda gösterilmiş ve yorumlanmıştır. Ayrıca katılımcılar ile yapılan görüşmelerden elde edilen veriler açıklanarak katılımcıların problem durum hakkındaki görüşleri kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiştir. Katılımcılardan elde edilen veriler ışığında, ortaöğretim görsel sanatlar dersinin uygulama temelli kazanımlarının resim disiplini etrafında şekillendiği çıkarımı yapılmıştır. Yine katılımcıların yanıtlarından yola çıkarak tüm görsel sanatlar öğretmenlerinin sahip olması gereken sanatsal becerilerin Resim Ana Sanat Dalı içeriğinde daha fazla bulunduğu ve öğretmenlerin bu ana sanat dalı etrafında şekillenmiş bir eğitim almaları gerektiği çıkarımına ulaşılmıştır. Ayrıca farklı ana sanat formasyonlarının görsel sanatlar dersinin gerektirdiği temel nitelikleri eşit derecede öğretmenlere sağlayamayacağı fikri ortaya çıkmıştır. Araştırmanın sonunda Resim-İş Eğitimi bölümleri ile görsel sanatlar dersinin içeriklerinin birbirini karşılayamadığı ve görsel sanatlar dersi müfredatı doğrultusunda öğretmen yetiştirmenin gerekliliği vurgulanmıştır. Sonuç olarak görsel sanatlar dersinin öğrenciler için yalnızca kişisel gelişim dersi değil, kendi içerisinde öğrenilmesi gereken teknik bilgi ve kuralları barındırdığı ve öğretmenlerin bu nitelikleri karşılayabilecek becerilerinin olması gerektiği söylenebilir.
Mesleki müzik eğitiminde caz müziğinin flüt eğitiminde kullanılma durumu
Bu araştırmada mesleki müzik eğitimi kapsamında gerçekleştirilen flüt eğitimi sürecinde caz müziğinin kullanılabilme durumunun ve öğrencilerin teknik ve müzikal kazanımlarına katkısının öğretim elemanı görüşleri ile değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda mesleki müzik eğitimi veren kurumlarda görev yapan 16 flüt öğretim elemanı ile yarı yapılandırılmış görüşme formu ile görüşme yapılmıştır. Görüşme sorularından elde edilen verilerin analizi sonucunda 7 tema ve 47 koda ulaşılmıştır. Ulaşılan temalar ve kodlar doğrultusunda caz müziğinin mesleki müzik eğitimi veren kurumlarda konservatuvar düzeyinde eğitim için uygun olduğu, caz müziği başlangıç seviyesinin mesleki flüt eğitiminde ve farklı müzik türleri hakkında bilgi sahibi olabilmek için kullanabileceği; repertuvar çeşitliliğine, teknik kazanıma işitme eğitimine ve doğaçlama yeteneğine katkı sağladığı ve öğrencilerin ilgisini çektiği belirlenmiştir. Ayrıca armonik yapı zorluğu, farklı seviyelere yönelik metot eksikliği, öğretim elemanı bilgi eksikliği, ders öğretim programında yer almama ve flüt başlangıç seviyesi için caz müziğinin erken olma nedenleri ile mesleki flüt eğitiminde caz müziğinin kullanılamadığı belirlenmiştir. Bununla birlikte flüt eğitimine yönelik caz müziği literatürünün sayısal olarak yetersiz olduğu, öğretim elemanlarının caz müziği bilgi düzeylerinin yetersiz olduğu ve mesleki flüt eğitiminde bu türe yeterli düzeyde yer verilmediği belirlenmiştir. Ayrıca mesleki müzik eğitimi kapsamında caz müziğinin kullanılmasının öğrencinin teknik- müzikal- doğaçlama becerisine katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.
Rus bestecilerin polifonik yapıdaki eserlerinin piyano eğitiminde hedeflerin gerçekleştirilmesine yönelik etkisinin belirlenmesi
Türkiye'de, müzik öğretmeni yetiştiren kurumlarda piyano eğitiminde kullanılan polifonik eserlere bakıldığında, belirli bazı besteciler ve Barok Dönem eserlerin dışında farklı polifonik yapıdaki eserlere genellikle yer verilmediği öngörülmüştür. Diğer dönemlere ilişkin polifonik eserlerin yeterince tanınmaması, piyano eğitiminde bu eserlere yer verilmemesine neden olmuştur. Bu doğrultuda, Rus piyano müziğinde yer alan polifonik yapıdaki eserlerin yeterince bilinmediği ve kullanılmadığı düşünülmüştür. Araştırmanın amacı; Rus bestecilerin polifonik yapıdaki eserlerinin Müzik Öğretmenliği Lisans Programında uygulanan piyano eğitiminde kullanılabilme durumlarını ortaya koymak, uzmanların konuya ilişkin görüş ve önerilerini tespit etmek, öğrencilerin bu eserler ile performanslarının başarı düzeylerinin yanı sıra beğeni tepkilerini belirlemek, materyal olarak tanıtmak, kullanmak ve yaygınlaştırmaktır. Araştırmanın, Rus bestecilerin polifonik eserlerinin piyano eğitiminde kullanılması, eserlerin tanıtılması ve repertuvara çeşitlilik kazandırılması açısından katkı sağlayacağı düşünülmüştür. Ayrıca bu çalışma öğrencilerin farklı stil ve karakterde polifonik eserleri çalışmaları, piyano eğitimine yönelik bakış açılarını olumlu yönde etkilemesi açısından da önemlidir. Araştırmada genel tarama modeli