
1.471
Arşivlenen Tez
2
DOI Atanmış
5
Enstitü
0%
DOI Oranı
Son Eklenen Tezler
Tümünü GörKaygulu Halil Efendi - Hâdi'l-uşşâk (İnceleme-metin-sözlük-dizin)
Hâdi'l-uşşâk, Bursa'da kendi kurduğu dergâhta şeyhlik yapan Kaygulu Halil Efendi'nin dinî içerikli manzum eseridir. Kaygulu Halil Efendi, Orhan Bey'in emirlerinden Süleyman Paşa'nın yardımcısı Kaygulu Bey'in soyundan gelir. 1758-1820 yılları arasında Bursa'da yaşamıştır. Hâdi'l-uşşâk adlı eserinde Allah, peygamber, dört halife sevgisini, İslam dininin temel iman ve ibadet konularını, ilmihâl bilgilerini, cennet cehennem ahvalini, Muhammed Aleyhisselam'ın, dört halifenin, Hz. Fatıma'nın, Hz. Hasan ve Hüseyin'in vefatını son olarak da kendisiyle ilgili bilgileri dile getirmiştir. Eser bazı bölümleri itibarıyla manzum ilmihâl özelliği de taşır. Manzumelerin başında çoğunlukla konuyla ilgili bir ayet ya da hadis yer alır. Eser edebiyatımızda hece ölçüsüyle yazılmış ender mesnevi örneklerindendir. Yazar hece ölçüsünün uzun ve kısa kalıplarını nöbetleşe kullanarak ve buna göre üslubunu da değiştirerek anlatımını renklendirmiştir. Eserlerinde şairanelikten, sanatsal kaygılardan uzak sade ve açık dil ile mesajını geniş halk kesimine ulaştırmayı hedeflemiştir. Telif edildiği yıllarda ve sonrasında çok takdir gören eserin tamamlanması dolayısıyla şaire dönemin şeyhülislamı bir muhabbetname ve dönemin padişahı II. Mahmut bir mektup göndermiştir. Eser Yazıcıoğlu Mehmed'in Muhammediye'sine benzerliği sebebiyle "Muhammediye-i sânî" olarak vasıflandırılmıştır. Manzumelerde dönemin kültürü, eğitimi, dinî hayatı, sosyal hayatı ve inanışları, tekke ve dergâhların yapısı, işleyişi ile ilgili pek çok gösterge barındırması, yazıldığı dönem ve sonrasında çok okunması, yaygın halk kitlelerinin dini eğitimindeki etkisi dolayısıyla dikkate değer bir eserdir. Bu çalışma giriş, iki bölüm, sonuç, çeviri yazılı metin, sözlük, dizin ve eklerden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın hazırlanmasında izlenen yol, kaynaklar ve Bursa'da tasavvuf kültürü ele alınmıştır. Birinci bölümde Kaygulu Halil Efendi'nin hayatı, eserleri ve Kaygulu Dergâhı ile ilgili bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Hâdi'l-uşşâk'ın incelemesi yapılmıştır. Yapılan çalışmadan elde edilenler Sonuç bölümünde dile getirilerek eser edebiyat tarihindeki yerine yerleştirilmeye çalışılmıştır. Sonra eserin çeviri yazılı metni oluşturulmuştur. Metnin anlaşılmasına, etkili kullanılmasına katkı sağlamak amacıyla sözlük ve dizin hazırlanmıştır.
