Şırnak University
Anabilim Dalı

Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı

Şırnak University

5.875

Arşivlenen Tez

35

DOI Atanmış

1%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hz. Peygamberin bireysel ve toplumsal problemleri çözmede takip ettiği metotlar

Beden ve ruh yönüyle birbirinden farklı fıtratla yaratılan insanın olduğu her yerde birtakım problemlerin olması kaçınılmaz bir durumdur. İnsanoğlu, hayata dair ihtiyaçlarını elde etmek için çalışırken, bazen birbirlerine karşı haksız tutumlara girebilmektedir. Bu da insanlar arasında ihtilafların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. İnsan, karşılaştığı problemler ile baş edebilme yöntemleri arayışı içerisinde daima var olagelmiş, kendi sorunlarını aşabilme becerileri geliştirmeye çalışmıştır. Önemli olan, birlikte yaşama zorunluğu olan insanoğlunun, meselelerini çözebilme erdemi gösterebilmesidir. Yüce Allah, anlaşmazlıklar halinde insanların aralarının sulh yoluyla çözüme kavuşturulmasını teşvik etmektedir. İnsanlara barışta hayır olduğu haber verilmektedir. Allah Resûlü Hz. Muhammed (s.a.v.) hayatı boyunca Kur'an ahlakını yaşamış ve yaşatmıştır. O nübüvvet hayatının öncesinde ve sonrasında içinde yaşadığı toplumun sorunlarına elinden geldiğince çözümler üretmiş, insanların barış ve huzur içerisinde yaşamalarını sağlamaya çalışmıştır. Bu çalışmamızda Hz. Peygamber'in (s.a.v.), problemlerin çözümünde dayandığı Kur'ani ilkeler ve uygulamaları, hem bireysel hem de toplumsal açıdan incelenmeye çalışılmıştır. Hz. Peygamber'in (s.a.v.) problem çözme metotlarına kulak vermek insani ilişkilerde barış ve huzura vesile olacak, birlikte yaşama kültürünü zenginleştirecektir.

Bireysel sorunlarHz. MuhammedKur'an-ı Kerim+5
Yahya Erdoğan
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gıdalara karıştırılan katkı maddelerin hükmü

Gıdalara karıştırılan katkı maddelerinin hükmünü ele aldığımız bu araştırmamızda, toplumlar arası sınırların manasını kaybettiği günümüzde sanayileşme ve materyalist hayat anlayışının Müslümanları helâl beslenme ve sağlıklı nesiller yetiştirme konusunda karşı karşıya bıraktığı temel problemlerden biri olan içeriği ve hükmü bilinmeyen katkı maddelerini ana hatları ile değerlendirip bu konuda farkındalık oluşturmaya çalıştık. Bu bağlamda konuyu, biri temel gıda maddeleri ve ahkâmı diğeri gıda katkı maddeleri ile istihlâk ve istihale çerçevesi olmak üzere iki ana bölümde değerlendirdik. Konuları ele alırken başta temel tüketim ürünleri olan gıdalara karıştırılan katkı maddelerinin birçok yönden mahzurlu olduğu ve kullanılmalarının dünya ve ahirete müteallik çok ciddi riskler barındırdığını ifade etmeye çalıştık.

AhkamAhkamu`l-Kur`anGıda katkı maddeleri+6
Abdullah Haydaroğlu
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dine bakış açısını şekillendirmede mezheplerin rolü

Müslümanlar, Hz. Peygamber (s.a.v.)'in vefatını takiben din konusunda açıklayıcı ve yönlendirici, siyaset konusunda da hayatın her alanına hükmeden bir otoritenin yokluğu ile bir boşluğa düçâr olmuşlar ve muhtelif konularda görüş ayrılıklarına düşmüşlerdi. İhtilaf ettikleri konuların başında hilâfet meselesi geliyordu. Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer'in hilâfetleri döneminde bu konu gündem teşkil etmemiş olsa da Hz. Osman ve Hz. Ali dönemlerinde potansiyel şiddetine kavuşmuş, sonuç itibariyle iki halîfenin de şehit edilmelerine kadar varan kanlı olaylara yol açmıştır. Savaşlar, inanç boyutuyla ilgili ihtiyaçlar, politikalar, fikirler ekseninde yaşanan tüm ihtilaflar neticesinde insanların gruplaşarak etraflarında toplandıkları, din adına görüş beyan eden, bazen hakikati söyleyen, bazen de hakikat tekelciliği yapan fırkalar, yani mezhepler doğmuştur. Gerek mezhepsel alamda gerekse dinî bir boyutu olan herhangi bir şekilde gruplaşmalar, önceden olduğu gibi içinde bulunduğumuz asırda ve kıyamete kadar da devam edecektir. Kimi zaman gerçekten hakikatin peşinde, Allah'ın istediği bir yaşam düzeni doğrultusunda hareket geliştiren gruplar, kimi zaman da rant, çıkar ve siyâsî gayelerle örgütleşen yapılar karşımıza çıkabilecektir. Müslüman toplumların, bu anlamdaki tarihsel tecrübeleri göz ardı etmeden kararlar vermesi elzemdir. Biz bu çalışmamızda, bahse konu olan mezheplerin ya da grupların hangi ortamda hangi şekilde doğup gelişme gösterdiklerini, dîni anlayış tarzlarını, dînin kendisi olarak görülmeleri sorununu, dinin siyâsi bir araç olarak kullanılıp istismar edilmesi hususunu konu edindik.

Kur'an-ı KerimMezhepler tarihiUyuşmazlık+3
Muhammet Emre Akşit
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

el-Ḳarâfî ve gramerciliği

626 yılında Mısır'ın Behnesâ bölgesinin Bûş köyünde doğan Ḳarâfî'nin ilk eğitimi babası Şeyh İdrîs (ö. [?]) ile başlar. Ḳarâfî babasından aldığı eğitimden sonra Sahibiyye, Kamhiyye ve Fazıliyye medreselerinde eğitim görmüştür. Eğitiminin çoğunu "Sultânu'l-'ulemâ" lakaplı İzzeddîn b. Abdisselâm'dan (ö. 660/1262) tahsil etmiş ve hocası vefat edene kadar yaklaşık 30 sene yanında kalmıştır. Bunun dışında İbnu'l-Ḥâcib (ö. 646/1249), el-Hûnecî (ö. 646/1248), el-Hüsrevşâhî (ö. 625/1254), İbrahim el-Makdîsî (ö. 676/1277), Şerafuddîn el-Fâkihâni (ö. [?]), Abdulazîm b. Abdulkavî el-Munzirî (ö. 656/1259), İbn Ebî'l-Fazl el-Mursî (ö. 655/1257) ve Şerîf el-Kerekî (ö. 688-89) de Ḳarâfî'nin hocaları arasındadır. 684 yılında Kahire'de vefat etmiş ve Ḳarâfe'de defnedilmiştir. Asıl alanı fıkıh ve fıkıh usûlü olan Ḳarâfî'nin bu ilimler dışında da çalışmaları mevcuttur. Bu çalışmalar nahiv, sarf, kelam, mezhepler ve dinler tarihiyle alakalıdır. Ḳarâfî gramer alanında üç eser bırakmıştır. Bu eserler incelendiğinde onun Basra nahiv ekolüne mensup olduğu anlaşılmaktadır. el-Ḫaṣâiṣ adlı eserinde nahiv âlimlerinin çoğunluğunu eleştirmiş ve kendi görüşlerini ortaya koymuştur. Onun bu eleştirilerinde Fahreddîn er-Râzî'den (ö. 606/12109 etkilendiği söylenebilir. Râzî'nin Mefâtîḥu'l-ġayb adlı eserinde kelime ve kısımları hakkında yaptığı yorumlar Ḳarâfî'nin el-Ḫaṣâiṣ adlı eserinde de görülür. el-İstiġna adlı eserinde, istisna hakkında kapsamlı bilgiler vermiş ve bazı konularda ilk sayılabilecek şeylere değinmiştir. el-Ḳavâ'idu'ŝ-ŝelâŝûn fî 'ilmi'l-'arabiyye adlı eseri ise nahiv ve sarf ilmiyle alakalı kısa bir eserdir. Bu eserinde nahiv ve sarfla alakalı kısa kısa kaidelerden bahsetmiş ve bunları örneklendirmiştir.

ArapçaDil bilgisiDil bilim+2
Enes Arslan
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'ân'ın anlaşılmasında ilmî tefsir yönteminin yeri ve çağdaş dönem Türkçe tefsirlerden örnekler

İnsanlara yaratılış maksatlarına uygun hareket etmeleri ve varlıklarının sebebi olan Allah'ı tanımaları için bir hidayet rehberi olarak indirilen Kur'ân'ın muhtevasında insanın yaratıcısına ve çevresindeki diğer canlılara karşı görev ve sorumluluklarını bildiren âyetler bulunmaktadır. Bununla birlikte Kur'ân, kendisinin Allah katından olduğunun ispatı ve Allah'ın güç ve kudretinin boyutlarının muhataplara tasviri için insanın yaşadığı evrenin oluşumu ve işleyişine dair bazı âyetler de içermektedir. Kevnî âyetler olarak da isimlendirilen bu âyetlerin pozitif bilimlerin ulaşmış olduğu verilerden yararlanılarak tefsir edilmesi, ilmî/bilimsel tefsir adında bir tefsir yöntemi ortaya çıkarmıştır. İlmî tefsirin ortaya çıkması bilimsel gelişmeler ile paralellik gösterir. Zira bazı âlimler, bilim alanında bir keşif yapıldığı zaman bunun Kur'ân'da var olduğunu, din ve bilimin birbirini desteklediğini ispatlamaya gayret etmektedirler. Fakat âyetlerin bilimsel keşifler ile açıklanmasını doğru bulmayanlar da bu tür bir yaklaşımın Kur'ân'ın ruhuna zarar verdiği kanısındadırlar. Bundan dolayı ilmî tefsirin mümkün olup olmadığı veya sınırları ile alakalı birçok tartışma yapılmıştır. Tezimizin birinci bölümünde din ve bilim ilişkisini ele alarak ayrıştıkları ve uzlaştıkları yerlere değinilecek; ikinci bölümde ilmî tefsirin tarihçesine ve örneklerine yer verilecek; üçüncü bölümde ise ülkemizde ilmî tefsire dair çağdaş dönemde yapılmış ilmî çalışmalar ve bu çalışmaların müelliflerinin ilmî tefsire yaklaşımları değerlendirilecek, sonuç bölümünde ise ilmî tefsirin günümüzdeki yeri ve değerine dair mülahazalarda bulunulacaktır. Anahtar kelimeler: Kur'ân, Tefsir, Din, Bilim, İlmî Tefsir.

BilimDin-bilim ilişkisiFenni tefsir+3
Rıdvan Kılıçal
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muhsin Demirci'nin "Kur'ân Tefsirinde Farklı Yorumlar Tespitler Değerlendirmeler" adlı eserindeki yöntemi

Kur'ân-ı Kerîm'in tüm insanlığa hidayet rehberi olarak gönderilen son ilahi kitap olması, muhataplarını mesajını düşünmeye, anlamaya yöneltmesi, nüzûlünden itibaren insanların ilgi odağında olmasına, yüzlerce binlerce çalışma yapılmasına sebep olmuştur. Bu anlamda azımsanmayacak bir miras mevcuttur. Her ilim dalında olduğu gibi tefsir alanında da yeni çalışmalar, eserler mevcut birikim üzerine inşa edilmektedir. Her toplum, Kur'ân'ı yaşadığı dönemin diline, anlayışına göre anlamlandırmalı, bunu yaparken bu alanda tartışmasız söz sahibi eserleri göz ardı etmemelidir. Kur'ân'ı anlamlandırma adına yapılan bu yorumlama çalışmalarına tefsir ve te'vîl denmektedir. Kur'ân-ı Kerîm, günümüze kadar bir harfi bile değişmeden korunmuştur ve hiçbir tezat barındırmamaktadır. Ancak yapılan yorumlama çalışmalarında ihtilafların olduğu görülmektedir. Kur'ân-ı Kerîm âyetlerine yapılan farklı yorumların sebepleri ile ilgili bir hayli çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada, âyetlere yapılan farklı yorumların müfessirlerin ölüm tarihlerine göre ard arda verildiği, anlamlandırmanın tarihi seyrinin de görülebileceği ve okuruna düşünme fırsatının verildiği, bu alanda önemli bir çalışma olan, Muhsin Demirci'ye ait "Kur'ân Tefsirinde Farklı Yorumlar/Tespitler-Değerlendirmeler" adlı eser incelenmiştir. Müellifin hayatı, eserleri kısaca tanıtılmış, tefsir, te'vîl kavramları açıklanmış, tefsir çeşitleri belirtilmiş, müellifin tespit ve değerlendirmelerdeki yöntemi üzerinde durulmuştur. Girişle birlikte iki bölümden oluşan bu çalışma, Kur'ân'ı doğru anlamlandırma, yapılan farklı yorumlara ulaşma ve bu yorumlardan tercihte bulunma noktasında okuruna ipuçları veren "Kur'ân Tefsirinde Farklı Yorumlar/Tespitler-Değerlendirmeler" adlı kıymetli eserin muhteva ve metodolojik incelenmesini içermektedir. Anahtar kelimeler: Tefsir, Muhsin Demirci, Kur'ân Tefsirinde Farklı Yorumlar, Te'vil, Yorum.

