
156
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Düzenli pilates egzersizi yapan kadınlarda pilates egzersizinin benlik saygısı ve beden memnuniyeti üzerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, düzenli olarak pilates egzersizi yapan yetişkin kadınlarda pilates egzersizinin benlik saygısı ve beden memnuniyeti durumlarına, spor yapma durumu, eğitim durumu, gelir durumu, spor yapma amacı, yaş değişkenlerine göre etkisinin incelenmesidir. Ayrıca araştırma grubunu oluşturan bireylerin benlik saygısı ve beden memnuniyeti arasındaki ilişkinin incelenmesi de bu araştırmanın amaçlarındandır. Araştırmaya Türkiye'de ikamet eden, yaşları 18-54 arasında olan 515 yetişkin kadın gönüllü olarak katılmıştır. Bu araştımada, genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya katılan bireylerin benlik saygısı düzeylerini ölçmek amacıyla Rosenberg tarafından geliştirilen Türkçe'ye uyarlaması Çuhadaroğlu (1986) tarafından yapılan benlik saygısı ölçeği ve beden memnuniyetini ölçmek için ise Secord ve Jourard (1953) tarafından geliştirilen Türkçe'ye uyarlaması ise Hovardaoğlu (1993) tarafından yapılan beden memnuniyeti ölçeği kullanılmıştır. İstatistiksel analizler SPSS 22 paket program kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizinde Oneway Anova, T-Testi, Pearson kolerasyon Testi, Post Hoc testleri uygulanmıştır. Bütün istatistiksel analizler için anlamlılık düzeyi p>0.05 olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak, pilates yapan yetişkin kadınların spor yapma durumu, eğitim durumu, gelir durumu değişkenleri açısından benlik saygısı ölçeğinden aldıkları puan ortalamaları arasında anlamlı farklılığın olduğu görülürken spor yapma amacı ve yaş grubu değişkenleri açısından benlik saygısı ölçeğinden aldıkları puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık olmadığı bulunmuştur. Pilates yapan yetişkin kadınların spor yapma durumu ile gelir durumu değişkenleri açısından beden memnuniyeti ölçeğinden aldıkları puan ortalamaları arasında anlamlı faklılığın olduğu görülürken spor yapma amacı, eğitim durumu ve yaş grubu değişkenleri açısından beden memnuniyeti ölçeğinden aldıkları puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık olmadığı bulunmuştur. Benlik saygısı ve beden memnuniyeti ile arasında ise orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur.
Üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite seviyeleri ile mutluluk düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite seviyesi ile mutluluk düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Fiziksel aktivite seviyeleri ve mutluluk düzeylerinin cinsiyet, okunan bölüm, algılanan akademik başarı, spor yapma süresi, spor yapma amacı, ailenin aylık gelir düzeyi, genel sağlık algısı, insanlarla olan ilişki durumu ve beden kütle indeksi değişkenlerine göre farklı olup olmadığına bakılmıştır. Çalışmaya Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesinde öğrenim gören 235 kadın, 168 erkek olmak üzere toplam 403 öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Bu araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin fiziksel aktivite seviyelerini belirlemek için Craig (2003) tarafından geliştirilen, Türkçe' ye uyarlaması Öztürk (2005) tarafından yapılan uluslararası fiziksel aktivite anketi kısa formu kullanılmıştır. Mutluluk düzeyini belirlemek için ise Hills ve Argyle tarafından (2002) geliştirilen, Doğan ve Çötok (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlaması yapılan Oxford mutluluk ölçeği kısa formu kullanılmıştır. Verilerin istatiksel analizinde SPSS 26 paket programından yararlanılmıştır. Verilerin analizi T-Testi, Oneway Anova, Pearson korelasyon ve Post Hoc testleri kullanılarak yapılmıştır. Tüm istatistiksel analizlerde anlamlılık düzeyi p <0.05 olarak kabul edilmiştir. Yapılan çalışmanın sonunda, üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite seviyelerinin cinsiyet, spor yapma süresi, genel sağlık algısına göre farklı olduğu sonucuna ulaşılırken; okunan bölümlere, algılanan akademik başarıya, spor yapma amacına, ailenin aylık gelir düzeyine, insanlarla olan ilişki durumuna, beden kütle indeksine göre farklı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Üniversite öğrencilerinin mutluluk düzeyleri algılanan akademik başarıya, spor yapma amacına, genel sağlık algısına, insanlarla olan ilişki durumuna ve beden kütle indeksine göre anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılırken; cinsiyet, okunan bölüm, spor yapma süresi, ailenin aylık gelir düzeyine göre anlamlı bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Fiziksel aktivite seviyesi ve mutluluk toplam puanı arasında ise pozitif yönlü zayıf bir ilişki bulunmuştur. ANAHTAR KELİMELER: Fiziksel Aktivite, Mutluluk Düzeyi, Üniversite Öğrencisi, Egzersiz, Spor
Statik ve dinamik germe egzersizlerinin dikey sıçrama ve sürat performansı üzerine etki sürelerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı statik ve dinamik germe egzersizlerinin dikey sıçrama ve sürat performansı üzerine etki sürelerini incelenmesidir. Bu amaçla, yaş ortalaması 15,64± 0,505yıl, boy ortalaması 170,20 ± 7,80 cm, vücut ağırlıkları 57,18 ± 6,55 kg, spor yaşı 3,91± 0,831 yıl olan 11 sağlıklı basketbolcu araştırmaya gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılar çapraz deney desenine göre: statik germe (SG), dinamik germe (DG) ve kontrol grubu (KG) olarak 3 ayrı ölçüme katılmışlardır. Ölçümler3 hafta boyunca hafta da 3 gün 24 saat aralıklar ile statik ve dinamik germe uygulamalarından sonra yapılmıştır. 30 m sürat ve Dikey sıçrama (DS) test verileri, uygulama sonrası hemen , 2., 4., 6., 8., 10. ve. 15. dakikalarda olmak üzere 7 ölçüm olacak şekilde alınmıştır.Dikey sıçrama performansını belirlemek için Counter Movement Jump test prosedürü kullanılmışhavada kalma süresi belirlendikten sonra da gerekli formüle konularak zirve anaerobik güçleri (ZAG) hesaplanarak değerlendirilmiştir. Tekrarlı ölçümlerde iki yönlü varyans analizi sonuçlarına göre 30m Sürat verileri için Uygulama etkisinde (F(1,149-11,494)= 63,396; P= 0,000), Zaman etkisinde (F(2,73-27,304)= 377,720; P= 0,000) ve Uygulama x Süre etkisinde (F(3,625-36,254)= 286,402; P= 0,000) istatiksel açıdan anlamlı fark görülmüştür. Benzer olarak Zirve Anaerobik Güç değerlerinde Uygulama etkisinde (F(1,067-10,672)= 15,53; P= 0,002), Zaman etkisinde (F(2,15-21,56)= 28,458; P= 0,000) ve Uygulama x Zaman etkisinde (F(2,13-21,34)= 26,934; P= 0,000) istatiksel olarak anlamlı farkın olduğu görülmüştür.
Farklı tekrarlarda yapılan beceri antrenmanlarının 14-16 yaş erkek futbolcularda performansa etkisi
Bu çalışmanın amacı farklı tekrarlarda yapılan beceri çalışmalarının 14-16 yaş futbolcularda isabetli pas (İP), isabetli şut (İŞ), top sürme (TS), dikey sıçrama (DS), denge, 10 m sürat, 30 m sürat, çeviklik performansına etkilerinin incelenmesidir. Bu amaçla çalışmaya 14-16 yaşında 37 erkek futbol oyuncusu gönüllü olarak katılmıştır. Futbolcular az tekrar yapan (ATBAG); n=13, çok tekrar yapan (ÇTBAG); n=12, ve kontrol grubu (KG); n=12 olarak rastgele ayrılmışlardır. Deney grupları rutin futbol antrenmanlarının yanı sıra 6 hafta süresince beceri tekrarlarının yapıldığı çalışmalara katılmışlardır. Araştırma kapsamındaki çalışmalarda futbolcular İP, İŞ ve TS çalışmalarını önceden belirlenmiş sayılarda uygulamışlardır. Kendi takımları ile yaptıkları çalışmalar normal futbol antrenmanlarından oluşmaktadır. Çalışmaların 2 gün öncesi ve sonrasında boy uzunluğu, vücut ağırlığı, bacak boyu ölçümleri ile Y Denge Testi (YDT), 10 m sürat, 30 m sürat, DS, Little & Williams Zig-Zag Çeviklik Testi (LWZ) testleri ve Mor & Christian Genel Futbol Yetenek Testi iki ayrı test gününe bölünerek uygulanmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre İP ve İŞ performansları ATBAG (p<0,05) ve ÇTBAG'unda (p<0,01), TS performansı ATBAG'unda (p<0,001), 10 m sürat performansları ATBAG ve ÇTBAG'unda (p<0,05), LWZ performansları tüm gruplarda istatistiksel olarak anlamlı artış göstermiştir (ATBAG; p<0,01, ÇTBAG; p<0,05, KG; p<0,01). TS'de ÇTBAG ve KG'unda, TS, İP ve İŞ'ta KG'unda istatistiksel olarak anlamlı fark gözlemlenmemiştir (p>0,05). İŞ'ta çalışma grupları ile KG, TS'de ATBAG ile KG arasında istatistiksel olarak anlamlı farklı olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Hiçbir grubun DS, YDT ve 30 m performanslarında istatistiksel bir fark gözlemlenmemiştir (p>0,05). Elde edilen bu bilgilerin antrenmanların içeriklerini planlamalarında antrenör ve sporculara yardımcı olabileceği düşünülmektedir.
Genç kadın voleybolcularda farklı aktivasyon sonrası potansiyasyon uygulamalarının dikey sıçrama ve çeviklik performansına etkisi
Bu çalışmanın amacı genç kadın voleybolcularda farklı aktivasyon sonrası potansiyasyon uygulamalarının dikey sıçrama ve çeviklik performansına etkisinin incelenmesidir. Bu çalışmaya, 16-18 yaş arasında olan 12 sağlıklı kız sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Çalışma rastgele çapraz deney desenine göre tasarlanmıştır. Sporcular squat uygulama, voleybola özgü uygulama ve kontrol uygulaması olmak üzere rastgele üç gruba ayrılmışlardır. Katılımcılar uygulama gruplarına göre egzersizleri yaptıktan sonra dikey sıçrama ve çeviklik testlerini uygulamışlardır. Uygulamalar arası 48 saat ara verilerek gruplar yer değiştirmiş ve testler tekrar edilmiştir. Uygulamalar arası farkların araştırılması için tekrarlı ölçümlerde tek yönlü varyans analizi testi kullanılmıştır. Tekrarlı ölçümlerde tek yönlü varyans analizine göre dikey sıçrama değerlerinin uygulama etkisinde (F(2- 22)= 0,012; p= 0,988) ve çeviklik değerlerinin uygulama etkisinde (F(2-22)= 0,438; p= 0,651) istatiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). Sonuç olarak; ısınma sürecinde gerçekleştirilen farklı potansiyasyon uygulamalarının dikey sıçrama ve çeviklik performansına etkisi olmadığı görülmüştür. Fakat squat uygulaması sonrasında dikey sıçrama performansının diğer uygulamalara göre daha iyi olduğu gözlemlenmiştir.
Stabil ve stabil olmayan zeminlerde uygulanan 8 haftalık kor antrenmanlarının 10-13 yaş yüzücülerde seçili yüzme ve motorik performanslara etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; stabil ve stabil olmayan zeminlerde uygulanan 8 haftalık kor antrenmanlarının 10-13 yaş yüzücülerde seçili yüzme ve motorik performanslara olan etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya katılan 63 sporcu rastgele olacak şekilde stabil zemin, stabil olmayan zemin ve kontrol grubu olmak üzere toplam 3 gruba ayrılmışlardır. Sporcular 8 hafta boyunca uygulanan kor antrenmanlar öncesi ve sonrası flamingo denge, durarak uzun atlama, dikey sıçrama, 50 ve 100 metre yüzme performans testlerini gerçekleştirmişlerdir. Verilerin analizinde grup içi karşılaştırmalarda eşleştirilmiş örneklemlerde T testi, gruplar arası karşılaştırmalar için ise tekrarlı ölçümlerde varyans analiz testleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda flamingo denge, durarak uzun atlama ile 50 ve 100 m yüzme performanslarında grup içinde anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Gruplar arasında ise sadece 50 ve 100 m yüzme performanslarında stabil zemin ve stabil olmayan zeminde yapılan kor antrenman gruplarında kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde iyileşme olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak; farklı zeminlerde uygulanan 8 haftalık kor antrenmanlarının denge, dikey sıçrama ve durarak uzun atlama performanslarında anlamlı etki yaratmadığı fakat 50 metre ve 100 metre yüzme performans değerlerini iyileştirdiği tespit edilmiştir.
18-25 yaş arası gençlerde kronotip, fiziksel aktivite ve iyilik durumu ilişkisinin incelenmesi
Çalışmanın amacı, 18-25 yaş arası gençlerde kronotip, fiziksel aktivite düzeyleri ve iyilik durumu ilişkisini incelemektir. Çalışma Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören 293 (103 kadın 190 erkek) ile gerçekleştirilmiştir. Veriler "İnsan Sirkadiyen Ritminde Sabahçıl-Akşamcıl Anketi", "Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (UFAA)" ve "WHO-5 İyilik Durumu Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 21,36 ± 1,76 olup, %64,8'i erkek, %35,2'si kadındır. Ortalama WHO-5 puanı 13,97 ± 4,81, kronotip puanı 45,46 ± 9,69 ve toplam MET değeri 13.979,74 ± 11.439,30 olarak bulunmuştur. Katılımcıların çoğunluğunun ara tip (%56,3) kronotipe sahip olduğu saptanmıştır. Erkeklerin şiddetli, orta şiddetli ve toplam fiziksel aktivite puanları kadınlardan anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0,05). WHO-5 puanları açısından da erkekler kadınlardan anlamlı biçimde daha yüksek ortalama değere sahiptir (p = 0,042). Kronotip grupları arasında iyilik durumu açısından anlamlı fark saptanmıştır (p = 0,001). Sabahçıla yakın ve ara tip bireylerin iyilik düzeyleri, akşamcıla yakın ve kesinlikle akşamcıl bireylerden daha yüksek bulunmuştur. Kronotip ile orta şiddetli fiziksel aktivite arasında da anlamlı fark belirlenmiştir (p = 0,001). Sabahçıla yakın ve ara tip katılımcıların orta şiddetli aktivite düzeyleri akşamcıla yakın ve kesinlikle akşamcıl bireylere göre daha yüksektir. Ayrıca fiziksel aktivite ve iyilik durumu arasında anlamlı pozitif ilişkiler gözlenmiştir. Bu bulgular, sabahçıl olma eğiliminin genç erişkinlerde daha yüksek fiziksel aktivite ve daha iyi psikolojik iyilik düzeyiyle ilişkili olduğunu göstermektedir. Sirkadiyen uyumun ve düzenli fiziksel aktivitenin genç bireylerin yaşam kalitesini artırmada önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır.
