
11
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Memurların sendikal bağlılığı: Tekirdağ Türk Büro-Sen örneği
Tarih sahnesine ilk çıktığı günden itibaren olayları algılama, muhakeme etme ve değiştirebilme yeteneği insanoğlunu diğer canlılardan farklı kılmıştır. Doğadan elde ettiği materyali işleyerek yahut amaçları doğrultusunda işleyip dönüştürerek yapmış olduğu faaliyetlerin bütününe ise üretim denir. Küçük topluluklardan günümüz modern yaşantısına uzanan bu uzun süreç üretimin başlaması ve yıllar içerisinde gelişmesine dayanmaktadır. Sendikalar günümüz anlamında sanayi inkılabının yaklaşık yüz yıl sonrasında ortaya çıkmış olup; ortaya çıktıkları ilk dönemlerde ücret ve çalışma şartlarının düzenlenmesi yolunda çalışmalarda bulunurken süreç içerisinde toplumun geniş bir kesimini etkileyen toplumsal konularda da görüş ve kanaatlerine başvurulan kurumlar durumuna gelmişlerdir. Bu çalışmada Sendikacılığın doğuşu ve tarihsel gelişimi sürecinde işçilerin ve memurların sendikaya bağlılık ve sadakatini etkileyen faktörleri ve buna bağlı olarak Türk Büro-Sen: Tekirdağ ili örneği ile büro kolunda görev yapmakta olan devlet memurlarının sendikaya ve işyerine duyulan bağlılıkları ve sadakatlerinin demografik özelliklere göre değişip değişmediği konusunda bir saha çalışmasının sonuçları üzerinde durulacaktır.
Sürdürülebilir kalkınma çerçevesinde işletmelerde çevreye duyarlı yeşil yönetim anlayışı ve yeşil ekonomiye geçiş süreci
Önceden de hissedilen ama özellikle son yıllarda daha da fazla artış gösteren çevre sorunları hem bireyleri hem de işletmeleri doğaya karşı önlemler alma zorunluluğuna itmiştir. Sahip olunan doğal kaynakların bilinçsiz ve özensiz bir şekilde tüketilmesi sonucunda kimyasalların meydana gelmesi, üretim sürecinde oluşan atık madde miktarının da artış göstermesiyle birlikte çevre zarar görmeye başlamıştır. Ortaya çıkan bu sorunlar istenmeyen sonuçlar doğurmakta ve rahatsızlık verici görüntülere sebep olmaktadır. Bunun önüne geçilebilmesi ise kişilerin çevreye karşı sorumluluk sahibi olarak duyarlı davranmalarıyla mümkündür. Bunun yanı sıra aslında en büyük görev üretimlerimizi gerçekleştiren işletmelere ve onların çalışanlarına düşmektedir. Bugüne kadar çevrenin korunması ve kirliliğin azaltılması konusunda işletmelerin yaptıkları çalışmaların maliyetleri arttıracağına inanılmaktaydı. Ancak günümüzde yeşil yönetim anlayışıyla hareket eden birçok işletmenin çevreye yönelik olarak yaptığı yatırımların karşılığını aldığı görülmektedir. İşletmelerin bu konuda daha duyarlı davranması onlardan hizmet gören müşterilerinin de aynı şekilde tükettikleri ürünlere ve çevreye karşı bilinçlenmesi demektir. İşletmelerde uygulanan yeşil kavramı çerçevesinde ortaya çıkan sürdürülebilirlik anlayışı sayesinde bu durum daha da istenilen bir hal almaya başlamıştır. Çünkü sürdürülebilir bir anlayışla yol alan işletmelerin aynı zamanda iyi bir ekonomiye sahip olma yolunda ilerlemeleri görülen bir gerçektir. Bu çalışma kapsamında sürdürülebilir kalkınma bağlamında işletmelerde çevreye duyarlı yeşil yönetim anlayışı ve yeşil ekonomiye geçiş süreçleri incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çevresel Sorumluluk, Sürdürülebilirlik, Yeşil Yönetim Anlayışı, Yeşil Ekonomi, Çevreci İşletmeler