kullanılmış, doküman analizi yöntemiyle Rus piyano literatürü taranmış, polifonik yapıdaki eserler seçilmiş ve deneklerin düzeyleri göz önünde bulundurarak zorluk derecesine göre listelenmiştir. Araştırmanın amacına uygun olarak nitel ve nicel verilerin elde edilmesi için farklı çalışma grupları belirlenmiştir. Araştırmanın 1. çalışma grubu; maksimum örnekleme yöntemi kullanılması nedeniyle farklı bölgede görev yapan 14 öğretim elemanı ile yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın 2. çalışma grubu ise deneysel yöntem içerisinde gözlem yapabilmek için seçilmiştir. Rus bestecilerin piyano için yazdıkları polifonik eserlerin Müzik Eğitimi Ana Bilim Dallarında seslendirme durumlarını ortaya çıkarabilmek için Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Ana Bilim Dalı'nda öğrenim gören her sınıftan 4'er öğrenci olmak üzere toplam 16 öğrenci seçilmiştir. Bu araştırmada kaynak tarama, yarı yapılandırılmış öğretim elemanı görüşmesi, eser değerlendirme testi, gözlem testi ve öğrencilerin Rus bestecilerinin polifonik eserlerine yönelik beğeni anketi gibi veri toplama araçları ile elde edilen veriler, betimsel, nicel ve nitel veri çözümleme yöntemleri uygulanarak değerlendirilmiştir. Verilerin istatistiksel analizi SPSS-23 paket programı kullanarak "Kendall W" testi ile yapılmıştır. Araştırma problemine ve araştırma sorularına cevap bulmak amacıyla öğretim elemanlarından ve öğrencilerden gelen veriler analiz edilmiş, çözümlenmiş, yorumlanmış ve sonuçlar elde edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, piyano eğitiminde polifonik yapıdaki eserlerin kullanılmasının büyük ölçüde Barok Dönem eserleri ile sınırlı kaldığı, Rus bestecilerin polifonik eserleri Türkiye'de tanınmadığı ve kullanılmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca bu eserlerin, diğer Barok eserlerde olduğu gibi teknik ve müzikal özellikler barındırdığı ve öğrenciye verilebilecek hedef davranışları içerdiği görülmektedir. Araştırma, Rus bestecilerin polifonik eserlerinin piyano eğitiminde kullanılmasına, eserlerin tanıtılmasına ve eğitim repertuvarına çeşitlilik kazandırılması açısından katkı sağlayacağı düşünülerek, öğrencilerin farklı stil ve karakterde polifonik eserleri çalışmaları, piyano eğitimine yönelik bakış açılarını olumlu yönde etkilemesi açısından önemlidir.
Yükseköğretim resim-iş eğitimi ve tarih bölümü öğrencilerinin eleştirel düşünme becerileri arasındaki farklılıklar
Değişen dünyada hayatımızı her alanda etkileyen gelişmeler bireylerin sahip olmaları gereken bilgi ve becerilerde bu yönde farklılaştırmıştır. Bu gelişmelere ayak uydurabilmenin bir yolu da eleştirel düşünme becerileri gibi yaşadığımız yüzyılda kazanılması gerekli olan beceriler ile mümkün olacaktır. Bu araştırmada, görsel sanatlar eğitimi alan ve almayan yükseköğretim öğrencilerinin eleştirel düşünme beceri düzeylerini ortaya koyarak, onların eleştirel düşünme becerilerinin öğrenim görmekte oldukları bölüme göre anlamlı fark oluşturup oluşturmadığının saptanması ve değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda araştırmada öğrencilerin eleştirel düşünme becerileri ve alt boyutları ile cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi gibi değişkenler arasındaki ilişkinin ortaya konması amaçlanmıştır. Araştırma, 2018 – 2019 Öğretim yılı bahar yarıyılında, Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı ve Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü, birinci ve dördüncü sınıf düzeylerinde öğrenim gören öğrencileri kapsamaktadır. İlişkisel tarama modeline göre yapılandırılan bu çalışmada, öğrencilerin eleştirel düşünme beceri düzeylerini ölçmek amacıyla Robert H. Ennis, Jason Millman ve Thomas N. Tomko tarafından geliştirilen "Cornell Eleştirel Düşünme Testi Düzey Z" (CEDTDZ) kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin eleştirel düşünme beceri düzeylerinin düşük olduğu ve öğrenim görmekte oldukları bölüme göre istatiksel açıdan anlamlı bir fark göstermediği anlaşılmaktadır. Resim İş Eğitimi Anabilim Dalı birinci ve dördüncü sınıf düzeyleri arasında eleştirel düşünme beceri düzeyleri bakımından anlamlı bir fark görülmemiştir. Öğrencilerin eleştirel düşünme beceri düzeylerinde cinsiyetin ve sınıf düzeyinin etkili olmadığı görülürken yaş değişkeni karşılaştırmasında 25-30 yaş aralığı lehine farklılık görülmüştür. Sonuçlara göre öğretim programlarının öğrencilerin eleştirel düşünme becerileri geliştirilmesine destek olacak nitelikte yapılandırılmasının önemi ortaya çıkmaktadır.