Müzeyyen Küçükkaya
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Basra ve Kûfe nahiv ekolleri arasındaki ihtilaflar: Mansûbat örneğinde

Nahiv ilmi, İslamî ilimlere kaynaklık eden Kur'an-ı Kerim ve Hadis-i şerifler başta olmak üzere Tefsir, Kelam ve diğer ilimlerin doğru anlaşılmasına ve yorumlanmasına yardımcı olan bir araç ilmidir. Bu ilmin temel konularından biri mansubattır. Nahvin diğer konularında olduğu gibi mansubat konusunda da nahiv ekolleri arasında çeşitli ihtilaflar bulunmaktadır. Bu çalışmada mansûbat terimlerindeki, mansûbatta amel eden amillerdeki ve mansûbatın şartlarındaki nahiv ihtilafları ele alınıp tahlil edilmiş, bu konularda Basra ve Kûfe nahiv ekolleri arasındaki ihtilaflar başta olmak üzere varsa benzer veya ortak görüşler açıklığa kavuşturulmaya çalışılmış ve bir karşılaştırma yapılmıştır. Giriş, iki bölüm ve sonuç kısımlarından oluşan çalışmanın girişinde araştırmanın konusu, kapsamı, önemi, amacı, yöntemi ve kaynakları belirtilmiştir. Birinci bölümde nahiv ilminin doğuşu, gelişimi, nahiv ekollerinin ortaya çıkışı, Basra ve Kûfe ekollerinin öne çıkan özellikleri ve bu iki ekolün önemli temsilcileri ele alınmış, ikinci bölümde ise Basra ve Kûfe ekolleri arasındaki ihtilaf meselesi sırasıyla "İhtilafların Temelindeki Sebepler", "Mansûbat Istılahında İhtilaflar", "Mansûbatın Amillerindeki İhtilaflar" ve "Mansûbatın Şartları" ana başlıkları ve bunların çeşitli alt başlıkları altında incelenmiştir. Çalışma sonucu elde edilen verilerin aktarıldığı sonuç kısmıyla çalışma tamamlanmıştır.

Hakan Turğut
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kutbüddinzâde Mehmed İznikî'nin "Tenvirü'l-Evrâd fî şerhi' l-Evrâdi'z-Zeyniyye" adlı eserinin tahkik ve tahlili

Kutbüddinzâde Mehmet İznikî XV. yüzyılda yaşamış Osmanlının büyük âlim ve müelliflerindendir. Bursa İznik'te dünyaya gelmiştir. Doğum tarihi bilinmemekle beraber vefat tarihi 885/1480'dir. Ders aldığı kişiler arasında dönemin şeyhülislamı Molla Fenârî (ö. 834/1431) yer almaktadır. Onun yanında aklî ve şer'î ilimleri tahsil etmiş, döneminin en önemli sûfîlerinden biri olmuştur. Kutbüddinzâde, tasavvuf, fıkıh, akaid ve daha birçok ilim dalında çok sayıda kitap telif ve şerh etmiştir. Kutbüddinzâde, tasavvufta Zeyniyye tarikatına bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Zeyniyye tarikatının kurucusu Zeynüddîn-i Hâfî (ö. 838/1435), tarîkat evrâdı üzerine bir eser telif etmiştir. Evrâd-ı Zeyniyye diye bilinen bu esere birçok şerh yapılmıştır. Bu tezde, şerhler içerisinde günümüze kadar ulaşmış ancak üzerinde daha önce hiçbir çalışma yapılmamış olan Kutbüddinzâde'nin telif ettiği Tenvîrü'l-Evrâdı'z-Zeyniyye eseri çalışılmıştır. Bu eser, Zeyniyye tarikatının yüzyıllarca okunan evrâdını barındırması açısından önem arz etmektedir. Çalışma ile eser gün yüzüne çıkmış ve tasavvuf literatürüne kazandırılmıştır. Müellif eserinde virdleri şerh ederken, bazı tasavvufi kavramları ve konuları da yorumlamıştır. Bu manada tövbe, zikir ve dua gibi kavramları açıkladığı görülmüştür. Çalışmanın birinci bölümünde müellifin hayatı ele alınmış ve eseri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise eserin tahkiki yer almaktadır. Eserin birçok nüshası vardır. Günümüze ulaşan 17 adet nüshası mevcuttur. Araştırmamızda müellif nüshası esas alınmış, bunun haricinde 2 adet yazma nüshası ile mukayese edilmiş ve sonucundaki farklılıklar dipnotta belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tasavvuf, Zeyniyye, Zikir, Evrâd, Kutbüddinzâde İznikî

Ahmet Altıntop
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çağdaş selefi söylemin eyleme dönüşümü: DEAŞ örneği

Son yüzyılın İslami hareketlerinin geçirdiği değişim, dönüşüm ve kırılma aşamalarının sonucunda gelinen noktalardan biri olarak DEAŞ Sünni-Arap geleneğin anakronik bir izdüşümü olarak gözlenmektedir. Diğer taraftan DEAŞ'ı tartışmak için yalnızca radikal dini bir hareketten veya dinin cihad özelliğinden bahsetmek yerine, birey, toplum ve siyaset üçgeninde psikolojik, sosyolojik ve politik süreçleri de ele almayı zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda DEAŞ benzeri dini motifli örgütlerin beşerî ilişkiler açısından etkisinin ne olduğunun ortaya konulması, bugünün terör ilişkilerini anlamamıza katkı sunacağı gibi gelecekte de muhtemel olan terör yapılanmaları hususunda daha isabetli tahminler yaparak çözüm yolları ortaya koymamız noktasında işimizi kolaylaştıracaktır. Biz bu tez çalışmamızda kökleri yüzyıllar öncesine dayan bir düşüncenin ürünü olarak kedisini tanıtan ve uç noktada eylemsel bir form kazanmış olan bir zihniyetin çözümlemesini yapmaya çalıştık. Bu zihniyet çözümlemesini yaparken zaman içerisinde özden uzaklaşmaları ifade eden eksen kaymalarını tespit ederek bunların doğurduğu problemleri gün yüzüne çıkarmaya gayret gösterdik.

Yusuf Dokur
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Modern Arap edebiyatı temsilcilerinden Mey Ziyâde ve eserlerindeki hayat mefhumu

Mey Ziyâde, Lübnan asıllı ve 20. yüzyılda Mısır'da yaşamış büyük Arap kadın yazarlardan biridir. 11 Şubat 1886'da Filistin'in Nasıra şehrinde doğmuştur. Tam adı Mârî İlyas Zeḫûr Ziyâde'dir. Asıl adı "Mârî" olmasına rağmen, daha kolay söylenmesi ve Arapçada kullanılan bir isim olması nedeniyle yazılarında "Mey" mahlasını kullanmıştır. 1900'de ailesiyle birlikte Lübnan'a, ardından 1908'de Mısır'a taşınmıştır. Hayatının çoğunu ailesiyle birlikte Mısır'da geçirmiş ve 19 Ekim 1941 Pazar günü öğlen saatlerinde Mısır'da Meʿâdî Hastanesinde vefat etmiştir. Mey Ziyâde, modern çağın en önemli yazarlarından biri olarak kabul edilir. Disiplinli yaşam tarzı ve kararlılığı sayesinde edebiyat dünyasında hızla yükselmiş, adını kuşağının önde gelen kalemleri arasına yazdırmıştır. Kısa sürede kendini kanıtlayan yazarın bir anda adı parlamış ve çok geçmeden gazetelerin gündemine oturmuştur. Mey Ziyâde, neslinin diğer kızları gibi evinde oturmak yerine hayat sahnesinde aktif rol almayı tercih etmiştir. Kadının sosyalleşmesi ve hayatın her alanına katkıda bulunması gerekliliğine inanan yazar; hemcinslerini de hayat sahnesinde aktif olmaya davet etmiştir. Kadınları, Arap hüviyetlerini muhafaza etmeleri şartıyla tüm kısıtlamalardan kurtarmaya gayret etmiştir. Zamanının büyük yazarlarının buluşma yeri olan bir salon kurmuş ve hayatını edebiyata adamıştır. Mey Ziyade'nin Edebiyat Salonu, Arap dünyasında entelektüel bir uyanışa ve kültürel bir dönüşüme katkıda bulunmuştur. Sadece edebi tartışmaların yapıldığı bir yer olmanın ötesinde, aynı zamanda felsefi, toplumsal ve siyasi konuların da ele alındığı bir mekân olan bu salon, Arap edebiyatının ve düşünce dünyasının şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Mey Ziyade'nin liderliği ve vizyonu, pek çok genç yazar ve düşünürü etkilemiş, onların entelektüel gelişimlerine katkı sağlamıştır. Mey Ziyâde, çeşitli konuları kapsayan birçok eser telif ederek dönemin edebiyatını zenginleştirmiştir. Zamanının diğer yazarlarından farklı ve adını ölümsüz kılan özel bir üsluba sahip olmasıyla temayüz etmektedir. Kullanımı az olan kelimeleri tekrar canlandırıp yeniden hayata döndürme gayretinde olduğu bilinmektedir. Bunu yaparken de garip kelimeleri kullanmaktan kaçındığı görülmektedir. Birçok makale ve mektup yazan Mey Ziyâde'nin yazılarındaki kısalık, tarafsızlık ve muhatabına saygı gibi temel unsurlar, onun yazma tarzının belirgin özellikleridir. Mey Ziyâde'nin kişiliği ve yazarlığı arasında fark yoktur. O konuşurken güzel sözler seçen, arkadaşlarının ahvaliyle ilgilenen narin bir insandır. Ayrıca, duygusal bir yönü de olan Mey Ziyâde'nin, Cubrân Halil Cubrân'a olan ilgisine rağmen bu ilgi evlilikle sonuçlanmamıştır. Hiç yüz yüze görüşme fırsatları olmamıştır. Aşklarını uzun yıllar mektuplar aracılığıyla dile getirmişlerdir ve aşk hikâyeleri modern çağın en önemli aşk hikâyelerinden biri olmuştur. Tabii, onların bu yazışmaları sadece aşk mektuplarından ibaret olmayıp, destanlar ve anlatı şiirleri de dâhil olmak üzere birçok konuyu kapsamaktadır. Mey Ziyâde, Batı'ya ilgisiyle bilinse de kendi kültüründen, gelenek ve göreneklerinden de kopmamıştır. Batı'dan, kendi yetiştirilme tarzına uygun olanı almıştır. Mey Ziyâde'nin edebiyat dünyasına bıraktığı miras, onun çağının en önemli yazarlarından biri olarak anılmasını sağlamıştır. Eserleri, günümüzde dahi okuyucuları etkileyerek onun ölümsüzleşen bir isim olmasını sağlamaktadır. Sürekli hayatın ne olduğu arayışında olan Mey Ziyâde'nin; birçok eserinde, özellikle de "Ġâyetu'l-Ḥaya" adlı eserinde hayatın anlamı ve amacı üzerine derin düşünsel tartışmalar bulunmaktadır. "Ġâyetu'l-Ḥaya" adlı bu eserde hayat, evrensel bir güç olarak algılanırken, insanın üstünlüğü, yaşamını iyileştirmek için belirlediği hedeflerle ilişkilendirilmektedir. Eser, mutluluk ve hayatın amacı üzerine sorgulamalar yaparak, insanın içsel yolculuğunu ve anlam arayışını vurgulamaktadır. Ayrıca, kadınların gücü ve bağımsızlığına odaklanarak, onların toplumsal rollerini güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Anahtar kelimeler: Arap Dili ve Belagatı, Modern Arap Edebiyatı, Mey Ziyâde, Edebi Üslup, Edebiyat Salonu, Ğâyetu'l-Ḥaya

Arif Çelik
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cerîde-i İlmiyye'deki fetva ve ecvibe-i şer‛iyyelerin İslam aile hukuku bağlamında incelenmesi

Bu çalışmada Osmanlı Devleti'nde 1914-1922 tarihleri arasında Meşîhat Makamı'nın resmi yayın organı olarak neşredilmiş olan Cerîde-i İlmiyye içeriğindeki "Fetâvâ-i Şerîfe" ve "Ecvibe-i Şer‛iyye" bölümleri İslam aile hukuku açısından incelenerek dönemin aile hukuku uygulamalarına ışık tutulması amaçlanmıştır. Aile hukukunun o dönem şartlarında nasıl uygulandığını ortaya koymayı amaçlayan çalışmamız giriş, iki bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Giriş kısmında araştırmamızın konusu, amacı, önemi ve yöntemi ile Cerîde-i İlmiyye ile ilgili olarak daha önce yapılmış olan çalışmaların incelenmesi yoluyla literatüre dair bilgi verilmektedir. Çalışmamızın birinci bölümünde Osmanlı Devleti'nde Meşîhat Kurumu'nun ve Şeyhülislâmlığın ortaya çıkışı ve tarihi ile ilgili bilgi verilip, Şeyhülislâmların İlmiye Teşkilatının başı olması münasebetiyle bu makamın görev ve yetkilerine değinilmektedir. Meşîhat Makamının alt birimlerinden olan, fetva ve şer‛î sorulara cevaplar verme görevini üstlenen Fetvahâne-i Âlî'nin işleyişine değinilerek Meşîhat'in resmi dergisi olan Cerîde-i İlmiyye'nin Osmanlı hukuk tarihi ve aile hukuku açısından öneminden bahsedilerek yayınlanma nedenleri ve içeriği ilgili bilgi verilmektedir. İkinci bölümde ise aile hukuku kapsamına giren nikâh akdinin yapılışı ve sıhhati, nikâhta velayet, buluğ muhayyerliği, nikâhta vekil ve fuzûlînin nikâhı, evlenme engelleri, gayrimüslimler ve kölelerle evlilik gibi konular ile nikâhın doğurduğu sonuçlardan mehir, nafaka ve nesep evlenme başlığı altında ele alınmıştır. Boşanma başlığı altında talak, tefrik, muhâlea ve diğer boşanma çeşitleri ile boşanmanın doğurduğu sonuçlardan iddet ve hidâne konuları incelenmektedir. Konular ele alınırken öncelikle İslam Hukukunun temel prensipleri ve gerektiği halde dört mezhebin görüşlerine göre bilgi verilmeye çalışılarak, konuyla ilgili tespit edebildiğimiz fetva mecmualarından Osmanlı uygulamasıyla karşılaştırmalı biçimde Cerîde-i İlmiyye içeriğindeki fetvalar ve ecvibe-i şer‛iyye incelenmiştir. Eğer varsa önceki dönemlerden farklı uygulamalar tespit edilerek ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Hilal Solakoğlu
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Muḥammed b. Muṣṭafa el-Mudurnî'nin "Verdetü'l-melîḥ fî Şerḥi Bürdeti'l-medîḥ" adlı eseri (Edisyon kritik)

"Verdetü'l-melîḥ fî Şerḥi Bürdeti'l-medîḥ" adını taşıyan ve tezin merkezini oluşturan eser, İmam Bûṣîrî'nin Ḳaṣîde-i bürde'si üzerine bir şerh olarak kaleme alınmıştır. Şerh, Osmanlı'nın eğitim sistemi içinde yetişmiş olan Muḥammed b. Muṣṭafa el-Mudurnî tarafından, Lale Devri'ne tekâbül eden bir dönemde yazılmıştır. Muḥammed b. Muṣṭafa el-Mudurnî'nin bu çalışması dışında kelime-i tevhîdi konu alan bir risâlesi ile kısa birkaç âyet tefsirinin yanında çeşitli fıkhî meseleleri işleyen başka risâleleri de mevcuttur. Bunların yanında müellif, İbn Ḥacer'in konusu hadis usulü olan Nüzhetü'n-naẓar fî tavḍîḥi Nuḫbetü'l-fiker adlı eseri üzerine de bir hâşiye yazmıştır. Çalışma; bir giriş, üç bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Giriş'ten sonra birinci bölümde kavramsal çerçeve ele alındı. Bu bölümde edebî bir tür olarak ḳaṣîde, İmam Bûṣîrî ve Ḳaṣîde-i bürde'si ve ḳaṣîdenin bir alt türü olarak ortaya çıkan el-Medâiḥu'n-Nebeviyye ve ilişkili edebî türler ele alındı. İkinci bölümde çalışmanın yöntemi ele alınmıştır. Üçüncü bölümde de bulgular, tartışma ve yorumlar ele alınmış olup şârih Muḥammed b. Muṣṭafa el-Mudurnî'nin hayatı, eserleri, hocaları, talebeleri ve yaşadıkları dönemle ilgili bilgiler verildi. Edisyon-kritiği yapılan eser dil, üslûp, muhtevâ ve şerhte takip edilen metod yönlerinden incelendi. Bu bölümde ayrıca "Verdetü'l-melîḥ fî Şerḥi Bürdeti'l-medîḥ"'i edisyon-kritiği yer almaktadır. Bölümün sonunda tahkik kısmına ait Arapça fihristler bulunmaktadır. Bu çerçevede metin içinde geçen âyetler, hadisler, Arap şiirleri, meseller ile açıklamaları verilen kelime ve ıstılahlar, edisyon kritiği yapılan metinde geçtiği sıraya göre yer almaktadır.