İlk dönem Şiî tefsir geleneğinde Ahkâmü'l-Kur'ân
Bu çalışma, Şiî tefsir geleneğinde ahkâmü'l-Kur'ân literatürünü; tarihî süreç, metodoloji ve ilmi dayanakları açısından incelemeyi amaçlamaktadır. Kur'an'ın ahkam âyetlerinin Şiî yorumunun sistematik bir biçimde ortaya konulması, bu araştırmanın temel hedefini oluşturmaktadır. Bu çerçevede, ilk olarak hicri altıncı asırdan günümüze kadar ortaya çıkan ahkâmü'l-Kur'ân türü eserlerin tespiti ve tanıtımı yapılmış, ardından ilk fıkhî tefsir ve onun beslendiği erken dönem rivayet ve dirâyet ağırlıklı eserler üzerinden Şiî fıkhi tefsir geleneği metodolojik açıdan olarak incelenmiştir. Araştırma, Şiî tefsir anlayışının temelini oluşturan rivayet-dirâyet ilişkisinin, özellikle imâmet doktrininin otoritesi altında şekillendiğini ortaya koymaktadır. Şîa'nın imamları masum kabul etmesi, onların söz, fiil ve takrirlerini aslî kaynak hâline getirmiştir. Çalışma, Şiî müfessirlerin ahkâm âyetlerinin yorumunda başvurdukları yöntemleri sistematik başlıklar hâlinde ele almıştır. Bu kapsamda, âyetin zâhirinden hüküm çıkarma, âyetler arası irtibat kurma, sünnetle yorumlama, imamların ahbârıyla hükme gitme, kıraat farklılıklarını delil olarak kullanma, filolojik ve lügavî tahliller, şiirle istişhâd gibi yöntemler ayrıntılı biçimde değerlendirilmiştir. Araştırmada ayrıca, ahkâm âyetlerinin yorumunda Şiî-Sünnî mukayese de yapılmıştır. Buna göre genelde ibadetle ilgili bazı âyetlerin tefsirinde iki gelenek arasında ittifak bulunduğu; ancak imamların yetkisi, velayet, toplum düzeni ve cezalar gibi daha çok itikada ve muamelata taalluk eden âyetlerin tefsirinde ise ihtilaf alanları daha belirgin hâle geldiği görülmüştür. Sonuç olarak bu çalışma, Şiî ahkâm tefsirlerinin tarihî seyri, metodolojik temelleri, mezhep içi farklılıkları ve Sünnî tefsir gelenekleriyle ilişkisini bütüncül bir şekilde değerlendirmekte; Şîa'nın fıkhî âyetleri yorumlarken takip ettiği usûlü, sistematik biçimde ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, hem Şiî fıkıh düşüncesinin Kur'ânî referanslarını anlamaya hem de mezhepler arası karşılaştırmalı ilmî çalışmalara teorik bir zemin sunmaktadır.
Hâkim el-Cüşemî'nin "et-Tehzîb fi't-tefsîr" adlı eserinde Kur'ân ilimleri
Bu çalışmada Hâkim el-Cüşemî'nin et-Tehzîb fi't-tefsîr isimli eserindeki Kur'ân ilimleri konuları araştırma konusu yapılmıştır. Müfessir, eserinde Kur'ân ilimleri konularını rivayet ve dirayet metodunu etkin bir şekilde kullanmak suretiyle değerlendirmeye tabi tutmuştur. Onun Mu'tezile mezhebi mensubu olması, kendi mezhebine dair rivayetleri ağırlıklı olarak aktarmasına sebep olmuştur. Kur'ân ilimlerine yönelik aktardığı bu rivayetleri kendine has yöntemlerle yer yer değerlendirmeye tabi tutması eserinin özgünlüğüne işaret etmektedir. Zira Cüşemî, selef âlimlerinin tefsir ilminin temellerini atıp bu ilmi inşa ettiklerini, halef âlimlerinin ise selefin temellerini atıp kendilerine naklettiği bilgi birikimini tertip edip düzenlediklerini ve gereksiz bilgilerden arındırdıklarını söylemiştir. Cüşemî, benimsediği tefsir anlayışını eserine yansıtmış ve gelen rivayetleri Mu'tezile mezhebinin temel prensiplerinin yanı sıra kendi aklî değerlendirmelerine göre sahih ve uydurma şeklinde tasnife tabi tutmuştur. Müfessir, bu tutumunu Kur'ân ilimleri konularında da uygulamıştır. Cüşemî, eserinde Kur'ân ilimlerinin kıraat, lügat, i'rab, nüzûl, nazm,mana, ahkâm ve kıssa şeklinde temelde sekiz tane olduğunu söylemiş ve âyetleri tefsir ederken bu başlıkları kendine has bir metot olarak kullanmıştır. Müfessir bu başlıklar altında Kur'ân ilimlerinin farklı konularına da yer verdiği görülmüştür. Bu çalışmada bunlardan yirmi bir tanesini araştırma konusu yapılmıştır.