Sınıf öğretmenlerinin ilkokul görsel sanatlar derslerinde karşılaştıkları sorunlar ve öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi (Bursa ili örneği)
İlkokul eğitimi temel eğitimdir. Bu düzeyde öğrenciler öğrenmeye son derece açıklardır ve Görsel sanatlar alanında verilen eğitim ile bireyin yaratıcı yönü desteklenmektedir. İlkokullarda görsel sanatlar derslerini vermekle yükümlü öğretmenlerse sınıf öğretmenleridir. Dolayısıyla sınıf öğretmenlerinin görsel sanatlar derslerine karşı tutumları, yeterlilikleri ve karşılaştıkları sorunlar önem kazanmaktadır. Karşılaşılan sıkıntılardan mümkün olduğunca arınmış bir öğretmen, dersin kazanımlarını en doğru ve faydalı şekilde karşısındaki bireylere aktarabilir ve gerekli uyarımlarda bulunabilir. Bu araştırma, Bursa ili örneğinde, sınıf öğretmenlerinin, görsel sanatlar derslerinin işleyiş ve uygulama aşamasında karşılaştıkları sorunları ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırma tarama modelinden yararlanarak, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında, Bursa İli çerçevesinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı devlet okullarında yapılmıştır. Anket uygulaması, Bursa ilinde 3 merkez ilçeden seçilen üçer devlet okulunun 1.,2.,3. ve 4. sınıfların, A,B,C şubeleri sınıf öğretmenlerinden oluşan 108 eğitimci ile gerçekleştirilmiştir. 42 sorudan oluşan 3'lü Likert tipi anket formu veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Doldurulan anket formlarından elde edilen verilerin çözümlenmesi sırasında frekans ve yüzdelik dağılımları hesaplanmış, bulgular sayısallaştırılarak sunulmuştur. Yapılan literatür taraması desteğiyle nicel yorumlamalara gidilmiştir. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara göre; öğretmenlerin birçoğunun sanattan tat alan bireyler yetiştirmeyi önemsedikleri, Görsel Sanatlar dersinde öğretim materyallerini kullanabildikleri, yöntem ve teknikleri öğrenciye aktarma konusunda bilgi sahibi oldukları, öğrencilerin çalışmaları hakkında dönüt sağlama ve değerlendirme yapabildikleri ve uygulama konusunda kendilerini yeterli hissettikleri sonucuna varılmıştır. Yine az sayıda öğretmen Türk ve Dünya Sanatı hakkında ve öğrenciye aktarma konusunda bilgi sahibi olduklarını, öğrenme alanlarından kültürel miras alanında kendilerini yeterli hissetmediklerini belirtmişlerdir. Elde edilen verilere göre öğretmenlerin yarısından fazlasının programın yapısı ve amaçları, hedefleri, öğrenme alanları, öğrenci kazanımları ve işleyişi hakkında bilgi sahibi olduğu söylenebilir. Ayrıca genel kanı ders süresinin yeterli olmadığı yönündedir. Bu araştırma, İlkokul Görsel Sanatlar Derslerinde sınıf öğretmenlerinin karşılaştıkları sorunların belirlenmesi açısından önem taşımaktadır. Araştırma sonuçları doğrultusunda uygulayıcı ve araştırmacılara yönelik bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Görsel sanatlar eğitimi, ilkokul, öğrenme alanları, öğretmen yeterlilikleri, sınıf öğretmeni
Koro çalışmalarının ortaokul öğrencilerinin okul aidiyet düzeylerine etkisi
Bu araştırmada ortaokullarda eğitim gören öğrencilerle gerçekleştirilen koro çalışmalarının öğrencilerin okul aidiyet düzeylerine katkısının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Bursa'da yer alan, kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle seçilmiş ortaokul öğrencilerinden oluşan çalışma grubuyla öntest-sontest kontrol gruplu deneysel bir çalışma yürütülmüştür. Araştırmanın uygulama sürecinde kullanılacak olan koro repertuvarı hedeflenen yaş grubunun ses sınırları dikkate alınarak uzman görüşleri doğrultusunda oluşturulmuştur. Uygulamaya geçilmeden önce deney ve kontrol grubuna Goodenow (1993a) tarafından geliştirilen ve Sarı (2015) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Okula Aidiyet Duygusu Ölçeği" uygulanmış öntest puanları hesaplanmıştır. Daha sonra belirlenen repertuvar ile 12 hafta boyunca deney grubuyla çalışılmış ve konser verilmiştir. Uygulama sonrasında iki gruba tekrar aynı test uygulanarak sontest puanları belirlenmiştir. Öntest ve sontest arasındaki değişime ilişkin olarak Wilcoxon testi ve gruplar arasındaki farkların belirlenmesinde de Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. Analizler sonucunda grupların alt boyutları ile toplam puanlarındaki gelişmeleri arasında deney grubu lehine anlamlı fark (p<.05) olduğu belirlenmiştir. Anahtar sözcükler: Aidiyet, koro eğitimi, müzik eğitimi, okul aidiyeti, ortaokul
Özel eğitim uygulama okullarında çalışan müzik öğretmenlerinin mesleki yaşantılarında karşılaştıkları güçlükler
