Niğde Ömer Halisdemir Üniversity
Enstitü

Sosyal Bilimler Enstitüsü

Niğde Ömer Halisdemir Üniversity

115

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
DoktoraAçık ErişimTR

Kazakistan ve Türkiye'de uygulanan dil yeterlilik sınavlarının karşılaştırılmalı incelemesi: Qaztest ve TYS

Kazak dili, tarih boyunca farklı sosyo-politik süreçlerden geçerek şekillenmiştir. Özellikle 19. yüzyılın sonlarından itibaren Kazakistan'ın Rus İmparatorluğu ve ardından Sovyetler Birliği egemenliğinde kalması, Kazak diline derin etkiler bırakmıştır. Bu dönemde Rusçanın yaygınlaştırılması ve Kazak dilinin kullanım alanlarının sınırlandırılması, dilsel asimilasyon sürecini hızlandırmıştır. Sovyetler döneminde Rusça, eğitimden kamu hizmetlerine kadar birçok alanda baskın dil haline gelmiş ve Kazak dilinin kullanımı giderek azalmıştır. 1991 yılında Kazakistan'ın bağımsızlık kazanmasıyla, ulusal kimlik ve dilin yeniden canlandırılması temel öncelikler haline gelmiştir. Kazak dilinin statüsünü güçlendirmek amacıyla çeşitli politikalar uygulanmış, eğitim ve dil sınavları bu sürecin önemli parçalarından biri olmuştur. Bu bağlamda QAZTEST sınavı, Kazak dilini öğrenen veya geliştirmek isteyen bireylerin dil yeterliğini ölçmek amacıyla geliştirilmiştir. QAZTEST, Kazak diline hakimiyetin ölçülebilir ve standart hale getirilmesini sağlayarak, devlet politikalarının etkin uygulanmasına katkıda bulunmaktadır. QAZTEST sınavı, Türkçe Yeterlilik Sınavı (TYS) ile de benzerlik göstermektedir. TYS, Türkçe'yi yabancı dil olarak öğrenen bireylerin dil becerilerini değerlendirmeyi hedeflerken, QAZTEST Kazak dilini ana dili veya yabancı dil olarak öğrenen bireyler için geçerlidir. Her iki sınav da dilin dört temel becerisini (dinleme, okuma, yazma ve konuşma) değerlendirmektedir. İki sınav da dil seviyelerini A1'den C1'e kadar (başlangıçtan ileri seviyeye) ölçeklendirmektedir. Ancak, TYS'nin odak noktası Türkiye'nin uluslararası öğrenci ve iş gücü ihtiyacına yönelikken, QAZTEST daha çok ulusal kimlik ve devlet dil politikalarını desteklemeyi amaçlamaktadır. Her iki sınavın karşılaştırılması, dil sınavlarının ulusal ve uluslararası düzeyde nasıl şekillendiğini anlamak açısından önemlidir. TYS, Türkçenin küresel yayılımını sağlarken, QAZTEST Kazak dilinin toplumda yaygınlaşmasını teşvik eder. Her iki sınavın içerik yapısı, uygulama yöntemleri ve değerlendirme kriterleri de bu farklı hedeflere göre uyarlanmıştır. Bu çalışma, QAZTEST ve TYS sınavlarının eğitim politikaları ve dilin sürdürülebilirliği açısından önemini analiz ederek, iki sınav arasındaki benzerlikler ve farklılıkları ortaya koymayı amaçlamaktadır.

TÖMERYetenek sınavları
Mira Sadvakassova
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmanlı İmparatorluğu'nda şarap üretim süreci ve iktisadi katkısına bir örnek: İktisat vekâleti sanayi zirai şarapçılık

