Recep Tayyip Erdogan University
Institute

Institute of Health Sciences

Recep Tayyip Erdogan University

51

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Tez
Master'sOpen AccessTR

Sıçanlarda prenatal dönemde 900 MHz elektromanyetik alana maruz kalmanın karaciğere etkisi

Bu çalışmada, prenatal dönemde elektromanyetik alana (EMA) maruz kalan sıçanların doğan yavrularında 60 gün sonra karaciğer dokusundaki EMA'nın etkisi biyokimyasal ve histopatolojik olarak incelendi. Çalışmanın başlangıcında gebe sıçanlar kontrol grubu ve EMA grubu olarak ikiye ayrıldılar. EMA grubunun kafesinin altına 900 MHz'lik EMA üreten jeneratör yerleştirildi. EMA grubu 20 gün / 24 saat boyunca elektromanyetik alana maruz bırakılırken, kontrol gurubuna bu prosedür uygulanmadı. Çalışmaya gebe sıçanlardan elde edilen yavru sıçanlarla devam edildi. Kontrol grubundan 7 erkek – 7 dişi yavru sıçan ve EMA'ya maruz kalan gruptan 7 erkek – 7 dişi yavru sıçan alındı. Doğumdan sonra yavrulara hiçbir prosedür uygulanmadı. Yavru sıçanlar 60 günlük olduklarında, anestezi altında sıçanlardan elde edilen karaciğer dokuları ve kanlar hem biyokimyasal hem histopatolojik analizler için kullanıldı. Biyokimyasal sonuçlara göre; serum ALT ve AST düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir artış görüldü (p<0,05). Karaciğer dokusu MDA düzeylerinde anlamlı bir artış görülürken (p<0,05), GSH düzeylerinde anlamlı bir düşüş görüldü (p<0,01). Karaciğer dokusundaki histopatolojik değişiklikler tespit edildi. Histopatolojik incelemelerde, EMA'ya maruz kalan gruplarda; hepatositlerde yoğun dejenerasyonlar, eosinofilik sitoplazmalı yapılar, piknotik çekirdekli hücreler, fibrozis ve dejeneratif hücreler gözlendi. Sonuç olarak, sıçanlarda hamilelikten yetişkin oluncaya kadar EMA'nın karaciğer üzerindeki zararlı etkilerinin devam ettiği ortaya konmuştur.

Elektromanyetik alanlarKaraciğerOksidatif stres+2
Kerimali Akyıldız
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Çay atıklarının bazı antioksidan enzimler üzerine olan etkisinin eritrositlerde incelenmesi

Bu çalışmada, Rize' de üretilen yeşil ve siyah çay ile çayların işlenmesi sırasında açığa çıkan çay atıkları kullanıldı. Mevcut çalışmada, çay ve atıklarının fenolik bileşenlerine bakmak ve eritrosit hücre modelinde antioksidan enzim aktivitesi ölçülerek çay örneklerinin enzimatik aktivite üzerine etkilerini araştırmak amaçlandı. Çay ve atıkların toplam polifenol içeriği Folin-Ciocalteau reaktifi ile gr kuru ağırlık başına düşen mg kateşin eşdeğer olarak, DPPH radikal temizleme aktivitesi ise Cuendet metodu ile eşdeğer kateşin standardıyla karşılaştırmalı olarak belirlendi. Eritrositlerdeki oksidatif stres (lipit peroksidasyonu) üzerine olan etkisi MDA Stock metoduna göre, toplam tiyol düzeyleri ise Sedlack metoduna göre belirlendi. Eritrositlerde antioksidan enzimler, SOD, CAT, GR, GSH-Px aktiviteleri sırasıyla Fitzgerald, Aebi, Bergmeyer ve Beutler'in çalışmalarından yararlanılarak belirlendi. En yüksek fenolik içeren özüt, yeşil çayda en düşüğü ise siyah çay lif atığında bulundu. Buna bağlı olarak en yüksek radikal temizleme etkisi en düşük MDA değeri en yüksek hücre içi toplam tiyol düzeyi yeşil çayda tespit edildi. SOD, CAT, GR ve GSH-Px aktiviteleri yeşil çay özütünün bulunduğu ortamda saptandı. Sonuç olarak çay ve atıklarının antioksidan kapasiteye sahip olduğu ve yeşil çay ile onun yaprak atığının siyah çaydan daha yüksek antioksidan etkiye sahip olduğu belirlendi. Böyle bir biyolojik değere sahip çay atıklarının başta kozmetik alanda olmak üzere birçok koruyucu sağlık ürünlerinde değerlendirilebileceği ve böylelikle kullanım alanı bulunmayan yan ürünlerin ekonomik bir değer haline gelebileceği öngörülmektedir.

