
316
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
İlk dönem Şiî tefsir geleneğinde Ahkâmü'l-Kur'ân
Bu çalışma, Şiî tefsir geleneğinde ahkâmü'l-Kur'ân literatürünü; tarihî süreç, metodoloji ve ilmi dayanakları açısından incelemeyi amaçlamaktadır. Kur'an'ın ahkam âyetlerinin Şiî yorumunun sistematik bir biçimde ortaya konulması, bu araştırmanın temel hedefini oluşturmaktadır. Bu çerçevede, ilk olarak hicri altıncı asırdan günümüze kadar ortaya çıkan ahkâmü'l-Kur'ân türü eserlerin tespiti ve tanıtımı yapılmış, ardından ilk fıkhî tefsir ve onun beslendiği erken dönem rivayet ve dirâyet ağırlıklı eserler üzerinden Şiî fıkhi tefsir geleneği metodolojik açıdan olarak incelenmiştir. Araştırma, Şiî tefsir anlayışının temelini oluşturan rivayet-dirâyet ilişkisinin, özellikle imâmet doktrininin otoritesi altında şekillendiğini ortaya koymaktadır. Şîa'nın imamları masum kabul etmesi, onların söz, fiil ve takrirlerini aslî kaynak hâline getirmiştir. Çalışma, Şiî müfessirlerin ahkâm âyetlerinin yorumunda başvurdukları yöntemleri sistematik başlıklar hâlinde ele almıştır. Bu kapsamda, âyetin zâhirinden hüküm çıkarma, âyetler arası irtibat kurma, sünnetle yorumlama, imamların ahbârıyla hükme gitme, kıraat farklılıklarını delil olarak kullanma, filolojik ve lügavî tahliller, şiirle istişhâd gibi yöntemler ayrıntılı biçimde değerlendirilmiştir. Araştırmada ayrıca, ahkâm âyetlerinin yorumunda Şiî-Sünnî mukayese de yapılmıştır. Buna göre genelde ibadetle ilgili bazı âyetlerin tefsirinde iki gelenek arasında ittifak bulunduğu; ancak imamların yetkisi, velayet, toplum düzeni ve cezalar gibi daha çok itikada ve muamelata taalluk eden âyetlerin tefsirinde ise ihtilaf alanları daha belirgin hâle geldiği görülmüştür. Sonuç olarak bu çalışma, Şiî ahkâm tefsirlerinin tarihî seyri, metodolojik temelleri, mezhep içi farklılıkları ve Sünnî tefsir gelenekleriyle ilişkisini bütüncül bir şekilde değerlendirmekte; Şîa'nın fıkhî âyetleri yorumlarken takip ettiği usûlü, sistematik biçimde ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, hem Şiî fıkıh düşüncesinin Kur'ânî referanslarını anlamaya hem de mezhepler arası karşılaştırmalı ilmî çalışmalara teorik bir zemin sunmaktadır.