Şarap, binlerce yıldan itibaren üretilen ve tüketilen alkollü bir içecek olarak bilinmektedir. Şarap yalnızca üzümden değil çeşitli birçok meyveden üretilmektedir. Şarabın üretimindeki en önemli nokta, üzümlerin ezilerek elde edilen su, kabuk ve şeker ile mayalanarak fermantasyonun gerçekleşmesidir. Şarap sadece alkollü içecek olarak değil, aynı zamanda üretildiği toplumun kültür yansıması olarak da ifade edilmektedir. Şarap, disiplinler arası ilişkileri ile ön plana çıkmıştır. Bu noktada ekonomik etkileri dikkat çekmektedir. Ülkelerin iç ve dış pazarında yer tutan şarap, vergilendirme gibi bazı ekonomi politikalarının uygulanması ile ülke hazinesine önemli miktarda gelir ve döviz kazandırmıştır. Çalışma, Osmanlı İmparatorluğu'nda şarap üretim süreci, bölgeleri ve iktisadi katkı olarak vergilendirme süreci, koşulları ve miktarları incelenerek bilgiler aktarılmıştır. Vergilendirme sürecinin dönemin padişahlarının kararlarına göre şekillendiği söylenebilmektedir. Bazı padişahların şarap üretim, tüketim ve ticaretini serbest kılarken bazı padişahlar kesin olarak yasaklamış ve yasağa uymayanlar cezalandırılmıştır. Bu süreçte meyhaneler dahi kapatılmıştır. Fakat imparatorluğun ekonomisini olumsuz etkilemesi nedeniyle şarap üretim, tüketim ve satışı vergilendirme usulüyle serbestleşmiştir. Aynı zamanda çalışmanın son bölümünde yer alan İKTİSAT VEKÂLETİ NEŞRİYATINDAN, İKTİSAT VEKÂLETİ MERKEZ SANAYİ-İ ZİRAİYE VE KİMYA-LABORATUAR ŞEFİ TEKNOLOG-KİMYAGER ZAFER RIZA' nın 'ŞARAPÇILIK' adlı eserinin tercümesi gerçekleştirilerek teorik bilgiler çerçevesinde eklenmiştir. Bu eserde şarap üretim süreci ve bu süreçte kullanılması için gerekli olan aletlerin kullanımı görseller ile detaylıca aktarılmıştır. Bağbozumundan başlayan bu süreç şişeleme ve mantarlama ile son bulmuştur. Mevcut dönem koşullarınca gerçekleştirilen bu adımlar tüm ayrıntılarıyla aktarılmıştır. Şarap elde etmek için kullanılabilecek üzüm türleri, alkol oranı ve şeker dengesinin sağlanması için gereken şartlar gram cinsinden ifade edilmiştir.

İrem Yılmaz
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

VIII. dönem Kırşehir milletvekilleri ve siyasi faaliyetleri

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunu takiben çok partili hayata geçiş denemeleri yapılmış olmasına rağmen ilk iki deneme başarısız olmuş; çıkan, isyanlar neticesinde kesintiye uğramıştır. 1938 Yılında Atatürk'ün ölümü ile İsmet İnönü cumhurbaşkanı seçilmiş ve milli şef ilan edilmiştir. 26 Aralık 1938'de CHP'nin 1. Olağanüstü Kurultayında "Milli Şef" unvanını almasıyla Türkiye'de yeni dönem başlamıştır. 7 Ocak 1946 tarihinde Demokrat parti kurulmuştur. İkinci Dünya Savaşı'nın tüm dünyada ve Türkiye'de köklü değişikliklere sebep olmuştur. Özellikle kırsal kesim bu durumdan oldukça fazla etkilenmiş ve konan yeni vergilerle hoşnutsuzluk iyice artmıştır. Bu durum CHP'nin büyük oranda güç kaybına sebebiyet vermiş ve halkta muhalefetin artmasına sebep olmuştur. 5 Haziran 1946 tarihinde Milletvekili seçim yasası değiştirilmiş ve Cumhuriyet tarihinde ilk kez tek dereceli seçim uygulanması kabul edilmiştir. 21 Temmuz 1946 tarihinde yapılan genel seçimlerde tek dereceli seçim ilk kez uygulanmıştır. Bu seçim demokrasi tarihimize açık oy, gizli sayım ve ilk kez tek dereceli genel seçim olarak girmiştir. Tek dereceli seçim sisteminin yapıldığı genel seçimlerde CHP, Kırşehir'de dâhil olmak üzere ülke genelinde seçimleri büyük ölçüde kazanmıştır. Muhalefet 1946 yılında gerçekleşen seçimlerdeki sıkıntıları dikkate alarak seçim kanununda yapılan değişiklikle yapılması "gizli oy, açık sayım" sistemi geçilmesi konusunda sürekli baskı oluşturmaya başlamıştır. Demokrat Parti "Yeter! Söz Milletindir" sloganı ile 14 Mayıs 1950 seçimlerinde, tek parti dönemine son vermiştir. Çalışma konumuz olan 8. Dönem dikkate alındığında CHP iktidarının devamı yönünde genel bir tablonun oluştuğu görülmektedir. 1946 seçimlerinde İsmail Hakkı Baltacıoğlu, Kemal Sahir Kurutoğlu, Mehmet Nihat Erdem ve Şevket Turgut CHP milletvekilleri olarak TBMM'ne katılmayı hak kazanmışlardır. Çalışmada ismi zikredilen 4 milletvekilinin biyografileri ve siyasi faaliyetleri incelenmiştir