Antioksidan enzimlerAntioksidanlarEritrositler+4
Merve Hüner
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sigaraya maruziyetin anne sütü total antioksidan düzeyi ve total oksidan düzeyi üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı; sigara dumanına maruz kalmanın anne sütündeki Total Antioksidan Düzeyi (TAS) ve Total Oksidan Düzeyi (TOS) üzerine olan etkisini araştırmaktır. Çalışmaya gebelik ve emzirme döneminde herhangi bir sağlık sorunu olmayan anneler dahil edildi. Çalışmaya katılan her bireye, görüşme anket formundaki anneye, bebeğe, gebeliğe ve sigara kullanımına dair sorular sorularak kaydedildi. Çalışmaya katılan her anneden yaklaşık 10 ml anne sütü alındı. Sigaraya maruz kalan grupta 44, sigaraya maruz kalmayan grupta 44 numune olmak üzere toplamda 88 numune ile çalışıldı. Annelerden alınan süt numuneleri analizleri yapılana kadar -20 0C' de muhafaza edildi. Laboratuvara getirilen numunelerde TAS ve TOS analizleri Rel Assay marka ticari kitler kullanılarak yapıldı. Sigaraya maruz kalan grupta TAS düzeyi sigaraya maruz kalmayan gruba göre anlamlı derecede düşük bulundu (p<0.05), TOS düzeyi sigaraya maruz kalan grupta anlamlı olmasa da yüksek bulundu (p>0.05). Oksidatif Stres İndeksi (OSİ) sigaraya maruz kalan grupta anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0.05). Fiziksel egzersiz yapma durumu ile TAS arasında sigaraya maruz kalan grupta pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulundu (p<0.05). OSİ sigaraya maruz kalan grupta fiziksel egzersiz yapma durumu ile negatif yönde anlamlı bir ilişki gösterdi (p<0.05). Anne yaşı ile TAS arasında sigaraya maruz kalan grupta negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulundu (p<0.05). Sonuç olarak sigaraya maruziyet; anne sütünde düşük TAS düzeyi ve yüksek OSİ ile ilişkilidir.

Anne sütüAnne sütüAntioksidanlar+3
Nesibe Yıldız
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kinolon dirençli escherichia coli'lerde diğer antibiyotiklere direnç oranı

İnsanların normal bağırsak florasında bulunan Escherichia coli birçok doku ve organda enfeksiyona sebep olan fırsatçı bir patojendir. E. coli daha çok toplum kökenli üriner sistem enfeksiyonlarından sorumlu olmakla birlikte, altta yatan ağır hastalığı olan hastalarda hastane enfeksiyonu etkeni de olabilmektedir. Son yıllarda kinolon grubu antibiyotiklerin yaygın olarak kullanılması bu türlerin antibiyotiğe karşı direncini giderek arttırmaktadır. Bu çalışmanın amacı, kinolon dirençli E.coli klinik izolatlarının diğer antibiyotiklere direnç oranını araştırmaktır. Bu çalışmaya; Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Mikrobiyoloji Laboratuvarında çeşitli klinik örneklerden izole edilen toplam 153 kinolon dirençli E. coli suşu alındı. Suşların identifikasyonları, konvansiyonel yöntemler kullanılarak doğrulandı. Sonuç olarak çalışmamızda, Rize ilinde izole edilen kinolon dirençli klinik E.coli suşlarının diğer antibiyotik gruplarında en yüksek direnç oranı β-laktam/β-laktamaz inhibitörlerinde, en düşük direnç oranı karbapenemlerde saptanmıştır.