Bağımsızlık sonrası Azerbaycan ekonomisinin gelişimi ve uluslararası ticarete entegrasyonu: Türkiye ilişkileri
Azerbaycan'ın bağımsızlık yıllarının başarısı, Cumhuriyetimizin bağımsız bir politika izlemesi, herhangi bir devlet veya uluslararası kuruluştan bağımsız olarak ulusal çıkarları gözetmesidir. Azerbaycan ekonomisinin iktisadi ve sosyal tabanı, 1996 yılından itibaren sürdürülebilir kalkınma ve yüksek büyüme oranları ile genişlemektedir. Ülkemizde petrol ve petrol dışı sektörlerin büyümesi, ekonominin gayri safi yurtiçi hasılasının, bütçesinin ve döviz rezervlerinin yıldan yıla istikrarlı büyümesini göstermektedir. Bu dönemde girişimciliğin gelişimi, enerji güvenliği, yeni altyapı da gelişmiştir. Son dönemlerde Türkiye'nin dış politikasında ciddi değişiklikler yapılmış ve Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinde niteliksel olarak yeni bir aşama başlamıştır. Bugün Türkiye, Azerbaycan'ın en güvenilir siyasi müttefiki ve eşit ekonomik ortağıdır. Azerbaycan-Türkiye ilişkileri sadece iki kardeş halkın çıkarlarına hizmet etmekle kalmıyor, aynı zamanda dünyada ve bölgede barış ve huzurun tesis edilmesine de katkıda bulunuyor. Anahtar Kelimeler: Petrol sektörü, Petrol dışı sektör, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, Türkiye ilişkileri
Şirketlerde ücretlerin verimlilik üzerindeki etkisi
Şirketlerde ücretlerin verimlilik üzerindeki etkisi, iş dünyasında sürekli tartışılan ve araştırılan bir konudur. Ücretler, çalışan motivasyonunu ve dolayısıyla organizasyonel verimliliği etkileyen önemli bir faktördür. Ücretin adil ve yeterli algılanması, çalışanların işlerine olan bağlılığını ve kuruma olan sadakatini artırırken, düşük veya adaletsiz ücretler ise yüksek işten ayrılma oranlarına ve düşük verimlilik seviyelerine yol açabilir. Ücret sistemlerinin etkin bir şekilde tasarlanması, şirketlerin rekabet avantajı elde etmesinde kritik bir rol oynar. Performansa dayalı ücret sistemleri, çalışanları hedeflere ulaşmaya teşvik eder ve bireysel performansları artırır. Ücretin yanı sıra, çalışanların kariyer gelişimi, iş güvencesi, çalışma koşulları gibi diğer faktörler de motivasyon ve verimlilik üzerinde önemli rol oynar. Ekonomik teoriler, ücretlerin piyasa dinamikleri ve iş gücü arz-talep dengesi ile şekillendiğini öne sürerken, psikolojik teoriler ise ücretin çalışanların kendilerini değerli hissetmelerini sağladığına ve bu durumun iş tatminini artırdığına dikkat çeker. Ücret politikalarının sadece piyasa koşullarını değil, aynı zamanda çalışanların beklenti ve ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurması gerektiği vurgulanmaktadır. Ücret politikaları, çalışanların motivasyonunu, verimliliğini ve sonuçta şirketin genel başarısını doğrudan etkileyebilen stratejik araçlardır. Bu nedenle, şirketlerin hem endüstri standartlarına uygun hem de çalışanların beklentilerini karşılayan dengeli ücret sistemleri geliştirmeleri önem taşır. Anahtar Kelimeler: Şirket, Ücret, Verimlilik, İş Gücü.