Merve Omrak
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de trafik para cezalarının trafik kazaları üzerindeki etkisi

Bu çalışma, Türkiye'de trafik para cezalarının trafik kazaları üzerindeki etkisini, 1990- 2023 yılları arasındaki yıllık verileri kullanarak, Johansen eşbütünleşme testi yardımıyla tahmin etmektedir. Çalışmada bağımlı değişken trafik kazası sayısı iken, bağımsız değişkenler; trafik cezaları, ortalama eğitim süresi, kişi başına düşen gelir ve yol/motorlu taşıt oranını içermektedir. Analiz sonuçları trafik para cezaları ile trafik kazaları arasında uzun dönemli bir ilişki tahmin etmektedir. Bununla birlikte, eğitim ve kişi başına düşen gelir gibi sosyoekonomik durumdaki iyileşmelerin trafik kazaları üzerinde bir etki oluşturmadığı gözlenmektedir. Zorunlu bir uyum aracı olan trafik para cezaları daha güvenli sürüş davranışını teşvik etmede önemli bir belirleyici olarak ortaya çıkmaktadır. Trafik para cezaları, trafik kazalarının azaltılmasında olduğu kadar; bu kazaların, toplumsal ve iktisadi maliyetlerinin düşürülmesinde de etkili bir araç olarak kullanılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Kamu Politikası, Dışsallıklar, Trafik Kazaları, Trafik Para Cezaları, Johansen Eşbütünleşme Testi

Hüseyin Ergin
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

20. dönem Niğde milletvekilleri ve siyasî faaliyetleri

Bu tez çalışması, TBMM'nin 20.Dönemini, 1995-1999 tarihlerini kapsayan dönemde faaliyette bulunan Niğde milletvekillerinin yaşamlarını ve Meclis çalışmalarını konu edinmiştir. Bu çalışma giriş, birinci ve ikinci bölümden ibarettir. Giriş kısmında konu, amaç, yöntem ve çalışmanın önemi yer almaktadır. Ayrıca Niğde ilinin yeri ve tarihinden bahsedilmiştir. Birinci bölümde, Türkiye'de Demokrasi ve Çoğulcu Modele Geçiş, 1950 Yılından Önce Türkiye'de Politik Yaşam, Türkiye'de Muhalefet ve Yeni Siyasî Partilerin Kurulması, Çoğulcu Model Yaşamı ve Demokratik Seçimler Dönemi, 1946-1995 Seçimleri Arası Türkiye'de Siyasal Hayat, 24 Aralık 1995 Seçimlerine Giden Süreç,24 Aralık 1995 Seçimleri ve 20.Dönemin (1995-1999) Genel Değerlendirilmesi yapılmıştır. İkinci bölümde ise, 20.Dönem Niğde milletvekillerinin yaşamları, siyasi faaliyetleri ve Meclis çalışmaları yer almıştır. Tezin hazırlanma sürecinde, yerel basından, çeşitli kitaplardan, makalelerden, ansiklopedilerden, internet yayınlarından, TBMM Tutanak Dergisi'nden, TBMM albümünden ve milletvekillerinin seçim mazbatalarından faydalanılmıştır. Sonuç bölümünde kaynakça yazılmıştır. Faydalanılan belgeler ise tezin son kısmına eklenmiştir. Anahtar Kelimeler: TBMM, Çoğulcu Modele Geçiş, 1995 Seçimleri, Niğde Milletvekilleri, Koalisyon

Muammer Gürbüz
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Polisin pandemi öncesi, pandemi dönemi ve sonrasında müdahale ettiği suç içeren olayların analizi

Polis teşkilatı toplumun huzur ve güvenliğini sağlamakla sorumlu en önemli kamu hizmeti sunan devlet organlarından birisidir. Polis teşkilatı 7 gün 24 saat halkın hizmetinde çalışmaktadır. Pandemi döneminde de uzaktan çalışamayan, 7/24 çalışmaya devam eden meslek gruplarından biri olan polis teşkilatı çalışmalarını sürdürmüş, suç ve suçlularla mücadele etmiştir. Bu çalışmada polisin müdahale ettiği kriminal suçlar ve adalete sevk ettiği suçlar, pandemi öncesi dönem, pandemi dönemi ve sonrası olarak incelenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla yapılan çalışmada çeşitli kamu kurumlarının istatistiklerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda pandemi döneminde ve öncesinde adalet bakanlığına polis tarafından sevk edilen suç ve suçluların sayısının pandemi sonrasında ciddi derecede artış gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Pandemi, Polis, Suç, Suçlu.

