181

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Marmara Bölgesi'nin Bursa, Tekirdağ ve Kocaeli illerindeki su ürünleri işleme tesislerinin incelenmesi

Su ürünleri zenginliği yönünden üç tarafı denizlerle kaplı olan ülkemizde üretim alanı 26 milyon hektardır ve su ürünleri, gıda sektöründe en önemli besin gıda kaynaklarından biridir. İşlenmiş su ürünlerinin çeşitliliği ve besin değeri kadar, saklama ve ambalaj koşulları da halk sağlığı açısından yüksek derecede önemlidir. Bu tezin amacı Bursa, Tekirdağ, Kocaeli illerinde işleme tesislerinin işleyiş kapasitelerinin değerlendirilmesi, incelenmesi ve işletmelerin kaliteli üretime geçişlerini daha verimli hale getirmektir. Çalışma kapsamında ilgili illerde faaliyet gösteren işleme tesislerinin işleyiş kapasiteleri hakkında anketler düzenlenerek incelemeler gerçekleştirilmiştir. Çalışma yapılacak aktif durumda olan su ürünleri işleme tesislerinin bilgilerine Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Güvenliği Bilgi Sistemi üzerinden ulaşılmıştır. Bursa, Tekirdağ ve Kocaeli illerinde bulunan işleme tesisleri ziyaret edilmiş ve birebir görüşmelerde firma yetkilisi, sorumlu müdür veya ilgili sorumlu yönetici üzerinden düzenlenen anket soruları cevaplanmış, mevcut durumları hakkında bilgiler edinilmiştir. Edinilen bilgiler yorumlanarak çözüm önerileriyle birlikte sunulmuştur.

KaliteMarmara bölgesiSu ürünleri+2
Songül Akbaba
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Enzim ve maya uygulamaları ile fonksiyonel yem katkı maddesi olarak Ulva rigıda'nın potansiyelinin araştırılması

Su ürünleri yetiştiriciliği, diğer büyük gıda üretim sektörlerinden daha hızlı büyümeye devam etmektedir. Su ürünleri yetiştiriciliğindeki büyümedeki bu artış, öncelikle kaliteli yemlerdeki gelişmeye bağlıdır. Fonksiyonel yem katkı maddeleri farklı kaynaklardan elde edilir. Bunlar balıklar ve çevre için organik ve çevre dostu olmalıdır. Bu fonksiyonel yem katkı maddeleri arasında prebiyotikler, probiyotikler, deniz yosunları, mantarlar, mikroalgler, enzimler, organik asitler, mikotoksin bağlayıcılar, fotojenik veya fitobiyotik bileşikler ve mayalar yer almaktadır Bu çalışmada Ulva rigida, ultrason hidrolizi, enzimatik işlem ve maya fermantasyonuna tabi tutularak yem katkı maddesi üretilmesi amaçlandı. Elde edilen ürünler, kimyasal bileşimi, toplam antioksidan içeriği, toplam oksidan içeriği, toplam fenolikler, antioksidanların radikal temizleme aktivitesi (DPPH), antioksidan gücü (FRAP), Minimum inhibitör konsantrasyonları (MİK) gibi özellikleri açısından fermente edilmemiş alg küspesi ile karşılaştırıldı. Ulva rigida, Marmara Denizi'nden toplanıp kurutulmuş ve alg unu elde edilerek kontrol grubu Ulva-Ham olarak değerlendirilmiştir. Deney grupları şunlardı: Ulva-B grubu: Ulva rigida, 50°C'de 3 saat boyunca bromelain enzimi ile muamele edildi. Ulva-M grubu: %1 Saccharomyces cerevisiae ile 30°C'de 24 saat fermente edilen Ulvarigida. Ulva-B+M grubu: bromelain enzimatik tedavisi ve ardından Saccharomyces cerevisiae fermantasyonu. Enzimatik işlem ve fermantasyon işlemi sonunda deney gruplarındaki karışım, kurutma kabininde 40 °C'de kurutulduktan sonra öğütülerek "yosun katkılı fermente yem katkı maddesi" haline getirildi. Fermente edilmemiş kontrol grubuyla birlikte 4 farklı ürün elde edildi ve analiz edildi. Sonuçlara göre diğer gruplarla karşılaştırıldığında en iyi protein içeriği Ulva-B+M grubunda (%10.13) görüldü, gruplar arasında yağ içeriği Ulva-M grubunda (%1.3) arttı, Ulva-B grubunda selüloz içeriği daha az (%1.11) görüldü. %) tüm gruplar arasında oksidatif stres OSI, DPPH, FRAP, Fenolik değerleri Ulva-Ham grubunun diğer gruplara göre daha yüksek olduğu belirlendi. Pozitif ve negatif bakterilere karşı MİK (Minimum İnhibisyon Konsantrasyonu) en iyi sonuçları gösterdi Ulva-B grubu (625, 312.5, 1250)μg/mL.

Şehira Kabalatımardinli
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Orta anadolu'da dağılım gösteren gobio cuvier, 1816 türlerinin revizyonu

Bu çalışmada, Orta Anadolu'da dağılım gösteren Gobio Cuvier, 1816 cinsine ait türler (Gobio fahrettini, Gobio gymnostethus, Gobio hettitorum, Gobio insuyanus, Gobio intermedius ve Gobio microlepidotus) taksonomik açıdan incelenmiştir. Türlere ait bireyler SAMUS 1000 model taşınabilir elektro şoker cihazı ile 2006-2017 yılları arasında toplanmış ve %5'lik formaldehit çözeltisinde muhafaza edilmiştir. Daha sonra Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Zooloji Koleksiyonunda (FFR) muhafaza edilmiştir. Morfolojik karşılaştırmalar sonucu, bu türlerden Gobio fahrettini ve Gobio intermedius türlerinin geçerli tür olduğu, Gobio gymnostethus ve Gobio insuyanus türleri arasında morfolojik olarak belirgin bir farklılık tespit edilmediği için, iki türün birbirleri ile sinonim olabileceği, yine Gobio hettitorum ve Gobio microlepidotus türleri içinde tür bazında bir farklılık tespit edilemediği için bu iki türün de birbirleri ile sinonim olabileceği düşünülmektedir. Bu tez çalışması ile elde edilen veriler, türlerin taksonomik pozisyonlarının tam olarak anlaşılabilmesi için fazla sayıda bireyin inceleneceği ve daha kesin sonuçlar için moleküler ve morfolojik olarak daha ileri düzeyde çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymuştur.

Özgür Çebin
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Basınç şoku ile üretilen triploid karadeniz alabalığı (salmo labrax)'nın tatlısu ve deniz suyunda gelişim performanslarının irdelenmesi

Bu tezde, basınç şoku yöntemi kullanılarak üretilen triploid Karadeniz alabalığının büyüme performansının, smoltifikasyon sürecinin ve et kalitesinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Boy, ağırlık, yaşama oranı (YO), spesifik büyüme oranı (SBO), kondisyon faktörü (KF), yem dönüşüm oranı (YDO), hematolojik parametreler (WBC, LYM, MID, GRAN, RBC, HGB, HCT, MCV, MCH, MCHC, PLT, MPV, PDW), stres tepkileri (kortizol ve glukoz değerleri), osmoregülasyon kapasitesi göstergeleri, kan serumundaki Ca, Cl, Na ve K seviyeleri incelenmiştir. Triploid gruplar hem tatlısuda hem de ‰18 tuzluluktaki deniz suyunda daha yüksek boy, ağırlık ve spesifik büyüme oranı göstermiştir (P<0,05). 90 günlük büyüme periyodunun ardından, en iyi büyüme performansı ortalama başlangıç boyu 13,60±0,06 cm ve ağırlığı 26,60±0,45 g olan triploid tatlısu grubunda görülmüştür. Bu grubun nihai boyu, ağırlığı ve spesifik büyüme oranı sırasıyla 22,10±0,21 cm, 139,32±3,35 g ve 1,84±0,13 olarak belirlenmiştir. Kan serumundaki Ca, Cl, Na ve K iyonu seviyeleri ile kortizol ve glukoz seviyelerindeki zamansal değişimler triploid balıkların deniz suyuna adaptasyon kabiliyetlerinin diploidlerden farklı olabileceğini göstermiştir. Triploid grupların kortizol değerleri tatlısuda diploid gruplardan daha düşükken, deniz suyunda daha yüksek bulunmuştur. Glikoz değerleri ise tüm çalışma süresi boyunca gruplar arasında dalgalanmalar göstermiştir (P<0,05). Ca triploid tatlısu grubunda 17. günde, Cl diploid ve triploid deniz suyu gruplarında 24. günde ve Na triploid deniz suyu grubunda 17. günde en yüksek değerlere ulaşmıştır (P<0,05). K değeri çalışma boyunca gruplar arasında istatistiksel bir farklılık göstermemiştir. Çalışmanın 0, 30, 60 ve 90. günlerinde diploid ve triploid gruplarda kimyasal kompozisyon analizleri için örneklemeler yapılmıştır. Grupların besin madde içerikleri, amino asit ve yağ asidi kompozisyonları belirlenmiştir. Gruplarda glutamik asit en yüksek miktarda bulununan amino asit olurken, en düşük miktarda norvalin tespit edilmiştir. ∑SFA ve ∑MUFA değerleri triploid gruplarda daha yüksek belirlenirken, ∑PUFA değerleri değişkenlik göstermiştir.

AkuakültürAlabalıklarSürdürülebilir tarım+1
Recayi Çimagil
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Karadeniz'de hamsi (Engraulis encrasicolus linnaeus, 1758) üreme biyolojisi ve populasyon yapısı

Bu doktora tezinde, Karadeniz genelinde yayılış gösteren ve Türkiye balıkçılığı açısından ekonomik değeri yüksek olan Avrupa hamsisinin (Engraulis encrasicolus, Linnaeus, 1758) üreme biyolojisi ve popülasyon yapısı iki yıllık (2020–2022) bir dönem boyunca kapsamlı biçimde incelenmiştir. Çalışma kapsamında Karadeniz'in farklı bölgelerinden aylık olarak toplanan hamsiler değerlendirilmiştir. Gonad histolojisi, eşeysel olgunluk safhaları, ilk eşeysel olgunluk boyu (L₅₀), Gonadosomatik Index (GSI), Hepatosomatik Index (HSI), kondiyon faktörü, fekondite parametreleri, yumurta bırakma saatleri, yumurta çapı büyüklükleri ölüm oranları, boy kompozisyonları, cinsiyet oranları, yaş ve büyüme parametreleri her yıl için ayrı ayrı analiz edilmiştir. Çalışmanın ilk yılnda ortalama boy ve ağırlık sırasıyla 9,33±1,746 cm ve 5,54±3,054 gram olarak ikinci yılında ise 10,58±1,33 cm ve 7,66±2,649 gram olarak bulunmuştur. Dişi erkek oranı ilk yıl 1:1,02 ikinci yıl 1:1,06 hesaplanmış dişilerin her iki yılda da daha baskın olduğu görülmüştür. Boy ağırlık ilişkisi tüm bireylerde ilk yıl için W= 0,0038 L3,2135 (r2= 0,9287) olarak ikinci yıl için ise W= 0,0102 L2,7869 (r2= 0,9146) olarak hesaplanmıştır. Büyüme parametreleri von Bertalanffy büyüme denklemi kullanılarak hesaplanmış, tüm bireyler için L∞ = 14,67 cm, k = 0,551 yıl⁻¹ ve t₀ =-1,850 (2020-2021) ve L∞ = 14,25 cm, k = 0,499 yıl⁻¹ ve t₀ = -2,126 (2021-2022) olarak bulunmuştur. Ölüm oranlarına dayalı olarak her yıl için ayrı ayrı hesaplanan işletme oranlarını (E = 0,73 ve E = 0,69) av baskısının yüksek olduğunu göstermektedir. Histolojik analizler, hamsinin asenkron yumurtlama özelliği taşıdığını ve üremenin ilk yıl Mayıs-Ağustos ayları arasında, ikinci yıl Haziran-Eylül ayları arasında gerçekleştiğini ortaya koymuştur. GSI ve HSI değerleri üreme zamanının belirlenmesinde histolojik analizleri desteklemiştir. Dişi bireyler için L₅₀ değerleri tüm bireylerde 9,82 cm (2020–2021) ve 9,81 cm (2021–2022), olarak hesaplanmıştır. Bu çalışma, hamsinin üreme ve stok özelliklerine dair ayrıntılı veriler sunarak Karadeniz balıkçılığında sürdürülebilir avcılık yönetimi için bilimsel dayanak oluşturmakta ve şimdiye kadar bu tür üzerine yapılmış en kapsamlı bölgesel araştırmalardan biri olma özelliğini taşımaktadır.

