
116
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Taşınır satış sözleşmelerinde ayıp kavramı ve motorlu taşıtlara özgü hukuki sorunlar
Çalışmamızın konusu, satıcının ayıptan doğan sorumluluğu hükümlerinin ve malın ayıplı olması durumunda alıcı lehine doğan seçimlik hakların özellikle otomotiv sektörü bakımından incelenmesidir. Ayıp hükümleri incelenirken, hem adi ve ticari satımlar, hem de tüketici satımları dikkate alınmış, gerekli yerlerde tüketici satımlarına özgü kurallara yer verilmeye çalışılmıştır. Öte yandan, 28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 Sayılı yeni Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un getirdiği yeniliklere de mümkün olduğunca yer verilmeye çabalanmıştır. Çalışmamızda, tüm taşınırlara yönelik teorik açıklamalar yer almakta ise de, motorlu taşıtların üzerinde özel olarak durulmuş, motorlu taşıtlara yönelik uygulamada karşılaşılan uyuşmazlıklar ortaya konularak ve mahkeme kararlarından örnekler sunularak açıklamalarımız somutlaştırılmıştır. Keza yalnızca motorlu taşıtlar yönünden uyuşmazlık doğuran ve uygulamada pek çok davaya konu olan hava yastıkları, boya sorunları gibi belli başlı ayıp türleri bakımından ayrıntılı değerlendirmeler yapılmıştır. Ayrıca, motorlu taşıtlardan doğan ayıp iddialarına yönelik malın ayıpsızıyla değişimi veya satış bedelinin iadesi kararlarının infazında yaşanan sorun ve belirsizliklere temas edilmiş, bu konuda doktrin görüşü ile Yargıtay kararlarının karşılaştırılması yöntemi benimsenmiştir.
Hekimlerin gebeliklerin sonlandırılmasından kaynaklanan özel hukuk ve ceza hukuku sorumluluğu
Gebeliklerin sonlandırılması tıp, hukuk, etik, felsefe,din gibi pek çok alanda binlerce yıldır tartışılan bir konudur. Zamana ve mekana göre yaklaşımlar ve bakış açıları değişkenlik gösterse de gebeliklerin sonlandırılmasını ne tamamen serbest bırakmanın ne de aşırı kısıtlamalar getirmenin çözüm olmayacağı bilinmektedir. Ülkeden ülkeye değişkenlik göstermekle beraber, ülkemiz de dahil olmak üzere hemen her ülkenin kanunları gebeliklerin sonlandırılmasına belli koşullar altında izin vermiş, bu koşulları taşımayan durumlarda gebeliği sonlandıran kişilerin sorumluluğuna gidilmiştir. Gebeliklerin herhangi bir kişi tarafından herhangi bir yöntemle sonlandırılması mümkün olup sorumluluğunu da beraberinde getirse de, özellikle yakın zamanlarda gündemde olan ve kamuoyunun ilgisini çeken konu, hekimlerin gebeliklerin sonlandırılmasına yönelik tıbbi müdahale niteliği taşıyan eylemleri olmaktadır. Bu çalışmada hekimlerin gebeliklerin sonlandırılması nedeniyle hem özel hukuk hem ceza hukuku alanında söz konusu olabilecek sorumlulukları ele alınmıştır. Gebeliklerin sonlandırılmasında özel hukuk sorumluluğu, genel olarak hekimin özel hukuk sorumluluğuna paralel şekilde, hekim ile gebe kadın ya da yasal temsilcisi arasında kurulmuş bir sözleşme ilişkisinden, haksız fiilden, vekaletsiz iş görmeden kaynaklanabilir. Ayrıca Türk Borçlar Kanunu ilgili maddeleri uyarınca hekimin kusursuz sorumluluğuna da gidilebilir. Müdahalenin gerçekleştiği sağlık kurumunun da sözleşmeye aykırılığın yanı sıra hekimin kusuru nedeniyle sorumlu tutulması da söz konusu olabilir. Gebeliklerin sonlandırılması nedeniyle bir tazminata hükmedilebilmesi için de, genel sorumluluk hükümlerine uygun şekilde, bir hukuka aykırılık, zarar, kusur ve nedensellik bağının bulunması gerekmektedir. Çalışmada bu hususlar tıp uygulamasından örnekler eşliğinde ele alınmış, ayrıca ispata ilişkin özellikler ve tazminatın hesaplanması üzerinde de durulmuştur. Hekimlerin gebeliklerin sonlandırılmasından kaynaklanan cezai sorumluluğu açısından Türk Ceza Kanunu 99. ve 100. maddelerinde yer alan çocuk düşürme ve düşürtme suçları irdelenmiştir. Hekimlerin suç işlememeleri, hastalarına zarar vermemeleri ve kendilerini sorumlu duruma düşürmemeleri konusunda dikkat edilmesi gereken en önemli hususlar olarak özellikle Nüfus Planlaması Hakkında Kanun Hükümleri'nin dikkate alınması, hastanın aydınlatılmış onamının alınması, onam olmaksızın, yetki alanı dışında ve endikasyonsuz müdahaleye girişilmemesi ve yapılanların eksiksiz kayıt altına alınması üzerinde durulmuştur.