İbrahim Gezer
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nusrettin Bolelli ve Belagat Kitabı incelemesi

Bu tez, Prof. Dr. Nusrettin Bolelli'nin Belagat adlı eserine odaklanarak, eserin tanıtımı ve değerlendirmesini akademik bir perspektiften sunmaktadır. Bolelli, Arap dili ve edebiyatı alanında hem telif hem de tercüme çalışmaları ile tanınmış; bu alanda Türkiye'deki akademik birikime önemli katkılar sağlamış bir akademisyendir. Belagat eseri, özellikle Türkiye'de belagat ilminin öğretilmesinde başvurulan temel kaynaklardan biri olarak kabul edilmektedir. Çalışma, öncelikle belagat ilminin tarihçesi ve temel kavramlarına kısa bir giriş yaparak başlamaktadır; böylece okuyucuya, Bolelli'nin bu eseri aracılığıyla ele aldığı konunun geniş bağlamını anlamaları için bir çerçeve sunulmaktadır. Ardından, Bolelli'nin akademik kariyerine, Arap dili ve edebiyatına yönelik katkılarına değinilmektedir. Tezin ana bölümlerinde, Belagat kitabı, içerik, yapı, hedef kitle ve kullanılan öğretim yöntemleri açılarından ayrıntılı bir biçimde ele alınmaktadır. Kitabın, belagat ilmini öğrenmek isteyen öğrenciler ve akademisyenler için güvenilir bir başvuru kaynağı olarak öne çıktığı vurgulanmaktadır. Bolelli'nin sade ve açık üslubu, eserin akademik çevrede ve dil öğrenicileri arasında anlaşılır ve etkili bir kaynak olmasını sağlamaktadır. Kitapta belagat kavramları detaylı bir şekilde açıklanmakta, ayrıca bu kavramların anlaşılmasını kolaylaştırmak için örneklerle desteklenmektedir. Bu tez, Bolelli'nin Belagat kitabının Türk akademisindeki yeri ve önemini ortaya koymayı; eserin, belagat eğitimi ve Arap dili alanında yapılacak gelecek araştırmalara katkı sunmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Böylece, bu çalışmanın ilgili literatüre önemli bir katkı yapması ve belagat alanındaki eksiklikleri gidermesi hedeflenmektedir. Anahtar kelimeler: Bedî', Belagat, Beyân, Meânî, Nusrettin Bolelli, Arap Dili ve Edebiyatı

Hasan Onur Demiray
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tarihsel ve kültürel boyutlarıyla Diyarbakır'da Alevilik

Günümüzde Alevîliğin sağlıklı bir şekilde anlaşılması toplumsal birlik, kardeşlik ve güven ortamı için büyük önem taşımaktadır. Bu yüzden Alevîlik tarihsel süreç içerisinde ele alınmalı; gelenek, görenek, dini esas ve inançları bir bütün olarak incelenmelidir. Dolayısıyla bu çalışmada Alevîliğin inanç, ibadet, kültür ve ahlâk ilkelerinin bilimsel olarak incelenmesi, bu bağlamda Anadolu Alevîliğinin bir parçası olan Diyarbakır yöresindeki Alevîler (Diyarbakır'da Alevîlik), tarihsel süreç, inançları, ibadetleri, örf ve adetleri, ahlâkî kuralları, bakımından araştırılmıştır. Anahtar kelimeler: Alevi, Alevilik, Bektaşilik, Diyarbakır

AlevilerAlevilikBektaşiler+2
Nazan Ağalday
Şırnak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'ânî değerler açısından Nihilizm eleştirisi

Tezimizin amacı günümüzde çok farklı anlamlar yüklenen, herkesin kendine göre yorumladığı bir kavram olan ve temelleri 19.yüzyılda atılan Nihilizm kavramının değerleri inkâr eden boyutu üzerinde bir şeyler söylemek ve Nihilizm'in değerleri yok sayan, ötekine gücü nispetinde değer veren, maddiyatçı, ahlakı görmezden gelen nihilist dünya görüşünün, Kur'ân-i değerler bağlamında eleştirisini yapmaktır. Çalışmamızın temel kaynakları Kur'ân-i Kerim ve tefsir kaynaklarıdır. Çalışmamız kelam alanı olması hasebiyle ahlak ve nihilizm kavramlarının çalışmanın ana temasından uzaklaşmamak için kendi sınırları çerisinde kalmasına özen gösterilmiştir. Anahtar Kelimler: Kur'ân, Nihilizm, Ahlâk, Materyalizm, Değer

AhlakDeğerlerKur'an-ı Kerim+2
Osman Bilen
Şırnak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fonetik açıdan Kur'ân i'câzı

Bu çalışmayı nazil olduğu günden itibaren insanların bir benzerini meydana getirmekten âciz kaldığı Kur'ân lafızlarındaki ses ve anlam uyumu üzerine temellendirdik. Kur'ân'ın kendi içindeki bütünlüğünü müzikal yönden ön plana çıkarmak istedik. Böylece Kur'ân'ın i'câz yönlerinden sayılan bu konu ile çalışmamızı hazırladık. Çalışmada öncelikle Fonetik ilminin ne olduğu ve insanın konuşma vasfının ayrıcalığına dikkat çekildi. Fonetik tarihi farklı yönleriyle ve Arapça kaynaklar esas alınarak sunuldu. Arapça dil bilgisi ile ilgili birbirinden farklı ilimlerden, hikmet, felsefe, tıp, mûsikî yönüyle; kıraat, tecvid gibi farklı gruplar ile fonetiğin zengin yönüne dikkat çekilerek bu çalışma zeminiyle tezi inşâ etmeye çalıştık. Kur'ân'ın i'câz yönlerini genel olarak değerlendirip husûsen Beyân yönüyle Kur'ân fonetiğine dair bilgiler ve örnek ayetler üzerinde durduk. Tezin sunumunda Fonetik ile ilgili bazı sanatların Kur'ân'daki bu özel okuyuş biçimleriyle, sesteki intizâmın ilâhi kaynaklı ve mûcizevî tesirinin vurgulanışına tanık olduk. Özellikle Kur'ân'ın psikolojik etkisi üzerine söylenmiş bilgi ve kaynakları göstererek modern çalışmalara yönelik örnek çalışmalara ulaştıkça Kur'ân ile ilgili bu alandaki çalışmalara ihtiyacı fark ettik. Kur'ân'ın müzikal boyutu ile çalışmanın esas mecrâsını oluşturduktan sonra Kur'ân'ın müzikal yapısının bir kısım iç dinamiklerini yakalamaya çalıştık. Fonetik Orkestrasyon gibi konular ile de Kur'ân sesinin muhteşemliğine tanık olarak bunu tespit için örneklere yer verdik. Tezimizde ayrıca Kelâm ilmi aracılığıyla Allah'ın konuşma keyfiyetini tefekkür edip Allah'ın insana hitabını ve O'nun konuşma keyfiyetini anlayamaya çalışarak iddiamızın kaynağına ulaşmaya çalıştık. Anahtar Kelimeler: Fonetik, İ'câz, Belâğat, Müzikâl, Psikolojik etki.

BelagatFonetik yöntemFonetik yöntem+5
Nezahat Evsen
Şırnak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gençliğin iman algısı (Şırnak ili örneği)

Modern toplum içerisinde iman ve iman esaslarına bağlılık gençlerin merak duydukları bir konu değil. Fakat eylem ve davranışlarının altında içinde bulundukları topluma ait dini öğeler bulunmaktadır. Dini davranıştan ziyade iman ettikleri esasları ve bunlara bakış açıları farklılıklar gösterebilmekte. Nüfusun büyük bir kısmının gençlerin oluşturduğu ülkemizde gençlere ait inanç yapısını sorgulamamız gerekirdi. Türkiye'nin istatistiksel olarak en genç nüfus oranına sahip şehri Şırnak ilindeki ortaöğretim gençliğinin İslam esaslarına dair bakış açılarını ve iman algılarını bu çalışmada ortaya koymaya çalıştık. Allah'ın varlığı ve gerekliliği, meleklerin varlığına iman, ahiret hayatı, cennet ve cehennnem temel sorularımızı oluşturmakla birlikte gençlerin sorularımıza verdikleri cevaplarla beraber yakın oldukları itikadi görüşlere ait bir çıkarımda da bulunduk. Bu bağlamda gençliğin iman algısı ve özelde Şırnak ili örneği ile Türkiye gençliğinin imani alt yapısı ve algısına bir perspektif sunmaya çalışacağız. Anahtar Kelimeler: Din, inanç, algı, gençlik.

AlgıGençlerGençlik+6
Muhammet Sait Yürgüç
Şırnak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'an'da Peygamberlerin Allah'tan talepleri

Kur'an Peygamberlerden bahsederken onların hayat mücadelelerini kimi yerde özlü kimi yerde de ayrıntılı bir şekilde aktarmıştır. Görevleri sırasında Peygamberlerin, Allah'tan yardım talep etme ve bağışlanma hakkındaki yakarışları, yani dua ve talepleri büyük önem arz etmektedir. Bu talepler bir yönden onların psiko-sosyal açıdan yaşantıları hakkında bilgi sunarken, diğer taraftan örnek almamız gereken davranışlar çerçevesinde bize takdim edilir. Bu çalışmada, Kur'an'da geçen peygamber dua ve talepleri, bahsedilen bu açıdan ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler:Dua, Talep, Peygamber

AllahDuaKur'an-ı Kerim+3
Mehmet Faruk Kaplan
Şırnak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hadis literatüründe Fedâilü's-Sahâbe türü kaynaklar ve Nesâî'nin Fedâilü's-Sahâbesi

Sahabe, geçmişte olduğu gibi bu gün de Müslümanlar arasındaki temel tartışma konularından biridir. Sahabe tasavvuru İslam dünyasındaki ekolleşmenin temel unsurlarındandır. Bu da sahabenin önemini artırmaktadır. Özellikle Şia ve Ehl-i Sünnet ekollerinin temel ayrılma noktası bu alandır. Sünni nazarda yüksek itibara sahip olan sahabe, bu itibarını Şia'da görmemekte, ilk üç halife başta olmak üzere sahabenin tamamına yakını tekfir edilmekte, din mensupları nezdinde kötü gösterilmektedir. Şia'nın bu olumsuz tavrına karşılık Ehl-i Sünnet de sahabeyi koruma onun faziletini benimseme gayretinde olmuşlardır. Ehl-i Sünnet, genelde sahabeye saygılı olmayı, onları korumayı ilke edinmiştir. Özellikle "Mihne" dönemindeki olumsuz sahabe tasavvurunu düzeltmek, bu dönemde yazılan "Mesâlib" türü eserlere bir reddiye olarak "Fezâilü'-Sahabe" veya "Menâkıb" türü eserler yazmak ve ehl-i bid'at'ın fikirlerine dayanak için uydurulan rivayetlere karşı sahih rivayetleri derleme gereği duyulmuştur. Bu konuda pek çok eser telif edilmiştir. Nesâî de sahabenin faziletini belirten rivayetleri derleyen müctehid âlimlerdendir. es-Sünenü'l Kübra'sının Menâkıb bölümü daha sonra müstakil bir kitap olarak Faruk Hammade'nin tahkikiyle basılmıştır. Biz de bu kitapta geçen rivayetleri değerlendirerek, rivayetlerin numara sırasına göre her biri hakkında açıklamalar yaptık, rivayetin sıhhati, senedi ve hakkında yapılan yorumlara da kısaca değindik Sahâbe, Fezâil, Nesâî, Fezâilü's-Sahâbe, Fezailü's-Sahâbe Eserler

HadisKur'an-ı KerimRivayetler+4
Hasan Aslan
Şırnak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tefsir kaynaklarında tevhid