AntibiyotiklerAntienfektif ajanlar-kinolonEscherichia coli+3
Gülşah Altan
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Rize ve çevresinde yetişen meyve özütlerinin anti-proliferatif etkilerinin araştırılması

Çalışmanın amacı Rize'de yetişen bazı meyvelerin antiproliferatif etkinliğini değerlendirmektir. Sitotoksik aktivitenin tayininde insan hücre hatları HeLa (servikal kanser) ve ARPE (normal retina pigmenti) kullanıldı. Çalışmada kullanılan meyveler Arbutus unedo (Kocayemiş), Aronia spp. (Rus yaban mersini), Fragaria spp. (Yabani çilek), Frangula spp. (Barut ağacı), Fructus spp.(Kuşburnu), Ribes spp. (Frenk üzümü), Rubus spp. (Böğürtlen), Solanum spp. (Köpek üzümü), Sorbus spp. (Akçaağaç yapraklı üvez), Vaccinium spp. (Likapa) and Vitis spp. (İsabella üzümü)'dür. Meyvelerin metanol özütleri çeşitli konsantrasyonlarda (800 μg/ml, 400 μg/ml, 200 μg/ml, 100 μg/ml, 50 μg/ml, 25 μg/ml, 12,5 μg/ml) hücrelere eklenerek sitotoksisiteleri değerlendirildi. Taxol ve DMSO sırasıyla pozitif ve negatif kontrol olarak kullanıldı. Solanum spp., Ribes spp. ve Vitis spp. özütleri iki hücre hattında da doza bağımlı sitotoksik aktivite göstermişlerdir. Buna ek olarak Aronia spp., Fragaria spp., Vaccinium spp. ve Rubus spp. özütleri yüksek konsantrasyonlarda her iki hücre hattı üzerinde hafif sitotoksik etki göstermiştir. Ancak Arbutus spp., Frangula spp., Fructus spp. ve Sorbus spp. metanol özütlerinin sadece HeLa'da doza bağımlı olarak hücre canlılığını inhibe ettiği tespit edilmiştir. Bu farklılık istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (P<0.05). Bu bulgular doğrultusunda Arbutus spp., Frangula spp.. Fructus spp. ve Sorbus spp. meyvelerinin potansiyel antikanser ajanı olabilecekleri, bunun için detaylı çalışmalara ihtiyaç duyulduğu kanısındayız.

Antineoplastik ajanlarBitki özütüFitoterapi+7
Sena Şahin
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek yağlı diyetin karaciğer karbonik anhidraz aktivitesi üzerine etkisinin incelenmesi