Hekimbaşızâde doktor Muhyiddin Nuri'nin Rehber-i Me'kûlât adlı eserinde beslenme kavram alanı (İnceleme-transkripsiyonlu metin)
Dillerin söz varlığını ve tarihi süreç içinde geçirdiği değişiklikleri ortaya koymada önemli bir yere sahip olan tıp yazmaları Türk dili alanındaki çalışanlara önemli veriler sunmaktadır. Çalışmaya konu olan eser Selimiye Yazma Eser Kütüphanesinde 22 Sel 5565 arşiv ve 610 tasnif numarası ile kayıtlıdır. Yazarı Hekimbaşızâde Doktor Muhyiddin Nuri olan eser, H 6 Muharrem 1323 (M 13 Mart 1905 / R 28 Şubat 1320) tarihinde İstanbul'da Mahmud Bey Matbaasında basılmıştır. İnsanoğlunun beslenmesinde önemli yer tutan hayvansal, bitkisel, madenî gıdaların özelliklerinden; bu gıdaların bileşiklerinin insan vücuduna etkilerinden ve beslenme tedbirlerinden bahseden eser, 303 sayfadır. Sağlıklı yaşam, gastronomi ve tıp konulu bir metin olması sebebiyle bitki, hayvan, cevher, baharat, maden adları ve çeşitli terkip adlarıyla zengin bir söz varlığına sahiptir. Tıp alanının en önemli hususu olan sağlıklı beslenmede dikkat edilmesi gereken noktaları da kapsayan bu eserde hastalık adları ve eczalık terimleri de önemli bir yekun oluşturmaktadır. Bu açıdan eser; yiyecek- içecek adları, yemek adları, maden adları, hastalık adları ve eczacılık terimleri gibi pek çok konu ile ilgili çalışma için kaynak eser niteliğindedir. Bu çalışma ile öncelikle eserin Latin alfabesine aktarımı sonrasında beslenme kavram alanının tespiti ile söz varlığına, özellikle mutfak sözlüklerine, katkı sağlama; tıp, diyetetik ve gastronomi alanındaki çalışmalara kaynaklık etme amaçlanmıştır. Çalışma giriş, inceleme, metin ve söz varlığı ve bölümlerinden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde, çalışmanın amacı ve yöntemi açıklanmıştır. Beslenme kavramı açıklanarak Türklerde beslenme kültürü hakkında tarihi süreç dikkate alınarak bilgi verilmiştir. XIV. yüzyıldan XX. yüzyıla kadar önemli tıp metinleri ile ilgili bilgi verilerek bu dönemin sağlıklı beslenme, hıfzı sıhhat anlayışından bahsedilmiştir. Sonrasında Hekimbaşızâde Doktor Muhyiddin Nuri'nin hayatı ve eserleri, eserin içeriği, nüshaları hakkında ayrıntılı bilgi verilmiştir. İnceleme bölümünde eser üzerinde yapılan araştırma bulgularına yer verilmiştir. Metin bölümünde eser transkripsiyon çalışılarak Latin harflerine aktarılmıştır. Eserin tıpkıbasımı ekler bölümünde verilmiştir.
Erzurum Ambaralan Köyü kavram alanları ile ilgili söz varlığı (İnceleme-metin-dizin)
Ağızlar, yazı diline oranla daha fazla söz varlığına sahiptir. Böylelikle dil araştırma ve incelemelerinde önemli bir bilgi kaynağı durumundadır. Çünkü ağızlarda tespit edilen sözcük ve ifadelerle; dilin hangi dillerden ne şekilde ve ne oranda etkilendiği, sözcüklerin zaman içerisinde uğradığı ses, şekil ve anlam farklılıkları, önceki dönemlerde kullanılan fakat günümüzde kullanılmayan arkaik sözcükler tespit edilebilir. Ağız çalışmalarının Türk Dili üzerine öneminden yola çıkarak bu çalışmada, Erzurum Ambaralan Köyü ağzı temel alınmıştır. Köy ağzında bulunan söz varlığı, anlamları bakımından belirlenen kavram alanlarına göre sınıflandırılmıştır. Ağızlarda bulunan söz varlığının tespiti bakımından bu tür çalışmalar önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü bu araştırmalar, Türkçenin kavramlaştırma gücünü ve kavramlaştırma sürecinde kullandığı anlatım yollarını ortaya koymaktadır. Bölgesel konuşma şekilleri çeşitli sebeplerle değişmekte ve unutulmaya yüz tutmaktadır. Bu sebeple ağızlardan derlenen sözcükler yazıya aktarılmalıdır. Bu çalışmada, araştırma bölgesinde yapılan derlemeler sonucunda Türk Dil Kurumu tarafından hazırlanan Derleme Sözlüğü' ne söz varlığı konusunda katkı sağlamak amaçlanmıştır. Çalışma malzemesini, saha araştırması sırasında ses kayıt cihazıyla alınan ses kayıtları ve tutulan notlar oluşturmaktadır.