Hekimbaşızâde doktor Muhyiddin Nuri'nin Rehber-i Me'kûlât adlı eserinde beslenme kavram alanı (İnceleme-transkripsiyonlu metin)
Dillerin söz varlığını ve tarihi süreç içinde geçirdiği değişiklikleri ortaya koymada önemli bir yere sahip olan tıp yazmaları Türk dili alanındaki çalışanlara önemli veriler sunmaktadır. Çalışmaya konu olan eser Selimiye Yazma Eser Kütüphanesinde 22 Sel 5565 arşiv ve 610 tasnif numarası ile kayıtlıdır. Yazarı Hekimbaşızâde Doktor Muhyiddin Nuri olan eser, H 6 Muharrem 1323 (M 13 Mart 1905 / R 28 Şubat 1320) tarihinde İstanbul'da Mahmud Bey Matbaasında basılmıştır. İnsanoğlunun beslenmesinde önemli yer tutan hayvansal, bitkisel, madenî gıdaların özelliklerinden; bu gıdaların bileşiklerinin insan vücuduna etkilerinden ve beslenme tedbirlerinden bahseden eser, 303 sayfadır. Sağlıklı yaşam, gastronomi ve tıp konulu bir metin olması sebebiyle bitki, hayvan, cevher, baharat, maden adları ve çeşitli terkip adlarıyla zengin bir söz varlığına sahiptir. Tıp alanının en önemli hususu olan sağlıklı beslenmede dikkat edilmesi gereken noktaları da kapsayan bu eserde hastalık adları ve eczalık terimleri de önemli bir yekun oluşturmaktadır. Bu açıdan eser; yiyecek- içecek adları, yemek adları, maden adları, hastalık adları ve eczacılık terimleri gibi pek çok konu ile ilgili çalışma için kaynak eser niteliğindedir. Bu çalışma ile öncelikle eserin Latin alfabesine aktarımı sonrasında beslenme kavram alanının tespiti ile söz varlığına, özellikle mutfak sözlüklerine, katkı sağlama; tıp, diyetetik ve gastronomi alanındaki çalışmalara kaynaklık etme amaçlanmıştır. Çalışma giriş, inceleme, metin ve söz varlığı ve bölümlerinden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde, çalışmanın amacı ve yöntemi açıklanmıştır. Beslenme kavramı açıklanarak Türklerde beslenme kültürü hakkında tarihi süreç dikkate alınarak bilgi verilmiştir. XIV. yüzyıldan XX. yüzyıla kadar önemli tıp metinleri ile ilgili bilgi verilerek bu dönemin sağlıklı beslenme, hıfzı sıhhat anlayışından bahsedilmiştir. Sonrasında Hekimbaşızâde Doktor Muhyiddin Nuri'nin hayatı ve eserleri, eserin içeriği, nüshaları hakkında ayrıntılı bilgi verilmiştir. İnceleme bölümünde eser üzerinde yapılan araştırma bulgularına yer verilmiştir. Metin bölümünde eser transkripsiyon çalışılarak Latin harflerine aktarılmıştır. Eserin tıpkıbasımı ekler bölümünde verilmiştir.