Bu çalışmada, özel eğitim uygulama okullarında çalışan müzik öğretmenlerinin mesleki yaşantılarında karşılaştıkları güçlüklerin belirlenmesi ve bunlara öneriler getirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, kişisel bilgiler, ders ortamı, okul yönetimi ve veli ilişkileri, hazırbulunuşluk ve yeterlik olmak üzere dört bölümden oluşan bir anket formu hazırlanmıştır. Hazırlanan anket formu, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı, Marmara Bölgesi'ndeki özel eğitim uygulama okulları II. kademede çalışan müzik öğretmenlerinden, araştırmaya gönüllü katılım sağlayan 57 müzik öğretmenine uygulanmış ve öğretmenlerin konu hakkındaki görüşleri belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, ders ortamıyla ilgili yaşanılan güçlüklerin; ders işlenen sınıfın yeterli büyüklükte olmamasından ve ses yalıtımına sahip olmamasından, müzik dersi için belirlenmiş haftalık ders saatlerinin yeterli gelmeyişinden, öğrenci devamsızlıklarının ders planlarını aksatmasından, özel eğitimde müzikle ilgili yeterli kaynağın bulunmayışından ve özel eğitim müzik müfredatındaki eksikliklerden kaynaklandığı görülmüştür. Ayrıca okul yönetimi ile ilgili sorun yaşanmadığı, veli ilişkileri ile ilgili ise tek sıkıntının işlenen konuların evde tekrar edilmemesinden kaynaklı yaşandığı tespit edilmiştir. Hazırbulunuşluk ve yeterlik ile ilgili güçlükler incelendiğinde, üniversitede alınan özel eğitim dersinin mesleki yaşantılarına katkısı bakımından yeterli gelmeyişinden, öğretmenlerin öğrenci aileleriyle işbirliği yapabilmeyle ilgili sıkıntı yaşamalarından, özel eğitimde müzik eğitimiyle ilgili ülkemizde yapılan çalışmaların sınırlı sayıda olmasından, böylece bu çalışmalardan mesleki açıdan yeterince faydalanamamalarından, ayrıca göreve başlamadan önce hizmet içi eğitim ihtiyacı duymalarından kaynaklı güçlükler olduğu görülmektedir. Bu sebeple ülkemizde özel eğitimde müzik alanına yönelik çalışmaların arttırılması, ayrıca alanda uzman kişilerin de daha çok kaynak üretmeleri yönünde teşvik edilmeleri ve özel eğitimdeki müzik öğretmenlerinin hizmet içi eğitimlerle desteklenmeleri önerilmektedir.
Flüt öğrencilerinin öz düzenlemeli deşifre stratejileri
Bireylerin, öğrenme ihtiyaçlarını hissettikleri zaman kendi öğrenmelerini sağlamaları ve düzenleme istekleri, öz düzenlemeye dayalı öğrenme kavramını oluşturmuştur. Öz düzenlemeli öğrenme, bireyin kendi kendine öğrenebilmesi için kullandığı her türlü taktik, strateji ve teknik olarak ifade edilebilir. Öğrencinin bilişsel stratejiler kullanması etkili bir çalışma süreci geçirdiğini gösterir. Bununla birlikte öğrenci, karşılaşacağı farklı problemler için özel stratejiler de geliştirebilmelidir. Bu süreçte öğrenci kendi performansını gözlemleyerek değerlendirebilmeli ve doğru stratejiler geliştirerek çözüm yoluna ulaşmalıdır. Bu düşünce ile araştırmada, flüt öğrencilerinin deşifre süreçlerini nasıl değerlendirdiklerinin, karşılaştıkları sorunlara yönelik kullanmakta oldukları öz düzenlemeli öğrenme stratejilerinin ve buna ilişkin öğrenci görüşlerinin tespiti amaçlanmıştır. Bu amaçla, İstanbul Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, Ankara Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı ve Bursa Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda öğrenim görmekte olan 16 flüt öğrencisi ile yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerini elde etmek amacı ile araştırmacılar tarafından 11 sorudan oluşan yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Ayrıca öğrencilere eser adı ve besteci adı silinmiş bir şekilde daha önce tanımadıkları seviyeli bir eser verilmiş ve öğrencilerden bunu deşifre etmeleri istenmiştir. Her öğrencinin deşifre videoları, ayrıntılı bir şekilde gözlemlenmiştir. Gözlem ve görüşmelerden elde edilen verilerin analizinde içerik analizi yapılmış, bu analizler sonucunda belirli tema ve kodlara ulaşılmıştır. Literatürde öz düzenlemeli öğrenme ve çalgı performansına ilişkin farklı çalışmalar bulunmakla birlikte flüt çalgısı ve deşifre sürecinde öz düzenlemeli öğrenme stratejileri kavramına ilişkin daha önce bir çalışma yapılmaması bu araştırmanın önemini oluşturmaktadır. Bu çalışma sonucunda flüt öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme ile deşifre sürecinde hangi çalışma stratejilerini kullandıkları, saptadıkları problemin üzerine yoğunlaşarak çalışmalarını sürdürmelerinin önemi, karşılaştıkları zorluklarda hangi stratejileri uyguladıkları ve deşifrenin ne derece önemli bir unsur olduğu saptanmıştır. Gözlemlerden ve görüşmelerden elde edilen verilere göre öğrencilerin deşifre sürecindeki davranışlarında farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmanın sonucunda deşifre sürecinde yapılan hataların bu süreçte onarılmadığı sürece bir sonraki evre olan çalışma sürecini etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Deşifre, flüt eğitimi, öz düzenlemeli öğrenme, öz düzenlemeli öğrenme stratejileri.