Akuatik ekosistemOrtak balıkçılık politikası
Muhammet Emanet
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Çevre dostu yeni nesil ultrason destekli ekstraksiyon yöntemi kullanılarak, Cystoseira crinita makroalginden sodyum alginat üretiminin yanıt yüzey metodolojisi ile optimizasyonu

Bu çalışmada, Karadeniz Rize kıyılarından yıllık olarak toplanan Cystoseira crinita kahverengi alginden sodyum alginat üretimi ve üretilen sodyum alginatın kalitesi belirlenmiştir. Yıllık olarak toplanan örnekler deniz suyu sıcaklığına göre soğuk ve sıcak mevsim olarak iki gruba ayrılmıştır. Ekstraksiyon işlemi geleneksel yönteme karşın çevre dostu yeni nesil bir yöntem olan ultrasonik destekli olarak yapılmıştır. Bu amaçla ultrasonik su banyosu kullanılmış, özellikle ekstraksiyon süresi ve enerjiden oldukça tasarruf edilmiştir. Merkezî Kompozit Tasarım (Central Composite Design, CCD) kullanılarak Yanıt Yüzey Metodolojisi ile ekstraksiyon süreci; ekstraksiyon süresi, ekstraksiyon sıcaklığı ve Na₂CO₃ oranı faktörleri dikkate alınarak her bir mevsim için ayrı olarak optimize edilmiştir. Ekstraksiyon verimi, ham kül miktarı, pH, viskozite, jel gücü ve renk parametreleri (a*, b* ve L*) yanıt değişkenleri olarak değerlendirilmiştir. Analizlerde, bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenler üzerindeki istatistiksel anlamlılık derecesi ve yanıt değişkenleri %95 güven düzeyinde varyans analizi (ANOVA) ve F-testi ile değerlendirilmiş, tahmin edilen koşullar deneysel olarak doğrulanmıştır. Elde edilen yanıtlar ayrıca üç farklı ticari alginat ile de karşılaştırılmıştır. Optimum yanıtlar; ekstraksiyon verimi için %36,47 (soğuk mevsim) ve %30,38 (sıcak mevsim), ham kül miktarı için %26,97 (soğuk mevsim) ile %28,27 (sıcak mevsim) olarak belirlenmiştir. pH için optimum yanıtlar ise soğuk mevsimde 8,86; sıcak mevsimde 9,04 olmuştur. Minimum viskozite için optimum yanıtlar 5,07 mPa.s (soğuk mevsim) ile 4,41 mPa.s (sıcak mevsim) arasında iken maksimum viskozite için optimum yanıtlar 29,16 mPa.s (Soğuk mevsim) ile 19,17 mPa.s (sıcak mevsim) olarak tespit edilmiştir. Bir diğer kalite parametresi olan jel gücü optimum yanıtları soğuk mevsimde minimum 125,11g iken sıcak mevsimde 5,15g olmuştur. Aynı şekilde optimum jel gücü yanıtları ise sırası ile en çok 785,53g ve 693,75g olarak belirlenmiştir. Elde edilen alginat örnekleri acık renkte olup nem miktarları endüstriyel olarak alginat üretiminde kullanılan diğer türler ile benzerlik göstermiştir.

Neslihan Öğretmen
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Akuaponik sistemlerde sıvı solucan gübresi kullanımının sistem kullanım başarısına etkilerinin araştırılması

Bu doktora çalışması, akuaponik sistemlerde balık refahını değerlendirmek ve iç mekân (indoor) koşullarda sıvı vermikompost (solucan gübresi) kullanımının sistem performansına etkilerini incelemek amacıyla iki aşamalı olarak yürütülmüştür. Her iki deneysel çalışma, farklı ortam koşullarında kurulan akuaponik sistemlerde, su kalitesi, balık gelişimi ve bitki performansı üzerine odaklanarak kapsamlı veri setleri elde etmeyi hedeflemiştir. Birinci deney, sera koşullarında yürütülmüş olup, 4×5 m²'lik naylon örtülü bir alanda oluşturulan deneysel düzenekte 180 gün boyunca balık ve bitki gelişimi izlenmiştir. Deney grubu (DM) ve kontrol grubu (RAS) olarak ayrılan iki sistemde, her birine 25 adet sazan balığı (Cyprinus carpio) yerleştirilmiştir. Başlangıçta ortalama ağırlıkları sırasıyla 35,98±2,96 g (RAS) ve 36,06±3,23 g (DM) olan balıklar, 3,53±0,02 kg/m³ ve 3,54±0,02 kg/m³ stok yoğunluğuyla sisteme dahil edilmiştir. DM grubunda bitki yatağına domates (Lycopersicon esculentum) ve marul (Lactuca sativa) fideleri yerleştirilmiştir. Çalışma süresince balık büyüme performansı (boyca ve ağırlıkça büyüme, yem değerlendirme oranı, yaşama oranı), su kalitesi (NH₄⁺-N, NH₃-N, NO₂⁻-N, NO₃⁻-N, sıcaklık, pH, oksijen, elektriksel iletkenlik, bulanıklık) ve balık kan parametreleri (WBC, RBC, HGB, HCT, kortizol, Ca²⁺, Na⁺) izlenmiştir. Gruplar arasında balık gelişim parametreleri arasında istatistiksel anlamlı fark gözlenmemiştir (P>0,05). Bununla birlikte, gruplar arasında yem tüketimi ve stok yoğunluğu bakımından anlamlı farklılıklar oluşmuştur (P<0,05). İkinci deney, iç mekân akuaponik koşullarında, sistem suyunda eksik olan bitki besin maddelerinin takviyesi amacıyla sıvı vermikompost uygulamalarının etkilerini araştırmak amacıyla tasarlanmıştır. Dokuz deney tankından oluşan sistemde üç grup (kontrol – K, yapraktan besin ilavesi – Y, sudan besin ilavesi – S) oluşturulmuştur. Her bir akuaponik sisteme 25 adet ortalama 22,82±7,97 g ağırlığında sazan yavrusu (C. carpio), 5 adet biber, 2 adet marul ve 4 adet fasulye olmak üzere toplam 11 bitki fidesi yerleştirilmiştir. Deney boyunca 171,25 µmol/m²/sn sabit ışık yoğunluğunda gün ışığı aydınlatma sağlanmıştır. Bitki besin elementlerini içeren sıvı vermikompost 1 ml/L konsantrasyonda Y grubuna yapraktan püskürtülerek, S grubuna doğrudan sistem suyuna eklenerek uygulanmıştır. Kontrol grubu suyuna vermikompost takviyesi yapılmamıştır. 90 günlük süreçte sistem su kalitesi günlük (sıcaklık, pH, oksijen) ve 15 günlük periyotlarla (iletkenlik, amonyak, nitrit, nitrat, fosfat ve bulanıklık) izlenmiştir. Bulgular, sıvı vermikompostun her iki uygulamada da balık davranışlarına ve su kalitesine olumsuz bir etkisinin olmadığı gözlemlenmiştir. Bu doğrultuda, akuaponik sistemlerde temel bitki besin eksikliklerinin giderilmesinde sıvı vermikompost kullanımının su yoluyla bitkilere ulaştırılmasının olumlu bir seçenek olabileceği görülmüştür. Sonuç olarak, sera akuaponik sistemde bitki varlığının su kalitesine ve balık gelişimine ölçülebilir olumsuz bir etkisinin olmadığı gözlemlenmiştir. İç mekanda kurgulanan ikinci denemede ise yaprak yoluyla sıvı vermikompost kullanımının bitki gelişimine etkisi oldukça sınırlı gerçekleşmiştir. Buna rağmen, ön denemelerden sonra belirlenen 1 ml/L konsantrasyonda sıvı vermikompostun sistem suyuna ilave edilmesinin balıkların yaşam refahına olumsuz bir etkisi olmayacağı, bitki gelişimini vejetatif büyüme ve meyve üretimi bakımından destekleyeceği tespit edilmiştir.

Akuaponik sistemler
Abidin Küçükağtaş
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Karadeniz'de mezgit (Gadus merlangus euxinus Nordmann, 1840) avcılığında kullanılan sade uzatma ağlarının seçiciliklerinin araştırılması

Bu çalışma, Haziran 2010 - Haziran 2011 döneminde Rize Bölgesi'nde 16, 17, 18, 20 ve 22 mm göz açıklığına sahip mezgit avcılığında kullanılan sade uzatma ağlarının seçicilikleri üzerine yürütülmüştür. Sade uzatma ağlarıyla toplam 1816 adet mezgit yakalanmıştır. Örnekler 7.6-23.6 cm aralığında yer almakta olup, ortalama boy 14.79±0.05 cm olarak belirlenmiştir. Araştırmada kullanılan 16, 17, 18, 20 ve 22 mm göz açıklıklarına sahip uzatma ağlarıyla yakalanan mezgit balığının ortalama boyları ise sırasıyla 14.18±1.552, 14.95±1.743, 14.98±1.914, 15.48±2.563 ve 16.67±3.321 cm olarak bulunmuştur.Farklı ağ göz açıklıklarına sahip ağlarla yakalanan balık sayılarının değerlendirildiği SELECT metodunda 5 farklı model (Bi-Modal, Gamma, Log-Normal, Normal-Location ve Normal-Scale) kullanılarak seçicilik eğrileri çizilmiş ve seçicilik parametreleri hesaplanmıştır. Mezgit avcılığında kullanılan sade uzatma ağları için en düşük sapma değerine sahip olan Bi-Modal modelin en uygun model olduğu belirlenmiştir. Avcılıkta kullanılan 16, 17, 18, 20 ve 22 mm göz açıklığına sahip ağlar için uygun modele göre optimum boylar sırasıyla, 14.81, 15.74, 16.66, 18.51 ve 20.37 cm olarak tahmin edilirken bu boylara ait yayılım değerleri ise sırasıyla 1.35, 1.44, 1.52, 1.69 ve 1.86 olarak hesaplanmıştır. Mezgit stoklarının korunması ve sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi için asgari avlanabilir boy olarak 15 cm dikkate alındığında; 16, 17, 18, 20 ve 22 mm göz açıklıklarına sahip ağlarla yakalanan balıkların bu boy grubunun altındakilerin oranı sırasıyla, %71.8, %45.6, %46.6, %43.9 ve %35 olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte, 15-17 cm boy sınıfındaki balıkların oranı da ağ göz açıklıklarına göre sırasıyla, %27.4, %52.6, %47.48, %37.4 ve %26 olarak tespit edilmiştir. Bu sonuçlara göre, 16 mm göz açıklığına sahip uzatma ağı ile yakalanan balıkların büyük bir çoğunluğunun ilk üreme boyunun altında olduğu, ağ göz açıklığının artmasıyla büyük boy gruplarındaki balıkların yakalanma oranında da artış olduğu belirlenmiştir.

Balık avcılığıBalık ağlarıKaradeniz+2
Tuncay Yeşilçiçek
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
10
Master'sOpen AccessTR

İyidere ve Çiftekavak derelerinin su kalitesinin fiziko kimyasal parametreler ve saprobik sistem kullanılarak belirlenmesi

Bu araştırma Rize Çiftekavak ve İyidere dereleri üzerinde Nisan 2010 ? Mart 2011 tarihleri arasında yürütülmüştür. Çalışmada, İyidere deresi üzerinde belirlenen 6 Çiftekavak deresi üzerinde ise 2 istasyon seçilmiştir. Derede belirlenen istasyonlardan su örnekleri aylık olarak alınmış ve taban omurgasızları incelenmiştir. Fiziko-kimyasal su kalite değerlendirmesinde Kıtaiçi Su Kalite Standartları kullanılırken, taban omurgasızlara göre değerlendirmelerde ise Sİ (Saprobi İndeksi), FBI (Familya Biotik İndeksi), BMWP (Biyolojik İzleme Skor İndeksi), BBI (Belçika Biyotik İndeksi), ASPT (Ortalama Takson İndeksi), TBİ (Trent Biotik İndeksi) ve EPT takson sayısı olmak üzere 7 farklı biotik indeks kullanılmıştır. Taban büyük omurgasızlardan en baskın takım Ephemeroptera basta olmak uzere, Amphipoda, Tricladida, Coleoptera, Decapoda, Rhynchobdellida, Odonata, Diptera, Trichoptera, Plecoptera, Tubificida ve Arthropoda takımlarına ait 27 takson teşhis edilmiştir. Fiziko-kimyasal veriler ile biyolojik bulguların değerlendirilmesi sonucunda fiziko-kimyasal ve biyolojik su kalite değerlerinin paralellik gösterdiği görülmüştür. İyidere deresinin biyolojik ve fiziko-kimyasal açıdan kirlenmemiş su kalitesinde olduğu halde Çiftekavak deresinin gerek fiziko-kimyasal gerekse biyolojik verilerin analizine göre yoğun kirlilik tehdidi altında olduğu tespit edilmiştir.

Su kirliliği
Osman Serdar
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Rize ilinde organik alabalık yetiştiriciliği yapan işletmelerin yapısal ve ekonomik analizi

Bu çalışmada, Rize'de bulunan organik alabalık yetiştiriciliği yapan işletmelerin yapısal ve ekonomik analizi yapılmıştır.Anket yapılan işletmelerde aktif içerisinde en büyük sermaye grubunu arazi ve havuz varlığı oluşturmaktadır. İşletme sermayesi içerisinde en büyük payı balık varlığı oluşturmaktadır. İşletme birim havuz alanına en fazla brüt hasıla B işletmesinde (771,70 TL/ m2) elde edilmiştir. Net kar en yüksek A (1 927 558 TL), en düşük F (46 972 TL); sermaye devir oranı en yüksek E ( % 70.09 ve 1.43 yıl), en düşük F ( % 20.99 ve 4.77 yıl); rantabilitesi en yüksek E (% 59. 81) ve en düşük F (% 12.31) işletmelerinde hesaplanmıştır. Bölge genelinde işletmelerde bulunan ortalama damızlık balık sayısı 1 284 adet, damızlıkların ortalama yumurta verimi ise 2 166.7 adet/damızlık olarak bulunmuştur.İşletmelerin toplam proje kapasitesi ve üretimi 471 ton/yıl olup yaptıkları organik yetiştiricilik toplamı ise 161 ton/yıl olarak görülmektedir. İşletmelerdeki havuzların ortalama hasat yoğunluğu 19.01 kg/m3 olarak saptanmıştır. Yem dönüşüm oranı ortalama 1.10 olarak belirlenmiştir.

Azem Kaya
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı besin ve sıcaklığın S tipi rotifer (Brachionus rotundiformis) kültürüne etkisi

Bu çalışmada, %035 tuzlulukta rotifer (Brachionus rotundiformis, S tipi) kültüründe kuru ekmek mayası (Saccharomyces cerevisiae), S.parkle ve üç farklı sıcaklığın (27°C, 30°C ve 33°C) etkileri araştırılmıştır. Besleme rejimine göre büyüme hızı, ikilenme zamanı ve günlük rotifer üretimi tespit edilmiştir.Maksimum büyüme hızı, 33°C sıcaklık ve kuru ekmek mayası ile beslenen grupta 6,123±0,004 bölünme/gün olarak belirlenmiştir. S.parkle ile beslemede ise maksimum büyüme hızı 5,425±0,018 bölünme/gün olarak 30°C sıcaklıkta uygulanan grupta belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Rotifer, S.parkle, maya, larval besleme, ikilenme zamanı.