Erzurum Ambaralan Köyü kavram alanları ile ilgili söz varlığı (İnceleme-metin-dizin)
Ağızlar, yazı diline oranla daha fazla söz varlığına sahiptir. Böylelikle dil araştırma ve incelemelerinde önemli bir bilgi kaynağı durumundadır. Çünkü ağızlarda tespit edilen sözcük ve ifadelerle; dilin hangi dillerden ne şekilde ve ne oranda etkilendiği, sözcüklerin zaman içerisinde uğradığı ses, şekil ve anlam farklılıkları, önceki dönemlerde kullanılan fakat günümüzde kullanılmayan arkaik sözcükler tespit edilebilir. Ağız çalışmalarının Türk Dili üzerine öneminden yola çıkarak bu çalışmada, Erzurum Ambaralan Köyü ağzı temel alınmıştır. Köy ağzında bulunan söz varlığı, anlamları bakımından belirlenen kavram alanlarına göre sınıflandırılmıştır. Ağızlarda bulunan söz varlığının tespiti bakımından bu tür çalışmalar önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü bu araştırmalar, Türkçenin kavramlaştırma gücünü ve kavramlaştırma sürecinde kullandığı anlatım yollarını ortaya koymaktadır. Bölgesel konuşma şekilleri çeşitli sebeplerle değişmekte ve unutulmaya yüz tutmaktadır. Bu sebeple ağızlardan derlenen sözcükler yazıya aktarılmalıdır. Bu çalışmada, araştırma bölgesinde yapılan derlemeler sonucunda Türk Dil Kurumu tarafından hazırlanan Derleme Sözlüğü' ne söz varlığı konusunda katkı sağlamak amaçlanmıştır. Çalışma malzemesini, saha araştırması sırasında ses kayıt cihazıyla alınan ses kayıtları ve tutulan notlar oluşturmaktadır.
Tarihi ve arkeolojik veriler ışığında Ardanuç ve çevresi
Bu tez çalışması, Artvin ili Ardanuç ilçesinde gerçekleştirilen yüzey araştırmaları kapsamında, Eski Çağ'a tarihlenen kültürel mirasın yeniden değerlendirilmesini ve literatürde daha önce kayıt altına alınmamış arkeolojik alanlara ilişkin kalıntıların belgelenmesini amaçlamaktadır. Karadeniz Bölgesi'nin en doğusunda konumlanan bu Artvin İli Ardanuç İlçesi, tarih boyunca birçok farklı kültürün kesişim noktası olmuş ve çeşitli uygarlıklara ait izleri bünyesinde barındırmıştır. Bu çalışmada, yüzey araştırmaları sonucunda saptanan yerleşim alanları, seramik örnekleri, mimari kalıntılar ve diğer arkeolojik buluntular temel alınarak, bölgenin Eski Çağ dönemine ait kültürel yapısı ve yerleşim örüntüsü analiz edilmektedir. Ayrıca, elde edilen arkeolojik veriler doğrultusunda, bölgenin tarihsel coğrafyasıyla beraber, söz konusu bölgenin Eski Çağ'daki tarihsel ve kültürel önemi ortaya koyulmaktadır. Bu tez T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kazılar ve Araştırmalar Daire Başkanlığı'ndan yüzey araştırması izni alınarak oluşturulmuştur. Ardanuç İlçesinin Eski Çağ dönemine ait olabileceği düşünülen bölgelerde yüzey araştırması yapılmıştır. Ayrıca önceki yıllarda yapılan yüzey araştırmaları ve kazılarda ortaya çıkarılan verilerin yeniden değerlendirilmesi yapılmıştır. Tespit edilen arkeolojik merkezlerin çoğunluğunun Orta Çağ'a ait olduğu gözlemlenmiştir. Karaz, Trialeti gibi kültürel oluşumların etki ve yayılım alanında yer aldığı bilinen Artvin İli ve çevresinde gerçekleştirilecek sistematik ve bilimsel nitelikli arkeolojik araştırmaların, bölgenin Eski Çağ tarihine ışık tutacağı düşünülmektedir.