Ahmet Furkan Özcan
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rekreatif sosyal yaşam merkezleri ile semt sahalarında fiziksel aktivite yapan bireylerin egzersiz bağımlılık düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışma, Niğde ilinde rekreatif amaçla veya semt sahalarında aktif egzersiz yapan bireylerin egzersiz bağımlılığını etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. 271'i erkek, 249'u kadın olmak üzere toplamda 520 bireyin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında Egzersiz Bağımlılığı Ölçeği (EBÖ) adlı anket kullanılmış ve toplanan veriler JASP (Java Analysis Software Package) programı ile değişkenler açısından incelenmiştir. Cinsiyet değişkeninin egzersiz bağımlılığı puanlarına olan etkisinin incelenmesinde bağımsız gruplar t testi, egzersiz yapılan süre, eğitim düzeyleri, yaş ve VKİ değişkenlerinin egzersiz bağımlılığı puanlarına olan etkisinin incelenmesine ise One-Way Anova ve Post Hoc Tukey testleri kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen istatistiksel bulgulara göre; egzersiz yapılan süre ve eğitim seviyesi değişkenleri ile egzersiz bağımlılığı puanları arasında anlamlı bir ilişki saptanmış iken (p<0,05), VKİ, yaş ve cinsiyet değişkenleri ile egzersiz bağımlılığı puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanamamıştır (p>0,05).

Caner Tuğluk
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de gümrük müşavirliği uygulamaları ve yetkilendirilmiş gümrük müşavirliğinin mesleki etkileri

Küresel ticaretin doğal bir sonucu olarak, ülkeler arasındaki ticari ilişkilerin artması, iş birliği ve etkileşimi gerektirmektedir. Bu süreç, işleri daha hızlı, güvenilir ve kolay hale getirmek için mevcut yöntemleri düzenlemeyi, formaliteleri azaltmayı, lojistik altyapıyı güçlendirmeyi ve genişletmeyi, ticaret engellerini belirlemeyi ve kaldırmayı gerektirir. Günümüzde bu eğilimlere paralel olarak, ülkemizin dış ticaret hacmi ve gümrük işlemlerinde artış yaşanmaktadır. Artış gösteren dış ticaret hacminin etkin bir şekilde yönetilebilmesi için uluslararası hukuka uygun olarak dış ticarete ilişkin bilgi ve belgelerin işlenmesi gerekmektedir. Ancak, bu bilgi ve belgelerin hızlı ve güvenilir bir şekilde doğrulanması her zaman mümkün olmayabilmekte, mevcut hukuki sistemlere ve özel durumlara uygunluğunu sağlamak zor olabilmektedir. Bu bağlamda, Ticaret Bakanlığı, gümrük işlemlerinin etkin bir şekilde uygulanması ve gerekli tespit işlemlerinin gümrük idarelerine bilgi verecek şekilde gerçekleştirilmesi amacıyla gümrük müşavirleri yetkilendirmiştir. Gümrük müşavirliği mesleğinin evrim geçirerek geliştiği bu yeni alanda, ithalat ve ihracat ile diğer gümrük işlemlerinin daha hızlı ve güvenli bir şekilde gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır. Yetkilendirilmiş gümrük müşavirliği (YGM) mesleğinin sağlam ve düzenli bir yapıya kavuşturulmasıyla, bakanlıkça belirlenen standartlara uygun bağımsız ve tarafsız bir şekilde faaliyet gösterilmesi, antrepo ve antrepo rejimi uygulanan gümrük işlemlerinin doğru, güvenli ve hızlı bir şekilde tamamlanması, daha etkin ve güçlü bir gümrük kamu hizmetinin oluşturulması, antrepolarda meydana gelebilecek gümrük kaçakçılığının önüne geçilmesi ve tüm işlemlerin resmi olarak sistemsel kayıtlara alınması gibi faydalar beklenmektedir. Bu değişikliğin, dış ticaret ve gümrük işlemleriyle uğraşan firmalar, yetkilendirilmiş gümrük müşavirleri ve gümrük idaresi arasında kurulacak iş birliği ve güven ortamını olumlu etkileyeceği düşünülmektedir. Konuyla ilgili sağlıklı değerlendirmeler yapabilmek için, öncelikle yetkilendirilmiş gümrük müşavirlerinin görevleri, sorumlulukları ve yükümlülüklerinin net bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanmış bazı uzmanlık tezleri bu konuda bilgi sunmaktadır, ancak mevzuatta yapılan son değişiklikler ve mevcut literatürdeki eksiklikler dikkate alındığında, bu yeni mesleğin daha ayrıntılı bir şekilde incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, gümrük müşavirliği ve yetkilendirilmiş gümrük müşavirliği sisteminin detaylı bir şekilde incelenerek, yetkilendirilmiş gümrük müşavirliği uygulamasının görevleri, yükümlülükleri ve sorumluluk alanlarının belirlenmesi, gümrük idarelerindeki işleyiş ve bu uygulamanın potansiyel etkilerinin analiz edilmesidir. Çalışmada veri yarı yapılandırılmış görüşme yöntemiyle yüz yüze toplanmıştır. Çalışma sonucunda yetkilendirilmiş gümrük müşavirliği sisteminin gümrük işlemlerini daha basit ve hızlı hale getirdiği, gümrük işlemlerinin etkinliğini artırdığı, vatandaşlara daha kaliteli ve etkili gümrük hizmetleri sunulmasını sağladığı tespit edilmiştir. Ayrıca meslekle ilgili istihdam olanakları üzerinde olumlu etkiler yarattığı ve kamu maliyesine faydası olduğu görülmüştür. Yetkilendirilmiş gümrük müşavirlerinin tespit işlemlerini yerinde yaparak verileri anlık olarak bakanlık birimleriyle paylaşmaları harcamaları azaltarak, hem devlet memurlarının hem de idarenin gereksiz suçlamalardan korunmasını sağlamaktadır. Bununla birlikte, gümrük müşavirliği mesleğinin güvenilir bir kurum haline getirilmesi ve uygulamanın doğru, tarafsız ve bağımsız müşavirler tarafından yönetilmesiyle, vergi kayıplarının azaltılabilmesi, gümrük kaçakçılığının önlenmesi ve işlemlerin büyük çoğunluğunun kayıt altına alınması gibi önemli avantajlar da sağlayacağı düşünülmektedir.