Genç tenis oyuncularında bacak gücü ve katılığı: Sürat ve çeviklik performansı ile ilişkisi
ÖZET GİRİŞ VE AMAÇ: Bu çalışma genç tenis oyuncularında bacak gücü ve kas katılığı, sürat ve çeviklik performansı ile ilişkisini ortaya koymayı amaçlamıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmaya 17 erkek (yaş: 10.76 ± 0,97 yıl, boy: 155.3 ± 12,1 cm, ağılık: 44.02 ± 12,8 kg, spor yaşı: 4.23 ± 1,3 yıl) ve 9 kız (yaş: 11.44 ± 0,88 yıl, boy: 158.64 ± 8,33 m, ağırlık: 45.03 ± 7,87 kg, spor yaşı: 4.11 ± 1,26 yıl) lisanslı sporcu katılmıştır. Çalışmaya katılan sporcuların ilk önce sıçrama verileri alınarak kas katılıkları hesaplanmıştır. Daha sonra sırasıyla sürat, çeviklik, yön değiştirme ve servis karşılama performans testleri uygulandı. Her sporcu testleri iki kez uyguladı ve en iyi dereceleri kaydedildi. Denemeler arasında 5 dakika dinlenme verildi. Çıkan sonuçlar SPSS veri analiz programında değerlendirildi. BULGULAR: Genç tenis oyuncularında kas katılığı ile yön değiştirme hızı, sürat, sıçrama yüksekliği ve reaktif güç arasındaki korelasyonda anlamlı farklılık bulunurken (p<0,005), reaktif sürat ve servis karşılama reaksiyon sürati arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>0,005). Reaktif Güç ile yön değiştirme, sıçrama yüksekliği ve kas katılığı arasında anlamlı farklılık bulunurken (p<0,005), reaktif sürat, servis karşılama reaksiyonu ve sürat arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>0,005). SONUÇ: Çalışmanın sonuçları göz önüne alındığında kas katılığının yön değiştirme hızı, sürat, sıçrama yüksekliği ve reaktif güç gibi önceden planlanmış olan egzersizleri pozitif yönde etkilerken; görsel uyaranlı reaktif sürat ve servis karşılama süratini negatif yönde etkilemiştir. Yine reaktif güç, yön değiştirmeyi, sıçrama yüksekliğini ve kas katılığına pozitif yönde etki yaparken; reaktif sürat, servis karşılama reaksiyonu ve sürate negatif yönde etki yapmıştır. Anahtar Kelimeler: Kas Katılığı, Bacak Kuvveti, Tenis, Sürat, Çeviklik
Hit turn tenis testi ve modifiye edilmiş hit turn tenis testinde kalp atım hızı toplam mesafe ve algılanan zorluk derecelerinin karşılaştırılması
Hit Turn Tenis Testi ve Modifiye Edilmiş Hit Turn Tenis Testinde Kalp Atım Hızı Toplam Mesafe ve Algılanan Zorluk Derecelerinin Karşılaştırılması Giriş ve Amaç: Hit-turn tenis testi ve modifiye edilmiş hit-turn tenis testinde kalp atım hızı, toplam mesafe ve algılanan zorluk derecelerinin karşılaştırılması olmuştur. Materyal ve Yöntem: Araştırmamıza dâhil edilen 30 erkek sporcunun yaşları 13,07 ± 1,65 yıl, boy uzunlukları 1,60 ± 0,14 cm, beden ağırlıkları 46,88 ± 10,14 kg, antrenman yaşları 6,56 ± 1,71 yıl ve haftada 5.7 ± 0.4 saat antrenman yapmaktaydılar. Çalışmaya katılan 12 kız sporcunun yaşları ise 13,07 ± 1,65 yıl, boy uzunlukları 1,60 ± 0,16 cm, beden ağırlıkları 52,32 ± 14,12 kg, antrenman yaşları 6,90 ± 1,40 yıl ve haftada 5.7 ± 0.4 saat antrenman yapmaktaydılar. Her bir sporcu hem hit-turn tenis testini orijinalinde olduğu gibi sabit duran toplara karşı, hem de bu testi modifiye ederek karşıdan gelen toplara karşı vurarak gerçekleştirmişlerdir. Her iki test uygulanırken hem kız hem de erkek sporcuların toplam koştukları mesafeler, kalp atım hızları ve algıladıkları zorluk dereceleri kayıt edilmiştir. Her iki test arasındaki farklılığı bulmak için parametrik olmayan düzende wilcoxon testi uygulanmıştır. Bulgular: Testler esnasında sporcular Hit-Turn Tenis testinde Modifiye Hit-Turn Testine oranla erkeklerde 104 m kızlarda ise 160 m daha fazla mesafe kat etmişlerdir. Bu fark istatistiksel olarak erkeklerde (z:-2,071; p <0.005) ve kızlarda (z:-2,648; p <0.005) anlamlı idi. Bunun yanında kalp atım hızı değerleri her iki test esnasında hem kızlarda hem de erkelerdeki değerler arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0,05). Sporcuların her iki testi de algıladıkları zorluk derecelerine baktığımızda Modifiye Hit-Turn Testi sporcular tarafından daha zorlayıcı olarak bulunmuştur. Sonuçlar: Modifiye Hit-Turn Tenis testinde sporcular filenin diğer tarafından gelen toplara vurmak için, sabit duran toplara yaptıkları vuruşlardan daha fazla güç harcadıkları düşünülmektedir. Ancak fazladan kullanılan bu güç kalp atım sayısını etkilememektedir. Anahtar Kelimeler: Tenis, Kalp Atım Hızı, Hit-Turn Tenis Testi, Aerobik Kapasitede, Dayanıklılık.
Hızlı kilo kaybının kuvvet ve kas aktivasyonu üzerine etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı 48 saat içinde en az %5'lik vücut ağırlığı kaybının kuvvet ve kas aktivasyonu üzerine etkilerini incelemektir. Çalışmaya, daha önce yarışma için kilo düşme deneyimi yaşayan 12 elit erkek mücadele sporcusu gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılar rastgele çapraz deney desenine göre bir hafta ara ile hem kontrol hem de deney uygulamasında yer almıştır. Performans ve kas aktivasyonu ölçümleri hızlı kilo kaybı öncesi, hızlı kilo kaybı sonrası (HKKS) ve hızlı kilo kaybı sonrası ölçümünden sonra bir buçuk saat aralıklar ile toparlanma-1 (T1), toparlanma-2 (T2) ve toparlanma-3 (T3) olmak üzere gerçekleştirilmiştir. Performans ölçümü olarak el kavrama kuvveti, dikey sıçrama yüksekliği, anerobik güç ve kassal dayanıklılık ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Kas aktivasyonları ise dikey sıçrama ve kassal dayanıklılık ölçümleri sırasında vastus medialis (VM), vastus lateralis (VL) ve rectus femoris (RF) kaslarından elde edilmiştir. Verilerin istatistiksel analizler için normal dağılım gösteren verilere tekrarlı ölçümlerde iki yönlü varyans analizi, normal dağılım göstermeyen verilere ise Friedman ve Wilcoxon testi uygulanmıştır. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre hızlı kilo kaybı sonrası el kavrama kuvveti ve dikey sıçrama yüksekliklerinde herhangi bir değişim olmadığı saptanmıştır (p>0,05). Anaerobik zirve güçte ise hızlı kilo kaybı sonrası istatistiksel olarak anlamlı azalma olduğu bulunmuştur (p<0,05). Ancak toparlanma periyodunda bu negatif etkinin ortadan kalktığı bulunmuştur (p>0,05). Kassal dayanıklılık performansının hızlı kilo kaybından negatif etkilendiği ve bu negatif etkinin bütün toparlanma periyodu boyunca devam ettiği saptanmıştır (p<0,05). Kas aktivasyonunda ise hızlı kilo kaybı sonrası anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Sonuç olarak 48 saat içinde gerçekleştirilen %5,6'lık hızlı kilo kaybının anaerobik zirve güç ve kassal dayanıklılık performansı üzerine olumsuz etkileri olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Mücadele sporları, hızlı kilo kaybı, dehidrasyon, anaerobik güç, kassal dayanıklılık, elektromiyografi.
Elit bayan voleybolcularda fonksiyonel hareket taraması test skorları ile atletik performans arasındaki ilişkinin araştırılması
Bu çalışmanın amacı elit kadın voleybolcuların FHT test skorları ile atletik performans arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Çalışmaya Vestel Venüs Sultanlar Liginde mücadele eden (yaş = 20,6 ± 5,20, boy = 181,4 ±7,81 cm, kg= 69,1 ± 9,02 voleybol yaşı = 9,9 ± 5,6) olan 24 kadın profesyonel voleybolcu gönüllü olarak katılmıştır. Verilerin istatistik analizi için IBM SPSS 23 Statistics programı kullanılmıştır. Verilerin Normallik varsayımı sağlanmadığından ilişkilerin araştırılmasında Spearman korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Mevkilere göre testlerin karşılaştırılmasında Kruskal-Wallis testi uygulanmıştır. Çalışma grubuna FHT testini oluşturan, derin çökme (deep squat), engel adımı (hurdle step), ileri düz çökme (in line lunge), omuz hareketliliği (shoulder mobility), aktif düz bacak kaldırma (active straight leg raise), şınav (trunk stability push up), gövde rotasyon dengesi (rotary stability) uygulanmıştır. Atletik performans parametreleri olarak, 20 metre sürat, t çeviklik testi, flamingo denge y dinamik denge testi, dikey sıçrama, otur uzan esneklik, izokinetik bacak ve omuz kuvvetleri değerlendirilmiştir. Yapılan çalışmanın sonuncunda FHT toplam skor ile atletik performans arasındaki ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı bulunmuştur (p>0,05). Ancak FHT test bataryasını oluşturan alt testlerden derin çökme hareketi ile sürat performansı arasında negatif yönlü, esneklik ve sıçrama performansları arasında pozitif yönlü (p<0,05) düzeyinde; derin çökme hareketi ile bacak kuvveti arasında ise pozitif yönlü (p<0,01) düzeyinde anlamlı ilişki görülmüştür. Şınav ile izokinetik bacak kuvveti arasında ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönde ilişki bulunmuştur (p<0,05). Aktif düz bacak kaldırma ile otur-uzan esneklik testi arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü ilişki bulunmuştur (p<0,05).
Mücadele sporcularında akut uyku yoksunluğunun gün içinde tekrar eden anaerobik performansa etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı mücadele sporcularında akut uyku yoksunluğunun gün içinde tekrar eden anaerobik performansa etkisinin incelenmesidir. Bu amaçla, çalışmaya yaşları 18-28 arasında değişen çeşitli mücadele spor branşlarında aktif olan 12 sağlıklı erkek birey katılmıştır. Çalışma çapraz deney desenine göre tasarlanmıştır. Bireyler rastgele normal uyku, kısmi uykusuzluk ve tam uykusuzluk olmak üzere 3 uygulama grubuna ayrılmışlardır. Normal uyku uygulamasında bireyler normal 8 saat gece uykusu uyumuşlardır. Kısmi uykusuzluk uygulamasında katılımcılar gece 03:00'da uyuyup sabah 07:00'da uyanmışlardır. Tam uykusuzluk uygulamasında ise bireyler gece boyu uyanık kalmışlardır. Uygulamalar sonrası ertesi günde katılımcılar saat 09:00-11:00-13:00-15:00 ve 17:00'da 6 X 35m rast test protokolünü uygulamışlardır. Rast test koşu süreleri işlenerek Maksimum Güç (MG), Ortalama Güç (OG) ve Yorgunluk İndeksi değerleri (Yİ) elde edilmiştir. Verilerin analizi için tekrarlı ölçümlerde varyans analizinin nonparametrik karşılığı olan Friedman testi kullanılmıştır. Yapılan istatiksel analizler sonunda normal uyku, kısmi uykusuzluk ve tam uykusuzluk denemeleri sonrasında MG, OG ve Yİ değerleri arasında günün farklı saatlerinde anlamlı fark görülmemiştir. Her bir uygulamanın kendi içinde günün farklı saatleri arasında da anlamlı bir fark tespit edilmemiştir (p>0,05). Sonuç olarak; gün içinde tekrar eden anaerobik performans hem kısmi hem de tüm gece uyku yoksunluğundan etkilenmemiştir. Anahtar Kelimeler: Uykusuzluk, Rast Test, Maksimum güç, Ortalama güç, Yorgunluk indeksi
Egzersizin apelin düzeyi üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı egzersizin apelin düzeyi üzerine etkisini incelemektir. Çalışmaya 19-28 yaş aralığında 18 sağlıklı genç gönüllü erkek katılmıştır. Katılımcılar daha sonra rastgele iki gruba (egzersiz ve kontrol) ayrılmış olup egzersiz grubu sekiz hafta boyunca direnç egzersizlerinden oluşan antrenman programına katılmıştır. Katılımcıların egzersize başlamadan önce 10TM testi ile bireysel egzersiz şiddetleri belirlenmiştir. Bu şiddetlere göre katılımcılar direnç egzersizi antrenman programının ilk 1-2 haftası egzersiz şiddetlerinin %55'i ile (10 tekrar), 3-5 haftası egzersiz şiddetlerinin %75'i ile (10 tekrar) ve 6-8 haftası %75-75-80-85'i ile (6-5-4-3 tekrar) direnç egzersizi antrenman programını uygulamışlardır. Kontrol denemesinde ise, katılımcılar 8 hafta boyunca herhangi bir antrenman programı uygulamadan normal yaşantılarına devam etmişlerdir. Araştırmada katılımcılardan egzersiz öncesinde (1.hafta), ortasında (4.hafta) ve egzersiz sonrasında (8.hafta) bazı hormon ve kan parametrelerini incelemek üzere 3 defa kan örneği alınmıştır. Veriler, tekrarlı ölçümlerde çift yönlü varyans analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Egzersiz sonrasında plazma apelin ve plazma leptin konsantrasyonunda anlamlı bir fark (p<0.05) görülmemesine rağmen, plazma obestatin konsantrasyonunda anlamlı bir azalma (p<0.05), plazma insülin konsantrasyonunda da anlamlı bir artış (p<0.05) tespit edilmiştir. Sonuç olarak; uzun süreli direnç egzersizlerinin apelin ve leptin hormon düzeylerini etkilenmediği, obestatin ve insülin hormon seviyelerinin ise anlamlı bir şekilde etkilendiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Egzersiz, Apelin, Leptin, Obestatin, İnsülin
Farklı tempolardaki müziğin genç kadınlarda aerobik performansa etkisi
Bu çalışmaya düzenli menstrüasyon döngüye sahip 24 kadın gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılar, çapraz deney deseniyle denemeleri rastgele olarak atanmış ve denemeleri 48 saat aralıklarla luteal fazda gerçekleştirmişlerdir. Katılımcılar, farklı tempolarda müzik dinledikleri sırada koşu bandında yapılan maksimal aerobik performansı belirlendiği Bruce protokolünü uygulamışlardır. Her denemede katılımcılar rastgele olarak; yüksek-tempo müzik (YTM), orta-tempo müzik (OTM) ve müziksiz (kontrol grubu (KONG)) olarak Bruce protokolüne katılmışlardır. Her denemeye ait aerobik performans [maksimal oksijen kullanım kapasitesine ulaşma zamanı (VO2maks-zaman), maksimal koşu zamanı (Koşumaks-zaman)] ve fizyolojik cevaplara [maksimal oksijen tüketimi (VO2maks), solunum değişim oranı 0.85 (SDO0.85-zaman) ve 1.00 zamanları (SDO1.00-zaman), maksimal ventilasyon (Vmaks), 3.-6.-9. dakikadalardaki kalp atım hızları (KAH3dk-KAH6dk-KAH9dk), maksimal kalp atım hızı (KAHmaks) ve maksimal solunum frekansı (SFmaks)] ait veriler kayıt edilmiştir. Sonuçlar göstermiştir ki; her iki tempo müzik ile yapılan denemelere ait Koşumaks-zaman değerlerinin KONG ait değerlere göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Ayrıca YTM grubuna ait SDO0,85-zaman ve KAH9dk ait değerlerinin KONG ait değerlere göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha büyük olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak; bu çalışma maksimal aerobik performans sırasından YTM ve OTM kullanımının maksimal koşu zamanının arttırılması için önermektedir. Bununla birlikte YTM kullanımını ise; düşük yoğunluk ile orta yoğunluk arasında yapılan egzersizlerde yağ metabolizmasının, enerji üretim kaynağı olarak kullanılmasının sürdürülmesi için önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Maksimal oksijen tüketimi, solunum değişim oranı, kalp atım hızı, ventilasyon, solunum frekansı.