Erol Aşcı
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Karadeniz'deki iskorpit (Scorpaena porcus, Linnaeus, 1758 ) balığının popülasyon yapısı ve üreme biyolojisi üzerine araştırma

Bu araştırmada Trabzon kıyılarındaki İskorpit (Scorpaena porcus, Linnaeus 1758) balıklarına ait temel popülasyon parametrelerinin (yaş, boy, eşey kompozisyonu, boy-ağırlık ilişkisi, yaş-boy ilişkisi, büyüme parametreleri, kondisyon faktörü, beslenme, HSI, GSI, mortalite, üreme özellikleri) belirlenmesi amaçlanmıştır.Bu amaçla Ocak 2012 ile Aralık 2012 tarihleri arasında toplam 1061 adet iskorpit balığı aylık örneklemeler şeklinde uzatma ağları ile yakalanıp incelenmiştir. Örnekler 6,7 cm ile 25,5 cm arasında dağılım göstermiştir. Yaş dağılımı 0-8 yaş arasında bulunmuştur. Cinsiyet tespiti sonucu 409 dişi (%38.55), 465 erkek (% 43.38), 37'si olgunlaşmamış (% 3,4) ve 157'si (14.14) cinsiyeti belirlenememiş olarak bulunmuştur. Toplam örneklerin boy gruplarına göre cinsiyetleri arasında yapılan ki-kare testi (?2=115,58; p<0,01) sonucunda önemli fark bulunmuştur. Dişilerde en küçük cinsiyeti belirlenen birey 11,7 cm, erkek bireylerde 12,8 cm olarak bulunmuştur.Tüm örnekler için ortalama boy ve ağırlık sırasıyla 15,47±2,868 cm ve 83,60±52,193 gr iken boy-ağırlık ilişkisi denklemi W= 0,0101*L3,2546 ve (r=0.96) olarak belirlenmiştir. Büyüme sabitleri L?=22,15cm, K=0,287yıl-1, t0= -1,577 yıl ve W?=446,06 gr olarak bulunmuştur. Tüm örneklerde Von Bertalanffy büyüme denklemleri Lt = 22,15*(1-e-0,287(t+1,577)) ve Wt = 240,03*(1-e-0,287(t+1,577))3,2546 olarak tespit edilmiştir. Ölüm oranlarından anlık ölüm oranı (Z)=0.503, doğal ölüm oranı (M)=0.371 ve avcılık ölüm oranı (M)=0.132 olarak hesaplanmıştır. Beslenme, kış (%33) ve ilkbaharda (%38) ağırlıklı balıklar, yaz (%57) ve sonbaharda (%50) yengeçler üzerine yoğunlaşmıştır.Üreme dönemini belirlemek için yapılan GSI, HSI ve histolojik çalışmalarla Haziran-Ekim ayları arasında gerçekleştiği bulunmuştur. Fekondite, cinsi olgunluğa ulaşmış bireylerde ortalama 153.500±95.708 olarak belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: İskorpit, Scorpaena porcus, büyüme parametreleri, üreme, Karadeniz.

BiyoekolojiKaradenizÜreme+1
Murat Erbay
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye kıyısal sularında dağılım gösteren Sparidae familyasına ait taksonların mitokondriyal DNA dizilerine dayalı genetik analizi

Mercan balıkları en değerli balık türleri arasında olup tropik ve sıcak kıyısal sularda geniş dağılım gösteren 33 genusa ait yaklaşık 115 türden oluşmaktadır. Sparidae içindeki genus ve alt familya ilişkilerini izah edebilmek için Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz?i içeren Türkiye kıyı suları için tanımlanan 22 mercan türünün dört mitokondriyal DNA bölgesi (16S rDNA, COI, Cyt b genleri ve kontrol bölgesi)?nin 3562 bç?lik segmenti analiz edilmiştir. Dört farklı metot (NJ, MP, ML ve BI) kullanılarak oluşturulan filogenetik ağaçlar parafiletik alt familyalara sahip Sparidae familyasının monofilisini göstermiştir. Türk kıyı sularındaki sparid türleri, beslenme stratejileri ve diş yapılarına göre Sparidae familyasını 3 ila 6 alt familyaya ayıran önceki taksonomik hipotezlerin aksine iki ana büyük gruba ayrılmıştır. Genetik analizlerle elde edilen filogenetik ağaçlar Sparidae familyası içindeki alt familyaların varlığını izah edemez. Bu nedenle bu tekniklerle belirlenen familya altı yapılanmayı destekleyecek ve bu gruplar içinde tutarlı olacak birleştirici karakterler araştırılmalıdır ve Sparidae familyası içindeki genuslar arasındaki filogeni yeniden oluşturulmalıdır. Anahtar Kelimeler: Sparidae, mtDNA, filogeni, Türkiye kıyısal suları

İsmail Aksu
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kaynak alabalığı (Salvelinus fontinalis Mitchill, 1814)'nın spermatolojik özellikleri ve spermanın kısa süreli muhafazası

Bu araştırmada kaynak alabalığı (Salvelinus fontinalis Mitchill, 1814)?nın başlıca spermatolojik özellikleri belirlenerek, üreme mevsimi boyunca sperma kalitesinde meydana gelen değişimler ve farklı sulandırıcılar ile sulandırılan spermalarda sulandırıcıların sperma üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmada üreme sezonu boyunca 20 adet erkek damızlık kaynak alabalığı kullanılmıştır. Erkek damızlıklardan sperma abdominal masaj yöntemi ile alınmış ve alınan spermalarda; miktar, motilite oranı, motilite süresi, sperma yoğunluğu, spermatokrit oranı ve sperma pH?sı belirlenmiştir. Sperması sağılan balıkların canlı ağırlık ve total boyları belirlenerek, spermatolojik özellikler ile canlı ağırlık ve uzunluk arasındaki korelâsyonlar değerlendirilmiştir. Kaynak alabalıklarında sperma üretiminin ekim ayında başladığı ve mart ayında sona erdiği gözlenmiştir. Ekim ayından itibaren artmaya başlayan sperma miktarının aralık ayında 8,10±0,86 ml ile maksimum düzeye çıktığı saptanmış, aylar arasındaki farklar istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (p<0,05). Üreme mevsiminde ortalama motilite %64,60±10,03 ile %98,30±1,67, motilite süresi 38,30±4,26 s ile 60,70±4,70 s arasında belirlenmiş, farklar istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır (p>0,05). Spermatozoa yoğunluğu en yüksek kasım ayında 9,10±1,16x109 sp/ml, en düşük mart ayında 2,42±1,30x109 sp/ml, spermatokrit oranı en yüksek ocak ayında %23,71±2,26; en düşük mart ayında %13,28±4,67 olarak tespit edilmiş, aylar arasında gözlenen farklar ise istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır (p>0,05). pH değeri en düşük 6,87±0,03 ile kasım ayında; en yüksek 7,67±0,17 ile mart ayında tespit edilmiş, aylar arasında gözlenen farklar ise önemli bulunmuştur (p<0,05). Spermamın kısa süreli muhafazasında, spermalar 4 farklı sulandırıcı ile 1:3 oranında sulandırılarak 4 farklı deneme grubu oluşturulmuş, kontrol grubu olarak ise sulandırılmamış spermalar kullanılmış ve +4°C depolanmıştır. Bu çalışmada kullanılan sulandırıcıların kaynak alabalığı spermasının kısa süreli muhafazası için uygun olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kaynak Alabalığı, Salvelinus fontinalis, semen, sulandırıcı

Özay Köse
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Güney Doğu Karadeniz'de (Rize sahilleri) krişli trol ile avlanan bazı karides türlerinin dağılımı ve popülasyon dinamiği yönünden incelenmesi

Bu çalışma, Güneydoğu Karadeniz'de (Rize civarı) beam trol ile örneklenen karides türlerinin dağılımları ile en çok örneklenen karideslerden Palaemon adspersus türünün üreme özelliklerini ve Philocheras trispinosus türünün üreme biyolojisi (%50 cinsi olgunluk boyu, üreme zamanı) ile büyüme özelliklerini (mevsimsel ve mevsimsel olmayan von Bertalanffy Büyüme Denklemi parametreleri, boy-ağırlık ilişkisi ve boy kompozisyonu) tespit etmek amacıyla yürütülmüştür. Örneklemeler 2 m genişliğinde ve 15 mm ağ gözü açıklığına sahip krişli trol (beam trawl) kullanılarak Aralık 2012 ve Kasım 2013 tarihleri arasında aylık olarak yapılmıştır. Yapılan 146 çekim neticesinde 618 P. adspersus, 550 P. trispinosus, 12 Palaemon serratus, 11 Philocheras fasciatus ve 10 Crangon crangon bireyi örneklenmiştir. Örneklenen 5 karides türünün birim çabadaki av miktarları (CPUE: birey/saat); C. crangon için 0,3±0,12, P. fasciatus için 0,4±0,22, P. trispinosus için 13,1±2,93, P. adspersus için 25,4±16,22 ve P. serratus için ise 0,4±0,17 birey/saat olarak hesaplanmıştır. Araştırmada en çok örneklenen iki karides türünün 1000 m2 deki yoğunlukları P. adspersus için 1349,7±632,5 birey, P. trispinosus için ise 1877,7±737,3 birey olarak hesaplanmıştır. P. adspersus türünün üremesi Nisan ve Eylül ayları arasında gerçekleşirken, P. trispinosus türünün üremesinin ise Ocak ve Nisan ayları arasında olduğu belirlenmiştir. P. trispinosus türünün dişi bireyleri için %50 cinsi olgunluk boyu 25,7 mm toplam boy olarak hesaplanmıştır. P. trispinosus türünün aylık 1 mm sınıf aralığındaki toplam boy-frekans verilerinden hesaplanan mevsimsel von Bertalanffy büyüme parametreleri L∞ = 29,3 mm, K = 0,860 yıl-1, C = 0,180, WP = 0,510 şeklinde hesaplanmıştır. Matematiksel olarak, büyümenin en yavaş olduğu zamanın Haziran sonu Temmuz ayının başlangıcına (WP = 0,51) denk geldiği belirlenmiştir. Maksimum yaşı 2,58 yıl olarak hesaplanmıştır. Büyüme performansı indeksi ise Φ´ = 2,8678 olarak hesaplanmıştır.

Necla Yılmaz
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Karadeniz'de (Rize sahilleri) zargana balığının (Belone euxini Günther, 1866) popülasyon dinamiği ve balıkçılığı

Doğu Karadeniz'de (Rize Sahilleri) Zargana Balığının (Belone euxini Günther, 1866) Popülasyon Dinamiği ve Balıkçılığı Güney Doğu Karadeniz'de Rize sahillerinde yaşayan zargana balığının (Belone euxini) büyüme, ölüm oranı, dağılımı, üreme zamanı, yumurta verimi ve %50 cinsi olgunluk boyunu belirlemek ve zargana balıkçılığının yönetimine katkı sağlamak amacıyla Aralık 2011 ve Temmuz 2013 tarihleri arasında aylık olarak örneklemeler yapılmıştır. Yapılan çalışmada dişilerin ortalama toplam boyu erkeklerden istatistiksel olarak büyük elde edilmiştir. (P < 0,05). Dişi: erkek cinsiyet oranı 38 cm boy sınıfına kadar erkeklerin lehine 38 cm boy sınıfından sonra ise dişilerin lehindedir (P < 0,05). Biyolojik ve verilerin uygunluk durumuna göre üssel ya da exponential (dişi: L∞ = 88,3 cm TL, K = 0,108 yıl-1, erkek: L∞ = 71,9 cm TL, K = 0,151 yıl-1) ve von Bertalanffy (dişi: L∞ = 81,6 cm TL, K = 0,125 yıl-1, t0 = -2,25 yıl, erkek: L∞ = 81,6 cm TL, K = 0,125 yıl-1, t0 = -2,13 yıl) büyüme modelleri zargana balığının büyümesi için en uygun modeller olarak atanmıştır. Av eğrisi yöntemine göre anlık toplam ölüm katsayısı (Z) dişiler için 1,04 yıl-1 erkekler için ise 1,24 yıl-1 olarak hesaplanmıştır. Mutlak yumurta verimi 4015 ve 32453 adet/birey (ortalama: 14365±1049 adet/birey) olarak, bir seferde bırakılan olgun yumurtaların sayısı ise 560 ve 9713 adet/birey (ortalama: 2338±243 adet/birey) olarak belirlenmiştir. Olgun olmayan yumurta büyüklüğü olgun yumurtalardan istatistiksel olarak küçük bulunmuştur (t-test: P = 1.54E-230). Aylık gonadosomatik indeks (GSİ) seyri ve aylık gonat olgunluk safhalarının oranına göre zargana balığının üremesinin Mayıs ve Eylül ayları arasında gerçekleştiği saptanmıştır. %50 cinsi olgunluk boyu dişiler için 34,4 cm TL cm ve erkekler için ise 33,3 cm TL cm olarak hesaplanmıştır. Anahtar kelimeler: Belone euxini, büyüme, ölüm oranı, üreme, balıkçılık yönetimi

Burak Taşçı
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Karadeniz bölgesindeki gökkuşağı alabalığı (Onchorhynchus mykiss) çiftliklerinde hastalık oluşturan Pseudomonas türlerinin genetik analizi

Bu çalışmada, 2013 Ocak ve 2014 Haziran tarihleri arasında, Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki balık çiftliklerinden izole edilen Pseudomonas türleri üç tane referans gen ile çalışılmıştır (16S rRNA, rpoD ve rpoB). Daha iyi bir tanımlama amacıyla, 28 tane Pseudomonas suşu biyokimyasal testler ve Pseudomonas türleri için özel primerler tarafından analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, gen ağaçları Pseudomonas fluorescens grubu ve Pseudomonas putida grubu olarak adlandırılan iki gruba ayrılmıştır. Çalışmada kullanılan Pseudomonas suşları genellikle, Pseudomonas fluorescens, Pseudomonas putida ve Pseudomonas sp. olarak ve iki suş Pseudomonas lundensis ve bir suş ise Pseudomonas baetica olarak tanımlanmıştır. Bu çalışma aynı zamanda Pseudomonas suşları için, rpoD geninin 16S rRNA ve rpoB genine göre daha iyi bir ayrım gücüne sahip olduğunu göstermiştir.