Tevhid konusu insanlık tarihi boyunca bütün semavi dinler ve peygamberleri tarafından üzerinde önemle ve ısrarla durulmuş, bütün semavi kitapların asıl gayesi ve peygamberlerin çağlar boyunca vermiş oldukları mücadelenin temelinde tevhid olmuştur. Yani insanların tek ve gerçek olan biricik yaratıcıya inanmaları ve sadece O'na ibadet edip O'nun emirleri ve istekleri doğrultusunda yaşam biçimlerini düzenleyip dünya ve ahiret mutluluğuna ermelerini hedeflemektedir. Yeryüzünde yaşayan insanların hemen tamamının dillerinde Allah'ın zâtını kasd ve ifade eden bir kelimenin bulunması İlâhi fikrin evrenselliğini gösterir. O'nun için İlahi bir dinin asıl hedefi, bir İlâh'a ihtiyaç duygusunu ortaya çıkarmak değil; tanrıyı tanıyıp da onu anlamak ve kavramakta yanılan insanın, bu konudaki düşüncesini tashih etmek, Allah'ı ona, gerçek anlamda, dosdoğru tanıtmak amaçlanmıştır. Bundan dolayıdır ki, Kur'ân'da Allah'ın varlığı, O'nun birliğine paralel olarak anlatılır. Zira birliği ispatlanan Zât'ın aynı zamanda varlığı da ispatlanmış olur. Konuyu temel kaynak olan Kur'ân'dan, çeşitli tefsir kaynaklarından ve yan kaynaklardan edindiğimiz bulgular ışığında; tevhid'in son hak dinin ve zamanında hak olarak indirilen tüm dinlerin en temel vasfı, özü ve gayesidir. Zira Allah katında din İslâm'dır ve İslâm tevhid dinidir. Birincisinden sonuncusuna kadar, kutlu mesajının taşıyıcıları, Resuller çizgisinin başlangıç ve sonuç noktasıdır tevhid. Kur'ân'ın tefsirlerinden de anlaşıldığı gibi insanlık tarihi başlı başına bir tevhid mücadelesi tarihidir. Bütün bu doğrular Kur'ân'ın hedeflediği tevhide ulaşıldığı, bütün sapmalar da ondan uzaklaşıldığı içindir. Bundan dolayı Allah'ın insanlığa son mesajı olan Kur'ân, baştanbaşa tevhid'le doludur ve O, tevhid'in en şaşmaz ve yegâne ölçüsüdür. Anahtar Kelimeler: Kur'ân, Tevhid, Tefsir

Kur'an-ı KerimTefsirTevhid+1
Muazzam Yener
Şırnak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ahmed Mustafa el-Merâğî'nin 'Ulûmu'l-Belâğa adlı eserinin belâğat açısından değerlendirilmesi

Bu tezde Ahmed Mustafa el-Merâğî'nin (ö. 1952) 'Ulûmu'l-Belâğa adlı eserininin belâğat açısından değerlendirilmesi konusu ele alınmıştır. Öncelikle Ahmed Mustafa el-Merâğî'nin hayatı, eserleri, ilmi şahsiyeti ve belâğat metoduna kısaca değinilmiş, 'Ulûmu'l-Belâğa eserinin içeriği göz önünde bulundurularak belâğat, fesâhat ve bunlara bağlı konular ele alınmıştır. Daha sonra 'Ulûmu'l-Belâğa eserinin üç konusu olan me'âni, beyân ve bedî' ilimleri sistematik bir biçimde başta el-Merâğî'nin eseri olmak üzere klasik ve modern eserler de göz önünde bulundurularak incelenmiştir. Bu çalışma, 'Ulûmu'l-Belâğa eserinin giriş kısmının tanıtımı; me'ânî ilmi uygulamaları; beyân ilmi uygulamaları; bedî' ilmi uygulamaları ve eserin değerlendirilmesi olmak üzere beş bölümden oluşur. Bu tezin yapılmasının öncelikli amacı 'Ulûmu'l-Belâğa eserinin, anlaşılması olmakla beraber zikredilen belâğat ilminin üç konusunun bu tez vasıtasıyla sistemli bir şekilde bir daha okunması, hatırlanması ve belâğat ilmine katkı sağlamasıdır. Anahtar Kelimeler: Belâğat, Fesâhat, Me'ânî, Beyân, Bedî', el-Merâğî, 'Ulûmu'l-Belâğa.

ArapçaBelagatBiyografi+3
Abdusselam Takdemir
Şırnak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbn Arrâk'ın hayatı ve Tenzîhu'ş-Şeria adlı eseri

Çalışmamız X. asır alimlerinden İbn Arrâk'ın (ö.963/1556) Tenzîhu'ş-Şeri'ati'l-Merfu'a 'Ani'l-Ahbari'ş-Şenî'ati'l-Mevzûâ adlı eserini ve bu bağlamda mevzu hadisle ilgili görüşlerini konu edinmektedir. Tenzîhu'ş-Şeri'a adlı eser, mevzû hadis konusunda yazılmış olan İbnu'l-Cevzî'nin Kitâbu'l-Mevzûât'ı ve Suyûti'nin buna tenkid ve ziyade maksadıyla yazmış olduğu 'el-Leâli'l-Masnûâ'sının bir ihtisarı niteliğinde bir eserdir. Birinci bölümde; İbn Arrâk'ın hayatı, ilmi kişiliği ve eserleri işlenmeye çalışılmıştır.İkinci bölümde; eserin mevzû hadisle ilgili olması dolayısıyla, mevzû hadisin tanımı, başlangıcı, sebepleri, tanıma kaideleri ve mevzû hadis edebiyatıyla ilgili genel bilgiler verilmiştir.Üçüncü bölümde ise; İbn Arrâk'ın "Tenzîhu'ş-Şeria" adlı eseri bağlamında mevzû hadis ile ilgili görüş ve düşünceleri, eserin üslûbu ve içeriği ile ilgili bilgiler aktarılmıştır.

10. yüzyılBiyografiHadis+3
Muhammed Tuncer
Şırnak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'an'da zalim

Yüce Allah'ın Kur'an-ı Kerim'de sıkça zikrettiği davranışlardan bir tanesi zalimliktir. Bu davranışta bulunan insan bazen kendine bazen başkalarına bazen de Rabbine karşı zulüm işlemiş bulunmaktadır. Zulüm işleyenler fert olabildiği gibi topluluk da olabilmişlerdir. Yüce Allah, zulüm işleyip zalim olanların bazılarına dünyada ceza vermiş, bazılarının cezasını ise ahirete bırakmıştır. Kur'an-ı Kerim'de zulüm diye ifade edilen davranışlar ve âkibetleriyle birlikte kendilerinden bahsedilen zalimler bizim için bir uyarı teşkil etmektedir. Bu çalışma, Kur'an-ı Kerim'de geçen zulüm ve zalimi bu yönüyle ele almayı hedeflemiştir.

Kur'an-ı KerimTefsirZalim+2
Mehmet Sait Akan
Şırnak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hadis/sünnette araç-amaç ilişkisi ve araçların değişebilirliği (Misvak hadisleri örneği)

Sünnet, doğru anlaşılması ve güncelliğini her zaman koruması için zamana ve şartlara göre değişmeyen yönleriyle ön plana çıkarılmalıdır. Bunu sağlamanın yollarından biri Hz. Peygamber'in sözlerindeki maksatları tespit etmektir. Çünkü maksatlar asıldır ve zamana göre değişmezler. Oysa maksatları gerçekleştiren vesileler ise zamana göre değişkenlik gösterebilirler. Zamana ve şartlara göre değişmeyen, evrensel yönleriyle ön plana çıkarıldığında sünnet, hem daha iyi anlaşılmış olacak hem de uygulanabilirliği devamlı olacaktır. Sünnetin aktüel değerini korumak için zamanın şartlarına ve ardındaki amaçlara göre yorumlamak büyük öneme sahiptir. Misvakla dişlerin temizlenmesi Hz. Peygamber'le birlikte önem kazanan o dönemden günümüze kadar uygulana gelen önemli bir sünnettir. Ancak yaşantımız sürekli değişmekte ve kullandığımız araçlar sürekli daha kullanışlı olanlarla yenilenmektedir. Daha yüz sene önce kullanılan birçok araç günümüzde artık tarihi birer esere dönmüş haldedir. Bu değişim ve dönüşüm Hz. Peygamber'in kullandığı ve sünnetin bir parçası haline getirilen eşyalar için de geçerlidir. Binaenaleyh misvak yerine günümüzdeki diş fırçalarıyla da dişler temizlendiğinde sünnet yerine getirilmiş olmaktadır. Buna rağmen çoğu kişi, Hz. Peygamber'in kullanış amacından çok, kullandığı eşyaları önemsemekte ve adeta kutsallaştırmaktadır. Halbuki Hz. Peygamber'in misvak kullanmaktan asıl maksadı "ağız ve diş temizliği"ni sağlamaktır. Misvakla ilgili gelen rivayetler araç-amaç ilişkisi bakımından incelendiğinde bunu açıkça görmek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Hadis, Misvak, Araç, Amaç.

Araç-gereçlerDişlerHadis+7
Rahmet Koluman
Şırnak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbn Ebû Asım hayatı ve hadisçiliği

İbn Ebû Âsım kısa ömründe üç yüze yakın eser yazmıştır. Buna rağmen günümüz insanının onun hakkında yeterli bilgiye sahip olduğu söylenemez. İbn Ebû Âsım'ı araştırmak ve onun hakkında bilgi vermek amacıyla bu alanda en önemli kitabı olan el-Âhâd ve'l-Mesânî adlı eseri temel alınarak tez hazırlanmıştır. Tez, giriş kısmı ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında tezin konusu, kapsamı, amacı ve sınırları hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde İbn Ebû Âsım'ın Hayatı, Kişiliği ve Eserleri ile ilgili bilgiler aktarılmıştır. İkinci bölümde İbn Ebû Âsım'ın el-Âhâd ve'l-Mesânî adlı eseri bağlamında hadisçiliği ele alınarak incelenmiştir.

BiyografiHadisKur'an-ı Kerim+2
Mehmet Nedim Yılmaz
Şırnak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eş'arîlerde akıl kavramı -Teftâzânî örneği-

Eş'arîlerde akıl kavramı-Teftâzânî Örneği- adlı bu tez, aklın tanımı, mahiyeti ve ontolojik gerçekliği üzerine zikredilen görüşleri ve yapılan tartışmaları Eş'arî gelenekte Teftâzânî özelinde tahlil ve tasvir etmektedir. Girişte ana hatlarıyla Teftâzânî'nin hayatı, eserleri ve kelam ilmindeki yerinden bahsedilmiş, ayrıca akıl kavramına getirilen farklı izahları görebilmek ve ortaya konan görüşleri mukayese edebilmek için diğer düşünce ekollerinin akla bakışı değerlendirilmiştir. Birinci bölümde aklın ontolojik mahiyeti ele alınmıştır. Bu bölümde öncelikle akıl kavramının tarifi kapsamlı bir şekilde irdelenmiş, daha sonra aklın mahiyetine dair zikredilen görüşler mukayese edilmiştir. Ardından aklın insan bedenindeki yeri hususunda yapılan tartışmalar tahlil edilmiş ve aklın taksimleri ortaya konmuştur. İkinci bölümde ise aklın epistemolojik fonksiyonu ele alınmıştır. Aklın bilgiye ulaşmadaki imkânı ele alınmış ve aklın bilgi değerini inkâr edenlerin itirazları tahlile tabi tutulmuştur. Aklın istidlâl yöntemlerinden mantıki kıyas (tümdengelim), istikrâ (tümevarım) ve fıkhi kıyas (temsil), akli delil olmaları açısından değerlendirilmiştir. Ayrıca aklın bir şeyin varlığına dair "vücub", "imkân" ve "imkânsızlık" şeklinde verdiği üç hüküm incelenmiştir. Aklın iman, nakil ve ahlak ile olan ilişkisi değerlendirilmiş, problemler ortaya konmuş ve aklın bu problemlere karşı konumu belirlenmiştir. Teftâzânî, aklı nefiste bulunan bir garîze şeklinde tanımlayarak mahiyetini araz kategorisine dâhil etmiştir. Aklı mükellefiyetin temel şartı kabul etmesine karşın kişiyi ahirette sevap veya günaha götürme hususunda nakli esas almıştır. Anahtar Kelimeler: Akıl, Teftâzânî, Eş'arîler, Bilgi, İstidlâl, Hüküm, Nakil.

AkılBilgiEş`ari+6
Muhammed Ciru
Şırnak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Günümüz Şırnak medreselerinde Arap dili eğitimi

"Günümüz Şırnak Medreselerinde Arap Dili Eğitimi" konulu çalışmamız, giriş ve iki bölümden meydana gelmektedir. Giriş kısmında islamiyetin doğuşu ile birlikte medreselerin ortaya çıkış aşamaları ve günümüze kadar varlığını sürdürürken uğradığı merhaleler kaleme alınmış ve ayrıca Şırnak Merkez ve ilçelerinde değişik zamanlarda medrese geleneğini devam ettiren âlimlerin kısaca hayatları anlatılmışır. Son olarak da merkez ve ilçelerinde aktif olarak devam eden medreseler hakkında kısa bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde günümüz Şırnak medreselerinde okutulan Arap Dili ve Belagatı kitapları ve içerikleri hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde de medreselerin fiziki yapısı ve uygulanan eğitim sistemi konu edinilmiştir. Son olarak da medreselerin günümüz eğitim sisteminden farklılıkları ve medreselerin eksiklikleri üzerinde durulmuştur.