Necdet Levent'in Elele, Yemeni ve Efe eserlerinin düzenlenerek viyola eğitiminde kullanılabilirliğine yönelik öğretim elemanı ve öğrenci görüşleri
Viyola eğitiminde Türk bestecilere ait eserlerin kullanımına yönelik araştırmalar incelendiğinde, eserlerinin zorlu pasajlar ve ileri teknikler içermesi ile notasyonuna ulaşmada yaşanan sorunlar nedeniyle bu eserlerin özellikle müzik eğitimi ana bilim dallarında viyola eğitiminde kullanımının oldukça sınırlı olduğu görülmektedir. Bu nedenle viyola eğitimde öğrencilerin de seslendirebileceği orta düzeyde Türk eserlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu ihtiyaçtan yola çıkarak gerçekleştirilen araştırmada Necdet Levent'in flüt için bestelediği Elele, Yemeni ve Efe parçalarının viyola eğitiminde kullanımına yönelik düzenlenmesi ve bu yolla da ulaşılabilir Türk viyola repertuvarına katkı sağlanması amaçlanmıştır. Araştırmada Necdet Levent'in Elele, Yemeni ve Efe parçalarını viyola eğitimine kazandırmak amacıyla viyola teknikleri gözetilerek düzenlenmiş, eğitimde kullanılabilirliğine yönelik öğretim elemanı ve öğrenci görüşleri alınmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu amaçsal örnekleme yönteminden uygun örnekleme deseni esas alınarak belirlenmiş ve gönüllülük esasına dayalı çalışmaya katılmayı kabul eden müzik eğitimi ana bilim dallarında görev yapan 7 viyola öğretim elemanı ve 8 viyola öğrencisi ile oluşturulmuştur. Öğretim elemanı ve öğrenci görüşlerini belirlemek amacıyla yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmış, elde edilen veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak çözümlenerek tema ve kodlara ayrılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerden viyola için düzenlenmiş Necdet Levent'in Elele, Yemeni ve Efe parçalarının viyola eğitimine katkı sağlayacak, çağdaş Türk viyola repertuvarını genişletip, zenginleştirecek, öğrencilerin motivasyonlarını arttıracak, tonal ve modal duyumu geliştirecek, bireysel çalgı eğitimi viyola dersi kazanımları ile tutarlı ve kazanımların gerçekleşmesine yardımcı, Türk müziğini tanıtıcı ve seslendirmeye yönelten eserler olduğu tespit edilmiştir. Anahtar sözlükler: çağdaş Türk müziği, Efe, Elele, eser düzenleme, Necdet Levent, viyola, viyola eğitimi, Yemeni.
Uluslararası İstanbul Bienali tarihçesi
Bu çalışmada Uluslararası İstanbul Bienali'nin başlangıcından günümüze kadar geçirdiği evreler ile bu bienallerin ne tür tartışmalara konu olduğu incelenmiştir. 1987 yılından bu yana düzenlenen Uluslararası İstanbul Bienali, farklı kültürlerden sanatçılar ve izleyiciler arasında görsel sanatlar alanında İstanbul'da bir buluşma noktası oluşturmayı amaçlamaktadır.Günümüzde, dünyanın başka kimi sanat merkezlerinde gerçekleştirilen benzerleri gibi, uluslararası bir danışma kurulu aracılığı ile belirlenen bienal küratörünün, geliştirdiği kavramsal çerçeveye uygun olarak çeşitli sanatçı ve projeleri sergiye davet etmesiyle biçimlenen Uluslararası İstanbul Bienali oluşturduğu tartışma ortamıyla sanat dünyasını canlı tutmaktadır.Düzenlenen bu bienallerin ortaya çıkardığı tartışmaların sanatçıların seçimi, kavramsal çerçeve, sergi mekanlarının seçimi, görevlendirilen küratörler, küratörlük kurumu ve sponsorluk konuları ile ilgili olduğu görülmekte; son iki bienalde ise tartışma konularının politikaya yaklaştığı gözlenmektedir. Ve ayrıca Bienale on yıl boyunca sponsor olacak olan Koç Holding, bu girişimi ile sanat çevrelerince sanatın özerkliğini kaybettiği ve kapitalist sistemin içerisinde bir tüketim nesnesi haline dönüştüğü tartışmalarına maruz kalmıştır.Araştırılan bu çok yönlü tartışma ortamı, Türk sanat ortamının 1987 sonrası gelişen çizgisine bir bakış sağlamaktadır. Bu çalışma ile tartışmalara bütünsel bir bakış sağlanmaya çalışılmış ve bu tartışmaların toplu olarak yer aldığı bir çalışma oluşturulmuştur. Küreselleşen dünyada kent ve bienalin iç içe geçmişliğini yakaladığı ve dünya üzerinde kendini kabul ettirdiği gözlenen İstanbul Bienali bundan sonra da tartışılmaya ve araştırma konusu olmaya devam edecektir.
11-14 yaş arası çocuk resimlerine boya türlerinin etkisi
Bu araştırmada, ortaokul dönemini kapsayan 11-14 yaş arası çocukların görsel sanatlar dersinde kullandıkları boya türlerinin resimlerine olan etkisi incelenmiştir. Bu amaçla 5., 6., 7. ve 8. sınıf öğrencilerine kuru boya, pastel boya, sulu boya ve guvaş boya ile resimler yaptırılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden gözlem ve görüşme tekniği ile nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın katılımcıları, Adana'daki bir ortaokulun 11-14 yaş dönemini kapsayan 5., 6., 7. ve 8. sınıfa devam eden 100 çocuktan oluşmaktadır. Katılımcılardan söz konusu boya türlerinden her hafta biriyle iki balkabağından oluşan bir kompozisyonu resmetmeleri istenmiştir. Araştırma sonunda, görsel sanatlar dersi boyama çalışmalarına yönelik görüşme formu, gözlem formu ve değerlendirme ölçeğinden elde edilen verilerden, 12, 13 ve 14 yaş grubundaki çocukların büyük çoğunluğunun kuru boyayı tercih ettiği, 11 yaş grubu çocukların çoğunun guvaş boyayı tercih ettiği görülmüştür. Resimlerin değerlendirilmesi sonucunda en nitelikli bulunan çalışmalar 11 ve 12 yaş gruplarında sulu boya, 13 ve 14 yaş gruplarında guvaş boya ile yapılan resimler olmuştur. Çocuklara her türlü boya, erken yaşlarda gösterilip, söz konusu boyaların tümüyle çalışma olanağı sağlanmalıdır. Böylelikle uygulama sürecinde daha çok uğraşı gerektiren boya türleri hakkında da deneyim sahibi olacaklarından, resim yapma sürecinde bu boyaları tercih ederken daha bilinçli olacaklardır. Anahtar kelimeler: Görsel sanatlar dersi, çocuk resmi, boya türleri
Müzik dersi öğretim programlarında dini musiki ögelerinin incelenmesi
Bu araştırmada, Milli Eğitim Bakanlığı çatısı altında hizmet vermekte olan tüm eğitim kademelerinde okutulan Müzik derslerinin öğretim programlarında dinî mûsikî tür, biçim ve ögelerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında müzik eğitimi, müzik eğitiminin türleri, dinî mûsikî öge, biçim ve türleri ile Türkiye'de müzik eğitimi veren kurumlar üzerinde durulmuştur. Doküman analizi yöntemi ile yapılan analizler neticesinde gerek ilköğretim gerek ortaöğretim gerek özel eğitim gerekse yaygın eğitim kapsamında özellikle dinî mûsikî biçimlerine yer verildiği görülürken, az sayıda dinî mûsikî ögelerine rastlanmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlar neticesinde önerilere yer verilmiştir.