Kemal Salman
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sembolik etkileşimci kuram çerçevesinde değişim programlarının değerlendirilmesi; Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi giden öğrencileri örneği

Erasmus Değişim Programı Avrupa Birliği Eğitim ve Kültür Programları kapsamında "Ortak bir Avrupa Kimliği" oluşturmak gayesi ile başlatılmış bir eğitim değişim programıdır. Avrupa coğrafyasındaki ülkeler uyumlu ancak rakiplerinden daha üstün bir yükseköğretim sistemi oluşturulması hedefi ile 9 Haziran 1999'da Bologna (Bolonya) Bildirisi yayınlamıştır ve Bologna olarak adlandırılan yeni bir süreç başlatılmıştır. Bu sürece, 2004 yılında dahil olan Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi de şimdiye kadar yaklaşık 2000 öğrencisine yeni ufuklar açmayı başarmıştır. Günümüzde öğrenciler, Avrupa vatandaşlığı kimliği kazanma ve çeşitli yaşamları ve eğitim sistemlerini keşfetme arzusu doğrultusunda uluslararası programlara katılmakta, bu süreçte kültürel ve dilsel gelişim elde etmektedirler. Ancak, bu programların dil ve kültür üzerindeki katkılarının yanı sıra, bireylerin yeni kimlikler edinmeleri gibi gözden kaçan bir etkisi de bulunmaktadır. Uluslararası programlara katılım, öğrencilerin yeni sosyal ortamlara uyum sağlama sürecinde toplumsal kabul görebilmek amacıyla bazı davranışsal değişiklikler yapmalarını veya yeni kimlikler benimsemelerini gerektirebilir. Toplumsal etkileşim sırasında kullanılan dil ve kültürel paylaşımın bireyler üzerindeki etkileri ve bu süreçte yaşanan kimlik sorunsallığı, Erasmus programları bağlamında yeterince incelenmemiş veya kurumsal etkilere değinememiştir. Bu bağlamda, söz konusu fenomenin toplumsal sosyoloji açısından ele alınması, mevcut literatüre önemli katkılar sağlayacak niteliktedir. Araştırmamızın amacı, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi'nde Erasmus programlarından yararlanan öğrenciler evreninde bireylerin mikro düzeydeki iletişimlerinin ve toplumca kabul görme düzeylerini George Herbert Mead'in Sembolik Etkileşim Kuramı bağlamında Yapısal Sembolik Etkileşimcilik perspektifinden Sheldon Stryker'ın kimlik sorunsalına bakış teorisinden faydalanarak incelemektir. Uluslararasılaşma sürecinde olan bir kurumda mikro düzeyde tutulan araştırma evreninin makro düzeye evrilebilen etkileri çalışmada ayrıca tartışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Kültür, Kimlik Sorunsalı, Dil, Erasmus Programı, Sembolik Etkileşim