Türkiye'de at yarışları endüstrisinin sosyo-ekonomik analizi
Dünyada ve Türkiye'de at yarışı sosyo ekonomik ve sosyo kültürel açıdan önem arz eden bir endüstridir. Bu bakımdan hem at yarışı endüstrisi hem de bahis piyasaları sosyal bilimlerin merceği altındadır. Çalışma kapsamında Türkiye'de at yarışçılığının toplumsal ilişkiler bağlamında tarihsel gelişimi-dönüşümü, at yarışı endüstrisinin yapısal analizi ve üretim ilişkileri incelenmiştir. Bu ilişkiler içerisindeki emeğin rolü ve görünümü, bahis piyasaları ve at yarışçılığı arasındaki ilişki, at yarışı endüstrisinin sosyo ekonomik etkileri araştırılmıştır. Araştırma kapsamında nitel araştırma yöntemi kullanılmış ve görüşme tekniği ile sahadan elde edilen veriler çalışma içerisinde analiz edilmiştir. Bu analizler neticesinde elde edilen bulgular kapsamında yapılacak iyileştirmelerin sektördeki büyümeyi destekleyeceği düşünülmektedir.
Türkiye'den Almanya'ya göç ve Alman işgücü piyasasında Türk göçmenler
2. Dünya Savaşı'ndan sonra sanayileşmesini tamamlayan Almanya işgücü açığını kapatabilmek için göçmen işçilere ihtiyaç duymuştur. Almanya göçmen işçilere ihtiyaç duyarken Türkiye var olan işsizliği azaltabilmekle birlikte ülkeye giren döviz miktarını arttırabilmek için 1961 yılında Almanya ile işgücü anlaşmasını imzalamıştır. İşgücü anlaşmasıyla başlayan göç, yıllar içinde siyasi ve sosyal etkenlerle değişmiş ve işgücü piyasasında da farklılıklara neden olmuştur. Bu çalışmada, Türkiye'den Almanya'ya gerçekleşen göç hareketlerinin Almanya'nın işgücü piyasasında dönemler itibariyle yarattığı farklılıklar ve Türk toplumunun bu ülkedeki entegrasyon süreci incelenecektir.
Afganistan ekonomisinde 2001-2020 dönemi kadın işgücünün dönüşümü
Bu çalışma, Afganistan'ın ekonomik gelişimi ve kadınların işgücüne katılımı arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. 2001 ile 2020 yılları arasındaki dönemde, Afganistan'da kadınların istihdam edilme oranları ve ekonomideki rolleri üzerinde odaklanılmıştır. Çalışmanın amacı, bu süreçteki değişimleri analiz etmek ve kadınların ekonomideki yerini anlamak için verileri değerlendirmektir. Kadın işgücünün ekonomik büyümeye etkisi, eğitim seviyeleri, sosyal normlar ve hükümet politikaları gibi faktörler de incelenmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma Afganistan'da kadınların işgücündeki rolünü anlamak ve gelecekteki politika önerilerine katkıda bulunmayı hedeflemektedir.
COVİD-19 döneminde belediyecilik hizmetlerinde yaşanan gelişmeler üzerine bir inceleme
Covid-19 pandemisi, dünyada beklenmeyen büyük krizlere yol açan ciddi bir küresel problemdir. Covid-19 pandemisinin ortaya çıkardığı başta sağlık sorunları olmak üzere bütün yaşamsal sorunlar ile mücadelede devletler ve yerel yönetimler birincil sorumluluğu üzerine almışlardır. Dolayısıyla, Covid-19 döneminin yarattığı kısıtlamalar ve sorunlar ile mücadele için Türkiye'de de yerel yönetimlerin ve belediyelerin sorumlulukları artmıştır. Bu çalışma içerisinde Türkiye'deki çeşitli büyükşehir ve bazı ilçe belediyelerinden belediyecilik hizmetlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. İnceleme için büyükşehir ve ilçe belediyelerinin internet sayfalarındaki ilişkin açık erişebilir veriler yardımıyla elde edilen bilgiler kullanılmıştır. Çalışma nitel bir araştırma olarak tanımlanmakla birlikte, sunulan bilgiler genellenemez. Diğer yandan, çalışmanın bulguları yada sonuçları gelecek araştırma ve yayınlar için faydalı bilgiler verebilir.