Keman ve viyolonsel duolarının müzik eğitimi anabilim dallarında kullanılabilirliğine ilişkin öğretim elemanı görüşleri
Bu çalışmanın amacı; keman ve viyolonsel duolarının, müzik eğitimi anabilim dallarında görev yapmakta olan keman, viyolonsel ve oda müziği eğitmenleri ve öğrenim görmekte olan öğrencileri tarafından kullanılabilirliğini incelemektir. Araştırma; nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma model kullanılarak hazırlanmıştır. Keman ve viyolonsel duolarının kullanılabilirliğini detaylı bir inceleme yaparak yorumlayan içerik analizine dayalı olan bu çalışmada.; nitel araştırmalarda kullanılan tarama yöntemi ile keman ve viyolonsel duolarına ulaşılmıştır. Araştırmada kullanılan veriler; yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak elde edilmiştir. Üniversitelerin müzik eğitimi anabilim dallarında görev yapmakta olan, toplam 16 öğretim elemanın görüşlerine başvurulmuştur. Elde edilen nicel bulgular; ilişki bakımından incelenen verilere anova ve korelasyon testleri yapılarak, ortalamaya dayalı veriler ise tablolar ve grafikler halinde sunulmuş ve yorumlanmıştır. Elde edilen nitel bulgular ise; anlamlı unsurlar belirli bir sisteme göre kodlanmış ve verilerdeki ortak özellikleri ve temaları yansıtan kategoriler oluşturulmuştur. Verilerdeki tekrar eden ana fikirler ve kavramlar temalar halinde belirlenmiş ve elde edilen bulgular analiz edilerek anlamları yorumlanmıştır. Araştırma kapsamında, araştırmacı tarafından belirlenen keman ve viyolonsel duolarının, ilgili öğretim elemanları ve öğrenim görmekte olan öğrencileri tarafından yeteri kadar tanınmadığı, eserlerin oda müziği derslerinde yeteri kadar kullanılmadığı, konser repertuvarlarında yeteri kadar yer verilmediği gibi sonuçlar elde edilmiş ve karşılaşılan problemlere çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın; yapılacak benzer çalışmalara kaynak teşkil edeceği düşünülmektedir.
Müzik öğretmeni adaylarının bağlama çalmaya ilişkin tutum ve görüşlerinin belirlenmesi
Araştırmada, müzik öğretmeni yetiştirme programında öğrenim gören öğretmen adaylarının bağlama çalmaya ilişkin tutum ve görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma sürecinde nitel ve nicel yöntemlerin bir arada kullanıldığı karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda birleştirme deseni tercih edilmiştir. Araştırmaya; Kastamonu Üniversitesi, Abant İzzet Baysal Üniversitesi ve Gazi Üniversitesinin müzik eğitimi ile ilgili bölümlerinde okumakta olan ve rastgele örnekleme yöntemi ile belirlenmiş 120 müzik öğretmen adayı katılım sağlamıştır. Araştırma sonucunda, müzik öğretmeni adaylarının tutum ölçeği sonuçlarının "katılıyorum" düzeyinde gerçekleştiği belirlenmiştir. Demografik değişkenler açısından tutum ölçeği sonuçlarının mezun olunan lise, bağlama çalma süresi, lisede ve üniversitede ana çalgı olarak bağlama seçme değişkenleri açısından anlamlı farklılık oluşturduğu belirlenmiştir. Nitel uygulama bulgularının analizi sonucunda tema ve kategoriler oluşturularak önerilerde bulunulmuştur.
Müzik öğretmeni yetiştirme programlarında çoksesli koro ders program tasarılarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı müzik öğretmeni yetiştirme programlarında uygulanan çoksesli koro ders program tasarılarının incelenmesidir. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması tekniği kullanılarak hazırlanmıştır. Araştırma iki aşamada yürütülmüş olup, ilk aşamada araştırmacı tarafından yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında doküman analizi kullanılmış ve bu kapsamda müzik öğretmeni yetiştiren kurumların internet sitelerinde yer alan Bologna ders bilgi paketleri incelenmiştir. Araştırmanın evrenini Türkiye'de bulunan müzik öğretmenliği programı bulunan 26 üniversite, örneklemini 2022 yılında öğretim programlarında güncelleme/revize çalışmaları yapmış olan üniversiteler, çalışma grubunu ise araştırmada yer alan 14 üniversitenin anabilim dalı başkanları oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi tekniği kullanılarak yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda çoksesli koro dersinin 2018 yılında Yüksek Öğretim Kurulu tarafından hazırlanan standart programın müzik eğitimi bölümlerinde yetersiz olduğu ve bu kapsamda Yüksek Öğretim Kurulunun yetki devri doğrultusunda çalışma grubunda yer alan üniversitelerin programlarında revize çalışmaları yaptıkları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda mevcut duruma ve yeni yapılacak çalışmalara ilişkin öneriler sunulmuştur.