Prokaryotlardan ökaryotlara kadar çok geniş bir dağılıma sahip olan karbonik anhidrazlar (CA, E.C.4.2.1.1, karbonat hidroliyaz), bikarbonatın (HCO3-) dehidrasyon veya (CO) karbodioksitin hidrasyonunu dönüşümlü olarak katalizleyen, aktif bölgesinde prostetik grup olarak Zn2+ içeren bir metaloenzimlerdir. Bu enzimler CO2, H+ ve HCO3-' ün hücre içi ve hücre dışındaki konsantrasyonlarının düzenlenmesi, dokularda elektrolit salınımı, kemik resorpsiyonu, tümör oluşumu ve idrar asidifikasyonu gibi birçok fizyolojik süreçte görev almaktadır. Bu tez çalışmasında yüksek yağlı diyetin de novo lipit sentezinin öncü bileşiği olan HCO3- 'ı senteleyen CA aktivitesi üzerine etkilerinin, fare karaciğerinde incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında, 16 adet erkek C57BL/6J ırkı fare Research Diets' ten alınan yüksek yağlı ve standart fare yemleri ile beslendi. Dört aylık beslenme periyodunun sonunda farelerin ağırlıkları ölçüldü ve dekapitasyon ile sakrifiye edildi. Karaciğer dokuları homojenize edildikten sonra CA aktiviteleri potansiyometrik metod ile ölçüldü. Standart diyet ile beslenen farelerin CA aktivitesi 0,87 ± 0,26 U/mg protein olarak ölçülürken;. Y üksek yağlı diyet grubundaki farelerde ise aktivite 0,60 ± 0,15 U/mg protein olarak bulundu. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda, bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu görüldü (p= 0.038). Sonuç olarak, yüksek yağlı diyet kullanımının de novo lipit sentezinde öncü bileşiği sentezleyen CA aktivitesini fare karaciğerinde azalttığı ve bu azalışa metabolik ve hormonal değişikliklerin sebep olabileceği kanaatine varıldı. Anahtar Kelimeler: Karbonik Anhidraz, Karaciğer, Fare, Yüksek Yağlı Diyet.

BeslenmeDiyetDiyet yağları+4
Pınar Sarışın
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sakarca (Ornithogalum umbellatum) bitkisinin farklı dokularına ait özütlerin antioksidan özelliklerinin incelenmesi

Organizmada gerçekleşen çeşitli kimyasal süreçler sonucu oluşan serbest radikaller biyomoleküllerle reaksiyona girerek, yaşlanma, kalp damar hastalıkları, diyabet, çeşitli kanser türleri ve sinir sistemi hastalıklarının ortaya çıkmasına neden olabilirler. Antioksidanlar, serbest radikallerin hücrelere zarar vermelerini onlar ile etkileşime girerek önlerler. Doğal antioksidanlar vücuda bitkiler aracılığında diyetle alınır. Ortalama yaşam süresinin uzun olduğu illerden biri olan Giresun'da yöresel mutfakların en önemli elemanı otsu bitkilerdir. Bu doğrultuda tez çalışmasının amacı Ordu-Giresun yöresinde yaygın olarak tüketilen bitkilerin başında gelen, halk arasında Sakarca adı verilen Ornithogalum umbellatum bitkisinin farklı dokularından elde edilen özütlerinin toplam fenolik içeriğinin ve antioksidan özelliklerinin belirlenmesidir. Çalışmada kullanılan bitkiler Giresun ili Bulancak ilçesinden temin edilmiştir. Bitki özütlerinin toplam fenolik madde miktarı, toplam flavonoid miktarı, FRAP aktivitesi, CUPRAC aktivitesi, DPPH radikali temizleme aktivitesi ve özütlerin H2O2 ile stres oluşturulan eritrosit hücrelerindeki etkisi; lipit peroksidasyonunu engeleme kapasitesi, toplam tiyol (-SH) düzeyleri, eritrosit hücre zarlarında protein oksidasyonu belirteci olan protein karbonil miktarları belirlenmiştir. Toplam fenolik madde miktarı, toplam flavonoid miktarı, CUPRAC aktivitesi en yüksek yaprak özütünde, lipit peroksidasyonu engelleme kapasitesi en yüksek yaprak özütünün bulunduğu çalışma ortamında görülmüştür. FRAP aktivitesi, DPPH radikali temizleme aktivitesi en yüksek çiçek özütünde, protein karbonil oluşumu en yüksek çiçek özütünün bulunduğu çalışma ortamında tespit edilmiştir. Toplam tiyol düzeyi en fazla soğan özütünün bulunduğu çalışma ortamında görülmüştür. Bu sonuçlara göre bitkinin özellikle yaprak ve çiçek kısımlarının belli düzeylerde antioksidan etkiye sahip oldukları ve hücresel ortamda bu etkinliklerini korudukları dolayısıyla hücre harabiyeti ve yaşlanmasında Sakarcanın engelleyici etkisi olabileceği söylenebilir. Anahtar Kelimeler : Sakarca, Ornithogalum umbellatum, serbest radikal, antioksidan kapasite