Para politikası bağlamında 2008 küresel krizinin etkileri: Türkiye örneği
2008 yılında yaşanan küresel kriz, dünya ekonomisinde önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Bu krizin ortaya çıkmasında pek çok faktör etkili olmuştur. Ancak, parasal aktarım mekanizması da bu krize katkı sağlayan önemli bir unsur olmuştur. Parasal aktarım mekanizması, para politikalarının ülke içindeki finansal piyasalara nasıl yansıdığını ifade eder. Küreselleşme süreciyle birlikte finansal piyasalar arasındaki bağlantılar artmıştır. Bu nedenle, para politikalarının ulusal sınırları aşarak diğer ülkelerin iktisadi yapısına etki etmesi kaçınılmaz hale gelmiştir. 2008 krizi öncesi dönemde, ABD'deki faiz oranlarının düşük düzeylerde gerçekleşmesi sebebiyle, ABD'deki yatırımcıların diğer ülkelerdeki yüksek faiz oranlarına yönelmeleri sonucu global likidite artmıştır. 2007 yılında başlayan Mortgage krizi tüm dünyayı etkisi altına alınca bu durum tersine dönmüştür. ABD'de yaşanan mortgage krizi sonrasında, bankacılık sistemi zayıflamaya başlamış ve birçok banka iflas etmiştir. Bu durum ise, küresel finansal sistemi olumsuz yönde etkilemiştir. Bu çalışmanın amacı para politikası uygulamaları bağlamında 2008 küresel krizinin etkilerini Türkiye açısından ortaya koyabilmektir. Çalışmada VAR Analizi, Johansen eşbütünleşme testi ve Granger nedensellik testi kullanılmıştır. Bulgulara göre değişkenler arasında uzun dönemli bir ilişki söz konusu iken, bazı değişkenler arasında da nedensellik anlamında ilişki tespit edilmiştir.
İşsizlik ve ekonomik büyüme ilişkisi: Afganistan örneği
Afganistan ekonomisinde incelenen dönemde büyüme oranları dalgalı bir seyir göstermiştir. Özellikle büyümedeki dalgalanma, işsizlik oranını çok fazla değiştirmemiştir. Teorik olarak ekonomik büyümeyle birlikte işsizliğin azalacağı beklenirken böyle bir beklenti gerçekleşmemiş, yapısal uyum politikaları, ekonomik politikaların serbest piyasaya geçiş ve mali piyasalardaki değişikler sebebiyle pozitif yönlü büyüme olmadığı tespit edilmiştir. Ödevimde Afganistan'ın 2003-2020 yılları arası verilerini kullanarak işsizlik rakamları ve ekonominin birbirine olan bağı Johansen Eş Bütünleşme Testiyle anlatılmış, bu iki değişkenin birbirlerine karşı bir bağlılığı olmadığı görülmüştür.
Yenilenebilir enerji kaynaklarının potansiyelinin değerlendirilmesi: Türkiye örneği
Dünya ülkeleri ortaya çıkan bu sorunları gidermek ve gelişmenin devamı için sürdürülebilir kalkınmayı benimsemişledir.Dolayısıyla bu anlayış içerisinde yenilenebilir enerji kaynakları gelişmeye başlamıştır. Yenilenebilir enerji kaynakları çevreye ve toplum sağlığına olumsuz bir durumunun olmaması, ekonomik bir hammadde desteği sunması ve kullanımdan sonra eksilmemesi özelliği ile dikkat çekmektedir.Bu çalışmada sürdürülebilir kalkınmada önemli yer alan yenilebilir enerji kaynaklarının önemi anlatılmıştır. Fosil kaynaklı yakıtlar ile oluşan ekonomi, çevre ve dışa bağımlılık gibi olumsuz etmenlerin yenilenebilir enerji kaynakları ile çözümlenebileceği gösterilmiştir