ArapçaBelagatDil eğitimi+7
Abdurrahman Ocak
Şırnak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbn Asâkir'in hayatı ve Tarihu medineti Dımaşk adlı eserinde hadis kullanma yöntemi

''İbn Asâkir'in Hayatı ve Tarihu Medineti Dımaşk Adlı Eserinde Hadis Kullanma Yöntemi'' konulu çalışmamız bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, araştırmanın önemi ve konusu, araştırmanın metodu ve kaynaklarını kısaca incelemeye çalıştık. İlk bölümde, İbn Asâkir'in yaşadığı dönem, çevre, siyasi, sosyal ve ilmi durum, hayatı, ailesi ve kişiliği ile eserlerini ayrıntılı bir şekilde incelemeye çalıştık. Bu bölümü ayrıntılı bir şekilde incelememizin sebebi, İbn Asâkir gibi hayatı ve ilmi kişiliği ile örnek bir şahsiyetin, en güzel bir şekilde tanıtılmasına katkıda bulunmaktır. İkinci bölümde ise, İbn Asâkir'in hadis ilmindeki yerini, eğitim öğretim ve ilmi durumunu, hocalarını, akranı olan âlimleri ve öğrencilerini, hadis öğrenimini, Dâru'l Hadis ve İbn Asâkir'inde hocalık yaptığı Dâru'l Hadis en-Nûriyye'yi, en önemli eseri olan Târihu Medineti Dımaşk'ın hadis kaynaklarını ve hadis rivâyetlerinin özelliklerini incelemeye çalıştık. Burada gördük ki İbn Asâkir çok geniş bir çevreden hadis rivâyet etmiştir. İbn Asâkir'in geniş bir çevreden hadis rivâyet etmesinin sebebi, ilmi seyahatlere önem vermesinden kaynaklanmaktadır. Rivâyet ettiği hadislerin senetlerini ayrıntılı bir şekilde vermesi, İbn Asâkir'in ulaştığı hadis âlimlerini tanımamıza yardımcı olmaktadır. Ayrıca İbn Asâkir'in hadis eserleri ile İslam kültür ve medeniyetine sunmuş olduğu katkılarını vermeye çalıştık. Sonuç bölümünde ise, bu çalışmamız ile ulaştığımız kanaatlerimize yer verdik. Anahtar Kelimeler: İbn Asâkir, Hadis, Muhaddis, Târihu Medineti Dımaşk, Dâru'l Hadis en-Nûriyye

HadisTarihu Medineti Dımaşkİbn Asakir+1
Abdulvahap Aksoy
Şırnak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'an'a göre müşriklerin ulu'l-azm peygamberlerden talepleri

Bu çalışmanın amacı Kur'an'da ismi geçen ulu'l-azm Peygamberlerden müşriklerin istedikleri talepler ve mücadelelerini ele almaktır. Bununla beraber tarih sahnesinde müşrikleri şirke iten etkenler tespit edilmeye çalışılarak müşriklerin bu talepleriyle neyi hedefledikleri incelenip araştırılmıştır. Bununla beraber müşrikleri ulu'l-azm peygamberlere karşı çıkmaya iten etkenlerin gurur, kendini üstün görme, psikolojik, ekonomik etkenlerle birlikte sosyal konumlarının etkili olduğu görülmüştür. Müşriklerin bu talepleri Kur'an ve İslami kaynaklar bağlamında ele alınmıştır. Kur'an'ı Kerim'in en çok değindiği hususlar arasında şirk ve müşrik kavramları önem arzetmiştir. Çünkü bu iki kavram insanoğlunun yeryüzüne yerleşmesinden sonra sıkça karşılaştığı ve yaşamı boyunca çeşitli sebeplerle imtihana çekildiği iki önemli konu olmuştur. İnsanlar zamanla yaratıcıyı bırakıp farklı şeylere yönelmekle şirkin bataklığına saplanmışlardır. Bundan dolayı insanoğlunun hasmı olan şeytan sürekli şirk ve şirki çağrıştıran argümanlarla insanı tanrı tanımazlığa saptıran fikirlerin karanlığına itmeye çalışmıştır. Buna karşılık insanoğlu yeryüzündeki serüveninde yalnız bırakılmayıp hasmı olan şeytana karşı vahiy ve peygamberlerle desteklenmiştir. Bu doğrultuda vahyi takip edenler doğru yolu bulmuş karşı çıkanlar ise farklı inanç grupları içinde kaynağı beşeri olan sistemlere dahil olmuşlardır. Anahtar Kelimeler: Şirk, Müşrik, Peygamber, Talep, Ulu'l-azm peygamberler

Kur'an-ı KerimMüşriklikPeygamberler+1
Habip Kalaç
Şırnak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şeyh Ramazan Kaya'nın hayatı, eserleri ve tasavvufi görüşleri

Bu tez çalışmasında, XX. yy.da yaşamış büyük mutasavvıflardan olan Şeyh Ramazan Kaya'nın Hayatı, eserleri ve tasavvufi görüşleri incelenmiştir. Mutasavvıfımız 1928 yılında Siirt'in Kurtalan ilçesine bağlı Soğuksu köyünde doğmuş, zahiri ilmi eğitimini Siirt çevresinde almış, daha sonra Cizre'deki hem Nakşî hem de Kadiri Şeyhi olan Seyyid Muhammed Kadri'ye intisap etmiştir. Yıllarca Şeyhinin yanında amel edip hilafet almıştır. Şeyhinin vefatından sonra, Siirt ve Van'da yıllarca tasavvufi hizmet edip mürit yetiştirmiştir. 1991 yılında Van'da vefat etmiştir. Çalışmamız, giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde; çalışmamızın konusu, amacı, yöntemi ve Şeyh Ramazan'ın yaşadığı dönemde sosyal ve siyasi durumu ile Siirt ve Van bölgesinde tasavvufi durumu anlattık. Birinci bölümde Şeyh Ramazan Kaya'nın Hayatı; çocukluğu, ailesi, tahsil hayatı ve tasavvufi hayatı anlatılmıştır. Hayatı ile ilgili bilgiler çocukları, halife ve müritleri ile görüşmeler yaparak elde edilmiş ve akademik bir üslup ile değerlendirilmiştir. İkinci bölümde Şeyh Ramazan'ın bir kısım şiirlerine ve bazı kerametlerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise Şeyh Ramazan'ın Tasavvufi görüşlerine yer verilmiştir. Tasavvufi görüşleri; şiirlerinden, halifeleri ve müritleriyle yapılan röportajlardan derlenerek akademik bir üslup ile değerlendirilmiştir.

BiyografiHalidi tarikatıKaya, Ramazan+3
Tahir Çalışkan
Şırnak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Siirt Arap diyalektinde kullanılan atasözü ve deyimler üzerine bir çalışma

Tezimizde, Siirt Merkez ve Tom (İkizbağlar), Fırsêf (Dereyamaç), Fıskın (Doluharman), Isnép (Çatılı) ve Ĥalenzé gibi civar köyleri ile Tillo ilçesinde yaşayan Arapların, yerel Arap lehçesinde kullandıkları atasözleri ve deyimlerini konularıyla ele aldık. Bu bağlamda öncelikle Siirt'in tarihi, Arap dili ve Arap lehçeleri gibi konuları; akabinde Siirt Araplarını ve Siirt Arapçasını; en son da tezimizin esas konusunu teşkil eden Siirt'te yaşayan Arapların atasözleri ve deyimlerini inceledik. Tezi hazırlarken söz konusu yerleşim merkezlerinde birtakım saha araştırmalarına da başvurduk. Böylece unutulmaya yüz tutmuş Siirt Arapçasını bir nebze de olsa kayıt altına almaya ve özellikle de atasözleri ve deyimleri özerinde Siirt ve çevresinde konuşulan Arap lehçesinin zengin bir diyalekt olduğunu göstermeye çalıştık. Anahtar Kelimeler: Arapça, Siirt, Rıstak, Atasözleri, Deyimler,

AraplarArapçaArapça kelimeler+5
Sıtkı Çiçek
Şırnak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Enbiyâ sûresinin özellikleri ve Enbiyâ sûresi bağlamında peygamber kıssalarının karşılaştırılarak incelenmesi

Yaptığımız bu çalışmanın hedefi, Enbiyâ sûresinin özelliklerini ve birtakım hususiyetlerini tespit etmek, Enbiyâ sûresinde zikredilen peygamber kıssalarının vermek istediği mesajları belirlemek ve aynı zamanda Enbiyâ sûresinde anlatılan peygamber kıssalarını, Kur'ândaki diğer tekrarlarıyla karşılaştırarak müsteşriklerin Kur'ândaki tekrarların gereksiz ve fazlalık olduğu iddiasına belli bir seviyede cevap vermektir. "Enbiyâ Sûresinin Özellikleri ve Enbiyâ Sûresi Bağlamında Peygamber Kıssalarının Karşılaştırılarak İncelenmesi" adı altında hazırladığımız bu çalışma bir giriş, üç bölüm ve bir sonuç kısmından oluşmaktadır. Giriş kısmında konunun önemine, kapsamına, amacına, yöntemine, yararlanılan kaynaklara dair bilgilere yer verilmiştir. Birinci bölümde Kur'ân kıssalarıyla ilgili bilgiler, detaya girilmeksizin açıklanmıştır. İkinci bölümde Enbiyâ sûresinin genel özellikleri anlatılarak bir nevi sûrenin tanıtımı yapılmaya çalışılmıştır. Son bölüm olan üçüncü bölümde ise Enbiyâ sûresinde anlatılan peygamber kıssaları üzerinde durulmuştur. Bu bölümde Enbiyâ sûresinde kıssası anlatılan ilgili peygamberin hayatına dair bilgiler verilerek konuya giriş yapılmıştır. Daha sonra birinci aşama olarak Enbiyâ sûresinde anlatılan peygamber kıssanın tefsîri açıklaması etraflıca yapılmıştır. İkinci aşamada peygamber kıssasının anlatıldığı âyetlerin sûredeki bağlamı üzerinde durulmuştur. Üçüncü aşamaya gelince, Enbiyâ sûresindeki peygamber kıssasının, diğer sûrelerdeki anlatımlarıyla olan benzer ve farklı yönleri ifade edilmiştir. Dördüncü aşamada ise kıssadan çıkarılacak ilkelere değinilmiş ve kıssanın vermek istediği mesajlar üzerinde durulmuştur. Sonuç kısmında, Enbiyâ sûresinin ve peygamber kıssalarının verdiği mesajların önemine ve bu kıssalarının Kur'ân'da tekrar etmesinin Kur'ân'ın i'câzına delil olmasına yönelik açıklamalar yapılmıştır. Enbiyâ sûresinin genel muhtevasını, inkârcıların olumsuz tutumları, Allah'ın birliğinin delilleri, peygamber kıssaları ve kıyamette yaşanılacak olaylar şeklinde sıralamak mümkündür. Enbiyâ sûresinde kıssası anlatılan peygamberler ise Hz. Muhammed, Mûsâ, Hârûn, İbrâhim, Lût, Ya'kûb, Nûh, Dâvûd, Süleyman, Eyyûb, İsmâil, İdrîs, Zülkifl, Yûnus, Zekeriyyâ,Yahyâ, ve Îsâ (aleyhimüsselâm)'dır. Anahtar Kelimeler: Sûre, Enbiyâ, Kıssa, Peygamberler, İ'câz, Ahlâk

İhsan Mersinli
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elmalılı'nın Hak Dini Kur'an Dili tefsirinde akıl etmeyle ilgili ayetlere yaklaşımı

İslâm tarihi boyunca Müslümanlar Kur'ân-ı Kerîm'in anlaşılmasına önem vermiş ve bu niyetle İslâm âlimleri çeşitli dillerde meâl ve tefsir yazmışlardır. İşte bu âlimlerden biri de Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'dır. Elmalılı'nın yaşadığı dönem onun ilim anlayışını etkilemiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemine denk gelmesi onun geçmiş ilmî birikimden, İslâmi ilimlerden yararlanmasına olanak sağlamıştır. Bununla birlikte Cumhuriyet Dönemi'nin başına denk gelmesi itibariyle yeni gelişmelere kayıtsız kalmayarak Batı'nın ilmi birikiminden de yararlanmıştır. Hak Dini Kur'ân Dili adındaki tefsirinde de bu yöntemi uygulamıştır. Çalışmamızın konusu olan Elmalılı'nın Kur'ân'daki akıl etmeyle ilgili âyetlere veya bilimsel hakikatlerden bahsedilen âyetlere yaklaşım tarzında da bu görülmektedir. Elmalılı tefsirinde felsefî ve kelâmî meselelere de yer vermiş, zaman zaman bilimsel tefsir metodunu da uygulamıştır. Çalışmamızın giriş kısmında Elmalılı'nın hayatından ve eserlerinden bahsedilmiş, birinci bölümde akıl kavramı çeşitli yönlerden ele alınmış ve Kur'ân-ı Kerîm'de akıl manasında kullanılan kelimelere yer verilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde Elmalılı'nın Kur'ân'daki akıl etmekten bahsedilen âyetlere yaklaşımı değerlendirilmiştir. Son bölümde Elmalılı'nın çeşitli ilim dallarındaki meselelere dair akla dayanarak yaptığı açıklamalar ortaya konmuştur. Sonuç kısmında ise çalışmanın bütünüyle ilgili genel değerlendirme yapılarak elde edilen neticeler izah edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Kur'ân, Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili, Akıl.

Şeyma Özden
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şeyhîzâde'nin Mecma'u'l-enhur isimli eserinin kavâid-i küllî bakımından incelenmesi

Genellikle ayet ve hadislere dayanan küllî kâideler, ibadet ahkâmından aile hukukuna, borçlar ve ceza hukukundan idare hukukuna kadar fıkhın tüm alanlarında yer almıştır. Nasların yanı sıra fukahanın içtihatlarından oluşan fıkhî hükümlerin ilke olarak ifade edilmesi de küllî kâidelerin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Tarihsel süreçte ilk olarak Hz. Peygamber ve sahabe döneminde izlerine rastlanan küllî kâideler furû' fıkıh alanında yazılan erken dönem eserlerinde bazen veciz yapısıyla bazen de açıklama formatında görülmektedir. Bu kapsamda küllî kâideler hakkında meşhur fıkıh ekollerinde birçok müstakil eser yazılmıştır. Diğerlerinde olduğu gibi Hanefî mezhebinin furû' fıkıh kaynaklarında da mevcut hükümlerin açıklanması, yeni hükümlerin tespit edilmesi ve ihtilaflı meselelerde mezhebinin görüşünün savunulması gibi amaçlarla küllî kâidelere müracaat edilmiştir. Osmanlı döneminde ilmî ve hukukî yapının oluşmasında etkisi olan Hanefî mezhebinin furû' fıkıh kaynaklarından birisi de Şeyhîzâde'nin Mecmaʿu'l-enhur fî şerhi Mülteka'l-ebhur adlı eseridir. Bu çalışmamızda klasik şerh geleneğine göre ve birçok fıkhî kaynaktan istifade edilerek yazılan Mecmaʿu'l-enhur kavâid-i küllî bakımından incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda Mecmaʿu'l-enhur'da yer alan küllî kâidelerin oluşum süreci izlenerek hangi lafızla Mecellede yer aldığı da diğer mezheplerin meşhur kavâid eserleriyle karşılaştırılarak tespit edilmiştir.