AntioksidanlarFenolik bileşiklerGiresun+4
Eda Yılmaz
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Antrenörlerin çalışma ortamlarında maruz kaldıkları yıldırma (mobbing) davranışlarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; İstanbul Büyükşehir Belediyesinde çalışan antrenörlerin çalışma ortamlarında maruz kaldıkları psikolojik yıldırma davranışlarına uğrama düzeylerini belirlemeye ve bu davranışların kimler tarafından daha çok yapıldığının belirlenmesine yöneliktir. Araştırmanın evrenini, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Spor İstanbul Şirketinde görev yapan antrenörler, örneklemini ise; evrenden basit tesadüfü yöntemle seçilmiş gönüllü 121 antrenörler oluşturmaktadır. Araştırmada ilgili veriler "Olumsuz Davranışlar Anketi", (Negative Acts Questionnaire: NAQ) kullanılarak toplanılmıştır. Verilerin analizinde; normal dağılıma uygunluğu Kolomogrov-Simirnov ve Shapiro Willks normallik testi kullanılarak belirlenmiştir. Çıkan sonuçlar, ankete katılan antrenörlerin demografik bilgileri, frekans ve yüzdeleri, aritmetik ortalaması, Mann-Whitney U Testi ile Krusukal-Wallis H testleri, Bonferroni düzeltmesi testi, SPSS 20 lisanslı paket programı kullanılarak hesaplanmıştır. Araştırmada; İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde bulunan Spor İstanbul Şirketinde görev yapan antrenörlerin % 37.2 oranla yıldırma davranışlarına maruz kaldıkları, bu durumun aritmetik ortalamasının ise 2.59 oranla "orta altı düzey" de olduğu görülmüştür. Araştırmada erkeklerin bekârların, 26 ile 30 yaş aralığında olanların, lisans ve yüksek lisans düzeyinde eğitim alanların, 6 ile 10 yıl çalışma süresi olanların, Tesis Müdür Yardımcıları ile sahada çalışan antrenörlerin ve sözleşmeli antrenörlerin daha fazla yıldırma davranışlarına maruz kaldıkları saptanmıştır. Örneklemdeki antrenörlere çalıştıkları ortamlarda yıldırma davranışı/davranışları uygulayanların ise genellikle yönetici ve/veya meslektaşları oluklarını ifade ettikleri görülmektedir.

AntrenörMobbingSpor+2
Büşra Karabacak
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yağ dokusunda katalaz aktivitesi ölçümü için farklı izolasyon yöntemlerinin karşılaştırılması