Balık hastalıklarıGökkuşağı alabalığıPseudomonas
Zeynep Zehra İpek
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Karadeniz'de (Giresun-Hopa) 2009-2014 yılları arasında su ürünleri avcılık ihlallerinin incelenmesi

Bu çalışmada 2009-2014 yılları arasında Sahil Güvenlik Komutanlığının Giresun – Hopa arasında gerçekleştirilen su ürünleri avcılık faaliyetlerinin kontrolleri sonucunda elde edilen veriler kullanarak su ürünleri yasaklarına yönelik ihlaller incelenmiştir. Giresun, Trabzon, Rize, Artvin illerinde yapılan kontrollere bakıldığında ihlalin en yüksek olduğu ilin Trabzon, en düşük olduğu ilin ise Artvin olduğu görülmüştür. Avcılık türleri bakımından gırgır ağları ile avcılık yapan teknelere kesilen ceza miktarlarının diğer avcılık türlerine göre fazla olduğu belirlenmiştir (594.216.000.000 ¨). Voli ağları ile avcılık türünün ceza miktarı bakımından en düşük değere sahip olduğu görülmektedir (923 ¨). Kişilere uygulanan idari para cezaları illere göre sırasıyla Trabzon (114 kişi), Artvin (91 kişi), Rize (32 kişi) ve Giresun (32 kişi) şeklindedir. Suçun niteliği bakımından saha ihlallerinin en yüksek seviyede olduğu bunu sırasıyla belge, teknik usul ihlali, boy, zaman ihlallerinin takip ettiği görülmüştür.

Balık avcılığıSu ürünleriİhlal
Ali Ayaz
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki deniz salyangozunun (Rapana venosa, Valenciennes, 1846) mevsimsel biyokimyasal kompozisyonu ve et kalitesi değişiminin belirlenmesi

Bu çalışmada Doğu Karadeniz Bölgesinde ticari olarak avcılığı yapılan deniz salyangozunun mevsime bağlı olarak biyokimyasal kompozisyonu ve et kalitesindeki değişimler incelenmiştir. Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin illerindeki toplam 12 istasyondan tüplü ve serbest dalış yöntemi ile örneklemeler yapılmıştır. Deniz salyangozlarının % net et verimleri yaz ve sonbahar mevsimlerinde yüksek, ilkbahar ve kış mevsimlerinde nispeten daha düşük tespit edilmiştir. Dört mevsimin genel ortalaması ise % 19.50 olarak saptanmıştır. Biyokimyasal analizlerden % kuru madde, % ham kül, % ham protein ve % ham yağ miktarı mevsimlere ve istasyonlara bağlı olarak değişiklikler göstermekle beraber mevsimlerin genel ortalama değeri sırasıyla % 24.69, % 2.29, % 16.43 ve % 0.58 olarak bulunmuştur. Çalışmada elde edilen amino asit değerleri incelendiğinde; ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış mevsimlerinde toplam amino asit miktarları sırası ile 16370.86, 17203.50, 17793.25 ve 16330.73 mg/100 gr olarak tespit edilmiştir. Toplam esansiyel amino asit miktarının mevsimsel ortalamaları sırası ile 7447.76, 7123.38, 7733.25 ve 7223.63 mg/100g ve toplam esansiyel olmayan amino asit miktarlarının mevsimsel ortalamaları ise 8923.10, 10080.13, 10060,00, 9107.10 mg/100g olarak bulunmuştur. Yağ asitlerinin doymuş yağ asidi (DYA) grubunda palmitik ve stearik yağ asitlerinin yıllık genel ortalaması sırası ile % 11.47 (30.30 mg/100 g), %12.49 (32.53 mg/100g) olarak bulunmuştur. Bütün mevsimlerde tekli doymamış yağ asidi (TDYA) içerisinde en fazla miktara heneikosanoik asit (%15.78) ikinci sırada ise oleik asit (% 2.51) sahip olmuştur. Toplam çoklu doymamış yağ asidi (ÇDYA) miktarlarına mevsimsel bazda bakıldığında en düşük miktar yaz (% 42.00), en yüksek miktar ise kış (% 48.43) mevsiminde tespit edilmiştir. EPA da ise bu durum ΣÇDYA seyrine benzer, DHA da ise tam tersine bir değişim gözlenmiştir.

Amino asitlerDeniz salyangozuEt kalitesi+2
Altan Kıran
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sibirya Mersin balığı (Acipenser baerii) yeminde fındık küspesi kullanımının büyüme performansına etkisi

Bu çalışmada, kontrol (%0) ve farklı oranlarda fındık küspesi (%15, 30 ve 45 ) içeren yemlerle beslenen Sibirya mersin balığı (Acipenser baerii)'nın büyüme performansı ve vücut kompozisyonu üzerine etkisi araştırıldı. Araştırmada ortalama ağırlıkları 283,13±6,52 g olan toplam 180 adet balık kullanıldı. Her grup 3 tekerrürlü olarak, her tekerrürde 15 balık denemeye alındı ve araştırma 12 hafta sürdü. Deneme sonunda oransal ağırlık artışı (OAA,%) en yüksek kontrol grubunda (%180,62±2,84), bu grubu %15, %30 ve %45 fındık küspesi içeren gruplar sırasıyla; %159,03±1,18, %144,72±1,22 ve %125,55±0,89 olarak takip etmiştir. İstatistiksel analiz sonucunda oransal ağırlık artışı, spesifik büyüme oranı (SBO,%), yem değerlendirme oranı (YDO) ve protein değerlendirme randımanı (PDR) en iyi kontrol grubu, %15 fındık küspesi grubu ile benzer, diğer gruplardan farklı bulunmuştur (P<0,05). Hepatosomatik indeks (HSİ) değerlerinde, kontrol grubuyla % 45 fındık küspesi grubundaki farkın istatistiki olarak önemli olduğu (P<0,05) ve ham protein, ham yağ ve toplam enerji bakımından kontrol grubu ile %15 fındık küspesi içeren grup benzer olup, diğer gruplardan farklı bulunmuştur (P<0,05). Yapılan matematiksel hesaplamalar sonucunda büyüme performansı, yem değerlendirme oranı, et kalitesi ve vücut kompozisyonu bakımından fındık küspesinin optimum %15 oranında Sibirya mersin balığı yemine katılabileceği, fakat ekonomik performans dikkate alındığında küspe oranının %45'e kadar artırılabileceği belirlenmiştir. Anahtar kelime; Sibirya mersin balığı, Acipenser baerii, fındık küspesi, büyüme, yem değerlendirme oranı, ekonomik verim oranı, ekonomik karlılık indeksi

Balık yemleriBüyüme performansıFındık küspesi+2
Yunus Emre Kırtan
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
20
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Karadeniz'de (Rize sahilleri) deniz salyangozunun (Rapana venosa) dağılımı ve popülasyon yapısı

Bu çalışma Aralık 2012 ile Kasım 2013 tarihleri arasında Rize-Merkez, Çayeli ve İyidere'de 5-30+ m derinliklerde aylık olarak Beam trolü ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Çayeli istasyonunda Rapana venosa popülasyonunun boylarının 10,29-99,23 mm arasında dağılım gösterdiği, ortala boyun 40,84±0,33 mm ve ortalama ağırlığın 18,10±0,53 g olduğu, İyidere istasyonunda boyun 7,72-123,04 mm arasında dağılım gösterdiği, ortalama boyun 39,52±0,25 mm ve ortalama ağırlığın 16,73±0,39 g olduğu, Merkez istasyonunda ise boyun 8,01-119,54 mm arasında dağılım gösterdiği, ortalama boyun 39,79±0,31 mm ve ortalama ağırlığın 16,73±0,39 g olduğu tespit edildi. Çayeli istasyonu için boy-ağırlık ilişkisi W=0,0001L3,2843, İyidere istasyonu için W=0,00029L2,907 ve Merkez istasyonu için W=0,0001L3,2732 olarak tespit edildi. Merkez istasyonunda Rapana venosa popülasyonunun en fazla 20-30+ m derinliklerde, Çayeli ve İyidere istasyonlarında 10-20 m derinliklerde dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Mevsimlere bağlı olarak istasyonlara göre yoğunluk dağılım haritaları incelendiğinde; ilkbahar ve kış mevsiminde yoğun olarak İyidere istasyonunda, yaz ve sonbahar mevsiminde ise 3 istasyonda da yoğun olarak tespit edildi.

Archaeogastropoda
Serpil Demirçelik
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Deriner baraj gölü balık faunasının bakteriyel ve paraziter patojenler açısından araştırılması

Bu çalışmada Çoruh nehri üzerinde yer alan ve ülkemizin marka projeleri içerisinde değerlendirilen Deriner baraj gölünün balık faunası, bakteriyel ve paraziter patojenler açısından irdelenmiştir. Ağustos 2014 ve Nisan 2015 tarihleri arasında, aylık olarak 6 farklı türe ait toplam 127 balık örneklemesi yapılmıştır. Alburnoides fasciatus, Squalis orientalis, Barbus artvinica, Capoeta banarescui, Capoeta sieboldii ve Capoeta ekmekciae türlerinden, paraziter patojenler olarak Apiosoma sp., Euplotes sp., Gyrodactylus sp., Dactylogyrus sp., Ichthyophthirius multifiliis, Ligula intestinalis, Trichodinella sp., Trichodina sp. ve Vorticella sp. izolasyonu gerçekleştirilmiştir. Bakteriyel patojenler olarak ise Acinetobacter calcoaceticus, Carnobacterium maltaromaticum ve Shewanella putrefaciens türleri dışında, Aeromonas cinsine ait 6 tür ve Pseudomonas cinsine ait 3 farklı tür olmak üzere toplam 39 suş izole edilmiştir. Gerçekleştirilen antibiyogram testlerinin sonuçlarına bakıldığında, en yüksek bakteriyel direncin doğal direnç şeklinde de ifade edebilecek %64,1 değeri ile Ampisilin antibiyotiğine karşı olduğu gözlemlenirken, Enrofloxacin antibiyotiğine karşı hiçbir bakteri suşunda bakteriyel dirence rastlanmamıştır. Ülkemizde yaygın olarak balıklardan izole edilen Yersinia ruckeri ve Lactococcus sp. türlerine hiçbir balık türünde rastlanmaması bölgenin bu bakteriler açısından bakir olabileceği sonucunu göstermektedir. Sonuç olarak; bu tez çalışması ile Deriner baraj gölünün balık patojenleri açısından risk haritası ortaya konulmuş olup, patojenlere karşı alınabilecek tedbirlere temel bir kaynak oluşturulmuştur.

Bakteriyel hastalıklarBalıklarParaziter hastalıklar
Ahmet Düzgün
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

2009-2013 yılları arasındaki Trabzon balık hali kayıtlarının incelenmesi

Bu çalışma da, Trabzon balık hali Kayıtlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Trabzon balık hali kayıtlarının incelenmesinde, Trabzon Belediyesine bağlı olarak çalışan Balık Halinde tutulan resmi kayıtlar ile halde Toptan satış yapan toptancı esnafıyla yüz yüze görüşmeler yapılarak elde edilen kayıtlardan yararlanılarak gerçekleştirilmiştir. Yapılan incelemeler sonunda Trabzon balık halinde 2009-2013 yılları arasında işlem gören 22 balık türü olduğu tespit edilmiştir. Bu türlerden 15 'i Karadeniz'de avlanan, ikisi kültür balığı, biri ise ithal edilen, 4 tür ise diğer bölgelerden getirilip halde işlem gören türlerden oluşmaktadır. Balık halinde en fazla işlem gören balık türü Hamsi olurken en az işlem gören balık türü ise sarpa'dır. Toptancı kayıtlarına göre Trabzon Belediyesi balık hali kayıtları ile toptancı kayıtları arasında büyük farklar olduğu tespit edilmiştir. Beş yıllık süreçte halde en fazla işlem gören ortalama balık miktarı 6273,85 ton olarak hesaplandı. Trabzon balık halinde işlem gören balıklar arasında hamsi %82,10' lik oranla ilk sırayı alırken, hamsiyi, palamut (%9,73), istavrit (%5,25) diğer türlerin (%2,92) takip etmektedir (Şekil 17). Halde işlem gören balıkların %1,61'ini kültür balıkları, %98,39 'ünü ise avcılık yoluyla yakalanan balıklar oluşturmaktadır

Balık haliBalıkçılıkSatış noktası
Mükerrem Özkan Ulusal
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki kara midyenin (Mytilus galloprovincialis, Lamarck, 1819) biyokimyasal kompozisyonu ve et kalitesinin mevsimsel değişiminin belirlenmesi

Bu çalışmada Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki kara midyenin mevsime bağlı olarak biyokimyasal kompozisyonu ve et kalitesindeki değişimler incelenmiştir. Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin illerindeki toplam 12 istasyondan tüplü ve serbest dalış yöntemi ile örneklemeler yapılmıştır. Kara midyelerin % net et verimleri ilkbahar ve yaz mevsimlerinde yüksek, sonbahar ve kış mevsimlerinde nispeten daha düşük tespit edilmiştir. Dört mevsimin genel ortalaması ise % 24.00 olarak saptanmıştır. Biyokimyasal analizlerden % kuru madde, % ham kül, % ham protein, % ham yağ ve % glikojen miktarı mevsimlere ve istasyonlara bağlı olarak değişiklikler göstermekle beraber mevsimlerin genel ortalama değeri sırasıyla % 18.95, % 1.70, % 12.04, % 1.82 ve % 3.38 olarak bulunmuştur. Çalışmada elde edilen amino asit değerleri incelendiğinde; ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış mevsimlerinde toplam amino asit miktarları sırası ile 13272.13, 14252.13, 17472.13 ve 12548.88 mg/100 gr olarak tespit edilmiştir. Toplam esansiyel amino asit miktarının mevsimsel ortalamaları sırası ile 6605.27, 6520.13, 6825.13 ve 5186.13 mg/100g ve toplam esansiyel olmayan amino asit miktarlarının mevsimsel ortalamaları ise 6666.88, 7732.00, 10647.00 ve 7362.75 mg/100g olarak bulunmuştur. Yağ asitlerinin doymuş yağ asidi (DYA) grubunda palmitik ve stearik yağ asitlerinin yıllık genel ortalaması sırası ile % 19.62 (287.30 mg/100 g), %4.46 (64.32 mg/100g) olarak bulunmuştur. Bütün mevsimlerde tekli doymamış yağ asidi (TDYA) içerisinde en fazla miktara eikosenoik asit (%6.39) ikinci sırada ise oleik asit (% 4.53) sahip olmuştur. Toplam çoklu doymamış yağ asidi (ÇDYA) miktarlarına mevsimsel bazda bakıldığında en düşük miktar yaz (% 45.66), en yüksek miktar ise ilkbahar (% 50.98) mevsiminde tespit edilmiştir. EPA ve DHA miktarları ise ÇDYA benzer bir seyir izlemiştir.