Necmi Yavuz Karaca
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İmam el-Eş'arî ve İmam el-Mâturîdî'de kazâ ve kader

Kader ve kazâ meselesi ve bu konuyla bağlantılı olarak da insan filleri konusu felsefenin olduğu kadar kelam geleneğinin de en kadim tartışma meselelerinden biridir. Söz konusu mesele gerek tek tanrılı dinler olsun gerekse diğer dinler olsun İslâm'ın ilk devirlerinden itibaren tartışılan bir konudur. Konu hakkında farklı mezhep imamları görüşler beyan etmişlerdir. Kader ve kazâ kavramlarının ihtiva ettikleri manalar geniş bir yelpazeye sahip olduğu için İmam el-Eş'arî ve İmam el-Mâturîdî'nin söz konusu kavramlara yükledikleri anlamlar birbirinden farklılık arz ediyor. Bundan dolayı İmam el-Eş'arî'nin kazâ dediğine İmam el-Mâturîdî kader İmam el-Eş'arî'nin kader dediğine de İmam el-Mâturîdî kazâ demektedir. İmam el-Mâturîdî kaderi, Allah Teâlâ'nın ezeli imiyle her şeyi ezelde bilip belirlediği ezeli takdir, hüküm olarak tarif etmektedir. Kazâyı ise, Allah Teâlâ'nın ezelde takdir ettiği şeylerin vakti zamanı gelince ezeli bilgiye uygun olarak varlık sahasına çıkması şeklinde tarif etmektedir. İmam el-Eş'arî'nin nazarında ise kazâ, hüküm verme, yaratma, haber verme manalarına gelmektedir. Buna göre kazâ, Allah Teâlâ'nın ezeli hükmü olmaktadır. Allah Teâlâ'nın iradesine göre bütün canlılar için geçerli olan ezeli hükmün zamanla gerçekleşmesidir. İmam el-Eş'arî'nin nazarında kader ise her şeye ait olan hususi hükümdür. Canlıların yokluktan varlık sahasına çıkmalarıdır. İmam el-Mâturîdî kaderi Allah Teâlâ'nın ilim sıfatına bağlamakta, kazâyı ise Allah Teâlâ'nın tekvin sıfatına bağlamaktadır. İmam el-Eş'arî ise kaderi Allah Teâlâ'nın irade sıfatına bağlamakta, kazâyı ise kudret sıfatına bağlamaktadır.

Abdussamet Yurtman
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ali el-Kârî'nin Envâru'l-Kur'ân ve Esrâru'l-Furkan ve el-Cemâleyn li'l-Celâleyn isimli tefsirlerinde müteşabih ayetlere yaklaşımı

Eserlerini incelediğimiz Ali el-Kârî yaşadığı dönemde yaptığı çalışmalarıyla ehli islama önemli bir katkı sunmaktadır. İnceleme fırsatını bulduğumuz Envâru'l-Kurân ve Esrâru'l- Furkân ile el-Cemâleyn li'l-Celâleyn isimli eserlerinde Kur'ân-ı anlamaya yönelik çok güzel örnekler sunmuştur. Çalışmamızda bu örneklerden bir bölüm olan Müteşâbih âyetler ele alınmıştır. Öncelikle Muhkem ve Müteşâbih kavramları hakkında bilgilendirme yapılmış, akabinde, müteşâbih ayetler bağlamında ele alınan bu kelimelerin muhtemel manaları aktarılmaya çalışılmıştır. Asıl konuya başlamadan önce tezin ana kaynağını teşkil eden Envâru'l-Kur'an ve Esrâru'l-Furkan ile el-Cemâleyn li'l-Celâleyn eserleri tanıtılmış, bu eserlerin müellifi olan Ali el-Kârî'nin hayatı, ilmi kişiliği, meşhur eserleri hakkında bilgilendirme yapılmıştır. Akabinde Ali el-Kârî'nin Envâru'l-Kurân ve Esrâru'l-Furkân ile El-Cemâleyn li'l-Celâleyn İsimli eserlerinde müteşâbih ayetleri nasıl yorumladığı aktarılmaya çalışılmıştır. Konunun daha iyi anlaşılması bakımından tefsir alanında yıldızlaşan bazı âlimlerin görüşlerine de bu çalışmada yer verilmiştir. Netice olarak ortaya çıkan bu çalışma ile yüce kitabımız Kur'ân-ı Kerîm'in anlam bakımından kapalı olan bazı kelimelerinin en doğru şekilde anlaşılması noktasında gelecek nesillere ışık tutmaktır.

Yusuf Gül
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbnü'l-Mutahhar el-Hillî'nin hilafet-imâmet anlayışı

İbnü'l-Mutahhar el-Hillî Şiî İmâmiyye'de özellikle Gaybet-i Suğra sonrası yaşanan fikrî farklılaşmaya önemli katkılar sağlamış bir mütekellimdir. Hillî'nin Şianın eski gücünü kaybettiği bir dönemde mezhebi toparlamak ve siyasî bir güç haline getirmek için yaptığı çalışmalar önem arz etmektedir. Mu'tezile'nin akılcılığını kullanarak Ahbarî düşünceye yeni bir boyut kazandırmış olan el-Hillî, bu çabalarıyla İmâmiyye'nin, İlhanlı Devleti'nin desteğini almasını sağlamıştır. Çalışmamızda İslam âleminde günümüzde de süregelen imâmet-hilâfet eksenli tartışmaların nedenlerini anlayabilmek adına İmâmiyye'nin en önemli âlimlerinden olan el-Hillî'nin imamet-hilâfet düşüncesini tahlil etmek amaçlanmıştır. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde el-Hillî'nin dinî ve siyasî düşüncelerinin şekillenmesine katkı sağlayan sosyo-kültürel ortam ve ilmî hayatı incelenmiştir. İkinci bölümde imâmet ve hilâfetin kavramsal çerçevesi tartışılmış, el-Hillî'nin imâmet ve hilâfete dair görüşleri eserleri bağlamında ele alınmıştır. Bu bölümde el-Hillî'nin perspektifinden Hz. Ali'yi anlayabilmek adına, onun Hz. Ali ile ilgili görüşlerine de yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise el-Hillî'nin imâmet ve hilâfet ile ilgili düşünceleri o dönemin önemli ekollerinin imâmet nazariyeleri bağlamında tahlil edilmiştir. Bu bölümde el-Hillî'nin eserlerinde imâmetin delili olarak kullandığı naslardan birkaçı nüzul sebepleri bağlamında ele alınarak incelenmiştir. Çalışmamız sonucunda el-Hillî'nin imâmete dair görüşlerini savunmak için kullandığı naklî delillerin aklî delillerden çok olduğu tespit edilmiştir. Fakat el-Hillî tarafından imâmet hususunda aklî deliller ortaya konulmasının Şiî düşünceye canlılık kazandırdığı görülmektedir. el-Hillî'nin eserlerinde imâmet konusundaki eleştirilere cevap verirken özellikle Ehl-i Sünnet'e karşı dışlayıcı bir üslup kullanması, İmamiyye'yi fırka-ı naciye olarak nitelemesi onun İmâmiyye'nin önemli bir savunucusu olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca onun Hz. Ali ile ilgili yaptığı değerlendirmelerin tasavvufî bir boyut kazandığı, eserlerinde Hz. Ali'den mistik bir yaklaşımla bahsedildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Muhsine Oğdu
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hz. Hatice ve Hz. Aişe'nin zühd hayatı

Sufiler tasavvuf düşüncesinin menşeini Kur'an ve sünnete dayandırır. Kur'an'da geçen dünya hayatının gelip geçici olduğuna dair ayetlerin yanında Hz. Peygamber ve ashabının zühd anlayışı tasavvuf ilmine temel teşkil eder. Bu noktada Hz. Peygamberin eşlerinin zühd görüşleri de önem arzetmektedir. Zira onlar Hz. Peygamber'in en yakınında bulunmuş dolayısıyla sünneti anlama ve ona tabi olmada bir adım öne geçmişlerdir. Özellikle risaletin ilk yıllarının tanığı Hz. Hatice ve risaletin son yıllarını peygamber ile geçirmiş olan Hz. Aişe peygamberin zühd anlayışının doğru anlaşılmasında iki mühim aracıdır. Bu sebepten çalışmada Hz. Hatice ve Hz. Aişe'nin zühd yaşamı konu edinilmiştir. Tasavvuf ilminin teşekkül etmesiyle telif edilen eserlerde Hz. Peygamberle beraber eşlerinin örnekliğine de başvurulmuş, bazı tasavvufî kavramlar Hz. Hatice ve Hz. Aişe'yle ilişkilendirilmiştir. Dolayısıyla sufilerin onlar hakkındaki farklı yorumlarını tespit etmek de çalışmanın amaçları arasındadır. Çalışma giriş, iki ana bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünü; çalışmanın konusu, amacı, yöntemi ve kaynakları oluşturmaktadır. İkinci bölümde Hz. Hatice ve Hz. Aişe'nin hayatları ve faziletleri ele alınmıştır. Bu bölümde ayrıca dönemin zühd anlayışını daha iyi anlayabilmek için Hz. Peygamberin ve ashabının zühd yaşamı da ayrı bir başlıkta anlatılmıştır. Son bölümde Hz. Hatice ve Hz. Aişe'nin zühd hayatı îsar, takva, muhabbet, sıdk, rıza, melâmet, hüzün gibi kavramlar çerçevesinde, hayatlarından örnekler verilerek açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Tasavvuf, Zühd, Îsar, Hz. Hatice, Hz. Aişe.

Feyza Özkan
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tasavvufta vecd

Hicri üçüncü ve dördüncü asırlarla birlikte tasavvuf düşüncesinde vecd, keşf ve zevk gibi kavramlar hâkim olmaya başlamıştır. Sufiler vecdi kulun ruhunda ansızın beliren ve Allah'tan bir hibe olarak gelen sevinç veya üzüntü duyguları olarak tanımlamıştır. Tevâcüdden vücûda giden süreçte vecd, seyrüsülûk'ta merkezî kavramlardan biridir. Bu çalışmada, sûfîlerin vecd konusuna yaklaşımı ayrıntılı bir biçimde ele alınarak, vecdin hakikate ulaşmada ne denli önemli bir araç olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada, batı düşüncesi, doğu mistisizmi ve tasavvuf bağlamında vecd olgusu incelenerek, bu deneyimin tarihsel ve kültürel yansımaları ortaya koyulmaktadır. Elde edilen bulgular, vecd deneyiminin sadece psikolojik bir durum olmadığını, aynı zamanda bireyin mânevî ilerlemesini gösteren önemli bir aşama olduğunu göstermektedir. Vecd, insanı mânevî anlamda derinleştiren ve kulun Hakk ile olan irtibatını kuvvetlendiren bir olgudur. Bu bağlamda, vecd; muhabbeti artırması, mârifeti derinleştirmesi ve müşâhedeyi güçlendirmesi gibi etkileriyle, kulun hakikate ulaşmasını sağlayan önemli bir etkendir. Vecd tek başına anlaşılması zor bir kavramdır. Bu sebeple çalışmada vecdin zikir, semâ, fakd, galebe, cezbe, şathiye, istiğrak, muhabbet, mârifet, müşâhede ve vârid gibi kavramlarla ilişkisine değinilmiştir. Bunun yanında vecd-vücûd ilişkisine benzeyen kabz-bast, heybet-üns, cem'-fark, gaybet-huzur, fenâ-bekâ, sekr-sahv ve mahv-isbât gibi haller de vecd bağlamında incelenmiştir.

Halil İbrahim Şahin
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hak dini Kur'ân dili, Tefhîmu'l Kur'ân ve fî zilâli'l kur'ân adlı tefsirlerden aile saadetinin sürdürülebilirliğinin incelenmesi

Bu tez çalışmasında, bireyin ve toplumun temel yapı taşı olan ailenin saadetinin niteliksel sürdürülebilirliği, Kur'ân'ı Kerîm ekseninde ve kültürümüzde üç önemli tefsir kaynağı -Hak Dini Kur'ân Dili, Tefhîmu'l Kur'an ve Fî Zilâli'l Kur'ân- üzerinden incelenmiştir. Araştırmada aileye dair ayetler ve tefsirleri tematik olarak analiz edilmiş; adalet, saygı, mahremiyet, dua, eşlerin iş birliği, kıskançlık, boşanma, Allah korkusu gibi kavramların aile saadetine etkileri ele alınmıştır. Tezde Kur'ân'ın aileye dair hükümlerinin sadece hukukî bir bağlayıcılık taşımayıp ayrıca ahlakî, psikolojik ve fıtrî boyutlarının da ele alındığı çok yönlü bir aile yapısı ortaya konulmuştur. Hem ayetler hem de tefsirlerin ortaya koyduğu şekliyle aile sadece hukukî bir sözleşme değil, kişisel ve toplumsal huzur, dini ve ahlakî sorumluluk ifade eden bir kurumdur. Tezde aileye bu çok katmanlı bakış açısı ile yaklaşılarak ilgili tefsirlerde yer alan ifadelerle aile saadetinin nasıl sürdürülebileceği ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kur'ân, Tefsir, Aile, Saadet, Sürdürülebilirlik.

Şule Çetinkaya
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İman ve âhiret ahvâline taalluk eden âyetlerin klasik tefsirlerde mukayesesi -el-Mâtürîdî, ez-Zemahşerî, er-Râzî örneği-

Tefsir, Yüce Kitabımız Kur'an'ın anlaşılmasını ve yorumlanmasını hedefleyen ilimlerin aslı kabul edilen bir faaliyettir. İlk vahyin gelmesinden günümüze kadar çeşitli metotlarla bu faaliyet sürdürülmüştür. Bu çalışmada İmâm Matûrîdî'nin (ö. 333/944) ders takrirleri esnasında talebelerine istimlâ' ettirdiği Te'vîlâtül Kur'ân isimli tefsiri, Mutezile düşüncesinin önemli temsilcilerinden ez-Zemahşerî'nin (ö. 538/1144) el-Keşşâf isimli tefsiri ve Fahreddin er-Râzî'nin (ö. 606/1210) telif etmiş olduğu Mefâtîhu'l-gayb isimli tefsirinde İman ve Âhiret Ahvâline taalluk eden âyetler mukayeseli olarak ele alınmış ve müfessirlerin kendi ilmî ve fikrî müvâcehelerinden nasıl anlaşıldığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca müfessirlerin itikadi görüşlerini âyetler üzerinde nasıl yansıttıkları, nasıl izahlar getirdikleri, görüş ve anlayışlarının ne olduğu, hangi konularda ittifak ve ihtilâfın olduğu incelenmiştir.