Müzik eğitimi alanında TR Dizin veri tabanında yayımlanan araştırmaların incelenmesi
Bu araştırmada TR Dizin veri tabanında 2018-2023 yılları arasında müzik eğitimi alanında yayımlanan makalelerin yılı, müzik eğitimi türü, yöntemi ve kaynakça bakımından dağılımı incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılmıştır. Araştırmanın kapsam alanını TR Dizin veri tabanında yayımlanan toplam 161 araştırma makalesi oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde araştırmacı tarafından geliştirilen sınıflama formu kullanılmıştır. Verilerin analizi için yüzde ve frekans analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçları incelendiğinde; ilgili çalışmaların yıllara göre dağılımının farklılık gösterdiği, en fazla çalışılan müzik eğitimi türünün mesleki müzik eğitimi olduğu ve nicel araştırma yöntemlerinin sıklıkla kullanıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Buna ek olarak yerel kaynakların yabancı kaynaklara oranla daha yoğun olarak tercih edildiği belirlenmiştir. Araştırma sonucunda yeni yapılacak çalışmalara ilişkin öneriler sunulmuştur.
Gitaristlerin gürlük terimlerini yorumlama biçimlerinin belirlenmesi
Dinamikler eser icrası sırasında kullanılan gürlük değişim işaretleridir. Bu işaretler somut ses yükseklikleri barındırmadığı için icracılar tarafından farklı algılanabilmektedir. Bu durumdan hareketle; gitaristlerin gürlük terimlerini yorumlama biçimlerinin nasıl olduğu sorusu bu araştırmanın problemini oluşturmaktadır. Araştırma, gürlük terimlerinin daha anlaşılır bir biçimde öğretilebilmesi odağıyla, kişiden kişiye göreceli olan piano ve forte terimlerinin icracılar tarafından hangi gürlük düzeylerinde yorumlandığını tespit etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel araştırma modeli benimsenerek, kolay ulaşılabilir örnekleme teknikleri çerçevesinde, Spotify müzik akış platformu içerisinden edinilen Marieta Mazurka adlı eserin icraları incelenmiştir. İlgili icralarda piano ve forte dinamiklerini içeren bölgeler LUFS metodu ile ölçülerek betimsel istatistik testlerine tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda bahsedilen gürlük düzeylerinin örneklem içerisinde nasıl bir frekans dağılımı gösterdiği tespit edilmiştir.
Klasik gitar eğitimine yönelik günlük çalışma programı model önerisi
Klasik gitar eğitimine yönelik günlük çalışma programı model önerisinin ortaya konmasının amaçlandığı bu araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden betimsel araştırma modeli kullanılmıştır. Bu doğrultuda, klasik gitar eğitiminde yer alan çalışma konularını ve çalım tekniklerini belirlemeye yönelik olarak Bireysel Çalgı Eğitimi (Gitar) dersi Bologna Ders Bilgi Paketleri ders içerikleri incelenmiştir. Ortaya konan çalışma konularının ve çalım tekniklerinin belirlenen seviye ve çalışma program paketlerine dağıtılması amacıyla hazırlanan değerlendirme formu uzman değerlendirmesine sunulmuş ve alınan dönütler sonrasında klasik gitar eğitimine yönelik günlük çalışma programı model önerisi oluşturulmuştur. Araştırmanın bulguları, önerilen günlük çalışma programı modelinin klasik gitar eğitimi alan öğrencilerin teknik becerilerini ve müzikal ifadelerini geliştirmelerine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu model, öğrencilere yapılandırılmış bir çalışma rutini sağlayarak, onların motivasyonunu yüksek tutmayı ve müzikal başarılarını sürdürülebilir kılmayı amaçlamaktadır. Sonuç olarak, bu modelin klasik gitar eğitiminde verimliliği artırması ve öğrencilere düzenli, planlı ve sistematik bir çalışma alışkanlığı kazandırması hedeflenmektedir. Öğretmenler, bu modeli kullanarak öğrencilerin teknik becerilerini daha etkili bir şekilde geliştirebilir ve onların müzikal ifadelerini zenginleştirebilirler.