Kimlik arayışı
Hülya Üründü
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gündelik yaşamda ayırıcı pratikler; grup içi-gruplar arası olarak Atatürkçülük ve Yeni Osmanlıcılık

Bu çalışmanın amacı ideolojik bir örnek olarak Yeni Osmanlıcılık ve Atatürkçülük söylemlerinin gündelik hayattaki yansımalarını sunabilmektir. Seçim, beğeni ve arzuların benimsenmesi ve dışlanmasını toplumsal olgular ve eyleyenler üzerinden ele alan Bourdieu sosyolojisiyle, günümüz Türkiyesi'ne bakabilmek ve kutuplaşmanın hakim olduğu sosyal yaşamı tarafsız bir şekilde ele alabilmektir. Bunu yaparken elde edilen bulguları, yorumlayıcı sosyal bilim (YSB) bağlamında inceleyebilmektir. Araştırma konusunda seçilen örneklem; online anket ve normal anket şeklinde gerçekleştirilerek onbeş yaş ve üstü kategorisinden, meslek ve gelir sınıflarının oldukça çeşitli olduğu, seksen kişilik birbirinden bağımsız bireyler ile gerçekleştirilmiştir (örneklem-evren). Araştırmacının yakınlığı nedeni ile katılımcılar; araştırmacının çevresinden ve online eğitim sitelerinde rastgele bireyler olmak üzere yazılı ve online anket sistemi ile seçilmiştir. Bourdieu içerik analizine paralel hazırlanmış olan anket soruları çerçevesinde, örneklem içindeki bireylerden yola çıkarak topumun seçimlerine, beğenilerine, tüketimine bu etkileşimlerle grupların oluşumuna ve grup dışı kalmalarına bütün bu süreçleri nasıl deneyimlediklerine değinilmiştir. Bireylerin kişisel özelliklerinin ve tercihlerinin (yaş, cinsiyet, ideoloji, film, müzik, kılık kıyafet, eşya, dil, din, ırk…) gündelik hayatı nasıl oluşturdukları ve inşa ettikleri, belirtilen örneklem ve evren kapsamında anket sonucuna göre grafik ve veri analizleriyle değerlendirilmiştir. Konunun çerçevesi, Yeni Osmanlıcılık ve Atatürkçülük, Türkiye'de nasıl başlayıp şuan itibari ile günümüzde nasıl devam ettiğini, gündelik yaşam alanlarında, kurum ve kuruluşlarda ne şekilde karşımıza çıktığını ve tüketildiğini bu bağlamda aslında tercih, tüketim ve beğenin sınıfsal, ekonomik, kültürel ve toplumsal bir ayrım aracı olduğunu gösterebilmektir. Metodoloji olarak yorumlayıcı sosyal bilim çizgisiyle ve çoklu metot yöntemi olan anket ve içerik analizi metodundan yararlanılmıştır. Bu metot, SPSS yardımı ile yorumlanarak zenginleştirilmiştir. Çalışmanın yöntemi Bourdieu'nun adı geçen çalışması doğrultusunda içerik analizi ve araştırmacının çevresine ek olarak online sitelerde birbirinden bağımsız bireylerden oluşması nedeni ile, olasılığa dayalı olmayan- gelişi güzel örneklem seçimi ile anket metodudur. Çalışmada, gelişigüzel olasılığa dayalı olmayan seçim yöntemi ile anket uygulanmıştır. Anketin, kırk tanesi 2019-2022 tarihlerinde devam ettirilen çalışmada yüz yüze uygulanmış, diğer kırk tanesi ise internet ortamında farklı yaş, statü ve cisiyette online sitelerde dijital form hazırlanarak uygulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Alan, Habitus, Sermaye, Toplumsallaşma, Hegemonya, Atatürkçülük, Yeni Osmanlıcılık

Gamze Uy
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00