AhiretKarşılaştırmalı analizTefsir+1
Mehmet Emin Bozkurt
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hûd sûresi bağlamında helâk edilen kavimlerin Fî Zılâli'l Kur'ân ve Tefsîrü'l Münîr adlı tefsirlerde mukayeseli incelenmesi

Kur'ân-ı Kerîm, insanoğlunun dünya ve âhiret saâdetini temin etmek için gerekli olan hakikatleri eksiksiz bir üslûpla beyan etmiştir. Bu beyan sürecinde, muhatap kitlenin zihninde ve kalbinde derin tesirler bırakan özgün bir anlatım yöntemi benimsemiştir. Söz konusu yöntemler arasında, geçmişte yaşamış toplulukların hayatlarından kesitler sunan kıssalar önemli bir yer tutmaktadır. Kur'ân-ı Kerîm'de pek çok sûrede, bu toplulukların başından geçen olaylara detaylı şekilde atıflar yapılmıştır. Özellikle Hûd Sûresi, helâka uğramış kavimlerin âkıbetlerini tasvir eden pasajlarla dikkat çeker. İlahî kelamın evrensel niteliği, onun mesajını yalnızca belli bir dönemle sınırlamaz; aksine, insanlık tarihinin her safhasına hitap eden bir rehber olma özelliği taşır. Dolayısıyla Kur'ân kıssaları, ilk muhataplar için bir hidâyet kaynağı olmanın yanı sıra, vahyin indiği dönemdeki insanlara ve sonraki nesillere ibret, öğüt, hatırlatma ve uyarı işlevi görmüştür. Tefsir geleneğinde, kıssaların yorumlanışı ve helâk olan kavimlere dair çıkarımlar, müfessirlerin metodolojik yaklaşımlarına göre farklılık arz etmiştir. Bu bağlamda, Seyyid Kutub'un Fî Zılâli'l-Kur'ân ve Vehbe Zuhaylî'nin et-Tefsîrü'l-Münîr adlı eserleri, Hûd Sûresi ekseninde helâk edilen toplulukların tahlilinde öne çıkan iki kaynaktır. Çalışmada öncelikle her iki müfessirin biyografileri, ilmî birikimleri, tefsir anlayışları ve yöntemleri ele alınmıştır. Ardından, her iki tefsirdeki helâk edilen kavimlerle ilgili yorumlar karşılaştırmalı olarak incelenmiş; benzerlikler, farklılıklar ve bakış açıları ortaya konulmuştur. Bu analiz, Kur'ân kıssalarının tarihsel bağlamının yanı sıra çağdaş dünyaya nasıl mesajlar taşıdığını anlamaya katkı sağlamayı hedeflemiştir.

Mehmet Emin Şanver
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doğuşundan günümüze Vehhâbîliğin geçirdiği evreler

Vehhâbîliğin temelleri 1744 yılında Muhammed b. Suûd ile Muhammed b. Abdülvehhâb arasında imzalan Dir'iye İttifakı ile atılmıştır. Günümüze gelene kadar birçok evreden geçmiş ve varlığını devam ettirmeyi başarabilmiştir. Bu minvalde ilk olarak Vehhâbîliğin zuhurunu etkileyen görüşler ve faktörleri ele alınarak incelenmiştir. Yani Selefîlik, Harîcilik, Zahirîlik, Ahmed b. Hanbel ve Hanbelîlik, İbn Teymiyye ve görüşleri incelenmiştir. Yine bu çerçevede Hicaz bölgesinin ve özelde Vehhâbîliğin temellerinin atıldığı Necid bölgesinin siyasî, coğrafî, dinî ve Sosyo-kültürel yapısına değinilmiştir. Konunun daha iyi anlaşılması ve Vehhâbîliğin düşünce yapısının idrak edilmesi adına İbn Abdülvehhâb'ın hayatı ve görüşlerine vurgu yapılmıştır. İbn Abdülvehhâb ve Muhammed b. Suûd'un Dir'iye İttifakı ile güçlerini birleştirmesi, Vehhâbîliğin ritüellerini yerine getirerek mezhepleşme sürecini oluşturmuş, Suûd ailesi için de bu hareket siyasî bir zafer elde etmesine vesile olmuştur. Bu antlaşma neticesinde Vehhâbîlerin mezhebi teşekkül etmeye ve yayılmaya fırsat bulmuş, Suûd ailesi de bölgede ilk devletleri olan Birinci Suûd Devleti'ni kurmuştur. Tabi bu devletin kurulmasının en büyük sebeplerinden birisi Osmanlı Devleti'nin o dönemlerde içinde bulunduğu durum olmuştur. Dinî fanatizmin hat safhada olduğu bu devlet yapılanmasında Vehhâbîler, Hicaz bölgesinin kontrolünü ele geçirerek mezheplerinin pratikleri olan, özellikle bid'atlarla mücadele ve insanları tevhide davet etme bağlamında birçok faaliyet yürütmüşlerdir. Bu faaliyetleri yürütürken sergiledikleri aşırı tavırların oluşturduğu yaralar neredeyse günümüzde hâlâ sarılamamıştır. Osmanlı Devleti'nin Birinci Suûd Devleti'ne son vermesi Vehhâbîleri ve Sûudîleri kısmi olarak sindirmiş olsa da akıllarında ki düşünceleri yok etmeye vakıf olamamıştır. Ardından kurulan Suûdi -Vehhâbî devleti de uzun süre varlığını devam ettiremeyerek son bulmuştur. Akabinde çıkan Ⅰ.Dünya Savaşı'ndan faydalanarak kurulan Suûdi Devletlerinin üçüncüsü olan ve günümüzde Suûdi Arabistan Krallığı olarak bilinen devlette aynı şekilde Suûdi -Vehhâbî ittifakıyla kurulmuştur. Bu çerçevede devletin kuruluşuna çok büyük katkı sağlayan İhvan teşkilatı incelenmiştir. Akabinde petrolün bulunması ve devlette olan değişikliklere değinilmiştir. Günümüze kadar Vehhâbîlik ve fanatizminde nasıl değişiklikler olmuş, Suûdi ve Cihadî Selefîlik gruplanmaları nasıl oluşmuş, bu gruplar neyi savunmuş ve neler yapmış gibi hususlara kısaca değinildikten sonra, çalışmamız Vehhâbîliğin Türkiye'ye girişi ve Türkiye'de yürüttüğü faaliyetler hakkında kısaca verilen bilgilerin nihayetinde son bulmuştur.

MezheplerMezhepler tarihiMuhammed bin Abdulvehhab+5
Kasım Koyuncu
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'ân'ın kaldırdığı cahiliye âdetleri

İlk muhatap olan cahiliye Araplarının yaşam şekilleri, kültürleri, sosyal hayatları birçok zaman diliminde araştırmalara konu olmuştur. Kur'ân nazil olduğu dönemde İslâmî bir toplum oluşturmak için toplumu yeniden inşa etmiştir. Kur'an'ın Toplumun inşasında meydana getirdiği yeniliklerin ve gerçekleştirdiği değişimin doğru bir şekilde anlaşılabilmesi için ilk muhatap kitlenin yani cahiliye insanlarının sosyal ve kültürel değerlerinin bilinmesi gerekir. Hz. Peygamber'den kısa bir zaman öncesi ve onun zamanındaki cahiliye âdetlerine Kur'ân'ın yaklaşımını tespit ederek tanımlamaya çalıştığımız Kur'ân'ın Kaldırdığı Cahiliye Âdetleri adlı çalışmamızla amacımız Kur'ân'ın nasıl bir toplumla, hangi âdetlerle mücadele ettiğini açıklayarak o dönemde İslâm'ın kabul etmediği âdetleri tespit etmeye yardımcı olmaktır. Tezimizde Kur'ân'ın cahiliye insanları üzerinde inanç, ibadet ve sosyal alanda yaptığı yenilikler, âyetler öncülüğünde ifade edilmiştir. Kur'ân-ı Kerim'in Cahiliye dönemindeki âdetlerin tamamını ortadan kaldırmadığını söyleyebiliriz. İslâm'ın özüne aykırı olan âdetler ortadan kaldırıldığı, aykırı olmayan âdetlerin ise devam ettirildiği tespit edilmiştir. Puta tapma, kız çocuklarını öldürme gibi âdetler kaldırılırken, cömertlik, yardımseverlik gibi faziletler devam ettirilmiştir.

Cahiliye DönemiDeğişimGelenekler+3
Enes Ekinci
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'ân-ı Kerîm'de kadın tasavvuru ve feminizm tenkidi

Kadın, üzerinde en fazla konuşulan, güncelliğini yitirmeyen, tartışılan, hakkında araştırma yapılan konulardan birisidir. Bu konuda yapılan her araştırma, inceleme, akademik çalışma kadına yönelik farklı bakış açıları sunar. Kadına tarihin bir ögesi olarak ilk zamanlardan itibaren yaşadığı çevrenin de etkisiyle belirli roller yüklenmiştir. Bu roller her devir ve zamanda farklılık göstermiştir. Tarih boyunca vahyin güzel şekilde anlaşılıp uygulandığı dönemler kadınların en rahat oldukları dönemlerdir. İslâmiyet ile kadının konumunda gözle görülür şekilde bir değişim yaşanmıştır. Bu değişimle birlikte kadına yeni haklar verilmiş, ikinci sınıf muameleden kurtulmuştur. Kadın konusu değişen toplumsal koşullarla birlikte ele alınan konulardan biri haline gelmiştir. Günümüzde, kadının sosyal hayatta yer edinmesiyle birlikte kadın erkek eşitliği, kadın hakları, kadının sosyal statüsü, kadının iş ve aile yaşamı gibi konular gündeme taşınmıştır. Bu gelişmelerle birlikte İslâm'da kadın algısı da önemli bir konuma gelmiştir. Bununla birlikte her geçen gün duymaya başladığımız feminizmin kadın haklarını savunduğu savı, İslâmî kesimde de kendisini duyurmuş, hak adı altında birçok öneri sunmuş ve sunmaya devam etmektedir. Günümüzde bazı Müslümanlar, kadın haklarını İslâmî ilkelerde değil yabancı kültürlerde aramaktadır. Bu da İslâm dinine uygun olmayan hakların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Ancak bunlar her ne kadar hak olarak belirtilse de kadını daha zor durumlara sürüklemiştir. Araştırmamızın konusu da Batı'da başlayıp tüm dünyada destekçi bulan feminizm ideolojisini ve kuramlarını ana hatlarıyla ele almak ve Kur'ân ekseninde feminizme karşı farkındalık oluşturmaktır. Amacımız Kur'ân bağlamında kadının konumu ve feminizmin kadını konumlandırdığı yerin ne olduğu, hangi konuların hak, hangilerinin sorumluluk olduğu, fıtrat farklılığı, aile kurumu, özgürlük anlayışı kavramlarının Kur'ân ve feminizm açısından açıklamaktır. Öncelikle feminizm kavramı ve kuramlarına değinilecek daha sonrasında belirli kavramlar bağlamında Kur'ân ekseninde mukayesesi yapılacaktır.

Selcan Çekiç
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Enderâbî'nin hayatı ve el-Îzâh fi'l kıraat isimli kitabının kıraat ilmi açısından tahlili

Kıraat ilmi için erken dönem kaynaklara ulaşmak bu ilmin mahiyet, teşekkül ve insicâmını anlamada gayet önem arz etmektedir. Kıraat literatüründe yedi kıraat, on kıraat gibi kavramlar ise, bu ilmin en önemli konularının başında gelmektedir. Kıraat ilminde kıraatlerin yedi ile sınırlandırılması faaliyetlerinden sonra, on kıraat üzerine ilk çalışma yapan âlimlerin, İbn Mihrân en-Nîsâburî ve Ebû Abdillâh Ahmed b. Ebi Ömer el- Enderâbî olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada, mütekaddimun dönemi kıraat âlimlerinden Ebû Abdillâh Ahmed b. Ebi Ömer el- Enderâbî'nin, İbn Mihrân'ın izini takip ederek onlu kırâât sistemine göre kaleme almış olduğu, el-Îzâh fi'l- kıraat isimli eserinin kıraatler açısından tahlili yapılmıştır. Çalışmada ayrıca kendisi ile ilgili kaynaklarda kırıntı kabilinden çok az bilginin günümüze ulaşabildiği Enderâbî'nin, hayatı ve ilmî şahsiyeti üzerine değerlendirmeler yapılmıştır. el-Îzâh fi'l- kıraat isimli eserin özgünlüğünü ortaya koymak adına eserin içeriğinde barındırdığı kıraat ilminin usûl konuları, bu ilimde önemli bir yere sahip olan Ebû Amr ed-Dâni ve İbnü'l–Cezerî'nin müşterek usûl konularındaki görüş ve fikirlerine başvurularak, karşılaştırmalı bir şekilde değerlendirmeye tabii tutulmuştur. İçinde bulunduğu döneme dair kıraat ilminde özellikle kıraatlerin ihticâcı ve ihtiyârı gibi meseleleri yansıtması bakımından önemli ipuçları veren eserin kıraat müktesabâtına ne gibi katkılar sunduğu ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Ayrıca eserin muhtevasında kullandığı imam ve ravi sisteminin farklı olduğu görülen Enderâbî'nin, kıraat ilmi için bir kırılma noktası olarak görülen İbn Mücâhid'in kıraatleri sınıflandırma ve sınırlama çalışmaları karşısında nasıl bir reaksiyon verdiği gibi sorulara yanıt bulunmaya çalışılmıştır. Öte yandan hicri beşinci asırda Horasan bölgesinin merkezi konumundaki Nîşâbur şehrinin ve sonraları İslam dünyasında marijinal itikadi bir fırka haline evrilen Kerrâmîlerin kıraat ilmindeki birikimini yansıtması bakımından kilit âlimlerden olan Enderâbî ve eserinin, şöhret ve mûteberlik konusunda ne gibi sorunlar yaşadığına dair somut sonuçlar ortaya konmuştur.