Artistik cimnastikçilerde atlama masası aletinde yapılacak elle aşma hareketine ve alt ekstremite anaerobik güç performansına post aktivasyon potansiyelinin etkisi
Bu araştırmanın amacı, post aktivasyon potansiyelinin (PAP) artistik cimnastikçilerde dikey sıçrama yüksekliğine, durarak uzun atlama ve atlama masası aletinde elle aşma hareketinin mesafesine etkisinin incelenmesidir. Bu amaçla araştırmaya, Türkiye Artistik Cimnastik Milli Takımında yer alan, yaşları 18-30 arasında değişen, uluslararası deneyime sahip 9 kadın ve 6 erkek toplam 15 elit artistik cimnastikçi gönüllü olarak katılmıştır (2019/157). Sporcuların dikey sıçrama, durarak uzun atlama ve atlama masası aletinde elle aşma hareketinin ön test ve son test ölçümleri ayrı günlerde alınmıştır. Ön test aşamasında sporculara dikey sıçrama, durarak uzun atlama ve elle aşma hareketi her hareket 2 kez ölçüm alınarak yaptırılmıştır. Son test ölçümleri için, sporculara kendi squat maksimal ağırlıklarının %80'i şiddetinde 5 tekrarlı squat hareketi uygulanmıştır. 3 dakika süreli pasif dinlenmenin ardından sırasıyla, dikey sıçrama, durarak uzun atlama ve atlama masası aletinde elle aşma hareketleri 2 kez ölçüm alınarak yaptırılmıştır. En iyi ölçüm değerleri kaydedilmiştir. Dikey sıçrama yüksekliği sonuçları, her sporcu için ayrı olarak zirve güç formülünde yerine konulmuş ve anaerobik güç değerleri hesaplanmıştır. İstatistiksel analizler SPSS 20 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Ölçüm sonuçlarının ön test- son test değerlerinin karşılaştırılmasında Wilcoxon testi, kadın ve erkek deneklerin ölçüm sonuçlarının karşılaştırılmasında Mann Whitney-U testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; kadın deneklerde elle aşma hareketi mesafesi için istatistiksel açıdan anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Kadın deneklerde PAP uygulamasının, elle aşma hareketi mesafesi üzerinde olumlu bir etki oluşturduğu görülmüştür. PAP uygulamasının artistik cimnastikçilerde alt ekstremite anaerobik güç performansına etkisinin olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Post Aktivasyon potansiyeli, cimnastik, elle aşma.
Ergenlerde diurnal değişkenliğin sezinleme ve reaksiyon zamanına etkisi
Bu çalışmanın amacı; ergenlerde diurnal değişkenliğin sezinleme ve reaksiyon zamanına etkisini araştırmaktır. Yaşları 14-18 yaş arasında değişen (x ̅±Ss=15,62±1,04yıl) kronotip olarak ara tipe sahip 30 erkek, 30 kadın toplam 60 gönüllü birey bu çalışmaya katılmıştır. Araştırmada ölçümler rastgele çapraz deney desenine göre; 8:30, 12:30 ve 16:30 saatlerinde yapılmıştır. Ölçüm saatlerinde ilk önce dinlenik kalp atım hızı ve vücut sıcaklığı değerleri kayıt edilmiş, sonrasında sezinleme zamanı, işitsel reaksiyon zamanı ve görsel reaksiyon zamanı ölçümleri yapılmış ve kayıt edilmiştir. Sezinleme zamanı ölçümleri kullanılarak sezinleme zamanı mutlak hata ve sezinleme zamanı sabit hata değerleri hesaplanmıştır. Tekrarlı ölçümlerde varyans analizine göre; tüm bireylerin (F(2-118)= 35,888; p= 0,001), erkeklerin (F(2-58)= 44,570; p= 0,000) ve kadınların (F(2-58)= 34,099; p= 0,000) vücut sıcaklığı değerlerinde günün ilerleyen saatlerine doğru artış yönünde anlamlı düzeyde diurnal değişim bulunmuştur. Yine tüm bireylerin (F(2-118)= 31,634; p= 0,000), erkeklerin (F(2-58)= 17,491; p= 0,000) ve kadınların (F(2-58)= 15,947; p= 0,000) sezinleme zamanı sabit hata değerlerinde anlamlı düzeyde diurnal değişim saptanmıştır. Bu değişim tüm bireylerde ve kadınlarda günün ilerleyen saatlerine doğru artış yönünde iken erkeklerde en iyi skorun 12:30 saatinde olduğu tespit edilmiştir. İşitsel reaksiyon zamanının diurnal değişiminde sadece erkeklerde(F(2-58)= 6,272; p= 0,003) anlamlı fark bulunmuştur ve en iyi skorların 12:30, en kötü skorların ise 16:30 saatlerinde olduğu yönündedir. Diğer değişkenlerde anlamlıdiurnal değişim gözlenmemiştir. Sonuç olarak; vücut sıcaklığı ve sezinleme zamanı sabit hata değerlerinde tüm bireylerde ve her iki cinsiyette ayrı ayrı diurnal değişim etkisi bulunmuştur. Ayrıca sadece erkeklerde işitsel reaksiyon zamanı skorlarında değişim bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Biyoritim, kronotip, sirkadyen ritim.
Sezon içinde yapılan düşük kapsam-yüksek şiddetli pliometrik antrenmanın anaerobik performans ve alt ekstremite kaslarına ait elektromiyografik aktivitelere etkisi
Yapılan bu çalışmanın amacı; sezon içerisinde düşük kapsam-yüksek şiddetli pliometrik antrenmanın 13-16 yaş basketbol ve hentbol amatör erkek sporcularında, dikey sıçrama yüksekliği (DS), maksimum anaerobik güç (MAG), ortalama güç (OG) ve yorgunluk indeksi (Yİ) değerlerine, çeviklik değerlerine, alt ekstremite kasları olan; vastus lateralis (VL), vastus medialis (VM) ve gastrocnemius (GAS) kaslarına ait EMG değerlerine olan etkilerinin incelenmesidir. Bu çalışmaya 24 amatör erkek sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Sporcular rastgele olacak şekilde 2 gruba [pliometrik antrenman grubu (PAG); n=12 ve kontrol grubu (KG); n=12] ayrılmıştır. PAG basketbol ve hentbol antrenmanlarına ek olarak 6 hafta boyunca haftada 2 gün pliometrik çalışmalar yaparken kontrol grubu yalnızca basketbol (basketbol sporcuları) ve hentbol (hentbol sporcuları) antrenmanı yapmıştır. Ön test ve son test ölçümleri 6 haftalık pliometrik çalışmanın öncesi ve sonrasında 2 gün içinde aynı sıralama (sırasıyla ilk gün: boy uzunluğu, kilo, vücut kompozisyonu (VYY), dikey sıçrama (DS) ve tekrarlı anaerobik sprint testi (TAST); ikinci gün: elektromiyografi (EMG) ve çeviklik) ile yapılmıştır. Sonuçlar göstermiştir ki; PAG'na ait DS ve MAG değerleri ile VL, VM ve GAS ait EMG değerleri ön testten son testte istatistiksel olarak anlamlı şekilde gelişmiştir (p≤0,05). KG'na ait tüm değerlerde ön testten son testte istatistiksel olarak anlamlı değişim gözlenmemiştir (p>0,05). PAG'na ait Çeviklik, OG ve Yİ değerleri ise istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde gelişmediği gözlenmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma sezon içerisinde 13-16 yaş amatör erkek sporcularında yapılan pliometrik antrenmanların istatistiksel olarak alt ekstremite kaslarını, dikey sıçrama yüksekliğini ve anaerobik performansı geliştirdiği görülmüştür. Bu nedenle PA'nın yıllık antrenman programlarında kullanılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Dikey Sıçrama, Çeviklik, Gerilme-Kısalma Döngüsü, Karekök Ortalaması
Adapte edilebilir izometrik kuvvet analiz ve antrenman geliştirme sistemi tasarımı
Spor ve sağlık alanlarında kas kasılmalarına bağlı olarak üretilen kuvvet ve güç büyüklüklerinin ölçülmesine sıklıkla ihtiyaç duyulmaktadır. Spor alanında yetenek seçimi, antrenman etkilerinin gözlemi, fiziksel uygunluk gibi süreçlerin takibi için, sağlık alanında ise hastalıkların teşhisi, tedavi yöntemlerinin belirlenmesi, rehabilitasyon süreçlerinin kontrolü için kas kuvveti ölçülmektedir. Kas kuvvetinin ve gücünün değerlendirilmesi için alan testleri, izometrik testler, izotonik testler, izokinetik testlerden faydalanılmaktadır. Literatürde kas kuvvetinin ve gücünün değerlendirilmesi için en sık tercih edilen yöntemlerin başında izometrik ve izokinetik kuvvet ölçüm yöntemleri gelmektedir. İzometrik ve izokinetik kuvvet ölçümleri kas veya kas grupları hakkında değerli bilgiler üretebilmektedir. İzometrik kuvvet ölçümleri için en sık tercih edilen yöntemler izometrik dinamometre ve izokinetik dinamometre kullanımıdır. İzometrik dinamometreler, izokinetik dinamometrelere göre oldukça uygun maliyetli ve basit yapıdadır. İzokinetik dinamometreler ile kas kuvveti ve gücüne ilişkin çok çeşitli ve detaylı bilgiler elde edilebilmektedir. Fakat izokinetik dinamometrelerin en büyük dezavantajları yüksek maliyetleri ve mobilize olamayan yapılarıdır. Bu nedenle tez çalışması kapsamında düşük maliyetli adapte edilebilir bir izometrik kuvvet ölçme ve antrenman geliştirme sistemi tasarlanmıştır. Tasarlanan sistem mekanik yapı, kuvvet ölçme sensörü, elektronik devre ve bilgisayar yazılımından oluşmaktadır. Sistem ile izometrik-izotonik kuvvet analizleri yapılabilmekte ve antrenman programları uygulanabilmektedir. Geliştirilen sistem literatürdeki, emsallerine göre daha düşük maliyete sahiptir. Farklı makinelere ve ölçme yöntemlerine adapte edilebilir bir yapıya sahiptir. Geliştirilen izometrik kuvvet ölçme ve antrenman geliştirme sisteminin işlerliği ve güvenilirliği, kalibrasyon testleri ile ispatlanmıştır.
Spor yapan ve yapmayan yetişkin bireylerin özgüven düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, spor yapan ve yapmayan yetişkin bireylerde özgüven düzeylerinin spor yapma durumu, cinsiyet, medeni durum, yaş, spor yapma yılı, bireysel-takım sporu yapma durumu ve spor branşına göre incelenmesidir. Araştırmaya Bolu, Düzce, Sakarya, Kocaeli ve Ankara'da yaşayan, yaşları 18-55 arasında değişen 235 kadın ve 293 erkek toplam 528 yetişkin birey gönüllü olarak katılmıştır. Bu araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya katılan bireylerin, özgüven düzeylerini belirlemek için Akın (47) tarafından geliştirilen Özgüven Ölçeği kullanılmıştır. İstatistiksel analizler SPSS 20 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizinde bağımsız değişkenlere ait özgüven düzeylerinin aralarındaki farkı belirlemede T-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi testi uygulanmıştır. Fark olması halinde farkın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için Scheffe testi kullanılmıştır. Tüm istatistiksel analizler için anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Yapılan araştırmanın sonucunda, spor yapan ve yapmayan yetişkin bireylerin spor yapma durumu, cinsiyet, medeni durum, yaş, spor yapma yılı, spor branşı değişkenleri açısından özgüven ölçeğinden aldıkları puan ortalamaları arasında anlamlı farkların olduğu bulunmuştur. Buna karşın, bireysel-takım sporu yapma değişkeni açısından özgüven ölçeğinden aldıkları puan ortalamaları arasında anlamlı fark olmadığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Özgüven, spor, yetişkin.
Okul öncesi çocuklar için geliştirilen temel hareket eğitimi çalışmalarının motor becerilere etkisinin incelenmesi
Bu araştırma, okul öncesi dönem çocukları için geliştirilen ve içerisinde temel cimnastik çalışmalarının uygulama prensiplerini barındıran temel hareket eğitimi (THE) çalışmalarının motor becerilere etkisini araştırmayı amaçlamıştır. Araştırmaya yaşları 3 - 5 yıl aralığında olan ve 21'i egzersiz 21'i kontrol grubunu oluşturmak üzere toplamda 42 okul öncesi eğitim öğrencisi katılmıştır. Araştırmada deney gurubunu oluşturan ve geliştirilen temel hareket eğitimi programını uygulayan grup THE grubu olarak adlandırılmıştır. THE grubu, 8 hafta süresince haftanın iki günü düzenli temel hareket eğitimi alırken kontrol grubu rutin okul eğitimine devam etmiştir. Çalışmada katılımcıların motor becerilerinin ölçümü için Morris Performans test bataryası kullanıldı. Verilerin normallik dağılımı, Shapiro-Wilk yöntemi ile değerlendirildikten sonra her iki grubun ön test ve son test motor becerileri arasında fark olup olmadığını belirlemek için "Paired Sample T" test kullanılmıştır. Gruplar arası karşılaştırmalarda ise, "Independent Sample T" test kullanılmıştır. THE grubunun durarak uzun atlama, tek ayak üzerinde dengede durma, fırlatma, esneklik, yakalama ve çabukluk becerilerine ait bütün son test parametreleri, kontrol grubuna ait aynı becerilerin son test parametreleri ile kıyaslandığında, istatistiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmiştir (p<0.01). Elde edilen verilerin THE grup içi karşılaştırmaları incelendiğinde ön ve son test ölçümlerinde anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları incelendiğinde, THE uygulamalarının düzenli bir şekilde, 8 hafta boyunca uygulanmasının, 3-5 yaş grubu çocukların motor becerilerini anlamlı düzeyde geliştirdiği görülmüştür.