Orta anadolu'da dağılım gösteren gobio cuvier, 1816 türlerinin revizyonu
Bu çalışmada, Orta Anadolu'da dağılım gösteren Gobio Cuvier, 1816 cinsine ait türler (Gobio fahrettini, Gobio gymnostethus, Gobio hettitorum, Gobio insuyanus, Gobio intermedius ve Gobio microlepidotus) taksonomik açıdan incelenmiştir. Türlere ait bireyler SAMUS 1000 model taşınabilir elektro şoker cihazı ile 2006-2017 yılları arasında toplanmış ve %5'lik formaldehit çözeltisinde muhafaza edilmiştir. Daha sonra Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Zooloji Koleksiyonunda (FFR) muhafaza edilmiştir. Morfolojik karşılaştırmalar sonucu, bu türlerden Gobio fahrettini ve Gobio intermedius türlerinin geçerli tür olduğu, Gobio gymnostethus ve Gobio insuyanus türleri arasında morfolojik olarak belirgin bir farklılık tespit edilmediği için, iki türün birbirleri ile sinonim olabileceği, yine Gobio hettitorum ve Gobio microlepidotus türleri içinde tür bazında bir farklılık tespit edilemediği için bu iki türün de birbirleri ile sinonim olabileceği düşünülmektedir. Bu tez çalışması ile elde edilen veriler, türlerin taksonomik pozisyonlarının tam olarak anlaşılabilmesi için fazla sayıda bireyin inceleneceği ve daha kesin sonuçlar için moleküler ve morfolojik olarak daha ileri düzeyde çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymuştur.
Çay bitkisinde (camellia sinensis) gözlenen fitofag akar türlerinin yıllık popülasyon dinamiğinin belirlenmesi
Bu tez çalışması, 2023-2024 yıllarını kapsayan 12 aylık süreçte Rize ve Artvin illerinden dörder bölge olmak üzere toplam sekiz bölgede bulunan çay bahçelerinde yürütülmüştür. Çalışmada alandan toplanan çay yaprakları üzerinde bulunan fitofag akar türlerinin araştırılması ve yıllık popülasyon dinamiğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla her ay iki defa olmak üzere 24 kez arazi çalışması yapılmıştır. Akarlar, morfolojik teşhisi için her bir türe özgü olarak farklı derişimdeki laktik asit içerisinde bekletilerek berrak hale gelmesi sağlanmıştır. Ardından Hoyer ortamına alınarak teşhisleri yapılmıştır. Alanda daha önce tespit edilen yedi akar türünün yanında dokuz yeni akar türü daha belirlenmiştir. Bu akarların yedi tanesi familya düzeyinde teşhis edilmiştir, diğer iki akarın ise sadece hangi takıma ait olduğu belirlenebilmiştir. Alanda en yoğun bulunana türler sırasıyla, Polyphagotarsonemus latus (Banks) %61,8 oranında Calacarus carinatus (Green) %20,3, Brevipalpus phoenicis (Geijskes) %11,9, Tydeus californicus (Banks) %1,9, Neoseiulus californicus (McGregor) %0,8, Czenspinskia transversostriata (Oudemans) %2,3, Tuckerella japonica (Ehara) %0,1 oranında ve diğer tanımlanamayan dokuz akar türü de toplam % 0,7 oranında belirlenmiştir. Alanda en yoğun olarak görülen P. latus mart ayı dışında tüm aylarda çay üzerinde görülmüş olup ağustos ayında popülasyonun en yüksek seviyeye ulaştığı tespit edilmiştir. İl, bölge ve aylar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar görülmüştür. Popülasyon ile sıcaklık, nem ve yağış parametreleri ile yapılan korelasyonda, sıcaklık artışının P. latus popülasyonu üzerinde pozitif etki gösterdiği belirlenmiştir. En yoğun olarak görülen ikinci tür olan C. carinatus popülasyonu ocak ayı itibari ile artışa geçerek mart ayında en yüksek seviyeye ulaştığı ve mayıs ayı itibariyle düşük seviyede olduğu görülmüştür. Şehir ve bölgeler arasında anlamlı farklar tespit edilmiştir. Sıcaklığın orta düzeyde negatif olarak C. carinatus popülasyonunu etkilediği belirlenmiştir. En yoğun üçüncü tür olan B. phoenicis ise yıl boyunca çay üzerinde tespit edilmiş olup kasım ve aralık aylarında en yüksek seviyeye ulaştığı görülmüştür. Diğer aylarda çok düşük seviyelerde görülmüştür. İl, bölge ve aylar arasında fark istatistiki olarak anlamlı bulunmuştur. Popülasyon düzeyi, nem ile orta düzeyde negatif yağış ile orta düzeyde pozitif korelasyon göstermiştir. Çay yapraklarında tespit edilen diğer üç fitofag akar türünün genel olarak sıcaklık ve nem ile pozitif yağış ile negatif yönde korelasyon gösterdiği, predatör akar olan N. californicus ise sıcaklık ve nem ile zayıf düzeyde negatif, yağış ile pozitif korelasyon gösterdiği belirlenmiştir. Alanda tespit edilen akar türlerinin popülasyon dinamiklerinin belirlenmesi ve sürekli sürveyans çalışması yapılması bölgede tarımı yapılan çay ve diğer ekonomik öneme sahip bitkiler için önemlidir. Fitofag akarlar ile bunlar üzerinden beslenme potansiyeline sahip avcı akarlar arasında gözlenebilecek olan etkileşimlerin incelenmesinin önemli olduğu ve bitki koruma anlamında ehemmiyet arzettiği görülmüştür.