Bireysel çalgı gitar öğrencilerinin armoni ve eşlikleme dersi kazanımlarıyla eser çözümleme yeterliklerinin belirlenmesi
Bu araştırmada, Eğitim Fakülteleri Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümleri Müzik Eğitimi Ana Bilim Dalları'nda Armoni ve Eşlikleme derslerini başarıyla tamamlamış ve Bireysel Çalgı Eğitimi (Gitar) dersi alan öğrencilerin, armoni ve eşlikleme derslerinden edindikleri kazanımlar ile eser çözümleme yeterliklerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi, Karadeniz Bölgesi'ndeki eğitim fakültelerinde öğrenim gören öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırmada, Bologna Ders Bilgi Paketleri incelenerek ders içerikleri belirlenmiş, bu içeriklere uygun bir gitar eseri seçilerek araştırmacı tarafından analiz edilmiştir. Eserin analizlerinin doğruluğu ve puanlama sisteminin geliştirilmesi amacıyla uzman görüşlerine başvurulmuş ve gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Elde edilen veriler, uzmanların değerlendirmelerine dayanarak oluşturulan puanlama cetveli ile analiz edilmiştir. Sonuçlar, armoni ve eşlikleme derslerinin, öğrencilerin eser çözümleme yeterliklerini artırmada önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Elde edilen bulgular doğrultusunda armoni ve eşlikleme ders süresinin öğrencilerin armonik analiz becerilerinin geliştirilmesi bakımından yeterli olmadığı ve armoni ders konularının tamamının işlenmesi bakımından yetersiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Müzik öğretmeni adaylarının müzikal farkındalıklarının ve müzik öğretmenliği mesleğine yönelik tutumlarının incelenmesi (Karadeniz Bölgesi örneği)
Bu çalışmada müzik öğretmeni adaylarının müzikal farkındalıklarının ve müzik öğretmenliği mesleğine yönelik tutumlarının incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma Karadeniz Bölgesi'ndeki Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalı'nda öğrenim gören 326 lisans öğrencisi ile yürütülmüştür. Veriler anket formu ile toplanmış nicel araştırma yöntemidir. Araştırma verilerini elde etmek üzere demografik sorular, müzikal farkındalık ölçeği ve müzik öğretmenliği mesleğine yönelik tutum ölçeği kullanılmıştır. Araştırma hipotezlerini test etmek üzere müzikal farkındalık ve tutum boyutları arasındaki ilişkileri incelemek amacı ile korelasyon analizi yapılmıştır. Tüm analizler SPSS 24 yazılımında gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar tınısal-biçimsel ve performansa dayalı farkındalık, müzikal ifade ve seslendirmeye dayalı farkındalık, spiritüel ve sese yönelik farkındalık ve müziğin genel yapısına yönelik farkındalığın müzik öğretmenliği mesleğine yönelik tutumun sevgi ve adanmışlık boyutu ile pozitif ilişkili olduğunu göstermektedir. Diğer yandan spiritüel ve sese yönelik müzikal farkındalık boyutunun müzik öğretmenliği mesleğine yönelik tutum ölçeğinin değer boyutu ile arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunamamıştır.
Ortaokul müzik dersi kitaplarındaki okul şarkılarının incelenmesi
Bu çalışmada, Ortaokul Müzik Dersi kitaplarında yer alan okul şarkılarının sınıf düzeyi, türü, konu alanı ve müzikal doku açısından dağılımı incelenmiştir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi tekniği kapsamında yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 2023-2024 ve 2024-2025 yıllarında yayımlanan Ortaokul Müzik Dersi kitaplarında yer alan okul şarkıları; örneklemini ise toplam 124 şarkı oluşturmaktadır. Örneklem, amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiş olup, bu şarkıların 72'si bestecisi bilinen eserlerden oluşmaktadır. Veri toplama sürecinde, ilgili ders kitapları sistematik biçimde taranmış ve elde edilen nitel veriler içerik çözümlemesi yöntemiyle analiz edilmiştir. Veriler, sayı ve yüzde değerleri temel alınarak yorumlanmıştır. Araştırma bulguları doğrultusunda, okul şarkılarının sınıf düzeylerine göre dağılımının farklılık gösterdiği saptanmıştır. En fazla şarkıya 7. sınıf Müzik Dersi kitabında yer verildiği tespit edilmiştir. Şarkı türleri bakımından en yoğun yer verilen kategorinin "Türk Okul Şarkıları" olduğu belirlenmiştir. Konu alanı açısından değerlendirildiğinde ise, şarkıların büyük bir kısmının "Millî Değerler" teması etrafında şekillendiği görülmüştür. Müzikal doku açısından incelendiğinde ise eserlerin çoğunlukla ince ve seyrek dokuda bestelenmiş olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda, eğitim müziğine yönelik gelecekte yapılacak çalışmalara ilişkin çeşitli öneriler sunulmuştur.
Güzel sanatlar eğitimi bölümü müzik eğitimi ana bilim dalı öğrencilerinin akademik motivasyon düzeyleri ve tutumları
Bu araştırmada müzik öğretmeni adaylarının akademik motivasyon düzeyleri ve müzik öğretmenliği mesleğine yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu Gazi Üniversitesi, Marmara Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültelerinin Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Öğretmenliği Programında 1, 2, 3 ve 4. sınıf düzeylerinde öğrenim görmekte olan 295 müzik öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Veriler "Akademik Motivasyon Ölçeği" ve "Müzik Öğretmenliği Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde Bağımsız Örneklemler T testi, Tek Yönlü Anova testi, Mann Whitney U testi, Kruskal-Wallis H testi ve Spearman Sıra Farkları Korelasyon testi kullanılmıştır. Verilerin analizinden elde edilen bulgulara göre, müzik öğretmeni adaylarının akademik motivasyon düzeylerinin ve müzik öğretmenliği mesleğine yönelik tutumlarının yüksek olduğu, akademik motivasyon düzeyleri ve müzik öğretmenliği mesleğine yönelik tutumları arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı, akademik motivasyon düzeylerinin cinsiyet ve mezun olunan lise türü değişkeni açısından farklılık gösterdiği; müzik öğretmenliği mesleğine yönelik tutumlarının cinsiyet, sınıf düzeyi ve bireysel çalgı değişkeni açısından farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın sonucunda gelecek çalışmalara ilişkin öneriler sunulmuştur.