Tıbbi müdahale hatalarında bilirkişinin rolü
Bilirkişi görüşlerinin davaların sonuçlandırılmasında çok etkili bir rolü vardır. Mahkemeler, ceza ve hukuk davalarında, Hakimlerin çözmekte zorlandığı bilimsel konulara açıklık getirmek için bilirkişilerin görüşlerine başvururlar. Ülkemizde son yıllarda hatalı tıbbi müdahale iddiasıyla açılan davalarda büyük bir artış gözlenmektedir. Mahkemeler ve Hakimler, bilirkişilerin temel tıp kurallarına, kabul edilebilir tedavi seçeneklerine ilişkin açıklamaları ve yorumları olmadan tıbbi müdahale hatalarını komplikasyonlardan ayıramazlar. Ülkemizdeki kanunlara göre, mesleği yapmaya yetkili olan tüm hekimlerin tıbbi bilirkişilik yükümlülüğü de vardır. Adli Tıp Kurumu, Yüksek Sağlık Şurası, Adli Tıp Enstitüleri ve Üniversiteler halen ülkemizde bilirkişilik hizmeti veren kurumlardır. Biz burada, tıp camiasında, mahkemelerde ve sosyal mediada sıklıkla tartışma konusu olan tıbbi müdahale hatasıyla komplikasyonun ayırımını inceledik. Adli Tıp Kurumu ve Yüksek Sağlık Şurası tarafından verilen bir takım hatalı, eksik ve bilimsel olmayan tıbbi bilirkişi raporlarını mercek altına aldık. Bu çalışma güvenilir, tarafsız, objektif ve bilimsel tıbbi bilirkişi raporlarının hatalı tıbbi müdahale davalarındaki önemini tartışmakta, tıbbi bilirkişilerin bilginin tarafsız taşıyıcısı olmaları gerektiğini vurgulamaktadır. Tıbbi bilirkişilerin verdikleri hizmetin kalitesini arttırmak ve nihayetinde daha doğru, dürüst ve adil sonuçlara ulaşabilmesi için tavsiyelerde bulunduk. İnsanların daha sağlıklı ve adil bir yaşam sürmelerini sağlayarak, global düzeyde iyi olma halini hedefleyen tıp ve hukuk bilim dallarının birlikte harmoni içinde çalışmaları halinde çok daha etkili olabilecekleri sonucuna vardık.
Amerikan Ceza Hukukunda meşru savunma
Meşru savunmanın kapsadığı alan ve haklar her hukuk sisteminde aynı olmasa da, bugün modern hukuk sistemini benimseyen ülkelerin hukuklarına bakıldığında, birbirine yakın düzenlemelere sahip oldukları anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, en eski zamanlardan beri var olan meşru savunma kavramını Amerikan ceza hukuku bakımından incelemek, hem Türk hukukçularının meşru savunmayı bu açıdan da tanımasını sağlayacak, hem de Türk ceza hukukunu zenginleştirilebilecek görüşlerle birlikte farklı tartışmaların yapılmasını kapı aralayacaktır.Bu nedenle çalışmamızda meşru savunmayı ele alırken, öncelikle kavramın Roma hukuku, Osmanlı hukuku gibi modern ceza hukuku öncesi sistemlerinde nasıl ele alındığını, ardından modern hukuk sistemine geçtikten sonra hem Anglo-Sakson, hem de Kara Avrupası sistemlerindeki diğer ülkelerde nasıl düzenlenmiş olduğunu ortaya koymaya çalıştık. Çalışmamızın birinci bölümünde yer alan tarihçe ve diğer bazı ülkelerdeki hukuki düzenlemeler ile tarihçesi eskiye dayanan bir kavram olan meşru savunmanın çeşitli ülkelerde nasıl ele alındığı, ne anlaşıldığı ve neleri kapsadığına değinilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda, meşru savunma hem Roma, Osmanlı ve İngiliz hukuklarına göre tarihçesi bakımından ele alınmış, hem de söz konusu kavramın Kara Avrupası Hukukunu benimseyen Almanya, Fransa, İtalya gibi bazı Avrupa ülkelerindeki düzenlemeleriyle birlikte, Türk hukukundaki düzenlenişine yer verilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde, meşru savunmanın Amerikan ceza hukukundaki düzenlenişi ele alınmış olup, söz konusu kavram, niteliği, kapsamı, koşulları ve bazı önemli gördüğümüz ilkeleriyle birlikte değerlendirilmiştir. Meşru savunmanın Amerikan ceza hukukuna göre bir hukuka uygunluk sebebi mi, yoksa bir mazeret nedeni mi olduğu tartışmasına yer verildikten sonra, Amerikan hukukuna göre meşru savunmadan ne anlaşıldığı, hangi hakların bu kapsama girdiği ve Amerikan yargısının