Et kalitesiMevsimsel değişimMidyeler+1
Bahtiyar Süleyman
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Buzdolabında (+2±1 °c) vakum paketlenerek depolanmış alabalık (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) filetolarının kalitesine farklı kekik (Origanum onites L.) ekstraktlarının etkisi

Bu çalışmada, farklı kekik (Origanum onites L.) ekstratları uygulanarak vakum paketlenen gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) filetolarında 21 günlük depolama süresince meydana gelen biyokimyasal, fizikokimyasal, mikrobiyolojik, tekstürel ve duyusal değişimler incelenmiştir. Analiz örnekleri kontrol grubu (KO) ile birlikte % 3 oranında sıcak demleme (SID), soğuk demleme (SOD), destilasyon (DES) ve kaynatma (KAY) olarak beş farklı gruba ayrılmış ve örnekler vakum paketlenerek buzdolabında (+2±1 °C) muhafazaya alınmıştır. Uygulanan farklı kekik ekstraklarının gökkuşağı alabalığı filetolarının biyokimyasal içeriğinde önemli değişimlere yol açmadığı tespit edilmiştir (p>0.05). Tüm grupların depolama sonunda L ve a+ değerleri taze örnekte tespit edilen değerlere göre düşük bulunurken, b+ değerleri yüksek bulunmuştur. Depolama sonunda tüm grupların tekstür değerleri başlangıç değerinden yüksek bulunmuştur. Çalışma sonucunda KO, SID, SOD, DES ve KAY gruplarının tiyobarbitürik asit (TBA) değerleri sırasıyla 4,06, 3,18, 3,38, 3,37 ve 4,32 mg malonaldehit/kg bulunmuştur. Toplam uçucu bazik azot (TVB-N, mg/100g) değerleri DES grubu hariç tüm gruplarda 17. günde sınır değerlerini aşmıştır. Toplam aerobik mezofilik bakteri (TAMB) sayısı tüm gruplarda 13. gün sınır değerleri içinde kalırken, toplam aerobik psikrofilik bakteri (TAPB) sayısının 21 günlük depolama süresince kalite sınır değerlerini aşmamıştır. Toplam koliform sayısı KO, SID, SOD, DES ve KAY gruplarında sırasıyla 13. gün, 17. gün, 17. gün, 21. gün ve 17. gün sınır değerini aşmıştır. Duyusal değerlendirmelere göre SOD ve DES grupları 17. gün, diğer gruplar 13. gün tüketilebilir değerler içerisinde bulunmuştur. Bu çalışma sonucunda, KO ve SID gruplarının 9 gün, SOD ve KAY gruplarının 13 gün ve destilasyon grubunun 17 gün güvenilebilir bir şekilde tüketilebileceği belirlenmiştir.

AlabalıklarDepolama koşullarıGökkuşağı alabalığı+3
Hava Akarsu
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı bakteriyel balık patojenlerinin alabalık kuluçka sistemlerinde etkilerinin incelenmesi

Bakteriyel patojenlerin alabalıklar üzerinde meydana getirdiği olumsuz etkiler genellikle larval aşama ve sonrasında daha çok ele alınmakta ve rapor edilmektedir. Yumurta evresinde bakteriyel patojenlerin yumurta kayıpları, çıkış oranı ve suni yeme geçiş dönemlerindeki etkileri tam olarak irdelenmemektedir. Bu çalışmada farklı iki alabalık türünde (Oncorhynchus mykiss ve Salmo coruhensis), balıklarda patojen olan bazı bakterilerin (Aeromonas hydrophila, Lactococcus garvieae, Pseudomonas putida ve Yersinia ruckeri) yumurta, alevin ve fry bireyler üzerindeki patojenik etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla, bahsi geçen iki tür alabalığın gözlenmiş yumurtaları bakteriyel patojenler ile enfekte edilmiştir. Gözlenmiş yumurta aşamasından fry evresine kadar geçen süre sonunda kümülatif ölüm oranları A. hydrophila için gökkuşağı alabalığı ve kahverengi alabalıkta sırasıyla %17,66 ve %20,3 oranlarında en yüksek değerde kaydedilmiştir. Kontrol gruplarında ise bu oran yine sırasıyla %1 ve %2,6 olarak gözlemlenmiştir. Diğer bakteri gruplarında da ölüm oranları kontrol grubuna göre oldukça yüksek bulunmuştur. Bakterilerin, fry bireyler üzerinde mavi kese sendromu, omurga deformasyonları, renkte kararma ve kanamalara sebep olduğu belirlenmiştir. Çalışmada 90. gün sonunda kontrol grubu ve bakteri enfekte edilen bireylerin canlı ağırlıkları arasında önemli farklılıklar ortaya çıkmıştır. Sunulan bu tez çalışmasıyla, alabalık kuluçka sistemlerinde bakteriyel kontaminasyonun patojenik etkileri ortaya konulmuştur.

Cansu Yılmaz
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Karadeniz bölgesi'nde kültürü yapılan levrek (Dicentrarchus labrax, L. 1758) balıklarında görülen vibrio enfeksiyonları ve tedavisi

Bu çalışmada, Kradenizde kültür yapılan levrek balıklarındaki (Dicentrarchus labrax L., 1758) bakteriyel enfeksiyonlardan izole edilen vibrio türlerinin tanımlanması için konvensiyonel metotlar ve API 20E test kitleri kullanılarak gerçekleştirildi. Bütün izolatlar bakterilerin spesifik 16S rRNA genleri kullanılarak PZR yöntemiyle doğrulandı. İzole edilen bakteriler biyokimyasal ve PZR test sonuçlarına göre Vibrio anguillarum, V. vulnificus, V. parahaemolyticus ve V. harveyi olarak tespit edildi. Vibrio anguillarum için APİ 20E profili genellikle 3207526 olarak belirlendi. Sekensa gönderilen iki izolat hariç tüm izolatlar GenBank'da farklı kabul numarası kayıtlı Vibrio türlerine % 98-100 oranında benzer olduğu bulundu. Antibiyotiklere hassasiyet test sonuçlarına gore % 94,23 ampisilin, % 42,31 streptomisin, % 13,46oksitetrasiklin ve % 3,85 eritromisin dirençli olduğu fakat sulfametoksazol, trimetoprim sulfametoksazol, oksolinik asit, enrofloksasin ve florfenikol hassas olduğu tespit edildi.

Mikrobiyal duyarlılık testleriPatojenlerPatoloji+5
Hasret Yılmaz
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Vakum paketlenerek buzdolabında depolanmış gökkuşağı alabalık (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) filetolarının kalitesine çörek otu (Nigella sativa L.) ve yeşil çay (Camellia sinensis L.) ekstraktları ile yağlarının etkileri

Bu çalışmada, çörek otu ve yeşilçay katkıları ile vakum paketlenen gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) filtolarında 16 günlük depolama süresince meydana gelen kalite değişimleri incelenmiştir. Çalışma grupları kontrol grubu (KO), % 10'luk çörek otu destilasyonu (ÇOD), % 10'luk çörek otu yağı (ÇOY), % 10'luk yeşilçay destilasyonu (YÇD) ve % 10'luk yeşilçay yağı (YÇY) olarak ayrılmış ve vakum paketlenerek +2±1 °C'de muhafaza edilmiştir. ÇOD ve YÇD gruplarının besinsel içeriğinde önemli bir değişme görülmemiş, ÇOY ve YÇY gruplarının % ham yağ miktarında önemli farklılıklar oluşmuştur. TVB-N miktarı KO, YÇD ve YÇY gruplarında 11. gün, ÇOD ve ÇOY gruplarında 16. gün tüketilebilir sınır değerlerini aşmıştır. Depolama süresince TBA 0,12-0,48 mg MA/kg, pH 6,34-6,03, su aktivitesi 0,9942-0,9863 değerleri arasında tespit edilmiştir. Tüm gruplarda depolama süresince L* değeri yükselmiş, b* değeri düşmüş ve a* değeri belirli bir değişim göstermemiştir. Duyusal ve mikrobiyolojik değerlendirmeler sonucunda ÇOD ve ÇOY grupları diğer gruplara göre daha kaliteli bulunmuştur. ÇOD ve ÇOY gruplarının toplam bakteri ve koliform sayısı 16. gün sınır değerleri aşmıştır. Bu çalışma sonucunda KO, YÇD ve YÇY gruplarının 11. günde, ÇOD ve ÇOY gruplarının 16. günde kalite sınırlarını geçtikleri belirlenmiştir. 2016, 120 sayfa Anahtar kelimeler: Gökkuşağı alabalığı, Çörek otu ekstraktı, Yeşil çay ekstraktı, çörek otu yağı, Yeşil çay yağı, Vakum paket, Raf ömrü

Özgül Kılıç
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Karaca mersin balığı (Acipenser gueldenstaedtii Brandt, 1833) yeminde pelajik balık unu yerine mezgit balığı ununun kullanım olanaklarının araştırılması

Bu çalışma, Karaca mersin balığında (Acipenser gueldenstaedtii) mezgit balığı unu kullanımının büyüme performansı ve vücut kompozisyonu üzerine etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Ortalama ağırlıkları 1475±04,75 g olan balıklar; pelajik balık unu ilaveli kontrol grubu yemi (%0) (K) ve mezgit unu (MU) (%10, 20 ve 30) içeren dört farklı deneme grubu yemiyle 90 gün boyunca beslenmişlerdir. Deneme sonunda ortalama en yüksek canlı ağırlığa 2183±12,36 g ile MU %20 grubu ulaşmış, bu grubu sırası ile 2176±15,53 g ile MU %10, 2065±18,60 g ile MU %30 ve 2109±18,96 g ile (K) takip etmiştir. MU 20 grubu ile diğer gruplar arasındaki fark, oransal ağırlık artışı, yem etkinlik ve protein değerlendirme oranları bakımından istatistiki olarak önemli (P<0,05), yem değerlendirme ve spesifik büyüme oranları bakımından benzer bulunmuştur. Deneme sonunda elde edilen kondüsyon faktörü (KF), hepatosomatik indeks (HSİ), viserosomatik indeks (VSİ) ve gonadosomatik indeks (GSİ) değerlerinin, rasyondaki mezgit unu ilavesinden etkilenmediği belirlenmiştir. Aynı zamanda; mezgit ununun et kalitesi üzerinde önemli bir değişikliğe yol açmadığı ortaya konulmuştur. Bu çalışma sonucunda büyüme performansı ölçüm kriterleri dikkate alındığında, mersin balıklarının yemlerine %20 oranında mezgit unu kullanımının balık gelişimini kayda değer oranda arttıracağı sonucuna varılmıştır.

Mustafa İbrahim Osmanoğlu
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Alabalık atıklarından elde edilen toz protein hidrolizatı ile kaplanmış alabalık filetolarının soğukta depolanması esnasındaki bazı kalite değişimlerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, Gökkuşağı alabalığının fileto şeklinde işlenmesi esnasında ortaya çıkan atıklardan (baş, omurga, yüzgeçler ve deri) toz protein hidrolizatı elde etmek ve bu hidrolizat ile kaplanmış fileto gökkuşağı alabalıkların soğuk muhafazası (4±1˚C) esnasında raf ömrü üzerine yönelik etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Alkalaz enzimi ile yapılan protein hidrolizatı neticesinde elde edilen toz protein belirli oranlardaki saf su ve gliserol ile karıştırılmış ve alabalık filetolarının bu karışıma daldırma usulü ile kaplama işlemi gerçekleştirilmiştir. Aynı şekilde bir de kontrol grubu hazırlanmış ancak kontrol grubunun filetoları saf suya daldırılmak suretiyle bu işleme tabi tutulmuştur. Kontrol ve kaplanmış grup filetolar paketlenerek buzdolabına kaldırılmış ve 15 gün boyunca 1'er gün aralıklarla fiziksel (su aktivitesi (aw), pH ve renk değişimi), kimyasal (TVB-N ve TBA), duyusal (görünüş, koku ve doku sertliği), mikrobiyolojik, ham protein, kuru madde, ham yağ ve ham kül tayini analizlerine tabi tutulmuşlardır. Çalışmada alabalık atıklarından elde edilen protein hidrolizatında verim % 9,05, biyokimyasal içerik ise % 94,75 kuru madde, % 86,40 ham protein, % 0,37 ham yağ ve % 6,34 ham kül olarak bulunmuştur. Duyusal açıdan kontrol ve kaplanmış grupta sırası ile 5. ve 9. günde limit değeri olan 4 puanın altına düşerek bozulma gerçekleşirken, kimyasal ve mikrobiyolojik olarak yapılan analizlerin sınır değerleri aşılmamıştır. Bu sonuçlara göre kontrol grubunun raf ömrü 3 gün, kaplama uygulanmış grubun ise 7 gün olarak tespit edilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre alabalığın yan ürünlerinden elde edilen protein hidrolizatı ile yapılan yenilebilir kaplamanın alabalık filetolarının raf ömrünü yaklaşık 2 kat arttırdığı tespit edilmiştir.