Ortaokul öğrencilerinin obezite farkındalık düzeylerinin belirlenmesi – Sinop örneği
Bu araştırmanın amacı, Sinop ili merkez ortaokul öğrencilerinin obezite farkındalık düzeylerinin belirlenerek, cinsiyet, sınıf, yaş, boy, lisans, vücut ağırlığı, sahip olduğu spor lisans branşı ve okul türü değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymaktır. Araştırma tarama modelli bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini, Sinop ili merkezinde bulunan ortaokul öğrencileri, örneklemini ise il merkezinde dokuz okulda öğrenim gören toplam 1036 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Bu kapsamda veri alınan okullardan, Allen'in (2011) geliştirdiği Kafkas ve Özen'in (2014) Türkçeye uyarladığı Obezite Farkındalık Ölçeği yardımıyla veri alınmıştır. Ölçeğe kişisel bilgiler için hazırlanmış sorular da eklenmiş ve tüm öğrencilerden ölçeği cevaplamaları istenmiştir. Araştırmanın amacına ulaşmak için obeziteye ilişkin mevcut bilgiler ile kavramsal çerçeve verildikten sonra literatür taraması yapılmıştır. Daha sonra araştırmaya gönüllü olarak katılan öğrencilerden obezite farkındalık ölçeği ile veriler toplanıp tek tek kontrol edilerek ve kod yönergesine göre kodlanarak bilgisayar ortamına aktarılmış ve SPSS 20.0 paket programı kullanılarak çözümlenmiştir. Obezite Farkındalık Ölçeğinin 3 alt boyutunda ve toplam puanda anlamlı farklar olup olmadığına bakılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek için Kolmogorov -Smirnov Analizi yapılmıştır. Toplam obezite farkındalığının cinsiyet, yaş, boy, vücut ağırlığı, sınıf, lisans, branş ve okul değişkenleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığını analiz etmek için verilerin dağılımının normalliği test edilmiştir. Araştırma sonucunda; ortaokul öğrencilerinin toplam obezite farkındalığının iyi olduğu anlaşılmıştır. Ölçeğin her bir alt boyutu incelendiğinde ise, obezite farkındalığı puan ortalamalarının 24,47; beslenme farkındalığı puan ortalamalarının 17,82; fiziksel aktivite farkındalığı puan ortalamalarının 14,02 olduğu görülmüştür. Öte yandan cinsiyet değişkenine göre kız öğrencilerin toplam obezite farkındalıklarının erkek öğrencilere kıyasla yüksek olduğu, sporcu lisansına sahip olan öğrencilerin obezite farkındalık düzeylerinin lisansı olmayan öğrencilerden yüksek olduğu, okul değişkenine göre öğrenciler arasında obezite farkındalığı bakımından anlamlı fark olduğu, sınıf değişkenine göre 7. sınıfların toplam obezite farkındalıklarının 6. ve 8. sınıflardan, 8. sınıfların da 6. sınıflardan anlamlı düzeyde yüksek olduğu, yaş, vücut ağırlığı ve branş değişkenlerine göre öğrenciler arasında anlamlı farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak; ortaokul öğrencilerinin obezite farkındalık düzeylerinin araştırıldığı bu çalışmada, öğrencilerin toplam obezite farkındalık düzeyinin iyi düzeyde olduğu, cinsiyet değişkenine göre kız öğrencilerin toplam obezite farkındalıklarının erkek öğrencilere göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu, herhangi bir dalda sporcu lisansına sahip olan çocukların obezite farkındalık düzeylerinin diğerlerine oranla yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda, obezite farkındalığı için çocukluk ve okul çağlarından başlayarak sağlıklı ve aktif bir yaşam tarzı oluşturulması, gelecek nesiller adına önem arz etmektedir.
Farklı branşlardaki genç sporcuların beslenme alışkanlıklarının incelenmesi
Bu çalışma, farklı branşlardaki genç sporcuların beslenme alışkanlıklarının incelenmesi ve mevcut durumun saptanması amacıyla yapılmıştır. Araştırma tarama modelli bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini farklı braşlardaki genç sporcular, örneklem grubunu ise Türkiye'nin faklı illerinde 14-19 yaş aralığında 9 farklı branşta spor yapan 1291 sporcu oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Tekkurşun Demir, G., Cicioğlu, Hİ., (2019), tarafından geliştirilen "Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Ölçeği" (SBİTÖ) kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilere uygulanacak olan testlerin seçimi öncesinde hata terimlerinin normal dağılım gösterip göstermediği kontrol etmek amacı ile Kolmogorov-Smirnov normallik testi uygulanmıştır. Ölçekten elde edilen puanlar için ikili karşılaştırmalarda Bağımsız örneklem t-testi, çoklu karşılaştırmalarda ise One-Way ANOVA ve Tukey HSD testinden yararlanılmıştır. Araştırma bulguları, yüzde (%), ortalama ve standart sapma olarak ifade edilmiş olup, tüm istatistiksel sonuçlarda ortaya çıkan farklar p<0,05 önem seviyesinde anlamlı kabul edilmiştir. Verilerin analizi SPSS 22.0 V. istatistik paket programında yapılmıştır. Araştırma sonucunda sporcuların genel SBİTÖ toplam puanı ve alt boyutları puanlarının yüksek olduğu görülmüştür. Alt boyutlara göre puan ortalamaları sırasıyla; "beslenme hakkında bilgi" 20,44; "beslenmeye yönelik duygu" 18,11; "olumlu beslenme" 19,91 ve "kötü beslenme" 10,20'dir. Cinsiyet değişkenine göre "olumlu beslenme" alt boyutunda erkekler lehine anlamlı farklılık vardır (p<0,05). Cinsiyete göre diğer alt boyutlar açısından anlamlı farklılık bulunamamıştır. Yaş değişkenine açısından "beslenme hakkında bilgi" alt boyutu ve SBİTÖ toplam puanda 18-19 yaş grubunun diğer iki gruba göre anlamlı düzeyde daha farklı olduğu bulunmuştur (p<0,05). Spor yaşı ve milli sporcular değişkenine göre, "beslenme hakkında bilgi" ile "olumlu beslenme" alt boyutlarında ve SBİTÖ toplam puanda, 7 yaş ve üstü spor yaşına sahip olan sporcular ve milli sporcular lehine anlamlı farklılık vardır (p<0,05). 8001 tl ve üstü aile aylık geliri olan sporcuların "beslenme hakkında bilgi", "olumlu beslenme" ve "kötü beslenme" alt boyutlarının; 6001- 8001 tl aile aylık geliri olan sporcuların "beslenmeye yönelik duygu" alt boyutu ve SBİTÖ toplam puan ortalamasının ise diğer gelir gruplarına göre yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,05). Yaşanılan yer değişkenine açısından "beslenme hakkında bilgi" alt boyutunda il merkezinde yaşayan sporcular lehine; "kötü beslenme" alt boyutunda ise köyde yaşayan sporcular lehine anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Spor türü açısından SBİTÖ toplam puanı ve alt boyutları arasında anlamlı fark yoktur (p>0,05). Sonuç olarak; araştırmaya katılan farklı branşlardaki sporcuların sağlıklı beslenmeye yönelik tutumları hakkında iyi bilgi düzeyine sahip oldukları görülmüştür. Ayrıca yaşla beraber beslenme bilgi düzeyinin arttığı, spor yaşı ve millilik durumunun beslenme bilgi düzeyini olumlu etkilediği, gelir düzeyi arttıkça beslenme bilgi düzeyinin de arttığı ve yaşanılan yerin beslenme bilgi düzeyi ile ilişkili olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Beslenme alışkanlıkları konusunda sadece sporcuların değil, aynı zamanda aile, antrenör ve çevrenin de bu yaştaki sporculara destek olmaları için gereken özeni göstermelerinin ve bu konudaki eksiklerini tamamlamalarının yararlı olacağı düşünülmektedir.
Voleybol eğitiminde etkileşimli videoların etkisi
Bu çalışmanın amacı voleybol eğitiminde etkileşimli videoların etkisini incelemektir. Araştırmaya Sinop ili Şehit Halil Özdoğru Ortaokulundan beşinci ve altıncı sınıf toplam 105 öğrenci (43 erkek, 62 kız) katılmıştır. Çalışmada Etkileşimli Video Grubu (EVG), Video Grubu (VG) ve Kontrol grubu (KG) yer almaktadır. Deney gruplarına iki hafta süreyle toplamda yedi videodan oluşan voleybol eğitim programı uygulanmıştır. EVG'dekilerin izlediği etkileşimli videoların içerisinde tek veya çok seçimli sorular, doğru yanlış ifadeleri ve sürükle bırak etkinlikleri yer almaktadır.VG'dekiler ise aynı videoları etkileşime yönelik eklenen özellikler olmadan izlemişlerdir. Öğretim tasarımında ADDIE Modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Voleybol Bilişsel Alan Testi (VBAT)" ve "Öğrenme Nesnesi Değerlendirme Ölçeği (ÖNDÖ)" kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS 21.0 yazılımı kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Normallik düzeyine One-Sample Kolmogorov-Smirnov testi ile, varyans eşitliğine ise Levene testi ile bakılmıştır. Paired sample t, independent sample t, tek yönlü varyans analizi ANOVA ve post-hoc LSD ile Tamhane testleri uygulanmıştır. Beşinci sınıf, Altıncı sınıf ve Genel durum grup içine göre dikkate alındığında EVG'nin ve VG'nin ön ile son test voleybol bilgi düzeyi puan ortalamaları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık görülmektedir ve etki düzeyi büyüktür (p<,05), KG'de ise görülmemektedir (p>,05). Gruplar arası ilişki dikkate alındığında son test sonuçları açısından EVG'nin VG ve KG'ye göre, VG'nin ise KG'ye göre voleybol bilgi düzeyi puan ortalamaları yüksektir, istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermektedir ve etki düzeyi büyüktür (p<,05). Videolar kullanılabilirlik, algılanan öğrenme ve katılım alt boyutlarına göre değerlendirildiğinde EVG ile VG arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmemektedir (p>,05). Öğrenciler etkileşimli ve etkileşimsiz videoların kullanılabilir, algılanan öğrenme seviyelerinin yüksek ve katılımı artırıcı olduğunu düşünmektedir. Spor eğitiminde etkileşimli video kullanımının birçok avantajı olduğundan teşvik edilmelidir.
Tüketicilerin satın alma davranışlarında marka sadakati - Trabzonspor kulübü örneği
Bu çalışmanın amacı tüketicilerin taraftarı oldukları spor kulübünün ürünlerine yönelik satın alma davranışlarında marka sadakatlerini belirlemektir. Araştırmanın örneklemini 2019-2020 sezonundaki 542 Trabzonspor kulübü taraftarı oluşturmaktadır. Veri toplama yöntemi olarak literatürden elde edilen bilgiler doğrultusunda oluşturulan anket formu kullanılmıştır. Form; katılımcıların tanımlayıcı bilgilerinin elde edildiği altı soru ile satin alma davranışlarında marka sadakatlerini belirlemeye yönelik 32 sorudan oluşmaktadır ayrıca katılımcıların önerilerini iletebileceği bir açık uçlu soru da bulunmaktadır. Anketin Cronbach alpha güvenilirlik değeri 0,816'dır. Cinsiyet, yaş, eğitim durumu, aylık gelir, maça gitme sıklığı ve maçı televizyondan izleme sıklığına yönelik sorular taraftarların tanımlayıcı bilgilerini elde etmek için kullanılmıştır. Satın alma davranışlarında marka sadakatlerini belirlemeye yönelik hazırlanan sorular beşli likert tipi derecelendirme içermektedir. Verilerin hesaplanmasında ve değerlendirilmesinde IBM SPSS 21.0 yazılımı kullanılmıştır. Anket sorularının her biri ayrı ayrı değerlendirilmiştir. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. İkili grup karşılaştırmalarında Mann Whitney U, çoklu grup karşılaştırmalarında ise Kruskal Wallis ile Dunn-Bonferroni post-hoc testi kullanılmıştır. Trabzonspor taraftarları; kadınlara oranla erkeklerin sayıca fazla olduğu, ağırlıklı olarak 18-39 yaş aralığında, lisans mezunu, gelir düzeyi 0-2000 tl ile 5001 tl ve üstü aralıklarında olan, sezon içerisinde 0-11 maça giden ve 24 ve üzeri maçı televizyondan canlı izleyenlerden oluşmaktadır. Tüketicilerin taraftarı oldukları spor kulübünün ürünlerine yönelik satın alma davranışlarında marka sadakatleri belirlenmiştir. Bu çalışmanın, marka sadakati adına çaba harcayan spor kulüplerine katkı sağlayacağı ve bu alanda daha doğru adımların atılmasına kılavuzluk edeceği düşünülmektedir.
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin spor marka ürün tercihlerinin belirlenmesi (Elazığ-Bingöl örneği)
Marka herhangi bir işletme tarafından üretilerek ya da daha çok aracı kurum tarafından piyasaya arz edilmekte olan, hizmetlere bir kimlik kazandıran, ilgili ürünü rakiplerinden farklı kılan bir terim, sembol, isim ya da bunların kombinasyonudur. Spor ürünlerini üreten işletmeler, ürün veya hizmetlerini amaçları doğrultusunda etkin bir biçimde pazarlayabilmeleri veya pazardaki diğer spor işletmeleriyle rekabet edebilmeleri, ancak marka ve marka çeşitliliğinin fazla olması ile başarılı olabilir. Spor işletmeleri marka kavramını, tüketiciler tarafından nasıl algılandığını iyi analiz etmeli, pazarda etkin olan iletişim araçları vasıtasıyla markasına karşı talep oluşturmaya çalışmalıdırlar. Bu araştırmada, evren grubunda (Elazığ, Bingöl) bulunan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin spor marka ürünleri tercihlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Elazığ ve Bingöl Milli Eğitim müdürlüğüne bağlı eğitim kurumlarında görev yapan 402 beden eğitimi ve spor öğretmenleri katılımcıya ulaşılmış değerlendirilmeye alınmıştır. Anketin hazırlık aşamasında; Tozoğlu E. tarafından 2009 yılında doktora tezi için geliştirilen veri anketi, uzman görüşü alınarak çalışmanın amacına uygun bir şekilde anket uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; Beden eğitimi ve spor öğretmenlerini Markalı spor ürünlerin tercihinde Cinsiyet, yaş, Görev yapılan yer, spor yapma sıklığı, Spor yapma nedeni, markalı ürün hakkında bilgi sahibi olma gibi değişkinlere göre değişiklik gösterdiği, Markalı spor ürünlerinin seçiminde; tasarım, kalite, imaj, statü, sağlık, kendini iyi hissetme, performans, risksiz ürün alanında lider oluşu gibi sebeplerden etkilendiği sonucuna varılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Beden eğitimi ve Spor öğretmenleri, Marka, Spor ürünleri, Marka tercih nedenleri, Elazığ, Bingöl.
Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin iletişim beceri ve teknoloji kullanım alışkanlık düzeyleri
Bu çalışmanın amacı, spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin iletişim becerileri ve teknoloji kullanım alışkanlık düzeylerini incelemektir. Araştırmanın örneklemini Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde Beden Eğitimi ve Spor, Antrenörlük, Spor Yöneticiliği ve Rekreasyon bölümlerindeki 1., 2., 3., ve 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Kolayda örnekleme tekniği kullanılmıştır ve 395 öğrenci (261 erkek, 134 kadın) araştırmaya gönüllü olarak katılmıştır. Veriler Kişisel Bilgi Formu, İletişim Becerileri Ölçeği ve Teknoloji Kullanım Alışkanlığı Ölçeği kullanılarak toplanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05'tir ve verilerin normal dağılım göstermediği tespit edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiklerden, Mann-Whitney U, Kruskal Wallis ve Spearman korelasyon testlerinden yararlanılmıştır. Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin iletişim beceri ve teknoloji kullanım alışkanlık düzeyleri ortalama puanın üzerindedir. Cinsiyet değişkeni açısından İletişim İlkeleri ve Temel Beceriler ve Etkili Dinleme ve Sözel Olmayan İletişim alt boyutları ile İletişim Becerileri Ölçeği toplam puanında kadınların lehine etki düzeyi küçük anlamlı bir farklılık olduğu (p<,05), iletişim ölçeğinin diğer alt boyutlarında ve Teknoloji Kullanım Alışkanlığı ölçeği puanlarında anlamlı bir farklılık olmadığı (p>,05) tespit edilmiştir. Lisans bölümü ve Sınıf düzeyi değişkenleri açısından İletişim Becerileri ve Teknoloji Kullanım Alışkanlık düzeylerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>,05). İletişim Becerileri Ölçeği ile alt boyutları arasında ve Teknoloji Kullanım Alışkanlığı Ölçeği ile alt boyutları arasında pozitif yönde bir ilişki tespit edilmiştir (p<,05). Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin iletişim becerilerini geliştirme ve teknoloji kullanım alışkanlıklarını düzenleme eğitimlerine katılmaları teşvik edilmelidir.
Görsel, sözel ve karma geri bildirim yöntemlerinin yüzme öğrenme becerileri üzerine etkileri
Bu araştırmanın amacı, görsel, sözel ve karma geri bildirim yöntemlerinin yüzme öğrenme becerileri üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Araştırma deneysel modelli bir çalışmadır. Araştırma grubunu, Sinop Üniversitesi'nde öğrenim gören ve yüzme bilmeyen toplam 29 kadın öğrenci oluşturmaktadır. Bu kapsamda araştırmaya katılan bireylere yüzme antrenmanlarına başlamadan önce, araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu ve Şimşek (2002) tarafından geliştirilen BİG16 Öğrenme Biçemleri Envanteri uygulanarak, katılımcılar; Görsel (GGBG), Sözel (SGBG) ve Karma Geri Bildirim Gruplarına (KGBG) ayrılmıştır. Gruplara, sekiz hafta (haftada bir gün, bir saat) boyunca aynı antrenman programı, farklı geri bildirimler ile uygulanmıştır. Dördüncü haftada serbest, yan ve sırtüstü ayak vuruşları ile ilgili ölçümler, sekizinci haftada ise serbest stil yüzme ve sırtüstü stil yüzme ile ilgili ölçümler 25 metre yüzdürülerek videoya alınmıştır. Video değerlendirmeleri, kıdemli ve deneyimli altı yüzme antrenörü ile ayrı zamanlarda yapılmış ve 5'li likert sistemine göre puanlandırılmıştır. Verilerin analizi, SPSS 26.0 paket programı kullanılarak çözümlenmiş ve gruplar arası karşılaştırma yapılarak etkili olan geri bildirim tipine bakılmıştır. Verilerin analizinde normallik dağılımı gösterip göstermediğini belirlemek için Shapiro – Wilk kullanılmıştır. Parametrik dağılım gösteren verilerin gruplar arası karşılaştırması için Oneway ANOVA testi, nonparametrik dağılım gösteren veriler için gruplar arası karşılaştırması için Kruskal Wallis Test ile bakılmış ve anlamlılık düzeyi p < 0,05 olarak alınmıştır. Araştırma sonucunda, katılımcıların hepsinin serbest stil ve sırtüstü stil yüzebildikleri gözlenmiş ve bu gözlem, öğrenme sürecinde geri bildirimin önemini bir kez daha kanıtlamıştır. Geri bildirim tiplerinin etkinlik boyutuna bakıldığında; karma geri bildirim yönteminin en etkili, sözel geri bildirim ise en az etkili geri bildirim yöntemi olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda, yüzme antrenörlerinin özellikle teknik antrenman sürecinde sadece sözel geri bildirimlerden değil, aynı zamanda görsel geri bildirim yöntemlerinden de yararlanması, sporcuların daha doğru teknik geliştirebilmesi adına önem arz etmektedir.
Erkek çocuklara uygulanan 8 haftalık voleybol temel eğitim antrenmanlarının bazı motorik özelliklere etkisi
Çalışmanın amacı erkek çocuklara uygulanan 8 haftalık voleybol temel eğitim antrenmanlarının bazı motorik özelliklere etkisini incelemektir. Araştırmaya Sinop ili Dikmen ilçesi Can Kardeşler Baysun ortaokulu beşinci, altıncı, yedinci ve sekizinci sınıflardan toplam 40 gönüllü 10-14 yaş erkek öğrenci katılmıştır. Araştırmaya katılan çocukların boy ve kilo ölçümleri alınmıştır. Eurofit terslerden oluşan 9 istasyon (flamingo denge testi, durarak uzun atlama, sırt dinamometresi, bacak dinamometresi, mekik testi, 20 m sürat testi, pençe kuvveti testi, şınav testi, esneklik) beceri parkuru uygulanmıştır. Yapılan ön terslerle her bir parkur puanı kaydedilmiştir. Deney grubuna ise 8 hafta boyunca haftada 2 gün ve günde 40 dk temel voleybol eğitimi uygulanmıştır. 8 haftanın sonunda deney ve kontrol grubuna 9 istasyondan oluşan eurofit testleri tekrar uygulanmış ve elde edilen veriler kaydedilmiştir. Araştırmada elde edilen verilere uygulanacak olan testlerin seçimi öncesinde hata terimlerinin normal dağılım gösterip göstermediğini kontrol etmek amacı ile shapiro-wilk normallik testi uygulanmıştır (p>0,05). Gruplar arası karşılaştırma bağımsız örneklem t-test ve eşleştirilmiş gruplarda t-testi ile analiz edilmiştir. Araştırma bulguları ortalama ve standart sapma (x±ss) olarak ifade edilmiş olup, verilerin istatiksel analizi ve yorumları (p<0,05) önem seviyesinde anlamli kabul edilmiştir. Tüm istatistiksel hesaplamalarda spss 21.0 v. istatistik paket programı kullanılmıştır. Deney ve kontrol gurubu ön test ve son test parametreleri karşılaştırıldığında esneklik ve şınav sonuçlarında anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Deney grubunun grup içi ön-son test sonrasında elde edilen verilere bakıldığında; mekik, 20 metre sürat, esneklik, sol pençe kuvveti, sırt kuvveti, bacak kuvveti ve şınav verilerinde 8 hafta sonunda anlamlı fark bulunurken (p<0.05), kontrol grubu grup içi verilerinde anlamlı fark bulunamamıştır (p>0.05). Sonuç olarak, erkek çocuklar üzerinde yapılan 8 haftalık voleybol temel antrenmanlarının, bazı motorik özelliklere ve fiziksel gelişimlerine olumlu etkileri olduğu söylenebilir.
10-14 yaş grubu futbolcularda "FIFA 11+ ÇOCUKLAR" ısınma programının bazı performans parametrelerine etkisi
Bu çalışmada; 8 hafta uygulanan "FIFA 11+ ÇOCUKLAR" ısınma programının 10-14 yaş grubu futbolcularda denge, şut hızı, reaksiyon zamanı, dikey sıçrama, çeviklik ve sürate olan etkilerini ölçmek amaçlanmıştır. Çalışma yaşları 10-14 yıl olan aktif futbol oynayan 24 erkek gönüllü futbolcu ile yapılmıştır. Araştırma deney grubu (n=12) ve kontrol grubu (n=12) olmak üzere iki grup şeklinde tasarlanmıştır. Araştırmanın deney grubunda haftada 2 gün FIFA 11+ Çocuklar ısınma programı uygulanırken kontrol grubunda normal antrenman ısınması uygulanmıştır. Araştırmada her iki gruba da 8 haftalık antrenmanlardan önce ve sonra kuvvet, çeviklik, denge, şut hızı, dikey sıçrama reaksiyon zamanı testleri uygulanarak FIFA 11+ çocuklar programının etkileri araştırılmıştır. Verilerin normallik düzeyleri Shapiro-Wilk testi aracılığıyla belirlenmiştir. Normallik varsayımını sağlayan verilerin analizinde parametrik testlerden İndependent Samples T-Testi ve Paired Samples T-Testi kullanılmıştır. Araştırmada deney grubunda sürat, denge ve şut hızı testlerinde son testler lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark belirlenirken (p<0,05) çeviklik, reaksiyon, dikey sıçrama testlerinde ön test ve son test değerleri arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. (p>0,05) Kontrol grubunda ise sürat, denge, reaksiyon ve reaksiyon ortalama son test değerlerinde anlamlı farklılık belirlenirken (p<0,05) dikey sıçrama, çeviklik, şut hızı testlerinde ön test ve son test değerleri arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. (p>0,05) 8 hafta boyunca haftada 2 kez uygulanan FIFA 11+ Çocuklar ısınma programının 10-14 yaş arası futbolcularda sürat, denge ve şut hızı parametrelerini geliştirdiği bulunmuştur.
Beden eğitimi öğretmenlerinin çeşitli değişkenlere göre pedagojik bilgi ve beceri düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Elazığ ilinde görev yapan beden eğitimi öğretmenlerinin çeşitli değişkenlere göre pedagojik bilgi ve beceri düzeylerini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu Elazığ ilinde çeşitli kademelerde görev yapan 212 beden eğitimi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Wong vd. (2012) tarafından geliştirilen, Gökçek ve Yılmaz (2019) tarafından Türkçeye uyarlanan "Pedagojik Bilgi ve Beceri Ölçeği" (PBBÖ) kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin normallik analizini kontrol etmek amacı ile Kolmogorov-Smirnova ve Çarpıklık-basıklık normallik testi uygulanmıştır. Kolmogorov-Smirnova testi sonucunda tüm alt boyutlar ve PBBÖ toplamı p<0,05 olarak alınmıştır. Öğretmenlerin cinsiyet, yaş, eğitimi durumu, eğitim verdiği kademe, eğitim verilen lise türü, medeni durum, mezun olunan bölüm, ilgilendikleri spor türü, kıdem yılı, formasyon alma durumu ve ilgilendikleri spor türü değişkenlerine göre, PBBÖ ve alt boyutları incelenmiştir (p<0.05). Öğretmenlerin medeni durum değişkenine göre; PBBÖ ve alt boyutlarında bekâr öğretmenlerin evli öğretmenlere göre daha yüksek olduğu görülmüştür (p<0,05). Öğretmenlerin pedagojik bilgi ve becerilerinin yaş değişkenine göre "PBBÖ" anlamlı farklılık olduğu 25-30, 31-40 yaş grubu öğretmenlerin 41-50, 51 ve üstü yaş grubu öğretmenlere göre daha yüksek olduğu görülmüştür (p<0,05). Öğretmenlerin pedagojik bilgi ve becerilerinin mesleki kıdem değişkenine göre "PBBÖ" toplamında 1-10 yıl mesleki kıdeme sahip öğretmenlerin 21-30 yıl mesleki kıdeme sahip öğretmenlere göre daha yüksek olduğu görülmüştür (p<0,05). Öğretmenlerin pedagojik bilgi ve becerilerinin mezun olunan bölüm değişkenine göre "PBBÖ" toplamında anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Spor yöneticiliği mezunu öğretmenlerinin diğer bölümlerden mezun olan öğretmenlere göre, bireysel sporlarla ilgilenen öğretmenlerin takım sporları ile ilgilenen öğretmenlere göre ve lisans eğitimi sonrasında pedagojik formasyon alan öğretmenlerin lisans eğitimi esnasında pedagojik formasyon alan öğretmenlere göre PBB düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Beden eğitimi öğretmenlerinin PBB düzeylerinin genel olarak yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Yaş ilerledikçe pedagojik bilgi ve beceri düzeylerinin düştüğü, işe yeni başlayan öğretmenlerin daha yüksek düzeyde pedagojik bilgi ve beceri düzeyine sahip olduğu, bireysel sporlarla uğraşan öğretmenlerin, spor yöneticiliği mezunu öğretmenlerin ve formasyon eğitimini lisans eğitimi sonrasında alan öğretmenlerin pedagojik bilgi ve beceri düzeylerinin daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Beden eğitimi, öğretmen, formasyon, pedagojik bilgi ve beceri.