meşru savunma konusundak içtihatlarına yer verilmeye çalışılmıştır. Common law şeklinde tabir edilen Türkçe'ye "içtihat hukuku" şeklinde çevirebileceğimiz bir hukuk sistemine sahip olan Amerikan hukuku, özellikle kanunlarda mevcut olan kavramların kriter ve özelliklerini, davalar yoluyla açıklaması ve genişletmesi bakımından oldukça önemlidir. Çalışmamızın esas konusunu oluşturan Amerikan ceza hukukunda meşru savunmanın tanımı, hukuki niteliği, koşulları ve bu koşullardan anlaşılması gerekenler başlıklar halinde ele alınmıştır. Bunun yanısıra, kaçma yükümlülüğü ve Kale İlkesi olarak ifade edilen iki önemli ilkeye değinilerek, söz konusu ilkelerin tanımları, mahiyeti, Amerikan ceza hukukunda meşru savunma bakımından önemi ve Türk ceza hukuku ile karşılaştırmalı noktalarına yer verilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise, Amerikan ceza hukukuyla Türk ceza hukukunun belki de en farklı görülen ve yine en çok tartışılan konularından biri olan evin ve malın savunulması konusuna yer verilmiştir. Amerikan ceza hukukununda yer alan meşru savunma kurumunu, Türk yargısının belirlediği kriterler ile Amerikan yargısının ortaya koyduğu ölçütleri belli noktalarda birleştirmek ve Amerikan yargısının meşru savunma ile ilgili verdiği kararlardaki görüş ve ölçütlerinin Türk ceza hukukunda da uygulanıp uygulanamayacağı, tartışmaya açılıp açılamayacağını ortaya koymak gerekmekteydi. Bu nedenle meşru savunmayı, Amerikan ceza hukuku bakış açısıyla ele almaya çalışmamız, Türk ceza hukukundaki işleyişe farklı bir açıyla katkı sağlamayı ve Amerikan uygulamasındaki kriterlerle birlikte Türk hukukuna yeni tartışma konuları getirmeyi amaçladığımızdandır. Bu açıdan, giderek yaklaşan ve birbirinden etkilenen hukuk sistemleriyle birlikte, Anglo- Sakson hukuk sistemini benimsemiş Amerikan hukukunun da Kara Avrupası hukuk sisteminde yer alan Türk hukukuna katkı sağlayabileceği düşüncesindeyiz.
Estetik cerrahide hekimin hukuki sorumlulukları ve bu sorumlulukların eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi
Beliren yetişkinlik döneminde temel psikolojik ihtiyaçların karşılanmasının ve kimlik statülerinin iki sosyal çevrede incelenmesi
The present study aimed to investigate the relationship between perceived psychological needs satisfaction and identity statuses in emerging adults across two social contexts i.e., parents and best friend. Data were collected as online self-report questionnaires from emerging adults aged between 18 and 26. A total of 288 university students completed questionnaires related to identity statuses and basic psychological needs satisfaction with mother, father and best friend. The results showed that needs satisfaction with the peer was significantly greater than needs satisfaction with parents. In addition, there was a significant effect of year of university education on identity diffusion such that identity diffusion was more prevalent in first year students than students with at least five year university education. Futher, multiple regression analyses indicated that needs satisfaction with best friend predicted all the identity statuses. However, needs satisfaction from mother predicted identity moratorium together with best friend and needs satisfaction from father predicted identity foreclosure jointly with best friend. The findings were discussed in the light of previous studies and future directions were provided. Keywords: emerging adulthood, basic psychological needs satisfaction, identity statuses
"Roma Hukukunda ve Türk Hukukunda eser sözleşmeleri (Locatio conductıo operis)"
Kaynağını Roma hukukunda bulan eser sözleşmelerinin tarihi, yapısı, özellikleri ve unsurları incelenmiş ve Türk hukukuyla kesiştiği veya ayrıştığı noktalar üzerinde durulmuştur.