Emire Arslan
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Diploid ve triploid Çoruh alabalığı (Salmo coruhensis) larvalarının farklı ışık şiddetinde besin kesesi tüketiminin belirlenmesi

Bu çalışmada, diploid ve triploid Çoruh alabalığı (Salmo coruhensis) larvalarının besin kesesi absorpsiyonu boyunca üç farklı fotoperiyotta (N: Normal gün uzunluğu, 24A: 24 saat aydınlık, 24K: 24 saat karanlık) gün-derece ile büyüme oranı, besin kesesi değerlendirme randımanı, su ve kuru madde içeriği karşılaştırılmıştır. Triploid balık üretimi döllenme işleminden 10 dakika sonra 10 dakika süre ile 28 °C sıcaklık şoku uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda; Çoruh alabalığının boy ve ağırlıkça büyümedeki artış, günlük besin kesesi tüketimi, besim kesesi değerlendirme randımanı ve gelişim indeksi diploid grupta sırasıyla normal gün uzunluğunda 0,344 mm/gün, 1,024 mg/gün, 0,800 mg/gün, 0,622 ve 1,942, 24 saat aydınlıkta 0,314 mm/gün, 0,921 mg/gün, 0,785 mg/gün, 0,603 ve 2,078, 24 saat karanlıkta 0,315 mm/gün, 0,872 mg/gün, 0,786 mg/gün, 0,629 ve 1,962; triploid grupta sırasıyla normal gün uzunluğunda 0,321 mm/gün, 1,234 mg/gün, 0,844 mg/gün, 0,624 ve 1,992, 24 saat aydınlık 0,303 mm/gün, 1,262 mg/gün, 0,836 mg/gün, 0,657 ve 2,052, 24 saat karanlıkta 0,320 mm/gün, 0,849 mg/gün, 0,845 mg/gün, 0,584 ve 1,928 olarak hesaplandı. Gün-derece ile kuru vücut ağırlığı ve kuru madde oranı arasında artan, kuru kese, toplam kuru larva ağırlığı ve su içeriği arasında ise azalan bir ilişki ortaya konulmuştur.

Mete Tuzcu
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Karadeniz kıyıları (Artvin-Giresun) birincil üretim miktarlarının mevsimsel değişimi

Güney Doğu Karadeniz (Artvin-Giresun) kıyıları boyunca gerçekleştirilen deniz seferlerinde sonbahar (Kasım 2014), kış (Şubat 2015), ilkbahar (Mayıs 2015) ve yaz (Ağustos 2015) dönemlerine ait fitoplankton boy gruplarına (pikoplankton, <0,2-2µm; nanoplankton, 2-10 µm; mikroplankton, >10 µm) dayalı birincil üretim miktarlarının zamansal ve alansal değişimi araştırılmıştır. Saha çalışmaları esnasında 12 farklı istasyonda (Giresun 2 mil, Giresun 8 mil, Trabzon 2 mil, Trabzon 8 mil, Trabzon 15 mil, Çamburnu 2 mil, Çamburnu 8 mil, Pazar 2 mil, Pazar 8 mil, Pazar 15 mil, Kemalpaşa 2 mil, Kemalpaşa 8 mil) yüzeyden itibaren 10 m aralıklarla 40 m derinliğe kadar mevsimsel örneklemeler yapılmıştır. Gerçekleştirilen C-14 deneyleri birincil üretim miktarlarının 295 mgCm2 ile 5931 mgCm2 arasında değiştiğini göstermiştir. Fitoplankton boy gruplarının birincil üretim miktarları değerlendirildiğinde pikoplankton, nanoplankton ve mikroplankton için sırasıyla 119-1848 mgCm2, 96-3156 mgCm2 ve 73-3363 mgCm2 arasında değişim göstermiştir. Fitoplankton boy gruplarının mevsimsel katkısı değerlendirildiğinde ise ilkbahar mevsiminde mikro- ve nanoplankton baskınlığı dikkat çekerken yaz ve sonbahar mevsiminde nano- ve pikoplankton baskın hale geçmiştir. İstasyonlar açısından bir değerlendirme yapıldığında ise kıyı istasyonların birincil üretim miktarlarının daha yüksek olduğu görülmüştür.

Mustafa Bakırcı
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yeşil çay katkılı yenilebilir kaplama uygulanan gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) filetolarındaki bazı kalite değişimlerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, alabalık atıklarından elde edilmiş toz protein hidrolizatı ve yeşil çay ekstraktı ile yapılan yenilebilir kaplama ile alabalık filetoları kaplanmış ve soğuk muhafaza (4±1 ˚C) koşullarında 13 gün boyunca meydana gelen kalite değişimleri gözlenmiştir. Çalışma materyali olarak ortalama ağırlıkları 226,40 g olan toplamda 10 kg porsiyonluk gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss), toz protein hidrolizatı ve yeşil çay ekstraktı kullanılmıştır. Deneme süresince K (Kontrol grubu) ve HYK (protein hidrolizatı ve yeşil çay ekstraktı karışımı ile kaplanmış grup) gruplarındaki biyokimyasal değişimlerin belirlenmesi için analizler yapılmış ve % ham protein içeriğinde istatistiki farka rastlanılmıştır (p<0,05). Depolama süresinin artışına bağlı olarak toplam uçucu bazik azot (TVB-N) değerlerinde artışlar gözlenmiş ve K grubunda bu değerler 1. ve 9. günlerde sırası ile 16,81 ve 48,33 mg/100g iken HYK grubunda 1. ve 13. günler de 17,51 ve 30,82 mg/100g olarak bulunmuştur. Yapılan mikrobiyolojik değerlendirme sonuçlarına göre K ve HYK örneklerinde başlangıç ve 1. gün değerleri 1,47 log kob/g altında kalmıştır. Depolama sürecine bağlı olarak bakteri sayılarında artışlar gözlenmiş ancak kaplama uygulanan gruptaki artışlar kontrol grubuna göre çok daha az olmuştur. Duyusal değerlendirme açısından K grubu 5. gün, HYK grubu ise 13. günde limit değeri olan 4 puanın altına düşerek bozulma göstermişlerdir. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre kontrol grubunun raf ömrü 3 gün, kaplama uygulanmış grubun ise 11 gün olarak tespit edilmiş ve yenilebilir kaplama uygulanan alabalık filetolarının kontrol grubuna göre 3 kattan daha fazla raf ömrüne sahip olduğu saptanmıştır.

Sevilhan Ayaş
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yetiştiriciliği yapılan karaca Mersin balığı (Acipencer gueldenstaedtii, Brandt and Ratzenburg, 1833)'nın lakerda yapımına uygunluğu ve kalite değişimlerinin belirlenmesi

Yapılan bu çalışmada, yetiştircilik yoluyla üretilen Karaca Mersin balığından (Acipencer gueldenstaedtii, Brandt and Ratzenburg, 1833) elde edilen lakerdanın, kendi salamurasında ve vakum paketlenerek buzdolabı koşullarında (4±1°C) 7 ay süreyle muhafazası esnasında meydana gelen kalite değişimleri (biyokimyasal, fizikokimyasal, mikrobiyolojik ve duyusal) araştırılarak hem yeni üretilen bu ürünün tüketici kabulü hemde en uygun muhafaza yönteminin tespiti amaçlanmıştır. Araştırmada kullanılan Karaca mersini (Acipenser gueldenstaedtii) Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi bünyesinde bulunan İyidere Araştırma ve Uygulama Merkezi'nden temin edilmiştir. Çalışmada, ortalama boyları 76,50±3,24 cm ve ortalama ağırlıkları 2425,20±347,42 g olan 10 adet Karaca Mersin balığı kullanılmıştır. %25 (a:a) oranda kaya tuzu kullanılarak üretilen lakerdanın tuz oranı %11,91 olarak bulunurken depolamanın 6. ayında bu değer vakum paket ve salamura gruplarında sırası ile %11,41 ve %12,26 olarak tespit edilmiştir. Her iki grupta da depolama süresince yapılan toplam uçucu bazik azot (TVB-N), tiobarbitürik asit (TBA) ve mikrobiyolojik analizlerden toplam mezofilik bakteri sayısı (TMBS), toplam psikrofilik bakteri sayısı (TPBS) ile ilgili tüketim sınır değerleri aşılmamıştır. Duyusal değerlendirme aşamasında, vakum paket grubu panelistler tarafından daha çok beğenilmesine rağmen her iki grupta 7. ayda tüketim limit değerinin altına düşerek bozulmuşlardır. Çalışmadan elde edilen verilere göre her iki grubun raf ömrü 6 ay olarak tespit edilmiştir.

Dilber Onay Ağırbaş
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Karadeniz mikrobiyal besin zincirinde mikrozooplankton dinamiği

Güneydoğu Karadeniz'de Mayıs 2015-Nisan 2016 tarihleri arasında gerçekleştirilen bu çalışmada nehir ağzı, kıyı ve açık sularda mikrozooplanktonun komunite yapısı, bolluğu, dağılımı ve çevre ile olan etkileşimi araştırılmıştır. Mikrozooplankton çalışma süresince 97'si Protozoa ve 11'i Metazoa'ya ait toplam 108 tür ile temsil edilmiştir. Mikrozooplankton bolluğu öfotik bölge içerisinde 63-2733 hücre. l-1 arasında değişim göstermiş ve heterotrofik dinoflagellatlar baskın grup olmuştur. Mikrozooplankton biyoması ise 0.7- 28.9 µg C l-1 arasında değişmiş ve mikrometazoa tarafından domine edilmiştir. Bolluk ve biyomas değerleri nehir ağzından açığa doğru düşüş sergilemiştir. Mikroplankton bolluğu sayıca mikrofitoplankton tarafından domine edilse de mikrozooplankton toplam mikroplankton biyomasının önemli bir katılımcısı olmuştur (%41-50). İstasyonlar arasında toplam mikrozooplankton bolluğu ve biyoması bakımından istatistiki açıdan önemli bir farklılık bulunmamıştır (p> 0.05). Mikrozooplankton bolluğu sıcaklık, tuzluluk, Chl-a, ve fitoplankton bolluğu ile istatistiksel olarak önemli korelasyon sergilemiştir (p<0.05). Bu çalışma ile mikrozooplanktonun Güneydoğu Karadeniz'de bolluk ve biyomas bakımından planktonun önemli bir katılımcısı olduğu ortaya konulmuştur. Güneydoğu Karadeniz planktonik besin zincirinde mikrozooplanktonun birincil üretim ile planktivor balıkların ana besinini oluşturan mesozooplankton arasındaki enerji akışındaki önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir.

Rıza Usta
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Karadeniz'de Noctiluca scintillans (Macartney) Kofoid & Swezy, 1921 dinamiği ve trofik ekolojisi

Güneydoğu Karadeniz'de gerçekleştirilen bu çalışmada nehir ağzı, kıyı ve açık sularda Mayıs 2015-Nisan 2016 tarihleri arasında Noctiluca scintillans dinamiği, besin tercihi ve çevresel faktörlerle etkileşimi araştırılmıştır. Çalışma bölgesinde kışın güçlü karışım, yaz süresince ise termal tabakalaşma gözlenmiştir. Nehir deşarjı dolayısı ile ilkbahardan yaza yüzeyde düşük tuzluluk tespit edilmiştir. Çalışma süresince Noctiluca scintillans hücre çapı 410-663 µm, hücre hacmi ise 0,05-0,15 mm-3 olarak ölçülmüştür. Noctiluca scintillans bolluğu ve biyoması sırasıyla 0-5567 hücre.m-3 ve 0-33.6 mgC.m-3 arasında değişmiştir. Çalışma bölgesinde Noctiluca scintillans en yüksek bolluk değerlerine Mayıs ayında ulaşmıştır. Noctiluca scintillans'a ait hücre bolluğu değerleri nehir ağzında açığa gidildikçe azalma eğilimi göstermiştir. Noctiluca scintillans'ın toplam mesozooplanktona katkısı %0-%94 arasında değişmiştir. Beslenme ekolojisinin araştırılması amacı ile 6400 Noctiluca scintillans hücresi incelenmiş ve besin vakuolünde diatom, dinoflagellat, mikrozooplankton, holoplankton ve meroplankton larvaları, mikrometazoa yumurtası, çam poleni, fekal pelet ve tanımlanamayan besin olmak üzere dokuz adet besin grubu tespit edilmiştir. Bir Noctiluca scintillans hücresinde en fazla dört tipte av içeren besin vakuolüne rastlanılmıştır. Çalışma süresine Noctiluca scintillans seçici beslenme davranışı sergilemiştir. Mikrometazoa yumurtaları en çok tüketilen ve tercih edilen besin grubu olmuş, fekal pelet ve tanımlanamayn besin tarafından takip edilmiştir. Çalışmanın sonuçları Noctiluca scintillans'ın Güneydoğu Karadeniz'de mesozooplanktonun önemli bir katılımcısı olduğu göstermektedir. Seçici beslenme davranışı sergileyen Noctiluca scintillans'ın bölgede özellikle kopepod yumurtalarını tüketmek yoluyla, zooplankton komunitelerini yapılandırmada ve planktivor balık populasyonlarını kontrolde önemli rol oynadığı düşünülmektedir.

Yasemen Şentürk
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Karadenizde yüzeyaltı klorofil maksimum tabakasının zamansal değişimi

Güneydoğu Karadeniz'de Mayıs 2015-Nisan 2016 tarihleri arasında gerçekleştirilen bu çalışmada nehir ağzı ve kıyı sularında yüzey altı klorofil maksimum tabakasının varlığı, kalınlığı, sürekliliği ve çevresel faktörlerle etkileşimi araştırılmıştır. Ayrıca bu tabakaya fitoplankton boy gruplarının katkısı da incelenmiştir. Klorofil-a değerleri nehir ağzından açığa doğru azalma eğilimi sergilemiştir. Klorofil-a maksimum değerleri daima yüzey altı derinliklerde okunmuş ve termal tabakalaşma döneminde en belirgin halini almıştır. Nehir ağzında, yüzeyde klorofil-a değerleri 0,50 (Ağustos) -3,96 (Ekim) µg l-1, yüzey altı klorofil maksimum tabakasında ise 1,13 (Şubat) -4,70 (Ekim) µg l-1 arasında değişmiştir. Kıyı sularında ise yüzeyde klorofil-a değerleri 0,27 (Mart, Haziran) -3,43 (Mayıs) µg l-1, yüzey altı klorofil maksimum tabakasında ise 1,12 (Şubat) -4,17 (Mayıs) µg l-1 arasında değişmiştir. Nehir ağzında yüzey altı klorofil maksimum değerleri 3- 26 m arasında tespit edilmiş ve genişliği ise 3- 38 m arasında değişim göstermiştir. Kıyıda ise yüzey altı klorofil maksimum değerleri 3-31 m arasında tespit edilmiş ve genişliği 6-48 m arasında değişim göstermiştir. Yüzey sularında fitoplankton biyoması 0,3-60,8 µg C l-1, kıyıda ise 0,5-65,4 µg C l-1 değişmiştir. Toplam biyomasa en yüksek katılımı mikrofitoplankton (%73) yaparken, onu nanofitoplankton (%18) ve pikofitoplankton (%9) takip etmiştir. Yüzey altı klorofil maksimum derinliğinde ise fitoplankton biyoması 0,3-60,8 µg C l-1, kıyıda ise 0,5-65,4 µg C l-1 değişmiştir. Toplam biyomasa en yüksek katılımı mikrofitoplankton (%72) yaparken, onu nanofitoplankton (%16) ve pikofitoplankton (%12) takip etmiştir. Yüzey altı klorofil maksimum değerleri fitoplankton biyoması ile istatistiksel olarak önemli korelasyon göstermiştir (p<0,05).