Özel eğitim okullarında görevli beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin derslerine yönelik görüşleri
Bu araştırmanın amacı özel eğitim okullarında görev yapan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin spor ve fiziki etkinlikler dersine yönelik eğitim öğretim sürecine ilişkin görüşlerinin incelenmesidir. Nitel araştırma yöntemi tercih edilerek olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır ve yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile veriler elde edilmiştir. Araştırmaya 2021-2022 eğitim öğretim yılında Erzurum ili Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı Özel Eğitim Okullarında görev yapan yedi beden eğitimi ve spor öğretmeni katılmıştır. Öğretmenlerin; altısı erkek biri ise kadındır, dört tanesi ortaokul, üç tanesi ise lise düzeyindeki okullarda çalışmaktadır, yaş aralıkları 35-50 yıl, görev süresi aralıkları 6-25 yıl, özel eğitimdeki hizmet aralığı 1-30 yıl şeklindedir. Özel eğitim gerektiren bireyler için spor ve fiziki etkinlikler dersi önemlidir ve gelişimlerine katkı sağlamaktadır. Haftalık spor ve fiziki etkinlikler ders saati süreleri yeterli değildir. Öğretmenler çeşitli öğretim yöntem ve teknikleriyle öğrencilerin derste aktif olmalarını sağlamaya çalışmaktadır. Öğretim programının uygulanması ve hedef davranışların kazandırılması zordur. Öğretmenler öğrencilerden bağımsız yaşam becerilerini gerçekleştirebilmelerini beklemektedir. Sosyal yaşama uyum sağlamalarında spor ve fiziki etkinlikler dersi pozitif etkilidir. Okullarda malzemeler yeterlidir fakat spor salonu açısından okullar yetersizdir. Öğretmenler çeşitli branşlara yönlendirmeler yapmaktadır. Öğrenciler spor ve fiziki etkinlikler dersini çok sevmektedir ve ilgileri oldukça fazladır. Öğrencilerin gelişimlerini desteklemek ve başarılı olduklarını görmek öğretmenleri mutlu etmektedir. Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin lisans eğitimleri özel eğitim açısından yetersizdir. Öğretmenler öğrencilerin tanıları hakkında yeterli bilgiye sahiptir. Öğretmenler bilgi düzeylerini arttırmak ve öğrencilere daha faydalı olabilmek adına araştırmalar yapmaktadırlar ve gelişimlerine katkı sağlamaktadırlar. Özel eğitim okullarında görev yapacak öğretmen adaylarının yetersizlik türleri gibi birçok konuda bilgi sahibi olmaları gerekmektedir.
Beden eğitimi ve spor yüksekokulu öğrencilerinin liderlik yönelimleri ve öz güven davranışlarının incelenmesi (Gümüşhane örneği)
Liderliğin temelinde yer alan insanları etkileme ve onları belirlenen amaçlara ulaştırma gibi ölçütler göz önüne alındığında eğitim öğretim faaliyetlerinin yürütücüsü olan öğretmenlerin öğrencileri etkileyerek liderlik davranışları sergiledikleri söylenebilir. Öğrencilerin liderlik yönelimlerinin belirlenmesi diğer davranış özelliklerinin belirlenmesi açısından önem kazanmaktadır. Bu amaca yönelik olarak Gümüşhane Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulun'da öğrenim gören öğrencilerin liderlik yönelimleri ve öz güven davranışları incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Gümüşhane Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulun'da öğrenim gören 402 öğrenci rastgele seçilerek oluşturmuştur. Anket formuyolu ile katılımcılara ulaşılmıştır. Çalışmamızda Bolman ve Deal tarafından geliştirilen, Dereli tarafında Türkçeye uyarlanan ''Liderlik Yönelim Ölçeği'' ile Akın tarafından geliştirilen öğrencilerin öz güven düzeylerini belirleyebilmeye yönelik "Öz Güven Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin öz güven davranışları ve liderlik yönelimlerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. En yüksek liderlik yöneliminin 'İnsana Yönelik Liderlik' yönelimi olduğu, en düşük liderlik yöneliminin ise 'Dönüşümsel Liderlik Yönelimi' olduğu belirlenmiştir. Bireysel branşlarla ilgilenen öğrencilerin, dördüncü sınıf ve 10 yıldan fazla spor yapan öğrencilerin öz güven davranışlarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin liderlik eğilimlerinin cinsiyet, yaş, branş ve bölüm değişkenine göre benzerlik gösterdiği belirlenmiştir. Dördüncü sınıf ve 7 yıl ve üstü spor yapan öğrencilerin liderlik eğilimlerinden 'İnsana Yönelik ve Karizmatik eğilimleri'nin' daha yüksek olduğu belirlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: BESYO; Liderlik Eğilimleri; Öz güven; Gümüşhane Üniversitesi; Beden Eğitimi; Spor
Yüzme sporuyla ilgilenen bireylerin yaşam kalite ve spora bağlılık düzeyinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, yüzme sporuyla ilgilenen bireylerin yaşam kalite ve spora bağlılık düzeyinin incelenmesidir. Yaşam kalitesinin artmasında fiziksel ve ruhsal olarak sağlıklı olmanın sağlanmasında yüzme gibi sporların etkili olduğu düşünülmektedir. Çalışmanın örneklem gurubunu Gümüşhane ilinde yaşayan yüzme sporuyla ilgilenen 18-39 yaş aralığında 120 kadın ve 182 erkek olmak üzere toplam 302 kişi oluşturmuştur. Kişilere anket yoluyla ulaşılmıştır. Katılımcılara kişisel bilgi formu, Kayhan ve arkadaşlarının Türkçe' ye uyarlamış olduğu spora bağlılık ölçeği ve Dünya Sağlık Örgütü bünyesinde yer alan 18 tane ülkede bulunan uzmanların bir araya gelerek hazırlamış oldukları yaşam kalite ölçeği sunulmuştur. Elde edilen veriler Spss v23.0 programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Araştırmada öncelikle edilen verilerin normal dağılıma sahip olup olmadığının saptanması için Skewness ve Kurtosis testleri yapılmıştır. Bu iki değer (Kurtosis ve Skewness) -1.5 ile +1.5 arasında olduğunda dağılımın normal olduğu kabul edilmektedir. Normal dağılıma sahip olan verilerden iki ve daha az değişkene sahip olan parametrelerin farklılığı Bağımsız Örneklem T Testi, ikiden fazla değişkene sahip olan parametrelerin anlamlı farklılık düzeyi ANOVA testi yöntemi ile tespit edilmiştir. ANOVA testi sonucuna göre aralarında anlamlı bulunan değişkenler arasındaki etkinlik düzeyi Post Doc Turkey analizi kullanılarak saptanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler değerlendirildiğinde yüzme spor dalının insanların yaşam kalitelerine ve spora bağlılık düzeylerine farklı alt boyutlarda olumlu katkılar sağladığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Yüzme; Yaşam Kalite; Spor; Spora Bağlılık; Sağlık; Fiziksel Aktivite
Elit raket sporcularının postür yapılarının incelenmesi
Bu çalışmada raket sporlarında vücudun dominant tarafının kullanımını gerektiren antrenman ve müsabakalarına bağlı olarak oluşan postüral asimetrilerin, birbirleriyle ve sedanterlerle karşılaştırılarak belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemi gönüllülük ilkesi esas alınarak belirlenen, en az 5 yıldır aktif olarak spor yapan, milli takımlarda görev alan, ulusal ve uluslararası müsabakalarda derecesi bulunan; Kastamonu, Samsun, Çorum, Ankara ve Afyonkarahisar illerindeki raket sporcularından yaş ortalamaları 17.85±4.0 yıl olan 23 badminton, 19 tenis, 19 masa tenisi branşından olmak üzere toplam 61 erkek sporcu ve yaş ortalamaları 18.28±2.9 yıl olan 36 erkek sedanter oluşturmuştur. Postüral analizde geçerliliği ve güvenilirliği kanıtlanmış PostureScreen Mobile uygulaması kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizlerinde ve değerlendirilmesinde IBM SPSS 23.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin normallik düzeylerine bakmak için Kolmogorov-Smirnov testi, grupların ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olup olmadığını belirlemek için de One Way ANOVA kullanılmıştır. Gruplar arası farklılığın kaynağının belirlenmesi için açıkça eşit olmayan örnek boyutlarına izin veren post-hoc Gabriel testi uygulanmıştır. Sonuç olarak elit düzeyde raket sporları yapan sporcuların omuz ve baş bölgesi başta olmak üzere pek çok postür parametrelerinde sedanterlerden farklılık gösterdikleri diğer taraftan bazı postür parametrelerinin branşlar arasında da anlamlı farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir. Raket sporları gibi asimetrik ekstremite kullanımı gerektiren branşlarda bu asimetrinin giderilmesini sağlamak için postür düzeltici egzersizler yapılması önerilmektedir.
Fiziksel temas içeren ve içermeyen sporlarda dijital oyun bağımlılığının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, fiziksel temas içeren ve içermeyen sporlarda dijital oyun bağımlılığının incelenmesidir. Araştırmada veri toplama aracı olarak; kişisel bilgi formu ve Hazar ve Hazar (2017) tarafından geliştirilen "Çocuklar İçin Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışma başlığında geçen temas içeren sporlar (basketbol, boks, futbol, güreş, hentbol judo, karate, taekwondo), temas içermeyen sporlar ise (atletizm, badminton, bisiklet, kürek, masa tenisi, tenis, voleybol, yelken, yüzme) olarak belirlenmiştir. Araştırma grubunu, Sinop İlinde temas içeren ve içermeyen spor branşlarını yapan 515 öğrenciden soruları tam ve doğru cevaplayan 168 kız, 167 erkek olmak üzere toplam 335 öğrenci oluşturmaktadır. Bu kapsamda, araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu ve Hazar ve Hazar (2017) tarafından geliştirilen "Çocuklar İçin Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği" uygulanarak, yanıtları analiz edilmiştir. Araştırmadaki veriler, SPSS 21 paket programına girilmiştir ve ilk olarak Shapiro-Wilk ve Kolmogorov-Smirnov normallik testlerinden yararlanılmıştır. Grup ortalamaları arasındaki farkları bulmak için ikili gruplarda T-testi, ikiden fazla olan gruplarda ise Tek Yönlü Varyans Analizi (Anova) Testi kullanılmıştır. Gruplar arasında fark bulunan analizlerde, anlamlı farkın hangi grupta olduğunun tespiti için Post Hoc TUKEY testi kullanılmıştır. Tüm istatistik analizler için anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda ölçeğin dijital oyun oynamaya yönelik aşırı odaklanma ve çatışma, oyun süresinde tolerans gelişimi ve oyuna yüklenen değer, bireysel ve sosyal görevlerin/ödevlerin ertelenmesi, yoksunluğun psikolojik-fizyolojik yansıması ve oyuna dalma olmak üzere dört alt faktöründe anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Bu sonuçlara göre araştırmaya katılan öğrencilerin az riskli grupta yer aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca katılımcıların ölçeğin tüm alt boyutlarında ve toplam puanında oynanan oyun türüne göre anlamlı farklılık olduğu bulunarak en çok savaş ve strateji oyunu oynamayı tercih ettikleri belirlenmiştir. Her iki spor türünü (temaslı- temassız) yapan öğrencilerin, erkeklerin, kendine ait oyun konsolu olanların ve yedinci sınıfta okuyanların dijital oyun bağımlılıkları daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca yaş, internet kullanma saati ve oyun oynama saati arttıkça dijital oyun bağımlılığının da arttığı tespit edilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda, internet ve dijital oyun oynama sürelerinin kontrol altında tutulması ve sporla daha çok vakit geçirerek dijital oyun bağımlılığının en aza indirgenmesi önem arz etmektedir.
Analysis of exercise addiction levels of individuals attending gym regularly
The aim of this study is to examine exercise addiction levels of individuals who attend gym regularly. Sample of the study, which used correlational survey model, one of the quantitative research methods, consists of 422 volunteering individuals, 176 women and 243 men registered to gyms in the city centre of Çorum. All participants were informed about the study prior to the implementation of the survey and were asked to fill in the survey form consisting of Personal Information Form and Exercise Addiction Scale. The data were collected by the researcher through reaching participants one by one during the 2021-2022 Spring term. Individuals who participated in the study were given Personal Information Form, which was prepared by the researcher, and 17-item Exercise Addiction Scale (EAS), which was developed by Tekkurşun-Demir et al. (2018). Survey method was used as data collection tool. In data analysis, Shapiro-Wilk and Kolmogorov Smirnov normality tests were used before starting statistical analyses. The data were found to be normally distributed; T-Test, one-way ANOVA and Post Hoc LSD test were used to find out differences between group means and p<0,05 level of significance was taken for all statistical analyses. In all sub-factors of exercise addiction, statistically significant differences were found in terms of gender, family level of income, individuals' duration of attending gym, the state of doing exercise regularly and marital status (p<0.05). As a conclusion, the present study found that individuals who attended gym regularly were in the dependent group in all measured variables, women had higher exercise addiction level than men, individuals who had an income higher than 6000 TL had higher exercise addiction level than those who had lower income, exercise addiction increased as educational status increased, individuals who attended gyms for 1-2 years and married individuals who exercised regularly had higher exercise addiction levels.
Elit güreşçilerde akut sıvı kaybının bazı fiziksel, fizyolojik ve performans parametrelerine etkisi
Çalışmanın amacı güreşçilerde akut sıvı kaybının bazı fiziksel, fizyolojik ve performans parametrelerine etkilerinin araştırılmasıdır. Çalışma, yaşları 18-22 olan aktif güreş yapan 24 gönüllü erkek güreşçi ile yapılmıştır. Araştırma deney grubu (n=12) ve kontrol grubu (n=12) olmak üzere rasgele iki grup şeklinde planlanmıştır. Araştırmanın deney grubuna kilo düşme antrenmanı yaptırılırken kontrol grubuna normal antrenman ısınması uygulanmıştır. Test ve ölçümler sonrasında sporcuların toparlanması için 16 saatlik dinlenme süresi verilmiş ve çalışmanın başındaki test ve ölçüm protokolü tekrar uygulanmıştır. Araştırmada antrenmanlardan önce ve sonra vücut hidrasyon düzeyleri, reaksiyon zamanı, dikey sıçrama, pençe kuvveti ve denge testleri uygulanarak akut sıvı kaybının etkileri araştırılmıştır. Grup içi karşılaştırmalar bağımlı örneklem t-test ile gruplar arası karşılaştırmalar ise bağımsız örneklem t-test ile analiz edilmiştir. Çalışmada, grup içi karşılaştırmalarda denge ve el kavrama kuvvetinde kontrol grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0,05). Ayrıca, algılanan zorluk derecesi (AZD) düzeylerinde de kontrol grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Araştırmada reaksiyon zamanında anlamlı farklar olsa da, iki grup benzerlik göstermektedir (p<0,05). Sonuç olarak bu çalışmada denge ve el kavrama kuvveti performanslarında kontrol grubu lehine farklılık olduğu görülmektedir. Bununla birlikte, deney grubu antrenmanın zorluğunu daha yüksek seviyede algılamıştır. Kontrole kıyasla deney grubunda meydana gelen bu olumsuz etkiler dehidrasyona bağlı olabilir. Ortaya çıkan bu sonuç, güreşçilerin kilo kaybı antrenmanı sonrasında fiziksel performans anlamında fazla etkilenmezken, psikolojik olarak olumsuz etkilendiklerini göstermektedir ve bu durum hızlı kilo kaybının maç performansına negatif etki edebileceğini düşündürmektedir.