Son zamanlarda yapılan çalışmalar yağ dokusunun yalnızca enerji deposu olmadığını, bunun yanında endokrin bir organ olduğunu gösterdi. Beyaz yağ dokusu, vücutta bol oranda bulunmasının yanında ihtiyaç fazlası enerjiyi trigliserit halinde depolayarak sakladığı ve enerji homeostazına katkıda bulunduğu bilinmektedir. Vücutta artan yağ kitlesi sonucu oluşan obezite artmış oksidatif stres ve düşük dereceli kronik inflamasyonla birlikte gözlenir. Antioksidan enzimler, daha az aktif radikal oluşmasına yol açarak veya serbest radikal zincir reaksiyonunun proteinler, lipidler, karbonhidratlar ve DNA üzerine hasarını azaltarak oksidatif stresin şiddetini bastırmaya yardımcı olan proteinlerdir. Katalaz enzimi önemli bir oksidan kaynağı olan H2O2' yi su ve oksijene parçalayarak oksidatif stresin oluşmasını engeller. Yağ dokusunun yüksek lipit ve düşük protein içeriğine sahip olması, lipit interferansının yüksek olması gibi durumlar bu dokuda protein izolasyonunu ve ölçümünü zorlaştırmaktaydı. Çalışmamızda, yağ dokusunda farklı protein izolasyon yöntemlerinin kullanılmasının CAT aktivitesi üzerine etkisinin incelenmesi ve ölçüm için gerekli şartların ortaya konulması amaçlandı. Katalaz aktivitesi ölçümleri Aebi yöntemi ile yapıldı. Sıçanlardan retroperitoneal yağ dokusu çıkarılıp üç farklı homojenizasyon yöntemi için anıldı. Homojenizasyon 1 (H1)' de organik çözücü olarak kloroform/metanol, homojenizasyon 2 (H2)' de ve homojenizasyon 3 (H3)' de sadece kloroform kullanıldı. Yapılan değerlendirmeler sonucunda H1 yönteminin ortalama spesifik aktivite değerleri diğer iki yönteme göre daha yüksek bulundu. Sonuç olarak, retroperitoneal yağ dokusunda H1 yönteminin CAT enzim aktivitesi ölçümünde daha uygun olabileceği kanaatine varıldı.

Adipoz dokuAntioksidanlarEnzimler+2
Sinem Usta
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ratlarda cisplatinin oluşturduğu karaciğer hasarında beyaz çayın etkisi

Bu çalışmanın amacı kronik beyaz çay ile beslenen ratlarda cisplatin kaynaklı karaciğer hasarının azalması veya yok edilmesinin araştırılmasıdır. Bu amaçla 8'erli 3 ayrı gruptan toplamda Sprague Dawley cinsi 24 dişi rat kullanıldı. Kontrol grubuna sadece çeşme suyu verildi, beyaz çay + cisplatin grubuna ise 4 hafta boyunca %0,5 (w/v) oranında beyaz çay ekstreli içme suları verildi. 4. hafta sonunda hem beyaz çay + cisplatin grubuna hem de cisplatin grubuna tek doz 7 mg/kg cisplatin intraperiotenal olarak uygulandı. Beşinci günün sonunda, biyokimyasal, histopatolojik ve immünohistokimyasal parametrelerin değerlendirilmesi için anestezi uygulanmış sıçanlardan karaciğer dokusu ve kan örnekleri alındı ve uygun ortamlarda muhafaza edildiler. Cisplatin kaynaklı hücre hasarını belirlemek için serum AST, ALT değerleri ve oksidatif stresi belirlemek için doku MDA, GSH değerleri belirlendi. Gerekli boyamalar yapılarak bloklanan doku numunelerinin histopatolojik ve immünohistokimyasal değerlendirilmeleri için fotoğraflandılar. Biyokimyasal bulgulara bakıldığında, kontrol gruplarına göre cisplatin gruplarında anlamlı artışlar (p˂0,05) görüldü. Beyaz çay + cisplatin gruplarında istatiksel olarak anlamlı olmasada düşüşler gözlendi. Histopatolojik ve immünohistokimyasal bulgulara bakıldığında kontrol grubuna göre cisplatin gruplarında apoptik hücreler, vasküler konjesyon ve sinüzoidal dilatasyonlar gözlendi. Cisplatin grubuna göre beyaz çay + cisplatin tedavi gruplarında bu olumsuz durumlarda azalmalar gözlendi. Sonuç olarak beyaz çayın cisplatin kaynaklı karaciğer hasarlarına etkisini olumlu olarak söyleyebiliriz. Anahtar Kelimeler: Cisplatin, Beyaz Çay, Karaciğer, Oksidatif Stres, Rat

Beyaz çayHayvan deneyleriKaraciğer+4
Fatih Dizman
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Health Sciences
2019
00