Kıraat
Ömer Yiğit
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1917 Osmanlı Hukuk-ı Aile Kararnâmesinde Hanefî mezhebi dışı etkiler

İslam, aile yapısını kendine özgü bir takım ilkelere bağlamıştır. Çünkü aile toplumun temeli olup her ferdin yetişmesinde önemli bir etkiye sahiptir. Bundan dolayı aileye önem verilmiş ve evlenme, boşanma, çocuk hakları gibi birçok alanda aile yapısını korumak için İslam hukukunda aile ile ilgili esas ve hükümler mevcuttur. Tarihi sürece bakıldığında aile hukuku geç kanunlaştırılmıştır. Geç kanunlaştırılmış olması evlenme, boşanma, aile içi ilişkiler gibi hususların alelade yapıldığı anlamına gelmemektedir. İslam coğrafyalarında Kur'ân-ı Kerîm, hadis mecmuaları ve âlimlerin görüşleri çerçevesinde toplumun ihtiyacını göz önünde bulundurarak aile hukuku ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Fakat bu düzenlemeler kanunlaşma safhasına geç gelmiştir. Osmanlı hukuku içerisinde aile hukuku diğer hukuk dallarına nazaran tamamına yakını İslam hukukuna göre oluşturulmuştur. Aile hukukunun düzenli işleyişini sağlamak ve ortaya çıkan sıkıntılara çözüm üretmek amacıyla az da olsa örfî hukuktan da yararlanılmıştır. Padişah iradesine dayanan örfî hukuk hiçbir şekilde İslam hukukuna aykırı olmamıştır. Osmanlı Devleti'nde İslam hukukunun hâkim olduğu devlet yapısına 1839 Tanzimat dönemi sonrası Avrupa'dan iktibas edilen kanunlarla yenilik devresi başlamıştır. Birçok hukuki alanda kanunnameler yapılmasına rağmen aile hukuku alanı sonlara bırakılmıştır. 1917 tarihine kadar kanunname yapılmasa da bu alanda ihtiyaca göre düzenlemeler yapılmıştır. Dolayısıyla Hukuk-ı Aile Kararnâmesi ilk aile hukuku kanunu olarak İslam hukuk tarihinde önemli bir yere sahiptir ve bu durum diğer ülkelere öncülük etmiştir. Kararnâme üç dinin mensupları hakkında farklı hükümler getirerek üçlü karakter yapısıyla hukuk birliğini sağlamaya çalışmıştır. Kararnâmede, birçok konuda Hanefî mezhebinin görüşlerini uygulama usulünden ayrılarak diğer mezheplerin görüşlerinden yararlanılmıştır. Kararnâmenin yaptığı önemli bir yenilikte evlenme ve boşanmalara devlet kontrolü getirmiş, evlenecek kişilerin evlenmeye engel bir durumunun bulunup bulunmamasının tespiti için nikâh ilanının yapılması eğer engel yoksa hâkim huzurunda nikâh akdinin gerçekleştirilmesi esasını benimsemiştir. Boşanmada ise boşanan bireylerin belli bir süre içinde mahkemeye boşandıklarını bildirmeleri şeklinde olmuştur. Ayrıca kanunu hazırlayanlar bazı durumlarda devrin şartlarını ve sosyal çevreyi iyi değerlendirerek kadınlara tefrik hakkı vererek kazaî/adli boşanmanın yolunu açmıştır. Kararnâme çok eşliliği yasaklama yoluna gitmemiş fakat "üzerine evlenmemek ve evlendiği surette kendisi ve ikinci kadın boş olmak şartıyla…" maddesiyle çok eşliliği sınırlandırmıştır. Dört mezhepte küçüklerin evlendirilebileceği görüşü mevcutken Kararnâme İbn Şübrüme ve Ebû Bekir el-Esam'ın görüşlerini esas alarak çocukların ergenliğe girmeden önce evlendirilmesini yasaklamıştır. Kararnâmenin ömrü kısa olmuş, o dönemde yaşanan sıkıntılardan dolayı kısa bir süre sonra yürürlükten kaldırılmıştır.

Hava Ünal Sertkaya
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Abdulfettah el-Kâdî'nin hayatı, ilmî kişiliği ve el-Kırâât fî Nazari'l-Müsteşrikîn ve'l-Mülhidîn isimli kitabının tahlili

Abdülfettâh b. Abdulğanî b. Muhammed el-Kâdî (ö. 1403/1982), Mısır'ın Buhayra eyaletinin başkenti olan Demenhur'da 1325/1907 yılında, Şaban ayının 25'inde dünyaya gelmiştir. Mısır'da yetişmiş önemli ilim adamlarından biridir. Kur'an ve kıraat alanında öne çıkmış ve kıraat alanında pek çok önemli eser kaleme almıştır. İslâmî ilimler yanında edebiyat türünde de istidatı olan bir özelliği haizdir. Goldziher'in Arapçaya tercüme edilen Mezâhibü't-Tefsîrü'l-İslâmî kitabını, Abdülfettâh el-Kâdî detaylı bir şekilde incelemeye almıştır. Bir müsteşrik olarak Goldziher hem Kur'an hakkında hem de kıraat konusunda birçok iddia ortaya atmıştır. el-Kâdî, onun bu önyargılı iddialarının sorgulanması gerektiğini söylemiş, asılsız olduğunun ilmî olarak ortaya konulması gerektiğini ortaya koymaya çalışmıştır. Bundan dolayı el-Kâdî, Goldziher'in iddialarına cevap vermek maksadıyla el-Kırâât fî Nazari'l-Müsteşrikîn ve'l-Mülhidîn adlı eseri kaleme almıştır. el-Kâdî, öncelikle Goldziher'in iddialarını bütün ayrıntılarıyla kolay, akıcı ve sade bir üslupla açıklama yoluna gitmiştir. O, üzerinde durmuş olduğu âyetleri ve hadisleri arka arkaya sıralamış, konunun anlaşılması için bol miktarda örnek zikretmiştir. Bilinen örnekler dışında farklı örnekler zikrederek konunun daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamaya çalışmıştır. Zikretmiş olduğu örneklerde var olan farklı okuyuşları irdelemiş, aynı zamanda örnekte geçen kelimenin hangi harf ve hareke ile okunduğunu da izah etmiştir. Abdülfettâh el-Kâdî'nin kitabında faydalanmış olduğu kaynaklar, konusuna göre değişkenlik göstermektedir. Hadis, tefsir ve kıraat konularında farklı âlimlerin bazı yerlerde isimlerine bazı yerlerde de eserlerine atıfta bulunmuştur. el-Kırâât fî Nazari'l-Müsteşrikîn ve'l-Mülhidîn isimli eser çerçevesinde Abdülfettâh el-Kâdî'nin hem kıraat birikimi hem de Goldziher'in iddialarına cevaplarının yansıtılmaya çalışıldığı bu çalışmada Abdülfettâh el-Kâdî'nin hayatı, ilmî seyehatleri, hocaları, talebeleri ve eserleri incelenerek Abdülfettâh el-Kâdî'nin kitabının değerlendirilmesi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kıraat, Kıraat-i Seb'a, Abdülfettâh el-Kâdî, el-Kırâât fî Nazari'l-Müsteşrikîn ve'l-Mülhidîn, Oryantalist, Goldziher.

Muhammet Ayyıldız
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbn 'Atıyye ve Ebû Hayyân el-Endelüsî'nin tefsirlerinin dilbilim açısından karşılaştırılması-Bakara Sûresi özelinde-

İslâm'ın doğuşundan itibaren Kur'ân ilimleri üzerine çalışmalar yapan birçok müellif ve eserleri bulunmaktadır. Bu çalışmaların amacı, İslâm'ın temel kaynağı olan Kur'ân-ı Kerim'i en doğru şekilde anlamak ve anlaşılmasını sağlamaktır. Kur'ân ilimleri üzerine yapılan çalışmalar, İslâm'ın çıkış merkezi olan Mekke ve Medine ile sınırlı kalmamış daha sonra İslâm topraklarına dâhil olan diğer merkezlerde de yapılmıştır. İslâm'ın bayrağını batıda taşıyan Endülüs de bu merkezlerden biridir. Burada dinî ilimler, felsefe, astronomi, tıp gibi birçok ilim dalında önemli ilim adamları yetişmiştir. Endülüs'ün yetiştirmiş olduğu müfessirlerden olan İbn ʹAtıyye ve Ebû Hayyân, tefsirlerinde dilbilgisini kullanan müfessirlerdendir. Bu iki müfessirin tefsirlerinin dilbilimi yönünden -Bakara Sûresi özelinde- karşılaştırılması bu çalışmanın konusunu teşkil etmektedir. Bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde her iki müfessirin hayatları, eserleri, tefsirlerinde ele aldıkları yöntemler ve kaynakları ele alınarak genel bilgi verilmiştir. Çalışmanın esasını oluşturan ikinci bölümde ise İbn ʹAtıyye'nin el-Muharreru'l-Vecîz ile Ebû Hayyân'ın el-Bahru'l-Muhît isimli tefsirleri arasında -Bakara Sûresi özelinde- dilbilgisi yönünden karşılaştırma yapılmıştır. Bu karşılaştırmada her iki müfessirin birbiri ile örtüşen görüşleri ile çelişen görüşleri analitik olarak ele alınmaya çalışılmıştır. Her iki müfessir de farklı fikirlere karşı açık ve anlayışlı olmakla birlikte Ebû Hayyân İbn ʹAtıyye'ye göre farklı fikirlere daha açık denilebilir. İbn ʹAtıyye ve eseri el-Muharreru'l-Vecîz Ebû Hayyân'ın kaynakları arasında yer almaktadır. Ebû Hayyân, İbn ʹAtıyye'den zaman zaman görüşlerini desteklemek için alıntılar yapmış ve görüşlerine katıldığını belirtmiş, zaman zaman da bu alıntılardan sonra eleştirilerini sıralamıştır. Bu eleştiriler, bazen katılmadığı yönleri belirtilmek suretiyle normal bir eleştiri şeklindeyken bazen de bu eleştirilerin düzeyi çok sert olabilmektedir. Ebû Hayyân, bazen de İbn ʹAtıyye'den aktardığı noktalara açıklamalar getirmek suretiyle konuyu açıklığa kavuşturduğu ya da eksiklikleri giderdiği de olmuştur. Anahtar Kelimeler: Arap Dili ve Edebiyatı, Dilbilim, İbn ʹAtıyye, Ebû Hayyân el-Endelusi, el-Muharreru'l-Vecîz, el-Bahru'l-Muhît.

Mehmet Emin İlhan
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'ân'da Yahudilerin karakteristik özellikleri ve günümüz Müslümanlarına yansımaları

İlahi kitap ile ilk muhatap olan kavim Yahudilerdir. Semavi üç dinden en eskisi olan Yahudilik ve son ilâhî din olan İslâmiyet aynı coğrafyada ortaya çıkmış, Yahudi kutsal kitabı ahdi atiğin tahrif edilmiş olmasına rağmen birtakım benzerlikler taşıyan iki dindir. İslâmiyet'in ilk yıllarında gerek coğrafi olarak yakın olmaları gerek ehl-i kitaptan olmaları gerekse Müslümanlara karşı hak olmayanı dayatmaya çalışmaları açısından Yahudiler ve Müslümanlar etkileşim halinde olmuşlar bunun bir sonucu olarak da Kur'ân-ı Kerîm'de Yahudilerden pek çok kez bahsedilmiştir. Bazı âyetlerde bizzat Yahudiler muhatap alınmış onlara öğüt ve uyarılar yapılmış ise de çoğu zaman onların yanlışlarından bahsedilmiş Müslümanlar Yahudilere karşı uyarılmış ve Yahudilerin yapmış oldukları yanlışlara düşmemeleri konusunda ikaz edilmiştir. Gönderilmiş en eski din olma sebebiyle Yahudiler zaman içerisinde davranışlarını sağlamlaştırmış yaşadıkları olaylar sonucu diğer insanlara karşı tavırlarını netleştirmiş ve davranışlarını bir karakter haline getirmişlerdir. Yahudilerin kendilerini Tanrı'nın sevgili kulları olarak tanımlamaları ve zaman içerisinde tüm dünyada etkin güç olmaya başlamaları, sayılarının az olmasına rağmen kendilerine taraftar bulup isteklerini diğer insanlar üzerinden de yaptırmayı başarabilmeleri, çoğu zaman kendilerini diğer insanlardan üstün görmeleri sebebiyle ayrıcalıklı bir dünya hayatı yaşamayı istemeleri ve ayrıcalıklı olarak ahiret hayatı sürdüreceklerini iddia etmeleri, Kur'ân'da ise bu iddialarının tam tersine lanetli bir kavim olarak adlandırılmaları Yahudileri ve onların Kur'ân bağlamında karakterlerinin tanımlanması bunun neticesinde de yüce Allah'ın uygun görmeyip eleştirdiği davranışlardan Müslümanların uzak durabilmesini sağlayabilmek için Yahudilerin tipolojisinin kapsamlı bir şekilde incelenmesinin bir ihtiyaç olduğu ortadadır. Bu çalışma da Yahudilerin eleştirilme nedenleri, Müslümanların Yahudilerin ikaz edildikleri yanlış davranışları bilmeleri ve uzak durulabilmeleri için bu yanlışlar, Yahudilerin karakteristik özellikleri, Yahudi tipolojisi Kur'ân-ı Kerîm'den yararlanılarak ortaya konmaya çalışılmıştır. Günümüzde kurulmuş dünya düzeni ya da insanların heva ve hevesleri gibi etkenler sonucu Kur'ân'da Yahudilerin eleştirilen davranışları Müslümanların pek çoğunda görüldüğü belirlenmiş, yaşamlarına yansımaları ortaya konmuştur. Kur'ân'ın İslâm toplumunu şekillendiren ve yönlendiren yaşam tarzını belirleyen en temel kaynak olması sebebiyle âyetler bağlamında yüce yaratıcının özelde Yahudiler genelde de tüm insanlar için tenkit ve ikaz ettiği davranışlar incelenmiş, günümüzde Müslümanlarda görülen etkileri ortaya konmaya çalışılmıştır.

DinDinler tarihiEhl-i Kitab+1
Ayşe Cengiz
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00