Romantik ilişkisi olan bireylerde çocukluk çağı travmatik yaşantıları, ilişkiye dair bilişsel çarpıtmalar ve bağlanma stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, romantik ilişkisi olan bireylerde çocukluk çağı travmaları, ilişkiye yönelik bilişsel çarpıtmalar ve bağlanma stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacı ile yürütülmüştür. Araştırmada ayrıca romantik ilişkisi olan bireylerde bağlanma stillerinin sosyodemografik değişkenler (cinsiyet, romantik ilişki süresi, romantik ilişkinin türü, günlük sosyal medya kullanım süresi, algılanan aile tutumu) açısından incelenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modeline göre yürütülen bu çalışmanın örneklemini 2023-2024 yılları arasında Rize ilinde ikamet etmekte olan ve romantik ilişkisi bulunan 20-45 yaş arasındaki 502 kişi oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri "Sosyodemografik Bilgi Formu', "Çocukluk Çağı Travma Ölçeği", "Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri" ve "İlişkilere İlişkin Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği" ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde Pearson Product Momentler çarpımı korelasyon katsayısı tekniği, çoklu doğrusal regresyon analizi, bağımsız örneklemler için t testi ve tek yönlü varyans analizinden yararlanılmıştır. Kaygılı ve kaçınmacı bağlanma stilleri hem ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar ile hem de çocukluk çağı travmatik yaşantıları ile olumlu yönde ve anlamlı düzeyde ilişkili olarak bulunmuştur ve ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar ve çocukluk çağı travmatik yaşantıları kaygılı bağlanma ve kaçınmacı bağlanma stillerinin anlamlı birer yordayıcısıdır. Kaygılı ve kaçınmacı bağlanma stillerinde cinsiyet ve günlük sosyal medya kullanım süresi değişkenleri açısından anlamlı bir farklılığa rastlanılmazken, ilişki türü ve ilişki süresi açısından anlamlı farklılaşma olduğu bulunmuştur. Bunun yanında, bağlanma stillerinden kaygılı bağlanma algılanan ebeveyn tutumu açısından anlamlı biçimde farklılaşmaktayken, kaçınmacı bağlanmada anlamlı bir farklılaşma gözlenmemiştir.