Merve Karaahmetoğlu
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Karadeniz bölgesindeki izmarit balığının (Spicara flexuosa, Rafinesque 1810) biyokimyasal kompozisyonu ve et kalitesinin belirlenmesi

Bu çalışma, Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki İzmarit (Spicara flexuosa, Rafinesque 1810) balığının besin kompozisyonun aylık olarak değişiminin belirlenmesi için yürütülmüştür. Örnekleme Rize ili ve Artvin ilinin Hopa ilçesi arasında kalan kıyısal bölgede yapılmış ve yerel balıkçılara ağ attırılarak örnekler temin edilmiştir. Çalışmada aylık olarak biyokimyasal (kuru madde, ham kül, ham protein, ham yağ), yağ asidi ve aminoasit kompozisyonu analizleri yürütülmüştür. Yüzde net et verimi en yüksek % 35,33 ile Kasım ayında, en düşük ise % 33,14 ile Haziran ayında tespit edilmiştir. Yüzde kuru madde değeri en yüksek değer % 29,93 ile Nisan, en düşük ise % 24,19 ile Temmuz ayında tespit edilmiştir. Örneklerin % ham protein miktarları en yüksek % 19,57 ile Kasım ayında, en düşük ise % 18,27 ile Temmuz ayında, % ham yağ değerleri ise en yüksek % 9,82 ile Nisan, en düşük ise % 4,71 ile Temmuz ayında tespit edilmiştir. Toplam esansiyel amino asit (ΣEAA) miktarlarına göre en yüksek değer Nisan (10885 mg/ 100g), en düşük değer ise Ekim ayında (7940 mg/ 100g) bulunmuştur. Toplam esansiyel olmayan amino asit (ΣNEAA) miktarlarında ise en yüksek Mayıs (10875 mg/ 100 g), en düşük ise Ekim ayında (7230 mg/ 100 g) tespit edilmiştir. Toplam doymuş yağ asidi (ΣDYA) miktarı en yüksek Eylül (% 33,35), en düşük ise Temmuz (% 29,20) ayında, toplam tekli doymamış yağ asidi (ΣTDYA) miktarı en yüksek Temmuz (% 37,15), en düşük ise Şubat ayında (% 28,48) bulunmuştur. Örneklerdeki en yüksek toplam çoklu doymamış yağ asidi (ΣÇDYA) miktarı % 29,62 ile Nisan, en düşük ise Haziran ayında (% 23,57) tespit edilmiştir. İzmarit balığının temel besin, amino asit ve yağ asitleri kompozisyonu üzerine aylık ve buna bağlı olarak mevsimsel değişiklilerin etkileri olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Spicara flexuosa, amino asit, yağ asidi, Mevsimler, Doğu Karadeniz

Orhan Kobya
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kaynak sularının içme ve kullanma suyu olarak kullanımının Avrupa Birliği (Ab) uyum süreci perspektifinde yasal mevzuat açısından değerlendirilmesi

Bilgi ekonomisi, küreselleşme, inovasyon, teknoloji, sürdürülebilirlik, yenilenebilirlik ve daha birçok terim bu yüzyılda gelecek yüzyıl planları için kullanılan, her gün içerisine daha fazla dâhil olduğumuz, geleceğin anahtarı olarak hayatımız ya da ufkumuzun en renkli halkalarını oluşturuyor. Tüm bunların yanında yine gelecek yüzyıl için su savaşları, salgın hastalıklar, fırsat eşitsizliği, insan hakları ihlalleri, temel ihtiyaçlara olan ulaşım yetersizliği, kıtlık ve susuzluk terimleri, terim olmanın ötesinde anlam kazanmaktadır. Sadece insan hayatını tehdit eden bu öngörülerle bile sürdürülebilir ve disiplinler üstü bir kaynak yönetimine tam da bu noktada daha çok ihtiyaç duyulmaktadır ve bu ihtiyaç günden güne artmaktadır. Bu araştırmada "Kaynak Sularının İçme ve Kullanma Suyu Olarak Kullanımının AB uyum Süreci Perspektifinde Yasal Mevzuat Açısından Değerlendirilmesi"ni amaçlamakta olup içme ve kullanma amaçlı olarak kullanılan kaynak sularıyla ilgili ulusal su mevzuatının Avrupa Birliği Su Çerçeve Direktifine uygunluğu, kullanıma izin alma aşamasından üretim ve pazarlama sürecine kadar tüm aşamalarla ilgili mevzuatın karşılaştırılması ve uyum için yapılması gerekli süreçlerin ortaya koyulmasına çalışılmıştır. Ülkemizde su yönetimi ile ilgili birincil ve alt düzenlemeler çok eski, günümüz koşullarına entegrasyonu daha çok ikincil düzenlemelerle sağlanmıştır. Bu alt düzenlemeler günümüz koşullarını ve AB uyum sürecindeki meri mevzuat şartlarına uygun değildir. Bu amaçla Yeni Su Kanunu çalışmaları sürmekte olup bu düzenlemeyi salt uyum süreci içerinde bulunduğumuz için değil disiplinler üstü bir bakış açısıyla, kaynakların politik sınırları değil, doğal koşul ve dinamikleri içerisinde havza bazlı yönetim anlayışıyla yönetilmesi gerekliliği sonucuna varılmıştır.

Onur Diloğlu
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Anoxybacillus gonensis g2t glukoz izomerasının kinetik ve bazı biyokimyasal parametrelerinin g33d, n138g, t144s, v293ı, v32ı, e373k ve v380ı bölge spesifik mutasyonları ile geliştirilmesi

Glukoz izomeraz, amilaz ve proteaz ile birlikte dünyanın en yüksek tonajlı üç enziminden birisidir. GI; D-glukozun D-fruktoza, D- ksilozun da D- ksiluloza dönüşümlü izomerizasyonunu katalizler. GI, D-glukozun D-fruktoza izomerizasyonu HFCS üretiminde ticari bir öneme sahiptir. Bu öneminden dolayı bugüne kadar pek çok hücreden yeni GI'lar izole edilerek karakterize edilmiştir. Anoxybacillus gonensis G2T glukoz izomerazını kodalayan gen pET-28a(+) ekspresyon vektörüne klonlanarak enzim rekombinant olarak üretildi ve saflaştırıldı. Enzimin biyokimyasal özellikleri, kinetik parametrelerinin geliştirilmek için glukoz izomeraz üzerinde G33D, N138G, T144S, V293I, V32I, E373K ve V380I mutasyonları yapıldı. Mutant enzimler ve yaban tip enzim, kolon kromatografisi yöntemleri ile saflaştırıldı. Karakterize edilen tüm enzimler biyokimyasal özellikleri ve kinetik parametreleri bakımından birbirleriyle ve yaban tip enzim ile karşılaştırıldı. Yapılan karakterizasyon çalışmaları sonucunda G33D, V293I, V32I, E373K ve V380I mutasyonları ile yaban tip enzimin biyokimyal özelliklerinde ve kinetik parametrelerinde önemli sayılabilecek bir değişiklik meydana gelmemiştir. N138G ve T144S mutant enzimlerin Vmax, kcat ve katalitik etkinlik değeri olan kcat/ Km 'sinde artış gözlendi. N138G'nin Vmax değeri 44,24 ± 0,27 µmol/dk/mg protein, T144S'nin Vmax değeri 34,59 ± 0,26 µmol/dk/mg protein olarak hesaplandı. G33D, T144S mutant enzimlerin ısıl kararlılığında yaban tip enzime göre hafif bir artış gözlendi.

Pelin Bak
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sibirya mersin balığı (Acipenser baerii ) naklinde balık refahının değişimi

Bu çalışmada, 4+ yaşlı Sibirya mersin balığı (Acipenser baeri) bireylerinin farklı nakil şartlarına (su sıcaklığı, stok yoğunluğu, zaman) maruz bırakılarak, uygun nakil koşullarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Balıkların, ortalama ağırlığı 980±50 g ve ortalama kondisyonları 0,47±0,05 olarak ölçülmüştür. Stok yoğunluğu, su sıcaklığı, zaman değişkenlerinin etkilerine bağlı olarak bazı kan parametreleri çalışılmıştır. Çalışma sonunda, 100 ve 150 kg/m3 stok yoğunluklarında, toksik amonyak azotu ve nitrit azotu seviyelerinin ve 15°C su sıcaklığında 8inci saatten sonra ani artış olacağı, 16ıncı saatte kritik seviyelere (4,7 mg/l ) ulaşacağı belirlenmiştir. Bununla birlikte, 50 kg/m3 stok yoğunluğunda 20 saat 15±1 °C su sıcaklığında balık naklinin güvenle gerçekleştirilebileceği sonucuna varılmıştır. 17°C su sıcaklığında, su kalitesindeki bozulmasına bağlı olarak, 16ncı saatten itibaren Sibirya mersin balığı naklinin riskli olacağını ortaya koymaktadır.

Songül Genç
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Anadolu'daki barbus populasyonlarının genetik analizi

Doğu Anadolu'daki Barbus türlerinin filocoğrafyası ve filogenetik ilişkileri kısmi mitokondriyal sitokrom b geninde (936 bç) genetik çeşitlilik ile saptanmıştır. Yedi Anadolu drenaj sistemini temsil eden 15 lokasyondan 90 bireyin çalışılması toplamda 23 haplotip ve 5 mitokondriyal haplotip soyunu tanımlamamızı sağlamıştır. B. escherichii hariç herbir tür için belirlenen yüksek haplotip (h = 0.760 - 0.879) ve düşük nükleotit (π = 0.214 - 0.395) çeşitlililiği değerleri ve her bir türde hemen hemen eşit sayıda bireyi temsil eden birkaç haplotipin 1 veya 2 mutasyonel adımla birbirlerine bağlı olması populasyon genişlemesinin ardından haplotiplerde büyük nükleotit farklılıkları biriktirmek için yeterli zaman olmadığını göstermektedir. Oluşturulan filogenide, Doğu Anadolu Barbus'ları içinde iyi desteklenmiş 3 ana klad (Karadeniz, Hazar Denizi ve Basra Körfezi göstermekte olup sazangiller için milyon yıl başına % 1'lik evrimsel orana göre, bu kladlar Doğu Anadolu'daki Pliyosen-Pleistosen deniz seviyesi değişim ve orojenik aktivitelerinin zamanlamasıyla tutarlı olarak Geç Pliosen'den (3.34 ila 2.9 myö) birbirinden ayrılmıştır. Bu dönem, Pontidlerin oluşumunu takiben mevcut Çoruh, Aras ve Yukarı Fırat havzalarının kesiştiği bölgenin yükselmesi ile örtüşmektedir. Diğer yandan, sonuçlarımız Karadeniz'e dökülen Anadolu nehirlerindeki birbirlerinden yaklaşık 5,77 ila 1,37 milyon yıl önce izole olan mevcut 3 Barbus soyunun birkaç Karadeniz buzul barınağından köken aldığını, her bir barınak populasyonun ayrı bir evrimsel tarihi olabileceğini ve küresel iklim değişikliklerine ve geç Pleistosen'i ile özdeşleşen çevresel değişikliklere rağmen bugüne kadar çok fazla değişmeden ayakta kalabildiğini

Genetik-popülasyonTatlı su balıkları
Hayriye Melek
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye iç sularındaki Phoxinus strandjae (Drensky, 1926) populasyonunun genetik analizi

Phoxinus (Cyprinidae: Teleostei) populasyonlarının genetik teşhisi, demografik hikayesi ve populasyon genetik yapısı, Türkiye'nin Güney Marmara, Karadeniz ve Trakya havzasındaki altı populasyonundan 67 bireyin mitokondri 16S rRNA (167 bp), sitokrom c oksidaz alt ünite I (652 bp) ve sitokrom b (1140 bp) genleri dizilimindeki varyasyon kullanılarak belirlendi. Düşük haplotip sayısı, haplotip ve nükleotit çeşitlilik değerleri, eksik haplotiplerin varlığı işaret eden haplotip ağı ve uzun kollu filogenetik ağaç topolojileri (NJ, MP ve ML) birbirleriyle uyumludur ve kuzey-batı Türkiye'nin Phoxinus populasyonlarında yakın tarihli veya devam eden bir darboğazı olayını işaret etmektedir. Diğer taraftan, multimodal uyuşmazlık dağılımı, negatif fakat anlamlı olmayan Tajima'nın D ve Fu'nun Fs değerleri ve uzun kollu filogenetik ağaç topolojileri birbirleriyle uyumlu olup alt populasyonların uzun süredir Hardy-Weinberg dengesinde olduğunu göstermektedir. Populasyon çiftleri arasındaki genetik mesafeler, haplotip ağı ve filogenetik ağaçlar dört haplogruptan (KLK-HDK/ABT/RZV/SGK-PYL) oluşan bir populasyon genetik yapılanması sergilemiştir. Benzer şekilde, FST ve AMOVA istatistikleri, önemli genetik farklılaşmanın bu dört grup arasında gözlendiğini göstermiştir. Dört coğrafik populasyon grubu arasında önemli genetik farklılaşma ve düşük genetik değişimi gösteren yüksek FST değerleri ve düşük gen akışı (FST > 0.44, Nm<1) gözlemlenmiştir. Dört populasyon grubu arasında gerçekleştirilen AMOVA analizi oldukça anlamlı genetik farklılıklar gösterdi (FST > 0.44, p-değeri> 0.05). Balıklar için yaygın olarak kullanılan sitokrom b kalibrasyon oranı (% 1.05) dikkate alındığında, Trakya ve Anadolu populasyonları arasındaki farklılaşma seviyeleri, İstanbul ve Çanakkale boğazlarının açılmasından sonra Pliyosen (yaklaşık 2 myö) boyunca birbirlerinden izole olduklarını göstermektedir.