8-10 yaş arası çocuklara uygulanan 8 haftalık yüzme eğitiminin fiziksel, fizyolojik ve kuvvet değerleri üzerine etkisinin incelenmesi
Çalışmada, 8-10 yaş aralığındaki çocuklara uygulanan temel yüzme çalışmalarının, bazı fiziksel, fizyolojik ve kuvvet değerleri üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, kontrol gruplu ön test ve son test desenli deneysel yöntem kullanılmıştır. Araştırmada deney ve kontrol grubunu; Terme Ahmet Ersoy İlkokulu'na devam eden, yaşları 8-10 yaş aralığında değişen daha önce yüzme eğitimi almamış toplam 31 çocuk oluşturmaktadır. Deney grubuna haftada iki gün, birer saat olmak üzere toplamda 8 hafta temel yüzme çalışmaları yapılmış, kontrol grubu ise herhangi bir fiziksel aktiviteye katılmamıştır. Çalışmalar öncesinde ve sonrasında her iki grubunda; boy, vücut ağırlığı, VKİ, mekik, şınav, bacak kuvveti, sırt kuvveti, dikey sıçrama, denge, esneklik, sağ ve sol el pençe kavrama kuvvetleri ölçülmüştür. İstatistikî analizler için SPSS adlı programdan grup içi karşılaştırmalar için Paired Sample T testi ve gruplar arası karşılaştırmalar için Independent 't' testi kullanılmıştır. Araştırma kontrol grubu sonuçlarında; Boy, vücut ağırlığı, VKİ, şınav, mekik, bacak kuvveti, sırt kuvveti, esneklik, denge, sol el pençe kavrama kuvveti değerlerinde istatistiksel olarak herhangi bir fark bulunmazken, dikey sıçrama, şınav, sağ el pençe kavrama kuvveti değerlerinde istatistiksel olarak pozitif yönlü anlamlı fark tespit edilmiştir. Araştırma deney grubu sonuçlarında; VKİ, şınav değerlerinde istatistiksel anlamda herhangi bir fark bulunmazken, boy, vücut ağırlığı, mekik, bacak kuvveti, sırt kuvveti, denge, esneklik, sağ el pençe kavrama, sol el pençe kavrama, dikey sıçrama değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, 8-10 yaş aralığındaki çocuklara uygulanan temel yüzme çalışmalarının, bazı fiziksel ve kuvvet değerleri üzerinde olumlu etkisinin olduğu tespit edilmiştir.
Geçmişten günümüze Sinop'ta kürek sporu
Bu çalışmanın amacı, Sinop'ta Kürek Sporunun tarihsel sürecine açıklık getirerek Kürek Sporuna dikkatleri çekebilmek ve Sinop'taki Kürek Sporunun yarınına ışık tutabilmektir. Sinop kentinin tarihsel süreci incelendiğinde, Sinoplu'nun Su Sporlarına ve sportif aktivitelere olan ilgisi dikkat çeker. Doğal liman oluşu, gemi yapımına uygun ağaçlardan oluşan ormanlara sahip olması, ayrıca yöre halkının denizciliğe duyduğu ilgi ve şehrin coğrafi özelliklerinden dolayı, seneler boyu Selçuklular, Pervaneoğulları, Candaroğulları, Osmanlılar ve Cumhuriyet Dönemi'nin ilk yıllarında Devletin Tersane kenti olarak görev yapması da Sinoplu'nun Denizciliğe olan ilgisini yansıtmaktadır. Arşiv Taraması sonucunda elde edilen 1936, 1940, 1941, 1942 ve 1993 yıllarına ait Sinop Gazetelerinde yer alan Kürek Yarışlarına dair haberler, Sinoplularla yapılan röportajlar sonucu Yarışlara dair anılar ve 1965 yılı Kabotaj Bayramına ait Olimpik Tekne ile çekilmiş fotoğraf başta olmak üzere, araştırmadan elde edilen tüm bilgi ve belgeler, Kürek Sporunun Sinop'ta geniş bir Kültüre sahip olduğu ortaya konmuştur. Sonuç olarak yapılan çalışmada, Kürek Sporu Tarihinin Sinop İli Tarihi kadar eskiye dayandığı görülmüştür. Karadeniz Bölgesi ve çevresinde kurulan bütün uygarlıklara tersane vazifesini üstlenen Sinop'ta, teknolojinin gelişimi ile Kürek Sporunun meslek olmaktan çıkıp, eğlence amaçlı kullanımına dönüştüğü gözlemlenmiştir. Kabotaj Bayramı ilanının ardından gönderilen modern Kürek tekneleri ile de sportif kullanımının temelleri atılıp, 2011 yılında Karadeniz Kupası Kürek Yarışları ile günümüz Kürek Federasyonu bünyesinde antrenmanlarını sürdüren Kulüplere dönüşüm sağlandığı saptanmıştır. 2023 yılı itibari ile Kürek Kulüpleri bünyesinde lisanslı lisanssız yüz kadar sporcu ile Kürek Spor Kültürü yaşamını sürdürmektedir.
Antrenörlerin teknoloji kullanımının analizi
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki futbol antrenörlerinin teknoloji kullanım düzeylerinin incelenmesidir. Bu kapsamda futbol antrenörlerinin tablet, telefon, bilgisayar gibi teknolojik cihazları kullanımları araştırılmış, antrenörlerin teknoloji kullanım düzeyi ve benzeri veriler hakkında bilgi toplanarak incelenmiştir. Araştırmada "Genel Bilgiler" ve "Teknoloji Kullanım Ölçeği" olmak üzere toplam iki kısımdan oluşan soruların yer aldığı anket formu kullanılmıştır. 2023-2024 futbol sezonu içerisinde 315 (306 erkek, 9 kadın) antrenör çalışmaya gönüllü olarak katılmıştır. Bu çalışmada istatistiksel anlamlılık düzeyi 0,05'tir ve verilerin normal dağılım göstermediği tespit edildiğinden, verilerin analizinde Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testleri kullanılmıştır. Ölçeğin iç tutarlılık Cronbach's Alpha katsayısı bu çalışmada α=,780 olarak tespit edilmiştir. Antrenörlerin teknoloji kullanım düzeyleri ortalama puanın üzerindedir. Elde edilen bulgular analiz edildiğinde; yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, sahip olunan antrenör lisansı, çalışılan lig statüsü, antrenör olarak çalışılan sürelere göre antrenörlerin teknoloji kullanım düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmazken (p>,05), günlük internet kullanım süreleri bakımından anlamlı fark bulunmuştur (p<,05). Futbol antrenörlerinin günlük internet kullanım süresi arttıkça teknoloji kullanım düzeylerininde arttığı sonucuna ulaşılmıştır.
Spor yapan ve yapmayan polislerin stres ve kaygı düzeylerinin incelenmesi (Kastamonu ili örneği)
Bu çalışma Kastamonu il merkezi ve ilçelerinde görev yapan polislerin, spor yapma durumlarının, stres ve kaygı düzeylerine etkisinin olup olmadığının incelenmesi için ankete dayalı tarama modeli kullanarak yapılan bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini Kastamonu'da görev yapan tüm polisler, örneklemini ise Kastamonu il merkezi ve ilçelerinde, çeşitli birimlerde aktif olarak görev yapan polis memuru ve amir sınıfı 226 personel oluşturmaktadır. Katılımcılara Kişisel Bilgi Formunun yanı sıra Yerlikaya ve İnanç (2007) tarafından Türkçe geçerlilik ve güvenilirliği yapılan Algılanan Stres Ölçeği ve Ulusoy ve diğerleri (2009) tarafından Türkçe geçerlilik ve güvenilirliği yapılan Beck Anksiyete Ölçeği olmak üzere 3 adet veri toplama aracı kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS v.28 veri programı kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğu için hesaplanan Basıklık ve çarpıklık değerlerinin anksiyete düzeyinde ±2 aralığında olmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenden dolaya ASÖ'nün değerleri analiz edilirken parametrik testler, yani ikili veriler için t-testi, çoklu veriler içinde ANOVA testi kullanılmıştır. BAE'nin analizleri ise normal dağılım göstermediği için parametrik olmayan testler kullanılmış olup, bu testler ikili veriler için Mann Whitney U testi, çoklu veriler için ise Kruskal-Wallis H testi ile analiz edilmiştir. Araştırmada katılımcılar yaş, cinsiyet, yaşadığı yer, medeni durum, eğitim durumu, polislik mesleğindeki hizmet süresi, polislik mesleğindeki rütbe, spor yapma durumu değişkinlerine göre stres ve kaygı yönünden incelenmiştir. Araştırma sonucunda yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, hizmet süresi değişkenleri incelendiğinde stres ve kaygı yönünden anlamlı bir fark bulunamamıştır. Yaşadığı yer ve rütbe değişkenine göre ise, kaygı düzeyinde anlamlı fark olmasa da, algılanan stres düzeyinde istatistiksel açıdan anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Araştırmamızın ana konusunu oluşturan spor yapma değişkeni, stres ve kaygı yönünden değerlendirildiğinde ise istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunamamıştır.
Amatör futbolcuların yaralanma kaygı düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı amatör ligde oynayan futbolcuların spor yaralanması kaygı düzeylerini çeşitli değişkenlere göre incelemektir. Araştırma örneklemini Hatay ili amatör futbol takımlarında oynayan araştırmaya betimsel tarama yöntemi ile gönüllü katılan 306 Amatör Futbolcu oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Spor Yaralanması Kaygı Ölçeği" ile araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmada veriler Google Form veri toplama aracı ve futbolcularla yüz yüze görüşülerek anket yoluyla toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS 23 paket programında değerlendirilmiş, Normallik testi yapılmış, verilerin analizinde Frekans, yüzde, T-Testi, ANOVA Varyans analizi testleri uygulanmıştır. Gruplar arasındaki farklılıkları belirlemek üzere Post-hoc analizi olarak LSD testi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular değerlendirildiğinde, futbolcuların yaş, cinsiyet, aktif futbol oynama süresi değişkenleri bakımından yaralanma kaygısı alt boyutları düzey puanları arasındaki fark anlamlı bulunmamıştır (p>0.05). Eğitim durumu değişkeni bakımından "Yeniden Yaralanma Kaygısı" alt boyutunda lisans ve lise mezunu futbolcuların, İlköğretim mezunlarına göre kaygı düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Daha önce yaralanma yaşama durumu bakımından "Yeniden Yaralanma Kaygısı" alt boyutunda yaralanma yaşayan futbolcuların yüksek seviyede kaygı yaşadıkları tespit edilmiştir (p<0,05). Yaralanmanın meydana geldiği ortam değişkenine göre Antrenman ve müsabakada yaralanan futbolcuların "Yeniden Yaralanma Kaygı" düzeylerinin yüksek olduğu görülmüştür (p<0,05). Rakip oyuncunun temasıyla yaralanan futbolcuların "Zayıf Algılama Kaygısı" ve "Yeniden Yaralanma Kaygısı" alt boyutunda kaygı düzeyleri yüksek olduğu görülmüştür (p<0.05). Yaralanma nedenli ameliyat olan futbolcuların "Yeteneğini Kaybetme Kaygısı" ve "Yeniden Yaralanma Kaygısı" alt boyutları ile Ölçek boyutunda yüksek seviyede kaygı yaşadıkları görülmüştür (p<0,05). Yaralanmanın en fazla gerçekleştiği vücut bölgesi bakımında "Ayak bilek-Diz-Bacak" bölgesinde "Yeniden yaralanma kaygısı" alt boyutunda anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak, lise ve lisans eğitimi alan, yaralanma yaşamış, Antrenman ve müsabakada yaralanan, rakip oyuncu teması sonucu yaralanan, ameliyat olan, yaralanmayı alt extremite bölgesinde sık yaşayan futbolcuların yüksek seviyede kaygı yaşadıkları görülmüştür.
Elit raket sporcularının zihinsel dayanıklılıklarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, elit raket sporcularının zihinsel dayanıklılıklarının incelemek ve farklılıkları ortaya koymaktır. Çalışma nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli benimsenerek tasarlanmıştır. Araştırmanın örneklemini masa tenisi, tenis ve badminton gibi üç farklı raket sporunda elit seviyede mücadele eden 216 sporcu oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Zihinsel Dayanıklılık Ölçeği kullanılmıştır. Normallik varsayımı ve güvenilirlik analizi neticesinde parametrik Analizler alfa=0,05 seviyesinde uygulanmıştır. Değişkenlerin grup ortalamalarındaki farklılıkları görebilmek için 2 gruplu değişkenlerde bağımsız örneklem T-Testi, 3 ve daha fazla gruplu değişkenlerde One-Way ANOVA, post-hoc testlerden scheffe ve LSD Analizi uygulanmıştır. Değişkenlerin birbirleri arasındaki ilişkinin yönünü ve gücünü tespit edebilmek için pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırmaya katılan elit raket sporcuların zihinsel dayanıklılıkları üzerine cinsiyet, medeni durum değişkenine göre anlamlı farklılık tespit edilememiştir. Buna karşın yaş değişkenine göre zihinsel dayanıklılık düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılığın olduğu tespit edilmiştir. Spor branşı tenis olan elit sporcuların Zihinsel Dayanıklılıklarına yönelik algıları, spor branşı badminton ve masa tenisi olan elit sporcuların Zihinsel Dayanıklılık algılarına göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Milli olan elit sporcuların Zihinsel Dayanıklılıklarının, milli olmayan elit sporculara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Haftalık antrenman yapma değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılığın olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca eğitimli elit raket sporcularının zihinsel dayanıklılıkları pozitif yönde yüksek olduğu, müsabaka deneyimi arttıkça zihinsel dayanıklılıklarının pozitif yönde paralel olarak arttığı tespit edilmiştir.
Kadın sporcularda menstrual siklusun farklı fazlarının bazı performans parametreleri üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, kadın sporcularda menstrual siklusun (MS) farklı fazlarının, bazı performans parametreleri üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışmaya 18-25 yaşları arasında aktif spor yapan 12 kadın sporcu dâhil edildi. MS' nin menstruasyon fazı, ovulasyon fazı ve lutuel fazları arasında, denge, dikey sıçrama, anaerobik güç, esneklik, kuvvet, çeviklik, sürat ve görsel reaksiyon (GR) - işitsel reaksiyon (İR) testleri uygulandı. Her yapılan ölçüm sonrasında algılanan zorluk derecesini (AZD) değerlendirmek için borg skalası, ölçümden sonraki gün ise gecikmiş kas ağrısını belirlemek için görsel analog skala (GAS) kullanıldı. Fazlar arasında dikey sıçrama (p=0,031), sürat (p=0,036), kuvvet (p=0,009), esneklik (p=0,000) ve çeviklikte (p=0,027) istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0,05). Görsel reaksiyon toplam (GRT) (p=0,027) ve görsel reaksiyon ortalama süresinde (GRO) (p=0,018) anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0,05). Sporcuların fazlar arasındaki AZD' de (p=0,012) istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0,05). Fazlar arası vücut ağırlığı (p=0,111), BKİ (p=0,088), denge (p=0,825), dikey sıçrama (watt) (p=0,134), İR ve GAS parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık olmadığı saptanmıştır (p>0,05). Çalışmanın bulgularına göre MS fazları arasında dikey sıçrama, sürat, kuvvet, esneklik, çeviklik, GRT, GRO ve AZD' de istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır. Bu bağlamda, sporcuların belirli fazlarda performanslarının artmasının veya azalmasının, algılanan zorluk derecesi, hormonal dalgalanmalar, çeşitli fizyolojik tepkiler ve duygu durum değişikliklerinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Özellikle, ovulasyon fazında kuvvet performansının arttığı, lutuel fazda ise dikey sıçrama, 30 m sürat, esneklik ve çeviklik performansının olumlu yönde etkilendiği gözlemlenmiştir. Buna karşılık, menstruasyonun çalışmanın tüm performans parametreleri üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğu tespit edilmiştir.