Sağlık ve meşruiyet: AK parti dönemi sağlık politikaları üzerine söylem analizi
Sağlık, toplumun en önemli ihtiyaçlarından bir tanesidir. Bir devletin içerisindeki toplumun sağlık hizmetine erişimi ve sağlık hizmetine bakışı devletin sağlık alanındaki meşruiyetinin bir göstergesidir. Meşruiyet genellikle haklılık ve yasaya uygunluk olarak tanımlanmaktadır. Devlet içerisinde güç, otorite, meşruiyet arasında bağlılık bulunmaktadır. Devletin meşruiyet sağlaması için kullandığı çeşitli unsurlar vardır. Bunlardan bir tanesi de sağlık alanıdır. Bu tez devletin meşruiyet kazanımında sağlık alanının rolüne odaklanmaktadır. Bu Bağlamda AK Parti dönemi sağlık politikaları ve söylemleri analize tabi tutulmak suretiyle sağlığın meşruiyet edinimindeki rolü ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu amaçla toplum, devlet, meşruiyet ve sağlık kavramları ve birbiriyle olan ilişkileri teorik çerçevede ele alınmıştır. Yine Türkiye'nin tarihsel süreçte sağlık alanındaki yatırımlarına değinilmek suretiyle sağlık politikalarına yaklaşım değerlendirilmiştir. Son olarak ise AK Parti hükümeti ve Erdoğan'ın sağlık söylemleri meşruiyet edinimi çerçevesinde analize tabi tutulmuştur. Araştırmada elde edilen veriler, nitel veriler için hazırlanmış olan MAXQDA 2024 programı kullanılarak, kod frekansları, kelime bulutu, çift vaka modeli gibi grafiksel çıktılarla görselleştirilmiştir.
Güray Süngü'nün romancılığı
Edebiyat, toplumsal yaşamdan ve insanın varoluş deneyiminden bağımsız bir alan değildir. Her dönemin estetik ve düşünsel iklimi, edebî eserlere doğrudan ya da dolaylı biçimde yansır. Bu bağlamda modernizm insanın kendisiyle, toplumla ve doğayla ilişkisini köklü biçimde dönüştüren bir dönüm noktasıdır. Modernizmin beraberinde getirdiği yalnızlık, yabancılaşma, kimlik bunalımı ve anlamsızlık gibi temalar, özellikle roman türünde derinlemesine işlenmiştir. Modern bireyin içsel çatışmalarını, aidiyet problemlerini ve varoluşsal sorgulamalarını merkeze alan bu edebî çizgi, Güray Süngü'nün romanlarında da belirgin biçimde hissedilir. Süngü, modernizmin doğurduğu bireysel sıkışmışlıkları anlatırken postmodern anlatım tekniklerinden yararlanır. Kurguların iç içe geçtiği, zaman ve mekânın kırıldığı bu romanlarda çoğulcu bakış açısı, metinlerarasılık ve karmaşık anlatım biçimleri aracılığıyla bireyin psikolojik derinlikleri görünür kılınır. Yazın hayatı boyunca öykü ve roman türlerinde önemli eserler veren Güray Süngü, edebiyat sahnesine 1998 yılında yayımladığı ilk öyküsüyle adım atar. Romancı kimliği ise 2006 yılında yayımlanan Dördüncü Tekil Şahıs adlı eserle belirginleşir. Bu çalışmada Süngü'nün Dördüncü Tekil Şahıs, Pencere'den, Düş Kesiği, Kış Bahçesi, Mehmet'i Sakatlayan Serçe Parmağı, İbrahim'in Kaybettiğini Bulmasıdır, Az Kalan Gölge ve Büyük Irmaklardan Bile adlı romanları incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, bu romanlar isim–içerik ilişkisi, olay örgüsü, anlatıcı ve bakış açısı, zaman, mekân ve şahıs kadrosu gibi yapı unsurları açısından değerlendirilmiştir. İkinci bölümde ise yabancılaşma, ölüm, yalnızlık, arayış, kaçış ve aşk gibi temalar belirlenmiş; bu temalar modern bireyin dünyasını temsil eden göstergeler olarak metin verileri doğrultusunda çözümlenmiştir. Bu inceleme, Güray Süngü'nün romanlarında modernizmin birey üzerindeki etkilerini hem yapısal hem de tematik düzlemde ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Dinamik geometri ortamında problem kurma: İlköğretim matematik öğretmeni adaylarının problem kurma süreçlerinin incelenmesi