Genetik-popülasyonTatlı su balıkları
Duygu Şirin
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Rize Sarayköy plajında deniz çöplerinin değerlendirilmesi

Yarı kapalı bir deniz olan Karadeniz'de deniz çöpleri çok önemli bir çevresel problemdir. Her geçen gün artarak kıyısal ve denizel ortamda akümüle olan çöpler, ekolojik ve sosyo-ekonomik etkileri ile Karadeniz ekosistemini tehdit etmektedir. Güneydoğu Karadeniz'de gerçekleştirilen bu çalışmada Rize Sarayköy Plajında Haziran 2016-Mart 2017 tarihleri arasında OSPAR plaj çöpü izleme kılavuzuna göre 100 m'lik plaj örneklemesi yapılmıştır. Plajda bulunan çöplerin tipleri, sayıca ve ağırlıkça miktarları, olası kaynakları, çöplerin meteorolojik durum ile ilişkisi ve plajın kirlilik durumu değerlendirilmiştir. Çalışma süresince toplam 17015 adet ve 168,90 kg ağırlıkta 84 farklı çöp tespit edilmiştir. Plajda çöp yoğunluğu 1,22-4,17 adet.m-2 ve 11,78-37,47 g.m-2 arasında değişmiştir. Plajdaki deniz çöplerinin %85-93'lük kısmını, çoğunluğu karasal kaynaklı plastik/polistiren çöpler oluşturmuştur. Çöplerin %92'sini yüksek yüzerliğe sahip çöpler oluşturmuştur. En sık rastlanılan ilk üç çöp, köpük sünger (%17), 2,5-50 cm boyutlu plastik/polistiren parçalar (%15) ve plastik kapaklar (%10) olmuştur. Kullanım alanlarına göre, sayıca tanımlanamayan çöpler (%22) ilk sırayı alırken, içecek (%21), yiyecek (%19), genel paketleme (%15), inşaat (%10), balıkçılık (%9), giyim (%2), medikal (%1), sigara (%0,7) ve kanalizasyon (%0,5) çöpleri tarafından takip edilmiştir. Matrix Puanlama Tekniğine göre, nehir deşarjı (%22), kıyı doldurma/boşaltım (%20) ve balıkçılık (%18) plaj çöpünün başlıca kaynakları olmuştur. Yabancı kökenli çöpler toplam çöplerin %0,2'sini teşkil etmiştir. İlkbahar ve yaz dönemlerinde plastik/polistiren çöplerin üzerinde Mollusca, Arthropoda ve Bryozoa şubesine ait birey, koloni ve yumurtalara rastlanılmıştır. Temiz kıyı indeksine göre plaj çalışma süresince çok kirli bulunmuştur. Rüzgârlarla kolaylıkla denize taşınabilen ve yüksek yüzerlikleri nedeniyle kaynağından uzak bölgelere akıntılarla ulaşabilen plastik/polistiren çöplerin, yakın gelecekte mikro- ve nanoplastikleri oluşturacak olmaları da göz önünde bulundurulduğunda, Karadeniz ekosistemi için büyük tehdit oluşturdukları düşünülmektedir.

Furkan Karacan
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Orta ve Batı Karadeniz kıyıları kayalık bölge Nereididae (Polychaeta) faunası

Türkiye'nin Orta ve Batı Karadeniz kıyıları kayalık bölgelerindeki Nereididae (Polychaeta) Faunası'nı belirlemek amacıyla Doğuda Samsun, Batıda İğne Ada (Kırklareli) arasında kalan bölgeden 12 istasyondan bentik örnekler alınmıştır. Belirtilen bölgelerde örnekleme serbest dalış yöntemiyle kuadrat kullanarak yapılmıştır. Örneklerin kalitatif ve kantitatif analizleri sonucunda 3 genus, 7 tür ve bunlara ait m2' de toplam 30600 birey tespit edilmiştir. Araştırma sahasında Nereis zonata, Platynereis dumerilii en yüksek baskınlık ve frekans indeks değerlerine sahip Nereididae türleridir. Çeşitlilik indeksi yönünden incelenen istasyonlardan en yüksek çeşitliliğe sahip istasyonun Gerze istasyonu olduğu, en düşük değere sahip istasyonların ise bir tür ile temsil edilen Sinop liman, Tekkekköy ve Dereköy istasyonları olduğu görülmüştür. Araştırma alanında Nereis pelagica yalnızca tek bireyle Amasra istasyonunda tespit edilmiştir. İncelenen fasiesler arasında Cystoseira barbata en fazla tür ve birey sayısına, Zostera marina is en az birey sayısında sahip fasiestir. Araştırma sahasındaki tüm fasiesler değerlendirildiğinde en yüksek birey sayısına sahip istasyon Amasra istasyonu (1793,75 birey/m2) iken, en düşük birey sayısına sahip istasyon Dereköy istasyonu (25 birey/m2) olarak belirlenmiştir.

Polichaeta
Fatma Nur İpek
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı beton katkı maddelerinin gökkuşağı alabalığında (Onchorhynchus mykiss) histopatolojik etkilerinin belirlenmesi

Sucul alanlarda ve su havzalarında betonarme yapıların inşaası günümüzde kaçınılmaz bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmaktadır. İstinat duvarları, peyzaj alanlarının dizaynı gibi en basit yapılardan, köprüler, hidroelektrik santralleri, barajlar gibi büyük yapılara kadar su havzaları beton yapıların etkisi altındadır. Bu yapıların olumlu katkı sağlayacağı bir gerçek olmasına karşın sucul ortamdaki verdiği zarar kaçınılmazdır. Bu amaçla beton maddesinde kullanılan çimento (K) (0,44 g/L), çimento/priz hızlandırıcı (ÇP) (0,44/0,132 g/L), çimento/akışkanlaştırıcı (ÇA) (0,44/0,06 g/L) ve tüm bu maddelerin karışımı (ÇPA) (0,44/0,132/0,06 g/L) katkı maddeleri, akarsular üzerinde yetiştiriciliği yapılan gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) (60±1,2 gr) üzerinde belirli dozlarda uygulanmıştır. Ölüm oranları sırasıyla %5, 20, 35 ve 45 olarak belirlenmiştir. Ayrıca denemede balıkların solungaç, karaciğer, böbrek ve dalak gibi organları histolojik olarak incelenmiş ve ciddi histopatolojik belirtiler gözlemlenmiştir.

Alabalık üretme çiftlikleriBeton
Özgür Öztek
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Karadeniz'de pigmente dayalı fitoplankton boy gruplarının fotik bölge dinamiği

Mayıs 2015-Nisan 2016 tarihleri arasında Güney Doğu Karadeniz'de yürütülen bu çalışmada pigmente dayalı fitoplankton boy gruplarının (FBG) zamansal ve alansal değişimi araştırılmıştır. Araştırma kapsamında 3 farklı istasyonda (0,5; 5 ve 20 deniz mili) yüzeyden itibaren 50 m derinliğe kadar aylık örneklemeler yapılmıştır. Örneklemeler SBE32 çoklu su örnekleyicisi ile gerçekleştirilmiştir. HPLC ile pigment analizleri için alınan deniz suyu örnekleri 47 mm çaplı GF/F filtrelerden süzülerek analiz aşamasına kadar sıvı azot içerisinde (-196C) muhafaza edilmiştir. İstasyonlara ait deniz suyu parametrelerinde ölçümler in-situ olarak SBE19 CTD kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bölgede baskın pigment klorofil-a olup (ortalama 2,50 μg/L) klorofil-a'dan sonra en baskın pigment fukoksantin olup (ortalama 0,63 μg/L) bunu sırasıyla peridinin pigmenti (ortalama 0,54 μg/L) ve 19'-Heksanoloksifukoksantin (ortalama 0,24 μg/L) takip etmiştir. Fitoplankton boy gruplarının toplam fitoplanktona yaptıkları katkı mikroplankton, nanoplankton ve pikoplankton, için sırası ile %8-91; %1-68 ve %2-70 arasında değişim göstermiştir. Kıyı istasyonlar genellikle mikroplankton tarafından domine edilirken açık istasyonlar ağırlıklı olarak nanoplankton veya pikoplankton tarafından temsil edilmiştir. Zamansal olarak bir değerlendirme yapıldığında ilkbahar döneminde bariz bir şekilde yüksek olan mikroplankton katkı oranlarının yaz mevsiminde azalarak yerini pikoplanktona bırakmıştır.

Nazlı Genç
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Rize ilindeki bazı alabalık işletmelerinin kuluçka sistemlerindeki bakteriyel patojenlerin araştırılması

Bu tez çalışması kapsamında, Rize ilinde yer alan 11 farklı alabalık yetiştiricilik tesislerinin kuluçka sistemlerinden Kasım 2016 ile Nisan 2017 tarihleri arasında su, yumurta, alevin ve fry örneklemeleri yapılmıştır. Bu örneklerde katı ve sıvı genel besiyerleri kullanılarak bakteriyel kontaminasyon araştırılmış ve izole edilen bakteriler moleküler yöntemler kullanılarak tanımlanmışlardır. Çalışma sonucunda bakteriyel izolasyonlar fry bireylerde 16 suş, giriş suyu 8 suş, gözlenmiş yumurta 8 suş, gözlenmemiş yumurta 6 suş ve alevinlerde 3 olamak üzere toplam 41 olarak belirlenmiştir. Bakterilerin çoğunluğunun Aeromonas ve Pseudomonas cinslerine ait olduğu, bunun yanı sıra Lelliottia sp., Bacillus sp. ve Lactococcus lactis türleri kuluçka sistemlerinden izole edilen bakteriler olmuştur. Çalışma sonucunda, Rize İli su ürünleri yetiştiricilik tesislerinin bahsi geçen işletmeler bazında kuluçka sistemlerinin bakteriyel patojenler açısından oldukça kontamine olduğu belirlenmiştir.

Gökhan Soyköse
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) yumurtalarında alternatif dezenfeksiyon uygulamaları

Bu çalışmada Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Su Ürünleri Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde bulunan yetiştirme ünitesindeki gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss)'nın yeni döllenmiş ve gözlenmiş yumurtaları kullanılmıştır. Kuluçka döneminde yumurta kayıplarına neden olan mantar ve bakteri kaynaklı kayıpların önlenmesi için faklı alternatif dezenfektanlar denenmiştir. Bu amaçla, araştırma merkezinde bulunan anaç balıklardan elde edilen yumurtalar, 500 ml hacme sahip modifiye zuger şişelerinde 100 adet olacak şekilde inkübe edilmiştir. Beş farklı gruba ayrılan yumurtalara sirke, sodyum hidroksit (NaOH), formalin ve Phytolacca americana bitkisinin meyvesinden elde edilen ekstraktın farklı iki dozu uygulanmıştır. Kontrol grubu oluşturulmuş ve bu gruplar arasındaki farklılıklar tespit edilmiştir. Statik uygulama ve sisteme sürekli taze su akışı sağlanan iki farklı uygulama yapılmış ve ışık geçirmeyen inkübasyon hunileri içerisinde yumurtalar alevin evresine gelene kadar takip edilmişlerdir. Sonuçlar, alabalık yumurta inkübasyonunda NaOH uygulamasının ölümleri azaltıcı etkisinin olduğunu, buna karşın diğer uygulamaların etkili olmadığını göstermiştir.

Emre Kanlı
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Su kaynaklarında pestisid kirliliği ve lepistes balıklarında bazı herbisitlerin akut toksik etkisinin araştırılması

Bu araştırmada, su kaynaklarında pestisid kirliliği ve lepistes (Poecilia reticulata) balıkları üzerindeki bazı pestisidlerden herbisidlerin akut toksik etkileri incelenmiştir. Çalışmada kullandığımız herbisidler zirai tarımda yaygın olarak kullanılmaktadır. Denemelerde üç farklı herbisid (Glifosat, 2,4- Diklorofenoksiasetik Asit ve Asetoklor) kullanılmıştır. Biyodeneylerde biri kontrol olmak üzere beş ayrı akvaryum kullanılarak her birine belirli konsantrasyonlarda herbisit eklenmiştir. Belirli zaman aralıklarında glifosat, 2,4-D ve asetoklor'un lepistes (Poecilia reticulata) balıkları üzerinde akut toksik etkileri belirlemek amacıyla gerçekleştirilen çalışmada statik yöntem kullanılmıştır. Lepistes balığının glifosat, 2,4-D ve asetoklor'a karşı 24, 48, 72 ve 96 saat aralıklarında letal konsantrasyon (LC50) değerleri sırasıyla 7,051, 1,201 ve 0,557 mg/L olarak hesaplanmıştır. Bu sonuçlara göre lepistes balığı açısından çalışılan herbisidlerin akut toksik sıralaması asetoklor >2,4-D >glifosat olduğu söylenebilir. Bu çalışmada, Rize ili ve çevresindeki tarımsal faaliyetlerin yoğun olduğu bazı akarsu havzalarında su kaynaklarında pestisid kirliliğinin olup olmadığı da araştırılmıştır. İyidere, Çiftekavak, Salarha ve Fırtına akarsularından alınan su numunelerinde 293 farklı pestisid EPA metoduna göre GC-MS ve LC-MS cihazları taramalarında hiçbir pestisid ölçüm limitinin üstüne çıkmamıştır. Dolayısıyla bölgede tarımsal uygulamalarda kullanılan bazı herbisidlerin su kaynaklarına etkisinin henüz olmadığı söylenebilir.

Huri Yıldırım
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00