Futbolcularda kreatin kullanımının bazı performans parametrelerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, futbolcularda kreatin kullanımının bazı performans parametrelerine etkisini araştırmaktır. Katılımcılara 14 gün ara ile iki kez performans testleri uygulanmıştır. Araştırmada katılımcıların performans testlerini değerlendirmek için algılanan zorluk dereceleri Borg skalası ile, gecikmiş kas ağrıları ise görsel analog skalası ile belirlenmiştir. Ayrıca, katılımcılara gastrointestinal semptom derecelendirme ölçeği uygulanmıştır. Katılımcılar (n=16), vücut kompozisyonu ölçümleri sonrası deney ve plasebo olmak üzere rastgele iki gruba ayrılmış ve 14 gün boyunca deney grubuna literatüre uygun olarak günlük kullanım şekli ve dozajında besin desteği, plasebo grubuna ise eşit miktarda buğday kepeği verilmiştir. Besin desteği süreci tamamlandıktan sonra, sporcuların performans seviyeleri tekrar tespit edilip ön test ve son test sonuçları karşılaştırılmıştır. Araştırma Sinop ilinde bulunan Sinop 1957 spor kulübünde aktif futbol yaşantısına devam eden yaş ortalamaları 22,18 ± 3,93, boy ortalamaları 168,68 ± 41,49, vücut ağırlıkları ortalamaları 75,25 ± 7,15 olan 16 gönüllü erkek katılmıştır. Performans testleri, sirkadiyen ritim dikkate alınarak her test gününde aynı saatlerde ve aynı sıralama ile yapılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 istatistik paket programı, sütun grafiklerinin çiziminde ise Microsoft Excel kullanılmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda kreatin grubuna ait ön test-son test karşılaştırması sonucunda sadece top hızı ve çeviklik testinde anlamlı farklılık bulunurken (p<0,05), diğer performans parametrelerinde anlamlı farklılık yoktur (p>0,05). Plasebo grubuna ait ön test-son test karşılaştırılması sonucunda sadece top hızı testinde anlamlı farklılık bulunurken (p<0,05), diğer performans parametrelerinde anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Gruplar arası karşılaştırmalarda Supplement sonrası dikey sıçrama, 30 m sürat testi, mekik testi, çeviklik testi değerlerinde anlamlı farklılık bulunurken, Supplement öncesinde sadece top hızında anlamlılık olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak; kreatin takviyesinin dikey sıçrama, 30 m sürat testi, mekik testi, çeviklik testi ve şut hızına olumlu etkileri olduğu söylenebilir. Bu bulgular, kreatin takviyesinin futbolcuların fiziksel performansını artırmada etkili olduğunu göstermektedir. Araştırma sonuçlarına dayanarak, kreatin takviyesinin futbolcuların performansını artırmak amacıyla antrenman dönemlerinde kullanılması önerilmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Kreatin; Besin takviyesi; Performans; Antrenman; Futbol
Kadın futbolculara uygulanan farklı ısınma protokollerinin şut hızına etkisi
Bu çalışmanın amacı, kadın futbolculara uygulanan farklı ısınma protokollerinin şut hızına etkisini incelemektir. Çalışmada, 2023-2024 sezonunda TFF Kadın Futbol 3. Lig'inde mücadele eden 15 kadın futbolcu gönüllü olarak yer almıştır. Çalışmada, farklı ısınma protokollerinin şut hızı üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışma sürecinde, katılımcılar üç farklı günde FIFA+11, dinamik ve HarmoKnee ısınma protokollerine tabi tutulmuş ve her protokolün ardından radar tabancası ile şut hızları ölçülmüştür. Elde edilen veriler, istatistiksel analizlere tabi tutularak protokoller arasındaki farklar incelendi. Araştırmadan elde edilen verilerin işlenmesi, verilerin tanımlayıcı istatistik ve istatistiksel analizlerinde SPSS paket programı kullanılmıştır. Verilerin normallik varsayımı Shapiro-Wilk testi, normallik dağılımına göre ise parametrik testlerden One-Way ANOVA testi uygulanmıştır. Şut hızı ortalamaları en yüksek FIFA+11 (67,26), en düşük ise Dinamik ısınma (65,33) protokolünde ölçülmüştür. Üç ısınma protokolü ile şut hızları arasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır(p>0.05). Bu bulgular neticesinde FIFA+11ısınma protokolünün kadın futbolcuların şut hızı üzerinde olumlu bir etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Bu protokolü uygulayan futbolcuların, diğer ısınma yöntemlerine kıyasla daha yüksek şut hızlarına ulaştığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, üçısınma protokolü arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olmasa da, FIFA+11 ısınma protokolünün diğer ısınma protokollerine göre şut hızına daha fazla etki ettiği gözlemlenmiştir.Bu bulgu, uygun ısınma protokollerinin futbolda performans artışına önemli katkı sağlayabileceğini göstermektedir.
Profesyonel futbolcuların oyunlaştırma kullanıcı tiplerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı profesyonel futbolcuların oyunlaştırma kullanıcı tiplerini belirlemek ve dijital oyun oynama, baskın ayak, oynanan en üst lig ve mevki değişkenlerinin kullanıcı tipine etkisini incelemektir. Çalışmaya 113 profesyonel erkek futbolcu gönüllü olarak katılmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu ve Oyunlaştırma İçin Kullanıcı Türleri Ölçeği kullanılmıştır. Nitel değişkenler arasındaki ilişki ki-kare bağımsızlık testi ile incelenmiştir. Sıra ortalamaları karşılaştırılan iki grup arası değerlendirmelerde Mann Whitney U testi, ikiden fazla grup arası değerlendirmelerde ise Kruskall Wallis testi kullanılmıştır. Ölçek ve alt boyutlarının birbirleri ile ilişkisi incelenirken Spearman Korelasyon Testi kullanılmıştır. Profesyonel futbolcuların çoğunluğu dijital oyun oynamaktadır. Baskın ayak, oynanan en üst lig ve mevki ile dijital oyun oynama durumu arasında anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. Profesyonel futbolcuların sahip oldukları elektronik araçların çoktan aza doğru sıralaması akıllı telefon, bilgisayar, tablet ve oyun konsoludur. Oyun konsoluna sahip olan futbolcuların tamamı dijital oyun oynamaktadır. Profesyonel futbolcuların baskın oyunlaştırma kullanıcı tipi Başarandır, en düşük değer ise Oyunbozan kullanıcı tipindedir. Profesyonel futbolcularda dijital oyun oynama, baskın ayak, oynanan en üst lig ve mevki durumunun oyunlaştırma kullanıcı tipine etkisi yoktur. Oyunbozan kullanıcı tipi hariç diğer bütün kullanıcı tiplerinin birbirleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki vardır. Oyunbozan ile Özgür ruh ve Oyuncu arasında anlamlı bir ilişki yoktur. Oyunbozan ile Sosyalleşen, Başaran ve Yardımsever arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Başaran tipi oyuncuların baskınlığı dikkate alınarak, bireysel ve takım performansını artırmak için oyunlaştırma unsurlarını içeren hedef bazlı programlar uygulanabilir.
14-15 yaş grubu futbolcularına uygulanan dar alan oyunlarının fiziksel, fizyolojik parametreler ve teknik beceriler üzerindeki etkisi
Bu çalışmanın amacı, 14-15 yaş futbolculara uygulanan dar alan oyunlarının seçilmiş fiziksel, fizyolojik parametreler ile teknik beceriler üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırma, Denizlispor Kulübü U14 ve U15 yaş kategorilerinde yer alan 24 erkek futbolcuyla (yaş: 14 ± 0,41 yıl; boy: 171,04 ± 0,07 cm; vücut ağırlığı: 58,31 ± 9,39 kg) gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar rastgele şekilde deney (n=12) ve kontrol (n=12) gruplarına ayrılmıştır. Deney grubuna, sekiz hafta süresince haftada üç gün, günlük 30 dakika olmak üzere üç farklı dar alan oyunu uygulanmış; kontrol grubu yalnızca rutin antrenmanlarına devam etmiştir. Uygulamalar öncesi ve sonrası istirahat kalp atım hızı (dokunma yöntemi), maksimum oksijen tüketimi (Yo-Yo Aralıklı Toparlanma Testi), anaerobik güç (RAST), çeviklik (Illinois Çeviklik Testi), sürat (30 m sürat testi) ve futbola özgü teknik beceriler (Mor & Christian top sürme, pas, şut testi ile Johnson futbol testi) değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, istirahat kalp atım hızı değerleri gruplar arasında anlamlı fark göstermemiştir (p > 0,05). MaxVO₂ değerlerinde her iki grupta da istatistiksel olarak anlamlı gelişme görülmüş, ancak deney grubundaki artış istatistiksel olarak daha yüksek bulunmuştur (p < 0,05). RAST sonuçları deney grubunda maksimum ve minimum güçte anlamlı artış gösterirken, kontrol grubunda ortalama güç ve yorgunluk indeksi yönünden gelişme saptanmıştır (p<0,05). Her iki grupta da çeviklik ve sürat performansında gelişmeler görülmüş, deney grubunun gelişimi daha yüksek düzeyde olmuştur (p<0,05). Teknik becerilerde ise deney grubu, tüm alt boyutlarda anlamlı gelişim göstermiştir (p<0,05). Sonuç olarak, dar alan oyunlarının, genç futbolcularda fiziksel, fizyolojik ve teknik performansı olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Futbol; Dar alan oyunları; Teknik beceri; Fizyolojik ve fiziksel performans
Tenis eğitimi alan üniversite öğrencilerinde kronotip ve performans ilişkisi
Bu çalışma; tenis eğitimi alan üniversite öğrencilerinde Kronotip özelliklerine göre performans ilişkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın örneklemi gönüllülük ilkesi esas alınarak belirlenen, en az 3 yıldır aktif olarak tenis sporu yapan, toplam 27 sporcu (yaş:22,29 ±1,32 boy:169,±0,10, ağırlık:65,48±12,68,BKİ:22,55±2,64) katılmıştır. Deneklerin boy uzunluğu ve vücut ağırlığı ölçümleri alınmış, katılımcıların Kronotip özelliklerini belirlemek için Pündük, Gür ve Ercan (2005) tarafından geliştirilen "İnsan Sirkadiyen Ritminde Sabahçıl ve Akşamcıl Tipleri Belirlemede Kendi Kendini Değerlendirme Formu" uygulanmış, ölçek sonucunda sporcular sabahçıl ve akşamcıl tip olarak 2 gruba ayrılmış, ITN testi uygulanmıştır. Bu araştırmada, veriler üzerinde uygulanacak istatistiksel testler seçilmeden önce, Shapiro-Wilk testi kullanılarak hata terimlerinin normal dağılım gösterip göstermediği değerlendirilmiştir. Grup içi karşılaştırmaları için bağımlı örneklem t-testi, gruplar arası karşılaştırmalar için ise bağımsız örneklem t-testi kullanılmıştır. Araştırma bulguları, ortalama ve standart sapma (Ort.±SS) olarak sunulmuş, verilerin istatistiksel analizi ve yorumları p<0.05 önem seviyesinde anlamı kabul edilmiştir. İstatistiksel analizlerde IBM SPSS 26.0 paket programı kullanılmıştır. Yapılan grup içi ve gruplar arası analizlerde herhangi bir parametrede istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır (p>0,05). Sonuç olarak çalışmada yapılan analizler neticesinde insan sirkandiyen ritminde sabahçıl veya akşamcıl tip olmasının tenis performansı üzerine etkisinde anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır.
Ortaokul öğrencilerine uygulanan toplu ve topsuz eğitsel oyunların dikkat ve motor beceri gelişimine etkisi
Bu araştırmada, 2024–2025 eğitim-öğretim yılında bir devlet ortaokulunda öğrenim gören 5., 6., 7. ve 8. sınıflarda öğrenim gören toplam 47 öğrenciden (n=47) oluşmaktadır. Öğrencilerin yaşları 10 ile 14 arasında değişmektedir. Bu öğrencilere, deneysel süreçte toplu ve topsuz eğitsel oyun etkinlikleri uygulanmış ve bu uygulamaların dikkat düzeyleri ve motor beceri gelişimi üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırmada, deneysel desen kapsamında, kontrol gruplu ve tekrarlı ölçümlere dayalı bir araştırma modeli kullanılmıştır. Deney grubuna sekiz hafta boyunca beden eğitimi derslerinin bir saatlik bölümünde eğitsel oyun etkinlikleri uygulanıp, kontrol grubunda ise yalnızca standart ders içeriği sürdürülmüştür. Araştırma verileri, Eurofit Test Bataryası (Flamingo denge testi, mekik testi, durarak uzun atlama testi) ve D2 Dikkat Testi ile toplanmış ve verilerin analizinde SPSS 26.0 programı kullanılmıştır. Araştırmada gruplar arası karşılaştırmalar, veriler normal dağılıyorsa bağımsız örneklem t-testi, normal dağılmıyorsa Mann-Whitney U testi aracılığıyla, grup içi analizleri ise veriler normal dağılıyorsa Bağımlı Örneklem T Testi, normal dağılmıyorsa Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi aracılığıyla analiz edilmiştir (p<0.05). Araştırma bulgularına göre, hem toplu hem de topsuz eğitsel oyun uygulamaları denge becerilerini anlamlı düzeyde artırdı. Deney grubuna uygulanan topsuz oyun temelli dersler sonrasında mekik testi sonuçlarında anlamlı bir iyileşme görülürken, kontrol grubuna uygulanan toplu oyun temelli derslerde ise bu alanda anlamlı bir fark gözlemlenmemiştir. Öte yandan, durarak uzun atlama testinde toplu oyun grubunda anlamlı bir değişim saptanmazken, topsuz oyun grubunda performansta düşüş görüldü. Dikkat düzeyinde ise, toplu oyun grubunda anlamlı bir değişim olmazken, topsuz oyun grubunda dikkat puanlarında olumlu yönde düşüş kaydedildi. Ancak tüm katılımcıların genel analizinde dikkat puanlarının arttığı gözlemlendi. Sonuç olarak, oyun temelli fiziksel etkinliklerin çocukların motor beceri ve dikkat gelişimine olumlu etkiler sunduğu ancak bu etkinin oyun türüne, uygulama biçimine ve fiziksel/bilişsel içerik yapısına bağlı olarak farklılık gösterdiği belirlendi. Çalışma bulguları doğrultusunda, eğitsel oyunların sistematik ve amaçlı şekilde eğitim programlarına entegre edilmesi önerilmektedir.