Bu araştırmada ilköğretim matematik öğretmeni adaylarının dinamik geometri ortamında problem kurma süreçleri ile dinamik geometri ortamının bileşenlerinin problem kurma sürecinde nasıl ele alındığı incelenmiştir. Çalışmaya 12 öğretmen adayı ikişerli gruplar halinde katılmıştır. Gruplara iki problem kurma etkinliği sunulmuş ve her biri için GeoGebra yazılımı yardımıyla problemler kurması istenmiştir. Grupların problem kurma süreçlerinin video ve ekran kaydı alınmış ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Problem kurma süreçleri genel problem kurma süreç modelinin yönelim, bağlantı kurma, oluşturma ve yansıtma aşamalarına göre incelenmiş ve her bir aşamadaki faaliyetleri betimleyen kategoriler oluşturulmuştur. Birinci aşamada etkinlikteki problem durumunun incelenmesi temel kategori olmuştur. İkinci aşamada problem fikri oluşturmak için yapısal (veri- odaklı), sezgisel (hipotez- odaklı) ve eğitsel (pedagoji- odaklı) bağlantılar ön plana çıkmıştır. Üçüncü aşamanın odağında problem fikrinin yazıya dökülmesi söz konusu olup, anlamsal ve dilsel şeklinde iki kategoride ele alınmıştır. Son aşamada ise öğretmen adayları problemin yapısı üzerinde genel değerlendirme yapmış ve faaliyetleri problem kurma sürecinde yansıtma ile problemi kurduktan sonra yansıtma şeklinde iki kategori altında ele alınmıştır. Grupların problem kurma süreçlerinde dinamik geometri ortamının işlevlerinden nasıl yararlandıklarının analizi ise literatürdeki ölçme, sürükleme ve yardımcı unsur ekleme türlerine yönelik çerçeveler ışığında detaylandırılmıştır. Araştırmanın bulguları genel problem kurma süreç modelinin adımlarına ilişkin öğretmen adaylarının karakteristik davranışlarını ortaya koymanın yanında dinamik geometri ortamının işlevlerinin genel problem kurma süreç modelinin çeşitli adımlarında nasıl kullanıldığını da ortaya koymuştur. Ulaşılan sonuçlara göre çalışmada teknoloji destekli problem kurma sürecinin matematik öğretimine entegrasyonu kapsamında önerilere yer verilmiştir.
Pil enerjisi depolama sistemleri ile entegre rüzgâr santrallerinin enerji verimliliği açısından optimum yönetimi
Gelişen teknoloji ile enerji talebi hızla artmaktadır ve bu durum ülkeleri yeni yatırımlar ve yeni kaynaklar aramaya yönlendirmiştir. Her zaman yeni bir kaynak bulmak zor olduğundan ve yenilenebilir enerjinin kararsız durumlarının çok fazla olmasından dolayı, mevcut üretilen enerjinin daha doğru kullanılması gerekir. Bu doğrultuda doğru stratejiler izlenerek santral veriminin ve üretim-tüketim dengesinin daha verimli yönetilmesi sağlanabilir. Yenilenebilir enerji, bu stratejilerin merkezinde yer almaktadır. Bu çalışmada, rüzgâr enerjisi üretim santralleri ile hibrit çalışan batarya tesislerinin sinerjik etkisi üzerinde odaklanılarak, farklı üretim ve tüketim stratejilerinin geliştirilmesiyle elde edilebilecek artı değerler hakkında öneriler sunulmuştur. Enerji depolama sistemlerinin etkin kullanımı, esnek talep yönetimi, enerjiyi depolayarak kullanabilen hibrit sistemlerin kurulması gibi yöntemler de önemlidir. Bu çeşitlendirilmiş yaklaşım, enerji sistemlerinin daha dengeli ve sürdürülebilir hale gelmesine katkı sağlamaktadır. Çalışma sonucunda batarya destekli rüzgâr santrallerinin önemi ve verimli bir şekilde yönetimi için çeşitli stratejiler önerilmiş ve farklı durum çalışmalarıyla etkinlikleri ortaya konulmuştur. Aynı zamanda bu stratejilerden yola çıkarak ilgili rüzgâr santraline ait en optimum kurulu güç hesabı da yapılarak literatüre sunulmuştur. Çalışma gerçek zamanlı veriler üzerinden değerlendirilmiş ve elde edilen sonuçlar detaylı bir şekilde analiz edilmiştir.