Yürütücü işlevler ve ilkokula hazır bulunuşluk arasındaki bağlantılar
In this study, links between executive functions and school readiness in 4- and 5-year-old Turkish children (N = 69) were examined. Both individual assessments (executive functions, and school readiness) and parent reports (executive functions, school readiness) were used to assess the variables of interest. Executive functions were assessed through hot and cool dimensions. It was hypothesized that hot executive functions would be related to social aspects of school readiness whereas cool executive functions would be related to cognitive aspects of school readiness (i.e., math and literacy). There was partial support for the hypotheses; cognitive and social aspects of school readiness were both predicted by cool and hot executive functions. In addition, parent reports were in the same line with behavioral assessments; school readiness was predicted by both cool and hot executive functions. Possible implications, limitations, and future directions were discussed in the light of the findings. Keywords: Hot and cool executive functions, school readiness, learning related behaviors
Temel psikolojik ihtiyaçların aile ve öğretmenler tarafından karşılanmasının matematik dersindeki özbelirlenmiş motivasyon, öz-yeterlik ve performans ile ilişkisi
The propose of the current study was to examine the relations between the perceived gratification of basic psychological needs (autonomy, relatedness, and competence) in relationships with parents and mathematics teacher, and academic outcomes in mathematics among Turkish early adolescents. A total of 551 secondary school students completed the questionnaire; the questions assessed the level of perceived gratification of basic psychological needs in relationships with mother, father, and mathematics teacher, as well as academic self-efficacy, self-determined motivation, approach and avoidance goals in mathematics, and implicit theories of intelligence of adolescents. Path analyses showed that after controlling for the demographic variables, mathematics teacher's gratification of psychological needs was positively linked with all the academic outcomes; higher levels of mothers' gratification of psychological needs predicted higher self-determined motivation; and higher levels of fathers' gratification of psychological needs predicted higher levels of approach goals. There was no significant difference between fixed and growth mindset groups in the mediation model. However, univariate analysis of variance revealed significant mindset differences: growth mindset group had higher scores on all of the variables than the fixed mindset group. The findings were discussed considering the previous studies. Keywords: early adolescence, self-determination theory, basic psychological needs, motivation, mindset, academic self-efficacy, approach goals, avoidance goals
Ergenin anne-baba ve yakın arkadaşı ile bilgi paylaşma ve sır saklama davranışı ile psikolojik esenlik hali: Değişken ve birey odaklı inceleme
The present study examined adolescents' disclosure and secrecy behaviors in their close relationships and their psychological well-being (life satisfaction, problem-solving confidence, and (lower) trait anxiety). In a sample of 1232 adolescents (ages 11-19 years; 60.1 % girls), disclosure and secrecy across three relationship contexts were examined by variable- and person-centered approaches. With a variable-centered approach, the study examined the links between disclosure to and secrecy from mother, father, and best friend and psychological well-being using structural equational modeling (SEM) analysis. Results of SEM showed that higher disclosure and lower secrecy levels were related to higher psychological well-being. More specifically, variable-centered analysis results showed that higher disclosure and lower secrecy in relationship with father predicted better psychological well-being. Disclosure to and secrecy from mother were not found as much effective as the father in the model. Results did not support the relation between secrecy from best friend and well-being but high disclosure to best friend predicted higher well-being. With a person-centered approach, the study investigated adolescents' disclosure and secrecy behaviors in their relationships with their mother, father, and best friend through clusters. Cluster analysis yielded patterns in which adolescents share information with or keep secret from their parents which differ in levels of psychological well-being. The best friend-adolescent cluster was found to be significantly related to psychological well-being but the relation was weaker as compared to other clusters' relationship with psychological well-being indices. Findings are discussed by synthesizing the information yielded by variable- and person-centered analyses. Keywords: disclosure, secrecy, parents, friendship, adolescent psychological well-being, person-centered analysis, variable-centered analysis